Mehmet İlhan Güner?
Buğra Gökce Çapraz Sorgusu
Beyan var hakkınızda. Beyanla bilginiz var mı? Hatırlatmak amacıyla okuyorum.
Beyandan bilgim var, iddianamedeki eylemlerde karşılığı yok. Bana bundan bir suç isnat edilememiş vaziyette. Beyan da yanlış. 2019'da beyefendi 'nu ziyaret ettiğini. Söyleyeceğim şöyle, bu beyefendi gözaltına alınıyor. Bir ifade veriyor sayın başkan. Yaptığı işle ilgili
Kendisinden 10.000.000 dolar
Önce konutta artış yapılıp metrekare istendiğini anlatmış. Süreci Yakup Önel ve Yavuz Erkut'un birlikte takip ettiğinizi anlatmış.
Anlatacağım. Yani bu eylemlerde benimle ilgili isnat edilememiş. Çünkü saçmalığını savcılık da fark etmiş. Bu arkadaş gözaltına alındığında belediyedeki İmar Komisyonu'nun kendisinden yardım istediğini, onları yaptığını söylüyor. Gözaltının kararı uzuyor. İkinci bir ifade veriyor. Bu isimleri çıkartıyor. O dönemin AK Parti İmar Komisyonu üyesi ve grup başkanını ifadesinden çıkartıyor, tutukluluğu devam ediyor. Sonra üçüncü bir ifade veriyor. Üçüncü ifadede demin okuduğunuz üzere 'na 2019'da ziyarete gittiklerini, 'nun da kendisine üç isim verdiğini ve bu üç isimle bütün onların sözü benim sözümdür diyerek görüşmeleri onlarla yapması gerektiğini söylüyor. Yavuz Erkut, ve . Efendim başında anlattım, bu tarih 2019, ben 2022 yılında İstanbul Büyükşehir Belediyesi'ne geldim. Bunun fiilen olması mümkün değil. 'nun da 2022 yılında kurumuna aldığı birisini, 2019'da İzmir Genel Sekreteri olan birisini İstanbul'daki bir imar konusuyla ilgili görevlendirmesi mümkün değil. Bu ifade yalandır. Benim açımdan doğru değildir. Söyleyeceğim şey bunlardan ibaret. Geri kalan kısmında belediyemize yasal bir imzasıyla bağış talebi oldu. Ben de onun gereğini yasal olarak yaptım. İmzâm sadece o konudadır. Yasal yolda bir imzası, bağışı alındığı için olsa gerek benim adımı bu eylemlere koyamamış savcılık. Bunlardan ibarettir. 2019'da ben İstanbul'da yoktum. Sayın İmamoğlu'nun benim adımı vermesi mümkün değil.
Sayın Başkan, Sayın Heyet… Buğra Bey; öncelikle yol arkadaşım ve birlikte İstanbul'a hizmet etmekten onur duyduğum değerli çalışma arkadaşlarımdan, yöneticilerimden birisisiniz ve gerçekten bugün de önemli bir anlatı yaptınız Türk Milleti huzurunda VE Sayın Başkan ve Sayın Heyet huzurunda. Açıkçası bu örgüt üyeliği meselesiyle bağlantılı, birkaç aşamalı minik sorularım olacak, kusura bakmazsan hatırlatmak adına. Ama önce sırası gelmişken, ben tabii ismi yanlış anladım Sayın Başkan'ın huzurunda ifade ederken ismi “Güney” diye okudunuz galiba, ama sonra “Gülay” dendiğine şey yaptım. Arkadaşlarım öyle anlamışlar. İfade edeyim; beni gelen ve ziyaret eden bir siyasinin, yine bir siyasi arkadaşı, o şahsın -yani düzeni anlamak adına bunu söyleyeceğim- yine o kişinin ev hapsinde kendisini ziyaret eden değerli bir hemşehrisi siyasetçiye "2 defa ifade verdim, benden öyle istendi, çaktım İmamoğlu'na, çıktım" ifadesini aynen söylüyorum, kayıtlara geçsin. Şimdi burada kurulan düzen; "çaktım İmamoğlu'na" ya da "çaktım Buğra Kavuncu'ya..." Pardon, Buğra Kavuncu nereden çıktı? 'ye, özür dilerim. "'ye” çıktım misali bir düzen kuruluyor. Bu düzen çerçevesinde arkadaşlarım burada yargılanıyor. Gerçekten can sıkıcı bir iş. Ders niteliğinde, benim de çok şey öğrendiğim yönetici arkadaşlarımın anlatıları yanı sıra, gerçekten sizin de vicdanınızla bir karar vermenizi diliyorum, öncelikle bunu ifade edeyim. Buğra Bey, biz sizinle yine yönetici bir arkadaşım vasıtasıyla tanıştık. Tabii daha önce şifahen olarak tanışıyorduk ama el sıkışmışlığımız ya da birbirimize olan ilgimiz vardı, takip ediyorduk ama yüz yüze gelerek tanıştık ve İstanbul'a hizmet etme yönünde niyetiniz olduğunu bana ifade ettiniz. Ben, bu süreci öğrendikten sonra da “Tabii ki bundan memnun olurum” diyerek, hem bağlı olduğunuz kuruluştaki yöneticiye dair bir sürecin nezaketen işletilmesi gerektiğinin, yani İzmir'deki belediye başkanının, hem de İstanbul'daki kurmuş olduğumuz yönetim organizasyonu içerisindeki doğru konumlanmaya yönelik bir tarif yapmaya gayret ettiğimi hatırlıyorum. Ama onun sonrasındaki aşamalarda yoğunluğumdan ıskalamış olabilirim; çünkü bir süre sonra zaten iş ve yol arkadaşı olduk ve görevimize devam ettik. Birlikte olmamıza vesile olan arkadaşımızın bu niyetinizle bizi bir araya getirmesinden sonraki süreçte nasıl bir işbaşı yaptınız? Burada nasıl bir organizasyon süreci işledi? Yani bunu Sayın Başkan'ın da duymasını isterim.
Sayın Başkanım şöyle; ben uzun yıllar genel sekreterlik yaptığım için, İBB'nin standart insan kaynakları hareketinde, her mevzu insan kaynaklarına ilişkin bir yapı içerisinden süzülerek geliyor. Ben ondan biraz farklı bir şekilde, genel sekreterlik yapmış olduğum için, Başkan’la görüştüm. Başkan Bey, genel sekreterle ve Yiğit Bey'le, İnsan Kaynakları Koordinatörü’yle beni irtibatlandırdı. Onlar ile kuruma ve kurumun diğer kişilerine oryante olarak devam ettik. Dolayısıyla ben insan kaynaklarına başvuru yaparak, diğer çalışanların geldiği yoldan gelmedim. Tekrar söylüyorum; daha önce 6 yıl genel sekreterlik yapmaktan kaynaklı bir parça ayrım süreci işledi.
Aslında burada örgüt üyesi olarak tariflenen ve hani ki ifadesine aynen katılıyorum, kimsenin kimseye bu şekilde hüküm verecek ya da talimat verecek mesele tarz bizim kurumumuzda hiç oluşmadı. Yine bizim niyet olarak el sıkışmamıza rağmen, böylesi bir organizasyon şemasında, kurumda Buğra Bey'in görev alması için, yine birlikte çalışacağı genel sekreterle süreci yönetmesini, birlikte tanışmalarını ve aynı zamanda organizasyon bütününe bakan danışmanımın da bu sürece şahitlik etmesi yönündeki süreci başlatarak, kendi iş aralarında uyumlanarak, el sıkışarak, tekrar karşıma gelerek bir işin başlangıcını sağladık. Bir örgüt böyle olmaz. Suç örgütü böyle olmaz. Ama kamu örgütü böyle olur. Çünkü bizim kamu örgütü anlayışımızda… Sayın Başkan, her örgüt üyesinde bunu soracağım ısrarla ve bu izahı yapacağım müsaadenizle. Çünkü bizim için, benim için kamu örgütündeki mesele ortak akılla başlar. Yani örgütlenmesi içindeki yöneticilerin tarz ve işleyişi, çalışma biçimi ortak akılla başlar, liyakatle devam eder, kanuna uygunlukla da biter iş ve işlemde ve çalışma biçimi. Talimat… Ben anlamadım, ben kime talimat verdim bu kadar yıldır? Kamu hizmeti yapıyorum 12 yıldır. "Şunu şöyle yapacaksın veya böyle yapacaksın" diyerek kime talimat verdim ben hatırlamıyorum. Varsa çıksın huzuruma, desin ki "Ben sizden böyle talimat aldım Başkanım." Burası kamu yani, kamu alanı. Yüzlerce, binlerce yöneticiyle çalıştım, ben böyle bir şey görmedim. Onun için bu örgüt meselesinin bir zirvedeki konu olarak önünüzde olmasının şart olduğunu düşünüyorum Sayın Başkan. Onun için bu soruyu soruyorum. Belki vakit aldığını düşünüyorsunuz ama en önemli mesele. Her şeyin çarpanı. Her şeyin çarpanı yani. Böyle bir talimat alanımız bizim yok. Talimat alanı nasıl oluşur? Açık ve net söyleyeyim; bu iddianameyi yazan insanlar, muhtemelen böyle bir dünyanın fertleri. Başka bir şey aklıma gelmiyor. İkinci sorum bir başka husus burayla ilgili çünkü iddianameyle direkt ilgili Sayın Başkan. Niye ilgili biliyor musunuz? İddianame şöyle diyor. Yani burada Buğra Bey ile olan ilişkimiz açısından çok önemli. Hatırlattığı için sunumunda. İddianame diyor ki, “ Beylikdüzü’nü ele geçirdi.” Seçildi demiyor. Sonra İstanbul’u ele geçirdi. Yine seçildi demiyor. Nasıl ele geçirmişsem seçim iptal edildi, bir daha yapıldı vesaire yani böyle bir dünya. Sonra iddianamede şöyle diyor. Benim kıymetli Genel Başkanıma da hakaret ederek şahıs diyerek yani şahsı ismini de zikrederek Sayın Özgür Özel’i aday göstererek onun seçilmesini sağladı vesaire vesaire diye devam eden bir iddianame var önünüzde ve bu iddianamenin 4 - 5 klişe cümlesi ana cümlesi bunlar. Yolsuzluk falan detay. Ülkeyi ele geçirmek çünkü. Mesele burada. O bakımdan yine az önce sevgili başkanımızın hatırlattığı mesele kıymetli. Yani niye kıymetli? Çünkü orada bir İzmir Belediye Başkan aday adaylığı söz konusu. Yani benimle birlikte İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nde genel sekreter yardımcısı olarak hizmet ederken, istifa ediyor kanun gereği. Ki ben yine hatırladığımı ifade edeyim. Buğra Bey yani yanlışsam düzeltin. Böyle bir niyetinizi siz gelip bana açtınız. İzmir’e aday olma konusunda. Bizim her şeyimiz şeffaf. Ben de kendisine ya Ankaralı olduğunu hani orada hayatının geçtiğini bu kadar net ifade edeyim. Ya İzmir acaba doğru mudur, iyi düşündünüz mü diye kendi telkinimi yapıyorum. Ve de biliyorsunuz partimizin karar alma biçimleri var sistemleri var. Hani bu hususta emin misin? Kaldı ki benim İstanbul adaylığım söz konusu yani adayım yine seçime gireceğim. Böyle bir ortamda yanlış anlamalara mahal vermemesi, vermemen gerektiğini sana hatırlatmama gerek yok ki kendisi de bana en titiz şekilde davranacağını, yani tırnak içinde 'Ekrem’in adayı' ne ona yakışır ne bana yakışır böyle bir yön ve yöntem yönlendirme, diyerek bir nezaket sohbeti yaptık uzunca. Ve bu sohbet sonrasında da takdir senindir. Elbette hem aday adaylığında hem adaylığında inşallah olursa yanında olmayı desteğimin olacağını da ifade ettim. Ama hani sonuçta orası İzmir Belediye Başkanlığı işte partinin karar mekanizması var. Bu süreci ifade ederek bir sohbet yaptık ve bu sohbet sonucunda bireysel, kişisel kanaatinizle ve kararlılığınızla karar verip aday oldunuz sonuçta gelip bana bu şekilde aktardınız. Başka bir etki alanı var mıydı? Kendi alanınız dışında, ben dahil sizi iten veya git aday ol diyen bir husus var mı kişisel olarak soruyorum? Tabii İzmir’den bir talep var onu biliyorum anlattınız ama.
Talep olduğunu bugün meclis sırasına gelenlerin yarısının İzmir’den olmasıyla da zaten ben biliyorum. Ama sizin böyle bir şeyiniz olmadığı gibi hatta bana dediniz ki bana güvenerek aday oluyorsan yanlış bir şey. Ben dedim sizi bana faydanız değil zararınız olur. Zaten ben İzmir adayı sizin adınız nedeniyle olamam. ’nun adamı İzmir’e aday oluyor deniyor bana. Bunu siz de biliyorsunuz, kamuoyu da. Dolayısıyla sizin İzmir adaylığımla ilgili bana bir katkınız olmadığını gibi cesaretlendiren bunun siyasi tercih olarak benim açımdan yapılması gereken bir şey olduğunu, ben de gereğini yaptım. Ama onun dışında hiçbir şey olmamıştır. Ben kendi siyasi mücadelemi yürüttüm. Geldikten sonra da size memuriyete geri dönmek istemediğimi söyledim. Bundan ibarettir. Dolayısıyla hani bunu sitem olarak söylemiyorum. Ben İzmir adayı olamadıysam ’nun yanında çalıştığım için olamadım.
Belki de böyle bir tarafı, negatif tarafı da olmuştur yani. Şimdi Sayın Başkan bunu niye söylüyorum? Çünkü yine iddianamede benim İstanbul’daki muhtelif ilçelerde adayları belirlediğim hatta Türkiye’de aday belirlediğim noktasında bir iddia var Sayın Başkan. Yani uyaracağınızı gördüm ama hani uyarmayın lütfen çünkü Buğra Bey bu hususu hatırlatmasaydı ben bu konuya girmeyi de çok kafamda yoktu ama hatırlatınca meselenin bir suçlama parçası olduğunu yani suç örgütünün, yani ahtapotun kollarının Türkiye’nin her yerine dağıldığı hatta dünyaya yayıldığı şeklinde bir suçlamanın olduğunu tekraren hatırlatmak istedim size ve ben burada açıklayayım. Buğra Bey’in adaylığından sonra elbette Genel Başkanımla bir araya geldiğimde bilgi vermek babında çünkü benim bir bürokratım istifa ediyor ve üst düzey bürokratım istifa ediyor. Böyle bir değerli bürokratımızın istifa ettiğini, çok kıymetli bir insan olduğunu, kendisiyle çok güvendiğimi, çok başarılı olduğunu da ifade ederek tabii ki takdir partimizin kurullarınındır, sizindir diyerek cümlemi bu kadar kurdum Genel Başkana. Bizim benim siyasetteki konumum, konumlanmam ve verdiğim mücadelenin konumuma göre de dilimi kurmam konusundaki etik değerlerimin ne kadar yüksek seviyede olduğunu bir kez daha hatırlatırım hadsizlere bunu duyurmak adına. Hadsizliği iddianameye yazan ama bunu belli kuruluşlarda kullanan insanlara hitaben söylüyorum. Burada tabii az önce yine çok etkilendiğim bir hususu sormak istiyorum, bu önemli. Gerçekten önemli. Çünkü gerçekten bir zulümle karşı karşıya kaldığımızı tescilleyen bir durum bu. Zira Sayın Başkan, sizin huzurunuzda hatırlatıyorum ama bunlar önemli. 1 yılını doldurmuş iki belediye başkanımızın hala iddianamesi yazılmadı. Birisi Şile Özgür Bey, birisi Bayrampaşa Hasan Bey. 1 yılını doldurdu hala iddianamesi yok, biz her gün her gün derken işte hukuk, avukat görüşmelerinde karşılaşıyoruz. Bugün bir belediye başkanımız daha 9. ceza yani Silivri Cezaevi'ne geldi. Yani onlarca insana operasyonlar ve bir yandan bu zulüm devam ediyor ve bu zulmün bir bölümü de yine sizin şu anda yargılama yaptığınız dosyayla ilişkilendirme çabası içerisinde olan bir iddia makamıyla karşı karşıyayız. Yani bu yaşatılan şey, tehlike ve tehdit olarak yaşamımızı etkilediyse sizin de süreci yönetmek konusunda, sizin için de bir tehdit olduğunu hatırlatmak isterim ve gerçekten üzüntü duyduğum için de Buğra Bey'e sormak isterim. Yani siz kendi inisiyatifinizle, kaldı ki daha sonra kendiniz bireysel olarak gelip teslim olduğunuzu hatırlattınız, ben hani bunları birebir hatırlamıyorum görünce, tekraren sormak istiyorum. Yani ve gerçekten bunun çok hassas bir konu olduğunu Sayın Başkanın belki değerlendirmesinde, bugünkü değerlendirmesinde ya da burada tahliye ve diğer hususlarla hukuken ne kadar etkisi var bilmiyorum ama toplumun bu süreci analiz etme konusundaki yani tekraren size fotoğraf çekildiğini mi ima ettiniz? Ben tam duyamadım yani. İçeri girdikten sonra yansıyan fotoğrafı gördüm çünkü, bir Takvim gazetesi gibi. Burada tekraren böyle bir taleple mi karşı karşıya kaldınız?
Son kısmı anladım zaten, aynı hususu sormanıza gerek yok, anlatayım.
Valla bilip duyarsa iyi olur ya Sayın Başkan. Polisimizi bu işe vesile kılan ve orada poz vermesini sağlayan, bu işi yürüten hangi akılsa onu Türk milleti adına kınıyorum.
En az 20 yıldır tanışırız. Siz belediye bürokratıydınız, ben de partinin milletvekili ve genel başkan yardımcısıydım. Çankaya veya İzmir görevleriniz sırasında hiç böyle bir şeyle karşılaştınız mı, böyle bir soruşturma, böyle bir tutuklama?
Bu soruyu niye soruyorum Sayın Başkan? Ben... Üye ifadeden sonra soruyu sormamam gerektiğini anlıyorum.
Sorun zaten yani, sorduğunuz soruya bildiğimiz bir cevap olduğu için artık Buğra Bey'e...
Şöyle Sayın Başkan, biz herhangi bir cinayet davasında yargılanmıyoruz. Önemli bir davada ve bu tip şeylerin önemli olduğu bir yerde yargılanıyoruz. Bakın ben bir 4-5 ay önce konuştum. Geçen bir iki dakika konuştum bir rahatsızlık oldu. Hani bu soruları, karşıdaki şahsın "bizi tanıyın ve yapıyı tanıyın" diye soruyorum. Ben Yolsuzlukla Mücadeleden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısıyım, bütün şikayetler bana gelir. Çankaya ve İzmir’de için gelen şeyi söyleyeyim; çok dürüst, çok temiz bir bürokrat olduğuna yönelik. Bütün şeylerin, bilgilerim bu yöndedir. İkinci bir meseleye gelince... Bu yapıyı tanıyın diye söylüyorum. Ben bu partinin milletvekiliyim, genel başkan yardımcısıyım. Büyükşehir Belediye Başkanımız, bütün basın duyacak şekilde, bütün belediye meclis üyeleri duyacak şekilde, bütün bürokratlar da... Buğra Bey'e soruyorum; şimdiye kadar bir tek personel işe alın diye size geldim mi ben?
Herhangi bir bürokrat... Burada ve ilçe belediyelerine, bütün Türkiye duyacak şekilde söylüyorum, ben bu partinin 5 sene genel başkan yardımcısı, 12 sene milletvekilliği yaptım. Bir tek personel herhangi bir ilçe belediyesine sokmuş muyum? Bir tek şirket için bir şey söylemiş miyim? Eğer biri diyorsa ki; " bir personele, başkasının hakkını yiyecek şekilde referans olmuştur, bir şirketin talebi için bir şey..." Ben buradaki iftirayı kabul edeceğim. Bunu niye soruyorum Sayın Başkan? Bize böyle "suç örgütü", bilmem "CHP’liler şöyle", yanında... Ben Ümraniye adayıyım. Seçmene sandık eğitimi vereceğiz. Ya bir gün izin alınması gerekiyor. Bir gün sandık eğitimi vereceğim; bürokratlar burada bir Ali Bey, izin vermediler. İzin vermediler, hafta sonu olacağı için geceye kaydı yaptık, öyle eğitim verdik. Buradan böyle bir örgütlü yapı çıkmaz, bizden çıkmaz. Son sözcüğünü söyleyeyim Sayın Başkan: 13 aydır tutukluyum. Bir arabam var 2014 model, bir tane apartman dairem var. Dünyanın en iyi okullarında okudum. Ve şu ana kadar da bu iş zulme döndü. Buğra’ya geçmiş olsun diyorum. Allah hepimizi kurtarsın, Allah Türk milletini kurtarsın.
Bu analiz yapay zeka değerlendirmesine dayanmaktadır. Hatalar veya yanlış bilgiler içerebilir.


