Ali Sukas’ın savunması yaklaşık 3 saat sürdü. Ancak savunma tamamlanamadı. Hakim duruşmanın ertelenmesine karar verdi.
Duruşma pazartesi günü saat 10.00’da devam edecek. Ali Sukas 69 sayfalık savunmasının 45 sayfalık kısmını tamamladı. Sukas’ın savunmasından kalan 24 sayfası bayramdan sonra görülecek duruşmada devam edecek.
7. Duruşma Günü
Ali Sukas 12 eylemden suçlanıyor. Savunması devam ediyor.
“İnsanın eşinin adının geçirilmesi çok ahlaksızca. Üzerimize yapıştı. Televizyonlarda da konuştular. Allah bildiği gibi yapsın”
“Ben Özel Kalem Müdürümün siyasi ideolojik kimliğini biliyorum. Asistanım aynı. 20 yıldır, 15 yıldır şirkette çalışıyor. Çaycım öyle, hatta en son ben emekli ettim onu. Yani 11-12 genel müdürle çalışmış bir çaycımız vardı. Emekli oldu geçen sene. Çaycılarımı değiştirmedim, şoförümü değiştirmedim. Yani ben gerizekalı mıyım, ben aptal mıyım? Böyle işlerin içine gireceğim, bu kadar riskli işlerin içerisinde para ilişkilerini, ahlaksızlıkların içerisinde ama o kadroyu orada tutacağım. Kendime göre bir kadro kurardım. Hani çok zor bir şey değildi.”
“Bu dosyanın kurgusunda eylemleri Sayın İmamoğlu’na bağlamak için inşa edilen yol; ben, Ertan Yıldız ve Fatih Keleş üzerinden geçmektedir. Önce benim ismimden Ertan Yıldız ve Fatih Keleş’e bağlanarak, oradan da Sayın Ekrem İmamoğlu’na ulaşacak bir hat kurmak istenmektedir. Bu sebeple beni konuşturma eylemlerinde de aynı yöntem uygulanmakta, isimler konsolide edilmektedir. Ümit’in önüne bir isim konuyor, o da Fatih Keleş. Fatih Keleş’in iştiraklerle bir alakası yok, o anlamda hiçbir rolü yok. Bizim de beş buçuk yıllık süreçte belki 4-5 defa temasımız olmuştur; belki toplantılarda karşılaşmışızdır.”
“Genel müdür olduğum süre boyunca tüm satın almalar mevzuata uygun şekilde yapılmış olup tüm işlemlerimiz; Sayıştay denetiminden, mülkiye müfettişi ve ticaret müfettişliği denetiminden, ayrıca İBB’nin iç denetiminden geçmiştir.
Biz, gerek tüm satın almalarımızı gerekse para çıkışlarımızı sistem içerisinde raporlayan kurumsal bir işleyişe sahibiz.
Bu raporlar sadece bende kalmıyor; İBB İştirakler Müdürlüğü üzerinden mali işlere veya ilgili birimlere de sunulmaktadır.”
“🔺İhale bedelleri yanlış ve eksik aktarılmaktadır,
🔺Aynı gün yapılan ikinci ihale bilinçli şekilde gizlenmektedir,
🔺Teknik veriler iddialarla örtüşmemektedir,
🔺Para hareketlerinin tarihleri iddiaları çürütmektedir,
🔺Banka işlemleri olağan ticari faaliyet kapsamındadır.
Tüm bu nedenlerle, ileri sürülen iddialar somut delillerle desteklenmeyen, çelişkili ve gerçeği yansıtmayan bir kurguya dayanmaktadır.”
“Ayrıca, iddialarda seçim finansmanına ilişkin ifadeler de yer almaktadır. Ancak seçim tarihi 31 Mart 2024’tür.
Buna rağmen, seçimden aylar sonra seçim için para istendiği ileri sürülmektedir.
Bu iddia hem mantık hem de zamanlama açısından tutarsızdır.
Dosyada yer alan tüm banka hareketleri incelendiğinde görülecektir ki, bunlar rüşvet ilişkisine değil, olağan ticari faaliyetlere işaret etmektedir.
Söz konusu işlemler sonradan seçilerek bağlamından koparılmış ve yapay bir suç kurgusu oluşturulmaya çalışılmıştır.”
“Savcılık tarafından rüşvet olarak gösterilmeye çalışılan para hareketlerinin tarihleri de iddialarla çelişmektedir.
Dosyada özellikle vurgulanan banka hareketi 13.06.2024 tarihlidir. Ancak ihale tarihi 25.06.2024’tür.
Yani söz konusu ödeme, henüz yapılmamış ve sonucu belli olmayan bir ihaleden 12 gün önce gerçekleşmiştir.
Bu durumda, ortada henüz gerçekleşmemiş bir ihale için rüşvet ödendiği iddia edilmektedir ki bu hayatın olağan akışına açıkça aykırıdır.
Savcılık, bir firmaya yapılan ödeme ve hemen ardından hesaptan para çekilmesini yan yana koyarak bir rüşvet ilişkisi kurmaya çalışmaktadır.
Oysa ticari hayatta bu son derece normal bir durumdur. Firmalar kendilerine yapılan ödemeleri ticari faaliyetleri kapsamında kullanır, bu durum tek başına suç isnadı için yeterli değildir.”
“Söz konusu ihaleye ilişkin kamuoyuna ve dosyaya yansıyan iddialar gerçeği yansıtmamaktadır. Öncelikle belirtilmelidir ki, iddia edildiği gibi ihale bedeli 54 milyon TL değildir.
Gerçek ihale bedeli 52.740.000 TL’dir. Buna rağmen, çeşitli haber ve beyanlarda bu rakam bilinçli şekilde 54 milyon TL olarak gösterilmektedir.
Daha da önemlisi, aynı gün gerçekleştirilen ve yaklaşık 22 milyon TL tutarındaki ikinci ihale tamamen yok sayılmaktadır.
Oysa her iki ihale birlikte değerlendirildiğinde toplam iş hacmi 74.740.000 TL’ye ulaşmaktadır.
Ancak anlatımlar yalnızca tek bir ihale üzerinden kurgulanmakta, bu da olayın bütünlüğünü bozmakta ve gerçeği çarpıtmaktadır.”
“Şimdi hep bir listeden bahsediyorlar ya başkanım, düşündüm düşündüm olsa olsa ne olur diye sanırım benim masamın üstünde her gün olurdu.
Bizim bir tedarikçi cari listemiz vardı. O listede firmalar, firmaların carisi, son iki aydaki ödemesi, ödeme yapmış mıyız, yapmışsak ne kadar yapmışız, bir sonraki ayın planlaması, yan tarafta da yaşlandırma tablosu dediğimiz 0-60 gün, işte 60-90 gün, yani geciken ödemelerin hangi zaman aralığında ne kadar olduğunu gösteren bir yılı kapsayan bir şeyimiz vardı. Tablomuz vardı, ekstrada hazırladığımız. Onu güncellerdik.
O da benim masamın üstünde dururdu zaten. Yani hem fazla bir şey görmüşlerse bir liste orada görünürlerdi ve bunun dışında bizim firmada yani benim bildiğim hiçbir yani bu tarz bir tablo, listesi, ödemeli listesi falan olma şansı yok.”
“Buradaki en çarpıcı çelişki şudur: Ümit Polat 'firmalardan duyduğunu' iddia ediyor, firmalar ise 'Ümit Polat’tan duyduklarını' söylüyor. Bu kısırdöngünün takdirini heyetinize bırakıyorum. Ayrıca Ümit Polat, ilk ifadelerinde iddia ettiği %10 oranını yeterli görmemiş olacak ki; etkin pişmanlık hükümlerinden faydalanma ümidiyle bu oranı %20’ye çıkarmıştır. Bu tutarsızlığın takdirini de yine mahkemenize arz ederim.”
“Tarafımca tutulmuş herhangi bir liste yoktur. Mantıken bakıldığında; eğer listeyi kendisi hazırlayıp bana getirdiyse ve ben üzerine notlar aldıysam, bu listeyi ondan saklamamın ne anlamı olabilir? Kaldı ki ben şirketin genel müdürüyüm; şirketin tüm verilerine, kimin ne kadar iş yaptığına ve ay sonu dökümlerine erişmek için birinin bana liste getirmesine ihtiyacım yoktur.”
“Polat beyanında; Tamer Gümüş’ün şirketinin de bu listede yer aldığını, para alışverişine şahsen şahit olmadığını ancak firma sahiplerinden sözleşme ve ödeme aşamalarında %10’ar pay talep edip aldığımı 'duyduğunu' ileri sürmektedir. O dönem satın alma müdürü olan Ümit Polat, bir yandan listeleri aylık hazırlayıp bana getirdiğini söylerken, diğer yandan tıpkı gizli tanık gibi bu 'esrarengiz listelerden' bahsetmektedir.”
“Ümit Polat’ın asılsız iddialarına değinmek gerekirse; şahıs, firmalardan aldıkları işin %10’u tutarında para talep ettiğimi, bu firmaların listesini tutarak üzerlerine notlar aldığımı ve bu listeleri kendisinden sakladığımı, ancak çalışırken bunları bizzat gördüğünü iddia etmiştir.”
“Ali Sukas, Yeni Akit'te çıkan haberlere tepki göstererek savunmasında şunları kaydetti:
“Yeni Akit” isimli gazetede bazı haberler yayımlanmıştır. Bu haberlerin büyük kısmı gerçeği yansıtmamakta olup, içerikleri itibarıyla somut veriye dayanmayan, yorum ve itham niteliğindedir.
Açık ihale usulünde dışarıdan müdahale etme imkânı yoktur. Kimlerin katılacağı, hangi tekliflerin verileceği, hangi belgelerin sunulacağı önceden bilinemez ve müdahale edilemez. Sistem bu süreci kendiliğinden yürütür ve denetler.
Kaldı ki, ihale süreci mevzuata uygunsa Kamu İhale Kurumu tarafından da geçerli kabul edilir. Bu durumda iddia edildiği gibi herhangi bir manipülasyon yapılması teknik olarak mümkün değildir.
Ancak buna rağmen, bu haberlerde tarafıma yönelik sistematik bir karalama ve hedef gösterme dili kullanılmıştır.
Basında yer alan bu haberler ile gizli tanık “Gürgen”in dosyaya giren beyanları karşılaştırıldığında, dikkat çekici bir benzerlik ortaya çıkmaktadır.
Söz konusu haberlerin, adeta gizli tanık beyanlarının parçalı ve farklı başlıklar altında kamuoyuna servis edilmiş hali olduğu görülmektedir.
Örneğin 4 Şubat 2025 tarihli bir haberde; Tamer Gümüş ve kardeşleriyle ilgili olarak kullanılan ifadeler ile gizli tanık “Gürgen”in 16 Mayıs 2025 tarihli beyanları neredeyse birebir örtüşmektedir.
Haberlerde yer alan; firma isimleri, tarihler, kişiler ve iddialar, daha sonra gizli tanık ifadesinde tekrar edilmiştir.
Benzer şekilde; manolya ağaçlarıyla ilgili fiyat iddiaları da hem basın haberlerinde hem de gizli tanık beyanlarında aynı kurgu içerisinde yer almaktadır.
Bu durum, gizli tanık anlatımının bağımsız bir gözlemden ziyade, daha önce kamuoyuna servis edilmiş içeriklerin tekrarı niteliğinde olduğunu göstermektedir.
Aynı paralellik, etkin pişmanlıktan yararlanmak isteyen Ümit Polat’ın beyanlarında ve bazı diğer ifadelerde de görülmektedir.”
“Gizli tanık Gürgen'in Tamer Gümüş’e ilişkin iddialarına değineceğim. Gürgen diyor ki, ‘Tamer Gümüş, Ali Sukas göreve geldikten sonra zenginleştiğini’ biraz önce gazetede haberinde de okumuştum. ‘2023-2024 yıllarında yaklaşık 1 milyar TL civarında ihale aldığını’ iddia ediyor.
Tamer Gümüş'ü ben 2020'den sonra tanıdım. Yurt dışına sanırım Almanya veya Hollanda'daki bir fuara katılmıştık orada Tamer’i tanıdım. Ondan sonra da yavaş yavaş irtibatımız devam etti. Fakat aile hemşehrim, ben Çayeliliyim dedim. Aile yerleşik bir aile. Bu sektörde de çok eski, şu an üçüncü, dördüncü kuşağın olduğu bir aile. Ve aynı mahallede oturuyoruz. Daha önce ben göreve gelmeden önce de benim de Ümraniye’de ofisim vardı, onların da Ümraniye’nin girişinde fidanlıkları var. Yani birbirini tanırız. Ben orman mühendisiyim, dışarıda peyzaj işleri yaptım. Onlar da sektörde, sektörden de tanışırız. Dolayısıyla çok özel hukukumuz olmamasına rağmen, aynı sektörde olmak, hemşeri olmak vesilesiyle ben o aileyi tanırım. Bunu ilk emniyetteki ifademde de, savcılıkta da aynı şeyi söyledim zaten. Ama aramızda yani bu kadar eski tanış olmamıza rağmen bizim herhangi bir ticari faaliyetimiz, ticari ilişkimiz olmadı. Yani sadece AĞAÇ AŞ. döneminde değil, ondan önce de bir ticari alışverişimiz olmadı. Dolayısıyla Tamer Gümüş ben göreve geldikten sonra şirkette çalışmaya başlayan birisi değil.
Öncesinde de Bitki Dünyası (Tamer Gümüş’ün şirketi), AĞAÇ AŞ ile çalışıyor. O şirkette hissesini devrediyor, yeni bir şirket kuruyor. Yani bizim tedarikçi anlamında kategorize ettiğimiz zaman kişinin birikimi, müktesebatı, finansal gücü, organizasyon kabiliyeti bizim ona dikkat ederiz. Tam 20 yıldır zaten bu işin içerisinde. Bizim çalışmamızda ağırlıklı olarak zaten yurt dışı piyasalarıyla alakalı Tamer çalıştı. Herkesin dilinde olan meşhur Lale… Yani onun yanında ağaç aldığımız da oldu ama ağırlıklı yani bizde yaptığı iş hacminin büyük çoğunluğunu Lale adım oluşturmuştur.
Tamer Gümüş, hani 1 Milyar TL diyorlar ya… 2023-24 yılları arasında Tamer Gümüş'ün sahip olduğu şirketin Ağaç AŞ'den 2023-24 yılları arasında 5 ihale almış. Bizde de doğrudan alım olduğu için bunlar iri ve ufaklıdır. Yani bir ihale dediğin zaman tek ihale verirsin 500 milyonluk olur, 1 milyonluk olur ama bizimkiler 3 milyon, 5 milyon, 20 milyon gibi rakamlardı bunlar. İri ve ufaklı olduğu için sayı fazla gelebiliyor.
Şimdi ‘2023-24 yılında 1 milyara’ karşılık Tamer Gümüş’ün KDV dahil yaptığı iş 188.9 milyon. Bu ihalelerde az önce ifade ettiğim gibi 3A ve 3G kapsamında yine yapılan mevzuata uygun şekilde ilerletilmiş işlemlerdir.
2015-18 arasında yani ben bir mukayese yapmaya çalıştım. Yani bizden önceki son dönem ve bizim 5 yıllık dönemimizde iddialara karşı mukayeselerle cevap vereceğim.
Bitki dünyası AŞ (Tamer Gümüş’ün şirketi) 2015-2018 arasında yani 3 yılda AĞAÇ AŞ'den 26.3 milyon TL iş almış. Bu tarih aralığında AĞAÇ AŞ'nin toplam iş hacmi 2 milyar TL civarında. Yani Bitki Dünyası şirketi bu dönemde AĞAÇ AŞ'nin işlerini yüzde 1.32'lik kısmında iş almış.
Benim dönemimde ise 2021 ile 2025 tarihleri arasında yani 4 yılda 294 milyon TL'lik iş alınmış. Bu dönemde AĞAÇ AŞ'nin iş hacmi 14 milyar TL. Yani bizim dönemimizde de, yüzde 1.32'ye karşılık yüzde 2.10'luk bir iş almış bütçe içerisindeki pay olarak.
Özetle Tamer Gümüş veya onun firması bizden önce nasıl çalışmışsa AĞAÇ AŞ’de bizim dönemimizde de aynı şekilde çalışmaya devam etmiş”
“Süreç, iddianameden önce medya üzerinden başlatılmıştır.
“Tesadüf mü?”
Daha öncesinde sosyal medya, bazı basın organları ve televizyon programları aracılığıyla yoğun bir algı çalışması yürütülmüştür.
Ailemiz ve özel hayatımız dahi hedef alınmıştır.
Dikkat çekici bir diğer husus ise şudur: Gizli tanık ifadesinden önce, aynı içerikte haberler basında yer almıştır.
Bu durum, iddiaların önceden kurgulanmış olabileceğini düşündürmektedir.
Öte yandan, iddia konusu yapılan bazı ihaleler tamamen e-ihale sistemi üzerinden gerçekleştirilmiştir.
Bu sistemde dış müdahale mümkün değildir.
Tüm süreç şeffaf ve denetlenebilir şekilde yürütülmektedir.
Dolayısıyla hem teknik hem de mantıksal açıdan değerlendirildiğinde, ileri sürülen iddiaların gerçeklikle örtüşmediği açıktır.
İddia, sayıların kendisiyle çürümektedir.
İddialar; ne teknik olarak ne de mantıksal olarak gerçeği yansıtmaktadır.”
“İddianamenin iki temel dayanağı bulunmaktadır:
Gizli tanık “GÜRGEN” ve etkin pişmanlıktan yararlanan Ümit Polat. Bu kişilere ilişkin değerlendirmelerimi ilgili bölümlerde detaylı olarak sunacağım.
Ben bir hukukçu değilim, mühendisim. Bu nedenle olaylara daha çok analitik açıdan bakıyorum.
Gizli tanığın beyanlarını incelediğimde, kurumun iç işleyişine dair gerçeklikle bağdaşmayan bir tablo çizildiğini görüyorum.
Hiçbir yöneticinin tek başına bu kadar kapsamlı ve detaylı bilgiye sahip olması mümkün değildir. İfadelerde yer alan bazı isimlerin doğru olması, anlatılanların doğru olduğu anlamına gelmez.
Ayrıca bu süreç, yalnızca iddianameyle başlamamıştır.”
“Gizli tanık GÜRGEN'in ifadesinden önce, aynı içerikte haberler basında yer almıştır. Bu durum, iddiaların önceden kurgulanmış olabileceğini düşündürmektedir."
Dosyada yer alan iddialar incelendiğinde, sınırlı sayıda firma üzerinden sistematik bir yapı kurulduğu ileri sürülmektedir.
Oysa veriler bunun tam tersini göstermektedir. Yüzlerce firma içerisinden yalnızca birkaçının seçilerek bu şekilde bir örgütsel yapı kurulduğu iddiası, hem mantıksal hem de rasyonel olarak mümkün değildir.”
“Gürgen'in tek kişi olması mümkün değil. Şirketin bütün birimlerinden bilgi alan birisi. Birbirinden farklı birimleri bir kişinin bilmesi mümkün değil.
Suç isnadlarının hepsi yalandır. Gürgen'in verdiği görev ve isimlerde de yanlışlıklar vardır.
Gürgen bazı firmalarda ortaklığımın olduğunu,
Savcılık ise rüşvet aldığımı iddia etmektedir.”
“Aslında İBB operasyonundan önce başlayan bir süreç vardı. Sosyal medyadaki trol hesaplar, anonim kullanıcılar, bazı basın yayın kuruluşlarında görev yapan kişiler ve televizyon kanallarında 'yorumcu' kisvesi altında boy gösterenler; sabah akşam siyasi motivasyonlarla, aidiyetlerle veya başka saiklerle ailemize, çocuklarımıza, şahsımıza ve her şeyimize sürekli küfreden, hakaret eden bir organizasyon halindeydiler. Kaç kez tekzip gönderdiysek de hiçbirini yayınlamadılar.
Savcılığa suç duyurusunda bulunduk ancak bir netice alamadık. Şimdi bu (gizli tanık) 'Gürgen'den biraz bahsetmek istiyorum. Mesleğim ormancılık olduğu için aslında gürgen ağacını çok severim; fakat burada durum maalesef çok başka bir noktaya evriliyor.”
Ali Sukas, özellikle Yeni AKİTin yaptığı haberlerden bahsederek, adeta gizli tanık Gürgen'in ifadelerinin kamuoyuna dağıtılmış olduğunu söyledi.
“Ben Orman Mühendisiyim normalde Gürgen ağacını çok severim, ama buradaki gizli tanık Gürgen'in durumu biraz farklı, size onu izah edeceğim.
Gürgen; bu nasıl bir mahlukatsa beni sürekli izlemiş, şoförümü izlemiş, Ağaç A.Ş. ile iş yapan firmaları izlemiş, o firmalarla iş yapanları da izlemiş; Türkiye’yi aşmış, Avrupa’ya geçmiş.
'Evliya mı?' dedim, oturmadı. 'İn midir, cin midir?' dedim; en sonunda şeytanda karar kıldım."”
Gürgen: bu davada kullanılan gizli tanık kod adı
“Bazı alımlarda 3G ve doğrudan alım yöntemlerinin tercih edilmesi bir zorunluluktur. Bu yöntemler, işin aciliyet arz ettiği durumlarda kullanılır ve teknik bir zorunluluktan kaynaklanmaktadır.
Savcılık ilgili dosyaları talep etmiş; yaklaşık 1.200 ihale ve satın alma dosyamızın tamamını incelemiştir. Yapılan incelemeler sonucunda, herhangi bir tespite dair tarafımıza resmi bir yazı tebliğ edilmemiştir.”
Ali Sukas kendisinden şikayetçi olanların göreve gelmeden önce 2019 öncesinde Agaç A.Ş. ile çalışan firmalar olduklarını belirtti.
“Yargılamanın 4600 gün süreceği düşünülüyor. Kimbilir kaç hakim emekli olacak. Halka hizmeti hakka hizmet olarak kabul ettim.
Tarafıma tebiğ edilen kamu görevini kabul ettim.
2019 son çeyreğinde göreve başladım. Mali disiplinin sağlanması, kamu kaynaklarının verimli kullanılması olmuştur. Şirket kurumsallaşma, sektörel alanda gelişim sağlamıştır. Mali disiplin temel öncelik olmuştur.
Düzenli bütçe takip sistemi kurulmuştur.
Şirket özkaynakları 201 milyondan 909 milyon seviyesine yükselmiştir.
70 milyon metrekara yeşil alan bakımı yürütülmektedir.
2015te 2019den 1831 yeni tedarikçi daha eklendi. şirketin tedarikçi sayısı arttı. Rekabet yapısıni arttırdık.
Aktif tedariklerinin % 40'ı 2019 öncesine dayanmaktadır.”
“Rize’liyim. 37 yıldır Orman Yüksek Mühendisiyim. Hem kamuda hem de özel sektörde farklı işler ve görevler yaptım.
Fakat beni şahsen veya gıyaben tanıyanlar, ne eğitimimle ne de mesleki kariyerimle bilirler. Herkes, içinde bulunduğum ve bununla da gurur duyduğum siyasi kimliğimle özdeşleştirmiştir beni.
12 Eylül ihtilalinin silindir gibi üzerinden geçtiği Milliyetçi Hareket’te, lideri hapisteyken İstanbul Ülkü Ocakları Başkanlığı görevinde bulundum. Bütün bu sıfatlardan öte hayatımın en büyük onuru, gençlik yıllarımda Alparslan Türkeş’in en yakınında yer almak ve onun tecrübesinden geçmektir.
Bu girişi yapmamın sebebi siyasi kimliğimi ifade etmek değildir. Zaten bu yüzden fazla uzatmıyorum. Maksadım, sadece dünyaya bakışımı ve hayatı yaşayış tarzımı daha kolay anlamlandırabilmeniz için ifade edeceğim görüşlerin arka planının anlaşılmasını sağlamaktır.
Hiç kuşkusuz, binlerce yıllık geleneğe sahip Türk devletinin ve tarihin süzülerek gelen değerlerini bir kelimeyle tarif etmek gerekirse; örf, din, coğrafya, dil gibi kavramların bunu karşılamaya yetmeyeceği açıktır. Bu değerler, binlerce yıl önce “töre” olarak ifade edilirken, bugün “hukuk” olarak adlandırılan kurallar manzumesiyle en doğru şekilde tarif edilmektedir.
Dolayısıyla günümüzde devlete bir sıfat yakıştırmak gerekirse; mevzuat hükümlerine göre işleyen, köklü teamülleri ve kendi hiyerarşisi olan bir hukuk devletinden söz etmek gerekir.
Kişiler, konjonktür, teknoloji ve güncel olaylar sürekli değişim içerisindedir. Buna karşın devletin varlığını sürdürebilmesinin tek sebebi, hukuktan aldığı meşruiyet ve bu meşruiyetin sağladığı güçtür.
Devlet, gücünü, kadrolarını, imkanlarını ve yetkilerini kural dışı, hukuk dışı, mevzuat dışı, teamül dışı ve hiyerarşi dışı bir yapıyla paylaşamaz; böyle bir ihtimalden dahi söz edilemez. Devleti bu şekilde yönetmeye çalışan her yapı, er ya da geç bizzat devlet tarafından tasfiye edilir. Aksi halde ortada bir devletten söz edilemez ve bu devletin kalıcılığı da mümkün olmaz.
İşte benim devlete ve hukuka bakışım, kendimi bildim bileli bu şekildedir ve asla değişmemiştir.
Vatanın sevdalısıyım. Ancak dün üç kıtaya yayılan vatanın bugün Anadolu coğrafyasına sıkışmış olması, sevdiğimiz vatanın sınırlarının değişkenlik gösterebildiğini açıkça ortaya koymaktadır.
Türk milliyetçisiyim; ancak bizim anlayışımız ırka dayalı değildir. Binlerce yıl önce Bilge Kağan, düşmanlarıyla yaptığı savaşı ve sonrasını şöyle ifade etmektedir: “Ölen öldü, kalanlar millet oldu.” Yani bir savaştan kalanlar dahi aynı millet tarifine dahil edilmektedir.
Mustafa Kemal Atatürk de bu nedenle “Ne mutlu Türk olana” değil, “Ne mutlu Türk’üm diyene” diyerek, ırka değil mensubiyet şuuruna dayalı bir millet anlayışını ortaya koymuştur.
Müslümanım ve bununla gurur duyuyorum. Ancak devletimiz İslam’dan önce de vardı. Bizi yek vücut yapanın sadece din olduğunu söylemek eksik bir değerlendirme olur.
Özetle; örf, din, millet ve vatan kavramlarının her biri bizim için kutsal ve son derece kıymetlidir. Ancak devlet, bunların üzerinde ayrı bir birleştiricilik, devamlılık ve tanımlanabilirlik ifade eder.
Bu nedenle devletimizin başına 15 Temmuz darbe girişimini örmeye çalışan paralel yapı ve benzerleriyle ömrü boyunca mücadele etmiş, bu uğurda bedeller ödemiş bizlerin; “sistem” olarak adlandırılan hukuk dışı bir yapı içerisinde yer almamız, böyle bir yapının varlığını kabul etmemiz ya da buna hizmet etmemiz asla mümkün değildir.
Ömrü boyunca devlete kutsiyet atfeden, haram-helal gözeten, tarihin bizi nasıl anacağını düşünen ve ahirette hesap vereceğine inanan bir kişi olarak; tarafıma yöneltilen suçlamalarla yargılanmanın, şu ana kadar özgürlüğümün kısıtlanmasından daha ağır bir bedel olduğunu ifade etmek isterim.”
“Alparslan Türkeş'in tedrisatından geçtim. Maksadım siyasi bakış açımı anlatmak değil, hayata bakış açımın daha iyi anlaşılabilmesidir.
Devletin mevzuat, hiyerarşi tarafından yöneten her yapı tasfiye edilir. Benim devlete ve hukuka bakış açım bildim bileli budur. Ben vatana aşık biriyim. Türk Milliyetçisiyim, ırkçılığa dayalı değildir.
Masumiyetimi somut deliller ile ispatlayacağım.”
Ağaç Aş Genel Müdürü Ali Sukas'ın savunması ile birlikte duruşma başladı.
Tutuklu sanıklar aranın ardından salona getiriliyor
Mahkeme Başkanı, Murat Or’un savunması, avukat sorgusu ve avukatının savunmasından sonra duruşmaya saat 13.30’a kadar ara verdi.
Mahkeme başkanı, Ekrem İmamoğlu’nun söz alarak tutuklu yakınlarının salona alınması konusundaki kısıtlamaya yönelik itirazına ilişkin değerlendirme yaptı.
Mahkeme Başkanı, “Ekrem Bey söz almadan önce biz de bu konuda değerlendirme yapmıştık. Jandarma ile de konuştuk” diyerek, salonda boş kalan yerlerle ilgili daha çok aile üyesinin içeri alınması yönünde bir düzenleme yapılacağını söyledi.
Mahkeme Başkanı ayrıca, İmamoğlu’nun 3 avukat sınırlaması talebine karşın da, “3 avukatın alınması konusu CMK’da var. Gerekli görüşmeyi yaparım” açıklamasında bulundu.
Medya ile ilgili de, “Arkadaşların görüşme talebi oluyor. Priz olmadığını, masa olmadığını söylediler. Elektrik sağladık. Hoparlör de sağlanacak” dedi.
İmamoğlu da teşekkür ederek karşılık verdi.
Mahkeme Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun talebine ilişkin İmamoğlu'na açıklama yaptı. "Talebinize istinaden dışarıdaki izleyicileri içeri aldık"
Hakim ara için ilk kez saat vererek "Aramız 1 saat dedi".
“Tabii ki sadece size geliyorlar diye bir durum yok, başka birime gelip, size de uğrayanlar oluyordu. Kayıtlardan çıkar. Bazılarının günde 3 girişi bile olabilir.”
“Murat Or'un mahkemedeki beyanlarından:
Sayın Başkan, Adem Yavuz'un ifadesi kendi içinde iflas etmiştir. Şahıs 'Parayı çekip ertesi gün götürdüm' diyor, ama banka kayıtları ile HTS kayıtları arasındaki tarihler arasında aylar var. Ayrıca, camlı ve her an herkesin girebileceği bir makam odasının masasına para dolu paket bırakıldığı iddiası, suçun doğasına aykırıdır. Kimse masanın üstüne, herkesin gözü önünde suç delili bırakmaz. Bu olay bir 'teslimat' değil, sıradan bir 'paket bırakma' işlemidir ve içeriğinden haberim olması mümkün değildir. Tanık beyanlarının, özellikle cezaevinde bulunan kişilerin kendi durumlarını lehlerine çevirmek amacıyla verilmiş olabileceği göz ardı edilmemelidir. Bu tür beyanların objektifliği ciddi şekilde tartışmalıdır. Gizli tanık ifadeleri, sürecin başlamasından sonra ortaya çıkmıştır. Bu durum, beyanların doğal bir akışın sonucu değil, sürece göre şekillendirilmiş olabileceği ihtimalini güçlendirmektedir. İddianamede geçen HTS kayıtları suçun delili olamaz. Çalıştığımız alan 300 metre çapında, üç ayrı binanın olduğu bir yerdir. Bu şahıslar zaten iş gereği kuruma gelip giden, kapıdaki güvenlikten geçerek içeri giren kişilerdir. Benimle veya başkasıyla görüşmeye gelmeleri hayatın olağan akışına uygundur. 300 metrelik bir alanda sinyal verilmesi, doğrudan bir suçun işlendiği anlamına gelmez.
Paket ve Para İddiası (En Kritik Nokta):
Savcılık ifadesinde bana sorulduğunda, 'içinde para olabilir' demedim. Ben 'paket görmüş olabilirim ama içeriğini görmedim' dedim. İddianamede sanki ben para dolu poşeti teslim aldığımı kabul etmişim gibi yansıtılmış. Ben kesinlikle para görmedim, para almadım. Şahıs paketi getirip masaya bıraktığını söylüyor. Sayın Başkan, herkesin gelip geçtiği, her an birinin girebileceği açık bir makam odasında, masanın ortasına para dolu paket bırakılması mantığa aykırıdır. Eğer bir gizli iş veya para trafiği olsa, bu masanın ortasında değil, gizli saklı yapılırdı.
Adem Yavuz'un Çelişkili Beyanları:
Bu şahısın ifadeleri tamamen kurgudur ve kendi içinde çökmektedir. İddianamedeki tarihlerle (2022-2023-2024) şahısın 'ertesi gün götürdüm' dediği tarihler birbirini tutmuyor. Parayı çektiği tarih ile kuruma geldiği tarih arasında uçurumlar var. Bu şahıs, kurumdaki işleri yürümediği için veya şahsi bir kindalıkla bu iftiraları atmaktadır.
Kartlar Hakkındaki Yanılgı:
Kartlar meselesinde de sadece bir tahminde bulundum. 'Gıda kartı olabilir' dedim, ama tutanaklara sanki 'kartları ben aldım/gördüm' gibi geçmiş. Ben kimseden menfaat sağlamadım, kimseden para talep etmedim.
Sonuç olarak; ben görevimi yapan bir insanım. Bu dosyada adı geçen yapı veya şahıslarla hiçbir organik bağım, talimat ilişkim yoktur. Aylardır evlatlarımdan uzağım. Adaletinize güveniyor, tahliyemi ve beraatimi talep ediyorum.”
“Nasıl gündem oldu, konu nasıl oraya geldi? Size herhangi bir soru yok siz 2024 ramazanında kart gelmişti diyorsunuz...”
“İlk ifademde hatırlayamadım. 2. ifademde benim aklıma geldi ben de söyledim. İlk ifademde de geçmişti kart konusu ama orada hatırlayamadım.”
“Sohbet havasında ifade verdim diyorsunuz. İfadenize geçmeyen kısımlar olmuş olabilir mi? A101 kartlarına konu nasıl geldi?”
“İlk ifademde de soruldu hatırlayamadım. 2. ifademde de gündeme olunca...”
“Savunmanız 2 sayfa gözüküyor ama uzun bir ifade verdiğinizi söylediniz. İfadenizden çıkarılan kısımlar oldu mu?”
“Hayır yok. İkinci ifademde savcı bunaltıcı şekilde davranmadı. Bazı sorulara gecikmeli cevap verdim. 15 dakika sürmedi ifade.”
“Ben ifademi inkar etmiyorum. Sorular tabii ki soruldu. Birkaç maddi hata var. Savunmamdaki kısmın dikkate alınmasını istiyorum.”
“Kollukta Fikret Baydemir'in ifadesi sorulmuş. Kendisini tanımam kimseden para almadım demişsin. 29.09.2025'teki savcılık ifadende Fikret Baydemir Ali Sukas'a vereceği parayı bana bıraktı demişsin. Önceki ifadende bu durumu hatırlamadığını söylemişsin. Ben içerisinde ne olduğuna bakmadım ama görünüş itibariyle poşetin para olduğunu düşünüyorum demişsin.”
“Ben 1 sene önce olmuş olayı hatırlayamadım. Kollukta sorulduğunda tanımıyorum dedim. Fikret Baydemir'in bu olayıyla ilgili savcılık ifadem diyalog olarak geçti. Savcı bey de soruyor. Hiç mi şüphelenmedin adam para getirmiş dedi. Sanki iddianamede poşetin içini görmüşüm gibi yansıtmışlar. Ben öyle demedim.”
“Mesela bak bu kart olaylarından bahsederken 'bilmiyordum poşete bakmadım' dedin. Savcılık ifadende '2024'te Ümit Polat A101 Bim Şok gibi yardım kartları bulunan kartları Ali Sukas'a getirmiş. Bu kartları Ziya Gökmen Togay'a teslim etmemi söyledi. Bu kartların ona gönderildiğini düşünmekteyim diyorsun' açıkça anlatıyorsun.”
“Ben orada savcı ile diyalog halinde geçiyor. Savcı Bey'e alenen söyledim ben hiç konuşmayayım avukatım anlatsın dedim. Ben aldım, poşeti arabaya koyduğum zaman içinde sert, karta benzeyen cisimler vardı. Kartların olduğunu düşündüm dedim.”
“Uzunca ifade verdim. 'Düşünüyorum' diye kullandığım kısımlar var.”
“Savunmanda 29.09.2025 tarihli ifadenden bahsettin maddi hatalar olduğunu söyledin. İfadeyi okumadın mı?”
“Ben o an ilk defa böyle bir durum yaşadım.”
“Gizli tanık beyanlarına bakıldığında, bu kişilerin dosya süreci başladıktan sonra ifade verdikleri görülmektedir. Bu durum, sanık olma ihtimallerinden kurtulmak, cezaevine girmemek ya da mevcut durumlarını lehlerine çevirmek amacıyla olabildiğince fazla isim vererek kendi anlatımlarını destekleme çabasında olduklarını düşündürmektedir. Benim ismimin de bu amaçla kullanıldığını değerlendiriyorum.
İlk beyanımda da, ikinci beyanımda da özellikle belirtmek istediğim husus şudur: Ben, etkin pişmanlık kapsamında beyanda bulunan biri değilim. Çünkü ben bir suça tanık olmadığım gibi, bu dosyada sanık olarak bulunmamam gerektiğini düşünüyorum. Ben yalnızca gördüğüm, duyduğum ve yaşadığım hususları anlattım. İfademde de belirttiğim üzere, Ali Bey’in herhangi birine para verdiğini kendi gözümle görmüş değilim.
Tutanaklarda yer alan bazı ifadelerim, kesin bilgiye dayalı beyanlar değil; o an tarafıma sorulan sorular çerçevesinde olaylara ilişkin yaptığım değerlendirmelerdir. Takdir edersiniz ki savcılık ifadesi, burada dosyada birkaç sayfa olarak görünse de, o şekilde tek seferde ve kesintisiz anlatılmış bir metin değildir. Diyalog halinde sorular sorulmuş, ben de o anda düşündüğüm çerçevede cevaplar vermiş bulunmaktayım. O nedenle bazı kısımlar değerlendirme niteliğindedir.
İkinci savcılık ifadem bakımından da şunu belirtmek isterim: O ifadeyi verdikten sonra, uzun süren süreç nedeniyle metni o anda ayrıntılı inceleme imkânım olmadı. Hatta bir süre dosyada da bulamadık. Sonradan esaslı biçimde inceleme fırsatı bulduğumda, bazı hususların birbiriyle çeliştiğini fark ettim. Burada kimseyi haksız yere itham etmek istemem. Fakat maddi hata niteliğinde bazı hususlar bulunduğunu, bunların da dosyanın bütününü değiştirmese bile açıklanması gerektiğini düşünüyorum. Müsaadenizle bu çelişkili noktaları da arz etmek isterim.”
“Hatta belirtmek isterim ki, yine hassasiyetlerim nedeniyle araştırıp bulduğumuz bir katılım finans sistemi üzerinden, bu olaylardan önce dâhil olduğumuz ve eşimin aylık 65 bin TL ödeme yapmak zorunda olduğu ciddi bir borç yükümüz bulunmaktadır. Eşim şu anda hem bu borcu ödemek hem de çocuklarımızın ihtiyaçlarını karşılamak için benim yokluğumda büyük bir mücadele vermektedir. Ailelerimizin desteğiyle ayakta kalmaya çalışmaktadır. Kendime hiçbir menfaat sağlamadığım ortadayken, böyle bir süreçte bu kadar ağır bedeller ödüyor olmamın takdirini mahkemenize bırakıyorum. Haksız bir kazancım olsa, neden böyle bir borcun altına gireyim?
Gözaltına alındıktan ve savcılıkta ifade verdikten sonra dosyanın içeriğine daha vakıf olabildim. Görev yaptığım süre boyunca firmalar zaman zaman ürün, broşür ya da tanıtım materyalleri getirirdi. Genel Müdür Ali Bey müsait olmadığında firmaları ben karşılar, kendisine bilgi verirdim. Eğer görüşme gerçekleşmeyecekse de yine bilgisi dahilinde, getirilen materyaller herkesin görebileceği açık alanlara bırakılırdı. Bunun dışında getirilen bir şeyi açmak, incelemek, içeriği hakkında değerlendirme yapmak ya da bu konuda karar vermek benim görev ve yetki alanımda değildir.
Kaldı ki çalıştığım oda sürekli açık bir yerdi. Bizim kattaki çalışma düzeninde odamız, daha ilk bakışta görülen, herkesin önünden geçtiği bir konumdaydı. Tanık beyanlarında anlatıldığı gibi, firmaların Ali Bey müsait olmadığında masaya bir şey bırakıp gitmeleri mümkündür. Ancak iddia edilen gibi haram bir iş yapılıyor olsaydı, bunun herkes tarafından görülebilecek bir makam odasının girişindeki açık bir alanda yapılmasının hayatın olağan akışına uygun olup olmadığını da takdirinize sunuyorum.
Sanıkların ve gizli tanıkların, kendi beyanlarını makul bir zemine oturtabilmek, cezaevinden çıkmak ya da hiç girmemek saikiyle, Ali Bey’e yakın pozisyonda çalıştığım için benim adımı da beyanlarına kattıklarını düşünüyorum. Özel kalem müdürü olarak Ali Bey’e yakın çalışıyor olmam, adımın kullanılmasını onlar açısından işlevsel hale getirmiştir.
Nitekim , cezaevinden çıkabilmek için bazı kişilerin bana para getirdiklerini söyleyeceklerinin kulağına geldiğini bana aktarılmıştı. Ben de kendilerine, yaşamadığım hiçbir şeyi kabul etmeyeceğimi açıkça ifade ettim. Yine bunun bir iki gün öncesinde de, bir gizli tanığın ifadesinde adımın geçtiğinden haberdar olmuştum.”
“Ben teşkilatçı bir aile yapısından gelen biriyim. Vakıflarda görev almış bir insan olarak sınırlarımı bilirim. Müslüman hassasiyetleriyle yaşamam gerektiğini bilirim. Kendi alanım dışındaki hiçbir konuya burnumu sokmam. Sınırlarımı aşmam. Görevim dahilinde olmayan meseleleri merak dahi etmem. Disiplinli ve dürüst çalışmam nedeniyle Ali Bey de 2019 sonrasında benimle çalışmaya devam etmiştir.
Öncelikle şunu ifade etmek isterim ki, rüşvet gibi bir konuda adımın geçmesinden gerçekten büyük üzüntü duyuyorum. Hayatım boyunca ne kendim haram lokma yedim, ne çocuklarıma ne de eşime yedirdim. Eşimle birlikte dini ve vicdani hassasiyetlerimiz gereği bir lira faizli ya da haram paraya dahi bulaşmamış insanlarız. Böyleyken, hak etmediğim bir paraya, hele ki devletin malına asla el uzatmam. Hiçbir kimseden, şahsım, kurumum veya Ali Bey adına para talep etmedim; böyle bir para da hiçbir zaman almadım. Beni tanıyan herkese sorulsa, böyle işlere bulaşmayacağımı rahatlıkla söyler.
Görev yaptığım süre boyunca kurum kaynaklarının gereksiz yere israf edilmemesi için elimden geleni yaptım. İddianamede adımın geçtiği iddialara bakıldığında, gizli tanık ve bazı sanıkların üzerime atfettiği isnatlar dışında, iddia makamının da belirttiği üzere, somut bir delil bulunmamaktadır. MASAK kayıtlarından da görüleceği üzere, benim ya da ailemin mal varlığında olağan dışı bir artış söz konusu değildir.”
“Ben 30 yaşındayım. İlkokul çağında iki evlat sahibi bir babayım. Şanslıydım ki şafak baskını sırasında çocuklarım evde değildi. Babalarının cezaevinde olduğunu bilmesinler, bu durumdan etkilenmesinler diye görüşüme gelmelerine razı olamadım. Haftada yalnızca bir kez, 10 dakika sesli görüşme hakkım olduğu için 9 aydır yavrularımın yüzünü dahi göremedim. Uzun süredir çocuklarının yüzünü göremeyen bir baba olarak huzurunuzdayım.
Yaşadığım bu ağır süreç; beni, ailemi, kalp hastası babamı ve annemi derinden etkilemiştir, halen de etkilemeye devam etmektedir.
Ben kimya mühendisiyim. 2012 yılında İstanbul Büyükşehir Belediyesi iştirakinde, araç ve tesislere ilişkin Ar-Ge laboratuvarında çalışmaya başladım. 2017 yılında, dönemin belediye başkanı rahmetli Kadir Topbaş kurumumuzu ziyaret etti. O dönemde İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin canlı yayınlanan bu ziyaretinde laboratuvarın tanıtımını kendisine ben yaptım. Bu sunumum çok beğenildi. Sonrasında dönemin genel müdürü tarafından, 2017 yılında, AK Parti döneminde özel kalem görevine getirildim. Kendisini daha önce isminden dahi tanımıyordum. Muhtemelen o zamanki yöneticimden hakkımda bilgi alındı; sonrasında beni çağırıp konuştular ve göreve başladım.
2019 seçimlerinden sonra ise Sayın Ali Sukas genel müdür olarak atandı. Kendisini de önceki yöneticim gibi daha önceden ne görmüşlüğüm ne de tanışıklığım vardı.”
“Gizli tanıkların ve iddia makamının iddiaları somut değildir.
İslami değerlerimize uygun bir bankada paramız var. Her ay 65 bin TL ödemek zorunda olan bir eş arkamda bıraktım.
Şükürler olsun onun gibi bir eşim var.
Benim masam herkesin görebileceği bir yerde. Böyle bir durum olsa, herkesin görebileceği yerde mi olur?
Gürgen ve Mimoza (gizli tanıkları) ifadelerini makul bir zemine oturtmak için ismimi verdiklerini düşünüyorum.”
“Şanslıyım ki şafak baskınında çocuklarım evde değildi. Çocuklarım etkilenmesin diye cezaevinde görüşmüyorum. Sadece sesli görüşüyorum.”
“Durumdan etkilenmemeleri için 9 aydır yavrularımın yüzünü hiç görmedim.
2017 yılında özel kalem olarak göreve başladım.
Ali Sukas genel müdür olarak atandı.
Sınırlarımı aşmam. Ali Bey benimle çalışmaya devam etti.
Ne bir haram lokma yedim, ne de çocuklarıma yedirdim.
Bir lira faizi bile harama sayarken, devletin malına elim uzanmaz.
Kimse ile Ali Sukas adına para istemedim.”
Murat Or'un savunmasıyla duruşma başladı.
Hakim bayramdan sonra duruşmaların 8-9'a kadar süreceğini söyledi.
“Sabah eşimle konuştum. Aileden 1 kişi alınıyor. Zaten ailelerle görüşme çok sıkıntılı. Bu insanların 1 kişi sınırlamayla buraya gelmelerini doğru bulmuyorum.
107 tutuklu var, 3 avukat gelebilir diyorsunuz. Zaten haftada 1 görüş günü var. Görüş günümüzü değiştirmediniz.
3 avukatla kısıtlama da doğru değil. Bu, yalnız Türkiye’nin değil dünyanın takip ettiği bir duruşma.
Yüzde 15’e kadar düşen adalete güvenin geriye döndüğü bir duruşma olur.
Bunun asimetrik bir kısıtlamaya dönüştüğünü düşünüyorum.
Kuş bakışı 50-60 metre buranın izlenmeyle karşı karşıya bırakılması bu mahkemenin itibarını zedeler.
Basındaki insanların burayı izlemesi, heyetin de iyi tanınması anlamında doğru bir çerçevedir.
Siyasetçiler ya da belediye… Dün İBB Başkan Vekili giremedi. İBB’nin yöneticileri burada. Belediye başkanı burada. Burayı izlemeye gelmek isteyen yalnızca İBB Başkan Vekili değil.
Ben senede 1 kez yöneticileri davet ediyorum. Tam 1300 kişi. Burada konuşulan her konu İBB yöneticilerini ilgilendiriyor.
Bunlar çete değil. Bunlar liyakatli insanlar.
İddianamede biliyorsunuz ki CHP ilk cümleden itibaren suçlu, hatta şüpheli. Yargıtay’a gidecek, kapatmaya gidecek durumda.
İl başkanımdan notlar alıyorum. Benimle müzakere ediliyor. Özenli çalışalım. Herkes buraya medeni şekilde girebilsin.
Bu kadar zor durumdaki yargı müessesesi adına herkes görev almaya, sorumluluk almaya hazır.
Lütfen bayramda bunu değerlendiriniz, istirham ediyorum.
Bu tür kısıtlamaların ne size ne heyetinize en ufak bir katkısı yoktur. Bunu tersine dönüştürebileceğinizi umut ediyorum.
Öyle çıkışlar vardır ki tarihte unutulmaz. Tüm bunları revize ederseniz, müzakere kapınızı açık tutarsanız kimse sizin makamınıza saygısızlık yapmaz. Bakın, yapamaz demiyorum; yapmaz.
Yaparsanız kazanan yüce Türk yargısı olur.
Sürprizler iyidir, bu ülkeye çok şey kazandırır. Bu da çok büyük bir dava, sorumluluğunuz çok büyük.
O sürpriz dediğimin aslında da şu yatıyor:
Bayrama gidiyoruz. Bazen öyle bir çıkış yaparsınız ki şu insanları evine yollarsınız, tarih değişir.”
“Medyanın en köşeden 50-60 metre kuş bakışı ile buradan izlemeye mecbur bırakılması doğru değil.”
“Bunlar çete değil, liyakatli geçmişi güçlü insanlar. İBB Başkanvekili alınmadı. CHP Genel Başkanı'nın buraya girişi bir lütuf gibi görülüyor. Bu doğru değil”
“Ramazan bayramına gireceğiz. Bir olgunlaşma yaşandı. İstenmeyen şeyler oldu. Bu çerçevede benim gözlemlediğim burada gerçekten yaşanan bir sıkıntı var. Ailelerden bir kişi alınıyor. Zaten bu insanların aileleriyle görüşmeleri çok sıkıntılı. Ailesini görüp mutlu olan var. 1 kişi sınırının doğru olmadığını düşünüyorum. 3 avukat kısıtının da doğru olmadığını düşünüyorum”
Heyet salona girdi, Ekrem İmamoğlu “Sayın Hakim 3 dakikalık kısa bir söz isteyeceğim” dedi.
Hakim başıyla onay verdi.
Ekrem İmamoğlu saat 10.28’de salona getirildiğinde ise tüm tutuklu sanıklar ayağa kalktı. Avukatların olduğu bölüme el sallayan İmamoğlu, bazı tutuklu sanıklarla tokalaşıp, sarıldı, bu sırada izleyiciler yine alkışlarla "Cumhurbaşkanı İmamoğlu" sloganı attı.
Duruşma başlıyor. Tutuklular alkışlarla salonda. İzleyicilerden bazıları gözyaşları ile yakınlarını karşılıyor.
İBB Davası'nın 7. günü başlıyor. Bugün duruşmaya Murat Or'un savunmasıyla devam edilecek.

