Ali Sukas'ın avukatı Kaptan Yılmaz'ın savunmasını bitirmesiyle İBB Davası'nın 8. günü sona erdi.
8. Duruşma Günü
“2000 tedarikçi ile çalışılıyor, 251 aktif tedarikçi var. Baktık, bunların kaçı 2019 sonrasında Ağaç A.Ş. ile çalışmaya başlamış — 86 tanesi 2019 öncesinden geliyor. 'Ödeme alamadık' deniliyor, bir tek tedarikçi bile ihtar çekmemiş mi? Alacak davası açmaz mı? Bir tek ihtar yok.”
“29.02.2024 tarihinde 4 milyon TL ödeme yapıldığı, ardından 01.04.2024 tarihinde 500.000 TL nakit çekilerek seçimden sonra teslim edildiği ileri sürülmektedir. İddianamenin delili nedir? Ümit Polat'ın 14.05.2024 tarihinde hesabına yatırılan 52.000 TL. Yani 500.000 TL çekim ile yaklaşık 1,5 ay sonra yatırılan 52.000 TL arasında herhangi bir doğrudan bağ kurulmadan nedensellik ilişkisi kurulmaktadır. Tutarlar farklıdır, tarihler arasında ciddi fark vardır, işlem yönleri farklıdır, aradaki ilişkiyi gösteren hiçbir somut veri yoktur.”
“Dosyada hesap hareketleri yok. Savcılık, olmayan banka hareketini ortaya hiçbir banka hareketi koymadan, kişinin 'evdeki paramla rüşvet verdim' beyanını olmayan banka hareketiyle doğruladığını söylüyor. MASAK raporunda 'bankadan çekilen para ile örtüşüyor' şeklinde değerlendirme yapıldığı ileri sürülmektedir. Ortada banka hareketi yoktur, buna rağmen banka hareketi varmış gibi bir doğrulama yapılmaktadır. Ben bu iddianın neresine ne savunma yapayım.”
“2024 yılına ilişkin yapılan değerlendirme de aynı şekilde sorunludur. Bu tarihte Yalova'da ortak baz kaydı bulunduğu belirtilerek, buradan rüşvet anlaşması yapıldığı sonucu çıkarılmaktadır. Oysa görüşmenin içeriğine dair hiçbir kayıt yoktur, tanık yoktur, somut veri yoktur. Sadece aynı yerde bulunma olgusu, rüşvet anlaşmasının delili olarak sunulmaktadır.”
Etkin pişmanlıktan yararlanmak isteyen ancak ifadesi yetersiz görülen Ümit Polat, duruşmalara SEBİS ile katılmak için dilekçe verdi. Avukatı, müvekkilinin anksiyete rahatsızlığı nedeniyle duruşma salonundaki gergin ve kalabalık ortamda sağlıklı savunma yapamadığını belirterek, SEGBİS aracılığıyla katılım ve yazılı savunma sunulmasına izin verilmesini talep etti.
Duruşma tekrar başladı. Ali Sukas'ın avukatı Kaptan Yılmaz'ın savunması devam ediyor.
Duruşmaya yarım saat ara verildi. Ali Sukas'ın ilk avukatı Kaptan Yılmaz'ın savunması henüz bitmedi. Biri 'örgüte dair' olmak üzere iki avukat daha konuşacak.
Heyet Başkanı tutuklu sanıklar için yemek durumuna bakacağını belirtti.
“30.000–37.500 dolar civarında olduğu söylenen ödemenin üç parça halinde yapıldığı iddia edilmektedir. Buna rağmen MASAK raporunda bu üç ayrı ödemenin hangi tarihte yapıldığı, hangi tutarın hangi çekime karşılık geldiği somut ve açık şekilde ortaya konmamaktadır. Banka kayıtlarına ilişkin değerlendirmelerde de benzer bir belirsizlik vardır. Metinde yalnızca '2024 yılı içinde çok sayıda banka kaydı bulunduğu' ifade edilmektedir. Ancak bu kayıtların gün ve saat bilgileri yoktur, iddia edilen para teslimiyle nasıl örtüştüğü gösterilmemiştir.”
“Hüsnü Yüksel Tunar'a para ödendiği iddia edilmektedir. Burada da dedikoduya, iftiraya ve iftiracı tanık beyanlarına dayalı bir şekilde bir hipotez kurulup bize yöneltilmektedir. 2024 yılı içinde 'bir gün' deniliyor. Peki bu hangi gün? Ocak mı, Aralık mı, yılın ortası mı? Bu belirsizlikle nasıl bir değerlendirme yapılabilir?”
“22.07.2024 tarihine işaret ederek, para transferinin 22.07.2027 tarihinde yapıldığı yazılıyor. Biz iddianameyi, yanlışlarını yeniden düzelterek yazmak zorundayız. Savcılığın tarihlendirmelerinin çok kritik önemde olduğu bir delillendirme faaliyetinde böylesine bir tarih hatası yapılması dahi, baz kayıtlarına dayandırılan tüm delillerin güvenilirliğini tartışmalı hale getirir.”
İddianamede 2024 yerine 2027 yazılmış — savcılık tarih hatası üzerinden delil güvenilirliği eleştirisi.
“Savcılıklardan umudu kestik. Mahkemelerden hâlâ umudumuz var.”
Kaptan Yılmaz, çeklerdeki keşide tarihinin ne olduğunu savcılığa tek tek açıkladı.
Duruşmayı Ekrem İmamoğlu'nun eşi Dilek İmamoğlu, tutukluların aileleri, CHP Genel Başkan Yardımcıları Gül Çiftçi ve Özgür Karabat, CHP milletvekilleri Turan Taşkın Özer, Servet Mollaoğlu, Aykut Kaya, Engin Altay, Suat Özçağdaş, Baran Yazgan, İYİ Parti milletvekilleri Hasan Toktaş ve Hakan Şeref Olgun ile çok sayıda parti yetkilisi takip ediyor. Gazetecilerin salondaki 'kör nokta' yeri hâlâ değiştirilmedi. Vekillerin oturma yeri sorunu düzeltildi — mübaşir mahkeme başkanının talimatını yanlış anlamıştı.
“İddianame o kadar özensiz ki. İlk eylemden bu özensizliğin izah zorunluluğunu hissediyorum.”
“Ağaç A.Ş. kamu ihale kanununa tabi. Personeli memur değil, iş hukukuna bağlı. Park-Bahçeler müdürlüğü asıl işvereni. 2019'dan beri rüşvet alıyorsun deniliyor. 12 firmanın 9'u 2019'dan önce de Ağaç AŞ ile çalışıyor. 2019'dan önce, 2019'dan sonraki oranlardan daha yüksek oranlar ile çalışıyorlar. Ağaç AŞ altı yılda 11 milyar 100 milyon TL ödeme yaptı.”
“Ağaç A.Ş. kamu ihale kanununa tabi. Personeli memur değil, iş hukukuna bağlı. Park-Bahçeler Müdürlüğü asıl işvereni. 2019'dan beri rüşvet alıyorsun deniliyor. 12 firmanın 9'u 2019'dan önce de Ağaç A.Ş. ile çalışıyor. 2019'dan önce, 2019'dan sonraki oranlardan daha yüksek oranlar ile çalışıyorlar. Ağaç A.Ş. altı yılda 11 milyar 100 milyon TL ödeme yaptı.”
“Tutukluluk varsa etkin pişmanlıktan faydalanma yoktur. Kanun hükmü bertaraf edilmiştir. Yani savcılık hukuka aykırı olarak tedarikçileri kandırmıştır. Cezasızlık ve tahliye taahhüdü ile kandırılarak verilen iftiracıların beyanları yok hükmündedir.”
Ali Sukas'ın avukatı savunmasına devam ediyor.
“Ferman gibi iddianame. Savunmam iki saat sürecek. Sizden ve arkadaşlarımızdan anlayış istirham ediyorum.”
Görünüşe göre, bugün Emrah Şahan'ın savunması başlayamayacak.
“Grafiği ekrana yansıtmak istedim ama olmadı. Biz ekranlar üzerinden savaşıyoruz. Silahlarımız eşit değil.”
Ali Sukas'ın avukatı, savcının ekrana yansıttığı tabloya karşı kendi grafiğini yansıtmak istedi.
“MASAK'tan Ağaç AŞ ile ilgili ekstra belge istedik. Tabloda Ağaç AŞ'nin kendi hesapları dahil para çıkışları ile yalnızca 3. şahıslara yönelik para çıkışlarının karşılaştırmalı verileri gösterilmektedir. 2023 Ocak'tan 2024 Mart'a kadar para çıkışlarında ivmelenme var. 31 Mart 2024 yerel seçimleri öncesi Ocak ayında ciddi artış var. Burada ne yaşandı?”
Savcı mahkeme salonundaki projeksiyona tablo yansıttı.
“Tabloya 2025'in Ocak ayını da alsaydınız keşke. Orada da benzer bir eğilim olduğunu görebilirsiniz. Bize Aralık ayının sonu ve Ocak ayının başında ödeme gelir. Sözleşmelerin yapılışı ve merkezi hükümetten gelen paralar, hakediş ödemeleri vb. ile bu tarihlerde böyle bir dönem oluyor. Bunun seçimle değil, iş akışıyla ilgisi var.”
“Bunu da öğrenmiş olduk. Ortada bir uygulama var ama bu uygulamanın muhattabı net değil. Bu da ciddi bir sorun. Eğer örgüt kavramından bahsedilecekse; evet, İstanbul Büyükşehir Belediyesi bir örgüttür, bir teşkilattır. 93 bin çalışanı olan büyük bir kamu teşkilatıdır. Ancak ne yazık ki bu yapıdan bir "suç örgütü" çıkarılmaya çalışılmaktadır.
Ali Bey de sorularıma net ve somut cevaplar verdi. İnşallah hayırlara vesile olur. Ama bu soruların ve verilen cevapların doğru değerlendirilmesi gerektiğini düşünüyorum.”
İmamoğlu'nun Ali Sukas'a yönelik sorularının kapanışı.
“Sayın hâkim, şu anda yürüttüğünüz bu yargılamada Ekrem İmamoğlu ile ilgili bir durum var. Fotoğraf yasağı olduğu söyleniyor. Bu kararı siz mi veriyorsunuz? Ya da kim veriyor?”
“Hayır.”
“Bir firma beyanı, bir firma yönlendirmesi ya da zorlama oldu mu? Tek bir firma dahi olsa lütfen söyleyin.”
“Kesinlikle böyle bir şey yaşanmadı. Böyle bir yönlendirme olmadı. Bizimle ilgili, bizden sorumlu olan herhangi bir başkan danışmanı ya da başka bir kişi tarafından da bu yönde bir söylem ya da bilgi iletilmedi.”
“Bunun dışında zaman zaman farklı ortamlarda karşılaşmalarımız olurdu. Ancak bu karşılaşmalar da yine işle ilgiliydi.”
“İstanbul'un farklı noktalarında yürütülen projeler, sahadaki çalışmalar, imalat süreçleri gibi konular üzerinden konuşmalar yapılırdı. Eğer benim alanımla ilgili bir konuysa Sayın Başkan ya bilgi alırdı ya da ben kendisine bilgi verirdim. Bunun dışında birebir, uzun süreli özel görüşmelerimiz olmadı. Keşke zaman olsaydı da daha fazla sohbet edebilseydik ama böyle bir imkanımız olmadı. Genelde bu görüşmeler sahada, şantiyelerde, yapılan imalatların kontrolü sırasında gerçekleşirdi.”
“Bizim böyle bir talebimiz yok.”
“Bu altı yıllık süreçte, çalışanlarınızın da katıldığı ve benim de yılda en az bir kez gerçekleştirdiğim iştirak ziyaretleri oldu. İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin 32 iştiraki vardır ve bu iştiraklerin her birine yılda en az bir kez uzun ziyaretler yapar, toplantılar gerçekleştiririm. Bu toplantıların gündemi ve düzeni nasıldı?”
“Bu toplantılar genelde yıllık faaliyetler ve şirketin genel durumu ile ilgili sunum toplantılarıydı. Bu toplantılara siz katılırdınız, Genel Sekreter katılırdı, icraatlardan sorumlu danışmanlar ve genel sekreter yardımcıları katılırdı. Şirket tarafından ise genellikle genel müdür ve genel müdür yardımcıları katılırdı. Bu toplantılarda tamamen şirketin faaliyetleri, süreçleri ve yüklenici ilişkileriyle ilgili sunum yapardık. Eğer bir talebimiz varsa o talepleri iletirdik. Bunun dışında farklı bir gündem olmazdı. Tamamen iş ve faaliyet odaklı toplantılardı.”
“Ali Bey, muhtelif yöneticilerle çalıştınız. Burada da iki yöneticimiz aynı zamanda sanık olarak ifade verdiler. Sizin bu altı yıllık süreçte çalıştığınız yöneticilerle ilgili herhangi bir baskı oldu mu? Yani “şunu işe al”, “şunu çalıştır”, “şunu genel müdür yardımcısı yap” gibi, benim tarafımdan ya da başka bir kişi tarafından size bir dayatma yapıldı mı? Buna ilave olarak “şu AK Partiliymiş”, “şu şu partiliymiş” gibi ifadelerle, “bunu işten çıkarın” şeklinde herhangi bir dayatma aldınız mı?”
“Bu konuda kesinlikle hayır. Olabildiğince mevcut insan kaynağından istifade ederek o birikimi ve müktesebatı devam ettirmeye çalıştım. Çok sınırlı sayıda idari personel alımı yapmış olabiliriz. Ancak dolaylı ya da doğrudan Ekrem Başkan tarafından herhangi bir isim önerilmesi, dikte edilmesi söz konusu olmamıştır. Böyle bir olay yaşanmadı, böyle bir bilgi gelmedi, böyle bir istek de olmadı.
Siyasi ayrım konusunda da kesinlikle hayır. Göreve başladıktan sonra yaptığımız ilk toplantılarda şunu söyledim: "Burada siyasi atama üzerinden bir ayrım yapılmayacak. Ben giderim siz kalırsınız. Daha önce olduğu gibi burada işini yapan herkesle çalışmaya devam edeceğiz." Çalışanlar arasında bir korku ve endişe vardı; "hepimizi işten çıkaracaklar" gibi bir algı oluşmuştu. Ancak ne Ağaç AŞ'de ne de genel olarak İBB'de böyle bir uygulamaya şahit olmadım. Bana da bu yönde herhangi bir talimat ya da talep gelmedi.”
“Böyle bir talep olmadı.”
“Tek bir belge yok. MASAK üzerinden hazırlandı diye iddia ettiler, çok vahim durum. 18 aydır kurumlarımızdan polisten her istediği belgeyi aldılar. O belgeleri bir yazıyla isteyebilirlerdi. Kınıyorum iddia makamını. Sizi ilgilendiren şöyle bir taraf var sayın hakim, suç duyurusunda mı bulunmanız lazım bilmiyorum. Ali Bey siz nasıl işe başladınız?”
“Orman Yüksek Mühendisi birisiyim. Hem akademik hem de meslek çevresinde de bilinen birisiyim. Evet siyasi tarafım da var bilinen... Büyükşehir insan kaynaklarından aradılar. Ön görüşme sonrası tekrar arandım. İkinci görüşmede teknik detaylı sohbet ettik, yine İK sorgulamasıydı. Sonra tekrar Eylül ayında Saraçhane'ye davet edildim ve iş tebliğ edildi. Sayın İmamoğlu'yla da ilk kez orada karşılaştık.”
“Tutsak arkadaşlarımın ailelerinin geçmiş bayramı mübarek olsun. İddia makamının sunmuş olduğu tablolar çöp niteliktedir. Çünkü bu mesele bizi de ilgilendiriyor, İstanbul Büyükşehir Belediyesi'ni de ilgilendiriyor. İddia makamı "30'a yakın beyan var" diyerek sorular yöneltti. Ancak tek bir somut belge yoktur. Oraya yansıtılan belge de İstanbul Büyükşehir Belediyesi'ne ve iştiraklerine ait bir belgedir. MASAK üzerinden hazırlandığı ifade edildi. Bu vahim bir durumdur.
18 aydır kurumlarımızdan polisten her istediği belgeyi aldılar. O belgeleri bir yazıyla isteyebilirlerdi. Kınıyorum iddia makamını. Polis marifetiyle her türlü belgeyi isteyen bir iddia makamı var. Ancak ilginç bir şekilde 2019 öncesine ait hiçbir şey talep edilmiyor.
Eğer gerçekten sağlıklı bir inceleme yapılsaydı, o belgeler çok daha açık ve net bir şekilde ortaya konulurdu. Mevcut tablolar, en basit düzeyde bir analizle bile hazırlanamayacak niteliktedir. Bir önceki tablonun yanlış olduğu zaten ifade edildi. Bunun da yanlış olduğunu ben söylüyorum.
Bu hayati bir dava. Burada 30-40 beyan üzerinden insanlar yargılanıyor. 10-15 kişi tutuklu. Yazık değil mi? Beyan var ama somut delil yok. Ben beyan değil, doğrudan somut gerçeklik üzerinden konuşulması gerektiğini düşünüyorum.”
Duruşma salonuna yansıtılan Ağaç AŞ satın alma grafiklerini eleştiriyor.
Ekrem İmamoğlu söz aldı. Ali Sukas'a sorular soracak.
“19 Mart sonrası 15 günde bir, yirmişer, kırkar, ellişer kişi gözaltına alınıyor ve tutuklanıyor. Yani benim de tutuklanacağım noktasında hiçbir tereddüdüm yoktu.”
“E-ihale yapıldı. E-ihaleye müdahale edilemez, ihale komisyonunda da değilim, EKAP üzerinden yapılır. Teklifin geçerliliğini teyit eden sistem, ben değilim. O ihaleyi iptal etsem, kişi dava açar, süreçlerimiz uzayacak. İhaleye müdahale etmem mümkün değil.
MASAK raporlarına bakılmadı mı? Birikmiş alacaklarının 1 milyondan fazla alacağı olan biri Sarılar, mali işler daire başkanlığına gittik. Bunu nasıl ödeyeceğimizi konuştuk. Aksi halde İBB'deki operasyonlarım duracak. Bizim kendi başımıza ödeme şansımız yoktu. Çözüm üretmeye çalışıyorsunuz.”
Aradan sonra milletvekilleri boş bölümden çıkarıldı. Gazetecilerin de iç tarafa geçme talebi reddedilmişti, vekiller de kalktı. Yaklaşık 25 gazeteci için 200'den fazla boş sandalyede uygun bir yer talebi devam ediyor.
“Eşinizin seçim çalışmaları için kiralanan araçlarla ilgili emniyet ifadenizde "kendisiyle aile dostu olduğumuz için, herhangi bir maddi karşılık beklemeden, kendi inisiyatifiyle eşimin seçim çalışmalarına araç desteğinde bulunmuştur" diyorsunuz. Açıklar mısınız?”
“Burada kastettiğim şuydu: Piyasada araç bulmanın zor olduğu bir dönemdi ve fiyatlar oldukça yüksekti. Bu nedenle araç temini konusunda kendim talepte bulundum. Toplamda yaklaşık 180–200 bin TL civarında bir bedel üzerinden araçlar belirlendi ve anlaşıldı. Daha sonra ödeme yapmak için hesap numarası istedim. Ancak bu kişiler bu ödemeyi kabul etmediler. Hatta birkaç kez, 4–5 defa ısrar etmeme rağmen yine almadılar ve "hediye olsun" dediler.
Emniyetteki ifademin bu şekilde anlaşılması normaldir. Çünkü emniyet süreci zaten başlı başına zor bir süreçtir. İnsan ne kadar hazırlıklı olursa olsun, o ortamda bulunmak, o şartlarda ifade vermek psikolojik olarak etkileyicidir. Karşı karşıya kaldığım tablo karşısında kısa ve net konuşmayı uygun gördüm.
Ayrıca şunu da özellikle belirtmek isterim: İddialar sanki tüm firmalardan eşim üzerinden seçim yardımı toplanıyormuş gibi bir algı yaratmaktadır. Bu durum beni son derece üzmüş ve açıkçası utandırmıştır. Çünkü burada söz konusu olan kişi benim eşimdir ve bu tür iddiaların bu şekilde kamuoyuna yansıması son derece yıpratıcıdır.
Oysa gerçekte yaşanan tek bir olay vardır ve ben de bunu açıkça ifade ettim. Bunun dışında herhangi bir durum söz konusu değildir. Bu iddiaların basında yer alması da ayrıca bir itibarsızlaştırma çabası gibi görünmektedir. Konuya ilişkin gerçek durum bugün anlattığım şekildedir.”
“Bakınız, biz yükleniciyiz. Yani süreci keyfi değil, tamamen sözleşmeye bağlı yürütürüz. Ortada kapalı ya da gizli bir yapı yok; sistem zaten oldukça açık ve çok aşamalı bir kontrol mekanizmasına tabidir. Önce hakediş hazırlanır.”
“Çok eski değil, ama ailece görüşüyöruz. Onların düğünlerine de gittik. Sanki tüm iş yaptığımız şirketlerden seçim yardımı alıyormuşuz gibi yazıldı. Affedersin bel altı vurdular medyada, çok taşınabilir değil. Bunu ben söyledim.”
“Alaattin Vardar'ın işlerini neden sorgulama ihtiyacı hissettiniz?”
“Ağaç A.Ş. bizden önce de spekülasyonların, dedikoduaların olduğu bir şirket. Bu nedenle sorgulama ihtiyacı hissettim. Bu rekabetten mi, başka bir şeyden mi olduğunu merak ettim.”
“Ben Ahmet Sarı'dan seçim otobüsü istemedim bir defa. Yani bunu yanlış beyan etmiş. Ben ilk emniyetteki ifademde de savcılıktaki ifademde de bu durumu zaten kendim söyledim. Herhangi gizleyeceğim bir şey yok çünkü. Burada vicdanen rahatım.”
“Kadir Küçük'ün "işlerini frenledim" şeklinde ifadeniz oldu. Ne demek istiyorsunuz?”
“Dengeleri bozabilecek, bütün firmalar hepsi içinde bir dengenin, adaletin, hakkaniyetin sağlanması için Kadir Gümüş'ü örnek vermişimdir. Bizim temel yaklaşımımız budur.”
“Yardım kartları nasıl belirleniyor, kim getiriyor, belli kriteri var mı, sizden önce uygulama var mıydı, sizin görev tanımınızda mı?”
“Bildiğim kadarıyla bir gelenek. Bizden önceki dönemde de vardı. Bizimle iş yapan şirketler kendi gönüllerinden ne koparsa getirirler.”
“Tedarikçilerin puanlama sistemi nasıl işliyor? Ödeme süreleri nasıl belirleniyor?”
“Kalite yönetim sistemleri gereği tedarikçilerin üstlendiği işi nasıl yerine getirdikleri ilgili birimler tarafından puanlanır.”
Duruşma, savcının Ali Sukas'a soru sormasıyla devam ediyor.
Ara bitti. Tutuklular tekrar salona getirildi. İzleyici kısmındaki yakınları sevdiklerine seslerini duyurmak ve görebilmek için sandalyelerin üstünde. Tutuklu sanıklardan İmamoğlu'nun çocukluk arkadaşı Seza Büyükçulha için izleyici sıralarındaki aileler hep bir ağızdan “İyi ki doğdun Seza” diye bağırdılar.
Ali Sukas'ın savunmasının tamamlanmasının ardından duruşmaya bir saat ara verildi.
“Ali Sukas bayram öncesi 3 saat, bugün de yaklaşık 2,5 saat süren savunmasını tamamladı. 12 farklı eylemden suçlanıyor; son suçlama ise çıkar amaçlı suç örgütünde "özel vasfa haiz üyelik" ve "adanmışlık"la suç işleme iddiası… Sukas'ın bu suçlamaya dönük savunmasından çarpıcı bölümler şöyle:
Savcılık, benim çıkar amaçlı bir suç örgütüne üye olduğum iddiasıyla birlikte bu örgüt içinde büyük bir adanmışlık duygusuyla çalıştığımı söylüyor… Hayatım boyunca kendimi adadığımı düşündüğüm bir dava varsa o da Türk milliyetçiliği düşüncesidir; inandığım değerler doğrultusunda gücüm yettiğince bu ülkeye bağlı yaşamaya ve çalışmaya gayret ettim.
12 ayrı eylemin hiçbirinde şahsıma ait tek bir para transferi yoktur, bir para teslimi yoktur, teknik takipten elde edilmiş tek bir kayıt yoktur, suç işlediğini gösteren tek somut maddi delil yoktur. Buna rağmen yalnızca bazı kişilerin beyanlarına dayanılarak şahsıma son derece ağır suçlamalar yöneltilmektedir; oysa delil esastır, delilin olmadığı yerde suçtan söz etmek mümkün değildir.
Bu dosya kapsamındaki tutuklu tutuksuz yargılanan, hatta bu sürecin tamamında sürekli aleyhime ifade veren Ümit Polat da dahil olmak üzere heyetinizin önünde ve şahitliğinde… Yüce Rabbimin huzurunda tekrar etmek isterim ki biz bu iddianamede tarif edilen suç örgütünden haberdar değiliz…
Heyetiniz, devletimizin ve milletimizin geleceğine yön vereceğine inandığım çok önemli bir sorumluluğu taşımaktadır; yine inanıyorum ki bunun farkında olarak bu süreci yöneteceksiniz…
Beraat edeceğimden yana kuşkum yok.
Sonuç olarak ben inanıyorum ki ister sağlıklı olsun ister engelli olsun bütün çocukların annelerini babalarını yanlarında görme hakkına sahiptir… Ancak bu hukuktan, kanundan kaçmak değildir… Ayrımcılık gerektiren bir durum da değildir… Eğer suçumuz varsa kanunla bu suçun cezasını çekmeliyiz, bedelini ödemeliyiz; ama burada şunu ifade etmek isterim ki tek beklentimiz pozitif ayrımcılık değil, kanun karşısında eşit olabilmektir…”
“Ceza yargılamasında iddia değil, delil önemlidir. Tarafıma isnat edilen eylemlerin hiçbirini işlemedim. Yürüttüğüm görev, resmi ve kurumsal bir görevdir. Bu görev kapsamında yaptığım işlemler, şirket faaliyetlerinin yürütülmesine yönelik idari ve ticari işlemlerdir.”
Ali Sukas savunmasının kapanışı.
“Dosya kapsamında benim herhangi bir sisteme bağlı olarak hareket ettiğimi ya da bu sisteme katkı sunduğumu gösteren tek bir veri dahi bulunmamaktadır. İleri sürülen iddiaların tamamı gerçek dışıdır. Ekrem İmamoğlu ile örgüt hiyerarşisinde olduğum doğru değildir. Sözde sistem çerçevesinde hareket ettiğime dair bir veri yoktur. Bir örgütün hiyerarşisinde birileri ile birlikte hareket etmişliğim yoktur. İddia edildiği gibi bir örgüt yoktur.”
“Dosyada isnat edilen suçların hiçbirini işlemedim. Dosyada yöneltilen iddialarla ilgili tek bir somut delil bulunmamaktadır.
Ağaç AŞ alımları üzerinden suçlanıyorum ancak bu alımlar yasalar çerçevesinde, şirket menfaatleri gözetilerek yapılmıştır. Yasaların verdiği yetkiyle yapılan işlemler suç gibi yansıtılmıştır.
Suçlamaların çoğu gazetelerdeki haberler ve paralelindeki gizli tanık ifadelerine dayanmaktadır. Paraların kim adına toplandığı, hangi hesaplardan kimlere dağıtıldığı finansal kayıtlarla ortaya konulmamıştır.
Ortada sadece varlığı iddia edilen ancak hiçbir maddi kanıtla desteklenmeyen ‘sistem’ iddiası var. Biz bu iddianamede tarif edilen suç örgütünden haberdar değiliz. Önce tahliyemi sonra beraatimi talep ediyorum”
Ali Sukas, ikinci kısmı da yaklaşık 2 saat süren savunmasını noktaladı.
“Eşimin adaylığı ile ilgil çok saldırıldı, 2023 seçimlerinde son anda CHP listesinden aday olmak zorunda kaldı. Bri önden bir hazırlık yapmamıştır. Adem Sarı'dan seçim aracı istemedim. Piyasadan araştırma yaptık. Piyasada araç kalmamıştı. En büyüğü kendileri olduğu için küçük ticari araçlar sordum. 8-10 tane bulduk dediler. Söleşmeyi de onlar yaptılar. Seçim sonrası da bu da bacımıza hediyemiz olsun, zaten seçilemedi, dediler. Kabul etmediler.
O borcumuzu ödeyemedik. Bunu da açıkça söylüyorum.”
Eylem 130 için Adem Sarı'nın iddialarına yanıt veriyor.
“Sözleşmeyi yerine getiremeyen, bizi defalarca sıkıntıya sokan bir kişi bizim karşımızda bugün iftiralarla rahatça konuşabiliyor.
Bir yandan iş alamadığını söylüyor, ancak 2024 yılında yine 199 adet alım yapılmış durumda.
Ayrıca hatırladığım kadarıyla 2024 yılı hazırlıkları kapsamında yapılan son mali yılda teklif vermiş, kendisinden teklif istenmiştir.
Ancak yüksek bedel teklif verdiği için o işe alınmamıştır. Süreç bu şekildedir.
2020 ile 2024 yılları arasında toplam işlem hacmi yaklaşık 56,3 milyon TL’dir. 2022 yılı sonunda kendisinden 500 bin TL rüşvet istendiği iddiası ise hiçbir şekilde tutarlılık taşımamaktadır.”
Adem Yavuz'un ifadelerine karşılık yapılan savunma.
“Bu iddialarını reddediyorum. Böyle bir şey yaşanmadı. Bizim genel müdürün olduğu kata merdivenlerden çıkarsınız, orada bir oturma alanı vardır. Bir tarafında şoförlerimiz bulunur, hukuk müşavirimiz vardır. Bu laflara cevap vermek bile zul geliyor.”
Adem Yavuz'un ifadelerine karşılık yapılan savunma.
“MASAK raporunda incelenen banka hesap hareketlerinde, ifadesini doğrulayacak şekilde TL cinsinden parça parça para çekim işlemi tespit edilememiştir. Raporda, döviz hesabından 14.02.2024 tarihinde 15.000 dolar çekildiği görülmektedir.”
“Sevdiğim ağaç Gürgen'in iddiaları var. Gizli tanığın firma listesi de abuk, böyle bir firma listesi yok. Bizim mali işlerin hazırladığı tüm borçlarla ilgili tablomuz vardır. Ödemeleri aylık bu listelere göre yaparız, bu da mahkemeye sunulacak.”
“İddiaya göre 7 milyon TL ödemek için 1 milyon TL rüşvet istiyorum ama 64 milyon TL ödeme için tek kuruş istemiyorum. Takdirinize bırakıyorum.”
“Fikret Baydemir, Ağaç A.Ş.’den yaklaşık 7 milyon TL alacağı bulunduğunu, o dönem sıkışık olduğu için ödemelerin yapılması konusunda Ümit Polat ile görüştüğünü, Ümit Polat’ın kendisine ödemeleri benim yaptığımı söylediğini ve kendisini benim yanıma yönlendirdiğini iddia etmektedir.
Bana geldiğinde durumu anlattığını, benim de kendisine “yarın şirket hesabına 3 milyon TL ödeme çıkarırım, 1 milyon 800 bin TL bedelli çek veririm, kalanını da kısa süre sonra öderiz; ancak bunun karşılığında senin de bize 1 milyon TL ödeme yapman gerekir” dediğimi iddia etmektedir. Bunu ödeyemeyeceğini söylediğinde ise ödeme yapmadan parayı alamayacağını belirttiğimi ileri sürmektedir.
Söz konusu görüşmede parayı dolar olarak istediğimin iddia edildiğini, bu nedenle 15 bin doları temin ederek teslim ettiğini ileri sürmektedir.Bu iddiaların tamamını reddediyorum.”
Eylem 128 için savunma.
“Sözleşmeler şefliği kurdurdum. Birimler arasında kopukluk olmasını engellemek amaçlıydı. Bütün sözleşmelerin o şeflik üzerinden takip edip, satın aldığımız mal ve hizmetleri kapsayan dosyaların iş akışını orda raporlayıp, ilgili birime yollardık.
O amaçla hazırladığımız tablolarımız vardı.
bütün yazılımlar bana açıktır. İstediğim bilgiyi, istediğim raporu çekebilirim. Herhangi birinin bana rapor getirmesine gerek yoktur.
Ben büyük bir şirketin genel müdürüyüm. Yeni dönemde bir çok şirket kendine pozisyon almak istemiştir.
tedarikler ile ilgili ben herhangi birini gönderdiğimde, arkadaşların tarlasına gidin, standartlarını denetleyin, kiralık mı, kontratını isteyin, derdim.”
“Çağlayan Tarım
2014-2019 yılları arasında 54; 2019-2024 yılları arasında 45 satın alma gerçekleşmiş.
Bana rüşvet vererek daha çok ihale aldığı iddiası yanlış.
01.01.2014 ile 31.08.2019 tarihleri arasında, yani bizden önceki yönetimin son 5 yıllık döneminde, toplam 38,4 milyon TL’lik iş almıştır.
Bizim dönemimizde 15,5 milyon TL'lık iş almıştır. Ne dışlanmış ne de ayrıcalık tanınmıştır.
Eylem (127) ile ilgili iddiaların tümünü reddediyorum.”
“Kendilerini davet edip, şirket ile ilgili kendilerinden talepte bulunan personel olup olmadığını sorguladım.”
Duruşma Ali Sukas'ın savunmasıyla başladı. Ekrem İmamoğlu salona alkışlarla girdi. Avukatlar için ayrılan kısımda yaklaşık 60 avukat bulunuyor. İzleyici sıraları büyük ölçüde dolu.
“2023 yılı sonunda Çağlayan Tarım'a olan borcumuz, iddia edildiği gibi yaklaşık 94 milyon değil; 30.12.2023 tarihi itibarıyla Çağlayan Tarım'ın Ağaç A.Ş.'den alacağı yaklaşık 35 milyondur. Bu borcun da 25,1 milyon TL'lik kısmı 20.12.2023 tarihli fatura karşılığıdır.”
Ağaç A.Ş. Genel Müdürü Ali Sukas, perşembe günü yarım kalan Eylem 127 hakkında baştan savunma yapmaya başladı. Tedarikçiler Alaattin Vardar'ın kendisi hakkında para aldığı iddiaları ile ilgili savunmasına geçti. Firmanın 2000'li yılların başından beri Ağaç A.Ş. ile çalıştığını belirtti.
İyi Parti Milletvekilleri Hasan Toktaş ve Hakan Şeref Olgun duruşmayı takip ediyor.
İBB davasının 3. haftası İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi'nce Marmara Kapalı Ceza İnfaz Kurumları Kampüsü'nde başladı. 107'si tutuklu, 5'i müşteki sanık olmak üzere toplam 407 sanıklı davanın duruşmasına devam ediliyor.
Ağaç AŞ Genel Müdürü Ali Sukas'ın yarım kalan savunması ile duruşma başladı.
Ekrem İmamoğlu alkışlarla salona girdi.
Tutuklu sanıklar alkışlarla duruşma salonuna girmeye başladı. Salonun yarısı boş. Gazeteciler salonun en arka sağ tarafında, kör noktada yer aldı. Aileler ve tutuklular birbirlerine uzaktan el salladı. Ağaç A.Ş. Genel Müdürü Ali Sukas'ın Perşembe günü yarım kalan savunmasıyla devam edilecek. Savunma sırasının bugün gelme ihtimali olan Emrah Şahan'ın eşi de salonda.
İBB Davası'nın 3. haftası 8. gününde tutuklular alkışlarla salona girmeye başladı.
İBB Davası'nın birinci celsesinin 8. duruşması için Silivri'de hazırlıklar başladı. Davada İsmail Arı'nın tutuklanması, Furkan Karabay'ın ev hapsinde ve Alican Uludağ'ın cezaevinde olduğu hatırlatıldı.
İBB Davası'nın 8. günü başlıyor. Duruşma bugün saat 10:00'da Ali Sukas'ın kaldığı yerden savunmasını sürdürmesiyle devam edecek. Sukas, 69 sayfalık savunmasının 45 sayfasını 7. günde tamamlamıştı; kalan 24 sayfayı bugün bitirmesi bekleniyor.

