Savunma

İsmet Korkmaz Müdafii Av. Elif Nur Gürler Savunması

Müdafi savunması·İsmet Korkmaz·7 Nisan 2026 · Kaynak

Sayın Başkan, Sayın Üyeler; müvekkil kendisinin de aktardığı üzere, İstanbul Büyükşehir Belediyesi Bilgi İşlem Daire Başkanlığı'nda, İSPER A.Ş. bünyesinde veri yönetim uzmanı olarak çalışmakta. Müvekkile tek eylemden, yani eylem 13 kapsamında TCK 135 ve 136. maddelerine göre kişisel verileri hukuka aykırı olarak kaydetme, ele geçirme ve yayma suçu izafe edilmiştir. İddianamede bu hususlara ilişkin hiçbir somut delil yer almadığını, hatta ve hatta yer alan teknik detayların da tamamen yanlış araştırıldığını, iddia makamınca yürütülen sürecin oldukça yetersiz ve mesnetsiz olduğunu geçtiğimiz hafta yapılan tutuk incelemesinde de ortaya koymuştuk. Hatta ben biraz süremi de aşarak esasa girmiştim. Bir helallik de isteyeyim o sebeple. Çünkü eylem 13'ün anlaşılmayacağını düşündüğüm için elzem gördüm. Ancak sanıyorum ki yani bu anlatıma da rağmen tam olarak anlaşılamadığından, yaptığımız tahliye talebi de sizin nezdinizde çok yerinde görülmedi. Aslında bir tutuk incelemesi için biraz da dediğim gibi fazla girdik. Orada ben Loglin Location konularını, yine müvekkilin de bahsettiği bu şekil 11'deki 'un yapmış olduğu hususları detaylıca aktardım. O yüzden bugün bu konulara girmeyeceğim bir daha. Evet, bu eylemde teknik hususlar var. Diğer eylemlere nazaran daha farklı bir konu. Ancak yine geçtiğimiz hafta beyan ettiğimiz üzere, en azından dosyada yer alan USOM raporları, müvekkilin arkadaşlarıyla beraber, iş arkadaşlarıyla beraber gönüllü olarak oluşturduğu durum tespit tutanağı birazcık bile irdelenmiş olsaydı konunun açıkça ortaya konduğu ve rahatlıkla anlaşılabileceğini düşünüyoruz iddia makamınca.

İsmet Korkmaz Müdafii

Öncelikle biraz müvekkilden bahsetmek istiyorum. Kendisi de bahsetti. Dediğim gibi Bilgi İşlem Daire Başkanlığı'nda Akıllı Şehir Şube Müdürlüğü'nde veri yönetim uzmanı olarak çalışıyor. İşe giriş hususunda tamamen şeffaf, aslında klasik olarak kurumsal bir şirkete nasıl işe giriş süreci işletiliyorsa müvekkil için de bu şekilde bu süreç olmuştur. Çünkü kendisi işinde oldukça başarılı. Aynı süreçte hatta başkaca şirketlerden de teklif almıştır kendisini bu noktada iyi geliştirdiği için. İyi bir yabancı dili, İngilizcesi olduğu için ve özverili bir çalışan olduğu için. Ancak bu noktada İBB personeli olması, daha doğrusu İBB çalışanı olması istemesinin sebebi, biraz da vatandaşa hizmet etme isteğinden kaynaklanıyor. Kurumun bir veri yönetim uzmanından neler beklediği, veri yönetim uzmanının aslında tam olarak ne yaptığından biraz söz etmek istiyorum. Burada ilk olarak veri yönetim uzmanı ne yapar? Aslında en basit anlatımla bir kurumun verilerini anlamlı hale getirmekten sorumlu kişi. Yani kurum bünyesinde işin gereği nedeniyle elde edilen verilerin işlevli bir hale gelmesini sağlar ve tabii ki ortak çalıştığı ilgili birimlerin de işlerini sağlıklı olarak sürdürmesini sağlayan kişi ve kişiler. Yani özetle temel amacı verinin değerini arttırmak ve iş süreçlerinde etkin kullanılmasını sağlamak. Kurum burada ne bekler bir veri yönetim uzmanından? Daire başkanlığı yani bu anlattıklarımla aslında aynı yönde daire başkanlığı ve müdürlükten iletilen talep ve veriler doğrultusunda verilerin raporlanması ve üstlere bildirilmesinden ibaret. Burada yani aslında veri yönetim uzmanı iş süreci kapsamında bir veri sorumlusu değildir. Sadece ve sadece bu yapı içerisinde görevli kişidir. Veri işleme amaçlarına karar vermez. Asla karar vermez, sadece talimatlar çerçevesinde hareket eder. Şimdi soruşturma konusu olay iddianamede yer aldığı ve sizlerin de bildiği üzere sabahtan beri de aslında burada konuşulduğu üzere Bilgi Teknolojileri Kurumu bünyesindeki Ulusal Siber Olaylara Müdahale Merkezi yani USOM dediğimiz kurumun 3 Mayıs 2025 tarihinde yürütülmeye başlandığı ve sonucunda 3 Ekim 2025 tarihinde de tanzim ettiği İstanbul Büyükşehir Belediyesi teknik inceleme raporunda bahsedilen somut vakadan ibaret. USOM'un yürüttüğü siber tehdit istihbarat faaliyetleri kapsamında şimdi burada iddianameye göre gideceğim. O yüzden biraz karışık olacak, çünkü iddianamede biraz karışık konmuş ortaya. USOM'un yürüttüğü siber tehdit istihbarat faaliyetleri kapsamında 3.7 milyon vatandaşa ait kişisel verilerin Dark Web'de "Kovalidis" rumuzlu kişi tarafından 26 Mayıs 2025 tarihinde paylaşıldığı, yani satışa çıkarıldığı istihbar olunmuş diyor.

İsmet Korkmaz Müdafii

Şimdi öncelikle ilk başta şunu bir söylemek çok elzem bence. USOM'un bu noktada bir siber tehdit ihbarı alması akabinde bir sızıntıyı da eğer fark ettiyse bunu yayınlamak gibi bir yükümlülüğü var. Şimdi ben USOM'un internet sitesine giriyorum çeşitli anahtar kelimelerle, çeşitli tarih aralıklarıyla aratıyorum. İşte İBB yazıyorum, İstanbul Büyükşehir açılımını yazıyorum açık haline. Hiçbir şekilde böyle bir şey göremiyorum. Orada yayınladıkları bir ilan, bir sızıntı ilanı göremiyorum. Bunu neden yayınlamadıklarını açıkçası bilmiyorum, kurum bilir diye düşünüyorum. İddianamede yazana göre de bu verilerin İstanbul Senin uygulamasının verileri olduğu iddia edilmiş. Aslında tabii bir yerinde İstanbul Senin uygulamasının verileri diyor, birinde İBB Hanem'in verileri diyor bu da yine çok karmaşık. Birçok sanık ve müdafi de zaten bunları defalarca kez sabahtan beri dile getirdi. Şimdi İstanbul Senin uygulamasının geliştirilmesi, yönetimi ve bakım faaliyetlerini Kobil Teknoloji Anonim Şirketi üstleniyor. Uygulamanın yazılımının operasyonel süreçleri ise I-Thinker firması tarafından yapılıyor. Müvekkilin İstanbul Senin uygulamasına ilişkin gerek oluşturulması gerek yetki, yönetim, denetim noktasında hiçbir dahiliyeti yok. Zaten müvekkile isnat edilen suça baktığında sadece Türk Ceza Kanunu 135, 136. maddeleri kapsamında salt İBB Hanem uygulamasına ilişkin suçlamalar yer alıyor. Ama dediğim gibi yine burada da veri sızıntısına ilişkin bir karmaşa var. Şimdi bu noktada şu hususa bir kere daha değinmek istiyorum. Müvekkilin savcılıktan alınan beyanlarında sorulan sorularda İBB Hanem projesine ilişkin bir soru bile yer almıyor. Sayın başkan sorular şu şekilde: "İstanbul Senin uygulamalarının serverları nerededir?" diyor sayın savcı. Bir de diyor ki; "İstanbul Senin uygulamasının verileri nereden çıkış yapmıştır?". Şimdi zaten soruşturmanın başında sanıyorum ki sayın savcı İstanbul Senin'le İBB Hanım'ı daha orada karıştırıyor ki bu şekilde sorular sormuş. Çünkü bahsettiğim gibi müvekkille İstanbul Senin ekibinde ne herhangi bir çalışması olmuş, dahiliyeti olmuş hiçbir alakası yok. Sonra bunun dışında bir soru daha soruyor. O da şu şekilde: "İddianamede yer alan şekil 11 hususunu soruyor." Bu şekil 11 konusunu müvekkil her aşamada zaten detaylıca açıklıyor. USOM toplantılarında açıklıyor, soruyu soran sayın savcıya açıklıyor detaylıca. Tutuk incelemesinde ben açıkladım az önce beyan ettiğim gibi. Açıkladığı tüm beyanlar dosyada yer alan diğer kişilerin beyanlarıyla da, özellikle 'un beyanlarıyla da yani bu şekil 11'deki kısmı o işi yapan 'un beyanlarıyla da örtüşüyor.

İsmet Korkmaz Müdafii

, tutuklu da bulunmuyor. Çünkü zaten yaptıkları hiçbir suç da ihtiva etmiyor. Şimdi belirtiği üzerine müvekkile de bu konuda isnat edilen bir suç bulunmuyor iddianamede. Ancak burada değinmek istediğim nokta şurası: Savcılık makamı -ve bunu defaatle söylemek istiyorum- savcılık makamı müvekkile İBB Hanem projesine ilişkin tek bir soru dahi sormuyor. Yani bu sabahtan beri bu karıştırılma hususu daha orada başlıyor. Müvekkil, USOM ile yapılan online toplantılarda İstanbul Senin’e ilişkin ve buradan sızdığı söylenen verilere ilişkin konuların irdelendiği oturumlara da girmiyor zaten. Çünkü kendisinin de beyan ettiği üzere "büyük veri" adına katılıyor. Zaten şimdi şöyle bir şey var; bu toplantılar bir süre alıyor. Bir iş yerinde çalışan herkesin o toplantılara katılması da mümkün değil. Herkes kendini ilgilendiren noktalara katılıyor, bunu diğer Iraz da bu şekilde beyan etti. Misal Kobil var. Kobil de kendini ilgilendiren oturumlara katılıyor. Dediğim gibi İstanbul Senin’e ilişkin oturumlara katılmıyor; uygulama üzerine çalışmadığından katılmıyor. Bu Şekil 11'in konuşulduğu anda toplantıda olmasının sebebi konunun veriyle ilişkili olması ve müvekkilin bu noktada konuyu aydınlatabileceğini düşünmeleri sebebiyle toplantıya müvekkil davet ediliyor. Akabinde müvekkilin de bu işi yapanın olduğunu söylemesiyle, 'un toplantıya davet edilmesi isteniyor. Ve zaten konuyu detaylıca burada açıklıyor. Bu hususları neden anlatıyorum? Burada hala daha iddianamede yer alıyor bu Şekil 11 konusu. İddia makamının USOM toplantı kayıtlarını izlemediğini yine defaatle söyleyeceğim; Durum Tespit Tutanağı'nı okumadığını, İBB çalışanları tarafından oluşturulan bu raporları okumadığını düşünüyorum. Çünkü sanıyorum ki hani en azından bu Durum Tespit Tutanağı çalışanlar tarafından gönüllü olarak hazırlanmış yani safi aydınlatmak için aslında kurumu. Nitekim şöyle bir husus da var, bundan da yine söz ettim: USOM, bu toplantılar sonunda müvekkile teşekkür ediyor. Yani hiç bilmediği bir hususta soruşturma yapmaya gelmiş adeta, müvekkil eğitim veriyor orada bu yetkililere. Bu yetkililer de teşekkür ediyor: "Sağ olun, bizi çok aydınlattınız bu konuda, biz bunu bilmiyoruz" diyorlar. Gerçekten kayıtlar da bu şekilde. Aynı dosyada tutuksuz olarak yargılanan müvekkilim çalışma arkadaşı 'a sorulan soruların tamamı İBB Hanem projesine ilişkin. Dolayısıyla aslında -savcılık nezdinde sorulan sorulardan söz ediyorum- sorulan sorulara binaen durumu doğru şekilde anlatma fırsatı da bulduğu için, en azından dahil olmadığı İstanbul Senin uygulamasına ilişkin sorularla muhatap olmadığından daha makul bir soruşturma süreci geçirmiştir; belki de kaldı ki defaatle belirttiğimiz üzere tutuksuz şekilde bugün yargılanmakta.

İsmet Korkmaz Müdafii

Sayın Başkan, müvekkile ispat edilen suça geldiğimizde; şimdi biraz sonlara atlamak istiyorum çünkü burada yine çok fahiş hatalar var iddianamede. 260'a rica edeceğim. Burada ispat edilen suça geldiğimizde görüyoruz ki ilk olarak şunu söylüyor: "İBB Hanem uygulaması için usulsüz bir şekilde seçim sandık verilerini kaydeden..." Sonrasında şöyle devam ediyor: "İBB Hanem uygulaması içerisinden hukuka aykırı kaydettikleri verilerle konum bilgilerini eşleştiren ve verilerin yurt dışına sızdırılmasını sağlayan" şeklinde tamamlıyor. Bu iki isnadı okuduğumda ben şunu anlıyorum: Dosya oluşturulurken olaylar silsilesi hiçbir şekilde anlaşılmadığı gibi 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu'na da bakılmamış. Şimdi burada iddianamenin tamamen hatalı olarak yer aldığı bu iki isnadı bir kez daha açıklayalım. Öncelikle burada "İBB Hanem uygulaması için usulsüz bir şekilde seçim sandık verilerini kaydetme" cümlesinin müvekkille hiçbir alakası yok. Çünkü müvekkilim ne İBB Hanem’in bir mobil uygulama olduğunu bilmektedir ne de seçim sandık verilerini kaydetme işlemi yapmıştır. Zaten mobil uygulama olduğunu bilmemesi hususu önceki beyanlarında da, soruşturma sürecindeki beyanlarında da sabittir; bir web projesi olduğunu düşünüyor. Nitekim uygulama da değil aslında, yani sadece çalışanlar için oluşturulmuş bir proje. Şimdi zaten bu seçim sandık verisi dediği verilerin muhteviyatını da bir açıklamak gerekir, açıklığa kavuşturmak gerekir. Ancak şunu söyleyelim her şeyden önce: Burada 'nun beyanlarında da açıkça yer aldığı üzere ilgili verilerin veri tabanına yüklenmesi noktasında müvekkilin hiçbir yetkisi bulunmamakta. Yani burada ben fiili bir yetkiden söz ediyorum; sistem ona izin vermiyor çünkü müvekkil veri tabanı ekibinde değil. Zaten bu maillerde de da bunu aslında sorduğum soruyla cevapladı; "Kimin bu yükleme işlemini yaptığı" çok açık ve net. Bu hususta da yine müvekkilin hiçbir bilgisi ve dahli olmadığı çok açık. Burada "kaydetmekten" ne kastedildiğini aslında ben hiçbir şekilde anlamadım. Çünkü sadece bir cümleyle yazıp bir geçme usulü yapmış ancak iddianame bu şekilde olduğu için olasılıkları değerlendirmeyi tercih edeceğim ben de. Şimdi şayet uygulamanın içine bu verileri kaydetmeyi kastediyorsa; az önce söylediğim şey, müvekkilin kaydetme işlemini teknik olarak yapması mümkün değil, sistem izin vermiyor. Eğer burada kaydetme işinden kastettiği uygulamaya kaydetme değil de herhangi bir şekilde bilgisayarlarına kaydetme, telefonlarına kaydetmeyse; bu hususta tek bir somut delil ortaya konamadı, yine çok açık. Müvekkil telefonunun şifresini söyleyerek kolluğa bizzat eliyle vermiştir. USOM soruşturmayı kendi yapmıştır; yani bu hususa ilişkin herhangi bir log kaydı, herhangi bir delil, teknik delil dosyada yok. Böyle bir şey yok. Yani sonuç olarak ben burada "seçim ve sandık verilerini kaydetme" derken nasıl böyle bir suç isnadının buraya yazıldığını aklım almadı.

İsmet Korkmaz Müdafii

Sayın Başkan, hemen akabinde diğer cümleyle devam etmek istiyorum. Burada da diyor ki -sayfa yine 260'ta, ikinci isnat cümlesi-: "Hanem uygulaması içerisinden hukuka aykırı verilerle konum bilgilerini eşleştiren ve verilerin yurt dışına sızdırılmasını sağlayan..." nokta nokta diye devam ediyor. Şimdi bu cümle yine külliyen yanlış; ilk kelimemizden son kelimesine kadar tamamen yanlış. Bir kere demiş ki: "İBB Hanem uygulaması içerisinden hukuka aykırı kaydettikleri..." İBB Hanem bir kere aktive edilmiş bir uygulama değil, bu dosyada yer alan beyanlarda aşikar. Bu salonda şu ana kadar herhalde sanıyorum ki bu cümle 20 kere falan kuruldu. Kaldı ki bu zaten dediğimiz üzere objektif bir gerçeklik. Şimdi tekrardan cümleye gelecek olursam; hiç aktife alınmamış, sadece test aşamasında kalmış bir uygulama kendi kendine veri mi üretiyor da içerisinden bu veriler alınsın? Devamında "Bu kaydettikleri verilerle konum bilgilerini eşleştiren" diyor. Şimdi bu verileri sonradan konum bilgisiyle çarpıştırıp -yine müvekkillerimin kendi jargonu, böyle 'çarpıştırmak' diyorlar- çarpıştırıp yeni bir veri seti elde edildiyse İBB Hanem uygulaması nasıl bir tutuklama sebebi haline gelebilir ki? Yani İBB içerisindeki verileri alıp çarpıştırıp uygulamaya yüklediler; hani bunu mu demek istiyor? Bunu da ben anlayamadım tam olarak. "Verilerin yurt dışına sızdırılması" iddiasına gelince; dosyada buna dair tek bir delil dahi yoktur. Sadece sabah da üzerinde durulan, Dark Web’de (veya benzer platformlarda) yer aldığı iddia edilen bir ekran görüntüsü var. O görüntüdeki verilerin ne olduğu, kime ait olduğu tamamen belirsizdir. Meslektaşım oradaki "Commies" kelimesinin mealini açıkladı. Bir de orada "Powerful Greek Army Represents" (Güçlü Yunan Ordusu Sunar) gibi çok enteresan bir başlık var. İnanın ben de birine kumpas kurmak istesem oraya "Güçlü İmam Ordusu İftiharla Sunar" yazarım. Başlık seçiminde casusluk yaftasıyla arasında çok büyük korelasyon var. Bu sızmaya ilişkin yine tek bir log kaydı ya da bu veriler satma şeklinde sızdırıldıysa banka hesaplarında bir hesap hareketi, telefonda, bilgisayarda bu hususta hiçbir kayıt yok. 'e teknik bilgisinden faydalanmak için sorduk. O da gayet rahat bir şekilde cevapladı. USOM, bu iddianamede sayfa 204'te yer alan listedeki bilgileri istiyor. İBB çalışanları da 12 Ağustos tarihinde bir sabit disk içerisinde bu bilgileri gönderiyorlar. Burada özellikle "güvenlik duvarında açılmış tünel ara yüzleri" diyor. Bu listeye baktığınızda ve "güvenlik duvarının konfigürasyonu" diyor. Yani burada yine bu sızıntıya dair kendi elleriyle bu sabit diski götürüyorlar, araştırmalarını yapıyorlar kurumu aydınlatmak için. Buradan da hiçbir sızıntıya dair hiçbir şey çıkmıyor. Her şey ortada aslında açıkça. Sonuç olarak Sayın Başkan, iddia makamı suç isnadı yaparken, adeta Eylem 13 kapsamında yazılan 68 sayfayı, sanki bir başkası yazmış gibi, burada ezber bozan bir sonuçla suç isnadını nihayete erdirmiş.

İsmet Korkmaz Müdafii

Şimdi müvekkile suç isnat edilen hususları detaylı inceleyecek olursak; olay nasıl gerçekleşiyor noktasına biraz açıklama yapalım. Belirttiğimiz üzere USOM kuruma geliyor 3 Mayıs 2025 tarihinde. Soruşturma bu şekilde başlıyor. Müvekkil bu toplantıların belirttiğimiz üzere sadece kendisini ilgilendiren oturumlarına katılıyor. Bu yapılan USOM toplantıları kayıtlarında görüleceği üzere müvekkil burada sorulan her soruya detay detay cevap veriyor, aydınlatmasını yapıyor. Sonrasında teknik inceleme raporu tanzim ediliyor. Bu toplantıların bitmesi akabinde aslında zaten İBB çalışanları kendileri inisiyatif alarak konuları daha da aydınlatmak ve yardımcı olmak adına bu tespit raporunu oluşturuyorlar. Müvekkilin de altında ıslak imzası var. Dosyaya bu tutanak bayağı, iddianameye girme noktasında bir direnç gösterildi. Sanıyorum aleyhimizde bir delil olduğu için bunun böyle olduğunu düşünüyorum. Bu tutanağın oluşturulma tarihi 11 Temmuz. Bu rapor bir iki gün içerisinde bahsettiğim gibi tarafından USOM'a iletiliyor. Sayın Başkan, burada müvekkil İBB Hanem projesine en başından beri kendisinin anlattığı üzere sadece teknik destek için dahil edilmiş. İtirafçı , bu sözü geçen sandık verilerini müvekkile iletirken "sosyal hizmet verisi" olduğunu defaatle beyan etmiştir. Ancak dosyada yer alan beyanlarına geldiğimizde, müvekkile bu verilerin "sandık verisi" olduğunu, dikkat etmeleri gerektiğini söylediğini beyan ediyor. Ben bu sebeple artık kendisine burada "itirafçı" olarak değil "iftiracı" olarak söz edeceğim kendisinden. Müvekkil işi gereği ilgili işlemin talimatını vermiş, müvekkilden yeni veri seti oluşturmasını talep etmiş. Bu veri setini oluşturma noktasında verilerin hukuka aykırı olarak elde edilebilmesi için, yani bu suçun oluşabilmesi için her halûkarda zaten bu mümkün değil. Ancak biraz bile bu suça işaret edebilmesi için benim müvekkilimin bu verilerin elde edildiği makamda ya da kurumda çalışması gereken... Benim müvekkilim YSK çalışanı değil. Bu bahsettiğim şey aslında tamamen Kişisel Verileri Koruma Kanunu'nun açıkladığı hususlar. Tamamını incelemeye bile gerek yok, ilk 6-7 maddesi bunları anlamak için çok çok yeterli.

İsmet Korkmaz Müdafii

Şimdi seçim günü birileri tarafından -çok varsayımsal bir şeyden söz edeceğim- Excel tutmak suretiyle bu verilerin elde edildiğini biz düşünelim. Tabii iddianamede hani bunların hiçbiri tam olarak değerlendirilmediği için bu varsayımları aslında senaryoları iddianamedeki algıyı anlamaya çalışıyorum tamamen. Seçim akşamı Excel tutarak elde etmiş olsa, bu hani nasıl bir Excel tutmak ki o kadar hengamenin o kadar anlık gelişen durumların içinde güvenilir bir veri elde ediyor ve bu kadar büyük güvenilir bir veri elde ediyor? Bir de onları ellerindeki verilerle birleştiriyorlar. Kaldı ki söz edilen çoğu veri burada zaten İBB bünyesinde mevcut. Kişilerin sandık numaraları eklendiğinde... Yani bu İBB bünyesinde yer alan verilere sadece sandık numarası eklendiğinde bu veriyle tam olarak ne yapılabilir? Burada hani bunu bence düşünmek gerekiyor. Burada savcılık makamı kişisel verileri hukuka aykırı kaydetmenin ne olduğunu da bence tam olarak anlatamamış. "Kaydetmek"ten verileri birleştirmeyi anlıyorsa kaydetmenin bu olmadığı KVKK'da yine çok açık. Yok eğer İBB Hanem'e verileri yüklemeyi anlıyorsa, burada da yine defaatle söylediğimiz üzere hiçbir zaman aktif olmayan bir uygulama. Yine KVKK'da bunun cevabı çok net bir şekilde veriliyor. Yani şunu demeye çalışıyorum, bu şekilde bir veri kaydetme noktasında da kanun bize cevap vermiyor. Yine meslektaşımın dediği gibi, hani ben ona da çok ihtimal vermiyorum ama belki daha farklı bir noktada bir para cezası belki... ama bu da çok mümkün değil.

İsmet Korkmaz Müdafii

Sayın Başkan, belediye hizmetlerinin geliştirilmesi, iyileştirilmesi için vatandaştan belediyeye gelen geri bildirimlerin çok iyi şekilde analiz edilmesi lazım. Yani bu hizmetlerin herkes tarafından, tüm İstanbullu yurttaşlar tarafından verimli şekilde kullanılabilmesi için ve burada tüm yurttaşların eşit şekilde bu hizmetlerden faydalanması gerekir. Dolayısıyla aslında şunu söylemeye çalışıyorum; bu hizmetler vatandaş için sosyal haktır. Yani bu "İstanbul Senin" içinde yer alan tüm o miniapp'lerdeki hususlar birer her İstanbullu için sosyal haktır. İşte aslında İBB Hanem'in de oluşturulmasındaki mantalite tam olarak budur. Müvekkilim bu projenin başlangıç noktasında, geliştirilme süreçlerinde hiçbir şekilde yer almıyor çünkü işi bu değil. Görev tanımı da bu değil aslında. İtirafçı Naim Erol bu verileri gönderme noktasında "sosyal hizmet verisi" derken aslında bir bakıma doğru bir noktaya parmak basıyor, hakkını o noktada yememek lazım ama tabii sonradan buna ilişkin beyan verirken yalan söylüyor. Bu sosyal hizmet amaçlıdır, belediyenin hizmetlerini geliştirmesi, vatandaşa geri bildirimine göre sosyal hak imkanı sağlaması siyasete hani nasıl yön vermek olabilir? Bir belediye hizmeti nasıl siyasete yön vermek olabilir, nasıl bir manipülasyon olabilir? Buradaki korelasyonu ben hiçbir şekilde anlayamadım. Şimdi bir diğer husus; yurt dışında bu verilerin sözde sızdırılması hususu. Buraya biraz daha değinmek istiyorum. İddianame burada da açıkça bir hata yapmış. İddianamede veri sızıntısına ilişkin hususlar "İstanbul Senin" uygulaması için anlatılmış, ancak en sonda gelmiş bunu İBB Hanem kısmına eklenti yapmış. Burada İBB Hanem ile ilgili hiçbir suç isnadında bulunulamayacağı için iki uygulamaya ilişkin karma bir anlatı ortaya koyduğunu düşünüyorum. "İstanbul Senin" kullanıma açık bir uygulama. Yani siz bunu indirebiliyorsunuz. Ben mesela bu dosyaya kadar "İstanbul Senin"i indirmediğimi fark ettim. Sonra merak ettim acaba burada kişisel veriye ilişkin bir eksik husus mu var diye. "İstanbul Senin"i indirdim. Daha sonrasında indirince şunu gördüm: Aydınlatma metni var, açık rıza var, tüm koşullar şartlar her şey eksiksiz olarak yer alıyor. Yani siz bugün hangi uygulamayı indirseniz oradaki yer alan hususların tamamı "İstanbul Senin"de de yine mevcut.

İsmet Korkmaz Müdafii

İddianamede "yeni uygulamalar" olarak zikredilen hususlara da açıklık getirmek gerekir. Örneğin Şehir Hatları uygulaması gibi servisler, İstanbul Senin içerisinde yer almaktadır. Bu sistem şu şekilde işliyor: Şehir Hatları uygulaması bağımsız olarak indirilebildiği gibi, İstanbul Senin içerisinden de erişilebiliyor. İstanbul Senin içinden Şehir Hatları’na tıkladığınızda, uygulama sizi küçük bir onay alarak "Şehir Hatları Mini App"ine yönlendiriyor. Bu geçiş esnasında gizlilik politikası ve kullanım şartları kullanıcıya sunuluyor. Aslında bu durum, kullanıcının tüm belediye hizmetlerine tek bir merkezden, derme toplu bir şekilde ulaşabilmesi için tasarlanmış, İstanbul’da yaşayan ve akıllı telefon kullanan her vatandaş için son derece mantıklı ve hayatı kolaylaştıran bir hizmettir. Veri sızıntısı iddialarına ve İstanbul Senin uygulamasına geri dönecek olursak; bu uygulama milyonlarca vatandaş tarafından aktif olarak kullanıldığı için yurt dışı merkezli teknoloji şirketlerinden teknik destek alınması, bu ölçekteki aplikasyonlar için son derece doğal ve teknik bir zorunluluktur. İddianamedeki varsayımlardan biri, bu teknik destek kanalları üzerinden bir sızıntı olabileceği yönündedir. Ancak az önce de belirttiğim üzere, sayfa 204’te yer alan o sıralı bilgilerin iletilmesi hususunda, bu teknik süreçlerden kaynaklı bir veri sızıntısına dair somut bir bulgu ortaya konulamamıştır. Verilerin "aktarılması" noktasını hukuken değerlendirmek gerekirse; aktarmadan kastedilen, verilerin yetkisiz üçüncü kişilere iletilmesidir. Müvekkilimin, Daire Başkanı ’in talimatı doğrultusunda hazırlanan verileri çalışma arkadaşı İraz Bayrak’a iletmesi bir "üçüncü kişiye aktarım" suçunu oluşturmaz. Hukuken üçüncü kişiye aktarım, verilerin veri sorumlusu veya işleyen dışındaki bir gerçek veya tüzel kişiye gönderilmesidir. Müvekkil veri sorumlusu değil, sistem içindeki bir çalışandır; veriyi gönderdiği kişi olan İraz Bayrak da aynı kurumun personeli olup "üçüncü kişi" sıfatına haiz değildir. İddia makamının ısrarla "sandık ve seçim verisi" olarak sunduğu verilerin niteliğine gelirsek: Bir kamu tüzel kişiliği olan belediyede vatandaşın adı, soyadı, telefonu, adresi ve kimlik numarası gibi bilgilerin bulunması kaçınılmazdır; aksini düşünmek abesle iştigaldir. Savcılık makamının suç isnat ettiği "sandık numarası" gibi veriler ise hepimizin bildiği üzere her seçim öncesinde muhtarlıklarda çarşaf çarşaf asılan, halka açık ve aleni bilgilerdir. İddianame bu verilerin niteliğini yanlış aktararak, sanki gizli ve ele geçirilemez verilere ulaşılmış gibi bir algı yaratmaktadır. Sayın Başkan, iddia makamı doğruluğunu teyit etmeden, adeta "doldur boşalt" usulüyle bu bilgileri arka arkaya sıralayarak bir suç kurgulamaya çalışmıştır.

İsmet Korkmaz Müdafii

Son olarak, iddianamede yer alan Şekil 15’teki tabloya değinmek istiyorum. USOM tarafından İBB Hanem projesinin veri tabanı incelenmiş ve "yönetici yetkisi" bulunan kullanıcıların listesi oluşturulmuştur. Bu liste Şekil 15 olarak dosyaya girmiştir. Görüldüğü üzere müvekkilim bu listede dahi yer almamaktadır. Ancak şunu da söylemek gerekiyor: Bu listenin neye göre oluşturulduğu zaten meçhuldür. Eğer müvekkilim USOM tarafından bu listeye dahil edilseydi, açıkçası buna da şaşırmazdım; ancak listede yer almaması müvekkilimin sistem üzerindeki yetkisizliğini teyit etmektedir. Dosyada delil olarak sunulan tek husus, iftiracı ’in beyanlarından ibarettir. Özgüner beyanında; yerel seçimlerden önce mahalle bazlı veri çalışmaları hazırlayıp, bunu başkanlık yönetim ekibine sunduğunu, bu çalışmayı da "yazılımcı" olarak nitelediği Sezgin ve İsmet’in yürüttüğünü iddia etmektedir. Öncelikle şunu tekrar etmekte fayda var: Müvekkilimin mesleği yazılımcılık değildir; müvekkil bir veri uzmanıdır ve yazılımcılık çok daha farklı bir disiplindir. Özgüner, daha müvekkilimin mesleğinden dahi bihaberdir. Bu çalışmanın yapılması talimatını bizzat vermiştir. Ancak dosyada iddia edildiği gibi bir "seçmen verisi" yoktur; sadece Alo 153 üzerinden gelen vatandaş talepleri, şikayetleri ve bu kişilerin ikamet ettiği ilçe bilgileri mevcuttur. Bu verilerin içerisinde "sandık numarası" veya "seçmen kaydı" gibi bir sütun kesinlikle yer almamaktadır. Bir belediyenin, kendisine ulaşan vatandaşın talebini ve adresini kayıt altında tutması kadar doğal bir süreç olamaz. Sayın Başkan, neticeye gelecek olursak açıklamanın elzem olduğu bir diğer husus da bizce şudur: Burada hem müvekkil hem de iş arkadaşı ’ın emniyet ve savcılıkta alınan beyanlarında ilgili işi tam olarak kimin yaptığını hatırlamadıkları USOM toplantılarında da bu böyle geçiyor nitekim; ya beraber ikisinin beraber ya da her birinin tek tek yapmış olabileceklerini, yani bir paylaşım usulüyle yapmış olabileceklerini ifade ediyorlar. Ancak buna rağmen bu iki kişiye iki farklı tedbir uygulanıyor. Yani burada soruşturma ve suçlama konusu fiil iki farklı şüpheliye aynı şekilde izafe edilmiş, ancak şüphelilere farklı tedbir uygulanmış. Şimdi İBB Hanem projesi üzerinde çalıştırma, geliştirme, bilgi sahibi olma hususlarında tamamen aynı seviyedeki iki şüpheli. Yani hiçbir dahiliyetleri olmayan iki şüpheli. Birine yurt dışı çıkış yasağı şeklinde adli kontrol tedbiri uygulanırken, müvekkile uygulanan tutuklama tedbiri bizi hiçbir şekilde orantılı olmamıştır. Yine İBB uygulaması sorulmuş. Müvekkil böyle bir uygulamayı bilmediğini dile getirmiştir. Söz ettiğim gibi müvekkilin bunu bir uygulama değil de proje olarak ki -yine belirtelim- bu bir projedir; İBB çalışanları için oluşturulmuş bir projedir. Bunu bu şekilde beyan etmiştir.

İsmet Korkmaz Müdafii

Bir de Sayın Başkan, şunu vurgulamak istiyorum: İddianamede sayfa 257’de İBB Hanem uygulaması için "kullanımı neredeyse zorunlu tutulan uygulama" şeklinde söz ediyor. Şimdi hem müvekkil hem artık yine söyleyelim -sabahtan beri 20 kere söylendi dedim- bu uygulama hiçbir zaman aktive edilmiş bir uygulama değil. Dolayısıyla kullanımı zorunlu olmayı bırakın, zaten hiç kullanılmamış bir uygulama. Yani burada şunu söylüyoruz, bir kere daha açıklık getirmek adına: İBB Hanem’in hiçbir zaman App Store’dan, Google Play Store’dan indirebildiğiniz bir uygulama olmamıştır. Zaten oluşturulma niyeti de bu değildir, sadece test ortamında kalmıştır. İddia makamı eylemi açıkladı; 250. sayfada yani eylemi artık sayfalarca açıkladıktan sonra bitireceği noktada dahi böyle bir hata yapmıştır. Bu açık hataların sebebi aslında zaten ne KVKK bağlamında bu bilgilerin doğru olduğu ne de Ceza Kanunu bağlamında böyle bir sonuç oluşmayacağı; bu çok ortada. Zaten sanıyorum ki bu suçsuzluk çok ortada olduğundan sonra şöyle bir şey ekleniyor iddianamede: "Şüpheliler , , , Şide Zehra Keleş'in, ile birlikte CHP binasında bulundukları baz kayıtlarıyla anlaşılmıştır" diyor. Şimdi hangi baz kaydında, hangi gün, hangi saatte bulunmuş müvekkil binada? Az önce sorduk, pardon evet sabah sorduk 'e: "Müvekkili gördünüz mü bulunduğunuz sene CHP binasında?" diye, "Ben görmedim" dedi. Sayın sordu; müvekkili tanımadığını, burada gördüğünü söyledi. Nitekim buraya zaten yerel seçim zamanı şeklinde ya da işte şu yıl yer almıştır şeklinde bir şey de yazılmamış. Hani bu cümlenin buraya sadece müvekkili örgüt suçuna ispat edebilmek için yazıldığını düşünüyorum. Ama işin garip tarafı müvekkile örgüt suçu da ispat edilememiş iddianamede. Dolayısıyla burada hani bu cümlenin hangi saikle, hizmeti de içerir şekilde hangi delille, hangi düşünceyle yazıldığını hiçbir şekilde yine anlamış değiliz.

İsmet Korkmaz Müdafii

Müvekkile atfedilen fiilin suç teşkil etmediği bu denli gözler önündeyken; bu soruşturmanın başladığı güne kadar müvekkil ne bir emniyet binasının ne bir adliyenin ne bir karakolun önünden dahi geçmemiştir. Dolayısıyla biraz kendisi bahsetti, birazcık ben de bahsetmek istiyorum: Müvekkil 32 yaşında, mütevazı bir insandır. Pek şu noktalardan söz etmedi ama gerek çalışkanlığı gerek kendisini geliştirmesi sebebiyle öğrencilere, iş insanlarına mentörlük yapmaktadır. Bunu gönüllü olarak yapmaktadır kendisi. Hatta bu mentörlük noktasında çeşitli üniversite hocalarına dahi mentörlük vermektedir. İşinde yetkin olduğu -yani siz de anlamışsınızdır haletiruhiyesinden- tam bir sayısalcı kendisi. Sözel noktada burada tabii ki heyecanlanıyor, aslında işin başından beri çok heyecanlı. Çünkü takdir edersiniz ki sayısal işlerle uğraşan kişiler bizim kadar kendilerini bu noktada ifade edemeyebiliyorlar. Ancak sayın başkan, müvekkil iyi derecede İngilizce bilmektedir, yüksek lisansını tamamlamıştır. Kendini tamamen çalışkanlığıyla, çabasıyla geliştirmiştir. Yani şunu söyleyebilirim için; bu ülkenin yüz akı bir gençtir kendisi. Keza buradaki teknik ekibin aslında tamamı böyledir. Müvekkil vatandaşa hizmet verebilmek için burada çalışmayı kendisi seçmiştir. Yani gidip yurt dışında bir iş de bulabilirdi ya da iş sürecinde şirketlerden aldığı teklifleri de değerlendirebilirdi. Ancak burada çalışmaktaki niyeti biraz vatandaşa hizmet etme bağlamında böyle bir düşüncesi olmuştur. Zaten sabıka hususuna girmek istemiyorum; söz ettiğim gibi yani kendisi bir karakolun önünden de geçmemiştir. Asıl tüm teknik ekibin de böyle olduğu bence çok ortada. Mesleğinin de kendisinin en faydalı olacağı yaşlarda aylardır burada tutsak. Sayın başkanlar, olayı gerçekten dramatize etmek için söylemiyorum ya da işte "bu sebeplerle tahliye edin" demek gibi bir derdim de yok kesinlikle. Benim tek talebim müvekkilimin suçsuz olduğu için tahliye edilmesidir. Ancak benim bu niyetle söylememem ortada bir dram olmadığı anlamına da gelmiyor tabii ki.

İsmet Korkmaz Müdafii

Müvekkil 7 çocuklu bir aile. En küçük çocuğu, bahsetmiş 7 yaşında. Kendi annesine aynı şekilde... Normalde hayatlarını Erzurum'da sürdürüyorlar ancak kısıtlı da görebilmek için İstanbul'a taşınmışlardır. Müvekkil aylardır tutsak olduğu için hiçbir maddi geliri yok; kirada olduğu evini de boşaltmak zorunda kalmıştır kendisi. Burada annesi ve babası 1+0 bir stüdyo daire tutup hayatlarını burada bu şekilde geçiriyorlar. Kendisi de anlattı zaten: "6 aydır uyuşturucu koğuşunda kalıyorum, 20 kişilik yerde 70 kişi kalıyorum ve yerde yatıyorum" dedi. Kaldığı yer Silivri'nin en ucunda, en tepede, en soğuk bina aslında; İsmet için söz ediyorum. Sayın Başkan, burada büyük bir hak ihlali vardır hem kendisine hem ailesine. Yani burada 9 kişilik bir aileye yaşatılan büyük bir mağduriyet vardır ve artık bu mağduriyetin son bulması gerekmektedir. Sayın Başkan, belki bugün bu akşam değil ama en azından Eylem 13’te yer alan teknik ekip dinlendikten sonra tahliyeye ilişkin bir karar açıklamanızın ben elzem olduğuna inanıyorum. Çünkü siz de beyan ettiniz dün; "en zorlanılan eylem" şeklinde. Haklısınız da ancak sanıyorum ki teknik ekibin anlatımlarıyla artık durumun tamamen aydınlandığını düşünüyorum. Şunu da belirtmek lazım; USOM toplantılarından itibaren yani tamamen yardımcı olma eğiliminde olan bir ekipten söz ediyoruz. Teknik ekibin durumu anlatması için tutuklu kalmalarına da zaten gerek yoktu. Yani tarafımızca çağrıldıklarında gelip buradan yine aynı şekilde, aynı özveriyle her şeyi anlatırlardı.

İsmet Korkmaz Müdafii

Eylem 13’e ilişkin son olarak şöyle bir değerlendirme yapmak istiyorum: İddianamenin tamamına baktığımızda bir suç örgütü ortaya konulmaya çalışıldığı sabit, hepimizce biliniyor. Burada belediye başkanları var, şoförler var, danışmanlar var... 16.000.000 İstanbullunun seçilmiş belediye başkanı var, avukatı var meslektaşımız , çeşitli sektörlerden şirketlerin genel müdürleri, sahipleri var. Teknoloji ayağının boş kaldığını düşünüyorum. Artık bu davanın ve özellikle müvekkilimle ilgili iddiaların içinin doldurulamadığı, "Eylem 13" olarak adlandırılan kurgunun tamamen boş kaldığı gün gibi ortadadır. Sayın Başkan, netice itibarıyla talebimiz şöyledir: Anayasanın 19. maddesi ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ile güvence altına alınan kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı daha fazla ihlal edilmemelidir. Suçun yatarı, infaz hesabı gibi teknik konulara girmek istemiyorum; zira burada bulunan herkes, hatta sanık aileleri bile artık bu hesapları biliyor. Müvekkilimin cezaevinde geçirdiği her saniye, ilk günden bugüne kadar bütünüyle bir hak ihlalidir. İlk andan itibaren yürütülen bu süreç tamamen hukuksuzdur. Teknik ekibin tamamının beyanlarının alınmasıyla birlikte durum artık tüm berraklığıyla aydınlanmıştır. "Eylem 13" çökmüş, iddialar boşa çıkmıştır. Bu aşamadan sonra müvekkilimin tutukluluğunun devam etmesi için hiçbir hukuki gerekçe kalmamıştır. Sayın Mahkemenizden, müvekkilimin tahliyesine karar verilmesini saygılarımla talep ediyorum. Mahkemeniz aksi kanaatte ise, her ne kadar ağır bir karar olacağını düşünsek de, uygun görülecek bir veya birkaç adli kontrol tedbirine hükmedilerek müvekkilimin özgürlüğüne kavuşmasını istiyoruz.

İsmet Korkmaz Müdafii

Bu analiz yapay zeka değerlendirmesine dayanmaktadır. Hatalar veya yanlış bilgiler içerebilir.