Sayın Başkanım, ben müvekkile yöneltilen rüşvet suçu ve 7 eylem yönünden kısa açıklamalar yapacağım. Meslek büyüklerimizin bize her zaman söylediği 2 tane söz vardır. Birincisi ceza yargılamasında ilk celse, sanığın celsesidir derler. Bir de kişiyi en iyi savunan kendisidir derler. Bunun örneğini dün bir kez daha gördük. Müvekkilimiz, sağ olsun son derece detaylı, kapsamlı, somut belgelerle savunmasını yaptı. Aslında bize de çok fazla söz bırakmadı. Avukatların en sevdiği cümlelerden biridir; ‘Müvekkillerimizin savunma ve beyanlarına katılıyoruz’ diye. Aslında ben bu cümleyi söyleyip mikrofonu da kapatsam herhalde bir eksiklik kalmayacak ama ben yine de özellikle tutuklama ölçütleri bakımından sizin de önümüzdeki hafta değerlendirileceğiniz tutuklama ölçütleri bakımından ve müvekkile yöneltilen 7 eylemle ilgili kuvvetli suç şüphesi bakımından bazı açıklamalar yapmak istiyorum. Tabii burada duruşmanın henüz başında olduğumuzu dikkate alarak, esasa ilişkin bir savunmaya girmeden, zamanı da etkin ve verimli kullanarak bazı maddeler ve başlıklar halinde açıklamalarımı yapacağım. Bu açıklamalarda özellikle eylem bakımından müvekkilimizin tutuklanmasına neden olan eylem olduğu için biraz daha detaylı başlıklar sunacağım. Ama diğer 6 eylemle ilgili de kısa açıklamalar yapacağım. Ama öncelikle o cümleyi ben de tekrar edeyim: Müvekkilimizin beyan ve savunmalarına aynen katılıyoruz. Bu noktada özellikle vurgulamak istediğim bir husus da dün somut olarak müvekkilimiz belgeleriyle beraber savunmalarını yaptık. Bu belgeleri biz size fiziki olarak da sunduk. Ayrıca bunları UYAP ortamında dilekçemiz ekinde de sizlere ibraz ettik. O dilekçemizi de tekrar ettiğimi belirtmek istiyorum. Şimdi çoğu kez vurgulandı ama bir hususu özellikle tekrar vurgulamak istiyorum. Müvekkilim söz konusu 7 eylemin gerçekleştiği dönemde Beylikdüzü Belediye Başkanı olmadığı ve belediyede danışman olduğu dönemde gerçekleştiğini tekrar vurgulamak istiyorum. Müvekkilimiz hiçbir zaman Beylikdüzü Belediye Başkan Yardımcısı olmamıştır. 16 Mayıs 2014’te başlayıp 2018 yılına kadar süren danışmanlık bir görevi söz konusudur. Ve bu görevi kapsamında ruhsat veya iskan süreçleriyle ilgili herhangi bir yetki ve sorumluluğu bulunmamaktaydı. Karar alma ve onay verme yetkisi de yoktu. Bunu da özellikle vurgulamak istiyorum efendim.
Mehmet Murat Çalık Müdafii Av. Ali Mesut Seçkin Savunması
Ve eylem 1 ile başlıyorum. 11. Mahalle Projesi. Bu olaya ilişkin olarak öncelikle 'ün 10 Ağustos 2020 tarihli suç ihbarıyla Büyükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığı'nda başlayan ve aslında sıra dışı bir şekilde ta Yargıtay'a kadar uzanan Yargıtay 5. Ceza Dairesi'nin de bir yönüyle denetiminden geçen yargısal sürece ilişkin bir açıklama yapmak isterim. Çünkü bu süreç tüm aşamalarda göz ardı edilmiştir maalesef. Öncelikle müvekkilimizin ve kıymetli hocamızın da belirttiği gibi bu eylemle ilgili müvekkil hakkında söz konusu olan rüşvet suçundan dolayı Büyükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından bir kovuşturmaya yer olmadığı kararı verilmiştir. Bu karara itiraz edilmiş, Sulh Ceza Hakimliği tarafından reddedilmiş ve olağanüstü bir kanun yolu olan, kanun yararına bozma yoluna gidilmiştir ve konu Yargıtay 5. Ceza Dairesi'nin önüne gelmiştir. Ceza Dairesi'nin kararını incelediğimiz zaman, aslında burada sadece usuli bir eksiklikten bahsedilmektedir. Esasa ilişkin bir değerlendirme yapılmış ama bir eleştiri yapılmamıştır. Bunun özellikle altını çizmek istiyorum. Eksik olan vekilin ifadesinin beyanının tamamlanmasından sonra tüm şüphelilerin hukuki durumlarını yeniden değerlendirin demiştir Yargıtay. Başka bir anlatımla aslında burada müvekkilim de lehine bir değerlendirme yapılmıştır. Çünkü orada kanun yararını bozma talebinde esasa ilişkin gerekçeler de olmasına rağmen bunların tamamı Yargıtay tarafından isabetli bulunmamıştır. Bütün bu sürecin devamında bu eksiklik tamamlanmış, müvekkilin beyanı dosyaya girmiş ancak uzun süre Büyükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığı'nda dosya bekledikten sonra yetkisizlik ve birleştirme kararıyla bu davanın soruşturmasıyla dosya birleştirilmiştir. Burada özellikle vurgulamak istediğim husus şu Sayın Başkanım: Yapılan birleştirme sonrasında, aslında önceki aşamada soruşturma süreci geride bırakılmıştır. Geride bırakılan bir soruşturma süreciyle ilgili Yargıtay'ın da yorum yaptığı bir soruşturma süreciyle ilgili bir kuvvetli suç şüphesinden bahsedilmesi ve bunun bir tutuklama gerekçesi yapılması da kanımızca mümkün değildir. Müvekkil sorgusu esnasında konuyu çok detaylı anlattı. Bu nedenle ben başlıklar halinde kısa açıklamalarla devam ediyorum. 11. Mahalle konusuyla ilgili. Önce tanık daha sonra da sanık olan 'ün dosyada yer alan ifadeleri arasında çok ciddi çelişkiler bulunmaktadır. Hatta bu ifadeler incelendiği zaman zaman içerisinde değiştirildiği ve geliştirildiği görülmektedir. Nasıl bir geliştirme? Verilen cevaplara ve çürütülen iddialara göre yeni ve gerçek dışı iddialar üretilmiştir bu kişi tarafından. Gerçek dışı iddialar adeta duruma göre geliştirilmiştir. Bu Yargıtay kararlarına da ona yansıyan bir konudur ve gerçek dışılığın aslında tespiti bakımından önemli bir ölçüt olduğunu düşünüyorum.
Ayrıca yine vurgulamak istediğimiz bir konu, dün müvekkilimiz de bahsetti. Bu konu hem 2022 yılı sonunda hem de 2025 yılı içerisinde 2 kere mülkiye müfettişlerinin denetimine tabi tutulmuştur. Ve yapılan incelemeler sonucunda düzenlenen ön inceleme raporları mahkemenize sunulmuştur. Bu konuda soruşturma izinleri verilmemiştir. Bu yine kuvvetli suç şüphesinin bulunmadığı bakımından göz önünde bulundurulması gereken bizce önemli bir ölçüttür Sayın Başkanım. Bir diğer konu ise aslında dün müvekkilimiz hepimizin de iyi anlayabileceği şekilde izah etti. Burada taraflar arasında hukuki ihtilaf olduğu, bu ihtilafın zaman içerisinde derinleştiği ve bunu bir şekilde savcılık ve ticaret mahkemesi üzerinden çözmeye çalıştıkları anlaşılmaktadır. Evet, konu ticaret mahkemesine yansımış ve Bakırköy 4. Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından alınan bir bilirkişi raporu var; 24 Ocak 2025 tarihli bir bilirkişi raporu. Bu kısmen iddianameye de yansımış. Şu şekilde bir cümle var efendim: "Projede bazı aykırılıklar bulunduğu, bu aykırılıkların tadilat projesi alınarak giderilebileceği ve bu işlemler tamamlandığında iskan alınabileceği" denilmiş bu raporda. Tamamen teknik kişiler tarafından yapılmış bir yorum. Savcılık bunu iddianameye koyarak sanki belediye tarafından bir usulsüzlük yapılmış gibi yorumlamış. Bunun kabul edilmesi mümkün değil. Raporun devamı incelendiğinde iskan sürecinin arsa sahibi ve sanık tarafından geciktirildiği ve taraflar arasındaki ihtilafların boyutu açıkça görülmektedir. Ve bu genel müteahhit ve arsa sahibi arasında yapılan sözleşmeye bakıldığında, müteahhidin iskan alamaması durumunda arsa sahibi lehine önemli maddi sonuçlar doğduğu görülmektedir. Aslında bu önemli bir nokta bu olayın anlaşılması bakımından; , Ticaret Mahkemesi tarafından da belirlenen bu hususları dikkate alarak bu iskanın alınmasını istememektedir. Şahsi menfaatleri doğrultusunda bir girişimde bulunduğu açıktır. Dün müvekkilimiz de tekrar bahsetti; defalarca belediyeye dilekçeler verilmiştir. Projeyle ilgili hiçbir karar alınmaması, aksi halde rücu edileceği, çalışanlar hakkında cezai işlem yapılacağı gibi kendince baskılar oluşturmaya çalışmıştır. Bunların da özellikle suç şüphesi bakımından dikkate alınmasını talep ediyoruz efendim. Yine bu eylemle ilgili son olarak belirtmek istediğim bir husus var. Sanıklardan 'ün bir beyanı var efendim; "İnşaatın yarım kalmaması için bunları daha önce 2021 yılında vermiş olduğum ifademde anlatmamıştım" diyor. İddia makamınca belediye görevlilerini tehdit olarak gördükleri şeklinde yorumlanmış bu açıklamalar. Ancak dosyada yer alan bilgilere baktığımızda 'ün ifade verdiği tarihte bu projenin çoktan bittiği anlaşılıyor. Somut verilerle de belgelerle de makamınıza sunuldu bunlar. 2021 yılında, zaten 3-4 yıl önce bitmiş olan bir projenin yarım kalmasından dolayı duyulan bir kaygıdan bahsedilmesi yine asla kabul edilebilir değildir; mantık dışı bir gerekçedir. Yine kuvvetli suç şüphesinin bulunmaması bakımından bu hususun altını çizmek istiyoruz.
Şimdi eylem 2'ye geçiyorum: Kübist Projesi. Kısa başlıklar halinde vaktinizi almadan izah edeceğim efendim. Ruhsat verme süreci makul süre içerisinde tamamlanmıştır. Müvekkil dün yine tarih aralıklarını da belirterek izah etti. Hiçbir kanıtı olmayan soyut menfaat temini iddiasına göre, ruhsat işlerinden 1.5 yıl sonra rüşvet ifade edilmektedir. Bunun da mantıkla bağdaşır bir tarafı bulunmamaktadır. Yine beton kalitesi ve statik problemlerin görmezden gelinmesi için rüşvet verildiği iddiasıyla ilgili de hem İstanbul Büyükşehir Belediyesi başmüfettişleri hem mülkiye müfettişleri hem de teknik bilirkişiler tarafından konu incelenmiş ve bunların da doğru olmadığı ortaya konulmuştur. Bu hususlar dün açıklandı ve belgeleri size sunuldu. Tüm hususlar iddiaların asılsız olduğunu ortaya koymaktadır. Ancak yine önem arz eden bir konu; bu eylemle ilgili müvekkilin ne kollukta ne de savcılıkta ifadesi alınmamıştır.
Eylem 6, Vira İstanbul Projesi; bu eylemde de birinci eylemden dolayı bahsettiğimiz gibi çok sayıda kişinin beyanları var. Ve bu beyanlar büyük ölçüde birbiriyle çelişmektedir. Biri diğerini yalanlamakta ve çürütmektedir. Bunların güvenilir olmadığı, itibar edilebilir olmadığı aslında mantıken de anlaşılmaktadır. Bunların gerçeğe aykırı olduğunu anlamak bakımından aslında çok basit bir şey yapılabilir; tapu kadastro sistemi kayıtlarına bakıldığı zaman bunu anlamak yeterli olacaktır. Taşınmazlara ilişkin ilk devir ile son devir arasında yaklaşık 2 yıllık bir zaman aralığı bulunduğu açıkça görülmektedir. Bu devirlerin zamanlaması ve niteliği rüşvet değil, aslında taraflar arasındaki ticari ilişkinin seyrine göre hareket edildiğini işaret etmektedir. Yani inşaat aşamalarına ve hak edişlere göre parça parça gayrimenkul devirleri yapılmıştır. Toplam inşaat alanı yaklaşık 258.500 metrekare olan 2 parsel üzerine kurulu bu projeyle ilgili hem ruhsat başvurularıyla ilgili ve ruhsat verilme süresiyle ilgili hem de iskan başvurularıyla ilgili ve iskan süresiyle ilgili süreler son derece makuldür. Müvekkilimiz dün bunları açıkladı. 22 ve 28 gün içerisinde ruhsat verilmiş, 7 gün ve 37 gün içerisinde de iskan verilmiş; 37 günle ilgili de ayrıca bir açıklama yaptı, 10 günü bayram dolayısıyla oldu. Diğer konuyla ilgili de bu konuyla ilgili bir soruşturma nedeniyle son derece makul bir sürede bu iskanın verildiği anlaşılmaktadır. Ama ifadelere bakıyoruz: "İskanımız uzadı, iskanı vermiyorlardı, ruhsat düzenlemek için sorunlar yaşıyorduk." Bu beyanların hiçbiri somut belgelerle örtüşmemektedir. Dosyada yer alan iddia ve beyanların tutarlı kronoloji ve müşterek bilgi temeline dayanmadığı açıktır. Bu konuda son olarak 'den okul yapılması suretiyle rüşvet istendiği iddiasıyla ilgili; aslında bu garabet bir iddia. Somut bilgilere dikkat çekmek istiyoruz efendim: Ruhsat tarihleri 31 Ekim 2014 ve 24 Aralık 2014. 2 adet okulun yapımına ilişkin bağış tarihi ise bundan 2 yıl sonra. Eğer ruhsat verilmesi için zorlama olsaydı protokoller ruhsattan 2 yıl sonra imzalatılmazdı. Bu konuya da özellikle dikkat çekmek istiyoruz.
Eylem 8 Kale Kent Projesi. Öncelikle tekrar söyleyeyim. Bu konuda da müvekkilimizin kollukta ve savcılıkta herhangi bir şekilde ifadesi alınmamıştır. Burada bir terk işlemlerinden bahsedildi. Müvekkil mesleği gereği teknik açıklamalarda da bulundu. Onları tabii ki bizim onun gibi anlatmamız veya tekrar etmemiz mümkün değil ama burada Kale Kent projesinin yapı ruhsatlarının verildiği tarihlere bakmak gerekir. 2013 yılı Temmuz-Eylül döneminde düzenlenmiş bu ruhsatlar. Yani müvekkilin ve Sayın 'nun belediyede belediye başkanı ve belediye başkan danışmanı olarak göreve başladığı dönemden önce düzenlenmiş. Bitirilmiş bir işin daha sonra rüşvete konu edildiği gibi bir anlatım söz konusu. Yine mantık dışı ve kuvvetli suç şüphesini ortadan kaldıran bir husus olarak buna özellikle değinmek istiyorum. Bu projenin yanındaki kavşak ve alt geçit imalatına ilişkin olarak farklı kişilerce farklı tutarlar, farklı gerekçeler ortaya konulmuş ve farklı anlatımlar ileri sürülmüş. Birbirini doğrulamak bir yana, birbirini çürüten ifadeler söz konusu burada ve bunlar gene itibar edilebilir olmadığı mantıken anlaşılmaktadır. Dikkat çekici olan bir diğer husus da diğer sanıkların bu olayda müvekkil aleyhine herhangi bir beyanının kesinlikle bulunmamasıdır. Buna rağmen iddianamede müvekkilim hangi gerekçeyle sorumlu tutuldu tarafımızca anlaşılamamaktadır efendim.
Eylem 10, Demir La Vida Projesi. Müvekkil, 'le ilgili tanışıklığını anlattı. 'in dosyada 2 tane ifadesi var efendim; 22 Nisan 2025 ve 8 Ekim 2025 tarihli beyanlar. Bu beyanların tamamına bakıyoruz; tarafından kendisine yöneltilmiş herhangi bir rüşvet talebi olmadığını açıkça beyan etmiş. Özellikle projenin büyüklüğüne de dikkat çekmek istiyoruz. Yaklaşık 75.000 metrekare toplam inşaat alanına sahip bu projede 28 Temmuz 2017 tarihinde yapı ruhsatı 1 aydan kısa bir sürede düzenlenmiş. Evveliyatındaki teknik sorunu dün detaylı olarak anlattı. Makul sürede verilmediği veya bunun baskı olarak kullanıldığı iddiasının itibar edilebilir olmadığı açıkça görülmektedir. Yine müvekkilin ayrıntılı olarak açıkladığı üzere zaman, kişi ve içerik bakımından kendi içerisinde çelişen beyanlar söz konusudur. Çok daha ilginç olan bir husus daha var efendim. İddianamenin eylem 10'a ilişkin değerlendirme bölümünde savcılık makamı tarafından da müvekkille ilgili bir değerlendirme yok. Hani kendisine yönelik bir suçlama olmadığı gibi, iddia makamı tarafından bir değerlendirme de yapılmamış. Ama sevk maddelerine baktığımız zaman dolaylı olarak rüşvet talep eden kişiler arasında gösterilmiş kendisi. Bu sonuca nasıl ulaşıldığına ilişkin elimizde hiçbir veri yok, tahmin de edemiyoruz ama bunun herhangi bir somut delilinin olmadığı da açıktır. Bu konu da yine kollukta ve savcılıkta müvekkilin ifadesi alınmayan konulardandır.
Hızlıca geçiyorum. Eylem 11. 'la ilgili husus. Burada da gene dikkat çekici bir husus var. Rüşvet verdiği iddia edilen 'ın ifadelerine bakıyoruz; ruhsat alınmasıyla ilgili kendisine herhangi bir zorluk çıkartıldığından bahsetmiyor. Kendisine yöneltilmiş bir talepten, imar dosyalarının sonuçlandırılmayıp askıda tutulmasıyla ilgili ve kendisinden kreş istendiğiyle ilgili herhangi bir şekilde bir bahsi de yok. Ama dönüp bakıyoruz ki olay değerlendirildiği zaman gene suçlama konusu haline getirilmiş. Konu kronolojik olarak müvekkil bakımından detaylı olarak açıklandı. Özellikle askı süreçlerinin ne olduğu ve burada yapılması gereken işlemler anlatıldı. Burada aslında yapılan şey yasal bir zorunluluktur. Siz bu süreyi beklemezseniz aslında bir suç işlemiş oluyorsunuz, görevinizin gereğini yerine getirmemiş oluyorsunuz ve bu askı işlemi gerçekleşmeden zaten konunun sonuçlanması da mümkün değil. Ama iddia makamı tarafından mevzuata uygun davranmak sanki suçmuş gibi değerlendirilmiş ve bu gene rüşvet suçunun sanki bir unsuru gibi değerlendirilmiş. Özellikle 'ın az önce bahsettiğim ifadesi bağlamından çıkartılmıştır. İş insanlarının talep ve rızaları ile kamuya kazandırılan tesisler üzerinden sanki bir maddi menfaat elde edilmiş gibi bir kurgu oluşturulmaya çalışılmıştır. Az sonra açıklayacağım eylem 12 bakımından da bu husus var; bunun da kabulü mümkün değildir ve bunu gösteren somut hiçbir delil dayanakta bulunmamaktadır efendim. Eylem 12 bakımından, son eylem. Bu konuda da defalarca açıklandığı üzere müvekkil gene orada Beylikdüzü Belediye Başkan Yardımcısı olarak geçiyor ama bu görevi yapmamıştır, bu iddia doğru değildir. İddianamede bu konuyla ilgili müvekkilin adının geçtiği husus, 'den bir kreş yapılmasının talep edilmesi şeklindeki iddiadır. Müvekkil bunun doğru olmadığını dün izah etti. Bu eylemde de az önce bahsettiğim gibi gönül rızasıyla kamu yararı gözetilerek yapılan kamusal yatırımların suç gibi gösterildiği görülmektedir. 'in ifadesinde gene kendisinden para istendiğine, yapılması gereken bir işin yapılmadığına, bir iş karşılığı kendisinden talepte bulunulduğuna dair herhangi bir beyanda bulunmamaktadır. Ayrıca burada gene iddialar arasında gösterilen ruhsatın veya imar sürecinin yasal süre çerçevesinde yürüdüğü de görülmektedir.
Eylemler bakımından bu açıklamalardan sonra çok kısa birkaç hususa daha değinmek istiyorum efendim. Özellikle iddianamedeki yaklaşımla ilgili. Öncelikle bu 7 eylemle ilgili 5'inden müvekkilin herhangi bir şekilde beyanı alınmamış; bunu tekrar tekrar vurgulamak istiyorum. Kuvvetli suç şüphesi bakımından özellikle üzerinde durulması gereken bir şeydir bu. Ve 1 yıl sonra ilk kez sayın mahkemeniz huzurunda bu hususları anlatabilmiştir müvekkil ancak. İddianamede söz konusu eylemlerle ilgili sebep-sonuç ilişkilerinin değerlendirilmediği ve önemli mantık hatalarının bulunduğunu görüyoruz. Aslında burada olması gereken teknik sebep-sonuç ilişkilerinin normal bir şekilde değerlendirilmesidir. Ama burada tam tersine çevrildi ve sonuca göre bir sebep üretildiği gibi bir izlenim oluşmaktadır bizde efendim. Faraziye olarak suçun ve sevk maddelerinin belirlendiği, daha sonra da bu sevk maddelerine göre eylemler ve buna ilişkin gerekçeler üretildiği veya olasılıklardan hareket edildiğini görüyoruz. Bu suçun neden oluştuğuna ilişkin gerekçelerin maalesef bir kurgudan ibaret olduğu anlaşılıyor bu eylemler bakımından. Ve yine herhangi bir dayanak olmadan üretilen sonuca göre sebeplerin belirlendiği görülüyor. Bu hem hukuk mantığı bakımından hem de iddianame tekniği bakımından son derece sakıncalı bir yöntem ve iddianamenin aslında çürütülmesi bakımından da bizlere önemli imkanlar sağlayan bir yöntem. İnşallah biz de bu süreçte bunları layıkıyla yerine getirmeye çalışacağız. Az önce ifade ettiğim üzere iddiaların temelsizliğini ve müvekkilin sorumlu olmadığını gösteren çok sayıda delil müvekkil tarafından dosyaya sunulmuştur. Oysa iddianamede müvekkil aleyhine itibar edilebilir nitelikte bir delil bulunmadığı görülmektedir. Müvekkil dün de beyan etti efendim; "Benim beyanıma da istiyorsanız itibar etmeyin dedi ama somut belgeler sunuyorum, bunlara bakın ve beyanımı bunlar üzerinden sağlaması yaparak değerlendirin" dedi. Bizim de sizlerden istirhamımız ve buna yönelik de hiçbir şüphemiz yok; bu delilleri ve süreci boyunca yapacağımız açıklamaları ve somut delilleri son derece hassasiyetle değerlendirmeniz ve suç unsurları yönünden de bu ayrımları iddianame perspektifiyle değil olması gereken hukuk mantığıyla yapmanızdır. Zaman zaman güvenilirliği son derece tartışmalı olan ve birbiriyle çelişen etkin pişmanlık beyanlarına dayanıldığı görülmektedir. Zaman zaman da faraziyeli olasılıklardan yola çıkılmıştır az önce söylediğim gibi. Ayrıca yine kıymetli hocam söyledi; HTS ve baz kayıtları bakımından müvekkilin görevi gereği yaptığı bazı görüşmeler sanki suç kanıtıymış gibi değerlendirilmiş ve ortaya konulmaya çalışılmıştır. Bazı verilerin yeri kamuya açık belediye ek binasıdır. İletişim içeriği belli olmadan suç isnat edilemeyeceği gibi bu lokasyondan baz verilmesi de son derece doğaldır. Yargılamanın ilerleyen aşamalarında bu konuyla ilgili daha somut veriler ve değerlendirmeler muhakkak yapılacaktır ama özellikle kuvvetli suç şüphesi yönünden değerlendirilmesi bakımından bu hususu dikkatlerinize sunuyoruz.
Sonuç olarak iddianamede yer alan, müvekkilimin sorumlu olduğu iddia edilen suçlara ilişkin kuvvetli suç şüphesi bulunmadığı kanaatindeyiz efendim. Bırakın kuvvetli şüpheyi, biz basit şüphenin bile mevcut olmadığı kanaatindeyiz. Özellikle isnat edilen suçların CMK madde 100'de yer alan tutuklama nedeninin mevcut kabul edildiği katalog suçlardan olmadığına da ayrıca dikkat çekmek istiyoruz. Sayın heyet, tutukluluğun devamı kararlarında net bir açıklama olmamakla birlikte, müvekkilin soruşturma aşamasında savunması alınmayan rüşvet suçuna konu olay nedeniyle tutuklu olduğunu görüyoruz ve düşünüyoruz. Müvekkil sorgusu esnasında tüm suçlamaları ayrıntılı olarak da somut delilleriyle cevaplandırmış ve bizce çürütmüştür. Şahsına yönelik kişisel zenginleşme, haksız mal edinimi ya da şahsi menfaat temin ettiğine dair hiçbir somut delil ve isnat söz konusu değildir. Söz konusu eylemlerde anlatılan projelerde ortakları, arsa sahibi ve yüklenicilerin aralarındaki ticari ilişki ve ihtilaflar sanki bir rüşvetmiş gibi gösterilmeye çalışılmaktadır. Valilik ve Milli Eğitim Müdürlüğü ile bağışçı arasında yapılan protokoller gereği okul binalarının yapılması, yine bağışla kamuya sosyal donatı alanları kazandırılması bile rüşvet gibi gösterilmeye çalışılmıştır. Suçlamalarla ilgili eğer savcılık makamı tarafından eksik inceleme yapılmasa, konular daha detaylı incelense, bazı belgeler celbedilse, teknik yönlerle ilgili bilirkişilerin görüşüne başvurulsa aslında bazı suçlamaların yapılamayacağı kanaatindeyiz. Ama maalesef bu yönde bir yaklaşım gösterilmemiştir iddianame düzenlenirken. İddianameye ilişkin tabii tüm meslektaşlarımızın da çok sayıda eleştirisi var. Bir kere hacim olarak 4.000 sayfalık bir metinden bahsediyoruz. Ama temel eksiklikler ve hukuki eksiklikler bir yana bırakılacak olursa, gene de hakkını teslim etmemiz gerekir; iddianame bir tekniği çok iyi ve isabetli kullanmış efendim. O da kopyala-yapıştır tekniği. Word, UDF gibi belge ve yazı programlarının teknik olarak sunduğu bütün imkanlardan son derece iyi şekilde faydalanıldığını görüyoruz. Ama öyle hatalar var ki soruşturma aşamasında farklı tarihlerde farklı kişilerin ifadelerinin birebir aynı olduğunu görüyoruz. Bunun tesadüf olamayacağı kanaatindeyiz. Müvekkil bakımından da geçerli olduğu üzere her eylemin sonunda mevcut olup olmadığına bakılmaksızın gene kopyala-yapıştır yöntemiyle aynı delillerin yazılı olduğunu görüyoruz. Sayın hocamız az önce beyanlarında tek tek değindiği için ben ayrıntılara girmeyeceğim. Aslında burada dayanağı olmayan farazi yorumlardan değil de daha somut verilerden faydalanılabilirdi. O zaman biz de müvekkile yöneltilen ve kurgulara dayanan bu soyut iddiaları somut belge ve bilgilerle daha rahat bertaraf etmeye çalışabilirdik. Buna yargılamanın ilerleyen aşamalarında da çalışacağız ama. Özellikle eksiklikler bakımından sayın mahkemeniz tarafından ileride kovuşturmanın genişletilmesi talepleri kapsamında yapılacak değerlendirmelerin büyük önem taşıdığını düşünüyoruz efendim.
(Bu sırada yangın alarmı çaldı.)
Yok ya orada sigara içiyorlar ya dumanı gidiyor her halde.
Herhalde benden kaynaklanmamıştır! Aslında iddianame müvekkilimin neden atılı suçlardan sorumlu olduğunu ispat edememekte ama tuhaf olan şey, ceza yargılamasında ispat yükünü de tersine çevirmeye çalışmaktadır. Müvekkil sadece masumiyet karinesi gereği değil, yapmış olduğu savunmalarla, ibraz ettiği somut belgelerle de masum olduğunu kanıtlamıştır. Bunu açıkça ortaya koymuştur. Biz de yargılamanın her aşamasında müvekkilin masumiyetini kararlılıkla tekrar tekrar ispat etmeye çalışacağız. Toparlıyorum efendim. Tüm hususlar, suçlama konusu eylemlerle ilgili müvekkil yönünden aslında kuvvetli suç şüphesi bulunmadığını ortaya koymaktadır. Bu nedenle biz de müvekkilimizin tahliyesine karar verilmesini talep ediyoruz. Özellikle 23 Mart 2026 tarihli dilekçemizde bu hususları ayrıntılı olarak dile getirdik; bu dilekçemizde belirttiğimiz hususları tekrar ediyoruz. Şimdi meslektaşım müvekkilin sağlık durumu ve tutuklama tedbirinin ölçülü olmadığına ilişkin açıklamalar yapacak. Dinlediğiniz için teşekkür ediyorum. Sayın heyetinize ve salonda bulunan herkese saygılarımı sunuyorum.
Bu analiz yapay zeka değerlendirmesine dayanmaktadır. Hatalar veya yanlış bilgiler içerebilir.