Av. Tora Pekin
Ekrem İmamoğlu / Mehmet Pehlivan Müdafii
Müdafi (Avukat)
İmamoğlu'nun heyetindeki avukatlardan biri. 1. gün ret kararına itiraz etti.
1. Duruşma Günü · 9 Mart 2026
12. Duruşma Günü · 30 Mart 2026
14. Duruşma Günü · 1 Nisan 2026
11:03
11:06
285 gündür bir yalanla hapishanedeyiz. 76 baro, Türkiye Barolar Birliği ve uluslararası hukuk kurumları bu tutuklamaya itiraz etmektedir. Avukatlık Kanunu'nun 58. maddesine göre Mehmet Pehlivan hakkında soruşturma izni alınması zorunludur. Bu izin alınmaksızın soruşturma yürütülmüş ve iddianame düzenlenmiştir. Tutuklanmanın yegâne dayanağı Servet Yıldırım ve Adem Soytekin'in itirafçı sıfatıyla verdikleri ifadelerdir.
11:08
Servet Yıldırım 2 Haziran'daki ifadesinde Pehlivan'ın tehditvari konuştuğunu, bu nedenle ifade veremediğini söylemiştir. Oysa tutuklandıktan 20 gün sonra, 15 Nisan'da, müdafi olmadan ifade vermiştir. Demek ki beyanı açıkça gerçek dışıdır. Adem Soytekin, Pehlivan'ın bir hukuk bürosunda toplantı organize ettiğini ve Av. Onur Büyükhatipoğlu'nu kendisine atadığını iddia etmiştir. Büyükhatipoğlu ise büronun sigortalı çalışanı olduğunu, büronun 2015'ten beri ilgili şirketlerin avukatlığını yaptığını, toplantıyı Adem'in organize ettiğini ve Pehlivan'ın katılmadığını beyan etmiştir.
11:10
Adem Soytekin'in beyanlarının gerçek dışı olduğu Temmuz ayında ortaya çıkmıştır. Başsavcılık, Soytekin'in beyanlarının tutarsız ve gerçeğe aykırı olduğunu ileri sürerek yeniden tutuklanmasını talep etmiş ve kabul edilmiştir. Savcılığın işine yaradığı sürece beyanlar geçerli sayılıyor, insanlar tutuklanıyor; işine yaramadığında ise aynı beyanlar güvenilmez ilan edilerek beyan sahibi tutuklanıyor. Tutuklama gerekçesi olarak gösterilen hususların tamamı — soruşturma takibi, savunma planlaması, avukat koordinasyonu — avukatlık mesleğinin zorunlu faaliyetleridir. Dosya kısıtlaması varken aynı dosya medyaya servis edilmiştir. Bizce avukatlık suç değildir ama bu şekilde icra edilen savcılık, suçtur.
11:11
107 tutuklu, sıfır tahliye. 4 karar verdiniz, hiçbir gerekçe yok, kimseyi tahliye etmediniz. Bu salonda verdiğiniz kararlar nedeniyle tek bir kişi bile heyetiniz için bir insanın özgürlüğünü elinden almaktan daha önemli bir şey olmadığına inanıyor değil. Bu verdiğiniz kararlarla özgeçmişinizi yazıyorsunuz. Bize sorarsanız özgeçmişinizi böyle yazmayın.
27. Duruşma Günü · 27 Nisan 2026
15:38
İtiraz edebiliriz o zaman Sayın Başkan. Duruşmanın ilk gününde bize sorgu listesi dayattınız; itiraz ettik, kabul etmediniz. Sizin listenize göre buradaki sanıklar ve avukatlar hazırlandı; şimdi kendi koyduğunuz kurala uymuyorsunuz. İtirafçıların yasak usulle alınmış beyanlarını çıkarın iddianame diye bir şey kalmıyor. Şimdi heyetiniz, itirafçı temelli iddianameye bir ek yapıyor; itirafçı temelli bir yargılama usulüne yöneliyor. Bu salonda bir talebin ciddiye alınması için mutlaka itirafçı mı olmak gerekiyor? Objektif olarak bakarsak başka bir şey seziyoruz ya da hissediyoruz. Çarşamba günü Adem Soytekin'in laf atmasını ödüllendirmiş oluyorsunuz. Son uyanan şüphe şu: Acaba tahliye edeceksiniz ve sorgunun alınması bir engel de o eksikliği mi tamamlıyorsunuz? Ama eğer öyleyse Adem Soytekin başka birisinin yerini almış olacak; bir an önce tahliye olmak isteyen bir sanığın önüne geçmiş olacak — bu da ayrıca bir haksızlık. Adem Soytekin'in öne alınması, listede sıra gelen Cebeci Döküm Sahası tutuklularının savunmasını engeller ve tahliyelerinin gecikmesine yol açar. Bu kadar kapsamlı dosyada her beyana çalışmak zorundayız. Bugün bize yaptığınız sürpriz, adil yargılanma hakkına açıkça aykırı. Kararınızdan geri dönmenizi istiyoruz. Meslektaşımız "Cebeci'yi bari alın önden" dedi. Eğer talebimizi geri almazsanız, en azından öncelikle Cebeci meselesindeki sorgular bölünmeden alınırsa bir imkan olur; daha doğru olur diye düşünüyoruz.
Pehlivan'ın savunmasında Adem Soytekin'in Pehlivan'a laf attığı çarşamba gününe (22 Nisan) atıfla.
15:49
İddianameyi imzalayan 7 savcı ödüllendirildi; onlarla birlikte başsavcı da Adalet Bakanı yapıldı. Duruşma savcısı, Ekrem İmamoğlu'na "haddini bildiririz" dedi. Bunu tehdit olarak aldık; hatta Yargıtay kararlarına baktık, "tehdit" diyor. Bize göre tehdit, Yargıtay'a göre tehdit ama Adalet Bakanlığı'na göre gerekli uyarı. Asla kabul etmiyoruz; bu salonda kimse kimseye haddini bildiremez.
16:05
Bu yargılamanın olağanüstü döneme özgü olağanüstü bir yargılama olduğu, bir hapishane adliyesinde görüldüğü, nitekim bir darbe davası olduğu gerçeğini söylemekten vazgeçmeyeceğiz. Netice itibarıyla siyasi bir davayla karşı karşıyayız. Heyetin doğal yargıç ilkesine aykırı oluşturulduğunu söylemekten vazgeçmeyeceğiz. Dosya mahkeme başkanlığınca sizin mahkemenize gönderildi ama gönderildiği sırada üç kadın yargıç üyemiz vardı burada; gönderildikten sonra, kabul edildikten sonra üç erkek yargıcımız geldi. Tamamen kişiliklerini, kimliklerini tanımadığımız için bağımsız bir şey söylüyorum; tam olarak doğal yargıç ilkesinin ihlali budur. Hiçbir özel anlam ifade etmiyorum; fikrim var ama söylemeyeceğim.
16:08
Çarşamba günü hararet yükseldiğinde, burada seslerle beraber harareti de yükseldiği bir anda döndünüz ve hakikaten çok doğal "Ya hepiniz mi Mehmet Pehlivan'ın avukatısınız?" dediniz. Meslektaşlar "Evet" dediler; salondan bir "evet" sesi yükseldi. O an kendiliğinden doğal çıktı. Hakikaten evet, buradaki avukat arkadaşlar Mehmet Pehlivan'ın faaliyetlerini avukatlık faaliyeti olarak gördükleri için buradalar ve bu bir anlam içeriyor; bu anlamı dikkate almanız gerektiğini düşünüyorum. Mehmet, tutuklama sorgusu sırasında dedi ki: "Avukatlığı nasıl yapacağımı savcılık makamından öğrenmeyeceğim." Bu halâ geçerlidir; avukatlar nasıl avukatlık yapacaklarını savcılardan öğrenmeyecekler. Mehmet'in burada yanımızda ve sırtındaki cübbesiyle oturmamasının tek nedeni yürüttüğü avukatlık faaliyetidir. Hiçbir tutuklama kararı, hiçbir iddianame bu gerçeği değiştiremez.
16:10
Alıntılanan itirafçı ve tanık beyanları dışında savcılığın tek bir özgün tespiti yok. 6 kişinin beyanları art arda sıralanmış; savcılığın bu beyanların öncesinde ve sonrasındaki yorumları sadece bu beyanların özetlenmesinden ve güya yorumlanmasından ibaret. Başkaca tek satır yok. Tek bir bilgi, belge, veri, delil, hiçbir şey yok. Buna karşılık iddianamenin suçlama içeren yorumlarına baktığınızda peş peşe somut suçlamaların sıralandığını görüyoruz. Yani soyut, başka hiçbir delille desteklenmeyen beyanlardan somut suçlamalar üretilmiş.
Deniyor ki: "Pehlivan sahte makbuz düzenledi." Makbuzlar nerede? Makbuz filan yok. Deniyor ki: "Avukat organizasyonu yaptı, insanlara tanımadıkları avukatlar gönderdi." Hangi avukat, hangi şüpheliye gitmiş bilmiyoruz; bilmiyoruz çünkü iddianamede yazmıyor. Deniyor ki: "Operasyondan önce bir kısım örgüt üyelerinin evinde çok miktarda nakit bulunduğu, bir kısmında da belgelerin evde olduğunu ifade etmesi üzerine Mehmet Pehlivan örgüt yöneticileri ve üyelerini suç delillerini gizlemesi için uyarmıştır." Mehmet kimi uyarmış? Hangi belgeler, hangi para kaçırılmış? İddianamede asla cevaplanmıyor; yine tek kişinin soyut beyanları. Deniyor ki: "Mehmet Pehlivan yurt dışına kaçış organize etti." Kimi, nasıl, hangi eylemlerle, nereye kaçırdı? Bunun cevabı yok. Tek bir kişinin tamamen soyut beyanı; gerçekliğine ilişkin zerre araştırma yapılmamış. Deniyor ki: "Mehmet Pehlivan operasyon öncesi bütün şüphelileri, ifadede bunun siyasi operasyon olduğunu söylemeleri konusunda uyarmıştır." Bunu nasıl yapmış? Bunu demek de suç mu — o da ayrı mevzu — ama o şüphelilerle veya avukatlarıyla ne zaman konuşmuş, hangi üyeler ifadelerinde bu sözde uyarıya uymuş; elbette belli değil. Deniyor ki: "Mehmet Pehlivan soruşturma aşamasında tanıkların baskı altına alınmasına yönelik faaliyetler de yürütmüştür." Hangi faaliyetler? Kaç kişi, kimler baskı altına alınmış? Cevapsız. Tümüyle soyut itirafçı beyanları savcılıkça somut eylemlere dönüştürülmüş ama tek bir destekleyici delil gösterilmemiş.
16:14
16:18
Bu iddianame hukuki bir metin değil, bir halkla ilişkiler faaliyetidir. İddianamede müvekkilim için kullanılan ve yasal karşılığı olmayan terimler var: "Özel vasfı haiz" veya "özel vasfılı" diye bir konum yok. Olmayan bir kategoriyle, yasada tanımlanmayan bir fiille cezanın artırılması elbette söz konusu olamaz. Türkçemizde "özel vasfa haiz" denmez; yasada olmadığı gibi dilimizde de yok. Yedi savcıdan, bir başsavcıdan biri bile bunu bilemez mi?
16:20
Adem Soytekin, Mehmet Pehlivan'ın Ali Nuhoğlu'na "tedbir gelmiş" dediğini ifade etmiş. Ancak Ali Nuhoğlu hakkındaki tedbir kararı bu hayali toplantıdan neredeyse 20 gün sonra verildi. Bir insan henüz verilmemiş kararı o gün yaşanmış gibi nasıl haber verebilir? Üstelik Adem Soytekin'in bu iddiasını zapta geçen savcı ile Ali Nuhoğlu hakkında o tedbir kararını bizzat isteyen savcı aynı. Kendi düzenlediği evrakın tarihini unutan makam, bu gerçeğe aykırı lafları ne hakla delil kabul edebilir?
16:23
Duruşmalar başlamadan kameralar takılmadı, iki oturum arasında takıldı. Bilgisayar ve telefon ekranlarımızın görüldüğü ve bunun bizi rahatsız ettiği çok açık. İnsanları eşiyle, çocuğuyla, çalışanıyla, mal varlığıyla korkutup ifade almak nedir? İnsanlara itiraflarının karşılığı olarak özgürlük bahşetmek nedir? Böyle bir şey tarihin hangi anında görülmüştür? "Ne husumetiniz var?" diye soruyorsunuz sanıklara; bu sorunun muhatabı müvekkiller olamaz. Bu sorunun muhatabı bir bütün olarak bu dosyanın sahibi savcılık makamıdır. Avukat Mehmet Pehlivan'a ne husumetiniz var ki elinizdeki bütün delilleri yok sayarak ona böyle gerçeğe tamamen aykırı bir suçlama yöneltiyorsunuz?
31. Duruşma Günü · 4 Mayıs 2026
11:01
11:04
11:04
Savcılığın kendisine söyletmek istediği tezi Adem Soytekin burada söylemedi; ama tahliye kararında bunun sizin için hiçbir anlam ifade etmediğini gördük. Örgüt kapsamında söylemediği beyanın altına zorla imza atılmış. Bu durum için bizim söz almamız ve bunu size anlatmamız lazım. Tekrar sanıklara ya da müdafilere söz verilmesini talep ediyoruz. Özgürlük esastır, tahliye talepleri için niye 1 ay bekliyoruz? Her perşembe bir tutukluluk değerlendirmesi talep ediyoruz.
33. Duruşma Günü · 6 Mayıs 2026
36. Duruşma Günü · 12 Mayıs 2026
12:56
12:58
Sayın Başkan hikaye şu: Burası bir araç kiralama firması değil. Belli ki bu araçlar kiralanmamış oraya, bir karşılığında para alınmamış. Ama hikayemiz şu: İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, 2024 senesinde Murat Gülibrahimoğlu'ndan karşılıksız araç alıyor. Bu ilişki normal, hiçbir sorun yok ama Sayın Ekrem İmamoğlu, Murat Gülibrahimoğlu'yla bir suç örgütünün lideri ve yöneticisi olarak sizin huzurunuzda yargılanıyorlar. Yan salonda bir dava daha sürüyor, oranın sanık yapılanları da burada aynen yine karşınızda sanık. Orada da İbrahim Kalın, bu dosyanın sanığı Hüseyin Gün'le fotoğraf çektiriyor. İbrahim Kalın MİT Başkanı, Sayın Ekrem İmamoğlu huzurumuzda örgüt lideri olarak yargılanıyor. Bu bağlamı görmeden sorularım hakikaten anlamsız gelebilir ama tam da talebim bu: Bu bağlamı görmeniz. Maalesef bu iddianameyi yazan savcılar, 7 savcı, artı başsavcı bu işlemlerle sizi aldatmaya teşebbüs ediyorlar. Sadece kamuoyunu değil sayın mahkemenizi de maalesef bu işlemlerle...
Pekin, Yener Torunler'in çapraz sorgusunun ardından mahkeme heyetine sorularının bağlamını açıkladı; firma-Başsavcılık ilişkisi ile dava sanıklıkları arasındaki tutarsızlığa ve İbrahim Kalın-Hüseyin Gün fotoğrafına dikkat çekti.