Buğra Gökce
İstanbul Planlama Ajansı (İPA) Başkanı
Sanık
·Tutuklu
Suçlandığı eylemler
10
Bu kişinin iddianamede resmi olarak suçlandığı eylemler ve bunlara verdiği yanıtlar.
Bahsedildiği eylemler
4
İddianamede tanık, mağdur veya yan-bağlantılı olarak adı geçen eylemler — bu kişi bu eylemlerden suçlanmıyor.
Eylem 15
Suç Delillerini Yok Etme, Gizleme veya Değiştirme, Haberleşmenin Engellenmesi
Eylem 62
İBB Üst Geçit Reklam İhalesine Fesat Karıştırarak ve Dolandırıcılık Yoluyla Kamu Zararına Neden Olma İddiası
Eylem 68
İBB Parapet Reklam Üniteleri İhalesinde Fesat Karıştırma ve Kamu Zararı İddiası
Eylem 77
İBB Dijital Bilgi Platformları Kontenjan İhalelerine Fesat Karıştırılması İddiası
Bu analiz yapay zeka değerlendirmesine dayanmaktadır. Hatalar veya yanlış bilgiler içerebilir.
19 Mart 2025
Tutuklandı
İBB davası kapsamında tutuklama
51. Duruşma Günü · 16 Haziran 2026
11:03
11:04
30 yıllık kamu görevim boyunca onlarca kez soruşturulmuş, dört farklı kurumda yaklaşık 30 ayrı Sayıştay denetiminden geçmiş, yüzlerce kez savunma yapmış birisiyim. Daha önce karakol yüzü görmemişken yasal koşulları oluşmadan tutuklanmak ve 15 ay boyunca özgürlüğümden mahrum bırakıldıktan sonra mahkemenizin huzurunda bulunmak nedeniyle yaşadığım üzüntüyü ve uğradığımı düşündüğüm haksızlığın verdiği öfkeyi de kaderin bir parçası olarak kabul ettim.
11:05
11:07
11:08
11:10
Kamu görevlisi, kamu görevini üstlenmenin yüklediği sorumluluğu bilir. Denetlenmenin ve hesap vermenin de bu görevin doğal bir gereği olduğunu kabul eder. Hiçbir kamu görevlisi, denetlendiği veya gerekli koşullar oluştuğunda soruşturulup yargılandığı için gocunmaz. Tam tersine, onuruyla hesap vermeyi bir fırsat olarak görür.
11:12
11:13
2000 yılında sekiz aylık kısa dönem askerlik hizmetimi Kırklareli'nde ve Marmara Ereğlisi'nde yaptım. Marmara Ereğlisi kampında çeşitli projelerde görev aldım; o dönem 1. Ordu Komutanı olan ve sonradan Genelkurmay Başkanı olan komutan tarafından bu hizmetlerim nedeniyle takdir edildim. Askerlik dönüşünde tekrar Ankara Büyükşehir Belediyesi'nde çalışmaya devam ettim.
11:14
11:15
11:16
11:17
11:24
11:26
Hakkımda öne sürülen iddialar üç temel varsayıma dayanmaktadır: Birincisi, bir suç örgütünün var olduğu; ikincisi, bu suç örgütünün birtakım ihaleleri manipüle ettiği; üçüncüsü, benim de bu örgütün üyesi olarak bu ihale manipülasyonlarına katıldığım iddiasıdır. Ancak iddianamede bu üç varsayımın da somut delillerle desteklenmediği, iddia makamının kurgusunun hukuken dayanaksız şekilde ileri sürüldüğü açıkça görülmektedir.
11:30
2008 yılında İzmir 2 No'lu Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu'na, şehir plancısı üyesi olarak dönemin Kültür Bakanı Ertuğrul Günay tarafından atandım. Allianoi Antik Kenti'nin sular altında kalması yönündeki kurul kararına, kurul başkanı olarak şerh düştüm. Bu nedenle görev yerim değiştirildi; adeta sürüldüm, Konya'ya görevlendirildim.
11:34
11:34
11:34
11:38
Belediyede işçilikten genel sekreterliğe kadar her pozisyonda çalıştım. 30 yıllık kamu hizmetim boyunca, özellikle yöneticilik yaptığım son 17 yılda çok sayıda denetim, teftiş, inceleme, soruşturma ve suç duyurusuyla karşılaştım; bu son derece normaldir. Sayının fazlalığının bir nedeni, görev yaptığım belediyelerin büyük ölçüde muhalefet partilerince yönetilmesidir.
11:38
Ancak hakkımda ortaya konulmuş tek bir yolsuzluk tespiti, kesinleşmiş hiçbir mahkûmiyet kararı yoktur. Kamu görevime yaklaşık 30 yıl önce başladım; karakol kapısından dahi geçmemiş biri olarak hayatımın son 15 ayını tutuklu geçirdim. Bir insanın ömrünün yüzde 2,5'ini özgürlüğünden yoksun geçirmesi kolay izah edilemez.
11:38
Hayatımı meslek odamda, kamu görevlerinde ve belediyecilikte kamu yararını gözeterek geçirdim; rant amaçlı projelere, kent suçlarına ve kamu zararına karşı çıktım, bedellerini de ödedim. Kamu yararını savunmuş birinin rüşvet, irtikâp, çıkar sağlama gibi suçlamalarla anılması bana trajikomik geliyor. Ne şahsımın ne ailemin haksız kazancına dair tek bir tespit yoktur.
11:40
Göreve geldiğimizde İstanbul'da birçok kurum, vakıf, dernek ve ayrıcalıklı yapı adına uzun süreli tahsisler ve fiili işgaller vardı; bu alanların önemli bölümü amaçları dışında kullanılıyordu. Kamudan bedelsiz sayılabilecek şartlarla alınan alanlarda rant tesisleri, ticarethaneler, marketler kurulmuştu; hazineye girmesi gereken kaynaklar ayrıcalıklı yapılarca kullanılıyordu. Bu davada sanık olan birçok arkadaşım, bu alanların kamuya geri kazandırılması mücadelesini yürüttü. Amansız bir hukuki ve idari mücadele veren Yusuf arkadaşımız bugün bu salonda “kamu yönetimini dolandırmakla” suçlanıyor.
11:40
Göreve geldiğimizde İstanbul'un neredeyse tüm sahilleri, Kıyı Kanunu'na rağmen ticari işletmelerce işgal edilmişti. Bu alanları kararlı bir mücadeleyle kamuya kazandıran ekip bugün bu salondadır. Bizlere, kamuya ait alanları işgal edenler silah çekti; bu ekip geri çekilmedi. Kıyıları talan edenler yumruk salladı; bu ekip vazgeçmedi. Bu gördüğünüz yer Üsküdar Sahili'ndeki kaçak bir işletmeydi; başkanlık ettiğim heyet bu işgali sonlandırıp yapıyı yıkmaya gittiğinde, polisler yıkılması gereken yasa dışı yapıyı bizden korudu.
11:41
11:43
Hızlı rant üretebilecek imar işlerine tevessül etmemiş, tam tersine rantla mücadele etmiş bir heyetiz. Bu heyetin kamunun kaynaklarını sömürmesi, bunun için özel örgütlenmeler geliştirmesi, kente ve kamuya ihanet etmesi mümkün müdür? Başta kendim olmak üzere söylüyorum; bu ithamlar bu heyete yapışmaz. Arkadaşlarım adına, bu haksız isnat ve ithamları çok güçlü biçimde reddediyorum.
11:43
Ben oda başkanlığı yaptım, akademisyen olarak mücadele ettim, davalar açtım. Ankara Büyükşehir Belediyesi'nde, adını anmayacağım bazı rant projelerine karşı çıktığım için sürgün edildiğim dönemler oldu. Otuz yıllık mesleki ve akademik birikimimi çöpe atıp rantın bir parçası olmak ve bunu bir örgüt kurarak yapmak iddiası, bana yapılmış ağır bir hakarettir.
11:43
11:46
11:46
İstanbul'u talan etmekte mahir bazı çevrelere karşı yoğun bir mücadele verildi; bunlar yalnızca teknik kadroların iradesiyle yapılabilecek işler değildir. Bu işlerin arkasında güçlü bir siyasi irade vardı: bu, Ekrem İmamoğlu'nun İBB Başkanı olmasıyla mümkün oldu. İmamoğlu, kamusal alanların işgalden kurtarılması ve ayrıcalıklılara tahsis edilen alanların kamuya kazandırılması konusunda teknik kadroların arkasında durdu, siyasi irade gösterdi. İmamoğlu ranttan değil halktan yana durduğu için bu projeler hayata geçirilebildi.
11:58
12:03
12:03
12:03
12:03
12:03
12:05
Arandığımı öğrenmem üzerine kendi irademle Vatan Emniyet'e giderek teslim oldum; sağlık kontrolüne sevk edildim. Emniyete girişim polis eşliğinde görüntülenmediği için bir “yakalama görüntüsüne” ihtiyaç duyduklarını söylediler; itiraz etmeyeceğimi söyledim. Dışarı çıkarıldık, fotoğraf çekildi, tekrar nezarethaneye konuldum. “İlk fotoğraf olmamış, dikey çekmişiz, yatay çekmemiz gerekiyor” denilerek üçüncü kez dışarı çıkarıldım. Sonuçta bu görüntüler için üç kez polis eşliğinde emniyete sokuldum.
12:06
Suç tarihi diye ifade edilen 2020 yılının Haziran ve Temmuz aylarında ben İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nde çalışmıyorum, İstanbul'da ikamet de etmiyorum. İzmir Büyükşehir Belediyesi'nin genel sekreteri olarak kamu görevi icra etmekteydim. O tarihte çalışmadığımı emniyette de savcılıkta da söyledim. Çalışmadığım bir kurumda hangi ihaleye nasıl fesat karıştırmışım? Bu iddianameyi kabul ettiğinize göre, İzmir'deyken İstanbul'daki ihaleye nasıl fesat karıştırdığımı bana söyleyin.
12:06
12:08
12:14
12:16
12:16
12:16
HTS kaydı hususunda bana yalnızca Ekrem İmamoğlu, Necati Özkan, Murat Ongun, Gürkan Akgün ve Kaan Sürmegöz ile niye görüştüğüm soruldu; ben bu insanlarla görüşmesem belediyeyi nasıl yönetirim? Sorulan sorunun niteliği ve telefon görüşmesi kaydı bundan ibarettir. Bunun dışında yargılanan herhangi bir müteahhitle, belediyeyle iş yapan biriyle ya da başka şahıslarla hiçbir görüşmem yoktur, olamaz da.
12:16
8 ay boyunca, gizlilik kararı nedeniyle hangi gerekçelerle tutuklu olduğumuzu bile öğrenemedik. 8 ay boyunca karşıma çıkan 8 ayrı hâkimin gözlerinin içine bakmaya çalıştım; fakat biri hariç hiçbirinin gözüne bakamadım. Ben kimden ne almışım, bunun delili nedir? Ben kimden tek bir kuruş almışım — bunu iddia eden her kimse ortaya koysun; çünkü bu benim için cana kıymaktan bile ağır bir ithamdır, ailem için şeref kırıcıdır.
12:17
12:33
Valilik, “sorumluluğu yok” diyerek hakkımda soruşturma izni vermedi; ama aynı konuda iddianamede sorumlu tutuldum. Encümene sevk ve encümen kararlarında imzam olduğu için 16 aydır tutukluyum. Oysa Valilik, tek başına sonuç doğurmayan bir işlem nedeniyle hakkımda soruşturma izni vermiyor. İstanbul Valisi Davut Gül imzalı kararda da görülüyor: sorumluluğum bulunmadığından izin verilmedi.
12:33
12:43
12:43
12:50
12:52
12:52
Mahkemeye sunduğum belgede imzası bulunan AK Partili encümen üyeleri dosyada yok; yargılanmıyorlar. İddianamedeki 110, 113 ve 115 numaralı eylemlerde ve benim görevde olmadığım dönemdeki 61 numaralı eylemde, encümen kararında AK Partili üyelerin de imzası bulunduğu ve kararların oybirliğiyle alındığı göz ardı edilmiştir. İmza atanlar arasında hiçbir “fiil” ve “delil” farkı olmaksızın ayrım yapılarak yalnızca işaretlenmiş isimler “suçu sabit” ilan edilmiştir.
12:53
12:55
İddianamede kamu zararının şartname ve bedel belirleme süreçlerinden kaynaklandığı ileri sürülüyor; ama bu süreçlerde doğrudan rolü olan kişiler değil, hedef alınan kişiler üzerinden bir kurgu inşa edilmiş. Soruşturma evresinde şüphelilere sorulmayan sorular ve incelenmeyen hususlar üzerinden bir örgüt yaratılmaya çalışılmış. Üstelik bu iddianamenin hazırlanması aşamasında görev yapan birçok yargı üyesi terfi etti.
12:56
12:57
Soruşturma evresinde sorulmayan sorular ve incelenmeyen hususlar üzerinden bir örgüt yaratılmaya çalışıldı. Bu sipariş belgelerini hazırlayan da ne hikmetse terfi etmiştir. Davaya konu edilen ihaleler ise tamamen yasal süreci içinde işlem gören, daha önce çalıştığım kurumlardakine benzeyen, kendi rutini içinde yürüyen ihalelerdir.
12:59
2019 öncesi dönemde hukuka uygun kabul edilen uygulamalar bugün farklı bir değerlendirmeye tabi tutuluyor. 2018'deki ihaleleri yapan kişi İller Bankası müdürü oldu; 2019 sonrasında benzer imzaları atan bazı kişiler ise yaklaşık 15 aydır Silivri'de ağır ve ölçüsüz bir özgürlük kısıtlamasına maruz kalıyor. Bu, hiçbir hukuki ilkeyle izah edilemez. En az AK Partiliyseniz İller Bankası müdürü oluyorsunuz, bakan oluyorsunuz; ama benim gibi CHP'liyseniz Silivri'de yatan oluyorsunuz.
13:00
13:01
Ben sadece encümen ihalesi yapmışım, yaptırmışım; yapan encümen değilim. Bu evrakları sevk edince, bu işi yapınca AK Partiliyseniz en az İller Bankası Genel Müdürü, hatta bakan oluyorsunuz; ama benim gibi CHP'den aday olduysanız Silivri'de yatan oluyorsunuz. İmzayı atan arkadaşın ve genel müdürün ismini ben söylemeyeceğim, avukatım söyleyecek. Bunun geri kalan kısmını öğleden sonra anlatacağım.
13:02
14:55
İBB iştirakleri kendi tüzel kişilikleri ve Sayıştay denetimine tabidir. İddianamede bir karar verilsin: ihale yapsan suç, yapmasan suç; imza atsan suç, atmasan suç. Kimi ihaleyi parçaladığımız için, kiminde de parçalamadığımız için suçlama yapılıyor. “Biz seni kafaya taktık, senin her adımın suç” demeye getiriyor bu iddianame.
15:00
15:02
İddianame iki ayrı kanunu birbirine karıştırıyor: 2886 sayılı Devlet İhale Kanunu ile 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu'ndaki kavramlar karıştırılıyor. Muhammen bedel ile yaklaşık maliyet aynı şey değildir; yaklaşık maliyet gizlidir, muhammen bedel ise alenidir. İddianame bu temel ayrımı göz ardı ederek suç üretmeye çalışıyor.
15:02
15:02
15:03
15:04
15:04
15:04
İddia makamı, görev süremde encümene attığım tüm ihale sevk evraklarını suç unsuru olarak tarif ederek süreklilik içinde yoğun biçimde suça iştirak ettiğim algısı oluşturmaya çalışıyor. Oysa 20–25 yıllık tüm encümen ihaleleri incelense, onlarca genel sekreter yardımcısının benzer biçimde sonuçlanmış ihalelere aynı nitelikte imzalar attığı görülür; bu isimlerin bazıları sonradan devlet ricalinde görev almıştır. Aynı imzayı ben atınca suç, benden öncekiler için ikbal gerekçesi mi oluyor? Evrağın içeriği veya fiil değil de kimin imzaladığı mı önemli?
15:06
İştiraklerden işleri alan firmalarla bir irtibatım, tanışıklığım ya da menfaatim olmadığına göre, onların ihale alması için attığım imzalarla tüm kariyerimi çöpe atacak risklere girmem eşyanın tabiatına külliyen aykırıdır. Nitelikli dolandırıcılıkla kamuyu zarara uğrattığım iddialarını da kararlılıkla ve tüm varlığımla reddediyorum.
15:10
15:11
Genel sekreter yardımcısı olarak görev yaptığım dönemde Necati Özkan'ın ofisine hiç gitmedim; oraya gittiğim tarih, kamu görevi yapmadığım 2024 yılının sonlarıdır. Kaldı ki bir arkadaş, kurum ve nezaket ziyareti dünyanın hiçbir yerinde suç değildir. Gizli toplantı yapıldığı iddiaları da doğru değildir; bunlar bazı kampanya hazırlıkları kapsamında, kent uzmanlarının ve kampanya yürütücülerinin katıldığı toplantılardır. Necati Özkan'dan yeni görevim kapsamında öneri ve tavsiyeler aldığım görüşmeleri örgüt faaliyeti olarak nitelemeye çalışmak akıl alır gibi değildir.
15:12
İkinci husus, Akmerkez çevresinde verdiğim HTS kayıtlarının sözde örgüt üyeliğine gerekçe gösterilmesidir. Şu anda evli olduğum, o günkü nişanlımın evi Akmerkez'e 200 metre mesafedeydi; orada buluşur, alışveriş ve bazı ihtiyaçlarımızı oradan karşılardık. Orada HTS kaydı vermem son derece normaldir. Bu yöndeki ikamet kaydı ve bilgilerini tutukluluk incelemeleri kapsamında mahkemeye sunmuştuk; dosyada olduğunu sanıyorum.
15:13
15:16
15:18
İBB'ye 2022 yılının ortasında geldim. O tarihe kadar Ekrem Başkan dâhil hiçbir arkadaşı tanımıyordum, irtibatım yoktu. Üstelik 2022'ye kadar 6 yıl İzmir'de genel sekreterlik yapmış biriyim; İstanbul gibi dev bir kente, özlük hakkım açısından geriye düşecek biçimde, “tenzil-i rütbe” olarak da adlandırılabilecek şekilde genel sekreter yardımcısı olarak görev yapmaya geldim.
15:19
15:20
Üçüncü olarak, “ikbal/gelecek” beklentisi üzerinden sözde çıkar amaçlı örgüte hizmet edildiği söylenebilir; ancak bu da benim için söz konusu edilemez. 2023 yılının Kasım ayı sonunda İBB'deki görevimden istifa ederek İzmir Büyükşehir Belediyesi'ne aday adayı oldum; ancak aday olarak seçilemediğim ortadadır. Örgütten fayda sağlamayan, üstelik talebi de olumsuz sonuçlanan birisi nasıl örgüte üye olabilir? Benim hikâyemi ve adaylığımı düşününce örgüt suçlamasının anlamsız ve dayanaksız olduğunu görmemek mümkün değildir.
15:33
15:33
Cezaevine girince kesilen maaşım ve azalan gelirimiz nedeniyle, artan giderler karşısında geçim sıkıntısı yaşadığımızı da şerefle ifade ederim, şerefle. Maaşıyla yaşayan insanlar olarak bu 15 ayı aşan süreçte maddi ve manevi çok ağır bedeller ödedik. Çok ağır. Bu suçlamaları yapanların aklının ereceğini zannetmiyorum.
15:36
15:46
15:47
Ben kopmamak için yazdım; yazmak benim için bir uğraş değil, nefes almak gibiydi, istisnasız her gün yazdım. Yeşilin tonlarını unutmamak için çimeni yazdım; toprağın kokusunu, yağmurdan sonra havaya karışan ferahlığı yazdım. Yumurtaya banma özlemimi, aile kahvaltısını yazdım; buharda, ilkel imkânlarla yapmaya çalıştığım küçük yemek denemelerini yazdım.
15:50
28 Mayıs 2025'te cezaevinde evlendim; hayatı ertelememeye karar verdik, demir kapılar arasında bir nikâh kıydık. Kıymetli eşim Filiz Hanımla umut etmeyi seçtik. Ne ilk ne de sonuncuyuz; nitekim bizden yaklaşık iki ay sonra çok kıymetli meslektaşım ve birlikte yargılandığımız Gürkan Akgün de aynı cezaevinde Sinem Hanımla nikâh kıydı. Birbirimizin nikâhına dahi katılamadık; bu vesileyle kendilerini de kutluyorum. Fakat bugün, teknoloji çağında nikâh fotoğrafı olmayan iki çift varsa o biziz: fotoğraflar çekildi ama 13 aydır verilmedi.
15:54
Aynı cezaevinde başka dosyalardan yargılananlara fotoğraflar teslim edilirken, bize verilmemesi ister istemez şu soruyu sorduruyor: Uygulamada bize farklı bir hukuk mu uygulanıyor? Mesele fotoğraf değildir. Mesele, eşit muamele ilkesidir. Hukuk yalnızca kanun metinlerinde değil, uygulamada da eşit olmalıdır.
15:58
Savunmamın başında da arz ettiğim üzere; Kıbrıs gazisi asker bir babanın dişinden tırnağından artırarak okuttuğu, vefakâr, cefakâr bir Anadolu kadını olan annemin özveri ve sabırla büyüttüğü namuslu bir vatan evladı olarak; onların, eşimin ve tüm geniş ailemin, ülkemin başını öne eğecek hiçbir işin içinde olmadım.
Buğra Gökçe bu sözleri söylerken gözleri doldu.
15:58
15:58
15:59
Bildiğim tek örgüt, Türkiye Cumhuriyeti Devleti ve onun bir parçası olarak kurulmuş İstanbul Büyükşehir Belediyesi Başkanlığı'nın kurumsal örgütüdür; hiçbir yapının parçası değilim. Yöneticiliğimi beğenen olur, beğenmeyen olur, tartışırız. Ama namusumu tek bir kişinin bile ağzına almasına müsaade etmem.
15:59
16:08
16:13
Adalet yalnızca suçla ceza arasındaki oranı kurmak değildir; adalet, insan onurunu koruyabilmektir. Ben bu kürsüden bir hesaplaşma dili değil, bir iyileşme dili kurmak istiyorum. Çünkü inanıyorum ki bu ülkenin ihtiyacı rövanş değil onarımdır; sertlik değil hakkaniyettir; ayrışma değil ortak geleceğe duyulan inançtır. Adalet, bir tarafın kazanması değildir; adalet, herkesin güven içinde yaşayabileceği bir zeminin inşa edilmesidir.
16:24
23 Mart 2025 tarihli ilk tutuklama kararında, tutuklanma gerekçem olarak; 'şüphelilere ait MASAK raporu, HTS kayıtları ve gizli tanık ifadeleri incelendiğinde kaçma şüphesi ve delilleri karartma tehlikesi dikkate alındığından tutuklanmasına' ibaresi yer almaktadır. Bu ilk karardır ve sonrasında aylar boyunca tekrar edilen tutukluluk gerekçeleri de bunlardır.
16:24
16:24
16:24
Sanıklar içinde, tutuklu ya da tutuksuz olup etkin pişmanlıktan yararlananlar dahil, eylemlerle ilişkilendirilebilecek herhangi bir suç isnadı ortaya koyan kimse bulunmamaktadır. Adımın geçtiği birkaç yerde ise savcılık, suç unsuru tespit edememiş olacak ki, bunları eylem olarak dahi isnat edememiştir.
16:24
Belediye yöneticileri ve birlikte çalıştığım arkadaşlar dışında hiç kimseyle telefon görüşmem, baz kaydım, HTS ilişkim bulunmamaktadır. Bunlar üzerinden bir suç örgüsü kurulamamaktadır. 'Örgüt irtibatı' olarak sunulan görüşmelerin tamamının, kurum içi görevimin ve kamusal sorumluluklarımın doğal gereği olduğunu da açıkladım.
16:24
16:28
Görevde olmadığım tarihlerde yapılan ihaleler dahi bana isnat edildi. Yıllardır belediyelerde rutin olarak atılan sevk, teklif ve kesinleştirme imzalarını 'ihaleye fesat' diye yorumladılar. Buradaki anlayış şudur: 'Hiç mi imza atmadı, elbet imzalarından bir suç üretiriz.' Yazıktır, günahtır, ayıptır Sayın Hâkim.
16:31
Bugün iddianamede bunlara ek olarak ortaya konulan nedir diye baktığımızda, karşımıza sözde bir bilirkişi raporu çıkıyor. Dikkat buyurun: tutuklandığımız tarihte bu raporlar ortada bile yoktu. Mart ayında tutuklandık; raporlar ise temmuz-ağustos aylarında, yani dört-beş ay sonra hazırlandı. Bu husus dahi tutukluluğun hukuki dayanaktan ne kadar yoksun olduğunun açık göstergesidir.
Raporların içeriğine bakıldığında; 2886 sayılı Kanun ile 4734 sayılı Kanun birbirine karıştırılmış, harcama yetkilisi ile ita amiri imzaları aynı şeymiş gibi değerlendirilmiş, yaklaşık maliyet ile muhammen bedel birbirine eş tutulmuştur. Kamuya gelir sağlayan ihaleler, kamu harcaması yapılan ihalelerle aynı mantıkla değerlendirilmiş; üzerinden kamu zararı hesabı yapılmıştır.
NACE kodlarından hareketle ihaleye katılabilecek firma sayısı hesaplanıp 'şartname sınırlayıcıdır' sonucuna ulaşılmış; oysa aynı kurumun yaklaşık otuz-otuz beş yıldır benzer şartnamelerle kamu mallarını kiraya verdiği göz ardı edilmiştir. Muhammen bedelin düşük tutulmasının 2886 sayılı Kanun bakımından katılımı artırabilecek bir unsur olabileceği değerlendirilmemiş; aksine sınırlayıcı unsur gibi yorumlanmıştır. Oysa aynı kanun, muhammen bedelin tespitinde görüş alınabilecek kurumlar arasında belediyeleri de sayıyor.
Sunulan bu raporların tamamı, iddianamede müşteki konumunda bulunan Maliye ve Hazine Bakanlığı bünyesindeki uzmanlarca hazırlanmıştır. Tarafsız ve bağımsız bir değerlendirme olmaları, atandıkları andan itibaren fiilen mümkün değildir. Aynı imzaları atmış milletvekilleri, genel müdürler, hatta bakanlar çıkarmış bir kamu pratiğinden ve kurumundan söz ediyoruz. Benim görevimin gereği olarak attığım imzanın; onların iştiraklerinin aldığı ihaleleri kesinleştiren imzalardan ne farkı vardır?
16:31
16:34
Benim maddi açıdan zenginleştiğim yönünde hiçbir isnat yok, böyle bir şey de olmadı. Sadece iki tane evim var, banka kredisiyle alınmış, taksidini cezaevinde bitirdim. Başka bir param, pulum yok, ailemin de yok. Ben cezaevinde evlendim, eşimin de malına mülküne devletin baktığını biliyorum. Hiçbir gayrimeşru, en ufacık bir para hareketimiz yok. Dolayısıyla ben maddi çıkar sağlamamışım. İkincisi makam mevki. İddianamenin isnatlarına bakacak olursanız, Beylikdüzü'nden beri birtakım insanlar Ekrem Başkan'la beraber gelip İstanbul Belediyesi'nde büyük makamlar bulmuşlar. Terfi etmek suç değil ama ben onlardan da değilim. Birincisi, ben Beylikdüzü'nden beri gelmiyorum. İkincisi, 6 yıl genel sekreterlik yaptım Sayın Başkan; buraya tenzil-i rütbe ile geldim. Neden? İstanbul'da, dünyanın en büyük şehirlerinden birinde çalışmak olağanüstü bir şey. Makam mevki için de İstanbul Belediyesi'ne gelmedim. O zaman ne, siyasi ikbal mi? Siyasi ikbal beklentimi başında anlattım; gittim İzmir Büyükşehir Belediye Başkanlığı'na aday adayı oldum. Aday olduğum dönem, Ekrem İmamoğlu'nun yanında suç örgütü üyesi olarak tarif ediliyorum. Bu süreçte Ekrem İmamoğlu ve onun desteklediği, partiye genel başkanlık yapmış kişilerin bana verdiği yanıt 'avucunu yala' demek oldu; ben İzmir'e aday da olamadım. Ben bu suç örgütüne hizmet ediyorum; maddi çıkar sağlamıyorum, makam sağlamıyorum, bir beklentim var açıkça ortaya koyuyorum, memuriyetten istifa edip aday oluyorum. Adaylığı kime yapıyorum? Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı ve onun desteklediği söylenen Cumhurbaşkanı adayına. Beni aday yapmadı parti. Ne demek bu? Sadece benim hikâyeme baktığınızda; ya ben affedersiniz geri zekalıyım, akli melekeleri yerinde olmayan bir ismim, hiçbir şey elde etmeden 15-16 ay hapis yatıyorum; ya ben geri zekalıyım ya da bu suç örgütü yok.
16:43
Cezaevine girdiğim ilk andan itibaren üzerime çöken o ağır çaresizlik duygusuna teslim olmamak, kendime bir dal bulup tutunabilmek için yazdım. İnsan dışarıdaki hayatından koparıldığında önce zamandan kopuyor. Sonra sesten, sonra renkten ve kokudan kopuyorsunuz. Bu benim hayatta kalma çabamdı. Yazmak, duvarlara çarpmamak için benim adıma bir pencere açmaktı. Dünyayla bağımı kaybetmemek, sevdiklerimle ilişkimi diri tutmak, kendi varlığımı kendime ispat etmek içindi. Çünkü cezaevi size 'Yoksunuz, hiçsiniz' diyor. Ben kendimi kaybetmemek için kaleme sarıldım.
16:43
16:49
16:51
Sayın Başkanım, ben uzun yıllar genel sekreterlik yaptığım için, İBB'nin standart insan kaynakları hareketinde her mevzu insan kaynaklarına ilişkin bir yapı içinden süzülerek gelir. Ben ondan biraz farklı bir şekilde, genel sekreterlik yapmış olduğum için Başkan'la görüştüm. Başkan Bey beni genel sekreterle, Yiğit Bey'le ve İnsan Kaynakları Koordinatörü'yle irtibatlandırdı. Onlarla kuruma ve kurumun diğer kişilerine oryante olarak devam ettik. Dolayısıyla ben insan kaynaklarına başvuru yaparak, diğer çalışanların geldiği yoldan gelmedim. Daha önce 6 yıl genel sekreterlik yapmaktan kaynaklı bir parça ayrı bir süreç işledi.
