Sayın Başkan, herkes yorgun farkındayım, ben de çok kısa toparlamaya çalışacağım. Şimdi müvekkilim 13 aydır tutuklu. Malumunuz bir suç ceza süreci, itiraz süreci, SEGBİS süreci; buralarda bizim hukuk sistemimizde bir sonuç alma şansı yok. Yani neden insanlar burada konuşmak istiyor önünüzde, neden içlerini döküyorlar ya da neden biz avukatlar burada derdimizi anlatmaya çalışıyoruz? Çünkü soruşturma aşamasındaki tutuk incelemeleri işlevsiz. Sulh ceza mahkemeleri de zaten örgüt üyesi, örgüt yöneticisi şeklindeki suçlamalarla sevk edilen hemen hemen herkesi tutukluyorlar. Buna sulh ceza hakimlikleri, daha sonra SEGBİS'te zaten kolay kolay bakmıyor. Önünde 70 kişi var, birkaç dakikada kolay kolay değerlendirme yapılamıyor. Asliye cezalar da tabiri caizse futbol tabiriyle topa girmek istemiyorlar 20, 30, 50 klasörlük dosyaya; yani sizin önünüze kalıyor birçok iş. Bu nedenle herkes burada tahliye talebinde bulunmak ve bunları gerekçelendirmeye çalışıyor.
Cevat Kaya Müdafi Volkan Bahadır Savunması
Şimdi benim müvekkilim kimdir? Kendisi zaten anlattı, ben kim olduğundan değil de kim olmadığından bahsedeceğim. kim değildir? Mesela siyasetçi değil . Belediyeci değil . Belediye ile iş yapan bir iş adamı değil. Bir iş insanı, Pınar Örme’nin sahibi, iplik işleri yapıyorlar. Belediye ile hiçbir alakası, İBB ile bir alakası olan bir şirketin sahibi değil, iş insanı kendisi. Şimdi soruşturma siyasi olabilir, doğrudur. İddianame siyasi olabilir, doğrudur ama biz bu aşamadan sonrasının artık siyasi olduğunu düşünmek istemiyoruz. Türk milleti adına karar veren bir mahkeme var, mahkemenin bağımsız, tarafsız davranacağını düşünüyoruz ve hakkımızı arıyoruz burada. Anayasanın kanunun bize verdiği hakkımızı aramaya geldik burada. Şimdi davanın siyasi boyutu bizi ilgilendirmiyor. Müvekkil başından beri siyasi bir savunma yapmıyor. Müvekkilin şöyle bir ilginç durumu var: Siyasi bir davada siyasetçi olmayan birisi olayların neredeyse göbeğinde. Çünkü savcılık iddianamesinde o şekilde yerleştirilmiş, monte ettirilmiş.
Şimdi bakın, ilk tutuklama gerekçesi müvekkilin rüşvet artı örgüt üyeliği. Ama rüşvetten iddianame dahi yazılamadı. Neden tutuklu bir insan? Şimdi suç vasfı esaslı surette değişti. Nerede değişti? İddianameyle değişti. Şimdi normal bir yargılamada, olağan bir yargılamada bakınız, suç vasfının sanık lehine ve esaslı surette değişmesi tahliye nedenidir. Genelde biz yıllardan beri girdiğimiz davalarda suç vasfı değişirse biz seviniriz yani özellikle ağır bir suçtan hafif bir suça dönerse ya da iki üç suçlama varsa birkaçı bunların düşerse iddianamede, tahliye verilir. Müvekkilin bu yönde beklentisi vardı tabii. Biz uygulamayı az çok bildiğimiz için yani tahliye konusunda müvekkilin o anda o anlamda sayın mahkemenin çok kapsamlı ve hacimli bir dosya olacağı için çok da inceleyemeyeceği için ben tensip ve sonrasında çok fazla tahliye beklentim yoktu. Zaten tutukluluğun devamı kararlarınızda da şahsi bir bireyselleştirme yapılmıyor, genelde ezber bir gerekçeyle devam kararı veriyorsunuz ama ben bunu anlayışla karşılıyorum çünkü dosya hacimli bir dosya. Dosyayı anlamanız vakit alabilir. Ancak bugün müvekkilin artık savunması alındı, belli bir aşamaya gelindi dosyada.
Şimdi ben tahliye kararlarına bakıyorum, mesela en son 30.04.2026'da verdiğiniz 15 kişiye dair verdiğiniz bir tahliye kararı var. Şimdi ben bakıyorum tutuklulukta geçirdiği süre ’nın onlardan daha fazla çoğundan tutukluluğu. Sanıkların üzerine atılı suçun vasıf mahiyeti, benim müvekkilimin suçunun vasıf mahiyeti değişti. Rüşvetten tutuklanan bir kişi, rüşvet ki somut bir suçtur yani net bir şey olması lazım; bir altın, para ortada, bir araba maddi değeri olan bir şey bulunamadı. Ve 10 aylık bir soruşturma sürecinde bulunamadı. Müvekkil tutukluydu, herhangi bir delil karartma, değiştirme ihtimali de yoktu. Silivri Cezaevinde tek kişilik hücresinde kalıyordu. Bu arada hücrede de bizim kanunumuza göre Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’a göre müebbet hapis cezası alanlar kalır. Böyle de bir uygulamaya maruz kaldı. Dolayısıyla bu süreç içerisinde delil karartma, delil şüphesi, delil değiştirme, karartma şüphesi olmaksızın deliller sağlıklı bir şekilde savcılık tarafından bulundu ama iddianameye rüşvet suçlaması yazılamadı Sayın Başkan.
Şimdi bakınız burada örgüt üyeliğine dair iddianamenin sistematiği yanlış. Üyelik sistemi var iddianamenin burada bahsettiği. Bu iddianamede müvekkille ilgili lidere doğrudan bağlı üyeler diye bir vasıflandırma yapılmış, müvekkil da burada bu şekilde bir konumlandırmaya gitmiş. Şimdi bakın Türk Ceza Kanunu 220’de örgütün kurucusu vardır, örgütün yani lider olarak tabir edilen iddianameye göre lider, kurucu ya da yöneticileri vardır ya da üyesi vardır ya da yardım edeni vardır. Ama böyle bir tabir, bakın lidere doğrudan bağlı üye, ben meslek yaşantımda ilk defa duydum. Devamı da var bunun diğer müvekkiller için, işte özel yetki, özel haiz bir şeyler, özel vasfa haiz üye falan. Bakın bunlar hukuki değil. İddia makamı bir iddianame yazıyorsa bunu kanundaki maddelerle gerekçelendirmek zorunda. Yani suçun kanuni unsurlarını oturtmak zorunda, böyle bir iddianame hazırlamak zorunda.
Şimdi müvekkilim adına suçlama lidere doğrudan bağlı üyelerde, bunun altının da o zaman birtakım delillerle doğrulanması, desteklenmesi lazım çünkü çok ciddi bir iddia. Şimdi ile ilgili CMK madde 170, 170’e 4 ne diyor? İddianamedeki olaylar iddianamedeki delillerle ilişkilendirilerek mutlaka anlatılmak zorunda. İddianamede bir defa siz çok güzel giriş yaptınız, aslında bizim savunmanın neredeyse yarısı, olay yok dediniz vaka yok iddianameyle ilgili. İlk başta soru sorarken bugün savunma yaptı ama olay yok. Şimdi olayın vakıanın olmadığı yerde CMK 174'e aykırı bir iddianameyle burada karşı karşıyayız.
Sistemin herhangi bir kanuni dayanağı yok. TCK 220’ye aykırı bir üyelik sistemi var. Burada Sayın İmamoğlu’nun akrabası olmasından dolayı tamamen örgüt suçlamasına dahil edilmiş bir kişiyle karşı karşıyayız. Şimdi Yargıtay’ın kararları var. Bildiğiniz şeyler, ben çok Yargıtay kararından bahseden bir avukat olmak istemem zaten bildiğiniz şeylerdir ama mesela Yargıtay 16. Ceza Dairesi’nin çok güzel bir kararı var. Suç işleme iradesinde devamlılık olacak diyor, öyle birbiriyle akraba arkadaş olan sanıkların iştirak halinde işledikleri suçta örgüt oluşmaz diyor bakın ki burada iştirak halinde suç vardır diyor yani iştirak iradesi vardır diyor Yargıtay, örgüt oluşmaz diyor. Bakın bizde iştirake dair bir suç da yok. Çünkü örgüt suçlaması için mutlaka eylemsellik lazım.
Meslektaşım ifade etti ben çok kısa sadece şunu söylemek istiyorum. Yıllarca örgüt davalarına girdik. İddianamenin ilk başında örgüte dair bilgiler vardır ve Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun ya da Yargıtay’ın o zamanlar terörle ilgili dairesinin o örgütle ilgili onaylanmış kararları vardır. Savcılar bu şekilde başlar iddianameye, ondan sonra örgüt tehlike suçu olduğu için somut tehlike suçu örgüt suçlamaları eylemsellik aranmayabilir, daha az eylemsellik aranabilir. Ancak burada ortada bir mahkeme kararı, kesinleşmiş bir mahkeme kararıyla evet örgüttür diyebileceğimiz bir örgüt yok sadece örgüt iddiası var. Dolayısıyla eylemselliğin biz burada zorunlu olduğunu düşünüyoruz. Yani tehlike suçu deyip burada bu eylemsellikten vazgeçilemeyeceğini düşünmekteyiz.
Şimdi iddianame 3793 sayfa, 143 tane eylem var. Ben hesaplarken 3 sayfa diyordum baktım meslektaşım 2,5 dedi, 2,5 da değil. 2,5’un biraz altı, 2 ile 2,5 sayfa arası müvekkille ilgili suçlamalar var bakın ama eylem yok. Şimdi ben iddianamenin de özellikle özetini söyleyeyim, bakın ben iddianameyi hazırlayan birebir savcının cümleleriyle şimdi savunma yapmak istiyorum. Sadece iki yerinden bahsedeceğim iddianamenin. Müvekkil suçlu mu değil mi, icra hareketlerine girilmiş mi, herhangi bir kanun unsuru oluşup oluşmamış mı sizin dikkatinize sunuyorum. 3383. sayfası iddianamenin; diğer yöneticilerin hiyerarşisine dahil olmayan... Bakın hiyerarşiye dahil değilse zaten hiyerarşik yapı bozuldu demektir. İddianame kendi kendisini tekzip etmekte.
Devamına iddianamenin sonunda müvekkille ilgili noktaya gelelim. Aslında bu 3700 küsur sayfalık iddianamenin ’yı oturttuğu konum şu cümlede saklı. Ha bizler için de yardımcı oluyor savunma için de iyi bir argüman, bakın: Nüfuzunu kullanarak İBB kaynaklarından kendisine maddi menfaat temin etmeye çalıştığı. Bir defa burada şu tespit var herhangi bir maddi menfaat elde edememiş. Ne diyor? Nüfuzunu kullanarak maddi menfaat temin etmeye çalıştı. Bakın nasıl bir nüfuz, nasıl bir güç? İşte gücü de iddianameye göre şuradan alıyor; Sayın İmamoğlu’na doğrudan bağlı olduğu iddia ediliyor. Bakınız Sayın İmamoğlu’na doğrudan bağlıysa bunun bir delilinin olması lazım. HTS kaydı, zaten akrabası yani eniştesiyle kayınbiraderin görüşmesinde suç unsuru olan bir şey yok.
Bakın iddianameye dahi iddia makamı bunu koyamadı. Ancak emniyet ifadesinde, neden aktarıyorum tutuklanmasına neden olan şeylerden bir tanesi de buydu. Bakın Sayın İmamoğlu’na bir mesaj atıyor 19 Ocak Çarşamba, telefondan akıllı telefondan WhatsApp’tan. Cevap dahi yazmıyor Sayın İmamoğlu. Bakın görüldü atmış, iki tık var WhatsApp’ta var ya. Devamında bir mesaj daha atıyor, bir şeyler söylüyor, suç unsuru da yok söylediği şeylerde. Yine cevap dahi yazmıyor Sayın İmamoğlu. Şimdi bakın böyle şatafatlı sözler kullanılıyor, lidere doğrudan bağlı üyeler deniyor ama örgüt lideri olduğu iddia edilen kişiyle örgüte üye olduğu iddia edilen kişinin arasında bir irtibat bir temas yok. Muhtemelen iş yoğunluğundan Ekrem Başkan ya da başka bir nedenle ya görmemiş ya görmüş cevap atamamış, işte bakın bunlar suç unsuru olsaydı farklı konuşmalar olurdu. Yıllarca örgüt davalarına girdik, siz de bakmışsınızdır mutlaka örgütün bir eylemselliği olurdu diye düşünmekteyim.
Ha iddianamedeki anlatım şunu da akıllara getiriyor; acaba nüfuz ticareti mi var? Bu arada iddianamenin başında yine CMK 170’e aykırı bir şekilde ’nın isminin altında ya da iddianamenin sonunda birebir ’ya özgülenmiş sevk maddesi yok. Bu da çok ilginç. Yani iddianamedeki anlatım aslında nüfuz ticaretine işaret ediyor. Yani nüfuz ticareti yaptın diyor savcı. Anlatım bu ama sevk maddesinde bu yazmıyor. Şimdi mahkeme sevk maddesiyle bağlı olmadığı için ben anlatım üzerinden gidiyorum. Yani nüfuz ticareti varsa burada teşebbüs aşamasında kalmış bir eylem mi var? O da yok. Ya da icra hareketi var mı sadece hazırlık hareketi mi var? Bunları sayın mahkeme tartışabilir ama göründüğü kadarıyla bunların da hiç bir tanesi yok. Çünkü eylem bazında bir şey yazılmadığı için bunlar sayın yargıç yok. Yani sayın mahkemenin tartışacağı hazırlık hareketi mi icra hareketi mi değil mi istediği kadar tartışsın bunlara dair bir delil de çıkmıyor.
Şimdi CMK 100’ü meslektaşım anlattı. Ben kaçma şüphesi ve delil karartma şüphesine gelip bitiriyorum Sayın Başkan. Şimdi Mart’ta operasyon oluyor birinci dalga. Eğer bu örgütün savcılığın iddia ettiği gibi lidere doğrudan bağlı üye olsa ya bu kişi kaçar en basitinden. Neden? Yeşil pasaportu var, Türkiye İhracatçılar Birliği üyesi bu insan. Parası da var maddi durumu da var yurt dışında yaşayacak. Bırakın kaçmayı yurt dışına falan bile gitmiyor. Bakın başka bir husus; eğer örgüte bu şekilde iddialı bir şekilde işte savcılığın anlattığı gibi bir bağı olsa o telefonunu temizler ya da bir yere bırakır. Telefonunu olduğu gibi şifresini aynı gün emniyete veriyor. Bakın aradan 1,5 ay geçiyor. Yani ilk operasyon olduğunda Ekrem Başkan alındığında Mart ayı, kendisi alındığında 28 ya da 29 Nisan.
Şimdi bu kişinin kaçma şüphesinin olmadığını açık bir şekilde şahsi durumu; 3 çocuğu var, 2 torunu var, bir tane şirketi var, evi kira. Türkiye’de zaten 24 kişi çalıştırıyor yanında şirket. Evli, iki tane torun üç tane çocuk, arabası kredileri olan bir adam kaçamaz Sayın Başkan. Bunlarla uğraşmaktan zaten iş adamlarının kendine vakti kalmıyor ancak eviyle işiyle şirketiyle çocuklarıyla torunlarıyla uğraşan bir insan. Yatar süresi konusunda yani Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’da meslektaşım bahsetti, müvekkilim şu anda 4 yıl hapis cezası alan ve kesinleşmiş birisi kadar hapis yatmış ve kapalı cezaevinde yatmış. Bakın Sayın Yargıç bugün adi bir suçta 4 yıl ceza alan 3 ay ya da 4 ay kapalı cezaevinde kalıyor, niye veya diyorum cezaevlerinde gözlem kurulları var onlar karar veriyor, 3 ay sonra açık cezaevine çıkıyor. Bu insan kapalı özel güvenlikli bir cezaevinde tek başına hücrede kaldı ne kadardır? 13 aydır. Yani peşin yatmış birisi neden kaçsın? Kaçma şüphesinin olmadığı burada çok açık bir şekilde gözüküyor.
Süreçte artık tutukluluğun devamını gerektirecek bir durum söz konusu değil çünkü 13 ayda tüm deliller toplandı. Müvekkil telefon şifresini kendi verdi. Cevat Bey ile ilgili beklenen bir delil yok; bildiğimiz kadarıyla Sayın Mahkeme’nin beklediği bir ara karar, bir delil ya da dinlenecek bir tanık da bulunmuyor. Bu nedenle Sayın Başkan, biz özellikle Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin Buzadji kararından da bahsetmek istiyoruz. Malumunuz, Anayasa’nın 90. maddesi uyarınca AİHM kararlarının iç hukukta temel hak ve özgürlüklere ilişkin konularda dikkate alınması gerekiyor. 2016 tarihli Buzadji kararında; ilk tutuklama kararının üzerindeki devam kararlarında mutlaka yeni delil olması gerektiğini ya da daha sağlam bir gerekçeye, makul şüphenin üzerinde bir gerekçeye ihtiyaç duyulduğunu söyler. ’nın durumunda bırakın durumun ağırlaşmasını veya yeni delil oluşmasını, 30 Nisan günü tutuklandığı müzekkeredeki iki suçlamadan birisi zaten iddianamede dahi yok. Üstelik rüşvetin cezası daha ağır, 4 yıldan başlıyor; örgüt suçunun cezası ise 2 yıldan başlıyor. İlk tutuklandığı gün zaten bir yatarı yoktu, şu anda ise peşinen yattığı 13 aya tekabül eden bir süre var. Dolayısıyla müvekkilin tutukluluğunun devamı Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 5. maddesine ve AİHM’nin yerleşik içtihatlarına (İtalya’ya karşı Labita kararı olsun, az önce bahsettiğim karar olsun) aykırıdır.
Sayın Başkan, müvekkilin bugün tahliyesini istiyorum. CMK’da usule aykırı bir durum yok, bugün de tahliye edebilirsiniz. Sayın Mahkeme tutukluluk incelemesi için ay sonuna bir gün vermiş olabilir ama burada zorunlu değilsiniz. Müvekkilin sorgusu yapıldı, savunması alındı; tahliye için bir engel yok. Her türlü adli kontrol tedbirine, konutu terk etmeme (ev hapsi) dahil olmak üzere başvurulabilir. Nihayetinde müvekkilimizin beraat edeceğinden bir hukukçu olarak eminim. Çünkü müvekkilin örgüt üyesi olduğuna dair hiçbir delil yok, dosyada bir örgüt olduğuna dair de bir delil yok. Müvekkilim ’nın bu bayramda ailesine; yaşlı babasına, eşine, çocuklarına ve torunlarına kavuşturulmasını talep ediyorum. Anayasa ve kanun ne diyorsa, vatandaş için de onu istiyoruz; hakkı neyse onu vermenizi, Sezar’ın hakkını Sezar’a teslim etmenizi bekliyoruz.
Bu analiz yapay zeka değerlendirmesine dayanmaktadır. Hatalar veya yanlış bilgiler içerebilir.