Savunma

Şeyhmus Sarıboğa Müdafii Av. Fadime Fulya Dağlı Savunması — Gün 41 (21 Mayıs 2026)

Müdafi savunması·Şeyhmus Sarıboğa·21 Mayıs 2026 · Kaynak

Sayın heyet, benim müvekkilim kendisinin de bahsettiği ve sizlerin de dinlediği üzere reklamcılık alanında uzun yıllar çalışıyor. Tutuklandığı tarihte de kendi şirketiyle baskı ve montaj işleri yapıyor. Fakat bir şekilde kendisinin de hala algılayamadığı bir biçimde İBB dosyası olarak bilinen bu dosyada suç örgütüne asıl olarak yardım etmekten yargılanıyor. Kendisi, Sayın İmamoğlu'nu belediye başkanı olarak bilir sadece. Bu insanların neredeyse tamamıyla da burada tanıştı. Bugüne kadar belediyeyle ya da iştirakleriyle doğrudan herhangi bir iş yapmışlığı da yok. Ama bugün hayali suç örgütü kurgusuna dayalı 3700 küsur sayfalık bu iddianameyle onu yargılamaktayız. Aradaki açı farkını ve uçurumu ve bu illiyetsizliği kapatmaya bence bu 3700 küsur sayfa yetmiyor. Bir o kadar daha koyalım, yine yetmeyecek. Tam da bu yüzden bu davanın siyasi olduğunu belirtmek zorunda kalıyoruz. Çünkü müvekkillerimizin maruz kaldığı hukuksuzluğu ve yaşana gelen hak ihlallerini başka türlü açıklayabilmemiz mümkün değil.

Şeyhmus Sarıboğa Müdafii

Bu yargılamada hukuk güvenliği ilkesi, kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkı, adil yargılanma hakkı, lekelenmeme hakkı, özel hayatın gizliliği hakkı, çalışma hakkı, özel mülkiyet hakkı ve dahası bir silsile olarak ihlal edildi ve devam ediyor. Ve bunları tahlil edebilmek için bu bağlamda görmek zorunda kalıyoruz. Peki ne kastediyorum ben siyasi derken? Kimi siyaset bilimcilerin tek adam rejimi olarak da tarif ettiği başkanlık sistemi rejimini, yasal ve idari düzenlemeleriyle dönüşen, bağımsızlığı sorgulanan yargı sistemini, keyfi uygulamaların olağanlaştırıldığı hukuk düzenini, siyaset yapmanın, yerel yöneticiliğin, ticari faaliyetin, meslek icrasının, aslında dümdüz yaşamanın kriminalleştirilmesini, hak ve özgürlüklerin altının boşaltılmasını ve daha bir dizisinin çorap söküğü gibi nasıl bizi bu davaya getirdiğini... Ama merak etmeyin bunları saatlerce anlatmayacağım. Neyse ki bunu yapmamıza gerek kalmadı çünkü bu iddianame, bu dava, bu yargılama süreci kendi eylemleriyle kendi niteliğini tanımladı. Gördük hep birlikte; ifşa oldu.

Şeyhmus Sarıboğa Müdafii

Bu iddianame yukarıdan aşağı bir hayal ürünüyken, aşağıdan yukarıya iftira silsilesi ve etkin pişmanlık rejimiyle kurulmaya çalışıldı. Öyle ki soruşturma savcılarının ve birtakım avukatların etkin pişmanlıkçılıklaştırmada ihtisaslaştığı bir akademi görevi gördü. Belli fırsatlar kaçırılmadı. İddianame iktidara yakın ve medya kuruluşlarınca tebliğ edildi bize. Yine bunlarca hükmü de verildi. Soruşturma aşamasında ifadelerde ve raporlarda ismi geçen belli şirketler ve şahıslar iddianameden çıkarıldı. Duruşma savcısı 16 milyonun seçilmiş belediye başkanına, haddini bilmezse savcılık makamı olarak haddini bildireceğini söyledi. Heyetiniz bir anda apar topar bir şekilde 'in sorgusunu öne çekti ve kendisini tahliye etti. Bu soruşturmanın mimarı olan başsavcı adalet bakanı oldu. Bizim bu yargılamanın siyasi olduğunu bunlardan daha iyi anlatabilmemiz mümkün değildi. Amaç maddi gerçeğin araştırılması olmayınca bu süreçte hak ihlalleri de kaçınılmaz oldu ama bizden bunları kabul etmemizi bekleyemezsiniz. Bu iddianameyle olmaz. Bu iddianameyle bu insanları da müvekkilimi de yargılayamazsınız. Meslektaşlarım duruşmaların en başından bugüne kadar iddianameye yönelik çeşitli itirazlarını çok sabırla ve özenle izah etti. Ben bu özetle iddianameye itirazımı belirtmek istiyorum.

Şeyhmus Sarıboğa Müdafii

Müvekkilim bu iddianameye nasıl dahil edildiğini, nasıl zorlama bir şekilde iddianamede yer aldığını izah etmek isterim. Müvekkilim , çocuk yaşta çalışmak zorunda kaldığından öğrenimini tamamlayamamış. Eğitimini aldığı bir mesleği icra etmiyor. İşin mutfağında pişerek öğrendiği reklamcılık alanında baskı montaj ağırlıklı çalışan bir iş yeri var şu an. “Dı!” Bunu da açıklayacağız. Kendi, kendi işini yapmaya başlayana kadar da 'nin yanında 10 yıldan fazla, neredeyse 13 yıl boyunca çalışıyor. Sektörü de ondan öğreniyor. Bu süre içerisinde evleniyor, 2 kız çocuğu doğuyor, büyüyor. Ailesine iyi bir gelecek kurmak istediği için de kendi işini yapmak istiyor bir süre sonra. Sektörde bazı denemelerinden sonra nihayetinde 18 Kasım 2024 tarihinde BFK Partners, (Bursa, Fatsa, Kastamonu, Partners) isimli şirketi devralıyor. Ancak henüz 6 ay dolmadan bu dosya kapsamında müvekkilim tutuklanıyor ve şirketin tüm mal varlığına da savcılık tarafından, tarafından tedbir konuyor. Bu hikaye aslında bir Amerikan rüyası anlatısı olabilirdi. Bir takım ilkokul mezunlarının çok emek ederek, çok çalışarak bizim ülkemizde de çeşitli yerlere geldiğini, gayet başarılı olduğunu biliyoruz. Buna işte Amerikan rüyası da diyorlar bir anlatım olarak. Ama ne yazık ki müvekkil açısından Türkiye gerçeği kabusuna dönüştü.

Şeyhmus Sarıboğa Müdafii

Müvekkilimin geçirdiği soruşturma sürecini biraz detaylandıracağım çünkü müvekkil de bu dosyadaki etkin pişmanlıkçılaştırma rejiminden nasibini alıyor. İlk olarak 23 Mayıs 2025'te gözaltına alınıyor Mali Şube'de tutuluyor. Kendisi ilk defa gözaltına alınıyor o sırada. Ve şeker hastası. Üstelik gözaltındayken de fenalaşıyor ve ilaçlarına da erişemiyor. Bir yandan endişe bir yandan hastalığın etkisi altında geçirdiği gözaltı sürecinde avukat ve birlikte çalıştığı, yönlendirdiği avukatlar kendisine eşlik ediyor. Bu süreçte davanın, dosyanın siyasi muhtevası ve gözaltında olan kişilerin bazı iddialar hakkında bilgiler vermesi gerektiği, aksi halde serbest kalma ihtimalinin olmadığını müvekkile belirtiliyor bu avukatlarca. 24 Mayıs 2025 tarihinde emniyet ifadesi bunlardan sonra alınıyor ve müvekkil bu kendisine yapılan torba suçlamalardan tüm ifade tutanaklarında yer alan haberden dahi değil o vakit.

Şeyhmus Sarıboğa Müdafii

İfadesinde müvekkile çeşitli kişi ve şirketlere ilişkin sorular soruluyor. Uzun süre patronu olan, aile dostu olan ile ilgili sorular soruluyor. 2019-24 yılları arasındaki iletişim kayıtları soruluyor. Asıl olarak bazı şüpheli ve tanık beyanları kendisine okutulmadan banka işlemleri ile ilgili sorular soruluyor. Müvekkil serbest kalabilmek için bazı iddialar hakkında bilgi vermesi, bunları doğrulaması, aslında bir şeyler söylemesi gerektiğine dair oluşturulan bir inançla ifadeye giriyor. Çünkü haksız şekilde gözaltında olduğunu düşünüyor ve o an sadece serbest bırakılmak istiyor. Müvekkil hakkındaki beyanlarda bulunan, şu an dosyanın sanığı olan ama ilk ifadelerinin hangi pozisyonda dahi alındığını bilmediğimiz, bu kişilerin ifadeleri kendisine okutulmadan ve sahte fatura iddiaları belirtilmezden, bunların iddialarına dair sorulan sorulara müvekkil rastgele onaylar veriyor.

Şeyhmus Sarıboğa Müdafii

Müvekkil, uzun süre 'nin yanında çalıştığından ve bazen de talimatla talimata istinaden banka işlemleri yaptığından bunların bu işlemlerle ilgili sorular olduğunu sanıyor. Yani müvekkil bir şekilde bilgi verme usulünü yerine getirmeye çalışıyor. Bu yolla da serbest kalmak istiyor. Vurgulamak istiyorum, bunların hepsi aslında kayda olan işlemler, yasal açıklaması olan işlemler ancak müvekkilin de tek tek hatırlaması mümkün olmadığından. Bu nedenle de dosya kapsamında yasal kayda olan işlemler süreç içerisinde açığa çıkacaktır diye düşünüyoruz. Savcılığa sevk edilmeden evvel, avukat ile doğrudan bir görüşmesi de var. Müvekkilin aslında etkin pişmanlık kapsamında ifade vermesi için, kendisine savcının isteği yönünde beyanlarda bulunması imasında bulunuyor. Aksi halde serbest kalma ihtimalinin olmadığını belirtiyor. Müvekkil, herhangi bir suç işlemediğini, suça karışmadığını, böyle bir şeye tanıklık da etmediğini söylese de bu iddialar doğrultusunda bilgi vermesi gerektiği belirtilmiş kendisine.

Şeyhmus Sarıboğa Müdafii

26 Mayıs 2025'te de müvekkil savcılık ifadesine avukat 'ın yönlendirdiği avukatlarla gidiyor. Bu ifade sırasında genel olarak müvekkille sohbet ediliyor savcı tarafından. Çeşitli konulardaki çeşitli iddialarla ilgili beyanlar aslında alınmaya çalışılıyor ama temel olarak ile olan ilişkisi ve tanışıklığı üzerinden bu sohbet çevriliyor. Ardından savcı bu sohbetin ardından savcı tarafından müvekkilin söyledikleri dikte edilerek yazdırılıyor. Burada mesela ile ilgili kendisi de belirtti. Doğrudan söylediği tek şey "Bir kere gördüm." Müvekkilin bu beyanı savcı tarafından 'in beyanlarını doğrulamak şeklinde dikte ettiriliyor. Emniyette sorulan 'in tanıklık ettiği o kişilerin ifadeleri yine sahte fatura bahsi geçirilmeden müvekkilin kabulü şeklinde tutanağa geçiriliyor. Müvekkil BFK Partner şirketini nasıl devraldığını, şirketin öncesine dair bildiklerini, duyduklarını, şirketi Seval Kapki'nin üçüncü bir kişiden devraldığını, bir süre sonra Seval Kapki başka alana yöneleceği için şirketi süreç içerisinde ödemek koşuluyla 'ye devrettiğini, aynı devir şartlarıyla da kendisinin artık devam etmek istemediğinde şirketi devralmaya talip olduğunu, bu anlaşmayı sürdürdüklerini uzun uzun anlatıyor ancak bu konuşma bir biçimiyle ifade tutanağına "Şirketi borç karşılığı 'den devraldım." diye geçiyor.

Şeyhmus Sarıboğa Müdafii

Bakın bu ifadede genel olarak müvekkil ilkokul mezunu olduğu için ve anlattıklarında zaman akışı ve kronoloji takibi ifadeden de yapılamadığı için aslında adeta Kapki, tarafından kullanılan bir piyon gibi lanse ediliyor. 'nin yanında farklı şirketlerde sigortalı sigortasız yıllarca çalışıyor müvekkil. Hatta bir dönem bu hukuki bir uyuşmazlık konusu olan bir inşaat takibine önlem amacıyla da eşini sigortalı yapıyorlar. Bunlardan da, bunlardan da bahsediyor ama borca batık gibi gösteriliyor müvekkil burada. Öyle bir durum yok. İşin aslı belki şimdi borca batık olduğunu söyleyebiliriz. Çünkü savcılık tedbirleri nedeniyle batırılan bir şirket var ve icra takipleri var. Bu icra sorgusunu da celbini talep edebiliriz dosyaya. Sonuç olarak bu ifadelerde kronolojik bir izlem yapılamadığını, çeşitli iddialara cevapların boca edildiği bir karmaşa hali var. Yoğun stres ve baskı altında ve rahatsızlığı nedeniyle ciddi anlamda stres geçiriyor bu ifade sürecini. Nihayetinde ifade tutanağını kendisi okuyamıyor bile ve avukatı hiçbir hususa müdahale etmeyerek imzalıyor bunu.

Şeyhmus Sarıboğa Müdafii

Müvekkil bundan sonrasında tutuklanması istemiyle 26 Mayıs tarihinde savcılık ifadesinden sulh cezaya sevk ediliyor. Burada artık avukat da sorguya katılıyor. Genel olarak müvekkil beyanlarını tekrar ettiriyor bu sorguda zaten. Çeşitli aşamalarda meslektaşlar sorguların nasıl gerçekleştiğini izah etti. Burada müvekkilin tutuklanması istemi hakkında somut delil bulunmaması ve kaçma şüphesi olmaması nedeniyle adli kontrol içerisine giriyor sadece ve tutuklanmıyor. Müvekkil zaten suçsuz olduğunu ve düşündüğü için serbest bırakıldığına inanıyor aslında ve bu ifadelerinin, daha doğrusu kendi aleyhine geçtiğini, herhangi bir sorun oluşturmayacağına inanmak istiyor. Bu arada aynı tarihte gözaltına alınan ve bu sulh ceza hakimliğinde de tutuklanıyor.

Şeyhmus Sarıboğa Müdafii

İzlem olarak devam edersek 11 Haziran 2025 tarihinde de müvekkilin şirketi BFK Partner şirketinin mal varlığına savcılık tarafından tedbir konuyor. Bir hafta, bundan bir hafta sonra 18 Haziran tarihinde de müvekkil emniyette ifadenin tekrar gerekiyor diye çağrılıyor ardından savcılığa götürülüyor. Burada asıl olarak kendisine 'ın 26 Mayıs'ta tutuklanan ve 28 Mayıs'ta etkin pişmanlık farkı isteyen 'ın bu ifadesi soruluyor. Çünkü bu ifadesi de avukat 'ın tarafından özellikle müvekkili, müvekkil Şeyhmus Tekin'i bu arada serbest bıraktırmak için gönderildiğini iddia ediyor ve bu yönlendirmeyle ifadesini verdiğini söylüyor. Müvekkilin de izah ettiği bu şahıs emniyet personeli, eski emniyet personeli, eski polisin ifadesini bir başkasını serbest bıraktırmak için vermesi ihtimali söz konusu dahi olamaz. Kaldı ki ilk ifadesinde müvekkil lehine ya da özellikle onu serbest bırakacak bir beyanı da yok. Tamamen bir kurgu iddia var ortada.

Şeyhmus Sarıboğa Müdafii

Müvekkil, avukat ile geçirdiği ifade sürecinden huzursuz ve rahatsız. Çünkü kendisinin de savcının arzusuna göre yönlendirdiğini düşünüyor ama kendisine bu sırada 'ın iddiası öyle bir baskıyla soruluyor ki ve o kadar gerçek dışı bir iddia ki bu, müvekkil sadece aslen diyor kendisinin de ifade sürecinden rahatsız olduğunu, bu avukatın tarafından gönderilmediğini, böyle bir kurgunun doğru olmadığını ve BFK Partner şirketinin hatta bu ifadede 'den devralmadığını da izah ediyor. Önceki ifadesinde böyle yazıldığını fark etmediğini uzun uzun anlatmaya çalışıyor aslında savcıya ama bu, bu ifadesi sırasında sadece müvekkilin yalan söylediğini iddia ederek rapora bağlıyor ve sulh cezaya tutuklama istemiyle sevk ediyor.

Şeyhmus Sarıboğa Müdafii

Sanık olarak etkin pişmanlık ifadesi veren ve aslında diğer bütün kişiler, bu dosyada aparat olarak kullanılıyor. Çünkü birçok kişi ve konunun yanı sıra, aslı astarı olmayan iddialarla müvekkil hedef gösteriliyor. Bunlara birazdan değineceğiz. Genel olarak da ifadesinin odaklandığı yerde, suç örgütü kurucusu ve para aklama iddialarının altının doldurulmaya çalışıldığını görüyoruz. Müvekkil, Sulh Ceza Hâkimliği'nin 18 Haziran 2025 tarihinde ve Furkan Yalçınkaya'nın ifadeleri nedeniyle ve bunların yeni delil olduğu değerlendirmesiyle; suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olmaktan ve bu suçu işlediğine dair kuvvetli suç şüphesi bulunduğundan tutuklanıyor. Şimdi kuvvetli suç şüphesini gösteren deliller ne? Tekrardan bakalım. Bu beyanlar... Bu beyanların niteliği haksız tutuklamaya yönelik hukuki bir kılıftan ibaret. Furkan Yalçınkaya'nın ifadesi zaten 8 Mayıs 2025'te alınmış. Müvekkil daha ilk kez gözaltındayken, adliyeye sevk edilmeden önce dahi dosyanın içerisinde yer alıyor. Kendisine de sahte fatura iddiası sorulmadan okutulan ifadelerden biri de bu. Diğer beyan da 26 Mayıs tarihinde tutuklanıp 2 gün sonra etkin pişmanlık hükümlerinden faydalanan, çok büyük ihtimalle kendi tahliye olabilmek için etkin pişmanlıktan yararlanan 'ın bu ifadeleri ve beyanlarıdır. Ama müvekkil hakkında somut hiçbir suç isnadı da yapılamıyor aslında iddialardan; sadece sözlerden ve somut başka delillerle desteklenmeyen beyanlardan ibaret.

Şeyhmus Sarıboğa Müdafii

Müvekkil bu şekilde tutuklandıktan sonra, tutukluluğun üzerinden birkaç gün geçmesinin ardından kendisini cezaevinde avukat ziyaret ediyor. Ve bu görüşmelerinde de kendisi açıkça hakkında beyanlarda bulunmasını, etkin pişmanlıkçı olmasını ve bu yolla kendisinin serbest kalabileceğini düşündüğünü belirtmiş. Müvekkil bunları kabul etmiyor, reddediyor ve ardından kendisiyle çalışmayı bırakıyor. Müvekkil, bu duruşmalar başladığında soruşturma aşamasındaki ifadelerine katılan birtakım avukatlar hakkındaki iddiaları duruşmalar sırasında da görüldüğü üzere öğreniyor. Bunun üzerine durumun olağan olmadığını aslında fark ediyor ve biraz evvel uzun uzun anlattığım süreci aktarıyor; kendisi de bunu izah etti. Bu sorguya ilişkin duruşma tutanağı ile eğer suç ihbarında bulunmazsanız biz gerekli yasal süreci başlatacağız. Görüldüğü gibi soruşturma süreci; yasak sorgu usulü, gerekçesiz tutuklama gibi bir dizi hukuka aykırılıkla sürdürülüyor.

Şeyhmus Sarıboğa Müdafii

Bu dosyada etkin pişmanlık ifadesi veren sanıkların iradeleri sakatlanarak bu ifadeleri verdikleri ya da savcılığının yönlendirme ve yorumlama yöntemleriyle ifadelerinin yazıldığı mahkemenin huzurunda çokça belirtildi. Etkin pişmanlık hükümleri kapsamında ifade vermeyen sanıkların aylarca tutuklu bırakıldığı; doğrudan savcılık ve birtakım avukatlar vasıtasıyla da etkin pişmanlıkçı olması yönünde havuç-sopa bağlamlarının kendilerine sunulduğu ifşa olunmuş durumda aslında bu aşamaya kadar. Bu soruşturmada en başından beri hedef alınan kişiler mevcut. Bu kişiler, soruşturma aşamasında onlara uzanan birtakım piramitler oluşturularak, etkin pişmanlık kapsamında alınan ifadelerle kendileri aleyhine deliller üretilerek suçlu haline getirilmeye çalışıldı. Bu iddianamede gördüğümüz şema bir örgüt şeması değil aslında, etkin pişmanlıkçılaştırma şemasıdır. Etkin pişmanlık ifadeleri tarih ve örüntüleri ile ele alındığında, müvekkilin de bu girdaba nasıl çekildiği ortaya çıkacaktır. Benden önceki meslektaşlarım konuyu suçlamalar ve gösterilen deliller benzer olduğu için tekrar etti; ben kısa tutmaya çalışacağım.

Şeyhmus Sarıboğa Müdafii

ile başlayan bir sahte fatura iddiası 6 Mayıs 2025'te, ardından onun tanıklaştırdığı bu kişilerin beyan iddiaları ve bu beyanların ardından 'in serbest bırakılması süreci var. 26 Mayıs'ta müvekkil Şehmuz Severboğa, ve 'nin ifadelerinin alındığını söylemiştik. Burada müvekkil adli kontrolle serbest bırakılırken diğer ikisi tutuklanıyor. Burada da özellikle etkin pişmanlıkçılaştırmak derdi olduğunu düşünüyoruz biz. Çünkü biri eski polis memuru, emniyet personeli; diğeri yeni evlenmiş ve hakkında özellikle o bahsettiğimiz tanıkların sahte fatura iddiasında bulunduğu biri olarak çok fazla cezaevi koşullarında kalamayacakları düşünüldü diye tahmin ediyoruz. Zaten da 28 Mayıs'ta etkin pişmanlık ifadesiyle özellikle hakkında çeşitli iddialarda bulunup müvekkili de araya sıkıştırıyor.

Şeyhmus Sarıboğa Müdafii

Tahmin ediyoruz ki bu süreçte Berat Kapki'den istedikleri hızda bir etkin pişmanlık ifadesi alamadıkları için 18 Haziran'da müvekkil tekrar gözaltına alınıyor, ifadeye çağrılıyor. de bu süreçte yine ifadeye çağrılıyor, tutuklanıyorlar. Ardından iddianamede bir yerde 23 Haziran, bir yerde 26 Haziran yazıyor 'nin ifadeleri ile ilgili ama Elif Bilişik Kapki'nin de 25 Haziran tarihli ifadeleri art arda alınıyor. Ve aslında hem 'yi hem de bu arada araya sıkıştırılacak ve zaten tutuklu bulunan müvekkil hakkındaki bazı soyut iddiaları bu etkin pişmanlık ifadeleriyle sağlamış oluyorlar, bu beyanlar dosyaya girmiş oluyor. Bu yolla aslında serbest bırakılırken, eşi hiç gözaltına dahi alınmamış oluyor. Bu kişilerin beyanları, kendileri hakkındaki çeşitli suç kabullerinden ve onlarca gündelik olay ile hareketin suçmuş gibi lanse edilmesinden ibarettir. Ancak bahsi geçen suç konusu iddialar ve hareketlerin, tek başına bir suç isnadına çevrilemeyeceğini görüyoruz; çünkü çevrilemezdir de. En başından beri dosyaya sunduğumuz delillerle bahsi geçen iddiaların mesnetsiz olduğunu izah etmeye çalıştık. Yine de aleyhe sayılmaya devam ettiği için burada ele almak durumunda kalıyoruz. Aylar sonra iddianame hazırlandı, dosyadaki kısıtlılık kararı kalktı, ek klasörlere erişim açıldı. Belki başka deliller vardır görmediğimiz dedik, bunları da görürüz diye baktık ama müvekkil hakkında bu soyut beyanlar dışında başkaca delil yoktu iddianamede. Hatta iddianamede müvekkile örgüt üyeliği isnadında dahi bulunulmadığını görmüş olduk. Ama kendisi bundan dolayı hâlâ tutuklu.

Şeyhmus Sarıboğa Müdafii

Müvekkilin haksız şekilde dosyada önce şüpheli, şimdi de sanık olarak yer almasının tek nedeni, aslında uzun yıllar reklamcılık sektöründe bulunan 'nin yanında çalışmış olmasıdır. Çünkü "İmamoğlu'nun bir suç örgütü var", çünkü " de bu örgüte üye", çünkü "müvekkil ile iş ve ticaret yapıyor", bu şekilde de "suç örgütüne yardım ediyor"... Bu mantığın iddianameyle bağdaşmayacağını düşünüyoruz. Bakın müvekkil, 'nin yanında çalıştığı süre boyunca işinin gereğini yerine getiren bir çalışan konumundadır. Sadece buna dayanarak ve bu eylemleri itibarıyla buradan herhangi bir suç örgütünü geçtim, bir suç isnadına dair dahi bir iş birliği bağı çıkaramazsınız. Sonrasında mesleki birikim ve deneyimiyle sektörde kendi çalışmalarını yapmaya başlayıp, ticari güven ilişkisi içerisinde BFK Partners şirketini devralıyor. Bu şirket var, burada gerçek bir ticari faaliyet var, üretim ayağında onlarca işçisi var. TMSF'nin kayyumu aylarca bu şirketle üretim yapmaya da devam etti. Buradan suç örgütüne yardım suçu çıkaramazsınız.

Şeyhmus Sarıboğa Müdafii

Bu şirket, yani BFK Partners, savcılık tedbirleriyle göz göre göre batırıldı. 11 Haziran'da ilk olarak bu tedbir kondu, 1 hafta sonra da yetkilisi, şirketin tek ortağı tutuklandı ve aylarca şirkete kayyum atanmadı. 3 ayı aşkın süre boyunca çalışan maaşları ile düzenli kredi ve ticari borçları ödenemedi. Tedbirin bu ödemeler açısından kaldırılmasını istedik. Aylarca adeta kayyum atasınlar diye yalvardık, yapmadılar. Çalışanlar çekip çevirdi şirketi, onlar sahip çıktı. Ama artık 19 Eylül 2025 tarihinde çalışanlar, aylardır maaşlarını alamadıkları için toplu şekilde fesih ihtarı çektiler. Burası baskı ve imalat, montaj organizasyonu yapılan, üretimin yapıldığı 4 katlı bir iş yeri. İş yerindeki büyük baskı makinelerine, kamyonet ve diğer araçlara ve demirbaşa zarar gelmesin diye biz yazılı talimatla, müvekkilden aldığınız yazılı talimatla anahtar teslimini aldık işçilerden ve bu sırada görüntü kaydı da aldık. Keşke burada video izletebilsek, sayın savcım da merak ediyor şirketin gerçekte fiziki varlığının nasıl göründüğünü. Ayrıca dosyaya sunmak istiyoruz. Bu şirket var. Bunlar yine yenilir yutulur ama bu şirketin içerisinde aynı zamanda akvaryumdaki balıklar da vardı, bahçedeki iki köpek de vardı ve işçiler bu alanı, emeklerini ürettikleri ekmeklerini kazandıkları alanı terk ederken, bu hayvanları terk ederken çok ciddi bir hüzün yaşadılar. Bu 27 Eylül 2025 tarihinde teslim aldık biz anahtarı tutanaklarla. Çalışanlar buraları terk ederken de az evvel bahsettiğim süreç yaşandı.

Şeyhmus Sarıboğa Müdafii

Bundan neredeyse bir hafta dahi geçmeden biz mali şubeden arandık ve bize dendi ki "Şirketten toplanan mali incelemeye esas edilen deliller dışındaki tüm evrakları, kolileri size teslim edeceğiz." 22 koli. Biz dedik ki "Nasıl alıyorsanız geri götürün, biz nasıl taşıyalım?" "Yok, sizin almanız lazım. E araç ayarlamanız lazım, bugün almanız lazım." Bir şekilde hallettik, kamyonetle şirketin bahçesine geri bıraktık, şirkete teslim etmiş olduk. Ancak bu tarihte, yani 2 Ekim 2025 tarihinde emniyetimizin aradığı tarihte İstanbul 6. Sulh Ceza Hâkimliği kararıyla zaten şirkete kayyum atanmış ama biz bu bilgiye tabii ki erişemedik. Sonraki hafta 6 Ekim'de TMSF'nin bize ulaşıp acilen şirkete çağrılmamızla haberdar olduk, gittik. Bir kurul olarak atanıyorlar, bu kurul üyelerinin bir kısmı oradaydı. Kendimizi tanıtırken Şeyhmus Bey'in vekili olduğumuzu söyledik. Biri öbürüne diyor ki kurul üyelerinden "Şeyhmus Bey kimdi, Şeyhmus kimdi?" Öbürü de diyor ki "'nin şirketi üstüne yaptığı kişi, şey değil." Neydik? Şirketin sahibi, tek yetkilisi, tek ortak ticaret sicil kaydında açık. Ama bakın savcım, savcılık dosyasında gizlilik varken, süregelen bir soruşturma varken TMSF'den gelen yönetim kurulu üyeleri diyor ki "Şirket 'nin." Tüm kurumları sirayet eden öylesi bir inanç birliği var yani bu soruşturma sürecinde.

Şeyhmus Sarıboğa Müdafii

Özetle mal ve malzeme alınamaması, çalışanların toplu olarak işten çıkışı ve biriken kredi borçları nedeniyle şirket daha fazla üretim yapamaz hale geliyor, işlemez hale geliyor. Ardından TMSF şirketin yönetimi ve denetimine geçiriliyor. Tamam, mahvettik diyelim. Emeğinin hakkını alamayan işçisinden çürüyen makinesine, evleri olmayan bu işlerde yapayalnız bırakılan hayvanlardan bunlara kadar hepsine yazık diyelim. Ama bu basitçe bir hukuka aykırılık değil, bunun adını koyalım. Bu güpegündüz düşman ceza hukuku pratiğidir. Bu sürecin ardından iddianameyle müvekkilin, eylem 117'de kamu kurum kuruluşlarına zararına nitelikli dolandırıcılık, eylem 119'da suçtan elde edilen mal varlığı değerlerinin aklanması ve suç örgütüne yardım etme suçlarıyla suçlandığını gördük. Bu suçlamalara ilişkin diyeceklerimiz var tabii ki de. Özellikle 119'dan başlayıp devam edeceğiz. Eylem 117 ile ilgili müvekkil de bahsetti, biz tutuk incelemede de bahsettik, burada tekrar bahsedelim: O şirket bizim değil.

Şeyhmus Sarıboğa Müdafii

Suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklama. Bendeniz gene tekrar etmek zorundayım ki bu iddianameyle müvekkilimi yargılayamazsınız. Çünkü önce iddia olunan İmamoğlu suç örgütünün varlığının ispatlanması gerekiyor. Sonra 'nin üyeliğinin ispatlanması, sonra örgüt faaliyeti kapsamında bu öncül suçların işlendiğinin ispatlanması, sonra müvekkilin tüm bunları bilerek, isteyerek, belli hareketlerle hem aklama suçunu hem de örgüte yardım suçunu işlediğinin ispatlanması gerekiyor. İddianamede buraya yönelik bir ispat söz konusu değil. Bu az evvel bahsettiğim akışın tersi de mümkün değil. Ama biz burada aylardır değil bunların ispatı, imasını dahi göremıyoruz. Bu şekilde dağları, tepeleri, kayaları insanların üstüne yığıyorsunuz, sonra da "Suçsuzsan bunların altından ne yapıp edip kalkarsın ve çıkarsın" diyorsunuz. Biz müvekkile, "Bu şekilde olmaz" dediğimiz durum bu aslında. Biz yine de müvekkile istinat edilen çeşitli icrai hareketler var, bunların gerçeğe aykırılıkları üzerine de suça dair iddianamede değinilen hususlara da cevaplar veriyor olacağız.

Şeyhmus Sarıboğa Müdafii

İddianamede özetle, BVA isimli şirketin İBB alt iştirakinden aldığı ihalelerdeki usulsüzlükler ve bir takım nitelikli dolandırıcılık suçlamalarıyla bir haksız gelirin elde edildiği, ardından bu haksız gelirin de çeşitli sahte fatura yöntemleriyle nakde çevrildiği ve örgütün sistemine aktarıldığı kurgusu yapılmış. Müvekkilin de aralarında olduğu bir dizi insan sayılarak, bu insanların sahte fatura yöntemiyle haksız gelirin nakde çevrilmesi sürecindeki bankasal işlemleri takip ettikleri ve nakit paraları bir şekilde taşıdıkları ve kaynağını gizlemek için paranın, adı geçen şirkete devredilmesi ya da kurdurulması şeklinde suçlamalar mevcut. Bu iddianame kapsamında aklama suçundan bahsedebilmek ve müvekkilin bu suçtan yargılanabilmesi için örgüt ve üyelik kısımlarını bir kenara bırakırsam eğer, öncelikle paranın ve mal varlığı değerinin suçtan elde edilmiş olması, yani öncül suçun varlığı konusuna değinmemiz gerekir. Sonra müvekkilin bu paranın suçtan elde edildiğini bilmesi gerekir. Son olarak da bu mal varlığı değerinin bir şekilde işlemlere tabi tutulduğunun ve amacının da aklanmak, kaynağından uzaklaştırılmak, gizlenmek şeklinde olduğunun ispatlanması gerekir.

Şeyhmus Sarıboğa Müdafii

Bu BVA'nın İBB'den aldığı alt ihaleler üzerinden öncül suç tarifi yapılıyor ama bu iddianamenin hâlihazırda ticari faaliyet gösteren ve fiili olarak gerçek dünyada bu faaliyeti gözlenebilen meşru bir iş yerinin, yani BVA'nın ticari kazancına "suç geliri" diyor olması bir anda bu geliri kara para haline getirmiyor. İddianamenin böyle bir sihirli değnek etkisi yok. Kelamı hakikat olmuyor, ispatlaması gerekir bunu. Öncül suçun oluşmadığını aslında benden önceki meslektaşlarım layıkıyla ve uzun uzun izah ettiler önceki günlerde ve delilleriyle de ortaya koydular. İddia makamının kanunu, suçun maddi unsurlarını bükmek suretiyle aslında yasal olan kazancın, aslında yasal olan ticari faaliyet kapsamındaki faturalandırmaların aklama suçu olduğunu iddia etmesi dışında elimizde bir iddiadan başka bir delil yok. Ancak buradaki ticari faaliyetin ve gelirin kaynağı belli ve meşru. Dolayısıyla gizlenmeye çalışılması ya da sahte faturayla kaynağından uzaklaştırılması, meşru hale getirilmesi söz konusu olamaz. Burada hayatın olağan akışına ve suçun tipiklik unsuruna dair kopukluklar mevcut aslında. Bunlar zorlama iddialar. Ortada işlenmiş bir suç yok.

Şeyhmus Sarıboğa Müdafii

Ama bir anlığına öncül suçun olduğunu varsayalım. Bu durumda müvekkilin bunu bilebilmesi gerekir. Şimdi bu yargılamaya kadar İBB ve alt iştirakleri ile ilgili, onlar tarafından yapılan ihaleler ve sözleşmelere ilişkin olarak herhangi bir iddia söz konusu değildi. Belediye ve yaptığı ihaleler düzenli olarak denetimlerden geçiyormuş, onları da gördük. Kültür A.Ş. ile BVA şirketinin süregelen düzenli ticari işleyişi var. Bu durumda hem şirket çalışanları hem de şirketle ticari faaliyet yapanlar hem de kamuoyu nezdinde burada şüpheye yer bırakmayacak şekilde bir olağan ticari akış olduğu kanaati zaten oluşur, normali de budur zaten. Aksi yönde, radikal bir durum olmadıkça bu iddianame gibi yani, böyle düşünür insanlar. Bu olağan ticari faaliyet diyebiliriz.

Şeyhmus Sarıboğa Müdafii

Müvekkil 'nin uzun süre birlikte çalışan ardından birlikte iş yaptırıcı olarak da işlendiği iddia olunan ihaleye fesat karıştırma suçu ya da dolandırıcılık suçlarına dair herhangi bir bilgi sahibi değil, olması da beklenemez. Zaten bu da bir varsayım üzerinde geliştirilmiş bir ilerlemeydi. Ama iddianamede zaten müvekkilin öncül suçu işlediği, bildiği ya da bilebilecek konumda olduğuna dair herhangi bir belirleme yapılmıyor. 3.700 küsur sayfa yazılmış. Tekrar tekrar yazılmış ama kesinlikle gidip müvekkil bunu biliyor mu, bilmiyor mu, nasıl biliyor ya da herhangi bir araştırma yapılmıyor. Yasal kazanç, herhangi bir somut delile dayanmadan kara para olarak kabul edildiği için akabinde her türlü ticari iş ve olan banka işlemi aklama faaliyeti olarak kabul ediliyor ve iddianame bunu demekle yetiniyor. İddianamede müvekkile yönelik suçlamaların yapıldığı fiiller; olan ticari faaliyetler, olan banka işlemleri, bankada yapılan nakit para çekme ve yatırma işlemleri, ticari defter kayıtları olan ticari işler ya da bir sektörde uzun süre faaliyet gösterdikten sonra ticari girişim ve şirket devralmak gibi olan iş ve ticari süreçler bu iddianamede kriminalleştiriliyor. Çünkü varsayım ve niyet okuma dışında somut bir delil yok bu iddialara yönelik.

Şeyhmus Sarıboğa Müdafii

Etkin pişmanlık kapsamında verilmiş, gerçeği yansıtmayan bir takım iftira ifadeleriyle yine gerçeğe aykırı tanık beyanları var. Ama bu beyanların hiçbirinde de dolandırıcılık parası olduğunu bildiği parayı talimatla 'nin hesabından çekip onun ofisine götürdü ya da kendi şirketiyle taşeron hizmeti verirken BVA'dan aldığı paranın ihale ve fesat karıştırma suçu parası olduğunu bildiği gibi beyanlar da yok. Tabii ki de mübalağa ediyorum ama buraya çıkacak beyanlar da yok. Bu andan itibaren zaten aklama suçu iddialarının geçersizliği ortada. Diğer unsurların aranmasına bile gerek yok. Müvekkil yanında çalıştığı dönemlerde 'nin talimatıyla banka işlemlerinde bulunmuş. Bunları da açıkladı. Bunlarda da herhangi bir yasaya aykırılık, hukuka aykırılık bulunmuyor. Çalıştığı şirketin yasal bankacılık faaliyetleri içerisinde yapılan para transferleri ve nakit para çekme işlemleri, çek bozdurma yahut ödeme yapılması gibi işlemlerde nakit paranın güvenli şekilde şirket merkezine ulaştırılması ya da işlemlerin tamamlanmasının takibi şeklindeki iş kalemlerini bu suçun icraî hareketleri şeklinde tanımlarsanız, özel sektörde çalışan binlerce insan bu suçun bir anda faili haline gelebilir. Ama böyle olmaz.

Şeyhmus Sarıboğa Müdafii

Bu sahte fatura iddialarına yine de değineceğiz biz. Müvekkil, BFK Partner Şirketi'ni Ticaret Sicil Gazetesi'nden, gazete kayıtlarından da anlaşılacağı üzere Elif Bilişik Kapki'den Kasım 2024'te resmi ve fiili olarak devralıyor. Bu devir, ticari olan hayatın, ticari hayatın olağan akışına aykırı filan değil; süreç içerisinde ödenmesi koşuluyla tarafından Elif Bilişik'e devrediliyor. Elif Bilişik de bir süre sonra şirketi devretmek istediğinde aynı koşullarda müvekkil devralıyor. Yıllarca birlikte çalışan insanlar, birbirlerinin üzerinde de emekleri var, güven ilişkileri var. Ticari hayatta da, insan ilişkilerinde de gayet olağan işlemler var, çok da yaygın. Bana devretmeyecek de kime devredecek? Muhtemelen orada o şirket, bu kayıtlar. Şimdi burada aslında bunların sorgulandığı bir soru var. Bu sorgulandığı bir sorgu aşaması da geçirdik ama elbette ki insanların güvendiği insanlara, güven duydukları insanlara bu şirketin devrinde kolaylık sağlar ve fırsat sağlar. Çünkü bir yandan da yaygın; çünkü 25-30 yıldır aslında Türkiye'deki sermaye birikimi modeli de akrabacılık, kabilecilik şeklinde de, kavramlarda da açıklanıyor. Bu biçimiyle gelişiyor. Şimdi bunları mı uzun uzun burada tartışıyor olacağız biz? Evet. BFK'nın kendi adına devrine göz falan yummamıştır. Bunun ne demek olduğunu anlamıyoruz, burada bir suç fiili varmış gibi. Müvekkil, fiili ve resmi olarak BFK'yı devralmıştır.

Şeyhmus Sarıboğa Müdafii

Müvekkilin şirketi devraldığı 2024 Kasım ayının sonrasına ilişkin BFK ile ilgili sahte fatura iddiası yoktur. Müvekkil, hâlihazırda iş akışı belli olan yerleşik bir şirket devralmıştır. Geliri de, gideri de ticari defterlerinde kayıtlıdır. Üretime dayalı bir şirket burası. Ne BFK'ya ne de başka bir şirkete müvekkilin sahte fatura kesmişliği yoktur. Müvekkil şirketi devraldığında muhasebe ve finans işlerinde uzman olduğu için ücret mukabilinde bu işleri yapmaya devam etmek istiyor, devam ediyor. Devir sürecinde de müvekkile yaptığı aktarım sırasında bu işlerle ilgili herhangi bir sorun olmadığını da belirtiyor. Yani bu işleri kendinde tutmaya devam eden 'nin bilgi ve belge listelerindeki hakimiyeti de tam. Şimdi, dosya kapsamındaki sahte fatura iddialarını beyanına dayandırıyor demiştik. Bunların tanıkları da benzer şekilde ifadeler verdiler referanslarla. Bunlara itibar edilemeyeceğini ve dayanaksız olduğunu söyledik. Ama bu kişilerin dosyaya sunduğu çekler ve faturalar var; bu tarihlerin hepsinin müvekkilin BFK Partner şirketini devralmadan önceki tarihinde, özel olarak da 'nin şirket yetkilisi olduğu tarihinde olduğunu, bu kişilerin iddialarını ve delillerini doğru kabul ettiğimden değil, bu iddialar ve söylediği deliller 'yi ve hatta benzer dönemlerde Kapki Medya şirketinin sahibi olan 'yi işaret ettiğinden vurguluyorum. Çünkü bu kişilerin kendilerine yönelen suç ve ceza tehdidini savuşturmak için etkin pişmanlıkçı olması, başka insanları hedef hâline getirmesinin nedenleri var; durduk yere değil, bunu açıklıyorsunuz.

Şeyhmus Sarıboğa Müdafii

Müvekkil hakkında para taşıdığı da iddia ediliyor, o kısma da gelelim. Tanıklar Furkan Yalçın, Ömer Can, Talha Varan, Cemal Demirçek bu yönde ifadeler veriyor. Bu tanıkların çeşitli banka işlemlerine ilişkin Berat'ı ya da Güngör'ü işaret ettiği anlatımlarında bazı tarihler ve lokasyon bilgileri verdiğini görüyoruz. Ama müvekkile dair böyle beyanları yok; orada olduğu gibi genel geçer ve soyut beyanları var. Biz bunun yanında dosyayı sunduk, hastaneden gelip talep ediyoruz. Birazdan fiziki olarak tekrar sunuyoruz. Bu bahsi geçen tarih aralıklarında müvekkil ciddi bir verem tedavisi görüyor. İlk olarak 18 Aralık 2023 tarihinde başlıyor bu tedavi, tanıyı alıyor. Ondan bir hafta öncesine gitmeye başlıyor; çünkü bahsetti kendisi de, kanlı balgam şikayeti nedeniyle. Burada tek tek tarihlerini yazdım ama gerçekten zamandan da çalmak istemiyorum. Aralık ayının bu tarihinden itibaren 2024'ün sonlarına kadar müvekkil tekrar tekrar hastaneye gidiyor, iki kere yatışı yapılıyor. Yatış yapmadığı dönemlerde karantinada kalıyor. Uzun süre çok ağır ilaçlarla tedavi edilmeye çalışılıyor. Bir yandan şeker hastası, bir yandan karaciğer enzimleri etkileniyor. Bu nedenle bu tedavi ciddi, külfetli bir şekilde sürüyor.

Şeyhmus Sarıboğa Müdafii

Bu sıralar müvekkilin evde ya da hastanede olması dışında bir gerçekliği de söz konusu değil. Bu iddiaların dayandığı tarihler bu şekilde geçtiği için en başından beri de dosyaya sunuyoruz; bu iddialar gerçeği yansıtmıyor. Bu tanık ifadelerinin tamamı bankada gerçekleşen işlemler ve eylemler olması nedeniyle aslında kamera kaydı dâhil olmak üzere somut delillerle ispatı mümkünken, bir yıl geçmesine rağmen bu kayıtlar dosyaya alınmadı. Bir tane Vakıfbank yazısı var bizim görebildiğimiz deliller arasında; müvekkilin ismi geçmiyor, onunla ilgili olmadığı söyleniyor ama bu tanıklarla ilgili olduğu için biz de görmek istiyoruz. Bir kamera kaydı girmiş dosyaya; Çağlayan'dan istiyoruz, "Burada" deniliyor; buradan istiyoruz, "Çağlayan'dadır" deniliyor. Kamera kaydını görürüz dedik, bir delil izleyerek belirttik. Müvekkilin olmadığını bir de bu şekilde kanıtlamış olalım. Delillerin arasında müvekkilin bu ilanlarda bulunduğunu ispatlayan bir görüntü kaydı ya da başka somut bir delil yok. Elimizde sadece etkin pişmanlık ifadeleri var. ve şürekası konuştu. Tekrardan oraya girmeyeceğim. Hemen ardından 28 Mayıs'ta ’ın ifadesinin alındığını söyledik.

Şeyhmus Sarıboğa Müdafii

Bu aşamada suçlamalara dair ifadelerinden birileri şey yapacağız. Kendisi ve ile ilgili suç kabulüne benzer beyanları var ama buralarda müvekkilden bahsetmiyor. Bir sürü şey anlatmış yani, ifadesi uzun da bayağı. Sadece ifadesinin son bölümüne geldik, gelince kanunsuz işleri Şeyhmus'un üzerinden yapıyor diye bir cümleyle geçmiş.

Şeyhmus Sarıboğa Müdafii

Beykoz'daki Acarkent bu kira kontratı meselesinden bahsetmiş, sonra demiş ki tüm banka işlemlerini Şeyhmus ile yapıyordu. Şimdi bu sanığın etkin pişmanlık ifadesinin genel olarak gerçeğe aykırı ama müvekkille müvekkille ilgili tüm ifadedeki tek beyanı bu. Zorla ve özellikle yerleştirildiği o kadar belli ki, kendisinin bir başkasını işaret ederek de çıkması gerektiği için, zaten müvekkil de bu beyanla 18 Haziran'da tutuklanıyor.

Şeyhmus Sarıboğa Müdafii

25'inde Elif Birilik Kapki'nin ifadesinin alındığını görüyoruz. Kendisini aleyhine birtakım iddiaların olduğunu söylemiştik. Bu etkin pişmanlık ifadesindeki pazarlık aslında kendi özgürlüğü ve eşinin özgürlüğü. Hem 'nin yanında finans muhasebe alanında çalışmış hem de şirket yönetmiş biri olarak talimatı, fişi yazılı olan, banka kaydı açık olan işlemlerle şirket hesabından para çekmenin, bankalarda ödeme yapmanın olağan olduğunu elbette ki biliyor kendisi. Kendisine ifade sırasında ne anlatılıyor, ne soruluyor bilmiyoruz ama savcılığın yasal ticari bir kazancı kara para olarak varsaydığını biliyoruz. Buna göre beyan alınmış bu ifadede de. Bu olağan işlemler, kriminalize edilip müvekkilin nakit parayı bir şekilde 'na ve o tutuklandıktan sonra 'ye verdiği iddia edilmiş. Bu iddiaların hiçbirine dair de somut bir görüntü, saat, yer, lokasyon bilgisi yok işin aslı. Bunların tamamı da gerçeğe aykırı, ispatlanamamış soyut beyanlar. Ama şu kısmı da özellikle ilgi çekici yani özellikle Acarkent'e para taşıma iddiası akıl alır gibi değil. Dosya kapsamında ilk operasyonlar olunmuş, tutuklanmış, bunun ardından ve bunlara rağmen müvekkil 'ye para taşıması gibi yani akla mantığa sığacak bir itham da değil.

Şeyhmus Sarıboğa Müdafii

Hemen sonraki gün etkin pişmanlık ifadesi alınmış 'nin ya da iki gün önce 23 Haziran bilmiyoruz, iddianamede iki tarih de yazıyor. Güngör Gülüm ile 'nin beyanları izleğinde ifadeler vermiş ve aynı izlekte müvekkili de hedef göstermiş ve olur olmaz yerlerde müvekkilin adını geçirmiş. Ama buradaki asıl derdin zaten olduğunu görüyoruz ifadelerde. Müvekkilimiz değil özel olarak hedef alınan, araya sıkıştırılan o. Bu savcılığın arzusu doğrultusunda iddiaları tekrar etmek ve müvekkil gibi etkin pişmanlık için, eee, olmayanlar hakkındaki iddiaları arttırarak onları etkin pişmanlığa zorlamak süreçleri şeklinde bunların yaşandığını düşünüyoruz. Şahsın ifadesinde çok ciddi müdahalelerin olduğu gözle görülüyor bu arada. Meslektaşlarım da belirtti, eee, öyle ki bu şahıs İsmail Kaan'ı kendi eşinden daha çok savunuyor ve aklamaya çalışıyor. Eşiyle ilgili beyanı şöyle: Elif 'nin talimatıyla bazı bankasal ve finansal işlemleri takip ederdi, nakit çekilen paraların ne zaman çekileceğini, kim tarafından çekileceğini kendisi organize ederdi, fakat kendisi bu paraların suçla alakalı olduğunu bilmezdi.

Şeyhmus Sarıboğa Müdafii

Eşi için bir cümleyle bu paranın suçla alakalı olduğunu bilmezdi diyor. İsmail Kaan'la ilgili söyledikleri şunlar: İsmail Kaan isimli şahsa 8 adet gayrimenkul devri gözaltı sürecinden önce gerçekleştirilmiştir. Ancak İsmail Kaan bu gayrimenkullerin suçtan elde edildiğini bilmemektedir. Kendisi tamamen iyi niyetli olduğundan dolayı bu devri sorgulamadan kabul etmiştir. İsmail Kaan'ın masum olduğuna inanıyorum. Bu ifadelerde müdahale de müdahale ya da yönlendirme olmadığına inanmamız mümkün değil. Bir diğer, eee, nokta da şu bu ifadelerdeki, sonuçta bir suç örgütü iddiası kapsamında etkin pişmanlık ifadeleri de alınıyor. Ancak hiçbir şekilde bir suç örgütünün varlığı, 'nin liderliği ya da etkin pişmanlıkçıların bu örgüte dair bilgisi, üyeliği, yardımıyla dair herhangi bir, eee, beyanda bulunulmuyor bu ifadelerde. Dememiz o ki, bu ifadeler suç ve şüpheli oluşturmak üzere özel bir çabayla hazırlanıyor. Bu nedenlerle müvekkile suç gelirlerinin sahte faturaya çevrilerek aklanması sürecindeki banka işlemlerinin yürütülmesi yönündeki isnadın tek dayanağı olan ifadeler, somut delillerle de desteklenmediği için gerçeği de yansıtmamaktadır.

Şeyhmus Sarıboğa Müdafii

Şimdi Eylem 119'da, özür diliyorum. Eylem 119'da delil olarak işaret edilen bazı raporlar var: MASAK vergi görüş, öneri raporu, BDDK raporu vesaire, vesaire. Bunların tamamına dair, toplu bir beyanda bulunacağım, çok detaya girmeyeceğim ama incelendiğinde bunların ön kabullere, varsayımlara dayanarak hazırlanan subjektif raporlar olduğunu görüyoruz. İçeriklerin hatalı, eksik ya da çarpıtılmış değerlendirmelerden oluştuğu bu eylem kapsamında da benden önceki meslektaşlarım uzun uzun izah ettiler. Biz de yazılı olarak sunarız bu eylem üzerindeki itirazlara da. Ama müvekkil ve müvekkilin devraldığı tarih itibariyle BFK Partners’la, BFK'yla ilişkin bazı, belirlemeleri bu raporlara da hani bir işaret ederek sunacağız. Bu MASAK raporu aklama suçunun temelini BVA şirketinin aldığı altyapı ihalelerinin ardından, gerçekleştirdiği ticari faaliyet ve para transferleri olarak kabul ediyor. Müvekkil de 24 Kasım 2024'te BFK'yı devralıyor. Diğer işlerinin yanı sıra bu şirket asıl olarak BVA'nın taşeron işlerini yapıyor. Açık hava reklam, mecralarında kullanılmak üzere hazırlanan branda, afiş ve belirli tür materyallerin üretimini, montajını, bakım ve onarımını, üsteleniyor bu şirket. BVA tarafından satılan iş bu aslında. Yani BVA'nın asıl maliyet kalemlerinden biri bu. BFK için de bu üretim yani montaj, denetim ve bakım işlerinin maliyeti gayet yüksek. Çünkü ham madde, elektrik, çalıştırılan araçlar ve personel giderleri...

Şeyhmus Sarıboğa Müdafii

Raporda bahsi geçen milyonluk faturalandırma aslında ciroya işaret ediyor. Bunu da biliyoruz, kâr değil. BFK'nın ticari defterleri incelendiğinde giderleri ve aldığı mal ve hizmet değerlen, pardon, değerlendirildiğinde giderleriyle aldığı mal ve hizmetin, karşılaştırılmasında ortada aklanacak büyüklükte bir paranın olmadığı da ortaya çıkacak... Bunu hesaplamak yerine MASAK raporu, Vergi Görüş ve Öneri Raporu aslında burada şaibe bırakmayı tercih ediyor. BPK'nın mal ve hizmet aldığı şirketlere bankadan ödeme transferi olmadığını söylüyor mesela MASAK raporu; ama çekler var, çekleri yazmıyor. Vergi Görüş ve Öneri Raporu, BPK'nın mal ve hizmet aldığı şirketlere ilişkin bazı incelemeler olduğunu her sayfaya adeta matbu şekilde yapıştırıyor. Ama ne bu şirket bilgilerini veriyor ne de özellikle BPK'nın aldığı mal ve hizmete ilişkin böyle bir inceleme olup olmadığına dair bilgi veriyor. Aslında belirtemezdi çünkü böyle bir mahkeme ya da kurul kararı, belge denetim kararı da yok ortada. Bu nedenle burada görmezden gelmeden ziyade, kastı şekillendirmek üzere bir suç kurgusu olduğunu düşünüyoruz.

Şeyhmus Sarıboğa Müdafii

Meslektaşlarımın, şirketin BFK'yla ilişkisini ve ticari faaliyeti delilleriyle ortaya koyduğu çerçevede; Bela tarafından BFK'ya yapılan ödemeler, süreklilik arz eden hizmet alımına; dışarıdan sunulan baskı, montaj ve bakım hizmetlerine ve taraflar arasındaki olağan ticari akışa dayalıdır. Zaten bu arada MASAK raporunda ve iddianamede de aksini iddia edemediği için sadece 'şişirilmiş, kurgu faturalar' deniliyor. Ama burada böyle bir faturalandırma da söz konusu değil. Çünkü bu sektördeki ticari teamüller ve belirgin ödemeler karşılaştırıldığında, olağan bir fiyatlandırma olduğu görülüyor. Söz konusu ödeme, tarafımızca açıklanan reklamcılık sektöründeki yerleşik piyasa fiyatlandırmasıyla uyumlu, olağan ve ekonomik gerekçelere dayanan bir ticari ilişkiyi yansıtıyor. BFK'nın, BVA'ya yaptığı ticari işin sabit olduğunu gerçekten ispatladıklarını düşünüyorum. Ve biz de İstanbullular olarak bunu panolarda görüyorduk aslında. Bu işin yapılabilmesi için bu işin bir maliyeti var. Bu işin yapılabilmesi için, o malzemenin üretilmesi için gerekli olan mal ve hizmet alımı ile hizmeti de BPK'nın olmak zorunda olduğu sabit. Ve bunlar da mali külfet getiren işler olduğu için giderleri de yüksek bir şirketten bahsediyoruz.

Şeyhmus Sarıboğa Müdafii

Sonuç olarak dosyada, müvekkilimin sahte fatura düzenlediğini, düzenlettirdiğini, yasal olmayan bir banka talimatı verdiğini ya da aldığını, gayrimeşru para ve aklama operasyonları yaptığına ilişkin herhangi bir teknik ve mali delil de yok. Hiçbir iddia ortaya konulamamakla beraber, burada samimi bir suç şüphesi ya da bunun aydınlatılmasına yönelik can alıcı bir emare olsaydı, müvekkilin Vergi Usul Kanunu'na muhalefetten ya da sahte belge düzenleme suçundan ayrı bir şekilde yargılamasının yapılabileceğini biliyoruz. Biz de düzgünce mali incelemeleri, karşılaştırmaları yapardık; suç unsurlarına bakardık. Müvekkilin bu suçun faili olup olmadığını birlikte tartışırdık. Yine cezalandırılamazdı bu suçların unsurları oluşmadığı için ama yargılanabilirdi. Ama müvekkilin suç gelirlerini aklamaktan ya da suç örgütüne yardım etmekten yargılanması mümkün değil. Bu suçlardan müvekkilin beraati gerekir ve şirket üzerinde bu sebeple konulan tedbirlerin de kaldırılması gerekir.

Şeyhmus Sarıboğa Müdafii

Şimdi bu kadar uzun uzun konuştum. Eylem 119'un hukuki değerlendirme bölümüne de hızlıca tekrar gidelim. Suçlamanın kurgusu neydi? Ortada bir örgüt vardı, örgütün parayı topladığı bir sistem vardı; oraya toplandığı iddia ediliyordu. Bu sahte para yoluyla aklanan para, örgütün sistemine aktarılıyormuş yani. Sistem nerede peki? Ya da sistem kim? Hangi mal varlığı değeriyle, hangi para hangi şekilde sisteme aktarılmış? Bunun cevabı verilmiyor. Sadece BVA’nın ticari kazancı ve 'nin yıllara dayanan birikim ve yatırımı, yani şahsi mal varlığı hedef alınıyor. Hani bu sahte fatura vesaire ile aklanan ve nakde çevrilen para da 'de toplanıyormuş bu iddiaya göre. Peki bu mal varlığına ne olmuş? MASAK raporları, vergi raporları dosyada var eylemlerin içerisinde ve burada mali değeri en yüksek olan mal varlığı değerlerinin nihayetinde İsmail Kaan'a aktarıldığını söylüyor bu raporlar. Yani iddia aslında kendi kurgusuna sadık kalsa, sistemin İsmail Kaan olduğunu söyleyecek. Ama söyleyemiyor, dili varmıyor. Bu iddianın da bir ucunun varmadığı, elinin uzanmadığı yerler varmış, görüyoruz ki. Bu da aslında iddianame içerisindeki mantıksızlığa dair de belirtmek istediğimiz bir husustur.

Şeyhmus Sarıboğa Müdafii

Eylem 117 ile ilgili gerçekten kısa tutmak istiyorum. Ticari sicil kayıtlarından da netçe anlaşılacağı üzere, bahsi geçen şirket müvekkile ait değildir. Bahsi geçen şirketin ismi BPK Endüstri diye devam ediyor, müvekkilin şirketinin ismi ise BPK Partners. Burada aslında önemli olan kısım sadece iddianame ya da tebliğ raporunda böyle yazılması değil, İBB'nin ecrimisil dosyası açtığı şirketin bu şirket olması. Dolayısıyla bu şirketin bizle alakası olmadığını tekrar da vurgulamış olalım. Burayı hızlı geçelim ama bu hususları özellikle belirtmiş olalım diyelim. Bu rapordaki incelemeler 16.08.2024 tarihi öncesine yönelik değerlendirmeler ve bahsi geçen şirketin dosyaları da 2022 yılında İBB kayıtlarında belirtiliyor. Yani aslında müvekkilin BFK Partners'ta yetkisi olmadığı o tarihlerde bir suçlamayla da karşı karşıya kalıyor. Soruşturma aşamasından iddianame tanzimine kadar bu hususların gözetilmesi gerektiğini de belirtmiş olalım.

Şeyhmus Sarıboğa Müdafii

Peki, örgüte yardım etme suçu yönünden birkaç şey söyleyip tamamlayacağız. Zaten aklama suçunun oluşmadığını izah ederken buraya da işaret ediyorduk. Daha önce de belirttik, tekrar tekrar belirtmek durumunda kalıyoruz ama müvekkilimi bu iddianameyle yargılayamazsınız. Çünkü ortada bir örgüt yok, örgüte üye yok, işlenmiş suç yok ki bunları bilerek ve isteyerek bu örgüte yardım eden bir fail olarak müvekkili yargılayabilesiniz. Bu aşamaya kadar mesela meslektaşlarımın suç örgütü kapsamındaki hem hukuki hem teknik beyanlarına katılarak bu kısmı geçiyorum. İddianamede varsayımsal bir yapılanmadan söz ediliyor. Ancak bu yapının kimler tarafından, ne zaman ve hangi amaçla kurulduğu, hiyerarşinin nasıl işlediği, emir ve talimat mekanizmasının hangi araçlarla sağlandığı hususlarında huzurdaki duruşmada herhangi bir somut delil ortaya hala konamadı. İddianamede de zaten bunun yapılmadığını biliyoruz. Böylece afaki bir örgüt iddiasına dayanıldı. Bu haliyle, hukuki emareleri ispatlanmamış bir örgüt üzerinden yardım istinadı yapılması da söz konusu olamaz.

Şeyhmus Sarıboğa Müdafii

Hadi diyelim ki inanalım, burada hukuki anlamda bir örgüt var diyelim. Bu durumda da müvekkilin örgütün varlığını bilip örgütün suç işleme amacını idrak etmesi ve bu amacı benimseyerek, isteyerek yardım etmesi gerekir. Örgüt var denilse de benim müvekkilimin buna bilerek, isteyerek yardım ettiğini ispatlamanız gerekiyor; ama biliyorsunuz Yargıtay içtihatları, fiili teması, ticari ilişkiyi ya da iş bağlantısını tek başına örgütlü bir suçun yardımı için yeterli görmemektedir. Yardım isnadının bilinçli ve örgütsel amaca yönelik olarak gerçekleşmesi gerekir. Dosyada müvekkilin örgütsel bir yapıdan haberdar olduğuna, bu yapının suç işleme amacına ve bu amacı benimsediğine dair hiçbir iddia, belirleme ve tespit de yoktur. Böyle bir suç örgütü zaten yok ama bu yargılamadan önce bunun dedikodusu ya da iması da yok. FETÖ terör örgütü mesela mahkeme kararından öncesinde dahi bir yapılanma olarak biliniyordu, konuşuluyordu. Ben çocukluğumdan da hatırlıyorum ya da adi suç örgütleri mahkemelerce karara bağlanmadan önce bile böyle mahallelerde, kentlerde bunlarla ilgili duyumlar alınır, bilinir.

Şeyhmus Sarıboğa Müdafii

Bakın, bu memleket özellikle neoliberalizm uyum süreci ile birlikte hızlı para hevesinden hem bireysel hem de örgütlü çok ilginç mali suçlara şahitlik etti. Buna rağmen kimsenin aklına böyle bir suç örgütü fikri gelmez. İşte zekilerin zekisi çıkıyor herhalde her dönemde. Burada çıkar amaçlı suç örgütü var dedi. Öyle de ifşa olmuş oldu böylece. Kimse bilmediği, görmediği bir örgüte yardım etmekle suçlanamaz. Varlığı sabit olan, müvekkilin bilme ihtimali olan, ne bileyim Meksika karteli ya da Japon Yakuza'larına yardım etmekle falan bile suçlayabilirsiniz müvekkilimi ama ortada olmayan, varlığına dair hiçbir ispatı da söz konusu olmayan bir örgüte yardımla müvekkilimi suçlayamazsınız. Hukuk tarihi insanlığın adalete ulaşmak için geliştirdiği yaratıcı yöntemlerle dolu. Bunun çarpıcı bir örneğini kısa geçeceğim ama Roma hukukundaki fiktio, yani hukuki varsayım kurumuyla görüyoruz.

Şeyhmus Sarıboğa Müdafii

Antik Roma'da yargıçlar yasaların katı ve şekilci kalıplarını aşmak için, bunlar nedeniyle hak mahrumiyeti yaşanmasın diye özel hukukta bu kurguya dayanıyorlar. Geçeceğim buralarını. Biz görüyoruz ki bu davada bu tarihsel kavram olan fiktio, fiction, kurgu, özel olarak tam tersi bir yönde yani aslında zayıfı güçlüye hakkı şekle ezdirmemek yönünde kullanılan kavramın tam tersi yönde kullanıldığına tanıklık ediyoruz. Modern ceza hukukunun en temel prensibi ve varsayımlarını reddettiğini görüyoruz diğer bakımdan. Ceza yargılaması kurgularla değil, şüpheye yer bırakmayan somut ve maddi delillerle yürütülür. Ancak siyasi saiklerle hazırlanan bu iddianame, mali delillerden, maddi delillerden yoksun, söylemler, niyet okumalar ve zorlama senaryolardan ibaret yapay bir kurgu. Burada da bir fiktio var ve önceden belirlenmiş bir cezalandırma ve tasfiye amacını meşrulaştırmak için devreye sokuluyor. Roma'da adalet adına gerçek olmayan bir durum varmış gibi kabul edilirken bu iddianamede ortada somut bir suç ve delil yokken varmış gibi bir kurgu inşa ediliyor. Roma'daki kurgu kişileri hukukun koruma alanının, koruma alanına dahil ederken bu iddianamedeki kurgu hedef alınan kişileri hem hukukun hem de toplumun dışına itmeyi hedefliyor.

Şeyhmus Sarıboğa Müdafii

Hukuk, somut gerçeklerin ve evrensel güvencelerin rejimi. Dolayısıyla gücü elinde bulunduranların, güç sahiplerinin fantezi dünyası ya da komplo teorisi alanı olarak uygulanmasına izin vermemek gerekir. Bu iddianame kurgu ve varsayımdan ibaret olması nedeniyle kendi hukuksuzluğunun ve hukuksuz soruşturma sürecinin itirafnamesidir. Doğası gereği de bu iddianame ile hukuka uygun bir yargılama yapılamayacağını tekrarlamak isteriz. Tüm bu nedenlerle ve izah ettiğimiz nedenlerle tüm maddi unsurlara değindik, müvekkilin aslında nihayetinde atılı suçtan suçlardan beraati gerekir ama ancak bu aşamada özellikle tahliyesini talep etmek zorundayız. Kendiniz de gördünüz, nefes almakta dahi güçlük çekiyor müvekkil burada. Bir yandan Tip 2 diyabet hastası, bir yandan kötü kolesterol hastası ve verem hastalığı tamamıyla tedavi edilmemişken burada cezaevi koşullarında akciğerindeki sorun süre gitmeye devam ediyor, bu şekilde de tedavi edilemez.

Şeyhmus Sarıboğa Müdafii

Son olarak da bu hukuksuz yargılama sürecinde doğrudan özgürlüğünden, hayatından koparılan ve tutuklanan sanık kadınların çok ciddi şekilde mağdur edildiğine de işaret etmek istiyorum ama özellikle bunu vurgulamanın dışında, bununla birlikte tutuklu yakını kadınları da konuşmak gerektiğini düşünüyorum. Ücretli bir işte çalışsa ya da çalışmasa ev içerisinde ücretlendirilmeyen tüm işleri göğüslediler bu süreçte. Zaten yapageldikleri yaşlı, hasta, çocuk bakımını üstlenmek zorunda kalan kadınların üstündeki emek yükü, bakım yükü bu süreçte inanılmaz katlandı. Bugün çocuklu herhangi bir hane için çocuğun okuldan alınması bile krize dönerken tutuklu yakını kadınlar aylardır çocukları okuldan alıyor, derslerini çalıştırıyor, tüm duygusal ve fiziksel ihtiyaçlarını karşılıyor tek başına. Yemeğini, çamaşırını, bulaşığını, evdeki yaşlı ve hasta için de benzer faaliyetleri yerine getiriyor.

Şeyhmus Sarıboğa Müdafii

Müvekkilimin sevgili eşi Zeynep Hanım da aylardır 2 kız çocuğuna tek başına bakıyor. Eşine ve ailenin geri kalanına psikolojik destek ve güç kaynağı olmaya çalışıyor. Zeynep Hanım dahil olmak üzere tüm tutuklu yakını kadınlar bu hukuksuzluğun, bu iddianamenin mağduru olduğu ve bu mağduriyetin artık sonlandırılması gerektiğini düşünüyoruz. Müvekkilimin sevgili eşi Zeynep Hanım, yüreğinizi ferah tutun. Er ya da geç öyle ya da böyle aklanacağız. Sayın müvekkilim, siz de öyle. Bu suçlamalardan öyle ya da böyle aklanacağız. Çünkü bu iddianameyle olmaz. Bu suç örgütü kurgusuyla olmaz. Müvekkil bu suçlamalarla yargılanamaz. Sayın heyet, gözünüze bakıyoruz. Müvekkilimi bu suçlardan mahkum edemezsiniz ama geçen her günü ömründen gidiyor ve bizim yaşayıp yaşayabileceğimiz tek hayat da bu. Bu kadar da değersizleştirilemez. Bu insanların ömrü, müvekkilimin hayatı, sağlığı bu revizyoner iddialarla ve kurmaca iddianamelerle harcanamayacak kadar değerli, kıymetli ve siyasi saiklerle, siyasi hamlelerle bunlara atıf edilemeyecek kadar da değerli. Her şey yeniden kurulur ama geçen gün geri verilemez, telafi edilemez, tazmin edilemez. Bu hukuksuzluğa ve mağduriyete son verin artık sayın heyet ve müvekkilimi serbest bırakın.

Şeyhmus Sarıboğa Müdafii

Bu analiz yapay zeka değerlendirmesine dayanmaktadır. Hatalar veya yanlış bilgiler içerebilir.