13. duruşma Kadriye Kasapoğlu'nun avukatlarının tahliye beyanıyla sona erdi. Geri kalan tahliye talepleri yarın alınacak.
13. Duruşma Günü
“Bunu söyleyeceğim için Kadriye Hanım'dan özür dilerim ama şimdi söylemeyeceğiz de ne zaman söyleyeceğiz. Babası, kızı cezaevindeyken demans oldu. Öncesinde ziyarete geliyordu ama artık gelemiyor çünkü kızını hatırlamıyor.”
Kadriye Kasapoğlu'nun avukatı Mehmet Can Seyhan'ın savunması.
“Üç kişinin baş edebileceği bir dava dosyası değil bu. Hukukta bunun adı 'sübjektif yetersizlik' hali. Mahkeme bu dosyaya bakma bakımından yetmezlik içindedir. Müvekkil ihaleye fesat karıştırmaktan tutuklandı; sonra hiç tutuklama kararında olmayan dolandırıcılık suçlamasından iddianame düzenlendi. Örgüt üyeliğiyle suçlandığımız hiyerarşideki amirimiz kim biliyor musunuz? Müvekkilin yasal olarak amiri olan Kişi. Böyle bir deşifre olabilir mi?”
“Ali Kurt KİPTAŞ'ta görev yapmaktadır. KİPTAŞ özel hukuk hükümlerine tabi bir belediye iştirakidir. İrtikap suçunda kamu görevlisi sayılacak şekilde bir düzenleme yoktur. Rüşvet iddiasının tüm kurgulaması müvekkili Petek Okulları'nı tahliye etmeyeceği üzerine kurulmuş. Fakat müvekkilim okulu tahliye ediyor. Kurgulama bütünüyle yanlış.”
Ali Kurt'un (KİPTAŞ Genel Müdürü) avukatları Mehmet Zengin ve Mustafa Bağarkası'nın savunması.
“Müvekkilimle Ekrem Bey'in zaten sürekli diyalog içerisinde olması gerekiyor; diyalog içerisinde olmamaları hayatın olağan akışına uygun düşmeyecektir. Burada bir itibar koruması söz konusudur. Bu da müvekkilimin iş tanımının içerisinde yer alan bir durumdur. Müvekkilimin 10 ayı aşkın süredir tutuklu olduğu, ciddi sağlık problemlerinin mevcut olduğu göz önünde bulundurularak tahliyesini talep ediyorum.”
“Müvekkilim ne Yargıtay içtihatlarında ne de ceza kanunumuzda yeri olmayan, hukuki düzlemde bir karşılığı bulunmayan 'özel vasıflı üye' suçlamasından ötürü 10 aydır tutuklu. Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarına göre idari hiyerarşinin varlığı bir suç örgütünün varlığına delil teşkil etmez. Kişilerin idari yapı içerisinde iş arkadaşlığı yapmaları mesleki gereklilikleri doğrultusunda hareket ettikleri ortadadır.”
Mustafa Akın'ın (Koruma Müdürü) avukatı Berfin Rabia İstek'in savunması.
“Müvekkilim yaklaşık bir yıldır tutuklu. 2,5 yaşındaki kızının, 11 yaşındaki oğlunun doğum günlerinde yanında olamamıştır. Müvekkilim bir tercih yapmıştır: çocuklarını özlemek pahasına onurlu kalmayı, doğruyu söylemeyi tercih etmiştir. Yaptığı tek şey bir güvenlik görevlisinin yapması gereken görevleri yerine getirmektir.”
“Savcılık aşamasında bavullarda para taşındığı iddiası üzerinden tamamen zorlama bir mantıkla 'Cebinde anahtar taşıyor musun? Bavulu açmadan içinde ne olduğunu nereden biliyorsun?' diye sorulmuş. Tutanağa 'içinde para olduğunu düşündüğü' yönünde ifade yazdırılmaya çalışılmıştır.”
“Müvekkilim yalnızca bir kamu görevlisini koruma görevi üstlendiği için yargılanmaktadır. Bunun dışında somut bir suç isnadı ortaya konulamamıştır. Bir kişi 'Ben yalnızca koruma görevi yaptım' dediğinde, buna karşılık 'Evet, bu bir örgüt faaliyetidir' diyebilir misiniz? Dosyada tanık beyanı, HTS kaydı, mali hareket, müşteki yoktur. Buna rağmen 'kuvvetli suç şüphesi' denilmektedir.”
Çağlar Türkmen'in (İmamoğlu'nun korumalık ekibi) avukatı Canercan Kartal'ın savunması.
“Herkesin bir tarzı var; 7 sayfa kısa okumak istersiniz diye dilekçe sundum, uzun okumak istersiniz diye 50 sayfa sundum. Biri tutar diye düşündüm. Okuduğunuzu düşünmüyorum, affınıza sığınıyorum. Çünkü okumuş olsaydınız bir hukukçu olarak bu tutukluluk gerekçelerini yazamazdınız. Müvekkil 8 aydır tutuklu. İddia makamı hesapların Mahir Gün'e ait olduğu iddiasıyla bir trol ağı yönettiği sonucuna varmış. Bu hesapların teknik olarak müvekkille hiçbir alakası yok.”
Mahir Gün'ün avukatı Gamze Serin Şimşek'in mahkeme başkanına hitaben savunması.
“Ben bu genç arkadaşımızı casusluk davasındaki Hüseyin Gün sanıyordum. O yüzden de üç gündür kendisine soru sormak için hazırlık yapıyordum. Şimdi anladım o olmadığını. Kendisini ilk kez burada görüyorum. Bu artık gerçekten acımasızlığa girer. Sürdürmeyin bunu.”
Sanıkların birbirini tanımadığına örnek.
“Müvekkil Alevi; kolunda birden fazla Zülfikar dövmesi var. Alevilere yönelik nefret veya katliam çağrısı içinde olduğu iddiası hayatın olağan akışıyla bağdaşmaz. Diğer suçlama ise Sözcü TV'de yayınlanan bir haberi paylaşmasına dayanıyor; bu içeriği müvekkilden önce yüzlerce kişi paylaştı. TCK 217/A suçunun unsurları oluşmamıştır.”
Mahir Gün'ün (eski İBB çalışanı, Ekrem Edit sayfası yöneticisi) avukatı Gamze Şimşek'in savunması.
KİPTAŞ Genel Müdürü Ali Kurt'un avukatı tahliye talebinde bulundu. Rüşvet aldığına dair suçlama konusu olan belgeyi gösterdi: Boş bir A4 kağıdına '400 bin dolar verdim' diye yazı yazılmış ve imza atılmış. Bütün belge bu.
“Esma'nın sağlık durumuna değinmek zorundayım. Anayasa Mahkemesi'nin iyi bakılması yönünde tedbir kararı var ancak bakılmıyor. Beze büyümesi nedeniyle ameliyat olmuş, 10 taneye yakın ilaç kullanması gerekiyor. Dört aydır ilaçları kendisine ulaştırılmıyor, hormonal dengesi bozulmuş. Kemikleri o kadar zayıfladı ki merdiven çıkarken düşse kırılacak durumda.”
“Esma Bayrak 10 tane mail atmış, hepsinde Google Tag Manager'ın işlevine özgü talepler var. Hatta birinde KVKK'ya uygun olduğunu uyarıyor. İkinci iddia KİPTAŞ Arkatlı Ev projesinin lansmanı. Esma Bayrak reklamcı olarak Kasım 2021'de lansmanı yapmış, kardeşine 'böyle bir olanak var, yararlan' demiş. Vatandaşa açık bir proje, herkes başvurabilirdi.”
“Etkin pişmanlıktan yararlanan Naim Erol Özgüner'in bir cümlelik ifadesiyle müvekkilim tutuklandı: 'Esma Bayrak bize Google Tag Manager'ı yükletti.' USOM raporu beş ay inceleme yapmış, raporda ne Esma Bayrak ne de Google Tag Manager geçiyor. Google Tag Manager bir web sitesini ziyaret edenlerin davranış biçimlerini ölçen bir Google hizmetidir. Cumhurbaşkanlığı sitesinden her bakanlığa kadar bütün kamu kurumlarında ve özel şirketlerde bu var.”
“Ergenekon davasında Profesör Yalçın Küçük'ün hakimlerle ilgili söylediği bir sözü hatırlatarak bitireceğim: 'Bu toplumda yargıçlar yüksekte otururlar, Allah'a yakın yerde otururlar. Oturduğunuz yer Allah'a yakın bir yerdir. Tanrılar hüküm verir, siz de hüküm veriyorsunuz.' Üç haftalık periyot sonunda müvekkilin ve burada haksız yere yatan birçok kişinin durumunu takdir ederek tahliyelerine karar vermenizi talep ediyorum.”
“Necati Bey aslında 'İstanbul Senin' uygulamasından önce, 'İstanbul Senin' adlı bir müzik videosu hazırlanması için reklam çalışması yapmış. Bu ismin çok beğenilmesi üzerine uygulamanın adı da 'İstanbul Senin' olmuş; aradaki bağlantı bundan ibarettir. Klasik bir suç örgütü iddiası yok; kendi iş ilişkisi içinde legal olarak birbiriyle ilintili kişiler yargılanıyor. Bu legal yapılanmanın dışında ayrı bir illegal yapılanma var mı?”
“Perşembe günü 'savunması henüz alınmadı' gibi bir gerekçeyle tutukluğun devamına karar verilmemesini talep ediyoruz. Bir insan tutuklandığında sadece kendisi değil, eşi, dostu, ailesi hep birlikte o 12 metrekarelik hücreye girer.”
Necati Özkan'ın ikinci avukatı Kazım Yiğit Akalın'ın kısa beyanı.
“'Dört daire verildi' iddiası tapu kayıtlarıyla, ödeme belgeleriyle, hatta Google Earth görüntüleriyle dahi kolayca yalanlanabilecek niteliktedir. Necati Özkan taşınmazı 2017'de kendi kazancıyla peşin ödeme ile almıştır. Savcılık delilleri incelemek yerine sadece 'imza bana ait değil' beyanına dayanarak tüm belgeleri yok saymıştır.”
“Sonradan ortaya atılan Eylem 4 iddiası tutuklamadan bir ay sonra dosyaya girmiştir. Dayanığı tek beyan Adem Kameroğlu'nun 17 Nisan ifadesidir. 15 Nisan'da ifade verip tutuklanmış, sonra ev hapsi, 17 Nisan'da yeni ifade verip serbest kalmış. Bu beyan kişiyi özgürlüğüne kavuşturmuş, malvarlığı tedbirinden kurtarmış. Kendi menfaati doğrultusunda verildiği açıktır.”
“Sulh Ceza Hakimliği'nin kararında rüşvet verme suçuna dair herhangi bir gerekçeye yer verilmemişti. Bunun yerine ihale ve hizmet alımlarıyla ilgili bazı usulsüzlükler ve gizli toplantı gerekçeleri yer alıyordu. Şu an huzurunuzda bulunduğumuz ve tutukluğunun devamına karar verdiğiniz suçlamalardan biriyle ilgili dava dahi açılmadı.”
“Ne kolluk sorgusunda ne de savcı huzurunda bize rüşvet verme iddiasına dayanak teşkil edebilecek herhangi bir delil gösterilmedi, herhangi bir soru sorulmadı. Sevk yazısını ilk görünce hata var diye düşündük. Sulh Ceza Hakimi'ne 'Bize rüşvetle ilgili soru yöneltilmedi, dosyada kısıtlama kararı var' dedik. Hakim sadece savunmamızı yapmamızı söyledi.”
“Esma Bayrak, itirafçının tek cümlesi ile tutuklandı.”
Esma Bayrak'ın avukatının savunması.
“Biz sadece savunma yapanlar üzerinden değerlendirmek isteseydik 3 gün ayırmazdık tahliye taleplerine. Dosya üzerinden bakıp geçerdik.”
Sadece savunması dinlenen kişiler üzerinden bir tutukluluk değerlendirmesi yapılmasın.
Avukatların talebi.
“Burada güvercin ürküklüğünde savunma yapmak zorunda kalıyoruz. Mehmet Pehlivan'ın özgürlüğü, buradaki savunmanın özgürlüğü anlamına gelir. Bir an önce tahliyesini talep ediyoruz.”
Necati Özkan'ın (kampanya direktörü) avukatı Erkam Erdem, tutuklu avukat Mehmet Pehlivan için tahliye çağrısı yaptı.
“Veriler 26 Mayıs 2025'te sızmış; eğer bu veriler karanlık ağda satılmışsa USOM yetkililerini de buraya getirin. Çünkü satış işlemi, onların kaynak kodlarına sahip olduğu ve sisteme erişim sağladığı dönemde gerçekleşmiştir. 1,5 sene sonra tahliye olduğunuzda veya beraat ettiğinizde hiçbir şey eskisi gibi olmuyor.”
“İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Sayın Ekrem İmamoğlu 'Bu bir iftiraname' diyor; ben ise başka bir şey söylüyorum: Bu bir 'hissiyatname'dir. Savcı duyduklarını, gördüklerini ve hissettiklerini almış, sonra bunu iddianame yapmış. Ortada somut bir şey yok. Müvekkile 'sen özel vasıfta üyesin' denmiş — 'özel vasıfta üye' tanımı hukuk literatüründe yok. 'Örgüt üyesi' dediğin kişiye 220/5'ten sevk yapamazsın.”
“USOM raporu müvekkilimiz yönünden bir tespit yapmamaktadır. Verilere kimin ulaşabileceği ve panele kimlerin giriş yetkisi olduğu tablolar halinde mevcuttur; ancak müvekkilimin adı bu tablolarda yer almamaktadır. Müvekkil telefon şifrelerini kendi rızasıyla teslim etmiş ve kayyımlarla iş birliği yapmıştır.”
“Müvekkil istifa ettikten 4 ay sonra 'İstanbul Senin' uygulaması kullanıma açılmıştır. O dönemde uygulamanın içerisinde herhangi bir veri yoktur. Gönderildiği iddia edilen e-postalar 'mehmet.sahin' isimli bir adresten gönderilmiştir; oysa müvekkilimin adı Yusuf Utku Şahin'dir. Soyadı benzerliğinden kaynaklanan bir maddi hata vardır.”
Yusuf Utku Şahin'in (Reklam İstanbul çalışanı) avukatının savunması.
“Direkt savcılığın cezalandırma talebini okuyorum: 'İstanbul Senin uygulaması içerisine kişisel verilerin yüklenmesine, bu veriler ile konum bilgilerinin eşleştirilmesine ve verilerin yurt dışına sızdırılması çalışmalarını yürüten...' diyerek şüphelileri sayıyor, araya müvekkili de sıkıştırıyor. 12 yıldır ceza işiyle uğraşıyorum, böyle bir iddianame görmedim. Melih Geçek bu işi yürüttü mü, talimat mı verdi? İddianamede müvekkilin ne yaptığı belli değil.”
“Benim müvekkilim şu anda 'rüşvet almak' ve 'örgüt üyeliğinden' tutuklu. Rüşvetten sevk var mı? Yok. Rüşvetle ilgili iddia var mı? Yok. Önünüzde rüşvetten açılmış bir dava var mı? O da yok. Bu adam niye tutuklandı? Yazmışlar 'rüşvet almak' diye. Nereden çıkıyor bu? Bir Allah'ın kulu bunu açıklasın.”
“Savcı ifadeyi aldıktan sonra tutuklamaya sevk ederken yazıyor: 'Şüphelinin, örgüt lideri Ekrem İmamoğlu'nun Beylikdüzü'nden İBB'ye bilişim sorumlusu olarak getirdiği...' Biz zaten cümleden bir şey anlamıyoruz. Devam ediyor: 'Birden fazla belediye iştirakinde üst düzey yöneticilik yaptığı...' Hemen araya giriyorum; iddianamede böyle bir tespit yok. 'Yöneticilik yaptığı dönemlere ilişkin birçok usulsüz eylemin bulunduğu...' Yine araya giriyorum; iddianamede bu da yok.”
Melih Geçek'in (İSTTELKOM A.Ş. Genel Müdürü) avukatı Yiğit Gökçehan Koçoğlu'nun savunması.
“Müvekkilimiz 31 Ekim 2025 tarihinde tutuklanmış, 10 Kasım 2025 tarihinde bütün delillerle ilgili değerlendirmelerimizi içeren dilekçelerimizi Sulh Ceza Hakimliği ile paylaşmış olmamıza rağmen henüz ilk tutuklulukla ilgili bir değerlendirme dahi yapılmamış durumdadır. Hukuki ve fiili durumları aynı olan kişiler arasında bir ayrıma gidildiği görülmektedir.”
“USOM raporunu sayfa sayfa, satır satır, cümle cümle incelediğimizde ne 'Ulaş' ne de 'Yılmaz' kelimelerinin geçmediğini gördük. Müvekkilimiz bu 2 uygulamanın da hazırlanması, dizaynlarının yapılması, içeriklerinin oluşturulmasıyla ilgili hiçbir aşamada yer almamıştır. Kendisinin uzmanlık alanı iletişimdir.”
Ulaş Yılmaz'ın (İBB bürokratı) avukatı Hüseyin Ersöz'ün savunması.
Duruşmaya ikinci ara verildi. Avukatların tahliye taleplerine ilişkin beyanları saat 17.30'dan sonra devam edecek.
Savcının tahliye istediği Kadriye Kasapoğlu alkışlarla salondan çıktı.
“Çağlar Bey'in eşi Kazakistan vatandaşı, kendisi donör bekliyor böbrek nakli için. Dolayısıyla müvekkilimizin yurt dışına kaçma veya delil karartma ihtimali yoktur. Olay 2023'te olmuş, USOM gelmiş 2025'te rapor yapmış. Yani neyi karartacaklar?”
Mehmet Çağlar Kuru'nun ikinci avukatı Hülya Dağıdır'ın savunması.
“İBB Hanem'de sayfa 23'teki listede 15 kullanıcı arasında Mehmet Çağlar Kuru'nun yer almadığı görülmüştür. Veri ambarı isimli ekip bütün verileri işleyen, anlamlandıran, birleştiren ekiptir. Bu ekipte Mehmet Çağlar Kuru yer almamaktadır. Dizin ve veri farklı şeylerdir. Sadece 'A kapısı hakimler için, B kapısı şunlar içindir' diye bir adres gösteriyor. Eşyanın tabiatı gereği 12 milyon kişinin verisinin gönderilebilmesi mümkün değildir.”
“İBB Hanem projesi üzerinde çalışma, geliştirme ve bilgi sahibi olma hususlarında aynı seviyedeki 2 şüpheliden birine yurt dışı çıkış yasağı uygulanırken, müvekkile uygulanan tutuklama tedbiri hiçbir şekilde orantılı değildir. Veri yönetim uzmanı veri sorumlusu değildir, sadece talimatlar çerçevesinde hareket eder. Müvekkilin imza, inisiyatif kullanma, sorgulama gibi yetkileri bulunmamaktadır.”
“Dünya üzerinde bu kadar işlevsiz bir veriye para verip de satın alacak bir tane bile şirket bulamazsınız. İddia makamı buraya 'hedefli iletişim faaliyeti' yazdığında suç isnat ettiğini mi düşünüyor? Teknik bir hata yapmış oluyoruz aslında. Keşke iddia makamı bir yazılım geliştiriciden destek alsaydı.”
Davayı izlemek için gelenlerden içeri alınmayanlar olunca avukatlar bunu dile getirdi. Mahkeme Başkanı 'Alalım' diye cevap verdi.
“Müvekkilin lekelenmeme hakkı ağır şekilde ihlal edilmiştir. Sabah baskınındaki pijamalı fotoğrafları basında çok ağır ithamlarla paylaşıldı. Bu haksızlığa insan alışamıyor; Iraz içeride, sevdikleri dışarıda.”
“Dosyada müvekkilin CHP'den veri temin ettiğine dair ne bir beyan, ne bir tanık, ne bir ifade ne de bir delil vardır. USOM teknik raporu dahi bu konudan bahsetmemektedir. Müvekkili sanki bir yetkinliği yokmuş da bir hiyerarşi içerisinde işe yerleştirilmiş gibi göstermek hakikate aykırıdır. Iraz, hocasının tavsiyesiyle CV'sini göndermiş, uzun bir mülakat sürecini başarıyla tamamlayıp çalışmaya başlamıştır.”
“Müvekkil burada sadece bir köprü görevi görür. İsminin bu kadar sık geçmesi birilerinin dikkatini çekmiş olabilir ancak bunun sebebi müvekkilin 'köprü' görevinde olmasıdır. Müvekkil, test kullanıcısı için rastgele isim yazması gerektiğinde anneannesinin ismini yazmıştır. Şimdi 82 yaşındaki anneanneyi 'yönetici' diye sunmak ne kadar mantıklıdır?”
“Müvekkile 'Ya Nuri Cem bu proje nasıl bir şeydir? Bir bak görseline, içeriğine bakma bile görseline, şekline, renk uyumuna, yazı fontuna bak' diye gönderilmiş olan herhangi alelade işlerden birisi. Burada bir veri işlediğine dair bir husus yok, bir tespit yok. YSK kapsamında alınan veriler zaten YSK'nın belediye ve kamu kurumlarına paylamış olduğu bilgiler. Örgüt üyeliği kapsamında da bir husus yok. Müvekkilin tutuksuz yargılanmak üzere tahliye edilmesini talep ederiz.”
“Müvekkil İstanbul Planlama Ajansı'nda Şehir Plancısı olarak çalışmaktadır. İBB Hanem projesinde müvekkilin sadece 10 dakikalık bir zamanla görsel tasarım noktasında destek olduğunu görüyoruz. İBB Hanem projesinin ne olduğu tam olarak bilinmemekte, iddianamenin hazırlanmasına yaklaşık 10 gün kala İBB Hanem projesi iddianameye dahil edilmiş ve müvekkiller hakkında eylem 13 nezdinde bir işlem gerçekleştirilmiştir.”
Nuri Cem Ceylan'ın (İPA Şehir Plancısı) avukatı Cansu Çifçi'nin savunması.
“Benim müvekkilim suç işlememiş olmasına rağmen ıslah oldu. Yarın ceza verseniz müvekkilim tahliye olacak. Buradaki tutukluluk sürecinin anlamlandırılması imkansız. Ben bu hususları tutuklunun ailesine anlatamıyorum; anlatma durumunda hukuk devletinden bahsedemiyorum, almış olduğum dosyanın hakkını veremiyorum. Tutukluğun bir tedbir mi yoksa fiili bir cezalandırma mı olduğu konusunda bir irade ortaya koyacaksınız!”
Orhan Gazi Erdoğan'ın (CHP Genel Merkezi Bilgi İşlem) avukatının savunması.
“Müvekkilim hakkında örgüt suçu isnadı olmamasına rağmen cezaevinde hala ağırlaştırılmış bir infaz rejimi altında tutulmaktadır. Bu rejim mağduriyetinin giderilmesi için mahkemenizin yetkisini kullanması gerekir.”
“Müvekkilimin 6. sınıftaki oğlu okulda 'anayasal haklar' konusunu işliyor. Eğer biz bu çocuklara haklarını öğretip gerçek hayatta uygulanmadığını gösterirsek, bunun neticesi hepimiz için çok ağır olur. Perşembe günü tahliye verilmezse, çocuğun 'öğrendiğim bu hak neden anneme uygulanmıyor?' sorusuna hiçbirimiz cevap veremeyiz.”
“Müvekkilimiz örgüt suçlamasından tutuklandıktan sadece 14 gün sonra çıkan iddianamede örgüt suçu yer almadı. Kimin nerede oy kullanacağı seçim mevzuatı gereği muhtarlıklarda askıya çıkarılarak aleni bir veridir. KVKK uyarınca alenileşmiş verilerin ele geçirilmesi TCK 135'teki suç tanımına sebebiyet vermez.”
“Sandık verilerini kimin kaydettiği 260. sayfada bir iddia olarak belirtilmiş. 'Sandık verilerini Sezgin Korkmaz ve İsmail Paydaş'a göndermiş ve sandık verileri kişisel veri ekletilmesi talimatı verilmiştir' deniyor. Ama bu sandık işlemiyle ilgili Mehmet Çağlar Kuru ile ilgili herhangi bir ifade 260. sayfada yer almamaktadır. 'İstanbul Senin' rızaya dayalı bir uygulama olup İBB Hanem'e yükleme yer almamaktadır.”
“Müvekkilimiz iddianamenin 260. sayfasında Savunma Elektronik Bilişim AŞ çalışanı olarak belirtilmiş. Halbuki Mehmet Çağlar Kuru, İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nde 19 yıldır çalışmaktadır. Gerek belediye kayıtları gerek SGK kayıtları, gerekse dosyanızdaki USOM raporunda İBB çalışanı olarak belirtilmiştir. Biz burada Hüsnü Can Şen ile Mehmet Çağlar Kuru'nun karıştırıldığını ve fiillerin de karıştırıldığını düşünüyoruz.”
Mehmet Çağlar Kuru'nun (İBB çalışanı) avukatı Nejat Naci Kazan'ın savunması.
“Müvekkil hemen şimdi ceza alsa, yatarı tutuklulukta geçirdiği sürenin altında kalacaktır. Buradan koğuşuna sadece eşyalarını toplamaya gider. Peki bu tutukluğu ısrarla sürdürmenin amacı nedir? İnsanlar savcılığın itibarını kurtaracak araçlar değildir. Kaçma şüphesi deniliyor; Meriç'ten kaçarken mi yakalandı? Hayır, Çatalca'daki evinde çocuklarının gözü önünde gözaltına alındı.”
“Örgüt üyeliği iddiası trajikomiktir. Müvekkilin sözde hiyerarşisinde olduğu kişiyle bir tane bile telefon görüşmesi yoktur; aradaki tek bağ 4 yılda sadece 5 tane baz kaydıdır. Bizim şu anki baz kaydımız bile bundan fazla çıkar.”
“Dosyadaki tüm deliller zaten dijital niteliktedir. USOM, BTK ve TÜBİTAK tarafından kopyalanmış, yedeklenmiş ve kayıt altına alınmıştır. Müvekkilimin bu verileri karartması fiilen mümkün değildir. Savcılık makamı, kişisel verilerin hukuka aykırı kaydedilmesi suçunun ne olduğunu bilmiyor. İBB Hanem uygulamasında yetki YSK'dadır; 'İstanbul Senin' uygulamasında ise kullanıcılar zaten aydınlatma metinlerini onaylayarak giriş yapmaktadır. Bir 'kaydetme' suçundan bahsedilemez.”
“Kolluk kuvvetlerinin kendisini çağırdığı söylendiğinde derhal İstanbul Emniyet Müdürlüğüne kendi rızasıyla gitmiştir. Bu tutuklama tamamıyla keyfidir. Müvekkil 32 yaşında, ömrünün baharında, mesleğinde en faydalı olacağı yaşlarında burada tutsaktır. Müvekkilim aylardır burada yerde yatmaktadır. Tutukluluk halinin orantısız olduğu, ölçülülük ve belirlilik ilkesine aykırı olduğu apaçık ortadadır. Müvekkilin tahliyesine karar vermenizi talep ediyorum.”
“Müvekkilin ifadesi dosyanın esas savcısı değil, nöbetçi savcı tarafından alınmıştır. Müvekkile savcılıkta sadece 'İstanbul Senin' hakkında soru sorulmuştur. Uygulamada geliştirici olmadığını defalarca söylemiş olalım; buna hiçbir dahli yoktur. Nöbetçi savcının bilgi eksikliğinden kaynaklanan İBB Hanem ile 'İstanbul Senin' uygulamasını karıştırdığı açıktır.”
“Müvekkilim büyük veri adına USOM toplantısına katılıyor. USOM yetkilileri büyük veriye ilişkin bilgiye sahip değiller. En baştan büyük verinin ne olduğunu anlatıyor ve devletin yetkililerini müvekkil aydınlatıyor. Yetkililerin bu noktada teşekkür ettiğini görebiliriz.”
USOM İBB çalışanlarına teşekkür etti, savcılık tutukladı.
“İstanbul Senin uygulaması vatandaşların kullanımına yönelik geliştirilen mini app'lerin üzerinde çalışan bir büyük uygulamadır. USOM yetkilileri lokasyon verisinin ne amaçla tutulduğunu soruyor. Müvekkil, bu tablonun güncel olmadığını, tek seferlik bir analiz ve raporlama için yapıldığını defaatle belirtiyor.”
“Müvekkil veri yönetim uzmanıdır. Bir kurumun verilerini anlamlı hale getirmekten sorumlu kişidir. Kurum bünyesinde veri yönetim uzmanından beklenenler; daire başkanlığı veya müdürlükten iletilen talep ve veriler doğrultusunda verileri raporlamak ve üstlerine bildirmekten ibarettir.”
İsmet Korkmaz'ın (İBB Akıllı Şehirler Md. Personeli) avukatı Elif Nur Gürler'in savunması.
“Sizin gözünüzün önünde yaşanan olaylar bile medya aracılığıyla manipüle edilip gerçeklikten kopartılabiliyor. Müvekkile tek bir soru dahi sorulmamışken, sanki savcı ayrıntılı sorular sormuş gibi haberler yapılıyor.”
“Müvekkillerimiz tutuklu sayısını 107'ye ulaştıran birer sayı veya eşya değiller. Karşınızdaki kişiler insan; yaşıyorlar, hissediyorlar, sevdikleri ve hayalleri var. Ancak hiçbir somut delille desteklenmeyen ifadelerle tüm bunlardan mahrum bırakılıyorlar. Müvekkil Zafer Keleş 65 yaşında; uyku apnesinden KOAH'a kadar birçok hastalığıyla ailenin en yaşlı üyesi olarak karşınızda tutuklu bulunuyor.”
“Rüşvete aracılık iddiası var ama menfaat belli değil, rüşveti veren belli değil, olay tarihi belli değil. Hatta delil diye dosyaya, olay tarihinden 20 gün sonrasına ait baz verilerini koymuşlar. Bu eylemlerden hukuka aykırılıkları çıkartınca geriye koca bir boşluk kalıyor.”
“Sorgulanmadığımız konulardan yargılanıyor olmamız, soruşturma evresinin fiilen yok sayılmasıdır ve adil yargılanma hakkımızın ağır ihlalidir. Soruşturmada sorulmayan ihalelerle kovuşturma başlatılan bir ortamda 'hukuk devleti'nden söz etmek güçtür. Tüm bu nedenlerle öncelikle tahliyesini, mahkeme aksi kanaatte ise adli kontrol şartıyla serbest bırakılmasını talep ediyorum.”
“Soruşturma aşamasında sorgulanan ihaleler ile iddianameye konu edilen ihaleler tamamen farklıdır. Müvekkilin emniyet ve savcılıkta savunmasını yaptığı ihaleler iddianamede yer almazken, daha önce hiç sorulmayan bambaşka iddialar ve ihaleler üzerinden dava açılmıştır. Seyfüllah Demirel 18 Temmuz 2022 tarihinde görevinden ayrılmış, ancak bu tarihten sonraki ihalelerden dolayı 3 yıldan 7 yıla kadar hapis istemiyle yargılanmaktadır.”
“İBB Hanem projesini son kullanıcı gibi test ederken bir hatayla karşılaşırsa bunu yazılım geliştirme ekibine iletir. İddianamede 'İstanbul Senin' uygulaması ile 'İBB Hanem' uygulaması birbirine o kadar karıştırılmıştır ki hem iddianameyi anlamak imkansız hale gelmiş hem de savunmayı nereden kuracağımızı tespit etmek oldukça zorlaştırılmıştır.”
“Müvekkilin İBB'deki 'İş Analistliği' pozisyonu nedir? İş Analisti, proje talebinde bulunan birim personeliyle görüşme yaparak istenen yazılımın amacını, kapsamını, kurallarını ve ihtiyaçlarını anlamaya çalışır. Proje, gerçekleştirilecek yazılım ekibine gönderilir. Yazılımı geliştirecek kişilerle yazılımda çalışacak diğer birimler arasındaki koordinasyon müvekkil tarafından sağlanır.”
Iraz Bayrak'ın (İBB Yazılım Mühendisi) avukatının savunması.
Dava tutuklu sanık avukatlarının tahliye talepleri ile sürüyor. Avukatlar 15 dakikalık bir sürede suçlamalara karşı savunma yapmakla mücadele ediyor. Avukatların dikkat çektiği bir nokta: savcının tahliye istediği 7 kişiden 5'inin mahkemede dinlenmiş olması. Bu nedenle olabildiğince suçlamaları çürütecek özetler sunuyorlar.
“Burada büyük bir mantık hatası vardır: Eğer bu aplikasyonu yurttaş kullanmıyorsa, yurttaşın konum verisi nasıl bu uygulamanın içinde olabilir?”
“İBB Hanem, İstanbul Planlama Ajansı nezdinde yapılması planlanan ancak hiçbir zaman hayata geçirilmemiş bir uygulamadır. Bu çalışmanın amacı; İstanbullulara sunulan hizmetlerin geri bildirimlerini analiz etmek, sosyal hizmetlerde mükerrer faydalanmanın önüne geçmek ve eksik faydalanmayı engellemek adına kurum içi bir sistem oluşturmaktır. Bu, 'İstanbul Senin' uygulaması gibi vatandaşların telefonlarına indirebileceği bir aplikasyon değildir; sadece ilgili belediye personeli için tasarlanmış bir çalışmadır. Bu ayrım ya kötü niyetten ya da büyük bir özensizlikten dolayı yanlış anlaşılıyor.”
“İddianamede 'İBB Hanem' uygulaması içerisinden hukuka aykırı kaydettikleri verilerle konum verilerinin yurt dışına sızdırılmasını sağlayan şüpheliler' denilmektedir. Bu ifade dehşete düşürücü bir hatadır; çünkü iddianamenin fezlekesi, ekleri ve USOM raporu, İBB Hanem'in vatandaşın konum bilgisini eşleştirdiğini iddia etmemektedir. Bu iddia 'İstanbul Senin' uygulaması içindir. İddia makamı, İBB Hanem ile ilgili yazacak bir şey bulamadığı için 'İstanbul Senin'deki aktarma iddiasını kopyalayıp buraya yapıştırmıştır.”
“Savcının tahliye istediği isimlerin 5'i sorgusu yapılan isimler. Sıramızın mahkemenizin kararını etkilememesini diliyoruz. Müvekkil örgüt suçundan yargılanmamaktadır. Alt sınırı sadece bir sene olan suçtan dolayı tutukluluk kararı ölçüsüzdür. Sayın mahkemenizin daha fazla Anayasa'nın 19. maddesini ihlal etmemesi için tutuk değerlendirmesinde müvekkilimizin tahliyesini talep ediyoruz.”
Esra Huri Bulduk'un avukatı Rüşen Ali Nergiz'in tahliye savunması.
Tahliyesi talep edilen 7 ismin öne çıkan savunmaları:
• Kadriye Kasapoğlu, 13 yaşındaki oğlunun doğum gününde tutuklandı.
• %47 engelli Davut Bildik'in kalp pili ve kapak protezi var, cezaevinde durumu ağırlaştı.
• Sırrı Küçük, 5 yaşındaki kızının fotoğrafını gösterip 'Kızıma kavuşmak istiyorum' dedi.
• Fatih Yağcı, yalnızca gizli tanık beyanıyla 8 aydır tutuklu olduğunu söyledi.
• Ebubekir Akın hakkında 900 metrelik baz kayıtları delil gösterildi.
9 Mart'ta başlayan İBB Davası'nda savcılığın tutukluğa ilişkin mütalaasına kadar toplamda 17 isim dinlendi. 17 isimden 5'i için savcı tahliye talep etti: Sırrı Küçük, Fatih Yağcı, Evren Şirolu, Ali Üner ve Ebubekir Akın savunmalarını tamamladıktan sonra tahliyeleri yönünde talepte bulunulan isimler oldu.
Aykut Erdoğdu, Bulut Aydöner, Ümit Polat, Hüsnü Yüksel Tunar, Murat Or, Ali Sukas, Altan Ertürk, Resul Emrah Şahan, Mehmet Murat Çalık, Murat Keleş, Ceyhun Avşar ve Mehmet Karataş ise savunmaları alınmasına karşın tutukluluk halinin devamı talep edilen isimler oldu.
Kadriye Kasapoğlu ve Davut Bildik henüz savunma vermemelerine karşın tahliyesi talep edilen 2 isim oldu.
Tüm bu taleplerin ardından 40. Ağır Ceza Mahkemesi heyeti tutukluluk değerlendirmesi yapacak. Karar perşembe günü açıklanacak.
“Hem müvekkilim hem diğer sanıklar için infaz süresinin bir anlam ifade etmesi gerekiyor. Tutukluluk nedeniyle işsiz kalmış, ailesi ekonomik kriz içindedir, çocukların eğitim masrafları karşılanamaz haldedir. Çaresizlik nereden geliyor biliyor musunuz? 3 gün boyunca 7. katta değil savcıya, katibine bile ulaşamadık. Müdafiler ve şüpheliler soruşturmanın nesnesi oldu. Savcılık makamı 7. katta güvenlik koridoru oluşturmuş.”
“Müvekkil kaçma şüphesiyle tutuklanıyor. Gözlerinde kaçma şüphesi mi görüldü? Müvekkil işini kaybetti. Çocukları okul hayatlarında zorbalığa uğradı. Müvekkilimizin tahliyesini talep ediyoruz.”
“Müvekkilim 20 Ekim 2025 tarihinde tutuklandı. Dosyaya sunulmuş tek bir delil yok. Savcılık hangi delili korumuştur? Hangi delil hala toplanmayı beklemektedir? Müvekkil dışarıda olsaydı bugün ulaşılamayan hangi delile ulaşılacaktı? Eylem 13 kapsamındaki deliller TÜBİTAK ve ilgili kurumlar tarafından kopyalanmıştır. Madem ki deliller toplanmış, an itibarıyla tutuklu kalmasının dosyaya faydası nedir? Savcılık tek bir gerekçe sunsun, tahliye talebimi geri alacağım.”
Emrah Yüksel'ın (İBB Bilgi İşlem sorumlusu) avukatı Hayrettin Berksoy'un tahliye savunması.
“Savcılık bu insanlara birer eşya gibi davrandı. Günlerdir burada dinlediğim beyanlar bu mağduriyetin kolektif yaşatıldığını anlattı. Müvekkilin tahliye olmasını engelleyecek herhangi bir delil yok. Sadece Fatih'in abisi Zafer olarak adını geçirmişler. Sayın heyet, bayram geçti, bahar geliyor, torunlar büyüyor. Bu haksızlık zincirinin kırılması gerekiyor. Müvekkilimizin tahliyesini talep ediyoruz.”
“Müvekkilim Zafer Keleş 6 Mayıs tarihli Ertan Yıldız'ın ifadesi nedeniyle tutuklandı, iddianamede eyleme dönüşmedi. İfade ile müvekkil suçlanamıyor, ama müvekkil aylardır tek kişilik hücrede tutuluyor. Tutukluğunun devamına kararı ilk kararın hukuka aykırılığını pekiştirdi. Hiçbir savcı ve hakim müvekkilin neden tutuklu kalması gerektiğine 1 dakikasını bile ayırıp bakmadı. Bakılsaydı tutukluğunun neden hukuka aykırı olduğunu anlardı.”
Zafer Keleş'ın avukatının tahliye savunması.
Avukatlar, müvekkillerinin tahliyesine ilişkin beyanda bulunmaya başladı.
Savcı mütalaası karar değildir. Karar heyet tarafından perşembe günü verilecek.
“Başkanım, yargılamanın genel aşamasında, tutukluluk ve tahliye durumu değerlendirildiğinde; sanıklardan Sırrı Küçük, Fatih Yağcı, Ali Üner, Evren Şiroğlu, Ebubekir Akın, Davut Bildik ve Kadriye Kasapoğlu yönünden mevcut delil durumu, sanıkların tutuklu kaldıkları süre ve üzerlerine atılı suçun vasıf ile mahiyeti gözetilerek bu aşamada tahliyelerine; diğer sanıkların bu aşamada mevcut tutukluluk hallerinin devamına karar verilmesi mütalaa olunur.”
Savcı 107 tutukludan 7'sinin tahliyesini talep etti: Sırrı Küçük (Özgür Karabat'ın şoförü), Fatih Yağcı (Ağaç AŞ satın alma şefi), Evren Şirolu (iş insanı), Kadriye Kasapoğlu (İmamoğlu'nun özel kalem müdürü), Davut Bildik (İSBAK çalışanı), Ali Üner (iş insanı), Ebubekir Akın (iş insanı). Karar perşembe günü açıklanacak.
“Koğuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmesi gerekirdi. Bugün eğer iddianamede ihaleler yoksa savcılık zaten tutukluluğa sevk edesi varmış. Sulh Ceza hakiminin de tutuklayası varmış.”
Seyfullah Demirel'in avukatı Yeşim Gül'ün savunması.
Seyfüllah Demirel'in avukatı Yeşim Gül ve diğer avukatlar savcılığın mütalaa vermesi için ısrar etti. Savcı açıklamak istedi, avukatlar kabul etmeyince savcı mütalası için 1 saat ara verildi. Dönüşte duruşma savcısı 107 tutuklu sanık hakkındaki mütalasını açıklayacak.
“Sizden ala güvenilir aracı mı olur? O notun sizde kalması size sıkıntı yaratır.”
“Suç teşkil eden bir unsur yok. Bazı ifadeleriniz Dilek Hanım'ın cumhurbaşkanı adayı olarak hazırlanması üzerine algılanmış. Size birisi bunu iletmek istemiş. Bu ortam bu tarz alışverişlere müsait değil. Daha dikkatli olursak seviniriz.”
“Oturumu kapattıktan sonra tarafıma bir not kağıdı getirildi. Not 'Sayın Başkanım' diye başladığı için, bana hitaben yazıldığını düşünerek görevli arkadaşlar tarafıma iletmişler. Sahibi çıkan yok. Notun içeriğini okumak istemedim ancak Cumhurbaşkanı adaylığı, Dilek Hanım gibi ifadeler olduğu için Ekrem Bey ile alakalı olduğunu düşündüm. Takdir edersiniz ki örgüt iddiamız var; bu tarz not alışverişleri denetime tabi olması gereken hususlar. O zaman bizde dursun. Biz de aracı olmuş olmayalım.”
Somut yargılamada Pehlivan'ın kaçtığı ya da delil karattığına dair somut delil bulunmamaktadır. Yargının görevi araçsallaşmak değildir. Bir insanın, bir avukatın müvekkilinin savunmasını organize etmek gibi bir gerekçeyle tutuklanması Anayasa'ya aykırıdır. Ceza sorumluluğu şahsidir. Uygulanan yaptırımlar kişisel yaptırımın çok ötesine geçmektedir. Aileye yaptırım, eğitim öğretim hakkı ve çalışma özgürlüğünü ihlal bakımından ihlaller halkası genişletiliyor. Aksine, çağrı üzerine ifade vermeye giden bir avukatın, daha sonra bu şekilde tutuklanması; hem hayatın olağan akışına hem de kanunun ruhuna aykırıdır.
Kıdemli bir hukukçu olarak hicap duyuyorum. Böyle bir tutuklama gerekçesi olamaz. Mehmet Pehlivan iki kişinin beyanı sonucu tutuklanmıştır. Henüz yargılamanın başındayız, itirafçıların beyanlarının delil olamayacağını çok iyi bilmekteyiz. Burada kayıtlara geçen beyanlar iddia makamının kafasını karıştırmış olmalı ki 'tehdit' diyemiyor, 'tehditvari' gibi beyanlar var. Suç şüphesi tutuklama için yeterli değildir.
İstanbul Barosu adına avukatlık kanununun verdiği görev ve yetki çerçevesinde konuşacağım.
Avukat Yiğit Akalın, İstanbul Barosu Başkanı İbrahim Kaboğlu'nun söz almasını talep etti. Kaboğlu, İmamoğlu'nun tutuklu avukatı ve baro üyesi Mehmet Pehlivan için konuştu.
Yargılamanın 4. haftasında 12 gün geride kaldı. 2'si belediye başkanı olmak üzere toplam 17 tutuklu ilk kez savunma verdi. İlk savunmayı Aykut Erdoğdu yaptı. Savcılığın dosyaya koyduğu HTS kayıtları tartışma konusuydu; 44 saniyede İstanbul'un 3 ilçesinden baz kaydı verdiği belirtildi. Sırasıyla Bulut Aydöner ve Sırrı Küçük söz aldı. Etkin pişman olmak isteyip tahliye olamayan Ümit Polat kürsüye geldi. Fatih Yağcı, Ali Üner, Evren Şirolu ve Hüsnü Yüksel Tunar da sanık kürsüsünde konuştu. Murat Or savunma yaptı, savcılık ifadesini kürsüde değiştirdi. Ali Sukas neredeyse 2 günlük bir savunma yaptı, rüşvet iddialarını reddetti. Şişli Belediye Başkanı Resul Emrah Şahan tüm iddiaları yalanladı: 'Müteahhitlerin değil, halkın çıkarını koruduğum için buradayım.' Beylikdüzü Belediye Başkanı Mehmet Murat Çalık söz aldı. Murat Keleş, Ceyhun Avşar, Ebubekir Akın ve Mehmet Karataş savunmalarını tamamladı. Bugün itibarıyla avukatların tahliye talepleri dinlenecek.
Bugün, çarşamba ve perşembe tutukluluk değerlendirmesi için bugüne kadar savunma yapmayan sanıkların sadece avukatları savunma yapacak. Sanıklar savunma yapmayacak. Bugüne kadar 17 kişinin savunması yapıldı, 90 kişinin avukatı savunma yapacak. Hakim ve avukatlar her sanık için 15 dakika savunma yapılması konusunda uzlaştılar ki perşembe gününe kadar herkes dinlensin ve ara karar yetişebilsin. Seyfüllah Demirel, İBB Yol Bakım ve Altyapı Koordinasyon Daire Başkanı'nın avukatının savunması ile başlanılacak.
Heyet geldi, 13. duruşma başladı.
Tutuklular alkışlarla salona giriyor. Yakınları sevdiklerine sesleniyor: "Aşkitom", "Kadir abi", "Yavuz başkanım iyilik iyidir başkanım", "Ongun abi günaydın, iyi sabahlar, iyi ki varsın", "Ulaş, Ulaş, son kez görüşecektin gitti ya Ulaş bey", "Ya kurban olurum", "Günaydın Mehmet", "Başkanım günaydın, Cumhurbaşkanı İmamoğlu."
Tutuklular alkışlarla salona geldi. Salondan "İyilik iyidir" sesleri yükseldi.
Bugüne kadar 107 tutukludan Aykut Erdoğdu, Bulut Aydöner, Sırrı Küçük, Ümit Polat, Fatih Yağcı, Ali Üner, Evren Şirolu, Hüsnü Yüksel Tunar, Murat Or, Ali Sukas, Altan Ertürk, Resul Emrah Şahan, Mehmet Murat Çalık, Murat Keleş, Ceyhun Avşar, Ebubekir Akın, Mehmet Karataş beyanda bulundu. Bugün eski İBB Yol Bakım Daire Başkanı Seyfüllah Demirel'in avukatının tahliye talebiyle duruşmaya başlanacak.
İBB Davası'nın 4. haftasının 13. duruşması başlıyor. Bugün ve yarın tahliye talepleri alınacak. Perşembe günü ise tahliye kararı bekleniyor.

