Savunma

Hasan Yalaz Savunması

Kendi savunması·Hasan Yalaz·2 Haziran 2026 · Kaynak

Sayın başkan, sayın savcı, saygılar sunuyorum. Baraka Yapımcılık'ın kurucusu ve sahibiyim. 96'da girdiğim üniversiteden beri fotoğraf ve videoyla ilgileniyorum, üniversite bölümüm başka olmasına rağmen. Üniversitede fotoğraf ve videoyla ilgilenirken daha sonra kendi mesleğimi, iç mimarlığı yapmak için... İşimi yaparken hobi mesleğe dönüştü. Sevdiğim işi yapmakta olan şanslı insanlardan bir tanesiyim. Ticari olmasından önce benim için severek yaptığım, her yaptığım işe elim değerek, güzel yapmaya çalıştığım bir işti. Onun için şirketimle beraber büyüdüm, büyüdüm, değiştim. Şirketimi başarılı bir hale getirdim. 2022 ve 2023 yıllarında Medya A.Ş. ile çalıştım, ihaleler aldım. 2024 ve 25'te almadım, alamadım. Yaklaşık 10 ay önce, 14 Ağustos 2025 tarihinde sabah 6'da gözaltına alındım. Kaldığım ev arandı. Bilgisayarıma, telefonuma el konuldu. Telefonumun şifresini hemen paylaştım. Aynı anda İstanbul'daki ofisime de arama yapılmış. Bilgisayarın- bilgisayarlardaki ve taşınabilir hard disklerime ve bazı belgelere el konulmuş. Polis minibüsüyle Muğla, İzmir, Balıkesir'deki diğer şüphelileri de toplayarak, yaklaşık 21 saatlik bir yolculuğun ardından, bir sonraki gün sabah saatlerinde Vatan Emniyet'e vardık. Burada, Vatan Emniyet çok zor bir süreç. Yani orada çünkü hem ışık yok, gece yok, gündüz yok, uyku çok az. 4 uykusuz günün ardından polis tarafından ifadem alındı.

İfade için efendim bana önceden hazırlanan bir doküman gösterildi. Dokümanda pek çok fotoğraflar vardı öncelikle. Fotoğraflarda çok az sayıda insan tanıyordum. Onları tanıdıklarımı gösterdim. Ardından sorgu metnine geçildi. Sorgu metninde insanlar arasında geçen, yani benimle ilişkin olmayan üçüncü kişilerle üçüncü kişilerin yaptığı ilişkilerle, onlar arasında geçen diyaloglar, olaylar, duyumların tanık ifadelerini geçmiş halleri bana soruldu. Bunların büyük kısmından hiçbir haberim yoktu. Yani bu anlattığım ifade herhalde %90'ını falan tutuyor, yani çok uzun bir kısmı böyleydi aşağıya kadar. Bunlardan haberim yok, bilgim yok şeklinde cevap verebildim. Bunlardan hiçbir şekilde benim, yani buradaki ifadelerin hiçbirinde, sadece bir ifade, onu da söyleyeceğim, dışında benim şirketimin ne benim ismim ne de benim şirketimin ismi yoktu. Daha sonra Karpuz Danışmanlık'ta bulunmuş olan şirket kaşem soruldu. Karpuz Danışmanlık ile sözleşmemiz olduğunu, ofislerini birkaç kere kullandığımızı, kaşemizi de unutmuş olabileceğimizi anlattım.

Arkasından Deniz Göktürk isimli bir şahsın ifadesi okutuldu. Uzun bir metindi bu. Metinde yine benimle hiçbir ilgisi olmayan, üçüncü şahısların üçüncü şahıslarla yaptığı ilişkiler yazıyordu. En sonunda da ayrı bir cümle halinde sanki başka bir yerden kopartılmış gibi, " tarafından yönetilmekte olduğunu bildiğin şirketler" ifadesi ve yanında sadece "Baraka Yapımcılık" yazan bir ifade vardı. Dedim ki “ben Deniz Göktürk isimli şahsı hiçbir şekilde tanımıyorum ve iddiası doğru değildir.” Bunu anlattım, kısaca anlatabildim. Son olarak verdiğimiz teklifler, aldığımız işler soruldu. Teklifleri verdiğimizi, işlerimizi yapıp en iyi şekilde bitirdiğimizi... Çoğunlukla sadece bana sorulan sorular için verebildiğim için kendi şirketim hakkında da detaylı bilgi veremedim. Ve 4 günün sonunda Çağlayan'da adliyede bir savcının önüne çıktım. Savcı bey bana "İfadeye eklemek istediğin bir şey var mı?" diye sordu. Ben de kısaca işlerimizi nasıl yaptığımızı, nizami bir şekilde yaptığımızı anlattım. Ancak orada da detaylı bilgi veremediğimi söyledim. Kısa bir süre sonra çıkarıldığım mahkemede 19 Ağustos günü tutuklandım ve Maltepe 4 No'lu Ceza İnfaz Kurumu'na gönderildim.

Sonrasında efendim, sanırım birçok suç isnadı vardı ama hangisiyle suçlanacağımı bilmeden bekledim. Hangi eylemde olacağımı da bilmedim. Şey çıktı, iddianame çıktığında eylem 85 kapsamında suçlandığımı öğrendim. Burada kısaca yazdım ama size sonra karar verdim, okumak istiyorum ben. Çünkü burada yani her birini ayırıp, bölüp teker teker cevap vermek istiyorum, o yüzden iddianamede yazılı biçimiyle kendi özetimi okumak istemiyorum.

“…? isimli firmanın her ne kadar resmiyette şüpheli ’a ait ise de örgüt üyesi olan 'nın yönettiği firmalardan birisi olduğu ve aşağıdaki detaylarda detaylara yer verileceği üzere İmamoğlu Suç Örgütü'nün finansal açıdan duyduğu desteği giderebilmek adına örgüt tarafından birçok kez araç olarak kullanıldığı anlaşılmış olup; bu kapsamda şüpheli 'un 29.05.2025 tarihli alınan ifadesinde, Baraka isimli firmanın 'nın resmiyete sahip olmasa bile onun tarafından yönetildiğini açıkça ifade ettiği görülmüştür. Ayrıca kolluk kuvvetlerince örgüt üyesi 'nın resmiyet ortağı olduğu Karpuz Danışmanlık unvanlı şirketin Gümüşsuyu Mahallesi İnönü Caddesi No 25 İç Kapı No 6 B 09 adresinde yapılan arama sonucunda; Şirli Yapım Ltd. Şirketinde, Değişik Hikayeler İçerik Tasarım Prodüksiyon Ticaret Limited Şirketi ve Baraka Yapımcılık İnşaat Sanayi Ticaret isimli firmalara ait kaşeler ele geçirildi. Kaşe ele geçirilen Değişik Hikayeler İçerik Tasarım Prodüksiyon Limited Şirketi unvanlı şirketin yine 'nın resmiyette ortağı olduğu şirketlerden birisi olduğu anlaşılmıştır. Dolayısıyla 'nın resmi sahibi olduğu firma adresinde Baraka isimli firmanın da kaşesinin ele geçirilmesi, beyanını birebir doğrular nitelikte bir husustur. Öte yandan Değişik Hikayeler İçerik Tasarım Prodüksiyon Limited Şirketi unvanlı şirketin katılmış olduğu ihale dosyalarında yapılan incelemede; 3 adet doğrudan alım işinde içerik teklifinde, fiyat teklifinde diğer şirketin de Baraka Yapımcılık unvanlı şirket olduğu, bu kapsamda aynı ihale kapsamında fiyat teklifi veren firmanın kaşesinin diğer şirkette bulunmasının bu şirketin tarafından yönetildiğini açıkça ortaya koyan bir durum olduğu anlaşılmaktadır” denilmektedir.

Bu iddianameye tek tek cevap vermeye çalışacağım ama size önce kendimden ve şirketim hakkında kısaca bilgi vermek istiyorum. Üniversiteden, Bilkent Üniversitesi İşletme Mühendisliği bölümünden 2002 yılında mezun olduktan sonra bağımsız işler, kısa filmler çekmeye başladım. Daha önce üniversite zamanında da filmler ve fotoğraflar çekiyordum. 2005 yılında bir arkadaşımla beraber yazıp yönettiğimiz ilk uzun metraj filmimiz Türkiye'de ve uluslararası alanda başarı sağlamasından sonra, New York Bağımsız Film Festivali'nde açılış prömiyeri yapma hakkı kazandı. Avrupa'nın birçok şehrinde oynama hakkı kazandı. İF İstanbul Bağımsız Film Festivali tarihinin en iyi filmi seçilmiştir bu film. İstanbul Film Festivali'nde de oynadı. Bu filmi sinema filmi olarak tescil edebilmek için 35 mm filme bastırmamız gerekiyordu o zamanlar. Bu işlem için Kültür Bakanlığı tarafından sinema yapım sonrası destek almaya hak kazandık. Ardından filmimiz halihazırda uluslararası başarı sağladığı için Kültür Bakanlığı desteğini hibe desteğine çevirdi o dönemde. Sinema filmi eser işletme belgesi alıp film üzerinde hak sahibi olabilmek için ve sinemalarda gösterilmesini sağlayabilmek için 2006 yılında Baraka Yapımcılık'ı kurdum. Bir film dağıtımcısı o zaman dağıtmıştı filmi. O tarihten beri Sinema Eseri Yapımcıları Meslek Birliği üyesiyim. Sonrasında çektiğimiz uzun metrajlı bir belgesel ödül kazandı. Bu filmler hakkında yazılan eleştiri yazılarına ve şahsım hakkındaki bilgilere dönemin gazete arşivlerinden, IMDb sitesinden ve yerli sinema sitelerinden ulaşabilirsiniz. Bunlar için pek çok eleştiri yazıları da yazıldı; tam sayfa, tam köşe yazıları yazıldı. Mesela Perihan Mağden olarak 2 tane köşe yazısı yayımlamıştı.

2008 sonrasında firmamıza reklam ajanslarının ulaşması ile bağımsız işlerimi neredeyse tamamen bırakarak —çünkü o dönemde bağımsız işleri, film işlerini finanse edebilmesi için yapıyordum— film işlerini daha ticari hale getirmeye başladım. Bu dönemden sonra pek soul televizyon reklamları ve tanıtımlar çekmeye başladım. Bunların arasında Garanti Bankası, Halkbank, PepsiCo, Frito-Lay, Migros, Kumtel gibi markalar var. İKSV ve Nur Mobilya var. Bu firmalar gibi Türkiye'nin önemli endüstri markaları, bankaları, yiyecek firmaları ve Türkiye'deki temsilcilikleri gibi çok değişik alanlardadır. Aynı zaman diliminde ayrıca ara sıra başka yapım firmalarının yapımlarında da yönetmen olarak hizmetler verdim. 2013-2014 yıllarından itibaren benim mimari fotoğrafçılığa olan ilgim ve mekanları, perspektifleri kullanma isteğimden dolayı çektiğim kurumsal filmlerden dolayı isim yapmış oldum. Bunlar bana gelmeye başladı. Daha çok kurumsal film konusunda bir isim yapmaya başladım. Çok sayıda fabrika, tesis, bina çektim. Bunların arasında Akbank Gebze Genel Merkezi var, işte Frito-Lay Mersin cips fabrikası, Pepsi Cola fabrikası var. Ravago Plastik, Elit Kimya, Hidropompa, işte Anadolu Grubu firmaları var. Adler, Ülker fabrikaları, ofisleri gibi yerler var. Daha da var yani, Ford Otosan gibi teknoloji merkezleri var.

Bu çeşit kurumsal tanıtım filmleri, İBB için Medya A.Ş.'ye yaptığımız restore edilen yapılar, müzeler, parklar, bahçeler, Yuvam İstanbul gibi filmlere referans olabilecek birebir örnek filmlerdir. 2018 sonrasında ise Türkiye'nin ve dünyanın önemli kozmetik markalarının TV ve sosyal medya reklamlarının tanıtımlarını çekiyordum. Dünyanın en büyük kozmetik markası zincirinin Türkiye kısmının neredeyse tüm tanıtım reklamlarını ve etkinlik filmlerini 3 yıldan fazla süre boyunca yapımcı olarak üstlendik. Bunlar Watsons, Watsons'a bağlılık olarak Revlon, Max Factor, Pastel; ayrıca ayrı bir müşteri olarak Selen Kozmetik, Urban Care'in televizyon reklamlarını çektim. Turkcell Süperonline'ın Antalya yıllık toplantı filmlerini Cihangir Ceyhan oynadı, onu çektim. Son dönem yaptığımız bu filmlerin bir kısmına internet sitemiz barakayapimcilik.com ve Baraka Yapım Instagram hesabından ulaşabilirsiniz. Açık olarak paylaşamadığımız tanıtım ve kurumsal filmlerimizi de o filmlerde yer alan arşiv sabit disklerimizde, film CV ve film arşiv dosyalarından veya şahsıma ait Vimeo gibi sosyal medya sayfalarından ulaşabilirsiniz.

ile tanışmama gelince; ve eski ortağı Seda Hanım ile tanışmam az önce bahsettiğim kurumsal filmler çekimleri nedeniyle oldu. 2015 yılında bir işverenin benim yönetmen, onların da sahip olduğu, o dönem sahip olduğu Değişik Hikayeler firmasının yapımcı olmalarını istemesiyle başladı. Değişik Hikayeler firması şirketlerin iç iletişim çalışan markası konusunda projeler yapan, üreten bir firmadır. Çok da başarılı bir firmaydı bu. Yani bu şu demek, yani firmaların ürünlerini reklam olarak televizyonlara çıkarmak değil de firmaların kendisini tanıtan, mesela işte ne bileyim, Ülker'in, Ülker'in bir gofretinin televizyon reklamı değil de Ülker'in kendi firmasını tanıtan filmler. Bunlar işte değişik alanlarda kullanılabilir. Borsa değeri için kullanılabilir, çalışan markası için kullanılabilir. Bu çeşit filmlerdir. Bu çeşit filmler yapımında önemli bir firmadır o dönemde Değişik Hikayeler. Sanıyorum Seda Hanım halen devam ediyor bu şirkete, ayrıldı. Onların üstlendiği kurumsal iletişim tanıtım filmlerinin zaman zaman yönetmenliğini üstlendim. Yani fatura karşılığı dışarıdan yönetmen olarak onların bazı prestijli işlerinin yönetmenliğini yaptım. Başkaları da yapmıştır, ben başka firmalara da yaptım. Yani bu onlarla yaptığım işler, işler arasında Turkcell Süperonline, Vakıf Katılım var, sahibinden.com var. Değişik zamanlarda yapım işlerini paylaştığım diğer firmalar gibi kendileriyle de ticari bir ilişkim oluştu. İlişkim ticariydi.

Mesela bir işimizi anlatayım, bunu çünkü enteresan olduğu için anlatıyorum, o dönem Türkiye'de mavi, bizim şey, derin deniz sondaj gemilerimiz yoktu şey için, petrol arama gemilerimiz. Amerika'dan dünyanın en büyük gemilerinden bir tanesi, Shell, Deepwater 2 adında bir gemi gelmişti, Shell Upstream, yani Shell, uluslararası Shell getirmişti. Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığı ve Türkiye Petrol Anonim Ortaklığı da ortak sivil toplum kuruluşuydu. Bunun için yine Seda Hanım'ın projelendirmesiyle, ben, özel eğitimler alarak, ekibimle bunun çekim belgeselini ben çektim. Yani Marmara'dan girişi, İzmit'e gidip sondaj kulelerinin sökümü, sonra köprünün altından geçmesi, ki o köprünün altından geçene kadar gizliydi, tamamen gizlilikli projeyi çektik. Ereğli Demir Çelik şeyinde, sahasında tekrar tamir edilmesi ve Karadeniz'deki petrol sahalarında sondaj yapılması ile ilgili bir belgeseldi. Bu belgesel şu anda halen uluslararası Shell'in Facebook sayfasında, sosyal medya sayfalarında yayındadır. Sunumlarda da sanıyorum var onlar, o.

Yani ben 'yı Seda Hanım'la beraber yapımcı olarak tanıyorum. Yapımcılık işinde de çalıştığım, zaman zaman çalıştığım, eskiden beri ticari ilişkim olan, arada sırada, ama yani yakın, çok yakın bir arkadaşlık ilişkim olmayan, ama ticari ilişkiler yaptığım şirketlerden bir tanesi. Ve daha sonra da öğrendiğim kadarıyla Seda Hanım'dan ayrılıyor ve İBB'ye danışmanlık yapan ve özel sektöre de danışmanlık yapan şirketi kuruyor. Ben de bu sırada çok yoğun bir şekilde zaten WhatsApp'la ilgili, WhatsApp'la çalışıyordum. O sırada da korona zamanıydı zaten, kimse kimseyle de konuşamıyordu. 2020 yılında bir kere ben kendimi tanıtmaya başlamıştım Medya A.Ş.'ye. O dönemde birkaç yazışmamız oldu, birkaç projede yardım da istediler benden. Bir tanesinde hatta yardım bile edebildim, şeyde, bir İSPER ile ilgili bir işte. Kimse sokağa çıkamıyordu. Benim o dönem valilikten özel iznim vardı çekimler için, kendimin ve ekiplerimin. Ekiplerimin başladığı bir işte beni de haberdar ettiler, yani yardım edebilir misin diye, yönetmeni yoktu. Ben de danışmanlık gibi bir yardımda bulundum ticari olmayan bir şekilde. O dönem de tanıştığım birkaç kişiyle tanışmış oldum. O dönemden itibaren sanıyorum onların şeylerine girdim, listelerine girdim, kendimi tanıttım.

Eylem 85'e de girişte ihalenin anlatıldığı ve ileride suç isnadı olan iddia makamının hazırladığı kısımlar dışında Baraka Yapımcılık'ın isminin geçtiği tek yer olan etkin pişmanlık ifadesi 'un ifadesi efendim. İddianamede ki Deniz, yani etkin pişmanlıkçı 'u kesinlikle tanımıyorum bir kere. Bir iş yaptığımız yok, fatura kestiğimiz yok, toplantı yaptığımız yok, bir çekimde karşılaştığımız yok. Hiçbir şekilde tanımıyorum. İsmini de bu iddianameyle öğrendim. Yani iddianameyle değil, savcılık aşamasında ilk savcılık ifadelerini alırken öğrendim. İddianamemizin 85. eylem kapsamında, 1862. sayfasında Baraka Yapımcılık hakkındaki metinde 'un etkin pişmanlık ifadesi şu şekilde geçmektedir: "'un 29.05.2025 tarihinde alınan ifadesinde, Baraka isimli firmanın 'nın resmiyete sahip olmasa bile onun tarafından yönetildiğini açıkça ifade ettiği" deniyor. Burada "açıkça" ifadesinin çok yanıltıcı olduğunu düşünüyorum.

Size kısaca 'un... Bir de onun bir görseli olacaktı ama biraz sonra onu açabilir miyiz? Ona şimdi değil birazdan söyleyeceğim, rica edeceğim sizden. Özetlemek istiyorum, birkaç tane önemli nokta var; onları size söylemek istiyorum. Bana göre , okuduğum kadarıyla 3 kere etkin pişmanlık ifadesi vermiş. Belki daha fazladır onu bilemiyorum. İlki 27 Mart 2025'te, ikincisi 29 Mayıs 2025'te, üçüncüsü 2 Eylül 2025'te. Bunların hepsi çok uzunca ifadeler. Özetle ifadelerinde, 2019 yılına kadar İBB'den pek çok dış mekan reklam izni işi alan Ad Station adında, Muhittin Palazoğlu'na ait bir şirkette çalıştığını söylüyor. Sayın 'nun 'nı kazandığı 2019 yılından sonra sorunlar yaşadığını anlatıyor. Reklamların söküldüğünü iddia ediyor. Çalışmamayı tercih ettiğini veya Palazoğlu'nun şirketlerinin çalıştırılmadığını söylüyor. 2023 yılında ve Muhittin Palazoğlu şirketin yönetimini kendisine bırakıyorlar. Yine 2023 sonlarında ya da 2024 başlarında , Ad Clan ve Ad Blend adıyla iki şirket kuruyor kendi ifadelerine göre.

Yine iddiasına göre 01.01.2024 tarihinde Bey ile iletişime geçiriliyor. Yine iddiasına göre Bey kendisini Bey ile tanıştırıyor. Ardından kurulan şirketler kısa süre içerisinde Medya A.Ş.'den ihaleler alıyor ve çalışmaya başlıyor. Aldığı ihalelerden birinin ise Medya A.Ş.'den film yapım ihaleleri olduğunu anlıyorum. Bu da Tip 4 ve Tip 5 kastlı ve kastsız imaj filmleri ihalesiymiş. Bu ihale bedellerinin piyasa fiyatının çok altında olmasına rağmen, dış mekan reklam firmalarındaki reklam işleri ile ilgili sorunlar yaşatılmaması korkusu ile kabul etmek zorunda kaldığını; bu işleri de kendisinin yapmadığını, filmleri taşeron firmalara yaptırdığını, fatura karşılığı ödeme yaptığını, kalan parayı ise şirketlerden nakit olarak çekerek kendine söylenen yerlere teslim ettiğini iddia ediyor.

Bu görseli açabilir miyiz lütfen? Bu iddianamenin 85. sayfalarında... Bu daha önceki sayfalarda var; 798. ve 802. sayfalarda var. Buna biraz yakınlaşabilir miyiz lütfen? Üstte geliyorum, ben yavaş yavaş inmeliyim. Evet, yazarken... Bir aşağıda lütfen. Aşağıda başlıktan sonra başlıyor, oradan itibaren başlıyor. Bakın, buradan itibaren söylediğim gibi aşağıda bazılarıyla çalışmasını, sonra tanıştırılmasını anlatıyor. Aşağı inerseniz biraz daha lütfen... Buradan itibaren 3 sayfa boyunca nerede iletişime geçtiğini, geçirildiğini iddia ettiği firmaları, kişileri, bu firmalara ve kişilere teslim ettiği paraları anlatıyor efendim burada. Aşağı doğru yine yavaş yavaş inerseniz bir liste olacak oraya kadar. Buradaki anlattığı firmaların sayısı daha aşağı inmiş durumda. Bakın, bütün burada bunları anlatıyor. Daha da devam edeceksiniz, burada hep şirket isimleri var, kişi isimleri var. Daha da aşağıda...

Burada durun lütfen. Yukarıdaki kısımda, yani az önce geçtiğimiz kısımda birinci elden tecrübelerinin olduğu iddia ettiği olayları anlatıyor. Bu olaylarda 15'ten fazla firmadan, 20'den fazla kişiden bahsediyor o kısımdan; bunlarla birebir iletişimde olduğunu söylüyor. Bu bahsettiği işleri yaptığını iddia ettiği firmalar arasında benim ve şirketim yok. Buradaki anlatılan 20 kişiyle, 15 şirketle, yani kendi iş yaptığını söyleyen kişiler arasında benim bir şirketim yok. Bunların arasında sanıyorum 3 kişi tutuklu, yani diğerleri tutuklu değil o işleri yaptığını söyleyen insanlar arasında. Çok kişinin ismi veriliyor çünkü. Baraka Yapımcılık'ın isminin geçtiği kısım ise burası. Bakın efendim, bunun fontu da ayrı yazılmış ve yani yazı biçimi tamamen ayrı. Ayrı bir kısımda yaptığı işleri anlatırken bir anda diyor ki: "'nın yönetiminde olduğu bir firma" diyor ve 13 tane isim sayıyor. Bunu Hanım'ın avukatı 7 isim demişti, ben 13 isim sayıyorum. 13 tane firma sayıyor ve işin ilginç tarafı açık adresleri, vergi numaraları ve vergi daireleri ile beraber sayıyor bunları. Bunun fontu bile farklı, hepsi büyük harfle yazılmış. Diyor ki: "Direkt kendi üzerinde olmasa bile tarafından yönetildiğini bildiğim firmalar." Hanım, o da tahliye edildi, onun avukatı Bey de söyledi; onun da isminin ne olduğunu.

Ben şu söylemek istiyorum burada. Bir kere savcılık ifademde bana 'nın yönetmekte olduğunu bildiğim firmalar deyip, parantez içinde Baraka Yapımcılık yazıyordu. Eylem 85'te aynen şöyle yazıyor: 'un tarafından yönetildiğini açıkça ifade ettiği firmalar, firma olan Baraka Yapımcılık yazıyor. Bence bu eylem 85'te yorumsuz ve tam olarak yer alsaydı şöyle bir etkiye sebep olacaktı: 'un ifadesinin açık bir belirtme olmadığı, Baraka Yapımcılık'ın tarafından tek başına işaret edilmediği, başka hiçbir belge bilgi gösterilmeden diğer 12 şirketle birlikte "biliyorum" şeklinde ismini verdiği, 13 firma hakkında ki bu önemli bilgiye de nasıl sahip olduğuna dair hiçbir başka açıklama yapmadığı görülecekti. Ayrıca iddianamede aktarıldığı şekliyle Baraka Yapımcılık'ın isminin diğer 13 firmadan ayrılarak tek başına yazılmış olması sanki özellikle Baraka Yapımcılık'ı işaret ediyormuş etkisi yaratmaktadır. Adı geçen diğer 12 firmanın büyük kısmı iddianameye bile girmemiştir.

tarafından yönetildiği firmalar ifadesinde 'un neyi kastetmiş olabileceğini uzun uzun ben düşündüm. Yani çok vaktim oldu ceza infaz kurumunda. Çünkü yani bu niye söylenebilir? Yani bir insan niye 13 tane firmanın adını bu kadar rahat? Yani doğal değil. Yani bir insan nasıl 22 kişi 15 firma söyler, arkasından 13 firmanın açık adresini falan yani böyle yapabilir? Yani yapamaz, siz de yapamazsınız, kimse yapamaz yani. 15 tane uçuş sayamayız, 35 tane hukuk bürosu sayamayız. Yani bu nasıl olabilir diye düşündüm. Acaba yani şey mi demek istiyor? Yani gerçek sahibi de biz kuklayız mı demek istiyor? Yani çünkü kendi acaba dünya görüşü öyle mi diye düşündüm. Çünkü 'un anlattığım gibi 2004 yılında Palazoğlu şirketlerinde çalışırken şirketin genel müdürü oluyor. Arkasından iki şirket kurup ihaleler aldığını söylüyor. İfadesinde bu işleri alırken de Muhittin Palazoğlu'na danıştığını da söylüyor. Yine doğal olmayacak kadar çok isim vermesinde kendisini ve Palazoğullarını suçtan, tutukluluktan kurtarmak için yapmış olabileceğini düşünüyorum. Listedeki 13 şirketle beraber toplam 28 şirket ve 20'den fazla şahsın adı veriliyor. Nitekim bu ifadeler sonrasında tutuklu olan Muhittin Palazoğlu kısa süre içerisinde tahliye edilmiş. ise ifadelerinde onlarca potansiyel suç kabulü sayılabilecek kısım olmasına rağmen tutuklanmıyor.

Burada başka bir önemli noktaysa şu: 27.03.2025 tarihli ifadesinde 01.01.2024 tarihinden sonra ile iletişime geçtiğini ve onun yönlendirmesiyle ile tanıştığını iddia ettiği, anlattığı, işleri bu tarihten sonra aldığını iddia ettiği kısım. Baraka Yapımcılık olarak Medya A.Ş. ile biz 2022 ve 2023 yıllarında iş yaptık. Bu sebeple 'un işlerimizi ne şekilde yaptığımız konusunda şahsi tecrübesiyle bilgi şahsi sahibi olma ihtimali yok efendim. 2023 yılında 'yı daha iyi tanımıyor. 'u bilmiyorum tanıyor mu ama yani iletişimde değil. Medya A.Ş. ile verdiğimiz tekliflerde 2020 ve 24 yılları arasında, 24 yılında ben teklif verdiğimde alamadım. Yani 5 yılı kapsayan bir süreçtir. Sanıyorum 10 civarı teklif verdim bu 5 yılı kapsayan süreçte. Yani maksimum 15'tir, onu da bilemiyorum şu anda ama yani hani senede 3 teklif verdim anlamına gelir bu ortalama. Aldığımız işler 2022 yılında biri 7 milyon civarında kültür sanat dosyasıydı, tanıtım dosyasıydı. Kültür sanat etkinlikleri, kültür sanatla ilgili yapılar, kültür sanatla ilgili İBB tarafından bize yapılması söylenen işleri yaptık. Bir tanesi de 2 milyonun altında bir belgesel işiydi, onu da yaptıktan tamamladık bu iki dosyayı da.

2023 yılında iddianameye konu olan sadece bir ihalemiz var, o da İBB Halkla İlişkiler dosyasına aittir. Bu toplam 3 ihale. Bu kapsamda ürettiğimiz çok sayıda filmler var. Bunların birkaç tane listesini buldum, bunları size birazdan göstereceğim. Bu filmlerin, yani bu ihalelerin toplam bedellerinin bölünmesi her ay sonunda yapılan hak edişlerin toplam bedelidir ihaleler. Onların işleri nasıl yaptığımızı da kısaca anlatacağım size. İBB, Medya AŞ'ye vermiş tekliflerin ve aldığımız işlerin hepsi şirketimin 20 yıllık faaliyet alanında. Film başında düşen fiyatlar da özel sektör fiyatlarının altındadır, çok altındadır. Sanıyorum diğer tekliflerin, diğer dairelerine verilen tekliflerin de altındadır veya orantılıdır. da kendisi de söylüyor 27.03.25 tarihli ifadesinde aldığı yapım ihalesinin zorla aldığını, fiyatının piyasa fiyatının yarısı olduğunu, almak istemediğini söylüyor nedense. Diğer reklam, diğer reklam işleri sekteye uğramasın diye almış.

Bu kaşe kısmına gelmek istiyorum. İddianamede Baraka Yapımcılık kaşesinin 'ya ait kartvizit danışmanlıkta bulunduğu, eski ortağı olduğu, Değişik Hikayeler şirketi ile beraber teklif veren firmalar arasında Baraka Yapımcılığın bulunduğu, 3 ihaleyi Değişik Hikayeler firmasının kazandığı söyleniyor. Bu da diyor 'nın bu firmayı yönettiğini açıkça ortaya koyuyor. Baraka Yapımcılığın kaşesi 2025 Mart Nisan aylarında herhalde bulunmuştur diye düşünüyorum. Çünkü yani ilk operasyonlar o zaman yapıldı. Konu edilen teklifler 2020 ve 21 yıllarına ait olması lazım. Seda Hanım ifadesinde diyor ki “ben o yıllardan sonra ile ayrıldım, ortaklığı bitirdim. Bir daha da teklif almadım şeyden İBB'den.” Yani 4-5 sene öncesine ait o teklifler. Tamamen başka bir adreste olan bir firma, tamamen başka bir faaliyet alanında olan bir firma. Bir tanesi danışmanlık firması, bir tanesi yapım firması. Ben o dönem tamamen başka işler yapıyorum. Watson's'ta çalışıyorum, reklam işleri yapıyorum. Korona zamanı, yani tamamen başka bir durumda 4-5 sene önce verilmiş tekliflerden bahsediyor kaşemden bahsedilirken. Kaşemin bulunma tarihi 2025 Mart. Bir de yani kaşem olarak ne yapabileceğini de düşünüyorum. Yani kaşem olarak bir de imzamı taklit ediyor. Bana haber veriyor mu o son zamanda o kısımda? Yani kaşemi alıyor, benim imzamı taklit ediyor. Bana haber vermeden teklif mi alıyor? Yani böyle bir şeye ne gerek var? Zaten eğer beni yönetiyorsa beni arar, ben de giderim imza atarım yani. Hani o kadar şey değil. Yani burada önemli olan sadece kaşemin delil olarak gösterilmesi bana ters geliyor.

Konu olan tekliflerin hepsi tarafımdan verilmiştir. Bu dönemde bizim işimizde zaten bir elin parmağı kadar firmalar var bu işleri yapabilecek. Yani pek çok değişik firmalar var. Reklam firmaları var, belgesel firmaları var, işte dizi çeken firmalar var ama bu işleri yapabilecek, yani her işi yapan firma ayrıdır. Reklam firmaları çok büyüktür, büyük kapsamlı işler yaparlar. Yani az sayıda insan istihdam ederler ama en pahalı ekiplerle çalışıp, çok büyük ekiplerle çok küçük filmler çekerler, çok büyük paralar harcarlar. Reklam filmleri çok sayıda insan istihdam eder. Onları reklam şey dizi için kullanırlar, dizi için. Bizim işimiz tamamen ayrı bir iş. Bu iş için odaklanmış firmalarız biz. Bu kapasitede belediyeye iş yapabilecek kadar kabiliyete sahip çok sayıda firma yok. Yani onu söylemeye çalışıyorum. O yüzden hani Medya AŞ'nin veya herhangi başka birinin 2 aynı zaten yani küçük bir havuzda olan şirketler arasında teklif alması çok garip değil. Bazen ben diğer özel firmalardaki işlerinde de aynı iş bana iki kere gelirdi. Yani bir reklam ajansından gelirdi, bir de müşterinin kendisi gelirdi bazen. Yani çünkü bu işleri yapabilecek olarak isim yapan firmalara oluyor bunlar. Yani ben de zaten istekliyim o sırada Sayın İmamoğlu ile ve İstanbul Büyükşehir Belediyesi ile çalışmaya.

'nın Baraka Yapımcılığın fiiliyatta yöneticisi olduğu iddiası tamamen asılsız ve dayanaksız efendim. Zaten film işinde iyi olan benim. Yani onun bile film işi için başvurduğu insan benim. 2022-23 yıllarında Medya AŞ'ye yaptığımız işler dışında pek çok diğer işler üretmiş, karlı bir şirkettik. Medya AŞ'ye çalıştığımız firmalardan yalnızca birisiydi. Fatura geçmişi ödememize ve internet sitemize bakıldığında bu da ortaya çıkacaktır. Baraka kuruluşundan birkaç ay sonra ilgisiz faaliyet alanlarında sayısız ve kabiliyet boyutunu aşan, boyunu aşan teklif veren çok sayıda ihale alan bir şirket de değildi. Orantılı bir şirkettir, yaptığı işler ölçüsünde. 'nın iddia edildiği kadar belediye iştirakleri üzerinde sözü geçen, diğer kişilerin şirketlerine işler bağlayan biri olduğu kabul edilse bile böyle işleri üstüne aldırıp başkalarına yaptırmak için Baraka Yapımcılık gibi halihazırda başarılı olan, yani kendisinin bile iş için başvurup fatura karşılığı iş yaptırdığı bir şirkete ihtiyacı yok diye düşünüyorum, böyle bir masrafa. Yani eğer o kadar bir şeyi varsa, tanıdıklarını veya çalışanlarını koruyabilecekleri şirketle kısa sürede çok iş aldırabilirler. ’un da yaşadığı tecrübenin bu biçimde olduğunu düşünüyorum. Biz, 2023 yılında Karpuz Danışmanlık ile işlerimizin sayı olarak çokluğu ve çekimlerin çeşitli yüzünden yardımları olabileceği için danışmanlık anlaşması imzaladık. Bu anlaşmanın ıslak imzasını bulamadım ama bunun bir kopyası da Karpuz Danışmanlık'ta olması lazım. Size de avukatım bunu sunacaktı.

Bir ikincisi de onu da söyleyeceğim. Bu örneği vereyim vermeyeyim bilemedim ama şöyle vereyim kısaca vereyim. Yani şöyle düşünün; ben size bir film çekiyorum diye düşünün. Adalet Bakanlığı'na film çekiyorum diye düşünün. Böyle bir durumda ben çok tedirgin olurum ama bu tedirginliğim kesinlikle ihaleye fesat yüzünden olmaz. Yani şunun yüzünden olur, ben hiç tanımadığım yere bu kadar kapalı bir duvarın arkasına gireceğim ve burada sizi anlatacağım. Burada işte adliyeye mi girilir, savcılarla mı konuşulur, hukukçularla mı konuşulur, kimle konuşulacağı bilemeyeceğimden, nereye nasıl girileceğini bilemeyeceğim, bizi oraya sokacak bir adam lazım, o saatleri ayarlayacak şeyler lazım. Yani içeride bir ilişki olması lazım. Bu tek başına ben bazlı demiyorum böyle birçok insan kullanır. Bu böyle durumlarda benim ya kendi güvendiğim firmalarla çalışıp bir de tabii veri güvenliği konusu var İBB'de de var o konu. Yani çünkü çektiğimiz konular yani kötü görüntüler olabilir, çıkmaması gereken görüntüler olabilir. Bizim çok kalın gizlilik sözleşmelerimiz de var onlarla. Yani ne bileyim işte yani hani belediyeyi kötü gösterecek bir görüntü olabilir en basitinden veya işte şey. Yani orada birçok yardıma, birçok desteğe ihtiyacınız oluyor. Danışmanlıkları olabilir, içerideki, içeride birisi bize yol gösteriyor olabilir. Şimdi bunu bir de şeyle çarpın. Yani bütün Adalet Bakanlığı'yla düşünün bütün Adalet Bakanlığı filminin halkla ilişkiler filmini yaptığımızı düşünün. Bence bir de onu 10'la çarpın. İBB öyle bir şey yani, öyle bir boyut İBB.

İBB çekim mekanları çok. Çok kişi tanımanın imkanı yok. Çekimler, mekanlar, kişileri, konuları bakımından çok çeşitli. İstanbul Büyükşehir Belediyesi uçsuz bucaksız yani bir yer. Çekim planlarında oluşturulmasında bazen yardımları oldu, mekanların haberdar edilmesi konusunda oldu, bazen lojistik taşıma hizmeti desteği verdiler. En önemlisi de ben onların ofisini birkaç kere kullandım. Yani çekimlerde arka plan olarak kullandık bir kere. Çok fazla ofis çekimimiz oluyor bizim. Ofis kiralamak ayrı bir maliyet. Bunu da sunum dosyasında da var öyle birkaç filmin şeyini koydum. Ve birkaç toplantımızı orada yaptım. Bunun iki sebebi var. Bir tanesi yürüme mesafesinde benim ofisime. Bizim benim ofisim 8 senedir olduğum ofisim ve stüdyom Tomtom Kaptan Mahallesi'nde Beyoğlu'nda, o da Gümüşsuyu'nda. Benim stüdyom, stüdyo, olduğu gibi için açık planlı. Biz çekimler için motive edebiliyoruz orayı yani her çekim olduğu zaman bütün çalışma masalarını arkaya itiyoruz, işte toplantı masalarını çekiyoruz yani aynı anda işler çakışabiliyor. Çekimle toplantılar, montajlar karışabiliyor. O aralarda birkaç kere kullandık. Yani topu topu 3-5 kere kullanmışızdır ama kullandık.

Bu arada da Bey'i samimiyetle söylüyorum ben çok az gördüm orada. Yani bu üstelik 2 sene içerisinde ben Bey'i yani 3-4 kere görmemişimdir. , çok yoğun bir şekilde başka işlerde çalışıyordu. Biz onların ekibiyle, yani orada çalışanlarla bu danışmanlık işlerini yaptırdık, yani sekreterya işleri gibi yaptılar. Söylediğim gibi bizim hem orayı çekim alanı olarak kullandık hem de bazı birkaç kere ofis alanı olarak kullandık. Kağıt işlerimizin de çok fazlalığı oldu dolayısıyla yanımızda taşıdığımız kaşe zaman zaman Karkus olarak Karpuz Danışmanlık'ta düşmüş olabilirim diye düşünüyorum.

Size verdiğim şeyde bizim şöyle işlerimiz var. Mesela çektiğimiz her insana muvafakatname imzalatıyoruz. Onun dışında çekim izinleri alıyoruz. Mesela diyelim işte şuradaki şu odaya, şu binanın şeyi işte şu üniversitenin şeyi diye devamlı işte şeyler kağıt işleri oluyor. Sonra hakediş işleri oluyor. Hak edişlerde de bazen insan gönderip aldırtıp hemen imzalayıp geri gönderiyoruz. Yani çok sayıda kaşe işimiz oluyor. Bunlar kaşe efendim size bir örneğini avukatım verdi sanıyorum. Küçük katlanır cebe giren böyle USB stick kadar kaşelerden ben bunlardan yani çok sayıda yaptırdım aramanın sonuç dosyasında var. Her yerde var. Üstten basmalı bir tane büyük kaşem var o ofiste, oradan biliyorum yani. O ofiste olduğu için diğerleri bu küçük kaşeler. Kaşe efendim zaten yaptırılabiliyor, yani avukatım hemen yaptırdı bir tane getirdi size. Yani devlet tarafından takibi olan bir şey de değil. Vergi numarasının, adresin kolayca kopyalansın diye yapılan bir araç sadece. Kırtasiyelerde de yapılıyor. Ve diğer işlemlerde kullanılan her türlü dokümandaki imza bana ait. Yani kaşenin altındaki imza tamamen, her zaman bana ait.

Zaten kaşeye sahip olunarak benden teklif verilebilmesi, işlerin alınabilmesi de olanaklı değil. Yani bunun Karpuz Danışmanlık'ta bulunmuş olması, sadece benim ofiste bir zaman bulunmuş olduğumu kanıtlayabilir ancak. Ki zaten ben bunu hiçbir zaman reddetmiyorum. Ben ofiste bulundum, yani ilk savcılık ifadesinde de hemen anlattım bunu. Zaten bunu gizlemenin de bir anlamı yok. Çünkü o ofiste gizli olmasını isteseydim ne anlaşma imzalardım onlarla, danışmanlık sözleşmesi düzenlerdim; ne de çektiğim filmleri arka plan olarak kullanırdım. Çektiğim filmlerde açık açık o ofis görünüyor zaten birkaç tanesinde. Bunların dışında söylediğim gibi verdiğimiz tekliflerin sayısı, maliyeti, alabildiğimiz az sayıdaki iş dosyasının hem büyüklüğü hem faaliyet alanı açısından doğal olmayan hiçbir şey yoktur orada. Hepsi doğaldır. Bizim iş tecrübemizdeki, bizim boyumuzdaki bir firma ile ölçülüdür. Yıllardır yapmakta olduğumuz işlerin benzeri ve devamı niteliğindedir.

Eylem 85 metninin tümünde bir de bir şey anlatmak istiyorum. Bu filmlerle ilgili bir şey anlatmak istiyorum. Tümüne baktığım zaman bir şey çarpıyor gözümde: Çoğunluğu outdoor, yani dış mekan reklamları ile ilgili olan ifadeler var çok büyük kısmında. Bunlar her ne kadar reklam, tanıtım, halkla ilişkiler, medya gibi ortak kategorilerde olan işler olsa bile, ticari bakımdan birbirine çok ters işler. Onların işleri, ecrimisil kiralama gibi devlete ödenen, yani belediyeye ödenen para karşılığında alınan alanların üçüncü firmalara reklam alanı olarak kiralanmasıyla yapılan işler. 'un da esas işi bu. Film yapım işleri ise tersine; fikir, projelendirme, senaryo aşaması, çekimi, montajı, grafik animasyonu, stüdyo ses kayıtlarının eklenmesi gibi birçok ve her aşamasında belli bir teknik ve sanatsal yeterlilik gerektiren işlerdir.

Yapım işleri tiplerine göre belirlediğimiz, Medya A.Ş. ile anlaştığımız saniye bedelleri üzerinden hesaplandı. Aslında bu bizim işimize göre çok doğal değil ama burada çok iş olduğu için tabii mantıklı. Burada 2023'e ait 3 ayı bulabilir. Burada tipler vardı efendim. Buradaki tipler işte mesela drone ile çekim tipi. Bunlar çekim hizmeti, hava çekimleri; yani bunlar işte İstanbul'da yapılan işler. Program yapımı Tip 6; bu mesela program yapımında hem sunucu olacak, hem senaryolu işler oluyor, kameraman oluyor, ses oluyor, ışık oluyor bazen. Yani daha kapsamlı işler. Film yapımı, masaüstü filmler; bunlar yani Twitter paylaşımları falan gibi şeyleri olan işler. İnfografik filmler; bunlar hani yazı çıkan filmler. İşte mesela "25 tane yuva açtık" gibi veya yazılarla çıkan görseller, o infografik, bilgisayar ile yapılan filmler. Video çekimi; bu ham video, yani cep telefonuyla çektiğiniz video gibi. Bunun için mesela aynı anda 3-4 kere ekipler gönderiyordum. Burada her şey olabilir; etkinlikler olabilir, konserler olabilir, açılışlar olabilir, konuşmalar olabilir. Bu bir kameraman, bir asistan gibi ekipler veya daha çok ekipler gönderip değişik zamanlarda yapılan işlerdir. Bunlar dönemsel işler de olabilir. Mesela Ramazan işleri veya işte Yenikapı'daki memleket günleri gibi dönemsel işler, özel günler. Onların çekimleri bunlar. Bu ham videolar, yani onlara kendi montajlarında kullanmaları için sağladığımız videolar. Bunların hepsi ihaledeki tiplerdi.

Şunu demek istiyorum; yani biz bu rakamları görünce hani siz şeyi anlamayın diye, "Biz bunu 3 tane reklama harcadık bu parayı" falan gibi anlamayın diye söylemek için söylüyüyorum bunu. Biz çok sayıda film yaptık ve gece gündüz çalışarak filmler yaptık. Çok sayıda ekipler kurduk; yani kendi ekibimiz dışında da çok sayıda ekipler kurduk. Çok sayıda ekipman kullandık. Bu işlere yetişmek için kârlarımızı da çok düşük tuttuk. Yetişmek için, yani kaliteyi yüksek tutmak için her türlü özveriyle yaptık. Keşke filmlerimizi bir seyredebilseniz, çok isterim onları seyredebilmenizi. Şöyle efendim, mesela sayıları size söyleyeyim: Martta drone hava videosu 19 tane, normal video 148 tane göndermişiz. Masaüstü film 44 tane, infografik 28 tane, belgesel 12 tane, program 22 tane. Mayısta 14 drone, 46 video, 34 masaüstü film, 24 infografik film, 2 belgesel, program yok. Haziranda 16 drone filmi, 51 video, 36 masaüstü film, 19 infografik film, 8 belgesel. Temmuzda 6 drone videosu, 26 normal açık video, 21 masaüstü film, 1 tane infografik film, 5 tane belgesel, 17 tane program vermiştik. Yani bunun gibi diğer aylarda da çok yüksek sayıda filmler yaptık ve teslim ettik çoğunu. Bunların hepsini yaptık, yaptırdık. Elimiz değdi, yani kendimiz yapabildiğimiz, elimiz değen kısmı kadar kendimiz yaptık. Bunların hepsi saniye üstünden, kendi katsayıları üstünden hesaplanıyor bu işler, tüm bedelleri.

2023 yılında İBB'nin pek çok birimlerinin, hizmetlerinin müzenin, etkinliklerinin... Feshane, Gazhane, Yerebatan Sarnıcı, işte Bulgur Palas, Botter Apartmanı, işte restorasyonu yapılan yerler Yerebatan Sarnıcı, Yuvam İstanbul, Kent Lokantaları, Haller, iskelelerdeki kütüphanelerden tutun özel gün ve dönemsel etkinlikler, konserler, Şehir Hatları, İSKİ ve daha sayabileceğimiz pek çok mekanda çekimler yaptık. Konular çektik mekan ve konumda. Filmlerin yetişebildiğim kadarını da şahsen ben yönettim efendim. İstanbul tür ve Türkiye'nin en önemli sanatçı, tarihçi, bilim adamı, mühendis, mimar ve akademisyenleriyle bizzat röportajlar yaptım. Size bir günümü anlatmak istiyorum. Benim babam da avukattı, 6 Temmuz 2023'te vefat etti. O gün ölüm haberini aldığım akşama, o günden bahsetmek istiyorum. Mimar Sinan'la ilgili birçok sevdiğim bir projem vardı, onu yapabildim orada. Yani Mimar Sinan İstanbul'u- Mimar Sinan ve Süleyman'ı İstanbul tarihi, İstanbul'un İmparatorluk şehri görüntüsüne kavuşturmakla ilgili olan geniş projesini anlattığımız bir belgeseldi.

Burada şey, aynı gün Türkiye'nin en önemli dil bilimcilerinden ve İstanbul Fen Edebiyat Fakültesi Dekanı Hayati Develi'den özel bir randevu aldım. Onun- onunla İstanbul Üniversitesi Kütüphanesi'ni açtı bize, orası Süleymaniye'ye bakan çok güzel bir mekan. Orada onunla röportaj yaptım. Aynı zamanda Mimar Sinan'la ilgili tüm külliyatı eski Türkçeden Türkçeye çeviren ve toparlayan insandır Hayati Develi, profesör. Aynı gün öğleden sonrası Türkiye'nin en önemli restoratör mimarı Zeynep Ahunbay'la röportaj yaptık. Bir gün önce Türkiye'nin yine Mimar Sinan konusunda en önemli hocalarından bir tanesi mimar Suphi Saatçi, aynı zamanda Tayyip Erdoğan'ın anıtsal projeler kurulu başkanıdır. Mesela Çamlıca Camii'nden birçok- birçok değişik şeylerin de kurul başkanıdır, yüksek mimar Suphi Saatçiyle konuştum. Yani bunlar gibi Türkiye'nin en önemli insanlarını bulup gerçekten hani bilgilendirici, benim de seveceğim işler yapmaya çalıştım belediyeyle. Bu yüzden bir etkin pişmanlık ifadesine karşı benim işimi yaptığıma şahit olabilecek, çektiğim konuklar, mekanlardaki insanlar, kast stüdyoları, ses stüdyoları, ekipler, kamera kiralamacılar daha yüzlerce insan bulabilirim size, yani bu işi benimle muhatap olup bu işleri yapmayı sağladığım.

Ürettiğimiz filmlerin projelerinin, mesela bu da önemli, %80 kadarı bize Medya A.Ş. tarafından listelenen işlerden oluşuyor. Aslında %100'ü öyle olması lazım. Ama %20 kadarını hiç- hiç tanışıklığımız olmamasına rağmen biz ya projeyi revize edip yenileştirerek ya da kendimiz sıfırdan yaratarak onlara sunduğumuz projelerden, ki yani çok sayıda sunuldu çok az kabul edildi, ihtiyaç duyulabilecek konularda toplantılar oluşturduktan sonra fikirleri geliştirip proje halinde sunduğumuz dosyalardan, dosya şeylerinden seçtiler. Gerçekleştirdiğimiz tamamen Baraka Yapım'ın yaratım sürecindeki filmler, kadrajında da İstanbul var. Bu kadrajında da İstanbul'u çok seviyorum çünkü bu model yani Instagram fotoğrafçıları, dünyada İstanbul'u anlatan popüler fotoğrafçıların belgesellerini çektim, yani milyonluk takipçileri olan. Sahaflar, İstanbul'un sahafları yine çok güzel belgeseller oldu. Müze Durağı diye bir belgesel vardı, bu daha önce çalışılmış bana gelmişti daha önceki bir zamanda "Bunu ne düşünürsün?" diye, çok beğenilmemiş bir pilotu çekilmişti. O projeyi tekrar canlandırdım 2023 yılında. Dedim ki yani böyle bir bunu tekrar çalışabiliriz Müze Durağı diye, yani toplu taşımayla müzeleri birleştiren bir filmler, belgeseller. Mimar Sinan İstanbul yine söylemiştim. İstanbul'un Kurtuluşu, İşgal İstanbul'u...

Bir de mesela yapamadığımız projeler var, onları da çok yapmak isterdim, onları da sunmuştum. Mesela İstanbul'un Sabahları, belediye uyanıyor ile sabahleyin yapılan çalışmalar, temizlikler, ulaşımın yavaş yavaş şey yapması, hallerin açılması, toplu taşımanın, İstanbul'un uyanması ile ilgili belgeseller vardı. İstanbul'un Suyu belgeselimiz vardı, uzun uzun onun içeriğiyle çalışmıştık. Bizans su döneminden su sistemleri, su kemerleri, sarnıçlardan başlayıp Mimar Sinan'ın Kırk Kemer, Kırk Çeşme projesi, Modern İstanbul'a gelene kadar İSKİ'nin işte su hakları, Melen Suyu, su farkındalığı yaratmak üzerine. Sonra kalp vakfıyla ilgili projem vardı; İETT şoförleri, bizim OECD ülkeleri arasında genç erkek ölümü çok yüksek kalpten, doktor şey olmaz, özellikle şoförlerde de çok çok yüksek. Onlara kalp vakfıyla beraber bir kalp işte taraması yaptırıp onun- onun belgesellerini çekmek üzere çalışmıştık. Bunlar olmayanlar.

Hazırladığımız filmleri Medya AŞ’ye gönderiyorduk. Bir kısmı hemen yayına giriyordu, bir kısmı ise istenilen revizyon, ekleme ve düzeltmelerden sonra İBB ile ilgili birime, yani İBB'nin Medya AŞ'deki o ilgili birimine gönderiliyordu. Onaylandıktan sonra her ay bir kere o ay yapılan bütün filmler, biten bütün filmler teknik şartnameye uygunluk bakımından da ayrıca kurula giriyor. Üç kişilik kurullar halinde bağımsız imzalarla bunlar teknik şartnameler, burada yani 1 saniye uzun olmuş, 1 saniye kısa olmuş falan diye de bize düzeltme yaptırdıkları oldu burada yani o teknik şartnameye uygunluk bakımından. Bunların sonuçta geçen filmler, o ayın her birinin saniyesi hesaplanması sonucu, saniyelik birim fiyatlarıyla çarpılmasıyla bize gelen hakedişler sonrasında biz fatura kesip paramızı ondan sonra aldık. Yani biz biten filmler üzerinden zaten paramızı aldık. Bir de bizim işimizin tabii doğası mı şansımız mı artık bilmiyorum, gereği bizim yaptığımız işler duruyor. Yani bizim yaptığımız işlerin hepsi Medya AŞ'nin arşivinde var. O işlerin bitimiyle ilgili mutabakat belgelerimiz var. Ben severek çalıştım, sanıyorum Medya AŞ de bizden de memnun kaldı diye düşünüyorum o dönemki çalışmalarımızdan.

Bir de bence lehime olan en önemli delillerden bir tanesi şu, bana 6 tane DVD geldi Ceza İnfaz Kurulundan, bu iddianamelerle ilgili. İddianamelerin olmadığı bir tane DVD'yi de ek materyaller olan DVD'de, 1. DVD imaj export dosyaları 1-2 dosyası. 1. DVD bu. 177 no'lu klasör 001 dosyası sabit disk imajları yazıyor. Bunlar ofisimizden alınan sabit disklerin fotoğrafları, yani açmışlar, dosyalarının fotoğraflamışlar. Burada Medya AŞ'ye teslim ettiğimiz işlerin birçoğunun bizim yaptığımız şekliyle açık dosyaları var. Yani bizim ham videolarımız, müziklerimiz, arkasına koyduğumuz ses dosyalarımız, grafik animasyonlarımız gibi yani sadece bizde olabilecek, bizim çalıştığımız haliyle olan halleri var bu disklerin içinde. Yani o bence benim için en önemli delillerden bir tanesi. Başkaca bir delil de görmedim orada, hani ne telefon kayıt açılımı ile ilgili ne başka bir şeyle ilgili bir delil görmedim.

İddianamede Baraka Yapımcılık için en son, "Pek çok kereler örgütün ihtiyaç duyduğu finansal desteği giderebilmek adına örgüt tarafından birçok kez araç olarak kullanılmış olduğu anlaşılmıştır." diyor. Ben burada neye cevap vereceğimi bilmiyorum gerçekten. Çünkü yani "Birçok kez araç olarak kullanıldığı anlaşılmıştır." diyor ama burada finansal bir delil veya başka bir şey de sunulmuyor. İhaleleri aldığımız dönemde, teslim ettiğimiz dönemde ben işleri hep nizami yaptım, yani ödemeleri banka üzerinden yaptım, hizmet verdim, fatura kestim. Hizmet aldım, fatura aldım. Yani şey yani başka bir şey yapmadım. Ekipman aldım, hizmet aldım, ekip kiraladım, lojistik, yemek ve şeyler, yani bizim tabii çok masraflı bir işimiz var, yani stüdyo kiraları, kayıt kiraları, ekipler kiraları, araçlar kiraları. Baraka Yapımcılık sadece bu dönemde değil, ihaleden falan, 20 yıllık geçmişinde hiçbir kusurlu işlem için geçirdiği bir soruşturma veya vergi veya başka bir usulsüzlük gibi sebeple cezai yaptırıma uğramamıştır.

2024 yılında da teklif verdik ve alamadık. 2023 yılında enflasyon çok yüksek bir seneydi, sene başındaki masraflarımız sene sonuna katlandı. Buna göre biraz daha yüksek verdik herhalde teklifi ve alamadık. Fatoş Hanım'ın avukatı da bunu söyledi, yani 2024 yılında da teklif vermişler, alamamışlar. Başka bir medya firması almış bu işi. Toparlamak gerekirse efendim, Baraka Yapımcılık reklam, tanıtım filmleri ve özellikle Medya AŞ aracılığıyla İBB için yaptığı filmlerle emsal olacak tarzda tanıtım filmlerinin yapımı konusunda aranan, kendini kanıtlamış, portföyünde referans olarak gösterebileceği pek çok filmleri üretmiş bir firmadır. Medya AŞ'den aldığı ihaleleri almadan önce de başarılı ve karlı bir şirkettir, bu sayede 20 yıldır var olabilmiştir. Etkin pişmanlık beyanında listelenen 13 şirketten belki de en eskisi, müşteri portföyü de en geniş olanlarındandır.

Tutuklandığım 19 Ağustos 2025 tarihinden beri Marmara 4 No'lu Cezaevi'nde adli mahkûmlarla kalıyorum, koğuşta tek tutukluyum. Tutukluluğum 10 aya yaklaşıyor, maddi ve manevi çok zorluklar yaşıyorum. Bizim işimiz tabii çok kişiye bağlı bir iş, yani ben olmayınca iş olmuyor, devam edemiyor. 10 yaşında tek çocuğum var, onu göremedim, ona doğruyu söyleyemedim hapisteyim diye, yurt dışında çalıştığımı söyledim. Haftalık 10 dakika telefon görüşme hakkım var, onu çocuğumla konuşmak için harcıyorum, eşimle konuşamıyorum. Eşim o yüzden buraya saatlerce araba yolculuğu yapıyor, bir camın arkasından konuşmak için benden randevu alıyor. Şirketimi bu süreçte kapatmak istemedim. Çünkü ben şirketimi seviyorum ve yıllarca kendi biriktirdiğim, emeklerimle bu hale getirdim. O yüzden şirketin işletme masrafları da her ay borçlanmaya ekleniyor.

Tutukluluk değerlendirmelerde delil karartabilme, yurt dışına kaçma ihtimalim olabileceği söylendi. Benim en çok, en son üç buçuk sene önce imza atarak aldığım ve en son filmimi Aralık 2023'te teslim ettiğim işti bu. Yani burada dijital materyallerden veya finansal kayıtlardan başka bir şeyim olamaz. Delilim olamaz, karartabileceğim bir şey de yok. 2 Mart'ta ben bir şey için, film, reklam, fuar için Amerika'daydım. Bu operasyonlar başladıktan sonra geri döndüm zaten, daha da yurt dışına çıkmadım. Ben yurt dışına çıkmak için çok fırsatlarım oldu benim. Yani ailem de yurt dışında yaşıyor, ablam Amerikan vatandaşı. Ben hiçbir şekilde, yurt dışında yaşamayı hiçbir şekilde düşünmedim, hayatımda da planlamadım. Ben Türkiye'den başka bir yerde yaşamayı, kalmayı da... Yani Türkiye'de başka bir yerde olmak benim için hapis cezası kadar kötü bir şey yani. Ben yani gezmek için severim ama ben hiçbir zaman düşünmedim yurt dışında yaşamayı. Bütün mal varlığım burada, işim burada, arkadaşlarım burada. Tek dileğim aileme ve özellikle çocuğuma kavuşabilmek efendim. Bu haksız tutukluluğunuzu sonlandırmanızı talep ediyorum. Teşekkür ederim, saygılar sunuyorum.

Bu analiz yapay zeka değerlendirmesine dayanmaktadır. Hatalar veya yanlış bilgiler içerebilir.