Mahkeme başkanı duruşmayı sona erdirdi. İBB Davası'nın 23. günü Ali Rıza Akyüz'ün savunmasını tamamlamasıyla bitti. Sorular ve avukat beyanları pazartesi günü 7. haftanın başlangıcıyla devam edecek.
23. Duruşma Günü
“MHP Grup Başkanvekili Orkun Bey, meclisteki açıklamalarımdan sonra 'Bilseydim konuşmazdım, anlattıklarından ikna oldum, özür dilerim' dedi. Artık salon bu olaya ortak. Ben ne kadar düşünüyorsam, bu salondaki herkes de kendini o kadar sorumlu hissetmeli. Üstümden büyük yük kalktı.”
“Perdeleri öyle çizmişler ki niyetine bağlı. Var diye bakarsan var ama yok diye bakarsan yok; öyle bir çizim tekniği kullanmışlar. Perde araç yolu üstüne geliyor. 'Sen koy biz hallederiz' dediler. Üsttekiler kaldırdılar. Sen binayı bitirdikten sonra mı tadilat projesi verdin? Bina bittikten sonra statik tadilat projesi olur mu? Tamamiyla asparagas bir kamuoyu bildirisi. Neye göre denetlendi? Neye göre imza attı? Hiçbir tarafı doğru değil.”
“İtirafçılardan Seyfi Beyaz'ın tüm ifadelerini reddediyorum. Bana geldiğini söylüyor ama bana hiçbir zaman gelmedi, görüşmedik. İmar Komisyonu'nun aldığı kararlar doğrultusunda ilerleme oldu. Bu kararlar kişisel değil kurumsaldır. Bahsedilen işler benim irademle başlamamıştır.”
“Ezgi apartmanı ve Furkan apartmanında kesilen kolonlar sebebiyle onlarca insan hayatını kaybetti. 25 sene içinde her an rahmetimiz okunabilirmiş deprem nedeniyle. Olası bir depremde Allah göstermesin Capacity AVM'ye ceset torbası yetiştirmezsiniz. O yüzden bu konunun üzerine eğilmenizi istiyorum.”
“Bütün işlemler Bakırköy Belediyesi tarafından yapıldı. Büyükşehir Belediyesi bu işin hiçbir tarafında yok. Yaptıkları hataları rüşvete teşebbüs suçlamasıyla gölgelediler. Beni suçlayan isimlerden Seyfi Beyaz ve Adem Kameroğlu'nun ifadeleri noktasından virgülüne kadar aynı.”
“HTS-Baz kayıt, banka hesabı, banka hareketleri, teknik takip gibi somut objektif deliller yok. Hep kendi aralarında konuşmuşlar. Kimseden rüşvet veya menfaat talep etmedim.”
“Mesleki mühendislik etiğine ve davranışlarına uygun davrandım. Önlem aldığım için buradayım. Her felaketten sonra 'Neden önlem alınmadı?' diye sorarız. İşte önlem aldım, gereğini yaptım. Capacity AVM aynı dakika içinde 10-12 bin kişi bulunuyor. Benim duyarlı davranmamın sonucu rüşvete teşebbüs suçlamalarıyla gölgelenmiştir. 'Cezası neyse parasını yatırmayı düşünüyoruz' dediler; 'Güçlendirme projesiyle gelin' dedim, 'Para yatırmakla bu iş olmaz'.”
“Capacity AVM'nin ruhsat sorunlarını çözmek için 5 milyon dolar rüşvet istendiği ve verilmeyince ceza kesildiği iddia ediliyor. Capacity AVM'de projede yer alan 192 tane betonarme deprem perdesi yapılmamıştı. AVM otoparkı ilçeyi felç ediyordu, yurttaşlardan çok sayıda şikâyet alıyorduk. Hiçbir kararı kişisel olarak almadım, sadece dosyanın incelenmesini istedim. Bir yapının katını artıramam, plan değişikliği yapamam; bu kararlar kurumsal süreçlerle alınır. Eksiklerin giderilmesini istedik ancak herhangi bir yanıt alamadık. Daha sonra encümen para cezası ve yıkım kararı aldı.”
“Zabıt tutmasaydım ben bugün karşınızda yoktum. Ben insan olmanın gereğini yaptım. Bu deprem bir kere oluyor. Atlattın atlattın. Atlatamadın gitti. Bu gibi yerlerde çok duyarlı davranmak lazım. O yüzden alnım açık başım dik.”
Tutuklu Bakırköy Belediye Başkan Yardımcısı ve İBB Meclis Üyesi Ali Rıza Akyüz'ün savunmasına geçildi. Akyüz, Bakırköy'deki Capacity AVM'ye yönelik suçlamalarla, iddianamenin 21 ve 24 numaralı eylemleri kapsamında yargılanıyor.
“Le Meridien toplantısı gizli örgüt olamaz. Şehrin göbeğinde Beşiktaş'ta. Gelenler kayıt defterine kayıt ediliyor. Jammer tespiti yok, şikâyet yok, habereşlme engellenmemiş. Tüm soruların cevabı hayır. Yarın 'Şu görüşmelerini WhatsApp'tan yapmışsın, FaceTime'dan konuşmuşsun, suç gizliyorsun' diyebilirler. Savcılığın açtığı kapı bu.”
“TCK 220/6 iki kere iptal edildi. 220/7 ile birleştiriliyor, hangisini kastediyor? Bu kadar gelisi güzel iddianame hazırlanmaz. Suç örgütü iddiasının tek dayanağı toplu tutuklama. Sokaktaki insana 'var' algısı yaratmak için bu yöntem uygulanıyor.”
“Müvekkilimi Ekrem İmamoğlu'nun koruması olmasından dolayı yargılıyorsunuz. Adliyede oligarklar yaratıp sandıkta sorulamayan hesap duruşma salonlarında sorulmamalıdır.”
Çağlar Türkmen'in avukatı Canercan Kartal müvekkilinin savunmasına başladı.
“Biz çocuklarımıza yalan konuşmanın yanlış olduğunu öğretiyoruz ama beni kendi çocuğuma yalan söylemek zorunda bıraktılar. Oğlum cezaevinde ziyaretime geldiğinde 'Baba program bitmedi mi?' diye sordu. 'Henüz bitmedi oğlum, Başkan Bey de burada, biraz daha uzun sürecek' dedim. O da bana 'Merak etme baba, ben her şeyin farkındayım' diyerek beni teselli etmeye çalıştı. 11 yaşındaki bir çocuğa bunları yaşatmak ne kadar acı bir şey. Sayın Başkanım, ben 11-12 aydır bunu yaşıyorum. Sizin de çocuklarınız vardır; bunu sizin vicdanınıza bırakıyorum.”
“Çıkar amaçlı suç örgütüne yardım eden birinin bir çıkarı olması gerekir; ben 55.000 TL maaş ile zar zor geçinen birisiyim. Hatta geçinemeyen biriyim. Ortada bir çıkar amaçlı suç örgütü yoktur. Bir belediye başkanı vardır, bir İstanbul Büyükşehir Belediyesi vardır; bir de başkan beyi koruyan Mustafa abi, ben ve diğer ekip arkadaşlarım olarak koruma ekibi vardır. Ortada gizlediğim herhangi bir suç yoktur.”
“Tutuklanmamdan sonra koruma ekibindeki arkadaşlar kamera kapatma eylemi nedeniyle ifadeye çağrılmış, akabinde serbest bırakılmışlardır. Doğrusu da budur. Kimse işini yaptığı için sevdiklerinden ayrı mahkûm edilmemelidir. Benim tutuklanmayan şüpheliden farkım nedir? Emniyet de sekizinci ve onuncu tarihlerde kamera kapatmıştır. Ben de on ikinci günün sonunda kapatmıştım. O zaman ben neden 355 gündür buradayım? 5188 sayılı kanun ve yerleşik yargı kararlarına göre kamu görevlisi olduğumdan, ekip kararının aksine bu işi yapmamak görevi ihmal suçu olacaktı ve işimi kaybetmeme sebep olacaktı.”
“Bir bant yapıştırdığınız ve jammer çantası taşıdığınız için tutsak olduğunuz söyleniyor, bunun farkında mısınız? 'Mahremi korumak için yapıştırdım' dediniz. Sağdan sola mı yapıştırdınız, soldan sağa mı?”
Salonda yoğun alkış ve kahkaha sesleri yükseldi.
“İddianamede yer almayan bir hususu soruyoruz. Sanık ifadesinde bu uygulamadan bahsediyor. Biz de bunun hangi tarihten itibaren uygulandığını anlamaya çalışıyoruz. Bunun genel bir uygulama mı olduğu, yoksa sadece 12/2024 tarihli toplantıya özgü bir durum mu olduğu soruluyor. Ancak 'sağdan sola mı, soldan sağa mı yapıştırıldı' sorusunun dosyaya katkısı tartışmalıdır. Bu sorunun gereksiz olduğunu düşünüyorum, sorulmasına izin vermiyorum.”
“Müsaade edin, ben bu saçma bulduğunuz soruyu geriye alıyorum ama umarım dünyanın en saçma suçlamasıyla yargılanan bu kişiyi de evine yollarsınız. Arada bizi de savunun, iddia makamını savundunuz az önce, üzülerek söylüyorum ki baya savundunuz. Ben söyleyeyim Çağlar Bey: sağdan sola yapıştırdınız. Allah sizi bir an önce kurtarsın kardeşim.”
“Onun değerlendirmesini biz yaparız. Ben iddia makamını savunmuyorum, yeri geldiğinde diğer celsede soru sorulmasına karşı çıktığımda oldu.”
“2 çocuğum var, biri kız biri erkek. Şu an maaş alamıyorum.”
“Kaybettiğimiz evlatlara Allah'tan rahmet diliyorum, milletimizin başı sağ olsun. Bu dosya; siyasi bir hastalığın ve düşmanlığın, bir iftiraname üzerinden organize bir şekilde bir insana yönelik zulme dönüştürülebileceğinin en somut örneklerinden biridir. Çağlar kardeşimizin on iki aydır tutuklu bulunmasına rağmen bunu sona erdirecek bir yaklaşım yerine tekrar tekrar soru sorulmasını kendi vicdanımda sorguladığımı ve açıkça ayıpladığımı ifade etmek isterim. Dünyada kamera bantlamaktan tutuklu kimse var mı? Hatta olmadığını düşünüyorum. Uganda'da bile yoktur. Avukatım da tutuklu. Öyle bir tablo çiziliyor ki; deniliyor ki Ekrem İmamoğlu'na doğmak yasak, yaşamak yasak, birini korumak yasak, araba kullanmak yasak, belediye başkanı olmak yasak, cumhurbaşkanı olmak zaten yasak.”
“Daha önce beraber çalıştığım tanıdığım polisler sabah saatlerinde evime geldi. 'Çağlar seni almaya geldik, gözaltı kararı var' dediler. Biraz içeride beklemelerini, sessiz olmalarını istedim; çocuklar uyuyordu. Sonra çocuğuma görev için gittiğimi söyleyerek ayrıldım. Kuvvetli suç şüphesi olmayan, somut delilleri bulunmayan, delilleri yok etme veya değiştirme imkânı bulunmayan ve işlemediğim bir suç sebebiyle neredeyse bir yıldır Silivri Cezaevi'nde tutuluyorum. Tahliyemi talep ediyorum. Sadece kendim için değil; 2,5 yaşındaki büyüdüğünü göremeditim kızım için ve 11 yaşındaki oğlum için tahliyemi talep ediyorum.”
“İşimi layıkıyla yaptığım için tutukluyum. Yerim, yurdum, işim bellidir. İş yerim Vatan Emniyet'e 5 dakika mesafedeydi. Hangi sebeple ifadeye çağrılmadım da sabahın köründe evimden gözaltına alındım? Korumaya aldığım kişinin sadece can güvenliğini değil, itibarını da korumaya çalıştım. Delil karartmadım, haberlemeyi engellemedim, sadece işimi yaptım. Alnım ak başım dik. İnanıyorum ki beraat edeceğim.”
“Bana suç olarak yöneltilen bantlama işi, koruma ekibinin kararı doğrultusunda uygulanmıştır. Bunu yapmasam görevi ihmal suçundan dolayı işimi kaybedebilirdim. Öncü koruma faaliyetindeki bantlama uygulaması, İmamoğlu'nun itibarını ve mahremiyetini korumaktan ibarettir. Jammer uygulaması da bu kapsamdadır. Bu önlemler, başkana suikast gerçekleştirileceğine yönelik çok sayıda ihbar kapsamında uygulamaya konmuştur. Ayrıca Balıkçı Kahraman olayında MOBESE'lerin ve Marmara Hotel'deki görüntülerin sızdırılmasından dolayı bu ihtiyaç doğmuştur. Kaldı ki biz mahremiyeti koruyoruz. Mahremiyet ayrı, gizleme ayrı.”
“Kimse bana 'örgütümüz var, yardım et' demedi. Ben de 'örgüt varmış, yardım edeyim' demedim. Örgüt de yok zaten. Olmayan bir suçun delillerini de yok etmedim. İstanbul Valiliği'nin onayı ve görevlendirmesi dolayısıyla İBB Başkanı Sayın Ekrem İmamoğlu'nun koruması olarak görev yapmaktaydım. Biz sıradan koruma görevlileriyiz. Bunu en iyi şekilde yapmaya çalıştık. Tek görevimiz İmamoğlu'nu korumaktı. Benim ihale, rüşvet, irtikap... hiçbirine dahil olma ihtimalim yok. Bu dosyada ilk düğme yanlış iliklendi, devamı da öyle geldi. Soruşturmanın detaylarını kolluk veya yargıdan öğrenmek yerine basın ve medyadan öğrendik.”
“1 Temmuz 1988 doğumluyum. Tokat ilinde, sıradan bir ailenin çocuğu olarak dünyaya geldim. Biri 2,5 yaşında Melek isimli dünya tatlısı bir kızım, diğeri 11 yaşında Ediz isimli delikanlI bir oğlum olmak üzere iki evlat babasıyım. Babam gece yarılarına kadar çalışır, evine ekmek getirirdi. Annem o ekmeği pişirir, biz de ailece paylaşırdık. İddianamede yazılanlar ve medyaya servis edilenlerin aksine, benim hayatım bu kadar sade ve sıradandır. Çalışırım, çok çalışırım. İşimi naiflikle ve alın teriyle yaparım. Ama sıradan olmak, değersiz olmak anlamına gelmez. Bu yıl çocuklarımın doğum günlerini yanlarında olamadığım için kutlayamadım. Günlerim, onların sesini duyabilmek için çabalamakla geçti. 2 yaşındaki kızım Melek'in büyümesini izleyemedim. Bir babanın evladının yanında olamaması ne demek, bilir misiniz? Gözü arkada kalmak ne demek bilir misiniz? 11 yaşındaki oğlum Ediz'i okula götüremedim. Sazıyla çaldığı ilk türküyü dinleyemedim, onunla söyleyemedim. Onlara bağlanıp daha çok üzülmesinler diye bilinçli olarak mesafeli durmaya çalıştım. Görüş kabininde bile mesafeli durdum ki giderken 'Baba sen de gel' demesinler diye. Bu, insanın taşıyabileceğinden daha ağır bir yüktür. Çocuklarımın, hayatta dedeleri bile olsa, başkalarına muhtaç kalmaları beni derinden yaralamıştır. Medyada fotoğraflarım yayınlandı. Okullarında çocuklarım akran zorbalığına uğradı. Oğlum medyadaki yalan haberler üzerinden psikolojik sorunlar yaşamıştır. Bu yapılanlar oğluma reva mıdır? Oğluma söylenen bu sözler bana verilecek cezadan daha ağır olmayacaktır.”
Özel güvenlik görevlisi Çağlar Türkmen savunmasına başladı. Kamera bantlama görüntülerinin basın organlarına servis edilerek günlerce manşetlerden ve VTR'lerden inmediğini, ismini kimsenin bilmemesine rağmen hakkındaki algı çalışmaları nedeniyle bu dosyanın en tanıdık simalarından biri haline getirildiğini söyledi.
Mustafa Akın'ın avukatlarının savunması tamamlandı. İmamoğlu'nun koruması Çağlar Türkmen'in savunmasına geçildi.
“İtirafçı Naim Erol Özgüner'in kamera kayıt cihazının teslimiyle ilgili beyanı doğru değildir. Bunun ispatı da iddia makamının görevi. Böyle bir şey söylenmedi, böyle bir olay hiç gerçekleşmedi.”
“İddianamede olmayan suçta delil gizleme var deniliyor. Hangi suça dair deliller gizlendi? Suç nedir ki, suç delillerini gizlemiş olalım. Bunu ortaya çıkarmak benim değil, iddia makamının görevidir.”
Ara sona erdi. Tutuklu sanıklar "Türkiye sizinle gurur duyuyor" tezahüratlarıyla salona geldi. Duruşmaya Mustafa Akın'ın avukat savunmasıyla devam edildi.
Davayı aileler, Fransa Konsolosluğu, Emek Partisi Milletvekili İskender Bayhan, CHP Grup Başkanvekili Ali Mahir Başarır, CHP milletvekilleri Veli Ağbaba, Yüksel Taşkın, Turan Taşkın Özer, Yunus Emre, Fethi Açıkel, Ulaş Karasu, Cumhur Uzun, Türkan Elçi, Cem Avşar, Nurten Yontar, Elvan Işık Gezmiş, İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik, İBB Genel Sekreteri Volkan Demir ve çok sayıda partili ve yurttaş takip ediyor.
Mahkeme başkanı duruşmaya ara verdi.
“Soruşturma başladığında müvekkilim de dahil olmak üzere pek çok kişi önce gözaltına alındı ve akabinde haklarında tutuklama kararı verildi. Biliyorsunuz, soruşturma dosyasında gizlilik kararı vardı. Müvekkilimin Vatan Emniyet'teki ifadesine eşlik ettim. Sayın Başkan, henüz dördüncü kattan aşağıya iniyorum, gizlilik kararına uymak için özen sarf ettiğim bir noktadayken Twitter'a girdim ve şununla karşılaştım: 'Mustafa Akın müdafii şunları şunları söyledi.' Ben kendimden eminim, herhangi bir bilgi paylaşımında bulunmadım. Henüz binadan çıkmamışken benim yaptığım savunma veya ifade içeriği nasıl yayıldı? Sonrasında adliyeye sevk edildik, Sulh Ceza Hakimliği sorgusu yapılacaktı. Müdafiiler olarak kapıda bekliyoruz. 'Herkes Twitter'a girsin' dendi. Twitter'a baktığımızda, dosyanın müdafii olarak müvekkilim hakkında tutuklama talep edilip edilmediğini henüz bana duyurulmadan basından öğrendim. Yine bir tesadüfler silsilesidir ki soruşturmanın nihayetinde kovuşturmaya geçildikten sonra eski İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı, Adalet Bakanı oldu. Ve dosya savcılarından bir tanesi Adalet Bakanlığı Personel Genel Müdürü olarak atandı. Resmi Gazete'de yayın tarihi de 19 Mart 2026. Dosyanın siyasi olmadığına ikna olabilen varsa olsun ama ben ikna olamıyorum.”
“Müvekkile yöneltilen dört adet eylem var. Biz soruşturma safhasında bunlardan yalnızca iki tanesiyle karşılaştık. Yöneltilen suçlamalardan çok daha ciddi olabilecek iddianameyle öğrenebildik. Bize sorulmadığı için bu iddialarla ilgili savunma hakkımızı henüz kullanamamış vaziyetteyiz.”
“Delil toplama yükümlülüğü iddia makamına mı ait şüpheliye mi? Neden müvekkilime gelip 36 gün sonra 52 gün önceki kayıt isteniyor. Bu kamera kayıt cihazlarının tüm dünyada referans kayıt süreleri 30 gün, 15 gün, 45 gündür. İddia makamı bunun bilinci içerisinde ve bunu 36 gün sonra talep etmesinin çok açık bir gerekçesi var: 'Siz suç delillerini gizlediniz' diyebilmek.”
Berfin Rabia İstek'in savunmasının ardından Mustafa Akın'ın diğer avukatı Cihat Ceylan'ın savunmasına geçildi.
Av. Berfin Rabia İstek, müvekkili Mustafa Akın'ın tahliyesini talep etti.
“Müvekkilim eline kelepçe vurulmasındansa acı içerisinde hücresinde dua ederek geçmesini bekliyor. Kelepçe vurdurmamak için fizik tedaviye gitmiyor.”
“Bu kadar açık bir süreçte gizli örgüt iddiası hayatın olağan akışına aykırı.”
“İddianamede giriş-çıkış görüntüleri yer almıyor. Neden? Çünkü bir gizlilik havası yaratılmak isteniyor. Ortada iddia edilen örgüt var ama otelin VIP girişini kullanmıyor, ana kapıdan giriyorlar. Çakarlar yanıyor, sirenler çalıyor — bu nasıl gizli bir örgüt? Devletimiz tarafından tahsis edilen 4 koruma polisi var, nereye gitseler onlar da orada. Devletin şanlı polisinin olduğu bir yerde suç örgütünün bulunması mümkün mü? Le Meridyen Otel, İmamoğlu'nun evine arabayla 3,5 dakika mesafede. Müvekkilin evi ile otel arası 300 metre. Oteli tercih etme sebebi ulaşım kolaylığı.”
“Kamera bantlama iddialarına ilişkin iddianameden okuyorum: 'Otel'in kamera kayıtlarının incelemesi neticesinde; şüpheli Mustafa Akın talimatıyla hareket eden örgüt üyelerinin kameraları bantladıkları ve sinyal kesici cihazları toplantı yapılacak alana getirdikleri tespit edilmiştir' deniliyor. Peki kamera görüntülerinden müvekkilin talimatı verdiği nasıl anlaşılıyor? Ne bir şikâyet var ne de duyulan bir talimat var. Çağlar Türkmen şöyle diyor: 'Kameraları bantlamamı bana kimse söylemedi. Bu işleri Ekrem İmamoğlu'nun gittiği yerlerde koruma ekibinin almış olduğu karar nedeniyle rutin olarak yapmaktayım.' Bantlanan kamera yalnızca İmamoğlu'nun üzerini değiştirdiği alanı gören kameraydı, toplantı alanındaki kameralar açıktı. Burada bir itibar korunması mevcuttur. Bu uygulama 2022'de kamuoyuna yansıyan 'Balıkçı Kahraman' olayı sonrası devreye alınmıştır.”
“Eylem 30'da Ali Akın için Mustafa Akın'ın eniştesi demişler ama kayınbiraderi. Yurtdışında yaşıyor. Kocaman bir iddianame yazılmış ama bu bile tam olarak araştırılmamış. Müvekkilin üzerine kayıtlı bir arsa bir de ortak olduğu bir arsa var. Ev tapusu bile yok.”
Eylem 30'da CHP Kurultayı için delegelere daire verildiği öne sürülen KİPTAŞ konutlarından, Akın'ın eniştesi üzerinden daire alarak kamu zararına ortak olduğu iddia ediliyor. Önceki gün Ali Kurt, dairelerin ekspertiz değerinin yüzde 30 üstünde satıldığını kanıtlarıyla göstermişti.
“Otel müdürü Sinan Udil'in ifadesi: 'İmamoğlu gelmeden evvel polis korumaları gelir, toplantı yapılacak salonları kontrol ederlerdi. Jammer cihazlarını da yanlarında getirirlerdi. Polis oldukları için biz müdahale edemiyorduk. Jammer kullanılmasından dolayı otel sisteminde herhangi bir aksaklık yaşanmadı.' Otelin çatısında bir baz istasyonu var; haberleşmenin engellenmediği otel müdürünün beyanlarıyla açıktır. Bu jammer cihazları 2019 öncesinde, rahmetli Kadir Topbaş döneminde İBB bünyesine kazandırılmıştır. Terör örgütlerinden tehdit alan bir belediye başkanının korunmasında caydırıcı tedbir olarak kullanılmaktadır.”
“Valizlerin içerisinde 'balya balya paralar olduğu' iddiası vardı ilk başta. Tıpkı müvekkilin evindeki kasada yapılmak istenen algı gibi bir durum yaratılmaya çalışıldı. Günlerce o valizlerin içeri sokulduğu görüntüler 'valizlerle para taşınıyor' diye medyaya servis edildi. Kamuoyunda bir algı yaratılmaya çalışıldı ama başarılı olamadı. İfadelerle birlikte o algı da çöktü; valizlerin içinden tonlarca para çıkacağı kurgusu boşa çıktı. Ancak dosyada bu iddiayı çürüten bir ifade bulunmaktadır.”
“Dilek Hanım'ın o dönemde aldığı aleni tehditler hat safhaya ulaşmıştı. Tehditler bu kadar artmışken, tam o aşamada benim müvekkilim gözaltına alınıyor. Yapılan bu uygulama, Sayın Başkan'ı ve ailesini daha fazla korumasız bırakma çabasıdır.”
Av. İstek, müvekkilinin Ekrem İmamoğlu'nun tutukluğu halinde Dilek İmamoğlu'nu da koruma ve kollama görevini ifa etme zorunluluğunun olduğunu belirtti. Bu durumun asla gözetilmediğini söyledi.
Av. İstek, Mustafa Akın'ın koruma müdürü ya da başkanı olmadığını belirterek 'Mustafa Akın, Ekrem İmamoğlu'nun protokol koruması ve yakın korumasıdır' dedi.
“Tüm bu yaşananların amacı nedir? Ortada somut ve yeterli delillendirme bulunmadığından, esasa değil; biçime ve algıya odaklanılmıştır. İfadeye davet edildiğinde kendi rızasıyla giden insanların dahi gerçek ihbar ve delillerle suçlanamayınca, sanki 'azılı suçlu' oldukları yönünde bir algı yaratılmaya çalışılmıştır.”
“Ömrünü terör örgütleriyle mücadeleye adamış emekli bir polis memurunun, gerçekte var olmayan bir örgütün 'özel vasıflı üyesi' gibi gösterilmesi bu kadar kolay mıdır? Bunu da Sayın Başkan'a soruyorum. Bu süreçte vekil ve diğer tanıklar bakımından da açıkça lekelenmeme hakkı ihlal edilmiştir. Sanki ağır suçlar işlemişler gibi, defalarca görüntülerinin alınması ve medyada servis edilmesi kabul edilemez bir durumdur.”
“Müvekkilimin gözaltı sürecinde polis memuru telefonla birilerini arayıp 'Nereden görüntü alacaksınız, sağdan mı soldan mı?' diye sordu. Benim müvekkilim araçta bunları duyuyor, bunlara şahit oluyor. Yani bu da aslında ortaya koyuyor ki bir algı yaratılmak isteniyor.”
“İddia makamı bu memlekete hizmet eden insanları soruşturmaya konu ettiğinin farkında. Çünkü ortada akla uygun bir delillendirme yok. Sanki azılı suçlar algısı yapılarak zarar verilmeye çalışıldı. 23 Mayıs 2025 tarihinde gözaltına alınan kişilerin her birinin sağ ve sol koluna birer polis memuru girilerek, Vatan Emniyet önünde defalarca yürütülmeleri sağlanmış; bu şekilde görüntü alınarak kamuoyuna servis edilmiştir. Bu yapılanlar çok üzücü.”
“Naim Erol Özgüner, savcılığa etkin pişmanlık ifadesi vermeye avukatıyla gitti. Kimdi bu avukat? Avukat Mehmet Yıldırım'dı. Bu kişi aynı zamanda Yener Torunler üzerinden dosya sanığı Zafer Keleş'e de kumpas kurarken yakalandı, bu da bu salonda ispatlandı.”
“Naim Erol Özgüner'e ne kolluk ne de savcılık ifadesinde müvekkilim Mustafa Akın hakkında, ne başkanlık konutundaki kamera kayıt cihazı ne de başkanlık konutuyla ilgili tek bir soru sorulmamıştır. Sonra bir anda ne hikmetse 'Mustafa Akın beni aradı, kamera kayıt cihazını nereye bırakalım dedi' diye yalan bir beyan veriyor. Sonra gidip savcılığa 'Böyle bir şey olmuştu, bunu da söyleyeyim, kayıtlara geçsin' diyor. Böyle bir şey olabilir mi? Savcılık ne yaptı? Önce tutukladı, sonra iftiracı yaptı.”
Av. İstek, etkin pişmanlık ifadelerinin tutuklamaya gerekçe yapıldığını vurgulayarak itirafçı Naim Erol Özgüner'in beyanlarına değindi.
“Kasadan ne çıktı biliyor musunuz? 48 adet mermi ve 4 vida. Mermilerle ilgili soruşturma başlatıldı. Mermilerle birlikte babadan kalma av tüfeği de emanete alındı. Müvekkil emekli polis olduğunu, ruhsatlı silahlarının olduğunu, her yıl belli miktarda mermi alma hakkını kullandığını söyledi. Görele Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından soruşturma başlatıldı, takipsizlik kararı verildi. Kasadaki mermiler ve diğer mühimmatın iadesine karar verildi. Evden çıkanlar toplamda 150 adet mermi ve vidalar.”
“Giresun'da babasından kalan yayla evinde savcılık talimatıyla arama yapıldı. Çelik kasa bulundu. Kasadan büyük büyük paralar çıkar isteği var. Kasanın şifresi henüz Akın'a sorulmadan İstanbul'da aynı anda 'Evden sır dolu kasa çıktı' manşetleri atıldı. Haberlerde kasanın güya açılmak İstanbul'a gönderildiği de belirtildi. Görüntü yoktu, stok görüntü kullanıldı. Deste deste paralar çıkması bekleniyordu. 'Ele geçirilen kasa İstanbul'a geçirildi' deniyor, bu da yalan. Nerede kaldı itibar?”
Av. İstek, müvekkilinin Giresun'daki yayla evinde bulunan çelik kasa üzerinden yandaş medyada yapılan yalan haberlere değindi.
“Adem Soytekin'in avukatı da burada; 'Tahliye olursa söylediğimizi inkâr etmeyeceğiz' dedi. Sayın Başkan, pazarlık yapma girişimi hâlâ devam ediyor aslında.”
“Savcılık makamı, Ekrem İmamoğlu ile birebir iletişimde olmayı özel vasıflı üeyelikle eş değer görmektedir. Soruşturma süresince Ekrem İmamoğlu'na olan çeşitli yakınlıklar başlı başına karine olarak kullanılmış ve bir cezalandırma hırsının konusu yapılmıştır. İddia makamınca hukuk dışı olarak ihdas edilen 'özel vasıflı üeyelik' modellemesi, tam olarak bu durumu temsil etmektedir.”
Mustafa Akın'ın avukatı Rabia Berfin İstek'in savunmasına geçildi.
“Evlatlarımıza canımız yanıyor. İnanın çok acımız var. Öğretmenimize de… Başımız sağ olsun. Büyük acı yani. Büyük acı. Bunların her birisi fetret döneminin izleridir. Böyle 'Bu siyasi değildir' falan olmaz. Bu mücadelenin zaten bir zemini de budur. Adı eğitim alanıdır, adı adalettir, adı ekonomidir. Gerçekten başımız sağ olsun, içim yanıyor. Dünden beri içim yanıyor. Akşam detayları öğrenebildim. Hepimizin başı sağ olsun.”
Mahkeme heyeti duruşma salonuna geldi ve İBB Davası'nın 23. günü başladı. Ekrem İmamoğlu jandarma eşliğinde duruşma salonuna getirildi. Salondaki izleyiciler İmamoğlu'nu alkışlar ve sloganlarla karşıladı. İmamoğlu, avukat savunmaları başlamadan söz alarak izleyiciyi susturdu ve Kahramanmaraş'taki okul saldırısı hakkında konuştu.
Tutuklular alkışlarla salona girdi. Yakınları sevdiklerine sesleniyor: "Biz burada merak etme", "Güzel günler yakın", "Çok özledik sizi". Barış Kılıç, izleyici sıralarındaki babasının elini uzaktan öpme işareti ile alnına koyarak selamladı.
Silivri'de 23. duruşma günü başlıyor. Bugün Ekrem İmamoğlu'nun yakın koruması Mustafa Akın'ın avukatlarının savunması ile başlanacak. Ardından Çağlar Türkmen'in savunmasına geçilecek.
İddianamesi 9 aydır hazırlanmayan sanıklar için destek mesajları devam ediyor.
İBB Davası'nın 23. duruşma günü başlıyor. Ekrem İmamoğlu'nun yakın koruması Mustafa Akın'ın avukatlarının savunmasıyla devam edilecek. Ardından İBB güvenlik görevlisi Çağlar Türkmen'in savunmasının alınması bekleniyor.
