Sayın Başkanım, Sayın Heyet; savunmama, altı aydır tutuklu bulunduğum cezaevi koşullarından ve ailemin yaşadığı zorluklardan bahsederek başlamak istiyorum. Kaldığım koğuş aslında bir uyuşturucu koğuşudur, bu sebeple oraya adapte olmam oldukça güç oldu. Yetmiş kişilik bir kapasite içerisinde, aşırı yoğun bir ortamda yaşamaya çalışıyoruz; altı aydır yerde yatıyorum. Bu durum beni psikolojik olarak derinden etkilemiştir. Ailem uzun süredir Erzurum’da, köydeki evimizde yaşamaktaydı; fakat benim içine düştüğüm bu durumdan dolayı İstanbul’a gelmek zorunda kaldılar. Herhangi bir gelirim olmadığı için burada zor şartlar altında bir ev tutup yaşamaya çalışıyorlar. 70 yaşındaki annem ve babam, cezaevi görüşlerine gelebilmek için aylardır yollarda perişan oluyorlar. Ailemin yaşadığı bu mağduriyetin artık son bulmasını istiyorum.
İsmet Korkmaz Savunması
İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ndeki işe alım sürecimden bahsetmem gerekirse; 2018 yılında Yeditepe Üniversitesi Yönetim Bilişim Sistemleri bölümünden mezun oldum. Mezuniyetten sonra iki yıl özel sektörde uzman olarak çalıştım. En son çalıştığım firmanın yüksek lisans desteği vermesi üzerine, Bilgisayar Mühendisliği tezsiz yüksek lisans programına başvurdum. Derslerin yoğunluğu nedeniyle iş hayatına bir süre ara verip tamamen eğitimime odaklandım. Eğitimim sürerken kariyer.net sitesinde yayınlanan "Veri Uzmanı" ilanına başvurdum ve olumlu dönüş alarak teknik mülakata davet edildim. İnsan kaynakları tarafından yapılan teknik yeterlilik mülakatını geçtikten sonra, yaklaşık iki ay boyunca güvenlik soruşturması ve arşiv taraması süreçlerinin tamamlanmasını bekledim. Ağustos 2022 tarihinde, Akıllı Şehirler Müdürlüğü bünyesindeki Veri Yönetimi biriminde "Büyük Veri Uzmanı" olarak göreve başladım ve üç buçuk senedir de bu görevi sürdürüyorum.
İddianamede bahsedilen USOM toplantılarına değinecek olursak; bu toplantı Microsoft Teams üzerinden, yani uzaktan bağlantı şeklinde gerçekleştirildi. Ben bu toplantıya Büyük Veri ekibi adına katılım sağladım. İddianamedeki Şekil 11'de yer alan tablo bana soruldu; ancak bu tablonun tarafından geliştirildiğini, benim bu çalışmada teknik bir rolümün olmadığını belirtmek isterim. Sadece onlara yardımcı olmaya çalıştım. Zaten da ifadesinde tabloyu kendisinin geliştirdiğini beyan etmiştir. Toplantıda ekran paylaşımı tarafımdan yapıldığı için bu durumun iddianameye yanlış bir şekilde yansıdığı görülmektedir.
İraz Bayrak’ın da belirttiği gibi, "İBB Hanem" projesi aslında aktif olarak hayata geçmemiş bir uygulamadır. Biz Akıllı Şehirler Müdürlüğü olarak bu projeye sadece teknik destek sağlamaya çalıştık. Bu desteği biraz açmak isterim: Proje kapsamında bizden, İBB’nin Bölgesel İstihdam Ofisi, Askıda Fatura ve İSMEK gibi hizmetlerinden faydalanan vatandaşların bilgilerine telefon numarası eklenmesi talep edildi. Biz bu talebi karşılayarak verileri kendilerine ilettik. Fakat bir süre sonra, o dönemin Daire Başkanı tarafından bize WhatsApp üzerinden bir link iletildi. ’ın beyanlarında da belirttiği üzere, bu link içerisindeki CSV dosyasına da aynı işlemin —yani daha önce yaptığımız gibi telefon numarası ekleme çalışmasının— yapılmasını talep etti.
Biz de bu projenin sosyal amaçlı olduğunu bildiğimiz ve talep doğrudan Daire Başkanı’ndan geldiği için sorgulama gereği duymadan, gelen listedeki verilere telefon numaralarını ekleyip ilettik. İşlem tamamlandıktan sonra da bu verileri sistemimizden imha ettik. Zaten da ifadesinde belirtti; Bilgi İşlem Daire Başkanlığı tarafından yürütülen bu süreçte bizim rolümüz teknik destekle sınırlıydı. USOM raporlarında da benim İBB Hanem uygulamasının oluşturulma, proje aşaması veya geliştirme süreçlerinde yer almadığım açıkça görülmektedir. Raporda ismim bu süreçlerin içerisinde geçmiyor. Anlamadığım husus şu: Ben neden İBB Hanem üzerinden buradayım? Savcılık aşamasında bana genellikle İstanbul Senin uygulamasına yönelik sorular soruldu. Sanırım iddia makamı bu iki uygulama arasındaki teknik ayrımı tam olarak yapamadı; İstanbul Senin yayına çıkmış bir uygulama iken, biz hayata geçmemiş olan İBB Hanem üzerinden tutukluyuz. Bu farkın anlaşılamamış olması gerçekten üzücü.
Son olarak baz kayıtlarına değinmek istiyorum. CHP il binasında bulunduğum iddia ediliyor; ancak Emrah Bey de beyan etti, ben 2024 yerel seçimleri sürecinde o binada bulunmadım. Baz kayıtlarında adımın geçtiği iddia edilen ’i ise hiç tanımıyorum; kendisiyle hayatımda ilk defa burada, duruşma salonunda yüz yüze geldim. Sayın Başkanım, bizim yaptığımız basit bir telefon numarası eşleştirme işlemi, bana isnat edilen bu ağır suçların karşılığı değil. Hukuka aykırı şekilde kişisel veri elde etmedim. Bana verilen talimat doğrultusunda, tamamen işimin gereğini yaptım. Bu verilerin yayılmasıyla ilgili herhangi bir girişimim veya kastım asla olmamıştır. Zaten teknik olarak da benim yaptığım işlemden dolayı bu verilerin dışarı sızması veya yayılması mümkün değildir.
Durum tespit raporu sürecinde verdiğim beyanlara bakıldığında, yaptığım işlemlerin suç teşkil etmediğini bildiğim için savcılığın bu soruşturmayı tutuklamaya kadar götüreceğini dahi düşünmemiştim. Dolayısıyla kaçma gibi bir düşüncem veya girişimim de hiç olmadı. Kaldı ki, durum tespit raporunun oluşturulduğu tarih ile emniyet süreci arasında dört aydan fazla zaman geçti. Kaçacak olan insan bu sürede kırk kere kaçabilirdi; ancak ben suç işlemediğimden emin olduğum için buradayım. İddianamede yer alan "delil karartma" şüphesine gelince; bırakın delil karartmayı, ben telefonumun şifresini dahi kendi rızamla kolluk kuvvetlerine teslim ettim. Benim delil karartmak gibi bir amacım hiçbir zaman olmamıştır, olamaz da. Tahliyemi talep ediyorum.
İlgili Eylemler
Bu analiz yapay zeka değerlendirmesine dayanmaktadır. Hatalar veya yanlış bilgiler içerebilir.