Sayın Başkan, Sayın Heyet, müvekkil ’nin üç aylık tutukluluğunun mesnetsizliğini ve bundan kaynaklı mağduriyetini dile getirdik. Ancak bu dosyadaki mağduriyetler ve hukuksuzluklar bununla sınırlı değil. Bu konuda birkaç başlık altında değerlendirme yapacak ve taleplerimizi sunacağız. Soruşturma aşamasında yaşatılan hukuksuzluklar, şüphelilerde maddi ve manevi şiddete dönüşmüş olup artık telafisinin mümkün olmayacağı boyutlara ulaşmıştır.
Sinan Sepetçi Müdafii Av. İbrahim Burak Eskici Savunması
Avukatıyla görüşmediği, savcılık kalem koridoruna dahi sokmadığı, taleplerini karara bağlamadığı, gizlilik kararı alarak herkesi dosyanın dışında tuttuğu ve bu suretle de inanılmaz bir hareket alanı oluşturduğu bir soruşturma dosyasında, dosyasının içinde, delil barındırmayan yaklaşık 4.000 sayfalık evrakı buradaki herhangi bir avukata, hukuki vasıflarını taşıyan iddianame olarak kabul ettirilmesi mümkün değildir. Çünkü iddianamede bulunması gereken hususları, savcıların görevlerini, Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 160. ve devamı maddelerinde açık bir şekilde belirtmiştir ve düzenlenmiştir. Soruşturmada gizlilik kararı olmasına rağmen, iktidara yakın olduğu bilinen haber kaynakları tarafından dosya içeriğine ilişkin bilgilerin medyaya servis edilmesi, aylarca şüphelilerin savunma haklarının ihlal edilmesi neticesinde bugün burada herkes dolu dolu soruşturma aşamasında geçirdiği mağduriyetleri anlatmak zorunda kalmıştır. Bu sebeple soruşturma aşamasında yaşadığımız hak ihlalleri ülkedeki hukuka güveni oldukça sarsmıştır.
Gönül isterdi ki bu hukuka aykırılıklar kovuşturmada son bulsun, adaletli yoldan devam etsin. Ancak yargılamanın ilk gününden beri mahkemenizce bu anlamda bir usul izlenmemiştir. Müvekkil, 25 Mayıs 2025 tarihinde emniyette suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma, rüşvet, irtikap, ihaleye fesat karıştırma, nitelikli dolandırıcılık, edimin ifasına fesat karıştırma suçlarından ifadesi alındı. Ancak ifadesinde bu suçlara ilişkin herhangi bir fiil sormadıkları gibi herhangi bir delil de göstermediler. İfade tutanağını incelerseniz bu konuya ilişkin ifade tutanağının altına şerh düştük. Müvekkilin de bahsettiği özgeçmiş ve kişi analizlerinden oluşan bir ifade sürecinden bahsediyoruz. Akabinde savcılık; suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma, rüşvet, ihaleye fesat karıştırma suçlarından tutuklamaya sevk etti ve bu suçlardan şüpheli ’nin, ’nin yetkilisi olduğu şirketlerin ihalelerine ilişkin evrak hazırlama ve diğer usulsüz muhasebe işlemleri ile sahte fatura teminini organize ettiği, örgüt lideri, yöneticileri ve üyeleri ile fikir ve eylem birliği içerisinde hareket ettiği gerekçesiyle tutuklandı. 11 Kasım 2025 tarihinde iddianame tanzim edilmiş olup tanzim edilen iddianamede, 142 eylem içerisinde sadece 119 numaralı eylemde bahsedilen müvekkil hakkında bu kez ’nin sahip olduğu BVA -Bursa, Van, Adana- isimli şirkete muhasebe işlerine baktığı, bu sahte faturaların miktarını belirlediği, ilgili mali ve vergisel boyutlarıyla usulsüzlüğü yasal kılıfa sokmaya çalışarak bu süreci yürüttüğü gerekçesiyle, örgüt üyesi olmamakla birlikte yardım etme ve suç gelirlerini aklama suçlarından dava açılmıştır.
Sayın Başkan, altı tane isnatla başlayan ifade yolculuğu üç isnada düşürülmüş, sonrasında da müvekkil lehine değiştirilerek ve hafifletilerek iki isnatla dava açılmıştır. Bu gelişmeler müvekkilin lehine değil midir? Buna rağmen müvekkilin tutukluluk halinin devam ettirilmesi hukuka uygun mudur? 4.000 sayfalık iddianamede müvekkile üç satır ile suç isnat edilmiş. Bu üç satırdan oluşan hikayenin tek doğru kısmı ise ’nin BVA isimli firmada muhasebe işlerine baktığıdır. Savcılık makamının bu kadar keyfi hareket etme hakkı ancak hukuk dışına çıktığında söz konusu olabilir. Çok değil, zaten üç satır ve üç cümleden oluşan iddiadan bahsediyoruz. Cümle cümle değerlendirelim.
Bu sahte faturaların miktarlarını belirlediği iddiası... Faturaların sahte olduğu tespit mi? Hangi sahte faturalar? Ve kime ait sahte faturalar? İddia makamı, iddianamesinde müvekkilin BVA'da çalıştığını kabul etmiştir. BFK ve Kapki medyada yürütülen mali işlere ilişkin herhangi bir dair olduğundan bahsetmemektedir. Etkin pişmanlıktan faydalanan kişiler BFK ve Kapki isimli firmalardan sahte fatura işlemi olduğunu iddia ediyorlar. Ancak iddianamenin kendisi dahil müvekkilin BVA'da çalıştığını tespit ederek müvekkilin bu şirketlerle bağı olmadığını ve sebepsiz yere burada oturduğunu kanıtlamaktadır. Kaldı ki müvekkil de en başından beri BVA'da çalıştığını başka herhangi bir firmayla bağlantısı olmadığını dile getirmektedir. İlgili maliye ve vergisel boyutlarıyla usulsüzlüğü yasal kılıfa sokmaya çalıştığı iddiası hangi fiille, hangi mali enstrümanla, nasıl usulsüzlüğü yasal kılıfa sokmaya çalıştığı iddianamede belirtilmemiştir. Sayın heyet, ceza yargılaması bir fiil yargılamasıdır, sayık yargılaması değil. Müvekkilin mutat ve rutin ön muhasebe işlemleri başına organize etmek ve yasal kılıfa sokmak gibi soyut fiiller eklenerek suç haline getirilmeye çalışılmaktadır. Müvekkil bu konuyu size oldukça iyi bir şekilde izah etti. Soyut ifadelerden organize etmek kelimesini çıkardığınızda geriye kalan tek şey sadece ofis işlemleri.
Bu dosyada tek başına yargılansaydı Ekrem Bey ve diğer kişiler bu dosyada olmasaydı, siz yine de 3 satırlık ifadeyle hazırlanan iddianameyi kabul mü edecektiniz? Bu sorunun cevabı belli ancak konuşalım. Bu iddianamenin bu şekilde düzenlenerek masanızda kalma süresi yarım saat Sayın Başkan. İddianamenin iadesi kararını yazmanız da yarım saat. İnanmayacaksınız biz halen tutukluyuz. Bu dosyada kanunlara riayet edilerek ilerlendiğinde aslında çok basit bir dosya. Ancak gözümüzü çevirdiğimiz ve elimizi dokunduğumuz her sayfada bir hak ihlali ve kanuna aykırılık ile karşılaşıyoruz. Bakın benim müvekkilim örgüt üyesi olmamakla birlikte yardım etme, suç gelirlerini aklama suçlarından yargılanıyor. Bu iddiayla dava açıldı. Mahkemeniz tutukluluk halinin devamına karar verirken önce müvekkilin yargılanmadığı örgüte üye olmak, rüşvet ve ihaleye fesat karıştırmak suçlarından gerekçe oluşturdu. İlk gerekçeleriniz bu şekildeydi. Daha sonra tüm suçları ve tüm sanıkları yazmaya başladınız. En son gönderdiğiniz kararda artık suçları da yazmamaya başladınız.
Sizin kararlarınıza itiraz ettiğimizde, denetim merci olan İstanbul 41. Ağır Ceza Mahkemesi'nin verdiği karar, tamamen hukuka aykırı. Bu kararlarla da göreceğiniz üzere 26 Mayıs 2026 tarihli karar, 24 Nisan 2026 tarihli kararlarla da müvekkilimin örgüte üye olmak, rüşvet ve ihaleye fesat karıştırmak suçlarından tutukluluk halinin devamına karar verilmiştir. Ancak mahkemeniz Ceza Muhakemesi Kanunu 225. maddesi kapsamında iddianame ile bağlıdır. Dolayısıyla vermiş olduğunuz tutukluk, yazmış olduğunuz tutukluluk gerekçeleri aslında CMK'nın 225. maddesine açıkça aykırılık teşkil etmektedir. Biraz empati kurmanızı rica ediyorum. İddianamede yazılı isnatların bir tane somut delili yok. Müvekkilinizin iddianamede isnat edilen suçlardan yargılanması yapılmıyor ve buna rağmen 13 aydır tutuklu ve daha yeni söz alabilmiş durumda. Soruşturmaya başlanan ve iddianamede yer almayan suçlardan KYOK verilmemiştir. Bu suçlar da kendiliğinden ortadan kaybolmuştur. Bir suçtan soruşturma başlatıyorsanız ve sonrasında da bu suçun şüphelisiyle ilgili olmadığını anladıysanız artık bu suçlar yönünden KYOK vermeniz gerekir. Somut olayımızda suçlar buharlaştı, daha da kötüsü soruşturmadaki tutuklama gerekçesiyle iddianamedeki gerekçe de değişti.
Ancak Sayın Mahkemeniz hala soruşturmadaki gerekçelerle devam etmektedir. Müvekkil 9 Mart'ta başlayan yargılamaya dosyaya yeni bir gözle bakılacağı, itirazların dinleneceği, delillerin toplanacağı, mağduriyetinin hızlıca giderileceği umuduyla başlamıştır. Bu umutla da 3 gün yapılan hakimin reddi taleplerine dahil olmak istememiştir. Ancak yargılamalar devam ettikçe tarafların dinlenmesi dışında ne yeni delil toplanmış ne de hakkaniyetli tahliye süreçleri yürütülmüştür. Kimlik tespitinin yapılmaması, usuli taleplerin dinlenmemesine, aylık tutukluluk incelemelerinin sanık ve müdafilerine söz verilmemesine, duruşma zabıtlarının ve tutukluluğun devamına ilişkin ara kararların sisteme uzun süre sonra yüklenmesine kadar evrilmiş bir süreçten bahsetmekteyim. Her perşembe duruşma kayıtları bilirkişiye verilse, pazartesi sabah sisteme yüklenmesi mümkün müdür? Daha da önemlisi, önceki tutukluluk devam kararından 3-5 kişiyi eksiltip, o kişileri alttaki adli kontrol sütununa yazdığınızda gerekçesiz zabıt 5 dakikada hazırlanmış olacaktır. Ancak biz bunun için 7 günü aşkın süre beklediğimiz oluyor. Bugün ülkenin ekonomik durumuna, toplumsal yozlaşmaya, bozulan ahlak dengesine, bireysel silahlanmaya, cinayetlere sebep aramanın bir anlamı yok. Hepsini sebebi, hukuka olan güvenin azalmasıdır. Bu güven azalması da maalesef işte bu sıralarda oluşan halkın adalet duygusunu tatmin etmeyen, aksine daha da zedeleyen yargı süreçlerinden ortaya çıkmaktadır.
Bu dosyada konuşulması gereken diğer bir husus, etkin pişmanlık hükümlerinden faydalanan sanıkların durumudur. Bu kişilerin etkin pişmanlık kapsamında ifade vermesi ve soruşturmaya katkı sunduğunu iddia edilmesi ve bu suretle soruşturmanın makbul sanıkları haline gelmeleri kabul edilebilir bir durum değildir. Emrinde 300.000 tane kolluk görevlisi olan cumhuriyet başsavcılıkları, bu itirafçıların söylediği hangi hususu tespit edemezler? Bu kişilerin ifadelerine itibar etmek, cumhuriyet savcılıklarını, kolluk birimlerini itibarsızlaştırmaktan başka hiçbir şey değildir. Örneğin , 'nin tablolarını, şaraplarını, gayrimenkullerini ve bu gayrimenkullerin suçtan elde edilen gelir ile alındığını iddia etmiştir. Tespiti basit olan bu hususu tespit etmek için savcılığın Berat'ın ağzından çıkacak cümlelere mi ihtiyacı var? Savcılığın basitçe tespit edebileceği hususları başkalarından dinlemek ve bu kısımların medyatikeleştirmek olayı amacın dışına taşımaktadır. Dağdaki teröristin mağarasını tespit eden sistem, terör örgütlerinin saldırılarını kimi zaman dijital imkanları kullanarak, kimi zaman içlerine askeri personel yerleştirerek istihbarat alan ve bu şekilde tespit eden savcılıklar, 2024 yılında başlattıkları bu soruşturmada 'nin tablolarını, şaraplarını, para transferlerini, tapu devirlerini tespit edemedi ve bu kişi ve kişilerin ifadesiyle dosya çözüldü, öyle mi? Müge Anlı gibi kişilerin, savcılıkların ve kolluk görevlilerinin çözemediği cinayetleri çözmeye başlaması, 2017'den sonra görülmeye başlanan FETÖ soruşturmaları ile meşurlaşan ve usul pratiğine giren etkin pişmanlık ifadeleri, savcılık ve kolluk birimlerimizi bu hale getirdi maalesef.
Sayın Başkan, inanın hukuk hiçbir dönemde hukukçular tarafından bu kadar hakarete maruz kalmamıştır. Asliye hukuk mahkemelerinde bile tanıkla ispat edilecek hususlarda parasal sınır vardır. İş mahkemelerinde tanıkla ispatın birden fazla kriteri var. Ancak bu savcılıklarda ve ceza mahkemelerinde bir tane bile kriter ve sınır yok. Beyaz olana siyah derlerse kabul, kabul görüyor. Biz de bu sıralarda beyazın beyaz olduğunu ispat etmeye çalışıyoruz. , Berat Kapki ve Ahmet'in ifadelerinin verildiği makama göre 180 derece değiştiğini sayın meslektaşım Çağan Bey açıkça ortaya koydu. 9 Mart'tan beri dinlenen sanıklar ve müdafileri araştırılması gereken onlarca şey söylediler. Bu sözlerden bir tanesine itibar edip harekete geçmedi. Aralıktan beri önünüzde olan tek dosyada delil toplamayı ne zaman düşünüyorsunuz, merak ediyoruz. Tutukluluk devamına ilişkin kurduğunuz kararlarda "mevcut delil durumu" şeklinde gerekçe yazıyorsunuz. Delilleri toplamazsanız mevcut delil durumunu nasıl değiştireceğiz? Gerçekten mahkemenin hareket planı sadece tutuklu sanıkları dinleyip herhangi bir matematiği olmayan biçimde tahliye kararı vermek ya da vermemek mi? 108 sanık bittikten sonra, 300 civarında tutuksuz sanığı dinledikten sonra mı yeniden bu sanıklar hakkında değerlendirme yapacaksınız? 9 Mart'tan bugüne 75 sanık dinlenmişken 300 sanığın dinlenmesi için ne kadarlık bir süre öngörülüyor?
Benim müvekkilim 13 aydır sebepsiz yere ve hatta az önce bahsettiğim üzere iddianamede olmayan gerekçelerle tutuklu durumda, Sayın Başkan. Tutuksuz sanıkların ne özelliği var dışarıda özgürce, özgürce dolaşıyorlar? Her duruşmaya gelsinler, neden duruşmadan vareste tutuyorsunuz? Gerçekten maddi gerçeğe ulaşmak gibi bir amacımız varsa ve gaye varsa, benim müvekkilim hakkında ifade veren Elif, Berat ve Ahmet burada olsun, müvekkilin ifadesi sırasında, mahkemeniz bu konuda bu kişileri hazır ederdi. Ancak böyle bir hazırlığın yapılmaması mahkeme tarafından böyle bir gayenin olmadığı sonucunu ortaya çıkarmaktadır. Sayın heyet, eğer bu yargılama, bunu etkin pişmanlıkçılar ve itirafçılar için söylüyorum, eğer bu yargılama emredici hukuk normlarından ve maddi delil arama ödevinden uzaklaşarak devam ettirilirse adaleti hukukun evrensel ilkeleri değil, etkin pişmanlıktan faydalanan itirafçılar sağlayacaktır.
Bildiğiniz üzere dosyada 400'ü aşkın sanık, binlerce sayfa evrak mevcut. Her bir sanığın durumunu detaylı bilmememe rağmen bazı meslek gruplarını inceleme ve dosyadaki durumlarını tespit etme ihtiyacım hâsıl oldu. Örneğin bu dosyada en çok ismi geçen Medya Pano ve Kültür AŞ isimli firmaların mali işler müdürleri Hasan Karaalp, Mustafa Tuğrul Acı, bu kişiler serbest. Bu kişilerin de tutuklanması gerekir demiyorum. Ancak demek ki mali bölümde çalışmak ve en üst düzeyde görev almak, tutuklanmak için bir sebep değilmiş. , 25 Haziran 2026 tarihli ifadesinde, Rolls-Royce marka aracın satıldığını, 'ye ait olduğu iddia olunan ve buradaki paranın 11 milyonunu Eyüp Öztürk'e teslim ettiğini ifade etmiş. Eyüp Öztürk bu dosyada tanık ve müvekkil aleyhine hangi işlerin olduğunu söylemeden, detay vermeden, "Bu işleri Sinan organize ederdi," şeklinde ifade vermiştir. Ve bu da 'nin cezalandırılması amacıyla delil olarak dosyanıza koyulmuştur savcılık tarafından. Elif'in Eyüp hakkında verdiği ifade ile Eyüp'ün müvekkilim hakkında verdiği ifade aynı ifade. Ancak Eyüp bu dosyada tanık, benim müvekkilim sanık ve hatta tutuklu.
Sayın heyet, naylon fatura iddiası soyut iddiadır. Ne ne ne diğerleri bir tane faturayı çıkartıp, "Bu fatura gerçeğe aykırıdır," diyerek dosyaya sunmadı. Savcılıkta bir kez olsun sormadı, "Hangi fatura sahte tanzim edildi?" diye. Çünkü savcılığın maddi gerçeğe ulaşma isteği bulunmamaktadır. Ben avukat olarak sözlü danışmanlık versem ve bunun karşılığında 100.000 TL'lik fatura tanzim etsem Elif, Berat, Eyüp, Ahmet gibi kişiler çıkıp, "Avukat naylon fatura tanzim etti ve kara para akladı," şeklinde ihbarda bulunsa, ben avukat olarak bunun naylon fatura olmadığını mı ispat edeceğim? Bu dosyada etkin pişmanlıktan faydalanmak suretiyle ifade veren ve şu an serbestçe dolaşan, hayatlarına herhangi bir kısıtlama olmadan yaşayan kişilere ceza verip, etkin pişmanlık indirimi yapsanız benim müvekkilimden daha çok ceza alacak durumdalar. Buna rağmen müvekkilin tutukluluk halinin devamına ilişkin verdiğiniz kararların hukuki bir dayanağı olmadığını düşünüyorum. Bu yargılamanın tamamlanmasına ilişkin 12,5 yıl hedef süresi var. Değil 12,5 yıl, 1,5 yıl hedef süresi öngörseniz yine müvekkilin tutuklu kalmasını gerektirecek herhangi bir durum söz konusu değil.
Tutuklulukta geçen 13 aylık süre müvekkil ve ailesi için ne kadar zorlu bir süreçse biz avukatlar için de bir o kadar zorlu bir süreç olarak devam etmektedir. Müvekkilin ailesi ofisime ziyarete geldiğinde hala etkisinden kurtulamadığımız bir manzarayla karşılaştık. Müvekkilin kızı Masal, babasını parmaklıklar arkasında resmetmiş. Sayın başkan, çocuklar çiçek çizer, böcek çizer, güneş çizer ama cezaevi parmaklığı çizmez. Bizim hukukçular olarak sağlamaya çalıştığımız, hedeflediğimiz toplum yapısı, gelecek nesil profili bu mu olacak? Sizler gerekçesiz tutukluluk devam kararlarınız ile 5 yaşındaki bir kız çocuğunun annesi, babası ve kardeşiyle yan yana bir aile fotoğrafını çizme hakkını elinden alıyorsunuz. Tutukluluk incelemelerini yaparken lütfen bu hususları göz önünde bulundurmanızı talep ve rica ederim.
Mahkemenize bir dilekçe gönderdik bugün tarihli. Dilekçe içeriğinde 2 adet rapor mevcut. Müvekkilin eşinin ayağı kırıldı ve yakın tarihte de eli kırıldı. Eliyle alakalı 2 gün sonra cerrahi bir operasyon geçirmek durumunda. Bu sebeple bu acil olan duruma ilişkin acil bir inceleme yapılmasını talep etme zorunluluğu hasıl olmuştur. Ayın 18'ine kadar bekleyecek bir durumumuz yok. Eminim buradaki birden fazla sanığın da ayın 18'ine kadar bekleyecek bir durumu yok. Dolayısıyla buradaki tutukluluk incelemelerini Ekrem Bey'in de ifade ettiği gibi daha pratik bir şekilde, daha kısa sürede yapabiliriz. Müvekkilin tahliyesine karar verilmesini talep ediyoruz.
Bu analiz yapay zeka değerlendirmesine dayanmaktadır. Hatalar veya yanlış bilgiler içerebilir.