Sayın Başkanım, müvekkilimin aldığı kırk ihale, büyüklerin aldığı bir ihaleye denk gelmiyor. Yani sadece hizmete yönelik; yanında yüz kişinin çalıştığı bir iş dedi. Sadece peyzaj işleriyle uğraştığı için diğer, yani Ağaç A.Ş. ile iş yapan şahısların pek girmediği ihaleleri alıyor. Dolayısıyla rakamlar çok küçük ve kimsenin rağbet etmediği ihaleler. Bundan dolayı müvekkilim hakkında konuşanların aldığı rakamlar, aldıkları ihaleler, müvekkilimle kıyaslanmayacak kadar çok büyük rakamlar. O manada müvekkilimin ismini vermeleri, hükümlerden tek taraflı olarak faydalanmak için yaptıkları eylemler. Ama bütün buna rağmen, müvekkilim tek taraflı olarak zarar görmesine rağmen kişilik sergilemek suretiyle, yani haksızlığa uğradığı halde iftira atmaya yönelmiyor. Kendisi de halbuki kalksa 'Doğru,' dese, 'Evet, ben aracılık yaptım, verdim,' dese; kendisi de etkin pişmanlıktan faydalanıp çıkacak. Yahut da başka bir isim verse, dese ki: 'Bu rüşvet verdi,' dese; onlar mesela istifade edilecek, çıkacak. Ama böyle bir şeye tevessül etmemiş. Yani böyle bir yola başvurmamış.
Hüsnü Yüksel Tunar Müdafii Av. Hüseyin Işık Savunması
Diğer hususlarda da malum olduğu üzere efendim, iddialar tamamen soyuttur. Yani çok uzun zamandır takip edilmesine rağmen bu olay hakkında herhangi bir kamera kaydı yok, herhangi bir fiziki takip yok. Yani çok somut bir delil yok; tamamen soyut iddialar var. Tartışılır; duyuma dayalı, görgüye dayalı bile değil, duyuma dayalı şeyler. Kendisi gizli tanık ifadelerinde yer almıyor, MASAK raporlarında yer almıyor. Dolayısıyla ileride suç vasfının sanık lehine değişme ihtimali olmasına binaen masumiyeti de mümkün olabilecektir. Dolayısıyla eğer masumiyeti söz konusu olacaksa, dokuz aydır tutuklu olan bir insanın maddi ve manevi mağduriyetini telafi etmek mümkün değildir. Yani şimdi özgürlüğün bir bedeli yok, serbestliğin bir bedeli yok. Yanında çalışan yüz kişilik bir kadro var; onların mağduriyeti söz konusu. Hem maddi hem manevi olarak tümünün mağduriyeti söz konusu. İleride eğer beraat ederse bu tutuklu kaldığı süreyi telafi etmek mümkün olmayacaktır. Ama tutuksuz yargılanırsa ve aleyhine hüküm verilirse; otuz yıldır bu alanda mesai yapan, kaçma şüphesi olmayan, sabit ikametgâhı olan ya da yüz kişi çalıştıran bir insanın kaçması söz konusu olamayacağına göre 'Gel kardeşim, hükmünün infazını tamamla,' demek mümkün olacaktır.
Ama ileride lehine gelişmeler olur, suç vasfı değişir, beraat ederse; bu dokuz aylık tutukluluğun maddi manada telafisi mümkün değil. Şimdi Hz. Ali'ye atfedilen bir söz var: 'Devletin temeli, devletin dini adalettir,' diyor. Adalet... Şimdi siyasi tartışmalar tartışılır, felsefi fikirler tartışılır; yani her alanda karşıtlık olur. Ama adaletin tartışması olmaz, adaletin çatışması olmaz. Bir gün bile bir insanın fazla tutuklu kalması adaletin ihlali manasını doğurur; maddi ve manevi mesuliyet doğurur. Yani bu tarafta da öte tarafta da hesap sorumluluğunuz olur. Yazık günahtır. Şimdi tutukludur; karartılması mümkün deliller varsa ya da katalog suçlar varsa —bir cinayet gibi, bir uyuşturucu gibi üzerinde yakalanmışsa— tamam, bunlar tutukluluğun devamı mümkündür. Çünkü cezaların alt ve üst sınırları dahilinde kaçma şüphesi her zaman vardır. Ama müvekkilime isnat edilen suçlamalar zaten tutuklu kaldığı süreyi neredeyse karşılayacak niteliktedir. Dolayısıyla ileride herhangi bir mağduriyetine, mazlumiyetine meydan vermemek için tutuksuz yargılanmasının adil hükümler çerçevesinde daha uygun olacağı kanaatindeyim.
Sözümü bir şeyle bitireyim efendim. Sadi Şirazi'yi biliyorsunuz; bizim lise düzeyinde, ortaokul düzeyinde okumuşlarımız hepimiz bilirler. Onun 'Bostan ve Gülistan' isimli eseridir. Müvekkilimin durumuna ilişkin bunu da aynı şekilde "Diyorlar ki; ormanda hayvanlar kaçışıyor. 'Ne oluyor?' diyorlar. Diyorlar ki: 'Efendim, tilki de kaçıyor.' Diyor ki: 'Kardeş, sen niye kaçıyorsun?' Demiş ki: 'Yahu şah ferman çıkarmış; bütün keçileri topluyorlarmış, ormanı bozuyorlar diye.' 'E tamam, sen keçi değilsin, sen niye kaçıyorsun?' 'Ya,' demiş, 'ben de biliyorum keçi olmadığımı ama keçi olmadığımı ispat edene kadar...' Şimdi, mağdurlar da mazlumlar da bizim insanımız. Efendim; mağdur etmeyelim, mazlum etmeyelim. Haksız yere, suçsuz yere kimseyi tutuklu bırakmayalım. Dolayısıyla tutuksuz yargılanmalarının daha adil olacağı kanaatindeyim. Özellikle bu manada, müvekkilin tahliyesini veya Sayın Mahkemenin münasip göreceği bir adli kontrol şartıyla tahliyesini talep ediyorum. İlerleyen süreçte de beraatini talep ediyorum.
Bu analiz yapay zeka değerlendirmesine dayanmaktadır. Hatalar veya yanlış bilgiler içerebilir.