“İddianameye göre, şüpheliler Oğuz Kaan Demircioğlu, Erkut Elitaş ve Furkan Remzi Ceylan, örgüt üyesi olduğu iddia edilen Ali Nuhoğlu'nun talimatıyla, usulsüz ihalelerden elde edildiği öne sürülen yüksek miktarlardaki nakit parayı, örgütün diğer üyelerine teslim ederek örgüte bilerek ve isteyerek yardım etmekle suçlanmaktadır. İddiaya göre, Ali Nuhoğlu'nun çalışanları olan Oğuz Kaan Demircioğlu ve Erkut Elitaş ile ortağı Furkan Remzi Ceylan, bu para transferlerinde kurye rolü üstlenmiştir. Savcılığa göre, para transferleri, Ali Nuhoğlu'nun İBB ve iştiraklerinden aldığı ihalelerden elde ettiği haksız kazançların, örgüt yöneticisi Fatih Keleş'in kontrolündeki "SİSTEM" adlı yapıya geri aktarılması mekanizmasının bir parçasıdır. Teslimatlar, belirli tarihlerde milyonlarca doları bulan meblağlar halinde, Florya'daki başkanlık konutu, Zeytinburnu'ndaki Çırpıcı Şantiyesi ve Beylikdüzü'ndeki bir ofis gibi yerlerde, örgüt üyeleri olduğu iddia edilen Zafer Keleş, Ahmet Şahin ve İbrahim Bülbüllü'ye yapılmıştır. Savcılık, bu eylemin örgütün finansal yapısını ayakta tutmaya hizmet ettiğini öne sürmektedir. Suçlamanın temelini, etkin pişmanlık kapsamında ifade veren Ali Nuhoğlu'nun itirafları, para transferlerini gerçekleştirdiklerini kabul eden şüphelilerin kendi beyanları, MASAK raporları ve HTS/Baz istasyonu kayıtları oluşturmaktadır. Şüpheliler hakkında TCK'nın 220/7. maddesi uyarınca (örgüt içindeki hiyerarşik yapıya dahil olmamakla birlikte, örgüte bilerek ve isteyerek yardım etme) cezalandırılmaları talep edilmektedir.”
- ·İddianamede münhasıran suçlandığım somut bir eylem yoktur; örgüt üyeliği varsayımı dışında üzerime atılı bir fiil bulunmamaktadır. Sözde örgüt şemasında dahi adım geçmemektedir.
- ·Fatih Keleş ile aramda iddianamede tasvir edildiği şekilde bir ast-üst, emir-talimat ilişkisi olamaz; bu hiyerarşi iddiasını reddediyorum. Tahliye ve beraat talebimle, üzerime atılan örgüt üyeliği suçlamasını tümüyle reddediyorum.
- ·Ali Nuhoğlu'nun 4 Haziran 2025 tarihli ilk somut ifadesinde müvekkilin yalnızca 'Ahmet' olarak anıldığı, soyadının dahi bilinmediği halde cep telefonunun ezbere savcılığa verilmiş olması ifadenin güvenilirliğini temelden sarsmaktadır. Üç para transferi iddiasından 28 Mart 2024 tarihli 1.500.000 USD'lik iddiadan 20 Haziran 2025 tarihli ikinci ifadede kendiliğinden vazgeçilmiş, 2 Ağustos 2024 tarihli miktar 500.000 USD'den 520.000 USD'ye yükselmiş ve teslim tarihi Demircioğlu'nun beyanında 25 Temmuz 2024'e kayarak ciddi çelişkiler oluşturmuştur.
- ·Tutukluluğa gerekçe gösterilen HTS, PTS ve baz kayıtları incelendiğinde iddia edilen üç teslim tarihinin (25 Temmuz / 2 Ağustos 2024 ve 21 Kasım 2024) hiçbirinde müvekkille Oğuz Kaan Demircioğlu arasında bir saniyelik dahi ortak baz kaydı bulunmamaktadır. 1.000.000 USD'lik üçüncü transferin varlığı ise hiçbir nakit çekim veya finansal akışla doğrulanmamış, yalnızca Nuhoğlu'nun beyanına dayanmaktadır.
- ·Para kuryesi sıfatıyla anılan Oğuz Kaan Demircioğlu'nun, Nuhoğlu'nun bağımsız olduğunu kabul ettiği İstkon firmasında sigortalı çalışan olduğu tespit edilmiş; bu durum 'şoförüm' anlatısını çürütmektedir. Müvekkilin Demircioğlu ile herhangi bir telefon/iletişim kaydı tespit edilmemişken, kuryenin müvekkili önce kendisinin aradığını iddia etmesi de iletişim verileriyle çelişmektedir.
- ·Ali Nuhoğlu'nun ifade tarihleri ile Büyükçekmece operasyonu, Hasan Akgün'ün tutuklanması ve müvekkilin başkan vekili seçilme tarihi (11 Haziran) örtüşmekte; nitekim 11 Haziran'a kadar 'Ahmet' olarak anılan müvekkil, 20 Haziran tarihli ifadeden itibaren 'Ahmet Şahin' olarak adlandırılmaya başlanmıştır. Müvekkilin tahliye edilen iftiracı Nuhoğlu'nun 35 gün boş kalan hücresine yerleştirilmesi de örgütlü bir baskı/yıldırma yöntemine işaret etmektedir.
- ·Aynı dosyada 135 nolu eyleme ilişkin suçunu bizzat ikrar eden Oğuz Kaan Demircioğlu hakkında hiçbir adli işlem yapılmamış ve serbestçe dolaşmaktayken sıfır eylemle yargılanan ve aleyhinde tek bir somut delil bulunmayan müvekkilin 11 aydır tutuklu tutulması, masumiyet karinesi ve orantılılık ilkesi bakımından savunulamaz bir durumdur.
- ·Ahmet Şahin, Nuhoğlu'nun kendisine Fatih Keleş'e iletilmek üzere para teslim ettiği iddiasını açıkça reddediyor; 'Böyle bir olay da gerçekleşmedi. Bu suçlamayı kabul etmiyorum' beyanıyla isnadın maddi temelini reddediyor.
- ·İsnadın yapay olarak doğduğunu Nuhoğlu'nun üç sıralı ifadesinin kronolojisine bağlıyor: 31 Mayıs Hasan Akgün gözaltına alınıyor; 1 Haziran Nuhoğlu etkin pişmanlığa başvurarak ilk ifadesini veriyor (Ahmet ismi YOK); 3 Haziran Akgün tutuklanıyor; 4 Haziran Nuhoğlu ikinci ifadesinde sadece 'Ahmet' diyor (kim olduğu belirsiz); 5 Haziran Nuhoğlu serbest bırakılıyor; 11 Haziran Şahin Büyükçekmece Belediye Başkan Vekili seçiliyor; 20 Haziran Nuhoğlu üçüncü ifadesinde 'Ahmet' birden 'Ahmet Şahin' oluyor. Şahin bu kronolojinin tek açıklamasının Başkan Vekili sıfatı kazandıktan sonra hedef alınması olduğunu vurguluyor: 'Eğer şu an karşınızda Büyükçekmece Belediye Başkan Vekili sıfatını almış birisi olmamış olsaydı karşınızda bulunmayacaktım.'
- ·İddianamede para teslimi kuryesi olarak gösterilen Oğuz Kaan Demircioğlu'nu tanımadığını açıkça beyan ediyor: 'Tanımıyorum. Kendisini şahsen de tanımıyorum.'
- ·Para teslim yerlerinden biri olarak gösterilen Zeytinburnu Çırpıcı Parkı şantiyesini tanımadığını, mahkeme salonu ile yan taraftaki TOKİ şantiyesi arasındaki fiziki yakınlık metaforuyla ifade ederek tesadüfi/zorlama HTS-baz birlikteliklerinin bu mesafede sıradan olabileceğine işaret ediyor.
- ·Müdafilerinin daha önce mahkemede ortaya koyduğu sıralı ifade incelemesini sahiplenerek Nuhoğlu beyanlarının zaman içinde Şahin'i hedef alacak biçimde 'doldurulduğu' tezini destekliyor: 'Ben Ali Nuhoğlu'nun atmış olduğu bu iftiraları kesinlikle reddediyorum.'