Savunma

Serhat Kapki Müdafii Av. Ziya Ergin Savunması — Gün 41 (21 Mayıs 2026)

Müdafi savunması·Serhat Kapki·21 Mayıs 2026 · Kaynak

Sayın Başkan, savunmama başlamadan önce kısa da olsa fazla vaktini almak istemiyorum insanların. Burada bayram üstü tahliye olmayı bekleyen, savunması yapılsın isteyen hasta tutuklular var. Hızlıca tutuklanma sürecinden bahsedeceğim tekrara düşmeden. Müvekkil kendisi de anlattı, 19 Mart'ta gözaltına alınmıştı ve 4 gün boyunca nezarethanede kaldı. Bunun üzerine savcılık tarafından yapılan uygulamalara, o dönem yaşadığımız ihlallere kısaca değinmek istiyorum. Yani dosyada gizlilik vardı, bu gizlilikten bahsetmeyeceğim. 4 gün boyunca İstanbul'da ilan edilen fiili bir OHAL söz konusu idi. Biz 4 gün boyunca müvekkilimizi göremedik. Dosya hakkında bilgi sahibi olmayı bırakın... Ha bu arada dosya hakkında bilgi sahibi insanlar vardı, biz de televizyonlardan bilgi sahibi oluyorduk. Ne vardı? İBB'ye yönelik bir operasyon söz konusuydu. Sayın 'na yönelik bir operasyon söz konusuydu; bunu biliyoruz, televizyondan görüyoruz. Ama müvekkille bu 4 günün sonunda görüştüğümüzde, oturup birbirimize şunu sorduk: "Biz bu operasyonun neresindeyiz? Bize ne sorulabilir?" Yani müvekkile soruyorum: "Belediyenin kapısından geçtin mi? Bir ihale aldın mı?" "Yok." "Hasbelkader bir işin düşmüştür?" "Yok." Biz, "Biz neden buradayız?" sorusunun cevabını aradık müvekkille oturup.

Serhat Kapki Müdafii

Nihayetinde müvekkilin ifadesi alındı, ilk ifadesi önünüzdedir zaten. Bu soruşturmaya dahil edilmesini gerektirecek tek bir şey sorulmadı müvekkile. Ve müvekkil, savcılık tarafından suç örgütü kurma, yönetme, üye olma, rüşvet verme ve rüşvet alma suçlarından tutuklamaya sevk edildi. Nihayetinde 12. Sulh Ceza Hâkimliği tarafından da adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı. Peki sonrasında ne oldu? Müvekkil 17 Haziran'da yeniden ifadeye çağrıldı. Bu geçen 3 aylık zaman diliminde ne olmuş olabilir? Gerçi meslektaşım da uzun uzun anlattı neler yaşandığını, bu 3 aylık süre zarfında kimlerin ifadesinin alındığını. Ben de kısaca değineyim. Görevi, soruşturma aşamasında lehte ve aleyhte tüm delilleri toplamak olan savcılık yeni delil mi topluyor? Savcılık, müvekkilin tutuklanmasını gerektirecek bir delil toplamamıştır Sayın Başkanım. Savcılık adeta müvekkili tutuklamak için delil üretmiştir. Bunlar; "Ben sahte fatura işi yapıyorum" diyen, suç işlediğini iddia eden, tırnak içinde tanık diyorum ama Furkan Yalçınkaya'nın ifadesiyle yönlendirildiği açık olan bir etkin pişmanlıkçı Güngör Gülman'ın ifadelerinden ibarettir. Müvekkil bu iki kişinin beyanlarıyla tutuklandı.

Serhat Kapki Müdafii

Furkan Yalçınkaya'yı zaten biraz olsun tanıdık. isimli kişinin itirafçı olmasıyla beraber bir anda dosyamızda tanık olarak beliren ve suç ikrarında bulunan birisi. İfadesini okuduğumuz zaman gaipten sesler duyduğu anlaşılmakta ve bir anda da hakkında net bilgiler hatırlamakta. Hatta hızını alamayıp, çok ilginç, 2024 İBB seçimlerinden önce işlerin yoğunlaştığından bile bahsetmekte. Sonrasında ise Muhittin Palazoğlu hakkında detaylar hatırlamaktadır. Bu beyanlar Furkan Yalçınkaya'dan nasıl alındı bilmiyoruz ama şunu biliyoruz: Açıkça suça iştirak ettiğini anlatan birini siz tanık olarak dinleyemezsiniz. Yani yol gösteren olmak istemem ama en azından bir şüpheli olarak dahil etseydiniz; belki etkin pişmanlık hükümlerinden faydalandırmaya çalışırdınız. Ama öyle yapılmamış.

Serhat Kapki Müdafii

Güngör Gülman'ın ifadesine gelecek olursak; Güngör Gülman'ın ilk ifadesini gördünüz mü Sayın Başkan? Emniyette alınan ifadesine baktınız mı hiç? Güngör Gülman, müvekkil hakkında ifade vermesi konusunda bayağı bir ısrarcı olmuş zaten. Bu bir varsayım veya kayıt dışı bir bilgi değil. Emniyette alınan ifadesinde iki kez üst üste "'nin bu işle dahli nedir?" diye sorulmuş. Net bir şekilde bu sorulmuş. Keşke savcılık ifadesinde de kendisine neler sorulduğunu ve ne şekilde sorulduğunu görebilseydik. Nihayetinde savcılığın aldığı ifadeler bu şekilde soru-cevap olarak yazılmıyor, bu en büyük sorunlarımızdan biri zaten. Tutuklandıktan sonra ise emekli olan polis memuru Güngör Gülman, ilk ifadesini baskı altında verdiğinden bahsederek ve etkin pişmanlık hükümlerinden faydalanmak üzere yeniden ifade vermiş. Kendisine yakılan ışığı görmüş olmalı ki 'nin bavulla para taşıdığından bahsetmiş. “Ben alacağımı aldım” diyen savcılık da Furkan Yalçınkaya da poşetle taşıdığından bahsediyor. Ya biriniz poşet diyorsunuz, biriniz bavul. Ya bu adam parayı neyle taşımış diye sormamış, çelişkiyi giderme gereği duymamış.

Serhat Kapki Müdafii

Peki neden müvekkil tutuklanmak tutuklamak istedi? Peki müvekkili neden tutuklamak istedi savcılık? Bu konuya hem abisi hem de müdafii Çağan Bey de değindi aslında. Müvekkilin tutuklanmasının tek sebebi, abisi 'ye yapılan itirafçılık dayatmasıdır Sayın Başkan. Müvekkil, abisi itirafçı olsun diye rehine alınmıştır ki müvekkil tutuklandıktan 1 hafta sonra da abisine yaşatılanlar ortadadır. Orada müvekkil savcılık tarafından tutuklanmıştır. Bunu CMK 101'e de o şekilde yazmıyor ama artık biliyoruz ki sulh cezalar işlevini yitirmiş ve savcılıkların talimatıyla tutuklama kararı vermekte. Bunu verdikleri kararda, özellikle bu dosyada net bir şekilde görüyoruz. Siz de sanırım sulh ceza hakimliği yaptınız Sayın Başkan ama ne yazık ki hiçbir fonksiyon yitirme durumu söz konusu. Ya bunları anlatmamın sebebi buralara nasıl geldiğimiz konusunda, iddianamenin nasıl yazıldığı konusunda bir fikir sahibi olmamız açısından önemli gördüğüm için anlattım.

Serhat Kapki Müdafii

Şimdi müvekkile isnat edilen veya isnat edilmeye çalışılan suçlamalar hakkında savunmamızı yapacağım. Daha önce de burada 118. eyleme değinildi, bir maddi hata olabileceğinden, yanlışlık yapılabileceğinden bahsedildi. 118. eylemde zaten müvekkil ve hakkında 118. eylemin anlatısında bir rüşvet suçlaması söz konusu ama bize verilen, onaylı olmayan iddianamede herhangi bir cezalandırma talep edilmiyor. Müvekkil de bu yüzden sordu aslında savunmasına başlarken, "118'de ben neyle suçlanıyorum?" diye. Sonrasında onaylı iddianamede de müvekkil aklama suçundan, suç gelirlerini aklamadan cezalandırılması talep ediliyor. Biz ister istemez burada düşündük nasıl bir savunma yapsak diye ama anladığımız kadarıyla rüşvetten başka bir suçlama gelemez. Biz bu eyleme müvekkilin en başından beri ısrarla dahil edilmeye çalışıldığını düşünüyoruz. En başından beri dememizin de sebebi şu: Burada bahsetmiştik bu müvekkilin SMO isimli şirketi üzerinden muvazaalı sözleşme ile Kültür A.Ş.'ye rüşvet verdiği iddia ediliyor.

Serhat Kapki Müdafii

Dosyada mevcut olmasına rağmen ticaret sicil gazetesi kayıtlarının çıktısını alıp yeniden sunduk size Sayın Başkan. Muvazaalı sözleşmenin yapıldığı iddia edilen tarihten 3 ay önce SMO terkin edilmiş. Hukuken olmayan bir şirket üzerinden rüşvet verildiği iddiasıyla iddianame kurulmuş Sayın Başkan. Soruşturma aşamasında bunu açık açık kendilerine anlatmamıza rağmen yaptılar. Burada bir kasıt olduğunu düşünüyoruz açıkçası. Maddi hata veya sehven yazılmadı müvekkilin adı bu eyleme. Burada bir suç varsa, suçluları tartışacaksak eğer savcılık tarafından yapılan bu eylemi bir tartışmamız gerekiyor. Rüşvet verme suçu, Sayın Başkan, kısaca değinecek olursam, görevinin ifasıyla bir işi yapması veya yapmaması konusunda bir kamu görevlisine veya göstereceği bir başka kişiye menfaat sağlama şeklinde gerçekleşen bir suçtur. Müvekkil zaten anlattı. Ne belediyeyle işi işi olmamış bugüne kadar, belediyenin kapısından geçmemiş. Nasıl rüşvet vermiş müvekkil, neden versin? Bunların cevabı yok iddianamede. Muvazaalı sözleşme diyorlar. Yani dosyada var mı, biz bulamadık bu sözleşmeyi. Yani tevdi raporunda bunun tarihi 2020 tarihi olarak yazıyor, Haziran 2020 olarak yazıyor ama dosyada varsa da yani önümüze koyulmasını istiyoruz bu sözleşmenin.

Serhat Kapki Müdafii

Şimdi bu sözleşme yok. SMO isimli şirket nerede, bu da yok ama müvekkil 11 aydır tutuklu. 118. eylemden sorumlu çünkü. Bazen en başta burada bir şey tartışması oldu, işte "Yapay zekadan mı destek alındı bu iddianame yazılırken?" diye. İnsan, "Keşke yapay zeka yapsaydı." diyor, en azından biraz daha insaflı davranırdı. Rüşvet suçu bakımından savunmalarımız bunlardan ibaret. Şimdi kısaca 119. eyleme değinmek istiyorum. Burada da suç örgütüne yardım ve suç gelirlerini aklamakla suçlanıyor müvekkil. Önce bir suç örgütü var mı yok mu, bunu bir incelememiz gerekiyor. Ne yazık ki soruşturma makamları yaptıkları soruşturmalarda hızlıca bir suç örgütü tespitine, 3'ten fazla kişiyi, 3 kişiyi bir araya gördüğü zaman, bir arada gördüğü zaman bir suç örgütü oluşturma konusunda biraz kolaylarına geliyor sanırım. Bu yola başvurdukları için Ceza Genel Kurulu da bunları sıkı kriterlere denetime tabi tutmuştur ama biz genelde mahkemede bunları açıklamakla uğraşıyoruz her seferinde.

Serhat Kapki Müdafii

Ceza Genel Kurulu'nun istikrarlı, istikrar bulunan ve süregelen kararlarında üye sayısının en az 3 veya daha fazla kişi olması gerektiği, üyeler arasında gevşek de olsa hiyerarşik bir bağ bulunması gerektiği, örgütün varlığı için soyut bir birleşme yeterli olmayıp örgüt yapılanmasına bağlı olarak gevşek ve sıkı bir hiyerarşik iş ilişki olması gerektiği, suç işlemek amacıyla etrafında fiili birleşmeyi yeterli görmüyor, hızlı geçeceğim, örgüt niteliği itibariyle devamlı olması gerektiğinden bahsediyor. Amaçlanan suçları işlemeye elverişli üye, araç ve gerece sahip olması gerekmektedir diyor. Buna göre dosya kapsamında bir örgütün varlığından söz edebilmemiz mümkün değildir. En basitinden örgütün amacı bakımından değerlendirme yapacak olursak iddianamede maddi çıkar sağlamanın yanı sıra önce CHP'yi, ardından Türkiye Cumhuriyeti'ni ele geçirmeyi amaçlayan bir örgüt söz konusu. Demokrat bir örgüt anladığımız kadarıyla, cumhurbaşkanı adayı var ve seçime girmeyi planlıyor.

Serhat Kapki Müdafii

Buradaki insanların en büyük şansı ne biliyor musunuz Sayın Başkan? Daha doğrusu hepimizin. Zabıtaya silah kullanma ve bulundurma yetkisinin verilmemesidir. Geçmişte hasbelkader İBB zabıtası silahlandırılmış olsaydı biz burada silahlı örgüt savunması yapıyor olurduk. Komik geliyor belki ama hiç uzak ihtimal değil, iddianamede bunu anlıyoruz çünkü biz. Üye olduğu iddia edilen insanlar arasında hiyerarşik bağ bulunmamaktadır. Birbirini tanımayan örgüt üyelerini geçtim, hasım olan üyeler var. Müvekkilin ağabeyi bir örgüte üyeymiş ve müvekkil de ağabeyi üzerinden örgüte yardım etmiş gibi bir suçlamayla karşı karşıyayız. TCK'nın 220/7. maddesi; örgüt içindeki hiyerarşik yapıya dahil olmamakla birlikte örgüte bilerek ve isteyerek yardım eden kişi örgüt üyesi olarak cezalandırılır, demektedir. Müvekkil de örgüte bilerek ve isteyerek yardımla suçlanıyor.

Serhat Kapki Müdafii

Müvekkil kendisi de bahsetti, iddianamede yer verilen örgütün varlığından haberdar değildir. Dosya kapsamında müvekkilin ağabeyi 'nin ve kendisinin ticari faaliyetleri, bir suç örgütünü faaliyeti kapsamında işlenen suçlar olarak gösterilmiştir. Müvekkili ile arasındaki ilişki de tamamen ailevi bir ilişkiden ibaret olup ağabey-kardeş ilişkisi, bir örgüte yardım ilişkisi olarak değerlendirilmiştir. Hal böyleyken müvekkilin suç işlemek amacıyla kurulan bir örgüte bilerek ve isteyerek yardım ettiğini kabul etmemiz mümkün değildir. Bir de suç gelirlerini aklama iddiası söz konusu. İddianameden aktarıyorum: Müvekkil hakkındaki bir diğer iddia ise 'nin muhtelif şirketlerinde çalışan olduğu ve sahte fatura yöntemiyle haksız gelirin nakde çevrilmesi sürecinde bankasal işlemleri takip ettiği şeklinde bir iddia söz konusu.

Serhat Kapki Müdafii

Öncelikle belirtmemiz gerekirse müvekkil, ağabeyi 'ye ait şirketlerde çalışmamaktadır. Müvekkil reklam sektöründe yıllardır hizmet vermiş ve bu sektörde hizmet veren birçok şirketi olmuştur. Aynı sektörde çalışan ağabeyi ile ortak olduğu şirketler olduğu gibi doğrudan kendisine ait şirketleri de olmuştur ve BFK da bunlardan biridir. Ki BFK'nın ne iş yaptığını kendisi de anlattı, tekrara düşmeyceğim. Savcı Bey de sordu burada kendisi. Müvekkil hangi işleri yaptığını anlattı. Cağan Bey de gerekli şeyleri sundu, fotoğrafları sundu. BFK ile BVA arasındaki ilişkilere değindiği için uzun uzadıya değinmeyeceğim ama şunu söyleyebilirim: Gün gün, saat saat BFK ile BVA arasında yapılan işlemlerin hepsi belli. Tüm ticari defterleri açık, iki şirkete de kayyum atanmış. Bu şirketlerden istendiği takdirde BFK'nın BVA'ya yaptığı tüm işlemlerin yasal işlemler olduğu açık, net bir şekilde görülecektir.

Serhat Kapki Müdafii

Şimdi bu iddianın dayanağı ne peki? Yani suç gelirini aklama iddiasının dayanağı ne? Bu iddia, dayanak olarak sahte fatura düzenlediği beyanında bulunan ve soruşturma aşamasında tanık olarak dinlenen Furkan Yalçınkaya'nın BFK Partner'a fatura düzenlediği iddiasına dayanıyor. Yani biz bu 119. eylemden şunu anlıyoruz: Müvekkil, şirketin uhdesinde bulunan ve yaptığı ticari faaliyet neticesinde kasasında bulunan parayı sahte fatura yoluyla şaibeli hale getirmiş. TCK'nın 282. maddesinde düzenleniyor suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama suçu. Burada da zaten bir öncül suçun gerekliliğinden bahsediyor. Buna göre, kanun maddesine göre müvekkilin veya şirketin bir suç geliri hakkında bahsedebilmeniz için öncelikle suçtan elde edilen bir gelirin var olması gerekmektedir. Buradan sormak istiyorum: Suçtan elde edilen gelir nerede? Burada BVA'nın aldığı ihalelerden bahsediyor. BVA'nın aldığı ihalelerin usulsüz olmadığı zaten anlatıldı, çok açık, net. BVA ile BFK arasındaki ticaretin yasal bir ticaret olduğu, verilen emek ve çalışma karşılığında alınan ücret olduğu çok net.

Serhat Kapki Müdafii

Burada diyelim ki BFK'nın ağırlıklı olarak işlerini yaptığı BVA isimli firma gerçekten bahsedildiği gibi usulsüz bir şekilde ihale aldı Kültür A.Ş.'den ve haksız kazanç sağlıyor —ki bunun mümkün olmadığını de müdafi de açıkladı— ve BVA'nın kendilerine ödediği bu parayı hak ederek kazanmışlar. BFK baskı ve montaj yapmış ve BVA'nın kendilerine ödediği bu parayı hak ederek kazanmış, üretmiş ve kazanmışlardır. Üretim yaparak, hizmet vererek suç gelirlerini aklamak mümkün mü? Şu şekilde söyleselerdi anlardım: "Kardeşim, bu BVA usulsüz bir şekilde ihale almış ve sen de BVA'ya sahte fatura düzenleyerek bu parayı haklamışsın." Biraz daha akla mantığa yatkın geliyor bu. Ama ne yazık ki öyle söylemiyor. Şirketin uhdesinde bulunan paranın bir an için bile suçtan elde edilen gelir olduğunu kabul ettiğimiz takdirde, müvekkilin söz konusu sahte faturayı düzenleyen taraf olması gerekmektedir.

Serhat Kapki Müdafii

Dosya kapsamında istenen metnin şirket üzerinde düzenlenen teklif faturadan bahsediliyor ve bu fatura da müvekkil veya şirket tarafından düzenlenmemiş. Aksine almış oldukları bir hizmet karşılığında düzenlenmiş bir faturadır. Bu fatura ise Furkan Yalçınkaya isimli kişiye ait olan Sonraki Aşama Reklam Organizasyon Limitet Şirketi tarafından düzenlenmiş faturadır. Furkan Yalçınkaya'yı artık hepimiz tanıyoruz sanırım. Kendi yargılandığı mahkemede ne diyecek, burada tanık olarak geldiğinde ne diyecek hepimiz çok merak ediyoruz. Eğer gerçekten bahsedildiği gibi bir sahte fatura söz konusuysa buna ilişkin alınmış bir karşıt rapor yok sayın başkan. Hakkında açılmış bir soruşturma da yok. Yine başa dönmüyor muyuz burada? Biz bu parayı vergi kaçırarak şüpheli hale getirmiş olmuyor muyuz? Aklama suçunun şartlarından olan bir öncül suçu burada işlemiş olmuyor muyuz bu iddiaları kabul edecek olursak?

Serhat Kapki Müdafii

Sayın başkan, burada öncül suç yok. Aklama zinciri kopuk. En başta olması gereken öncül suçu en sona koymuş savcılık iddianamede. Bu haliyle bir suç gelirinin aklanması eyleminden bahsetme imkânımız da bulunmamaktadır. Hakkımızdaki iddialara karşı savunmalarımız bunlar. Bir de tutuklama koruma tedbirinin gerekliliğine değineceğim burada. Bir genel tutuklama sebeplerine baktığımız zaman bir değerlendirme yapacak olursak, kuvvetli suç şüphesinin varlığı gerekiyor. Kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren somut delillerin ve bir tutuklama nedeni bulunması gerekiyor. Burada bir kuvvetli suç şüphesi olmadığını meslektaşım da ben de izah ettiğimizi düşünüyorum. Bunun yanı sıra da bir tutuklama nedeninin varlığına bakmamız gerekiyor.

Serhat Kapki Müdafii

Tutuklama nedenleri nedir? Burada delilleri karartma, kaçma ve saklanma ihtimalinin yüksek olmasıdır. Bunları gösterir bir somut delil de söz konusu değil. Müvekkil zaten 22 Mart'ta serbest bırakıldığında, yurt dışı çıkış yasağıyla bırakılmıştı, 3 ay boyunca herhangi bir kaçma, saklanma gibi bir şüphesi göstermedi ve ifadeye davet edildiğinde tekrar kendisi geldi. Müvekkilin kaçma ve saklanma şüphesi olmadığı bu kadar açıkken müvekkilin bu gerekçeyle tutukluluk halinin devam etmesinin doğru olmadığı ve müvekkilin tahliye edilmesi kararındayız. Müvekkil hakkında tüm deliller toplanmış olup müvekkilin gizleyeceği, karartabileceği bir delil de bulunmamaktadır.

Serhat Kapki Müdafii

Öte yandan, müvekkile isnat edilen suçlar ve tutuklulukta geçirdiği süreyi birlikte değerlendirdiğimiz zaman cezanın alt ve üst sınırları dikkate alındığında tutukluluk halinin devamına karar verilmesi orantısız ve ölçüsüz olacaktır. Müvekkil çok aile hayatından, kendisinden, çocuklarından bahsetmedi ama iki çocuk babası ve geçimini sağlamakla yükümlü olduğu bir ailesi var. Müvekkil tutuklandığı gün çocuğunun maçı vardı ve kendisine söz vererek, oğluna maça yetişeceğini söyleyerek yola çıkmıştı. Ancak bu olmadı, müvekkil o günden beri tutuklu ve çocuklarının büyüdüğünü göremiyor buradaki diğer aile sahibi, çoluk çocuk sahibi tutuklular gibi. Sadece müvekkilim değil, tüm tutuklu sanıkların bu aşamada tahliye edilmesini talep ediyoruz. Teşekkürler.

Serhat Kapki Müdafii

Bu analiz yapay zeka değerlendirmesine dayanmaktadır. Hatalar veya yanlış bilgiler içerebilir.