Başkan Bey, savunmama geçmeden önce dün bir meslektaşımızın, avukat Hatice Kocaefe'nin Bursa'da silahlı saldırı sonucu öldürüldüğünü öğrendik. Müvekkillerimizle özdeşleşmemiz, yalnızca özgürlüğümüze değil, hayatlarımıza da mal oluyor. Ben hayatını kaybeden meslektaşımıza Allah'tan rahmet, yakınlarına, ailesine, tüm hukukçulara başsağlığı diliyorum.
Adem Başer Müdafii Av. Ozan Adar Balsak Savunması
Başkan Bey, savunma yapmak, Adem Bey için de bizim için de gerçekten zor. Bu zorluğun nedeni iyi delillendirilmiş kuvvetli bir isnatla karşı karşıya olmamız değil ama. Adem Bey'e yöneltilen tüm suçlamaların patronu olan üzerine ileri sürülmüş olmasıdır. Ancak Adem Bey hasbelkader karşınızdaysa Sayın Başkan, biz de bir savunma yapmak zorundayız. Adem Bey hasbelkader karşınızda Sayın Başkan çünkü kendisi çalıştığı şirketin tek finansçısı değildir. Biz diğerlerinin kim olduğunu söylemekten imtina ediyoruz, ad isimlerini ağzımıza almak istemiyoruz. Ancak elbette soruşturma savcıları biliyorlardı. Biz bunlardan imtina ediyoruz, çünkü onları da bu haksızlığa ortak etmekten korkuyoruz. Soruşturma savcıları biliyorlardı elbette ama örgüt yeter sayısına ulaştıkları için pek de umursamamış görünüyorlar Sayın Başkan.
Sayın heyet, oturumların başından beri birçok sanık ve müdafi dosyanın beyan delilleri üzerine kurulu olmasından yakınmıştır. Gerçekten özellikle yargılanan bir insan için yalan olduğunu bildiğiniz bir söze karşı savunma yapmak zorunda kalmak çok zordur, insanı mahveder. Bunu anlayabiliyorum. Ancak sanıkların ve müdafilerin bu yakınmasını ben de onlarla paylaşabilmek isterdim Sayın Başkan. Çünkü bu halde savunmamda çelişkilere dikkat çekebilir, çapraz sorguda aleyhe ifadeleri sınayabilirdim. Ancak Başkan Bey, dosyada Adem Bey aleyhine bir beyan delili bulunmamaktadır. Gerçekten sizin de dikkatinizi çekmiştir diye tahmin ediyorum. ismi geçen tüm ifadeler, Adem Bey'in şirketteki pozisyonunu betimlemekten ibarettir.
Şimdi Sayın Başkan bildiğiniz üzere iyi delillendirilmiş kuvvetli dosyalar hakkında "dosya konuşuyor" diye bir tabir kullanılır uygulamada. Bu dosya konuşuyor konuşmasına ama ısrarla sürekli aynı şeyi söylüyor. adeta 220 taksim 5'ten söz edilerek 59. elemana bağlanan tüm suçlardan müşterek fail sıfatıyla sorumlu tutuluyor. Yani tüm fiiller üzerinde müşterek hakimiyet kurduğu, fiilin icrası bakımından olmazsa olmaz bir katkıda bulunduğu ileri sürülüyor. Her isnat bakımından bunu somutlaştırabilmek adına "nasıl" sorusunu sorduğumuzdaysa sürekli aynı cevapla karşılaşıyoruz: "Şirkette finans yöneticisidir."
Peki bu sözüm ona örgüte ne zaman, hangi katılım iradesiyle, nasıl dahil olmuştur? İddianameye baktığımızda 'nun bu sözüm ona örgüte nasıl katıldığına ilişkin kabataslak olsa bir anlatı var Başkan Bey. Adamı yönetici kılacaksak bu kadarını da anlatmadan olmaz diye düşünmüş herhalde soruşturma savcıları. Ancak aynı anlatı Adem Bey için gerçekleştirilmiş değil, böyle bir gerek de duyulmamış. Adem Bey nasılsa herhalde otomatik olarak örgüt üyesi sıfatını iktisap etmiş kabul edilmektedir. 'in 2013 yılından beri 'nun yanında çalıştığı hatırlanacak olursa çalıştığı şirketten istifa etmeyerek örgüt üyesi olmuştur. Hukukumuzda bunun kabul edilmesi mümkün değildir Başkan bey. İddianamede işçi ile işveren arasındaki bağlılık ilişkisi örgütsel bağlılık olarak anlatılmakta, şirket yönetim kurulu üyeleriyle şirket merkezinde yapılan toplantılar ise örgütün gizli toplantıları olarak kabul edilmektedir. Bunun kabul edilmesi mümkün değildir.
Şimdi Sayın Başkan, aslında savunmamın bu kısmında şirket içindeki iş ilişkisinin ve yasal hiyerarşinin neden örgütsel hiyerarşi ve ilişki olarak yorumlanamayacağına ilişkin Yargıtay yüksek mahkeme kararlarından söz edecek, doktrin görüşlerinden bahsedecektim. Ancak dün müvekkilimin sorgusunda yaşanan bir olay, kendisine yöneltilen bir soru ve onun bu soruyu algılama biçimi tüm bunları anlatmamı gereksiz kıldı. Ve öte yandan itiraf edeyim meslektaşım, üstadım Ali Rıza Dizdar kadar iyi anlatamayacak olmaktan da çekindim. Sayın Başkan dün sorguda 'in müdafi müvekkilime şu soruyu sordu, dedi ki: "'le aranızda bir emir talimat zinciri var mıdır, varsa bunun niteliği nedir?" Adem Bey ise şirketteki pozisyonları itibarıyla böyle bir ilişkinin olamayacağını söyledi. Ardından, daha doğrusu anlatmaktayken, siz de soruyu yönelten sanık müdafiyle sorunun şirkete ilişkin olmadığını, varlığı iddia edilen örgüte ilişkin olduğunu dile getirdiniz. Sayın Başkan dikkatinizi çekmiştir umarım, Adem Bey örgüte dair bir ilişkiyi tahayyül bile edemedi Sayın Başkan, tahayyül bile edemedi. Dolayısıyla hiçbir Yargıtay kararı, hiçbir doktrin görüşü Adem Bey'in şaşkınlığı kadar iyi anlatamazdı şirket içi ilişkilerin ve hiyerarşinin örgütsel ilişki ve hiyerarşi olarak yorumlanamayacağını.
Başkan Bey, iddianamede Adem Bey'in örgüt üyesi sıfatı yalnızca şirketteki pozisyonu gereğiyle kabul edilmelidir. Şimdi birçok meslektaş söyledi, eminim siz de çok iyi biliyorsunuz. Yargıtay kamu ve özel hukuk tüzel kişilerine ilişkin olarak bir hiyerarşi varsa kategorik olarak suç örgütü hiyerarşisi olamaz demiyor, evet. Ama ihtiyatlı davranılması gerektiğini söylüyor. Araştırılmalıdır; bu yasal hiyerarşi suç örgütü hiyerarşisini perdelemek için mi kullanılıyor? Bu yasal hiyerarşi suç işlemeye mi özgülenmiştir? İddianamede bunların hiçbirinin cevabı aranmış değildir Sayın Başkan, hiçbirinin cevabı aranmış değildir. yalnızca şirkette bağlı çalışan personel olduğu için örgüt üyesi sıfatını iktisap etmiş kabul edilmiştir. İlk olarak kaçak hafriyat ve ona bağlanan suçlara değinmek isterim Sayın Başkan. İddianamenin 59. eleme ilişkin ana argümanı Kuzey Cebeci maden bölgesi için sınırlı koordinatlarla alınan dolgu döküm iznine dayanarak Güney Cebeci'ye kaçak döküm yapıldığı, bu suretle suçtan gelir elde edildiği ve maden rezervlerinin azalmasına yol açıldığıdır. Maden bölgesi hafriyat dökümüne tahsis edilmemiş olmasına rağmen atık taşıma ve kabul belgeleri düzenlenmek suretiyle kaçak hafriyat dökümü yapıldığı ileri sürülmektedir. 'in her nasılsa müşterek fail sıfatıyla bu kaçak döküm sisteminin kurulmasına katıldığı kabul edilmektedir.
Sayın heyet, Cebeci maden bölgesi hafriyat dökümüne tahsis edilmiş bir alan değildir. Bu bölgede maden projesi kapsamında dolgu döküm faaliyetlerinin gerçekleştirilebilmesi amacıyla ilçe belediyeleri tarafından atık taşıma ve kabul belgesi düzenlenebilmesi için evveliyetle MAPEG'ten izin alınması gerekmektedir. Sayın heyet, maden bölgesine ilişkin bütün tasarruf İstanbul Valisi'nin başkanlık ettiği komisyonda karara bağlanmakta, Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğü'nün (MAPEG) izin, denetim ve sorumluluğunda gerçekleştirilmektedir. Maden Kanunu 29. maddesi uyarınca maden bölgesi ilan edilen yerlerde bu bölgeleri yönetmek üzere komisyon kurulur. Valinin başkanlık ettiği bu komisyonun görevi ruhsat sahasındaki faaliyetlerin projeye, çevre ve insan sağlığına uygun yürütülmesini sağlamak ve kontrol etmektir. Maden Bölgesi Yönetmeliği'nin 15. maddesi uyarıncaysa inceleme ve denetleme MAPEG'in sorumluluğundadır. Yine 15 Temmuz 2018 tarihli Resmi Gazete'de yayınlanan 4 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile MAPEG'in izni ve ruhsat sahalarındaki faaliyetleri takip etmek, faaliyetleri işletme güvenliği ve işletme projesine uygunluk açısından denetlemek, ruhsat sahalarındaki rehabilitasyon yönetimini yapmakla yetkili ve görevli olduğu kurala bağlanmıştır.
Buyurun, çok özür dileyerek araya girdim. Görevli arkadaşlar, bu bayağı izleyici bölümünde yoğunluk var, ayakta bekleyenler var. Bu sol tarafta önceki basın için ayırdığımız kısmı da açın oraya da izleyici yavaş yavaş geçsin.
15 Temmuz 2018 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan 4 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile MAPEG'in (Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğü), izin ve ruhsat sahalarındaki faaliyetleri takip etmek, bu faaliyetleri işletme güvenliği ve işletme projesine uygunluk açısından denetlemek ve ruhsat sahalarındaki realizasyonun yönetimini yapmakla yetkili ve görevli olduğu kurala bağlanmıştır. Bu itibarla, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı İstanbul İl Müdürlüğünün 22 Eylül tarihli raporunda dile getirilmiş olan "kontrol ve sorumluluğun hükümette olduğu" görüşü doğru değildir. Cebeci Maden Bölgesi'ne ilişkin dolgu döküm izni, ilk olarak MAPEG'in 27 Nisan 2021 tarihli yazısı ile verilmiştir. MAPEG, mahallede yapılan tetkik neticesinde 148 hektar alanda restorasyon ve dolgu döküm projesi kapsamında dolgu yapılmasına bir sakınca görüLMEDiğine karar vermiştir. Verifikasyon izinleri alması ve döküm yapması için muvafakat verilen şirket, Adem Bey'in çalıştığı Kuzey İstanbul Modern Şirketi'dir.
MAPEG tarafından verilen izinlerin üzerine, İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Çevre Koruma ve Kontrol Daire Başkanlığı Çevre Koruma Müdürlüğü; Kuzey İstanbul Modern Şirketi tarafından 22 Haziran 2022 tarihine kadar dolgu yapılmasını, kontrol ve sorumluluk makaleleri uyarınca uygun görmüştür. Ancak bu olanak o gün gerçekleşmemiştir. Zira dolgu malzemesi kırıldıktan sonra Sultangazi Belediyesi'ne yol yapım projesi kapsamında bedelsiz verildiği için izin süresi 30 Haziran 2024 tarihine kadar uzatılmıştır. Sayın Başkan, "Kuzey" için alınan izin sınırıyla "Güney Cebeci"ye döküm yapıldığı iddiası doğru değildir. Zira şirket tarafından MAPEG'e gönderilen 20 Aralık 2021 tarihli yazı ile Habipler Trafo Merkezi'nin kuzeydоğusundaki alanda, önceki kontrolsüz madencilik faaliyetlerinden kaynaklanan heyelan riski nedeniyle zemin stabilitösini koruyacak güçlendirme çalışmalarının yapılması hususunda görüş talep edilmiştir. Bu görüş talebi üzerine MAPEG'in 28 Aralık 2021 tarihli yazısıyla, söz konusu alana kontrollü dolgu yapılarak sahanın maden alınmadan önceki doğal kotlarına getirilmesi, can ve mal kaybının önlenmesi amacıyla gerekli tedbirlerin ivedilikle alınması istenmiştir.
Nitekim MAPEG, 2 Aralık 2022 tarihinde şirketin talebi üzerine Güney Cebeci'de dolgu döküm izni verilen alanı kontrol etmiş; sahada yapımı devam etmekte olan ve kısmen tamamlanmış imalatların Cebeci Maden Bölgesi'nin güvenli, çevre ile barışık ve sürdürülebilir kullanımına büyük ölçüde yeterli olduğunu ortaya koymuştur. İlgili yazıdan anlaşılacağı üzere bölge, MAPEG tarafından düzenli olarak kontrol edilmektedir. MAPEG'in 28 Aralık 2021 tarihinde verdiği, Habipler Trafo Merkezi'nin kuzeydoğu sınırıyla sınırlı izin, 2 Şubat 2023 tarihli yazıyla genişletilmiştir. İlgili yazı uyarınca; bölge maden bölgesi ilan edilmeden önce 13 ruhsat sahibinin yol açtığı yüksek ve güvensiz şevlerin düzenlenmesi, 250 metreyi aşan çok tehlikeli maden ocaklarının güvenli hale getirilmesi ve ocak ulaşım yollarının imalatlarının yapılması amacıyla, Güney Cebeci Madencilik dahilinde maden rezervleri dışında kalan alanlarda, Hafriyat Yönetmeliği'ne uygun malzemeyle dolgu yapılmasının uygun olacağı belirtilmiştir.
Sayın Başkan, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı İstanbul İl Müdürlüğü'nün 22 Eylül tarihli raporu -ki bu rapor iddianamenin en çok esas aldığı rapordur- döküm yapılan alanın tamamının Alibeyкöy Havza Koruma Kuşağı içerisinde yer aldığını tespit ederek döküm faaliyetinin insan ve çevre sağlığı açısından riskler barındırdığını ifade etmiştir. Oysa Cebeci Maden Bölgesi'nin Alibey Baraj Havzası koruma alanında yer aldığını duymak için 22 Eylül 2025 tarihini beklemeye gerek yoktu. Zira İSKİ, 16 Ekim 2023 tarihinde Sultangazi Belediyesi'ne bir yazı göndermşti. Bu yazıda, Alibey Baraj Havzası'nda yapılan rutin kontrollerde koruma alanında kalan yerlerde döküm yapıldığının tespit edildiği bildirilmiş; söz konusu bölge kontrol edilerek döküme izin verilmişse izin belgelerinin gönderilmesi, izin verilmemişse dökümün engellenmesi talep edilmiştir. Sultangazi Belediyesi'nin 8 Aralık 2023 tarihli yazısında ise az önce sizlere açıkladığım o teknik izinler İSKİ'ye bildirilmiş ve ilgili şirkete herhangi bir yaptırım uygulanmamıştır. Öte yandan İSKİ İçme Suyu Havzaları Yönergesi'nin 14. maddesi uyarınca, havzalarda madencilik faaliyetleri Maden Kanunu'na tabidir. İzin, ruhsat, denetim ve yaptırım işlemleri Maden Kanunu'na göre izin ve ruhsat veren ilgili kurumlar tarafından yapılır.
Sayın Başkan, tüm bunları anlatma sebebim, Cebeci bölgesinde gerçekleştirilen tüm faaliyetlerin MAPEG'in izin, denetim ve kontrolünde gerçekleştiğini ortaya koymaktır. Üstelik maden bölgesi MAPEG tarafından yalnızca belirli periyotlarla değil, daimi nezaretçiler eliyle sürekli denetlenmektedir. Maden Yönetmeliği'nin 4. maddesindeki tanıma göre daimi nezaretçi; işletme faaliyetlerine nezaret eden, işletmelerde daimi olarak istihdam edilmek üzere atanan ve MAPEG tarafından onaylanan maden mühendisidir. MAPEG'in Güney Cebeci'de gerçekleştirdiği mahalli tetkik ve değerlendirme raporlarından anlaşıldığı üzere, ilgili bölgenin daimi nezaretçisi Muhsin Başaran isimli maden mühendisidir. Tüm bunların yanı sıra başka bir belgeden de söz etmek istiyorum. 2022 yılında CİMER aracılığıyla Sultangazi Belediyesi'ne bildirilen "kaçak döküm yapıldığına" ilişkin ihbar üzerine, ilgili tüm kurumlar tarafından Cebeci Maden Bölgesi içerisinde ve etrafında denetim gerçekleştiriliyor.
Sultangazi Belediyesi'nin 4 Nisan 2022 tarihli tutanağından anlaşıldığı üzere; yapılan denetim neticesinde herhangi bir kaçak döküm gerçekleştirilmediği tespit ediliyor. Ancak bu sonuçtan daha önemli bir tespit yer almaktadır. İlgili tutanağın 4. paragrafı aynen şudur: 10 Temmuz 2020 tarihinden itibaren (yani Kuzey İstanbul Modern Şirketi faaliyetlerine başlamadan önce) Sultangazi Belediyesi Zabıta Müdürlüğü ile Sultangazi İlçe Emniyet Müdürlüğü Trafik Amirliği tarafından oluşturulan 3 araçlık Kaçak Hafriyat ile Mücadele Ekibi, 7/24 Cebeci Maden Bölgesi içinde ve etrafındaki denetimlerine devam etmektedir. Sayın Başkan, sizden talebim şudur: Sultangazi Belediyesi Zabıta Müdürlüğü ile Sultangazi İlçe Emniyet Müdürlüğü Trafik Amirliği'ne sorulsun; söz konusu personel kimdir? Haklarında adli veya idari bir soruşturma yürütülmüş müdür? Çünkü savcılığın kabulüne göre bu personel ya görevini ihmal etmiş ve suçu bildirmeme suçunu işlemiş ya da varlığı iddia edilen o suç örgütüne yardım etmiştir. Eğer iddia edildiği gibi 4 yıl boyunca 185.000.000 ton kaçak hafriyat dökümü gerçekleştirildişyse, 7/24 teyakkuzda olan 3 araçlık kaçak döküm önleme ekibi nasıl olup da herhangi bir kaçak tespit edememiştir?
Ancak Sayın Başkanım, burada yapılanın aksine personelin üzerine gitmeye gerek yok. Tüm bu 4 yıl boyunca bölgeyi düzenli olarak denetleyen ve herhangi bir olumsuzluk tespit etmeyen MAPEG Genel Müdürü, 1 Mayıs 2024 tarihli protokolde imzası bulunan Vali Yardımcısı, yol yapım ve rehabilitasyon çalışmalarını yürüten Sultangazi Belediye Başkanı ve Kaymakam, bu iddialara rağmen adli bir soruşturma geçirmek bir yana, hâlâ görevlerine devam edebilmektedir. Biliyoruz ki ülkemizde bazılarının fiili bir yargı muafiyeti mevcuttur. Buna karşın sahada dökümü yönetmeyen, bu alanda bir uzmanlığı bulunmayan, ofisteki iki finans yöneticisinden biri olarak makul bir maaşla çalışan , "kaçak hafriyat sisteminin kurulması ve yönetilmesi" iddiası ile cezalandırılmak istenmektedir. Bunun kabul edilmesi mümkün değildir. Zira hangi alanda dökümün izinli olduğunu, bu iznin hangi nedenlerle verildiğini bilemez; patronundan bu belgeleri ibraz etmesini istemesi beklenemez. Cebeci Maden Bölgesi'nde bu kapsamda hukuka aykırı bir faaliyet yürütülmemiştir. Ancak aksi kabul edilecek olsa bile, Adem Bey'in kaçak hafriyat sisteminin kurulmasından sorumlu tutulması; sizin vermiş olduğunuz gerekçesiz bir tutuklama kararı nedeniyle Anayasa Mahkemesi tazminata hükmettiğinde, katibinizin bundan müteselsilen sorumlu tutulmasına benzer. Bu kabul edilemez. Ayrıca Sayın Başkan, dün buraya gelirken Cebeci'den geçtim ve Sayın Savcı Bey belki ilgisini çeker; hafriyat kamyonları vızır vızır hâlâ çalışıyor.
Sayın Başkan, 'in Kuzey İstanbul Modern şirketinde gerçekleştirilen naylon fatura işlemlerini "ayarladığı ve yürüttüğü" ifadeleri bana ait değil; bu ifadeleri iddianame kullanıyor. Bu suretle Vergi Usul Kanunu 359/1 maddesinde düzenlenen suça "ştirak" sıfatıyla katıldığı ileri sürülmektedir. Bildiğiniz üzere Vergi Usul Kanunu madde 367 uyarınca; 359. maddede sayılan suçların işlendiğinden haberdar olan , hemen ilgili Vergi Dairesi'ni haberdar ederek inceleme yapılmasını talep eder. Kamu davasının açılması, ilgili Vergi Dairesi'nin aynı kanunun 134 ve devamı maddelerine göre hazırlayacağı vergi inceleme raporuna kadar ertelenir. Vergi incelemesi; mükellefin defter ve belgeleri ile sınırlı olmaksızın her türlü delil kullanılarak gerçekleştirilir. Vergi Denetim Kurulu Yönetmeliği'nin 54. maddesinde hükme bağlanmış olduğu üzere; Vergi Usul Kanunu 359. maddesi kapsamındaki fiillerin tespiti durumunda, aynı kanunun 367. maddesi uyarınca yeterli sayıda vergi suçu raporu düzenlenir.
Ancak Başkan Bey, kamu davasının açılabilmesi için sadece raporun hazırlanmış olması yeterli değildir. Rapor Değerlendirme Komisyonu'na sunulan vergi suçu raporu hakkında ilgili komisyon tarafından mütalaa verilmelidir. Mütalaa, delillerin değerlendirilmesine ışık tutacak; özellikle kendisinden beklenen kapsam ve açıklıkta olmalıdır. İlgili yönetmelik uyarınca mütalaada suçun unsurları ile fiil ve fayda arasındaki ilişki değerlendirilir. Vergi suçu raporu ve onun eki niteliğinde olan komisyon mütalaası, yalnızca dava şartı bakımından usuli bir gereklilik değil, aynı zamanda isnadı öğrenme hakkının ön koşuludur. Zira savunma hakkı, ancak açık ve somut bir iddia karşısında gerçekleştirilebilir. Buna karşın huzurdaki davada vergi suçu raporu ve mütalaası alınması gereği duyulmamış; naylon faturaya ilişkin iddia, beyan belgelerine ve Vergi Denetim Kurulu'nun 17 Eylül 2025 tarihli görüş bildirme raporuna dayandırılmıştır. İlgili rapor ancak sınırlı bir inceleme ihtimali gösterir. Bu itibarla 359/b isnadı bakımından şartlar gerçekleştirilmemiştir. Gerçi Sayın Başkanım, bilmiyorum; belki bizim göremediğimiz ama sizin görebildiğiniz o sihirli ekranda bu vergi suçu raporu ve mütalaası, iddianame düzenlendikten sonra dosyaya girmiş olabilir. Ancak bizim bundan haberimiz olmadı; dosyada ve eklerinde göremedik. Zaten iddianame düzenlenmemişken raporun alınmadığını biliyoruz. Aksi takdirde iddianamede bunlara atıf görürdk.
Bu haliyle Sayın Başkan, Vergi Usul Kanunu madde 359 suçları yalnızca söylenti düzeyinde söz konusu. Dilimiz çok zengin, iddianameye birçok isim takıldı; eğer daha önce bunu söyleyen olmadıysa bunu da ben söylemiş olayim: "Söylentiname". Hangi fatura sahte? bu sahteliğin neresinde? Bunları anlamamz mümkün değil Sayın Başkanım. Dolayısıyla somutlaştırılmış bir isnat yokken, bizim sanki bu suç işlenmiş gibi varsayarak bir savunma yapmamız bekleniyor. Öte yandan şunu da belirtmek isterim; Sayın Savcı, Adem Bey'e bir soru sordu: "'nun şirketlerini kendisine borçlandırmak için naylon fatura düzenlediği" iddiasına yetişti. Adem Bey'in, görevi gereği hangi faturaların karşılığı olup olmadığını bilemeyeceğinden eminiz. Savcı Bey, "Sen bir finansçı olarak böyle bir şey yapılmışsa bunun nedeni ne olabilir?" diye sorduktan sonra Adem Bey cevap verdi. Savcı Bey bu cevap üzerine —yanlış duymadıysam— "Demek ki..." diyerek bir kanaat belirtti. Evet, bu kanaati biz iddianameden tanıyoruz; çünkü iddianamede varılan bütün kanaatler tahminler ve yorumlar üzerine inşa edilmiştir.
Ancak Sayın Başkan, yine de esasa ilişkin savunmamızı ortaya koyma gereği duyuyoruz. Sahte faturalara ilişkin isnat iddianamede somutlaştırılmadığı için savunmamızı ancak bu suçun işlendiği varsayımı üzerine kuruyoruz. Bu suç işlendiyse bile Adem Bey'in neden müşterek fail ya da yardım eden sıfatıyla iştirak etmediğini ortaya koyacağız. Sayın Heyet, Vergi Usul Kanunu madde 359/b hükmünde düzenlenen suç, seçimlik ve bağlı hareketli bir suçtur. Ancak suç tipinde sınırlı olarak sayılan hareketlerin gerçekleştirilmesiyle bu suç işlenebilir. Bu hareketler: yok etmek, değiştirmek, düzenlmek veya kullanmaktır. Dikkatinizi çekeceği üzere "ayarlamak" ve "yürütmek" hareketleri suç tipinde sayılmış değildir. Oysa iddianamenin değerlendirme kısmında 'in naylon fatura işlemlerini yürüttüğü ve ayarladığı dile getirilmektedir. Kanaatimizce soruşturma savcıları, hukuki ciddiyetten uzak bu tabirleri kullanmak zorunda kalmışlardır; çünkü isnat edilen suçları somutlaştırmayı başaramamışlar, bu yönde bir çabaya dahi girişme gereği duymamışlardır. Ayarlamak ve yürütmek hareketleri suç tipinde sayılmadığına göre Adem Bey'in bu suçtan müşterek fail sıfatıyla sorumlu tutulması mümkün değildir.
, Kuzey İstanbul Modern şirketinin muhasebe müdürü olmadığı gibi temsile yetkili genel müdür yardımcısı da değildir. Fatura kesemez, gelen faturası deftere işlemez, beyannamede kullanamaz. Finansçının işi faturanın ödemesini gerçekleştirmektir. Ayrıca 'in "yardım eden" sıfatıyla iştirak ettiği ileri sürülmektedir. Mesleki davranışların suça yardım etmek olarak değerlendirilmesinde, iştirak iradesini ortaya koyan unsurlar özenle araştırılmalıdır. Bildiğiniz üzere iştirakın gerçekleştiğini söylemek için fiile objektif bir katkı sunmanın yanı sıra suça katıldığını bilmek, yani iştirak iradesine sahip olmak gerekmektedir. İş hayatında ve toplumsal hayatta her birimizin davranışları, bir üçüncü kişinin suç teşkil eden eylemlerine objektif bir katkı sunabilir. Ekonomik suçlarda bankacılar, finansçılar, muhasebeciler, mali müşavirler ve hatta avukatlar sürekli bir risk altındadır. Bilhassa bağımlı çalışan personellerin, şirketin işleyişinde geniş çaplı işlem ve faaliyetler söz konusu ise bir suç işlenmekte olduğunun farkında olduğu peşinen kabul edilemez. Üstelik işvereninden aldığı talimatla görevini ifa etmekte olan personelin bir suça katkı sağlayacağından şüphelenmesi veya tahmin etmesi de iştirak iradesini ortaya koymamaktadır. Zira hukukumuzda ancak doğrudan kastla iştirak mümkündür.
Bu genel açıklamadan sonra dosya özeline gelecek olursak; biz soruşturma savcılarının Adem Bey'in şirketteki konumu hakkında kafa karışıklığı yaşadığını düşünüyoruz. Bazı bölümlerde kendisinden "muhasebe sorumlusu" olarak bahsedilmekte, bazı yerlerde ise "mali işlerden sorumlu" olduğu ileri sürülmektedir. Aynı zamanda Kuzey İstanbul Modern şirketinin genel müdürü olduğu da zannedilmektedir. Sahadan haberdar olması da beklendiğine göre "proje sorumlusu" olarak görüldüğü de anlaşılıyor. Oysa Sayın Başkan, müvekkil muhasebe müdürü olmadığı gibi proje sorumlusu da değildir. Proje sorumlusu O. K.'dır; halen mevcuttur ancak ne hikmetse tanık olarak dahi ifadesine başvurulmuş değildir. Spekülasyon yapmak istemem; belki siyasi bağları nedeniyle soruşturmadan muaf tutuldu, bilemem. Ancak en azından tanık olarak ifadesine başvurulsaydı bizler de savcılığın maddi gerçeğin peşinde olduğunu söyleyebilirdik. Ancak bunu söylememiz mümkün olmuyor.
Adem Bey, savcılığın zannetttiği gibi muhasebe müdürü de değildir Sayın Başkan. Kendisinin ancak muhasebeden geçen işlemlerden sonraki görevi söz konusu olmaktadır. , Kuzey İstanbul Modern şirketindeki iki finansçıdan biridir; kendisine ait bir makam odası dahi bulunmamaktadır. Üstelik Sayın Başkan, burada sanık olan 'nun bütün çalışanları —ki etkin pişmanlıktan faydalandığı için bugün dışarıda olan de dahil— şirketin iş hacmi bu kadar geniş olmasına rağmen buranın tamamen bir "patron şirketi" olduğunu, yapılan tüm işlemlerin hakikatinin ancak patron tarafından bilinebileceğini söylemektedir. Hal böyleyken müvekkilin naylon faturası ayarlaması mümkün olamayacağı gibi bu hususta bir bilgiye hakim olması da mümkün değildir. Kendisinin de ifade ettiği gibi, çalıştığı şirkete her ay çeşitli şirketlerden 1.300'e yakın fatura gelmektedir. dahil (ki kendisi mali işlerden sorumlu olan kişidir) kayyum yönetiminin de Sönmez Soy isimli firmaya 20.000.000 TL çek ödemesinde bulunduğunu dile getirmiştir. Zira ilgili şirketler ile sürekli ticari ilişki içerisindedir. , proje sorumlusu veya muhasebe müdürü olmadığı için hangi faturanın karşılığının var olduğunu bilemez.
Sayın Başkanım, burada 'na sahte fatura kesttiği isnadı ile tutuklu olan insanlar var. Onlar savunmalarını ortaya koymadan ve ayrıca az önce de beyan etmiş olduğum üzere vergi suçu raporu ve mütalaası dosyaya girmeden peşin bir kabul ve savunma yapmamız doğru olmuyor. Kamu davasının açılabilmesi için yeterli değildir. Rapor değerlendirme komisyonuna sunulan vergi suçu raporu hakkında ilgili komisyon tarafından mütalaa verilmelidir. Mütalaa; delillerin değerlendirilmesini de açık tutacak özellikte, kendisinden beklenen kapsam ve açıklıkta olmalıdır. İlgili yönetmelik uyarınca mütalaada suçun unsurları, fiil ve fail arasındaki ilişki değerlendirilir. Vergi suçu raporu ve onun etkin niteliğkte olması gereken komisyon mütalaası, yalnızca dava şartı olması bakımından değil, aynı zamanda isnadı öğrenme hakkının da koşuludur. Zira savunma hakkı ancak açık ve somut bir iddia karşısında gerçekleştirilebilir.
Buna karşın huzurdaki davada rapor ve mütalaa alma gereği duyulmamış; beyan verilerine ve Vergi Denetleme Kurulu'nun 17 Eylül 2025 tarihli görüş ve raporundan ayrılmıştır. İlgili rapor ancak sınırlı bir inceleme imkanı sunmaktadır. 159'da isnat bakımından dava şartı gerçekleştirilmemiş. Sayın Başkanım, bilmiyorum belki bizim göremediğimiz ama sizin görebildiğiniz o sihirli ekranda bu vergi suçu raporu ve mütalaası, iddianame düzenlendikten sonra dosyaya girmiş olabilir. Bizim bundan haberimiz olmadı; dosyada ve eklerinde göremedik. Zaten iddianame düzenlenmemişken raporun alınmadığını biliyoruz. Aksi takdirde iddianamede bunları aktif olarak görürdk.
Bu haliyle Başkan Bey, vergi usul kanunu 159. maddedeki suçlar yalnızca söylenti düzeyinde söz konusudur. Dilimiz çok zengin; eğer daha önce bunu söyleyen olmadıysa bunu da ben söylemiş olayim: "Söylentiden vergi suçu" yarattık. Hangi fatura sahte? bunun neresinde? Bunları anlamamz mümkün değil. Dolayısıyla somutlaştırılmış bir isnat yokken, bizlerin sanki suç işlenmiş gibi varsayarak bir savunma yapmamız bekleniyor.
Savcı Bey, Adem Bey'e bir soru sordu: "Murat İbrahimoğlu'nun kendisini borçlandırmak için naylon faturalar düzenlediği iddiası için, Adem Bey bu sorumluluk boyunca görevi gereği hangi faturanın karşılığının olup olmadığını bilemeyeceğine dair, böyle bir şey yapılmışsa bunun nedeni ne olabilir?" diye sordu. Adem Bey cevap verdi. Savcı Bey ise, yanlış duymadıysam "Evet, bir kanaatim var" dedi. (söyledikleri çok temiz anlaşılmıyor) Bu kanaati iddianameden tanıyoruz; çünkü iddianamedeki tüm sonuçlar tahminler ve yorumlar üzerine inşa edilmiştir.
Yine de esasa ilişkin savunmamızı ortaya koyma gereği duyuyoruz. Sahte faturalara ilişkin isnat iddinamede somutlaştırılmadığı için savunmamızı ancak bu suçun işlendiği varsayımı üzerine kuruyoruz; bu suç işlendiyse bile Adem Beyin neden müşterek fail veya yardım eden sıfatıyla iştirak etmediğini ortaya koyacağız. Sayın heyet ergi usul kanunu (VUK) hükmleyi kapsamındaki suçlar (anlaşılmıyor) Bu suç tipinde sınırlı olarak sayılan hareketlerin gerçekleştirilmesiyle suç oluşabilir. Bu hareketler; yok etmek, değiştirmek, düzenlmek veya kullanmaktır. Dikkatinizi çekeceği üzere "ayarlamak" ve "yürütmek" hareketleri suç tipinde sayılmış değildir. Oysa iddianamenin 59. eyleme ilişkin değerlendirme kısmında 'in işlemleri yürüttüğü ve ayarladığı dile getirilmektedir. Kanaatimizce soruşturma savcıları hukuk dışı ifadeler kullanmak zorunda kalmışlardır; isnat edilen suçları somutlaştırmayı başaramamışlardır. Ayarlamak ve yürütmek hareketleri suç tipinde sayılmadığına göre, Adem Bey'in bu suçtan müşterek fail sıfatıyla sorumlu tutulması mümkün değildir.
, Kuzey İstanbul Modern şirketinin muhasebe müdürü olmadığı gibi genel müdür yardımcısı da değildir. Fatura kesemez, belgeleri değiştiremez, beyannamede kullanamaz. Finansçının işi faturanın ödemesini gerçekleştirmektir. Mesleki davranışların suça yardım etmek olarak değerlendirilmesi konusunda ihtiyatlı yaklaşılmalı; iştirak iradesini ortaya koyan unsurlar özenle araştırılmalıdır. Bildiğiniz üzere iştirakın gerçekleştiğini söylemek için fiili katkı sunmanın yanı sıra suça katıldığını bilmek ve iştirak iradesine sahip olmak gerekmektedir. İş hayatında ve toplumsal hayatta her birimizin davranışları bir üçüncü kişinin suç teşkil eden eylemlerine objektif olarak katkı sunabilir. Ekonomik suçlarda bankacılar, finansçılar, muhasebeciler, mali müşavirler ve hatta avukatlar sürekli bir risk altındadır. Bilhassa bağlı çalışan personellerin her faaliyetten haberdar olduğunun farkında olduğu peşinen kabul edilemez. Üstelik işverenden aldığı talimatla görevini ifa etmekte olan personelin, bir suça katkı sağlayacağından şüphelenmesi dahi sorumluluğunu ortaya koymamaktadır. Zira hukukumuzda ancak doğrudan kast cezalandırılır.
Bu genel açıklamadan sonra somut duruma dönecek olursak; biz soruşturma savcılarının Adem Bey'in şirketteki konumu hakkında ciddi kafa karışıklıkları yaşadığını düşünüyoruz. Bazı bölümlerde kendisinden muhasebe sorumlusu olarak bahsedilmekte, bazı yerlerde ise mali işlerden sorumlu olduğu ileri sürülmektedir. Aynı zamanda Kuzey İstanbul Modern şirketinin genel müdür yardımcısı olduğu zannedilmektedir. Oysa Başkan Bey, müvekkil muhasebe müdürü olmadığı gibi proje sorumlusu da değildir. Proje sorumlusu olan XX Akdeniz (tam anlaşılmıyor isim) Adem Beyin üstüdür. Ancak ne hikmetse tanık olarak dahi ifadesine başvurulmuş birisi değildir. Spekülasyon yapmak istemem. Belki siyasi bağlantıları nedeniyle soruşturmadan muaf tutuldu bilemem; ancak en azından tanık olarak ifadesine başvurulsaydı bizler de savcılığın maddi gerçeğin peşinde olduğunu söyleyebilirdik. Ancak şu an bunu söylememiz mümkün olmuyor.
Adem Bey, savcının zannetttiği gibi muhasebe müdürü de değildir Başkan Bey. Kendisinin görevi ancak muhasebeden geçen işlemlerden sonra söz konusu olmaktadır. , Kuzey İstanbul Modern şirketindeki iki finans yöneticilerinden biridir. Kendisine ait bir makam odası dahi bulunmamaktadır. Üstelik Başkan Bey, burada sanık olan İbrahimoğlunun bütün çalışanları etkin pişmanlıktan faydalandığı için bugün dışarıd olan dahil, şirketin iç hacmi bu kadar geniş olmasına rağmen tamamen bir "patron şirketi" olduğunu, yapılan tüm işlemlerin hakikatinin ancak patron tarafından bilinebileceğini söylemektedir. Hal böyleyken müvekkilin naylon faturaları ayarlaması mümkün olamayacağı gibi bu hususta bir bilgiye sahip olması da mümkün değildir. Kendisinin de ifade ettiği gibi, çalıştığı şirketler her ay çeşitli şirketlerden faturalar gelmektedir. dahil ki kendisi mali işlerden sorumlu kişidir, Kayyum yönetiminin de XXX isimli firmaya 20.000.000 TL'lik çek ödemesinde bulunduğunu dile getirmiştir. Zira ilgili şirketler ve İbrahimoğlu ile sürekli ticari ilişki içerisindedir.
proje sorumlusu veya muhasebe müdürü olmadığı için hangi faturanın karşılığının var olduğunu bilemez; bunu sahada da gözlemleyemez. Sayın Başkanım, burada fatura kesttiği iddiasıyla tutuklu olan insanlar var. Onlar savunmalarını ortaya koymadan ve ayrıca az önce belirttiğimiz üzere vergi suçu raporu ile mütalaası dosyaya girmeden, peşin bir kabullü savunma yapmamız doğru olmuyor. Ancak bu faturaların naylon olsa bile 'in neden yardım eden sıfatıyla bu suça iştirak etmediğini ortaya koyacak bir yazışmadan söz etmek istiyorum. Bundan söz etmek belki Adem Bey'in işe iade davasını olumsuz etkileyebilir ama yine de ortaya koymakta fayda görüyorum Sayın Başkan. Adem Bey kayyumun kendisine ilettiği araştırma talimatlarından bunalmış olacak ki Yağmur Hanım'a gönderdiği mesajda aynen şu ifadeleri kullanmıştır: "Sönmez'in, faturaları sunuyorlar, naylon sa naylon ya, irsaliyelerini bilmiyorum dedim."
Bu mesajdan anlaşılacağı üzere Adem Bey, Gül İbrahimoğlu ile çalıştığı dönemde sahte faturanın ödemesini gerçekleştirme iradesinde olmamıştır. Bu suç işlendiyse bile yardım eden sıfatıyla katıldığı söylenemeyecektir. Sayın heyet savunmanın başında Adem Bey'in yalnızca şirketteki faaliyetleri nedeniyle örgüt üyesi olarak kabul edildiğinden söz etmiştim ve bunun mümkün olmadığını, Yargıtay'ın da bunu mümkün görmediğinden ek göstergeler talep ettiğinden söz etmiştim. Sanırım savcılık da bu açığı kapatamazdığını düşünmüş olacak ki ya da belki de basit bir kopyala yapıştr hatası oldu; hangisinin daha vahim olduğuna siz karar verirsiniz. Adem Bey'i bir şekilde şirketin dışına taşırmak istemiler ve Adem Bey'in Gülibrahimoğlu'nun hesabından çektiği paraları örgütün nakit ihtiyacını karşılamak amacıyla Zafer ve 'e teslim ettiği ileri sürülmüş. Sayın Başkan aslında Adem Bey aleyhine böyle bir iddia yok. Kimse öyle bir şey söylemiyor için. Ama dediğim gibi tahmin ediyorum ki bir kopyala yapıştr sorunu yaşandı orada.
Ancak yine de kendisinin bahsetmiş olduğu üzere 26.06.2024 tarihli elimizde üç tutanak var Sayın Başkan, dosyaya sunacağız. Bu tutanaklar Cebeci Maden Bölgesi'ndeki işgalcilere verilmek üzere Adem Bey tarafından çekilmiş, ardından bizzat tutanaklar da Adem Bey tarafından tutulmuştur. Aynı tarihli tutanaklar Sayın Başkan; 26.06.2024. O işgalciler Sayın Başkanım, Sultangazi Belediyesi, Sultangazi Kaymakamlığı'na yazarken iftiharla bildiriyor "buradaki işgalcileri kaldırtıyoruz" diye. İşte böyle kaldırılmıştır Başkan Bey. O işgalciler böyle kaldırılmıştır. Adem Bey bugün o işgalcilere verilmek üzere para çektiği için örgütte nakit akışı sağlamakla tutuklu yargılanmaktadır. Bunun kabul edilmesi mümkün değildir.
Son olarak şunları söylemek isterim. Bildiğiniz gibi eleştirilir de bu husus; ceza yargılamasında "nasıl" sorusunun cevabı aranır denir, "neden" sorusunun değil. Bu zorunluluk da böyledir Başkan Bey, sayın heyet. Çünkü neden sorusu aranmaya başlandığında artık bir iradeden söz edilmez, zorunluluktan söz edilir. Zorunluluk varsa da sorumluluk olmaz. Ancak siz kimi zaman neden sorusunu soruyorsunuz. Bunu özellikle etkin pişmanlıkçı ifadelerinizin sıhhatini ölçmek için soruyorsunuz. Etkin pişmanlıkçı ifadeleri nedeniyle tutuklu olan insanlara "Neden senin için böyle bir şey söylemiş olsun?" diyorsunuz. Biz aynı neden sorusunu iddianameye de yöneltmenizi bekliyoruz Adem Bey için. Neden? Ne uğruna? Aslında bu sorunun cevabı kadar basit Sayın Başkanım, bütün suçlamalara verebileceğim savunma. Adem Bey neden, ne uğruna tüm bunları yapmıştır? Örgütsel amaçlardan birinin üyelerine menfaat devşrmek olduğu ileri sürülüyor. Adem Bey hangi menfaati devşirmiştir? 2013 yılından beri aldığı maaşı dışında hangi maddi kazanımı elde etmiştir?
Üstelik Sayın Başkan kendisiyle konuşmadım ama muvafakat edeceğini düşünüyorum. İddianameye okuduktan sonra görüşüne gittim Adem Bey'in. "Adem Bey siz sanki az maaş alıyorsunuz yaptığınız görevlere göre" diye sordum kendisine. Şunu söyledi bana; tüm bunları yapacak kadar, tüm bu suçları müşterek fail sıfatıyla işleyecek kadar akıllı olup, bunlardan hiçbir kazanım elde etmeyecek kadar akıllı olmadığım aynı anda değerlendiriliyor iddianamede. Gerçekten öyle Sayın Başkan. Adem Bey hangi menfaati devşirmiştir kendine? Bir menfaat devşirdiyse bugün nasıl olur birçok bankanın takibi ya da takip tehdidiyle karşı karşıyadır? Kapatılmanın eminim her tarafı zordur. Bulunduğumuz kürsülerden biz de siz de anlayamayız bunu. Ben gerçekten anladığımı zannederdim Avukat savunmasını ortaya koyana kadar. En azından görüş kabinlerine girip çıkıyoruz, tahayyül edebileceğimizi zannederdik kapatılmanın nasıl bir şey olacağını ama edemeyiz Sayın Başkan. Kuşkusuz her tarafı zordur kapatılmanın ama en büyük zorluklardan biri haksızca tutukluyken aileni alacaklılarla karşı karşıya bırakmaktır.
Biz savunma makamı olarak Sayın Başkanım, tutuklama nedenlerinin olmadığını ortaya koymak zorunda değiliz. İsnat edilen suç katalog suçlardan olsa da değiliz. Ancak bunu yapabiliriz. Adem Bey'in neden tutuksuz yargılanması gerektiğini somut olgularla ilişkilendirerek açıkça yapabiliriz. Adem Bey soruşturma boyunca, 4 ay boyunca Sayın Başkan kayyumla çalışmaya devam etmiştir. Siz kendisini delil karartma şüphesiyle tutuklu yargılıyorsunuz. Kayyumdan olumlu rapor almıştır. 4 ay boyunca çalışmaya devam etmiş ve kayyuma yardımcı olmuştur bu süreçte. Kaçma şüphesi, "kaçabilir bu kişi" diye tutuklu yargılıyorsunuz. Adem Bey Haziran ayında, 7 yaşındaki oğlu karne aldıktan sonra ailesiyle, hatta kayınvalidesi de katılmış onlara, Yunanistan'a gidip gelmiştir. Bunların hepsi kaçma şüphesinin olmadığını gösterecek somut olgular değil midir? Öyledir Başkan Bey. Biliyorum bunları çok duyuyorsunuz, sürekli duyuyorsunuz bunları ama bunlar tutuklama nedenlerinin olmadığını gösteren somut olgulardır. Bu dosyada, bu kadar kalabalık bir dosyada gerekçenizi bireyelleştirmeniz çok zor bunu tespit ediyorum ancak özgürlük lehine yorum sizin için yalnızca mesleki değil vicdani de bir ödevdir. Müvekkilimin tahliyesini, en nihayetinde beraatını talep ediyorum.
Bu analiz yapay zeka değerlendirmesine dayanmaktadır. Hatalar veya yanlış bilgiler içerebilir.