Müdafi Av. 'ın savunması ve tahliye talebinin ardından mahkeme başkanı duruşmayı bitirdi; 47. duruşma günü sona erdi.
47. Duruşma Günü
“Müvekkilim rüşvetten tutuklu ama hakkında bir rüşvet suçlaması yok; iddialara yönelik zarar tespiti, tanık beyanı veya vergi raporu da yok. Bu haliyle tutukluluğun devam etmesi normal değil. Tahliyesini talep ediyoruz.”
“Müvekkilim 28 yıllık iş hayatından sonra Medya A.Ş.'ye genel müdür oldu. 28 yılın sonunda mı 'bir örgüte üye olayım' demiş? Gelmiş Medya A.Ş.'nin cirosunu ikiye katlamış. Böyle kasa boşaltma mı olur?”
“Çok kötü bir soruşturma sürecinden sonra 7 savcı 4 bin sayfalık bir iddianame hazırladı. Bu iddianame başından beri kötü ve usulsüz. Dosyadaki bilirkişi raporu da bağımsız değil, taraflı.”
“Bu tespitlerin de savcılık tarafından görmezden gelindiğini, yargılama aşamasına sokulmadığını, kamu zararına yol açan bu tür işlerin hasıraltı edildiğini Yüce Türk Yargısı huzurunda beyan etmiş olalım.”
“Az önce 2025 rakamları geçti; Medya A.Ş. yılı 200 milyonu aşan zararla kapattı, bu kumpas operasyonuyla zarar etti. Aklıma şu geldi: Sizden önceki dönemde bir TRT dizisi yapımcısına Medya A.Ş. tarafından yaklaşık 4,5 milyon dolar sponsorluk parası ödenmiş — bugünün rakamlarıyla neredeyse o zarar kadar, 200 milyon liranın üzerinde. Milletin, İstanbul halkının, 16 milyon insanın parası bir dizi için ödendi. Size böyle bir talimat verildi mi; ya da buna benzer bir talimat gelseydi siz böyle bir şey yapar mıydınız?”
“O konuyu Medya A.Ş.'ye ilk başladığımda yaptırdığım denetimlerde fark ettim. Diziyle ilgili önce bir sunum yapılmış, sonra Medya A.Ş. sponsorluk vermiş. Bu, kamu iştiraki olarak asla yapamayacağımız bir şeydir; karşılığında hizmet ya da mal almadığımız hiçbir şeye sponsor olamayız, sadece sponsorluk amacıyla para aktaramayız. Bize böyle bir talep ya da istek asla gelmedi.”
“İnsan kaynakları sürecinden sonra benimle tanıştırıldığınızda size 'Bu bir kamu hizmetidir, zorlukları vardır, serbest piyasadan farklıdır, maddi beklentinizi karşılamayabilir, buna hazır mısınız?' demiştim. Siz de 'Ben tam da bu iş için buradayım' demiştiniz; kadın yönetici olarak aramıza katılmanızdan gurur duymuştum. İddianamede bizimle ilişkilendirildiği biçimde — kötü bir kahvehane dedikodusu gibi tasarlanmış iddianame kapsamında — sizinle herhangi bir 'dünyamız' oldu mu? Dayatmalar, kabul edemeyeceğiniz teklifler getirilmesi gibi şeyler oldu mu aramızda?”
“Başkanım, olmadı. Bilakis her sene iştirakler yılı kapattıktan sonra size sunum yapıp özet geçerdik. İlk toplantımızda — Medya A.Ş.'de daha iki buçuk ayım olmuştu — bana çok net şunu söylediniz: 'Aman Pınar Hanım, havuzda mümkün olduğunca çok firma alın; hem bakış açısı hem yaratıcılık açısından. Rahatsız olmasınlar, her taraftan firma havuzda bulunsun.'”
“Bir hususu, İstanbul'daki 16 milyon ve memleketin 86 milyon insanı adına hatırlatmak istiyorum. Az önce Pınar Hanım'ın anlattığı, evinden emniyete, emniyetten cezaevine kadar yaşadığı işkence ve tacizlerin etkisinden çıkabilmiş değilim. Birileri sırıtarak izliyor olabilir ama çok acı verici bir durum. Bu yaşanmışlıklar, anlatılanlar uzay boşluğuna mı gidiyor; sizin huzurunuzda anlatılanlar soruşturmaya tabi kılınacak mı? Adı savcı olur, emniyet olur, cezaevi yöneticileri olur; onlar hakkında. Bugünkü vahşi deneyimler için tam bir hukuk cinayeti, adaletin infazı denir; başka bir şey denmez. Bu, bir devletin nizamının yerle bir edilmesidir. Bu hususta bugün bir açıklama yapmanızı talep ediyorum; bunu yaparsanız toplum rahatlar. Burada konuşulanları Türkiye biliyor, yansımıştır; ben de yansıtacağım. Savcı hakkında HSK'ye en yüksek dille suç duyurusunda bulunmanızın -o dönemde iddia makamında olan kişi şimdi HSK'nın başında- yüce Türk yargısına katkısı olacağını umuyorum.”
Türker'in sorgusu sırasında söz aldı
Aranın ardından duruşmaya devam edildi; 'in sorgusuna geçildi.
'in gözaltı ve cezaevi anlatımı salonda büyük tepki yarattı; izleyiciler ve kadın tutuklular gözyaşlarını tutamadı. salondan çıkarken gazetecilerden yaşananların eksiksiz yazılmasını istedi.
'in savunmasının ardından mahkeme başkanı duruşmaya ara verdi.
“Ben Medya A.Ş. Genel Müdürü olarak yargılanmaktan hiç korkmuyorum. Varsa bir hatamız çıksın ortaya. Siz burada Pınar Türker'i yargılayın. Anne olarak çocuklarıma yazık, günah değil mi? Kızım mezun oldu, ben göremedim. Kızım bütün dünyada yapılan sınavda yüzde birlik dilime girdi; şu an dünyanın en iyi yapay zekâ okullarından birinde okuyor. Bu okula girdiğinde de mezun olduğunda da yanında değildim; ben göremedim. Can sağlığı olsun. Ben kendim için, şahsım adına hiçbir talepte bulunmadım. On beş aydır yatıyorum, ağır bir tedbir altında yaşadım. Çok mağdurum ama artık çok yorgunum; kendime dair hiçbir beklentim kalmadı. Annemle babam, ablamı dokuz ay içinde çok acı bir dönemde kaybettiler. Anneme — demesem daha iyiydi — 'Keşke idam cezası olsa da kalem kırılsa, bitse bu iş' dedim. Vicdanınıza sesleniyorum. Sayın Savcı, sayın heyet, siz beni yargılayın, Pınar'ı yargılayın; ama ne olur Anne Pınar'ı tahliye edin. Sayın hâkim, ev hapsi verin, çocuklarımla el ele oturmak istiyorum; ben çocuklarımın yanına dönmek, ellerini tutmak istiyorum. Kimseye hakkımı helal etmiyorum.”
“40 metrekarelik, 16 kişilik bir koğuşta 25 kişiyiz. Koğuş arkadaşlarım uyuşturucu satıcıları, katiller, hırsızlar... Ben o insanlarla birlikte kaldım. Örgü ördüm, taşan tuvaletleri temizledim. 'Madem 16 milyon için çalışıyoruz, burada da bu görevi ifa edelim' dedim. Yaşananlar film gibi; reklam çekim setlerinde bulunmuş biri olarak birinin çıkıp 'Kestik, bir daha alıyoruz' demesini bekledim ama olmuyor, hakikaten tutukluyduk.”
“Akşam Silivri Cezaevi'ne getirildik. 'Merak etmeyin, siz beş kadınsınız, sizi aynı koğuşa koyacağız' dediler; sevindik. Ama sonra müdür geldi: 'Adalet Bakanlığı'ndan talimat geldi, hepiniz ayrı ayrı koğuşlarda kalacaksınız' dedi. Tek tek farklı koğuşlara götürüldük. İlk gün birbirimizi sadece pencerelerden görebildik. Koğuşa konulduğumda pencereye koştum; Fatoş'un sesini duyuyordum, çok ağlıyordu, bir şey olacak diye korktum. Bütün gece pencerelerden birbirimize seslenerek, biri ağlarken diğeri teselli ederek geçirdik.”
“Nezarethanede zaman mefhumunu yitirdim. Bodrum katta olduğum için cam ya da pencere yoktu, her tarafta sürekli ışık vardı; kaçıncı gün olduğunu ya da hangi saatte olduğumu bilemiyordum. Tutuklandıktan sonra bir avukatın telefonundan annemi ve kızlarımı aradım; hepsi ağlıyordu.”
“Vatan Emniyet nezarethanesinde çıplak aramaya maruz bırakıldım. Kadın memur beni arşiv odası gibi küçük bir odaya aldı: 'Soyun' dedi; üstümü çıkardım, sonra eşofmanımı ve çamaşırımı ayak bileklerime kadar indirtti; 'yere çömel' dedi. 'Burada utanan varsa çıkabilir' dedi. Ben utanmıyorum. İnsanların onurunu, gururunu kırmak için yapılıyormuş gibi geliyor. Yapan utansın, ben utanmıyorum. 'Cinsel organını aç, bacaklarını aç, arkanı dön, eğil' denildi. Bu kendi yaşadığım; diğer arkadaşlarımda farklı uygulamalar olmuş olabilir.”
“Bir gün sonra sabah saat 05.30'da, iki kızımla yalnız yaşadığım evime polisler geldi. Operasyonu Mali Şube yürütmesine rağmen gelenler Cinayet Şube polisleriydi. Telefonum hemen alındı, 'hiçbir şeye dokunmayın, delil karartmayın' denildi. Çocuklarım ağlıyordu; 'bir su vereyim' dedim, 'hayır' dediler; küçük kızım okula gidecekti. Pijamalarımızla salonun ortasında bekletildik, kimseye dokunmamıza izin verilmedi. 'Kaşe var mı?' diye sordular. 'Siz mali suçlar için gelmediniz mi, neyi delil karartacağız?' dediğimde polis 'Biz cinayet masadan geliyoruz' dedi. Bir kadın memur en sonunda kızlarımla birlikte ağladı. İnsani davranan bir polis memuru beni sağlık kontrolüne götürdüğünde annemi aradı, iki kez konuşmama izin verdi. Küçük kızımla son kez okuluna uğradım; kızım akşam döneceğimi sandı, aradan 15 ay geçti.”
“Tutuklandıktan sonra savcı yeniden ifade almak için çağırdı; avukatsız ifade vermek istemeyince İBB dosyası savcısı beni tehdit etti. Bana, 'Ya Fatoş, şimdi anlarsın. Ben sana ne dedim? Ben senin ne olduğunu biliyorum ama bu adamların sana kumpas kuracağını söylemedim mi? Niye konuşmadın? Verecektin ifadeni, gidecektin' dedi. 'Sayın Savcım, bildiğim her şeyi anlattım' dedim. 'Sen git eşyalarını topla, Çağlayan'dan araba göndereceğim, gelip ifadeni vereceksin, buradan da çocuklarına gidersin' dedi. 'Yeniden ifade veririm ama bir avukatıma sorayım' deyince, 'Hâlâ avukat mı diyorsun? Sen bu kafayla çocuklarını asla göremeyeceksin. Bekârsın değil mi? Velayetleri sende, çocukların reşit değil — artık sosyal hizmetler alır senin çocuklarını' dedi. Sonra da, 'Sen bakıyordun değil mi? Malvarlığına tedbir için karar var benim elimde, ama 28 mahkeme gününe saygı için o kadar süre bekletiyorum; o gün tebliğ edilir. Ya bana gelir konuşursun ya da...' dedi. Ben de, 'Bir anneye böyle denilir mi?' dedim.”
“Medya A.Ş. her zaman kanunlara uygun işlemler yaptı. 'un Reklam İstanbul şirketine ortak olduğu iddiasına gelince: Çalıştığım sürece böyle bir şeyi duymadım. Bile isteye hukuksuz bir durum içinde olmadık.”
“Hakkımdaki MASAK raporunda suça konu bir bulgu, para alışverişi veya açıklanamayan zenginleşme tespiti yok. Böyle MASAK raporu vallahi olmaz, billahi olmaz. MASAK'a hakaret bu. Taşınmazlarımı 2014-2016 yılları arasında aldım. Medya A.Ş.'deyken bir şey almadım.”
“Ağabeyimin adı Vehbi. Kızlarım Vehbi Koç Vakfı'na bağlı Koç Okulu'nda okuyor. Okula 2 milyon lira okul parası yatırdım; iddianamede bu parayı sanki kardeşim Vehbi'nin hesabına yatırmışım gibi gösterilmiş.”
“Hakkımdaki suçlamalar hiçbir somut delile dayanmıyor; alt alta eklenen 40 tanık ifadesi de kopyala-yapıştır. Bu 40 ifade birebir aynı, ancak hiçbirinin Medya AŞ veya bu ihalelerle ilgisi yok. İfadeler reklam alanları veya etkinlik organizasyonlarına dair.”
“Aynı işlerin birebir aynısı farklı yıllarda yapıldı: Eylem 99 (2022) ile Eylem 104 aynı iş ama 2022'ye dair hiçbir suçlama yok; suçlama yalnızca benim dönemime yöneltilmiş.”
“Biz bu tip ihalelerde, ihale bedelinin %80'ini harcadığımızda, yeni ihale yapmaksızın %20 iş artışı yapabiliriz. Yani bu ihale özelinde 340 milyona yakın harcama yetkimiz olduğu halde 305 milyon harcamışız. Dolayısıyla bu ihalelerin, iddia olunan örgüte para aktarmak için yapıldığı ileri sürülmesine rağmen, 35 milyon tutarında ek harcama yetkimiz de olmasına rağmen neden az harcama yaptığımız açıklanamamıştır.”
“İhaleleri kazanan ajanslar arasında hiçbir somut gerekçe gösterilmeden, tamamen keyfi şekilde bazılarına suç isnat edilmiş, bazılarına edilmemiştir. 9 kalem film işinde firması ve Baraka'ya suç isnat edilirken, yaklaşık 26 milyonluk iş kazanan Publiko firmasına hiçbir suçlama yöneltilmemiştir. Aynı şekilde TV ve radyo reklam ihalelerinde İnnova firması 'örgüt'le nitelendirilirken, benzer sözleşme tutarına sahip Look Medya ya da Adel Medya için hiçbir suç isnadı yapılmamıştır. Hatta sözde örgüt firması olarak nitelendirilen Reklam İstanbul'un ihalelere teklif verdiği halde kazanamadığı durumlar bile olmuştur.”
“Mobil iletişim araçlarının temini ihalesinde, 'istisna limitinin altında kalmak için ihaleyi tercih edilen şirkete bırakmak' suçlaması bana yöneltiliyor. Oysa biz bu firmalarla sözleşmeleri 31 Ocak'ta imzalamışız; o zaman limit 33.494.000 TL'ymiş. Fakat 1 gün sonra, yani 1 Şubat'ta sözleşme imzalasaydık, zaten 66 milyonluk istisna limitimiz olacaktı. O zaman her 2 araç tipini de iddia makamının belirttiği gibi 50 milyon tutarın altında kalarak, istediğimiz 'sözde örgüt' firmasına verebilirdik. Bu limitler her sene Ocak ayında zaten açıklanıyor; eğer bir art niyet olsaydı sadece 1 gün beklenirdi. Suçlama bu yönüyle mantıksızdır.”
Mobil iletişim araçları ihalesi istisna limiti suçlamasına yanıt
“Dosyada Medya A.Ş. ihale uzmanı Mehmet Taşçı'nın etkin pişmanlık ifadesi var. Kendisi Düzce'ye bana avukat gönderdi; etkin pişmanlık ifadesi verdiğini ve helallik istediğini söyledi. Hakkımı helal etmiyorum.”
CHP İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik, Beyoğlu Belediye Başkanı ve Beşiktaş Belediye Başkanı Rıza Akpolat'ın da aralarında bulunduğu 10 kişinin yargılandığı "CHP İstanbul İl Başkanlığı seçimlerinde oylamaya hile karıştırılması" davası bugün Silivri'de görüldü.
Ara haber — CHP İl Başkanlığı seçim davası
“Örgüt, örgüt üyeliği, kamu zararı ve dolandırıcılık suçlamalarının hiçbirini kabul etmiyorum.”
“Örgüt iddiasıyla ilgili olarak: Hakkımda Sulh Ceza Hakimliği tarafından tutuklama kararı dahi verilmedi.”
“Bana atfedilen 6 eylemin hiçbirinde kamu zararı yok. Sayıştay raporlarında da herhangi bir zarar tespit edilmemiş. Zarar yoksa dolandırıcılık da yoktur.”
“'la ilgili iddialara gelince: Bu iş yalnızca 2025'te değil; 2022, 2023 ve 2024 yıllarında da yapıldı. Hiçbirinde benim ismim yok.”
“Sorgulanan şirketlerin büyük bölümü Kültür A.Ş. ile yüz milyonlarca liralık iş yapan şirketlerdir; Medya A.Ş. ile yaptıkları işler çok daha sınırlı tutarlardadır. Üstelik fezlekede yer verilen birçok ihale ve tedarikçi, iddianamede Medya A.Ş.'ye yöneltilen suçlamalar arasında dahi yer almamaktadır. Buna rağmen tüm dosya boyunca 'Kültür-Medya yapılanması' ifadesi kullanılmıştır. Hatta fezlekenin bazı bölümlerinde benden yanlışlıkla 'Kültür A.Ş. Genel Müdürü' olarak söz edilmiştir; bu bile iki şirketin birbirine karıştırıldığını göstermektedir.”
“Bana sorulan 22 ayrı ihale bulunmaktadır ve bunların tamamı Kültür A.Ş.'ye ilişkindir. Kültür A.Ş. tarafından açılan 54 alt ihalenin yalnızca 10'unu Medya A.Ş. kazanmıştır; bu 10 ihalenin yalnızca 2 tanesi benim görev yaptığım döneme ilişkindir. Ben de yalnızca bu iki ihaleye ilişkin sorulara cevap verdim. Ancak ilginç olan, bu iki ihale de iddianamede yer almamaktadır ve bunlarla ilgili herhangi bir suç isnadı bulunmamaktadır.”
“İddianamede Medya A.Ş.'ye yöneltilen birçok suçlamanın altına Kültür A.Ş. ile ilgili tanık anlatımları yerleştirilmiştir. 'Sözde örgütün' yapısal işleyişinin anlatıldığı bölümde yalnızca Kültür A.Ş.'ye ilişkin faaliyetler yer almaktadır; Medya A.Ş.'ye ilişkin benzer bir anlatım bulunmamaktadır.”
“İddianame boyunca sanki 'Kültür-Medya' diye tek bir tüzel kişilik varmış gibi bir algı oluşturulmuştur. Oysa Kültür A.Ş. ile Medya A.Ş. birbirinden tamamen farklı iki ayrı tüzel kişiliktir; Kültür-Medya diye bir şirket yoktur. Faaliyet alanları, operasyonları, personel sayıları farklıdır. Kültür A.Ş. ağırlıklı olarak etkinlik ve organizasyon, Medya A.Ş. ise reklam, iletişim ve medya faaliyetleri yürütmektedir. Ödenmiş sermayeleri dahi farklıdır. Tek ortak nokta ikisinin de İBB iştiraki olmasıdır. Buna rağmen fezleke ve iddianamede, neden birlikte değerlendirildikleri açıklanmaksızın bu iki şirket sürekli birlikte anılmıştır.”
“Burada özellikle dikkat çekmek istediğim önemli bir konu var. Sayın Savcım, bugün duruşmada bir tanığa bir ihalenin Medya A.Ş. tarafından alınıp alınmadığını sordunuz; tanık bu ihalenin Medya A.Ş. tarafından alınmadığını söyledi. Ardından siz 'Kültür A.Ş.'yi soruyorum' şeklinde açıklama yaptınız. İşte dosya boyunca yaşanan temel sorunlardan biri budur.”
“İddianamede alınmadığı ileri sürülen metrobüs hattındaki reklam panoları bedelinin alındığını, salona yansıttığım belgeyle gösteriyorum.”
Salona belge yansıtıldı
“Ekrem başkan ya da böyle bir profil isteselerdi benimle çalışmazlardı. Ben kimsenin yol arkadaşı da değilim; yol arkadaşlarını da gördük. 'Yol arkadaşı' kavramının da içinin boşaltıldığını düşünüyorum. Ben ne bir siyasi yapının ne de iddia edilen bir örgütün yol arkadaşı oldum; hiç kimseyle böyle bir ilişkim olmadı, herhangi bir örgütsel yapı da görmedim.”
“Kamuda 'talimat' kelimesi çok konuşuluyor ama ben talimat alacak biri değilim. Saygısızlık yapmak istemem ama bana talimat verecek kişi annesinin karnından doğmadı. Benim anladığım anlamıyla talimat, bir kişinin makam veya pozisyon gücünü kullanarak kendi iradesini başkasına empoze etmesidir. Üst yöneticilerime görüş sunabilirim, onlar bana görüş iletebilir; ancak meslek hayatımda kimse bana hukuk dışı bir talimat vermemiştir. Ekrem Başkan ya da Murat Bey dahil hiç kimse bana bu şekilde davranamazdı; böyle bir girişim olsaydı kabul etmezdim.”
“İddianamede İmamoğlu'nun Beylikdüzü'nden tanıdığı kişilerin iştiraklerin başına getirildiği, seçimleri kazandıktan sonra kendisine yakın isimleri iştirak şirketlerinin başına getirdiği değerlendirmesi var. Ben İBB'den iş teklifi alana dek ne İmamoğlu'nu ne de 'u tanıyordum; Beylikdüzü'nde hiç çalışmadım. Göreve başlamadan önce belediyede çalışmadım; İBB veya iştiraklerde çalışan arkadaşım, akrabam ya da yakınım yoktu.”
“Ama en başta söylenen 'kasası boşaltıldı' şeklindeki ifade, herhangi bir delile dayanmayan ve soyut bir iddia olduğu için altı boş şekilde iddianameye konulmuştur.”
“Dolayısıyla acaba biz o koltuklarda otururken ve Medya A.Ş. kâr ederken biz kasasını mı boşaltmış olduk, yoksa bu operasyon neticesinde 220 milyon TL zarar edince kamu zararı mı oluştu? Onu da sizin takdirinize bırakıyorum.”
“Bilakis, 19 Mart operasyonu sonrasındaki süreçte Medya A.Ş. büyük zarar görmüştür ve 2025 yılını devasa bir zararla, 220 milyon TL zarar ederek kapatmıştır. Ben Medya A.Ş.'ye geldiğimde şirketin cirosu 220 milyon liraydı. Sermaye yetersizliğinden ve iflas riskinden kurtulmak için de İBB mecburen 250 milyon TL sermaye aktarımında bulunmuştur.”
“Benim görev yaptığım sürede şirketin mali tablolarına bakarsanız, daha önce zarar eden Medya A.Ş.'nin kâr ettiğini ve cirosunu da ikiye katladığını göreceksiniz.”
“İddianamede 'Medya A.Ş.'nin adeta kasası boşaltıldı' deniyor. Şirket zararda olmadığına ya da borç batağında olmadığına göre bu tarifle neyi kastettiler hâlâ bizim için açıklığa kavuşmuş değildir.”
“İddianamede benimle ilgili, genel müdür sıfatıyla imzam olan işlerde usulsüzlükler olduğu iddia ediliyor. Bunlara tek tek cevap vereceğim.”
“Gizli tanık Çınar'ın yalan beyanıyla suçlanıyorum. Hiç kimseden rüşvet almadım, kimseye rüşvet vermedim.”
“Vatan Emniyet'teki sürece de değinmek isterim: Örgüt suçuyla sevk edildim ama örgüt suçundan serbest bırakıldım.”
“Çalıştığım şirketlerdeki SPK, Bakanlık ve Sayıştay gibi kurumlar dahil tüm denetimlerden hiçbir olumsuz bulgu olmadan, alnımın akıyla çıktım.”
“İş hayatına başladığım günden Medya A.Ş.'de göreve başladığım tarihe kadar elde ettiğim tüm gelirler kayıtlı ve şeffaftır. Medya A.Ş.'de çalışmaya başladıktan sonra yaşam standardımda, mal varlığımda veya hayat tarzımda herhangi bir değişiklik olmamıştır; aynı evde yaşamaya devam ettim, çocuklarım aynı okullara gitti, aynı şekilde seyahat ettim. Bunların tamamı mali kayıtlar ve yaşam verileri üzerinden kolaylıkla incelenebilir.”
“Burada olmaktan kendi adıma değil ama ülkem adına utanç ve üzüntü duyuyorum. Ben bu ülkenin devlet okullarında okudum; ailemin öğretisi de vatana faydalı olmak, aldığımızı geri vermektir. Tutuklu olduğum süreçte annem mecburen aktivist oldu, bize ses olmak için her türlü aktiviteye katıldı. Ancak ben adalete inanıyorum; bu yargılamanın sonunda beraat edeceğime inanıyorum.”
“Yaklaşık otuz yıllık iş hayatım boyunca yalnızca kurumsal şirketlerde ücretli çalışan olarak görev yaptım. Çalıştığım şirketlerin tamamından kendi isteğimle ayrıldım. Hayatım boyunca yalnızca üç kez iş hayatına ara verdim: birinde sağlık nedeniyle kalp operasyonu geçirdim, diğer ikisinde kızlarımın doğumu nedeniyle kısa süreli doğum izni kullandım. Otuz yıla yaklaşan kariyerim boyunca hakkımda herhangi bir olumsuz tespit yapılmadı.”
“Kadınların iş hayatında desteklenmesini çok önemsiyorum, fırsat eşitliğine inanıyorum. Çeşitli sivil toplum kuruluşlarında gönüllü çalışmalar yürüttüm. Sabancı Vakfı'nın gençlere yönelik programlarında görev aldım; eğitim ve istihdam dışında kalan gençlere yönelik projelerde mentorluk ve eğitim faaliyetleri yürüttüm. Türkiye'de milyonlarca genç eğitim ve istihdam dışında kalmaktadır, önemli bir kısmı kadınlardan oluşmaktadır.”
“Kariyerime İsviçre'deki eğitimimle başladım, Mimar Sinan Üniversitesi'nde okudum. Koçbank, BASF ve OMV gibi kurumsal şirketlerde görev yaptım.”
“Üniversite sınavında Boğaziçi Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölümü'nü kazandım; uluslararası ilişkiler, küresel kurumlar ve sosyoloji alanlarında yoğunlaşarak dereceyle mezun oldum.”
Öğle arasının ardından duruşma, Medya A.Ş. Genel Müdürü 'in savunmasıyla yeniden başladı.
“Bugün bu iddiaların doğru olmadığını ortaya koymak amacıyla savunmamı yapacağım. İstanbul'da doğdum. Babam tıp doktorudur, aynı zamanda akademisyendir; uzun yıllar hekim yetiştirmiştir. Annem ise abimle beni büyük emeklerle yetiştirdi. Ben de çocuklarıma aynı değerleri vermeye çalıştım. Bu vesileyle, tutukluluğum süresince benimle ilgili yaşanan haksızlıklara karşı ses çıkaran, destek olan ve dayanışma gösteren herkese teşekkür etmek isterim. Annem ve babam beni sevgiyle, disiplinle ve eğitim odaklı bir anlayışla yetiştirdiler.”
Öğle arasının ardından duruşmaya devam edildi. İmamoğlu, itme tartışmasının ardından salona girerken jandarma ve polise yönelik uzlaşı mesajı verdi.
“Beni arkadan kontrolsüz bir şekilde ittiler komutan bey. Araba bozukken de yalan söylüyordun, şimdi de aynı şeyi yapıyorsunuz. Bir daha yapmayın. Ben size iletiyorum; hakkınızda suç duyurusunda bulunacağım.”
“Beni kim itti? Arkadan düşüyordum. Ne hakla bana temasta bulundunuz? Hanginiz yaptı bunu?”
Ara verildiğinde İmamoğlu, duruşmadan ayrılırken her seferinde durduğu yerde — aşağı inen merdivenin başında — durup el salladı, izleyicilere öpücük attı ve onları selamladı; 47 gündür süren bu ritüel sırasında 'sizi çok seviyorum' diye karşılık verdi. Konuşmasını kısa kesmesini isteyen jandarma personeli İmamoğlu'nu salon dışına ellerini kullanarak yönlendirirken, çevresindeki jandarma sırtına temas ederek dengesini kaybettirdi. Ayağı boşlukta kalan İmamoğlu sendeledi, yaklaşık bir merdiven aşağı kayıp düşecek gibi oldu; ardından dengesini toplayıp jandarmaya sert tepki gösterdi. İzleyiciler de isyan etti, salonda gerginlik yükseldi. Jandarma personeli ittiğini reddetti. İmamoğlu durumu albaya iletince albay 'Ben görmedim' yanıtını verdi; İmamoğlu da 'Yaşananları gördünüz; görmediyseniz ihbarda bulunuyorum' dedi.
“Kamera kayıtları da yok tabii ki. İtirazlarımız kabul edilse bile artık bu kayıtlara ulaşamayacağız; bu savcılık işlemiyle deliller karartılmış olacak. Bu durum bile mağduriyetin nasıl organize bir şekilde büyütüldüğünü gösteriyor.”
“Yani savcılık anlayışı bu mudur? O zaman aile içi şiddette de kocaya "Eşinize ilişkin herhangi bir olumsuz durum var mı?" diye soralım; "Hayır, yok" dediğinde "Eşine sorulduğunda bir sıkıntı yoktur" deyip kapatalım mı?”
“Sayın savcılık iki işlem yapmış. Silivri İlçe Jandarma Komutanlığı'na "Sevk sırasında herhangi bir hukuka aykırı işlem yapıldı mı?" diye müzekkere yazmış; aynı soruyu Marmara Kadın Kapalı Ceza İnfaz Kurumu Müdürlüğü'ne de sormuş. Jandarma sevkin sorunsuz ve vukuatsız gerçekleştiğini, ceza infaz kurumu da kumanyanın imza karşılığı teslim edildiğini belirtmiş. Savcılık bu yazı cevaplarıyla soruşturmayı sonlandırıp kovuşturmaya yer olmadığına karar vermiş.”
“22 Mayıs tarihinde, yani daha yeni, bize kovuşturmaya yer olmadığına dair karar geldi. Gerçekten Silivri Cumhuriyet Başsavcılığı bu usulü böyle yürütüyorsa, buradaki mahkûmların vay haline.”
“5 Haziran sevkinden bir gün sonra, 6 Haziran 2025 tarihinde Silivri Cumhuriyet Başsavcılığı'nda iki ayrı suç duyurusunda bulunduk. Birincisi sevk kararını veren yetkililer ve aileye haber vermeyen cezaevi personeli hakkında; ikincisi de bu sevk sürecindeki işkence ve kötü muamele fiilinin sorumluları hakkında. Her iki dilekçenin de sağ üst tarafında koyu harflerle, öncelikle delillerin kaybolmaması için kamera kayıtlarının ve cezaevi araçlarındaki kayıtların muhafaza altına alınmasını talep ettik.”
“Müvekkilim, ailesine ve avukatlarına haber verilmeden Silivri'den Afyon'a götürüldü. Biz bir gün sonra Afyon'a götürüldüğünü öğrendik.”
“Müvekkilimin iletişim trafiği, illegal bir yapılanmanın gizli haberleşme ağını değil, devasa bir büyükşehir belediyesi iştirakinin operasyonel şemasını yansıtmaktadır.”
“Müvekkilimin üst amiri olan ile olan iletişimi, bir suç örgütü yöneticisinden alınan "talimat" değil, Yönetim Kurulu Başkanı ile Genel Müdür arasındaki "koordinasyon" mahiyetindedir.”
“Müvekkilimin iş dışı sosyal ve ailevi yazışmaları üzerinden suç faaliyeti devşirmeye çalışmak, hukuki bir yargılama değil, çirkin bir niyet okuma faaliyetidir.”
“Müvekkilimin oğlu ile yaptığı aile içi WhatsApp yazışmaları bağlamından koparılarak bir suç delili gibi sunuldu. Bu, masumiyet karinesinin ağır bir ihlalidir.”
“'Pazarlık Usulü' (21/f) ve 'İstisna' (3/g) yöntemleri; kanun koyucunun idarelere tanıdığı yasal takdir yetkisinin bir parçasıdır. Özellikle pandemi dönemine ve ivedilik arz eden medya/tanıtım işlerine denk gelen süreçlerde bu usullerin kullanılması ticari ve idari bir zorunluluktur.”
“İddia makamı, müvekkilimin şirketteki fiili görev dönemlerini, imza yetkilerini ve unvanlarını dahi somutlaştırmadan, isimleri matbu bir 'kopyala-yapıştır' algoritmasıyla torba iddianameye eklemiştir.”
“Türk Ticaret Kanunu ve şirket içi denetim kuralları gereği tesis edilen bu çift imza zorunluluğu, iddia edilen usulsüz işlemlerin tek bir irade ile gerçekleştirilmesini hukuken ve fiilen imkansız kılmaktadır.”
“Şirketin 16 Nisan 2015, 4 Nisan 2017 ve 20 Mart 2020 tarihli İç Yönergeleri incelendiğinde; müvekkilimin temsil ve ilzam yetkisinin hiçbir dönemde 'münferit' (tek başına) olmadığı, aksine her zaman en az iki imza esasına dayanan 'müşterek' bir nitelik taşıdığı açıkça görülecektir.”
“'Sınırsız icra yetkisi illüzyonu' üzerinden suçlama konusu yapılmıştır. Oysa müvekkilimin kurumsal yetki sınırları, Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi'nde (TTSG) ilan edilen iç yönergeler ve imza sirküleri ile katı ve net bir şekilde sınırlandırılmıştır.”
“Delilden yoksun ve yalnızca unvanlar üzerinden kurulan bu suçlamalar savunma hakkını doğrudan sakatlamaktadır.”
“Rüşvet veya dolandırıcılık gibi ağır suçlamaların 'nerede, ne zaman ve hangi somut hileli yöntemle' gerçekleştirildiği hususu tamamen karanlıkta bırakılmıştır.”
“İtirafçıların ceza tehdidi altında tahliye olmak için her şeyi göze aldığı, herkesi ihbar ettiği bir yangın yerinde, tek bir kişi bile müvekkilimin adını usulsüzlüğe karıştırmamıştır. Masumiyetin bundan daha berrak bir kanıtı olabilir mi?”
“Soruşturmanın başından itibaren müvekkilimin durumu 'delilden sanığa' değil, 'sanıktan delile' ulaşma mantığıyla yürütülmüştür.”
“Müvekkilimin aleyhine kullanılabilecek her türlü dijital bulgunun, usulüne uygun bir yedekleme işlemi yapılmadığı için şaibeli olduğu kabul edilmelidir.”
“Dijital verilerin kopyalanması ve değiştirilmesi son derece kolay olduğundan, el koyma anındaki orijinal verinin korunması ceza yargılamasının sıhhati açısından hayatidir.”
“İsnat edilen suçların bir kısmının iddianamede yer almaması ve KYOK verilmemesi açık hukuksuzluktur.”
“İtirafçıların yaşadıkları baskıları, görüşme kabinlerini, simsar avukatları, bizlerle paylaşmadıkları bilgileri yandaş basın ile paylaşan savcıları gördük.”
'ın bir diğer müdafii Av. savunmasına başladı.
“Karar metninde 'duruşma bitiminde derhal geldiği ceza infaz kurumuna iade edilmesi' yazıyor. Yani 18 Haziran'daki duruşmada müvekkilim tahliye olmazsa yeniden 500 kilometre kelepçeli olarak Afyon'a gönderilecek, tekrar çıplak aramaya maruz kalacak; bu kez de yaz vaktinde, klimasız bir metal kafeste. Bu, en hafif deyimle modern bir işkencedir.”
“Bahsettiğim kapalı kafes, avuç içi kadar penceresi olan metal bir kafes; eller kelepçeli, 500 kilometre boyunca dışarıyı dahi göremeden. Bunun benzeri 'nun da başına geldi; duruşmaya nakli sırasında araç bozuldu ve yaklaşık 100 kilometre bu koşullarda taşındı.”
“İddianame özensiz bir şekilde hazırlanmış. Bir takım siyasi ifadelere gönderme yapınca böyle hataları görebiliyoruz. Müvekkilin adının suç isnadı bölümünde kopyala yapıştır şeklinde, müvekkille hiç ilgisi olmayan bir şekilde yazıldığını görüyoruz. İddianamedeki tekrarları çıkardığınızda bu iddianame komik derecede zayıf bir hale gelecektir.”
“Silivri'de müvekkilim önce hücreye konuyor, sonra dört beş gün koğuşa alınıyor. Ardından 'Hazırlan, gidiyorsun' deniyor; nereye götürüldüğü söylenmeden kapalı bir kafese konup 500 kilometre uzaktaki Afyon'a gönderiliyor.”
“Burada birçok kişinin başına geldiği gibi bir benzeri benim müvekkilimin de başına geliyor ve cezaevinde bir avukat ziyareti yapılıyor. Bu avukat 'çözebileceğini' söylüyor; savcıyı tanıdığını söyleyerek müvekkilim yeni beyan verirse tahliye edileceğini iddia ediyor ve müvekkil bunu kabul etmiyor. Bize söylediğinde de 'Yani böyle şey mi olur?' diyoruz ve o süreç orada sonlanıyor. Cezaevi kayıtları incelenirse bu kişinin kim olduğu görülecektir.”
“Müvekkilime çıplak arama yapıldı. Üstelik bu her giriş-çıkışta tekrarlanıyor: buraya ilk geldiğinde, Afyon'a götürüldüğünde, tekrar buraya getirildiğinde hep aynı aramaya maruz kaldı.”
“Müvekkilim 15 aydır tutuklu. Bu tutukluluk artık bir tedbir olmaktan çıkıp cezalandırmaya ve eziyete dönüştü.”
“Müvekkilim birçok hukuksuzluğa maruz kaldı. El konulan telefonunun imajı bize verilmedi; bu CMK 134'e açıkça aykırı. Gözaltı süreleri aşıldı. Tutuklama kararında ise kanunda bulunmayan, 'suç örgütüne üye olmaya teşebbüs' gibi bir ifade yer aldı. Kendilerine sorulmayan sorulardan cezalandırma talep edildi.”
“Müvekkilim yalnızca Medya A.Ş.'de görev yaptığı için örgüt üyesi gibi gösterildi. Oysa müvekkilimin böyle bir örgütün varlığından haberdar olduğuna, bu örgüte katıldığına, emir alıp verdiğine ya da örgütsel bir hiyerarşi içinde hareket ettiğine dair somut hiçbir delil yok.”
'ın müdafii Av. savunmasına başladı.
“Mağdur kadınlara yapılan bu muameleyi hem kınıyorum hem de gerçekten sanki anneme yapılmış, kız kardeşime yapılmış, kızıma yapılmış gibi hissediyorum. Bunu lanetliyorum. Ve bunun ömür boyu takipçisi olacağımı ifade ediyorum. Bir erkek olarak burada bulunan kadınlardan özür diliyorum. Sizlerin de hakkaniyet ölçüleri içerisinde bu mağduriyetleri sona erdirmenizi diliyorum.”
“Ben Elif Hanım'a ve onun gibi bazı arkadaşlarımıza yapılanları takip ederken, açıkça ifade edeyim; annemin gözyaşına bakarmış gibi, kız kardeşimin gözyaşına bakarmış gibi, eşimin ya da kızımın gözyaşına bakarmış gibi baktım. Meseleyi bu duyguyla anlamaya çalıştım. Ben Elif Hanım'a ve onun gibi bazı arkadaşlarımıza yapılan bu ağır muamelenin, kadına karşı şiddeti ve kadına karşı psikolojik bir düşmanlığı içinde barındıran bir altyapısı olduğunu düşünüyorum.”
“Biz kadın yönetici konusunda çok hassas davrandık. Kadın çalışan ve kadın yönetici sayısının artırılması yönünde özel bir hassasiyetimiz vardı. Burada bulunan ya da bulunmayan şirketlerde ilk kez kadın genel müdürler görev yaptı. İstanbul Büyükşehir Belediyesi tarihinde ilk kez kadın genel sekreter yardımcıları görevlendirildi. Özellikle 'tarihinde' diyorum, dikkatinizi çekmek isterim.”
“Başkanım, iki ay hücrede kaldım. Sonrasında beş gün koğuşa alındım. Ardından Afyon'a sevk edildim. Toplamda yaklaşık on aydır Afyon'dayım.”
“Bu iddianamenin bir sayfasını bile okumadım, onu tekrar ifade edeyim. Ancak buradan takip ediyor ve sizin de örgüt üyesi olduğunuzu öğrenmiş oluyorum! Öyle iddia ediliyor.”
“Evet Başkanım.”
“Genel müdürlük yaptığınız süreçte sizinle çeşitli toplantılarımız oldu. Medya A.Ş.'nin ve diğer iştiraklerin yöneticileriyle yaptığımız toplantılarda kurumun iyileşmesi, işinin güçlenmesi, faaliyetlerinin daha kaliteli hâle gelmesi dışında herhangi bir gündemimiz oldu mu? Sizinle ya da herhangi bir başka yöneticiyle, iddianamede anlatılan süreçlere veya isnat edilen kavramlara ilişkin herhangi bir gündemimiz oldu mu?”
“Olmadı Başkanım.”
“Elif Hanım, öncelikle çok geçmiş olsun. Bildiğim kadarıyla siz Medya A.Ş.'nin ilk kadın genel müdürüsünüz, değil mi?”
“Evet Başkanım.”
“Verilecek hiçbir karar, böyle bir iddianameyle aylarca özgürlüğümden mahrum bırakılmam nedeniyle uğradığım zararı tamamen gidermeyecektir. Yine de bu mağduriyetin bir nebze olsun giderilebilmesi için, hakkımda bu aşamada tahliye kararı verilmesini saygılarımla talep ediyorum. İşlemediğim suçlar nedeniyle daha fazla cezalandırılmak istemiyorum. Yargılama sonunda, hakkımda ileri sürülen ve delille desteklenmeyen bu suçlamaların tamamından beraatıma karar verilmesini saygılarımla arz ve talep ederim.”
“17 yaşımdan beri ailem ve ülkem için çalışan, liyakatiyle görev yapmış bir Türk kadınıyım. Yaklaşık 9.700 iş günü fiilen çalışarak 2024 yılında emekli oldum. Hayatım boyunca herhangi bir suç nedeniyle avukat tutmak zorunda kalmadım. Bugün ise bir yılı aşkın süredir haksız yere tutuklu bulunuyorum.”
“Sayın Başkan, Sayın Üyeler; ben hiçbir suç örgütünün üyesi değilim. Böyle bir örgütün varlığını dahi duymadım. İddia edilen suçları ne doğrudan ne de iştirak hâlinde işlemedim.”
“Ancak telefonuma el konulduğu andan itibaren bana veya avukatlarıma birebir kopyası verilmediği için, bu mesaj ve fotoğrafların doğruluğunu teyit etmem mümkün değildir. Bu nedenle söz konusu kayıtların güvenilirliği ortadan kalkmıştır. Bu konuda herhangi bir denetim veya doğrulama imkânı verilmediğinden, içeriğiyle ilgili bu kayıtları kabul etmiyorum.”
“Telefonun teknik incelemeye alındığı tarih, resmi kayıtlarda görüldüğü üzere 5 Kasım 2025'tir. El konulma tarihi ile inceleme tarihi arasında yaklaşık yedi buçuk aylık bir süre bulunmaktadır. İddianamede telefonumdan alındığı belirtilen mesajlar ve fotoğraflar çeşitli sayfalarda sıralanmış, ayrıca 46 sayfalık bir ön inceleme raporu düzenlenmiştir. Bu belgeler bana karşı bir suçlama olarak ileri sürülmektedir.”
“Diğer taraftan soruşturma kapsamında cep telefonuma el konulmuştur. Ben telefonumda şifre dahi kullanmıyordum. Telefonda inceleme yapılmış ve iddianameye çeşitli kayıtlar alınmıştır. Ancak şifresi dahi olmayan telefonuma el konulduğunda telefonun bir kopyası bana veya bunu talep eden avukatlarıma verilmemiştir.”
“İddianamede İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Sayın ve bazı bürokratlarla aynı baz istasyonundan sinyal verdiğim yazmaktadır. Büyükşehir Belediyesi binasında bulunan bir belediye başkanı ile Medya A.Ş.'de çalışan bir kişinin aynı baz istasyonundan sinyal vermesi kadar doğal bir durum olamaz. Kaldı ki Sayın ve bürokratlarla birçok açılış ve resmi etkinlikte aynı ortamda bulunduk. İddianamede yer verilen diğer isimlerle ilgili baz kayıtları da Medya A.Ş. binası veya belediye yerleşkeleri çevresindeki baz istasyonlarına ilişkindir.”
“Ayrıca görev yaptığım dönemde Medya A.Ş. binası ile İstanbul Büyükşehir Belediyesi binası birbirine komşu binalardır. Gerek Medya A.Ş.'de gerek Büyükşehir Belediyesinde çalışan kişiler gün içerisinde birçok kez bir araya gelmekte, hatta yemekhaneyi ortak kullanabilmektedir. Bu nedenle aynı baz istasyonundan sinyal vermeleri son derece olağandır.”
“İddianamede bazı tanıklarla telefon görüşmelerim olduğu ve telefonların aynı baz istasyonlarından sinyal verdiği sayfalarca anlatılmıştır. Bunların bir suçlama oluşturmadığı açıktır. Çünkü Medya A.Ş. çalışanı olarak şirket çalışanları ve ilgili kişilerle telefon görüşmelerimin bulunması son derece doğaldır.”
“Bunları anlatmamın nedeni iddianamede akla hayale gelmeyecek tutarlarda temin edildiği söylenen menfaatler ile benim mal varlığım arasındaki dengesizliktir.”
“Bir de adıma kayıtlı 2023 model Skoda marka aracım bulunuyor. Bu aracı da yine VakıfBank'tan çektiğim krediyle almıştım.”
“Feriköy'deki 102 metrekarelik evi 2012 yılında ailemden aldığım destek, profesyonel meslek yaşamımdaki birikim ve bankadan çektiğim krediyi birleştirerek aldım.”
“Diğer yandan bir suçlama olmamasına rağmen mal varlığıma dair süreci özetlemek isterim. İlk ifademi alan polis memuru tarafından MASAK raporunda Şişli Feriköy'de bir evim ve Bilecik'te adıma kayıtlı küçük bir tarla bulunduğunun yazdığı söylendi.”
“2019 yılı öncesinde şirkette lüks mobilyalar, araç gereçler, lüks makam araçları tahsis edilmiş olması ve dahası TRT yapımı dizilere yönelik sponsorluk sağlanmış olması dikkat çekiciydi. Yönetim benden önce büyük bir lüks içerisinde hareket ediyormuş. 21 aylık, kısa sayılabilecek genel müdürlüğüm sürecinde bu israfı ve zararı gidermekle uğraştım.”
“Göreve gelmemden hemen 6 ay sonra pandemi başladı. Pandemi boyunca faaliyetlerin azalması nedeniyle ancak çalışanların maaşlarını ödeyecek kadar gelir elde edilebiliyordu.”
“Göreve geldiğimde Medya AŞ'nin önceki yönetim döneminde kötü yönetilmiş olması nedeniyle büyük zarar ettiğini tespit etmiştik. 21 ay boyunca bu zararı gidermekle ve önceki dönemden kalan alacakların tahsili için çalıştım.”
“Kimden rüşvet almışım, ne kadar almışım, hangi saatte almışım bilmiyorum. Bununla ilgili hiçbir bilgi, belge, somut delil yok. Hiçbir itirafçı beni tanımıyor. Ne ile suçlandığımı bilmiyorum. Kimden rüşvet almışım, ne almışım, bütün bunların kanıtını gösterin bana. Bu davada kaç kişi, aileleri tutuklanacak tehdidiyle olmamış olayları anlattıklarını burada itiraf ettiler. Bana hangi suçu işlemişim, kanıt sunun. Rüşvete konu hangi telefon görüşmesi, kamera kaydı, mesajlaşma, para hareketi var, bilmek istiyorum. Bana gönderilen veya benim üzerimden aktarılan bir para hareketi var mı? Adalet gereği, bunların açıkça ortaya konulmasını talep ediyorum.”
“Bu iddialar nedeniyle, alt ihaleye çıkılması kararını alan kişiler arasında olduğum gerekçesiyle olayda rol aldığım ve dolandırıcılık suçuna iştirak ettiğim iddia edilmiştir. Oysa benim ne Muhammet Bey'in belirlenmesinde herhangi bir görevim bulunmaktadır ne de Muhammet Bey'in belirlenmesine ilişkin herhangi bir belge üzerinde imzam vardır. Ayrıca suçlamaya konu edilen dönemde, söz konusu kullanımın gerçekleştiğinden dahi haberim bulunmamaktaydı.”
“Örgüte üyeysem, bana verilen tüm emirleri yerine getiriyorsam, neden genel müdürlük görevim yalnızca 21 ay sürmüş ve sonlandırılmıştır?”
“Benim bu süreçte yalnızca 2023 yılı bütçe detayları kapsamında, yönetim kurulunda alt ihaleye çıkılması yönündeki kararda imzam bulunmaktadır. İddianamede, bu ihalenin 21.11.2022 ile 06.02.2023 tarihleri arasında sözleşme olmadan Orman Medya'ya kullandırıldığı ileri sürülmüştür.”
“Reklam alanları ihaleleri, eğer alt işletmeciye ihale edilecek olursa, o zaman yönetim kurulu kararı alınmaktadır. Bu ihaleye dair alt işletmeci ihalesi için 19.01.2023 tarihinde yönetim kurulu kararı alınmış olup, benim de ilk kez bu tarihte ihaleden haberim olmuştur. Alt işletmeci ihalesine Orman Medya katılmış ve Medya A.Ş. ile Orman Medya arasında 07.02.2023 tarihinde sözleşme imzalanmıştır.”
“Bu dönemde ben Medya A.Ş. Yönetim Kurulu Üyesiydim. Medya A.Ş. iç yönergesine göre, Medya A.Ş.'nin İBB ile katılım sağladığı ihalelere girerken yönetim kurulu kararı alınması gerekmemektedir. Bu nedenle ihaleye katılım sağlandığından ve sözleşme imzalandığından haberim dahi olmamıştır.”
“73. eylem, metro ve reklam ünitelerinin kiralanması sürecindeki suçlamalara dayanmaktadır. Bu reklam alanları İBB'nin hüküm ve tasarrufu altındadır. İBB tarafından kiralama ihalesi yapılmış ve ihaleyi Medya A.Ş. kazanmıştır. 21.11.2022 tarihinde İBB ile sözleşme imzalanmıştır.”
“Bu eylemlerle ilgili savunmamı, eylem sırasına göre açıklamak isterim. 73, 85 ve 89. eylemler yönünden savunmam: Medya A.Ş. Yönetim Kurulu Üyesi olduğum 11.04.2021 ile 05.08.2024 tarihleri arasındaki dönemi kapsayan 73, 85 ve 89. eylemler yönünden savunmam şu şekildedir:”
“Ne yazık ki iddianamede, dolandırıcılık ve rüşvet alma suçlarına ne şekilde, hangi davranışlarla iştirak ettiğim tamamen belirsizdir. Buna ilişkin herhangi bir delil de gösterilmemiştir. Bu durum, bir yandan iddiaların ne kadar dayanaksız ve delilden yoksun olduğunu ortaya koymaktadır. Ancak buna rağmen bugün huzurunuzda, bu iddialarla on beş aydır tutuklu bulunan bir kişi olarak yer alıyorum.”
“İddianamedeki anlatımlardan anladığım kadarıyla, ben bu eylemlerin dördüne yalnızca yönetim kurulu üyesi olduğum için iştirak etmiş kabul ediliyor ve dolandırıcılık suçunu işlediğim ileri sürülüyor. Bir eylemde ise, yani 118. eylemde, genel müdür olduğum için rüşvet almak suçuna iştirak ettiğim kabul edilmiş.”
“Söz konusu beş eylemde, bazı ihale ve alımlarda usulsüzlük yapıldığı ileri sürülmektedir. İddianamede benim bu eylemlerdeki suçları nasıl işlediğime ilişkin hiçbir anlatım yer almamaktadır.”
“İddianamede hakkımda ileri sürülen suçlamalar beş farklı eylemle ilgilidir. Bunlardan 118. eylem, Medya A.Ş.'deki 02.08.2019 ile 11.04.2021 tarihleri arasında, yani 21 aylık genel müdürlük görevim dönemini kapsamaktadır. Diğer dört eylem ise; 73, 85, 89 ve 106 numaralı eylemler olup, genel müdürlük görevimden ayrıldıktan sonra şirkette temsili bir görev olan yönetim kurulu üyeliği yaptığım 11.04.2021 ile 05.08.2024 tarihleri arasındaki döneme aittir.”
“106. Eylemin suç tarihi iddianamede 2025 yılı olarak gösterilmiştir. Görev tarihlerime bakıldığında kolaylıkla anlaşılacağı üzere bu eyleme konu ihale, katılım kararı dahi alınmadan önce Medya AŞ'deki tüm görevlerimden ayrılmıştım. Son olarak Medya AŞ'de yönetim kurulu üyesiydim ve bu görevimden 05.08.2024 tarihinde emekli olarak ayrıldım.”
“21 ay yaptığım Medya AŞ Genel Müdürlüğünde 6 yıllık yolsuzluktan suçlanıyorum.”
“İşlediğim iddia edilen suçların tümü İstanbul'da; ancak ben Afyon'dayım. Afyon'da tutuklanmadım, talep etmememe rağmen Silivri'den Afyon'a götürüldüm ve Silivri'ye geri nakil talebim reddedildi. Burada büyük bir çelişki ve hukuka aykırı bir uygulama olduğunu vurgulamak isterim.”
“Geçtiğimiz günlerde, bir gazetecinin neden Ankara'dan İstanbul'a getirildiği ve İstanbul'da tutuklu olduğu Sayın Adalet Bakanı'na sorulduğunda, Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 12. maddesini işaret ederek 'suçun işlendiği yerin önemli olduğu ve o nedenle İstanbul'da tutuklu olduğunu' söylemişti.”
“Hiçbir bağlantım olmayan Afyon'daki cezaevinde oğlumdan, annemden, babamdan uzakta, avukatlarımla oldukça sınırlı iletişim kurarak bugünlere geldim. Bu dosyanın en uzağa sürülen sanığı oldum. Bugün aradan 15 ay geçmiş olmasına rağmen mevcut durumumda bir iyileştirme olmamasından dolayı hâlâ bu sürece muhatabım. Geçici olarak Silivri'deyim.”
“Yaptığım suç duyurusundan herhangi bir sonuç çıkmadı. Yerleştirildiğim, çoğu madde bağımlısı ve savcısı kişilerin olduğu kalabalık koğuşta günlerce yerde yattım.”
“İlk tutuklandığımda Silivri'de hücrede kaldım, daha sonra koğuşa aktardılar, ancak hemen ardından zorlu bir yolculukla, bayram arifesinde Afyon'a götürdüler. Bu yolculuk 8 saat ellerim kelepçeli bir halde, kafes gibi bir kabinde sürdü. Cezaevine ulaştığımda bileklerim morarmıştı.”
“Hiçbir şekilde suç işlemediğime, hiçbir suç örgütüne üye olmadığıma emin olarak, hakkımdaki suçlamaları bilmeden, anlamadan ömrümün 15 ayını çok zor bir şekilde geçirdim.”
“Bir kısmı da söylediklerimi kısaca tutanağa yazdırdıktan hemen sonra tutukluluğun devamına karar verip bağlantıyı kesti.”
“Hakkımdaki somut suçlama ve delillerin ne olduğu yönündeki sorularım cevapsız kaldı.”
“Tutuklandığım 23 Mart 2025 tarihinden bu yana, hakkımda ileri sürülen suçlamalara karşı sınırlı bir savunma yapma hakkı bulabildim.”
Eski Medya A.Ş. Genel Müdürü Elif Atayman savunma yapmak üzere kürsüye geçti.
Tutuklu sanıklar alkışlarla salona alındı. coşkuyla karşılandı; izleyici sıralarındaki yakınlar sevdiklerine seslendi. İmamoğlu, duruşmayı izleyen gazeteciler Murat Sabuncu ve Şirin Payzın'a el salladı.
Salon girişi
İBB Davası'nda 47. duruşma günü başlıyor. Bugünkü duruşmada Medya A.Ş.'nin eski genel müdürü ile 'in savunma yapması bekleniyor.
Gün açılışı


