Sayın Başkanım, 31 Mayıs 2025 tarihi ve bir Haziran gecesi… hem müvekkilim hem de yakın bir arkadaşım. Kendisine ait Beylikdüzü Beykent'te bulunan kafede, yaz olması ve bayram arefesi olması sebebiyle, uzun süre oturduk. Saat 1:30 sıralarında ben evime gittim; evim zaten yürüme mesafesinde. Onun da evi yakındır, o da evine gitti. Ve sabah 6:00'da telefonla Ebubekir'in gözaltına alındığını duydum. Ondan sonra Vatan Emniyet Müdürlüğü'ne gittik. 2-3 günlük o zorlu süreçte nihayetinde 'ın sorgusu yapıldı diğer şüphelilerle birlikte. suçlamasıyla gözaltına alındı ve bu suçlamayla tutuklandı. Dosyada gizlilik kararı olduğu için uzun süre bu suçlamayla dosyadaki gizli karar da devam etti. Nihayetinde iddianame hazırlandı; dava açıldığında da biz dosyayı inceleme fırsatı bulabildik. Şimdi, icbar suretiyle irtikap suçunu işleyebilmek için, bu suçun faili olabilmek için mutlak anlamda kamu görevlisi olmak gerekiyor. Fakat müvekkil 'ın hiçbir şekilde bir kamu görevi bulunmadığı için iddianamede bu sefer rüşvete aracılık suçundan, Ceza Kanunu 252. maddenin 5. fıkrası yollamasıyla 1. ve 2. fıkraları uyarınca dava açıldı. Ayrıca birden fazla kez suça iştirak etti diye 43. maddenin uygulanması talep edildi. Şimdi Sayın Başkan, ben ile ilgili ve savunmamıza temel teşkil edecek çok kısa bir şey anlatmak istiyorum. Şunu da söyleyebilirim; belki en kısa konuşan müdafi de ben olacağım, konuyu çok uzatmayacağım Sayın Başkanım.
Ebubekir Akın Müdafii Av. Fuat Aydın Savunması
Şimdi ben Muşluyum. Uzaktan bir akrabamız 1990-1991 yıllarında, ben ortaokula başlarken otobüs şoförlüğü yapıyor, aynı zamanda otobüsün sahibiydi. Bitlis'ten Van'a giderken, hani eski yoldan gidiliyor, araç şarampole yuvarlanıyor. Araçta birden fazla ölü ve yaralı var; nihayetinde kendisi de yaralandı o akrabamızın. İyileştikten sonra mahkemeye çıkarılıyor, yargılama devam ediyor. O kazanın meydana geldiği yerde kolluk kuvvetleri 1 sene geçtikten sonra başka bir ceset daha buluyorlar. Tabii "Bu ceset kimin?" diye araştırıyorlar; ceset çürümüş olduğu için teşhis edilemiyor. Akıllarına geliyor; "Ya burada 1 sene önce bir kaza olmuştu, muhtemelen onun yolcularındandır" diyorlar. Mahkemeye kolluktan yazı geliyor. Hakim de soruyor bizim o akrabaya; "Bak burada kazanın yapıldığı yerde 1 ceset daha bulunmuş, senin yolcularından olabilir mi?" diyor. Akrabamız da "Efendim," diyor, "Eğer sahibi yoksa onu da benim hesabıma yazın."
Şimdi bizim burada Sayın Başkanım, İhsan Aktaş itirafçı olmak istiyor. İtirafçı olurken de bir şeyler söylüyor. 11 Mayıs'ta bu beyanları yetersiz kalınca, yeni bir şeyler söylemesi gerekiyor. Yani ile ilgili beyanda bulunuyor. Fakat firari olduğu için, bunun karşılığının olmayacağı kendisine söyleniyor. Yeni bir şey bulmak istiyor. Bu yeni bir şey nedir? Muhtemelen soruluyor; "Yani 'nün dışında senin orada gördüğün kimse var mı?" O da diyor ki " Bekir" diyor. Ondan sonra müvekkilimin telefonu kendisinde muhtemelen kayıtlıdır; buna ilişkin de zaten dosyada 1 kez bir görüşmesi var. 27 saniyelik bir görüşme var; İhsan Aktaş arıyor ve 27 saniyelik bir görüşme gerçekleşiyor. Telefonunu kaydediyor veyahut da tanıştıktan sonra Ebubekir'in numarasını teyit ediyor. Daha sonra Başkanım, bazlar öne seriliyor masaya. Ondan sonra İhsan Aktaş'ın dekontları seriliyor. Delile göre suçlu bulunmaya çalışılıyor Sayın Başkanım. Delile göre suçlu bulunmaya çalışılıyor Sayın Başkanım. Yani "Burada bu baz var, bu dekont var; acaba kiminle görüşmüş? Ha, şununla görüşmüş, bununla görüşmüş" deniliyor. Müvekkilimin az önce izah ettiği gibi, akla mantığa da uymayan, tamamen tesadüfi bazlar üzerinden müvekkilim 11 aydır tutukludur Sayın Başkanım. İhsan Aktaş bu dekontların önce kendisine ve kardeşine ait şirketler olduğunu söylüyor. "Birisi kardeşim Tekin'e ait, birisi de bana ait" diyor. Ama baktığımız zaman Başkanım, çok farklı şirketler olduğunu görüyoruz; şirketlerin hesabından farklı isimler tarafından çekilmiş olan paraları da bu suçlamaya dahil etmişler. Şimdi burada iş adamları var, biz de biliyoruz; hukuk alanıyla ilgili olan herkes bunu bilir. Ülkemizde istisnalar hariç olmak üzere hiç kimse çalıştırdığı insanların sigorta bedelini gerçek ücreti üzerinden göstermez. Ne yapılır? Asgari ücretten gösterilir Sayın Başkanım, kalan para elden verilir. Bizim danışmanlığını yaptığımız şirketler de burada, buradaki iş adamları da bunu zaten biliyor. Yani kimse üzerine de alınmasın ama genel olarak bu şekilde yapılıyor. O yüzden bu ülkede amele olarak çalışan da aynı maaşı alıyor, usta olarak çalışan da aynı maaşı alıyor. Neden? Herkesin ücreti asgari ücretten gösteriliyor, geri kalan ücret elden ödeniyor. Şimdi İhsan Aktaş’ın bu kadar büyük çaplı iş yapan bir insan, bu çektiği bu paraları burada kullanmış olamaz mı Sayın Başkanım?
Başka bir husus; bu ülkede hiç kimse rayiç bedelin üzerinde kolay kolay şey göstermez, bir gayrimenkul alacağı zaman; ne yapar, geri kalanını haricen verir Sayın Başkan. Yine kamuya, özellikle kamuyla çalışan firmalar kendilerinin dışında başkalarının üzerine gayrimenkul yaparlar, başkalarının üzerine hesap açarlar ve İhsan Aktaş gibi birisi bu çektiği paraları muhtemelen buralarda değerlendirmiş. Ama etkin pişmanlıktan faydalanabilmesi için birilerine artık itiraf değil iftira atması gerekiyordu; o kişilerden biri de benim müvekkilimdir. Müvekkilim aşağı yukarı 35 senedir aynı mahallede oturuyor. 30 senedir aynı binada oturuyor. Ailesinin ailesine ait iki tane halk otobüsü var ve belgelerini de sunacağım Sayın Başkan, şimdi ibraz edeceğim; 2010 yılından bu yana da bu halk otobüslerinin sorumluluğu kendisine verilmiş. Belediye ile muhatap olan Mavi Marmara Ulaşım A.Ş.’nin de hisseleri abisi tarafından müvekkile devredilmiştir. Şimdi müvekkil bu kapsamda ne yapıyor Sayın Başkan? Ben de o bölgeyi iyi biliyorum, ben de 20 senedir o bölgede yaşıyorum. Müvekkil hak edişlerini almak için, fatura kesmek için şirket merkezine gitmek zorunda. Belediye ile ceza kesildiği zaman şirket savunma için şirkete gitmek zorunda. Hatta onun da belgesini daha sonra ibraz edeceğim. Hem yeğeni hem şoförü olan Fatih Akın’ın sertifikası iptal edildiğinde, alelacele savunma hazırlayıp hem belediyeye gitti hem de Mavi Marmara Ulaşım A.Ş.’ye gitti. Bu yılda en az 10-15 defa tekerrür eden eylemlerdi. Şirket merkezi Sayın Başkanım… Bir insan Kartal’da yola çıktığında Avrasya’yı kullanıp Büyükçekmece, Beylikdüzü veya Silivri’ye gitmek istediği zaman, Hadımköy’e gitmek istediği zaman kesinlikle Mavi Marmara Ulaşım A.Ş.’nin bulunduğu yerden geçmek zorunda. Çünkü sahil yolundan dahi gelse Küçükçekmece’den devam edip Büyükçekmece’ye, Hadımköy’e vesaire gidiyor. Dolayısıyla İhsan Aktaş ile bu şekilde tesadüfi baz vermesinden daha doğal bir şey olamaz Sayın Başkan. Müvekkil bunu ispat etmek zorunda değil; aksine iddia makamının bunu başka delillerle de ispat etmesi gerekiyor müvekkili suçlayabilmek için Sayın Başkan.
Yine bazlardan bahsedildi; efendim Sayın 919 metreden, 960 metreden, 990 metreden. 990 metre dediğimiz mesafe bakın Sayın Başkan, sizin oturduğunuz yerden salonun sonuna kadar 75-80 metredir. 14 tane salonu yan yana getirin, 14 tane salonu yan yana getirdiğinizde ondan sonra 900 metre ediyor. Hani nasıl bir suçlama yapılabilir? Bu ne kadar hakkaniyete uyuyor Sayın Başkan? Kendisi İbrahim Bülbül ile olan tanışıklığını söyledi. 2012, 2020 değil, 2019 da değil, 2012-13’ten beri ben tanıyorum dedi. Ve işim gereği, işim gereği arıyorum görüşüyorum. Ve insanlar bir müddet sonra iş gereği tanıdığı insanlarla sosyal çevrede de birlikte oturup kalkabilir Sayın Başkan. Hani İbrahim Bülbül’ü defaten aramış olması müvekkilin bu suça ve isnat edilecek suç isnadında da bulunmuyoruz, eğer varsa da buna iştirak ettiği anlamına gelmiyor Sayın Başkan.
İhsan Aktaş’ın soyut, varsayımsal, tamamen yapmış olduğu etkin pişmanlık -kendisine göre itirafçılık- etkin pişmanlığı kuvvetlendirmek için müvekkilin ismini vermiştir Sayın Başkan. Ve 10 ay bitti, 11. aydayız. 11 aydır müvekkil bu suçlamayla tutuklu olarak yargılanmakta. Yani bir an için hani Sayın heyetiniz savunmaya itibar etmedi, dosyadaki mevcut delilleri dikkate aldı; bunu varsaysak bile Sayın Başkanım, ben bu evrakları müvekkilin savunmamızda belirttiğimiz hususlara dair bu evrakları size sunacağım eğer mübaşiriniz müsaitse… Şimdi ben bu evrakları gönderdim Sayın Başkan. Ben o evrakların içerisinde yani tenzih ederim haşa sayın mahkeme heyetine hakaretvari bir şey yazmış olsam, mübaşirinizin yargılanması mı gerekiyor Sayın Başkan? Bu adil midir? Bu hakkaniyete uyuyor mu? Kesinlikle uymuyor. Yine müvekkile isnat edilen suçlama; ceza alt sınırı, hani sabıkası yok, soyut varsayımsal söylemlerin dışında her türlü şüpheden uzak, kesin, inandırıcı bir delil olmamasına rağmen Sayın mahkeme yargılama süresince cezalandırma yoluna gidip müvekkilin alacağı ceza ortadadır efendim. O cezayı hesapladığımız zaman, bir an için infazını dahi hesapladığımızda müvekkilin şu anda açık cezaevinde olması gerekiyor. Hani bu beyanda bulunurken bunlar tahliyeye yönelik taleplerimizle ilgili Sayın Başkanım, bu kesinlikle suç kabulü anlamına gelmiyor. Bu nedenle çok fazla uzatıp başkalarının da savunma hakkını kısıtlamak istemiyorum Sayın Başkanım; çünkü herkes bir umutla bir an önce ifade verip en azından bu ara tahliyede, tahliye olma umudu var ara celsede. Bu nedenle müvekkil hakkındaki suçlamaları kesinlikle biz kabul etmiyoruz. Hesap hareketlerini gönderdik. Aslında kredi kartlarının hesap hareketlerini biz istedik, banka vermedi. Ben hatta Sayın Mahkemeden de talep ettim, bankaya yazılsın diye yoğunluğa geldi, henüz ona ilişkin bir karar verilmedi. Eğer kredi kartı hesap hareketleri, hesap ekstresi gelirse müvekkil o gün nerede olduğunu çok daha rahat ispat edebilecek. Biz bu yüzden istedik. Garanti Bankası bize hesap hareketlerini verdi ama kredi kartlarını vermediler. Fakat müvekkil bütün harcamalarını kredi kartıyla yapmıştır. Yani biz su da almışsak kredi kartıyla yapmıştık. Dolayısıyla o saatte, bazı verilen saatlerde nerede olduğunun en iyi ispatı da o hesap hareketleri olacak Sayın Başkanım. Bir de bir diğer konu da Sayın Başkanım; eğer telefonları bize verilirse, telefonda da biz bunu, hani herkesin telefonda bir fotoğrafı vardır, illaki bu telefonda savunmada kullanmak için bir talebim var. İnceleme vesairesi muhtemelen bitmiştir, bu yüzden buna ilişkin de bir talebimiz var.
Tekrar kısaca özetlemek gerekirse; yapılan suçlamaları kesinlikle kabul etmiyoruz. Yargılama aşamasında daha sonra tekrar savunma yapma kaydıyla biz şunu tuttuk, şu aşamada şunu söyleyeceğiz Başkanım: Müvekkil on bir aydır tutukludur. Tutuklulukta geçirdiği süreç ve suçun değişme ihtimali çok yüksek bir ihtimaldir Sayın Başkanım. Biz yirmi seneyi aşkındır bu işi yapıyoruz Sayın Başkanım. Uzun süre tutukluluktan sonra beraat edip daha sonra tazminat hakkı kazanan müvekkillerimiz olmuştu. Burada bir kamu zararıdır; bu kamu menfaatini gözetmek de Sayın Heyetimizin bir görevidir. Müvekkil evli, üç çocuk babasıdır. On bir aydır biz hala en ufak çocuğuna tutuklu olduğunu söylemedik. Yurt dışında olduğunu, görüntülü görüşmeyi de o şekilde yaptığını söyledi. Çünkü aile alışkın değil; aileye geniş anlamda bakıldığı zaman karakol yüzü görmeyen bir ailedir. Biz suçun vasıf ve mahiyetinin değişme ihtimali ve tutuklulukta geçen süre dikkate alınarak müvekkil hakkında bihakkın, eğer Sayın Heyet aksi kanaatte ise adli kontrol hükümlerinin bir veya birden fazla maddesi uygulanmak suretiyle tahliyesine karar verilmesini talep ediyoruz. Saygılarımla.
Bu analiz yapay zeka değerlendirmesine dayanmaktadır. Hatalar veya yanlış bilgiler içerebilir.