Av. 'nın savunmasının ardından mahkeme başkanı duruşmayı bitirdi.
56. Duruşma Günü
“Müvekkilim sıfır eylemden tutukludur; örgüt üyeliği iddiasıyla hapistedir. Bu da oldukça soyut bir iddiadır.”
“Kağan Sürmegöz'ün suçlandığı encümen kararlarında AK Partili üyelerin de imzası var. Onlar yargılanmıyor, haklarında bir soruşturma var mı? A'dansa hakkında işlem yapılmıyor, B'dense 1,5 yıl tutuklusun.”
Ağaçdiken, müvekkili Kaan Sürmegöz'ün müdafii olarak savunmasını bu sözlerle noktaladı.
“Dosyadaki bilirkişiler kamu görevlisidir, yani taraftır; objektif bir rapor veremezler. Mahkeme yeni bir bilirkişi raporu almak zorunda kalacaktır. Dosyadaki mevcut bilirkişi raporu bozma sebebi sayılacaktır.”
Ağaçdiken, Danıştay'ın benzer durumlarda verdiği kararı duruşma salonundaki herkese gösterdi.
“Müvekkilim önce adli kontrolle serbest bırakıldı, daha sonra savcılığın itirazıyla yeniden hakim karşısına çıkarıldı. Hakim neye dayanarak itirazı kabul etti? 5 dakika dinledi, sonunda tutuklama kararı verdi.”
Prof. 'ün savunmasının ardından, 'ün bir diğer müdafii Av. 'in savunması başladı.
“Carl Sagan'ın 'Garajımdaki Ejderha' hikayesini hatırlatırım: Bu iddianame, savcılığın garajındaki ejderhadır.”
Güngör bu sözlerle savunmasını bitirdi.
“Müvekkilimin ailesinin bayram ziyareti öncesinde müvekkilim başka bir cezaevine sürgün edildi. Ayrıca müvekkilimin ne ile suçlandığının bu iddianameye bakarak değerlendirilmesi mümkün değildir.”
“İddianamede oluştuğu belirtilen kamu zararının hesaplanmasında farklı yöntemler kullanılması keyfiyet içermektedir; bu hesaplama objektiflikten uzaktır.”
“Bir sanığın veya avukatının, kendisinin veya müvekkilinin neyle suçlanmış olabileceği konusunda akıl yürütmesi, tahminde bulunması, birtakım varsayımlara dayanarak zihninde hayali bir iddianame yazması ve buna göre kendini savunmak durumunda bırakılması kabul edilemez.”
Arası sona erdi; İBB Emlak Yönetimi Dairesi Başkanı 'ün müdafii Prof. 'ün savunması başladı.
Tutuklu sanıklardan İBB Raylı Sistemler Daire Başkanı , kendisine seslenen iş arkadaşlarına şaka yollu 'Şimdiye Silivri'ye ray döşemeye başlasaydık bitmişti' dedi.
“Sayın Başkan, burada gerçekten üzerinde durulması gereken çok önemli bir konu var. Bu insanlar çok ağır bir süreç yaşıyorlar. Karşımızda üç küçük çocuğu olan, ailesinden ayrı bırakılmış, başka bir şehre sevk edilmiş bir kamu görevlisi bulunuyor. İnsan ister istemez şu soruyu soruyor: Acaba bu kişiler üzerinde baskı oluşturularak itirafçı ya da iftiracı olmaları mı bekleniyor? Emekli maaşlarının yeniden bağlanması olumlu bir gelişmedir ama bu insanların aileleri, çocukları, ekonomik sorumlulukları var. Adalet terazisinin bu konuda hâlâ tam dengeye gelmediğini düşünüyorum. Adalet terazisi ne zaman tam anlamıyla dengeye gelecek? Bu insanlar daha kaç ay, kaç yıl bekleyecek? Bunun kayda geçmesini isterim.”
“Peki size veya dolaylı olarak benim ismim kullanılarak herhangi bir hukuka aykırı talimat verildi mi? Yani 'şunu çözelim, şunu halledelim, şöyle yapalım' şeklinde hukuka uygun olmayan bir yönlendirme yaşadınız mı? Ben sizinle çok sık çalışmadım ama belki birileri benim adımı kullanmış olabilir. Böyle bir durumla karşılaştınız mı?”
“Hayır Sayın Başkanım.”
“Ben de zaman zaman ilgili arkadaşlara çeşitli örnekler soruyordum. İstanbul'un farklı yerlerindeki billboardlar, reklam panoları, ekranlar, sanatçı veya sporcu reklamlarıyla ilgili çok sayıda ihbar geliyordu; bunların denetlenmesi ve kayıt altına alınması yönünde çalışmalar yapıldığını hatırlıyorum. Doğru mu hatırlıyorum?”
“Evet Sayın Başkanım, doğru hatırlıyorsunuz. Bu işgallerin tamamına yakını kaldırıldı; Sayıştay raporlarında da özellikle 2020 sonrasında yapılan çalışmalar ve işgallerin ortadan kaldırıldığı görülmektedir. Tespit edilen alanların tamamını ihale sürecine dahil ettik; böylece kontrol dışı olan birçok alan belediyenin gelir sistemine kazandırıldı. Dosyada bazı kalemlerde gelir artışları yüzde yüz, bazılarında yüzde yetmiş oranlara ulaşmıştır. İddia makamının 'Bu gelirler nasıl arttı, arkasında hangi uygulamalar var?' diye sorması gerekir; 2019 öncesi ve sonrası rakamlar arasında çok ciddi farklar var ve bu tablo yapılan çalışmaların sonucudur. Kanaatimce bu durumun ayrıca araştırılması gerekir.”
“Size göre önceki dönemle kıyaslandığında bu dönemdeki en önemli değişiklik neydi? Çünkü anlattıklarınızda hem denetimlerin arttığını hem de reklam gelirlerinde ciddi artışlar yaşandığını ifade ettiniz. Bu artışın temel sebebi sizce nedir?”
“Sayın Başkanım, saha tespit ekiplerimiz çok güçlü bir yapıya kavuştu. Yöneticilik görevine başladığım dönemde bana verdiğiniz temel talimatlardan biri de sahaya daha fazla hâkim olunması ve iş geliştirme çalışmalarının artırılmasıydı. Bu doğrultuda ekiplerimizi güçlendirdik, denetimleri artırdık ve işgallerin büyük bölümünü tespit ettik; gelirlerdeki artışın temel nedenlerinden biri budur. Tahliye süreçlerini hızlandırdık; tespit edilen işgallerin kaldırılması ve alanların yeniden değerlendirilmesiyle önemli sonuçlar elde ettik. Kira gelirlerinin güncel rayiç bedeller üzerinden belirlenmesini sağladık, kıymet takdir komisyonlarını genişlettik. Özetle daha önce denetlenmeyen reklam alanları, panolar, billboardlar ve ekranlar kayıt altına alındı ve sisteme dahil edildi.”
“'Teşekkürler İstanbul' afişleri bize ait afişler değildi. Muhtemelen öyle bir şeyi biz yapmış olsak, iddia makamı bizi herhalde idamla yargılardı. İstanbul aylarca 'Teşekkürler İstanbul' afişleriyle durdu; 31 Mart gecesi asıldı, Temmuz'un 1'inde kaldırmaya başladık. O afişler o dönem Sayın Erdoğan'la Sayın Binali Yıldırım'ın mağlubiyet kutlamaları afişiydi; neredeyse 4 ay boyunca durdu.”
“Kaan Bey, sizinle birlikte mesaimiz var; yaklaşık 7 yıl önce başladı. Dün, 7 yıl önce ikinci seçimi kazandığımızın yıldönümüydü. İstanbul'da seçim kazanılır; seçim alınmaz, verilmez. Millet verir, millet 'bitti' der.”
“Partili olabilirsin ama partizanlık yaptığın an benim evladım değilsin.”
İmamoğlu, Sürmegöz'e soru yöneltmek için söz alırken babasının bu sözünü aktardı.
Tahliye olma ümidiyle, savcının yönlendirmesiyle ifade verdiğini söyleyip ifadelerini reddeden , Kağan Sürmegöz'e soru yöneltmek için söz aldı ve şirketi BVA'nın ihalelerde daha ayrıcalıklı olup olmadığını sordu.
Tutuklu sanıklardan söz aldı ve Kağan Sürmegöz'e seslendi: '2006'da İBB'ye, AK Parti döneminde başladınız. Sanki iki Kağan Sürmegöz var: 2019'a kadar olan ve 2019'dan sonraki. Türkiye'de millet bölündü, taban bölündü; ama bir insanın ikiye bölündüğünü ilk kez görüyorum! AKP'nin Kağan Sürmegöz'ü çok temiz, CHP'nin Kağan Sürmegöz'ü 100 yılla yargılanıyor.'
“Bu insanlar yıllar içinde çeşitli görevlerden geçmiş, eğitim almış, deneyim kazanmış ve hak ederek bulundukları görevlere gelmiş kişilerdir. Ne 'nun özel bir katkısıyla gelmişlerdir ne de herhangi bir kişinin talimatıyla göreve alınmış veya görevden uzaklaştırılmışlardır. Aksinin iddia edilmesini kendilerine yapılmış bir hakaret olarak kabul ederim.”
“İnanın bu insanlar örgütten falan yatmıyor burada. Ben kendim için konuşmuyorum, onlar için konuşuyorum. Lütfen bunları canınızı sıkacak şeyler olarak değerlendirmeyin; bunların kamuoyu tarafından da duyulması gerekir. Tekrar ediyorum; İstanbul Büyükşehir Belediyesi'ndeki yöneticilerin yüzde 60'tan fazlası önceki dönemlerden kalan insanlardır. Bu nasıl bir suç örgütü olabilir?”
“ bugün vardır, yarın yoktur. Bu nedenle Kaan veya diğer arkadaşlarımızın performansını ve kariyerini değerlendiren süreçler en az üç-dört görüşmeden geçer; sonrasında ilgili birimlerin onayıyla konu önümüze gelir. Hep böyle olmuştur.”
“Bırakın işin örgüt niteliğini tartışmayı, insanların görevde tutulması açısından bile bu iddialar gerçekçi değildir. İnsanlar burada emekleriyle bulunuyorlar. Sayın savcılar 'bunu o atadı, şunu bu atadı' diye sordu. Gerçekten birisini çok beğeniyorsam ve göreve uygun olduğunu düşünüyorsam dahi, o kişinin çeşitli aşamalardan geçmesini isterim; çünkü ben de yanılabilirim.”
“Sürmegöz 2006'da İBB'de işe başladı, benim dönemimde de devam etti. Bugün itibarıyla İstanbul Büyükşehir Belediyesi'ndeki yönetici kadrolarının yüzde 60'ından fazlası eski dönemlerden kalan insanlardır. Aradan yedi yıl geçmiştir. Bugün bir bakanlık devrediliyor, çoğu zaman bir tane yönetici bile kalmıyor. Aynı iktidar döneminde dahi bunun örneklerini gördük; son beş-altı yılda değişen dört-beş bakanda bunu çok net hatırlıyorum.”
Mahkeme Başkanı, 'Başka sorunuz var mı? Bunları sürekli dile getiriyorsunuz' dedikten sonra 'nun mikrofonu kapatıldı.
“Burada bir bilirkişi raporu cinayeti yaşanıyor. Dünkü kararınızda adalet teraziniz buraya uğramadı.”
“İtirafçılardan , ' beni köşeye sıkıştırmak için Kağan'a ceza kestirdi' demiş. Buna ne dersiniz?”
“Bir gün metroda baktım, her yerde reklam panoları var. Ekiplere metroların reklam alanını inceleyin dedim. 16 bin metrekare için ihale almış, 20 bin metrekare kullanmış. Arkadaşlar fark etti, ben de görevim gereği ceza kestim.”
İBB Emlak Yönetimi Dairesi Başkanı 'ün savunması sona erdi; sorgusuna geçildi.
“2015 yılından 2024 yılına kadar kullanılan ihale şartnamelerini karşılaştırdım. İki şartnameyi yan yana koydum. Aralarındaki tek farkın bir buçuk satırlık bir kaydırma olduğunu gördüm. Bunun dışında hiçbir fark yok.”
“Burada sessizce oturuyoruz ama inanın çığlık atıyoruz. Çok ağır suçlardan yargılanan, ağır hikâyeleri olan insanlarla aynı ortamda kalıyoruz. Haziran 2024'te iş görüşmesine gittikten sonra öldürülüp cansız bedeni halıya sarılarak ağırlık bağlanmış halde Büyükçekmece sahilinde bulunan Sedef Güler'i hatırlarsınız. Bu cinayete yardım etmekten tutuklu olan şahıs bizimle aynı yerde kalıyor ve bana 'Biz belirli bir süre sonra açık cezaevine geçeceğiz ama sizin işiniz çok zor, sizin durumunuz çok farklı' diyor.”
“Altımdaki personeller iftiracı oldu. beni hiç görmedi, tanımıyor bile. Bir sabah uyanıyor ve 6 yıl önceki olayı hatırlayıp gidip adımı veriyor.”
“Sayıştay'ın, İBB'ye ait Beykoz'daki araziyi değerlendirmediğimize ilişkin bir bulgusu vardı. Burayı değerlendirip gelir elde etmeye başladık. "Değerlendirdik, gelir elde ettik. Şimdi burada yargılanıyoruz."”
“Yenikapı'da bulunan Kadir Topbaş Gösteri Merkezi'nin 3 yıl süreyle işletilmesi işi, suç örgütünün faaliyeti gibi gösteriliyor. , , ... Bunlar tamamıyla Medya A.Ş.'ye bağlı insanlar ama bu iş Kültür A.Ş.'nin işi. Oradaki bir aykırılığa da dikkat çekmek isterim.”
“Dijital Deneyim Müzesi'yle ilgili karar, AK Partili belediye meclis üyelerinin de oyuyla, yani oybirliğiyle alındı. Ama tabii onlara sorumluluk yüklenmedi.”
Öğle arası sona erdi; Kağan Sürmegöz'ün yarım kalan savunmasıyla duruşmaya devam edildi.
“Kanun bize yeterlilik koy diyor ama bunun kriterlerini belirtmiyor. Tıpkı iddianamedeki iddialar gibi.”
Kağan Sürmegöz'ün savunması sürerken duruşmaya öğle arası verildi. Aradan sonra savunma devam edecek.
“İndirim yaparak kamu zararı oluşturduğumuz yönündeki suçlamayı reddediyorum. Metro İstanbul'un sefere çıkaramadığı, bakımda olan araçları oluyor. Bu sebeple bizden kaynaklı bir durum olduğu için indirim uygulamak zorunda kaldık.”
“100 adet üst geçit ve 95 adet üst geçit alın yüzeyi ihalelerinde, lokasyonun hem gelişine hem gidişine pano konulduğu için 'bedeli 2 ile çarpacaktın' deniyor. Ürün tek, sadece kullanım alanı farklı. Danıştay da bu metraj hesaplama yöntemini subjektif buldu. İstanbul Ticaret Odası'nın bile 'sağlıklı değer tespiti yapılamaz' dediği piyasa fiyatları üzerinden müfettiş %100 doluluk oranı hesaplayıp 27 milyon TL kamu zararı çıkardı.”
Üst geçit reklam ihaleleri
“Toplu taşımalardaki ekran ihalesini, 2015'te AK Parti döneminde yapılan ihaleyle birebir aynı şartlarda gerçekleştirdik. Dahası, suçlandığım bir eylemdeki ihale, AK Partili belediye meclis üyelerinin de oybirliğiyle kabul ettiği bir karardı.”
“Tüm Türkiye'de reklam yatırımı 380 milyon civarındayken ve müdürlük gelirimiz 149 milyonken, bilirkişilerin 490 milyon TL kamu zararı çıkarması rakamların ne kadar keyfi ve subjektif belirlendiğinin kanıtıdır.”
“Mülkiye müfettişi, firmaların giderlerini, bilançolarını, kâr-zarar durumlarını tamamen görmezden gelip firmaların sözde satış fiyatları ve 'ettikleri ciro' üzerinden hayali bir ecrimisil hesabı yapıp kamu zararı çıkarıyor. Oysa şirketlerin bilançoları incelendiğinde kimin ne kâr/zarar ettiği mahkemede ortaya çıkıyor. Kaldı ki iddiaya konu 2021 ve 2022 yıllarından sonra reklam alanlarındaki ecrimisil dosyalarının tamamını kapatmış durumdayız.”
“İhaleye pandemi döneminde, Ağustos 2020'de sokağa çıkma yasakları varken ve sektörün %24 küçüldüğü bir ortamda 600 milyon TL muhammen bedelle çıktık. Bakanlık genelgesi gereği zam yapmamamız zaten zorunluluktu.”
“Asıl absürtlük geçmişte yaşanıyordu: 90'lı yıllardan 2015-2016'ya kadar hiçbir piyasa araştırması, hiçbir emsal bedel değerlendirmesi yapılmadan sadece matbu bir evraktaki boşluklar doldurularak rakamlar tayin ediliyordu. Biz bugün en kapsamlı, en detaylı emsalleri toplayıp evrakların arasına koyarken kamu zararı oluşturmakla suçlanıyoruz; bu tam bir tezat.”
“Bilirkişi 'reklam üniteleri çift taraflıydı, alacağın geliri 2 ile çarpacaktın' diyor. Size bir şeyi 10 liraya verip sonra 'arkasını da kullanıyorsunuz, 20 lira alacağım' demek kadar absürt. Raket uygulaması zaten çift taraflı üründür. 6 saniyede bir görsel değiştiren afiş mekanizmaları için de 'muhammen bedeli 3 ile çarpacaktın' demiş; her 6 saniyede görselin değiştiği yere sabit yerle aynı parayı verir misiniz? Bilirkişi 'verirsin' diyor.”
“Bilirkişi 'çok reklam yüzü gösterilirse çok para kazanılır, kamu zararı var' diyor. Oysa Vialand'e işletmeci gelip basit bir lunapark yapsa bugünkü ziyaretçiye ulaşabilir mi? Adam roller coaster koyuyor. Yatırımı ne kadar yüksek tutarsa hem kendisi hem de günün sonunda ürünü devralacak belediye için faydalıdır.”
“Danıştay 1. Dairesi zaten bu ihalelerdeki bedellerin düşük olmadığını, belediyenin tahmini bedel belirlemesinde hiçbir yasal engel bulunmadığını tescilleyip soruşturma iznini kaldırmış durumda. Danıştay kararına rağmen hâlâ kamu zararı çıkartmaya çalışıyorlar.”
“Şartname gereği 2000 adet raketin %15'ini, yani 300 adedini dijitale çevirmek elzem. Hepsini çevirmenin yaklaşık 34 milyon dolarlık yatırım maliyeti var. Çevirsin, bunu isteriz; çünkü günün sonunda 2030 yılında bu envanter belediyeye kalacak.”
“'Masa başında fiyat belirlediniz' deniyor; bilirkişiler 'fiyatı eksik belirlediniz, borsaya, Ticaret Odası'na sorsaydınız' diye akıl veriyor. Oysa kanun belediyeye bu araştırma ve tespit yetkisini açıkça veriyor; emsal ihaleler zaten sadece Türkiye'deki belediyelerde var, kendi yaptığımız benzer işleri emsal almamızdan daha doğal ne olabilir? Üstelik arkada BİMTAŞ ile 2018'den 2020'ye kadar süren, devasa bir teknik standardizasyon ve 'Reklam Değer Haritası' çalışması var; İstanbul'un her ana arterine bir değer skoru ürettik, haritada bir noktaya dokunulduğunda birim fiyat indeks olarak çıkıyor.”
“Yaklaşık 600 milyona, yani o dönemin parasıyla 100 milyon dolara ihaleye çıkıyoruz; yatırım maliyeti de yaklaşık 20 milyon dolar. Böyle bir işte istekli gidip fiili durumu yerinde görmez mi? Bilirkişi 'bakamaz' deyip yine niyet okumuş. 120 milyon dolarlık işe girecek firmanın sahayı incelemeyeceğini varsaymak ve 'ürünlerin dijital mi afişli mi olacağı işletmeciye bırakılmış' diye eleştirmek serbest piyasayı ve ticaretin doğasını anlamamaktır. Biz şartnamede minimum standartları belirledik, gerisini işletmecinin ticari kararına bıraktık; bunda suç aramak zorlamadır.”
“Bilirkişiler resmen niyet okuyorlar: 'Listeler net değildi, işin miktarı belli olsaydı katılım daha fazla olurdu' diyorlar. Oysa bahsedilen 2.400 adetlik liste bizim kafamıza göre yazdığımız bir liste değil; İBB Meclis kararıyla belirlenmiş ve ihale şartnamesine aynen eklenmiş resmi bir listedir.”
“İştirak şirketleri alt yüklenici almak istediğinde sadece bir muvafakat talep ediyoruz; bize kiminle sözleşme imzalayacaklarını bildirmek zorunda bile değiller, biz sadece yazılı muvafakatnameyi verip süreci bitiriyoruz. Kaldı ki alt yüklenici alınması, sözleşmeyi imzalayan ana firmanın sorumluluğunu ortadan kaldırmıyor. 'Sorumluluk devredildi' diye nitelikli dolandırıcılık iddiası ortaya atmak hukuken tamamen absürttür.”
“Bilirkişiler en temel kanunları bile birbirine karıştırıyor. Bu ihaleler 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu kapsamında değil, 2886 sayılı Kanun kapsamında yapılıyor. 4734 olsaydı yaklaşık maliyetler gizli olur, teklifler saklanır, %30 düşüğünü veren elenirdi. Oysa tabi olduğumuz 2886 sayılı Kanun'da bütün bilgi ve belgeler Resmi Gazete'de şeffafça yayınlanıyor. Bizim gizli bilgiyle yakından uzaktan alakamız olamaz Başkanım; bilgileri kanun gereği tüm dünyaya ilan ediyoruz, neyin gizliliğinden bahsediliyor?”
“Kendi birimimde altımda çalışan müdürlerden ve itirafçı oldu, savunmak bana kaldı. Ki ben komisyonda görevli bile değilim, muhammen bedeli ben anlatıyorum.”
“İhalelerimiz Resmi Gazete'de, ulusal gazetelerde ve internet ilanlarında yayınlanır; kamuya açık şekilde ilerleyen bir ihale sürecinde hiçbir şekilde bizim birisini engelleyebilmemiz söz konusu bile değildir, süreç denetime de elverişlidir. Bir reklam ihalesine Türkiye'nin herhangi bir yerinde 5'ten fazla firma da girmemiştir; tereddüt varsa tüm büyükşehir ve il belediyelerine yazıp hangi firmalarla çalıştıkları sorulabilir.”
“Aynı idari uygulama geçmişte hukuka uygun kabul edilirken, 2019 sonrasında 'ihaleye fesat' ve 'örgüt faaliyeti' olarak nitelendiriliyor; buradaki çifte standarda dikkat çekiyorum. İhaleyi alan yapılar şahıslar değil, yine belediyenin kendi öz şirketleridir; dolayısıyla kişisel veya örgütsel bir menfaat aktarımı iddiası mantıksızdır.”
“Bu yeterlilikler 2886 sayılı Kanun'un 16. maddesi kapsamında istenmiştir; eski dönemde de aynı kanun kapsamında istenmişti. 2011, 2013, 2015 ve 2018 yıllarındaki ihalelerden dolar bazında örnekler vererek, o dönemde de aynı yüksek ciro ve teminat şartlarının arandığını ve ihaleleri yine aynı İBB iştiraklerinin (Kültür A.Ş., Medya A.Ş., İSBAK) kazandığını belgeleriyle mahkemeye sundum.”
“Mal varlığı tespit tarihi yanlış; 2022 değil. Benim ve eşimin adına kayıtlı iki taşınmaz var; birini 2017'de, diğerini 2020'de aldık. Her ikisi de büyük ölçüde banka kredisiyle alındı ve kredi ödemeleri hâlen devam ediyor.”
“İddianamede aklama suçuyla ilişkilendirilerek isnatlarda bulunulmuştur ancak buna ilişkin herhangi bir delil, bilgi veya somut tespit yoktur. Finansal araştırmalarda suçtan elde edildiği iddia edilen bir mal varlığına ilişkin gelir tespiti yoktur. İmza attığım veya sorumluluk taşıdığım bir işlem yoktur. Finansal bir bağ ortaya konulamamıştır; sağlanmış bir menfaat yoktur. İlişkili olduğu ileri sürülen şirketlerin ihale ve sözleşme süreçlerinde tarafımın yetki veya sorumluluğu yoktur; ödeme yönlendirme yetkim yoktur. Bu suç yönünden hakkımda tutuklama kararı verilmemiş olması da iddianın somut maddi temele dayanmadığını gösterir.”
“4-5 tane duvar reklamı işleten bir firma 'biz hiç davet edilmedik' diyor. Bir havalimanı projesinde orta ölçekli bir inşaat firmasının 'davet edilmedik' demesi gibi; bu bize komik ve abes geliyor.”
“Bunlar bir devir değil, alt işletmecilik ihaleleridir. Devir olmadığı için şirketlerimiz bu işleri ister kendi yapar, ister alt taşeron firmalarla çalışarak neticelendirir.”
“Sunduğum bütün reklam işletme ihalelerindeki yeterlilikler ve nitelikler aynıdır. 2019 sonrası ihalelerdeki yeterlilikler eski dönemle aynıdır; rakamsal olarak eski dönem ihalelerinin şartları daha yüksektir. Yeni dönemde aynı kanun kapsamında aynı yeterlilikleri istedik. Rakamsal olarak yüksek diye eleştiriliyoruz, 'ihaleye fesat karıştırdınız' deniliyor; daha düşük istenmiş. Kazanan firmaya bakıyoruz, yine Medya A.Ş., yine Kültür A.Ş. Süreçlerimizde hiçbir farklılık yok.”
İBB Davası'nda savunmalar sürüyor; sıra İBB Emlak Yönetimi Daire Başkanı Kağan Sürmegöz'de. 110 kişinin tutuklu yargılandığı dosyada bugüne kadar 51 kişi tahliye edildi, 59 sanık tutuklu bulunuyor. Henüz savunmasını yapmamış 7 isim bulunuyordu: Kağan Sürmegöz, (İBB Genel Sekreter Yardımcısı), (Medya AŞ Yönetim Kurulu Başkanı), (İmamoğlu İnşaat A.Ş. Genel Müdürü), , (İBB Spor Kulübü Başkanı) ve (Beyoğlu Belediye Başkanı).
“İstanbul'daki 25.000 firmanın unvanında reklam var diye bu işi kısıtladığımız iddia edilemez; 73 firma da yüksek bir firmadır. Kaldı ki ihalelerimiz sadece İstanbul'u değil tüm Türkiye'yi kapsar. Biz kimseyi engellemedik. 'Bu ihaleye giremedim' diyen bir dilekçe görmedim; encümende 'bu yeterlilik şartlarıyla katılamadık' diyen olmadı.”
“Ecrimisil uygulamaları Milli Emlak'ta da Vakıflar Genel Müdürlüğü'nde de aynıdır.”
“Bu sürecin ardından, daha önce idari soruşturma kapsamında değerlendirilmiş, tarafımca ayrıntılı şekilde de cevaplanmış ve sonucunda da haklı çıktığımız konularla ilgili olarak 19 Mart'ta gözaltına alındık. Emniyet ve savcılık sorgusunun ardından Sulh Ceza Hakimliğine çıkartıldık. Aynı beyanlarımı orada da tekrar ettim ve serbest bırakıldım. Ancak savcılığın itirazı üzerine, mal varlığımda artış olmaması ve maddi menfaat elde etmemem sebebiyle rüşvet suçundan serbest bırakılarak örgüt üyeliği iddiasıyla tutuklandım.”
“Şimdi iddianamede doğrudan yer verilen iddialar ve benzeri hususlar hakkında Danıştay nezdinde değerlendirme yapıldı ve Danıştay tarafımızı haklı bularak bu soruşturma iznini kaldırdı. Dolayısıyla iddianamede bulunan ve bize atfedilen bu suçlamaların nasıl değerlendirildiğini görmek için, tüm iddianameyi okuduğunuzda 61. sayfadan başlayıp 118. sayfaya kadar geldikten sonra Danıştay kararını da okumanız yeterlidir. Zaten cevapların tamamını orada bulacaksınızdır.”
“Danıştay, iddianamede de yer alan bu iddialara ilişkin soruşturma izni vermedi. Mülkiye müfettişi iddianamedeki soruları daha önceden de tarafımıza yöneltmişti. Yani 2021 yılının sonlarında, 2022 yılına geçtiğimiz dönemde bu süreci müfettişle birlikte yürüttük. Tabii ki çok sayıda soru sordu. Akabinde de tarafımıza yöneltilen iddialarla birlikte, dosyada yer alan tespitlere dayanarak soruşturma izni verilmesine karar verdi. Biz de bu süreçte dava açarak kendimizi anlatmaya çalıştık.”
“Farklı dönemlerde — merhum Kadir Topbaş, Sayın Mevlüt Uysal ve Sayın dönemlerinde — görev yaptım. Görev sürem boyunca sadece vatanımın ve milletimin menfaatine çalıştım. Hakkımda örgüt isnadıyla bağdaştırılabilecek hiçbir talimat süreci, gizli bir iletişim ya da kişisel menfaat asla söz konusu olmamıştır; kapalı bir yapı asla olmamıştır. Bizim bağlı bulunduğumuz tek yer İstanbul Büyükşehir Belediyesi'dir, Başkanım.”
“O süreçte bir buçuk yaşında bir oğlum vardı, iki ay sonra ikinci çocuğumuz dünyaya gelecekti. Farklı bir düşünce içine girmedik, özel sektörü değerlendirmedik; çünkü kurumda 14 yıldır çalışıyordum. Sayın Başkan bizimle çalışmak istediğini ifade edince var gücümüzle işlerimizi sürdürdük.”
“Yaklaşık bir hafta sonra Sayın tüm daire başkanları ve müdürleri Yenikapı'daki Kültür Merkezi'nde toplantıya çağırdı. Biz herhalde teşekkür edip veda edecek diye düşündük. Fakat İmamoğlu dedi ki: "Bugüne kadar kıymetli emekler verdiniz. Bundan sonra hepinizin tecrübesine talibim. Hepinizle devam etmek istiyorum. Tabii bir deneme süreci olacak. Daha güzel ürünler üretebilmek amacıyla birlikte bir yola çıkacağız. Hepinizin tecrübesi kıymetli. Süreci sizlerle yürütmek istiyorum." Uzun bir konuşmaydı, özeti buydu. Akabinde aramızdan ayrılan, bakanlığa, ilçe belediyelerine veya farklı kurumlara geçen ya da istifa eden arkadaşlarımız oldu.”
“Daha sonra seçimler yenilendi ve Sayın Başkan tekrar belediye başkanı seçildi. Biz genel sekreter yardımcımızın yanına gittik, "Bu süreçten sonra ne olacak?" dedik. Genel sekreter yardımcımız ve genel sekreterimiz o gün istifa ettiler. Bize, "Sizlerle devam edilmesini istiyoruz. Çünkü bizler siyasi partilerden geldik. Sizler kendi tecrübelerinizle geldiniz; herhangi bir siyasi geçmişiniz yok. Kendi kurumsal hafızanız ve tecrübenizle bugünlere geldiniz. Devam etmenizi istiyoruz" dediler. "Sayın Başkan takdir ederse devam edersiniz" dediler ve o gün ayrıldık.”
“O tarihte bütün ana arterlerde "Teşekkürler İstanbul" afişleri asılıydı. Sayın Başkan genel sekreter yardımcımızı, daire başkanımızı ve müdür olarak beni çağırmıştı. "Yakınlarda Anneler Günü, 19 Mayıs vesaire var. Bunlarla ilgili iletişim çalışmaları yapacağız. Bunları artık kaldırın" diye talimat vermişti. Fakat mazbata süreci iptal edildi ve o süreç gerçekleşmedi. İlk çalışmamız buydu.”
“ ile ilk tanışıklığım 2019'da 31 Mart seçimleri sonrasında gerçekleşti. İmamoğlu'nun mazbata sürecinden sonra yaklaşık 17 günlük bir başkanlık süreci olmuştu; ilk tanışmamız o kısa süreçte oldu.”
“İBB'ye 2006 yılında başladım. 2013 yılında şef, 2015 yılında Kentsel Tasarım Değerlendirme Komisyonu Başkanı oldum. 2016 yılında merhum Kadir Topbaş döneminde meclis kararıyla kurulan Reklam Yönetimi Müdürlüğü'ne kurucu müdür olarak atandım. başkan seçildiğinde ben 14 senedir çalışıyordum.”
Suç Örgütü Davası'nın karar celsesinde 7. duruşma günü başladı. Beşiktaş Belediyesi Başkan Yardımcısı Alican Abacı, etkin pişmanlık ifadesinin ardından ev hapsi şartıyla tahliye edilmişti; SEGBİS yoluyla savunma yaptı. Esas hakkındaki mütalaaya tepki gösteren Abacı, somut delillerin, banka kayıtlarının ve maddi gerçeklerin iddiaları çürüttüğünü, buna rağmen varsayımlara dayanılarak ağır cezalar talep edildiğini söyledi. "Ben ne 'tan ne de kardeşlerinden herhangi bir para talebinde bulunmadım" dedi.
Ara haber — Aziz İhsan Aktaş davası
“O dönemde yanlış yapıldı, o yanlışa devam edildi diye göstermiyorum bunları. O dönemde de doğru yapıldı, şirketlerden birebir aynı yeterlilikler istendi. Çok uzun yıllardır şartlarımız aynıdır.”
Sürmegöz, 2019 öncesine ait ihalelere katılım şartlarını duruşma salonunda gösterirken konuşuyor.
“Belediyemizin emlak ve reklam gelirlerini önemli ölçüde arttırarak görevime layık olmaya çalıştım.”
“Bugün İBB'de işe başlayışımın 20. yıldönümü. Eski dönemde ne yaptıysak, yeni dönemde de gelir getirici süreçlerimizin tamamını idame ettirdik. 16 yıllık tecrübem dikkate alınarak Emlak Daire Başkanı olarak atandım. 2022 Nisan'da Reklam Daire Başkanlığında boşalma oldu; 16 yıllık tecrübem dikkate alınarak vekâleten atandım, yaklaşık 6 ay sonra asaleten atandım. Tutuklandığım tarihe kadar bu görevde devam ettim.”
Duruşma başladı; tutuklu sanıklar, avukatları, gazeteciler ve mahkeme heyeti yerini aldı. İBB Emlak Yönetimi Dairesi Başkanı 'ün savunması başladı.
“Mahmut abi dikkat et, kepek sorunun olmasın.”
Tutuklular salona geldi; Aykut Erdoğdu, Mahmut Tanal'a takılarak şakalaşıyor.
“Kameramanlara saygı sunuyorum.”
İmamoğlu, duruşma salonuna girerken gazetecilere dönerek söyledi.
Kadın tutuklular, cezaevinde Halk TV'nin izlenmediğini söyledi.
Salonda yakınları sevdiklerine sesleniyor: "Ceyda günaydın", "Güldem", "Mustafa abi", "Fatih abi", "Melih bey", "Ceyhun başkanım", "Barış buradayız", "Ali günaydın", "", "Aykut başkanım günaydın", "", "İnan başkanım", "Buğra başkanım", "Ramazan", "Mehmet". Mahmut Tanal "İnan'cığım buradayız" diye sesleniyor. "Ekrem başkanım günaydın, seni seviyoruz." 'in kızı, annesiyle birlikte gelmiş, "Baba, baba" diye sesleniyor.
Tutuklular alkışlarla salona girdi.
“Sizlerin hakkını savunuyorum.”
Silivri'de 15. haftadayız. İlk celsede 56. duruşma görülecek.
56. Duruşma Günü başladı. Bugün İBB Emlak Yönetimi Dairesi Başkanı 'ün savunmasıyla devam edilecek.
İBB dosyasının itirafçıları , ve 'nun mal varlıkları üzerindeki tedbir kararı kaldırıldı. Ayrıca Cebeci maden sahası olayının itirafçısı, 11 suç kaydı olan 'nın yurt dışına çıkış yasağı kaldırıldı. Kararları İBB davasını gören İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi verdi. "Tahliye vaadiyle 8 milyon dolar dolandırıldım" diyen 'nın yurt dışı yasağı ile beyanları yalanlanan itirafçı 'ın malvarlığı tedbiri kaldırıldı; Adalet Bakanı Akın Gürlek, için daha önce "dönüm noktası" demişti.

