“Benim maddi açıdan zenginleştiğim yönünde hiçbir isnat yok, böyle bir şey de olmadı. Sadece iki tane evim var, banka kredisiyle alınmış, taksidini cezaevinde bitirdim. Başka bir param, pulum yok, ailemin de yok. Ben cezaevinde evlendim, eşimin de malına mülküne devletin baktığını biliyorum. Hiçbir gayrimeşru, en ufacık bir para hareketimiz yok. Dolayısıyla ben maddi çıkar sağlamamışım. İkincisi makam mevki. İddianamenin isnatlarına bakacak olursanız, Beylikdüzü'nden beri birtakım insanlar Ekrem Başkan'la beraber gelip İstanbul Belediyesi'nde büyük makamlar bulmuşlar. Terfi etmek suç değil ama ben onlardan da değilim. Birincisi, ben Beylikdüzü'nden beri gelmiyorum. İkincisi, 6 yıl genel sekreterlik yaptım Sayın Başkan; buraya tenzil-i rütbe ile geldim. Neden? İstanbul'da, dünyanın en büyük şehirlerinden birinde çalışmak olağanüstü bir şey. Makam mevki için de İstanbul Belediyesi'ne gelmedim. O zaman ne, siyasi ikbal mi? Siyasi ikbal beklentimi başında anlattım; gittim İzmir Büyükşehir Belediye Başkanlığı'na aday adayı oldum. Aday olduğum dönem, 'nun yanında suç örgütü üyesi olarak tarif ediliyorum. Bu süreçte ve onun desteklediği, partiye genel başkanlık yapmış kişilerin bana verdiği yanıt 'avucunu yala' demek oldu; ben İzmir'e aday da olamadım. Ben bu suç örgütüne hizmet ediyorum; maddi çıkar sağlamıyorum, makam sağlamıyorum, bir beklentim var açıkça ortaya koyuyorum, memuriyetten istifa edip aday oluyorum. Adaylığı kime yapıyorum? Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı ve onun desteklediği söylenen Cumhurbaşkanı adayına. Beni aday yapmadı parti. Ne demek bu? Sadece benim hikâyeme baktığınızda; ya ben affedersiniz geri zekalıyım, akli melekeleri yerinde olmayan bir ismim, hiçbir şey elde etmeden 15-16 ay hapis yatıyorum; ya ben geri zekalıyım ya da bu suç örgütü yok.”
16:34
