Savunma

Barış Kılıç Müdafii Av. Cansu Çifçi Savunması

Müdafi savunması·Barış Kılıç·22 Haziran 2026 · Kaynak

Sayın Başkan, sayın heyet, zaten burada müvekkilim gayet detaylı bir şekilde kendisinin bilgisi, yani daha doğrusu görev alanında olmayan yerleri dahi bilgisi ışığında anlattı. Bu konuda açıkçası Kültür A.Ş.'de plan organizasyon müdürlüğü nedir? Nasıl iş yapar? Bu bölümler nelerdir? Nasıl oluşturulur vesaire. Bunların çok net şekilde sizler tarafından da anlaşıldığını düşünüyorum. Ben bu hususlara çok girmeyeceğim, yani biraz gireceğim de savunmamı da çok da uzatmadan aslında birtakım değerlendirmeler yapacağım. Öncelikle bu iddianameden bahsetmek gerekir. İddianamede, işte yönünden 16 tane eylem var. Bu 16 eyleme baktığımızda aslında müvekkil açısından şu eylemde, işte atıyorum, 79 no'lu eylemde “ ihaleye şu şekilde müdahale etmiştir, şuradan şu kadar kâr elde etmiştir” gibi bir değerlendirme yok. 81'de yok, 83'te yok, diğerlerinde yok. Eylem 118'de rüşvetten ve mal varlığı değerlerini aklamadan bahsediliyor. Bunlara dair bir tespit de yok. 'ın hangi suçu, yani isnat edilen hangi eylemini nasıl işlediğine dair bir tespit yok. Burada kendisi siz sormadan zaten anlattı. Birtakım eklemeler olmuştu, siz hatırlattınız kendisine. Ona itham edilen tek şey tanık beyanları ve birtakım etkin pişmanlıkçıların beyanları. Onların haricinde şu işi şöyle yaptı, şu usulsüzdür, şu iş yapılmadı denilecek bir şey var mı? Siz de gördünüz, yok. Zaten biz en başından beri bunu söylüyorduk. İlk savcılık aşamasından beri bunu söylüyoruz. Sulh cezada da bunu söyleyip düzgün bir şekilde anlattığımız için, zaten bize emniyet ifadesindeki sorulan sorularda da bunlara dair bizimle ilgisi olmayan, daha çok reklam panoları ile ilgili sorular sorulmuştu. Bizim bunlarla alakamız yok dedik. Sizinle alakanız ne var? İşte gizli tanık bilmem kim, Çınar var, şu var, bu var denilen şey şu: 'un sağ kolu! Bir diğeri de diyor ki “Bütün ihaleler Barış'tan geçer.” Sadece şu iki beyanla müvekkil tutuklamaya sevk edildi. 4. Sulh Cezada biz tutuklama ile ilgili incelememizi geçirdik, sorgumuz çıktı. Ve hâkim dedi ki yani bununla tutuklanacak bir isnat yok. Tutuklamayı gerektirecek bir kuvvetli suç şüphesi, bir delili yok diye zaten bizim hakkımızda adli kontrol tedbiri uyguladı. Adli kontrol tedbiri uygulandıktan sonra herhangi bir şekilde dosyaya yeni delil girmeden veyahut da müvekkilin bir suç işlediğini gösteren somut bir delil olmadan hakkında tutuklamaya yönelik yakalama kararı çıkarıldı.

Barış Kılıç / Nuri Cem Ceylan Müdafii

Kendisi o süreçleri de anlattı. Biz bu süreçte baktık, dedik ki aslında asliye cezaya çıktığımızda hani ekstra diyeceğimiz bir şey var mı, dosyaya gelen bir şey var mı? Hâkime hanım da "Hayır, yok, ben zaten bilmiyorum" dedi. Ben şimdi ilk tutukluluk değerlendirmemizde taleplerimizi aldığımız zaman da şunu söylemiştim, hatırlarsınız. Bizim ilk tahliyemizden bugüne kadar dosyada 'ı tutuklanmasını gerektirecek herhangi bir delil var mı? Yok. Bakın, 1,5 sene olmuş hala dosyada bir şey yok. Hala dosyada Barış ile ilgili birbirini tekrarlayan tanık ve etkin pişmanlıktan faydalanan sanıkların beyanı var. Yani iddianame öyle bir oturtulmuş ki görüyorsunuz kopyala yapıştır. 'in beyanı bir yerde, 'in beyanı bir yerde. Hepsi de kalıp şekilde aynı ifadeleri vermiş ve iddianame açıkçası bir örnekleme yoluyla oluşturulmuş. Şimdi ceza hukukunda böyle örnekleme yöntemi ile bir iddianame oluşturulduğunda, sizler de kaç senelik hâkimlersiniz hani, denk geldiniz mi? Ben denk gelmedim. Ben de 13 senelik, 14 senelik avukatım. Hani bu şekilde bir isnatla açıkçası kalkıp da örneklemelerle tanıkların ifadelerini aynı kişi, aynı veyahut da işte Ahmet, Mehmet, işte Ayşe, Fatma bunları bunları söylüyor. E bakıyorsun ne söylüyor? Farklı bir şey söylüyor mu? Hayır, söylemiyor. Ahmet gidiyor, iki kere, üç kere ifade veriyor. Her verdiği ifadede 'la ilgili işte 'in beyanı mesela, şablon şekilde oluşturuluyor. Etrafına başkalarının ifadelerini eklenmiş, onlar hakkında beyanları gitmiş gelmiş. Şimdi bu hususta bu tanık anlatımlarıyla beraber bir yere varamayacağımızı sizler de en az bizler kadar iyi biliyorsunuz. Şimdi bu iddianame, dediğim gibi, tanık anlatımları var, bir de bir bilirkişi raporu sözüm ona bir rapordan bahsediliyor, bir bilirkişi raporundan bahsediliyor. Rapor meselesine gelirsek bu yönünden söyleyeyim 16 eylemden ile ilgili 15'i iki farklı tarihte düzenlenmiş işte bir işlerin sayısı değişmiş artmış çoğalmış neyse. Şimdi sizler de çok iyi biliyorsunuz ki bilirkişi heyeti nasıl oluşturulur. Bilirkişilerin yasaklı olduğu haller bellidir. Bu dosyadaki bilirkişilere bakıyorum bunu savcılık bile atamamış bunu hazine ve maliye bakanlığından görevlendirilmiş. Dosyanın işte müşteki işte katılanı neyse bakıyorum bir tarafı müdahil tarafı yine aynı bakanlık. Yani kendi bakanlığın çalışanı yasaklı bir şekilde bu dosyaya girip müdahil olunan dosyada bilirkişi raporu düzenleniyor. Sizler hakkında hakimlerin yasaklı olduğu hakimlerin çekilmesi gereken maddeler CMK kapsamında 69'a 1 yine bilirkişiler için de uygulanması gerekiyor. Yine CMK 64'e 3 kişiler bilirkişiler çalıştıkları kurumlar hakkında onların müdahil olacakları dosyalara bilirkişi raporu düzenleyemezler görev yapamazlar diyor. Biz burada apaçık şekilde bilirkişilerin yasaklığını görüyoruz dolayısıyla bu raporla şu anda içeriğine girmiyorum. Bu raporlarla hiçbir kimse için hüküm kurulamaz veyahut da hiçbir kimse için de bir kamu zararından bahsedilemez.

Barış Kılıç / Nuri Cem Ceylan Müdafii

Burada yine bilirkişiyle ilgili beyana girerken -Fatih Bey sunumu bir açabilir misiniz?- bu en son sayfada kalmıştık bilirkişi raporu diye. Sondan 4 olması lazım. Evet. Şimdi bilirkişi raporuna bakıyoruz müvekkil bu tablo 69'u anlatmıştı ben de tablo 70'i anlatacağım burada. Tablo 70'te diyor ki işte işin adı bu daha sonra kalkmışlar işte 3G istisnasının da üstüne çıkarak ne zaman çıkıldığına dair bir tespit de yok kalkmışlar 3G'nin üzerinde 3G limitin üzerinde bir bedelle bir sözleşme yapılmış ihale yapılmış iş verilmiş ödemeler yapılmış bu diyor ki apaçık şekilde hukuka aykırıdır. Ben de şunu söylüyorum şimdi sözleşme yapıldıktan sonrasında sizin önünüzdeki sayfadan görebiliyor musunuz ha tamamdır sözleşme yapıldıktan sonrasında bazı işlerde iş artırımı olmuş. Bu iş artırımı ne zaman yapılmış buna dair bir tespiti var mı yok. Ben şunu söyleyeyim bu sözleşmeler yapıldıktan sonrasında yaklaşık kimi olayda 5-6 ay sonrasında ve her olayda da bu yok bu arada 3-4 tane eylemde sanırım bu var ortalama 5-6 aylık bir süreç sonrasında bu işin bu kadar miktarla yapılamayacağını kanaatine varılarak belirli bir miktarda iş artırımı yapılıyor. Bu iş artırımını yapılırken önceki dönemin yani 1 Şubat tarihinden önceki mesela ben buraya örnek olarak tablo 70'te görülen kısım için 2024'ü koydum görüyorsunuz 1 Şubat'tan sonrasında eşik değer ne kadar artıyor. Burada bir kamu zararına sebebiyet verecek veyahut da 3G istisna limitini arttıracak bir husus var mı baktığımızda, hayır yok. Bu insanlar bunu bu şekilde 3G'yi dolanarak limitleri arttırarak yapmak isteselerdi niye 4-5 ay sonra 6 ay sonra bir sözleşmede işte bedel artırımı talep artırımı istem artırımı yapsınlar. Yapardı 1 Şubat'tan sonra yapardı 2 Şubat'ta yapardı 3 Şubat'ta yapardı. Madem kendi değerine özgü örgüte müzahir firmalarla çalışıp onlara kar elde etmek istiyorlarsa zaten olayın ne kadar bilirkişilerce de araştırılmadığının göstergesi bu. Siz daha öncesinde şunu söylemiştiniz biz buradaki sözleşmede yazılan miktar evet kamu zararı olarak ele alamayız ben de bu konuda sizlere katılıyorum yerinde bir tespit. Burada zaten sözleşmedeki aradaki farkı almış kamu zararı diye yansıtmış. Şimdi bir şeyin kamu zararı olabilmesi için Sayıştay denetiminden geçmesi bunun da tespit edilmesi gerekiyor. Geri dönüp bakıyoruz 2019'dan 2025'e kadar olan bütün Sayıştay denetimlerinde bir Kültür A.Ş. yönünden herhangi bir olumsuz şurada kamu zararı denilecek bir tespit var mı, hayır yok. O zaman neye göre Sayıştay'ın göremediği kamu zararını bilirkişilerimiz görmüş bunu da anlamakta güçlük çekiyoruz. Şimdi yine şunu da bahsedeyim iddianamenin girişinde şu şekilde bir şey söyleniyordu. Hayatın yani özellikle müvekkilin nezdinde söyleyeyim ben size çünkü dediğim gibi sadece beyanlar var tanık ve sanık anlatımları. Hayatın olağan akışı içerisinde tesadüf ile açıklanmasının mümkün olmadığı değerlendirilmiştir diyor bu kadar muhtelif birden fazla kişinin aynı şeyleri söylüyor olması. Ben de görüşe katılıyorum açıkçası evet aynı şekilde değerlendirilemez çünkü kopyala yapıştır ifadeler var bunu da bir kenara koyuyorum az önce müvekkilim kendisiyle ilgili beyanlarına bahsederken siz de fark ettiniz. Daha sonrasından etkin pişmanlıktan faydalanan kişilerin belirli bir avukat grubuyla belirli bir büroyla zaten bunlar dosyada var bir tanesi işte Albayrak hukuk grubu diye bir grup bunlarla çalışıldığı görülüyor. Şimdi ben de iddianamede yapılan tespiti döndürüp buraya soruyorum. Etkin pişmanlıktan faydalanan kişilerin devamlı şekilde aynı hukuk bürosuyla çalışıyor olmasının hayatın olağan akışı içerisinde tesadüf olarak değerlendirilmesi mümkün mü değil mi. Bence değil. Yani bu kadar tesadüf olmaz ki İstanbul barosundan bahsediyoruz. Bu hususu da bu şekilde bildirmek isterim. Şimdi eylemler bazında ben tek tek tek savunma yapmayacağım. Zaten müvekkil de aynı şekilde yaptı genel bir savunma yaptı.

Barış Kılıç / Nuri Cem Ceylan Müdafii

Müvekkilim neydi? ...bölümlemelerden sorumlu, yani bölümlemelerden sorumlu demeyeyim; bölümleme yapan birimlerden bir tanesi. Sonraki slayta gelebilir miyiz? Yazı da çok kötü gözüküyor ama ben, siz de ekranınızda görüyorsunuz, ben alttakini de okuyabilirim. Şimdi ilk kısımdaki bölümlemenin altında talep eden mesela birim şefi işte Bülent Kaval, Etkinlik Programları ve İçerik Şefi. Diğeri talep eden birim müdürü, Kültür Etkinlikleri Müdürü. İşte onayı, , o dönem Genel Müdür Yardımcısı sıfatıyla, bir diğer onayı vermiş. Yanındakine bakıyorum diğer satın alma talep formunda, Gökhan işte Reha Öztunalı Etkinlik Programlama ve İçerik Şefi talep eden. Talep eden birim müdürü Seher Büyükyılmaz vekaleten Kültür Etkinlikleri Müdürü olarak şey yapmış, talepte bulunmuş. Şimdi müvekkilin sunumunda biz anlattık, nasıl bölümlemelerle ilgili satın alma talep formları oluşturuluyor vesaire yapılıyor, orada müvekkilin imzası var Plan Organizasyon Müdürü olarak. Sanki bütün bölümlemelerin hepsi benim müvekkilin biriminden sorumluymuş gibi de bir anlatı var, hayır. Sadece Kültür Plan Organizasyon Müdürü değil, burada gördüğünüz Kültür Etkinlikleri Müdürü de istiyor, Etkinlik Programlama ve İçerik Şefi de istiyor, isteyebiliyorlar. Çünkü 3G kapsamında doğru düzgün bir ihaleye çıkıp bu işi kamu menfaatine uygun bir şekilde, teknik şartnameye uygun bir şekilde yapılabilmesi için Kültür A.Ş.'nin kuruluşundan bu yana kadar olan süreçte yani 20 küsur seneden de öncesi ve de ben hatta 20 senelik bir baremi alacağım ve sizlere de bunlarla ilişkili zaten bölümlemelerin, örnek kendimin bulabildiği bir takım bölümleme evrakları var, talepler var. Bunları da size sunuyorum. Örnek bölümlemeler, önceki yılların 2017, 2018 bunlardan satın alma talep formları var. Zaten birkaç tanesini biz görselimizde sunduk. Daha sonrasında bunlarla ilgili satın alma talep formu oluşturulduktan sonrasında gidiliyor ihale birimine, bunlar uygun mu, bu şekilde şartnameye uygun bir şekilde bir bölümleme mi yapılmış yani hangi işler nasıl istenmiş işte bir tane hoparlör, bir tane çadır, bilmem ne, şunlar bunlar ayırımı yapılmış. Daha sonrasında birim fiyatlarla ilgili yine müvekkilin birimi harici bir birimde bu birim fiyatlar belirleniyor ve en sonunda tam bir şablon oluşturuluyor. En sondaki evraklarda Sayın Başkan, 2016'dan beri olan o birim fiyatların hepsinde çektim yani ulaşabildiğim kadarıyla diyeyim siz benden daha çok ulaşabilirsiniz veya daha kolay ulaşabilirsiniz, bunları da isteyebilirsiniz. Ben örnek olsun diye koyuyorum. Yani müvekkil burada bölümleme yaparken ya da satın alma talep formunu oluştururken bu organizasyon için bunlara bunlara ihtiyaç var derken, birim adet sayısını yaparken burada hiçbir şekilde fiyatları görmüyor. Fiyatla bir işi yok.

Barış Kılıç / Nuri Cem Ceylan Müdafii

Zaten yani dosya kapsamında işte bir pet bardak işte 1 lira olması gerekirken 5 lira oldu gibi bir iddia da var kimi yerlerde kimi eylemlerde. Ben de şunu söylüyorum bakın, birim fiyatlar bunlar bunlar belli. Madem öyle, böyle bir iddia var Ticaret Odası'na yazılsın yazı, hangi firmaların hangi işi hangi birim fiyatlarla yapması gerektiğine en azından ortalama bir bedelin olması gerekiyor. Bundan gelsin bu yazıyla beraber tespiti yapılsın. Herhangi bir tespit olmadan bu girip fiyatına aykırılık neye göre belirlenmiş, bu da zaten apaçık bir soru işareti. Bu taleplerin içerisinde bu var, yine en sonda zaten talep kısmında bunu da yineleyeceğim sizlere. Burada dedim ki müvekkil daha çok bölümleme yapıyor, bölümleme üzerinden gidiyor. İş bu, kendisinin herhangi bir şekilde görmüyor ve müvekkilin bir diğer işi aslında şu; kendisi ihaleye, ihale diyorum sürekli ihale dendiği için aslında 3G'nin ihale olmadığını sizler de bizim kadar iyi biliyorsunuz, ihaleler yapıldıktan yani sözleşmeler imzalandıktan sonra artık bu işi alan yüklenici firmanın işe başlaması gereken bir süre var. Atıyorum, 3 Mart. 3 Mart'tan itibaren işi sonlandırması gereken süre ne? 7 ay sonrasında, Ekime kadar, 3 Ekime kadar bu işi ne şekilde düzgün yaptığı, teknik şartnameye uygun yapıp yapılmadığı yani işin varlığına dair bir tespitin, işin hakkını verilerek yapıldığına göre, yapılması gerektiren bir tespit kim tarafından yapılıyor? Müvekkil ve müvekkilin bağlı olduğu birim ekip arkadaşları tarafından yapılıyor. Yani ben şunu söylüyorum; bizim ihale öncesinde herhangi bir dahilimiz yok. İhalede bir dahilimiz yok. Bizim asıl işimiz bu ihaleler yapıldıktan sonra firmalar işlerini yaptı veyahut da yapmaya başladıkları o süreç içerisinde burada sorumluluk. Zaten kendisi de anlattı burada kendisinden önce dinlenen, etkin pişmanlıktan faydalanan 'na da özellikle ben sordum, Kültür A.Ş.'de ve özellikle Plan Organizasyon Müdürlüğü'nün yapmış olduğu herhangi bir işte yapılmayan bir iş yapılmış gibi gösterildi mi veyahut da usulüne uygun şekilde yapılmayan bir iş usulüne uygun şekilde yapılmış gibi gösterildi mi? Her ikisine de hayır dedi. Çünkü ben siz az önce müvekkil savunmasını yaparken bir harici verdim yani bayağı bayağı görsellerin olduğu hani 2019'dan 2025'e kadar her yıl için ve ay ay yani bunları da zaten bulabilmemiz de biraz zor da Allah'tan müvekkil biraz daha yedekli de çalışıp kontrollü gittiği için onun titizliği sayesinde bir yerde edinebildim bu evrakları da. Burada yapılmayan bir iş var mı? Yok. Bütün görselleri var mı? Var. Neyden dolayı sorumlu tutuluyoruz? Aslında hiçbir şeyden. Sadece “'un sağ kolu” demiş birisi, diğeri demiş ki “ihaleler Barış'tan geçer.” E ben ihaleye sadece üye olarak katılabiliyorum. İsnat edilen eylemlerin bir kısmında zaten yedek üye dahil değil. Ya bunları da söyledik. Yedek üye dahi olmadığı eylemden niçin sorumlu? Yedek üye olmam da asil üye olmam da sorumlu tutmaz beni, yedek üye olmam da sorumlu tutmaz ama bir önce yokluğun tespitini yapalım, bu bir. İkincisi, yedek üye olduğum ihaleler var. Ben onların hepsini çıkarttım. Yine arkadaşlar alabilirseniz; Eylem 81, 90, 79, işte 91 olabilir, diğerleri... Diğerlerini sonra belirteceğim. Ben sadece çok basit bir araştırmayla müvekkilin hangi eylemde, hangi komisyonda var olup olmadığını ispatlayabildim. Ama soruşturma makamı tarafınca maalesef ki bu yapılmadı. Bu da onların büyük bir eksikliği olup müvekkilin dahil olmadığı bir şeyden ne şekilde sorumlu tutulduğuna dair bir tespiti onlar yapmıyor, ben de diyorum ki ben yokum. Olmadığım şeyden sorumlu tutulamam. Var olduğum ihalelerde de yani teknik üye olarak bulunduğum ihalelerde de benim işim sadece orada ihale kurulunda bulunmak. Ne ben fiyat belirlerim, ne hangi firmalar davet edilecek, hangi usulde bu ihaleler yapılacak bunun tespitini de ben yapmam. Bunu da anlattık size, görsellerde sunduk. Ben yine sunumu da daha sonrasında size de veririm, belki PDF kalmayabilir, çıktısını da almıştım.

Barış Kılıç / Nuri Cem Ceylan Müdafii

Siz burada da göreceksiniz ki ihale ve satın alma şekli vesaire bunların hepsi etkili. Firma havuzunda nasıl firma seçiliyor? Ve bunlar da belliyken hangi usulle burada ihaleleri belirliyor? Hangi usulle, hangi tespitle ihaleler için olur verebiliyor veyahut da firmaları koyuyor, 'şu firmaya bu ihale gidebilecek' diyebiliyor? Buna dair yine bir şey yok. Sadece sözlü beyan. Birisi de çıksın benim için desin ki: 'Cansu Çiftçi de işte bütün adliyedeki dosyalardan sorumludur. Eğer ki şu mahkemeden karar almak istiyorsanız Cansu Çiftçi'ye gidip vekalet vermeniz gerekiyor.' Yani bunun kadar abes bir şey, bunun kadar dedikodu, tevatürden ilerleyen bir araştırma yapılamaz. Yapılmaması gerekiyor ama müvekkil bu ithamlardan dolayı burada 1,5 senedir tutuklu sayın başkanım. Ki daha öncesinde zaten tahliye edilmişti çünkü hakkımızda delil yoktu, hâlâ delil yok. Şimdi burada bahsettiğim bölümlemeleri, hak edişleri vesaire söylüyorum. Bölümlemelerle ilgili yine şunu da belirtmek istiyorum; burada işte niçin sürekli 3G ile yapılıyor, 3G nedir, 3G şudur budur vesaire... 3G'nin kanuni bir zorunluluk olduğunu, daha doğrusu kanuni bir hak olduğunu, kimsenin de olmayan bir şeyi talep edip bunun üzerinde olmayan bir şeyi de çıkarıp da yapmadığını da hepimiz yine hemfikiriz. Ve burada benim iddiamı doğrulayan ayrıca Sayıştay'ın denetim raporu var. 2019 yılı denetim raporu var. Oradan çok küçük bir kısım okuyacağım size: 'Şirketin toplam tutarı şu kadar TL'ye ulaşan organizasyon ve kültürel işlerin parçalara bölünerek kanunun 3G maddesi fıkrası kapsamında ihale yapılmaksızın temin edilmesi mümkün olmamakla birlikte, 4734 sayılı Kanun kapsamında yüklenilen nitelikteki alımlar için kanunun 3. maddesinin G fıkrasında yer alan limitin uygulanmamasına yönelik mevzuat değişikliği yapılmasının uygun olacağı değerlendirilmektedir.' Yani siz bu firmaların —A.Ş. tüzel kişiliği olan bir firma, Ticaret Kanunu'na tabi bir firma aslına baktığınızda— 3G'den faydalanmasını istemiyorsanız mevzuat değiştirin. Limitlerle ilgili sıkıntı yaşamak istemiyorsanız mevzuat değiştirin. Burada en üstteki normlar bütününden müvekkil veya çalışma arkadaşları niçin sorumlu tutulsun? Biz niye kendimize verilen hakkı kullanmayalım? Zaten bölümlemelerin ne amaçla, ne şekilde yapıldığına dair hususları anlattık. Ben size burada verdiğim evraklar içerisinde, örnek bir çadır temini ile ilgili görsel yansıttım. 2018 yılındaki —yani CHP döneminden önceki İBB, AKP döneminin İBB'si ile— 2023 yılında yine bir çadır temini ile ilgili işteki iki tane kıyaslama koydum. Aynı bölümleme var mı? Var. Onda var mı? 2018'de var, 2023'te var. Verdiğim evrakların içerisinde 2016'da var, 2017'de var, 2020'de var, 2023'te var. Yani az önce müvekkil de bahsederken, 'Biz buraya geldiğimizde biz yeniydik. Ben vardım yeni olarak, vardı, diğerleri zaten buraların eski çalışanıydı. Biz bir şey doğru dürüst bilmiyorduk.' dedi. Geldiğiniz şeyi bilmediğiniz yerde en iyi yapacağınız iş; önceki işi örnek almak, onu kopyalamak, onu sürdürmektir. Orada usulsüz bir şey var dense, o zaman bu bir şekilde Sayıştay tarafınca tespit edilir, bir mevzuat değişikliği veya bir denetim raporuna zaten bu husus konulurdu. Sayıştay, bunca zaman buna dair bir olumsuz tespit yapmamış; hizmet ayrımı ayrı demiş, mal ayrı demiş, bunların birleşimi organizasyon ayrı demiş, bunların bir arada ihale edilmesinde bir sıkıntı yok demiş. Limit artırımları, bedel artırımları, iş artırımları daha doğrusu 3G istisnasının dışındadır demiş. Yani burada bunlara dair bu denli somut tespitler varken, öncesinde de yapılırken ve bu dönemin iştirak çalışanları da önceyi kopyalıyorken, önceyi örnek alıyorken diyeyim daha doğrusu, burada niçin suçlanıyoruz? Benim sunamayacağım, müvekkilin sunamayacağı, ispatlayamayacağı herhangi bir iş yok. Buna iddianamede de buna dair bir tespit de yok Sayın Başkan.

Barış Kılıç / Nuri Cem Ceylan Müdafii

Hak edişlerle ilgili evraklar zaten var. Ben çoğunu da size sundum. Yine arzu ederseniz siz de bunlara dair bakabilirsiniz. Diyorum ki birim fiyat belirleme benim işim değil kardeşim. Buyurun, birim fiyatla ilgili bir sıkıntı varsa İTO orada. Gidin yazı yazın. Neye dair bir tespit yapılmış? Buyurun, bunu da kullanalım. E burada böyle bir şey de yok. Sonrasında gelip bakıyoruz sadece müvekkile isnat edilen hususlar tanık beyanları. E tanık beyanları ben nereye kadar dikkate alacağım? Tanık beyanlarının hükme nasıl esas alınıp alınmaması gerektiğini siz benden çok çok daha iyi biliyorsunuz. Bu konu hakkında da zaten değerlendirme yapmayı artık kendime de zul görüyorum, size de zul görüyorum. E burada etkin pişmanlıktan faydalanan insanların beyanları var. Etkin pişmanlıktan faydalanan insanlar tabii ki de kendilerini kurtarmaya matuf ifadeler verecekler. Bunun haricinde bir şey söyleyecekler mi? Hayır. Yasaklı bilirkişiler tarafından bir rapor düzenlenmiş. E bu rapora bakıyorsun ne içeriği içerik, ne tespiti tespit, ne bilirkişiler resmi olarak görev alabilecek bilirkişiler. Kendileri çalmış, kendileri oynamış. Ortada bir somut tespit yok. Sayıştay tarafından da bir tespit yok. O zaman ben buradan neyi niçin anlatıyorum? Şimdi anlatmış olmak için bir yerde anlatıyorum. Şimdi diğer eylemler hani bu eylemlerle ilgili toplu şeyleri anlattım. Şurada sadece iki tane husus var. Bir onları anlatıp daha sonrasında genel bir tutuklulukla ilgili değerlendirme söyleyip sizleri de sıkmadan, bunaltmadan sonlandıracağım. 110'u bir açar mısınız? Bir alttaki eylem. Hatta şey ha aynen bu kalsın. Şimdi Dijital Deneyim Müzesi… Burada herkesin sanırım en çok ilgisini çeken eylem. Ben diyorum ki ben bu Dijital Deneyim Müzesi’nin hiçbir yerinde yokum. Buna dair zaten komisyonda işte birtakım satın almalar, sözleşmeler yapılmış. Buna dair ben yine evraklarımı sunabiliyorum. Artık alabilirseniz. Şimdi Dijital Deneyim Müzesi’ne ilişkin bir tane tevdii raporu var. Pardon, eylem 118'de var. Dijital deneyimle ilgili burada da var. Yanlış hatırlamıyorsam sormuştum. , 'ı işaret etmişti. E sorduğum sorulardan biri şuydu ve aslında, üzerinden taraflarına aslında eylem 97'nin oluşmasını sağlayan hususlardan biri reklam vaadiyle dolandırıldıklarından bahsediyor. Buna dair zamanında birtakım ihtarlar çekmişler, oturmuşlar, konuşmuşlar vesaire vesaire. Önceki ilk zaten müvekkil de anlatırken söylemişti. Emniyet ifadesinde ben 'in emniyet ifadesine ulaşamadım. Hani siz gördüyseniz bilemem ama 'nın ifadesinde, emniyet ifadesinde şöyle demişti diye bir husus var. Onu da size az önce gösterdik. Bu ifadede diyor ki işte şu kadar miktar parayı vermezsem, işte reklam amacıyla benden istediler bunu diyor, bu kadar parayı vermezsem beni Şerefiye Sarnıcı'yla Panorama 1453'ten çıkartmakla tehdit etti. İşte sözleşmeyi fesih söyledi diyor. Aynı ne hikmetse kalkıp savcılıkta “hayır değil…” 'ın ismi oradan çıkarılıyor, giriyor. Niçin üzerinde bu şekilde bir yani vurgulama diyeyim? Hani niçin bu olaya dahil ediliyor, biz anlamadık. Az önce siz sordunuz, arsanız var mı, savcı beye sordum pardon, arsanız var mı, yok. Çok basit bir araştırmayla gidilebilir. Teknen var mı, yok. E o zaman niçin de bu şekilde ifade veriyor, biz anlamadık. Kendisi gelsin burada bunlara o soruları da ona yöneltelim. Kendisi diyor ki “Ben reklam vaadiyle dolandırıldım.” Şimdi müvekkilin ilgisi değil, bilgisi de değil. Ama ben yine araştırdım ve avukat olarak konuşup onunla itham edilen, isnat edilen eylemleri burada açıklamakla yükümlüyüz. Size de en azından bilgi olsun çünkü bu hususa ilişkin doğru düzgün bir cevap verilmedi. Belki Erdinç Bey yanıtlar yanıtlar ya da .

Barış Kılıç / Nuri Cem Ceylan Müdafii

Şimdi reklam vaadiyle dolandırıcılık diyor. Ben şöyle 5 tane görsel sundum. Dijital deneyimin işte müzenin işte neyse, çadırın, savcı bey dediğimiz ben daha hiç gidemedim, işte nasıl tanıtımlarının yapıldığı bakın üst geçitlerde reklam şeysi var, işte panolarda var, orada var, burada var, ışıklar bilmem ne. E kardeşim senden istenilen para zaten belli ki buralara gitmiş. Senden reklam vaadiyle bir para istenmiş, reklamını yapacağı bu müzenin denmiş ve bakıyorsun reklamı yapılmış mı? Benim sunabildiğim 5 tane görsel, dahası da var. Siz bunu yine celp edip isteyebilirsiniz. Yapılmış mı, yapılmış. Kim kimi nasıl dolandırmış? Burası da izahtan varestedir. Zaten 'in müvekkille ilgili beyanlarının hiçbirine katılmıyorum. Bir şey de diyemiyor. Bir onu diyor bir bunu diyor. 'in hangi beyanına siz itibar ediyorsunuz? Hangi tehdit hususu burada ispatlanabiliyor? Siz burada şuna da bakabilirsiniz bu arada. Ben gördüm, siz de belki gördünüz mü bilmiyorum da dosyanın eklerinde, imajların olduğu bir görselde gayet 'ın işte telefon incelemesi yapılmış, kimin 'i nasıl tehdit ettiğine dair orada bir konuşma var. Ben şu an burada onu sunmayacağım. Sizden ricam lütfen bakın eğer ki araştırmanın bu husus tekrar açığa çıkmazsa ben bunu da size beyan edeceğim. Orada konunun müvekkille uzaktan yakından alakasının olmadığı, ana aktörün olduğu apaçık belli. Dosyanın içinde olan bir evrak, ben bunu haricen bir yerden temin etmedim. Buna bir bakmanızı işte imaj incelemesindeydi, rica ediyorum sizlerden. Sonraki görsele gelebilir miyiz? Şimdi bunlar eylem 118. İşte genç popülist. En açıklamakta açıkçası nasıl anlatacağımızı bilemedim çünkü işin başlangıcında yokuz, ortasında dahil oluyoruz ama ortasına dahil olduğumuz hususta da bir şey yok. Bu eylem 118 ile ilgili bakın bunda bir tevdi raporu var, eylem 118 tevdi raporuna dayanıyor. Benim müvekkilimin adı var mı? Yok. O zaman ben niçin sorumlu tutuluyorum? Hani burada ismi yer alan kişiler "Burada bir suç vardı, bunu yaptım." demiyorum. Bu çok ayrı bir husus. Burada zaten Kültür A.Ş.'ye gelir getirici bir işlem olduğunu beyan ediyoruz. Burada Ticaret Müdürlüğü'nün işi. Daha öncesinde işte uzun süreli bir iş olduğu belli bu işin. E bakıyorsun, araştırmış araştırmış işte demiş ki: "Bunlar bunlar sorumlu tutulabilir." Tevdi raporu kesin diye bir şey de yok bu arada. Sorumlu tutulabilir dediği kişiler arasında müvekkil de yok. Yok. E yoksa ben niçin yine suçlanıyorum? Hani 'ın adı alınmış oradan oradan, sürekli her eyleme... Eylemlere de bakıyorsunuz burada işte kimlerin ifadesi, hep aynı kişilerin ifadeleri var. da işte Gürkan Coşkun denilen bir kişi var, söyledi. Yani ne şekilde artık itibar edildiğini siz görün. “Daha öncesinde Beylikdüzü'nde zabıtaydı” diyor. Yani bu da müvekkil tahliye olduktan sonrasındaki hususta ortaya çıktı. Bitirmek üzereyim başkanım, sıkıldıysanız da şey yapmayacağım, çok uzatmıyorum zaten ben. Yani zabıta olup olmadığı zaten çok basit bir SGK araştırmasında ortaya çıkabiliyor. Hani hem zabıta oluyor daha sonra böyle milyarlık milyonluk servetlerin üzerinde yaşıyorlarmış bu insan. E kardeşim sen bunu söylerken neye dayandın ve bu kişinin beyanları şey, kabul edilebilir görülüyor ve dosyaya dahil ediliyor. Yani ben bunu yazarken açıkçası savcı beyin yerinde olsaydım, savcıların yerinde olsaydım "Ne anlatıyorsun kardeşim sen?" deyip bunu bir güzel odadan kovalardım. Hani deli saçması şeylerden bahsediyoruz biz burada.

Barış Kılıç / Nuri Cem Ceylan Müdafii

Şimdi toparlarsak burada şu hususlar var. Şimdi ana husus iddianamede, İBB öyle bir ihale yapıyor ki bunu sadece Kültür A.Ş. alabiliyor. Aslında burada işte tekliflere kapalı, bilmem neler... Şartları o kadar zor. İhale fesattan bahsettiğiniz için bunlara ufak bir girmem gerekiyor. Çok basit bir örnek söyleyeceğim. Düğün yapmak istiyorsunuz. Evlenme kararı aldınız, düğün yapacaksınız. Şimdi düğün yaparken bir yer seçersiniz işte bir otelin bir şekli. E gidiyorsunuz oraya bir organizasyon firmasıyla anlaşıyorsunuz değil mi? Sonuçta sizin herkese tek tek işte "Pastayı şuradan, ses sistemini buradan, ışığı buradan, sanatçıyı buradan" diye kalkıp ayırıp peşine düşme, bunlarla vakit kaybetme gibi bir durumunuz zaten yok. Olmaması da gerekiyor, organizasyon firmaları da bunun için var. Organizasyon firması ne yapıyor? "Ben sana" diyor "ses ışık hizmeti de veririm, sanatçı da veririm, pastanı da getiririm, onu da getiririm, bunu da getiririm senin düğününü komple ben yaparım." Şimdi yani hayatın içinden bir örnek olduğu için bunu bu şekilde söylüyorum. Kültür, İBB ve Kültür A.Ş. alt taşeron firmaları arasındaki çalışma ilişkisi ile normal vatandaş olarak işte benim, sizin kalkıp da bir otelle, bir düğün organizasyonuyla anlaşması arasında nasıl bir fark var? Yok. Onunla çalıştığı veyahut da öneri olarak aldığı bazı firmalar var. E aynısı. Firma havuzunu zenginleştirmişler mi? Zenginleştirmişler. Hani şu basit araştırma da yapılabilir Sayın Başkan, Sayın Heyet, Sayın Savcı. Yani 2016'da kaç firma giriyordu, 2017'de kaç giriyordu, 2019'da kaçı girmiş, geçiş döneminde neler olmuş, firma çeşitliliği artmış mı? Ben basit bir araştırmayla bunun arttığını, kâra geçtiğini görebiliyorum. Kendileri de görebiliyorlar. Aslında burada bir sıkıntı yok. Sistem sistem denilen hususun aslında ben şu olduğuna kanaat getiriyorum: Sistem dedikleri husus, Kültür A.Ş.'nin kuruluşundan beri, hatta Medya A.Ş. de iştiraklerin diyeyim daha doğrusu, çalışma şekli. Yani alınır ihale... İştirak firmalar niçin kuruluyor? Belediyeye aynı zamanda bir kaynak da sağlansın, belediye de desin ki "Benim muhatabım bu." Kapatabilirsiniz sunumları bu arada, başka anlatacağım bir şey yok. Hem ben muhatabımı, tek bir muhatabımı bileyim; ben alttaki firmalarla ilgilenmeyeyim, uğraşmayayım, e muhatabım bu olsun hem de ben yine bunun aldığı işlerden bir de kendime gelir elde edeyim. E bakıyorsun bu hususlar var. Başka bir olay var mı, başka bir sıkıntı var mı? Yapılmayan bir iş var mı? Yok. Birim fiyatlarında bir farklılık var mı aslında? Yok, çok basit bir şekilde tespit edilebiliyor. Sayıştay tarafından olumsuz bir rapor düzenlenmiş mi? Yok. Yok, yok, yok. Yoklar bütününden sanki bir burada bir usulsüzlük varmış, herkes işte rüşvet almış bilmem ne yapmış gibi bazı şeylerden bahsediliyor. Hayır, hiçbir şey yok. Burada dolandı... yani ihale diyebileceğim aslında 3G ihale olarak nitelendiremiyoruz. Fesat karıştırma da kalkıp ana ihaleyle ilgili ancak olabilirse olur. Ancak yine bir yerde hani 3G'yi hadi ihale olarak ele alalım diyelim, müvekkile isnat edilen işte 16 eylemden 15'i için siz buna dair ek savunma istediniz. Zarara ilişkin bir tespit var mı Sayın Başkan? İBB de dedi ki, davacı tarafı dedi, "Benim bir zararım yok o yüzden ben müdahil olmayacağım şu an bir kamu zararım yok." Şimdi ilgili kurum zaten yok diyorken, Sayıştay tarafından da bir tespit yokken burada müvekkil lehine olacak hükümlere dikkate alırsak, baktığınızda hani yine ihale olduğunu düşünmüyorum ama müvekkil zaten yatacağını yatmış oluyor. Yani infazı bir yerde dolmuş oluyor baktığınızda ve sadece bu kişi suç örgütü üyeliği...

Barış Kılıç / Nuri Cem Ceylan Müdafii

Ve baktığınızda suç örgütü üyeliğinden tutuklu bu kişi, başka bir tutuklu olduğumuz bir husus da yok. Bize isnat edilen iki husus var, rüşvet ve örgüt üyeliği. Rüşvetten herhangi bir şey bulunamadığı için örgüt üyeliğinden daha sonrasında tutuklandı ve örgüt üyeliği dediğimiz hususa baktığımızda hepsi burada çalışma arkadaşı, organizasyon firmaları, hani bu aynı kurum içerisinde çalışabilen insanların birbirini tanımıyorum, ben bilmiyorum, görmedim deyip de sanki bir suç şeması varmış, ekstra hiyerarşik farklı bir yapı varmış gibi anlatmak da yanlış. O zaman ben bizi tutuklamaya sevk eden, ilk Sulh Cezadan bir şey dedim Asliye Cezadan bir şey dedim. O zaman burada birisi suç işlesin. Adliye diyelim ya dedim. Kalem mensupları, avukatlar, hâkimler biz hepimiz suç örgütü müyüz? Aynı binadayız, aynı yerde çalışıyoruz, aynı kurum içerisindeyiz. Hadi avukatlar direkt bakanlık üzerinden demeyeyim de sizler, hâkimler, savcılar, kalem mensubu, hani buna bu şekilde bakmak zaten de yanlış. Burada örgüt kapsamında nitelendirebileceğimiz bir şey yok. Dolandırıcılığa geliyorum. Dolandırıcılığı nasıl yapmış bu insanlar? Hiçbir şekilde, yine hak ediş dosyalarının üstünden gidiyorum her işin kaydı var. Olmayan bir iş var mı? Yok. Usulüne uygun olmayan bir iş var mı? Yok. O zaman kim kimi nasıl dolandırdı? Fiyatlarda bir abeslik var mı? Yok. İhaleyle ilgili hangi gizli bilgi kalkıp da diğer insanlara verildi? Bir evrak temin edildi mi? İhale komisyonunda buna dair bir şekillendirme yapıldı mı? E bu da yok. O zaman yine diyorum ben burada yokluğu bir yerde anlatıyorum ve müvekkilimin bu isnatlarla yargılanmasını zaten abesle iştigal diyorum diyebiliriz. Kişi kartı meselesi var, oraya ufacık bir değineyim. Şöyle ki zaten kişi kartına reklam falan diyor, zaten reklam şov olmadığını siz de gayet iyi anladınız. Burada aynı zamanda müvekkille ilgili kısımda diyor ki Beylikdüzü’nden geliyor, müvekkilimin Beylikdüzü ile ilgili tek bağlantısı evinin Beylikdüzü’nde olması. Hani nasıl Beylikdüzü’nde bir yapılanma var, bu zaten bir anlatılmamış hani ’nun ilk çıkış yeri Beylikdüzü olduğu için sanırım Beylikdüzü’ne bağlamış. Hasbelkader ben de orada oturuyorum diyorum, Büyükçekmece’de oturuyorum çok şükür. Belki ben de Beylikdüzü yapılanması diye dâhil edilebilirdim, yani bu denli sadece lokasyon bazlı bir değerlendirme yapmak da manasız, bu da doğru değil. Bir tane ev var, onu düzgün yapmışlar ama yedi-sekiz tane araç üzerine zimmetli demişler, e böyle bir husus da iki tane Kültür A.Ş.’de onun birinin bağlı olduğu araç var, yedi-sekiz tane araç da yok, bunlar da yok. Şimdi tutuklulukla evet şahsına demiş, daha sonraki yerde işte çalıştığı birimin bağlı olduğu vesaire demiş. Şimdi tutuklulukla ilgili kısma gelelim. Az önce söylediğim gibi, burada siz de ek savunma aldınız, suç nev’inin değişme ihtimaline binaen. Burada kamu zararının olmadığını koyabiliyoruz biz ortaya, karşı taraftan kamu zararı vardır diye bir tespit yapılamıyorsa kamu zararı yoktur diye, ön kabulümüz var aslında burada. Müvekkil sadece örgüt üyeliğinden tutuklu. Zaten bunun haydi haydi yatarını yaptı. Tutuklu bir şekilde yargılamaya devam etmesini gerektirecek herhangi bir husus yok. Bütün hakkındaki deliller toplandı, ben size ekstra olarak onun lehine olabilecek aksine aleyhine kullanılmayan dosyanın soruşturma kısmının hiçbir şekilde dosyaya idare etmediği, aslında bütün olayları anlatabilecek o yüzden biz birazcık kapsamlı bir ifade yaptık çünkü sizler de tam olarak pür bir şekilde görün istiyoruz olayları da, hani burada bir suçun olmadığını da göstermek istiyoruz daha doğrusu. Bunları da sunuyorum, dosyaya yeni delil ben sundum. Savcılığının hayatta ya da sizlerin toplayabileceği, müvekkilimin müdahale edebileceği bir şey yok.

Barış Kılıç / Nuri Cem Ceylan Müdafii

Benim müvekkilim ilk tutukluluk değerlendirmede size söylemiştim, en çok suç örgütü gören insan olabilir yani sizlerden daha çok suç örgütü tanıyordu şimdi yine bir suç örgütü ile beraber kalıyor. 3 no’luda cinayet koğuşunda kalıyor. Bu adam mali suçlarla ilgili bir şeyden tutuklu. Mali suçlarla ilgili tutuklu bir insanı kalkıp da cinayetten hükümlü insanların yanına koymak nasıl bir hakkaniyet? Yani burada zaten müvekkile bence bunun adı işkence. Bu yapılıyor şu an. Yani bu adam serbest bırakıldı, alındı, 12 gün Metris’te kaldı. Metris hepimizin bildiği gibi iki-üç gün aslında kalınabilecek bir yer. 12 gün kaldı bayram sırasında, tekrar alındı, 4 no’luya, 4 no’luda üç kere dört kere koğuş değiştirdi, gecenin bir vakti tesadüf ben de o gün gitmiştim yine anlatmıştım, hatırlatayım müvekkilimin sevkinin olacağı söylendi. Nereye olacak diyoruz, bunu bize söylemiyor memur. Sonra müdürünü çağır ne demek ya adamı alıp nereye götüreceğiz ne bileyim ben? Hani kalkıp da cezaevi aracının şeyini GPS takıp peşinden mi gideceğim, nereden bilebilirim ben müvekkil nereye gidiyor nereye götürülüyor? Zorla geldi ve kulağıma söyledi, “Avukat hanım Eskişehir ama benden duyduğunuzu söylemeyin.” Müvekkilim sabaha karşı alındı, Eskişehir’e götürüldü. Eskişehir’de bir hücrede kaldı yine yanında yöresinde suç örgütlerinden ve hükümlü insanların ağırlıklı olduğu bir yerde yine kalıyor. Sizler yazı yazdınız, dediniz ki duruşmaya bu insanları şu tarihte hazır ediniz, şu tarihte duruşmamız var. Ben o gün söylemiştim, yine söylüyorum hakikaten cezaevi idaresi şunu yapmış, sizin yazınızı birebir uygulamış, tatbik etmiş. Duruşma gününde benim müvekkilimi hazır ettiler. Duruşma günü sabah 06.30’da müvekkilim burada Silivri Cezaevine, 3 no’luya getirildi. Eşyalarını olduğu gibi bıraktı, almışlar daha sonra duruşma salonuna getirdiler burada uyuyor müvekkilim. Eşyaları bir yerde, kendi bir yerde, hangi koğuşa girecek, hani niçin sürekli bu insana veya hani burada kadınların başından bin tane şey geçmişken çok da aslında değinmek istemiyorum ama herkes için ayrı ayrı baktığımızda bunların hepsi bir ihlal, bunların hepsi hukuka aykırı eylemler. Her tarafta müvekkil olmuyor, diğerleri oluyor. Müvekkile bu şekilde bir uygulama tatbik edenler de oluyor. En netice müvekkil tarafından işlenen bir suç olduğuna dair işaret edecek delil yok. Sadece müvekkile yönelik tanık anlatımları var. Bu tanık anlatımları da " şu İKN nolu ihalede şöyle bir işlem yaptı da dolandırdı, kalktı şu İKN nolu ihalede şuna şöyle fesat karıştırdı, ben şeye girmek istedim ihaleye girmek istedim 'Hayır, sen giremezsin.' deyip benim evraklarımı aldı yırttı attı." bilmem ne... Buna dair somut bir tespit var mı? Yok. Sadece işte "Sağ koluydu, ihaleler Barış'tan geçiyordu." bilmem ne. E niçin firmalarla temasta olduğunu en doğru şekilde yine müvekkil anlattı; çünkü sahada. Bu adam sahada dolaşıyor, birebir kendisinin müdahale etmesi gerekiyor. Sahada dolaşıyor, teknik şartnameye uygun iş yapılıyor mu yapılmıyor mu bunu zaten görüyor. E kendisinin iş tanımı harici bir şeye çıktığına dair bir tespit var mı? E bu da yok. Toplanacak başka delil yok, sadece örgüt üyeliğinden tutuklu. Bu saatten sonra artık hani 1,5 sene geçmiş, eşi de bekleyemedi, kızlarının ilk mezuniyetini görebilmek, kızına yetiştirebilmek için, aynı zamanda kızına da moral olması açısından erkenden gitti.

Barış Kılıç / Nuri Cem Ceylan Müdafii

Ya bu insanları bu kadar uzun süre hani robotlarmış gibi, hani hiçbir şeyden duygusal bir bağları yokmuş gibi bunları görmek, burayı sadece tamamıyla bir kurum, bir örgüt, bir şey diye görmek de hani sonuçta siz burada heyetsiniz, hakimsiniz. Hakim beş duyusuyla hayatın gerçekliğine uygun bir şekilde karar verir. Bu insanların yaşadıklarını görüyoruz. Az önce meslektaş söyledi, 'dan bahsetti. "Benim müvekkilim hakkında yok yatı var, yatı var, arsası var, bilmem ne, atayım tutsun" gibi ibarelerle hedefler gösteriliyor. Müvekkil bir yandan hem ailesinin durumuna bakıyor, ne oldu ne bitti... Bu hani "Benim için de böyle haberler çıkmıştı, acaba ailem iyi mi?" diye hem bunun endişesi içerisinde hem de burada kendini, masumiyetini anlatma derdinde. Bunca sıkıntının, derdin içerisinde bunlarla da uğraşırken bir yerde de ben kendimi, derdimizi, pozisyonumuzu, isnat edilen eylemleri gayet düzgün bir şekilde anlattığımızı düşünüyorum. Müvekkilin de anlattığını düşünüyorum. Yine bir sorunuz olsa zaten sorarsınız ama dosyaya müvekkil aleyhine bir durum yaratacak herhangi bir delilin olmadığını ve olmayacağını da söyleyerek, kendi lehime olan tevsii tahkikat taleplerimi, toplanması gereken delilleri de sizlere izah ettim. Bu saatten sonra sadece onun bunun lafıyla ki somutlaştırılmamış, ilişkilendirilmemiş, ilintilenmemiş, nitelenmemiş beyanlarla müvekkilin tutuklu kalması apaçık şekilde hukuka aykırıdır. Müvekkilin bir an önce tahliyesini, devamında da beraatini talep ederiz.

Barış Kılıç / Nuri Cem Ceylan Müdafii

Bu analiz yapay zeka değerlendirmesine dayanmaktadır. Hatalar veya yanlış bilgiler içerebilir.