MG
Murat Gülibrahimoğlu
Sanık
Henüz duruşma kaydı yok.
Eylem 59
Cebeci Maden Sahalarının Kaçak Hafriyat Döküm Alanı Olarak Kullanılarak Kamu Zararına Neden Olunması ve Suç Gelirlerinin Aklanması İddiası
36 sanık
İddia
İddianameye göre, Ekrem İmamoğlu liderliğindeki suç örgütü, İstanbul'daki hafriyat döküm alanlarını sistematik olarak kontrol altına alarak kamu gelirlerini "SİSTEM" adını verdikleri özel bir yapıya aktarmıştır. İddiaya göre, örgüt yöneticileri Fatih Keleş ve Murat Gülibrahimoğlu'nun koordinesinde, İBB iştirakleri İSTAÇ ve İSFALT paravan olarak kullanılmış, fiili operasyonlar ve gelirler Murat Gülibrahimoğlu'nun şirketleri tarafından yönetilmiştir. Şemaya göre, Cebeci Maden Sahası gibi ruhsatsız alanlara kaçak döküm yapılmış ve bu faaliyetlerden elde edilen milyarlarca liralık gelir, İBB'nin kasasına girmek yerine örgüte aktarılmıştır. Soruşturma kapsamında, sadece Cebeci bölgesindeki kaçak dökümden yaklaşık 30 milyar TL'nin üzerinde suç geliri elde edildiği ve Murat Gülibrahimoğlu'nun hesaplarına kaynağı belirsiz 4 milyar TL'den fazla para girdiği iddia edilmektedir. İddianameye göre, toplam 185.877.621 ton kaçak döküm yapılarak yaklaşık 31 milyar TL'lik kamu geliri kaybına ve 80 milyar TL'lik maden rezervi zararına yol açılmıştır. Bu eylemlerle şüpheliler, Kamu Kurumu Zararına Dolandırıcılık (TCK 158), Çevrenin Kasten Kirletilmesi (TCK 181), Suçtan Kaynaklanan Malvarlığı Değerlerini Aklama (TCK 282) gibi suçlarla itham edilmektedir. Savcılık, iddiasını etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanan Yakup Öner, Ertan Yıldız, Adem Başer ve Cem Çelik gibi şüphelilerin ifadeleri ile BDDK, ÇŞİDB ve Vergi Denetim Kurulu raporlarına dayandırmaktadır.
Atıfta Bulunulan Deliller
Eylem 59 Kapsamındaki Tanık ve Şüpheli İfadeleriVergi Denetim Kurulu Raporu (06/05/2025)
İlgili Savunmalar 7
Kendi Savunması
Arif Gürkan Alpay
- ·Alpay, İBB'nin Cebeci'deki rolünün MAPEG ile imzalanan protokol çerçevesinde yalnızca altyapı müellifliğiyle (kanalizasyon, su, elektrik deplasesi, dere ıslahı, yol inşası, yapay tepe, ağaçlandırma) sınırlı olduğunu, maden sahasının işletme kontrolü, döküm izinleri veya fişlendirme gibi faaliyetlerin hiçbirinde İBB'nin ve kendisinin yetkisinin bulunmadığını savunmaktadır. Fen İşleri'nin maden disiplininde yetkisiz olduğunu ve tüm sahaya ilişkin denetim ve tasarrufun MAPEG, İstanbul Valiliği ve ilgili bakanlık bünyesinde kaldığını vurgulamaktadır.
- ·Savunmaya göre proje, 07.03.2022'de İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Mühendislik Fakültesi'nce onaylanmış; 04.08.2023'te altyapı ve yol imalatları tamamlanarak geçici kabul yapılmış; MAPEG, Valilik ve teknik koordinatörlük tarafından 'güvenli, çevreyle barışık, sürdürülebilir' işletme işlevine büyük ölçüde yeterli bulunduğu raporla teyit edilmiştir. Alpay, protokol kapsamı dışında herhangi bir işlem yapılmadığını ve fezlekede ya da iddianamede kendisine atfedilen kaçak döküm organizasyonuna ilişkin somut bir eylemin, imzanın veya talimatın bulunmadığını belirtmektedir.
- ·İddianamede geçen 'İBB bünyesindeki organizasyonların örgüt üyesi Arif Gürkan Alpay tarafından yürütüldüğü' ifadesinin, polis fezlekesinin en son sayfasında yer aldığını ve öncesindeki hiçbir bilirkişi raporu ya da delil materyalinde adının ya da makamının geçmediğini vurgulamaktadır. İlk kez bir cümleyle suçlanan biri olarak herhangi bir delile dayandırılmamış genel bir suçlama niteliğinde olduğunu, 'paraşütle inmiş gibi' iddianamenin ortasına yerleştirildiğini ifade etmektedir.
Atıfta Bulunulan Deliller
2018 tarihli Resmi Gazete (30496 sayılı) Cebeci Maden Bölgesi ilanıMAPEG ile İBB arasındaki protokol metni (altyapı müellifliği maddeleri)İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Mühendislik Fakültesi proje onay belgesi (07.03.2022)MAPEG ara raporu (12.12.2022) — 'büyük ölçüde yeterli' tespiti04.08.2023 tarihli geçici kabul belgesiİstanbul Valiliği Yatırım İzleme yazısı (11.09.2019, No.89792) — proje revizyon zorunluluğu04.02.2019 toplantı tutanakları — Prof. Dr. Atiye Tuğrul koordinatörlüğü kararıCebeci alanı sınırlarını gösteren harita görseli (siyah/kırmızı çizgiler)Cebeci Lojistik Merkezi ve Kuzey Marmara Otoyolu bağlantı belgesi
Müdafi Savunması
Hakan Karanis · Av. Ahmet Kurtuluş
- ·Sarp Yalçınkaya'nın müvekkile ilişkin beyanı bizzat şahit olduğu bir olayı değil, duyuma dayalı varsayımsal bir anlatımı içermektedir; tanığın kendi ifadesinde de 'aralarındaki konuşmanın tanığı olmadığını' belirtmesi bu beyanın delil değerini ortadan kaldırmaktadır. İddianame 53. sayfasında belirtilen 'Gülibrahimoğlu ile İmamoğlu'nu tanıştıran kişi Hakan Karanis'tir' ifadesi açıkça varsayım olarak nitelendirilmektedir.
- ·Servet Yıldırım'ın beyanı ise 'konuşulurdu, taşırdı, yapılırdı' şeklinde tarih ve miktar içermeyen, görgüye değil soyut duyuma dayalı anlatımlardan oluşmaktadır. Müvekkile atfedilen 'para taşıma' iddiasını destekleyen hiçbir banka kaydı, fiziki takip tutanağı veya somut veri dosyada bulunmamaktadır. Yargıtay içtihatlarına göre soyut ve denetlenemeyen duyum ifadeleriyle hürriyet kısıtlamasına gidilemez.
- ·HTS ve baz kayıtları, yalnızca belirli tarihlerde Beylikdüzü bölgesinde iletişim sinyali tespit edildiğini göstermekte; görüşmelerin içeriğini, suç kastını veya örgütsel bir buluşmayı kanıtlamamaktadır. Beylikdüzü gibi yoğun nüfuslu bir ilçede baz sinyal vermenin suça iştirak sayılabilmesi için ek somut delil gerekmektedir; bu delil dosyada mevcut değildir.
- ·Müvekkil ile Murat Gülibrahimoğlu arasındaki para transferleri banka sistemi üzerinden şeffaf ve izlenebilir biçimde gerçekleştirilmiş olup BDDK ve MASAK raporları bu işlemleri herhangi bir suç faaliyetiyle ilişkilendirmemektedir. Söz konusu transferler, taraflar arasındaki borç ilişkisinden kaynaklanmakta olup büyük kısmı banka kanalıyla iade edilmiştir. Eğer bu paralar suç geliri olsaydı banka sistemi üzerinden bu kadar açık yürütülmesi hayatın olağan akışıyla bağdaşmazdı.
- ·Ceza sorumluluğu şahsidir; bir kişiyi başkasıyla tanıştırmış olmak, o kişinin ilerideki tüm ticari ve idari eylemlerinden sorumluluğu doğurmaz. Dosyada müvekkilin herhangi bir örgüt hiyerarşisi içinde talimat aldığına, verdiğine veya suçun icrasına yönlendirici katkı sunduğuna dair tek bir somut delil bulunmamaktadır.
Atıfta Bulunulan Deliller
BDDK raporu: Murat Gülibrahimoğlu'ndan Hakan Karanis'e ve tersine gerçekleşen para transferlerinin tamamının borç ilişkisine dayalı olduğu, suç geliri tespiti yapılmadığıMASAK raporu: Müvekkilin para hareketlerinde aklama veya suç geliri bulgusuna rastlanılmadığıİddianame sayfa 53 ve 699: İddianame içinde 'tanıştıran kişi' iddiasının varsayıma dayandığının bizzat iddianame metninde kabul edildiği; 'beyanda bulunmaktan kaçınmak' ile 'şüphelileri korumak' arasındaki hukuki açıdan geçersiz nedensellik bağı23 Mart 2025 tarihli savcılık ifadesi: 10 sayfalık ifadenin 2,5 sayfasının özgeçmişten oluştuğu ve herhangi bir suç imasına yer verilmediği, 110 fotoğraftan yalnızca 11 kişinin tanındığıBaz ve HTS kayıtları analizi: Savunmanın iddia edilen Defne Restoran buluşmasında katılımcıların telefonlarının o lokasyonda baz vermediğini ortaya koyduğu
Kendi Savunması
Hasan Tahsin Sönmez
- ·Sönmez Su İnşaat firması sanığa değil, kuzeni Turgay Tokdemir'e aittir; kuzen bu sahipliği bizzat kabul etmekte olup şirketin ticaret sicili ve resmi kayıtları da bunu doğrulamaktadır. Sanığın şirkette herhangi bir müdür, temsilci ya da imza yetkilisi sıfatı bulunmamaktadır; bu nedenle noter dahil hiçbir mercii kendisini şirket adına işlem yapmaya yetkili kabul etmezdi.
- ·Suçlamaya dayanak oluşturan Şükrü Kaynar ve Cem Çelik ifadeleri güvenilirlikten yoksundur; zira her iki şahıs da sanığı tanımamakta, adını 'Hasan Sönmez' olarak yanlış söylemektedir. Sanığın adı Hasan Tahsin Sönmez'dir; bu temel hatanın tanıklığa konu kişiyle gerçekte hiç karşılaşılmadığının somut göstergesi olduğu ileri sürülmektedir. Bunun yanı sıra Cem Çelik'in ifadesinin Şükrü Kaynar'ın ifadesinden kopyalanmış olabileceği de vurgulanmaktadır.
- ·Bir firmanın sahte fatura düzenlediği ancak vergi memurlarının incelemesi sonucu hukuken tespit edilebilir; oysa Sönmez Su hakkında 2022'den bu yana süren incelemede henüz olumsuz bir tespit yapılmamıştır. Sanık, vergi denetim raporu tamamlanmadan şirket sahibinin dahi tutuklanamayacağını savunmakta; iddia makamının bu yasal eşiği atlamak için sıradan tanık beyanına dayandığını eleştirmektedir.
- ·Kayyum yönetiminde tespit edilen 150-200 milyon TL'lik ekipman ve 455 milyon TL'lik aktif bağlılık, şirketin gerçek bir ticari faaliyetle kurulduğunu ortaya koymaktadır. Bu ölçekte maddi varlığa sahip bir yapının yalnızca sahte fatura düzenlemek amacıyla oluşturulmuş bir paravan şirket olamayacağı savunulmaktadır.
Atıfta Bulunulan Deliller
Sönmez Su İnşaat'ın ticari sicil ve ruhsat kayıtları (şirketin Turgay Tokdemir'e ait olduğunu gösterir)Kayyum yönetimince hazırlanan envanter raporu (150-200 milyon TL'lik iş makinesi, kamyon ve ekipman; 455 milyon TL aktif değer)Süregelen Vergi Denetim Kurulu incelemesi (olumsuz tespit bulunmadığına dair)Kuzeni Turgay Tokdemir'in şirket sahipliğini kabul eden beyanı
Müdafi Savunması
Hasan Tahsin Sönmez · Av. Serhat Aydoğan
- ·Savcılık, müvekkili önce örgüt üyesi olarak 10 ay tutuklu bırakmış; ardından bu nitelendirmenin yanlış olduğunu anlayarak davayı 'örgüte yardım' suçuna çevirmiştir. Bu tutarsızlık, suçlamanın somut bir temelden yoksun olduğunu ortaya koymaktadır.
- ·Örgüte yardım suçunun zorunlu unsurlarından biri 'bilme'dir; yani failin örgütün varlığından haberdar olması gerekir. Müvekkil, Enerji Bakanlığı, Valilik ve İBB gibi devlet kurumlarıyla muhatap olmuştur; bu kurumlardan oluşan bir yapı söz konusuysa, bu yapı Türkiye Cumhuriyeti'nin kendisidir — bu nitelikte bir yapıya yardım etmek suç kastı taşımaz.
- ·Müvekkilin ilgili şirketlerle hiçbir hukuki bağı bulunmamaktadır: vekaletname ilişkisi yok, imza ilişkisi yok. İddianın tamamı tek bir iftira beyanına dayanmakta; dosyada bunun dışında herhangi bir delil mevcut değildir.
Kendi Savunması
Turgay Tokdemir
- ·Tokdemir, şirketini üç yıldır inceleyen vergi memurlarının hiçbir tespit yapamadığını vurgulamaktadır. Eğer gerçekten sahte fatura düzenliyor olsaydı, bu denli uzun süreli ve derinlemesine bir vergi denetiminin bunu ortaya çıkaracağını savunmaktadır.
- ·Kendisini suçlayan Şükrü Kaynar'ı hayatında hiç görmediğini, adını yalnızca iddianameden öğrendiğini belirtmektedir. Hiçbir tanışıklık veya iş ilişkisi kurulmadan sahte fatura düzenlemenin mümkün olmadığını ileri sürmekte; Kaynar'ın iddiasının dayanaksız olduğunu öne sürmektedir.
- ·150 milyonluk mal varlığını ve tüm mal varlığının şirketi üzerinde kayıtlı olduğunu belirterek sahte fatura düzenleyenlerin bu ölçekte kayıtlı mal varlığına sahip olmayacağını savunmaktadır. Ayrıca tüm akrabalarının ve komşularının araştırılmasını talep ederek saydamlık içinde olduğunu göstermeye çalışmaktadır.
Atıfta Bulunulan Deliller
Üç yıllık vergi incelemesi — herhangi bir tespit raporu bulunmadığı beyanı150 milyon TL değerinde mal varlığı — tamamı şirket adına kayıtlı
Müdafi Savunması
Turgay Tokdemir · Av. Halit Bostancı
- ·Sahte fatura iddiası yalnızca Şükrü Kaynar adlı bir tanığın beyanına ve Kuzey İstanbul Modern bünyesinde mali müşavir olan etkin pişmanlıkçı Cem Çelik'in muğlak açıklamalarına dayanmaktadır; Cem Çelik bizzat 'bu ticari faaliyet hiç olmamıştır' dememiş, yalnızca 'faaliyetin hacmi bu çapta olmayabilir' demekle yetinmiştir. Bu beyan, kayyum atanmasından sonra yapılmış olup kesin bir saptama değil bir tahmindir; üstelik iddia makamı etkin pişmanlıktan yararlanan kişilerin ifadelerine dayanmaktadır.
- ·Vergi Kaçakçılığı Denetim Daire Başkanlığı'nın Sönmez Su hakkında yürüttüğü inceleme 2022 ve öncesi yıllar için henüz sonuçlanmamış, 2023 ve sonrası yıllar için ise inceleme başlatılması talep edilmiştir. Ortada tamamlanmış bir vergi tekniği incelemesi, bir vergi suçu raporu ya da bunu destekleyecek herhangi somut bir belge yoktur; bu nedenle henüz var olmayan bir rapora dayalı olarak müvekkillerin tutuklu tutulması hukuken kabul edilemez.
- ·Ticaret hacmindeki artış (2022'de 48 milyon TL'den 2023-2024 döneminde yaklaşık 1 milyar TL'ye çıkış), sahte işlemlere değil Cebeci maden sahası bölgesindeki büyük çaplı ıslah projesine bağlanabilir; on altı maden şirketinin onlarca yıl boyunca tahrip ettiği bu bölgenin ıslahı 2022 yılında başlamış, proje hızlandırılmıştır. Hafriyat ve dolgu malzemesi sektöründe bu rakamlar küçük marjlarla çalışıldığını ortaya koymakta olup yolsuzluğa işaret etmemektedir.
- ·İki şirket arasındaki 102 milyon TL tutarındaki çek tahsilatları olağan ticari bir ödeme yöntemidir; nakit ya da çekle ödeme yapılması ticari hayatın doğal akışındandır ve tek başına herhangi bir suçun delili sayılamaz. Savunma, bu işlemleri şüpheli göstermeye çalışan savcılık yorumuna karşı çıkmaktadır.
Atıfta Bulunulan Deliller
İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesi 2025/36019 esas sayılı davada mahkeme tarafından atanan bilirkişi heyetinin hazırladığı rapor: 06.06.2025 tarihi itibarıyla şirketin 149.674.000 TL tutarında araç ve mal varlığı (kamyon, dorse, ekipman) mevcuttur.Konkordato sürecinde alınan makul güvence raporu: tüm borç ve yükümlülükler düşüldükten sonra şirketin 2025 Mayıs itibarıyla 23 milyon TL aktif fazlası bulunmaktadır.Cem Çelik'in duruşmadaki ifadesi: 'Bu ticari faaliyet hiç olmamıştır' dememiş, yalnızca 'faaliyetin hacmi bu çapta olmayabilir' demiştir.Kayyumun yönetiminde devam eden ticari faaliyet: her iki şirkette de kamyonlar çalışmaya devam etmekte, hafriyat dökümleri sürmektedir.Vergi Kaçakçılığı Denetim Daire Başkanlığı'nın devam eden ve henüz sonuçlanmamış incelemesine ilişkin iddianamede yer alan ifade.
Çürütülen Deliller
Vergi Denetim Kurulu Raporu (06/05/2025)
Kendi Savunması
Yağmur Cansu Yeşilyurt
- ·Yeşilyurt, Kuzey İstanbul şirketinde Genel Müdür sıfatı taşıdığı iddiasını doğrudan reddeder; SGK kayıtlarına atıfta bulunarak tüm çalışma hayatı boyunca bu şirkette yalnızca harita mühendisi olarak görev yaptığını belirtir. İddianamenin 697. sayfasındaki bu kaydın sehven yazılmış bir hata olduğunu, kendi SGK sicilinin bunu açıkça doğrulayacağını söyler. Bu tespitin doğru olması halinde hakkındaki iddiaların tamamına yakınının çökeceğini ileri sürer.
- ·Savunma, Güney Cebeci şirketindeki Genel Müdürlük görevinin 2024 Haziran'da başladığını, Ticaret Sicil Gazetesi'nde ise ancak 30 Ekim 2024'te ilan edildiğini ortaya koyar. Bu 8-9 aylık süre zarfında herhangi bir imza yetkisi kullanmadığını, maaşı dışında para almadığını, para transferi yapmadığını ve şirket hesaplarına bloke gelmeden önce şirketi temsil etmediğini açıklar. Ayrıca Güney Cebeci'ye Mayıs 2025'te kayyum atandığını ve dolayısıyla fiili Genel Müdürlük süresinin 8-9 ay ile sınırlı kaldığını vurgular.
- ·Döküm sahası faaliyetlerinin kendisinin görev tanımı ve uzmanlık alanı dışında olduğunu, dolgu ve döküm işlemlerinin harita mühendisliğiyle doğrudan ilgisi bulunmadığını defalarca savunmalarında belirttiğini açıklar. Murat Gülibrahimoğlu'nun çalışanlarına yalnızca mesleki alanlarında bilgi verdiğini ve diğer konularda hiçbir çalışanın bilgi sahibi olmadığını ifade eder.
- ·Cebeci Maden Bölgesi'nde yürütülen dolgu faaliyetlerinin ruhsatsız ve kaçak olmadığını; Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı, Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğü, İstanbul Valiliği ve Sultangazi Belediyesi'nin koordinasyonu ile onayı çerçevesinde gerçekleştirildiğini belgelerle ortaya koyar. MAPEG'in nitelikli malzemeyle dolgu yapılmasında sakınca bulunmadığını belirten yazısını ve Sultangazi Belediyesi'nin aynı yönde verdiği yazıyı mahkemeye sunar. Kayyum atanmasının ardından da aynı faaliyetlerin MAPEG'in onayıyla devam ettirildiğini; kayyumun da İSTAÇ'a vermeden bu işleri bizzat yürüttüğünü belirtir.
- ·HTS/baz kaydı delilini doğrudan ele alır: İddianamede 5 yılda 5 kez bölge bazında örtüşen baz kaydının 4'ünün Şişli'de işyeriyle aynı bölgede gerçekleştiğini, ofisin Kanyon yanındaki sokakta bulunduğunu ve adres kayıtlarının bunu doğrulayacağını açıklar. Sultangazi-Cebeci kaydının ise 208 hektarlık sahadaki görevinden kaynaklandığını, İmamoğlu ile hiçbir zaman karşılaşmadığını ve karşılaşmamış olduğunu başka türlü izah edemeyeceğini belirtir.
Atıfta Bulunulan Deliller
SGK sicil kayıtları (Kuzey İstanbul'daki harita mühendisliği görevi)Ticaret Sicil Gazetesi ilanı (30 Ekim 2024, Güney Cebeci Genel Müdürlüğü)Cebeci Maden Bölgesi projesi — Resmi Gazete ilanı (Türkiye'nin ilk maden bölgesi projesi, 2018)Maden bölgeleri yönetmeliği (Valilik komisyonu kurulumu ve yetkileri)Kuzey ve Güney Cebeci maden ruhsatları — ek 3 (MAPEG tarafından verilen)MAPEG-İBB protokolü — ek 4 (2018 sonu, altyapı projesi kontrolörlüğü)İBB-İSFALT protokolü — ek 5 (yapım işinin iştirake devri)Bakanlık-Valilik koordinasyon toplantısı tutanakları — ek 6 (Şeref Kalaycı, Ali Yerlikaya, Cevat Genç ve Prof. Dr. Atiye Tuğrul katılımıyla)Valilik komisyon defteri — ek 7 (aylık toplantı tutanakları)MAPEG yazışmaları — ek 8MAPEG dolgu izin yazısı ve Sultangazi Belediyesi'nin uygun görüş yazısı — ek 9TEİAŞ heyelan riski yazısı ve MAPEG'in Prof. Dr. Atiye Tuğrul'dan görüş isteme yazısı — ek 10 (02.02.2023 tarihli)MAPEG denetim tutanakları — ek 11 (kaçak döküm ibaresi bulunmayan, 3 ayda bir yapılan denetimler)MAPEG'in kayyuma verdiği faaliyet devam onay yazısı — ek 12 (11.07.2025 tarihli)Prof. Dr. Atiye Tuğrul'un Güney Cebeci şirketiyle danışmanlık sözleşmesi — ek 14Döküm gelirinden Valiliğe ve İBB'ye pay verilmesine ilişkin protokol — ek 15Kira gelirlerinden Valiliğe pay verilmesine ilişkin protokol — ek 16 (Valilik bünyesinde İSTA şirketi kurulumu)Çevre ve Şehircilik Bakanlığı 22.09.2025 tarihli raporu (kübaj hesabı metodolojisi tartışması)
İlgili Çapraz Sorgular 5
Çapraz Sorgu · Gün 32
Hakan Karanis
- ·Karanis, 16 milyon TL aldığını ve 16 milyon TL geri ödediğini açıkça kabul etmektedir; dolayısıyla net bakiyenin sıfır olduğunu ve ortada hiçbir haksız kazancın bulunmadığını savunmaktadır. Bu hesaplamaya göre iddia edilen 'alışveriş hacmi' aslında bir borç ilişkisinin olağan giriş-çıkış hareketlerinden ibarettir.
- ·Savcının 'ticaret yoksa neden destek olsun?' sorusuna karşılık Karanis, borç alıp vermenin ticari nitelik taşıması gerekmediğini, bunun arkadaşlar arasında son derece olağan bir davranış olduğunu ve bu ilişkinin suç teşkil edip etmediğini açıkça sorgulamaktadır.
Çapraz Sorgu · Gün 32
Hasan Tahsin Sönmez
- ·Hasan Tahsin Sönmez, Murat Gülibrahimoğlu ile yakın dostluk veya özel hayat ilişkisi bulunduğu izlenimini açık biçimde reddediyor. Tanışıklığın yalnızca ailesinin tapulu arazileri ile maden sahası arasındaki uyuşmazlıktan doğduğunu, aralarındaki temasın sosyal değil araziye ilişkin çıkar çatışması zeminiyle sınırlı kaldığını anlatıyor.
- ·Tanık, Murat Gülibrahimoğlu'nun insanları tehdit ederek veya zor kullanarak çıkardığı yönündeki anlatımı kendi gözlemleriyle karşılıyor. Onlarca kez gördüğünü, yanında koruma ordusu görmediğini, kimsenin zorla çıkarıldığına tanık olmadığını ve sahadaki ayrılmaların para verme, yer değiştirme ve uzlaşma yoluyla gerçekleştiğini söylüyor.
- ·Belge, Cebeci sahasındaki düzensizlik ve kaçak dökümün Murat Gülibrahimoğlu'ndan önce de mevcut olduğunu vurguluyor. Hasan Tahsin Sönmez, bölgede onlarca yıldır döküm yapıldığını, eski taş ocakları döneminde çevre kirliliği, kavga, iş kazası ve kontrolsüz kamyon trafiğinin yaşandığını; Murat Gülibrahimoğlu işletmeyi aldıktan sonra ise en azından bir denetim ve toparlama görüntüsü oluştuğunu ifade ediyor.
- ·Tanık ayrıca maden sahası ilanı ve tapular üzerindeki şerhin Murat Gülibrahimoğlu ortaya çıkmadan önce bulunduğunu belirtiyor. Bu çerçevede sahadaki faaliyetin kendisine gizli bir ilişki veya kişisel nüfuz ağı olarak değil, devlet projesi ve ruhsat sahası söylemi içinde sunulduğunu aktararak iddia edilen gayrimeşru kuruluş hikayesine karşı farklı bir bağlam kuruyor.
Atıfta Bulunulan Deliller
20 Mayıs 2025 tarihli savcılık tanık ifadesiMAPEG şerhi ve maden sahası ilanına ilişkin anlatımHasan Tahsin Sönmez'in Cebeci sahasındaki kişisel gözlemleriAdem Başer'in ifadesine atıf
Çapraz Sorgu · Gün 33
Volkan Ateş
- ·Ateş, görev tanımını 'kantara gelen hafriyat firmalarıyla görüşmek, evrak listesini temin edip hesap açmak, sistemin verdiği barkodu vermek' ile sınırlı tutuyor. 'Kantardan araba geçtikten sonra benim sorumluluk alanım bitiyor' diyerek, iddianamenin kaçak döküm operasyonunda belirleyici faillerden biri olarak gösterdiği rolü reddediyor; sahanın yetkilisi ve sorumlusunun farklı kişiler olduğunu vurguluyor.
- ·Kullanılan kantar sisteminin Mod Yazılım Evi'nin İSTAÇ'ın bütün hafriyat sahalarında kullandığı sisteme dayandığını, kişisel müdahaleyle yönlendirilemeyen bir altyapı olduğunu söylüyor. Bu, iddianamenin tek elden yönetilen kaçak gelir akışı anlatısına karşılık operasyonel düzeyde teknik bir sınır savunması.
- ·Sahaya MAPEG, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, Sultangazi Belediyesi, Orman Bakanlığı devriye ekibi ve zabıtanın hemen hemen her ay uğradığını belirterek, 'Bu kadar kurumun uğradığı bir yerde kaçak işlem yapılacağını hiç düşünmedim' diyor. Bu, iddianamenin ruhsatsız saha ve kaçak döküm anlatısına karşı dolaylı bir kurumsal denetim karşı çıkışı.
Atıfta Bulunulan Deliller
Volkan Ateş'in görev tanımı ve kantar sistemine ilişkin beyanıSultangazi zabıtası, Sultangazi Belediye Başkan Yardımcısı, Orman Bölge Müdürü, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, İstanbul Vali Yardımcısı ve Enerji Bakanlığı'nın sahaya düzenli olarak geldiği yönündeki ifadesiİmamoğlu'nun çapraz sorgusunda doğrulanan, sahanın yaklaşık 7-8 milyon metrekarelik bir alan olduğu ve giriş çıkışın tek noktadan organize edildiği bilgisi
Çapraz Sorgu · Gün 33
Yağmur Cansu Yeşilyurt
- ·Yeşilyurt, Kuzey İstanbul'da sadece harita mühendisliği yaptığını ve Güney Cebeci'de de yalnızca son 8-9 ay genel müdürlük yaptığını söylüyor. Bu nedenle faturalar, para transferleri ve şirket ödemelerinin kapsamı hakkında bilgi sahibi olmadığını belirterek kendisine örgütsel finans akışı üzerinden yüklenebilecek bilgiyi reddediyor.
- ·Tanığa yöneltilen 80 milyar liralık maden kaybı iddiasına karşı, "Toprak dökülüyor diye maden yok olmaz" diyerek iddianın teknik sonucunu reddediyor. Ayrıca maden çukurlarına hafriyat döküldüğünü görmediğini söyleyerek doğrudan kendi gözlemine dayalı bir karşı anlatı kuruyor.
- ·Bölgedeki kontrolün Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı projesi ile İstanbul Valiliği denetim sürecinde olduğunu ifade ediyor. Fatih Keleş ile itirafçı Sarp Yalçınkaya'yı hiç yan yana hatırlamadığını söylemesi de, dosyadaki örgütsel irtibat iddialarına kendi gözlem alanı içinde destek vermediğini gösteriyor.
Atıfta Bulunulan Deliller
Yeşilyurt'un Kuzey İstanbul'daki görevini harita mühendisliği, Güney Cebeci'deki görevini ise son 8-9 aylık genel müdürlük olarak tanımlayan beyanıProjenin Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı kapsamında olduğu ve kontrol sürecinin İstanbul Valiliği'nde bulunduğu yönündeki beyan
Çapraz Sorgu · Gün 36
Yener Torunler
- ·Tanık, şirket tarafından satın alınan market kartlarının özel bir örgüt finansman zincirine değil, AK Parti il başkanlıklarına, valiliklere (sosyal yardımlaşma kapsamında) ve Üsküdar, Kartal, Sultanbeyli, Eyüp belediyelerine dağıtıldığını beyan etmiştir; CHP il başkanlıklarına kart verilmediğini açıkça belirtmiştir. Bu beyanlar, kartların iddia edilen örgüt ekonomisinden çok iktidar partisi teşkilatları ve kamu kurumları üzerinden hareket ettiğini göstermeye yöneliktir.
- ·İddianamenin 'firma 2019-20'de battı, sonra usulsüz işlemlerle zengin edildi' anlatısı reddedilmiştir; tanık şirketin 2019 sonrası ekonomik zorluğa düşmediğini, Cebeci ve Çiftalan projelerinin tamamlanmasıyla personel azaltımına gidildiğini ve bu durumun dışarıdan 'şirket güçsüzleşti' algısı yarattığını ifade etmiştir. Eyüpsultan Belediyesi ile yapıldığı ileri sürülen Kuzey İstanbul Modern cami/kültür tesisi protokolü konusunda ise içeriğine hâkim olmadığını söyleyerek bu protokolden doğrudan bilgisi olmadığını belirtmiştir.
Atıfta Bulunulan Deliller
Tanığın market kartı dağıtım listesine ilişkin beyanı (Üsküdar, Kartal, Sultanbeyli, Eyüp belediyeleri; AK Parti il başkanlıkları; valilikler)Şirketin 2019 sonrası ekonomik durumuna ilişkin beyan (Cebeci ve Çiftalan projelerinin tamamlanması nedeniyle personel azaltımı)
Bu analiz yapay zeka değerlendirmesine dayanmaktadır. Hatalar veya yanlış bilgiler içerebilir.