Savunma

Hakan Karanış Müdafii Av. Ahmet Kurtuluş Savunması

Müdafi savunması·Hakan Karanis·5 Mayıs 2026 · Kaynak

Değerli Başkanım, dosyanın tümünü ifade eden 50 sayfa civarında bir evrakı daha önce dosyalarınıza ibraz etmiş ve bir kısım delilleri de ekinde takdim etmiştik. Ben, bizden sonraki bir arkadaşımıza en azından bir savunma imkanı verebilmek amacıyla bu yazılımla alakalı özet olarak arz ediyorum. Bugüne kadar hayatımda, samimiyetle ifade ediyorum, sakın yanlış anlaşılmasın, 50 yıla yakın bir avukatlık sürecim var; ben birçok davaya baktım ama kesinlikle sizleri herhangi bir amaçla da bunu ifade etmediğimizi de belirtmek istiyorum. Çok ağır dosyalara girdik; Sıkıyönetim Mahkemesi, Devlet Güvenlik Mahkemesi'nde… İnanın samimi söylüyorum, bu kadar basit bir davadan bu kadar zorlandığım bir olayı hatırlamıyorum. Ve buradan buradaki insanların huzurunda şunu da ifade ediyorum: 14 aydır tutuklu olan bu müvekkil hakkında tutuklama müzekkeresine baktığım zaman, 122. madde doğrultusunda bir değerlendirme yapılmış ve kendimi başarısız hissettiğimi özellikle de belirtmek istiyorum.

Hakan Karanis Müdafii

Değerli Başkan, bugün burada müvekkilime kurulan asılsız, mesnetsiz ithamlarla ilgili olan huzurlarınızdayım. İddianamede müvekkil Hakan ile ilgili ithamlara baktığımızda, özellikle örgüt üyeliği iddiasıyla 59. eylem başlığını ve buna dayanarak yapılan iddiaları incelediğimde karşımıza çıkan tablo şudur: Özellikle hemen arz edelim ki hakkında hiçbir soruşturma ve inceleme yokken, Sayın 'nun geçen yılın Şubat ayındaki, yani 2025 Şubat ayındaki diploma davası duruşmasına yakın arkadaşı olması sebebiyle katılmış; o katılma sonrasında İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nca malum dosyadan müvekkil hakkında bir araştırma yapıldığını maalesef dosya içerisindeki şu evrakla öğrenmiş bulunmaktayız. Peki bu evrakta ne diyor? Değerli Başkan, çok enteresan. İşte bu bahis konusu olan duruşmada müvekkilin fiziksel olarak göründüğünü tespit ettikten sonra şahsı hakkında araştırma yapılıyor, kimlik tespit ediliyor. Ve sayın soruşturma savcısı Cahit Cihat Sarı ile bilinen numarasından 24 Şubat 2025 saat 13.30 sıralarında emniyet müdürü görüşme yaparak, şahıs hakkındaki bilgilerin ve özellikle 135. maddenin kendisi hakkında tatbik edilerek bilgilerin kendilerine aktarılması isteniyor. Tarih 24 Şubat. Bu davada da malumunuz tutuklamaların başlandığı tarih 19 Mart idi. Yani bu 19 günlük süreci şöyle bir yaptığımız zaman, 25 günlük süreç içerisinde elde hiçbir delil yokken bizim müvekkille ilgili işte gözetim altına alınma, 4 gün sonrasında çıkarıldığımız savcılık ve mahkeme safahatından sonra samimiyetle ifade ediyorum, sakın yanlış anlaşılmasın, kimseyi de tenkit etmek amacıyla değil; ama o ifadeleri görüp de tutuklama verildiği zaman size hayatımın en zor gününü yaşadım.

Hakan Karanis Müdafii

Neden, niçin derseniz? Bakın, 2,5-3 sayfaya yakın süren bir öz geçmiş yazılmış müvekkille ilgili. Sonrasında o dosyanın huzurlarınızda ifadeleri ortada. 23 Mart 2025 tarihli ifadeye baktığımızda bütün detayları gördük; 10 sayfa. 10 sayfalık ifadenin 2,5-3 sayfası öz geçmiş. 110 tane resim gösteriliyor. 110 tane resim! "Bu resimlerden tanıdıklarınız var mı?" diye soruldu. Mali şubeye gitmiştik, ifade verdim yani. 11 tanesini tanıdığını ifade etti. Sonrasında da 11 kişiyi nasıl tanıdığı soruldu, onları dinledik. Sonra haritasından şirketleriyle ilgili bir ortaklığınız var mı denildi; "Hayır yok" dedi. Belediye ile ya da bir iştirakiyle herhangi bir şekilde bir münasebeti olup olmadığı ifade edildi. İnanın mali şubedeki polis memuruna şunu sordu: "Ya başka soru yok mu?" "Başka soru yok" denildi. Yani bir yanlışınız olmasın, bu anlatılanlar doğrultusunda biz buraya niye geldik falan diye düşündük; "Hiçbir sorun yok" denildi. O sözünüzde bakıldığında, 10 sayfalık ifadenin içerisinde bu benim anlattıklarımın dışında herhangi bir şeyin olmadığını açık ve net bir şekilde görürsünüz. Sonra biz tabii Sulh Ceza Yargıcı huzuruna çıktık. Gecenin saat 6.30'u zannediyorum, sabah 6.30-6.00 sıralarıydı ve tutuklama olayı gerçekleşti. Sonrasında ne yaptık? Tabii ki yasa olarak elimizdeki imkanlar doğrultusunda ne yapmamız gerekiyorsa yaptık; itiraz ettik. 30 günlük süre sonunda tahliye bekledik, tahliyeden sonra yine bir netice yok.

Hakan Karanis Müdafii

İnanın bu süreçler devam etti. Birkaç kez o günkü savcımız Aykut Bey'di, kendisiyle defaatle görüştüm. "Suçun ne olduğunu öğrenmek istiyoruz" dedim, "Bana bir şeyler ifade edin" diye. Ve hiçbir şey öğrenemedik. Bugün de işte Ekim ayıydı; ben inanın artık rahatsız oluyorum dosyadan. Ve müvekkil bana el çektirmiş olsa büyük mutluluk duyacaktım, o kadarını da ifade edeyim. Çünkü 7 aydır bir insan tutuklu ama tutuklamanın nedenlerini ve örgüt üyeliğinin bir delili, bir belgesi olacak ki ben de rahat edebileyim. Hiç öyle bir şey yok. Peki, ondan sonra samimiyetle ifade ediyorum. Saat yarımdı. Savcı Bey'in sekreteriyle görüştüm. 4 saat süreyle kapısında bekledim. "Bekleyin" dedi, "Sizinle görüşeceğiz." Sonrasında haber geldi: "Sizin savcınız değişmiş… Cahit Cihat Sarı." Ben de o gün, yani nasıl olur da bir savcıyla, bir hakimle avukat nasıl görüşemez düşüncesi içerisinde biraz ısrarlı bir şekilde bekledim. Adliye kapandı, kapılar kapandı, ışıklar söndü. Bir tane güvenlik ve ben 7. katta bekliyorum. Nihayetinde saat 18.30'da haber geldi, gittik. Odada kendisi yoktu. Kapının orada bir 45 dakika daha bekledik. Nihayetinde geldiğinde, yaşımız nedeniyle bugüne kadar herkesten hürmet ve saygı gördük; ancak bugün anlatamayacağım çok tatsız bir olay var.

Hakan Karanis Müdafii

Yani gerçekten zor, hakikaten zor. Kapıda, daha kapıdan içeri girmeden "Ne var?" dedi, "Niçin bekliyorsunuz?". "Ya Savcı Bey, 6,5 saattir bekliyorum. Bir oturalım, bir derdimi ifade edeyim" dedim. "Biliyoruz falan" dedi. Tamam biliyorsunuz ama müsaade edin; şu anda anlattığım dosyanın içerisinde işte Sulh Ceza Mahkemesi, elimizde bunlar var, başka bir şey yok, dosya gizli. Biz de bu doğrultuda şöyle bir değerlendirme yaptık: "Ben suçun ne olduğunu, niçin tutuklandığımı öğrenmek istiyorum, müvekkilime cevap vermeliyim" diye ifade ettim. Fakat maalesef aziz Başkanım, sonuç alamadık. Bağırmaktan başka herhangi bir şey yok. Çok özür dileyerek söylüyorum, "Müvekkiline söyle, paraların yerini söylesin" dedi. Ya Savcı Bey, yani ben size anlatmayayım; görevimiz, usul yasası ne yazıyor? Bunu söylerken utanır mısınız? O zaman böyle bir şey varsa, birileri müvekkille ilgili para getirdi götürdü diye bir şey varsa lütfen getirin buraya huzurunuza ve kendisine sorun dedim. Fakat maalesef istediğim cevabı alamadım. Bağırdı çağırdı, hatta çok affedersiniz burada söylemekten de rahatsızlık duyuyorum; "Sen" dedi, "Ekrem'e de söyle." Aynen böyle, tabir bu. "O da" dedi, "paraların yerini söylesin." "Ya Savcı Bey Allah aşkına" dedim, "ben bir garip avukat; Ekrem dediğin 5 milyon oy almış bir belediye başkanı, koca bir şehrin, dünyada saygın bir şehrin belediye başkanı. Allah aşkına nasıl böyle söyleyebiliyorsun? Git o zaman Ekrem Bey'i çağır, Ekrem Bey'in kendisine sor" gibi laflar oldu. Hiçbir şey öğrenemedik.

Hakan Karanis Müdafii

Nihayet iddialar yazıldı. Biz de olaylar geldiğinde baktık, hadiseyi öğrenmeye çalıştık. Öğrenince de biraz önce müvekkilim anlattı, bütün detayları sizlere ifade etti. Samimiyetle söylüyorum, gerçekten üzgünüm. Yani ben isterdim ki -hani istemem de- bir şey olsa da onun savunmasını yapalım. Fakat baktık, karşımıza çıkan hadiseler çok farklı ve bunun değerlendirmesini illaki sizler yapacaksınız ve neticede hak olan kararı vereceğiniz inancını taşımaktayım. İddianamenin yazılmasını müteakip müvekkille ilgili iddialara baktığımızda; 59. eylem ile ilgili elde edilen bilgi ve belgelerin, isimleri yazılı şahısların iddiaları, MASAK kayıtları, dosyada olan şeyler, BDDK, Orman Bölge Müdürlüğü yazıları, İBB kayıtları, HTS ve baz kayıtlarının olduğunu görmekteyiz. Başka da herhangi bir şey yok. Bunu ben söylemiyorum, iddianamede yazılı olan deliller bunu bu şekilde ortaya koyuyor. Şimdi 28 civarında insan ifadesi sayılmış; müvekkilim saydı, tekrar tekrar saymaya gerek görmüyorum. Bu şahısların bir tanesi, yani iki kişi hariç, müvekkilimi tanıyan, ismini zikreden, ifadesinde anlatan bir kimse değil. Dosyayla ilgili 59. eylemde Martı adındaki gizli tanığı dinlemişsiniz; bu zatın da müvekkilim hakkında herhangi bir beyanı olmadığını dosya muhtevası içerisinde görmüş bulunmaktayız.

Hakan Karanis Müdafii

Ancak ne var ki soruşturmanın devamı sürecinde, iddianamede 29 yerde ismi geçen, birkaç kez de ifadesine başvurulan —ki müvekkilim çok geniş kapsamlı izah etti— , özellikle iddianamenin 610. sayfasında başlayan ve 04.08.2025 tarihli ifadesinde, asla görgüye müstenit bilgisi olmamakla beraber, duyuma dayalı olduğu o ifadesi içeriğinde de yazılı olmasına rağmen; işte ile 'nun tanışmasını sağlayan kişinin bir muhalefet lideri ile olduğu ve bunların Beylikdüzü Defne Restoran'da görüşmüş olduklarını, burada siyasetçi olan kişinin vasıtasıyla ile tanıştırıldığını iddia etmiştir. Aralarındaki konuşmanın tanığı olmamakla beraber bu hadiseyi kendi bir varsayımına göre anlatmış olduğu görülmüştür. Nitekim bu doğrultuda yapılan baz ve HTS çalışmalarında da örgüt yöneticisi ile örgüt üyesi 'in 13.06.2020 - 19.09.2021 tarihlerinde Beylikdüzü'nde olduğu tespit edilmiştir. Defne Restoran deniliyor ama Defne Restoran olmadığını müvekkil açık ve net bir şekilde izah etti. O yöreye yakın olan farklı bir yerde restoranla birlikte oldukları tespit edilmiştir diye dosyada yazıyor. Bu şahsın alınan değişik tarihlerde ifadeleri var ama en önemlisi zannediyorum 04.08.2025 tarihli olanıdır. Öncesinde 18.07.2025 ve 03.12.2025 tarihli ifadelerine de baktığımızda, sonraki ifadelerinde müvekkilden de bahsetmiştir.

Hakan Karanis Müdafii

Bu ifadenin dışında ikinci şahıs olarak ifadesine başvurulan Karsal Örme Sanayi sahibi ve müvekkilin babasının tanıdığı Ali Köksal'ın oğlu 'ın şoförü olan adındaki şahsın vermiş olduğu 15.12.2025 tarihli beyanında; 'in kendisini Beylikdüzü Defne Restoran'a davet ettiği iddia edilmiştir. İnanın müvekkilimle bu olayı tartışırken özellikle sordum: "Hakikaten bunu sen Defne Restoran'da yemeğe çağırdın mı?" "Tövbe billah" dedi, böyle bir hadise olmamış. Mümkün değil. Kim diyor? Müvekkilim o firmada sigortalı olarak çalışan bir müşteri temsilcisi; zatın kendisi de söylüyor zaten, "Ben onun şoförüyüm, orada başka şoförler var" diyor. Ben toplu bir şekilde yemek versem bile bu şahsı çağırmam için bir neden yok. Özellikle bunu kabul etmediğini kendisi de burada huzurlarınızda size ifade etti. "Yemek yediğimiz sırada," diyor, misafirlerinin geldiğini ifade ederek 'in başka bir masaya geçtiğini; gelen şahsın bir siyasi partinin lideri olduğunu, ile beraber olduklarını ve bu görüşmenin sonrasında da İBB'nin hafriyat döküm işinin bu şahsa verildiğini bildiğini; 'ndan para istediğinin şoförler arasında konuşulduğunu belirtmiştir. Hatta bir keresinde de —müvekkilim açıkça anlattı— 3.000.000 liranın az olduğu tartışmasının yapıldığı ve bu paranın Hakan tarafından da şahsa iade edildiğini belirtmiştir.

Hakan Karanis Müdafii

Dosyamız içerisinde ne var? HTS ve baz kayıtları. Baktığımızda, bu şahısların telefonlarının bahsettikleri olay yerinde HTS ve baz kayıtlarının olmadığını görmekteyiz birçok dosya içerisinde. Ama bu şahısların orada telefonları gerçekten baz vermiş olsaydı, bu anlattıklarına bir derece intikal etmek mümkün olabilirdi. Ama bakıyoruz ki öyle bir olay da yok. Orada gelen dosyanın içerisinde HTS ve baz kayıtlarına baktığımızda, bu şahısların orada baz vermediklerini ayrıca görmekteyiz. Görüldüğü gibi bu verilerin ışığı altında; ortada somut bir suç faaliyeti değil, sosyal ilişkilerin ve tamamen yasal işlemlerin zorlama bir kurguyla suç senaryosuna dönüştürülme çabası vardır. İddianamede 53. sayfada belirtildiği üzere; 'nu Sayın ile tanıştıran kişinin olduğu bir varsayımdır. 53. sayfadan başlıyor, sonuna kadar müvekkilin isminin geçtiği yerlerde devamlı surette bu olay işleniyor. Ama onun belgesi bu iki tane baz kaydı; biraz önce yukarıda değindiğim baz kaydı.

Hakan Karanis Müdafii

Hemen belirtelim ki Kuzey TV'de müvekkil görevliyken, müvekkilim 'i Trabzon'dan kendisinden 6-7 yaş küçük, hasebiyle tanıyan ve gencimiz olan Murat ile aralarındaki bu tanışıklığı varsayımlarla yorumlayıp, isnat edilen suçların merkezine oturtmak sağlıklı bir durum değildir. Sayın Başkan, hukukta tanışıklık tek başına bir suç delili olamaz. Müvekkilim ile Murat Bey arasındaki ilişki tamamen sosyal bir ilişkidir. Ne bir emir komuta zinciri vardır ne de hiyerarşik bir bağ. Dosyada müvekkilimin kimseden talimat aldığına veya bir hiyerarşiye dahil olduğuna dair tek bir somut veri dahi yoktur. Bir an için ifade ettiğimiz ve 'ın beyanları doğru olsa bile; bir kimsenin başka bir kişiyi tanıştırmış olması, bu kişinin ilerideki tüm ticari ve idari faaliyetlerinden sorumlu tutulmasını gerektirmez. Ceza sorumluluğu, hepimizin bildiği gibi şahsidir. "Tanıştıran suçludur" mantığı hukuk tekniğiyle değil, ancak niyet okumayla açıklanabilir. Bu iki beyan, hukuki temelden yoksun, ceza yargılamasında delil olarak kabul edilmeyecek kadar soyut, denetlenemez ve dayanaksız anlatımlardır.

Hakan Karanis Müdafii

Tanıklardan 'ın ifadesi bütünüyle duyuma dayalıdır. Tanığın bizzat şahit olduğu bir suç eylemi değil; kişiler arasında konuşulan iddiaları kişisel çıkarımları ile aktardığı bellidir. Sayın Başkan, bir ağır ceza yargılamasında "Konuşulurdu," "Duyulurdu" veya "Söylenirdi" gibi ifadelerle hürriyet kısıtlamasına gidilemez. Sanığın, müvekkilimin para taşıdığına dair iddiası; hiçbir banka kaydıyla, hiçbir fiziki takip tutanağıyla veya somut bir veriyle desteklenmemektedir. Maddi gerçekle örtüşmeyen, görgüye dayanmayan ve sadece zan içeren bu beyanlar hukuki birer delil değil, birer niyet okuma çabasıdır. 'ın ifadesi; soyut, duyuma dayalı ve çoğunluğu edilgen anlatımlardan oluşmaktadır. Tek başına hükme esas alınması imkansız ifadelerden ibarettir. İfade ettiğimiz gibi anılan şahıs bizzat şahit olduğu olayları değil, kişiler arasında konuşulan iddiaları yer ve zaman bağlantısından yoksun şekilde aktarmıştır. Örneğin, "'na paraları genellikle ve ekibi taşırdı" iddiasının somut bir dayanağından söz edilmemiştir. Buna ilişkin ne bir banka kaydı ne bir fiziki takip tutanağı ne de bir fotoğraf vardır. Kişileri bu şekilde suçlayıcı zan altında bırakıcı ifadelerle itham etmek ve bunları ciddiye alarak cezalandırılmayı talep etmek, bir hukuk devletinde asla kabul edilmeyecek son derece tehlikeli bir durumdur. Hiçbir somut dayanağı olmayan bu iddialar karşısında savunma yapıyoruz.

Hakan Karanis Müdafii

Nasıl savunma yapmamız beklenmektedir. Olumlu bir iddia ispatlanmalıdır. Olumsuz bir durum asla ispatlanamaz. "Çamur at izi kalsın" mantığı ile ortaya atılan bu iddialar, bizi olmayan bir şeyi ispat etmeye zorlamakta ve bu durum savunma yapmamızı oldukça güçleştirmektedir. İddia makamı somut bir delil sunmadan sadece ithamda bulunuyorsa; sanığa ya da müdafiye "Hadi bunun olmadığını kanıtla" demek, savunma hakkını teorik olarak yok saymaktır. Hukukta kural; "Suçsuz olduğun ispatlanana kadar suçlusun" değil, "Suçun şüpheye yer bırakmayacak şekilde ispatlanana kadar masumsun" ilkesidir. Yokluğun ispatını istemenin bu teraziyi tersine çevireceğini hepimiz bilmekteyiz. Dolayısıyla şoför 'ın "Paraları genellikle o ve ekibi taşırdı" gibi tarih içermeyen, miktar belirtmeyen, sadece zan içeren bir ifadeyle müvekkilimi hedef göstermesini asla kabul etmiyoruz. 'ın, yanlış hatırlamıyorsam diye başlayan; "yapılırdı, edilirdi, konuşulurdu, taşırdı" şeklinde devam eden, itibar suikastını hedeflediği açık olan dayanaksız ve soyut mahiyetteki açıklamalarının, maddi gerçeği aydınlatmak yerine dosyayı bulanmaktan başka bir amaca hizmet etmediği izahtan varestedir. Bu sebeple ve isimli şahısların maddi gerçek ile hiçbir bağı olmayan ve tamamen varsayıma dayalı anlatımları, ceza yargılamasına delil değil ancak kişisel yorum olarak nitelendirilebilir.

Hakan Karanis Müdafii

Değerli Başkan, iddianamede müvekkil hakkında ileri sürülen iddiaların dayanaklarından biri olarak müvekkilin banka hesap hareketlerine değinildiğini görmekteyiz. Ancak dosyada bulunan MASAK ve BDDK raporları incelendiğinde; müvekkil Hakan aleyhine, istinat edilen suçtan elde edilmiş herhangi bir kazanca veya suç gelirinin aklanmasına ilişkin tek bir tespit dahi bulunmadığı görülmektedir. Bilindiği gibi bu raporlar, ceza yargılamasında mali hareketlerin değerlendirilmesi bakımından en önemli teknik inceleme belgeleridir. Nitekim bu raporlar hazırlanırken banka kayıtları, para transferleri, hesap hareketleri ve mali ilişkiler ayrıntılı şekilde incelenmektedir. Ancak bu kapsamlı incelemelere rağmen müvekkilin herhangi bir suçtan gelir elde ettiğine, suç gelirini dolaşıma soktuğuna veya suçtan elde edilen bu parayı yönettiğine dair hiçbir bulguya dosya içerisinde rastlamak mümkün değildir. Bu husus son derece önemlidir. Çünkü eğer iddia edildiği gibi örgütsel bir faaliyet söz konusu olsaydı, bunun en doğal yansıması mali hareketlerde ve para trafiğinde görülmeliydi. Ancak dosyada bulunan resmi mali inceleme raporları, böyle bir durumun kesinlikle mevcut olmadığını açıkça ortaya koymaktadır.

Hakan Karanis Müdafii

Öte yandan iddianamede, özellikle müvekkil ile arasında gerçekleşen bazı para transferlerinden söz edilmektedir. Resmi raporlarda da ifade edildiği üzere bu transferlerin niteliği incelendiğinde; bunların tamamının taraflar arasındaki borç ilişkisine dayanan olağan para alışverişlerinden ibaret olduğu açıkça görülmektedir. Müvekkil , ’ndan belirli dönemlerde borç almıştır. Daha sonra bu borçları yine banka kanalıyla, özellikle büyük bir kısmını banka kanalıyla geri ödemiştir. Bu işlemlerin tamamı banka sistemi üzerinden açık, kayıtlı ve denetlenebilir şekilde gerçekleştirilmiştir. Sayın Başkan, burada özellikle vurgulamak isterim ki; eğer ortada iddia edildiği gibi suçtan kaynaklanan bir para ilişkisi bulunsaydı, bu işlemlerin banka sistemi üzerinden bu kadar açık ve izlenebilir şekilde yapılması hayatın olağan akışıyla bağdaşmazdı. Nitekim dosyada bulunan MASAK ve BDDK raporları, bu para transferlerinin herhangi bir suç faaliyetiyle bağlantılı olduğunu ortaya koymamaktadır. Tam aksine yapılan incelemeler sonucunda; müvekkilin para hareketleri bakımından suç gelirine, suçtan elde edilmiş bir kazanca veya aklama faaliyetine ilişkin herhangi bir bulguya rastlanılmadığı açıkça görülmektedir.

Hakan Karanis Müdafii

Değerli Başkanım, bu para hareketleriyle ilgili bütün belgeler zaten dosyanızda var. BDDK bunların bütün bankalardan hesap hareketlerini istemiş ve onlara göre bir rapor tanzim etmiştir. Bakın o rapora baktığımız zaman; ben onların bütün belgelerini dosyaya koydum, onu özellikle ifade etmek istiyorum. Çok basit, bakın raporu açıyorum; hangi şeye itibar edeceğiz? Sıradan bir yerden alınmış bir evrak değil, en üst mercilerden bir tanesi. Bakın burada açık ve net bir şekilde belirtiliyor, müvekkilim de söyledi; 25. sayfanın sondan ikinci paragrafı: "'ndan 'e toplam 10.161.100 TL gönderilmiş; anılan şahıs tarafından da 'na 5.700.000 TL gönderilmiştir." Doğru. Bir 5.000.000 TL de müvekkil elden gönderiyor muhterem efendim. Yine kayıtlarda, yine burada yazılı olan kendisinin verdiği ve hemen arkasında vadeli mevduata yatırdığı fakat 15 gün sonra da kendisine iade ettiği bir para var. Nakit para geliyor, telefon görüşmeleri de odur zaten; çağırıyor kendisini, o parayı da çözüyor, oradan kendisine iade ediyor. 1.500.000 TL bir para da Garanti Bankası'ndan gidiyor. Yani toplamda müvekkilin kendisine resmi bankalardan verdiği paranın miktarı 12.200.000 TL'dir. Geri kalanı da biraz önce kendisi ifade etti, elden verdiğini rakamlandırdı. Bunun yanında bir de 'ndan parça parça; yani 10.000 TL, 20.000 TL, 30.000 TL, 50.000 TL, 100.000 TL gibi rakamlar aldı. O da 1.650.000 TL'dir. Onun da parası yine Garanti Bankası'ndan kendisine gönderilmiş. Bakın burada...

Hakan Karanis Müdafii

Burada ile ilgili iddialarda bulunurken, müvekkilim de ona değinmedi. 8 ayda toplam 2 milyon TL para gönderildiği ifade ediliyor, müvekkilimin aldığı söyleniyor. Müvekkilim uzun yıllardır, bakın az bir süre değil, 6,5 yıldan fazladır çünkü oradan zaten emekli olmuş Kardemir Karabük Demir Çelik Sanayi’den. Orada çalışmasının karşılığı, getirdiği iş karşılığı almış olduğu parça parça paralardır ve bunun da toplamı 2 milyon değil, bakın biz ifade ediyoruz, 3 milyon 450 bin lira paradır. Bak 3 milyon 450, maaşları karşılığı aldığı paradır, getirdiği iş, yaptığı iş karşılığı aldığı paradır. Onun dışında herhangi bir para alışverişi dosyada işte şurada BDDK raporu, tek bir kelime ifade edemez müvekkilim. Ben bütün bunların belgesini mahkemeniz dosyası içerisine ibraz ettim, zaten de raporlarda da teyit edilmektedir. Sayın Başkan, Ceza Muhakemesi Kanunu 170. maddesinin 5. fıkrası uyarınca iddianamede yüklenen suçu oluşturan olayların mevcut delillerle ilişkilendirilerek açıklaması zorunludur. Ancak müvekkilim hakkında hazırlanan iddianame bu yasal zorunluluğu göz ardı etmiştir. Nitekim iddia makamı her ne kadar müvekkilin banka yoluyla ’nun hesabına geçen paraları ifade etmiş, burada işte biraz önce ifade ettim, yani açık net bir şekilde belirtilen, yani aldığı paraların yazmamasını da gerçekten yani bir garabet olarak nitelendiriyorum. Bunu da sizlerin takdirine bırakıyorum. Suçunun lehine olan bir hususu eğer ifade etmiyorsa burada bir kasıt aramak lazım geldiğini düşünüyorum, takdir sizlerin.

Hakan Karanis Müdafii

Dosyada iddianamede yine çok ilginç bir olay var ve bunun birkaç yerini okumak durumundayım. 699. sayfada müvekkille ilgili olaylar anlatılırken bu para hareketi anlatılıyor aleyhine olan. Lehine olanları zaten zikretmek mümkün değil. Onlar anlatılıyor hemen arkasından da şu cümlelere yer verilmiş iddianame içerisinde. Diyor ki, bundan ayrı olarak müvekkil ’in diğer şüpheliler hakkında, bakın diğer şüpheliler hakkında beyanda bulunmaktan kaçınarak diğer şüpheliler hakkında yapılan beyandan kaçınarak diğer şüphelileri koruduğu, bu haliyle dosya kapsamında üzerine atlı suçu işledi. Bu benim cümlelerim değil, bunu bizzat iddia makamı sayın bu iddianameyi hazırlayan savcılık bu şekilde yazmış. Yani şüpheli hakkında beyanda bulunmaktan kaçınarak diğer şüpheliler hakkında buradaki iddia makamı, diğer şüphelileri koruduğu, bu haliyle de dosya kapsamında üzerinde atlı suçu... Eğer bu suçsa yani ben bin defa bu suçu işleyeyim, beni de atın içeri. Bu kadar açık ve net söylüyorum. Bunun suç neresi ben anlayamıyorum, gerçekten anlayamıyorum. Benim hukuk mantığım, anlayışım hakikaten buna yetmiyor. Şu cümlelerin buraya konulması beni ziyadesiyle üzmüştür. Hukukta, adalette böyle bir olayın olabilmesi mümkün değildir. Hakkında soruşturma yürütülen suç örgütüne ilişkin diğer şüphelileri korumak amacıyla şüphelinin örgüt hiyerarşisi içerisinde hareket ettiği anlaşılmakla cezalandırılmasının talep edildiği görülmektedir. Bu şekilde bağlamış iddianamenin içerisindeki olan bir paragrafı.

Hakan Karanis Müdafii

İddianamedeki bu haksız, subjektif hiçbir delile dayanmayan isnadın hukuki bir değerinin olamayacağı tartışmasızdır. Sayın mahkemenin bu hususu değerlendiren inancımız tam. Kabul etmelisiniz ki somutlaştırılmamış bir suç isnadına karşı savunma yapmak hukuken imkansızdır. Müvekkilim neyi yapmadığını değil, neyi yaptığı iddia ediliyorsa onu savunmak zorundadır. Ancak karşımızda ucu açık her yere çekilebilen, gelip geçer ifadelerden oluşan bir metin vardır. Bu durum Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve anayasa ile güvence altına alınan adil yargılanma ve savunma hakkının açık bir ihlalidir. Somut eylem içermeyen, delille fiil arasında köprü kurmayan bir iddianameyle yargılama yapılamaz, mahkumiyet hükmü asla kurulamaz. Sayın Başkan, değerli heyet, ceza yargılaması soyut varsayımlarla denetlenemeyen duyumlarla ve ismini veremem diyenlerin anlatımlarıyla mahkumiyet hükmü kurmaz. Müvekkilim Hakan üzerine atlı suçlamaların maddi ve manevi unsurları asla oluşmamıştır. Şüphe her zaman sanığın lehinedir. Sonuç olarak somut ve kesin, inandırıcı delilden yoksun bu davada müvekkilimin cezalandırılmasının mümkün olmadığı inancı içerisindeyiz.

Hakan Karanis Müdafii

Müvekkil mal varlığıyla ilgili sizlere açıkça ifade etti. Üzerine kayıtlı dört tane gayrimenkulü olduğunu belirtti. Bunların ikisinin 2001 yılında olduğunu, sonrasında da hayatın olağan akışı içerisinde iki tane daha daire aldığını belirtti. Onların da ne şekilde olduğunu, bir tesadüfle söylüyorum 416 metrekare isimleri belli, o tapuları da dosyasına ibraz ettim ben. 416 metrekare Bodrum’un Kızılağaç mevkisinde bir arsadır. O arsanın bitişiğine bir gayrimenkul şirketi gelip bir site yapmak isterken bu arsayı da bize verirsen, birleştirirsek buradan sana bir daire deyince üçüncü dairesi öyle, bir de bir dördüncü dairesi vardır. Onu da nasıl olduğunu kendisi izah etti, belgelerini dosyaya koyduk. Daha fazla onlarla ilgili bir şey anlatmamızın uygun olmadığını görüyorum. Dosyanın içerisinde HTS kayıtları var. İddianamede müvekkilin belirli tarihlerde Beylikdüzü’ndeki bir restoranda sanıkla aynı baz istasyonunda sinyal vermesi suça iştirak olarak sunuluyor. Sayın Başkan, Beylikdüzü gibi yoğun bir bölgede herkesçe bilinen bir restoranda bulunmak veya o civardan sinyal vermek nasıl suç delili olur? HTS kayıtları sadece iletişimin ve konumun varlığını gösterir, içeriğini ve suç kastını değil. Binlerce insanın aynı anda sinyal verdiği bir baz istasyonu verisinden hareketle suç ortağı icat etmek hukuk tekniğiyle açıklanamaz. Yargıtay’ımızın HTS kayıtları ile ilgili içtihatları herkesçe malumdur.

Hakan Karanis Müdafii

Müvekkilin suçun icrasını yönlendirdiği, suçun gerçekleşmesine katkı sunduğu ve suçun icrası üzerinde belirleyici bir yetkiye sahip olduğunu gösteren hiçbir somut delil bulunmamaktadır. Sonuç olarak, iddianamede yer verilen suçlara müşterek fail sıfatıyla iştirak ettiğine dair her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı nitelikte herhangi bir delil dosya kapsamında bulunmamaktadır. Bu nedenle müvekkilin bahsedilen suçlardan müşterek fail sıfatıyla sorumlu tutulması hukuki dayanaktan tamamen yoksundur. Yukarıda ayrıntılı olarak izah edilen nedenler dosya kapsamında değerlendirildiğinde; müvekkil açısından suçların unsurları oluşmadığından, müvekkilin tutukluluk halinin devamını gerektirir hukuki ve fiili şartlar bulunmamaktadır. Özellikle hakkındaki tevkif müzakeresinin Türk Ceza Yasası’nın 220. maddesinin 2. fıkrasının dışında başka bir tevkif müzakeresi olmadığı düşünülerek; 14 aydır tutuklu olan müvekkilin derhal tahliyesine karar verilmesini talep ederiz. Sayın mahkemeniz aksi kanaatteyse, tutuklama tedbirinin ölçülülük ilkesi gereği son çare niteliğinde olduğu gözetilerek, tutuklama ile ulaşılmak istenen amacın adli kontrol tedbirleri ile de sağlanabileceği açık olduğundan; müvekkilin uygun görülecek adli kontrol hükümleri uygulanmak suretiyle salıverilmesine karar verilmesini saygıyla talep ederim. Teşekkür ederim.

Hakan Karanis Müdafii

Bu analiz yapay zeka değerlendirmesine dayanmaktadır. Hatalar veya yanlış bilgiler içerebilir.