Geçek'in duygusal savunmasının ardından salonda alkış sesleri yükseldi. Sanıklar salondan götürülürken Ekrem İmamoğlu Geçek'in yanına gelerek teselli vermek amacıyla sarıldı.
18. Duruşma Günü
“Kızım LGS'ye hazırlanıyordu. 'İmkanı olmayan çocuklar için ne yaparız?' diye düşündük. Kendi fiber ağımızın olduğu alanlarda ihtiyaç sahibi öğrencilere 1 yıl ücretsiz internet vereceğiz diye proje yaptık, lansmana hazırlanıyorduk. Tutuklandık, buradayız. Bu projeyi yapamadık. Ama daha önemli bir şey oldu. Ben kızımın yanında olamadım sınavda. Bizim insan olduğumuz unutuluyor. Ben kızımın yanında olmak istiyorum.”
18. gün sona erdi. 19. gün Melih Geçek'in hakim/savcı sorgusu ve avukat savunmasıyla başlayacak, ardından Necati Özkan'ın savunmasına geçilecek.
“Hüseyin Gün şarlatan bir adam, ben bu adamın altında örgüt üyesi olamam. Bu iddianamede bana yapılan en büyük hakarettir. Tahliyemi talep ediyorum.”
“Hüseyin Gün'ü toplantıda rahatsız etmiş olacağım ki Necati Özkan'la yazışmalarında beni beceriksiz, kendimi korumaktan aciz olarak aşağılamış. Beni aşağılayan biriyle ben nasıl örgütsel bir faaliyet içinde olabilirim? Örgütün gizlilik ayağının doldurulması için Hüseyin Gün diye bir adam icat edilmiş. Adam bakanları alıp Lordlar Kamarası'na götürmüş, Fuat Avni'yi bulacağım demiş, sonra FETÖ'den sorgulanmış. Adamın ne olduğu ne iş yaptığı belli değil.”
“Üyesi olduğum tek örgüt Cumhuriyet Halk Partisi'dir. Hüseyin Gün kim ki ben ona bağlı olayım. Hayatımda bir defa gördüm. Kendisiyle HTS kaydım yok. Bana bu kadar şey yapan Erol ile 37 kez görüşmüş. Gün 'İstanbul Senin benim projem' diyor. Allah vere de SEGBİS benim demese bir gün.”
“Erol Özgüner etkin pişmanlık ifadesinde benim onun yaptığı işi denetlemek için geldiğimi söylüyor. Bu külliyen yalandır. Kendisi henüz seçim döneminde Bilgi İşlem Daire Başkanı adayı olarak belirlenmişken ben zaten kendi ekibimi kurmaya başlamıştım. İddiaları tek tek çürüterek gideceğim çünkü başka yolu yok.”
“Eğer İstanbul Senin uygulaması 'Alman firmasıyla çalışıyor ve veri topluyor' diye suçlanıyorsa, o halde mahkemelerde kullanılan SEGBİS'in de İsrail sermayeli bir Amerikan şirketi altyapısıyla çalışması ve görüntü toplaması aynı mantıkla suç olmalıdır.”
“Var olduğu ve saklandığı iddia edilen telefonu alsam 'suç delilini gizledin' diyeceklerdi. Almadığım, görmediğim iddia edildiğinde de suç işlediğimi söylüyorlar. Erol Özgüner bile 'Melih telefona dokunmadı, ben aldım' diyor. Burcu Şimşek de 'Melih olay yerinde yoktu, çok daha önceden çıkmıştı' diyor.”
“Biz veri almadık. Almadığımız veriyi sızdırmakla suçlanıyoruz. Peki, veriyi aldığını söyleyen Erol Özgüner'e neden dava açılmadı? Erol Özgüner'in dokunulmazlığı mı var?”
İtirafçı Naim Erol Özgüner'in 'ilgim yok' dediği toplantıya uçağını hava muhalefeti nedeniyle kaçırdığı ortaya çıktı. Özgüner'in savcılığa yalan beyan verdiği ve toplantıya online katıldığı öğrenildi.
“USOM diyor ki: 'Bu veri sızıntısının izi bulunamadığı için çalışma sonlandırıldı.' Sızıntı var, 3.7 milyon kişinin verisi gitmiş; bu hangi tarihli veri, ne zaman çalındı İBB'den? Cevap yok. Test kullanıcılarını veri sorumlusu diye tutukluyorsunuz, bir yıldır burada tutuyorsunuz ama veri sorumlularının ifadeleri var mı onu da bilmiyorum.”
“Ben İBB Hanem uygulamasını ne duydum ne bildim. Hiçbir fikrim olmadığı bir uygulamayı burada savunamayacağım. Benim partideki tek görevim seçim gecesi seçim sonuçlarını alıp Başkan'a raporlamak. Kişisel veriyle, seçmen verisiyle bir işim yok.”
“Uygulamalarla ilgili ne idüğü belirsiz bir adam, yani Hüseyin Gün'ün talimatlarıyla bütün bu koordinasyonu yapmakla suçlanıyorum.”
“İBB dosyasında 'iftira at kurtul' modası var. Naim Erol Özgüner kendi tahliyesinin yolunu beni suçlayarak açtı. Erol buradaki birçok kişinin tutuklanmasına sebep oldu. Erol aptal bir adam değil, hepimizden zekidir. Ama hiçbir yerde geçmemesi beni şaşırttı.”
“2024 yerel seçimlerinin olduğu gece CHP İstanbul İl Başkanlığı'ndaydık. Başka kişilerle ortak baz verdik ancak aynı anda orada olan Naim Erol Özgüner'le ortak baz kayıtlarımız iddianamede yer almıyor.”
“İtirafçı Naim Erol Özgüner tahliye olmak için ismimi söyledi. Biz birbirine destek olmaya çalışan iki iş arkadaşıydık. Aramızdaki ast üst ilişkisi 2024'ten sonradır. Bana karşı sebebini bilmediğim bir şekilde husumet beslemiş.”
“Beylikdüzü'nden bu yana Ekrem Bey ile aynı yolda yürümekten gurur duyuyorum. Bir satırlık gizli tanık ifadesiyle tutuklandım.”
“Bayrampaşa Devlet Hastanesi'ne götürüldüm. Bir süre araç içinde bekletildikten sonra tek başıma içeri alındım. O gazeteci şahıs içeri girerken çekim yaptı. Polis memuruna bu muamelenin emniyetin bir prosedürü olup olmadığını sordum, amirlerinin bildiğini söyledi. Biz iki kişi bu muameleyi gördük; diğer 48 arkadaşım otobüslerle normal şekilde getirildi.”
“Gözaltına alındığımızda polislerin elinde plastik kelepçe vardı. Biri diğerine 'Ne yapıyorsun?' dedi, diğeri 'Görüntü vereceğiz, takmayacağız' diye yanıt verdi. Bunun üzerine diğeri 'Saçmalama' dedi. Yoldayken polis memuru birini arayıp 'Vatan aşağısını getiriyoruz, görüntü alacakmışsın, orada mısın?' dedi. Karşıdaki henüz geçmediğini söyleyince 'Neyse, biz araçla bekleriz' dediler.”
Yusuf Utku Şahin'in avukatının savunması tamamlandı. Duruşma İBB İSTTELKOM Genel Müdürü Melih Geçek'in savunmasıyla devam ediyor.
“MASAK'ın hazırladığı raporda müvekkilim hakkında hiçbir tespit yoktur. Müvekkilim İBB çalışanı değil, Reklam İstanbul isimli şirkette çalışıyor ve henüz İstanbul Senin uygulaması açılmadan istifa ediyor. Kişinin hürriyet hakkına çok açık bir saldırı var.”
Yusuf Utku Şahin'in avukatı Muhammet Afşin Gayretli savunmaya başladı.
Ara sona erdi. Tutuklu sanıklar alkışlarla salona girdi.
Yusuf Utku Şahin'in savunmasının ardından duruşmaya ara verildi. Dava, Şahin'in hakim, savcı ve avukat sorgusuyla devam edecek.
“Murat Ongun'u tanımıyorum. Bir tane baz kaydım veya mailim yok. Onun yönetici olduğu örgüte üyeymişim. Güvercinle mi anlaştım adamla?”
“60 tane dolandırıcının içinde yatıyorum. O bencil adamlar bile halime acıdılar, yatağıma ballı sütler getirdiler. 38 yaşındayım, bir kere hastalanmadım. Cezaevine girdim, ikinci haftasında hastalandım, kolumu kaldıramadım. Bir ara 'ben burada öleceğim herhalde' dedim.”
“Cezaevinde revire çıkmak uzaya mekik göndermek gibi bir şey. Kaç kez dilekçe yazdım, en son annem cezaevi müdürüne yalvardı. Babama 'bize 5-10 bin lira atın oğlunuza iyi bakalım' diye mesaj gelmiş, dolandırıcılar ulaşmış. Yıllardır oturduğumuz evden taşındılar. Cildimiz yara bere içinde. Tek bir ifade yüzünden bu duruma geldik.”
“Devletten hakkımı, hukukumu savunmasını beklerken kendimi öz vatanımda bir yabancı gibi hissediyorum. Tüm bu anlattıklarım ve içinde bulunduğum şartlar kapsamında tutukluğumun kaldırılmasını, tahliyemi ve beraatımı talep ediyorum.”
“Emrah Yüksel ifadesini geri çekti. Eğer değiştirmeseydi çok farklı bir savunma yapacaktım. Beni bir ifadeyle, o da yanlış bir ifade, karga tulumba tutukladılar. Ben anlamıyorum, savcılığın benimle bir husumeti mi var?”
“Emrah Yüksel'i daha önce hiç görmedim, tanımadım. Gözaltına alındığım gün evime gelen polisler bile kararsız kaldı, tekrar teyit aldılar. Yok olanı ispat etmem gerektiğini anladığım için bilgisayarımı ve telefonumu teslim ettim, şifreleri verdim.”
“O maillerde 'Utku Şahin' yazıyor ama Reklam İstanbul firmasında o dönemde böyle bir çalışan olup olmadığı bile sorgulanmamış. İşim gereği yapay zekayı yakından takip ediyorum. O mailleri bir bilgisayara verseniz beş dakikada sanki buradaki herkes mail göndermiş gibi sahtesini çıkartırım. Aslı astarı sorgulanmıyor.”
“Maillerdeki tarihler 3 Ağustos'ta başlıyor. Ben o tarihte bu şirketten istifa etmiştim. İstifa ettikten sonra anlaşılan maillerim kapatılmamış. Benim adıma, benmişim gibi mail atılmış.”
“Bahsettiğimiz şey bugün Türkiye'deki bütün medya kuruluşlarının web sitesinde reklam performansını ölçmek için kullandığı bir koddur. Türkiye'nin 2025 yılındaki reklam harcamaları 244 milyar lira. Bunun yüzde 72,2'si dijitaldir. Benim bundan dolayı tutuklandığımı reklamcılık sektörü duysa, 150 milyarlık sektör istifa eder gider. Şu ifadeyi Google görse, savcılığı Amerika'ya çağırır.”
“Kendimi dilini, dinini bilmediğim başka bir ülkede gibi hissediyorum. 2026 dünyasında bilgisayarımı veriyorum, veri ile ilgili hiçbir şey çıkmıyor. İddia makamı bunu iz bırakmadan yaptığımı savunuyorsa, MİT gelsin beni alsın, Siber Güvenlik Başkanı yapsın.”
“Tutuklayalım da delili yolda buluruz hissiyatına kapılıyorum artık. 'İletişim çadırında vardı' beyanıyla tutuklandım. Bu salondaki herkes iletişim çadırında vardı deseler tutuklayacak mısınız?”
“Yusuf Utku Şahin; müvekkilim adına özür diliyorum, hakkını helal et. Kesinlikle sana yönelik haksız bir eylem içerisine kendisi girmedi. Savcılığın yönlendirmesiyle bu ifade verildi. 'Bu kişiyi tanıyor musun' dediğinde 'tanıyorum' demiş sadece.”
Emrah Yüksel'in avukatı, müvekkili adına Şahin'den özür diledi.
“Dosyada adı geçen birçok yapı ve kavramı ilk kez emniyette tarafıma yöneltilen sorular sayesinde duydum. Soruların büyük bir kısmına 'bilmiyorum' şeklinde cevap vermek zorunda kaldım. Bu durum o kadar açıktı ki soruları yönelten polis memurları dahi 'acaba yanlış sorular mı yöneltildi' diye kendi aralarında değerlendirmede bulunmuşlardır. 'İletişim çadırı' gibi ifadeleri de ilk kez burada duydum.”
“Ben aslında yok olduğumu anlatacağım. Hep özel şirkette çalıştım, İBB bünyesinde hiç çalışmadım. Reklam İstanbul şirketinde çalışıyordum, 6 ay sonra TMSF kayyım atandı. 7 ay boyunca kayyım yönetimi altında şeffaf çalıştık. Görevim yalnızca reklam faaliyetlerinin yürütülmesiyle sınırlıdır. Belediyeye ait alanların kullanımı, ihale süreçleri veya idari karar mekanizmalarıyla herhangi bir ilgim ya da yetkim bulunmamaktadır.”
“Emrah Yüksel'in ifadesinde adımın geçmesi nedeniyle tutuklandım. Hem İstanbul Senin hem de İBB Hanem uygulamasında kendimi dış kapının dış mandalı olarak bile görmüyorum.”
Ulaş Yılmaz'ın avukatlarının beyanları tamamlandı. İBB Akıllı Şehirler Müdürlüğü personeli Yusuf Utku Şahin'in savunması başladı.
“'İstanbul Senin' uygulamasının yazılımlarına Ulaş Yılmaz'ın erişimi var mı? Hayır. Google Tag Manager hesabına erişimi var mı? Hayır. İBB'deki sorumluluğu yazılım alanında mı? Hayır. USOM raporunda Ulaş Yılmaz'a yönelik bir tespit var mı? Hayır. Sızıntının kaynağının Ulaş Yılmaz olabileceğine dair delil var mı? Hayır. Başsavcılık raporunda kişisel verilerin kasten sızdırıldığına dair tespit var mı? Yok. Sızıntıya yol açan eylemlerin kim tarafından yapıldığı tespit edilebilmiş mi? Hayır. USOM raporu Erol Naim Özgüner'i yalanlıyor mu? Evet.”
“Siz daha 2 gün önce Emrah Yüksel çıktığında 'Şu 13 nolu eylemi şöyle güzel güzel anlat da en zorlandığımız eylem' dediniz. Zorlandığınız, yani bilmediğinizi varsaymak zorunda olduğum bir eylemde suçun vasıf ve mahiyetini müvekkilim aleyhine değerlendirdiniz. Bilmediğiniz bir eylemde ne var? Şüphe var. Şüpheden ne zamandan beri savcılık yararlanıyor? Hukukun en temel kuralıdır; şüpheden sanık yararlanır. Eğer Eylem 13 kapsamında şüpheniz varsa, bu kapsamdaki herkesi geçen hafta tahliye etmek zorundaydınız.”
“İBB'ye suç örgütü diyen iddia makamları yarın öbür gün bakanlıklara da diyebilir. Bunun yolunu açarsınız. Belediye hiyerarşisinin suç örgütü olarak gösterilmesi, müvekkilimin suç örgütü üyesi olarak suçlanması hukuka aykırıdır.”
“Siz bütün bunların hepsine hak verin ama biliyorsunuz ki ne burada yargılanan sanıkların ne de müdafilerin bu yargılamanın zorluğuyla ilgili herhangi bir kusurları söz konusu değil. Bir kusur atfedilecekse bu iddianameyi bu karmaşıklıkta yazan savcılık makamı olabilir. Biz sizden adalet bekliyoruz, biz sizden insanların özgürlüklerinin iadesine karar verilmesini bekliyoruz.”
“Emniyet Genel Müdürlüğü müvekkilimi Google Tag Manager ile ilgili gözaltına aldı. Emniyetin kendi internet sitesinde de Google Tag Manager kullanılmaktadır.”
“Savcılık makamı 'Eylem 13 ile ilgili müvekkilinize isnat edilen bu suçlama benim en önemsediğim konu; ben bu konuyu bizzat kendim çalıştım' dedi. 'Ben bunu kollukla bile paylaşmadım. Bizzat müzekkerelerimi ben yazdım, bizzat tahkikatını ben yürüttüm ve bu konuyla ilgili bütün değerlendirmelerin hepsini de ben yaptım' dedi. Eylem 13'e yönelik böyle bir önem atfetti.”
“Uğur Mumcu'nun 'Sakıncalı Piyade' kitabındaki 'fikir aşuresi' tanımlamasından alıntı yaparak söylüyorum: İddianame için bugüne kadar 'iftiranane' dendi, 'terfiname' dendi, ben de 'suçlama aşuresi' diyorum.”
“Turkuaz basın kartı sorulması bizim uygulamamiz değildir. Bu karar Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı'nın kararıdır. Biz gazeteciler için bir karar vermedik, ilk gün belirlenen düzen üzerinden gidiyoruz. UYAP'ta evrak eksikliği personel yetersizliğinden kaynaklanmaktadır, büyük dosyalarda böyle sorunlar olabilir. Zaptı kapatmadık daha, tüm talepleri not aldık, kapatırken karara bağlayacağız.”
“Ben burada ifade verdiğimde cevap veremediğim bir soru olmadı. Ama manşetten 'Aykut Erdoğdu sorulara cevap veremedi' haberi girdi. Duruşma tutanağı olsaydı bu iftiralar atılamazdı. Bizi korumak için gerekli zabıt kâtibi sayısı arttırılarak günübirlik yüklerseniz bu iftiralara karşı korunmuş oluruz. 'Yemek veriliyordu, yalan söylüyor' diye haber yapıldı. Şu güne kadar yemek veriliyor muydu bize? Dün Başsavcı geldi, yemek verildi.”
“Biz taleplerin hepsini almaya çalışıyoruz ama bu kolay bir yargılama değil biliyorsunuz.”
“USOM'un siber saldırganların Dark Web'de satışa sundukları veriye erişimleri olduğu ve karşılaştırma yaptıkları anlaşılmaktadır. Tuncay Beşikçi'nin tespit ettiği söz konusu sızıntıların eski tarihli MySpace ve Collections sızıntılarına ait olduğu bulgusuna USOM neden varamadı, daha doğrusu bunu neden incelemediği anlaşılamamıştır.”
“USOM tarafından hazırlanan ve güvenilirliğinden şüphe duyulan rapora iddianamede 3 farklı tarih atılmıştır. Bu raporda dahi İstanbul Senin uygulamasında Google kodlarının yer aldığına ilişkin bir tespit yer almamaktadır.”
“6 Nisan'da hayatını kaybeden Prof. Yalçın Küçük, Ergenekon Davası'nda hakim karşısına çıktığında 'Kurt kuzuyu yemeyi kafasına koymuş, suyu bulandırma demiş. Bizi tutuklayacaksınız biliyorum ama bari şu asistanlarımı bırakın' demişti. İBB Davası'ndaki süreci de Ergenekon Davası'nda yaşananlara benzetiyorum.”
“Müvekkilimin ifadesini alan savcı 'Ya avukat bey, ben sizi de tanıyorum; daha önceden de bir ifadeye girmiştik. Siz benim yöntemimi de biliyorsunuz, bu sebepten dolayı müvekkilinize de yükselemiyorum' dedi. 'Sayın Savcım, yüselmek ne demek?' dedim. 'İşte, benim bir sorgu usulüm var, o sorgu usulünü uygulayamıyorum' anlamında bir şey söyledi. 'Vallahi ben sorgu usulünün hukuka uygun olup olmadığına bakarım; onun dışında yüselmek gibi bir tabir benim hukuk lügatimde yok, devam edelim' dedim.”
“UYAP'ta hiç duruşma tutanağı görmedik. Hangi kararlar alındı ve neler konuşuldu bilmiyoruz. Elimizde evrak yok, ekran yok. Gazetecilerin dışarı çıkarılması için karar aldınız, görmedik. Kararları sözle uyguluyor, yazılı göremiyoruz. İtirazlar tutanağa geçirildi mi bilmiyoruz. Savcı usul kurallarıyla bağdaşmayacak şekilde söz aldı, bizim mikrofonlarımız kapalıydı. Duruşmanın yönetimi sizde hakim bey.”
Duruşma tekrar başladı. Ulaş Yılmaz'ın avukatı Hüseyin Ersöz savunma yapıyor.
Ara sona erdi. Tutuklu sanıklar alkışlarla salona girdi. Ekrem İmamoğlu 'Cumhurbaşkanı İmamoğlu' sloganlarıyla karşılandı. İmamoğlu gazetecilere el ve göz hareketiyle 'sizleri takip ediyorum' göndermesi yaptı.
Ulaş Yılmaz'ın hakimlik sorgusu tamamlandı. Duruşmaya ara verildi.
“Size savcı Cahit Cihat Sarı tarafından sorulmuş başka bir özel soru var mı?”
“Savcı beyin kafasında bir kurgu var. Her şeyi bir yere bağlamaya çalışıyor. Onu yakaladı mı yürüyor, ama konuyu anlamaya uğraşmıyor. Bir talimat zinciri kurma çabası söz konusuydu. Öyle bir ilişki ve yapılanmanın söz konusu olmadığını anlattım.”
“Eğer heyetiniz 13 nolu eylemi anlamakta güçlük çekiyorsa iki şey yapmalıydı: soruşturma aşamasında iddianameyi kabul ederken bunu nazara almalıydı, iddianameyi iade etmeliydi. İkinci olarak kovuşturma safhasında 13 nolu eylemden kim yargılanıyorsa derhal tahliye etmeliydiniz. Cumhuriyet Savcılığı sırf özensizlikten veya yanıltılmış olmaktan dolayı bu şekilde yapmış değil, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nın başka amaçları olduğu çok açık olarak anlaşılıyor.”
“Yani kaba tabirle bizim 'sepetlediğimiz' beyefendi örgüt yöneticisi olarak buraya oturtuldu değil mi?”
“Evet.”
“Sizinle birlikte bir sunuma katılmıştık. Hüseyin Gün sosyal medya takibine ilişkin bir sunum yaptı. Lokalde sorunları yakalayabilir miyiz diye bir program anlattı. Ancak sunumu çok mantıklı gelmedi. Kanaatimi de olumsuz olarak bildirdim. Beyefendinin üslübu da çok üstenciydi. Sunduğu şey kaba tabirle çok 'tırttı'. Çok amatördü. Türkiye'de bunu çok daha ucuz şekilde yapacak şirketler var. Zaten İBB'de veri var, 153'e şikayet bildiren insanlar var.”
“Herhangi bir geliştirme sürecinde bir dahlimin olduğunu gördünüz mü?”
“Görmedim.”
“Savcı beyin kafasında bir kurgu var, o doğrultuda ilerliyor. Google Tag Manager'in nasıl bir işlevi olduğunu anlatıyorum, bu konuya çok odaklanmadı ve 'bu talimatı kimden aldın' diyor. Bu talimatlık bir işlem değil ki. Israrla bir talimat zinciri kurmaya çabalıyor. Bilimde tümevarım, tümdengelim yöntemleri vardır. Kafanızda bir tez vardır, örnekleri buldukça tezinizi güçlendirirsiniz. Ama örnekler uymuyorsa tezinizi değiştirirsiniz. Savcı bey tezini değiştirmiyor, örnekleri bükmeye çalışıyor.”
“Adaletin tecelli etmesini, adil yargılanma hakkı ve hukuk devleti ilkesinin ders kitaplarında yazan kavramlardan ibaret kalmamasını istiyorum. Bu 6 aylık esaretin telafisi yok. Tahliyemi ve beraatımı talep ediyorum.”
“Kızım 6 aydır kaldığım Silivri Cezaevi'ni iş yerim sanıyor. Gardiyanları da iş arkadaşlarım sanıyor. Kızımla 10 dakikadan fazla görüşemiyorum. Kapalı görüşmeye götürmüyoruz çünkü orada bizi ayıran cam psikolojisine kötü etkileyebilir. Bu ceza kime? Kızımın en güzel zamanlarını kaçırdım, çok ağrıma gidiyor, umarım sizin de başınıza gelmez.”
“Sabun yok, kaşık yok. Bütün eşyanız çöp poşetinde. Bu çöp poşeti bende travmaya yol açtı. Bizim bölmede iki kişi öldü. Birisi kalp krizi geçirdi, elimde öldü. Dilini yuttu. Götürdüler. Çöp poşeti ile eşyaları kapıya kondu. Biz bunları neden yaşıyoruz? Koğuşta yaşlılara biz bakıyoruz. Yaşlıların banyolarına kendimiz yardım ediyoruz. Kimsenin ama kimsenin bunu hak ettiğini düşünmüyorum.”
“Beni 6 aydır hapiste tutan aklın, sevk cülmemi daha düzgün yazmasını beklerdim. USOM raporunda, Google'da, hiçbir yerde adım geçmiyor. Savcı Cahit Cihat Sarı'ya 'benim kamuya, devlete olan inancımı sarsıyorsunuz' dedim.”
Eylem 13 kapsamında savunma yapıyor.
“Biz bu salona girerken jandarma bizi sayıyor, bu istatistiki bir veridir. Ancak siz burada kimlik tespiti yapıyorsunuz, işte bu bizi şahsíleştirdiği için kişisel veridir. Bu ayrımı anlatmaya çalışıyorum.”
“Google Tag Manager'dan dünyada yargılanan bir tek biziz. Dünyada! Bir mailde CC'ye konulmuş diye bir suç olabilir mi? Savcılar bilgisayar başında öyle tık yapınca biri cezaevine gidiyor ama cezaevi koşullarından gerçekten haberleri yok bence.”
“Bana isnat edilen suçlamalarda veri sızıntısının yaşandığını iddia ettikleri site kodları Cumhurbaşkanlığı, Adalet Bakanlığı, Sağlık Bakanlığı gibi kamu kurumlarının sitelerinde de yer almaktadır. Buradaki tüm kodlar anonim veriler tutmaktadır, kişisel veri değildir.”
“Özgüner'in 'Olsa olsa veri sızıntısı İBB Hanem'de olmuştur' sözü yüzünden 6 aydır hapis yatıyorum.”
“İstanbul Senin uygulamasını ben burada duydum, burada öğrendim. Hiçbir yetkim, hiçbir erişimim yok. İBB Hanem projesini de ilk kez burada sizin gibi duydum.”
“Tüm bu gerçekler ortadayken 6 aydır tutuklu bulunmam akıl ve mantıkla açıklanabilir değildir. Aylarca aynı soruyu kendime sordum, bugün de huzurunuzda soruyorum: Ben neden buradayım?”
“Dosya incelendiğinde çok sayıda fotokopi belgeyle doldurulmuş, ancak kendi içinde rasyonel bir bütünlük taşımayan, dağınık ve çelişkili ifadelerden oluşan bir yapı görülmektedir. Ailem yıllardır kamu hizmeti içinde olan bir ailedir. Babam, dedem, akrabalarım öğretmendir; kardeşim hekimdir.”
“Ben hiçbir şekilde kişisel verilerin hukuka aykırı olarak elde edilmesine, kaydedilmesine, işlenmesine veya yayılmasına neden olmadım. Herhangi bir örgütle bağlantım yoktur. Görevim gereği yaptığım işlemler dışında hiçbir yasa dışı faaliyetin içinde bulunmadım.”
“Bir sabah kolluk kuvvetleri tarafından evimden alınmam, yaklaşık 6 aydır cezaevinde ailemden, işimden ve sevdiklerimden ayrı kalmam açık bir haksızlıktır. Dosya kapsamında şahsımın suçlu olduğunu gösterecek tek bir somut delil bulunmamaktadır. Hatta bana yöneltilmiş açık ve net bir suç isnadı dahi yoktur.”
Av. Egemen İnaltay'ın savunması tamamlandı.
“Savcı elinde somut deliller olduğunu iddia ederek 'Elimde deliller var; RAR dosyası, link dosyası mevcut. Sen bu veriyi göndermişsin, ne diyorsun?' şeklinde sorular sormuştur. Böyle bir soru sorma yöntemi olabilir mi? Bu yönlendirmeli sorular temel hak ve özgürlüklere çok ciddi zarar vermiştir. Müvekkilimin soruşturma aşamasındaki beyanlarını hiçbir şekilde kabul etmediğimizi bildiririz.”
“Daha savcı bey ifade alırken, henüz tutukluğa sevk bile yapılmamışken basın mensupları 'Orhan Gazi Erdoğan tutuklandı' manşetlerini nasıl atabilir? Daha kötüsü, bu haberlerin ardından kişi gerçekten tutuklanıyor. Her karar böyle oluyor; basın ne derse o gerçekleşiyor.”
İBB Dijital Yayınlar Koordinatörü Ulaş Yılmaz, 13. Eylem kapsamında savunmasına başladı.
“Orhan Bey merak etmesin, Türkiye'nin en büyük ailesine sahiptir. Genel Merkez'de o kırmızı merdivenlerde güneşin doğacağını tekrar izleyecektir. Tahliye talebimizin değerlendirilmesini talep ediyoruz.”
“Cumhuriyet Halk Partisi'nin çok geniş ve yaygın bir sistemi vardır. Eğer parti, aday adaylarıyla paylaşacağı veriyi birileri üzerinden gönderiyorsa o zaman vay halimize. Tabii ki böyle bir şey yok.”
“Seçim akşamı sonuçlar toplanmaya başladığında sandık bazlı sonuçları göndermekte bir sakınca yoktur çünkü bunlar zaten gizli bilgiler değildir. Seçim sonrası kesinleşmiş halleri ya da son 5 seçimin karşılaştırmalı analizini paylaşabiliriz. Bu verilerin çoğu il ve ilçe başkanlıklarının sistemlerinde de mevcuttur. Kişisel veri niteliği taşımadığı ve biz siyasi bir parti olduğumuz için bu tür çalışmaları sistemlerimizde bulundururuz.”
“Etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanmak isteyen bir kişinin tutuklanma korkusu, özgürlüğünü kaybetme endişesi ve soruşturma baskısı altında beyanda bulunma ihtimali göz ardı edilemez. Erol Naim Özgürler'in kısa aralıklarla defalarca ifade vermesi, ifadelerinin sürekli genişletilmesi, bu beyanların özgür iradeye dayanıp dayanmadığı konusunda ciddi şüphe yaratmaktadır.”
“USOM'un incelemeleri sırasında kaynak kodlarına eriştiği anlaşılmaktadır. 25 Mayıs 2025'te 'Kobanix' isimli bir profil üzerinden dark web'e giriş yapılmış, 26 Mayıs'ta kişisel verilerin sızdırıldığına dair tespitler yapılmıştır. Ancak USOM sistemdeki açığın ne olduğunu ortaya koymamış, teknik zafiyeti açıklamamış, önleyici veya analiz edici bir rapor sunmamıştır. Yalnızca 'veriler ele geçirilmiştir' şeklinde yüzeysel bir değerlendirme yapılmıştır.”
“Soruşturma sürecinde devreye giren USOM, başlangıçta danışmanlık faaliyeti yürütüyormuş gibi hareket etmiş, veri toplamış ve sistemleri incelemiştir. Ancak daha sonra ani bir tutum değişikliğiyle 'burada bir soruşturma var' diyerek sürece müdahale etmiş ve toplantıları sonlandırmıştır. USOM, Ulaştırma Bakanlığı'na bağlı idari bir kurumdur. Savcılık neden adli birim olan Emniyet'e başvurmamıştır?”
“Erol Naim Özgürler 14.05.2025'te savcılık tarafından ifadeye çağrılmıştır. İfadenin yeterli görülmemesi üzerine aynı gün içinde defalarca yeniden çağrılmış, her seferinde ifadesini genişletmiş ve detaylandirmıştır. Bu süreç kendisinin etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanabilecek bir konuma getirilmesiyle sonuçlanmıştır. İfadenin doğal akışıyla mı geliştiği yoksa yönlendirme sonucu mu bu noktaya getirildiği sorusunu doğurmaktadır.”
“İsnat edilen suç bir salt hareket suçudur. Eylem Ankara'da gerçekleştiği varsıldığı için İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı yetkisizdir.”
Orhan Gazi Erdoğan'ın savunması tamamlandı. Avukatı Egemen İnaltay savunmaya başladı.
“Bu 'işlenmiş data verisi vermiş olabilirim' cümlesinde bu dosya kapsamında bahsedilen veriyi kastetmiyorsunuz.”
“Hayır hayır, kesinlikle yok. 'İşlenmiş veri'ye bir örnek vereyim: mesela diyor ki 'İstanbul Kartal'da yaşayan şu mahallelerde kaç tane Karslı var, kaç tane Erzurumlu var, kaç tane Tokatlı var?' Bunlar sayısal olarak TÜİK'te de olan veriler zaten. Veriler tamamen istatistik, bu kişilerle bir alakası yok.”
“'İstatistiksel veri' dediğinizin ne olduğunu kısaca özetler misiniz?”
“Seçmen listesinden süzülen demografik yapı, yaş, cinsiyet gibi bilgilerdir. 'Şu ilçede, şu mahallede şu kadar kadın, şu kadar genç var' gibi verilerdir. Türkiye'de hemşehri dernekleri hala önemli; İstanbul'a geleli 45 sene olmuş ama kişi hala 'Karslıyım' diyor. Siyasette bunlar önemlidir.”
“Savcının dahi görmeyip sadece hissiyatıyla yola çıktığı bir iddiayla mı yargılanıyorsunuz?”
“Şu anda öyle gözüküyor.”
“Yani ifadeniz sırasında paylaştığınız iddia edilen seçmen verileri size gösterilmedi. Savcının tamamen tahminleriyle yürüyen bir süreçti. 6 Kasım'da ifade verdiniz, 11 Kasım'da iddianame çıktı. Bugüne kadar paylaştığınız iddia edilen seçmen verilerini gördünüz mü?”
“Hayır.”
“Savcı Bey size 'bunun içerisinde olsa olsa seçmen verisi olur' demiş. Savcının elinde herhangi bir delil yok muydu? Size bunu hissiyatıyla mı sordu? Bir delil göstermedi mi? 'Şunu mu dedi: Sen bunu WhatsApp'tan RAR dosyası olarak göndermişsin; RAR ise sıkıştırmışsındır, olsa olsa bu seçmen verisidir.'”
“Evet, aynen öyle dedi. 'İçinde ne olduğunu görmek istiyorsanız tıklayın, orada görürsünüz' dedim. O da 'Şu anda erişemiyorum' dedi.”
“Konu sohbet havasına bürününce savcı her sorduğunda 'burada bir boşluk var, bir şey söylemem lazım' diye düşündüm. O an akıl pek yerinde olmuyor. 'Örnek veri' lafını duyunca savcı 'tamam' dedi ve ifadeyi bitirdi. Bir anda şok bir kararla tutuklama talebiyle Sulh Ceza Hakimliğine sevk edildik. Sulh ceza hakimi 'seçmen listesi gönderdin mi' diye sordu. 'İstesem de gönderemem çünkü öyle bir veri yok' dedim. 15 dakika sonra tutuklandım.”
“Savcılıkta verdiğim ifadede yanlış hatırladığım bir husus oldu. Başakşehir Veri Merkezi'ne gidip gitmediğim sorulduğunda 'bir sefer görmek amacıyla gitmiştim' demiştim. Ancak bunu hatırlamam mümkün değil çünkü böyle bir şey olmadı; herhangi bir giriş kaydımın bulunması da imkânsızdır. Ben aslında bir sefer Afet Koordinasyon Merkezi'ne gitmiştim; ikisini karıştırdım.”
“Aday adaylarına veya adaylara, gerektiğinde istatistik veri talepleri olursa, anonimleştirilmiş veriler paylaşılabiliyor. Doğru mu?”
“Evet, doğrudur.”
“2014 yerel seçimleri, 2015 seçimleri, 2016 referandumu, 2018 genel seçimleri, 2019 yerel seçimleri, 2023 genel ve Cumhurbaşkanlığı seçimleri, 2024 yerel seçimleri… Bu süreçlerin tamamında görevdeydiniz, doğru mu?”
“Doğrudur.”
“Beni basından tanıdığınızı söylüyorsunuz. Ne zaman şahsen tanıştık?”
“Sizi basından tanıdığım için, 9 Mart'ta aşağıda size kendimi tanıttım. 'Orhan Erdoğan sen misin?' diye tanıdınız.”
“Bizden seçmen verisine ilişkin manipülasyon yapmanızı isteyen oldu mu?”
“Hayır, kim ne yapıyor bilmiyorum ama bizde manipülasyon yok.”
“Benim sizden seçmen verisi istediğim oldu mu? Benim ya da benim ekibimden herhangi biri sizden veri istedi mi?”
“Hayır, olmadı.”
“Erol Naim Özgüner neden peki son seçim verilerini Orhan Gazi Erdoğan'dan aldım diyor?”
“Hangi psikolojik şartlar altında böyle ifade verdiğini bilmiyorum. Seçmenin kişisel verileri yok bu verilerde.”
“'İşlenmiş data verileri vermiş olabilirim' ifadeniz var, doğru mu?”
“İşlenmiş data dediğimizi şöyle özetleyeyim: 'İstanbul Kartal'da kaç Karslı var, kaç Tokatlı var?' Bu verilerdir. Kişisel veri değildir. Bu verileri seçim dönemlerinde başka aday adaylarına da vermişimdir. Örneğin aday adayı mahallelerde seçim çalışması yapacak, oradaki demografik yapıyı görmek ister. Bu iddianamede bahsedilen kişisel veriler değildir.”
“Olmayan bir veriyi gönderdiğim iddiasıyla 6. aya girerek tutuklu bulunuyorum. Belli bir yaştan sonra içeride geçirilen her gün ömrünüzden kat kat fazla eksiliyor. Tek evladımın nikâhı vardı, 'bu ay çıkarım, öbür ay çıkarım' diyerek sürekli ertelemek zorunda kaldık. Annemin rahatsızlığı nüksetti, daha iki yılı var mı acaba yaşayacak... Tahliyemi ve sonrasında beraatımı talep ediyorum.”
“İddianameyi gördüğümde 'İtiraf' ifadesini okuyunca şok oldum. Ben neyi itiraf etmişim? Olmayan bir şeyi nasıl göndermişim ve bunu nasıl kabul etmişim? Türkiye'de iddianamesi en hızlı hazırlanan kişilerden biriyim; ayın 7'sinde tutuklandım, 11 Kasım'da iddianame çıktı. Gerçekte var olmayan bir veriyi gönderdiğim iddiasıyla burada bulunuyorum. Sürekli kendime soruyorum: 'Ben neden buradayım?'”
“Savcı bana '18.09.2023'te YSK'dan liste talep etmişsiniz, 21.09.2023'te Erol Özgüner'e göndermişsiniz' dedi. Ben kişisel veri göndermedim. Sandık numarası bu tür listelerde yer almaz, teknik olarak mümkün değildir. Seçmen listeleri ile sandık yerleşimleri ayrı süreçlerdir; önce okullar belirlenir, sonra sandıklar oluşturulur, sonra seçmenler dağıtılır. 'Bu veride sandık bilgisi yok' diyorum, diğer taraftan 'gönderdin' deniyor. O zaman hangisi doğru?”
“Olmayan bir veriyi, listeyi gönderdim denilerek 6 aydır tutukluyum. Olmayan bir şeyi ben nasıl göndermişim hâlâ anlayamıyorum.”
“Savcılıkta 35 saatlik açlık ve susuzluğun sonunda ifade verdim. 2,5 yıl önceki bir hadiseyi hatırlamam bekleniyordu. Savcı bana tanımadığım kişilerin listesini gösterdi, ben de açıkça anlattım. İBB Hane'yi hiç duymamıştım, 'İstanbul Senin' uygulamasını biliyorum ama İBB Hane'yi bilmiyordum. Melih Geçek ve Erol Özgüner'in seçmen sandık listesi verip vermediğim soruldu. Uzun yıllardır partide çalıştığım için çok farklı veri talepleri gelir; kişisel veri içermeyen bilgileri paylaşırız.”
“CHP Genel Merkezi bilgi işlem sorumlusuyum, 11 yıldır bu görevdeyim. KVKK kapsamında veri sorumlusu değilim; siyasi partilerde veri sorumluluğu bireysel kişilerde değil, tüzel kişilik olarak partidedir. Görevim partinin iletişim altyapısını geliştirmek ve örgütün ihtiyaç duyduğu yazılımları yazmaktır. YSK'nın Siyasi Parti Portalı (SİPORT) üzerinden erişilen verilerin parti örgütüyle paylaşılması teknik bir görevdir. Seçmen listeleri kişisel veri niteliği nedeniyle hiçbir şekilde üçüncü kişilerle paylaşılamaz.”
Duruşma 26. sıradaki Orhan Gazi Erdoğan'ın (CHP Bilgi İşlem Sorumlusu) savunmasıyla başlıyor.
Tutuklu sanıkların salona girişi sırasında yakınlar sevdiklerine seslendi. Iraz Bayrak babasına "Baba, telefon bozuktu arayamadım, akşam arayacağım" dedi. CHP Milletvekili Sibel Suiçmez, İmamoğlu'na genel başkanın selamını iletti. İmamoğlu: "Benden de çok selam genel başkanımıza" diye yanıtladı.
Duruşma başladı. Tutuklu sanıklar alkışlarla salona girdi. Tahliye edilen Nazan Başelli de salonda.
Erdoğdu, eylem 13 kapsamında "veri sızdırmak" iddiasıyla yargılanıyor. Avukatı Egemen Ünal dünkü duruşmada müvekkilinin ifadesinin dönemin savcısı tarafından baskı altında ve yönlendirici sorularla alındığını öne sürmüştü. Ünal, Erdoğdu'nun Naim Erol Özgüner'e herhangi bir seçmen ya da sandık verisi vermediğini savunarak kişisel veri paylaşılmadığının ifadede açıkça yer aldığını belirtmişti. Ayrıca müvekkilinin verdiği ifadelerin tamamının tutanağa geçirilmediğini iddia etmişti.
İBB Davası'nda 18. gün savunmalarla devam edecek. Kürsüde CHP Genel Merkezi bilgi işlem sorumlusu Orhan Gazi Erdoğdu olacak. Erdoğdu, veri sızıntısı iddialarına yanıt verecek.


