Savunma

Metin Bal Müdafii Av. Faruk Emre Akı Savunması

Müdafi savunması·Metin Bal·17 Haziran 2026 · Kaynak

Meslek hayatımın 16. yılında, fakülteden mezun olduktan sonra ilk baktığımız, ilk girdiğimiz dosyalar efendim, Balyoz, Ergenekon, Askeri Casusluk davaları oldu burada. Çok kıymetli meslektaşlarım, meslek büyüklerim de var. Yaklaşık 15-20'ye yakın avukat, bu dosyada da görev alan avukat o dönemde, o dosyada da vardık. O dosyanın da sanık sayıları fazlaydı, evrak sayıları fazlaydı. Doğal olarak savunma stratejisi olarak bütün isnatları çürütmek yerine bazen ufak detaylar sonuca etkili oluyor böyle dosyalarda. Zaten bu kadar kalabalık dosyalar içerisinde savunma yapabilmeniz ve sağlıklı bir savunma yapabilmeniz, hazırlanabilmeniz de imkansız. Kaldı ki tutukluluk incelemenizde söylemiştim, Metin Bey kendisi de size ifade etti; biz ne sebeple olduğunu bilmediğimiz bir şekilde bu kadar yüksek güvenlikli cezaevine aktarıldık. Vardıktan sonra doğal olarak, İstanbul'da bulunan sanıklar ve müdafiler gibi sık sık müvekkillerimizle görüşme imkanımız olamadı ne yazık ki ve çok sağlıklı bir şekilde savunma hazırlayacak bir vaktimiz de olmadı. Keza Metin Bey getirdi, yani evrakların bir kısmı da getirilmesine izin vermemişler Silivri Cezaevi'nden. Aslında evraklar eksik bir şekilde de geldi kendisiyle; yani savunmasını da tam hazırlayabildi diyemeyiz, dosyasına girebilecek evraklar kendisinde yoktu. Sizden bir kere müsaade istedim ve fakat o gün taleplere ilişkin biraz gerginliğiniz vardı. Aslında o gün talebim şu şey olacaktı: 'Günde, haftada 2 saat de olsa dijital materyalleri kullanarak, CD kullanarak, cezaevinde bilgisayara ulaşım hakkını sağlayabilir misiniz?' diyecektik. Ve fakat o dönem biraz daha duruşmaların başıydı, gerginlik vardı; atlandı, gitti. Şimdi efendim, Aylin Hanım oradan giriş yaptı, ben de oradan giriş yaptım; Balyoz, Ergenekon davası. Nüanslar dedik. Oradaki, o davadan aktarıp buraya geçeyim; oradaki bir takım küçük nüanslarla o dosya çöktü. Örnek vermek isterim, hatırlarsanız kamuoyu da çok iyi bilir, hatta o dönem çok fazla manşet olmuştu. Sevgili Serkan Beyler, Yiğit Beyler o dosyada çok emek verdiler. Yani bizim verdiğimiz emek, onların vermiş olduğu emeklerin yanında hiçbir şey değil. Ve fakat o dosyada şöyle bir şey vardı: 'Fatih Camii, Beyazıt Camii bombalanacak, şu olacak, bu olacak' gibi böyle manşet haberler vardı. Orada efendim, bir bu hareketi, bu eylemi icra edecekleri ilan edilen bir hareket icra planı vardı. Güya sanıklar, bizim müvekkillerimiz camiye gidecekler, camide bir bombalama eylemi gerçekleştirecekler, akabinde de toplumsal infial yaratılacak ve bir darbe hazırlığı yapılacak deniliyordu. Bu hareket planında bu eylemin 2010 yılında olacağı söylenmişti efendim. Ve hareket planında şu yazıyor; işte ismini zikretmeyeyim, Emre diyeyim, Emre kendisinin adından söyleyeyim, 'Emre şu vakitte caminin şu kapısına bombayı koyacak, akabinde Menekşe Sokak'tan çıkarak çıkacak, ondan sonra Berrak Sokak'tan geçecek, araca binecek, kaçacak.' Ve bunun 2010 yılında olduğu söyleniyordu, bu eylemin yapılacağı söyleniyordu.

Metin Bal Müdafii

Ben Beyazıt'ta okudum, İstanbul Üniversitesi mezunuyum. Yurdum da oradaydı efendim. Bu evrakları incelerken şeyi fark ettim; bu Menteşe Sokak veya işte Berrak Sokak isimli sokakların ismi Menteşe ya da Berrak Sokak değildi. Biz oralarda büyüdüğümüz için, yani orada yurdumuz, okulumuz orada olduğu için, oranın ismi Darülfünun Sokak'tı. 2012 seçimlerinden önce insanlar okullarını bulamıyor, yaşlılar doğru düzgün işte sokak tarifi yapamıyor diye oranın ismini 2012 yılında değiştirmişlerdi. Ve biz ortaya şeyi çıkarttık aslında: 2010 yılında hazırlandığı iddia edilen bir eylem planının aslında hazırlanmadığı, sonradan delil yerleştirildiği, delil ortaya sunulduğu, sahte deliller üretildiği ortaya çıktı. Yine az önce söylediğim gibi diğer meslektaşlarım da çok bu sahte delillere ilişkin, kumpasa ilişkin bir sürü deliller buldular ve bu küçük nüanslarla önce kamuoyu ikna edildi, yani böyle bir şey olmadığına ikna oldular; ondan sonra siyaset ve politika ikna edildi ve gelinen süreçte aslında bir terör örgütü çökertildi bu ufacık bir nüanstan. Bizim bu dosyamızda da başından beri anlatımımız şu: "Bu dosyadaki, iddianamedeki anlatım dili niye böyle? Bu evraklar niye bu şekilde tasnif edilmiş? Delillere atıflar niye bu şekilde yapılmış; karmakarışık, karmakarışık, karmakarışık..." Biz bu karmaşanın içerisinde kendimize ne isnat edildiğini, hangi suçlamayla karşı karşıya kaldığımızı, nasıl bir savunma yapacağımızı bulmaya çalışırken; aslında belki de bizim bu hengamenin içine düşmemiz ve bunlarla uğraşmamız istenilmiş olamaz mı diye düşünüyorum. Normalde bir 100-150 sayfalık bir savunma hazırlamıştım. Geçen hafta bunların hepsini yırttım, attım. Sonra fark ettim ki efendim; biz müdafiler olarak, sanıklar olarak başından beri iddia makamının bazı, dosyada iddia ettiği bazı şeyleri ön kabulle savunmalar yapıyoruz. Ve bu ön kabule göre pozisyonumuzu alıyoruz, buna göre dilekçelerimizi hazırlıyoruz. Mesela nedir? Bugün nitekim bir evrak girmiş dosyanın içerisine. İBB katılma talebinde bulunmamış, "Bir zarar yok, ortada bir kamu zararının oluştuğunu tespit edemedik" demiş. Bence de öyle, ortada bir kamu zararı yok. Ben tabi burada sadece Kültür A.Ş. özelinde konuşuyorum. Diğer şirket iştiraklerinin ve diğer sanıkların bulunmuş olduğu şirketlerin evraklarını incelemedim. Ve fakat Kültür A.Ş.'nin bütün evraklarını inceledik.

Metin Bal Müdafii

Şimdi tevdi raporundan gidiyoruz. Bakın dikkat ediyorsanız müvekkilin o söylemesi... Sayıştay raporları yok. Tevdi raporu var ve iddia makamı bu tevdi raporunun tamamen içerisindeki bilgilerin doğru olduğunu kabul ederek, bunun üzerinden bir yorumlamayla iddianameyi bir yere oturtmuş. Şimdi biz hangi eylemleri, hangi yılın eylemlerini tartışıyoruz sayın başkanım, ihalelerini tartışıyoruz? 2019, 2020, 2021, 2022, 2023. Tevdi raporlarını incelediniz, bunların içerisinde de rakamlar geçiyor değil mi? İşte "Şu ihale şu kadara verilmiş, işte bu kadar zarar edilmiş, şu olmuş, bu olmuş..." Siz tevdi raporunu okuduğunuzda, tevdi raporunun içerisinde hiç şeyi gördünüz mü? Bu yıllar arasındaki döviz farkının, enflasyon farkının, değişen ekonominin bu rapora yansıtıldığına dikkat ettiniz mi efendim? Yani ocak ayında yapılmış bir ihalenin ödemesi haziran ayında yapılıyorsa bu yıllarda, doğal olarak ortada inanılmaz bir enflasyon oluştu hatırlıyorsanız. Hani dolar 5 liradan 19'a çıktı, KKM çıktı, oradan 12'ye indi. İşte TÜİK %136 enflasyon açıklamış, ENAG enflasyon oranı %182 falan. Yani doğal olarak burada matematiksel bir hata olma payı var. Hani hata yapılmış olabilir. Ve fakat tevdi raporunda biz bunları hiç görmüyoruz, atıf da yok. Yani hani hiç ilgilenilmemiş bunlarla. O zaman biz tevdi raporunun %100 gerçek olduğunu, doğru olduğunu kabulle bir yargılamayı yürütemeyiz, yani sacayağını oturturamayız. Buradan hareketle savunmayı genişleteceğim efendim. Benim müvekkilimin, benim müvekkilime istinat edilen eylemlerde iddianamede 4 sacayağı oturtturulmuş: 1. Tevdi raporları (Sayıştay raporları olmadığı için konulmamış). 2. HTS kayıtları var, baz istasyonu kayıtları var efendim. 3. MASAK raporları var. 4.’te etkin pişmanlıktan faydalanmış sanıklar veya işte tanıkların ifadeleri var. Şimdi bu 4 sacayağının üzerine müvekkilimin hangi eylemi, ilgili suça ilişkin illiyet bağı, işte suça ilişkin menfaati gibi konular hiç açıklanmadan; sadece tevdi raporuna atıf yapılmış, HTS kayıtlarına atıf yapılmış, MASAK raporuna atıf yapılmış ve altına da şablon halinde insanların ifadeleri yapıştırılmış ve " sorumludur" denmiş efendim. Yani şöyle bir şey yok: " şu ihalede şu şekilde bir hareket, hareket tarzında bulunmuş; şunu amaçlamış, bunu yaparken şu kişiden talimat almış, bunda böyle bir menfaat elde etmiş ve böyle bir sonuç doğmuş" gibi bir anlatım yok. Doğal olarak bizim neyle suçlandığımızı anlayabilmemiz veya buna ilişkin bir savunma yapabilmemiz de çok kısıtlanıyor. Şimdi Ceza Muhakemesi Kanunu 160'ta (siz bizden daha iyi biliyorsunuz) bir suç şüphesi var. Savcı, emrindeki kolluk vasıtasıyla lehe ve aleyhe delilleri toplar der. Lehe delillerin toplanmasını geçtim; bu dosyamızda (şimdi siz evrakları da sunacağım, hatta şöyleyim...) bu dosyamızda sanıklar arasında aleyhe delil yarışması da var efendim. Şimdi ilk 2 sayfaya bakınız lütfen. İlk 2 sayfada sizlerin de söylediği HTS baz istasyonları raporları sunulur.

Metin Bal Müdafii

Saygıdeğer hakimim, benim bu dosyada tutuksuz sanıklarım da var. Orada ilk sayfada Hasan Erkan Kabakçı, benim tutuksuz müvekkilim. Bakın orada HTS raporunda şey yazıyor: "Hasan Erkan Kabakçı hakkında yapılan HTS raporu araştırmasında 300 metre yarıçap baz alınarak HTS kaydı alınmıştır" veya 500 metre yarıçap, tam hatırlamıyorum orasını. Metin Bey'in evrakına baktığımızda HTS çapında, bu araştırmasına baktığımızda Metin Bey'de de 300 metre yarıçap yazıyor. Şimdi bunun bir standardının olması gerekmiyor mu saygıdeğer hakimim? Yani aynı dosyada yargılanan sanıklar (Metin Bey de aynı dosyada yargılanıyor, Erkan tutuksuz, Erkan da aynı dosyada yargılanıyor) bir standart olmadan birindeki HTS raporlarında 300 metre yarıçapla bir rapor hazırlanırken, diğerinde 500 metre yarıçapla bir rapor hazırlanıyor. E o halde bunun bir standardı yoksa biz istediğimiz kişiyi istediğimiz kişiyle ilintili hale getiremez miyiz? Yani örnek veriyorum; Ekrem Başkan’ı o zaman biz istersek (yani bu yarıçapı büyütebiliyorsak böyle kafamıza göre) Ekrem Bey'i istediğimiz kişiyle ilintili hale de getirebiliriz o zaman. O yani herkesi herkesle lokasyon olarak da aynı yere koyabiliriz, iletişim olarak da aynı yere koyabiliriz. Ve fakat biz yargılamanın başından beri bu HTS raporları ve baz istasyonu raporları üzerinden bir yorumlama yapıyoruz. Sorularımızı buna göre soruyoruz, savunmaları buna göre alıyoruz. İddia makamının böyle bir fahiş hata yapması ve temelini buna oturtmuşken bu hataları yapması kabul edilebilir bir şey mi efendim? Nasıl sıhhatli bir savunma veya bir yargılama yapılabildiğinden bahsedeceğiz biz şimdi? Bir de sizler de bakıyorsunuz, ağır ceza hakimisiniz. Bizler de hayatım boyunca ceza yaptım. Yani bana senet getirseniz, başka bir şey getirseniz anlamam ne olduğundan. Şimdi şeye de bakıyoruz; uyuşturucu dosyalarına da bakıyoruz, adam öldürme dosyalarına da bakıyoruz. Doğal olarak oradaki HTS raporlarına da bakıyoruz. Bunun makulü, büyük metropollerde efendim 100 metredir. Biraz daha küçük, yani baz istasyonlarının daha az olmuş olduğu ilçe, nahiye, köy, kasaba gibi yerlerde 300 metredir. Baktınız hiç şey yok, ne onun ismi, bir ikamet yok, bir yerleşim yok, bir mahalle yok, şu yok bu yok; orada da 1.000 metreye kadar çıkabilmektedir. İstanbul gibi bir metropolde, yani büyük bir metropolde, yani burası bir anakent, burası ülke kadar büyük bir yer, her yer baz istasyonu kaynıyor. Niye 300 metre yarıçap veya niye 500 metre yarıçap bu insanlar hakkında böyle bir araştırmaya gidilmiş? Bir kere bu, bu, burada bir sakatlığımız var. Şimdi tevdi raporuna ilişkin dün beyefendiler; Aynur Hanımlar, Afşin Beyler zaten bilirkişi raporu sundular. Orada da bir zaten şeyimiz var, sakatlık durumu var. Saatli olmadığını görüyoruz. En azından yeni bir rapor alınması, en azından bir yeniden bir bilirkişi görüşü alınması gerektiği ortada. Değil mi efendim?

Metin Bal Müdafii

Akabinde orada, sayfanın arkasında şeyi de göreceksiniz müvekkilim hakkında; bir de MASAK raporumuz vardı bizim dosyada. MASAK raporu ne diyor? Araştırma yapmış, "2024 yılında iki tane daire almış." yazmış. Tamam. Şimdi suçlamalara bakıyorsunuz; bir menfaat elde edildiği iddia ediliyor. Ondan sonra, kendisi reklam şefi olarak dosyada zaten yazılmış. Oysa reklam şefi değil, reklam işleriyle alakası yok. E zaten şeyin başı, operasyonun başı haberlerde "Yüzyılın operasyonu, reklam, billboardlar, reklam, reklam, reklam..." E oradan da bir önyargı var. Ve bir bakıyorsunuz, "2024 yılında iki tane de ev var." yazıyor MASAK'ta, "2024 yılında almış." Aaa kafa oturuyor. "He, bu adam demek ki bir şey yapmış, zenginleşmiş, 2024 yılında ev almış." E rapor hatalı efendim, MASAK raporu da hatalı. Dosyaya bir şey koydum; evlerin kredi ödemesine ilişkin arkaya makbuzu koydum efendim. Şimdi ipotekli ev müvekkilimin mi olmuş oluyor? Hayır. Siz de biliyorsunuz; %10 bir ev alacağınız zaman %10 şeyini ödüyorsunuz, peşinatını ödüyorsunuz, ondan sonra bütçeniz dahilinde ne yapıyorsunuz, onu krediye bağlıyorsunuz, taksit taksit ödüyorsunuz. E eşi şimdi kendisi söyledi daha demin savunmasında, "Ben doğduğumdan beri aynı evde oturuyorum." dedi. Yani hayatı boyunca kira vermemiş bir adam, eşi emekli olmasına rağmen hala çalışan bir adam, kızları üniversiteye gitmişler. Şey düşünmüşler: "Ya kızımız üniversiteye gitti. Yarın bir gün bir kızın geliri olsun, elimizde avucumuzda ne varsa bir kıza bir tane gayrimenkul alalım." Hatta hikaye de şöyle; aslında 3+1 alacaklar, orada alacakları adam şey demiş: "Abi" demiş, "3+1 alma, madem oturmayacaksın, kira geliri elde edeceksen 1+1 al, iki tane 1+1 al 3+1 alacağına, en azından kiraya fazla verirsin." Cevap akıllarına yatmış, kafalarına yatmış efendim, bu şekilde bir yatırım yapmayı uygun bulmuşlar. Ve aldıkları eve ilişkin zaten yazıya da bakabilirsiniz, yani tapuya da yazıya bakabilirsiniz, bankalara da yazıya bakabilirsiniz. Hatta orada dekontlarda ödediğimiz bankanın şeyi de var, ismi de var, oraya da yazı yazabilirsiniz, görebilirsiniz. Peyderpey de ödüyorlar. E şimdi ama MASAK şimdi böyle bir rapor hazırlayınca gazeteler "Şey" diye çıkıyor: "Bunlar bu işi yapmışlar." Önden bir suçlama, yaftalama... E namusuyla, şerefiyle çalışmış bir insansa bu kişi, bunun bunu nasıl atlatacak efendim? Yani bunu nasıl bir açıklayacak? Bir kere yapıştırıyorsunuz, geçiyor. E gazeteci arkadaşları şimdi tenzih ediyorum herkesi tabi ama önemli olan manşet. Yani orada bir ilgi çekmeleri lazım, hani gerçek neyse. Okay. Tamam ama aslında önemli olan manşet, manşeti yapıştırdınız.

Metin Bal Müdafii

Şimdi tevdi raporu sakat, HTS baz kayıtları sıkıntılı, MASAK raporu yanlış. Şimdi gelelim etkin pişmanlık ve tanık anlatımlarına o zaman. Şimdi bir takım bir kısım tanıklar zaten şeyden geçti, beyanlarından vazgeçti, çok önemli değil. Ve fakat diğer tanıkları nasıl, yani Metin Bey'in neden tutuklu olduğunu biliyorum, açık konuşayım. Metin Bey, 'un ifadesinden dolayı tutuklu. Ve 'un ifadesine bakalım. şüpheli bu dosyada. Bu dosya bir örgüt dosyası olarak başladı. Avukatsız ifadesi alınmış. Bütün ifadesi avukatsız efendim. Ne kadar hassas davranılması gereken bir dosya. E bu arkadaş kiminle ilintili? Hayatımız boyunca tanımıyoruz, etmiyoruz, duymadık da basından öğrendik, Pano Sorumlusu ile ilintili bu arkadaş. Ne diyor bu ? "Ben 2024 yılında Kültür A.Ş. ile çalışmaya başladım" diyor. Şimdi bakın, suçlamaları kabul etmiyorum; gerek müvekkilim adına gerek diğer sanıklar adına. Çünkü bir kamu zararı yok ortada. Ve fakat iddianameye baktığınız zaman efendim; 79, 80, 81, 82, 83, 84, 85, 86, 87, 88, 89... hepsi 2024'ten önce. E peki müvekkilime bu suç istinat edilirken ne şey yapılmış altına? 'un ifadesi konmuş. 'un 2024'ten önceki şeylerden, ihalelerden bilgisi yok ki. 2024 öncesi ihalelerde yok ortada yahu. Bu adam zaman makinesi mi buldu efendim? Geriye dönüp buna ilişkin beyanda mı bulunacak? Peki iddia makamı buna niye dikkat etmiyor? Yine söylüyorum bakın; iddianameyi okuduğumuzda Metin Bey'in yapmış olduğu eylemlere ilişkin bir anlatım yok. Sadece etkin pişmanlıktan yararlanmış kişilerin beyanları var, MASAK raporu var, işte tevdi raporuna atıf yapılmış, ihalelerde imza atmış deniyor. Şu an Kültür A.Ş.'de bulunan yetki ve sorumluluk olarak en alt kademedeki kişi 433. günde karşınıza çıktı. Belki beraat vereceksiniz yargılamanın sonunda, belki bir ceza vereceksiniz bilemiyorum. O sizin vicdanınız, hakkaniyetinize, değerlendirmenize bağlı. Ve fakat bu şekilde bir yargılamada böyle bir hukuk olmaması lazım. Ek şey, savunma istediniz daha demin. Şimdi bakalım. Aynur Hanım gitti şimdi, kendisi de söylüyordu, biliyorsunuz bu aslında bu ek savunma istediğiniz suçlar da asliye cezanın konusu. E asliye cezanın konusu, 1.5 yıldır, neredeyse geçmiş, adamlar hala tutuklu. Niye tutuklu? Örgütten dolayı tutuklular. Peki bu dosyada Ekrem Bey eğer ana, özü olmasaydı ve Metin abi ve Metin Bey gibi diğer bürokratlar, memurlar benzer şekilde başka bir dosyada yargılansaydı, bir gün bile tutuklu olurlar mıydı efendim?

Metin Bal Müdafii

Yani yeri geliyor uyuşturucu dosyalarında ilk celsede müvekkilleri tahliye ediyoruz, 6 ayda, 5 ayda tahliye ediyor mahkemeler. Yanı sıra Daltonlar, Maltonlar bilmem neler, çeteler, kumpaslar, silahlı şeyler var; her, her geldiğinde tahliye duyuyoruz mahkemelerde. Ne oluyor Sayın Başkan? Burada biz kendi derdimizi anlatmaya çalışıyoruz. Sayın iddia makamı gitti, daha demin savcımız şeyi sordu, yani soracak tabii ki sorularını. HTS kaydını sordu. İşte ’la niye bu kadar çok? Bir kişiyle HTS kaydının olması bir suç örgütüne iltisak, bir suç örgütünün amacına ortaklık, bir suça iştirak manasına mı geliyor? İçerik var mı efendim? Biz örgüt olsak... Örgüt mü madem? Peki, bizim bugüne kadar görmüş olduğumuz örgüt dosyalarında neyi görüyorduk? Tapeleri görüyorduk, fiziki takip görüyorduk, gidip takip görüyorduk. Ne bileyim, dijital kayıtlardan bir şey görüyorduk. Bu, bu örgüt dosyamızda ne tape var, ne dijital içerik var. HTS kaydını soruyor sayın savcımız. HTS kaydımızı soruyor da içeriği ilişkin bir somut bir şey yok elimizde. Bırakın somutu, şüpheye ilişkin bir şey var mı elimizde Metin Bey'in bir örgütle iltisakının olduğu, bir örgütsel faaliyetin içerisinde olduğuna dair? Adamın zenginleşmesi yok. Dolandırıcılık isnadında bulunuyoruz. Menfaat olmadan, yani dolandırıcılık suçunun şeyi menfaat. Kitaplardan bildiğim menfaat. Ya da örgüt menfaati olmadan niye işlemiş resmen dolandırıcılık suçunu veya işte atıyorum ihaleye fesat suçunu? Artık değişecekse de veya diğer suçun ne diyecekler, diğer suçlara ilişkin. Baktığınız zaman burada bir böyle bir girdap var, biz olmayan bir şeyle suçsuzluğumuzu kanıtlamaya çalışıyoruz. Ve bize burada tutuklu bulunmamıza sebep olan delillerin hepsi sakat. Bir tane şey yok. Ya dolandırıcılık olması lazım Sayın Başkanım, savcılığın bir şüphesi olur. Ondan sonra yargılama sırasında eğer ortada bir suç varsa o şüphe güçlenerek, hani yargılamayla birlikte deliller, şeyin delilleri ortaya çıkar, yeni yeni şeyler güçlenerek gider. Siz de kafanızdaki şüphe ortadan kalkar hakimlerin, kanaate dönüşür. Ondan sonra bir ispata dönüşür, ondan sonra bir hükme dönüşür. Şimdi bizim bu yargılanmamızda, bizim başlangıçtaki şüphelerimiz aşağı doğru iniyor. Mağduriyet daha fazla artıyor efendim. Şimdi olduğu pozisyon, konum, Kültür AŞ içerisinde müvekkilimin, karar verici değil. Uygulayıcı. bir takdir hakkı yok. Memur, memur. Teşbihte hata olmaz, yanlış anlamayın lütfen, sadece hani anlaşılması açısından söylüyorum. suçu sabit olan birini rüşvetle tahliye eden bir hakimi düşünelim. Yargılama sırasında gitti dedi ki "Beraat". Şimdi bu bir şey olmuyor. bir sonuca bağlanmıyor, bunun bir geçerliliği olabilmesi için şu olması lazım: Hakim beraat dedikten sonra mübaşirin o kararı yazması lazım. Mübaşir o kararı yazdıktan sonra kalem memuresinin o kararı taraflara tebliğ etmesi lazım. Bu tebliğ edeceği sırada belki personel yoksa mübaşirin de yardımıyla postaya vermesi lazım. Değil mi? aslında orada suç iradesi o memurlarda yok. Ve fakat burada o memurları sorumlu tutabilir miyiz? Bakın şey demiyorum, yanlış anlaşılmasın bu örneği verirken; Kültür AŞ'de bir suç işlenmiştir, eylemlerin içerisinde bir suç unsuru vardır, yanlış anlaşılmasın. Sadece müvekkilimin konumundan örnek vermek için bunu söyledim efendim.

Metin Bal Müdafii

Müvekkilimle aynı pozisyonda olan, hemen hemen yani şey olarak söylüyorum, unvan olarak değil ama şirket içerisindeki konumundan bahsediyorum, 'nu tahliye ettiniz. Onun ifade, ifadelerini doğru kabul ettiniz, yeterli buldunuz, tahliye ettiniz. E müvekkilim aynı pozisyonda hala tutukluluğu devam ediyor. Şimdi efendim karar verenlerle uygulayıcıları ayırmak zorundayız. Yani bu şüpheyle olacak bir şey değil, bunun somut, ispatlanabilir olması lazım. Bir suç varsa ortada, o şüpheyle, kanaatle, şununla bununla olacak bir şey değil. İnsanların hayatlarından çalınıyor. Bu insanların çoğu 50 yaşların üzerindeki insanlar. E hani Fatih Altaylı da şeyde söylüyordu, tahliye olduktan sonra söylüyordu; "Yani daha önümde kaç yaz var bilmiyorum ailemle geçirebileceğim" diye. E öyle düşünün. Yani hani biz böyle biraz mesleki bir deformasyon oluyor, insanlar sayı, tutukluluk, hüküm, hani yıllarca bunun içerisinde olduğumuz için biz çok etkilenmiyoruz, hakimler, avukatlar, savcılar çok etkilenmiyor ama çok uzun günler efendim bunlar ya. İnsanların hayatları var. Aileleri var. Bir erkek için belki de en maksimum verimli olacağı yaş, yani çocuğunu üniversiteye göndermiş, kariyeri oturmuş, aile ilişkisi güzel, tam böyle hayatın tadını çıkaracağı dönemde bu insanlar cezaevindeler. Neden cezaevindeler? Avukatsız ifadesi alınan bir adamın beyanı üzerine cezaevindeler. Adam üç kere gitmiş efendim, denilen kişi. Üç kere ifadeye gitmiş. Şimdi bir konu hakkında bilginiz var ve hatta bir suç konusu hakkında bilginiz var hep. Değil mi? Buna devlete faydalı olmak istiyorsunuz. Bu konu hakkında bildiklerinizi anlatmak istiyorsunuz. Gidersiniz savcılık makamına Savcılık makamı. Anlatırsınız. Savcı Bey sorular sorar size. Orada Savcı Bey'in sorularına karşılık yeni cevaplar verirsiniz. Çıkarsınız, evinizde gidersiniz. Unuttuğunuz bir şey mi var veya bir belge mi sunmak istiyorsunuz? İkinci defa gidersiniz. Dersiniz ki: "Ben bunları unuttum. Bunları da koyalım." dersiniz. Üçüncü defa gidecek ne olmuş olabilir? 3 kere gidip de Savcı Bey'e ifade verecek nasıl bir zihin yapısı olmuş olabilir efendim? E burada, burada bir şey yok mu sizce? Garip bir durum yok mu? Ve 3. ifadesi de avukatsız kalınıyor. Burada hatta avukat, avukatsız alması zaten facia da avukatla alınan ifadeleri de biliyoruz. Yani orada gördük neler olduğunu, hani hangi avukatların ne şekilde davrandıklarını. Şimdi şey yok, kamu zararı yok. Kütür A.Ş.'nin yapmış olduğu eylemlerin içerisinde kamu zararı yok. E hatta bunu şey de yaptık, halihazırda Kütür A.Ş.'de çalışan arkadaşlara da sordum. "Arkadaşlar var mı bir kamu zararı? Var mı bir kamu zararı? Çünkü savunma yapacağız. Yani yanlış bilgi de aktarmak istemeyiz." Kamu zararı yok efendim. HTS suç değil, iletişimi gösteren bir şey.

Metin Bal Müdafii

Hukuk görev zincirlerine göre değil, iradeye göre belli olur, irade. Burada bir suç işleme iradesini ispatlayabiliyor muyuz? Bu da yok. E zarar yoksa menfaat yok, menfaat yoksa dolandırıcılık suçu yok, örgüt suçu yok. Yani aslında tüm savunma bu. Ortada bir zarar yoksa menfaat yok, menfaat yoksa dolandırıcılık suçu ve örgüt suçu yok efendim. Bu insanlar örgüt ve dolandırıcılık suçundan tutuklanıyor Para yok. Bu, bu dosyada önce suçluyu aramışız sanki de sonra delil topluyormuşuz veya çok da delillerin umurumuzda değilmiş gibi geliyor yani. Hani bence zaten bu dosya şeyin dosyası değil. "E hüküm verelim de insanları tutuklu bırakalım." dosyası değil. Bence bu dosya "İnsanlar tutuklu kalsınlar, hani hükümle tutuklayalım, hükmen tutuklayalım." dosyası değil. Bu dosya şey için, elimizde tutuklu kalacakları bir şekilde hazırlanmış gibi geliyor nedense bana. Çünkü tanıklar geri dönüyor beyanlarından, baktığınız zaman. Beyanlar değişiyor. İddialar doğrulanmıyor. Daha doğrulanabilen, ispatlanabilen bir iddia bir tek çıkmadı. Bir de size şeyi söyleyeyim, mesela hani komik bir durum bu. Kartalla şahin de göç ediyormuş efendim yani bunu öğrendik. Çünkü bizim emniyet sorgusunda bize 2 tane gizli sanık sordular, kartal ve şahin. İddianamede yok. Emniyette bunu sordular, savcılıkta da sordular. İddianamede kartal ve şahin yok ve bu kartal şahin yüzünden bizim Murat Bey, 'la şey yapmaya çalıştılar, irtibat haline getirmeye çalıştılar. Allah'tan oradan HTS kayıtlarına baktık, baz istasyonu kayıtlarına baktık da 'la herhangi bir ilişkimiz bulunmadığını şeyde söyledim ben emniyette. Sonra savcılıkta da söyledim efendim, ondan sonra kartal ve şahin ortadan kayboldu yani. 'la ilgili kısım da bizimle, bizimle alakalı kısım da ortadan kayboldu yani. Hani böyle de bir durum var.

Metin Bal Müdafii

Ceza yargılamasını ihtimallere göre yapamayız. İnsanların hürriyetini ihtimallere göre çalamayız. Bu kadar insanı bu kadar süre tutuklu bulundurmamıza gerek olacak bir pozisyon yok. Şundan yok: Velev ki ceza verdiniz. Herkese ceza verdiniz, yüksek cezalar verdiniz. Türkiye Cumhuriyeti Devleti çok güçlü bir devlet efendim. Yani biz ayağı, kimsenin ayağına taş değmesin. Allah acımızı eksik etmesin, her gün haberlerde görüyorsunuz. MİT gitti İspanya'dan adamı aldı. İşte gittiler işte bilmem neler, Paraguay'dan adamı getirdi. İşte kırmızı bülten çıkardılar şunu yakaladı. Yani bir kişinin infazı var ise emniyetimiz, kolluk güçlerimiz bu adamı buluyor Allah'a şükür, getiriyorlar. Ülkemiz de güçlü yani bu noktada. Hani şeyi, şey gibi oldu hani dolaylı vergi bizde vergileri önceden alıyoruz ya elinden. Araba alıyorsunuz, 2 vergi veriyorsunuz çünkü milletten vergi tahsil etmek çok zor. Artık böyle hukuk da şeye döndü: Biz önceden bir cezasını keselim, bir yatsınlar cezasını ondan sonrasına bakarıza döndü yani. Bu adalete olan güveni sarsıyor. Şeyi de söyleyeyim yani, geçen gün istatistiklere baktım, avukat meslektaşlarımızla konuşuyorum. Dünyada en çok cezaevinde tutuklu ve hükümlü bulunan 5. ülkeyiz 400.000 kişiyle ve bu şey oranla yapılmamış bir, nüfus oranına göre yapılmamış. Yani 1. sırada Amerika var ve fakat Amerika'nın zaten 300.000.000 nüfusu, 300-350.000.000 nüfusu olduğu için çok normal. Biz, bizde 420.000 kişi falan şu an tutuklu ve hükümlü cezaevinde. Bitiriyorum. Müvekkilim 14 ay tutuklu kaldı. 14 ay. Deliller toplandı, bana göre yani. Kalacak zaten bir şey olamaz, farkındasınız. Yeni delil de zaten dosyaya da girmiyor, her şey konuşuldu. Bu kaçma şüphesi yok, sabit ikametgah var, çok öyle artık hani göçebe toplumda değiliz, herkesin sabit ikametgahı var. Biz avukatlar olarak niye bunu bir şey olarak sunuyoruz bilmiyorum ama her an sabit ikametgah var, kaçma şüphesi, adli sicil tertemiz bir adam, yani 1 kuruş cebine para girmemiş, ispat edilememiş. Bak yine size söylüyorum.

Metin Bal Müdafii

Müvekkilimin tutuklanmasına ve yargılanmasına sebep olacak her şey şu an 5 dakikada, 10 dakikada, kaç dakika oldu bilmiyorum, savunmam. Çok detaylara girmedim. Şurada 60-70 sayfa daha anlatırım. Aynur abla gibi anlatırım, Ali Rıza abi gibi anlatırım. Uzun uzun anlatırım. Siz burada yorulursunuz, sıkılırsınız, görüyoruz biz de sizleri, haklısınız da yani, hep aynı şeyleri duymaktan. Ve fakat hani derdimizi bu kadar kısa şeyde anlatabildiğimizi düşünüyorum yani çok da böyle detaya girmek istemiyorum. Bir yandan da şeyden de 18'inde şey yapacağınız için inceleme yapacağınız için Ramazan Bey de savunması başlasın istedim. Kendisini tanımıyorum müvekkilin ama yani yazık yani insanlar da en azından savunma yapsınlar. Belki ona göre şeyiniz değişir, bakış açınız değişir. Şimdi eylemler kısmından çok kısa bir bahsedeyim. Dediğim gibi, bize... Bize eylemlerden sorumluluk yüklerken ’un beyanı sebebiyle sorumluluk yüklüyorsunuz. 2024 öncesi ihalelerde lütfen buna dikkat ediniz efendim. ’la alakalı beyanlar, ciddi alınmasın lütfen. Yani iddia makamının maddi hatası 1 değil, 2 değil, 10 değil, 20 değil. Bilerek mi yapıyor, bilerek mi yapılıyor, Metin Bey’e ne diyecekler onu da bilmiyorum ama... Hani bu eylemlerin içerisinde bir örgütün olmadığı, örgütsel bağlantı olmadığı, yatay hiyerarşi... Yani normal örgütte dikey hiyerarşi olması gerekiyor. Yatay hiyerarşi içerisinde ilişkilerin kurulduğu, bir menfaat olmadığı açık. Dolandırıcılık suçunun olmadığı açık. Müvekkilim hakkında herhangi bir ihmal olduğunu düşünüyorsanız da bu Türk Ceza Kanunu’nun 30. maddesinde yer alan hata ihlalinden bir değerlendirme yapılması gerektiğini düşünüyorum. İddia makamı ispatlasın, müvekkilimle eğer şey varsa. Ortaya delilleri koysun. Bir suç durumu varsa, bir eylemlerden sorumlu varsa ortaya koysun. İki, şeyi de atlıyoruz: Hukuki sorumlulukla cezai sorumluluk arasında fark var. İddia makamı bunu bilerek yaptığını düşünüyorum. O teftiş raporlarını sanki bir ceza hukukuna ilişkin bir bilirkişiymiş gibi adamların yapmış olduğu aktüeryal, yapmış olduğu yorumları ciddiye alarak yargılama yapamayız. Meramımı anlattığımı düşünüyorum. Yazılı teknik savunma sunacağım yarın itibariyle, bu akşam itibariyle. Orada da sizi çok boğmak istemiyorum. Okursunuz zaten, siz okuyorsunuz zaten dilekçeleri. Teşekkür ederiz bu arada. Bu da bizim için iyi bir şey. Yani hani verdiğimiz dilekçelerin okunması en azından önemli, bizi ciddiye aldığınızı veya bunu önemsediğinizi gösteriyor, sanıkların durumunu. Onu söyleyerek teşekkür ediyorum efendim. Eğer sormak istediğiniz, açıklamamı istediğiniz başka bir husus varsa açıklayabilirim. Müvekkilimin tahliye edilmesini talep ediyorum yarın itibariyle. 420 gün çok uzun bir süre insan hayatı için. Teşekkür ederim, sağ olun.

Metin Bal Müdafii

Bu analiz yapay zeka değerlendirmesine dayanmaktadır. Hatalar veya yanlış bilgiler içerebilir.