Sona Erdi

35. Duruşma Günü

11 Mayıs 2026
18:59

İBB Davası'nın yarın, Yener Torunler'in savunmasıyla devam etmesi bekleniyor.

18:58

“Hepinizi çok seviyorum.”

Salondan ayrılırken

18:05

“Ben şimdi neyin savunmasını yapacağım? Arif Gürkan Alpay'ın adı geçiyor mu, hakkında beyan var mı, delil var mı? Örgüt suçunun hiçbir unsuru yoktur, delil bulunamamıştır. Müvekkilim bir kamu görevlisidir; devlet düşmanı gibi değerlendirilmesi kabul edilemez. Arif Gürkan Alpay'ın derhal tahliyesini talep ediyorum.”

18:00
📰 Muhabir Alıntısı

Av. Ahmet Kemal Kumkumoğlu, savunmasında Cebeci Maden Sahası'na yönelik sözleşmenin MAPEG tarafından imzalandığını belirtti ve İstanbul Valisi Davut Gül'ün; yardımcıları, kaymakam, ilçe emniyet müdürü, firari Murat Gülibrahimoğlu ve Sultangazi Belediye başkan yardımcıları ile birlikte 2023'te Cebeci Maden Sahası hafriyat sahasını denetlediği videonun slayt halini mahkemeye sundu; görüntülerin İstanbul Valiliği'nin resmi sosyal medya hesaplarından da paylaşıldığını söyledi (teknik nedenlerle video devam edemedi). Bu ziyaretlerin "gizli toplantılar" olmadığını, aksine projeden gururla bahsedildiğini, projenin bilimsel danışmanı Atiye Hoca'nın bu çalışma nedeniyle övgüler aldığını ifade etti. Vali ve beraberindeki heyetin sadece makamda çay içmediğini, "pikaplara atlayıp sahayı yerinde gördüklerini" fotoğraflarla anlattı. Bu kadar yetkilinin (Vali, Kaymakam, MAPEG) sürekli içinde olduğu ve saha gezileri yaptığı bir alanda "kaçak hafriyat" iddiasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu vurguladı.

Salonda yansıtılan videoya ilişkin gazeteci aktarımı

17:35

İBB davasında öğle sonrası ikinci ara sona erdi; tutuklu sanıklar alkışlarla yeniden salona getirildi. Salondaki yakınlardan 'Babaa, babaaa' sesleri yükseldi; Alper, Buğra, Ali Rıza başkan, Ahmet Şahin, Kemal abi, İnan başkanım, Mustafa Akın ve Aykut Erdoğdu isimleri tek tek seslenildi; Buğra Gökçe'nin kardeşi yumruğunu havaya kaldırdı. Ekrem İmamoğlu, Casusluk salonundan büyük salondaki İBB davasına geçişinde 'Ekrem başkan' ve 'Cumhurbaşkanı İmamoğlu' sloganlarıyla içeri girdi. Duruşmanın üçüncü oturumu 17:35'te başladı.

17:30
📰 Muhabir Alıntısı

Ekrem İmamoğlu, Casusluk salonundan ayrılırken danışmanlarından Kemal Aydın'a 'Avukata söylemeyi unuttum; aileleri yalnız bırakmayın, sakın ihmal etmeyin' dedi.

Ara haber — Casusluk davası (salon olayı)

17:01
📰 Muhabir Alıntısı

Casusluk davası salonundan ayrılışta Ekrem İmamoğlu önce avukatlara, sonra yakınlarına dönerek 'Yarın gelemeyeceğim, kusura bakmayın' dedi; yarın İBB davasında olacağı bildirildi. Merdan Yanardağ ise salondaki izleyicilere el sallayarak 'Hepinizi çok seviyorum, herkese çok selam' diye seslendi.

Ara haber — Casusluk davası (salon olayı)

16:38

Tutuklu İBB Genel Sekreter Yardımcısı Arif Gürkan Alpay'ın savunması sona erdi; ardından heyet, savcı, sanık ve avukat sorgusu tamamlandı. İmamoğlu'nun avukatlarından Ahmet Kemal Kumkumoğlu savunma yapmak üzere söz aldı; Mahkeme Başkanı, Kumkumoğlu'nun savunması sırasında duruşmaya ara verdi.

16:36
📋 Ara Özet

Öğle arasının ardından ikinci oturum yoğun geçti. Casusluk salonunda Ekrem İmamoğlu uzun bir savunma yaptı: iddianameyi 'menfaatname, iftiraname, gıybetname, terfiname' olarak nitelendirdi; 'Devlet kimin? Devlet milletindir' diye sordu; MİT'i 'tek somut belge göstersin' diye çağırdı; Hüseyin Gün'ün savunmasında geçen isimlere (şimdiki MİT Başkanı İbrahim Kalın, eski bakanlar, BAYKAR şirketi) atıfla 'Bana değil, Cumhurbaşkanı'na sorulsun, muhatabı ben değilim' dedi. Yanardağ ile salonda 'Beni ziyarete geldi mi onu da hatırlamıyorum'/'Gelmedim Başkanım' diyaloğu gülüşmelere yol açtı. Tutuklanma sürecini ('Siz kimsiniz ya, siz kimsiniz ya', '5-10 bin polis'), avukat görüşme engellerini ve 18 Nisan 2019 veri yedekleme talimatının yürütmeyi durdurma kararıyla hiç uygulanmadığını anlatan İmamoğlu, Cumhurbaşkanı ile Devlet Bahçeli'yi 'bu millet, bu devlet, bu bayrak çok büyük tehlike altındadır' uyarısıyla noktaladı ve iddianameye imza atan başsavcı/şimdiki Adalet Bakanı için 'İhbarımı buradan yapıyorum' dedi: 'Sayın Başkan, bugün herkese tahliye kararı vermelisiniz!' Mahkeme Başkanı'nın tek sorusu 'Hüseyin Gün'ün analizinden haberdar mıydınız?' oldu; İmamoğlu 'Hüseyin Gün ismini ilk kez hücrede duydum' yanıtını verdi. İmamoğlu savunmasını 'Beni bundan vazgeçirecek güç anasının karnından doğmadı' ve 'Silivri'ye girdiğimde gücüm yüzse şimdi yüzbin' sözleriyle bitirdi. İmamoğlu'nun avukatlarından Hasan Fehmi Demir, iddianamede 'eski MİT Müsteşarı Hakan Fidan'a yönelik 7 Şubat 2012 gözaltı girişiminin kokusu olduğunu' söyledi. Aynı saatlerde paralel salonda İBB davasında, Genel Sekreter Yardımcısı Arif Gürkan Alpay; Cebeci Maden Sahası 59. eylem savunmasında 'bu eyleme sanki paraşütle inmişim' diyerek MAPEG/İsfalt/valilik ilişkilerini ayrıştırdı, savunmasını 'Bunları ben değil biz yaptık — tutuklandığım zaman elimden alınan Türkiye Cumhuriyeti kimlik kartını geri istiyorum' diyerek bitirdi. Alpay'ın çapraz sorgusunun ardından avukatı Ahmet Kemal Kumkumoğlu savunmaya başladı; Mahkeme Başkanı duruşmaya öğle sonrası ara verdi.

16:30
📰 Muhabir Alıntısı

İmamoğlu'nun avukatlarından Hasan Fehmi Demir savunmasında, Hüseyin Gün'ün 2010 yılında şimdiki MİT Başkanı Sayın İbrahim Kalın, Egemen Bağış ve dönemin diğer üst düzey isimleriyle çekilmiş fotoğrafına ve mahkemeye sunulan yetki belgesine dikkat çekti. Belgeyi heyete okuyarak içeriğini aktardı: 'Ülke ilişkilerini, tanıtımını yönlendirme ve yönetme konusunda Türk hükümeti adına tam yetkiye sahiptir; bu yetkilendirme 1 Mayıs 2017 tarihine kadar geçerlidir.' 'Hüseyin Gün kimdir, nedir? Heyetinizin kararı aksini söyleyene dek kendisi benim gözümde masumdur. Ama devletle bu tarz bir ilişkisi olduğu sabittir; devlet kendisiyle görüşmüştür. Bu denli geniş bir yetki mutlaka MİT, İçişleri Bakanlığı ve Dışişleri Bakanlığı üzerinden gerekli araştırmalar yapılarak verilmiştir' diyen Demir; iddianameye eski MİT Müsteşarı Hakan Fidan'a yönelik 7 Şubat 2012 gözaltı girişimi paralellinde yaklaştığını söyledi: 'Bu iddianameden 7 Şubat 2012 tarihindeki o malum olayların kokuları gelmektedir. O tarihte İstanbul Özel Yetkili Başsavcılığı MİT Müsteşarı'nı adliyeye çağırmıştı; dönemin Başbakanı izin vermemiş, yasa değiştirilmişti. Şimdiki Dışişleri Bakanımız Sayın Hakan Fidan, bu yasal düzenleme sayesinde ifade vermeye gitmekten kurtulmuştu — o gün adliyeye gitseydi, 2012'deki bu oyun bozulunca süreç 17-25 Aralık 2013 operasyonlarına kadar uzanmıştı.' Demir savunmasını şu soruyla bağladı: 'Bu iddianame ile başka bir sonuca mı ulaşılmak isteniyor?'

Ara haber — Casusluk davası (avukat savunması)

16:00
📰 Muhabir Alıntısı

İmamoğlu'nun avukatlarından Deniz Barış Demir savunmasında 'devlet sırrı' suçlamasını uzman görüşüne dayanarak çürüttü. Demir, iddianamedeki en önemli nüansın 'hiçbir somut bilginin devlet sırrı olduğunun iddia edilmemesi' olduğunu söyledi; savcılığın 'belirsiz bilgileri yığın şeklinde devlet sırrı niteliği taşıdığı' iddiasını 'mozaik sır' teorisine dayandırdığını, ancak Türkiye'de bu teoriyi benimseyen tek bir mahkeme kararı bulamadıklarını belirtti. İddianamenin teoriyi Alman Federal Mahkemesi'ne dayandırdığını hatırlatan Demir; Martin Luther Üniversitesi Hukuk Fakültesi'nden Prof. Kilian Wegner'in uzman görüşünü heyete sundu. Wegner'in üç tespitini aktardı: (1) Alman yargısında 'mozaik sır' teorisinin kabul gördüğü iddiasına itibar edilemez — söz konusu teori 1950 ve 60'lı yılların bir bölümünde kullanılmış, 1968 yasa reformu ile yasal zemini ortadan kalkmıştır; (2) Alman Federal Mahkemesi 1968'den itibaren teoriyi bir daha kullanmadığı gibi geçerliliğini yitirdiğini açıkça belirten kararlar vermiştir; (3) hiçbir dönem kamuya açık bilgilerin yalnızca yığılması devlet sırrının kabulü için yeterli görülmemiştir. 'Bu sebeple 1968 öncesinde bile internete sızdırılmış e-posta adreslerinin deşifrelerinin indirilmesi Batı Almanya'da devlet sırrı temin etmek olarak nitelendirilemezdi' diyen Demir, kapanışta 'Şu halde savcılık müvekkil Ekrem İmamoğlu'na yönelttiği iddiasını Soğuk Savaş dönemindeki bir ceza hukuku teorisine dayandırmıştır — 60 yıl önce geçerliliğini yitirmiş bu teori dahi somut olayda devlet sırrının kabulü için yetersizdir' dedi.

Ara haber — Casusluk davası (avukat savunması)

15:58
📰 Muhabir Alıntısı

İmamoğlu'nun savunması bitti. Mahkeme Başkanı 'Savunmalarla alakalı savunmanız bitti mi?' diye sordu; İmamoğlu 'Tamam' dedi. 'Savcılıkta da benzer minvalde açıklamalarınız oldu, bu ifadeleriniz yeterli mi?' sorusuna 'Yeterli' yanıtını veren İmamoğlu'na heyet tek bir esas soru yöneltti: 'İddianamede Hüseyin Gün'ün internet ortamına sızdırılmış verilerden analiz yaptırdığı, Necati Özkan aracılığıyla size bu verilerle ilgili tavsiyelerde bulunduğu iddia ediliyor — böyle bir şey oldu mu, sizin haberiniz var mıydı?' İmamoğlu uzun bir yanıt verdi: 'Necati Bey'le 13 senedir tanışıyoruz; birlikte 4 seçim kazandık, Cumhurbaşkanlığı kampanyasında da beraber çalışıyorduk. Bugüne kadar hiçbir sohbetimizde, hiçbir çalışmamızda — kendi sentezleyip bize aktardığı sunuşların dışında — "şu, şunun ifadesidir, şu bunun göstergesidir" diye bir şey dinlemedim. Ben Hüseyin Gün ismini ilk defa burada hücrede yatarken o ismin tutuklandığını ve bir itirafçılıkla benim hakkımda konuşturulduğunu duydum. Öyle bir diyaloğumuz olmadı.' Savcı ise ne Hüseyin Gün'e ne de İmamoğlu'na hiçbir soru yöneltmedi.

Ara haber — Casusluk davası (sanık savunması kapanış)

15:53
📰 Muhabir Alıntısı

İmamoğlu, savunmasının son bölümünde yetkililere doğrudan uyarı yöneltti: 'Milletin oyuyla seçilmiş Cumhurbaşkanı'na ve Devlet Bahçeli'ye çok büyük uyarıda bulunuyorum. Bu millet, bu devlet, bu bayrak çok büyük tehlike altındadır. Böyle bir Adalet Bakanı Türkiye'nin tüm temel duruşunu zedelemektedir. Bütün muhalefet partilerini de uyarıyorum. Bir partiyi tehdit ederek, genel başkanına şantaj inşa ederek siyaset üretilmez; bu tür davalarla seçim kazanırız anlayışıyla bu ülkede hiçbir şey elde edemezsiniz.' 'Bu iftira ve uydurma düzeneksinde bana laf yetiştirerek, benim ailemi namusumu yerle bir etmek için laf yetiştireceklerine iktidar sorumlusu olarak el atsınlar' diyen İmamoğlu; 'Seçim ya sandıkta kazanılır ya da sandıkta kaydedilir. Bu millet kararını sandıkta vermiştir yine verecektir; 1 sene ya da 2 sene sonra o kararı ne korkuyla değiştirebilirsiniz, ne de iftirayla silebilirsiniz' dedi. 'Sandığa düşmanlık yürütülmüştür; sandık kararı suç gösterilmek istenmiştir. Demokratik başarıyı casusluk gibi göstermeye çalışmışlardır' diyen İmamoğlu, tutukluluklar için 'Bu insanları tahliye edin, evlerine gitsinler. Ayıptır, yazıktır, günahtır' çağrısında bulundu. Kapanışta sert bir ihbar yaptı: 'O dönemin başsavcısı bugünün Adalet Bakanı büyük zarar vermiştir ve vermeye devam ediyor. Bu iddianameye imza atan şimdiki Bakan büyük bir suç işlemiştir; Devletin kurumlarına zarar vermiştir. İhbarımı buradan yapıyorum.' Savunmasını 'Sizleri saygı ve sevgiyle selamlıyorum' diyerek noktaladı.

Ara haber — Casusluk davası (sanık savunması)

15:48
📰 Muhabir Alıntısı

Ekrem İmamoğlu, savunmasının bir noktasında Silivri'de hemen yanda inşa edilen yeni duruşma salonuna ilişkin de eleştiri getirdi: 'Hemen yanda yeni bir salon yapıyorlar; Avrupa'nın en büyük salonu diye övünüyorlar. Yahu büyük salondan adalet mi çıkar? Erdoğan ile Adalet Bakanı birlikte açsın, çok yakışırlar. Bugün burada ise bilerek küçük salon vermişler — ee, niye yaptın büyük salonu? Sırtını gizli tanığa, iftiracıya, yandaş medyaya dayanan zihniyet birlikte açsınlar!' Aynı bütçeyle '700 araçlık otopark, 23 Nisan Milli Egemenlik Stadı, yanında kreş, spor kompleksi, ders atölyeleri — Bahçelievler'in en büyük yatırımı' yapılabileceğini söyleyen İmamoğlu, mahkeme heyetine de seslendi: 'Siz oraya geleceksiniz, arabayı çekecek yer bulamayacaksınız; çakarlı arabalar, korumalar gelecek, size yer kalmayacak Sayın Heyet. Gelsin, Cumhurbaşkanı ve Adalet Bakanı açılışını yapsınlar.'

Ara haber — Casusluk davası (sanık savunması)

15:48
📰 Muhabir Alıntısı

İmamoğlu, 24 Ekim 2025'teki tutuklanma sürecini ayrıntılı anlattı: '12 metrekarelik hücremde butlan kararını takip ederken çayımı içiyordum; bir baktım son dakika — casusluk davası. Önce beni mi yazdı, Necati Bey'i mi, Merdan Bey'i mi... sonra gülmeye, kendime gülmeye başladım. Bir baktım benim de ismim orada. Şaka gibi.' Gardiyanların "sabah 6'da alacağız" tebliğini reddettiğini, ifade saatinin 11 olarak bildirildiğini hatırlatan İmamoğlu, '"Sürükleyerek götürürsünüz" dedim; sonunda normal 9'da cezaevinden çıktık. 10'da adliyeye vardık, eksi 7. kata indirdiler. Sekiz saat bekledik; avukatlarımla görüşmek istiyorum diye bağıra çağıra, feryat ede ede. En sonunda 3-4 dakika görüştük görüşmedik, "savcı çağırıyor" dediler' diye anlattı. 'Kibirli bir savcıyla karşılaştık. Ben düşman mıyım ya? Ben düşman mıyım ya? Ankara'da bir savcı daha önce "Herkese iyi davrandık" diye haber yollamış; ya geçin o işleri. Büyük bir rezalet yaşanmaktadır' diyen İmamoğlu; gece saat ikide tutuklama kararı çıktığını, sabaha karşı 6-6:30 görüşte Silivri'ye "5 bin ya da 10 bin polis" eşliğinde getirildiklerini ifade etti. 'Niye biliyor musunuz? "CHP'ye butlan çıkar, Ekrem İmamoğlu'nu da casus yaparız; aynı anda iki tane kroşe atarız." İşte ne olduysa o saçma karar çıkmadı, butlan işi yarım kaldı. "Ekrem İmamoğlu'na zulüm yaparız" falan filan... Ya bana işkence yapsan ne olur, yapmasan ne olur? Zulüm yapsan ne olur? Bu millete yapıyorsun. Olan bu millete oluyor.'

Ara haber — Casusluk davası (sanık savunması)

15:45
📰 Muhabir Alıntısı

İmamoğlu, eski dönemden kalan İBB bürokratlarıyla çalıştıklarını vurgulayarak seçim iptali öncesi 16 günlük çalışan listesini ekrana yansıttı: 'Sızıntı varsa, bu kişiler neden burada değil?' 'Karşımda ağızlarını açmadan oturan bürokratlar var; buna çok üzülüyorum' diyen İmamoğlu, davanın özüne ilişkin sert bir çerçeveleme yaptı: 'Devlet kimin? Recep Tayyip Erdoğan'ın mı? Kim demiş? Devlet milletindir; milletin eşit yurttaşıdır, eşit hissedarıdır.' 'Savcılık makamı ne zaman casusluk uzmanı oldu? Devlet sırrı değerlendirmesi teknik, kurumsal ve somut veriye dayanmalı; ancak burada hiçbir uzman görüşü alınmadan, tamamen yoruma dayalı bir değerlendirme yapılmıştır' diyen İmamoğlu; 'Algıyla, manşetlerle, aileler üzerinden yürütülen bir süreç hukuk değildir' diye ekledi. Bu iddianamenin 'devletin kurumsal ciddiyetine zarar veren bir sorumsuzluk örneği' olduğunu söyleyen İmamoğlu, 'Bu süreci hazırlayanlar, koordine edenler ve sorumluluk taşıyan herkes hukuk önünde hesap vermelidir. Gecikmeden ve derhal' dedi.

Ara haber — Casusluk davası (sanık savunması)

15:38

Arif Gürkan Alpay savunmasını tamamladı; ardından çapraz sorgusu başladı.

15:38
📰 Muhabir Alıntısı

Ekrem İmamoğlu, Hüseyin Gün'ün savunmasında geçen Lordlar Kamarası ziyareti, MİT Başkanı İbrahim Kalın ve dönemin bürokratlarıyla görüşmeleri üzerinden hükümete ve istihbarata seslendi: 'Bana değil, gitsinler Cumhurbaşkanı'na sorsunlar; muhatabı ben değilim. Kişi MİT başkanıyla çalışmış, dönemin bürokratlarıyla çalışmış; isimlerini, hatta uçak kayıtlarını veriyor; hangi savunma sanayi şirketiyle konuştuğunu söylüyor — BAYKAR şirketi diyor, kime ait olduğunu biliyorsunuz, diyor. Hepsi iddianamede var; benim işim değil onlar.' 'Bu nedir, biliyor musunuz? Talimat düzenimi kuran, kişilerin makamı ne olursa olsun kafasını kuma sokma anlayışıdır. Konuşsana MİT Başkanı, bakanlık yapanlar konuşsanıza. Türkiye'nin istihbaratının başındaki kişi buna izahat getirmeyecek de kim getirecek? Ortada bir casusluk varsa buradan sesleniyorum: MİT çıksın, tek bir somut belge göstersin' diyen İmamoğlu, 31 Mart 2019 seçimlerinin iptaline de değindi: 'O dönemde 18 gün görev yaptım. Özel kalem hariç tüm ekibim eski dönemden kalma. Çağırın ifade versinler; sızdırdıysa onlar sızdırdı.'

Ara haber — Casusluk davası (sanık savunması)

15:35

“İBB'de çalıştığım dönem boyunca tamamladığımız projelerden çeşitli örnekler veriyorum: bunları ben değil, biz yaptık. Ben tutuklandığım zaman elimden alınan Türkiye Cumhuriyeti kimlik kartını geri istiyorum.”

Savunma kapanışı

15:25
📰 Muhabir Alıntısı

İmamoğlu, iddianamenin spesifik suçlamalarından birine de cevap verdi: '31 Mart 2019 seçimlerini kazanıp mazbatayı aldığım 18 Nisan 2019 tarihinde, belediye veri tabanının yedeklenerek muhafaza altına alınmasına ilişkin verdiğim talimat üzerinden bana suç isnat etmeye çalışıyorlar. AK Parti'li bürokratlar ve AK Parti'li meclis üyelerinin girişimleri sonucunda İstanbul 4. İdare Mahkemesi bu talimat hakkında yürütmeyi durdurma kararı vermiş; dolayısıyla talimat hiçbir zaman uygulanmamıştır. Mücadelemizi perdeleme çabalarının önüne geçmek için geri çektim.' Aynı meseleye dair dönemin İçişleri Bakanı Süleyman Soylu'nun soruşturma izni vermediğini de hatırlatan İmamoğlu, 'Tüm siyasi saldırganlığına rağmen soruşturma izni vermemiştir' dedi.

Ara haber — Casusluk davası (sanık savunması)

15:18
📰 Muhabir Alıntısı

İmamoğlu, savunmasının sonunda doğrudan vatandaşa yönelik bir taahhüt yaptı: 'Buradan açıkça ifade ediyorum: bu uydurma iddianamelere imza atanlara, hukuksuz süreçleri yürütenlere, diplomamı hukuksuz biçimde iptal edenlere, usulsüz yargılamalarla karar verenlere ve davalarımda yargıç değişiklikleriyle adaleti zedeleyen anlayışa karşı hukuk mücadelemi ömrüm boyunca sürdüreceğim. Ben, ne hak yedim ne de hakkımı yedirdim. Hakkımı sonuna kadar savunacağım. Hukuku araçsallaştırarak insanlara zulmedenlerden hukuk önünde mutlaka hesap sorulması için sonuna kadar mücadele edeceğim. Yargı eliyle bu hukuksuzluğun peşini bırakmayacağım — buradan 86 milyon yurttaşımın önünde söz veriyorum. Beni bundan vazgeçirecek güç anasının karnından doğmadı.' İmamoğlu, savunmasını şu sözlerle bağladı: 'Bana kötülük yapıyorsan, milletime kötülük yapıyorsan, benim cesaretimi yaradan biliyor ki kimse ölçemez. Bu iddianamelere imza atanlara, diplomamı hukuksuz biçimde iptal edenlere karşı hukuk mücadelemi bu can bende olduğu sürece sürdüreceğim. Alsınlar bununla uyusunlar. Bir tek yaradan huzurunda boyun eğerim, o da ibadet ederken.' Savunmasını tek cümlelik bir güç vurgusuyla noktaladı: 'Benim Silivri'ye girdiğimde gücüm yüzse, şimdi yüzbin.'

Ara haber — Casusluk davası (sanık savunması)

15:10

“Ben bu 59 numaralı eyleme, yani Cebeci'ye nasıl dahil olduğumu henüz çok fazla anlamış değilim. 139. eylemde olduğu gibi burada da soruşturma aşamasında tarafıma yöneltilen hiçbir iddia olmadı. Dile kolay 8 gün gözaltı ve 5 buçuk aylık tutukluluk süresince, iddia makamı tarafından bu kadar önem atfedildiği anlaşılan bir olaya ilişkin ifademe başvurulmadı, savunmam alınmadı. Soruşturmada kolluk tarafından hazırlanan fezleke 100 sayfayı aşmaktadır; 59 A, B, C diye açıp bakıyorum, burada da bir şey yok — ne var ki iddianame şüphelisi haline geliyorum. Aslında garip olan ifademin alınmamasından ziyade eyleme eklenme biçimim. Cebeci maden bölgesinde valilik, Bakanlık ve Sultangazi Belediyesi süreci yakından takip etmiş; MAPEG ile İsfalt arasında iş yüklenici idari sözleşmesi yapılmış, İBB de daha önce MAPEG'le imzaladığı projenin müellifi olmuş. Ancak burada maden bölgesinin İBB'ye teslim edilmesi gibi bir durum yok; valilik, Bakanlık ve diğer kurumlar zaten bu işin içindeydi. Bölge madenciliği kontrolsüz, can ve mal güvenliği açısından sorunların hat safhaya geldiği bir alana — tam bir gecekondu alanına — dönüşmüştü; 10 dakika gösterilen mesafeden ben 2 saatte çıkamıyorum, yollar çok kötü, kamyonlar sürekli çalışıyor. İBB'nin proje müellifliğine dair imzalanan protokolle Cebeci maden bölgesinin yerleşim alanlarıyla ilişkisi kesildi; yerleşim alanlarının ulaşımı artık bölge içinden değil, yeni yapılan direkt bağlantı yollarıyla sağlanıyor. Ben bu eyleme sanki paraşütle inmişim. Komisyondan bilgi, varsa talimat alırım; toplantılar Vali'nin başkanlığında yapılır.”

15:10
📰 Muhabir Alıntısı

Ekrem İmamoğlu, iddianameyi karakterize ederken sert bir tasnif yaptı: 'Bunlar iddianame değil; bir, menfaatnamedir; iki, iftiranamedir; üç, gıybetnamedir; dördüncü şık, terfinamedir; beşinci şık mi? Hepsi.' Casusluk suçlamasının somut dayanağı bulunmadığını ileri süren İmamoğlu, ardı ardına sorularını sıraladı: '"Devlet sırları kullanılarak seçmen iradesi yönlendirildi" diyorlar. Peki hangi devlet sırrı? Yok. Nerede elde edilmiş? Yok. Hangi yöntemle alınmış? Yok. Hangi tarihte gerçekleşmiş? Yok. Hangi yabancı devlet lehine kullanılmış? Yok.' 'Ortada tek bir somut cevap, delil, beyan, hiçbir şey yok — sadece "iftira at, izi kalsın" anlayışı var' diyen İmamoğlu, hukuk-kariyer ilişkisine de değindi: 'Başsavcı bakan oldu; bu dosyalara imza atan başsavcı vekili bakan yardımcısı oldu. Şimdi bu iddianameyi hazırlayanlar da yarın başka makamlara gelseler ne olur? İtibar böyle kazanılmaz; itibar adaletle kazanılır.' 'Karadeniz'de yüz binleri sokağa döken demokrasi iradesinin temsilcisi olan bir kişiden "vatan haini" çıkarmaya çalışmak tarihi bir çarpıtmadır' diyen İmamoğlu; 'Bu sözleri kabul etmiyorum, ithamları reddediyor ve aynen iade ediyorum — hatta alınlarına yapıştırıyorum' sözleriyle iade vurgusunu yineledi.

Ara haber — Casusluk davası (sanık savunması)

15:00
📰 Muhabir Alıntısı

Ekrem İmamoğlu, savunmasını sürdürürken Merdan Yanardağ'a değinerek şu yönüyle açıklama yaptı: 'Merdan Yanardağ'ı programa gittiğimde 2 veya belki 3 kez ziyaret etmişimdir; o da programa gittim diye. Bir takım hukuksuzluklara karşı da "geçmiş olsun" diye aramışımdır. Aleyhime de çok yorumları olmuştur, gazeteci nihayetinde... Beni tebrik ziyaretine geldi mi, onu da hatırlamıyorum.' Yanardağ, yerinden başını öne eğerek mahçup bir tavırla 'Gelmedim Başkanım' diye yanıtlayınca salonda gülüşmeler oldu. İmamoğlu, 'Şimdi bu kişi benim medya ilişkilerimi mi yönetiyor? Casusluğun medya ayağıymış...' diyerek sürdürdü; 'Necati Özkan ve Merdan Yanardağ'ı katarak vitrin dosya oluşturdular' iddiasında bulundu ve Tele1'e 'çökülerek susturulduğunu' ileri sürdü. 'Bir de bu güzelim seçimi lekelemeye çalışıyor. Hadi oradan! Birkaç dakikalık bir ziyaret ve birkaç çalışmanın WhatsApp'tan gönderilmiş raporu seçim sonucunun sahibiymiş gibi, bir casusluk faaliyetiymiş gibi anlatılıyor' diyen İmamoğlu, 'Ben az önce Merdan Bey'e: "Öfkeden çatlasam mı, hırsımdan patlasam mı, ya da bu trajikomik şeye kahkahayla gülsem mi?" dedim' diye ekledi. 'Burada bize casus diyen bir avuç muhterisle karşı karşıyayız' diyen İmamoğlu, sert bir kapanış yaptı: 'En tepeden aşağıya buradaki casusluk suçlamasını aynen iade ediyorum; ileride haklı çıkarsam da şaşırmayın.'

Ara haber — Casusluk davası (salon olayı)

14:56
📰 Muhabir Alıntısı

İmamoğlu, davayı 'anayasayı uygulamayan, kişiye göre uygulayan bir rejim değişikliği şekli' olarak nitelendirdi: 'Bu yaşananlar bir yargı değil; demokrasiye ciddi bir müdahale, adım adım başka bir rejime yürüyüştür. Ama bu millet krallığı da padışahları da bırakalı 103 sene oldu. Bu hukuksuz işlemleri yapanlar — ister yargı mensubu olsun — anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs suçunu işlemektedir, işlemeye devam etmektedir.' 'Ülkenin yönetici zihniyeti vatan, millet, bayrak sevilsin istemiyor; vatan, millet, bayrak böyle sevdirilmez' diyen İmamoğlu, Bakan ağzıyla 'bir genel başkan için "senin hakkında etkin pişmanlık ifadesi verecek" denilen' bir şantaj süreci yaşadıklarını, kendisinin tutuklanmasına 'imza atmak istediğini söyleyenlerin duyulduğunu' aktardı. Geçmiş davalardaki örneklere değinen İmamoğlu, kendisini tutuklayan hâkime karar okurken salondan kaçarken seslendiğini anlattı: 'Nereye kaçıyorsun, kararı yüzümüze oku.' 'Bu yerler adaletin değil, önceden verilmiş kararların infaz merkezine dönüşmüş; karar okunmadan, kararı zaten medya yazmış' diye sürdürdü. Mahkeme heyetine doğrudan seslendi: 'Kararınızı verene kadar size kutsal bakacağım, ondan sonra da size nasıl bakacağıma siz karar vereceksiniz.' 'Ekrem İmamoğlu'ndan casus ve vatan haini çıkartmaya çalışıyorlar — bunu yazanlar tarihe geçti, onları ben de kurtaramam. Ben affetsem tarih affetmez; affedin desem, bu millet affetmez. Bu suçu işleyen zannetmesin yanlarında kalır; bu millet hesabını soracaktır. Allah ömür verirse göreceğiz' diyen İmamoğlu, savunmasını tahliye talebiyle bağladı: 'Sayın Başkan, bugün herkese tahliye kararı vermelisiniz, bugün!'

Ara haber — Casusluk davası (sanık savunması)

14:52
📰 Muhabir Alıntısı

Ekrem İmamoğlu, Hüseyin Gün ile Saraçhane'deki tek görüşmesinin Necati Özkan'ın ricası ve manevi annesinin ziyareti çerçevesinde olduğunu açıkladı. Avukatlarının getirdiği fotoğraftan söz eden İmamoğlu, 'Beyefendiyi hatırlamadım ama hanımefendiyi giyiminden kuşamından hatırladım; unutulacak bir hanım değildi' dedi. Saraçhane'deki ziyareti şöyle bağlamlandırdı: 'Burası İBB. Patagonya'da bir yer değil; kurumsallığı var, oraya gelenler kayıt altında zaten. Aynı gün peşi sıra çekilen başka kareler, teyzeler, kız kardeşler, amcalar, iş insanları var.' Tek bir fotoğraf üzerinden bir iddianame hazırlandığını ileri süren İmamoğlu, 'minicik, mini minnacık bir akıl var' diyerek iddianamenin hazırlanışını eleştirdi. Kendisine yöneltilen 'müflis tüccar' ve servet iddialarına da yanıt veren İmamoğlu, 'Allah'a şükür beni insanlar sever — özellikle anneler, teyzeler; yurdun dört yanından mektuplar alıyorum. O kadar zenginim ki, Allah saraydakini korusun, o kadar fakir ki...' dedi.

Ara haber — Casusluk davası (sanık savunması)

14:43
📰 Muhabir Alıntısı

Ekrem İmamoğlu, davayı 'siyasi bir dava' olarak niteleyerek 'seçimde karşıma çıkmaktan korkan zihniyetin karşıma koyduğu' bir kurgu olduğunu söyledi. İddianameyi heyete göstererek 'Şüpheli Ekrem İmamoğlu'nun seçimi kazanması sağlanarak başta İstanbul olmak üzere ülkemiz siyasetinde söz sahibi olunmasının amaçlandığı...' cümlesini okudu ve sordu: 'İstanbul'da seçimi kazanmak, ülkemiz siyasetinde söz sahibi olmak suç mudur Sayın Başkan? Buna kim dava diyecek? Kim casusluk davası diyecek?' 'Dünyada eşi benzeri olmayan, sırf koltuktan kalkmamak adına, koltuğa yapışmış korku içindeki bir zihniyet kendisini milletin oyuyla 4 defa yenmiş, 5'inci defa yenecek diye rakibini saldırı altında tutuyor' diyen İmamoğlu; iddia makamını sahtecilik, iftira ve sahte belge düzenleme ile suçladı: 'İddia makamının tehditleriyle, rehin almalarla, uydurma belgelerle bir kara düzen kurulmuş.' '19 Mart siyasi darbe süreciyle kurulan bu hukuk dışı düzende savcılıklar parti bürosuna dönüştürülmüştür' diyen İmamoğlu; Hüseyin Gün'ün etkin pişmanlık konusundaki sessizliğine de değinerek 'Evlatlarıyla tehdit mi ararlar, eşleriyle tehdit mi ararlar' tepkisini gösterdi. 'Casusluktan Ekrem İmamoğlu'nu tutuklamak; hukukla, akılla, vicdanla açıklanabilecek bir şey değil. Bunun adı, aklın ve ciddiyetin tamamen terk edilmesidir. Talimat gelirse "Ben her şeyi yaparım" anlayışının en trajik zirvesidir; "Dilinle şu salonu yala ve temizle" deseler onu da yapacak seviyede bir tavrın biçimidir bu' diyerek sistem eleştirisini sertleştirdi. 'Suçsuzluğunu ispat et — böyle bir şey yok. Önce suç vardır ispatlı; sonra suçsuzluk ispat edilir' diyen İmamoğlu, 'İstanbul'dan Antalya'ya Adıyaman'a kadar tek merkezden — İstanbul CBS üzerinden — işlerin yürütüldüğünü' ileri sürdü. Ekonomi yönetimine dönerek 'Mecliste yasa çıkaracaksınız, yabancı yatırımcı gelecek... hadi oradan kimi kandırıyorsunuz' diyen İmamoğlu, kendisinin iş insanı kimliğini hatırlattı: 'Ben iş insanıyım. Taştan ekmeği çıkarmayı öğreneli tam 50 sene oldu; altı yaşımdan beri. Binlerce daire, konut, iş yeri ve proje yaptım. Sermaye nedir, ahlaklı sermaye nedir, ahlaklı iş nasıl yapılır bilirim. Ülkenin insandan farkı yoktur. Yazık Mehmet Şimşek'e, yazık.' 'Benim neyim varsa bu ülkede. Birilerinin sağda solda parası varsa onu getirirler, onu bilmem' diye ekledi.

Ara haber — Casusluk davası (sanık savunması)

14:39
📰 Muhabir Alıntısı

Ekrem İmamoğlu, davanın özüne ilişkin savunma yapmayacağını açıkladı: 'Casusluk. Gerçekten abürtlükte sınır tanımayan utanç verici bu rezilliğe, bu suçlamaya karşı savunma yapmayacağım.' İddianameyi havaya kaldıran İmamoğlu, 'Bu iddianame tam bir hukuk cinayetidir. Zaten şunların hepsi çöp — kopyala yapıştır. İddianame 159. sayfa... burası yeter sonu' diyerek belgeyi heyete gösterdi. 'Ne bu Casusluk iddianamesinin, ne de 4 bin sayfalık İBB iddianamesinin tek bir sayfasını dahi okumadım; gerek bile duymadım ve okumayacağım. Çöptür bu' ifadelerini kullanan İmamoğlu, davayı 'Asrın iftirası — Casusluk' olarak nitelendirdi.

Ara haber — Casusluk davası (sanık savunması)

14:36
📰 Muhabir Alıntısı

Arif Gürkan Alpay, Cebeci Maden Sahası suçlamalarına ilişkin 59. eyleme yönelik savunmasında bölgenin hukuki statüsünü ve yıllar içindeki değişimini teknik bir biçimde anlattı.

14:27

İBB davasında da öğle arası sona erdi: sanıklar, avukatlar, gazeteciler, izleyiciler ve mahkeme heyeti yerlerini aldı; duruşma Arif Gürkan Alpay'ın savunmasıyla kaldığı yerden devam ediyor.

14:27
📰 Muhabir Alıntısı

Ekrem İmamoğlu, Casusluk davasındaki savunmasına 'Bugün burada anlatacaklarımın hiçbiri Hüseyin Bey'le ilgili değil. Devletimiz, milletimiz adına utanç verici bir iddianameyle karşı karşıyayız. Bir deli kuyuya taş atmış, istiyorlar ki çıkarsınlar — bu minik akıllı kişiyi muhatap almıyorum; ne taşı ne de kuyusunu' diyerek başladı. Hüseyin Gün'ün ifadelerinden sonra tüm yargılamanın 'tamamıyla siyasi ve menfaat karşılığı yürütüldüğünün, başının da İstanbul'daki iddia makamı olduğunun altını çizerek' devam eden İmamoğlu; 'Bizim burada verdiğimiz mücadele bir milli mücadeleye dönüşmüştür. Türkiye ve demokrasi adına en büyük muhalefet mücadelesi bugün ve aylardır Silivri'de verilmektedir. Biz kazanacağız' dedi. 'Çok rahatım, çok gururluyum; bu mücadeleyi kimi zaman 12 metrekarelik bir hücreden veriyoruz, kimi zaman da davaya dönüşmemesi gereken kuru iftiralardan oluşan yargı süreçlerinde — psikolojik işkenceler altında — sürdürüyoruz.' 'İnsan haklarının çiğnendiği koşullarla mücadele ediyoruz. Biz kimiz? 86 milyon insanız. Kimseyi dışarıda bırakmıyorum — bir avuç muhteris hariç; 2019 seçimleri iptal edildiğinde de bu "bir avuç" ifadesini kullanmıştım' diye ekledi.

Ara haber — Casusluk davası (sanık savunması)

14:20

Casusluk davasında yaklaşık bir saatlik ara sona erdi. Ekrem İmamoğlu, Merdan Yanardağ, Necati Özkan ve Hüseyin Gün alkışlarla yeniden salona alındı; izleyicilerden 'Ekrem Başkanım, boyun eğmeyenler kazanacak' sloganları yükseldi, İmamoğlu 'Her zaman' yanıtını verdi. Mahkeme heyetinin de yerini almasıyla birlikte duruşma yeniden başladı.

Ara haber — Casusluk davası

13:15
📰 Muhabir Alıntısı

Casusluk davasında da öğle arası verildi; duruşma 14:15'te Ekrem İmamoğlu'nun savunmasıyla devam edecek. İmamoğlu salondan çıkışında izleyici ve basın mensuplarına dönerek 'Çok iyiyiz, böyle kötü şeylerle uğraşıyoruz. İyi ki varsınız. Utanç verici ama böyle işte... Gördünüz, sıfatlar bitiyor tek tek, ne yapacaksın...' dedi; salondan ayrılırken eşi Dilek İmamoğlu'na sarıldı.

Ara haber — Casusluk davası

13:10

Arif Gürkan Alpay, Cebeci Maden Sahası suçlamalarına ilişkin 59. eyleme geçmeden önce ara talep etti; Mahkeme Başkanı bunun üzerine İBB davası duruşmasına öğle arası verdi.

13:09
📋 Ara Özet

İBB davasının 35. duruşma günü açıldı. Sağlık problemi nedeniyle meslektaşlarının kollarında salona giren ve aradan aynı şekilde çıkış yapan eski İBB Zabıta Dairesi Başkanı Engin Ulusoy salonda. Günün ilk savunmasını İBB Genel Sekreter Yardımcısı Arif Gürkan Alpay yaptı; 28 yıllık kamu personeli olduğunu vurgulayan Alpay, kendisine yöneltilen 59, 117 ve 139 numaralı eylemleri reddetti. Emniyette sorulan ve meslektaşı Gürkan Akgün ile arasındaki 11 bin 60 TL'nin 'iddianameye bile eklenmediğini' belirten Alpay; etkin pişman beyanı veren Selim Özderya'nın 2011'den beri 92 İBB ihalesine katıldığını, baz kayıtlarının da kamu binası ile aile evinin yanındaki Trabzonspor Stadyumu'ndan tutulduğunu söyledi. 117. eylemdeki ecrimisil raporu istemini 'bir tercih değil zorunluluk' olarak savunan Alpay, Cebeci Maden Sahası 59. eyleme geçmeden önce ara talep etti; mahkeme öğle arası verdi. Bugün ayrıca İBB davasına paralel olarak Ekrem İmamoğlu, Necati Özkan, Merdan Yanardağ ve Hüseyin Gün'ün yargılandığı Casusluk davasının ilk duruşması da Silivri'de görüldü; Gün'ün uzun savunması ve çapraz sorgusu sabah oturumunu kapladı, dava 14:15'te İmamoğlu'nun savunmasıyla devam edecek.

13:08

“Bir şey söyleyeyim, ilk kez burada söylüyorum: iddianamenin 3230. sayfasında 'Şüphelilerin alınan ifadelerinde üzerine atılı suçları kabul etmedikleri anlaşılmaktadır' denilmektedir. Evet suçu kabul etmiyorum, ama bunu hiç sorma — öyle bir şey yok. İhalelerle ilgili olarak da şunu söyleyeyim: ihaleyi kimse kimseye vermez ya da almaz; hukuken böyle devam eder, bu terimler bile çok şey. Mesela Unkapanı Köprüsü; işin bedelinin yüzde 80'i yer altı. Böyle bir ihaleyi devam ettiremezsiniz, normal teknik olarak. Dolayısıyla bunun da iptali başkanım teknik. Kanunların sınırının dışında benim hiçbir ilişkim olmamıştır; bu nedenle herhangi bir kişinin ya da firmanın benimle ve kurumla ilişkisi de kanunlar çerçevesinde kalmıştır.”

13:05

“117'nci eylemde de ecrimisil raporu istenmesi suçlama olarak ele alınmış; ancak bu bir tercih değil zorunluluktur. Olası zararların önüne böyle geçilir.”

13:02

“Tutuklanmama neden olan 140 numaralı eylem (Raylı Sistemler ihaleleri) iddianame çıktığında bu eylemde şüpheli olarak dahi yer almıyor; konu dava dışı kalmış. 59 numaralı eylemle ilgili sanık yapılmama rağmen 300 sayfalık dosya eklerini, polis fezlekesini ve iddianameyi defalarca taramama rağmen kendi ismime veya kendime yönelik somut bir fiile rastlamadım. 139 numaralı eylemle de bir kişinin soyut beyanları dışında hiçbir delille suçlanmadan karşınızdayım. Belediyenin resmi yönetim şeması, iddianamede bir 'suç örgütü şeması' gibi yansıtılmış. Ben niye tutukluyum — sadece 'Genel Sekreter Yardımcısı' unvanına sahip olduğum için mi?”

13:00

“Kendime yönelik etkin pişmanlık ifadesi veren iş insanı Selim Özderya, 2011'den beri 92 adet İBB ihalesine katılmış. Özderya'nın 'Trabzon Havalimanı'nda karşılaştıklarında kendisine "dava sitemi" yapıldığı' iddiasına ise net yanıt verdim: 'Benim annem ve babam Trabzon'da yaşıyor. Yoğun çalışma tempomdan dolayı onlarla görüşemiyorum; bazı hafta sonları özellikle Trabzonspor sevdam nedeniyle maçları bahane ederek oraya giderim. Selim Bey'i göreceğim diyeceğim ki "dava mı açıyorsun?" Biz şampiyon olacağız evladım şampiyon. Benim böyle bir ortamda mahkeme gündemim olmaz.' Baz kayıtlarımın da iddia olarak ortaya konduğunu görüyorum; ancak bu baz kayıtları İBB'nin Kasımpaşa binası ya da ailemin evinin hemen yanında bulunan Trabzonspor Stadyumu gibi yerlerden tutulmuş. Selim Bey Koza Plaza'daysa, ben de E-6'tan geçiyorsam baz veriyor — günümün uzun bir kısmını yollarda geçiriyorum; ne zaman geçsem Selim Bey şirketindeyse buradan baz veriyoruz. Selim Bey evdeyse, iş yerindeyse herkes baz veriyor; bu sabah otobanı kullanıp buraya gelenler de evdeyse evden, iş yerindeyse iş yerinden baz veriyor. İddia edilen tarihlerde bir araya gelinmemiş, telefon kaydımız da yok — nasıl olacak bu şey?”

12:56
📰 Muhabir Alıntısı

Çapraz sorguya Ekrem İmamoğlu'nun avukatı Hasan Fehmi Demir de soru sormak üzere katıldı. Demir'in 'Savcılığı siz mi aradınız etkin pişman olmanız için, yoksa onlar mı sizi aradı?' sorusuna Hüseyin Gün; 23 Ekim'deki aylık tutukluluk incelemesi sırasında SEGBİS üzerinden savcılıkla iletişim kurduğunu, savcılığın 'TEM mi vatan mı?' tercihi sunması üzerine — 'tecrübeli bir sanık olmadığım için' — kararı savcılığa bıraktığını ve TEM'e gidilmesi yönündeki tavsiyeyle 24 Ekim sabahı götürüldüğünü anlattı. Demir'in '17 Haziran yakalama kararı ile 30 Haziran havalimanı gözaltı arasında Türkiye'ye gelmiş miydiniz?' sorusuna Gün, 'Hayır. Haziran başında San Fransisco'daydım; 30 Haziran'da bir kez geldim' yanıtını verdi. 'Etkin pişmanlığın ne olduğunu burada öğrendim. Hukuk bilgim yok' diyen Gün; Demir'in 'Etkin pişmanlıktan yararlanmak istediğinizi siz mi söylediniz?' sorusuna 'Hatırlayamıyorum ya…' yanıtını verdi. Demir, iddianamedeki savcılık yazısını da okudu: '24 Ekim'de savcılık TEM'e, "devam etmekte olan suç örgütü ile irtibatı olduğu düşünüldüğünden Hüseyin Gün ile tespitlerin mali şubeye gönderilmesi" diye yazmış; ardından ifaden alınmış, etkin pişmanlıktan yararlanmışsın ve çıkar amaçlı suç örgütü yöneticisi olmuşsun. Etkin pişmanlık kapsamında ifade vereceğini siz mi söylediniz?' Gün: 'Sorunuzu anlayamadım.' Demir: 'Casuslukta etkin pişmanlık yok; emniyette de kimsenin size söylemediği anlaşılıyor.' Gün: 'Hasan ben avukat değilim, hukuk bilgim yok.' Mahkeme Başkanı araya girerek 'Etkin pişmanlıktan yararlanmak istiyorum dediniz mi? Sizin böyle bir beyanınız oldu mu?' diye sordu; Gün, 'SEGBİS'te olmadı' yanıtını verdi. Demir'in 'Emniyette siz mi talep ettiniz?' sorusuna ise 'Hatırlamıyorum' dedi. Demir'in 'Yetki belgenizi kim aracılığıyla aldınız? Fuat Oktay'la direkt mi?' sorusunu 'Hayır' diye yanıtlayan Gün, 'Kiminle görüştünüz?' sorusuna 'Bunu açıklamak istemiyorum' karşılığı verdi. Demir'in '2016 Temmuz'undaki Savunma Sanayii toplantısına kimler katıldı?' sorusuna 'Hafızam iyidir ama yanıtlamayacağım' diyen Gün; 'Ben şirket adına verdim, o da zaten dünyanın ilk 10'unda olan savunma sanayii şirketi' diye ekledi. 'Savunma Bakanlığı bürokratları var mıydı?' sorusunu ise 'Savunma Sanayi Müsteşar görevlileri vardı' diyerek yanıtladı. 'Avrupa'da FETÖ'cülerin tespiti için 1,5 milyon avroyu cebinizden harcadığınızı söylüyorsunuz' iddiasına Gün, 'Hepsi MASAK raporlarında var. Benim ne söylediğim önemli değil' karşılığı verdi. 2010'daki Lordlar Kamarası fotoğrafına ilişkin Demir'in 'Şimdi MİT Müsteşarı olan İbrahim Kalın da o fotoğraftaydı; o buluşmayı siz mi ayarladınız?' sorusunu Gün 'Evet' diye yanıtladı; 'Tanışıyor muydunuz önceden?' sorusuna ise 'Benim için önemli olan Türk Devleti ve ulvi çıkarlarıdır. Seçilenlere saygı duyar, devletimin ulvi çıkarlarına hizmet ederim' karşılığı verdi. Demir'in 'Örgüt üyesi misiniz / herhangi bir örgütle irtibatlı mısınız?' sorularına Gün uzun süre yanıt veremedi; araya giren Mahkeme Başkanı'nın soruyu yinelemesi karşısında da sessiz kaldı. Demir, salona dönerek 'Hüseyin Bey zeki bir insan; "yok" derse etkin pişmanlıktan yararlanamayacak' tespitini yaptı (etkin pişmanlık hükümleri örgüt suçunu kapsıyor). Son olarak Demir, 'Fuat Avni'nin bulunması için çalışmayı (2010 değil, 2015-16 dönemini kastediyorum) devlet için yapıyorsunuz ve bugün tam tersi bir iddiayla suçlanıyorsunuz; acaba bu FETÖ'cülerin manevrası mı yoksa siz devlet adına mı çalışmadınız, bunu anlamaya çalışıyorum' dedi. Gün, 'Devlet adına çalışıp çalışmadığım — günün sonunda yetki belgesi dahilinde — devletimiz biliyor. Kimse yetki belgesi olmasa devlet adına çalışamaz. İnsan kafasına göre bu işlemlere giremez' yanıtını verdi.

Ara haber — Casusluk davası (çapraz sorgu)

12:45
📰 Muhabir Alıntısı

Necati Özkan'ın sorularını yanıtladıktan sonra Hüseyin Gün, davanın 'kök soruyu sormadığı' iddiasıyla araya girdi: 'Burada kök soruları sormadan bu dava ıskalanır. Kök soru şu — ibb.gov.tr mailleri kaynağı neresi? Bu mailler açık kaynakta, endeksleme platformlarında yer alıyor; seçimden önce, Ocak 2019'da hacklendiklerine dair somut bilgi var.'

Ara haber — Casusluk davası (sanık beyanı)

12:45

“Halkalı-Kirazlı Metro Hattı ihalesinin yapıldığı dönemde görevde değildim. Raylı Sistemler Daire Başkanlığı benim görev alanımda değil; ihaleyle ilgili bir dahlim yoktur. Bilirkişi raporunda da hiçbir şekilde benim makamım ya da ismim konuyla ilgili geçmemektedir.”

12:40
📰 Muhabir Alıntısı

Hüseyin Gün'ün savunmasının ardından Necati Özkan, çapraz sorgu için söz aldı ve 'Öncelikle geçmiş olsun. Karşı karşıya kaldığımız iddianame akıl alır bir iddianame değil. Sizi çok kısa tanıdım ama buradan Türkiye tarihinin en absürt davalarından biri çıktı. Yıllarca Fransa'da benzer bir dava vardı; meşhur Dreyfus Davası. Fransız milletinin en az yüz yıldır utanç kaynağı olmuş bir davadır. Umarım bu dava öyle bir noktaya gelmez' diyerek söze başladı. Ardından ardışık sorular yöneltti: 10 Haziran 2019'daki mesajlaşma ve 11 Haziran buluşmasından önce daha eski bir görüşme olup olmadığı sorusuna Gün, 'Hayır olmadı' dedi. 'Özkan'ın 'Size herhangi bir veri verdim mi?' sorusuna 'Hayır vermediniz'; 'İBB veya iştirakleriyle ilgili herhangi bir bilgi, çalışan e-postası ya da şifresi verdim mi?' sorusuna 'Hayır'; 'Sizden seçimlerle ilgili manipülasyon talebim ya da talimatım oldu mu?' sorusuna 'Hayır'; 'Bana sosyal medya analizi yapmanızı ben veya manevi anneniz aracılığıyla talep ettim mi?' sorusuna ise 'İfademde de belirttim — manevi annemin ısrarı ve ricası üzerine gönüllü olarak yaptım; siz öyle bir şey talep etmediniz' yanıtlarını verdi. 'Buradan iki dava çıkarılmaya çalışılıyor; İBB davasındaki eylem 13 var. İBB Hanem ya da İstanbul Senin uygulamalarına dahliniz var mı?' sorusunu da reddeden Gün, 'Hayır Sayın Özkan, ilgim alakam olmamıştır' dedi. Özkan'ın son sorusu 'İBB suç örgütünde yönetici misiniz, benim yöneticim misiniz, bu örgütte bana herhangi bir talimat verdiniz mi?' karşısında Mahkeme Başkanı araya girdi: 'Şu anda bu dosyada örgüt yönetimi veya örgüt üyeliği iddiası yok; biz sadece casusluk suçuna ilişkin yargılama yapıyoruz. Suçlamanın dışına çıkmayalım.' Gün ise 'Ben burada susma hakkımı kullanayım' yanıtını verdi.

Ara haber — Casusluk davası (çapraz sorgu)

12:35

Mahkeme Başkanı çapraz sorgu sırasında duruşma planını da duyurdu: Casusluk davası yargılaması 5 gün sürecek; sabah oturumu 13:30'a kadar uzatılacak ve günü 18:00-19:00 aralığına kadar devam etmesi planlanıyor. Ardından Necati Özkan, Hüseyin Gün'e soru sormak üzere söz aldı.

Ara haber — Casusluk davası

12:35

“Fiyatlara ya da döküme müdahale etmem imkânsız. Bunu onaylayacak ya da reddedecek olan Belediye Meclisi seçilmişlerin olduğu; o dönem zaten farklı parti, Meclis'te de çoğunluk başka bir parti. Meclis'e ben nasıl etki edeceğim bu konuda? 'Bunun fiyatını yükselteceğiz, düşüreceğiz.' İlk soracakları husus 'Senin ne işin var?'”

İBB Meclisi siyasi çoğunluk argümanı

12:33
📰 Muhabir Alıntısı

Çapraz sorgu, Hüseyin Gün'ün WICKR programdaki yazışmaları üzerinden sürdü. Yazışmaların kendisine ait olduğunu ve büyük bölümünün Necati Özkan ile yapıldığını söyleyen Gün, WICKR'da kendisinin 'Jupiter', Necati Özkan'ın ise 'bluestar' kullanıcı adlarını kullandığını; 'Adbar33' rumuzunun da PyQ ortağı Aaron Barr'a ait olduğunu doğruladı. Mahkeme Başkanı'nın 'Necati Özkan'ın sizi OSINT veya Dark Web'e yönlendirmesi oldu mu?' sorusuna Gün, 'OSINT açık kaynak demek; zaten doğal bir şeydir. Sosyal medya analizi için bu tip kişisel veriye ihtiyaç yoktur' yanıtını verdi. 'Hazırladığınız raporun Necati Özkan'a, onun da Ekrem İmamoğlu'na ulaştırıldığı söyleniyor; bilginiz var mı?' sorusunu Gün 'Öyledir' diyerek kabul etti; ancak '10-12 günlük analiz raporlarının seçim manipülasyonu olarak nitelendirilmesini' reddederek 'Bu açık kaynak analiziydi. O raporların kazandırdığını söylemek seçmene ve millete büyük haksızlık olur' dedi. İmamoğlu ile tek görüşmesinin Necati Özkan'ın ayarladığı yaklaşık 10 dakikalık bir nezaket ziyareti olduğunu hatırlatan Gün; 'İmamoğlu'nun kampanya sürecine ilişkin katkılarınıza teşekkür ediyorum' dediği iddiasına ilişkin 'Öyle hatırlıyorum. Yüzlerce insan kapıda bekliyordu. Manevi annemin en mutlu olduğu gündü. Sonra da bir iletişimimiz olmadı' yanıtını verdi. 'Türkiye'yi bir adım öne götürmek isteyen herkese saygım sonsuzdur' diye ekledi. Veri kopyalama bağlamında kendisine atfedilen "iznimiz yok ama ben bu riski aldım" mesajına ilişkin ise Gün, 'maksadını aşmış bir ifade' yanıtını verdi.

Ara haber — Casusluk davası (çapraz sorgu)

12:30
📰 Muhabir Alıntısı

Çapraz sorgu, Mahkeme Başkanı'nın Merdan Yanardağ ile irtibatı sorusuyla başladı: 'Ondan çok kısa bahsettiniz; kendisine para ilettiğiniz iddia ediliyor.' Hüseyin Gün, Yanardağ'ı manevi annesinin saygı duyduğu, kendisinin de 'Jön Türk' olduğunu bildiği, kitaplarını okuyup televizyon programlarını izlediği bir gazeteci olarak tanımladı. 'Burada kastedilen şey bağıştır Sayın Başkan; Tele1 izleyicisi olarak zaman zaman destek amaçlı küçük bağışlar yaptım. Bu miktarlar son derece cüzidir — bir televizyon kanalının elektrik faturasını dahi karşılayamayacak ölçüdedir. Bir yayın kanalının dönmesi 1000-2000 dolarlık desteklerle mümkün olacak bir şey değildir. Dolayısıyla anlatıldığı gibi organize ya da olağanüstü bir finansman ilişkisi söz konusu değildir. Bağış yapmak nasıl casusluk oluyor, onu anlayamadım. Merdan Yanardağ kalemini satacak biri de değildir.' Mahkeme Başkanı'nın 'Yanardağ ile yazışmalarınız var; soru gönderip yönlendirdiğiniz iddia ediliyor' sorusuna Gün şu yanıtı verdi: 'Benim tanıdığım Yanardağ, bırakın yönlendirmeyi, talimatla asla kalemini oynatmaz. Aramızdaki yazışmalar (Kılıçdaroğlu programı hakkında) izleyici olarak Yanardağ'a fikirlerimi iletmekten ibaretti — ne bir yönlendirme ne bir komut söz konusu olamaz. Jön Türk felsefesiyle destek verdim, casusluk olarak değil.' Mahkeme Başkanı'nın 'Sızıntılar Necati Özkan'ın yönlendirmesi ile mi oldu?' sorusunu Gün, 'İfademi tekrarlıyorum; Dark Web zaten açık kaynak' diyerek yanıtladı.

Ara haber — Casusluk davası (çapraz sorgu)

12:27
📰 Muhabir Alıntısı

Tarafına isnat edilen suçun asılsız ve kaçma riskinin bulunmadığını belirten Hüseyin Gün, savunmasını 'Tahliyemi ve beraatimi talep ediyorum' diyerek noktaladı. Mahkeme Başkanı'nın 'ifadelerinden reddettiğin var mı?' sorusuna Gün, ifadelerinden reddettiği bir şey olmadığını söyledi.

Ara haber — Casusluk davası

12:24

Hüseyin Gün'ün savunması sona erdi; duruşma çapraz sorgu aşamasına geçti.

Ara haber — Casusluk davası

12:24
📰 Muhabir Alıntısı

Savunmasını kapatan Hüseyin Gün, muhbirin ihbarının kişisel husumete dayandığını bir kez daha vurguladı: 'Muhbirin hasetliğini, habis ruhunu göstermek için söylüyorum; Allah kimseyi bu iftiralarla karşılaştırmasın.' Muhbir Ümit Deniz Alaçam'ın kendisinden İngiltere'de ev almak için 2,5 milyon sterlin talep ettiğini, bu talebi reddetmesinin ardından ihbara yöneldiğini ileri süren Gün; mahkemeden 'muhbirin güvenilir biri olup olmadığının teyidi için GBT kayıtlarının dosyaya eklenmesini' talep etti. 'Sabıkasız bir iş insanıyım. Ülkeden çıkış yaparken değil, ülkeme giriş yaparken gözaltına alındım. İşlemediğim bir suç yüzünden 10 ayı aşkındır hürriyetimden yoksun bırakılmaktayım' diyerek savunmasını sonlandırdı.

Ara haber — Casusluk davası (sanık savunması kapanış)

12:15
📰 Muhabir Alıntısı

Hüseyin Gün, savunmasını yaklaşık beş dakika içinde sonlandıracağını söyledi. Salondaki gazeteci ve izleyicilerin, Gün'ün FETÖ mücadelesinde sahip olduğu yetki belgesinin somut çerçevesini net biçimde çıkaramadıkları; çapraz-soru sırasının mahkeme heyeti, duruşma savcısı, Ekrem İmamoğlu veya avukatlardan hangisi tarafından açılacağının beklendiği bildirildi.

Ara haber — Casusluk davası

12:14
📰 Muhabir Alıntısı

Hüseyin Gün, iddianamede yer alan başka FETÖ/PKK bağlantılı şirket ve kişi temaslarına da yanıt verdi: 22 Ağustos 2011'de tescil edilen 'AMORES Uluslararası Savunma Sanayii Sağlık Hizmetleri' şirketindeki Aytaç Ocaklı isimli ortağın FETÖ bağlantılı olduğunu o tarihte bilmesinin mümkün olmadığını, MASAK raporunda da görüldüğü gibi şirketteki ortaklığının yalnızca altı gün sürdüğünü ve derhal ayrıldığını söyledi. İddianamede adı geçen ve bugün FETÖ veya PKK üyeliğiyle ilişkilendirilen bazı kişilerle 2012-2013 yıllarında sosyal medya üzerinden gerçekleşmiş 'son derece sınırlı temasların' da casusluk suçlamasına dayanak yapılmaya çalışıldığını ileri sürdü.

Ara haber — Casusluk davası (sanık savunması)

12:09
📰 Muhabir Alıntısı

Hüseyin Gün, savunmasında FETÖ ile ilişkili olduğu iddialarına ayrı ayrı yanıt verdi. FETÖ'nün üst düzey isimlerinden Mustafa Özcan'la irtibatı bulunduğu iddiasına ilişkin: '2012 yılında bir kere görüştüm. Maddi yardım talebinde bulundu ancak reddettim. Devletimizin en üst noktalarındaki siyasetçilerimizin, bürokratlarımızın FETÖ'yle ilişkide olduğu yadsınamaz bir gerçektir.' Gün, FETÖ/PDY'nin ancak 26 Mayıs 2016 tarihli MGK kararı sonrasında Bakanlar Kurulu'nca resmî olarak terör örgütü kabul edildiğini hatırlatarak; henüz bu yapının terör örgütü olarak tanımlanmadığı 2012'deki tesadüfi bir görüşmenin casusluk suçlamasına dayanak yapılmasının 'hukuken mümkün olmadığını' belirtti. Gün ayrıca, 17-25 Aralık sürecinin ardından emniyet yetkililerinin talebi üzerine Fuat Avni rumuzlu yapılanmanın kimliği ve konumunun tespitine yönelik çalışmaları, yurt dışında ortak olduğu teknoloji şirketlerinden biri aracılığıyla 2014 yılında yürüttüklerini öne sürdü: 'Fuat Avni tek bir kişi değildi, organize bir yapıydı.' Bu kapsamda 7 aylık 'derin bir çalışma' yapıldığını ve teknik tespitlerin devletin ilgili makamlarına iletildiğini ifade eden Gün; o dönem FETÖ yapılanmasının devlet içerisinde hâlâ etkili olması nedeniyle 'hazırlanan raporun akıbetinin bugün dahi bilinmediğini' belirterek 'Katkılarımı devletim bilmektedir' dedi. 19 Aralık 2025 tarihli MASAK raporuna da atıfta bulunan Gün, yetki belgesi kapsamındaki çalışmaya ilişkin belgeleri dosyaya sunduğunu ve mahkemeye arz edileceğini ifade ederek 'Ben devletime hizmet etmiş bir vatanseverim' dedi.

Ara haber — Casusluk davası (sanık savunması)

12:05

Hüseyin Gün savunmasına devam ederken, hemen arkasındaki sanık sandalyesinde oturan Ekrem İmamoğlu ile Merdan Yanardağ kısa bir diyalog kurdu; İmamoğlu, Yanardağ'ın anlattıklarını tebessümle dinledi. İmamoğlu zaman zaman yanında getirdiği notlara da göz atıyor.

Ara haber — Casusluk davası (salon olayı)

12:00

“Ben Fatih Keleş'i tanırım, 15 yıldır tanırım. Ama babamı tanımamışım. Ailece de tanışırız, babamı tanımamışım. Öyle olmuş. Belediyenin organizasyon şemasında yer alan genel sekreterlik ve belediye başkanı dışında kimseden talimat almam.”

Fatih Keleş absürtlüğü + talimat zinciri

11:59
📰 Muhabir Alıntısı

Hüseyin Gün, savunmasında günlük tutma alışkanlığını da anlattı: 'Çocukluğumdan beri yaşadığım olayları, tanıştığım kişileri ve gittiğim yerleri düzenli biçimde günlük olarak not eden biriyim; bu alışkanlığı yatılı okul yıllarımda İngiltere'de edindim.' Bütün ticaret ve yatırımlarının yurt dışında — Amerika, Kanada, İngiltere, İsviçre ve daha sınırlı olarak İsrail'de yüksek teknoloji alanlarında — bulunduğunu söyleyen Gün, 'Yatırım yaptığım ülkelerin siyasi durumlarını araştırırım — bu ticaretin bir gereğidir. Bilmediğiniz bir ülkeye yatırım yapmak mümkün değildir' dedi. İddianamenin günlüğüyle ilgili iddialarını reddederek 'İngilizce el yazımla yazdığım bu günlüklerde, iddianamede ileri sürüldüğü gibi herhangi bir ülkedeki darbe girişimini veya iç karışıklıkları desteklediğime dair en küçük bir ifade dahi yoktur. Gizli bilgileri tarih, yer ve isim belirterek günlüğüme yazmam ve İstanbul'a geldiğim zamanlarda manevi annemin evinde uluorta bırakmam hayatın olağan akışına tamamen aykırıdır' diyen Gün; 'Muhbir tarafından teslim edilen ve şahsıma ait olduğu ileri sürülen materyaller, açık kaynaklardan herkesin elde edebileceği verilerdir' diye ekledi. Günlüklerin Türkçe tercümelerinde 'ciddi anlam farklılıklarına yol açabilecek çeviri hataları' bulunduğunu, günlüklerin henüz dosyaya tam olarak ibraz edilmediği için bu tercüme hatalarına ilişkin ayrıntılı beyanda bulunma hakkını saklı tuttuğunu da belirtti.

Ara haber — Casusluk davası (sanık savunması)

11:58

Mahkeme Başkanı, Hüseyin Gün'ün uzayan savunmasına 'İddianameye dönelim, tekrarlardan kaçınalım' diyerek müdahale etti; Gün, savunmasına devam etti.

Ara haber — Casusluk davası

11:50

“Devlet memuru tercihim bana ailemden miras Sayın Başkan. Babam, amcalarım dâhil benim ailemde soyadı Alpay kimse ticaretle uğraşmadı, herkes devlet memuru. Hesap veririm, cevap veririm; ama şimdi tutukluyken işlemediğim suçların bir taraftan peşine çekiliyorum. Herkesin 'tutuklu, acaba suç mu işledi' demesine kahroluyorum.”

Aile devlet memuru / suç gelirleri reddi

11:45

“Tekrarlamaktan dahi utanıyorum o kişi kartında yazanlar. O kelimelerin benim orada yazılmasını kabul edemiyorum. Bir deli gömleği giydirilmeye çalışılıyor. Böyle bir deli gömleğini reddediyorum.”

Kişi kartı / deli gömleği

11:40

“28 yıllık kamu personeliyim; tüm İstanbul'un sorumluluğunu taşıyorum. Adli kontrol altında bulunduğum dönemde dahi yurt dışına gitmedim — ilk gözaltı sürecinden sonra adli kontrolle serbest bırakılmıştım; ancak 25 gün sonra aynı gerekçelerle tekrar evimden alınarak tutuklandım. Hayatım boyunca derslerimden hiç kalmadım — "çift dikiş" yapmadım; ama 50 yaşımdan sonra 'çift dikiş' tutuklandım. Emniyette bana meslektaşım İBB Genel Sekreter Yardımcılarından Gürkan Akgün ile aramda 3 yılda geçen 11 bin 60 TL hesap hareketi soruldu; 'Bu 11 milyon 600 mü diye kendime sordum, ama benim hayatımda öyle bir para yok. Bir baktık, hakikaten 11 bin 60 lira bir para. Bunlar soruldu ama iddianameye bile eklenmedi.' Kültür AŞ Genel Müdürü Serdal Taşkın ile aramda pandemi yardım kolisi nedeniyle geçen 1.500 TL'lik transfer de soruldu. Tüm hesap hareketlerim incelendiğinde suç unsuru gibi sunulan toplam para 12.560 TL — 11.060 TL'si Akgün'le 'hak geçmesin' diye paylaşılan yemek/uçak bileti, 1.500 TL'si pandemi kolisi. Kamu görevlilerinin yargılanma usulü olan 4483 sayılı Kanun baypas edilerek doğrudan ağır cezalık suçlamalarla tutuklanmam 'adaletin sağlanamaması'dır; derdimi ancak bir yıl sonra, ilk kez heyet karşısında anlatabiliyorum — bu süreç bir 'dertleşme' oldu. Ben dahil birçok kişi polis operasyonu marifetiyle evimizden alındık. 'Şöyle bir argüman vardı bilirsiniz: "alın bunları derdinizi karakolda anlatırsınız" meselesi. Bu da "alın bunları derdinizi ağır ceza mahkemesine anlatırsınız" süreci oldu.'”

11:31

İBB davasının esas yargılaması başladı. Sağlık problemi bulunan sanık Engin Ulusoy, diğer sanıkların ve jandarmaların koluna girerek duruşma salonuna girebildi. Dava, İBB Genel Sekreter Yardımcısı Arif Gürkan Alpay'ın savunmasıyla açıldı.

11:30
📰 Muhabir Alıntısı

Hüseyin Gün, savunmasında hakkındaki medyatik suçlamalara da yanıt verdi: 'Birçok medya linçine maruz kaldım, "müflis tüccar" ve abuk sabuk bir sürü şey söylendi; Allah'a şükür ihtiyacı olan bir insan değilim. Açık kaynak içerik analizini herkes yapar.' Veri tabanı iddialarına ilişkin de açık bir hat çizdi: 'Ben asla İBB veri tabanını kopyalamadım, sisteme izinsiz müdahalede bulunmadım. Vatandaşların telefonlarına KVKK'ya aykırı bir bağlantı sağlamadım. İBB ile herhangi bir ticari ilişkim de bulunmamaktadır.' Gün, iddianamedeki 'Dark Web'deki gizli verileri alıp yurtdışındaki PyQ ortağı eski istihbarat elemanı Aaron Barr'a ileterek sosyal medya analizi yaptırmak suretiyle siyasi casusluk suçunu işlediği' iddiasını da mesnetsiz bulduğunu; sosyal medya analizi için İBB verilerinin kopyalanmasına gerek olmadığını söyleyerek suçlamayı 'Askıda ekmeğin çalınarak hırsızlık suçunun işlendiğini iddia etmek gibidir' diyerek örneklendirdi. Mahkemenin atadığı bilirkişi Mustafa Sansar tarafından hazırlanan 18 Temmuz 2025 tarihli raporda; İBB verilerinin 2019 seçimlerinden önce internete sızdığının ve casusluk delili olarak sunulan fotoğraf ile videoların aslında internette herkesin erişimine açık veriler olduğunun kanıtlandığına dikkat çeken Gün'ün bu kısımda güçlükle ve duygulu biçimde konuştuğu aktarıldı.

Ara haber — Casusluk davası (sanık savunması)

11:28
📰 Muhabir Alıntısı

Hüseyin Gün, savunmasında Casusluk davasındaki diğer iki sanıkla ilişkilerini ayrıntılandırdı: İmamoğlu'nun seçim danışmanı ve kampanya menajeri Necati Özkan'la manevi annesi Seher Erçili Alaçam vasıtasıyla tanıştığını söyleyen Gün; 2019 İBB seçimlerinin YSK tarafından iptalinin ardından 10-12 günlük 'ücretsiz, açık kaynaklara dayanan, gayri hukuki hiçbir yönü bulunmayan' bir sosyal medya analizini yurt dışında ortağı olduğu PyQ isimli şirketin teknik elemanlarına yaptırdığını ve akabinde Eylül 2019'da İBB'ye bir toplantı ile bir sunum gerçekleştirdiklerini, ancak 'mali şartlarda anlaşamadıkları için' herhangi bir anlaşma olmadığını ifade etti. Mart 2025'te olumsuz haberleri duyunca insani bir 'geçmiş olsun' mesajı gönderdiği dışında son 7 yıldır Özkan ile başka hiçbir irtibatı bulunmadığını belirten Gün, bu çalışmanın casusluk olarak iddianamede yer almasının 'hakikatten uzak' olduğunu vurguladı. Sosyal medya analizini de manevi annesinin 'yoğun ısrarı' nedeniyle yaptığını, annesi 'mommy'sinin koyu CHP'li olduğunu ve İmamoğlu'nu çok sevdiğini söyledi. Merdan Yanardağ ile ise yalnızca sosyal ilişkileri nedeniyle 'çok seyrek' görüştüğünü, dosyanın da bunu gösterdiğini ifade etti.

Ara haber — Casusluk davası (sanık savunması)

11:24
📰 Muhabir Alıntısı

Hüseyin Gün, casusluk iddialarına itirazını çarpıcı bir karşılaştırmayla sürdürdü: 'Eğer biz bu mantığı kabul edecek olursak, bu salondaki herkesin ve salon dışındaki milyonlarca Türk vatandaşının tutuklanması gerekir.' Google'ın açık kaynaklı bir platform olduğunu, şirkette binlerce emekli Amerikan istihbarat görevlisi ve askerin yazılım/teknoloji alanlarında görev yaptığını hatırlatan Gün; 'Hangi Türk vatandaşının ne zaman neyi aradığı bilgisi nereye gitmektedir? Amerika'ya. O halde açık kaynak verileri casusluk faaliyeti sayacaksak, burada herkes casus olmak zorundadır' dedi. 'Açık olan bir bilginin devlet sırrı niteliği taşıması hukuken de mantıken de mümkün değildir. Eğer mümkün olduğu kabul edilirse, sanırım dünya hukuk tarihinde ilk kez böyle bir değerlendirme yapılmış olacaktır.'

Ara haber — Casusluk davası (sanık savunması)

11:23
📰 Muhabir Alıntısı

Hüseyin Gün, İmamoğlu ile ilişkisine dair şu açıklamayı yaptı: 'Ekrem İmamoğlu'nu sadece iki kez gördüm. İlki, 2019 İBB seçiminin yaklaşık 1,5 ay sonrasında manevi annemin yönlendirmesiyle Saraçhane'de yapılan ortak bir nezaket ziyaretinde oldu ve bu görüşmeden tek bir fotoğraf kaldı; ikincisi de bugün, bu salonda. Bu tarihin öncesinde ve sonrasında benim İmamoğlu ile bir irtibatım olmadığı açıkça görülür.'

Ara haber — Casusluk davası (sanık savunması)

11:17
📰 Muhabir Alıntısı

Hüseyin Gün, iddianamede aleyhine delil olarak gösterilen — ve iddia makamı tarafından 'devlet sırrı' olduğu belirtilen — 'BC' kısaltmalı 'Black Cell' (Kara Hücre) başlıklı raporları ve FETÖ örgüt şemalarını, FETÖ'ye karşı yürütülen mücadele kapsamında yurtdışındaki irtibatları aracılığıyla bizzat hazırlayıp devletin resmî makamlarına iletilmesini sağladığını söyledi. İddianame eklerinde yer alan 'Kodlamalar' başlıklı yazışmanın da, kendisinin Türk Devleti adına yurtdışında FETÖ'ye karşı yürütülen mücadelede 'proje yöneticisi' olduğunu açıkça gösterdiğini ifade etti. 'Hiçbir karşılık beklemeksizin, salt vatanıma hizmet etmek için, önce şerefli Türk subaylarına zulmeden Ergenekon ve Balyoz davalarında, ardından 250'nin üzerinde masum Türk vatandaşını şehit eden hain FETÖ'ye karşı yürütülen mücadele kapsamında hazırladığım bu dökümanların, bugün asılsız casusluk suçlamasının sözde delili olarak gösterilmesi kabul edilemez' diyen Gün; 'Devletime ait hangi askeri veya siyasi bilgiyi verdiğim ya da temin ettiğim gösterilmemiştir. Olmayan bir şey gösterilemez zaten' dedi. 'Bu yazışmalardan FETÖ ile mücadele verdiğim sabit olmasına rağmen iddianamede hâlâ "devletin gizli kalması gereken belgelerini FETÖ'ye aktarmak suretiyle casusluk yaptığımın" ileri sürülmesi akıl almaz bir şey, Sayın Başkanım' diye ekledi.

Ara haber — Casusluk davası (sanık savunması)

11:10
📰 Muhabir Alıntısı

Hüseyin Gün, savunmasında 2010 yılında Global Strategy Forum tarafından düzenlenen 'Türkiye'nin Yükselen Network Dünyasındaki Rolü ve Konumu' başlıklı seminere katkı sunduğunu anlattı. Söz konusu toplantının, İngiltere Lordlar Kamarası'nın ilk kez Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ne açılması açısından önemli bir organizasyon olduğunu söyleyen Gün'e göre toplantıya dönemin Devlet Bakanı Egemen Bağış, eski Devlet Bakanı Kürşad Tüzmen, Türk-İngiliz Parlamenterler Dostluk Grubu Başkanı Suat Kınıklıoğlu, eski Dışişleri Bakanı Yaşar Yakış, o tarihte Başbakanlık Başdanışmanı olarak görev yapan ve bugün MİT Başkanı olan İbrahim Kalın, Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisi üyesi Nurten Melekan, Başbakanlık Müsteşarı Cemalettin Haşimi ve bazı iş insanları katıldı. Gün, bu toplantıyla ilgili medyada hakkında 'uluslararası düzeyde farklı şeyler söylendiğini' ve ciddi bir linçe maruz kaldığını da ifade etti.

Ara haber — Casusluk davası (sanık savunması)

11:09
📰 Muhabir Alıntısı

Hüseyin Gün, savunmasında iş geçmişine de yer verdi: Ailesinin desteğiyle İngiltere'ye gittiğini, orada ortaokul üçüncü sınıfı tamamlayarak lise eğitimini bitirdiğini, 1996 yılında Londra Üniversitesi'nden elektrik mühendisliği bölümünden onur derecesiyle mezun olduğunu anlattı. Meslek hayatına Cenevre'de petrol ticareti alanında (Kendall Double C.S.) başladığını, ardından Merrill Lynch'in Londra şubesinde yatırım uzmanı olarak görev yaptığını, Amerikan ve İngiliz SPK lisanslarını aldıktan sonra başkan yardımcılığına yükseldiğini, sonra Crédit Agricole'ün Londra şubesinde kıdemli başkan yardımcılığı yaptığını söyledi. Daha sonra elde ettiği birikimle doğal kaynaklar, finansal hizmetler ve enerji sektörlerinde, özellikle 'yükselen ve sınır piyasalar' olarak tanımlanan ülkelerde yatırım yapmaya başladığını ve Londra merkezli Avicenna Capital şirketini kurduğunu belirtti. Üniversite yıllarından kalan bir alışkanlıkla siyasete ilgi duyduğunu söyleyen Gün, Londra merkezli Global Strategy Forum gibi düşünce kuruluşlarına üye olup yönetim kurullarında görev aldığını aktardı.

Ara haber — Casusluk davası (sanık savunması)

11:07
📰 Muhabir Alıntısı

Hüseyin Gün, savunmasında 15 Temmuz 2016 darbe girişiminin ardından Türkiye Cumhuriyeti adına yurtdışında 'önemli görevler ve sorumluluklar' üstlendiğini öne sürdü; 'Bunu ilk kez burada söylemek zorunda kalıyorum' dedi. FETÖ ile mücadele kapsamında, özellikle Avrupa ve Amerika'da firari konumdaki önde gelen FETÖ mensuplarının açık kimliklerini, adreslerini, ilişki ağlarını ve Türkiye'den kaçırılan mal varlıklarının ülkeye iadesini 'hiçbir karşılık beklemeksizin salt vatanıma hizmet için' tespit ettiğini, devlete yoğun destek verdiğini söyledi. Cep telefonunun avukatına teslim edilen imajında, dönemin Başbakanlık Müsteşarı (2018-2023 arası Cumhurbaşkanı Yardımcısı) Fuat Oktay tarafından Ekim 2016 - 1 Mayıs 2017 arasında Trident ve GPlus şirketlerine 'ülke ilişkilerini ve tanıtım faaliyetlerini yönlendirme, yönetme ve idare etme' konusunda Türk Devleti adına tam yetki tanıyan bir yetki belgesinin görüldüğünü; bu belgenin kopyasının ve resmi Türkçe tercümesinin avukatınca mahkemeye sunulacağını ifade etti. İlk ifadesinde 'devlet sırrını ifşa etmemek için' yaptığı işi 'ticari faaliyet' olarak tanımladığını, iddianamede konunun bu şekilde yer aldığını görünce 'en hafif tabiriyle şok olduğunu' söyleyen Gün; yurtdışındaki eğitim ve uluslararası sosyal konumu doğrultusunda emekli askerler, bürokratlar ve istihbaratçılarla görüşmesinin 'hayatın olağan akışına aykırı olmadığını' belirtti. 'Nitekim benim için esas olan hükümetler değil, devlettir' dedi. Gün ayrıca, 15 Temmuz sonrası İngiltere'nin Türkiye lehine aldığı kararlarda — özellikle Sir Alan Duncan ve Theresa May ziyaretleri ile İngiliz Parlamentosu'nun FETÖ aleyhine hazırladığı raporlarda — 'ciddi katkılar' sağladığını ve bu durumun devlet tarafından bilindiğini ileri sürdü.

Ara haber — Casusluk davası (sanık savunması)

11:03
📰 Muhabir Alıntısı

Hüseyin Gün, hakkındaki casusluk suçlamasının muhbir Ümit Deniz Alaçam'ın 'geçmişe dayalı yoğun husumetinden' kaynaklandığını ileri sürdü. Gün'e göre Alaçam, manevi annesi merhum Seher Erçili Alaçam'ın öz oğludur; uyuşturucu, kumar ve yasa dışı bahis bağımlılığı bulunan, öz annesi tarafından defalarca — bir kısmı yurtdışında — terapi merkezlerinde tedavi ettirilen, ancak yanıt vermeyen Alaçam; annesinin Gün'ü kendisine 'rol model' olarak göstermesinden itibaren ona husumet biriktirmişti. Gün, manevi annesinin vefatının ardından Seher Alaçam'ın Sarıyer'deki villasının bir odasını kullanmaya başladığını, Ümit Alaçam'a da 'gerçek bir ağabey gibi davranıp saygın firmalarda iş bulduğunu' söyledi. MASAK raporuna atıfta bulunan Gün; 2016 yılından itibaren ticari faaliyeti bulunmayan manevi annesinin lüks yaşantısı, özel aracı, özel asistanları ve seyahatleri dahil tüm giderlerini kendisinin karşıladığını, aynı dönemde lüks yaşantısını sürdüren muhbir Alaçam'ın giderlerini de yine kendisinin ödediğini öne sürdü; hesabındaki bazı hareketlerin de Alaçam'ın kumar ve uyuşturucu alışkanlıklarına önlem alma amacıyla yapıldığını söyledi. Gün ayrıca, muhbir Alaçam'ın asistanı Zeynep Şen'in üzerinde baskı kurduğunu; Şen'in kâğıt üstünde sahibi göründüğü SP International isimli şirketteki 16 milyar TL'yi aşan şüpheli para hareketlerinin aslında muhbirin yasa dışı bahis sitesiyle ilgili olduğunu öne sürdü. Annenin vefatından üç yıl sonra 112 Acil Çağrı Merkezi'ni arayarak yapılan ihbarın 'düzmece delillere dayalı asılsız bir kurgu ve iftira' olduğunu savunan Gün, hicivli bir karşılaştırma da yaptı: 'Ben casussam, Devletin istihbarat birimleri beni bulamamış, bu kişi mi bulmuş? MİT'in casusluğa karşı koyma birimi beni bulamamış ama biri 112'yi arayıp beni yakalatmış.'

Ara haber — Casusluk davası (sanık savunması)

11:00
📰 Muhabir Alıntısı

Hüseyin Gün, gözaltına alınma sürecini şöyle anlattı: Muhbir Deniz Alaçam'ın 112 Acil Çağrı Merkezi'ne 2 Mart 2025'te yaptığı çağrı üzerine İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Terör ve Örgütlü Suçlar Bürosu'nun 2025/5759 değişik iş numarasıyla başlattığı soruşturma kapsamında, 17 Haziran 2025'te hakkında 'casusluk' isnadıyla yakalama kararı çıkartıldı. Olaylardan habersiz şekilde ABD'de yapay zeka fabrikası kurmak amacıyla çalışan Gün, 30 Haziran 2025'te Türkiye'ye döndüğünde İstanbul Havalimanı'nda emniyet güçlerince gözaltına alındığını ve cep telefonu ile bilgisayar şifrelerini kendi isteğiyle verdiğini söyledi. 4 Temmuz 2025 sabahı tutuklama talebiyle sulh ceza hakimliğine sevk edilen Gün, İstanbul 5. Sulh Ceza Hakimliği tarafından TCK 328/1 kapsamında 'siyasal-askeri casusluk' suçlamasıyla tutuklandı. El konulan dijital materyallerinde sayın İmamoğlu ile rahmetli manevi annesi Seher Erçili Alaçam'ın resmi ve 3-4 adet mesajlaşma bulunduğunu belirten Gün; bu kez 'İmamoğlu Suç Örgütü Yöneticiliği' iddiasıyla yürütülen 2025/48620 sayılı soruşturma kapsamında 24 Ekim 2025 sabahı Silivri Cezaevi'ndeki hücresinden alınarak yeniden İstanbul TEM'e götürüldüğünü ifade etti. İfadesi 25 Ekim akşam 22.30'da başlayıp 26 Ekim sabah 10.50'ye kadar sürdü; ifadesinin ardından serbest bırakılan Gün, İBB ana davasında İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi'nde tutuksuz sanık olarak halen yargılanmakta. 4 Şubat 2026 tarihli iddianamede yöneltilen siyasal-askeri casusluk iddialarının tamamen mesnetsiz ve gerçek dışı olduğunu vurgulayan Gün, 2. ifadesinde de suçu işlediğine dair en küçük bir ikrarda bulunmadığını söyledi.

Ara haber — Casusluk davası (sanık savunması)

10:55
📰 Muhabir Alıntısı

Hakim, sanıkların susma hakkı bulunduğunu hatırlattı; ancak Hüseyin Gün kürsüye geldi. Lacivert takım elbiseli Gün, cılız bir sesle savunmasına 'Sayın başkan, 313 gündür bugünü bekliyorum' diyerek başladı. 'Vicdanım rahat. Kendimden eminim. Casus değilim' diyen Gün, iddiaların tamamen mesnetsiz ve gerçek dışı olduğunu söyleyerek 'Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin bilgilerini casusluk maksadıyla hiçbir zaman temin etmedim, kimseyle paylaşmadım' dedi. Ekrem İmamoğlu, Merdan Yanardağ ya da Necati Özkan'ı casuslukla suçlamadığını da vurgulayan Gün, 'Kimseye casusluk iftirası atmadım. Casus olmayan biri, başka hiç kimseye casus iftirası atamaz' ifadelerini kullandı.

Ara haber — Casusluk davası (sanık savunması)

10:53
📰 Muhabir Alıntısı

Ekrem İmamoğlu, kimlik tespitinin ardından gazetecilere dönerek 'Zor ve büyük bir görev dönemi.. İyi ki varsınız' dedi.

Ara haber — Casusluk davası

10:52
📰 Muhabir Alıntısı

Casusluk davasının duruşması, kimlik tespitleriyle başladı. İlk dinlenen sanık Hüseyin Gün, 1974 Almanya doğumlu ve bekar olduğunu söyledi. Ekrem İmamoğlu'nun kimlik tespiti yapılırken cep telefonu numarası sorulduğunda bir an duraksayan İmamoğlu 'Vallahi numaram aklımda değil' yanıtını verdi; ardından eşi Dilek İmamoğlu'na dönüp 'Dilek'in numarasını ezbere biliyorum' diyerek salonda tebessüme yol açtı. Necati Özkan ve Merdan Yanardağ'ın kimlik tespitleri de tamamlandı.

Ara haber — Casusluk davası

10:47
📋 Ara Özet

Casusluk davası, İstanbul 25. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülüyor; tutuklu 4 sanık hakkında 'siyasal casusluk' iddiasıyla 20 yıla kadar hapis cezası isteniyor. İddianamede İBB'ye ait 'İstanbul Senin' uygulaması üzerinden milyonlarca kullanıcının verisinin toplandığı, analiz edildiği ve yabancı istihbarat servislerine aktarıldığı; bu yolla 2019 yerel seçimlerinin manipüle edilerek İmamoğlu'nun seçilmesinin sağlandığı öne sürülüyor.

Ara haber — Casusluk davası

10:44

Mahkeme Başkanı duruşmada savunma sırasını sözlü olarak duyurdu: önce itirafçı sanık Hüseyin Gün, ardından Merdan Yanardağ, Necati Özkan ve son olarak Ekrem İmamoğlu savunma yapacaktı. İmamoğlu, paralel görülen İBB davasına geçmesi gerektiği gerekçesiyle sırasının öne alınmasını talep etti; Mahkeme Başkanı talebi kısmen kabul ederek sırayı yeniden belirledi. Yeni sıraya göre önce Hüseyin Gün, ardından Ekrem İmamoğlu, sonrasında Merdan Yanardağ ve son olarak Necati Özkan beyanda bulunacak.

Ara haber — Casusluk davası

10:43

Mahkeme Başkanı'nın talimatıyla salondaki yer krizi çözüldü: salona ek 25 sandalye getirildi, salona giremeyen basın mensupları tutuksuz sanıklar için ayrılan alana alındı. Avukatlar ve basın mensupları tutuksuz sanık sırasında oturdu; tüm basın mensupları salona girdi.

Ara haber — Casusluk davası

10:30

Ekrem İmamoğlu alkışlarla salona girerek Necati Özkan ve Merdan Yanardağ'a sarıldı; Hüseyin Gün de yerini aldı. Tutuklu bölümü iki sıralı düzende: ön sırada Merdan Yanardağ, İmamoğlu ile Özkan'ın arasında oturuyor; arka sırada Hüseyin Gün 4 jandarmanın arasında yer aldı. Avukatlar, salona giremeyen gazeteci ve aileleri mahkeme başkanına iletti; alınmada yakınlara öncelik verilecek.

Ara haber — Casusluk davası

10:28
📰 Muhabir Alıntısı

Merdan Yanardağ ve Necati Özkan alkışlarla salona girdi; Yanardağ sağ yumruğu havada, Özkan zafer işareti yaparak yerlerini aldı. Yanardağ güler yüzle gazetecileri tek tek selamlayarak 'Merhaba, merhaba, hoşgeldiniz' diye karşıladı; havaya kaldırdığı sağ yumruğu salondaki birçok kişi tarafından uzun süre alkışlandı. CHP Milletvekili Mahmut Tanal, Yanardağ'a 'Üç bakan kraliyete yemin etmiş, siz mi casussunuz? Senin burada ne işin var?' diye seslendi. Yanardağ ise izleyicilere dönerek 'Amerikancı bir iktidar var. Emperyalizmin işbirlikçileri yurtseverleri casuslukla suçluyor' yanıtını verdi.

Ara haber — Casusluk davası

10:14

Silivri'de İBB davasıyla paralel olarak, Ekrem İmamoğlu, Necati Özkan, Merdan Yanardağ ve Hüseyin Gün'ün yargılandığı Casusluk davasının ilk duruşması da bugün görülüyor. Duruşma, daha önce Ekrem İmamoğlu'nun diploma davasının da görüldüğü 4 No'lu salonda yapılıyor. 80 sandalyeli izleyici ve yaklaşık 10 sandalyeli basın bölümünden oluşan küçük salon kapasiteyi doldurdu; kapasite gerekçesiyle onlarca gazeteci ve avukat içeri alınamadı, Dilek İmamoğlu'na bile yer kalmadı. Salonda Sevim Kahraman Yanardağ, aile yakınları, Çek Cumhuriyeti İstanbul Başkonsolosu, Hollanda Baş Konsolos yardımcısı, gazeteci meslek örgütleri, Uluslararası Af Örgütü, CHP'den Mahmut Tanal, Murat Bakan, Bülent Tezcan, Baran Seyhan, İlhan Cihaner, Tolga Sağ, Aylin Nazlıaka, İBB Başkan Vekili Nuri Aslan, CHP İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik, sanatçı Bedri Baykam, Esenyurt Belediye Başkanı Ahmet Özer ve Adalar Belediye Başkanı Ercan Akpolat yer alıyor.

Ara haber — Casusluk davası

09:30

İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) davasının 35. duruşma günü başladı; dava 10. haftasında. Bugün ayrıca Silivri Yerleşkesi'nde paralel olarak Ekrem İmamoğlu, Necati Özkan, Merdan Yanardağ ve Hüseyin Gün'ün yargılandığı 'Casusluk Davası'nın ilk duruşması da görülüyor.

Sanıklar