“Son baygınlığını merdivenlerden çıkarken yaşadı. Koğuşun adım atılamayacak kadar kalabalık olması sayesinde, birlikte kaldığı kişiler durumu hemen fark etti ve kafasını vurup merdivenlerden yuvarlanmaktan kurtarıldı. Müvekkilimin hayatını kurtaran şey, 21 kişilik bir koğuşta 70 küsur kişiyle kalıyor olmasıdır. Tahliye talebimizi dile getirirken, koğuş değişikliği yapılmadığı ve dilekçelerimiz dikkate alınmadığı için ironik biçimde teşekkür ediyorum; çünkü müvekkilimin hayatını buna borçluyuz.”
46. Duruşma Günü
“Müvekkilim , kronik rahatsızlıkları olan, düzenli takip gerektiren ciddi bir tansiyon hastasıdır; babasını da erken yaşta bu nedenle kaybetti. Tutuklu kaldığı süreçte hastaneye sevk edildi, holter ile takibe alındı; aynı gün içinde üç kez bayıldığı bir dönemi atlattı.”
“Maddi gerçek arıyorsanız ben buldum. Karşımızda organize bir kötülük vardır. Müvekkilim 'un derhal tahliyesine karar verilmesini talep ediyorum.”
“ duruşma salonunda her şeyi itiraf etti; ve müdafii 'Biz basındaki dedikoduları harmanlayıp anlattık, tahliye ümidiyle manipüle edilerek bu sözler bize söylettirildi' dedi. Bu manipülasyonu yapan ve basındaki yalanları 'en net delil' gibi savcılığa sunduran ortak odak, söz konusu avukatlık ilişkisidir. Ortada hukuki bir soruşturma değil, aynı avukat çatısı altında müvekkilim üzerine yapay bir suç şeması inşa eden bir kurgu vardır.”
“Müvekkilim hakkında etkin pişmanlık ifadesi veren kişilerin önemli bir kısmının avukatı aynı isimdir: . Etkin pişmanlık ifadesini geri çeken 'in müvekkilim hakkındaki ifadesinin duyumdan ibaret olduğu, bizzat kendi avukatı tarafından duruşmada dile getirilmiştir. Etkin pişmanlıktan faydalanarak tahliye olan Kabil Taşçı ve ile tutuklu yargılanan 'in avukatı da bu isimdir; aynı avukat birçok etkin pişmanlıkçıyı temsil etmiş ve tahliye almıştır. Bu isimlerin savunmasının tek bir avukat çatısı altında üstlenilip yönlendirilmesi tesadüf değildir; ortada 'organize bir ek ifade trafiği' ve bir 'kurgu mekanizması' vardır. Bu avukat eşliğinde verilen ifadeler özgür iradeyle değil, tutukluluk baskısı altında ve cezaevinden çıkma (tahliye ödülü) beklentisiyle kurgulanmıştır; bu beyanlar birbirinden ve basındaki dedikodulardan cımbızlanarak oluşturulmuş bir 'paketin parçası'dır.”
“İtirafçılardan Kabil Taşçı, tutuklanana kadar müvekkilim hakkında hiçbir ifade vermemiştir. Tutuklandıktan sonra ise yeri ve günü belli olmayan, gerçek dışı iddiaların yer aldığı bir beyanı olmuştur.”
“Ortada somut bir delil yokken, müvekkilim ihale şartnamelerine uygun davranıp alın teriyle kazandığı parayla ev aldığı için bu dosyaya meze edilmiştir. Dürüst bir iş insanının hayatıyla oynanmaktadır.”
“Ceza yargılamasının temeli somut delildir; ancak bu dosyada somut bir delil bulunmamaktadır. Aleyhte bir bilirkişi raporu, bir tape kaydı bulmayı bekliyordum. Müvekkilime dair tek somut delil, soyut beyanlardır.”
“Kendisi İBB çalışanı değil, nasıl İBB'nin uluslararası kredi talebinde yer alsın? Bu kurumların başında en üst düzey uluslararası yetkililer var. 'Bunlar kredi verip takip etmiyorlar' demek mümkün değil.”
“Tek tutuklu iş insanı benim müvekkilim. Kredi başvurusunda bulunmadı ve hangi kredinin müvekkilim lehine kullanıldığı belli değil.”
Duruşmaya verilen ara sona erdi; oturum yeniden başladı.
Ara sona erdi
'nun söz almasının ardından mahkeme başkanı duruşmaya ara verdi.
Ara verildi
“Kahraman Bey'i ilk defa sesiyle tanımış oldum. Beni tanıyor musunuz? Tanışmıyoruz aslında. Beni tanımayan insanlarla, İBB'nin hiyerarşisinde olan insanlarla, artı çocukluk arkadaşlarımla bir örgüt yaratılmıştır Sayın Başkan.”
“Olan üyelerin bir kısmını ben zaten tanımıyorum. Bir kısmı da benim genel sekreter yardımcılarım veya daire başkanlarım veya belediye başkanı arkadaşlarım. Örgütün de çatısı budur Sayın Başkan. Onun için bu soruyu sormak istedim. İnanınız, geriye kalan sadece ve sadece çok vasıfsız bir kahvehane dedikodusudur.”
İmamoğlu salondan çıkarılırken, 90 yaşındaki Ali amca ve neredeyse her duruşmaya gelen Apo dayı "Cumhurbaşkanım seni seviyoruz" diye haykırdı.
“Bakınız, birisi 160 milyarlık yolsuzluk, az önce anlattım. İkinci omurgası da suç örgütü ve ben suç örgütünün lideriyim. Ve burada birçok insanın suç örgütü üyesi veya vasıflı üyesinin tanışmadığı insanlardan oluştuğuna siz de şahitlik ettiniz. Yan mahkemedeki de örgütün yöneticisi diye, casusluk yaptığımız iddia edilen bir başka davada da yöneticisi beni tanımıyor, ben de onu tanımıyorum. Bir başka yöneticisi de yine sizin huzurunuzda dedi ki 'örgütle ilgili bu paragrafı ben söylemedim, önüme koydular, maktu bir şeydir, şablondur diye imzaladım' dedi. Yani yöneticiliğini kimse kabul etmiyor, üyeliğini kimse kabul etmiyor.”
“Anladığım kadarıyla siz bu yurt dışı kredileriyle ilgili maddeden de tutuklu olan arkadaşımız olarak buradasınız. Sayılan eylemlerin içinde olduğu için siz de onlardan biri olarak tutuklusunuz. Bir de ben tutukluyum; başka kimse yok aslında bu maddeden. Öyle değil mi Kahraman Bey?”
“Evet.”
“Yani 50 milyar lira, bugünkü değeri belki 65-70 milyarı bulan, 2 milyar dolara ya da avroya yakın bir kaynağı; koca Sayıştay, tarihinin en fazla denetimini yaptığı Büyükşehir Belediyesi'nde fark edememiş ama bize bir tane mali tabloyu bile doğru sunamayan iddia makamı fark etmiş. Bu kayıtlara geçsin diye böyle aktarıyorum. Böyle bir saçmalık olamaz. Allah bunların iftirasından bir kişiyi bile korusun bu ülkede. Bir kişiyi bile.”
“Bunun 50 milyarı; dünyanın en itibarlı kredi kuruluşlarından temin ettiğimiz, en uygun oranlarla aldığımız ve İstanbul tarihinin yılda en fazla metro üretilen dönemini yaşatan kredilerdi. Şimdi bunu da aldık götürdük, İBB'ye çadır ve benzeri ihaleleri alan 'a aktardık diye tutuklandı. İddianamenin ve bugün yaşatılan ortamın özeti aslında budur. Böyle bir absürtlük, böyle bir saçmalık olamaz.”
“Bu dosya, savcılık tarafından kamuoyuna 160 milyar liralık yolsuzluk diye duyuruldu ve iddianame böyle sunuldu. 160 milyarlık yolsuzluk diye duyurulan iddianamenin 50 milyar lirası da yurt dışından Büyükşehir Belediyesi tarafından kullanılan, metrolar için kullanılan kredinin muhtelif firmalara boca edilerek, aktarılarak, o firmalar üzerinden örgüte aktarıldığı şeklinde, dünyanın en absürt iddianame anlatımlarından biri olarak dosyaya konuldu.”
“Benden sonra avukatlarım, anlattığım hususların hukuk karşısındaki değerlendirmelerini yapacak. Ben sadece şunu söylemek istiyorum: Ben bir babayım, bir eşim, işlerini büyütmek isteyen bir mimarım, bir insanım. Ülkem ve dünya için faydalı olmaya çalışıyorum. Sizlerden beni yeniden dünyama, işime, evlatlarıma ve eşime kavuşturmanızı talep ediyorum. Kaçacak, göçecek biri değilim; ne şehrimi ne ülkemi ne işimi bırakıp kaçacak biriyim. Oğlum bu hafta sonu lise giriş sınavına, kızım önümüzdeki hafta sonu üniversite sınavına girecek. Şirket çalışanlarımın birçoğunu işten çıkarmak zorunda kaldım, işlerim zora girdi. Ama yargılanmaktan ve hesap vermekten asla kaçmadım; burada soracağınız her soruya cevap vermeye hazırım. Saygıdeğer mahkeme, bana özgürlüğümü bağışlayın. Saygılarımı sunuyorum.”
“Ben yüksek tansiyon hastasıyım. Babam, babamın kardeşi olan amcam 57 yaşında, halam 52 yaşında bu hastalıktan vefat etti. Ben de bu süreçte sağlık sorunları yaşamaya başladım. Bir gün tansiyonum 20'nin üzerine çıkınca doktora gittim; uzunca süre düşürülemedi. Bir kardiyolog hâlâ bana uygun ilacı bulmaya çalışıyor, ilaçlarım değiştirildi. Ancak cezaevi şartlarında mevcut ilaçlarımla devam etmek zorundayım; bir tansiyon aleti bile yok. Yaklaşık 10 aydır bu durumdayım. Revire gidiyorum ama imkânlar sınırlı, zor. Eşim her gün bu korkuyla yaşıyor; 9 Mart'tan beri yüreği ağzında beni görmeye geliyor. 6 Şubat 2026'da cezaevindeyken ikinci evliliğimi yaptım; evlenme teklifimi bir açık görüş gününde yaptım, nikâhımız avukat görüş odasında kıyıldı. Huzurunuzda eşime çok teşekkür ediyorum; bu zor aylarda varlığını eksik etmedi, ayakta kalmamı sağladı.”
“ etkin pişmanlıktan faydalanırken birçok şey anlatıyor; Abbas 'Tuce firması tarafından Kahraman isimli bir şahsa 6 milyon verildiğini duydum' diyor. Firma sahibi benim hakkımda birçok beyanda bulunmasına rağmen 'ona 6 milyon verdim' demiyor. Ben kesinlikle böyle bir para almadım. Sadece dünya çapında işler yapma niyetinde bir mimarım.”
“Şirketimin güdümünde olduğu iddia edilse de tek yetkilisi benim, ben kurdum. Yüksek getirili ihaleleri benim aldığım iddiasını kabul etmiyorum.”
“MASAK raporlarında görüleceği üzere mal varlığım 25 yıllık iş hayatıma uygundur, açıklanamayan bir para giriş-çıkışı yoktur.”
“'un kasası olduğumu duyduklarını söylemişler. 'la burada çalıştım. Kendisine yalnızca bir kez babasının vefatı sebebiyle baş sağlığı mesajı yollamışım; o mesajıma geri bile dönmemiş.”
“Etkin pişmanlık ifadelerinin hiçbirine itibar etmiyorum. Hepsine tek seferde cevap vereceğim.”
“Ben ne basiretsiz bir kasayım ki aldığım işten birinde iş eksiltmeler sonucu yüzde 17'sini, diğerinde ise yüzde 6'sını yapmayı bana uygun görüyorlar. , Kamil Taşçı, , yalan söyleyebilir ama bir mimar gözüyle matematik yalan söylemez.”
“İddianamede bu kredilerle ödeme yapıldığı yazan sadece benim şirketim yok, onlarca firma var. Bu eylemden tutuklu iki kişi var sayın başkanım: Ben ve Sayın .”
“Bu eylemin benimle veya sahibi olduğum Antre Tasarım'ın hiçbir alakası yoktur. Kültür A.Ş. ile yaptığım işler dolayısıyla cari hesabım olduğundan tarafıma ödenen paraların kaynağını bilmem mümkün değildir. Keza belediyenin para kaynağını bilmem de hiç mümkün değildir. Bu sorunun muhatabı İBB Mali İşler Daire Başkanı yahut Ekrem Başkan'dır.”
Savunma, iddianamedeki 50 milyar TL'lik metro kredisinin suç örgütüne finansman olarak kullanıldığı iddiasına ilişkin.
“Bu söyleyeceklerimi her eylemde tekrarlayacağım: Yaptığım bu işlerde aldığım ticari bedeller (hak ediş bedelleri) dışında hiçbir ödeme almadım. Hiç kimseye zarar vermedim; hiçbir kurum ve kuruluşu dolandırmadım. İhaleye fesat karıştırma ya da dolandırıcılık söz konusu olamaz. Kestiğim faturalar gerçektir; vergi kayıtlarıyla ve şirket kayıtlarıyla birebir uyumludur. Kültür AŞ'den yapılan tüm ödemeler şirketimin Ziraat Bankası hesabına yatmıştır. Buna ilişkin bütün belgeler hem soruşturma aşamasında savcılığa hem de mahkemeye sunulmuştur.”
“Savcılık ifademde sunduğum somut deliller dikkate alınmadı. İncelerseniz, yapmadığım yahut eksik yaptığım iddia edilen işlerin belgelerini göreceksiniz.”
“Ancak burada sanki ben kendi isteğimle gelmemişim de Vatan Emniyeti'nde yakalanmışım gibi bir tutanak düzenlenmiştir. Tutanağa baktığınızda Vatan Emniyeti içerisinde yakalandığımın yazıldığını göreceksiniz. Oysa ben, hakkımda gözaltı kararı olduğunu bilmeden ve sonrasında da öğrenmeme rağmen kendi irademle gitmiş bulunuyordum. Buna ilişkin belgeleri kısıtlı dosyası içerisinde işaretlenmiş sayfalarda görebilirsiniz.”
“Buna rağmen ertesi gün sabah erken saatlerde eski eşimin evine gözaltı kararıyla gidilmiş. Sabah uyandığımda eve gözaltı için gidildiğini öğrendim. Buna rağmen Vatan Emniyeti'ne gitmekten imtina etmedim. Hakkımda gözaltı kararı olduğunu öğrendiğim hâlde Vatan Emniyeti'ne kendim gittim.”
“Şu anki soruşturma sürecine ilişkin bazı hususları belirtmek istiyorum. 21.03.2025 tarihinde telefonla aranarak Vatan Emniyet Mali Şube Birimi'nde ifade vermek üzere davet edildim. Kendilerine hemen gelebileceğimi söyledim. Bana, ertesi gün ya da uygun bir vakitte gelebileceğimi, sabah saat 10.00'da tekrar teyitleşeceğimizi söylediler.”
“Gerek emniyette, gerek savcılıkta, gerekse huzurunuzda verdiğim ifadelerden gurur duydum. Her yerde hesap vermeye hazır oldum.”
“İBB'deki ilk işlerimden biri 2019'a ait Kadıköy Çevre Projesi (~1.000 m²'lik bir alan, Avrupa örneklerinden ilham). Tam Bana Göre Festivali — Ankara (2023, Cumhurbaşkanlığı himayelerinde) stant tasarım ve uygulaması tamamen bana ait. İBB Kültür AŞ'ye yaptığım projeler ve aldığım ihaleler bu mesleki birikim neticesinde gerçekleşti. Yaptığım bütün işlerden, adımın Kahraman olduğu kadar eminim.”
“Peygamber Efendimizin hayatını anlatan müze tasarımı projesinde Suudi Arabistan'daki bir örnekten yola çıkıldı; içerik başka bir ekibe, tasarım ve mekânsal kurgu için bize başvuruldu. Proje Cumhurbaşkanlığı makamına sunuldu ancak pandemi nedeniyle hayata geçirilemedi.”
“Portföyümden bazı işler: İstanbul Otoshow Fuarı stant tasarımları (Toyota, Hyundai, Subaru, Jeep) — işçilik kalitemiz nedeniyle yurt dışı fuarlara davet edildik; Akbank Private Banking, Sabancı Holding, Petrol Ofisi ve Modus etkinlik stantları; Teknofest, Milli Savunma Bakanlığı, Baykar-Bayraktar stant tasarım ve uygulamaları; CEVA Lojistik ve Cargill Turkey genel müdürlük ofisleri; Siemens projeleri (Çerkezköy fabrikası ve Ankara-İstanbul hızlı tren projesi); Yudum Gıda genel müdürlük ofisi; İstikbal Mobilya yurt içi/dışı stantları. İBB ile ilişkilendirilmeye çalışılsa da Siemens işlerim tamamen kendi mesleki çalışmalarımdır.”
“Etkin pişmanlıktan yararlananlar gibi 'gördüm', 'duydum', 'bana söylediler', 'baskı hissettim' şeklinde beyanda bulunmuyorum; yaptığım işleri somut olarak ortaya koyuyorum. 25 yıllık meslek hayatım boyunca yaptığım işlerin bir kısmını anlatmak isterim.”
Salonda proje görselleri gösteriliyor
“Yaklaşık on ay önce tutuklandığım dönemde avukatlarımın iddia makamına teslim ettiği, yapılan işlere ait klasörler hâlinde taranmış tüm belgelerimizi ve somut delillerimizi size tekrar sunmak istiyorum.”
“Avukatım, ihaleye fesat ve dolandırıcılık iddialarının sadece etkin pişmanlık ifadelerine dayanmaktan çıkarılıp somutlaştırılması için bilirkişi incelemesi ve yaptığım işlerin yaklaşık maliyet hesaplarının çıkarılmasını talep etti. Yaptınız mı? Kocaman bir hayır.”
“Soruşturma aşamasında avukatım dilekçeler verdi: 'Müvekkilime para verildiğini iddia edenleri çağırın, sorun. Paranın verildiği yeri sorun. O bölgenin kamera görüntülerini isteyin. Araçlarını nereye park etmiş? Parayı taşıyan çanta nerede? Kaç kişi gelmiş gitmiş?' Savcılık sordu mu, kamera görüntüsü istedi mi? Kocaman bir hayır.”
“Hiçbir toplantısına, mitingine dahi katılmadım. Ama savcı aynı baz kayıtlarında bulunduğumu belirterek bunu bir ilişki olarak gösteriyor. Şu an bu çatı altında bulunan herkesin telefonları aynı baz istasyonlarından sinyal alıyordur. Böyle bir mantık; suyun üst tarafında su içen kurdun, alt tarafta su içen kuzuya 'Suyumu bulandırıyorsun' diye sataşmasına benzer. Kafaya koymuş, o kuzuyu yiyecek. Sadece kurt bu mahkemeyi unutmuş. İstanbul seçmeninin çoğunluğunun oyuyla seçilmiş bir belediye başkanı lider, ben de o yasal olmayan örgüte üyeyim öyle mi? İş ilişkisi husumeti olan birkaç kişinin soyut beyanıyla ben üye olmam. Oysa burada somut deliller konuşur, soyut beyanlar değil.”
“Birçok yerli ve yabancı önemli firmaya; ofis tasarımı ve kullanım alanları konusunda, yurt içi ve yurt dışındaki fuar ve organizasyonlarda stant tasarımı ve uygulamaları alanında hizmet verdik. İddianamede adımın geçtiği eylemler, birlikte anıldığım kişiler, üstlenmediğim halde bana atfedilen işler nedeniyle ifademi detaylandırmak istiyorum.”
İmamoğlu'nun değindiği arama uygulamasının ayrıntıları: Terörle mücadele ekipleri, İSTTELKOM AŞ Genel Müdürü 'in eski eşinin ve kız kardeşinin evlerinde ve İSTTELKOM'da arama yaptı; eski eşinin telefonu, kızının iPad'i, kız kardeşi, anne ve babasının telefonları ile yeğeninin tableti alındı. Av. , Casusluk davasında 'in dosyasının tefrik edildiğini, aramanın tefrik edilen dosya üzerinden yapıldığını belirtti.
İmamoğlu'nun 'yeğenimin iPad'i' çıkışının arka planı
“Sayın iddianame savcısı, suç örgütüne üye olduğumu söylüyor. Savcı diyor ki: ', 'nun lideri olduğu örgütün üyesidir.' Ben 'nu, İBB ve Kültür AŞ'ye iş yapmış olmama rağmen tüm Türkiye'nin tanıdığı kadar tanıyorum. Yaptığım işlerde açılış etkinliklerine katılmışlığı olmuştur; ancak o sahneyi, alanı, çadır düzenlemelerini yapanlara ne sormuş ne de tanışmıştır. Bir teşekkür beklerdim; teşekkür dahi etmemiştir. Gerçi haklıdır, ücretini tahsil ettiğim işlerde teşekkür yerine ödemelerin zamanında yapılması yeterlidir.”
“Ben sosyal hayatı çok renkli, daldan dala koşan biri hiç olmadım. İşlerim dolayısıyla oluşturduğumuz çalışma grupları dışında hayatımda hiçbir topluluğa üye olmadım; işim ve çalışma arkadaşlarım dışında WhatsApp gruplarına dahi dahil olmadım. CHP'li belediye başkanlarının olduğu belediyelere hizmet verdim, CHP üyesi olmadım. AK Partili belediye başkanlarının olduğu belediyelere hizmet verdim, AK Parti üyesi olmadım.”
, aranın ardından 'Cumhurbaşkanı İmamoğlu' sloganlarıyla salona girdi.
Aradan dönüş
“Hepinizi çok seviyorum. Casusluk davası diğer davalar gibi, adaletin çöp olduğu süreçte kardeşimin 7 yaşındaki yeğeninin oyun oynadığı iPad'ini alacak kadar, 14 yaşındaki kızının 12 tane terörle mücadele polisiyle cep telefonunu alacak seviyeye düşmüşlerdir. Benim Kartal Adliyesi'ne giderken arabam bozuk değildir ama Türk yargısını bindirdikleri araba ve onu süren bu ülkenin başındaki zihniyet o arabayı hurdaya düşürmüştür. Yazıklar olsun.”
Ara verilirken, salondan çıkarılırken
'ün avukatı, Mahkeme Başkanı'nın kaldırdığı 'örgüt üyeliği tedbirlerinin' cezaevinde hâlâ sürdürüldüğünü belirtti. Sanıklar haftada yalnızca 1 kez 10 dakika telefonda yakınlarıyla görüşebiliyor; mahkeme heyeti bu tedbirin kaldırılması için cezaevine yazı yazmıştı.
Müdafi — tedbir/telefon kısıtı
“Bizim sonradan dahil edilen iddianamede sayfa 52'de Savcılık, ''ün dediği gibi bize iş bağlardı, iş paslardı' diye senin böyle bir ifaden olduğunu yazmış. Savcılık, iddiaları , , ifadeleri ile HTS baz raporları ve MASAK raporlarının teyit ettiğini söylüyor. Şimdi HTS/baz kayıtlarını soruyorum: 6 yıl içinde, firma sahibi ve benim gizli ortağım olduğu iddia edilen 'yla aranızdaki telefon görüşme sayısı sıfır. Nasıl bir gizli ortaklıksa 6 yılda sıfır görüşme. Ancak 6 yılda seninle karşılıklı 100'er kez görüşmüşsünüz. Ortaklığın delili olarak gösterilen bu görüşmeleri nasıl açıklarsın? Biz seninle sürekli iş mi görüşüyorduk?”
“6 yılda 100 kere aramışsak zaten az aramışız, ikimizin ayıbı olsun. Özel günlerimiz var Başkanım; cenazemiz, düğünümüz, doğum günümüz, bayramımız var. İş için de aramışlığım olmuştur ama bunlar hayatın içinden, normal dostların yaşayabileceği durumlar.”
“Bu soruyu hem sana hem kendime zul sayarak soruyorum; az önce cevapladın ama huzurda bir kez daha sormak istiyorum. Sayın Kapki ifadesini geri çekmiş, helallik istemiş olsa da soruyorum: 'in veya başka birinin kasası oldunuz mu hayatınızda?”
“Olmadım Başkanım. Birbirimizi tanırız; ben kulun emanetçisi olmamayı, o terbiyeyi almış biriyim. Kimse zinhar böyle bir teklifte dahi bulunamaz. İnan'la da böyle bir şey yoktur zaten.”
“3K şirketine ihale temin etmek, ihale görüşmesi ayarlamak ya da bu amaçla İBB yetkilileri nezdinde girişimde bulunduğum iddia edildi. Benim böyle bir girişimime şahit oldunuz mu? İBB'de herhangi bir yetkiliyle görüşebilmek için benim aracılığıma ihtiyacınız var mıydı?”
“Vallahi direkt hayır diyebileceğim bir şey... Başkanım hazır bütün taraflar buradayken bir belediye yetkilisi çıkıp desin. Öyle bir şey yok. Kaan Bey de burada, Bey de burada. Hiçbir şekilde hiçbir iş, hiçbir randevu talebinde öyle bir şey yok başkanım.”
“Savcılık Makamı ''ün dediği gibi bize iş bağlardı, iş paslardı' diyor. Siz emniyet, savcılık, sulh ceza veya herhangi bir ifadede öyle bir cümle kurdunuz mu? Bu cümle size mi ait?”
“Hiçbir şekilde böyle bir şey söylemedim, bunu defaatle söyledim Sayın Başkanım. 'in verdiği reklamların, reklam haklarının araştırılmasını istiyorum. Pozitif ayrımcılık varsa ezici çoğunluğunu almış olmam gerekir; yüzde 5'ini mi 10'unu mu almışızdır ya da almamışızdır.”
“Ortak baz istasyonu kayıtlarına dayanılarak aramızda iş ilişkisi olduğu sonucuna varılıyor. Benim geçen dönem Beşiktaş Beltaş'tayken makam odam neredeydi, hangi semtte, bilir misiniz?”
“MKM'de, Akatlar'da.”
“3K şirket merkezi nerededir, aramızda kaç metre vardır?”
“Akatlar'da... 300-400 metre mi, tam bilmiyorum.”
“Ben söyleyeyim, 600 metre. Peki sizin ve Rauf Cem'in evi nerededir?”
“Rauf Cem'in evi 100 metre falan.”
“Rauf Cem'in evi Beşiktaş Belediyesi'nin 200 metre arkasında. Siz orada, Rauf Cem'in yanında kalır mıydınız? Beltaş Genel Müdürlüğü neredeydi, bilir misiniz?”
“Çok kalırdım. Beltaş Genel Müdürlüğü de Cem'in evinin karşısı, 50 metre.”
“Beltaş Genel Müdürlüğü ile Rauf Cem'in evinin arası 42 metre. Yani ben sabah Beltaş Genel Müdürlüğü'ne gittiğimde Rauf Cem evindeyse, Serkan onunla birlikteyse baz veririz. Öğlen yemeğe çıksalar yine 1,5 kilometrelik bir alan içinde — dosyada haritası mevcut. Dolayısıyla bu baz verme, yan yana gelmenin değil, aynı coğrafyayı kullanmış olmanın gerektirdiği, hayatın olağan akışına uygun bir durumdur. Allah kurtarsın, teşekkür ediyorum.”
“Sayın Başkan, değerli heyet, Sayın Savcı, öncelikle sizleri saygıyla selamlıyorum. Değerli dava arkadaşlarıma Allah kurtarsın diyorum. Hukukun, adaletin bekçisi olan avukat arkadaşlarımıza emekleri için teşekkür ediyorum. Basın emekçilerimize teşekkür ediyorum. Ailelerimizi yalnız bırakmadıkları için teşekkür ediyorum. Beyoğlu'ndan her duruşmada beni yalnız bırakmayan yol arkadaşlarıma teşekkür ediyorum. Eşim ve kızım burada, onları sevdiğimi söylemek istiyorum Sayın Başkanım.”
“Serkan, seninle üniversite yıllarına dayanan arkadaşlığımız var; Sivas Zara'dan iki komşu köye hemşehriyiz, partili yol arkadaşlığımız, dostluğumuz var. İddianamede Savcılık, ' Beltaş Yönetim Kurulu Başkanı ve Beyoğlu Belediye Başkanı olduktan sonra bu arkadaşlık ortaklığa dönüştü' diyor ama en ufak bir delil koyamıyor. Senin şahsınla, çalıştığın şirketle aramda herhangi bir açık veya gizli iş ortaklığı ya da menfaat ilişkisi oldu mu?”
“Hayır, kesinlikle böyle bir şey yok.”
“Evet, ben . Serkan, öncelikle geçmiş olsun kardeşim. İddianamede, 'nın sahibi olduğu ve 'ün çalıştığı 3K şirketine usulsüz şekilde İBB'den, Kültür AŞ'den açık hava reklam işlerinin verildiği; benim bu sürece üzerinden müdahil olduğum ve 3K şirketinin fiilî gizli ortağı olduğum iddia edilmekte. Bu nedenle 3K'nın ekli olduğu eylem 70, 72, 117'den benim de yargılanmam talep edilmiştir. Yani 3K'nın İBB ile ilişkisinin benim tarafımdan yürütüldüğü iddia ediliyor. Bu bağlamda sormak istiyorum Serkan Bey: isimli İBB yetkilisini siz veya firma sahibi Rauf Cem tanıyor musunuz? Tanıyorsanız kaç yıldır? Ondan randevu almak için benim desteğime ihtiyacınız oldu mu?”
“Kaan Bey'i ben 5-6 yıldır tanırım. Cem Bey de 15 yıldır falan tanır. Cem Bey açık hava reklam piyasasında bilindik, uzun yıllardır bu işi yapan birisidir. Sizinle hiçbir alakası yok Sayın Başkanım. Biz randevuyu Kaan Bey'den kendimiz alabiliyorduk.”
“Teşekkür ediyorum. Rauf Cem'in emniyet ifadesinde de 12-15 yıldır 'ü tanıdığını ifade etmiş. Size 1 avukatlı 3 avukatsız ifadenizde 'eylem 70, 72, 117'den yardımcı oldu mu' diye sorulmamış; ''le aranızda bir ilişki var mı' diye sorulmamış. Kasım'da çıkan İBB iddianamesinde 'in bu eylemlerle dahli olduğuna dair en ufak şüphe yok. Ancak Mart 2026'da, daha önce İBB dosyasından tefrik edilmiş olayı, neden olduğunu anlamadığımız şekilde tekrar İBB'ye dahil edildi; eylem 70, 72, 117'den 3K gibi de yargılanmalı dendi.”
'ün avukatları, dosya bağlamı kapsamında Beyoğlu Belediye Başkanı 'in savunmasının öne alınmasını talep etti. Mahkeme başkanı talebi aldığını belirtti.
Usul — savunma sırası talebi
“ ile burada tanıştım. Partili olarak biliyorum tabii ki ama aramızda hiç görüşme olmadı. Ekrem Bey'le 10 mu 15 mi toplantı yapmışız deniyor; oysa Ekrem Bey'le en yakın temasımız burada, kampüs nezaretinde kuruldu.”
“Bana ' hiç mi destek olmadı?' diye soruluyor. Oldu efendim. 3K firmasının kuruluşunda, firmanın anlatılması ve teklif alınacak zamanlarda teklif havuzuna eklenmesi için iki üç defa görüşme yaptım. Bu görüşmelerde Cem Istıranca yanımdaydı; piyasada Cem'e göre daha yeniyim. Cem'in geçmişini, daha önce Beşiktaş Belediyesi'nde çalıştığını biliyordum. İsmail Ünal döneminde Beşiktaş Belediyesi'nin dergisinin basım işiyle ilgilendiğim için bu konulara hâkimdim; bunları anlatarak, güven sağlayarak o havuza girmek için görüşmeler yaptım. 'den aldığım destek buysa, sorunun cevabı budur.”
“118 numaralı eylemin suçlusu olarak gösteriliyorum ama 3K şirketinin ne ortağıyım ne de yetkilisiyim. Bunu çok anlayamadım; akıl sağlığımı koruyarak geldim.”
“Yeni yeni toparlanmışken, bir düzen içine girmeye çalışmışken 19 Mart sabahı maalesef gözaltına alındık ve bir acının içine düşürüldük.”
“Bir başka etkin pişmanlıkçı, Cumhuriyet Halk Partili belediyelerden iş aldığımı ve alt taşeron olarak şirketlerden birine verdiğimi söylüyor. Tek bir tanesini ispatlasın başkanım, ben hiçbir savunma yapmayacağım bir daha. Bir tane belge; 'ün herhangi bir Cumhuriyet Halk Partili belediyeden aldığı bir iş. Ben nasıl iş alacağım ayrıca zaten? Bir tane şirketim yok, bu şirkete sahip olmama sürecim 15 yılı geçmiş durumda. Tek bir tane aldığım iş veya herhangi bir alt taşeronluk verdiğimi ispat etsin; tüm konuşmalarımı geri alıyorum.”
“Etkin pişmanlık ifadelerine neden bu kadar itibar edildiğini ve kesin doğru kabul edildiğini anlamıyorum. Bir etkin pişmanlık ifadesinde benim ofisim olduğu söylenmiş; bunu neden araştırmadınız? Benim bu otelde veya herhangi bir otelde ofisim yok, hiç yok. Ama bu arkadaşı da tanımıyorum, bir telefon görüşmem dahi yok, bunun da altını çiziyorum. Bir insan kendini olmayan bir şeyle, hiçlikle savunuyor.”
“Sayın Başkanım, bu ifade trafiklerinde bir anormallik var. Hakkımda beyanda bulunanlar bir şekilde aynı tarihlere denk geliyor, birbirini takip eden tarihlerde ifade veriyorlar. 19.06.2025 tarihinde tabiri caizse iki arkadaşa aynı anda vahiy geliyor; biri , biri Cem Istıranca, ikisi de aynı anda benimle ilgili konuşuyor. Bu kadar tesadüf olmaz diye düşünüyorum.”
“Oraya gittiğimde de etkin pişman olmadım. Bu etkin pişmanlık müessesesini kendi lehime kullandım. Suç mu bilmiyorum ama etkin pişman olmadım. Bu konuyu da aydınlatmak istedim.”
“O dönem avukatım 'tı, artık değil. Bana 'Böyle yazdığında seni çağırmazlar, 'i katman lazım' dedi. 'Geçmişini anlatacağım, tanıyorum' diye bir şey yazdı. 'Altına da bir etkin pişmanlık yaz hemen çağırırlar. Orada etkin pişmanlıktan faydalanmak zorunda değilsin' dedi. Sonra bana, kendi yazdığı bir metin gibi bir evrak verdi; hâlâ elimde duruyor. Yazdık, gerçekten çağrıldık.”
“5 ifademden birini ben istedim. 'nin benim hakkımdaki ifadesini basından gördüm; 07.08.2025 tarihli 'nin ifadesiydi diye hatırlıyorum. Bu ifadenin ardından sinirlendim. Bir süre bekledim, suçlandığım için çağırılacağımı düşündüm. Çağırılmayınca çıkıp kendimi ifade etmem gerektiğini düşündüm. Bu çağırılmamamın bir psikolojik baskı olarak kullanıldığını düşündüm.”
“Savcılara söyledim: benim dostum, dostlar kendi aralarında para trafiğine girebilir, Allah korumuş da girmemişiz, size nasıl açıklayacaktık? MASAK vasıtasıyla inceleyebilirsiniz. Ben kasa olmuşum ama siz hesaplarımı görmüşsünüzdür, kasanın kendisine hayrı yok. Görüyorum ki böyle bir araştırma yapılmamış. Savcılıkta hakkımda 15-20 sayfa MASAK raporu olduğunu söylediler, şaşırdım ve güldüm. Sonra o soru yok oldu.”
“ ile köklerden akraba olduğumuz, aynı coğrafyanın insanlarıyız; dedelerimiz tanışır, cenazelerimizde düğünlerimizde beraberdik. Ben Bursa'da doğup büyüdüm, Uludağ Üniversitesi mezunuyum; 1995 yılında Bursa'da, üniversite yıllarında yollarımız kesişti. O günden bu yana arkadaşlığımız gelişti, aynı partide siyaset yaptık. Dostum, kardeşimdir. 'in başında bulunduğu hiçbir şirket hiçbir zaman tarafıma iş vermedi, pozitif ayrımcılık yapmadı. Savcılık ifadelerinde böyle yansıtılmış.”
“ bu ifadeden sonra ortak tanıdığımız bir partiliyi bana gönderdi. Çocuklarıyla ve eşiyle tehdit edildiğini, mecbur kalıp bu ifadeyi verdiğini söyledi. Ben de kendisine bir takım özlü sözler yolladım, burada açıklayamıyorum. Hem bir karalamayı yapıp, hem pişmanlığı belirtip, hem ailesini kullanmak... Kendine yakışanı yapmış.”
“Bir telefon konuşmamızda bana aynen şunu söyledi: 'Babacığım, sen şimdi oradan çıkmak için başkalarına iftira atma. Onların da çocukları vardır. Senin yüzünden onlar üzülmesinler.' 11 yaşındaki yüreğiyle bunu söyledi. Çok gururlandım, çok onurlandım, çok duygulandım. Annesine teşekkür ediyorum, böyle çocuklar yetiştirebilmişiz.”
“Bu kadar iftiralı, bu kadar mesnetsiz suçlamayı 15 aydır düşünürken çok şükür akıl sağlığımız yerinde olarak buraya çıkabildik diyorum. Canım kızım Nilsu burada şimdi. 23 Nisan kızıdır, 11 yaşındaydı 12 yaşına bastı; doğum gününü kutlayamadık, tekrar kutluyorum burada.”
“Etkin pişmanlıktan yararlanan isimlerden birisi de . Burada da herkes tanır. Dışarıya yüzüme bakan insanlar burada olmayan şeyleri rahatça söylüyor.”
“Vicdanım rahat, alnım açık, başım dik. Toptancı bir anlayışla hakkımdaki tüm suçlamaları reddediyorum; hepsinin iftira, dedikodu ve etkin pişmanlıktan yararlanmak için söylenmiş ifadeler olarak karşıma çıktığını görüyorum.”
“Suçsuz bir insanın kendini savunması öncelikle çok zor. Kimsenin, öncelikle işlemediğine ve suçsuzluğuna inandığı birinin burada karşınızda savunma yapmasını istemem. Gerçekten bu suçlamalar karşısında ne diyeceğimi bilemiyorum.”
“Aklımın yok sayıldığını düşünüyorum, kendimi esir gibi hissediyorum. Hiçbir somut delile dayanmayan suçlamalar karşısında 15 aydır cezaevinde yatan biri olarak tutuklu değil, esir olduğumu düşünüyorum. 446 gündür ailem burnundan fitil fitil getirildi. Bu zamanları bize yaşatan iddia makamına da isyan ediyorum.”
“Konuşulan konulardan bazıları ifadeye geçmiş, bazısı geçmemiş. Hayata dair her konuda konuştuk; siyasetten de, memleketlerden de... Konuşmalarım çarpıtılmış.”
“İfadeleri toptan reddetmiyorum; isimleri kabul ediyorum, olayları kabul ediyorum. Orada bahsettiğim isimler doğrudur, benim bahsettiğim isimlerdir. Ancak yoruma dayalı yazılmış olan beyanları — siz sorarsınız, ben cevap veririm — kabul etmiyorum. İfadenin yazıya dökülmüş hali tamamen alakasızdır. İlk üç ifadede hiçbiri soru-cevap şeklinde olmadı.”
“İlk üç ifadede söylediklerim bağlamından tamamen koparıldı; yorum katılarak çarpıtılarak yazıldı. Savcılar bunun sohbet gibi olacağını söyledi, oysa ifademin yazıya dökülmüş hali tamamen gerçek dışıdır. Bunları okumadan imzaladım, bu da benim hatamıdır. Neden imzaladım? O odadan bir an önce çıkmak istedim. Orada çok rahat savunma yapılmadığını biliyoruz; baskıyı anlatmama gerek yok, tahmin ediyorsunuzdur.”
“Gözaltına alınmamdan bugüne kadar savcılar karşısında toplam beş ifadem oldu. 22.03.2025'te adliyeden tutuklu olarak cezaevine sevk edilirken Mert Akçan'a verdiğim ifadenin yazıya dökülmüş hali doğrudur; bu ifadede hiçbir eksik görmedim. Sonrasında 17.06.2025, 29.07.2025, 08.08.2025 ve 11.09.2025 tarihlerinde dört ifadem var; bunların üçünde avukat yanımda yoktu, birinde avukat vardı. İlk üç ifademde 'avukat istemiyorum' diye başlayan beyanların hiçbirinde avukat istemiyorum demedim. 11.09 tarihli son ifademi vermek için zaten bir dilekçem var; önünüzdedir sanırım.”
“18 Haziran'da yapılacak tahliye incelemesinde sanıklara en az 5 dakika söz hakkı verilmesini istiyorum.”
“Bir de başkanım, bizim evlerimiz üzerine ipotekler, tedbirler konuldu. Bu tedbirlerin İsmail Kaan'dan alınarak sizin nezaretinizde benim üzerime geçirilmesini istiyorum. Yine bendeyken tedbir olsun, yoksa el konulacak bunlara; çökmeye çalışıyorlar. Bu konuda nasıl yardımcı olabilirsiniz? Teşekkür ederim.”
“Bir de şirketimizde kayyım olduğu için şirketimizden hiçbir şekilde maddi olarak hiçbir şey alamıyoruz. Aileme bir maaş bağlanmasını istiyorum. Bunlarda da sizin yardımcı olmanızı, destek olmanızı istiyoruz. Çok zor durumdalar başkanım.”
“Lütfen banka hesaplarımın açılmasını istiyorum. Zaten tedbir konulacak bir sürü malıma, mülküme tedbir konuldu; eğer işin sonunda böyle bir sonuç olursa buradaki zararlar onlarla karşılanabilecek. Ama banka hesaplarımızı açarak ailenin hiç değilse biraz rahatlamasını sağlamanızı istiyorum.”
“Başkanım, ben varlıklı bir insanım, maddi problemi olmayan biriyim. Ama buraya geldikten sonra bütün her şeyime tedbir kondu, bütün hesaplarım donduruldu. 16 aydır ailem artık bildiğiniz sefaleti çekiyor. Çocuklarımın okul parasını dahi ödeyemiyoruz, çok zor durumdayız, çok zor şartlar içinde yaşıyorlar. Hadi ben kendimden geçtim, artık onları düşünüyorum.”
46. celse başladı. söz aldı.
Reklamcı , kürsüdeki savunması sırasında ortopedik boyunluk takılı halde görüldü.
Tutuklu sanıklar alkışlarla salona girdi; yakınları sevdiklerine sesleniyor. salona girerken "Ekrem başkanım günaydın" seslenişleriyle karşılandı.
Salon atmosferi
46. duruşma günü başlıyor. CHP'nin cumhurbaşkanı adayı dahil 68'i tutuklu 414 sanıklı davanın ilk duruşmasına 46. günde devam ediliyor. Bugün, geçen hafta kürsüde baygınlık geçiren hipertansiyon ve diyabet hastası Kültür A.Ş. Genel Müdür Yardımcısı 'ın savunmasını sürdürmesi bekleniyor.
Gün açılışı


