“Müvekkilimin iletişim trafiği, illegal bir yapılanmanın gizli haberleşme ağını değil, devasa bir büyükşehir belediyesi iştirakinin operasyonel şemasını yansıtmaktadır.”
47. Duruşma Günü
“Müvekkilimin üst amiri olan ile olan iletişimi, bir suç örgütü yöneticisinden alınan "talimat" değil, Yönetim Kurulu Başkanı ile Genel Müdür arasındaki "koordinasyon" mahiyetindedir.”
“Müvekkilimin iş dışı sosyal ve ailevi yazışmaları üzerinden suç faaliyeti devşirmeye çalışmak, hukuki bir yargılama değil, çirkin bir niyet okuma faaliyetidir.”
“Müvekkilimin oğlu ile yaptığı aile içi WhatsApp yazışmaları bağlamından koparılarak bir suç delili gibi sunuldu. Bu, masumiyet karinesinin ağır bir ihlalidir.”
“'Pazarlık Usulü' (21/f) ve 'İstisna' (3/g) yöntemleri; kanun koyucunun idarelere tanıdığı yasal takdir yetkisinin bir parçasıdır. Özellikle pandemi dönemine ve ivedilik arz eden medya/tanıtım işlerine denk gelen süreçlerde bu usullerin kullanılması ticari ve idari bir zorunluluktur.”
“İddia makamı, müvekkilimin şirketteki fiili görev dönemlerini, imza yetkilerini ve unvanlarını dahi somutlaştırmadan, isimleri matbu bir 'kopyala-yapıştır' algoritmasıyla torba iddianameye eklemiştir.”
“Türk Ticaret Kanunu ve şirket içi denetim kuralları gereği tesis edilen bu çift imza zorunluluğu, iddia edilen usulsüz işlemlerin tek bir irade ile gerçekleştirilmesini hukuken ve fiilen imkansız kılmaktadır.”
“Şirketin 16 Nisan 2015, 4 Nisan 2017 ve 20 Mart 2020 tarihli İç Yönergeleri incelendiğinde; müvekkilimin temsil ve ilzam yetkisinin hiçbir dönemde 'münferit' (tek başına) olmadığı, aksine her zaman en az iki imza esasına dayanan 'müşterek' bir nitelik taşıdığı açıkça görülecektir.”
“'Sınırsız icra yetkisi illüzyonu' üzerinden suçlama konusu yapılmıştır. Oysa müvekkilimin kurumsal yetki sınırları, Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi'nde (TTSG) ilan edilen iç yönergeler ve imza sirküleri ile katı ve net bir şekilde sınırlandırılmıştır.”
“Delilden yoksun ve yalnızca unvanlar üzerinden kurulan bu suçlamalar savunma hakkını doğrudan sakatlamaktadır.”
“Rüşvet veya dolandırıcılık gibi ağır suçlamaların 'nerede, ne zaman ve hangi somut hileli yöntemle' gerçekleştirildiği hususu tamamen karanlıkta bırakılmıştır.”
“İtirafçıların ceza tehdidi altında tahliye olmak için her şeyi göze aldığı, herkesi ihbar ettiği bir yangın yerinde, tek bir kişi bile müvekkilimin adını usulsüzlüğe karıştırmamıştır. Masumiyetin bundan daha berrak bir kanıtı olabilir mi?”
“Soruşturmanın başından itibaren müvekkilimin durumu 'delilden sanığa' değil, 'sanıktan delile' ulaşma mantığıyla yürütülmüştür.”
“Müvekkilimin aleyhine kullanılabilecek her türlü dijital bulgunun, usulüne uygun bir yedekleme işlemi yapılmadığı için şaibeli olduğu kabul edilmelidir.”
“Dijital verilerin kopyalanması ve değiştirilmesi son derece kolay olduğundan, el koyma anındaki orijinal verinin korunması ceza yargılamasının sıhhati açısından hayatidir.”
“İsnat edilen suçların bir kısmının iddianamede yer almaması ve KYOK verilmemesi açık hukuksuzluktur.”
“İtirafçıların yaşadıkları baskıları, görüşme kabinlerini, simsar avukatları, bizlerle paylaşmadıkları bilgileri yandaş basın ile paylaşan savcıları gördük.”
'ın bir diğer müdafii Av. savunmasına başladı.
“Karar metninde 'duruşma bitiminde derhal geldiği ceza infaz kurumuna iade edilmesi' yazıyor. Yani 18 Haziran'daki duruşmada müvekkilim tahliye olmazsa yeniden 500 kilometre kelepçeli olarak Afyon'a gönderilecek, tekrar çıplak aramaya maruz kalacak; bu kez de yaz vaktinde, klimasız bir metal kafeste. Bu, en hafif deyimle modern bir işkencedir.”
“Bahsettiğim kapalı kafes, avuç içi kadar penceresi olan metal bir kafes; eller kelepçeli, 500 kilometre boyunca dışarıyı dahi göremeden. Bunun benzeri 'nun da başına geldi; duruşmaya nakli sırasında araç bozuldu ve yaklaşık 100 kilometre bu koşullarda taşındı.”
“İddianame özensiz bir şekilde hazırlanmış. Bir takım siyasi ifadelere gönderme yapınca böyle hataları görebiliyoruz. Müvekkilin adının suç isnadı bölümünde kopyala yapıştır şeklinde, müvekkille hiç ilgisi olmayan bir şekilde yazıldığını görüyoruz. İddianamedeki tekrarları çıkardığınızda bu iddianame komik derecede zayıf bir hale gelecektir.”
“Silivri'de müvekkilim önce hücreye konuyor, sonra dört beş gün koğuşa alınıyor. Ardından 'Hazırlan, gidiyorsun' deniyor; nereye götürüldüğü söylenmeden kapalı bir kafese konup 500 kilometre uzaktaki Afyon'a gönderiliyor.”
“Burada birçok kişinin başına geldiği gibi bir benzeri benim müvekkilimin de başına geliyor ve cezaevinde bir avukat ziyareti yapılıyor. Bu avukat 'çözebileceğini' söylüyor; savcıyı tanıdığını söyleyerek müvekkilim yeni beyan verirse tahliye edileceğini iddia ediyor ve müvekkil bunu kabul etmiyor. Bize söylediğinde de 'Yani böyle şey mi olur?' diyoruz ve o süreç orada sonlanıyor. Cezaevi kayıtları incelenirse bu kişinin kim olduğu görülecektir.”
“Müvekkilime çıplak arama yapıldı. Üstelik bu her giriş-çıkışta tekrarlanıyor: buraya ilk geldiğinde, Afyon'a götürüldüğünde, tekrar buraya getirildiğinde hep aynı aramaya maruz kaldı.”
“Müvekkilim 15 aydır tutuklu. Bu tutukluluk artık bir tedbir olmaktan çıkıp cezalandırmaya ve eziyete dönüştü.”
“Müvekkilim birçok hukuksuzluğa maruz kaldı. El konulan telefonunun imajı bize verilmedi; bu CMK 134'e açıkça aykırı. Gözaltı süreleri aşıldı. Tutuklama kararında ise kanunda bulunmayan, 'suç örgütüne üye olmaya teşebbüs' gibi bir ifade yer aldı. Kendilerine sorulmayan sorulardan cezalandırma talep edildi.”
“Müvekkilim yalnızca Medya A.Ş.'de görev yaptığı için örgüt üyesi gibi gösterildi. Oysa müvekkilimin böyle bir örgütün varlığından haberdar olduğuna, bu örgüte katıldığına, emir alıp verdiğine ya da örgütsel bir hiyerarşi içinde hareket ettiğine dair somut hiçbir delil yok.”
'ın müdafii Av. savunmasına başladı.
“Mağdur kadınlara yapılan bu muameleyi hem kınıyorum hem de gerçekten sanki anneme yapılmış, kız kardeşime yapılmış, kızıma yapılmış gibi hissediyorum. Bunu lanetliyorum. Ve bunun ömür boyu takipçisi olacağımı ifade ediyorum. Bir erkek olarak burada bulunan kadınlardan özür diliyorum. Sizlerin de hakkaniyet ölçüleri içerisinde bu mağduriyetleri sona erdirmenizi diliyorum.”
“Ben Elif Hanım'a ve onun gibi bazı arkadaşlarımıza yapılanları takip ederken, açıkça ifade edeyim; annemin gözyaşına bakarmış gibi, kız kardeşimin gözyaşına bakarmış gibi, eşimin ya da kızımın gözyaşına bakarmış gibi baktım. Meseleyi bu duyguyla anlamaya çalıştım. Ben Elif Hanım'a ve onun gibi bazı arkadaşlarımıza yapılan bu ağır muamelenin, kadına karşı şiddeti ve kadına karşı psikolojik bir düşmanlığı içinde barındıran bir altyapısı olduğunu düşünüyorum.”
“Biz kadın yönetici konusunda çok hassas davrandık. Kadın çalışan ve kadın yönetici sayısının artırılması yönünde özel bir hassasiyetimiz vardı. Burada bulunan ya da bulunmayan şirketlerde ilk kez kadın genel müdürler görev yaptı. İstanbul Büyükşehir Belediyesi tarihinde ilk kez kadın genel sekreter yardımcıları görevlendirildi. Özellikle 'tarihinde' diyorum, dikkatinizi çekmek isterim.”
“Başkanım, iki ay hücrede kaldım. Sonrasında beş gün koğuşa alındım. Ardından Afyon'a sevk edildim. Toplamda yaklaşık on aydır Afyon'dayım.”
“Bu iddianamenin bir sayfasını bile okumadım, onu tekrar ifade edeyim. Ancak buradan takip ediyor ve sizin de örgüt üyesi olduğunuzu öğrenmiş oluyorum! Öyle iddia ediliyor.”
“Evet Başkanım.”
“Genel müdürlük yaptığınız süreçte sizinle çeşitli toplantılarımız oldu. Medya A.Ş.'nin ve diğer iştiraklerin yöneticileriyle yaptığımız toplantılarda kurumun iyileşmesi, işinin güçlenmesi, faaliyetlerinin daha kaliteli hâle gelmesi dışında herhangi bir gündemimiz oldu mu? Sizinle ya da herhangi bir başka yöneticiyle, iddianamede anlatılan süreçlere veya isnat edilen kavramlara ilişkin herhangi bir gündemimiz oldu mu?”
“Olmadı Başkanım.”
“Elif Hanım, öncelikle çok geçmiş olsun. Bildiğim kadarıyla siz Medya A.Ş.'nin ilk kadın genel müdürüsünüz, değil mi?”
“Evet Başkanım.”
“Verilecek hiçbir karar, böyle bir iddianameyle aylarca özgürlüğümden mahrum bırakılmam nedeniyle uğradığım zararı tamamen gidermeyecektir. Yine de bu mağduriyetin bir nebze olsun giderilebilmesi için, hakkımda bu aşamada tahliye kararı verilmesini saygılarımla talep ediyorum. İşlemediğim suçlar nedeniyle daha fazla cezalandırılmak istemiyorum. Yargılama sonunda, hakkımda ileri sürülen ve delille desteklenmeyen bu suçlamaların tamamından beraatıma karar verilmesini saygılarımla arz ve talep ederim.”
“17 yaşımdan beri ailem ve ülkem için çalışan, liyakatiyle görev yapmış bir Türk kadınıyım. Yaklaşık 9.700 iş günü fiilen çalışarak 2024 yılında emekli oldum. Hayatım boyunca herhangi bir suç nedeniyle avukat tutmak zorunda kalmadım. Bugün ise bir yılı aşkın süredir haksız yere tutuklu bulunuyorum.”
“Sayın Başkan, Sayın Üyeler; ben hiçbir suç örgütünün üyesi değilim. Böyle bir örgütün varlığını dahi duymadım. İddia edilen suçları ne doğrudan ne de iştirak hâlinde işlemedim.”
“Ancak telefonuma el konulduğu andan itibaren bana veya avukatlarıma birebir kopyası verilmediği için, bu mesaj ve fotoğrafların doğruluğunu teyit etmem mümkün değildir. Bu nedenle söz konusu kayıtların güvenilirliği ortadan kalkmıştır. Bu konuda herhangi bir denetim veya doğrulama imkânı verilmediğinden, içeriğiyle ilgili bu kayıtları kabul etmiyorum.”
“Telefonun teknik incelemeye alındığı tarih, resmi kayıtlarda görüldüğü üzere 5 Kasım 2025'tir. El konulma tarihi ile inceleme tarihi arasında yaklaşık yedi buçuk aylık bir süre bulunmaktadır. İddianamede telefonumdan alındığı belirtilen mesajlar ve fotoğraflar çeşitli sayfalarda sıralanmış, ayrıca 46 sayfalık bir ön inceleme raporu düzenlenmiştir. Bu belgeler bana karşı bir suçlama olarak ileri sürülmektedir.”
“Diğer taraftan soruşturma kapsamında cep telefonuma el konulmuştur. Ben telefonumda şifre dahi kullanmıyordum. Telefonda inceleme yapılmış ve iddianameye çeşitli kayıtlar alınmıştır. Ancak şifresi dahi olmayan telefonuma el konulduğunda telefonun bir kopyası bana veya bunu talep eden avukatlarıma verilmemiştir.”
“İddianamede İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Sayın ve bazı bürokratlarla aynı baz istasyonundan sinyal verdiğim yazmaktadır. Büyükşehir Belediyesi binasında bulunan bir belediye başkanı ile Medya A.Ş.'de çalışan bir kişinin aynı baz istasyonundan sinyal vermesi kadar doğal bir durum olamaz. Kaldı ki Sayın ve bürokratlarla birçok açılış ve resmi etkinlikte aynı ortamda bulunduk. İddianamede yer verilen diğer isimlerle ilgili baz kayıtları da Medya A.Ş. binası veya belediye yerleşkeleri çevresindeki baz istasyonlarına ilişkindir.”
“Ayrıca görev yaptığım dönemde Medya A.Ş. binası ile İstanbul Büyükşehir Belediyesi binası birbirine komşu binalardır. Gerek Medya A.Ş.'de gerek Büyükşehir Belediyesinde çalışan kişiler gün içerisinde birçok kez bir araya gelmekte, hatta yemekhaneyi ortak kullanabilmektedir. Bu nedenle aynı baz istasyonundan sinyal vermeleri son derece olağandır.”
“İddianamede bazı tanıklarla telefon görüşmelerim olduğu ve telefonların aynı baz istasyonlarından sinyal verdiği sayfalarca anlatılmıştır. Bunların bir suçlama oluşturmadığı açıktır. Çünkü Medya A.Ş. çalışanı olarak şirket çalışanları ve ilgili kişilerle telefon görüşmelerimin bulunması son derece doğaldır.”
“Bunları anlatmamın nedeni iddianamede akla hayale gelmeyecek tutarlarda temin edildiği söylenen menfaatler ile benim mal varlığım arasındaki dengesizliktir.”
“Bir de adıma kayıtlı 2023 model Skoda marka aracım bulunuyor. Bu aracı da yine VakıfBank'tan çektiğim krediyle almıştım.”
“Feriköy'deki 102 metrekarelik evi 2012 yılında ailemden aldığım destek, profesyonel meslek yaşamımdaki birikim ve bankadan çektiğim krediyi birleştirerek aldım.”
“Diğer yandan bir suçlama olmamasına rağmen mal varlığıma dair süreci özetlemek isterim. İlk ifademi alan polis memuru tarafından MASAK raporunda Şişli Feriköy'de bir evim ve Bilecik'te adıma kayıtlı küçük bir tarla bulunduğunun yazdığı söylendi.”
“2019 yılı öncesinde şirkette lüks mobilyalar, araç gereçler, lüks makam araçları tahsis edilmiş olması ve dahası TRT yapımı dizilere yönelik sponsorluk sağlanmış olması dikkat çekiciydi. Yönetim benden önce büyük bir lüks içerisinde hareket ediyormuş. 21 aylık, kısa sayılabilecek genel müdürlüğüm sürecinde bu israfı ve zararı gidermekle uğraştım.”
“Göreve gelmemden hemen 6 ay sonra pandemi başladı. Pandemi boyunca faaliyetlerin azalması nedeniyle ancak çalışanların maaşlarını ödeyecek kadar gelir elde edilebiliyordu.”
“Göreve geldiğimde Medya AŞ'nin önceki yönetim döneminde kötü yönetilmiş olması nedeniyle büyük zarar ettiğini tespit etmiştik. 21 ay boyunca bu zararı gidermekle ve önceki dönemden kalan alacakların tahsili için çalıştım.”
“Kimden rüşvet almışım, ne kadar almışım, hangi saatte almışım bilmiyorum. Bununla ilgili hiçbir bilgi, belge, somut delil yok. Hiçbir itirafçı beni tanımıyor. Ne ile suçlandığımı bilmiyorum. Kimden rüşvet almışım, ne almışım, bütün bunların kanıtını gösterin bana. Bu davada kaç kişi, aileleri tutuklanacak tehdidiyle olmamış olayları anlattıklarını burada itiraf ettiler. Bana hangi suçu işlemişim, kanıt sunun. Rüşvete konu hangi telefon görüşmesi, kamera kaydı, mesajlaşma, para hareketi var, bilmek istiyorum. Bana gönderilen veya benim üzerimden aktarılan bir para hareketi var mı? Adalet gereği, bunların açıkça ortaya konulmasını talep ediyorum.”
“Bu iddialar nedeniyle, alt ihaleye çıkılması kararını alan kişiler arasında olduğum gerekçesiyle olayda rol aldığım ve dolandırıcılık suçuna iştirak ettiğim iddia edilmiştir. Oysa benim ne Muhammet Bey'in belirlenmesinde herhangi bir görevim bulunmaktadır ne de Muhammet Bey'in belirlenmesine ilişkin herhangi bir belge üzerinde imzam vardır. Ayrıca suçlamaya konu edilen dönemde, söz konusu kullanımın gerçekleştiğinden dahi haberim bulunmamaktaydı.”
“Örgüte üyeysem, bana verilen tüm emirleri yerine getiriyorsam, neden genel müdürlük görevim yalnızca 21 ay sürmüş ve sonlandırılmıştır?”
“Benim bu süreçte yalnızca 2023 yılı bütçe detayları kapsamında, yönetim kurulunda alt ihaleye çıkılması yönündeki kararda imzam bulunmaktadır. İddianamede, bu ihalenin 21.11.2022 ile 06.02.2023 tarihleri arasında sözleşme olmadan Orman Medya'ya kullandırıldığı ileri sürülmüştür.”
“Reklam alanları ihaleleri, eğer alt işletmeciye ihale edilecek olursa, o zaman yönetim kurulu kararı alınmaktadır. Bu ihaleye dair alt işletmeci ihalesi için 19.01.2023 tarihinde yönetim kurulu kararı alınmış olup, benim de ilk kez bu tarihte ihaleden haberim olmuştur. Alt işletmeci ihalesine Orman Medya katılmış ve Medya A.Ş. ile Orman Medya arasında 07.02.2023 tarihinde sözleşme imzalanmıştır.”
“Bu dönemde ben Medya A.Ş. Yönetim Kurulu Üyesiydim. Medya A.Ş. iç yönergesine göre, Medya A.Ş.'nin İBB ile katılım sağladığı ihalelere girerken yönetim kurulu kararı alınması gerekmemektedir. Bu nedenle ihaleye katılım sağlandığından ve sözleşme imzalandığından haberim dahi olmamıştır.”
“73. eylem, metro ve reklam ünitelerinin kiralanması sürecindeki suçlamalara dayanmaktadır. Bu reklam alanları İBB'nin hüküm ve tasarrufu altındadır. İBB tarafından kiralama ihalesi yapılmış ve ihaleyi Medya A.Ş. kazanmıştır. 21.11.2022 tarihinde İBB ile sözleşme imzalanmıştır.”
“Bu eylemlerle ilgili savunmamı, eylem sırasına göre açıklamak isterim. 73, 85 ve 89. eylemler yönünden savunmam: Medya A.Ş. Yönetim Kurulu Üyesi olduğum 11.04.2021 ile 05.08.2024 tarihleri arasındaki dönemi kapsayan 73, 85 ve 89. eylemler yönünden savunmam şu şekildedir:”
“Ne yazık ki iddianamede, dolandırıcılık ve rüşvet alma suçlarına ne şekilde, hangi davranışlarla iştirak ettiğim tamamen belirsizdir. Buna ilişkin herhangi bir delil de gösterilmemiştir. Bu durum, bir yandan iddiaların ne kadar dayanaksız ve delilden yoksun olduğunu ortaya koymaktadır. Ancak buna rağmen bugün huzurunuzda, bu iddialarla on beş aydır tutuklu bulunan bir kişi olarak yer alıyorum.”
“İddianamedeki anlatımlardan anladığım kadarıyla, ben bu eylemlerin dördüne yalnızca yönetim kurulu üyesi olduğum için iştirak etmiş kabul ediliyor ve dolandırıcılık suçunu işlediğim ileri sürülüyor. Bir eylemde ise, yani 118. eylemde, genel müdür olduğum için rüşvet almak suçuna iştirak ettiğim kabul edilmiş.”
“Söz konusu beş eylemde, bazı ihale ve alımlarda usulsüzlük yapıldığı ileri sürülmektedir. İddianamede benim bu eylemlerdeki suçları nasıl işlediğime ilişkin hiçbir anlatım yer almamaktadır.”
“İddianamede hakkımda ileri sürülen suçlamalar beş farklı eylemle ilgilidir. Bunlardan 118. eylem, Medya A.Ş.'deki 02.08.2019 ile 11.04.2021 tarihleri arasında, yani 21 aylık genel müdürlük görevim dönemini kapsamaktadır. Diğer dört eylem ise; 73, 85, 89 ve 106 numaralı eylemler olup, genel müdürlük görevimden ayrıldıktan sonra şirkette temsili bir görev olan yönetim kurulu üyeliği yaptığım 11.04.2021 ile 05.08.2024 tarihleri arasındaki döneme aittir.”
“106. Eylemin suç tarihi iddianamede 2025 yılı olarak gösterilmiştir. Görev tarihlerime bakıldığında kolaylıkla anlaşılacağı üzere bu eyleme konu ihale, katılım kararı dahi alınmadan önce Medya AŞ'deki tüm görevlerimden ayrılmıştım. Son olarak Medya AŞ'de yönetim kurulu üyesiydim ve bu görevimden 05.08.2024 tarihinde emekli olarak ayrıldım.”
“21 ay yaptığım Medya AŞ Genel Müdürlüğünde 6 yıllık yolsuzluktan suçlanıyorum.”
“İşlediğim iddia edilen suçların tümü İstanbul'da; ancak ben Afyon'dayım. Afyon'da tutuklanmadım, talep etmememe rağmen Silivri'den Afyon'a götürüldüm ve Silivri'ye geri nakil talebim reddedildi. Burada büyük bir çelişki ve hukuka aykırı bir uygulama olduğunu vurgulamak isterim.”
“Geçtiğimiz günlerde, bir gazetecinin neden Ankara'dan İstanbul'a getirildiği ve İstanbul'da tutuklu olduğu Sayın Adalet Bakanı'na sorulduğunda, Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 12. maddesini işaret ederek 'suçun işlendiği yerin önemli olduğu ve o nedenle İstanbul'da tutuklu olduğunu' söylemişti.”
“Hiçbir bağlantım olmayan Afyon'daki cezaevinde oğlumdan, annemden, babamdan uzakta, avukatlarımla oldukça sınırlı iletişim kurarak bugünlere geldim. Bu dosyanın en uzağa sürülen sanığı oldum. Bugün aradan 15 ay geçmiş olmasına rağmen mevcut durumumda bir iyileştirme olmamasından dolayı hâlâ bu sürece muhatabım. Geçici olarak Silivri'deyim.”
“Yaptığım suç duyurusundan herhangi bir sonuç çıkmadı. Yerleştirildiğim, çoğu madde bağımlısı ve savcısı kişilerin olduğu kalabalık koğuşta günlerce yerde yattım.”
“İlk tutuklandığımda Silivri'de hücrede kaldım, daha sonra koğuşa aktardılar, ancak hemen ardından zorlu bir yolculukla, bayram arifesinde Afyon'a götürdüler. Bu yolculuk 8 saat ellerim kelepçeli bir halde, kafes gibi bir kabinde sürdü. Cezaevine ulaştığımda bileklerim morarmıştı.”
“Hiçbir şekilde suç işlemediğime, hiçbir suç örgütüne üye olmadığıma emin olarak, hakkımdaki suçlamaları bilmeden, anlamadan ömrümün 15 ayını çok zor bir şekilde geçirdim.”
“Bir kısmı da söylediklerimi kısaca tutanağa yazdırdıktan hemen sonra tutukluluğun devamına karar verip bağlantıyı kesti.”
“Hakkımdaki somut suçlama ve delillerin ne olduğu yönündeki sorularım cevapsız kaldı.”
“Tutuklandığım 23 Mart 2025 tarihinden bu yana, hakkımda ileri sürülen suçlamalara karşı sınırlı bir savunma yapma hakkı bulabildim.”
Eski Medya A.Ş. Genel Müdürü Elif Atayman savunma yapmak üzere kürsüye geçti.
Tutuklu sanıklar alkışlarla salona alındı. coşkuyla karşılandı; izleyici sıralarındaki yakınlar sevdiklerine seslendi. İmamoğlu, duruşmayı izleyen gazeteciler Murat Sabuncu ve Şirin Payzın'a el salladı.
Salon girişi
İBB Davası'nda 47. duruşma günü başlıyor. Bugünkü duruşmada Medya A.Ş.'nin eski genel müdürü ile 'in savunma yapması bekleniyor.
Gün açılışı
