MO

Murat Or

Ali Sukas'in Özel Kalemi

Sanık ·Tutuklu
19 Mart 2025

Tutuklandı

İBB davası kapsamında tutuklama

7. Duruşma Günü · 18 Mart 2026

10:47
Şanslıyım ki şafak baskınında çocuklarım evde değildi. Çocuklarım etkilenmesin diye cezaevinde görüşmüyorum. Sadece sesli görüşüyorum.
10:47
Durumdan etkilenmemeleri için 9 aydır yavrularımın yüzünü hiç görmedim. 2017 yılında özel kalem olarak göreve başladım. Ali Sukas genel müdür olarak atandı. Sınırlarımı aşmam. Ali Bey benimle çalışmaya devam etti. Ne bir haram lokma yedim, ne de çocuklarıma yedirdim. Bir lira faizi bile harama sayarken, devletin malına elim uzanmaz. Kimse ile Ali Sukas adına para istemedim.
10:52
Gizli tanıkların ve iddia makamının iddiaları somut değildir. İslami değerlerimize uygun bir bankada paramız var. Her ay 65 bin TL ödemek zorunda olan bir eş arkamda bıraktım. Şükürler olsun onun gibi bir eşim var. Benim masam herkesin görebileceği bir yerde. Böyle bir durum olsa, herkesin görebileceği yerde mi olur? Gürgen ve Mimoza (gizli tanıkları) ifadelerini makul bir zemine oturtmak için ismimi verdiklerini düşünüyorum.
10:53
Ben 30 yaşındayım. İlkokul çağında iki evlat sahibi bir babayım. Şanslıydım ki şafak baskını sırasında çocuklarım evde değildi. Babalarının cezaevinde olduğunu bilmesinler, bu durumdan etkilenmesinler diye görüşüme gelmelerine razı olamadım. Haftada yalnızca bir kez, 10 dakika sesli görüşme hakkım olduğu için 9 aydır yavrularımın yüzünü dahi göremedim. Uzun süredir çocuklarının yüzünü göremeyen bir baba olarak huzurunuzdayım. Yaşadığım bu ağır süreç; beni, ailemi, kalp hastası babamı ve annemi derinden etkilemiştir, halen de etkilemeye devam etmektedir. Ben kimya mühendisiyim. 2012 yılında İstanbul Büyükşehir Belediyesi iştirakinde, araç ve tesislere ilişkin Ar-Ge laboratuvarında çalışmaya başladım. 2017 yılında, dönemin belediye başkanı rahmetli Kadir Topbaş kurumumuzu ziyaret etti. O dönemde İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin canlı yayınlanan bu ziyaretinde laboratuvarın tanıtımını kendisine ben yaptım. Bu sunumum çok beğenildi. Sonrasında dönemin genel müdürü tarafından, 2017 yılında, AK Parti döneminde özel kalem görevine getirildim. Kendisini daha önce isminden dahi tanımıyordum. Muhtemelen o zamanki yöneticimden hakkımda bilgi alındı; sonrasında beni çağırıp konuştular ve göreve başladım. 2019 seçimlerinden sonra ise Sayın Ali Sukas genel müdür olarak atandı. Kendisini de önceki yöneticim gibi daha önceden ne görmüşlüğüm ne de tanışıklığım vardı.
11:10
Ben teşkilatçı bir aile yapısından gelen biriyim. Vakıflarda görev almış bir insan olarak sınırlarımı bilirim. Müslüman hassasiyetleriyle yaşamam gerektiğini bilirim. Kendi alanım dışındaki hiçbir konuya burnumu sokmam. Sınırlarımı aşmam. Görevim dahilinde olmayan meseleleri merak dahi etmem. Disiplinli ve dürüst çalışmam nedeniyle Ali Bey de 2019 sonrasında benimle çalışmaya devam etmiştir. Öncelikle şunu ifade etmek isterim ki, rüşvet gibi bir konuda adımın geçmesinden gerçekten büyük üzüntü duyuyorum. Hayatım boyunca ne kendim haram lokma yedim, ne çocuklarıma ne de eşime yedirdim. Eşimle birlikte dini ve vicdani hassasiyetlerimiz gereği bir lira faizli ya da haram paraya dahi bulaşmamış insanlarız. Böyleyken, hak etmediğim bir paraya, hele ki devletin malına asla el uzatmam. Hiçbir kimseden, şahsım, kurumum veya Ali Bey adına para talep etmedim; böyle bir para da hiçbir zaman almadım. Beni tanıyan herkese sorulsa, böyle işlere bulaşmayacağımı rahatlıkla söyler. Görev yaptığım süre boyunca kurum kaynaklarının gereksiz yere israf edilmemesi için elimden geleni yaptım. İddianamede adımın geçtiği iddialara bakıldığında, gizli tanık ve bazı sanıkların üzerime atfettiği isnatlar dışında, iddia makamının da belirttiği üzere, somut bir delil bulunmamaktadır. MASAK kayıtlarından da görüleceği üzere, benim ya da ailemin mal varlığında olağan dışı bir artış söz konusu değildir.
11:12
Hatta belirtmek isterim ki, yine hassasiyetlerim nedeniyle araştırıp bulduğumuz bir katılım finans sistemi üzerinden, bu olaylardan önce dâhil olduğumuz ve eşimin aylık 65 bin TL ödeme yapmak zorunda olduğu ciddi bir borç yükümüz bulunmaktadır. Eşim şu anda hem bu borcu ödemek hem de çocuklarımızın ihtiyaçlarını karşılamak için benim yokluğumda büyük bir mücadele vermektedir. Ailelerimizin desteğiyle ayakta kalmaya çalışmaktadır. Kendime hiçbir menfaat sağlamadığım ortadayken, böyle bir süreçte bu kadar ağır bedeller ödüyor olmamın takdirini mahkemenize bırakıyorum. Haksız bir kazancım olsa, neden böyle bir borcun altına gireyim? Gözaltına alındıktan ve savcılıkta ifade verdikten sonra dosyanın içeriğine daha vakıf olabildim. Görev yaptığım süre boyunca firmalar zaman zaman ürün, broşür ya da tanıtım materyalleri getirirdi. Genel Müdür Ali Bey müsait olmadığında firmaları ben karşılar, kendisine bilgi verirdim. Eğer görüşme gerçekleşmeyecekse de yine bilgisi dahilinde, getirilen materyaller herkesin görebileceği açık alanlara bırakılırdı. Bunun dışında getirilen bir şeyi açmak, incelemek, içeriği hakkında değerlendirme yapmak ya da bu konuda karar vermek benim görev ve yetki alanımda değildir. Kaldı ki çalıştığım oda sürekli açık bir yerdi. Bizim kattaki çalışma düzeninde odamız, daha ilk bakışta görülen, herkesin önünden geçtiği bir konumdaydı. Tanık beyanlarında anlatıldığı gibi, firmaların Ali Bey müsait olmadığında masaya bir şey bırakıp gitmeleri mümkündür. Ancak iddia edilen gibi haram bir iş yapılıyor olsaydı, bunun herkes tarafından görülebilecek bir makam odasının girişindeki açık bir alanda yapılmasının hayatın olağan akışına uygun olup olmadığını da takdirinize sunuyorum. Sanıkların ve gizli tanıkların, kendi beyanlarını makul bir zemine oturtabilmek, cezaevinden çıkmak ya da hiç girmemek saikiyle, Ali Bey’e yakın pozisyonda çalıştığım için benim adımı da beyanlarına kattıklarını düşünüyorum. Özel kalem müdürü olarak Ali Bey’e yakın çalışıyor olmam, adımın kullanılmasını onlar açısından işlevsel hale getirmiştir. Nitekim , cezaevinden çıkabilmek için bazı kişilerin bana para getirdiklerini söyleyeceklerinin kulağına geldiğini bana aktarılmıştı. Ben de kendilerine, yaşamadığım hiçbir şeyi kabul etmeyeceğimi açıkça ifade ettim. Yine bunun bir iki gün öncesinde de, bir gizli tanığın ifadesinde adımın geçtiğinden haberdar olmuştum.
11:17
Gizli tanık beyanlarına bakıldığında, bu kişilerin dosya süreci başladıktan sonra ifade verdikleri görülmektedir. Bu durum, sanık olma ihtimallerinden kurtulmak, cezaevine girmemek ya da mevcut durumlarını lehlerine çevirmek amacıyla olabildiğince fazla isim vererek kendi anlatımlarını destekleme çabasında olduklarını düşündürmektedir. Benim ismimin de bu amaçla kullanıldığını değerlendiriyorum. İlk beyanımda da, ikinci beyanımda da özellikle belirtmek istediğim husus şudur: Ben, etkin pişmanlık kapsamında beyanda bulunan biri değilim. Çünkü ben bir suça tanık olmadığım gibi, bu dosyada sanık olarak bulunmamam gerektiğini düşünüyorum. Ben yalnızca gördüğüm, duyduğum ve yaşadığım hususları anlattım. İfademde de belirttiğim üzere, Ali Bey’in herhangi birine para verdiğini kendi gözümle görmüş değilim. Tutanaklarda yer alan bazı ifadelerim, kesin bilgiye dayalı beyanlar değil; o an tarafıma sorulan sorular çerçevesinde olaylara ilişkin yaptığım değerlendirmelerdir. Takdir edersiniz ki savcılık ifadesi, burada dosyada birkaç sayfa olarak görünse de, o şekilde tek seferde ve kesintisiz anlatılmış bir metin değildir. Diyalog halinde sorular sorulmuş, ben de o anda düşündüğüm çerçevede cevaplar vermiş bulunmaktayım. O nedenle bazı kısımlar değerlendirme niteliğindedir. İkinci savcılık ifadem bakımından da şunu belirtmek isterim: O ifadeyi verdikten sonra, uzun süren süreç nedeniyle metni o anda ayrıntılı inceleme imkânım olmadı. Hatta bir süre dosyada da bulamadık. Sonradan esaslı biçimde inceleme fırsatı bulduğumda, bazı hususların birbiriyle çeliştiğini fark ettim. Burada kimseyi haksız yere itham etmek istemem. Fakat maddi hata niteliğinde bazı hususlar bulunduğunu, bunların da dosyanın bütününü değiştirmese bile açıklanması gerektiğini düşünüyorum. Müsaadenizle bu çelişkili noktaları da arz etmek isterim.
11:26
Ben o an ilk defa böyle bir durum yaşadım.
11:26
Uzunca ifade verdim. 'Düşünüyorum' diye kullandığım kısımlar var.
11:26
Ben orada savcı ile diyalog halinde geçiyor. Savcı Bey'e alenen söyledim ben hiç konuşmayayım avukatım anlatsın dedim. Ben aldım, poşeti arabaya koyduğum zaman içinde sert, karta benzeyen cisimler vardı. Kartların olduğunu düşündüm dedim.
11:26
Ben 1 sene önce olmuş olayı hatırlayamadım. Kollukta sorulduğunda tanımıyorum dedim. Fikret Baydemir'in bu olayıyla ilgili savcılık ifadem diyalog olarak geçti. Savcı bey de soruyor. Hiç mi şüphelenmedin adam para getirmiş dedi. Sanki iddianamede poşetin içini görmüşüm gibi yansıtmışlar. Ben öyle demedim.
11:26
Ben ifademi inkar etmiyorum. Sorular tabii ki soruldu. Birkaç maddi hata var. Savunmamdaki kısmın dikkate alınmasını istiyorum.
11:26
Hayır yok. İkinci ifademde savcı bunaltıcı şekilde davranmadı. Bazı sorulara gecikmeli cevap verdim. 15 dakika sürmedi ifade.
11:26
İlk ifademde de soruldu hatırlayamadım. 2. ifademde de gündeme olunca...
11:26
İlk ifademde hatırlayamadım. 2. ifademde benim aklıma geldi ben de söyledim. İlk ifademde de geçmişti kart konusu ama orada hatırlayamadım.
11:39
Murat Or'un mahkemedeki beyanlarından: Sayın Başkan, Adem Yavuz'un ifadesi kendi içinde iflas etmiştir. Şahıs 'Parayı çekip ertesi gün götürdüm' diyor, ama banka kayıtları ile HTS kayıtları arasındaki tarihler arasında aylar var. Ayrıca, camlı ve her an herkesin girebileceği bir makam odasının masasına para dolu paket bırakıldığı iddiası, suçun doğasına aykırıdır. Kimse masanın üstüne, herkesin gözü önünde suç delili bırakmaz. Bu olay bir 'teslimat' değil, sıradan bir 'paket bırakma' işlemidir ve içeriğinden haberim olması mümkün değildir. Tanık beyanlarının, özellikle cezaevinde bulunan kişilerin kendi durumlarını lehlerine çevirmek amacıyla verilmiş olabileceği göz ardı edilmemelidir. Bu tür beyanların objektifliği ciddi şekilde tartışmalıdır. Gizli tanık ifadeleri, sürecin başlamasından sonra ortaya çıkmıştır. Bu durum, beyanların doğal bir akışın sonucu değil, sürece göre şekillendirilmiş olabileceği ihtimalini güçlendirmektedir. İddianamede geçen HTS kayıtları suçun delili olamaz. Çalıştığımız alan 300 metre çapında, üç ayrı binanın olduğu bir yerdir. Bu şahıslar zaten iş gereği kuruma gelip giden, kapıdaki güvenlikten geçerek içeri giren kişilerdir. Benimle veya başkasıyla görüşmeye gelmeleri hayatın olağan akışına uygundur. 300 metrelik bir alanda sinyal verilmesi, doğrudan bir suçun işlendiği anlamına gelmez. Paket ve Para İddiası (En Kritik Nokta): Savcılık ifadesinde bana sorulduğunda, 'içinde para olabilir' demedim. Ben 'paket görmüş olabilirim ama içeriğini görmedim' dedim. İddianamede sanki ben para dolu poşeti teslim aldığımı kabul etmişim gibi yansıtılmış. Ben kesinlikle para görmedim, para almadım. Şahıs paketi getirip masaya bıraktığını söylüyor. Sayın Başkan, herkesin gelip geçtiği, her an birinin girebileceği açık bir makam odasında, masanın ortasına para dolu paket bırakılması mantığa aykırıdır. Eğer bir gizli iş veya para trafiği olsa, bu masanın ortasında değil, gizli saklı yapılırdı. Adem Yavuz'un Çelişkili Beyanları: Bu şahısın ifadeleri tamamen kurgudur ve kendi içinde çökmektedir. İddianamedeki tarihlerle (2022-2023-2024) şahısın 'ertesi gün götürdüm' dediği tarihler birbirini tutmuyor. Parayı çektiği tarih ile kuruma geldiği tarih arasında uçurumlar var. Bu şahıs, kurumdaki işleri yürümediği için veya şahsi bir kindalıkla bu iftiraları atmaktadır. Kartlar Hakkındaki Yanılgı: Kartlar meselesinde de sadece bir tahminde bulundum. 'Gıda kartı olabilir' dedim, ama tutanaklara sanki 'kartları ben aldım/gördüm' gibi geçmiş. Ben kimseden menfaat sağlamadım, kimseden para talep etmedim. Sonuç olarak; ben görevimi yapan bir insanım. Bu dosyada adı geçen yapı veya şahıslarla hiçbir organik bağım, talimat ilişkim yoktur. Aylardır evlatlarımdan uzağım. Adaletinize güveniyor, tahliyemi ve beraatimi talep ediyorum.
11:44
Tabii ki sadece size geliyorlar diye bir durum yok, başka birime gelip, size de uğrayanlar oluyordu. Kayıtlardan çıkar. Bazılarının günde 3 girişi bile olabilir.