Başkanım, öncelikle müvekkilimin beyanlarına katıldığımı belirterek sözlerime başlayayım. Şimdi bizim bugün müvekkilimin bu dosya kapsamında vermiş olduğu aslında sürecin başından beri 4. ifademiz. Yani bizim için süreç 5 Temmuz'da gözaltına alınmamızla başladı. Akabinde emniyet ifademiz, savcılık ifademiz, ondan sonra sulh ceza hâkimliği ifademiz, yaklaşık bir 11 aylık tutukluluk süreci, şimdi de bugün ifademizi huzurunuzda verme fırsatı yakaladık. Burada önemli bulduğum bir husus var, bunu sizin de dikkatinize sunmak isterim. Müvekkilimin vermiş olduğu ifadeleri incelediğinizde, bugünkü ifadesi de dahil noktasından virgülüne kadar aynı beyanları sunduğunu göreceksiniz efendim. Hiçbir tutarsızlık yok, hiçbir çelişki yok. Bu da müvekkilimin bu süreç boyunca ne kadar doğru beyanlarda bulunduğunu ispatlar nitelikte.
Ahmet Şahin Müdafi Taylan Yıldırım Savunması
Bu dosya kapsamında biz 4 defa, 5 defa, 6 defa ifade veren sanıkları gördük. O yüzden bu dosya kapsamında bu çelişki içermeyen ifadelerin çok daha önemli olduğunu düşünüyorum. Bunu da dikkatinize sunmak istedim. Şimdi meslektaşım bana sözü devrederken Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 225. maddesine atıf yaparak sözü devretti. Burada meslektaşımın sorularınızla alakalı sunmuş olduğu beyanları biz de tekrar ediyoruz, aynı düşüncedeyiz. Ama hem tarafınızca bu soru bize yöneltildiğinden hem de daha önceki aşamalarda bu soru bize yöneltildiğinden bununla alakalı birtakım açıklamaları yapma mecburiyeti hissediyoruz. Çünkü sıfır eylemle yargılandığımız bu dosyada 11 aydır tutuklu olma sebebimizi başka türlü açıklayamıyoruz Başkanım.
Şimdi iki isim var siz de sorduğunuzda; ve Oğuz Kağan Demircioğlu. Bizimle alakalı ifade veren sanıklar, yine bu dosya kapsamında olan sanıklar. ilk ifadesini bu dosyada 23 Mart 2025 tarihinde vermiş başkanım. Bundan sonra bu ifadesinde tüm suçlamaları reddediyor, daha sonra tutuklanıyor. İkinci ifadesini de 1 Haziran 2025 tarihinde veriyor. Şimdi sanık 'nun 1 Haziran tarihli ifadesini verirken etkin pişmanlık hükümlerinden faydalanmak için, faydalanma talebiyle bu ifadesini verdiğini görüyoruz. Burada şunu söyleyebilirim bu iki ifade özelinde; 'nun iki ifadesinde de müvekkilimle alakalı tek bir beyanı yok. Müvekkilimin adı dahi geçmiyor. Akabinde savcılık 'nun etkin pişmanlık hükümlerinden faydalanma talebini reddediyor, ifadesini yetersiz bulacak ya da çelişkili bulacak bilemiyorum. Tutukluluk halinin devamı yönünde bir karar veriyor. Bizim için aslında süreç bu tarihten sonra başlıyor. 3 gün sonra, 4 Haziran tarihinde bir ifade daha veriyor, yine etkin pişmanlık hükümlerinden faydalanmak isteyerek. Bu ifadesinde 3 tane para transferi iddiası var: 28 Mart 2024 tarihi 1.500.000 dolar, 2 Ağustos 2024 tarihi 500.000 dolar ve 21 Kasım 2024 tarihi 1.000.000 dolar. Tüm bu para transferlerini de şoförü olduğunu iddia ettiği -bunu neden böyle söylüyorum açıklayacağım başkanım- Oğuz Kağan Demircioğlu aracılığı ile Ahmet isimli şahsa verildiği iddia ediliyor.
Şimdi bu çok önemli bir detay, buna müvekkilim de değindi ifadesinde. Yani bu şahıs 4 Haziran tarihli ifadesi itibarıyla daha müvekkilimin soyadını dahi bilmiyor. Toplamda bir 3.000.000 dolarlık para transferi iddiası var, ancak müvekkilimin soyadını bilmeyen bir 'ndan bahsediyoruz. Ama akabinde daha önemli bir detay var; müvekkilimin soyadını bilmeyen bu şahsın, müvekkilimin iletişim numarasını, cep telefonu numarasını ezbere bir şekilde savcılık makamında söylediğini görüyoruz başkanım. Yani bu çelişkiyi nereye koyacağız, nasıl anlamlandıracağız bunu biz de şu anda bu kadar ay geçti halen anlayamadık. Aynı ifadede bakın 'na başka sanıklarla alakalı istinatlar soruluyor, iddialar soruluyor ve bir başka sanık hakkında, dosya kapsamında yer alan bir başka sanık hakkında da iletişim bilgileri isteniyor bu sanıktan. aynen şu şekilde cevap veriyor: "Ben uzun süredir tutukluyum, ayrıca savcılık cep telefonuma el koydu, dolayısıyla diyor ben bu aşamada bu sanığın iletişim bilgilerini verebilecek durumda değilim." Yani vermiş olduğu bu cevap aslında normali. Ama soyadını dahi bilmediği müvekkilimin cep telefonu iletişim bilgilerini nasıl dosyaya sunmuş? Bunları sunmuşsa nasıl soyadından bahsedememiş? Bu çelişki halen ortadadır ve bununla alakalı bir tespit yapılmamıştır.
Şimdi gelelim para transferi iddialarındaki çelişkilere. Bundan önce efendim şunu belirtmek istiyorum; şimdi burada Oğuzhan Demircioğlu'nun ifadeleriyle de çelişmektedir kendisi, kendi ifadeleriyle de çelişmektedir; onları tek tek izah edeceğim. 20 Haziran tarihli ifadesini incelediğimizde üç tane para transferi iddiasından bahsetmiştim; 28 Mart 2024 tarihindeki 1.500.000 dolarlık iddiasını bu 20 Haziran tarihli ifadesinde bahsetmediğini görüyoruz başkanım. Bakın 16 günlük geçen bir süre var 4 Haziran'dan 20 Haziran'a, 1.500.000 dolarlık bir paradan bahsediyoruz, 16 gün sonunda bu iddia tamamen çöp olmuş. bununla alakalı bir beyanda dahi bulunmamış ve bu husus kendisine sorulmamış bile. Akabinde ikinci para transferi iddiası var. Burada ilk iddiası, yani 4 Haziran tarihli ifadesinde vermiş olduğu iddia 2 Ağustos 2024 tarihinde bu para transferinin gerçekleştiği ve rakamının 500.000 dolar olduğu iddiasıydı. Şimdi biz 20 Haziran tarihli ifadesini incelediğimizde 'nun, ilk olarak para miktarının değiştiğini görüyoruz. Yani 500.000 dolar birden 520.000 dolar olmuş, para miktarı değişmiş. Ondan sonra bu paranın tesliminin yapıldığı tarihle alakalı da çelişkiler var. İlk ifadesinde 2 Ağustos 2024 tarihinde yapıldığını iddia ediyordu, biz bu parayı teslim ettiği kişi olan Oğuz Kağan Demircioğlu'nun ifadesinde aslında bu para transferinin 25 Temmuz 2024 tarihinde yapıldığını iddia ettiğini görüyoruz. Burada paranın da ne zaman müvekkilime teslim edildiği yönünde açıklayıcı bir beyan yok. İki tane tarih var bu hususta; 25 Temmuz ve 2 Ağustos tarihi.
Şimdi gelelim burada paranın miktarının değişmesiyle çelişkili tarihlerin varlığıyla birlikte değinmemiz gereken bir hususa; biz bu dosya kapsamında buradaki birçok sanıkta olduğu gibi HTS, PTS yani baz kayıtları gerekçe gösterilerek tutuklandık başkanım. Ama iki tane çelişkili tarih var şu an önümüzde. Her iki tarihi de incelediğimizde müvekkilimin bu parayı teslim ettiği söylenen Oğuz Kağan Demircioğlu'yla bir saniye dahi ortak baz vermediğini görüyoruz. Temmuz tarihini de baz alsak, 2 Ağustos tarihini de baz alsak; biz neden bu dosyada 11 aydır tutukluyuz? Olmayan baz kayıtları mı bizim buradaki tutukluluğumuza gerekçe gösteriliyor? Biz bunu halen anlamlandırabilmiş değiliz. 3. para transferi iddiasına değinecek olursak; burada 21 Kasım 2024 tarihinde 1.000.000 dolarlık bir para transferinden bahsediliyor. Sanıkların ortak bir tarihte mutabık kaldığını görüyoruz; ikisi de 21 Kasım tarihini söylüyor.
Ancak burada da başka bir durum var Başkanım; 1.000.000 dolar gibi bir paradan bahsediliyor ama bu paranın daha varlığı ispatlanamamış durumda. Yani çekilen bir para ya da ispatlanan bir nakit akışı söz konusu değil. 'nun beyanına göre şirketinde 1.000.000 dolar varmış, bunu çantaya koymuş ve şoförüne vermiş; bizden bunu peşinen doğru kabul etmemiz isteniyor. Fakat yine burada HTS ve PTS kayıtlarıyla alakalı ciddi bir sıkıntı var. 21 Kasım tarihine baktığımızda, ki dosyada bunların hepsi mevcuttur ve incelediğinizi biliyorum; bir saniye dahi 21 Kasım tarihinde Oğuzhan Demircioğlu ile müvekkilim ortak baz vermemişlerdir. Üç tane para transferi iddiasıyla yola çıkıldı; bir tanesinden zaten kendiliğinden vazgeçildi, diğer iki iddiadaki çelişkileri de ben ortaya koydum. Ne HTS ne de PTS kaydı mevcut; bir saniye bile ortak bazımız yok. Baz kayıtlarının neden tek başına delil olmayacağına ilişkin teknik detaylara meslektaşlarım girdi, tekrar etmeyeceğim ama bizim dosyamız özelinde ortak bir baz kaydının dahi olmadığını, çelişkili tarihleri de dikkate aldığımızda görüyoruz. Dolayısıyla bunlar tamamen iftira nitelikli beyanlardır.
Oğuzhan Demircioğlu'nun ifadesindeki çelişkilere gelecek olursak; kendisi 2 Temmuz 2025 tarihinde ifade veriyor. 'nun ifadelerinde, tüm para transferlerinin Oğuzhan Demircioğlu aracılığıyla müvekkilime teslim edildiği belirtilmişti. Burada bir hususu takdirinize sunmak istiyorum: 4 Haziran tarihli ifadesini verdikten sonra etkin pişmanlık hükümlerinden faydalanıyor ve 5 Haziran'da tahliye ediliyor. Oğuzhan Demircioğlu'nun ifadesinin ise ancak 2 Temmuz'da alındığını görüyoruz. Yani müvekkilimle alakalı bütün iddialar aslında Oğuzhan Demircioğlu üzerinden yapılmış ama 'nun 4 Haziran tarihli beyanlarından sonra bu iddialar Oğuzhan'a hemen doğrulatılmamış. Bu durum aslında bir riski doğuruyor: 5 Haziran'da tahliye olduktan sonra Oğuzhan Demircioğlu'nun ifadesini 2 Temmuz'da aldığınız zaman, bu iki sanığın bir araya gelme, ifadeleri düzenleme ve 'nun çalışanı üzerindeki baskı kurma ihtimali doğmaktadır. Bu kadar çelişkinin ve yalan beyanın olduğu bir dosyada bu ihtimalleri düşünmek zorundayız.
Oğuzhan Demircioğlu'nun sıfatı konusundaki çelişki ise çok daha vahimdir. Bu aşamaya kadar onu "şoförüm" diye tanıtıyor, Oğuzhan da "şoförüyüm" diyordu. Ancak 2 Temmuz 2025 tarihli ifadesini incelediğimizde, Oğuzhan Demircioğlu'nun bambaşka bir firmada, 'na bağlı olmayan İstkon isimli bir şirkette sigortalı çalışan olduğunu görüyoruz. Yani 'nun verdiği paraları müvekkile teslim ettiği iddia edilen şahsın, 'nun şoförü olup olmadığı dahi tespit edilememiştir. Oğuzhan Demircioğlu buna "silah ruhsatı almak için orada sigortalı gözüküyorum" diye bir açıklama getirse de bu beyanı da yalanlamaktadır. , İstkon firmasının kendisinden tamamen bağımsız bir firma olduğunu, 'a ait olduğunu bizzat ifade etmiştir. Bu durumda İstkon isimli bağımsız bir firmada sigortalı çalışan olan bir şahıs, nasıl 'nun şoförü olabilir ve nasıl ondan aldığı paraları müvekkilime getirdiğini nasıl doğru kabul edeceğiz? Daha bu bile tespit edilmemiş. Ve bakın bu çelişkiler, yani bizim anladığımız kadarıyla bu şahısların ticari hayatında yaşamış olduğu çelişki, ifadelerine de yansımış durumda. Çünkü ifadelerinde de tüm bu çelişkileri, bu hususlar barındırıyor. Tam olarak ne yaptıklarını, ne yapmak istediklerini, bu para transferlerinin ne şekilde gerçekleştiğini açıklayamıyorlar. Bunu da dikkatinize sunmak istedim.
Şimdi bir başka iddia var; Oğuz Kağan Demircioğlu'nun ifadesinde yer alan müvekkilimle 3 kere buluştukları iddiası. Bunların 2 tanesi zaten para transferi tarihlerine dayanıyordu. Burada herhangi bir HTS kaydı, PTS kaydı yani baz kaydının olmadığını beyan ettik. Dolayısıyla bu 2 iddianın da gerçek dışı olduğu zaten bu hususta dosyada alınan kayıtlarca da tespit edilmiş durumda. Ama ilk iddiası şu, yani ilk görüşme iddiası şu; bu para transferlerinden 1,5 ay önceki sürece dayanıyor. Yani 1,5 ay önce müvekkilimin kendisini aradığını ve tanışmak istediğini beyan etmiş. Şimdi başkanım, yani bizim bu dosyada iletişimler, yani sanıkların arasındaki iletişimler tespit edilmiş durumda. Benim müvekkilimin Oğuz Kağan Demircioğlu ile herhangi bir iletişimi olmadığı bizzat tespit edilmiş. Biz nasıl bu sanığı arayıp da tanışmak için çağırmış oluyoruz? Nasıl bir araya gelmiş oluyoruz? Ortak bazımız yok ve nasıl 3 defa buluşmuş oluyoruz? Tamamen iftira nitelikli, ifadesinin altını doldurmak için ileri sürülmüş olduğu iddialardan ibaret; hiçbir somut delil yok bununla alakalı.
Şimdi buraya kadar ben 'nun ve Oğuz Kağan Demircioğlu'nun ifadesindeki çelişkilere değinmek istedim başkanım. Bunu da anlatabildiğimi düşünüyorum ifadeler kapsamında. Ama çok daha önem verdiğimiz bir husus var bizim bu dosyada. Şimdi müvekkilim bu dosyada tek bir eylemle dahi yargılanmamakta. Aleyhine tek bir somut delil yok. Ancak dosyada çelişki içermeyen bir gerçek var. Oğuz Kağan Demircioğlu bizzat ifadesinde suçunu ikrar etmiş bir sanıktır başkanım. 135 nolu eylemde doğrudan sanık olarak yargılanmaktadır. Kendi ifadesinde suçunu ikrar etmiştir. Bugüne kadar Oğuz Kağan Demircioğlu hakkında herhangi bir işlem yapılmadı. İddia makamınca da heyetinizce de herhangi bir işlem yapılmadı. Bu şahıs özgür, elini kolunu sallaya sallaya dışarıda geziyor; benim müvekkilim 11 aydır tutuklu. Ailesinden, eşinden, çocuğundan, özgürlüğünden, hayatından kısıtlanmış bir şekilde 11 aydır bir hücrede. Suçunu ikrar eden şahıs dışarıda özgürlüğünün tadını çıkarıyor, öyle söyleyeyim. Yani bunun vicdanen de hukuken de kabul edilecek bir durum olmadığını ortaya koyuyorum başkanım. Önemle bunu belirtmek istiyorum; bunun kabulü mümkün değildir.
Şimdi ben müvekkilim de değindi, meslektaşım da değindi 'nun ifade tarihlerindeki rastlantılar mı, tesadüfler mi diyelim, ne diyelim artık bilmiyorum o sürece. Ben o yüzden buna değinmeyeceğim ama sadece bunu şöyle bir cümleyle geçeyim; 'nun ifade tarihleri, Büyükçekmece Belediyesi'ne düzenlenen operasyon ve Hasan Akgün, Sayın Doktor Hasan Akgün'ün gözaltına alınma ve tutuklanma tarihi ve müvekkilimin başkan vekili seçildiği tarih göz önüne alındığında ortada tek bir somut gerçek vardır: Biz bugün müvekkilim başkan vekili seçildiği için bu dosyada yer alıyoruz ve 11 aydır bu sebeple tutukluyuz.
Bunu şundan dolayı da söylüyorum başkanım: 4 Haziran tarihli ifadesinde, müvekkilim de bahsetti, kendisinden Ahmet isimli şahıs olarak bahsederken; 11 Haziran'da başkan vekili seçildikten sonra vermiş olduğu ifadesinde, 20 Haziran tarihli ifadesinde biz bir anda oluyoruz. Bizim soyadımızı öğreniyor, bizimle alakalı iddialarını bu şekilde yeniliyor. Bunu da sayın başkanlığınızın takdirine sunuyorum. Şimdi başkanım, son olarak bir hususa değineceğim ve akabinde meslektaşıma sözü bırakacağım. Buna da artık rastlantı mı diyelim, denk gelme mi diyelim bilmiyorum ama birçok kez savunmamda, ifademde bahsettiğim gibi müvekkilim 11 aydır tutuklu. Yani 8 Temmuz günü biz tutuklandık, o tarihten beri tutukluyuz ve 9 nolu cezaevine gönderildik. Orada bir hücrede kalıyoruz 11 aydır. Şimdi bu hücrenin bir özelliği var. Yani her sanık tabii ki burada bir hücrede, bir odada kalıyor; artık ne şekilde isimlendiriyorsanız bilmiyorum ama bizim kaldığımız hücrenin bir özelliği var. O hücre, bizim hakkımızda yalan beyanda bulunan, iftira nitelikli beyanda bulunan 'nun kalmış olduğu hücre. Yani biz nasıl bir rastlantıysa 5 Haziran'da tahliye edildikten sonra bu hücre 35 gün boyunca boş kalıyor. Akabinde müvekkilim bu yalan beyanlardan, iftira nitelikli beyanlardan sonra tutuklanıyor ve biz bu şahsın hücresine tutukluluk kararı sonucunda konuluyoruz.
Başkanım, şimdi tarihlerdeki rastlantılara müvekkilim dikkat çekti, meslektaşım da dikkat çekti. Bunu da bizim bir rastlantı olarak mı yorumlamamız gerekiyor bilmiyorum; bu bence bir rastlantıdan çok daha fazlası. Bu bize göre hem altında bir mesaj olan, şöyle bir mesaj: "Bak senin hakkında bu şahıs yalan beyanda bulundu, etkin pişmanlık hükümlerinden faydalandı, tahliye oldu; senin hakkında yalan atan şahsın yerine de sen buraya geldin. Sen de acaba birilerine iftira atarsan, yalan beyanda bulunursan buradan çıkabilirsin" mesajı mı verilmek istenmiştir? Yoksa bu husus acaba çağımızın, günümüzün modern bir işkence yöntemi olarak müvekkilim üzerinde mi kullanılmıştır? Bu hususu mahkemenin önemine arz ediyor, takdirlerinize sunuyorum. Sayın Başkan, sözü meslektaşıma devretmeden önce; müvekkilimin sıfır eylemle yargılandığını, dosyada alehine hiçbir somut delil olmadığını, tutukluluğa gerekçe gösterilen HTS, PTS ve BAZ kayıtlarının, verilen tarihlerin hiçbiriyle örtüşmediğini beyan ediyoruz. Müvekkilimin öncelikle tahliyesine, sonra da beraatine karar verilmesini talep ederim.
Bu analiz yapay zeka değerlendirmesine dayanmaktadır. Hatalar veya yanlış bilgiler içerebilir.