Öncelikle çok üzgünüm. Hayatım boyunca birçok kez topluluk önünde konuşma yaptım ama hiçbir zaman bir ağır ceza mahkemesinde savunma yapacağım aklıma gelmezdi. Orada beni yalnız bırakmayan iş arkadaşlarım, ailem ve dostlarıma da teşekkür ediyorum; bu bizim için önemli bir motivasyon.
Ali Kurt Savunması
Sayın Başkanım, Sayın Heyet, Sayın Savcım; tamamen soyut olan iddiaları tek tek ve belgeleriyle, yoruma mahal vermeyecek şekilde az sonra size anlatacağım. Bu durumun altını çizmek istiyorum: Ben savunmamı ne kadar iyi anlatabilirim bilmiyorum ama sunduğum belgelerin savunmamla ilgili kafanızda herhangi bir soru işareti bırakmayacağını düşünüyorum. İddianamedeki hakkımdaki iddialar maalesef teknik kavramların yanlış yorumlanması, "etkin pişmanlık" adı altında sorumluluktan kaçmaya çalışan şahısların çelişkili beyanları ve somut gerçeklerle bağdaşmayan kurgular üzerine inşa edilmiştir. Sayın Başkanım, iddianameyi doğru değerlendirebilmeniz için öncelikle çok kısa kendimden bahsedeceğim. Sonra KİPTAŞ şirketinden bahsedeceğim çünkü KİPTAŞ'ta Genel Müdürlük yaptığım dönemle ilgili yargılanıyorum maalesef. Ondan sonra da eylemleri tek tek anlatacağım. En sonda örgüt üyeliğiyle ilgili savunmamı yapıp bir kapanış yapacağım.
Sayın Başkan, ben 1981 İstanbul doğumluyum. İstanbul'da doğdum ama ilk ve ortaöğretimimi Mersin'de tamamladım. Annem ve babam emekli öğretmendir. 2000 yılında üniversiteyi kazanınca tekrar İstanbul'a geldim. İlk yıl hazırlık okudum, yurtta kaldım. 2 yıl yurtta kaldım. Hazırlık okuduktan sonra çalışmaya başladım. Özel ders verdim, çeşitli mekanlarda hizmet sektöründe çalıştım, anketörlük yaptım. Daha sonra akademik branşta derslerimizi almaya başlayınca hem mesleki alanda hem de projeler konusunda ücreti mukabilinde projelerde çalıştım. Açıkçası para kazandım. Daha sonra bir arkadaşımla eve çıktım; yani hem çalıştım hem okudum.
2005 Haziran ayında mezun oldum. 2005'in temmuz ayında Toplu Konut İdaresi Başkanlığında (TOKİ) işe başladım. TOKİ'de uzman yardımcısı olarak çalıştım, uzman oldum. İstanbul Arsa Üretim Şube Müdürü ve Kurucu Müdürü oldum. Sonra İstanbul Emlak Daire Başkanlığı yaptım. Sonra İstanbul Kentsel Yenileme Daire Başkanlığı yaptım. Her ne kadar yönetici olduğum birimlerin başında "İstanbul" yazsa da Sayın Başkan; İstanbul başta olmak üzere Bursa, İzmir, Kocaeli, Balıkesir gibi büyükşehirleri kapsayan, aslında Marmara ve Ege'nin büyük bir kısmını kapsayan 24 ilden sorumluydum.
Çalıştığım projelerden de biraz bahsetmek istiyorum: İstanbul 3. Havalimanı kamulaştırması zaten benim şube müdürlüğümün kurulma amacıydı; tamamen benim yöneticiliğimi yaptığım şube müdürlüğü tarafından gerçekleştirildi. İşin büyüklüğünü şöyle anlatayım: Zeytinburnu ilçesi 11.000.000 metrekaredir, İstanbul Havaalanı 77.000.000 metrekaredir; yani 7 katı büyüklüğünde dev bir projeydi. Şu anda "Kanal İstanbul" adı altında yapılmaya çalışılan proje aslında bir rezerv alandı. O rezerv alanın belirlenme sürecinde de kamu tarafında bunu bilen belki 4-5 teknik insandan biriydim. Yani kamunun mahrem denecek projelerinde çalıştım. O proje sınırlarının belirlenme, kamulaştırma ve imar uygulama süreçlerinde bulundum. Amacımız o zaman İstanbul'daki riskli yapıların bu alanda deplase edilmesiydi.
Tabii görevim gereği devletin en üst derece makamlarıyla, dönemin başbakanları ve bakanları dahil birçok mahrem toplantıya katıldım. Bu detayı niye veriyorum? Kendi reklamımı yapmak için değil ama şöyle söyleyeyim: Kanal İstanbul'un yapıldığı şu anki rezerv alan 377.000.000 metrekare. İlk belirlendiğinde, yani güneyden kuzeye İstanbul'un Avrupa Yakası'nın büyük bir kısmını alıyordu. Biz bu sınırları belirlediğimizde bunu Türkiye'de bilen, devletin üst kademesi hariç 4-5 kişi vardı; bunlardan biri de bendim, işin koordinasyonu bendeydi. Kayıtlar incelendiğinde ne şahsımın ne 3. derece yakınlarımın ne de 1. derece yakınlarımın 1 metrekare yer aldığını göremezsiniz. İş prensibi olarak hem KİPTAŞ'ta hem de Toplu Konut İdaresi'nde çalıştığım yerlerden hiçbir zaman gayrimenkul tüketmemişimdir. 16 yıl bu görevi yaptım.
4 tane TOKİ Başkanı ile çalıştım. Sayın Başkan, Sayın Savcı; Ergün Turan döneminde kadroya girdim, memur oldum. Mehmet Ergün Turan döneminde şube müdürü oldum. Önceki TOKİ Başkanı döneminde emlak daire başkanı oldum. Diğer TOKİ başkanı döneminde de kentsel yenileme ve daire başkanı oldum. Şu anki TOKİ başkanı ile aynı anda daire başkanlığı görevi yaptık. Yani ben siyasi bir saikle TOKİ'de durabilseydim veya öyle ilişkilerim olsaydı, şu anda teorik olarak söylüyorum, TOKİ'de başkan olarak görev yapabilirdim. Şu anki bakan veya genel müdürlerin hepsi çalışma arkadaşımdır. Bunları anlatmamdaki sebep şudur: Sayın Başkan, biliyorsunuz Türkiye'de 17-25 Aralık operasyonu oldu. O dönemde Toplu Konut İdaresi'nde de bulunulmuştu; benim bulunduğum birime de operasyon yapılmıştı. Ben dahil değildim ama daha sonra malum 15 Temmuz süreci yaşandı. Orada tüm memurlar incelendi. Ben daire başkanı olacağım süreçte, o dönemin TOKİ başkanı siyasi bir kimlik olmamamdan ötürü beni bu göreve getirdi. Devletten ayrıldığımda, yani memurluktan istifa ettiğimde sicilimde en ufak bir pürüz dahi yoktu.
Daha sonra 2019 yılında, Sayın 'nun yerel seçimleri kazanmasından sonra bir vesileyle KİPTAŞ'a genel müdür olma teklifi edildi. 2019 yılı Ağustos ayında KİPTAŞ'a genel müdür olarak atandım. Tabii KİPTAŞ'ı devralmak veya yöneticisi olmak profesyonel ve mesleki anlamda benim için önemli bir aşamadı; ancak KİPTAŞ'ı devraldığımızda ciddi sıkıntılar yaşadık. Ben genel müdür olduğumda KİPTAŞ'ın piyasaya, o dönemin parasıyla 1.2 milyar TL borcu vardı. Bugünkü dolar kuruyla bu rakam 220 milyon dolara, yani yaklaşık 9.5 milyar TL'ye tekabül ediyor Sayın Başkanım. Bu 1.2 milyar TL'nin 240 milyon TL'si, yani 40 milyon doları kamu bankalarına olan borçlardı. Şirketi böyle bir borç yükgüyle devralanınca, KİPTAŞ o kadar kötü bir finansal durumdaydı ki vergi dairesine olan borçlarından dolayı genel müdürlük binasını ipotek ettirmek zorunda kaldık. Çok ciddi bir finansman planlaması yaptık ve borçlarımızı yapılandırdık. Geçmişten kalan ve yarım olan 9 tane işimiz vardı; bir kısmı hala devam ediyor. Bu işlerin teslimine öncelik verdik ve 1 yıl gibi bir sürede tüm borçlarımızı yürür hale getirdik; hatta 1.5 yıl sonra borçlarımızı sıfırladık.
Yönetim anlayışı olarak ciddi değişikliklere gittik. Erişilebilir, dinamik ve yenilikçi özelliklerimizi ön plana çıkardık ama en önemli özelliğimiz şeffaflık oldu. Bu, bizim en güvendiğimiz ve bizi güvence altına alan özelliğimizdi; bence bizi dokunulmaz kılan da buydu. Şeffaflık adına, proje kararlarımızı KİPTAŞ tarihinde bir ilk olarak anketlerle belirlemeye başladık. Sosyal konut kapsamında kuralara online başvuruları tamamladık ve kuraları noter huzurunda canlı yayınla gerçekleştirdik. Bunlar da KİPTAŞ tarihinde ilktir. Sadece KİPTAŞ'ta değil, Türkiye'de de birçok ilke imza attık. Ama en önemlisi —ki bu davayı da ilgilendiriyor Sayın Başkan— KİPTAŞ'ın üzerinde yük olan gayrimenkul satışlarını KİPTAŞ tarihinde ilk kez müzayede yoluyla yapmaya başladık. 9 tane müzayede yaptık. Bu durum basında da çok yer etti. KİPTAŞ geçmiş dönemde de gayrimenkul satacağı zaman gazeteye ilan veriyordu; belirli bir sürede kim teklif verirse onlar arasından tercih yapıyordu.
İştirak şirketlerinin statüsünün iddianamede çok iyi anlaşılmadığını düşünüyorum. Bizler Türk Ticaret Kanunu'na tabi şirketleriz; alım satım yaparken kendi şahsi şirketiniz gibi davranabilirsiniz, sadece kamu kaynağını harcarken belirli kanunlara tabisiniz. Bu iddianamede ekspertiz değerinin altında gayrimenkul sattığım iddiasıyla yargılanan ben , KİPTAŞ'ta 9 tane halka açık müzayede düzenlenmesine önayak olmuş bir genel müdürüm. Bakın; İstanbul Yenileniyor platformu üzerinden biz, bizimle iş yapmak isteyen müteahhitlere portal açtık. Dedik ki, KİPTAŞ'la çalışmak istiyorsanız internetten bize başvurabilirsiniz. Yani biz müteahhitlerimizi iddianamede bah-sedildiği gibi böyle belli gruplara ayrıcalık tanarak belirlemedik. Bunu da Türkiye'de yapan ilkiz, bunu da kontrol edebilirsiniz.
Yenilikçi özellik olarak da mahalle aralarına kadar girdik Sayın Başkan. Maliyetleri düşürdük. KİPTAŞ Türkiye'nin en büyük 11. inşaat şirketidir. Biz göreve geldiğimizde ihaleye bile giremeyen, genel müdürlük binasını ipotek ettirdiğimiz şirket, Türkiye'nin şu anda genel müdürlüğü bıraktığımda en büyük 11. inşaat şirketiydi. Ki devam eden işler tamamlandığında göreceksiniz ki bu ilk ona da girecektir ve kamudan hiçbir ihale almadan bunu yaptık. Türkiye'de sabit taksitle dönemin asgari ücretinin altında sosyal konut üreten ilk kurum KİPTAŞ oldu Sayın Başkan. İstanbul Yenileniyor modelini hayata geçirdik; amacımız İstanbul'da riskli yapıda oturan vatandaşlara, inşaat maliyetine uzlaşmaları halinde KİPTAŞ garantorlüğünde dönüşüm imkanı sunmaktı. Bakın bu Türkiye'nin geleceği için önemli bir modeldir. Şu anda Çevre ve Şehircilik Bakanlığı'nın yaptığı "Yarısı Bizden" kampanyası, İstanbul Yenileniyor sürecinin birebir aynısıdır.
Tabii bunun yanında dinamik bir yönetim anlayışıyla 49 projede toplam 18.258 bağımsız bölümün inşaatını gerçekleştirdik, benim genel müdürlügüm dönemimde sadece. Bunların 11.705 bağımsız bölümünü teslim ettik. Biz 25 yıl boyunca iki bölgede 1632 konut yıkmış sadece KİPTAŞ. Biz 13 ilçede 25 ayrı bölgede 2519 konut yıktık. Yani biz aslında 11 bin insanın hayatına dokunduk. Bizden önce KİPTAŞ'ın böyle bir misyonu yoktu. 4 tane genel müdür yardımcılığı kurduk, güçlendirilmiş bir hukuk müşavirliği yaptık ki direkt genel müdüre bağlı. Benim genel müdürlüğüm döneminde değerleme birimini kuran benim; biz mal alıyoruz, mal satıyoruz, bunların bir yerden takip edilmesi lazım.
Sayın Başkanım, öyle bir yapı tasarladık ve düşündük ki; şeffaf olsun, denetlenebilir olsun, çünkü her şeyimizin sorgulanacağını biliyorduk. Müzayedeyi o yüzden yaptım ben. Yani gidip malı satsan 3. kişiye, kimse bir şey diyemez, kanunen sıkıntı yok. KİPTAŞ'ta bir genel müdürün —Türk Ticaret Kanunu hemen hemen tüm şirketlerde belirleniyor— tek başına imza yetkisi yoktur Sayın Başkan. Ben banka ödeme yazısını bile yazacak olsam en kötü 2. derece imza yetkilisi, genel müdür yardımcısı ya da yönetim kurulundan biriyle imzalamak lazım. KİPTAŞ'ta Genel Müdürün tek başına imza yetkisi yok. Nokta. Bunu bir suçtan kaçmak için söylemıyorum; durumu iyi anlarsınız iyi yorumlarsınız. Bir kuvvetler ayrılığı var KİPTAŞ'ta. Mesela biri hakedili ise onaylar, uygulama dairesi genel müdürü kontrol eder, sonra haketleşten sorumlu genel müdür yardımcısı onaylar, sonra genel müdür onaylar, sonra finans birimine gider, finans birimi sözleşme yazısını yazar, sonra genel müdüre çift imzalı çıkar. Öyle tek başına gelip biri "KİPTAŞ'ta onu sattıracağım, bunu yaptıracağım," deme ihtimali mümkün değildir.
Ben göreve geldiğimde 1. ayında, 1 buçuk ay olmuştu, Sayıştay denetimine başladılar. 25 yıl bizden önce yönetilmiş bir şirket, KİPTAŞ tarihinde, İBB de KİPTAŞ tarihi boyunca denetlenmeyen belki tek şirket Sayın Başkan. Geldiğimiz günden beri Sayıştay'la akraba olduk o kadar; her gün gelip sürekli geliyorlar. Bulgularımız; ilk buldukları bulgu benden önceki dönemin, zaten azaldı, standart işte özel sağlık sigortası vesaireyle tüm KHK kanunu kapsamında olan rutin bulgular haricinde bir bulgusu yok. İBB Teftiş Kurulu'nun bize sunduğu bazı raporlar kapsamında suç duyurularında bulunmamız gerektiğini, mülkiye müfettişleri suç duyurusunda bulunduğumuz konularda bizi teftiş etti. Hepsinden öte 'nun kurduğu bir denetim mekanizması var ki hepsinden daha katıdır. Biz yargıya konu olabilecek bir tane olumsuz bulguya KİPTAŞ'ta rastlamamıştık. Zaten ihtimali olsa bugüne kadar beni burada tutmazdı; ne siyaset tutardı ne de bürokrasi tutardı.
Şimdi Sayın Başkan, ben 23 Mayıs 2025'te bir şafak operasyonuyla gözaltına alındım. Kollukta tarafıma yöneltilen sorulardan anladığım şuydu; hukukçen sonuçlanmış —bakın sonuçlanmış— bir kısmı lehimize neticelenmiş, bir kısmı ise yalnızca hukuki ihtilaf yaşanmış dosyalara ilişkin karşı tarafların soyut iddiası ve mesnetsiz beyanları gundeme getiriliyor. Benim kolluktaki ifadem 13 saat sürdü. 154 sayfa şey vardı, evrak, sorgu. Tapeler, toplantı dinlemeleri... Tapelerde şu ifadeler var, onları çözümlemişler, okutuyorlar Başkanım. Ve bana soruyor kollukaki arkadaş: ''u piyon yapalım. Ali'ye bastiralım, bu işi çözdürürüz.' Bana diyor ki kolluktaki arkadaş: 'Bundan ne anlıyorsun?' E dedim, bana kumpas kuruyorlar, bunu anlıyorum. Ertesi gün saat 11-12 gibi savcılıkta ifade verdim Cahit Cihat Sarı'ya. Avukatlarım çok sıkı çalıştılar. Orada bir iki tane iddia vardı, hepsinin belgelerini de sunduk. Bakın, yani o belgelere rağmen beni tutuklama ihtimali olamaz yani, mümkün değil.
Tabii tutuklandık, o süreçlere girmiyorum, artık bugünden sonrasına bakıyorum. Çünkü ben hesap vereceğim merci sizsiniz. Bakın, ben bugüne kadar kendime sansür uyguladım. Ben iletişimi çok yoğun kullanan, sosyal medyada çok aktif olan, basınla ilişkileri olan biriyim; bir tane açıklama yapmadım. Niye yapmadım? Çünkü beni yargılayacak sizsiniz; televizyondakiler değil. Bu dosyanın şekillenmesinde en büyük sebep basındır. Bana karşı organize bir yönlendirme oldu, anlaşılıyordu. Ama iddianame geldiğinde Sayın Başkan, bu iddialara hiçbiri yoktu. Hatta bir etkin pişmanlıkçı, Adem Bey'in avukatı dedi ki: 'Araç söyledik biz, araç iddianamede yok falan.' Biz bunların hepsini savunmada belgelerini verdik, verdiğimiz için yok. Ciddi savunma yaptık biz bu süreçte. Şu andaki iddianamedeki konuların da hiçbiri bana sorulmadı.
İddianamede birçok kişi de bahsetti Sayın Başkan; usul hataları var. Ben memur değilim ama irtikap suçuyla suçlanıyorum ki irtikap diye bir eylem zaten yok. Gözaltına alındığımdan beri maaşım yatmıyor çünkü sigortalı personelim İş Kanunu'na göre; sigortam yatmıyor. Yani ciddi şekilde mağdur edildim. Ben bir holding yöneticisi değilim; iki tane hesabım var: Biri maaş hesabım, biri de birikim hesabım. 20 yıldır belki aynı hesapları kullanıyorum. Sadece bankadan hesap dökümü isteseniz hiçbir şey olmadığını görürsünüz ki zaten MASAK bir şey bulamamış; yok çünkü. Ama kanuna aykırı bir şekilde mallarım şu anda, hesaplarım bloke. Ve ben kendi kendine yetebilen bir insanken dostlarıma muh taç hale getirildim; yaşam hakkım elimden alındı tutukluluk süresince.
Şimdi sayın başkanım, izninizle eylemlere geçeceğim ve tek tek belgeleriyle anlatacağım. Eylem 27 ile başlayacağım. Bu eylemde somut olarak yanlış, gerçek dışı beyanlar mevcut; hepsini belgeleyeceğim. İddiaya göre Ayazağa'daki İETT arazisinde yapılan iş kapsamında yüklenici firma Invest İnşaat'ın sahibi Bahattin Bey'e baskı yapmışım ben. 50 daireyi SPK değerinin altında İBB personeline satın demişim. Bunu kabul etmediği için de bir ay boyunca satış onayı vermemişim ve hakediş ve satış onaylarını geciktirmişim sayın başkanım.
Şimdi önce işi bir anlatmam lazım. Söz konusu arsa, Vadi İstanbul diye bildiğiniz yerde bir İETT garajı vardı, giderseniz yani İstanbul'u öyle tarif edeyim. İETT'nin mülkünde olan, imar planları çok eskilerde yapılmış bir yer. İETT burayı ihaleye çıktı 2886'ya göre. İETT bir şirket değildir, bir bağlı kuruluştur, oradaki personellerin hepsi devlet memurudur, devlet ihale kanununa tabidir. Biz de değiliz ama ben bir devlet ihalesine girdim, yani şirket, ve aldık KİPTAŞ olarak. Girdik, en yüksek teklif, hatta o dönem için fantastik bir teklif verdik, aldık. Sonra bazı hukuki şeyler oldu. İş şu sayın başkanım; hasılat paylaşımlı bir iş. Yani biz inşaatı yapacağız, biz bir hasılat öngörüyoruz X lira. İhaleye İETT çıkıyor, biz en iyi teklifi verdiğimiz için işi alıyoruz KİPTAŞ olarak.
Evet, Sarıyer Maslak Koru. Sözleşme itibarıyla biz İETT'ye %44,30 pay öneriyoruz; yani %55 oranıyla bizde kalıyor. Şimdi işveren İETT, inşaatı yapan müteahhit biziz. Biz de bu işi Kamu İhale Kanunu'na tabi olmadığımız için yapım işlerinde belli istekliler arasında yarışma yaparak Bahattin Bey'in olduğu firmaya bu işin yapımını üstlettik. Biz inşaat ilerledikçe satış yaparız sayın başkan; onay İETT'dedir. İnşaat ilerler, hakediş onaylatırız, hakedilerimizi İETT'ye göndeririz; İETT hakedelişimize göre bize para gönderir. Aynı işlem silsile halinde bizim alt yüklenicimiz olan, aslında taşeronumuz pozisyonundaki Bahattin Bey için de geçerli. Yani bu işin sağ eli İETT'dir. Yani İETT > KİPTAŞ, KİPTAŞ > İNVES.
Şöyle söyleyeyim; buradaki satıştan olan, yani satışa konu edilen dairelerin parası KİPTAŞ'a yatmıyor, İETT'ye yatıyor. İNVES bizden ister, biz İETT'den isteriz; ama bizden isteme usul ve esasları var aramızdaki sözleşmeye göre. Şimdi Bahattin Bey diyor ki: "Yazı çıkmalarını 1 ay geciktirmişiz." Sormak istiyorum, kafanızda bir soru olsun: Bu inşaat nasıl bir inşaat, onu da söyleyeyim. 250.000 metrekarelik bir inşaattan bahsediyoruz sayın başkanım. 931 bağımsız birim; 754 konut, 133 ofis, 44 dükkândı ben bıraktığımda. 253.000 metrekare. Şu anda içinde bulunduğumuz salon 1.000 metrekare; inşaat alanı olarak internetten baktık, kıyaslayabilirsiniz diye söylüyorum. Bunun 250 katı büyüklüğünde bir işten bahsediyoruz.
Sayın Başkan, şu veriye bakın; biz Ayazağa'da satışa çıktığımızda idare geliri —yani KİPTAŞ artı İETT'nin geliri— 1.820 milyar TL idi. O dönem için çok büyük para. Şu anda gerçekleşen kaç biliyor musunuz? 5 milyar 460 milyon. Proje bittiğinde kaç lira olacağını öngörümüz; arkadaşlardan aldım, 10.1 milyar. SPK değerinin altında satışlar yapılarak bu rakamlar artış artarak karşılanamaz Sayın Başkan. Bu veriler de nettir.
Rica etsem Eylem 27'yi yansıtabilir misiniz? Proje onayı, ek 3, Evet. Şimdi Sayın Başkan, bu iş o kadar basit ki. Bakın şurada; 4.4.2023 yapı ruhsatı düzenleme tarihi. Yapı ruhsatı düzenlenmeden Türk Ticaret Kanunu'na göre satış vaadi sözleşmesi yapamazsınız. Biz KİPTAŞ iştirak şirketi olarak bazı ayrıcalıklarımız var kamu kurumu olduğumuz için ama Tüketici Kanunu'na göre yapı ruhsatı olmadan satış yapamazsınız. Çünkü yapı ruhsatı olacak ki bağımsız birimlerin metrekareleri belli olacak, arsa payları belli olacak. Ne zaman olmuş bu, 4.4. Yüklenici Sayın Başkanım —19.4.2023 tarihinde bize başvuruda bulunmuş. Demiş ki: "Satış onayı istiyorum." Ekspertiz yaptırmış; bizim arkadaşlarımız 28.4.2023 tarihinde yükleniciye bildirmiş: "Alanlarda hatalar var." Ki bu arada Ramazan Bayramı vesaire de var. Sonra yüklenici bu hatasını kabul ediyor, 3.5.2023'te diyor ki: "Düzenlemeleri yaptık, satış onayını verin."
Aslında asil süreç bundan sonra başlıyor sayın başkan. Bakın bunu veriyor, KİPTAŞ aynı gün ilgili tüm evrakları İETT'ye iletiyor. Niye? Onay merci İETT diye. 9 Mayıs 2023'te İETT bize diyor ki... Bu arada antiparantez; diyor ki —iddiası böyle güzelletirecek ya— "Ben değerler düşüp %20 artış yaptım satışlarda," diyor. Külliy-en yalan. Evraklarda var. Ekspertizi kaptırıyor, onu da anlatarayım; şumdi bir projede ekspertizi yüklenici yapar. Diyelim 100 lira. Bunu bize onaya gönderir. Biz kabul edersek ekspertiz fiyatından satar. Bunun aşağısını söyleyemeyiz ama üstünü söyleyebiliriz. Yüklenici diyor ki: "Ben 100 liraya ekspertiz yaptım." Yazısı var, eklerde sunduk size. "Ben 105 liraya satılmasını istiyorum," diyor. Biz de bu yazıyı alıyoruz, İETT'ye gönderiyoruz. İETT ne diyor? "150 liraya satacaksın kardesim," diyor. Yani esas artışı yapan Bahattin Bey değil, nihai kararı veren İETT ve Bahattin Bey'in dediğinden daha fazla artış yapıyor.
İETT ekspertizi güncelliyor, diyor ki: "Bu satışlar böyle böyle olacak," yazıyı bize gönderiyor. Aynı gün, bakın; İETT'nin onayı inceleniyor, KİPTAŞ'ta onayı ve yönetim kurulu kararı alınıyor. Bu onay için en az 8 imza gerekiyor. Bakın aynı gün onayı alıyorum ben, yani 8 imzayla geliyor. Onları yönetim kuruluna sunuyorum; 20 kişilik bir yönetim kurulu heyeti var, oradan da onayı alıyoruz. Gene 9 Mayıs 2023 tarihinde, aynı gün, bu kez yükleniciye talebi üzerine en düşük ilk faz satış olan 100 dairenin satışı için onay veriyoruz. Şimdi bakalım. A: Düzeltme için geçen süre. B: Düzeltikten sonra yazdığımız süre. Toplam 12 iş gününde cevap verdi hadi Sayın Savcı. Yani Bahattin Bey diyordu ki "1 ayda yazıma cevap verdi." Bu kadar basit bu eylem, iddiası bu kadar çöptür. Yazışmalar önünüzde Sayın Savcı. Ya adam diyor ki "1 ay benim yazışmalarım geciktiriliyor," hayır işte burada duruyor; 12 gün. Ki 4 iş günü hani baştan beri hatasını da baz alalım diyorum.
Savcı: Bahattin Bey niye bu ifadeyi verdi diye anlatacaktınız belki, biliyorsunuz, tahmin ediyorsunuz dosyayı incelediğiniz için. Ama ufak bir sorum var. Bu gösterdiğiniz tablo var ya; satışlar süreci. Bu tek satışta mı girildi, yoksa toplu satış var mı? : Şöyle Sayın Savcı; güzel bir soru, açıklama pekiştirecek. İlk satış onayları çok teferruatlı olur. Biz ilk satılacak 1.000 tane daire var dedim ya; yaklaşık hepsinin şerefiyesini belirleriz, bir puan alırız. Atıyorum metrekaresi 100 lira dedik; en düşük 100 lira, en üst 150 lira. Arada bir makas var ya... Sonra ekspertizleri sadece güncelleyerek tekrar onay yaparız, bu kadar prosedür olmaz. İlk fazda böyle oluyor. Niye? Ruhsattan sonra inceleme yapıyoruz ve burada şerefiye çalışması var. 12 gün sürmesinin sebebi de arsa payını hesaplıyoruz, cephesine göre şerefiyesini hesaplıyoruz ondan. Savcı: Yani şu gördügünüz onay ilk satışlarda kaç tanesini kapsıyor? : 1.000 dairenin hepsini kapsıyor. İlk 100 daire için satış onayı verildi, sonraki satışlarda sadece güncelleme yapılıyor.
Sayın Savcı; 1. iddiası evraklardı, 2. iddiası neydi? "Hakediişi ödemedi, hakedişi bekletti." Bakalım beklemiş miyiz? Şimdi İETT sıkıntılı bir durumda olduğu için giren parayı her an kullanabilme kabiliyeti de var. Biz parayı pek İETT'nin kasasında tutmak istemiyoruz, bu 1. sebep. 2. sebep Sayın Başkan; satışlar yapılır, bazen satış çok hızlı olur. Burasi çok önemli Savcı Bey; satışlar çok hızlı olmuş, para hızlı girer ama fiziksel ilerleme yavaş gidebilir. Bu da çok doğaldır. Fiziksel ilerleme olmadan, yani bir kat çıkmadan benim para ödememem lazım teorik konuşursak. Soz leşmeye özel bir madde koyduk: 11.3 maddesi: "KİPTAŞ ve İETT'nin uygun görmesi halinde hesapta biriken hasılat payı, hakediş vadesi gelmese dahi teminat mektubu karşılığında yüklenicinin payının ödemesi yapılabilmektedir." Hakediişten tam bir buçuk ay önce ödemişiz. Hani hakedişlerini beklettimiştim? Yazışmalar eklerde var.
Sayın Başkanım, özetlemek gerekirse 2 tane iddia vardı: "Yazışmaları geciktirdim" ve "Hakedişleri geciktirdim." Yazışmaları geciktirmediğimi belgeledim, hakedişleri geciktirmediğimi de belgeledim. Zaten böyle bir eylem olmadı. Ayrıca ben istesem de icbar suretiyle irtikap yapamam, devlet memuru değilim. Tekrar söylüyorum: da gelse, Sayın Cumhurbaşkanı da gelse SPK değerinin altında KİPTAŞ'tan mal satamaz. Tapuda raiyiç bedelin altında satmaya benzer. Böyle bir dünya yok yani.
Sayın Başkan, Bahattin Bey'in ifadesinde ne diyor? "Burada , bulunmaktaydı vesaire. bana projede 50 tane daireyi SPK'nın belirlediği düşük fiyat üzerinden kendi söyleyecekleri İBB personeline satın dedi" diyor. Bu kavramı anlamanız çok önemli. Bir ekspertiz yaptı: 100 lira. Bu nihai satış bedeli değil. Ne dedi? '105 liraya satalım.' 'İyvallah' dedik, biz onu 107'ye çıkardık. SPK'nın belirlediği düşük bedele satın dediği o. SPK'nın altında değil. Hakim: 'SPK'nın belirlediği bedelin altında' diye geçmiş. Ben böyle bir şey demedim. Ha, bu arada 50 daire konusunu anlatacağım, öyle bir şey yok. Ama öyle bir şey demediğim ayrı bir şey ama niye suç değil? Biz Adalet Vakfı'na KİPTAŞ olarak geçmişte daireler vermişiz Sayın Başkan. Protokol yapmışız, yapabiliriz. Geçmişte İBB'ye de daire vermiş, birçok arkadaş orada lojmanda kalıyor. Biz dedik ki, şöyle bir konuşma oldu yalan yok: 'Ya İBB personeline de kampanyalı bir... kampanya sunsak mı?' dedik ama bununla ilgili bir baskı yapmadık. Bu da çok doğal bir şey yani.
Sayın Başkan, 23 Mayıs operasyonundaki dalgada da sanıktı. Ama firar etti ve 11 Haziran 2025'te kendi rızasıyla savcılığa gitti ifade verdi, etkin pişman oldu. Firari olan bir adam etkin pişman... Bu psikolojideki bir adam —ki bakın tekrar söylüyorum 'ın ifadelerini okuduğunuzda aslında hedef ben değilm, o 'ı hedeflemiş— Niye hedeflediğini de birazdan onu da belgeleyeceğim. 11 Haziran'da etkin pişman ifadesi veriyor ve bunu söylüyor. Zaten benimle ilgili hem bir şey demez ki kendisi de gelse muhtemelen bunu söyleyecek. Zaten KİPTAŞ'la işi de devam ediyor, artı KİPTAŞ'a gidip kendisi de demiş 'Biz herhangi bir şey demedik falan' diye. Ama 'la bir husumeti olduğunu görüyoruz Sayın Başkan.
, 06.05.2025'te ilk etkin pişmanlık ifadesini veriyor Sayın Başkanım. şahsımla ilgili övüyor beni; 'İyi Ali ile bize engel olduk Adem'e' diyor. Aslinda şöyle sormak lazım: İlk ifadesinde benimle ilgili hiçbir şey demiyor; çünkü ortada bir şey yok. Ama ona bir şey yöneltince oradan kıvırması, bir manevra yapması lazım; o manevrayı da bana doğru yapıyor. Peki, Bahattin Bey benimle ilgili bir şey diyor mu? Demiyor. " bana mobbing yaptı" diyor, hatta "'u kötledi" diyor. Sonra sözde onun dediği üzerinden ben baskı yapmışım... Ki böyle bir eylem asla olmadı. adlı şahis da ifadesinde diyor ki: ' tahliye olduktan sonra beni 'ın Topkapı'daki fermuar fabrikasına gönderdi. 'a " senin hakkında hiçbir şey söylemedi rahat ol" dedi' diyor. Demek ki 'ın 'la ilgili bir kaygısı var Sayın Başkan.
Özetle Sayın Başkanım, 'ın ne şartlarda ifade verdiği ve mübalağa yaptığı ortadadır. ve arasında nahoş şeyler olmuş. bu iddiayi 'a yöneltmiş. Ama KİPTAŞ'ın K's giriyor diye maalesef tarafıma böyle soyut bir iddia gelmiş. KİPTAŞ gibi yazışma kültürü bu kadar kuvvetli, kurumsal yapısı bu kadar sağlam olan bir şirkete bunu yapamazsınız. Sayın Başkanım, özetlemek gerekirse 2 tane iddia vardı: "Yazışmaları geciktirdim" ve "Hakedişleri geciktirdim." Yazışmaları geciktirmediğimi belgeledim, hakedişleri geciktirmediğimi de belgeledim. Zaten böyle bir eylem olmadı. Bu eylemle ilgili söyleyeceklerim bu kadar.
Şimdi Eylem 28... İddianamenin fenomenlerinden , etkin pişmanlık kapsamında karşıma suç isnat edildi. ile kişisel hiçbir husumeatim yok. Bana 'le ilgili baskı da yapıldı. "İsmini ver" dediler, vermedim. "Çünkü bilmediğim bir şeyi söyleyemem. Şartlar çok kolaydı o zaman ' şöyleydi, böyleydi' desem bugün burada olmazdık, biliyorsunuz. Ama ... Allah herkese böyle bir etkin pişman nasip etsin; çünkü iddiası inanilmaz abartilı. Bu iddia bana daha önce sorulmadı, iddianamede de yer almadı. İlk kez burada savunma yapıyoruz. Belgeleriyle, kurgusuyla ve hatta belki Adem'in bile neden tutuklandığını bilmiyordur. Onun da ufkunu açacak şekilde bu eylemi anlatacağım Sayın Başkanım.
Eylem 28'e geliyorum. İddiaya göre ekibi, şahsın örgütün amaçları doğrultusunda sisteme para aktarmak için KİPTAŞ'ı Eyüpsultan Yeşilpınar projesine yükleyince Erdal Tokmakçı'dan 500.000 dolar rüşvet almışım ben. Erdal Tokmakçı'nın ifadesinde asla böyle bir iddia olmamasina rağmen. Sayın Başkan, Erdal Tokmakçı kim? KİPTAŞ'ın Yeşilpınar projesinde 'in ortağı, ticari ortağı. bu ifadeyi ne zaman veriyor Sayın Başkanım? 17 Haziran 2025'te. İki gün sonra savcı, 'in iddialarından dolayı birçok firmayı çağırıyor. Bakın, bizim 43 tane çalıştığımız firma var. Ben harici —Bahattin Bey bile, bakın diyorum meyilli ama değil— hiç kimse aleyhime bir şey demedi.
Erdal Tokmakçı'ın ifadesini alıyor Sayın Başkanım savcı. Ve Erdal Tokmakçı'ya 500.000 doları soruyor. Erdal Tokmakçı; "500.000 doları ticari ilişkimizden dolayı istedi ve ben kendisine şu tarihlerde şu kişi aracılığıyla verdim," diyor. Bakın, Erdal Tokmakçı eylemini, yani yaptığı işi belgeleriyle sunuyorsa... Erdal Tokmakçı dekont sunuyor. Ve diyor ki: "Ben ticari şeyden dolayı verdim." Adem ne diyor? "100.000 doları ben verdim, 400.000 doları da Erdal verdi ve benim şoförüm götürdü," diyor. 'e soruyorlar: "Ne zaman götürdün?" "2023," diyor. Adem'e soruyorlar: "Ne zaman götürdü?" "2021," diyor. İddianamenin yarısını başkası yazmış; kotu niyet aramiyorum ama o tarafta 2023 bazını delil kullanıyor, burada diyor ki: "2023 değil aslında 2021 demek istedi," diyor.
Savcılık ne diyor? " isimli şahsın isimli şahsısla 11 Ocak 2023 ile 8 Aralık 2023 tarihleri arasında farklı lokasyonlarda 0 metre 3 adet baz var," diyor. Bakın, "KİPTAŞ'ta" demiyor. Ve bence savcılık hiç çalışmamış, çok daha fazla bazımız vardır; çünkü Adem'in yanında geziyordu, şantiyeye gidiyorduk. Benim sosyal medyamı takip etseler daha çok baz çıkardı. İddia makamı söyle yaziyor: "500.000 doların sisteme aktarılmak üzere..." Bir kere Adem'in etkin pişmanlığında bile "sisteme aktarılmak üzere" deniyor, 'nun talimatına dair ifade yok. Yok yani. Bana para verdiğini söylüyor ama neye göre vermiş? Rüşvet anlaşması var mı? Yok. Neye karşılık vermiş? Rüşvet verdiğini de söylemiyorum. Zaten rüşvetin ne anlama geldiğini bilse bunu söylemez çünkü kendi de suçlanacak.
Bakın 17-25 Aralık'ta bu meşhur polis okulu tapelere takilmıştı. O zaman genel müdür İsmet Yıldırım bu binadaydı, bu binadan dinlendi sayın başkan. Ben bu kadar kamu tecrübesi olan bir adam, , salağım; bir para alacağım, adamın şoförü... Bir de 'e "örgüt yöneticisi" demişsiniz ya; bir yönetici, üyesine niye para verir sistemi aktarmak için? Eğer bir sistem varsa adam yönetici, gider kendi aktarır. KiPTAŞ Genel Müdürlüğü'ne gelecek, 4. kata çıkacak ve bana para verecek... Hem şurada kamera var; ses ve görüntü. Benim odamın girişini izlerler çünkü yani cihaz bırakan oluyor, bir sürü hikayeler yaşadık. Bir şoför gelecek, KİPTAŞ Genel Müdürlüğü'ne 4. kata çıkacak ve bana para verecek? Yılbaşlarında, bayramlarda gelirler bize hediye bırakırlar. Odamın açık bir kutu sokmuyoruz prensip olarak.
Şimdi bir konuya dikkat çekmek istiyorum sayın başkan. , benim mal varlıklarıma el konulduğu blokta 'in tüm personelini de koydular, aynı anda tutuklandık. Sonra biri düğmeye bastı, çok tesadüf; herkes aynı anda etkin pişman oldu. Avukatlarım şahit, dedim ki "Kesin bir kurgu var." Sonra dedikodular dolanyor tabii kabinlerde. Sonra ifadeleri basına çıktı, bakın biz daha iddianamelı görmedik. Dedim ki ya burada bir iş var, burada bir organizasyon var.
Sayın başkan, iddianamenin 3353. sayafası; bunu ben değil, iddia makamı söylüyor. Şu tespitlerde bulunuyor: Dosya kapsamında ifadesine başvurulacak ya da gözaltına alınacak şahiisların beyanlarını, söylemesi ya da söylememesi gerekenleri konuştuklaryna dair görüşmeler olduğu belirlenmitştir. Firmanın ajanda kağıdında, yapılacak olan operasyonlar ya da işlemlerden önce ne tür tedbirler uygulanması yönünde yazıların olduğu tespit edilmitştir. Kim bu? Avukat . Kim bu Selcen? 'un, 'in ve Adem Soytek'in avukatı. Bu tespit benim değil, iddia makamınındır. Bu da bana kumpas kurulduğunu ve bir organizasyon olduğunu gösteren belgedir. Tekrar söylüyorum; benim ile kişisel hiçbir husumeatim yoktu. Hatta bu durum basında çıktı; el konulmadan öncesine kadar gayet normal görüşüyorduk, işlerimiz de vardı. Sonradan iletişimi kesti.
Sayın Başkanım, bu eylemde 500.000 doların zaten somut bir delili olmadığını belirtmek isterim. Erdal Tokmakçı bu işte tutuklu yargılanıyor. 500.000 dolarlık bir olay olmadığını anlattık. İddia makamı bile 'e güvenmediği için delili dosyaya sunamamamış. Böyle bir delil mi olur? Delil yok yani. Bu arada , evraklara ulaşamadığını söylüyor ama başka konularda aynı şirketin hesaplarından dekontları dosyaya sunmuş. Bunu niye sunamıyor? Çünkü sunamaz. Şimdi çapraz sorguda gerçekten yalanı devam ettiremezsiniz. Aynı soruyu 2 ya da 3 kere sorsanz 3 kere aynı yalanı söyleyemez; orada bir kısa devre yapar.
, Sayın Başkanım, çok ciddi iddialarda bulundu. "Noter adamla çok samimi" dedi. Bir kere bizim noterimiz kadın; "adam" dediği kişi ise kâtip. Kura çekilişlerinde ve teslim törenlerinde yan yana resmimiz vardır. Telefonumu sizde; bakın, telefonu dahi yoktur. Vekalet işlemi için genel müdür odasına dahi girmez, imzalarımı zaten videoya imza sürerken atarım, gider. Yani beni görmez mi? Böyle abuk sabuk iddialar... Şu zannediyor ki kafasındakini biliyorum. Biz bu kadar 'a yüklendik ama bir iddia geldi: "Kollanıyor, ile anlaş." Sağda solda böyle söylüyor. Bunların hepsine ilişkin araç konusu ise; araç, kayınpederim rahmetli olduktan sonra aldığımız bir araçtır. Kendisini kiralama şirketi verdi, kendisine danıştı; modeli verdi ve aracı bize buldu. Aldık, aracı satacağız; hatta araç ithal çıktı. Araçın alım satım belgeleri de dosyada var.
Peki, Adem niye bu iddialarda bulunuyor? Sayın Başkanım, bunu iyi anlamanız lazım. Bu Bahattin için de aynı şey geçerli. Bakın, bu iddianamenin amacı sizleri ve bence iddia makamını da yanıltmaktır. Operasyonlardan yaklaşık 1,5 - 2 yıl önce, CHP'lilere daire verdiğimiz haberleri kurultaydan sonra basında bir iki trol tarafından döndürülmeye başlandı. Şimdi etkin pişmanlıktan faydalanyor; bir isim vermesi lazım. Bana Adem'i direkt sordular. 'in Kiptaas ile hasılat paylaşımı veya kat karşılığı olarak aldığı iş sayısı kaçtır? 1 Silivri, 4 Yeşilpinar ve Pendik'te ortaklığa girdi. Bana "Sen Adem ile iş tutuyorsun" diyorlar. Ben Adem ile ne iş tutayim? Adam işinde gücünde. Ona da muhtemelen bunu dediler; "Bu 'u vermeli, bir şey demeli" dediler. Aslinda etkin pişmanlıktan faydalananlar, basının yaydığı üfürük haberlerin motivasyonuyla bunu yaptılar Sayın Başkanım.
Mahkeme Başkanı: 'in etkin pişmanlık ifadesi diye de değindiğiniz için sorayım. Biraz önce de ifadenizde dediniz ya hani 'ın beyanları aslında doğrudan size yönelik değil ama Ertan bana yönlendiriyor dediniz. Ertan'a göre sizin ona gitmeniz ve şu 100 daire muhabbeti... Ertan neden sizinle ilgili böyle bir beyanda bulundu? : Sorduğunuz için çok teşekkür ederim Sayın Başkan. , çok zeki bir adamdır. 'a bakın, şöyle söyleyeyim: Diyor ki etkin pişmanlığında; '12 şirket bataktı, ben devralınca hepsini kurtardım, ihaleye bile giremezlerdi' diyor. Sonra da diyor ki: 'Ekrem Başkan, KİPTAŞ ile özel ilgilendiği için ben KİPTAŞ ile hiç ilgilenmedim.' E kardeşim, sen 2020 yılından beri KİPTAŞ'ın Yönetim Kurulu Başkansasın! Şu an yargılandığın tüm eylemlerin gerçekleştiği dönemde yönetim kurulunda sen varsın. Bu kadar yalan söyleyebilen biri. İlk ifadesinde benimle ilgili hiçbir şey demiyor; çünkü ortada bir şey yok. Ama ona bir şey yöneltince oradan kıvırması, bir manevra yapması lazım; o manevrayı da bana doğru yapıyor.
Ben bir gün şantiyede, benim İzmir'de şeyim vardı, onu da savcı sordu, onlara da anlattık belgelerle. Sel bastı orayı, seramik ihtiyacım oldu. Ben de Adem'e dedim ki; malzeme seçiyorduk bir ürünle ilgili, destek olmasını istedim. Malzeme satan şirketleri falan var. O tedarik edebileceğini söyledi, sağ olsun tedarik etti ve gönderdi. Dedim ki faturasim gönder, parasını ödeyeçeğim. Dedi ki "Yok abi, jest olsun." Dedim "Kardeş, yemek ısmarlarsin jest olur, parasını ödeyeçeğim." Bakın parasını ödemişim. Ne zaman sayın başkan? 13.12.2021. Ne kadar tesadüf değil mi? 2021'de ben 500 bin dolar alacam Mart'ta, ama bir sera-miğin parasını ödeyeçeğim. Ben iş yaptığım hiç kimseyle ticari bir ilişki kurmadım. Kursam, bu kadar otoriter bir yönetici olamazdım, bu kadar da başarılı olamazdım.
Şimdi çok önemli şu araç konusu. Ben bir şantiyede araç meselesini anlatayım. Kayınpederim rahmetli olmaya karşın bir miktar para vardı. Adem'e dedim ki: "Biz böyle bir araç istiyoruz." Adem'in bir araç filosu var, "Bana destek ol," dedim. Aynı seramik işindeki gibi. Bunlar şöyle; çok büyük montanlı iş yapınca vergiyi de çevirmek için bunu hep yapıyorlar, lüks araç alıyorlar. Biz ikinci el bir araç modeli bulduk, kendisinden de bana bulmasını, yani varsa ben bunu istiyorum dedim. Buldu. Aldık. Benim kayınbiradetimle onun şoförünü eşleştirdik, Murat... Ben hiç şey yapmadım. Parayı biz Adem'e verdik, satışı yaptık ki zaten o parayı belgeleyemiyor farkındaysanız; biz onu elden verdik, kayınpederden kalanlarla. Adem bana aracı bulurken yardımcı oldu. Sonra ben aracı satacağım. Biz ilana çıktık. Aracin o zaman piyasa değeri bana göre 6.500.000 TL. Ama arayan soran var, ruhsatını gönderiyoruz, diyorlar ki: "Bu araç ithal." Dedim ithal, tamam biliyoruz. Adem'e dedim ki: "Kardeş, kazıklandık biz." Araç kaydı 217.000 dolar —kur üzerinden hesaplayın ki savunmalarımda da var— sattığım 167.000 dolar. 50.000 dolar zaten zarar ediyorum.
'in ifadelerinde ne diyor? " bana dedi ki plakayı değiştir." Ya niye değiştirteyim? ne diyor? "Sevgilisinin soyadı Kurt olduğu için ben aracı dışarıda bir satış yaptım," falan... 'in ifadesiyle 'in ifadesi çelişiyor. Aracı biz kendi paramızla aldık. Bununla ilgili zaten ben savcılığa özellikle de gittim o soruşturma aşamasında, belgeleri sundum. Alım-satım belgeleri dosyada. Adem'in çelişkileri şuradan belli: 5.500.000 diyor ilk başta, "Erdal'la alacaktık," diyor. Erdal'da yok böyle bir şey. bir evrak sunuyor dosyaya, tam aracın alındığı gün. Bu evrak nereden geliyor? Mustafa Yemenoglu adi ortaklığının hesabından çıkıyor. Niye 500.000 doların evrakını bulamadım diyen , Yemenoğlu'nun hesabından 5.000.000'u buluyor? Nasıl buluyor? Tamamen hikaye.
Savcı: Bu bahsettiğimiz araç var ya Range Rover markalı, bu aracın satış sürecinde kayınbiradetiniz aracı satın alıyor ya, bu aracın parasını elden mi 'e veriyorsunuz? : Elden verdi. Kayınpederim rahmetli olduktan sonra baldızım, kayınbiradetimin eşi oturduk, bu birikimle bir araç alalim dedik. Savcı: Peki elden verdiğinizi kanıtlayabiliyor musunuz? Bir belge, senet veya teslimine yönelik bir imza? : Hayır, kanıtlayamam. Verdim parayı. KİPTAŞ Genel Müdürlüğü'nde verdim parayı. Savcı: Tamam, Adem de bu parayla bu aracı satın aldı? Satışı direkt kayınbiradetinize verdiler, doğru mu? : Aynen öyle. müşteri buldum dedi. 'in elemanıyla Eren'i ilişilendirdim. Eren dediğim kayınbiradetim, o da muameleciyle onu ilişilendirdi, para hesaba geçince de gidip imzayı attı, bu kadar.
Şimdilik 28. eylemi toparlamam gerekirse; böyle bir parayı kesinlikle almadım. Erdal Tokmakçı'ın beyanları zaten benimle paralel; yani bana bir şey vermediğini söylüyor. Böyle bir delil de yok. Ne 'le aracı olan ne 'le baz HTS'm bile yok. Tek başına böyle bir eylem olsaydı, az önce gösterdiğim bu delillerle beni tutuklar mıydınız veya tutuklu yargılar mıydınız?
Eylem 28 ile ilgili bir şeyim yok, eylem 29'a geçeceğim. Benim eylemlerim, ben hep söylüyorum inanmıyorlar şimdi KİPTAŞ'ı çok büyütüyorlar ama iddia ediyorum şoförlerden daha somut bizim iddialari çürütmemiz. Çünkü orada "biliyor musun bilmiyor musun?" Adam bilmediğini nasıl ispat eder? Ben adam diyor ki "bir ayda yazı verdi" şey geciktirdi, ben "dört günde verdim" belgeyi diyorum. Şimdi eylem 29, öncelikle şunu da söyleyeyim gene tekrar ediyorum; bu eylem bana sorulmadı, diğer eylemler gibi, ilk kez soruluyor. Ve bu eyleme ilişkin sayın başkan, üçüncü dalgada bir operasyon oldu. Eski Cumhuriyet Halk Partisi vekili gözaltına alındı ve salındı. Bununla ilgili gazetede haberler de yapıldı. Yani ben bu eyleme savunma yapacağım ama siz konuya vakifsanız aslında savunma da yapmamam gerekiyor ama gene de yapacağım.
Şimdi iddianamenin değerlendirme özel kısmı; ilgili eylemde şüpheli Necmettin Şimşek isimli şahsa ait firma KİPTAŞ'ın kirası konumundadır. Kiralanan yerin sözleşmeye aykırı olarak kullanılması sebebiyle KİPTAŞ tarafından tahliye davası açılmış ve tahliye kararı verilmitştir. Bu kararın kesinleşmesine rağmen 2014 yılında KİPTAŞ bu yeri icra yoluyla tahliye etmigtir. İddia odur ki tahliyeyi durdurmak için taahhut etmiş ve Necmettin Şimşek'ten 500 bin dolar para istemiş, 200 bin dolarını almış, sonra bizi durduramamis, tahliyeyi yaptığımız için "dolandırdı" diye Necmettin Bey Turan Bey hakkında şikayçetci oluyor. Bakın benimle ilgili şikayçetci olmuyor. Hatta benimle ilgili diyor ki "ya biz bu adamı durduramiyoruz, bu adam çıkıyor diyor ki işte yağmalıyorlar burayı falan" diyor.
Fakat ben bu eylemde sayın başkan, KİPTAŞ'ın ilk baştaki yapılanmasını anlatacağım. KİPTAŞ'ın bunun gibi onlarca yeri işgal edilmiş, arkadaşlarım tespit etti. Biz bu yeri amacı dışında kullanıyor diye tam 5 yıllık bir hukuk süreci sonunda icra yoluyla tahliye ettik. Sayın Başkan, ruhsatı veren Başakşehir Belediyesi. Bakın burada yazıyor sayın başkanım, şurada sosyal tesis alanı 4000, burayı 10 bin metrekare özel okul alanı olarak kullanıyor. Kendisi de zaten şikayetinde bahsediyor, aslında bu adam kendisi suç işlediğini söylüyor. Biz şeirketi yönetirken —bakın biz batak bir şirket devraldığımızı söyledim— ne kadar envanterimiz varsa tek tek incelettik, kirası ne kadar... Hatta sadece şunu söyleyeyim; Sayıştay bize Sular Vadisi, bu ve bunun gibi verilen yerlerle ilgili tenkit yazdı 2019 bulgusunda. O tenkiti yazmadan biz bu davaları açtık.
Biz bu vatandaşin yerini dedik ki: 'Çık kardeşim buradan, burayı ver bize.' Hatta dedik ki masrafını da veririz çünkü sen üçüncü iyi niyetli almışsın, bilmiyorsun ama hukuksuz almışsın. Yok dedi, adam o kadar peşin satar ki. Davalaştık, tam 5 yıl sürdü. İcra yoluyla tahliye ettik Sayın Başkan. Ekler dosyada; Ek 19, Ek 20 bununla ilgili. İcra yoluyla tahliye ettim ben bu yeri. Bu arkadaş gidiyor birini aracı koymaya çalışıyor, dolandırılıyor ve bakın; biz 2024 Temmuz'da yapıyoruz bunu, bu adam da 2024 Temmuz-Haziran o ara çarpılıyor Sayın Başkan. Ne hikmetse koştur koştur gidiyor İBB dosyasında suç duyurusunda bulunuyor.
Benim kendisine aynen söylediğim cümleyi söylüyorum: ' ile Tayyip Erdoğan yan yana gelse bu karara aksi bir hükmü yapamaz çünkü mahkeme, İstinaf dahi onaylamış, amacı dışında kullanıyorsun' diye. Amacı dışında kullanmaya ilişkin bir mahkeme kararı var. Ben istesem de sen buraya 100 lira değil 1 milyon lira da versen kardeşim, hükumler burada Başkanım; İstinaf Mahkemesi de onayladı. Bu adam bizimle ilgili bir sürü suç duyurusunda bulundu, hepsi geri çevrildi. Ve biz burayı tahliye ettik. Bina bizim, çünkü zaten geçmişe dönük eksik kira ödemişsin, bilmem ne... Binaya zarar vererek çıktı, hala davalarımız devam ediyor. Ben devletin malına sahip çıkmışım kurum yöneticisi olarak ekip arkadaşlarımla beraber, tahliye etmişim; bu adam suç işledi, illegal yola girdi diye kendi itiraf ediyor. KİPTAŞ'ın yapılanmasını niye anlattım size; çok ciddi bir kurumsal yapılanma kurduk orada. Yani birinden castı öbüründen kaçmadı, istemeden yoğunluktan mesai de olabilir. İlgili arkadaşlarımız bunu tespit etti, hukukçen arkasında durduk ve davalarımızı kazandık ve tahliye ettik.
Özetle Eylem 29: Ben mahkeme kararıyla tahliye ettiğim yerden yargılanıyorum Başkanım. Tutukluyum ben ya! Adam dolandırıcı, illegal yola başvuruyor, çarpılmış; iyi de olmuş eğer öyleyse iddia ettiği gibi... Ne hikmetse bir buçuk yıl sonra İBB dosyasına dahil oluyor. 'la olan hikayesi beni bağlamaz, bilmiyorum. Ki 'ı tanırım. Bakın 2024 yılında aramızda biraz nane olmuş baz kaydı dahi yok. Hiç böyle bir görüşmem olmadı ve tekrar söylüyorum; bu mahkeme kararı varken Sayın Başkan kim durdurabilir ya? Ben 5 yıl uğraşmışım orayı tahliye etmek için. Devlet malina sah ip çıktığım için yargılanıyorum. Bu eylemle ilgili diyeceklerim bu kadar.
Eylem 30. Bana göre bu iddianamede en saçma kurgu dalı da, aralığı yani; çünkü bu eylem üzerine o kadar tepindiler ki, özellikle kendini gazeteci diye, araştırmacı gazeteci diyen ama okuma özürlü olan bazı kişilerin çıkıp dediler ki televizyonda: "KİPTAŞ kurasiz daire satamaz. KİPTAŞ tapusu olmadan yer satamaz." Yani KİPTAŞ'ı bizden daha iyi biliyorlar. Bakain ben bugüne kadar kendime sansür uyguladim. Bir tane paylaşımım yok. Mahkeme beni yargılar, gazeteci beni yargılayamaz. Ama o kadar bir kötlük var ki suratlarında, nefret ve kin; haz alıyorlar ya insanlar bundan. Eylem 30'da Ali Malaz konusu Sayın Başkan, bana kollukta bu sorulmadı. Ben 23'ünde tutuklanıyorum. Günlerin en sonlarında hatta böyle gece 1-2, yani kafamızda şey olmuş, düşünün dörtlü nezaretteyiz. Çat diye yapıştırdım cevabı. Anlattım, dedim bu böyle böyle nedir, yarın evrakları sunacagız.
Şimdi anlatacağım. Sayın Başkanım eylem 30'u özetlemeye çalışmakta çok zorlandık. İddianamenin özeti Başkanım: Ali Şkrü Malaz, sözde örgüt faaliyeti kapsamında —lütfen iyi dinleyin— Ali Şkrü Malaz söz verdiği faaliyetin 2019'da yönetime giren talimatıyla, 'la birlikte şahsım itikaf süresini arsaŜından çıkarmışız, 'i taşeron olmaya zorlamisız, 'in yönlendirdiği müteahhit ile sözleşme imzalamışız. Ali Malaz bunu kabul etmediği için sözleşmesi devam ederken kamu gücu kullanılarak 'i Pendik Projesi'nin müteahhitliğine başlatmışiz. Artı Pendik projesinde ilk 100 daireyi kamu zararı olacak şekilde maliyetinin altına soruşturma kapsamındaki muhtelif kişilere satmışiz. Yani bu faaliyette de 'nun talimatıyla olarak her şeyi yapmışım tek başıma. Süpermen! Yani tek imza yetkim yok ama her şeyi yapmişiz.
Şimdi Sayın Başkanım, Ali Şkrü Malaz... Şu tapunun şu kısmına yaklaşır mısınız? Ali Şkrü Malaz diyor ki; "Benim yerime çöktler" diyor 'yla ilgili. Sayın Başkanım tapuyu 2017'de almış. Ben 2017'de Toplu Konut'ta yöneticiyim. da Beylikdüzü Belediye Başkanı. Biz KİPTAŞ'ta değiliz ki? Ben KİPTAŞ'a göreve geldiğimde, 2019'da dedim ya, 1.2 milyar o dönemin parasıyla borcu var. 100 milyon keş para, 100 milyon küsür Ali Malaz'ın bu taşınmazına karşı olan borcumuzu ödedik. Yılbaşının ya son günü ya bir gün önce. 100 milyon keş paralı bir şey. Benim dönemimde KİPTAŞ, 2017'de alınan tapunun borcunu ödemiş.
Sorulması gereken soru şu burada; 2017'de bu arsa doğru bedelden mi alındı? 187 milyona anlaşılmış. Bu ayrı bir konu, geçmiş geçmişte kaldı. 2017'de alınıyor, parası ödenemiyor, sonra bir protokol yapılıyor; 2019'un başında yerel seçimlerden 4-5 ay önce. Sonra İsmet Yıldırım istifa ediyor zaten belediye başkanı olmak için. Bir kısım daire, bir kısım nakit para verecek diyor. Parayı veren biziz ya! Borcu ödeyen benim ya! Benim dönemimde ödendi. Sonra biz ne yaptık? Bu arsayı yarıştırdık. 5 tane dev şirket davet ettik: 1. Torunlar Firması; kim olduğunu anlatmama gerek yok. 2. DML Firması. 3. GYA İnşaat – Gaziosmanpaşa Adliyesi'nin olduğu bina, Turkuaz Medyanın yapıldığı binanın müteahhidi. Kalyon grubunun bir kanadıdır. 4. Özbek İnşaat – Özbek'in 8-9 tane KİPTAŞ işi var, eski genel müdürü İsmet Yıldırım'ın yeğeni. 5. ALK-AD ortaklığı, ASOL, Kurumsal Vega. Eğer burada bir şaibe varsa Torunlar'la mı, Kalyon grubunun ortağıyla mı tutacagım? Yani burada bir şaibe varsa yan teklifleri benim organize etmem lazım. Ama paydaları da onlardır.
Bakın tüm firmaları çağırdı —savcılık biliyorum, hepsinin ifadesini aldı. Hiçbiri KİPTAŞ ile ilgili ya da benimle ilgili olumsuz bir şey söylemedi. Biz burada rekabetçi bir ortama girdik. 1.500 konutlu —yaklaşık 1.496 konut ve ticaret— işi 3'e böldük. Pandemi dönemi risk olmasın diye. Bir etabını ASOY tek aldı, bir etabını Kurumsal diye bir firma aldı, bir etabını LED aldı. 'in şirketine el konulduğu için şu an o işi kayyum yürütüyor. Özetle başkanım, şu kısmı tekrar üstünden geçiyorum: Biz buradaki yaptığımız iş Kamu İhale Kanunu'na tabi değil. Kamu harcaması —bütçeden harcama olmadığı için— kamu zararından bahsedemezsiniz. Bu hasılat paylaşımı bir iş. Kamu İhale Kanunu Genel Tebliği'nin 3.1.1. maddesine göre kat karlığı ve hasılat paylaşımı işler, Kamu İhale Kanunu'na tabi değildir. Kamu harcaması yapmamışım, bütçeden para harcamamışım. KİPTAŞ'a ben nasıl zararı uğrattım?
Sözleşmenin 6/3 maddesi çok açık bir şekilde diyor ki: Buradaki satış, pazarlama, sözleşme imzalama yetkileri yüklenicidedir. Yüklenici kime ne satar, ben bilemem. Ama satış rakamına müdahale ederim, benden onay almak zorunda. Para bana girmek zorunda. Fiziksel ilerleyişine göre biz göndeririz, kontrol ederiz parayı. Ama kime sattığını bilmeyiz, sözleşmelerde imzamız dahi yok. Yani diyor ya, 100 kişiye dükan/daire sattım falan, onlara anlatacağım. Bizim ilk faz satışımız meşhur, hep ilk fazlarımız nedense meşhur. Ekspertizi yapılıyor geliyor; sunduğu rakam 8.365 TL'den satış öngörüyor. Ortalama ilk fazı söylüyorum; 10.591 liradan satıyoruz, ekler dosyada. Soz leşme gereği firma SPK lisanslı bir ekspert firmasına ekspertiz yaptırıyor, bize sunuyor, biz de ona onay veriyoruz. 8.560 kükük gibi geliyor değil mi? Bu arada 2021 yılı yani.
Sayın Başkan, biz bu işi ihale ettiğimizde 5 tane dev şirket girmiş; 94.000 metrekare satılabilir alan var. KİPTAŞ'ın idare payı 220 milyon, toplam hasılat 1.8 milyar beklenen. KİPTAŞ'ın alacağı para 220 milyon. Bu ne anlama geliyor biliyor musunuz? 94.000 metrekare satılabilir alanı 6.500 TL'den satsa ben paramı alıyor çıkıyorum bu işten. O günün şartlarında çok iyi. Biz kaç liradan çıkmışız? Bakın ihale 6.500 lira diyor. Verdiği teklif kendisiyle çelişiyor. Eğer bunu inkdar ediyorsa ihaleye fesat karıştırmıştır. Açık söylüyorum. İhbar ediyorum, ihaleye fesat karıştırmıştır. 6.500 liradan teklif vermiş 5 tane dev firmanın arasından almışlar. Bizim ilk satış çıkişımız 10.500 liraya. Rakamlar ortada, birazdan tabloyu da yansıtacağım. 31.12.2024'te gerçekleşen değer 1.847.000 TL KİPTAŞ'ın kasasına giren rakam. Hangi zarardan bahsediyoruz Sayın Başkan?
Sayın Başkanım, bu eylemde soruşturma kapsamında daire alan kişiler var. Ben şimdi bu kişilerin çoğunu tanımam. Mesela bir örnek olarak geçeceğim; Ali Akın. 'ın enistesi. kim? Ekrem Başkan'ın koruma amiri. Daire almış. Sayın Başkan, ekspertiz değeri 09.12.2021, 508.000 lira daire. Satış fiyatımız 668.170. Ekspertiz değerinin %30.66 üstüne satmışız 23.12.2021'de. Görüyorsunuz değil mi artış rakamlarını? Bu listenin daha genişi de var. diyor ki 'Ben eleman larıma daire aldım' diyor. Doğru, aldı, suç değil. , bakın satışları yapan 'in satış ofisi. 'in kenidi personeline aldığı daireler bile ekte var, %30-40 üstü. Yani ekspertiz bedelinin üstünde bir satış belirliyoruz ya Başkanım; bakın ekspertiz var 100 lira, 120 lira dedik. Siz yapıyorsunuz değil mi satışı? 120'yi belirledik ya, gidip kendinize 105'e alamazsınız. O da 120 lira üzerinden aldı. Evrakları dosyaya sundum.
de aslında bence etkin pişmanlıktan davranırken bu popüler gündem maddelerinden faydalanmak istedi. Tekrar söylüyorum; satış varsa veya satışı yapacağı kişi firmadır, biz değiliz. Satış pazarlama yetkisi bizde değil. Dolayısıyla konu olduğu için bize de soruyorlar. CHP'nin o il davasında misal bir yerde geçiyor bu. 75 tane dairenin CHP'nin kongrelerine verildiği olayı asılsızdır. Biz satışları 11.12.2021 yapıyoruz ilk 100 daireyi. Sayın Başkan, rezervasyonlar doğrudan tamamlanıyor. Sözleşmesi, kredisi, ıvırı zıvırı 7 Temmuz 2022'de bitiyor. CHP 38. Olağan Kurultayı ise Sayın Başkanım, 4-5 Kasım 2023'te oluyor. Ya biz daireyi sattığımızda ne CHP kurultay tarihi belli, ne delegelerin değişeceği belli. Ne delege tanırım. Böyle bir eylem olsa bunu gizleme ihtimaliniz yok. Dava açıyorum. Yani benim öyle bir karın ağrım olsa dava açar mıyım Sayın Başkan?
Sayın Başkan, Ali Şkrü Malaz, biz bu işin lansmanına ve satışına çıkınca satışları durdurmak için dava açtı ancak kaybetti. Biz bu tapuyu 2017'de almışız, borçları ödemişiz; o ise "Burada anlaşmamız vardı" diyerek tapu iptal ve tescil davası açıyor. Biliyorsunuz, tapu iptal ve tescil davasını kim açarsa açsın, taşınmazın tapusuna bir şerh konur. Bahsettiği budur. Bu arada o davayı da biz kazandık. Bir kere KİPTAŞ, mülkiyeti kendisinde olmayan yeri satış vaadi sözleşmesiyle satabilir. Nokta. Herkes satabilir ama KİPTAŞ ekstra satabilir. Artı olarak burada tapu bizde. "Satış vaadi sözleşmesiyle gayrimenkul satıyorlar" diyerek bunu durdurmak istedi ama kaybetti. İstinaftan tedbir koydurtmak istedi, onu da kaybetti. O davayı da kaybetti, dosya şu an istinafta bekliyor; herhalde 1-2 yıla sırası gelecek.
"Ali Şkrü Malaz'ın yerine çöktüler, Adem'e verdiler" iddiasına gelince; Sayın Başkan, Ali Malaz'ın ifadesine bakın. Diyor ki: "Gittiler, 'in buranın müteahhidi olduğunu söylediler." Adem Soytek, Pendik'in müteahhidi değildir. 'in firması ASOY firmasıdır; Pendik'in müteahhidi ise ALK adi ortaklığıdır. ASOY ve LEDA Kurumsal; geçmişten beri KİPTAŞ ile iş yapan, şu an TOKİ ve Emlak Konut'un en büyük müteahhidi olan, Silivri 4 projesinde yan yana iş yaptıkları için bu dönemde tanıştıkları bir firmadır. 'in Pendik'te hissesi yoktur, Pendik'in müteahhidi de değildir. Ama Ali Malaz fitne katmak için "Müteahhitliği ona verdiler" diyor.
KİPTAŞ'ta daire almak suç mu ya? Cumhurbaşkanı almış diyorum, bakanlar almış diyorum; alabilirler de. Ben hayatım boyunca almadım, almam da. Düşünün, daire almadığım halde başıma neler geliyor? Ali Şkrü Malaz, maalesef istinaftaki davasıyla ilgili kendine bir paye çıkarmaya çalışmış; ancak mahkeme kararı zaten ortadadır. Tapu bizdedir. Diyelim ki kazandı davayı, hani imkânı yok ama hukuk çerçevesi, hukuk işlerse bedeli mukabili zararı varsa ödenir; bu kadar basittir. Eğer davayı kaybederse —ki o davayı da kazandık Sayın Başkan— o zaman ne olacak? Bu bir uyuaşmazlık davasıdır, ticari bir ceza davasına konu değildir. Söz konusu işte zarar olmadığı rakamlarla çok açık bir şekilde ortada durur.
Sayın Başkan çok önemli bir belge. Şu Kamu İhale Kanunu Tebliği'nin Ek 22. Bakın bu dosya KİPTAŞ açısından pürü-pak olduğunun belgesidir. Tüm ihalelerimiz incelenmiş Sayın Başkan, 3G'ler dahil. Sayın Başkanım ve Sayın Savcım, , Muhasebat Genel Müdürlüğü, Muhasebat Kontrolorleri Başkanlığı tarafından yapılan inceleme raporu: KİPTAŞ'ın yaptığı iş ve işlemlere ilişkin mevzuat hükümleri bakımından incelenmiş. Rapor tertemiz ama iddianamede yok. 3-1-1 maddesinin de doğru uygulandığı orada şerh edilmiş. Diğer bir önemli husus: Sayın Başkan, bu eylemde Pendik ile ilgili de, yani 30 no'lu Eylem'le ilgili de benim söyleyeceklerim budur. Sadece 30 no'lu Eylem karşınızda olsaydı ve ben savunma yapsıydım beni tutuklar mıydınız? Veya tutuklu yargılar mıydınız bu kadar delille?
Şimdi bir de örgüt üyeliğiyle suçlanıyorum Sayın Başkan. Ben KİPTAŞ Genel Müdürü olarak, Yönetim Kurulu Başkanım , benim örgütteki yöneticim . Yani Türk Ticaret Kanunu'nda aslında kurum mevzuatı zaten emredici hükümler vermiş; ast-üst ilişkim olan bir kişiyi bana örgüt yöneticisi olarak tarif etmişler. Örgüt yöneticilerinin kendi işindeki hiyerarşide çelişkili olduğunu gösteren en somut ifade de aslında diyor. ne demiş? 'Ben 'a güvenmiyorum, kendi ekibini kuruyor' demiş. Yani nasıl bir örgüt yöneticisi ki örgüt üyesine güvenmiyor; ki iyi güvenmiyor. Diğer bir konu Eylem 29; nasıl bir örgüt yöneticisi ki , şüpheli 'ın iddia odur ki alacağı 500 bin dolar rüşvete engel olmuşum ben icra yoluyla tahliyeyle; örgütün gelirine engel olmuşum. Böyle bir örgüt üyesi mi olur?
Telefonlarım Sayın Başkan, benim telefonumda 3600-3800 arası herhalde numara vardır; 40 kişiyle telefon görüşmemi örgütsel faaliyet olarak göstermişler. O dönemdeki telefon görüşmelerime bakın; Meclis'ten de çok insan vardır ve siyasi parti farkı olmadan Bakan dahi vardır. Yani her telefonla görüştüğümüzde örgütsel ilişkimiz olsa yandık yani. Dolayısıyla ben kimsenin bir örgütsel yapılanması olduğunu görmedim bu süreçte. Böyle bir şeyi de kabul etmiyorum. Türk Ticaret Kanunu'nda belirtilen resmi kurumsal yapılanmamızın bize örgüt olarak isnat edildiğini söyleyeyim ve bu suçu da kabul etmiyorum tabii ki.
Toparliyorum Sayın Başkan. Sayın Başkanım, sınırı aşmamak için biraz mete bağlı kalmak istiyorum. KİPTAŞ'taki yöneticilik dönemimde iddia ediyorum; genel kurullarımızın geç tescilin den bahsettim, pandemi, deprem, İBB Meclisi'nin bize karşı olan tutumu, Türkiye'nin en zor ekonomik dönemlerinde değlendirdiğimizde yönettiğimiz şartlar bakımından iddia ediyorum; KİPTAŞ'ın en başarılı yönetimini sergiledik. Rakamlar ortada. Batık bir şirket devraldık, ihaleye giremiyordu, Genel Müdürlük binası ipotekliydi. Şu an Türkiye'nin en büyük 11. şirketi. Bakın devam eden işlerimiz tamamlansın ki yıllara sari olduğu için göreceksiniz; ilk 10'a da girecektir. Ve KİPTAŞ kamudan bir kuruş ihale almamıştır. İyi yönettik, iktisatlı davrandık ve şeffaf olduk Sayın Başkanım.
Sayın Başkanım, burada 4 tane genel, 9 tane de ek mal beyansım var. Ben kamuda 15 yıl çalıştım ve 13 mal beyansım mevcut. Bu konuda o kadar hassastım ki; çünkü yönettiğim alan gereği müdürken 700-800 milyon liralık keeşif özetlerine imza atıyordum. Hakkimda bir tane olumsuz MASAK raporu yok Sayın Başkan. Dijital verilerimi verdim; telefonumun şifresini, PIN kodunu, PUK koduna kadar verdim; bir tane olumsuz bulgu yok. Ne bilgisayarımda ne telefonumda 'bir suç unsuru bulunamamistır' diye yazıyor ki çoğu kişide bu yazmıyor. Bende o da yok, MASAK raporu da yok. Ama ben tutuklanmadan 20 gün önce tüm mal varlıklarıma el konuldu. Ben bir holding yöneticisi değilim; iki tane hesabım var: Biri maaş hesabım, biri de birikim hesabım. 20 yıldır belki aynı hesapları kullanıyorum. Kanun ne diyor; varsa bir şey 3 ay içerisinde devam edersin, en fazla 2 ay uzatırsın; bir yıl oldu.
Ben bir gün şantiyede, benim İzmir'de şeyim vardı, onu da savcı sordu, onlara da anlattık belgelerle. Sayın Başkan, size bir rapor sunduk. KİPTAŞ'taki gelirlerimi ve maaşımı düşük göstermeye çalışıyorlar. KİPTAŞ'taki maaş dekontlarımızı, vergi iadelerimizi ve vergi beyanlarımızı sunduk; vergi iadesi aldım, onları da ekledik. KİPTAŞ ve TOKİ gelirlerime dair bir rapor hazırlattım. Ben TEMA projesinden bir ev aldım; iki katlı, düpleks, bahçeli, "ikiz villa" diyebileceğiniz bir yer. Sayın Başkan, ben bu evi maketten aldım. TEMA 2 projesinin detaylarına girmiyorum; evi maketten 6,8 milyon liraya aldığımı belgeliyorum; bana ise "2,5 milyon dolara ev almış" diyorlar. Bu bir yatırım tavsiyesi değildir ama 2,5 milyon dolarım olsa Halkalı'ya mı giderim? Evin değeri o seviyede de değil. Mal beyansım üzerinden, sanki 25 yıldır hiç çalışmamışım ve haksız bir kazanç elde etmişim gibi algı yaratılıyor; oysa belgelenemeyen tek bir olumsuz masraf raporu yok. Gelirlerimi kuruşu kuruşuna belgeliyorum; alt alta koyduğunuzda fazlası bile çıkar.
Dolayısıyla sanki 13 yıl üst düzey yöneticilik yapmamışım gibi, Sayın Başkanım, maalesef bizi gelirlerimiz üzerinden manipule etmeye çalışıyorlar. Bu nedenle, mal varlığımın üzerindeki tedbirlerin ivedilikle kalkmasını istiyorum. Türk yargısının beni muh taç hale getirmeye hakkı yok. Varsa bir kanıtı ortaya koysun; ama bir rapor, olumsuz bir durum yok çünkü olamaz, mümkün değil. 1 yıla yakındır hesaplarımda bloke var; maaş hesabımı ve vergi iadesi yatan hesabımı bile blokladilar Sayın Başkan, Sayın Savcı. Ben KİPTAŞ'ı 2019 yılında yeteneklerimi, tecrübemi, vizyonumu gösterebilmek için heyecanla geldim. 15 yıllık devlet memurluğundan istifa ettim. Bu süreçte çok ciddi mağduriyetler yaşadım. Benim 2 tane çocuğum var; biri 7 yaşında, biri 12 yaşında. Benim çocuklarım cezaevine geliyor, olayları biliyor. Benim kızım bana diyor ki: "Baba, peçete lazım. Bulur musun gardiyan amcadan?" Dedim ki: "Bende var, vereyim." "Ama" dedi, "sana lazım olur içeride, burnumu koluma silerim." Şimdi bu çocuklara biz bunu niye yaşatıyoruz?
Özetle Sayın Başkanım; Eylem 27: Bahattin Bey "Bir ay yazışma geciktirdi, hakediş geciktirdi" dedi. 4 günde yazdığımızı, hakedişten önce paraları ödediğimizi gösterdim. Eylem 28: "500 bin dolar verdim" dedi, sunduğu evrak ortada. Parayı verdim diyen "verdim" demiyor, nasıl verdiğini belgeliyor. , Altan adindaki elemanı bunu teyit ediyor. Ne 'le aracı olan ne 'le baz HTS'm bile yok. İddianamadeki çarpıtmaları zaten size anlattım. Eylem 29: Petek Okulları... Dediğim gibi kamu malına sahip çıktık diye vatandaş bunu engellemeye çalışıyor, dolandırılıyor, buradan yargılanıyorum. Konuyu iyi anladığınızı düşünüyorum. Mahkeme kararı bizim lehimize. İcra yoluyla tahliye etmişiz. Eylem 30: Ali Malaz'ın çarpıtılmış iddiası var. Mahkeme kararlarını yok sayarak kendi lehine olanları sanki anlatımş ki lehine de bir karar yok bu arada. Bunları da mahkeme kararlarıyla belgeledim. Satışların ekspertiz değerinin üstünde yapıldığını, herhangi bir Kamu İhale Kanunu'na göre iş yapmadığımız için Kamu İhale Kanunu tebliği gereği bir kamu zararı olmadığını bunu MASAK raporuyla da belgeledim. Dairelerin satışlarını diğer üçüncü alan kişileri tanımıyorum çoğunu. Almasında usule esas bir sorun olmadığını, bedelin üstünde aldığını, projede zarar olmadığını da söyledim.
Aslında baktığınızda 2 dakikada ben size tüm iddialarımı, iddianameimi özetledim. Hakkımdaki iddialar saptı, pişmanlık duyulan soyut iddialara dayanmaktadır. Suç işlediğime dair hiçbir delil yoktur. Kaçma şüphem kesinlikle yok. İlk operasyondan bir buçuk ay sonra, hesaplarıma el konulmasından 20 gün sonra gözaltına alındım. Yeşil pasaportu olan biri için kaçmak çok kolaydı. Deliller zaten toplandı, fazlasını ben dosyaya sundum. Dosyada zaten bence delil yok. Herkese iftira atabilirsiniz ama KİPTAŞ gibi yazışma kültürü bu kadar kuvvetli, kurumsal yapısı bu kadar sağlam olan bir şirkete bunu yapamazsınız.
Bu süreç bana ne kazandırdı? Dosyayı kapatabiliriz. Bu süreç bana; ailemi, başta eşimi ve özellikle çocuklarımı çok çalışmak uğruna ne kadar ihmal ettiğimi öğretti. Açık söyleyeyim; 7-8 yaşlarında bir kızım, 12 yaşında bir oğlum var. Maalesef pandemide uzaktan eğitim süreciyle akademik olarak yeterli eğitimi alamadılar. Oğlum bu sene sınava girecek ve ben bu yaz çocuğumun yanında olmak zorundayim. Bu savunmamla da tutuksuz yargila-nabileceğime inanıyorum. Çocuklarımın hayatının bu kadar kritik bir döneminde bu kadar mesnetsiz, soyut iddialarla tutuklu kalmak; devlete bu kadar hizmet etmiş biri olarak, sıfır sicilinde bir pürüz olan biri olarak çok ağrıma gidiyor. Petek Okulları tamamen öyle. Devlet malinına sahip çıktığım için beni yargılıyorsunuz şu anda. Pendik için de aynı şey geçerli. İkisinde de lehimde mahkeme kararı var.
Bu süreçte beni hiç yalnız bırakmayan gerçekten eşime, kendini aştı, çok güçlü olduğunu biliyordum. İyi ki benim eşim, iyi ki çocuklarımın annesi. Beni hiç yalnız bırakmadı, çok teşekkür ediyorum. Arkadaşlarıma da çok teşekkür ediyorum, onlar da beni yalnız bırakmadılar. Bugün KİPTAŞ'tan birçok arkadaşım burada. Ne kadar iyi bir aile olduğumuzu eşim zaten biliyordum da burada da göstermiş oldu. Tarafıma sorulacak her soruya cevap vermeye, attığım her adıma hesap vermeye hazırım. Hem hesaplarımdaki blokelerin kaldırılmasını hem de tahliye edilerek beraatime karar verilmesini talep ediyorum Sayın Heyet, Sayın Savcı. Allah size vicdanı, hakkaniyetli karar vermenizi sağlayacak gücu nasip etsin diyorum.
İlgili Eylemler
Bu analiz yapay zeka değerlendirmesine dayanmaktadır. Hatalar veya yanlış bilgiler içerebilir.
