Savunmaya başlamadan önce bazı hususlar bizim için tekrar mahiyetinde olacak. Ben de konuya en baştan, şahsi taraftan başlamak isterim. Sayın savcımız da sordu: "'nu nereden tanıyorsunuz?" Müvekkilim kendisini liseden tanıdığını söyledi. Benim babam da aynı liseden mezun ve ben de bu dosyaya bu vesileyle dahil olmuş oldum. Yani birlikte eğitim görmüş, birlikte çalışan, becerikli ve güvenilir insanların bir arada bulunması, birbirlerini desteklemesi veya birlikte iş yapıyor olması; bir örgüt mensubiyetine karine teşkil ediyor olmamalıdır. Bu dosyada 133 ve 134. eylemlerden yargılanıyoruz. İddianamede; 133. eylemden "nitelikli dolandırıcılık", 134. eylemden "nitelikli dolandırıcılık ve ihaleye fesat karıştırma" ve genel olarak da "örgüt üyesi olma" suçlamalarıyla buradayız. Biz bu dosyadan tutuklandığımızda zaten halihazırda başka bir dosyadan tutukluyduk. Müvekkilim kısa değindi ama burada çok kritik bir mesele var: Medyada " dosyası" olarak bilinen dosyadan, yine yaklaşık maliyeti sızdırdığımız iddiasıyla tutuklandık en başta. Fakat o dosyada şöyle bir farklılık var: Orada somut bir delil söz konusuydu Sayın Başkanım. Orada bir mesaj, el yazısıyla yazılmış bir not vardı ve yaklaşık maliyet noktası virgülüne kadar birebir tutuyordu. Neden bunları söylüyorum? İleride daha anlaşılır hale gelecek. Benim müvekkilimin bu dosyada da yaklaşık maliyeti sızdırmış olabileceği iddia ediliyor. Peki, bu dosyaya nasıl dahil olduk? denilen, neredeyse bütün belediyelere ihale danışmanlığı veren bir isim var. ’nun beyanlarına itibar edilemeyeceğine dair savcımızın bile tespiti varken; , görev yaptığı belediyelerdeki ihalelerde yaklaşık maliyetleri ’a sızdırdığı iddiasıyla tutuklanıyor. Müvekkilimin genel müdür yardımcısı olması, Burak Kırali’nin genel müdür olması sebebiyle "ihmalden sorumlu" tutulup tutuklanıyorlar. hakkında o kadar çok eylem var ki, tutukluluk sürecinin uzun süreceği belli. Büyük ihtimalle çocuğu da yeni doğdu; "Nereden, nasıl bir çıkış yakalayabilirim?" düşüncesiyle hareket ediyor. Bu dosyanın içeriğiyle alakalı tek bir fikrimiz yoktu. Çünkü kısıtlılık kararı vardı. 18 Eylül'de gidip müvekkilimle alakalı bir beyan veriyor. İddianamede için "tanık" deniliyor ama başka bir sıfat belirlemesi yok. Başka dosyadan tutuklu biri gelip ifade veriyor ve müvekkilim bu ifadeye binaen tutuklanıyor.
Mehmet Karataş Müdafii Av. İrem Akyüz Savunması
İfadesinde şunu söylüyor: "’ın, İSFALT'tan ayrıldıktan sonra, 'na bağlı şirketlerde çalıştığını duydum." Bu saklanacak bir şey değil ki; savcımız SGK kayıtlarına baksa zaten görürdü. Kaldı ki müvekkilimiz ifadesinde bunu bizzat kendisi söylüyor. Savcılık sorgusundaki o meşhur soruya gelince; meslektaşımız sorduğunda "Size hangi suçlardan burada olduğunuz söylendi mi?" diye, ben hayal kırıklığıyla kafamı salladım. Müvekkilimize gece yarısı "Sabah 06:30'da savcıya gideceksiniz" deniyor. Biz özel müdafiyiz, adam zaten tutuklu; neden kendi avukatı olmadan ifade vermeyi kabul etsin? Müvekkilim 67 yaşında; yakını görme sorunu var, ben bile o tutanakları okumakta zorlanıyorum. Ne yazdığı, neyi imzaladığı konusundaki sorumluluk Sayın Savcımıza aitti. Burada "Ekrem Bey beni yanına çağırdı, atadı" gibi ifadeler var. Ekrem Bey, lütfen siz de yanlış anlamayın; müvekkilim yıllardır çalışmış, mesleki tecrübesi ve başarıları belli bir insan. Müvekkilim neden emekliliğine az kalmışken, dinleneceği bir zamanda birinin atamasıyla zorla bir işin içine girsin? Tüm kariyeri boyunca kazandığı, köyleri de dahil olmak üzere bir "çaylığı" var; yani maddi bir hırsla yapılacak işler değil bunlar. Bu iddialar akla mantığa aykırı. "Başkan danışmanı" ifadesi de yanlış anlaşılıyor. Benim müvekkilim teknik bir insan, bir mühendistir. Gürpınar projesindeki başarısı; projenin ekolojik ve maliyet açısından çok iyi fizibilite edilmesinden kaynaklıdır. Ekrem Bey, bu başarıdan ötürü kendisinden memnun kalıyor ve tanışmak istiyor. Yani bu, bir başarı üzerine kurulmuş bir güvendir. Örgüt çerçevesinde gizli kapaklı işlerin yapıldığı bir durum söz konusu değildir. Daha sonrasına gelecek olursak, burada şöyle bir ifade var: "'na ait firmada bir sene çalıştım" gibi bir beyanda bulunuyor müvekkilim. Burada müvekkilimin kendi iradesiyle, " bana gel dedi, ben de gittim" gibi bir durum kesinlikle söz konusu değil. Adana'daki iş için müvekkilimi Mehmet Ali Akbulut arıyor. Karayolları Genel Müdürlüğü'nün bir projesi ve proje bazlı bir iş bu. 7 ay süresince müvekkilim orada şantiye şefi olarak çalışıyor. Daha sonra bahsedilen bu "Neoray" isimli firmanın 'nun firması olduğunu müvekkilimin bilmesi, kendisinin de söylediği gibi mümkün olmayabilir. Bizler bir işe başlamadan önce Ticaret Sicil Gazetesi'ne girip "Bu şirketin ortağı kimdir?" diye dedektif gibi incelemiyoruz açıkçası. Kaldı ki orada çalışmaya başlaması, İSFALT'tan ayrıldıktan neredeyse 16 ay sonra gerçekleşiyor. Yani burada ciddi bir zaman farkı ve tutarsızlık var. Bir yerden yakalamaya çalışıyorlar ama olmuyor. Bizim anlayamadığımız şey şu; 'ın yanına şimdi bir sürü isim eklendi: Aziz İhsan, , ...
Müvekkilimiz bu ifadeden sonra Sulh Ceza Hâkimliği'ne çıkarılıyor. Kendisi de az önce ifade etti; "Ne kadar para aldın?" gibi bir soruyla karşılaşıyor. Biz bu sorunun altında yatan mantığı veya nereye varılmak istendiğini anlayamadık. Çünkü bizim haberimiz dahi yoktu. Savcılığa giderken de Sulh Ceza'ya sevk edilirken de bize haber verilmedi. İyi ki orada tesadüfen bulunan meslektaşlarımız vardı da Mehmet Bey'in sorgusuna eşlik ettiler. Biz durumdan ancak ertesi gün, Mehmet Bey'in telefon hakkını kullanmasıyla haberdar olabildik. Özel müdafisi olduğumuz müvekkilimiz "örgütten" dolayı tekrar tutuklanıyor ve biz bundan haberdar edilemiyoruz; bu mesleki açıdan da izahı zor bir durum. Tekrar ispat konusuna gelmek istiyorum. Mehmet Bey bir inşaat mühendisi olduğu için Genel Müdür Yardımcılığı yapıyor; yani teknik bir insan. Teknik işlerden sorumlu bir genel müdür yardımcısının bizzat ihale dokümanı hazırlaması zaten hayatın olağan akışına ve kurum teamüllerine aykırıdır. Teknik sorumlu, işin nasıl uygulandığına bakar. Kriterleri belirleyen veya hangi şirketin ihaleye gireceğine karar veren kişi değildir, olamaz da. Asfalt işi çok spesifik, teknik yeterlilik gerektiren bir iştir. Bu alanda yetkinliği olan firmalar zaten bellidir. Alelade bir inşaat şirketi "Ben bu işi yaparım" diyerek ortaya çıkamaz. Dolayısıyla teklif gönderilecek listeler de sınırlıdır. 'ın "Sana ihale göndereceğim, sen de kabul et" gibi bir telkinde bulunması kriterler bakımından mümkün değildir. Sayıştay bu ihaleleri denetledi; eğer bir usulsüzlük olsaydı bu çoktan rapor edilirdi. Bugün sadece bir kişinin soyut beyanıyla burada tutuklu bulunuyor olmamız hukuken anlaşılır değil. Şimdi bu "örgüt" meselesine tekrar değineyim. İddiaya göre müvekkilim; ve vasıtasıyla Ekrem Bey'in kurduğu iddia edilen yapıya finansal destek sağlıyor olmalı. Müvekkilimin ile iletişimi olması gayet doğaldır; Ertan Bey iştiraklerden sorumlu kişidir, Mehmet Bey de İSFALT'ta Genel Müdür Yardımcısıdır. Görevleri gereği görüşmek zorundalar. Ancak ile öyle süreklilik arz eden, örgüt üyeliğine karine teşkil edecek bir menfaat birliği veya yoğun iletişim söz konusu değildir. Mehmet Bey'in ile toplasanız iki-üç kereden fazla görüştüğünü sanmıyorum. Bu nasıl bir örgüt ki; her yere savrulmuşuz, kime ne kazandıracağımızı konuşmamışız, iletişimimiz yok ama "üye" olarak buradayız?
konusuna gelirsek; bunlar liseden arkadaş. Birinin diğerinin şirketinde çalışması örgüt karinesi mi sayılmalı? Müvekkilim çok başarılı bir mühendistir. 'nun şirketi de (Nuhoğlu İnşaat) çok bilindik, büyük bir şirkettir. Birbirini tanıyan, iş disiplinine güvenen insanların birlikte çalışmak istemesi kadar doğal ne olabilir? Biz bir kurumdan ayrılınca, o kurumla temas etmiş tüm şirketleri kara listeye mi almalıyız? 2003 yılında Anayasa Mahkemesi, kamu görevlilerinin ayrıldıktan sonra belli bir süre iş yapmasını yasaklayan benzer bir düzenlemeyi "çalışma özgürlüğü ihlali" gerekçesiyle iptal etmişti. Sonuç olarak, bizim çalışma kanallarımızı kapatıp evimizde oturmamız mı bekleniyor? Ben de müvekkilimin vekaletini almış, yetkilendirilmiş avukatıyım ve kendisi babamın arkadaşıdır. Bu durumda ben de mi bu "şema"nın içine dahil edileceğim? Kurgu meselesine gelecek olursak; bizim iletişimimiz ve o numaralarla alakalı çelişkiler hala devam ediyor. Orada işte kimlerle görüşme yaptığımız… ‘Örgüt’ üyelerinin diğerlerinden bahsediliyor. Birkaç tanesini söyledi: , , , , … Mühendisler ve Mimarlar Odası'nı birlikte yönettiği, aynı fakülteden mezun olmuş bir insan. Bu bizim bir örgüt olduğumuzu mu gösteriyor? Bu kişiler mühendislik fakültesinde beraber okumuş, sonrasında meslek odasında beraber görev yapmış iki insan. Tabii ki iletişim kuracaklar. Buradan nasıl bir illiyet bağı kuruluyor da hangi çıkar için birlikte hareket ettiğimiz iddia ediliyor? Bu kesinlikle anlaşılmıyor. Birazdan meslektaşım ihalelere ilişkin detaylı teknik savunmamızı yapacak; orada da göreceksiniz. Mehmet Bey'in de belirttiği gibi ortada somut bir tehdit, bir isnat veya gerçek bir kamu zararı yok. Buna rağmen müvekkilim aylardır tutuklu. Müvekkilim bu süreçte bir yaşını daha doldurdu; ilk torununun doğumunu göremedi. Geçen hafta ilaçları bir hafta geç verildiği için taşikardisi tuttu. Bunlar belki hukuki birer argüman olarak görülmeyebilir ama insani gerçeklerdir. Geçen hafta savunma çalışmak için yanına gittiğimde gördüğüm tablo beni gerçekten çok üzdü. Sonuç olarak, meslektaşımın vaktinden de çalmak istemediğim için detaylı kısımları ona bırakıyorum. Efendim, biz bu dosyada somut bir delil göremedik. Eğer mahkemeniz aksini düşünürse biz buna ilişkin tekrar savunma yapmaya hazırız. Dosyada müvekkilimize isnat edilen somut bir eylem veya ’nun beyanı haricinde bir delil yoktur.
O noktaya tekrar dönmek istiyorum; zaten Ağır Ceza'daki diğer dosyasında birçok eylemden sorumlu tutulan bir tutukluydu. Mehmet Bey’e o gün araçta söylediklerini ben bizzat duymadım ama duruşmalara geldiğinde herkesi yakma konusundaki istikrarını hepimize gösterdi. O dosyada bile beyanına itibar edilemeyeceğine dair belirlemeler varken, bu dosyada sadece o kişinin beyanıyla müvekkilimin tutuklu kalması kabul edilemez. Bu sürecin sonunda müvekkilimizin beraatini talep ediyoruz. Bu aşamada ise mahkemeniz tahliye yönünde kanaat kullanırsa, en azından adli kontrol hükümleri uygulanarak müvekkilimin serbest bırakılmasını arz ve talep ediyoruz.
Bu analiz yapay zeka değerlendirmesine dayanmaktadır. Hatalar veya yanlış bilgiler içerebilir.