Tutuklular, aileler ve avukatlar yargılama devam etsin diye uzun süre salonda bekledi. Dilek İmamoğlu salondan en son çıktı. Heyet salona gelmedi; bir kişi kürsüden "bugün duruşma olmayacak" dedi ve gitti.
31. Duruşma Günü
Ferhat Murat: Sanıklara parmak sallamadım. Girilmesi gereken kapıdan girdim.
Ferhat Murat duruşma sonrası soruları yanıtladı; ardından bina çıkışında da, savcı ve hakimlerin araçlarını park edebildiği özel otoparka geçerek aracıyla oradan ayrıldı. Milletvekilleri dahi o otoparkı kullanamazken Murat'ın bu erişimi tepki çekti.
37 yıllık emniyet görevlisi olan eski Zabıta Daire Başkanı Engin Ulusoy, arkadaşlarının yardımıyla salondan çıkarıldı.
31. duruşma günü, mahkeme heyeti ile avukatlar arasında yaşanan gerginlik nedeniyle Ahmet Güldü'nün savunması yapılamadan yarına ertelendi. Mahkeme heyetinin salonda bulunduğu kısım yaklaşık 20 dakika sürdü; ardından sanık ve izleyicilerin salondan çıkmaması üzerine yaklaşık 2 saatlik tartışma yaşandı. Duruşma 5 Mayıs 2026'da kaldığı yerden devam edecek.
“Engin Ulusoy'un durumunu dile getirin. Morfinle ayakta duruyor. Hastaneye götürmüyorlar. Adam ölüyor, bu zulümdür. Vicdanınız yok mu? Nasıl insanlarsınız? Adam iğnelerle morfinle salona getirildi. Öldürecek misiniz adamı? Görmüyor musunuz?”
Duruşma sırasında avukatların tepki gösterdiği gazeteci Ferhat Murat, duruşma arasında yanında korumayla birlikte basın odasına geldi; duruşma salonuna her gazetecinin kullandığı basın girişinden değil, heyetin arkasındaki kapının koridorundan yürüdüğünü, salona girmediğini, açık kapıdan görüldüğü için kendisine tepki gösterildiğini iddia etti. Amacının avukat kısmından geçerek basın bölümüne geçmek olduğunu öne sürdü.
“Ne yazık ki yargı heyeti yargılama yapmak istemiyor. Bugün yaptığı şey yargılama yapmak istememektir; çünkü yandaş medyayı, adliyenin arka tarafına, kimsenin giremediği bir yere alıp oradan bizim arkadaşımıza parmak sallamasını sağlayan bir akıl yargılama yapmak istemiyor, algı yönetmek istiyor. Biz mücadelemize devam edeceğiz. Hepinizi çok seviyorum.”
İmamoğlu salondan çıkarken konuştu.
Bugünkü duruşma yaklaşık 22 dakika sürdü. Gazetecilerin turkuaz kart olmadan alınmadığı hakim-savcı koridorunda Ferhat Murat'ı gördüğünü en az 15 avukat aktardı; Murat'ın sanıklara parmak salladığı belirtildi.
Hakim duruşmayı erteleme kararı aldı. Mahkeme heyeti salona dönmedi; kararı mübaşir mikrofonla salona tebliğ etti: "Bugün duruşma yapılmayacak, yarın kaldığı yerden devam edecek."
Avukatlar konu hakkında tutanak yazıp imzaladı.
Tutuklu sanıklar aşağı inmedi. Dilek İmamoğlu, birçok tutuklu yakını, milletvekilleri ve basın salonda beklemeye devam ediyor.
Jandarmanın seyircilere salonu boşaltma yönündeki baskısı sürerken seyirciler tepki gösterdi: "Yandaş basını oraya alıyorlar, bizi çıkarmaya çalışıyorlar", "Çekin çıkarın beni sürükleyerek 62 yaşındaki kadını", "Hakimse hakimliğini yapsın, doğru düzgün yargılama yapsın."
“Ferhat Murat, sana 212'den dava açacağım. Halka yanıltıcı bilgiyi alenen yaymaktan dava açacağım.”
“Adam oradan paylaşım yapıyor, yalan haber yapıyor. Gel buradan haber yap, oradan yap haberleri.”
Avukatlar, Ferhat Murat'ın sanıklara kafa sallayarak "Aynen, aynen" dediğini ve bazı sanıklara parmak salladığını aktardı; sanıkların Adem Soytekin gibi kendilerini güvende hissetmediklerini belirterek tutanak tutulmasını istediler. Ardından avukatlar konu hakkında tutanağı yazıp imzaladı.
“Bu kişi hakimin yanına gidebiliyor, ben gidemiyorum. Bu kişinin ayrıcalığı ne? Ferhat Murat nereden girdi?”
Gazeteci Ferhat Murat'ın (Haber 7 yazarı) mahkeme heyetinin bulunduğu arka koridorda — avukatların dahi giremediği "kısıtlı alan"da — görüldüğü iddiası salonu karıştırdı. Avukatlar, Murat'ın heyetin bulunduğu odadan çıktığını ve Servet Yıldırım ile röportaj yaptığını aktardı.
Salondaki gazeteciler de boşaltma talimatına direndi: "Salon bu haldeyken en son gazetecilerin ayrılması gerekir."
Avukatlardan biri jandarma komutanına seslendi: "Komutanım, sanıklar da, avukatlar da, izleyiciler de, gazeteciler de kendi iradeleri ile çıkmıyor. Bunu böyle iletin."
Jandarma sırayı gazetecilere getirdi; basın mensuplarının da salonu terk etmesi istendi. Gazeteciler de salondan çıkmadı.
Salonda gerginlik artarken jandarma salonu boşaltma işlemine başladı.
Avukatlar, "Şu an başkanın yetkisi yok, şu an duruşma yok" diyerek heyetin yokluğunda verilen boşaltma talimatına itiraz etti.
Sanıklardan biri, jandarma komutanına seslendi: "Komutan bey yaka paça indiririm diye tehdit ediyor. Bu nasıl eziyet değil!"
“Biz pinpon topu muyuz? Bizi getirip götürüyorsunuz. Çıkmıyoruz. Haydi beni yaka paça dışarı çıkarın. Önce beni indirin yaka paça hadi bakalım. Ben buradayım, inmiyorum. Buyrun kullanın yetkinizi, komutan!”
Heyet salondan çıktıktan sonra, jandarmanın tutukluları indirmek istemesi sırasında.
“Bizi bu şekilde itham edemezsiniz. Size söz hakkı vermiyorum. Böyle devam ederseniz sizi salondan çıkartırız.”
Heyetin "salon boşaltılsın" talimatına rağmen Ekrem İmamoğlu ve diğer sanıklar salondan ayrılmayı kabul etmedi. İzleyiciler arasında, savunma sırası gelenlerin yakınları avukatlara tepki gösterdi.
“Salondan çıkmıyorum, inmiyorum aşağı. Salondan kaçıyorsunuz!”
Mahkeme heyeti salonun boşaltılması talimatını verince İmamoğlu, salondan çıkan heyete seslendi.
Mahkeme heyeti, Murat Gülibrahimoğlu'nun çalışanı tutuklu sanık Ahmet Güldü'nün kimlik tespitine geçtikten kısa süre sonra avukatların tepkisi üzerine sorgu başlayamadan duruşmaya ara verdi; salonun boşaltılmasını isteyerek salondan çıktı.
Av. Tuba Torun da heyetin tutumuna itiraz etti; salonda gerginlik tırmandı.
“Talimatla iş yapıyorsunuz diyen avukatın talebini dinlemem. Dinlemeyeceğim; ne yapmak istediğinizi anlıyorum, bunu yaptırmayacağım. Her gün bu şekilde 'talebim var' diyene söz hakkı verirsem nasıl bu yargılamayı tamamlayacağım?”
Sorgu sırasında Av. Baran Kaya'nın söz talebine yanıt.
“Eğer bir önceki ara kararınızda devam ederseniz, samimi soruyorum: velev ki biri 1 yıl tutuklu kalıyor. 1 yıl boyunca avukat tek tahliye talebi yapamayacak mı? Tutuksuzları da dahil derseniz sorgu 1 yıl sürecek. Normal ağır cezada, sizde de her celsede tahliye talebi yapıyorum. Allah'ın FETÖcüleri bile 2 haftada bir tahliye talebi yaptırıyorlardı. Bu perşembe gözden geçirme bekliyoruz.”
“Neden buna şimdi gerek duyuyorsunuz? Savunmaları uzun yapıyorsunuz; biz bu kadar tutuklu sanık varken nasıl tahliye taleplerini her hafta alabiliriz?”
“İnfazı dolmuş insanlar tahliye olmayıp 400 yıl ile yargılananlar tahliye olunca, sözlü olarak talepte bulunmak zorundayız.”
Baran Kaya'nın mikrofonu kesildi; avukat duyulmadan konuşmaya devam etti. Av. Yiğit Akalın da Baran Kaya'ya destek verdi. Bu sırada sorguya başlamak için sıradaki sanık Ahmet Güldü'nün ismi soruldu; ancak henüz kimlik tespiti yapılamadı.
“Bu sözlerle ben yargılamaya ilerleyemiyorum. Bu sizin kendi görüşünüz. Bu şekilde devam edemiyoruz. Böyle bağırabilir misiniz? Böyle yargılama mı olur? Bu şekilde devam ederseniz sizi salondan çıkartırım. Duruşmada söz hakkı verilmeden talimatla iş yapıyorsunuz diyen sizi salondan çıkartırım.”
“Bu hususu daha önce de dile getirmiştik. Hatta bizzat, ilgili hâkimlere de ifade ettiğim üzere; Adem Söytekin'in tutukluluk değerlendirmesinin, duruşma açılarak ve yalnızca kendisine özgü bir şekilde yapılması konusundaki itirazlarımızı açıkça ortaya koymuştuk. Biz bu hususları dile getirdiğimiz sırada, tarafınıza yönelttiğimiz taleplerde sanığı dinleme ihtiyacı hissetmemiş, Adem Söytekin'e söz hakkı vermemiştiniz. Ancak o gün, nedense sanığı dinleme gereği duydunuz ve kendisine söz hakkı vermek istediniz. Buna rağmen, o gün bu söz verme işlemi gerçekleşmedi. Akabinde, ertesi gün yani ilk duruşma gününden sonraki pazartesi günü Adem Söytekin'in dosyasının öne alınmasına karar verdiniz. Tüm bu süreç, tarafımızca değerlendirildiğinde, açıkçası bir mizansen izlenimi uyandırmaktadır.”
“Savcılığın kendisine söyletmek istediği tezi Adem Soytekin burada söylemedi; ama tahliye kararında bunun sizin için hiçbir anlam ifade etmediğini gördük. Örgüt kapsamında söylemediği beyanın altına zorla imza atılmış. Bu durum için bizim söz almamız ve bunu size anlatmamız lazım. Tekrar sanıklara ya da müdafilere söz verilmesini talep ediyoruz. Özgürlük esastır, tahliye talepleri için niye 1 ay bekliyoruz? Her perşembe bir tutukluluk değerlendirmesi talep ediyoruz.”
“Duruşmadan farklı şeyler anlıyoruz. Duruşmanın anlam üretmesini bekliyoruz. Bunun olmadığını görüyoruz.”
Ali Sukas'ın avukatı, Çarşamba günü dosyadan belge talep ettiklerini, Perşembe günü kalemden yazılı talep ettiklerini, bu sabah 3 saat keyfen bekletildiklerini söyledi; avukatın mikrofonu açılmadı.
Mahkeme Başkanı, Av. Baran Kaya'yı "mizansen" ifadesi kullandığı için salondan çıkarabileceğini söyledi; avukatlardan tepki yükseldi.
“Biz hâlâ neden tahliyeler için ay sonunun beklendiğini bilmiyoruz. Her Perşembe günü tahliye incelemesinin yapılmasını istiyoruz.”
“Dilekçe verin, savunmalarla devam edeceğiz, söz hakkı vere vere ilerleyemem.”
Sağlık durumu kötüleşen Engin Ulusoy için avukatı ayağa kalktı: "Dışarıda olsa 112 aracıyla hastaneye götürülecek kişi hala hastaneye götürülmedi. 1 Mayıs da tatil olduğu için 3 gündür araç getirilmedi." Ulusoy'un oturduğu yerde acı çektiği gözlendi; mahkeme başkanına tepki var.
Iraz Bayrak'ın babası, kızının geçen hafta tahliye ara kararları sonrası tahliye edilmediğini, sabah karşılaşıldığında tahliye beklediğini ancak olmadığını belirtti. Geçen perşembe günü İmamoğlu da söz alamamıştı.
“Evet daha iyi olacak. Olacak, olacak.”
İzleyicinin "Başkanım bu hafta her şey daha iyi olacak" sözüne yanıt.
Ekrem İmamoğlu salona alkışlarla girdi. İzleyicilerden biri "Başkanım bu hafta her şey daha iyi olacak" diye seslendi. Nezarethaneden duruşma salonuna çıkarıldıkları yerin hemen yanında tutuksuz sanıklar oturuyor; İmamoğlu'nun babası Hasan İmamoğlu da o bölümdeydi ve İmamoğlu ile ayaküstü 1-1,5 dakika konuşma imkanı buldular.
Tutuklu sanıklar alkışlarla salona girdi. Yakınları sevdiklerine sesleniyor: "Iraz kuşum günaydın" (Iraz Bayrak'ın babası); Leyla, Fatoş, Murat abi (Murat Ongun), Hakan, Fatih Keleş, Necati Özkan, Çalık başkanım, Engin bey günaydın iyi olacaksınız, Ceyhun Avşar, Buğra Gökçe günaydın, Mustafa Akın günaydın, Cevat abi (Cevat Kaya), İnan başkanım (İnan Güney), Aykut Erdoğdu günaydın, Hakan Karanis, Barış. "Başkanım günaydın, Ekrem başkanım, bu hafta daha iyi olacak."
CHP'nin cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu'nun da bulunduğu 77'si tutuklu 414 sanıklı davanın ilk duruşmasına 31. günde devam ediliyor. İmamoğlu geçen haftaki duruşma sonunda "Pazartesi yeni bir gün başlayacak" demişti. CHP'li belediye başkanları dahil 11 tutuklunun olduğu Aziz İhsan Aktaş davasında ikinci duruşma da 8. günde, avukat savunmalarıyla sürecek.
İBB davasında tutuklu yargılanan eski Zabıta Daire Başkanı Engin Ulusoy salona arkadaşlarının kollarına girerek geldi. Yürümekte zorluk çektiği gözlendi; Raylı Sistemler Daire Başkanı Ceyhun Avşar ve jandarmalar koluna girerek sandalyeye taşıdı. Avukatı hafta sonu acile götürüldüğünü, sayıma kalkamayacak kadar kötü durumda olduğunu daha önce açıklamıştı.
Silivri Cezaınfaz Kurumları Kampüsü'ndeki duruşma salonlarında bugün İBB davasının yanı sıra Beşiktaş–Aziz İhsan Aktaş davası ile Casperlar ve Casperlar Suça Sürüklenen Çocuklar davaları da görülüyor. Casperlar davasında 180 tutuklu ve 60'tan fazla avukat bulunuyor; salon yoğun.
31. duruşma günü Silivri'de başlıyor; 9. hafta açılıyor. Bugünkü oturum iddianamenin Cebeci dosyası bölümünde Ahmet Güldü'nün savunmasıyla başlayacak. Ahmet Güldü, Güney Cebeci Madencilik'in sahibi Murat Gülibrahimoğlu'nun çalışanı; tek eylemden sorumlu tutuluyor: maden kanununa muhalefet, orman kanununa muhalefet, suç gelirlerini aklama, çevre kirliliğine neden olma ve evrakta sahtecilik suçlamalarıyla yargılanıyor.

