Bu, emniyette vermiş olduğun ifadede sana sorulan soru üzerine şöyle bir ifaden var, 'Kendisini taşımış olduğu valiz içerisinde jammer cihazı bulunmaktadır. Fakat neden getirildiğini bilmiyordu.' 34 EEC 632 plakalı aracı sormuşlar sana. “Oradaki taşınan valizlerin içinde jammer cihazı bulunmaktadır fakat neden getirildiğini bilmiyorduk. Bizim jammer götürdüğümüz yerlere neden götürdüğü konusunda bilgi sahibi değildik. Çünkü biz sadece ekip şeflerimiz tarafından talimat verilirdi biz de götürürdük” demişsin.
Çağlar Türkmen Çapraz Sorgusu
Daha sonra savcılık ifadende bu husus tekrar sorulmuş sana. Orada da demişsin ki ifadende, 'Otel içerisinde elinde valizle çantayı taşıyan kişi benimdir. Çantanın içerisinde jammer cihazı olduğunu düşünüyorum. Ben valizi açıp içerisine bakmadım. İçerisinde jammer olduğunu düşünmemin sebebi ise sürekli olarak her gittiğimiz yere bu valizleri götürmemizdir. Her gittiğimiz yere güvenlik amacıyla bu valizleri götürürdük. Ben görmedim' demişsin orada. Sulh cezadaki sorgunda koruma ekibinin aldığı karar doğrultusunda her gittiğimiz otelde bantlamayı anlatmışsın. Daha sonra demişsin ki 'Valizlerde jammer varmış gözümle de gördüm' demişsin.
Yani burada hani Başkanım şöyle izah edeyim; sabah aldığımızda açıp bakarız, gün içerisinde bir daha valizi sürekli indir bindir yaparken açıp kontrol etmeyiz. Alırız, götürürüz program olacak alan içerisine, olduğu yere bırakırız. Bir daha açıp kontrol etmeyiz. Çünkü sürekli indir bindir yapıyoruz. Sürekli bir programdan bir programa giderken taşıdığımız için sürekli kontrol etme gereği duymuyoruz çünkü taşıdığımız şeyin ne kadar ağır olup olmadığını bildiğimiz için başka bir şeye gerek duymuyoruz.
Savcım sorun var mı?
Savcının tavrını da anlatır mısın?
Anlatayım. Sayın Savcım ifademizi alırken, kendisi bir örneklemeyle buna değindi. 'Cebinde anahtar taşır mısın Çağlar?' dedi. 'Taşırım' dedim. 'Şu an anahtar var mı?' diye sordu. Ben de 'Yok' dedim. 'Nereden biliyorsun?' dedi. 'Olmadığını biliyorum çünkü kendi cebim' dedim. 'O zaman bavulun içerisinde jammer olup olmadığını nereden biliyorsun?' dedi. 'Taşıyabiliyorum Sayın Savcım. Cebimden nasıl anahtarın olmadığını biliyorsam onun içinde de jammer olduğunu ben biliyordum' dedim kendisine. Öyle bir konu geçti aramızda."
'Düşünüyorum' falan demişsin yani... Zaten onu gözden geçirme beyanınızda da belirtmişsiniz zaten, evet.
Şimdi ben onlardan anladığımız kadarıyla bantlama oluyor. Herhalde sık sık yaşanan bir durum. Mahremiyet kapsamında olduğunu iddia ediyorsunuz. Sizin bu eylem haricinde başka program veya başka tarihlerde bantlama eyleminiz oldu mu? Veya işleriniz o gün görevliysen, gerek duyulduysa... Evet. Yani her konutta aşağı yukarı herhalde bantlama işlemi gerçekleşti mi, yoksa sadece mahremiyet gerektiren durumlarda mı?
Mahremiyet gerektiği durumlarda, Başkan Bey'in itibarı düşünüldüğü konularda, gerekli yerlerde uygulanmıştır.
Peki bu mahremiyet meselesine kim karar veriyor o süreçte? Efendim, şahsen mesela neye göre bantlama ihtiyacı duyuluyor?
Daha önceki yaşanmış olaylardan dolayı böyle bir karar alınmış. Ben o zamanlar ekipte yoktum; 2024 yılında ekibe katıldım ve o dönemden itibaren uygulamayı aynı şekilde ben de devam ettirdim. Bu, bulunduğu programın yerine göre; eğer programın yanında lavabo veya yemek yenilecek veya üst değiştirilecek bir alan varsa mahremiyet olarak ona göre yapılır.
Ekibe 16 Ocak 2024’te mi katılmıştınız? En son katılanlardansınız sanırım.
Evet. Sanıklardan sorusu olan var mıdır? Buyurun.
Evet Sayın Başkan, Sayın Heyet; tabii öncelikle kısa bircümle. Kaybettiğimiz evlatlarımıza ve eğitimcimize Allah’tan rahmet diliyorum, milletimizin başı sağ olsun. Çok üzücü bir olay yaşadık. Ben, açıkçası Çağlar Bey’e soru sormak arzusunda değildim ama anlıyorum ki iddia makamı için ve bu dosya için bana göre bu dosyanın en absürt ve aynı zamanda siyasi hasımlığın ve düşmanlığın bir iftiraname üzerinden nasıl organize bir şekilde bir insana yönelik bir suçlamaya dönüştürüleceğinin en somut örneği olan bu maddede, Çağlar kardeşimizin burada 12 aydır tutsak tutulmasının önüne geçecek şekilde tekrar tekrar soru sorulmasına kendi adıma, kendi vicdanıma yönelik bunu sorguladığımı, kendi vicdanım üzerinden sorguladığımı ve ayıpladığımı ifade etmek isterim. Dünyada bir bantlama üzerinden hapis yatan, hem de 12 ay, hem de karar alınmadan hapis yatan bir Allah'ın kulu var mıdır? Ben emin değilim. Ben olmadığını düşünüyorum. Yani Uganda’da bile olmadığını düşünüyorum. Nairobi’de, herhalde o kadar suç örgütünün dolandığı 20 milyonluk bir şehirde olmadığını düşünüyorum. Bu çerçevede, hani şu sözümü de bitireceğim. Çünkü dün söyledim, bugün avukatım gelince düşündüm, avukatım da tutsak… Dün sıraladı çünkü işte baba, oğul, çoluk çocuk, koruma, şu, bu... Yani deniyor ki “Ekrem; doğman yasak, yaşaman yasak, üniversite bitirip diploma alman yasak, seni kollamak korumak yasak, senin mahremini düzenlemek yasak, senin şoförün olmak arabanı kullanmak yasak, belediye başkanı olman yasak, cumhurbaşkanı olman zaten yasak...” Böyle bir nizamname üzerinden bir iftiraname düzenlenmiş ve önümüze konulmuştur Sayın Başkan, Sayın Heyet. Ve bunun ifşa edilmesi de şarttır. O bakımdan bu sorumu sorma ihtiyacı hissettim sorularınıza binaen. Çağlar Bey, kaç çocuğunuz var?
Bir bant bantladığınız ve bir jammer çantası taşıdığınız için tutsak olduğunuz söyleniyor. Bunun bilincinde misiniz, farkında mısınız Çağlar Bey?
O bandı az önce söylediniz de yani yine tekrar edeyim; hani “Başkanın mahremini korumak için ben yapıştırdım” dediniz. Siz mi yapıştırdınız?
Sağdan sola mı yapıştırdınız, soldan sağa mı yapıştırdınız Çağlar Bey?
(Salonda alkışlar ve gülüşme sesleri)
Ekrem Bey, bu sorunun bize bir katkısı yok.
Ama benim canım nasıl yanıyor biliyorsunuz değil mi Sayın Başkan? Benim canımın içi, ciğerimin nasıl yandığını biliyor musunuz Sayın Başkan?
Ben hakkında da aynı...
Hayır benim, benim canımın, canımın ciğerimin nasıl yandığını biliyor musunuz? 12 aydır bu insan burada. ’nun koruması olduğu için 12 aydır bu çocuğu olan, sıfır maaşlı bir insan burada.
Bizim önümüze bir iddianame getirilmiş, bir isnat...
Sağdan sola mı soldan sağa mı sormanızın bize iddianame bazında ne gibi bir katkısı olur?
Söyleyeyim mi? Söyleyeyim mi Sayın Başkan? Sağdan sola, soldan sağa milyon kere TRT’de, şurada burada, Savcılığın elinde durması gereken görüntü niye görüntülendiyse, benim de bu soruyu sormam o kadar makbuldür Sayın Başkan.
Ya bu sorunun bize bir katkısı yok. Ben, bu sorunun sorulmasına izin vermiyorum.
Hayır, nasıl sorunun sorulmasına izin vermiyorsunuz anlamadım?
Bu sorunun bir katkısı yok bize Ekrem Bey.
Bu sorunun bize bir katkısı yok Ekrem Bey.
Aynı soruyu şimdi iddia makamı sordu da sizin önünüzde yazıyor, aynı soruyu bir daha sordu...
Sağdan sola soldan sağa diye mi sordu soruyu?
(Avukat araya girer)
İddianamede olmayan bir soru nerede soruldu? İfadesinde çünkü sanık şunu anlatıyor. Sanık ifadesinde bunun bir rutin uygulama olduğunu anlatıyor. Biz de bunun hangi tarihten itibaren bu uygulamasının yapıldığını, dün sanık da bize çünkü Kahraman balık olayından sonra bu uygulamaya geçildiğini anlattı. Savcı Bey de bunun rutin uygulama mı yoksa iddianameye yansıyan 12 Ekim 2024 tarihindeki toplantıya özel bir uygulama mı olduğunu anlamak için sordu. Bunun bir katkısı tabii ki var soru olarak. Sağdan sola, soldan sağa bandın yapıştırılmasının bize ne gibi bir katkısı var Avukat Bey, siz de biliyorsunuz bu sorunun çok saçma bir soru olduğunu yani.
Başka sorunuz varsa buyurun Ekrem Bey.
Ben bu saçma bulduğunuz soruyu geri alıyorum ama umarım dünyanın en saçma suçlamasıyla ilgili de bir an önce bu genç kardeşimizi evine yollarsınız Sayın Başkan.
Onun değerlendirmesini biz yaparız. Siz sorunuzu sorun Ekrem Bey.
Başka ne yapacaksınız? Zaten size niye belirtiyorsunuz? İddia makamını da savunmayın Sayın Başkan ya! Bırakın. Bizi de savunun, biraz bizi de savunun.
Ben iddia makamını savunmuyorum, yeri geldiğinde diğer celsede soru sorulmasına karşı çıktığımda oldu.
Bayagı savundunuz Sayın Başkan, bayagı savundunuz Sayın Başkan. Sağdan sola mı soldan sağa mı? Ben söyleyeyim Çağlar Bey; sağdan sola yapıştırdınız. Allah sizi bir an önce bundan kurtarsın kardeşim.
Başka soru var mıdır? Sanıklarımızdan başka soru var mıdır?
Çağlar Bey öncelikle geçmiş olsun, bir an önce çocuğunuza kavuşmanızı temenni ediyorum.
Ben, ikiye ayrılıyorum, ikiye ayrılıyorum… Vicdanla çalışıyorum. İddia makamının umurunda değil.
Biz de burada vicdanla çalışıyoruz Ekrem Bey. Buyurun.
Çağlar Bey şunu soracağım. Siz, Sayın 'nun koruma ekibinde yer alıyorsunuz. Bugüne kadar müvekkilim 'dan herhangi bir talimat aldınız mı?
Bir de şunu soracağım. Siz, İstanbul Büyükşehir Belediyesi bünyesinde çalıştığınız bu süre zarfında herhangi bir gayri resmi toplantıya şahit oldunuz mu ya da sizden gayri resmi bir şeyin gizlenmesi istendi mi?
Hayır, hiçbir şekilde ne toplantıya şahit oldum ne de bir şey gizlenmesi istendi.
Bu analiz yapay zeka değerlendirmesine dayanmaktadır. Hatalar veya yanlış bilgiler içerebilir.
