“Alıntılanan itirafçı ve tanık beyanları dışında savcılığın tek bir özgün tespiti yok. 6 kişinin beyanları art arda sıralanmış; savcılığın bu beyanların öncesinde ve sonrasındaki yorumları sadece bu beyanların özetlenmesinden ve güya yorumlanmasından ibaret. Başkaca tek satır yok. Tek bir bilgi, belge, veri, delil, hiçbir şey yok. Buna karşılık iddianamenin suçlama içeren yorumlarına baktığınızda peş peşe somut suçlamaların sıralandığını görüyoruz. Yani soyut, başka hiçbir delille desteklenmeyen beyanlardan somut suçlamalar üretilmiş.
Deniyor ki: "Pehlivan sahte makbuz düzenledi." Makbuzlar nerede? Makbuz filan yok. Deniyor ki: "Avukat organizasyonu yaptı, insanlara tanımadıkları avukatlar gönderdi." Hangi avukat, hangi şüpheliye gitmiş bilmiyoruz; bilmiyoruz çünkü iddianamede yazmıyor. Deniyor ki: "Operasyondan önce bir kısım örgüt üyelerinin evinde çok miktarda nakit bulunduğu, bir kısmında da belgelerin evde olduğunu ifade etmesi üzerine Mehmet Pehlivan örgüt yöneticileri ve üyelerini suç delillerini gizlemesi için uyarmıştır." Mehmet kimi uyarmış? Hangi belgeler, hangi para kaçırılmış? İddianamede asla cevaplanmıyor; yine tek kişinin soyut beyanları. Deniyor ki: "Mehmet Pehlivan yurt dışına kaçış organize etti." Kimi, nasıl, hangi eylemlerle, nereye kaçırdı? Bunun cevabı yok. Tek bir kişinin tamamen soyut beyanı; gerçekliğine ilişkin zerre araştırma yapılmamış. Deniyor ki: "Mehmet Pehlivan operasyon öncesi bütün şüphelileri, ifadede bunun siyasi operasyon olduğunu söylemeleri konusunda uyarmıştır." Bunu nasıl yapmış? Bunu demek de suç mu — o da ayrı mevzu — ama o şüphelilerle veya avukatlarıyla ne zaman konuşmuş, hangi üyeler ifadelerinde bu sözde uyarıya uymuş; elbette belli değil. Deniyor ki: "Mehmet Pehlivan soruşturma aşamasında tanıkların baskı altına alınmasına yönelik faaliyetler de yürütmüştür." Hangi faaliyetler? Kaç kişi, kimler baskı altına alınmış? Cevapsız. Tümüyle soyut itirafçı beyanları savcılıkça somut eylemlere dönüştürülmüş ama tek bir destekleyici delil gösterilmemiş.”
16:10