Eğer soru sormadan, sözü doğrudan bana verseydiniz savunma yapmakta çok zorlanacaktım. Çünkü Sırrı'nın bu söylemleri üzerine salonu da izledim; biz avukatlarını gerçekten zor durumda, oldukça duygusal bir durumda bıraktı. Bu havayı dağıttığınız için size tekrar teşekkür ediyorum; sayenizde şimdi daha rahat bir savunma ve sunum yapacağız. Müvekkilim, 22 No’lu eylemde sanık olarak yargılanmaktadır. Biraz önce savunmasını yaptı ve başına gelenleri en sade haliyle anlattı. Duruşma öncesinde; iddialara ve iddianameye karşı temel düşüncelerimizi içeren bir savunma metnini mahkemeye sunduk. Bu metin ekranlara da yansıtıldı. Bunu niye sunduk? Çünkü bu tür davaları biliyoruz. 2026 yılında yeni karara bağlanan ve gerekçesi tarafımıza henüz tebliğ edilen davada da aynısı yapıldı. O, İBB davası için bir pilot davaydı. İddianame adı altında sunulan belgeler yığını; değişemez, değiştirilemez ve dokunulamaz birer "kutsal metinler değildir. İddianame, esas hakkındaki mütalaaya, mütalaa ise hükme dönüşüyor. Bunu bildiğimiz için, en son söylenecek sözleri dahi önünüzde bulunan savunma dilekçemize eksiksiz ekledik.Aslında söyleyecek fazla bir şey kalmadı. Bugün müvekkilin savunmalarına katılıyoruz, yazılı savunmalarımızı tekrar ediyoruz. Müvekkilin tahliyesine ve beraatına karar verilmesini; dosyanın 22 No’lu eylem yönünden esas hakkındaki mütalaasını hazırlaması için duruşma savcısına verilmesi, mütalaa sonrası ek süre istemeden savunma yapacağımızı belirtmemiz; bir yıldır bu davada yaşanan acıyı, baskıyı, itibarsızlaştırmayı ve kötülüğü özetleyebilmek için mümkün. Ancak bugün burada biz bir tarihi yaşıyoruz. Tarih yazıcılarının bu süreci doğru kaydedebilmeleri için üzerimize düşen görevler var. Bugün tarihe not düşmek durumundayız. Bu nedenle sözümüz, iddianame adı altında önümüze konulan sayfalar yığınına karşıdır. Sözümüz, bunu yazanlara, yazdıranlara karşıdır. Sözümüz kürsüye değildir. Ne iddia makamına ne kürsüye karşı en ufak bir sözümüz yoktur. En ufak bir kırılganlığınız, alınganlığımız yoktur. Çünkü şunu biliyoruz. Bir iddianame olarak yargı önüne gelecek iddiaların bu dosyada henüz Çağlayan Adliyesi'nin yedinci katında değeri yok. Yedinci kattan aşağı inmemiştir.
Sırrı Küçük Müdafii Av. Hüseyin Cengiz Savunması
Bu metin; kes yapıştır, oradan topla, buradan topla, iftiraları al, "etkin pişmanlık" adı altında yerleştir. Uydurma belgeler koy, kanıt say, suç uydur, olmadı, değiştirdim. Son metne başka suçlar yaz. Sanıkları odaya çağırın. Olmadı sanıklara avukat gönder. Bir iki kelam et. Burada kalmayın. Sırrı'nı ziyaretçisi avukat Recep Seyhan, tarih 12.08.2025. Akşam cezaevine giriş saati 17:18. Kayıtlar istensin, kameralar istensin, incelensin. Kardeşim senin bu tutuklunun yanında ne işin var? Avukatı değilsin. Tanıdığı değilsin. Tutukludan ne talep ettin? Oradan kovulmaktan hiç utanmadın mı? Sırrı’yı dinlediniz. Sırrı'dan iftiracı olmaz. Sırrı'nın borsada değeri yoktur. Şimdi bunu tutanaklara geçirmemizin nedeni, borsa müptezellerinin de tarihe not olarak düşürülmesi. Sayın Başkan, bu yargılama, bir feda yargılaması değildir. Siyasi savunma yapmıyoruz. Ancak bu insanları feda etmek de aklınızdan geçmiyor, geçmeyecektir. Beton duvarlar içinde, betona gömme arzusu taşıyanların, bunu sadece ikbal oldukları için yaptıkları da artık tartışılmıyor. Bunu da biliyoruz. Bu ikbal meraklıları, bugün dokunulmaz olabilirler. Yüksek yüksek makamlara terfi edebilirler. Ancak her denileni yapmaya devam ettikleri için, yarın Tarım Kredi Kooperatifi'nde bir imzayla müdür yapılırlar. Bayındırlık Bakanlığı'nda aidiyet memuru ise bir kolu çalışmayan iki parmak daktilo yazabilen memurumuz Satılmış Büyükcanayakın’ı nasıl kamu ihale uzmanı yapmışlarsa, bunları da karayolları deposunda ayniyet memuru yapabilirler. Hangi çünkü "emredersin", "lütfedersin" demenin sonucu budur.
Bu çerçevede iddianameyi, sadece Eylem 22 üzerinden değerlendireceğiz. Şimdi iddianamede beş sanık yargılanıyor. Rüşveti veren . Benim avukatlık yaptığım belediyelerde, danışmanlık yaptığım belediyelerde 'ın Anadolu 'dan gelme bir lakabı vardır: Topal . Çöpçüler, çöp hizmeti yapan müteahhitler onu Topal diye aradılar. Şimdi bu şahıs ama bu kadar. Rüşveti veren. Rüşvet alan kim? İBB Belediye Başkanı Sayın . Rüşvete aracılık eden kim? Topalın müdürü. Bir milletvekilinin şoförü. SGK 'lı çalışan şoförü. Şimdi burada bir tane daha sanık: . Ne demiş Çağlayan yedinci kat sakinleri yazıcılar? Örgütün suçtan elde ettiği haksız kazancın yönetiminde toplanmasından sorumlu olan örgüt yöneticisi. Müdürün adını geçirmiyor. Adı bu olayların hiçbir yerinde geçmiyor. Ama yazıcılar sanık yapıyorlar . Benim müvekkilimin suç ortağı! Bilerek yapıyorlar. İftiracı var. Suçunu itiraf eden müdürü var. Karşı tarafta da iki sanık var. E durum iki iki. Olmaz. Bir üç yapalım. Kimi koyalım? Şahsa çıkmış. Bu davayı bu iddiayla uzak yakın ilgisi yok. İddianamenin değerlendirilmesi aşamasında sayın Mahkeme'nin 22 No’lu eylem yerinden bu kağıt kalabalığını iade etmesi gerekiyordu. Sanık yazmışsında nerede kuvvetli suç şüphesi? Nerede bunun iddiaya dair ifadesi? 'in de son anlık ifadesi. İddianamenin değerlendirilmesi, eksiksiz, etkin bir soruşturmanın yapılarak bir iddianamenin hazırlanmasını sağlamak, tek celsede duruşma ilkesine kapalı olmamalıdır. Sayın mahkeme, iddianamenin değerlendirmesi ve kovuşturma kararında bunu ya göze aldı, göz ardı etti ya görmedi. İlk talebimiz; ister şimdi fark ettik, ister sehven yazılmış deyin, bir ara kararı ile 'i 22 No’lu eylemin sanıkları arasından çıkarmak, ayıklaya ayıklaya devam etmek hepimizi rahatlatacaktır.
Sanık Sayın neyle suçlanıyor bu kağıt yığınıda? Rüşvet almakla. Kim suçluyor? İstanbul 'a ilk geldiğinde Baki’nin çalışanıyken, kendi adına marka şirketini kuran ve çöp işine giren, şirketine yüzde 25 ortak olan iftiracı. O zaman burada sınırlı da olsa sanıkların kişiliğini tartışacağız, ortaya koyacağız. Bu eylemde biz 'ın kişiliğini de tartışacağız. Bu iftiracı metinde "etkin pişmanlıktan yararlanmak" olarak geçiyor. Yazıcılar etkin pişmanlığın tarifini bilmiyorlar. Tanımını bilmiyor. Etkin pişmanlığı bu salonda olan bütün meslektaşlarım hepsi yazıcılardan daha iyi biliyorlar. , 16.01.2025 tarihinde savcıya ifade veriyor. Avukatı da yanında. Bu ifade metninde 22 No’lu eylemle ilgili hiçbir ibare yok. 30 Nisan 2025 tarihinde savcıya bir ifade daha veriyor. Birtakım iftiralarda bulunuyor. Sonra "sen git" diyorlar ona, on gün uykuya yatıyor. 11 Mayıs 2025 tarihinde bir kez daha Çağlayan D Blok yedinci kata uğruyor. Bu ifadesinin adı ek ifade. Birçok iddialarda bulunuyor ya da iftiralarda bulunuyor. Beni ilgilendiren bölümü: ‘2024 yerel seçimlerinden önce" diye başlayan. Ne diyor? "2024 yerel seçimlerinden önce milletvekili beni aradı. Ekrem Başkan'ın bilgisi var. İstanbul'da CHP'li belediyeden ihale alan firmalardan para isteniyor. Vermezse ödemelerimi alamayacağım. Parayı müdürüm aracılığıyla milletvekilinin İkitelli'de bulunan ofisine gönderip teslim ettik. Paranın miktarını bilmiyorum. Banka kayıtlarından temin edip bildireceğim.’ Paranın miktarı... Ve sadece 200 TL olarak olursa bunu bilmiyor bizim adı ne? 3 Haziran 'da operasyon, Sırrı gözaltında, polis bir banka dekontu gösterdiği ifadede bize. Banka dekontuyla ilgili biraz sonra açıklama yapacağım. Tutuklandı Sırrı , 12 Haziran 2025 tarihinde.
Bu sefer , savcının yanında. , 14 Ocak 2025 'te ifade verdi. Avukatının ifadesini eklediği beyana; müvekkil maaşlı, sigortalı işçi konumundadır. Genel müdür olsaydı imza yetkisi olurdu. Normal muhasebe işlemlerine bakar. Suçlamalarla bir ilgisi yoktur. 14 Ocak 'taki ifadesi. 12 Haziran 'da Sırrı tutuklandıktan sonra biz, 12 Haziran 'da Sırrı 'nın tutuklanmasından önceki polis, savcılık ve Sulh Ceza Hakimi sorgusunda fark ettiğimiz belgeyle ilgili, hani miktarını bilmediğimiz "para" denilen belgeyle ilgili ifade verip savunma yaptıktan sonra yazıcıların telaşıyla yeniden çağrılıp verdiği ifade şimdi: "Barkın Atık ayıklamasında çalışıyorum. 'ı tanıyorum. Ümit Gözütop 'a ait Cihangir Sağlıklı Vites şirketinin hesabından Kuveyt Türk Kuyumcukent şubesinden 5 milyon çektik. 'ü telefonla aradım. Başak Petrol 'ünde parayı teslim ettim. Yanımda Ümit vardı. Sırrı bana bir laptop çantası verdi. Üzerinde TBMM amblemi vardı." Dosyaya bakıyoruz; 'ın çalışanı değil, müdürü değil. Ümit Gözütok da savcının elinde. Şirket gibi, Ümit Gözütok. Para kimin? Ümit Gözütok 'un . Parayı çeken Ümit Gözütok. Peki Sırrı'yı arayan kim? . Öyle diyor. E Sırrı aranmamış. Sırrı'nın yanına Ümit Gözütop'la geldim diyor. BAZ kayıtları iki tane elimizde; bizim derdimiz değil, onların önümüze koyduğu. Ümit Gözütop ve sadece paranın çekildiği yerde BAZ kayıtları var. Paranın teslim edildiği yerde yok. Ama var, onu da açıklayacağız. "Paralelim" diyor, yetmiyor yalan. Olmayan paranın, olmayan müdürle bir laptop çanta karşılığında teslim etme. Aziz Aktaş diyor ki "Vekille telefonla görüştüm." İyi, HTS kaydı var mı? Yok. BAZ verisi bulunmuştur diyorum. Bu yazıcılar, vekiller, 'ın görüştüğüne dair var mı dosyada? Yok. ile Sırrı arasında bir telefon var mı? Yok. Nasıl anlaştılar bunlar? Kuşlarla haberleştiler!
Aynı , Beşiktaş davasında ne diyor? Hemen Ocak ayında: ‘İçkale şirketinde çalışıyorum. İşverenim 'ın akraba olması ve iş yapması beni örgüt üyesi yapmaz. 'a ait şirketlerde çalışmadım. Bu nedenle 'ın bana emir verme durumu yoktur. Bana talimat verme yoktur.’ Kısaca , Aziz 'in müdürü değil. Para 'ın değil. Peki , Başak Petrol 'de sinyal verebilir mi? Evet. Mesai günleri içinde eğer izinli değilse, eğer hasta değilse her gün, her saat Başak Petrol 'de sinyal verebilir. Başak Petrol ile çalıştığı yerin arası, iş yerinin arası otuz üç metre. Çalıştığı iş yerinin sinyal verdiği BAZ Vodafone 'a ait. Sırrı 'nın sinyal verdiği BAZ Turkcell 'e ait. Bu iki BAZ istasyonu aynı direkte değil. Aynı yerde iki ayrı direkte. İki BAZ istasyonu direğinin arasındaki mesafe dört yüz altmış sekiz metre. Yani Sırrı 'nın Turkcell 'den verdiği BAZ'ı, 'ün çalıştığı iş yerinde Vodafone 'da verdiği BAZ'ı alıyorum. Yazıcılar "İkisi birlikte sinyal vermişlerdir" diyor. Bakıyoruz, İçkale ve ABT Otomobil sanayilerine, iki şirketin muhasebesine bakıyor. Otuz üç metrede olan... Bu nedenle Sırrı ile Ömer aynı yerde buluşmadıkları, BAZ kayıtları iki ayrı direkten sinyal verdikleri açıkken, mal bulmuş mağribi gibi sarılmışlar buna yazıcılar. Bu sinyal kayıtlarına diyorlar ki: " 'ün bulunduğu ofis sadece iki yüz metre. Sırrı 'nın sinyal verdiği yer 380 metreyken, ikisi bir arada BAZ istasyonunda sinyalleri tutuyorlar." HTS kayıtları var diyorlar; yok. Bir şey daha yok Sayın Başkanım. Bize ifade aşamasında göstermediler. Erişim engeli kalktı, dosyanın tamamını aldık. Başlığı şu: "Dosya içeriği hakkında ayrıntılı açıklama." İfadede soruldu, "Böyle bir belge var" denildi. Yok önünüzde. Bulamazsınız. Böyle bir belge yok. Ama hazırlanan sorularda Sırrı 'ya sordular. "Dosya içeriği hakkında ayrıntılı açıklama" isimli belgede 06.03.2024 tarihli beş milyon ödeme, tarafından 'e Başak Petrol iş yerinde teslim edilmiştir. Gerçeğe aykırı yazılar yığını. Ya bari "Kuvvetli suç şüphesi var" deyin. Yani bir şey bulun, bir şey koyun oraya. Hani çakma dekont konulduğu gibi. Böyle bir belge yok. Dosyanızda bulamayacaksınız. Yani olmayan belgenin olmadığını bizim kanıtlamamız, olmayan suçun işlenmediğini bizim kanıtlamamız isteniyor.
Daha tuhafı, 22 Eylül eylemi yönünden soruşturma aşamasında Sırrı için "icbar yoluyla irtikap" denildi. Savcı tutuklamaya icbar yoluyla irtikaptan sevk etti. Sulh Ceza Hakimi icbar yoluyla irtikaptan tutukladı. Yırttık kendimizi adliyede. Yapmayın etmeyin. Sırrı SGK'lı bir şoför, kamu görevlisi değil. Ceza Kanunu altıncı maddesi kamu görevlisinin tanımını yapmıştır. Kamu görevlisi olmayan kişi irtikap suçunu işleyemez. "Buluyorsanız başka bir şey bulun, bari irtikaptan tutuklamayın" dedik; irtikaptan tutuklandı. Tutuklamaya itiraz ettik; itirazımız "İrtikap suçunu işlediğine dair kuvvetli suç şüphesi var" diyerek reddedildi. Her tutukluluğa itirazımızda, tutukluluğun değerlendirilmesi kararlarında Sırrı irtikap suçundan tutuklu kaldı. Tutukluluğunda ısrar edildi. İddianame hazırlandı; "Ha" dediler, "Yahu irtikap olmaz. Ne yapalım? Çektiler rüşvete." E rüşvet de olmaz. "E ne yapalım? Aracılık koyalım." Sırrı şu anda rüşvete aracılıktan yargılanıyor.
Şimdi, niye aracılık suçundan yargılanıyor soru? 'ın 11.05.2025 tarihli ifadesinde bizi ilgilendiren paragraf da şu diyor: " Beşiktaş ve Esenyurt Belediyesi 'nde, İETT 'de, İGDAŞ 'ta alacağım var. Alacaklarımın ödenmeyeceğini söylediler. Benden rüşvet istediler. Ben de verdim." Sanıklar kimler dosyamızda? Rüşveti veren . Aracılar var. Rüşvet alan Sayın . E Beşiktaş Belediyesi , Esenyurt ... 5393 sayılı yasaya göre kurulmuş, katma bütçeli, kendi başkanları var seçimlerle gelmiş. Kendi organları var, kendi harcama yetkileri var. "Rüşvet alan" dediğin kişinin orada yetkisi yok ki. İkincisi İETT kanunla kurulmuş. Kendi organları var, kendi bütçesi var, kendi harcama yetkileri var. Sayın orada da yok. İGDAŞ ; yedi tane kurucu ortağı var, birisi İBB . Türk Ticaret Kanunu 'na göre kurulmuş, özel hukuk tüzel kişisi. Kendi organları var. Eee orada da yok. Rüşvet; yapılması gereken bir işin yapılmaması için veya yapılmaması gereken bir işin yapılması için bu işi yapana verilecek para. E bu adam oralarda yok. Niye rüşvet? Abi suç, itibarsızlaştıralım. "Rüşvete bile bulaştıralım, hadi burada da bunu yazalım" demişler. Bu iftiralardan yapabileceği bir tek şey var; dese ki "Nüfuz ticaretini kullandı." Nüfuz ticaretini kullanmak için bunu verdim. Ya hadi gelin, belki bir ara suç oluşabilir. Sınırı ne? İki yıl, beş yıl. Yatılan gün, denetimli serbestlik hesapladığımızda Sırrı 'nın yeni bir suç işlemesinde sakınca yok ya da işlediği yeni bir suçun alacağı var. Şimdi bu nedenle suçun vasfı değişmiştir. Burada eğer bir yargılama yapılacaksa nüfuz ticaretinden söz edilebilir.
Aynı iftiracı, aynı ifadesinde biraz önce sordunuz, Mesut Aykın 'la birlikte ne konuşuldu? Şimdi diyor ki bunlar seçimlerden bir hafta önce... Olay şu: Mesut Aykın denilen kişi ifadesinde; " hakkında bir yazı yazdım" (aynen geçiyor hiç sakınmamış), "Bana bir Passat araç verdi. İki sene onu kullandım. Beşiktaş operasyonundan önce aracı iade ettim" diyor. "Başına iş gelmesin" diye herhalde. Bana dedi ki Aktaş : " Ahmet Özer 'le problemim var. Bana dedi ki senin ihalelerini iptal ettireceğim, vermeyeceğim." Bu olay da seçimlerden on beş, yirmi gün önce oldu. Ya arkadaş, Ahmet Özer belediye başkan adayı daha. Belediyenin kimden alacağı var, kime borcu var, seçilecek mi; haberi yok, bilmez. Bilmesi mümkün değil. Gelecek diyecek ki "Bana para vermezsen, seçimde yardım etmezsen senin ihaleyi feshedeceğim. Senin alacaklarını vermeyeceğim." Yalanın büyüğü. Bunlar Goebbels'in torunları. Peki işin aslı ne? Bir önceki dönem belediye başkanı, 23 Mart 'ta belediyenin dört yüz milyon lira alacağını belediyenin alacaklılarına tebliğ etmiş. Bu rakamın yüz elli milyonu 'ın alacağıyla ilgili. Yani belediye başkanı giderayak 'ın alacağını garantiye almış. Yetmemiş; 'ın alacağından dolayı icra işleminde belediyenin 73 milyon lira parasının da üzerine parayı kilitlemiş, bağlamış. Zaten seçimlerden önce, daha seçilmeyen bir belediye başkanının olduğu dönemde alacağını garantiye almış, sonra da alacağını tahsil etmiş. Yani bir iftira atılır, bir yalan atılır ama bu kadarı da fazla. Şimdi bu büyük yalanı niye atıyor? ... Bir önceki sanıkta sayın savcım bir senet gösterdi ekrana. karşınıza çıktığında bir boş senet hazır ettiğimizde; "Şu senedi bana alacaklı göstererek doldur" desek, o senedi doldurabilme yeteneğine sahip biri değil. Tanıdığım için söylüyorum. Yalanları atamaz. Düzgün geçsin diye sadece anlaşılır biçimde söylüyorum; çünkü okuryazar değil. Silinmez. Ama yazıcılar; "Yalan atarsan büyüğünü atacaksın ki bir işe yarasın."
Kim var yazıcıların yanında? Esas olan şu: Mehmet Sinan Koraltan. Beşiktaş operasyonunda gözaltına alındı. 2016'da yine gözaltına alındı. Ben şimdi size Mehmet Sinan Koraltan'dan söz etmek istiyorum. Muhkem'in eski ortağı, Aziz'in koordinatörü. ile gözaltına alındı, sonra salındı. Onun aklı belli. İşte bütün iftiralar yedinci kata gelirken bu kişi tarafından kaleme alındı ve böyle geldi. Kim bu adam? Açık kanallardan sorumluluğunuzda sadece o kadarını söyleyeyim ben. Adana'da, Seyhan'da, Adana Büyükşehir Belediyesi'nde adı çıkar. Adının FETÖ soruşturmasında geçtiği yazar. Muhkem'in eski ortağı çıkar. Şimdilerde Aziz'in koordinatörüdür. Diğer aklı kim? . 2016'daki sonraki soruşturmalarda olduğu gibi 2025'te yapılan İBB ve daha önceki Beşiktaş soruşturmalarında da buharlaştırılmıştır. Adana Büyükşehir Belediye Başkanı Zeydan Karalar'ın ve Seyhan Belediye Başkanı'nın tutuklanmasının sorumlusu, bu iddianamenin dayanağı olan iftiraları yazan adam olan Mehmet Sinan Koraltan'dır. O bilir yalanın büyüğünü. Çünkü ideolojik olarak, politik olarak öyle eğitilmiştir. Bir şey daha belirtmek istiyorum, sonra tahliye talebine geçeceğim. İstanbul 'a geldiğinde yüzde 25 ortağı olmuş Marka denilen temizlik şirketinin. İhalelere tarih sırasına baktığımızda bir tek CHP 'li belediye var. Sonra derken Mehmet Sinan Koraltan ortaya çıktıktan sonra ikinci CHP 'li belediyeden de ihale alıyor. Şartnamede tarif edilen araç: "Kumsal temizleme aracı." Türkiye 'de iki tane var. İthalatçısı Esman . Birisi Esman 'ın üzerine, birisi başka bir çöpçünün üzerine. Faturayla bankanın üzerine geçiriliyor, araç sahibi olmak zorunlu olduğu için. Bu ihaleyi alıyor. İkinci CHP 'li belediye Aydın Büyükşehir Belediyesi . O dönemde peki kim var? FETÖ 'yle ilgili yargılananlar var. Başka akıllar da var. O nedenle bu dava siyasi bir davadır. Bu davada feda duruşmaları yapmayacağız. Feda edilecek bu salonda hiç kimse yoktur ve feda edilmeyecektir. İkbal uğruna sadece delilleri ve ihbarlarını kullandıkları faydalı elemanlar...
Açıklamadan sonrası; yetkiye dair sunduğumuz dilekçede bir hususu belirttik. Suç yeri Başakşehir , yetkili adliye Küçükçekmece Adliyesi . Suç rüşvet; çok doğru. Bu ana kadar verilmeyen ayırma kararının verilmesi, dosyanın Çağlayan Asliye Ceza Mahkemesi 'ne gönderilmesi ve bu eylem yönünden Çağlayan Asliye Ceza Mahkemesi 'nde yetkisizlik kararı verilerek dosyanın Küçükçekmece Asliye Ceza Mahkemesi 'ne gönderilmesini talep ediyoruz. Sırrı adına tahliyesiyle ilgili ya da mevcut şu andaki duygusal durumuyla ilgili bir şey söylemeyeceğiz. İddianame hazırlandıktan sonra bugün baktığınızda karşımıza bir şey çıkıyor. bu ülkenin eşit yurttaşıdır, öteki değildir. Öteki olarak görerek, "bir milletvekilinin şoförü" denilerek, yanına birilerini göndererek, birileri hakkında iftira atması için bu kadar süre içeride tutulması hukukla izahı mümkün değildir. Diğer sözün izahı mümkün değildir; "Anlarsınız ya" demekle yetinmek istiyorum. Suçun vasıf ve niteliğinin değiştiği biraz önce söylediğim tanımlamalar içinde açıktır. Ceza alt sınırı ve üst sınırı bellidir. Daha fazla eziyete ihtiyaç kalmamıştır, haksızlık olacaktır. Bu nedenle öncelikle tahliyesini talep ediyorum. Saygılar sunuyorum.
Bu analiz yapay zeka değerlendirmesine dayanmaktadır. Hatalar veya yanlış bilgiler içerebilir.