Müvekkilimin ve meslektaşlarımın beyanlarına katılıyorum. Tekrara düşmeyeceğim ve vaktinizi çok almayacağım. Öncelikle Sayın Devrim Hocamın ve Sayın Berfin Hanım’ın da belirttiği gibi, müvekkil bu dosyadan dolayı yalnızca örgüt üyeliği istisnasıyla tutuklu bulunuyor. Yani baktığımız zaman, şu an kendisinin tutulmasını gerektirecek herhangi bir eylem yok. Sıfır eylemden dolayı tutuklu bir vaziyette 16 aydır ailesinden uzakta kalıyor. Tabii ki bu tutukluluğu gerektiren durum, maalesef meslektaşım Berkin Hanımın da bahsettiği gibi bir itiraz üzerine gerçekleşti. Bu itirazı tekrar etmeyeceğim ama şunu belirtmekte fayda var: Biz o keşmekeşin içinde, o gün derdimizi Sulh Ceza Hakimliğinde anlatabildiğimizi zannediyorum ve salıverildik. Ardından gerekçesiz bir şekilde yakalama çıkarılarak Kaan Bey tutuklandı. Bizim anlatmaya çalıştığımız şey aslında, Kaan Bey'in neden örgüt üyesi olamayacağıdır. Tabii ki o aşamada iddianame de elimizde yoktu ve örgüte ilişkin herhangi bir değerlendirme de yapamıyorduk. Bunun üstünde durmaya çalıştık. Kendisi de anlattı; 20 yıldan fazladır İBB'de görev alan bir devlet memuru ve aynı teknik hatta çalışmış, adım adım yükselmiş. Sayın da bu minvalde bir soru sordu. Yani 20 yıldır İBB'de yer alan, liyakatiyle adım adım yükselmiş yüksek mimar ve teknik bir memur kendisi. Eğer bir örgüt mevcut olsaydı ve bu örgütün üyesi olsaydı, bu şekilde mutat bir terfi yaşanır mıydı? Cevap tabii ki hayır. Yani doğrudan doğruya örgütün kendi hiyerarşik yapısına da uymayan bir durum söz konusu. Bunu aslında iddianamenin kendisi de kabul etmiş vaziyette. Pek çok yerde iddianame, hiyerarşik yapının (yani sözde suç örgütünün hiyerarşik yapısının) İBB'nin idari yapısından ayrışmış olduğunu ifade ediyor; bu pek çok yerde geçiyor. Ancak Sayın Devrim Hocam da bahsetti; Kaan Bey'in örgüt üyesi olarak nitelendirildiği yere baktığımızda iddianamede, kendisi hakkında yalnızca şöyle bir şey var: Tevdi raporuna atmış olduğu imzalardan dolayı örgüt üyesidir şeklinde. Yani yapmış olduğu idari işlemlerle alakalı olarak böyle bir değerlendirme yapılmış. Bu aslında iddianamenin kendisiyle de çeliştiğini gösteren bir durum. Sonuç olarak idari aslığın örgütsel bir bağ olmadığını ortaya koyan bir iddianame, yine kendi içerisinde idari işlemlerden dolayı bir idari memurun örgüt üyesi olduğu tespitinde bulunmuş. Bunun dışında da herhangi bir fiil veya durum Kağan Bey'e isnat edilmiyor. Yine aynı şekilde iddianame örgüt... Yine kendi içinde de çelişiyor. Tabii ki ben çok fazla örgütün geneline ilişkin bir değerlendirme de yapmak istemiyorum açıkçası ama hem bir gizlilikten bahsediliyor iddianamede hem de korkusuzca, aleni bir şekilde usulsüzlükler yapıldığından bahsediliyor. Ama Kağan Bey açısından bu da mevcut değil. Siz de sordunuz, birtakım toplantılardan bahsediliyor ve bu toplantıların hepsi Kağan Bey'in kendi makam odası. Yani biri demiş ki: "Benim bir sorunum vardı, Kağan Bey'in makam odasına gittim" veya duyduğunu söyleyenler bile "Ben Kağan Bey'in odasında duydum" gibi beyanlarda bulunuyor. Bu anlamda da Kağan Bey'in zaten profili gereğiyle de uyuşan bir durum ve herhangi bir örgütün varlığını da ortaya koyamıyor. Kendisi zaten detaylı olarak bahsetti; 20 yıldır düzenli olarak aynı işlemlerle muhatap ve aslında şunu da belirtmek gerekebilir burada: Kağan Bey'in savunmasının altına "Yüksek Mimar Kağan Sürmegöz uzman raporu" yazılıp imza atılsa, bir uzman raporu niteliği de haiz aslında. Çünkü gerçekten kendisi konunun uzmanı, detaylı olarak da anlattı zaten durumu. Ama şunu da iyi anlamak lazım; örgütsel bir faaliyeti gösteren herhangi bir değişiklik de ortaya konmuş vaziyette değil, iddianame bunu da iddia etmiyor aslında. Yani iddianamenin kendi içerisinde "2019'dan sonra böyle bir değişiklik yaşandı bu ihalelere ilişkin" gibi bir sıfat da yok. Ben bunların hepsini Sayın Başkan, örgüt üyeliği bağlamında söylüyorum. Çünkü nitekim bahsettiğim gibi, zaten müvekkil sıfır eylemden tutuklu. Şu an yalnızca örgüt üyeliği isnadıyla tutuluyor, başkaca da bir isnattan dolayı hakkında herhangi bir tutuklama yok.
Kaan Sürmegöz Müdafii Av. Burak Antika Savunması
Yine örgütün, iddianamede çok net bir şekilde, amacının maddi menfaat olduğu söyleniyor. Genel olarak iddianame ve örgüt hakkında bir değerlendirme yapmayacağım ama Kağan Bey açısından böyle bir durum olmadığı sabit; kendisi hakkında böyle bir iddia da bulunmuyor. Herhangi bir şekilde örgütün iddia edilen amacıyla da uyuşan bir yapıda değil. Nitekim tam tersine, Kağan Bey'in burada sorumlu tutulduğu işlemlerin hepsi kamuya gelir getiren işlemlerdir. Yani yapılan ihaleler, burada detaylı olarak anlatmaya çalıştığım meselelerin hepsi kamuya gelir getiriyor; herhangi bir harcama durumu da söz konusu değil. Bu nedenle de zaten bu şekilde isnat edilen örgütün içerisinde yer almadığı sabittir aslında. Yine bu eylem, 118 meselesi gibi... Ve iddianame yine her eyleme, bulduğu her yere HTS ve baz kayıtlarını somut delil niteliği varmış gibi yapıştırmış. Bu konu da aslında çok net bir şekilde ortada. Bunlarla ilgili bir değerlendirme de aslında yapılmamış Kağan Bey yönünden. Ama şöyle bir şey var; baz verilerinin, zannedersem savcılığın kendisi de farkında olacak ki, bazı yerlerde (mesela işte bu Lemar Reklam olayında olduğu gibi) Kağan Bey'i unutmuşlar. Orada muhtemelen bir baz vermiş Kağan Bey, ondan sonra tabii ki o eylemde veya olayda yok, çünkü tespit edilmiş orada olmadığı. Ama bu şunu anlatıyor bize doğrudan: Bir, herhangi bir baz veya HTS verilerinin örgütsel bir anlam ifade etmediği ortada. Nitekim baktığımız zaman, kendisinin idari asları, üstleri ve kendi yerleşkesi olan İBB yerleşkelerinden kaynaklı HTS ve baz kayıtları mevcut. Bunun dışında, burada tabii ki değinmek zorunda kalacağım; Kağan Bey, yani itiraz edebilirdik o sorulara, Sayın Savcının sorularına. Ama tabii ki Kağan Bey cevap vermek istedi, itiraz etmedik. Beyanlar konusunda Devrim Hoca da genel bir değerlendirmede bulundu; aslında neden herhangi bir delil niteliği olamayacağı konusunda. Zaten siz de aslında söylemiş oldunuz; kaynağından teyit edilmeyen bilgileri sormadınız ki nitekim hemen hemen hepsi de bu şekilde yer alıyor bu beyanların. Veyahut doğrudan doğruya şöyle bir beyan da söz konusu: "İBB reklam kısmında Kağan Sürmegöz vardı." Ki herhalde bu beyan kadar olağan bir şey yok, çünkü görevi gereği zaten. Yani o ihalelerden dolayı ismi duyulan bir kişi. Tanıyan tanımayan, ismi duyan herkes bu şekilde beyanda bulunmuş. Bu da doğrudan doğruya idari göreviyle alakalı, bunu da değerlendirmek gerekiyor. Ve nitekim işte soruşturmanın başlarından beri veya işte Cem Istranca'dan bahsedildi, Tarık Pekendici'den bahsedildi vesaire... Aslında Kağan Bey'e yöneltilen suçlamalar, doğrudan doğruya İBB'ye yöneltilen suçlamalardır. Bu mesele önemli çünkü şahıslar kendileri doğrudan beyanda bulunuyorlar: "İşte benim panom söküldü, bunlar örgüttür" şeklinde. Mesela hatta 'ın bu beyanıyla ilgili tespitler, doğrudan doğruya "Evet yani bu adamın panosunun da sökülmesi gerekiyormuş" gibi tespitler de yer alıyor raporlarda. Ama diğer beyanlarına itibar ediliyor. Yani "Bunlar örgüttür" işte... İBB'nin tabii ki idari bir yapılanması var ama 'ın beyanına nedense itibar ediliyor ve bu soruşturma bu şekilde devam ettiriliyor. Kendisinin zaten doğrudan doğruya İBB ile ve işte ecrimisille, kaldırma işlemlerini uygulayan memurlarla husumetli olduğu kendisi de beyan ediyor.
Bunun dışında, tabii ki şu meseleye değinmek lazım: ve Adem Tunçcay meselesi. Ben aslında soru gelmeseydi çok değinmek de istemiyordum. Öncelikle bu Tuncay'ın billboard meselesi... Aslında zannediyorum somut delillerle Kağan Bey de ortaya koymuş oldu; yani bu şahısların beyanlarına itibar edilemeyeceğini. Nitekim öyle söyleniyordu; yani işte inandırıcı, samimi ve teyitli beyanlar iddianamede olacak diye bekliyorduk, öyle düşünülmüştü. Ancak gözüktüğü üzere, somut olarak da biz aksini ispatlayabiliyoruz. Bunun dışında, Sayın Savcım çok aslında sorulmaması gereken bir soru sordu; yani itiraz etmeliydik herhalde. Bu " hakkında baskı yaptınız mı, avukat gönderdiniz mi?" şeklindeki soruyu Kağan Bey de cevapladı: "Ben kimseyi göndermedim" şeklinde. Doğru, kimseyi göndermedi. tam olarak neden bahsediyor bilmiyorum ama ben tutuklanmadan önce de kendisiyle tanışıyordum ve cezaevinde ziyarete de gittim. Belki de benden bahsediyor, bilmiyorum. Ama yine aynı şekilde, somut olarak bu... Yani neden sorulduğunu da tam olarak anlamadım ama dosyanın içerisinde genel bir çağrışımla suçlama olduğu için, yani sadece soyut iddialar yer aldığı için bunu önemsiyorum. Çünkü herhangi bir kişi üzerinde, aynı dosyadan baskı kurulmuş olma ihtimali veya kurulabilecek olma ihtimalini ciddiye almak gerekiyor. Tabii ki isnadın kendisi ciddiye alınmamış; zaten savcılık da isnadı ciddiye almamış veyahut gerçek olmadığı da ortada. Ama çok basit bir şekilde bunun teyidi de sağlanabilir. Ben tabii ki avukat-müvekkil gizliliği olduğu için bunu beyan etmem mümkün değil ama istenirse tabii ki somut bir şekilde bunu da ortaya koyabiliriz, bu çok da bizim için kolay bir şey. Zannediyorum herhalde savcılık da bu yüzden böyle bir durumu iddianamede herhangi bir şekilde somutlaştırmadı. Ama yine de soru olarak geldi ki, dosyada Kağan Bey'in aslında neden tutuklu olduğunu gösteren de bir vaziyet. Çünkü herhangi bir şekilde bir duyum, dedikodu, iddia, soyut beyanlar sanki gerçekte bir somut fiil varmış veyahut bunlar gerçeği ifade ediyormuş gibi ciddiye alınabiliyor; ki bu doğrudan doğruya hukuka aykırı ve kabul edilebilir de değil. Yine aynı şekilde, soru geldiği için yine aslında Kağan Bey'e böyle bir fiil isnadı yok. Ama tabii ifadesinde söylüyor: "Kağan Bey'in örgütte üye olduğunu ben buradan anladım. İşte örgütte bir yerde olabilir çünkü 'yı görevden aldırdığını duydum" gibi bir beyanı var. Tabii bu ilginç bir mesele. Öncelikle tabii Savcı Bey, 'in ifadesini de sordu. ifadesinde farklı anlatıyor ve Kağan Bey'den bahsetmiyor; daha idari görevden almaya benzer bir süreç anlatıyor. Yine Veysel Erçelik de bu konuyla ilgili beyanda bulunuyor; yine Kağan Bey'le alakalı değil ve yine idari sürece daha yakın bir anlatımı var. Bunun dışında ilginç bir mesele şu: İddianame, 'yı usulsüzlüklere direnen bir bürokrat olarak tanımlamış ve bu yüzden görevden alındığını söylüyor. Ama aynı iddianamede yine , hiyerarşisinde bir örgüt üyesi. Bu çelişki zaten... Yani dediğim gibi, örgütün genel olarak ispatlanamadığı konusuna çok da değinmek istemiyorum ama sorulduğu için bunu da belirtmek lazım. Bu olayın gerçekleşmediği de aslında iddianamenin kendi içerisinde ortada.
Bunun dışında zaten iddianame tabii ki... Yani "iddianame denir mi, denmez mi?" çok fazla tartışıldı, tekrar değinmek istemiyorum. Ama şu çok net bir şekilde gözüküyor: Kağan Sürmegöz yönünden –ki tekrar hatırlatıyorum, sıfır eylemden tutuklu, yalnızca örgüt üyeliği isnadıyla tutuklu ki bu da yalnızca soyut bir isnat– herhangi bir şekilde bir örgütün varlığı veya örgütsel bir faaliyet veyahut da örgüt üyeliğini ortaya koyan bir iddia dahi yok. Tekrar ediyorum; iddianame diyor ki: "Tevdi raporundaki sorumlu olduğunu beyan eden görüşten dolayı biz örgüt üyesi olduğunu iddia ediyoruz." Ve aynı iddianame diyor ki: "İdari aslık hiyerarşisi İBB içerisindeki örgüt olarak kabul edilmemiştir." Aynı iddianamenin aynı içerisindeki durumlar... Yani açıkçası aslında iddianameyi baştan sona okuyup o şekilde bir sevk maddeleri yazılsaydı –ki Sayın Devrim Hocam sevk maddelerinin de zaten usule uygun olmadığını detaylı bir şekilde beyan etti– zannediyorum bu yanlışlık da giderilmiş olurdu. Bunun dışında tekrar beyan etmekte fayda var; Kağan Bey gerçekten adım adım yükselmiş biri ve örnek gösterilebilecek bir bürokrat, gerçekten öyle. Kaldı ki buradaki savunması da bence bunu gösterdi. Detaylı bir şekilde yaptığı işleri kendisi de söyledi, "İmzalarımın arkasındayım" diye. Ama ne yazık ki herhangi bir somutlaştırılmış tutuklama nedeni de olmadan, katalog suçta olmamasına rağmen 16 aydır tutuklu. Ki şu detayı da vermek önemli belki: Kağan Bey ilk tahliye edildikten sonra kendi evine gitti, yani MERNİS adresindeki ikametine gitti ki bu lojman. Ki yanlış hatırlamıyorsam lojmanın yarısı Adalet Bakanlığına tahsisli bir kısımdır. Yani hakimlerin, savcıların da kaldığı bir lojman. Bu neyi gösteriyor? Açıkça şunu gösteriyor aslında; herhangi bir kaçma şüphesi olmadığını. Ki burada beyan etti diğer şahıslar da, itiraz üzerine yakalama çıkan... Zaten itiraz edildiği ve yakalama çıktığı bilgisi vardı, biz bunu öğrenmiştik. Ve hatta Kağan Bey de söyledi: "Biz kendimiz gidip başvuralım daha henüz yakalama çıkmadan." Ama tabii böyle bir usul olmadığı için bunu yapamadık. Nitekim durum buraya kadar geldi ve 16 aydır da yaklaşık bunu anlatabilmek için bekliyoruz. Sözlerimi bitirirken son olarak tabii ki ölçülülük ilkesine gelmek istiyorum. Herhangi bir şekilde kaçma şüphesi olmayan, sıfır eylemden tutuklu, yalnızca havada kalmış bir örgüt üyesi sıfatıyla –ki dediğim gibi "iddia" demek bile çok iddialı olabilir bu aşamada– Kağan Bey tutuklu. Sadece kendisi değil gerçekten; ailesi sürekli buraya gelip gidiyor, Bolu'da olduğu zaman sürekli Bolu'ya gidip gidiyor. Ve bunun dosya açısından neden zorunlu olduğunu ortaya koyabilen herhangi bir gerekçe de yok. Ve ben gerçekten buna ilişkin herhangi bir emare dahi göremiyorum. Yani Kağan Sürmegöz tahliye edilse, yine çıktığı gibi evine gidecek ve yine neye ve nereye başvurması veyahut da ne yapması isteniyorsa adli makamlarca, yine ona devam edecek. Son olarak şuna da değinmek lazım; bu eylemlerin hepsini tabii ki Kağan Bey detaylı olarak anlattı. Bu eylemlerden zaten tutuklu değil ama bu eylemlerle ilgili kesin olan bir şey var; bu eylemler tartışmalı eylemler. Nitekim Kağan Bey gerek Sayıştay gerek müfettiş raporları aşamasında da bunlara gerekli cevapları da vermiş; nitekim işte Danıştay kararları vesaire... Yani bu aslında şunu net olarak gösteriyor, kesin olarak gösteriyor; bu konular tartışmalı konular. Örgüt üyeliği yönünden zaten herhangi bir iddia dahi yok. İddianame içinde de kendi kendini çürüten bir anlatı var. Gelinen aşamada soruşturmanın da tamamlandığı değerlendirilerek, bihakkın tahliyesini talep ediyoruz.
Bu analiz yapay zeka değerlendirmesine dayanmaktadır. Hatalar veya yanlış bilgiler içerebilir.