Savunma

Murat Ongun Müdafii Av. Rahşan Sertkaya Daniş Savunması

Müdafi savunması·Murat Ongun·2 Temmuz 2026 · Kaynak

Sayın Başkan, değerli heyet, sayın savcım; iddianameye ilişkin diyeceklerimi ve savunmama geçmeden evvel yüzyılın soruşturmasının nasıl başladığını anlatmak istiyorum. Bunun için sizi önce iddianamenin bize çizdiği sınırların dışına götürmek istiyorum. Sonra iddianamenin çizdiği sınırlara geri döneceğiz; ancak umuyorum ki geri geldiğimizde bu mahkeme salonuna nasıl geldiğimizi anlamış olacağız. Bunun için söze Mülkiye Müfettişi Mehmet Demiral'ın hikayesiyle başlayacağım. Sayın Başkan, 20 Eylül 2019 tarihinde Üniversal şirketi yetkilisi , 'na hitaben ’na bir dilekçe verir ve bilgi edinme başvurusunda bulunur. Bu başvuru yapıldığında İstanbul Büyükşehir Belediyesi seçimlerini 'nun kazanmasının üzerinden daha üç ay geçmiştir. Rica edersem görsel 1'i yansıtabilir misiniz? Efendim, bu dilekçe, 20 Eylül 2019 tarihinde Üniversal şirketi yetkilisi tarafından, görebileceğiniz üzere, daha üç aydır belediye başkanlığı koltuğunda oturan 'na hitaben yazılmıştır. , bu dilekçesinde AK Parti döneminde İstanbul Büyükşehir Belediyesi ve bağlı kurumlarının reklam panoları ile ilgili usulsüz iş ve işlemlerinden bahsetmiştir. Ve son on yıldaki ihaleler ile imzalanan sözleşmeler kapsamında yapılan devirlerle ilgili bilgi talep etmiştir. , AK Parti döneminde yapılan usulsüzlüklerden bahsetmiş olsa da belediye yetkililerinin kamu zararına sebep olduğunu belirterek suç duyurusunda bulunacağını, 'na hitaben yazdığı bu dilekçe ile ihtar etmiştir. Ancak , daha üç aydır görevdedir ve kendisinin fiilen bir kamu zararına sebep olması da mümkün değildir. ’nın ilgili birimleri tarafından bu dilekçeye gerekli cevaplar verilir. Ancak , her nedense kamu görevlileri hakkında suç duyurusunda bulunmayarak beklemeyi tercih eder. , aradan iki yıl geçtikten sonra, bu kez savcılık makamına, 3 Eylül 2021 tarihli ve 2021/14992 sayılı ihbar dilekçesini sunmuştur. Peki , acaba bu dilekçesinde neler söyledi? Görsel 2'yi yansıtabilir misiniz rica etsem? Biraz da küçültebilir misiniz? , dilekçesinde şüpheliler arasında birinci sırada ’na, ikinci sırada müvekkilim ’a yer vermiş ve şu taleplerde bulunmuştur. Dilekçeden aynen okuyacağım: "Yukarıda arz ve izah edilen suçlar ile şüphelilerin görevi kötüye kullanma, irtikap, kamu zararına sebebiyet verme, suç işlemek amacıyla örgüt kurmak, kamu görevinin sağladığı nüfuzu kötüye kullanmak, kişilere haksız menfaat sağlama, görevi ihmal, mala zarar verme, yağma ve Sayın İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından re'sen tespit edilecek suçlar ile şüpheliler hakkında cezalandırılmaları için kamu davası açılmasını arz ve talep ederiz."

Murat Ongun / Zeynep Ayten Gözdem Ongun Müdafii

İhbar dilekçesinde, suç işlemek amacıyla örgüt kurulduğu ve müvekkilim ’un da ile beraber bu örgüt içerisinde yer aldığı iddia edilmiştir. Yani , örgütlü suç işlendiği hususundaki iddialarını bu dilekçesi ile savcılık makamının önüne daha 2021 yılında getirmiştir. Bu ihbar dilekçesi üzerine savcılık makamı konuyu, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı ve diğer belediye görevlileri hakkında ön inceleme yapılmak üzere ’na havale etmiştir. Yapılan ön inceleme neticesinde, Mülkiye Müfettişi Mehmet Demiral tarafından 1 Şubat 2022 tarih ve 166'ya 1 sayılı tevdi raporu hazırlanmıştır. Söz konusu rapor üzerine, dönemin İçişleri Bakanı Süleyman Soylu imzalı bir karar ile ve diğer belediye görevlileri hakkında soruşturma izni verilmiştir. Soruşturma izni kararına itiraz edilmesi üzerine konu, Danıştay Birinci Dairesi’nin önüne gitmiştir. Danıştay Birinci Dairesi, 29 Aralık 2022 tarihinde verilen soruşturma izni kararını kaldırmıştır. Rica etsem görsel 3'ü ekrana yansıtabilir misiniz? Bakın karardan aynen okumak istiyorum: "’na isnat edilen eylemlerle ilgili olarak Belediye Başkanının söz konusu ihalelerde harcama yetkilisi sıfatı taşımadığı, ihalelerin haksız menfaat sağlamak amacıyla bazı kişi ya da firmalara verilmesi yolunda talimat verdiğine ya da dolaylı da olsa yönlendirmede bulunduğuna dair delil olmayan Belediye Başkanına söz konusu eylemler nedeniyle cezai sorumluluk yüklenemeyeceği, bu nedenle ilgili maddelerden isnat edilen eylemlerin hakkında soruşturma yapılmasını gerektirecek nitelikte bulunmadığı..." Yani ’nun ihalelerin bazı kişilere verilmesi yönünde talimat verdiğine ilişkin iddiaları inceleyen Danıştay Birinci Dairesi, bu iddiaların hakikate aykırı olduğunu tespit etmiştir. Ve bu sebeple hakkında verilen soruşturma kararını kaldırmıştır. Hemen belirtelim, Danıştay Birinci Dairesinin verdiği bu karar kesin bir karardır. Yani bu karara karşı gidilebilecek hukuki bir yol bulunmamaktadır. Danıştay Birinci Dairesi, bu soruşturma izni kararını kaldırmasına kaldırmıştır ama ’ın 3 Eylül 2021 tarihli ve 2021'e 14992 sayılı ihbar dilekçesi kapsamında başlatılan soruşturma işlemlerine son verilmiştir. Hatta bu ihbar dilekçesi bir soruşturma numarası dahi verilmeksizin savcılık masasında bir nevi beklemeye alınmıştır.

Murat Ongun / Zeynep Ayten Gözdem Ongun Müdafii

Bu hususu vekili, 26 Şubat 2026 tarihinde mahkememiz dosyasına sunduğu dilekçesinde aynen şöyle ifade ediyor. Lütfen görsel 4'ü açar mısınız? , vekilinin dilekçesinden aynen okumak istiyorum: "16 Ağustos 2024 tarihli ve 166'ya 2 no'lu Mülkiye Müfettişi tevdi raporu, 27 Kasım 2024 tarihinde İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığına tevdi edildikten sonra 2021'e 14992 ihbar numaralı dosyamız, 2025'e 18277 soruşturma numarası almıştır." Yani ’ın 3 Eylül 2021 tarihli ve 2021'e 14992 sayılı ihbar dilekçesine ancak 2025 yılında bir soruşturma numarası verilmiştir. Ve bunun yegane sebebi, Mülkiye Müfettişi Mehmet Demiral’ın 16 Ağustos 2024 tarihli ve 166'ya 2 sayılı ikinci tevdi raporudur. Aynı mülkiye müfettişi tarafından, yani Mehmet Demiral tarafından bu ikinci tevdi raporu düzenlenmiştir. ’ın ile bir meselesinin olduğu açıktır. Zira koltuğuna oturalı daha 3 ay olmuşken, ’nun adını da geçirerek kamu zararına sebep olunduğu iddiasıyla başvuruda bulunmasının ve aradan 2 yıl geçtikten sonra ve çalışma arkadaşları hakkında suç örgütü iddiasında bulunarak suç duyurusunda bulunmasının elbette başka bir sebebi olamaz. Peki bu mesele ’ın kişisel bir husumetinden mi kaynaklanmaktadır? Yoksa bu meselenin daha organize bir sebebi olabilir mi? Öyle ya, bu ihbar dilekçesi savcılık makamının masasında bir soruşturma numarası dahi verilmeksizin iki buçuk yıl boyunca bekletilmiştir. Ve bu ihbar dilekçesi ve dilekçedeki örgüt iddiası bir kılıç gibi ’nun başında sallanmaya devam etmiştir. İster istemez ’nun siyasetteki güçlü pozisyonuna karşı alınmış bir önlem intibaı veriyor bu yaşananlar. İşte iki buçuk yıllık bu süreç, Mehmet Demiral’ın 16 Ağustos 2024 tarihli ve 166’ya 2 sayılı bu tevdi raporunu yazmasına kadar devam eder. Sayın Başkan, Mehmet Demiral ikinci tevdi raporunu hazırlarken iki dayanağı vardır. Bunu ikinci tevdi raporunda kendisi de açıkça itiraf, ifade etmiştir. Rica etsem 5 numaralı görseli yansıtabilir misiniz? Bunlardan birincisi pek tabii olarak kendisine üst makamlarca verilen görev emridir. İkincisi ise muhbir ’ın müfettişliğe sunduğu bila tarihli yeni dilekçesidir. Söz konusu dilekçe, ikinci tevdi raporunun 109. eki olarak dosyamızda mündereçtir. Söz konusu dilekçeyi ekrana yansıtmanızı talep ediyorum, görsel 6. Evet. Dilekçeyi incelediğimizde, dilekçenin tarafından bizzat Mehmet Demiral’a hitaben yazıldığını, dilekçenin üzerinde hiçbir evrak numarası ve alındı kaydının olmadığını, dilekçenin üzerinde bir tarihin de yer almadığını açıkça görebiliyoruz. Zaten üzerinde bir tarih olmadığı için Mehmet Demiral ikinci tevdi raporunda bu dilekçeden bila tarihli yani tarihsiz dilekçe olarak bahsetmektedir. bu dilekçenin aynısını, sanırız eş zamanlı olarak, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’na da sunmuştur. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı neyse ki dilekçeyi havale ederken tarihi belirtmiştir. Dilekçenin havale tarihi 14 Şubat 2023’tür. Ancak mülkiye müfettişine verildiği tarih dahi belli olmayan ve dahi resmi bir kurum havalesi de taşımayan bu dilekçenin, resmi olarak düzenlenmiş bir tevdi raporuna nasıl dayanak alındığını yine de anlamak mümkün değildir. Acaba bu süreçte ’ın müfettiş Mehmet Demiral ile bir ilişkisi olabilir mi? Çünkü insan düşünmeden edemiyor. hem savcılık makamına hem de mülkiye müfettişi Mehmet Demiral’a neden direkt dilekçe sunmuştur? Sayın ile hiçbir husumeti bulunmayan şahsı bu takipçi kine yönlendiren başka kişi ya da motivasyonlar olabilir mi?

Murat Ongun / Zeynep Ayten Gözdem Ongun Müdafii

Şimdi bu sorularımıza cevap arayalım isterseniz. Bu sorunun cevabı sanıklardan ’ın soruşturma dosyasına sunduğu 28 Eylül 2025 tarihli dilekçesiyle açıklığa kavuşmuştur. Söz konusu dilekçeyi ekrana yansıtabilir misiniz? Görsel 7. Evet, bakın; dilekçesinde neler söylemiş. Aynen okumak istiyorum: 2022 yılı sonunda Hitit Hastaneleri’nin sahibi Selahattin Ayan vasıtasıyla Müfettişi Mehmet Demiral ile tanıştım. Sivas Suşehri’li, eski Suşehri Kaymakamıymış. Aynı günün akşamı Arnavutköy Sur Balık’ta yemek yedik. Yanında daha önce büyük problem yaşadığım vardır. Mehmet Demiral’la bayramda seyranda birkaç defa mesajlaştık. İstanbul’a gelince, hep beraberiz deyince o dönemler sonrasında görüştük.” Bu dilekçeden anlaşılıyor ki Mehmet Demiral, ikinci tevdi raporunu hazırlarken ile arkadaştır. Daha da önemlisi, Mehmet Demiral ve , ve diğer belediye görevlileri hakkındaki soruşturma iznini kaldıran Danıştay 1. Dairesi’nin kararının verildiği 29 Aralık 2022 tarihinde, yani ’ın dilekçesinde belirttiği üzere 2022 yılı sonunda Sur Balık’ta yemek yemektedirler. Şüphe barizdir Sayın Başkan ve şu soruların sorulması zaruridir. Acaba Danıştay engelini bertaraf etmek üzere planlı bir görüşme mi yapılmıştır? Acaba bila tarihli ikinci dilekçenin de Sur Balık’ta yenen yemekte eylem ve fikir ortaklığıyla birlikte yazılmış olma ihtimali var mıdır? Kanaatimizce 2022 yılı sonunda Sur Balık’ta yenen yemekte, Danıştay engelinin nasıl bertaraf edileceğinin ve bir buçuk ay sonra tarafından verilecek dilekçenin nasıl yazılacağının konuşulduğu alenidir. Bu aleniyeti Mehmet Demiral tarafından yeni yazılan ikinci tevdi raporu zaten belgeliyor. Sayın Başkan, Mehmet Demiral ve arasındaki bu ilişkinin açıklığa kavuşabilmesi için bu kişilerin HTS ve ortak baz kayıtlarının celbedilerek incelenmesini talep ediyoruz. Bu arada Sayın Mahkemenize sunduğum 3 Mart 2026 tarihli dilekçeyle Mehmet Demiral’ın tanık olarak dinlenmesi talebinde bulunmuştum. Eğer talebim Sayın Mahkemenizce kabul edilirse, ile arasındaki ilişkiyi kendisine sorma imkanına da kavuşmuş olacağım. Buluşup rakı balık yaptıklarını biliyoruz ama bu buluşmalarının sayısı kaç henüz bilmiyoruz. Ama şunu biliyoruz, ’ın meselesi de husumeti de kişisel değildir. Bu meselenin de husumetin de içerisinde en az bir kişi daha vardır, mülkiye müfettişi Mehmet Demiral.

Murat Ongun / Zeynep Ayten Gözdem Ongun Müdafii

Peki ama ’ın 3 Eylül 2021 tarihli ve 2021’e 14992 sayılı ihbar numaralı dilekçesinin bekleyişine iki buçuk yıl sonra son verilmesinin sebebi nedir? İşte bu sorunun cevabı da ’ın mülkiye müfettişi Mehmet Demiral’a sunduğu bila tarihli ikinci dilekçesiyle aleniyet kazanıyor. Lütfen görsel 8’i ekrana yansıtabilir misiniz? Ekrana bakarsanız ’ın mülkiye müfettişi Mehmet Demiral’a hitaben sunduğu bila tarihli dilekçesinde şunları söylediğini görebilirsiniz, aynen okumak istiyorum: “ , yüz milyonlarca liralık reklam panoları yolsuzlukları ile ilgili 1 Şubat 2022 tarih ve 2022’ye 30 sayılı kararını Sayın İçişleri Bakanı Süleyman Soylu Bey basın toplantısında açıklamıştır. Ayrıca İBB AK Parti Grup Başkanvekili Tevfik Göksu tarafından ve bazı yorumcular tarafından TV programlarında gündeme gelmiştir. Suç duyurularında bulunduğumuz İBB reklam panoları ihaleleri ve ecrimisil kılıfıyla kanunsuz ve hukuka aykırı işlemlerle ihaleye fesat karıştırmak, rüşvet ve irtikap ile yapılan yolsuzlukların seçim tarihinin belli olması nedeniyle bugünden itibaren siyasiler, tüm medya ve haber kanalları ile sosyal medyada yoğun bir şekilde gündemde olacağı aşikardır.” Görüldüğü üzere , dava dilekçesinde net bir şekilde her şeyi açıklamaktadır. demektedir ki; hakkında Süleyman Soylu imzasıyla verilmiş soruşturma izni kararı vardır. Evet, belki bu soruşturma izni Danıştay 1. Dairesi tarafından kaldırılmıştır ancak seçim tarihi artık bellidir. Bu seçim çalışmaları sırasında bu konu siyasiler, medya, TV kanalları, sosyal medyadan çok kez gündeme getirilebilecektir. Yani bu konunun seçim sürecinde aleyhine gündeme getirilmesi pekala mümkündür. Şimdi tabii bu dilekçeyi yazan 'a sormak lazım ama soruşturma izni verilmesine ilişkin Süleyman Soylu imzalı kararı Danıştay 1. Dairesi kaldırdı. Danıştay 1. Dairesinin o kararı ne olacak? Bakın bu sorunun cevabını da yine dilekçesinde veriyor. Dilekçesinden aynen okumak istiyorum: "Soruşturma izni gerektirmeyen suçlar ve şüpheli kişilerle ilgili adalet geciktiği için bu dilekçemizde arz ettiğimiz soruşturma izni gerektirmeyen rüşvet ya da irtikap suçları işlenerek yolsuzluk yapmak için suç örgütü oluşturulduğu iddialarımızın soruşturma izni gerektirmeyen aynı suçlar için aynı şüpheli kişilerce işlenmeye devam edilmektedir."

Murat Ongun / Zeynep Ayten Gözdem Ongun Müdafii

Yani demektedir ki “Ben daha evvel de şikayet dilekçesi vermiştim. Ancak 'nun da aralarında olduğu memurlar hakkında verilen soruşturma izni Danıştay 1. Dairesi tarafından kaldırıldığı için soruşturma işlemlerine devam edilememişti. Ve fakat bir evvelki dilekçemde de yer vermiştim. Burada bir suç örgütü yapılanması vardır ve bu örgüt tarafından soruşturma izni gerektirmeyen suçlar işlenmektedir. Dolayısıyla bu suçlar bakımından soruşturma işlemlerine devam edilebilecektir.” Ve ikinci dilekçesinde şu yeni suç tiplerine yer vermeyi de ihmal etmemiş: Rüşvet ve ihaleye fesat karıştırmak. Şimdi diyeceksiniz ki suç tiplerinin ne önemi var? Şu önemi var: 3628 sayılı kanunun 17. madde hükmüne göre rüşvet, resmi ihale ve alım satımlara fesat karıştırma suçlarından veya bu suçları iştirak etmekten sanık olanlar hakkında memurlar ve diğer kamu görevlilerinin yargılanması hakkında kanun hükümleri uygulanmaz. İşte bu önemi var. Danıştay’ı bertaraf etme, atlatma var. Çünkü 3628 sayılı kanunun 17. maddesindeki düzenleme sebebiyle bu suçlar söz konusu olunca yani 'ın ikinci dilekçesinde yeni yer verdiği rüşvet ve ihaleye fesat karıştırma suçları söz konusu olunca savcılık makamının soruşturma yapabilmek için soruşturma izni almasına gerek bulunmamaktadır. Pek tabii bu halde soruşturma izni kararının Danıştay tarafından tekrar kaldırılması riski de bulunmamaktadır. Gerçi 'ın ilk dilekçesinde yer alan suç örgütü kurmak ve yönetmek iddiası bakımından da durum böyledir ama belli ki savcılık makamı tarafından yapılacak soruşturmanın seyri bakımından artık hiçbir risk alınmak istenmemektedir. Şimdi tabii şöyle düşünebilirsiniz: kim ki bu ülkenin savcıları onun dilekçesindeki suç tiplerine göre bir büyükşehir belediye başkanı hakkındaki soruşturmayı yönlendirsin? kim ki bir fiilin hangi suç tipini oluşturduğuna ve soruşturma izni gerektirip gerektirmediğine o karar versin? İşte maalesef öyle olmamış. Hep beraber gördük aynı iddialar 'ın hem birinci hem de ikinci dilekçesinde var. Hatta örgüt iddiası var ama ilk dilekçeden sonra soruşturma işlemlerine devam edemeyen savcılık makamı, 'ın ikinci dilekçesinden sonra hızla işlem tesis etmeye başlamış. Şunu da belirteyim değişen tek şey 'ın dilekçesindeki suç tipleri değildir. 'ın ikinci dilekçesi üzerine yazılan ikinci tevdi raporundan sadece iki ay sonra İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı da değişmiştir. Kanaatime göre ikinci kez ve 1 milyon oy farkla İstanbul'u kazanınca operasyonun, soruşturmanın altyapısı hazırlanmış ve rapordan iki ay sonra eyleme geçilmiştir. Özünde bu soruşturma başsavcılığın dediği gibi 18 Ekim 2024'te değil 31 Mart 2024 seçiminin kazanılmasıyla hayata geçirilmiştir.

Murat Ongun / Zeynep Ayten Gözdem Ongun Müdafii

Sayın başkan her ne kadar bu yeni bila tarihli dilekçesiyle savcılık makamına ve mülkiye müfettişi Mehmet Demiral'a yol göstermiştir ve biraz sonra göreceğiz hem Mehmet Demiral hem savcılık makamı 'ın gösterdiği bu yoldan ilerlemiştir. Belki de bu konuda kullanılmıştır, elbet ortaya çıkacak. Çünkü gerçeklerin er geç ortaya çıkmak gibi bir huyu var. Nitekim Süleyman Soylu, 19 Mart operasyonunun hemen akabinde, 2025 yılının nisan ayında basın mensuplarına bakın nasıl açıklama yapmış ve o basın açıklamasıyla bakın hangi gerçekler ortaya çıkmış. Görsel 9'u açabilir miyiz? Aynen okumak istiyorum: döneminde İBB Başkanı 'nu yolsuzluk ve usulsüz ihaleler konusunda defalarca uyardığını söylemiş. "Tam 5-6 yıl boyunca uyardım, müfettiş gönderdim. Belediyelere almamanız gereken kişileri alıyorsunuz dedim, dinlemediler." Yani bu basın açıklamasına bakılırsa Süleyman Soylu ihaleler konusu ile ilgili müfettişi bizzat kendisinin gönderdiğini açıkça itiraf etmiştir. Bu arada ben herkesin 'ın bila tarihli ikinci dilekçesini okumasını tavsiye ediyorum. Bu vesileyle ihbar dilekçesinin sayın mahkemenin huzurunda 10 Mart 2026 tarihinde okunan iddianame özetine pek çok bakımdan benzediğini ve hatta bu özetin bir ön gösterim olduğunu görmeniz mümkündür. Lakin iddianamenin zayıflığı da belki buradan kaynaklanmaktadır. Sayın Başkan, Mehmet Demiral'ın ikinci tevdi raporunda 'ın kendi şirketi bakımından öne sürdüğü hukuka aykırılık iddialarının doğru olmadığı da tespit edilmiştir. Yani 'ın ve İstanbul Büyükşehir Belediyesine yönelttiği suçlamalarda aslında haklı taraf İstanbul Büyükşehir Belediyesiymiş. Tevdi raporunun ilgili kısmını yansıtabilir misiniz görsel olarak? Mehmet Demiral, 'ın yetkilisi olduğu şirket hakkında, İstanbul Büyükşehir Belediyesi tarafından tesis edilen iş ve işlemlerin, ilgili yönetmelik hükümlerine uygun olduğunu, söz konusu şirket tarafından gerçekleştirilen izinsiz reklam uygulamalarının ihtarlara rağmen sürdürüldüğünü, bu sebeple zabıta ekipleri tarafından yapılan parafetlerin kaldırılması işlemlerinin mevzuata uygun olduğunu ifade etmiştir. Dolayısıyla, 'ın yetkilisi olduğu şirkete ayrımcılık, seçici uygulama ya da müeyyide yaptırımı uygulandığı yönündeki iddialarının gerçeğe aykırı olduğu bizzat Mehmet Demiral tarafından da tespit edilmiştir. Bu yönüyle 'ın sunduğu bila tarihli iki dilekçe, sadece Mehmet Demiral'ın ikinci tevdii raporunu düzenlemesine ve böylelikle 'ın savcılık makamında bekleyen ihbar dilekçesini bekleyişine son vermiştir. Şikayetçinin haklı çıkması zaten gerekli de değildir.

Murat Ongun / Zeynep Ayten Gözdem Ongun Müdafii

Şikayetçi haksız çıkmış ama kurt kuzuyu yemek için gerekçesini hazır etmiştir. Zaten 10 Mart 2026 tarihli duruşmaya gelen vekili de şu beyanda bulunmuştur. Siz de dinlediniz, tekrar size hatırlatmak istiyorum. “Bugün huzurdaki dosyanın esasını oluşturan, 16 Ağustos 2024 tarihli, 166'ya 2 sayılı Mülkiye Müfettişi Mehmet Demiral tarafından hazırlanan rapor doğrultusunda tutuklama gerçekleştirilmiştir. Bu dosya, suç örgütü olarak tanımlanan ve aynı zamanda o suç örgütü yöneticilerinin bazı üyelerinin tutuklandığı şikayetin, müvekkilimin 3 Eylül 2021'de yaptığı resmi suç duyurusuna dayanan, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2025'e 18277 sayılı dosyasına dayanmaktadır.” Nasıl bir özgüven, değil mi? Biraz sonra bu özgüvenin sebebini anlayacağız hep beraber. Görüldüğü üzere, müşteki vekili olduğunu beyan eden meslektaşım, müvekkilinin bu konudaki marifetini bu şekilde tüm salona ve siz değerli heyete ilan etmiştir. Ancak, meslektaşım müvekkilinin yeterince iltifat görmediği kanaatinde olduğu için, "Yaklaşık 5 yıldır müvekkilimin tek başına yürüttüğü bir mücadeleyle buradayız. Ancak, görüyoruz ki bazı eksikler var" demeyi de ihmal etmemiştir. Ve haklı tabii, marifet iltifata tabidir. Sayın Başkan, ne o? Yoksa anlattıklarımı itibar etmediniz mi? O zaman gelin, Mehmet Demiral'ın 2024 tarihli ikinci tevdii raporundaki ifadelerine bakalım. Rica etsem 1 numaralı görseli yansıtabilir misiniz? Mehmet Demiral, aynen şunları yazmış: “İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı ve diğer belediye görevlileri hakkında soruşturma izni talep edildiği, ancak söz konusu suçların soruşturulmasında 3628 sayılı Kanun'un 17. maddesindeki düzenleme sebebiyle 4483 sayılı Kanun hükümlerine göre soruşturma izni alınması zorunluluğu bulunmadığı kanaat ve sonucuna varılmıştır.” Yani, Müfettiş Bey, 'ın ikinci dilekçesinde gösterdiği yoldan ilerlenmesi gerektiği hususunda kendisiyle fikir birliği içerisindedir. Ve dahası, savcılık makamı da bu yoldan ilerlemiştir. Artık Sayın hakkında soruşturma izni alınmasına gerek yoktur ve tabii ki bir başka yargı merciinin bu sürece müdahale etme imkanı da artık kalmamıştır. Sayın Başkan ne o, anlattıklarıma yine itibar etmediniz mi? Mülkiye Müfettişi Mehmet Demiral'ın bu tespitlerinin tamamen kendi kişisel kanaatine dayandığını mı düşünüyorsunuz? Sizce Mehmet Demiral, 'ın göstermiş olduğu yoldan veya belki de 'a gösterilmiş bir yoldan ilerlemiş olamaz mı? O zaman gelin, 'ın 1 Haziran 2026 tarihinde mahkemeniz huzurunda verdiği ifadesini okuyalım. Aynen okuyorum müsaadenizle: "Sayın Başkanım, bu sefer bana dedi ki, bu şeyle, Adalet Bakanınızla, eski Adalet Bakanınızla fotoğrafını gönderdi bana. Yani çekilmiş fotoğrafını attı. Ben dedi, bak göreceksin dedi, onlara neler yapacağım işte. Yani 'na neler yapacağım, gibi bir şey yazmış. Tam ne olduğu, telefonunda bakarsanız, bilmiyorum telefona baktınız mı? Yani, ona özellikle bakmanızı rica edeceğim. Ben de ona bir ses kaydı gönderiyorum Sayın Başkanım. Ses kaydı şu: 'Ya kardeşim' diyorum, 'Bana ne 'nu cezaevine attırmandan? Ödesene kardeşim benim paramı' diyorum. Bu, 2024 yılının başında olan bir mesajlaşma. Bu da benim isteğimde var, telefonumda var." Aynen bu ifadeyi mahkemeniz huzurunda verdi.

Murat Ongun / Zeynep Ayten Gözdem Ongun Müdafii

Efendim, 'ın bu ifadesinden, 'ın 2024 yılı başında, daha Mehmet Demiral ikinci tevdii raporunu bile yazmadan, 'nun cezaevine gireceğini ve buna kendisinin sebep olacağını bildiği anlaşılmaktadır. , 2024 yılı başında 'a, 'nu cezaevine attıracağını söylemiştir. Daha ortada ikinci tevdii raporu yoktur ama 'ın bila tarihli ikinci dilekçesi vardır. Yahut o yoksa bile Sur Balık'ta yenen yemekte aleniyet kazanmış fikir birliği vardır. Sayın Başkan, 'ın telefonunun incelenerek bu mesajlaşmanın çözümlenmesini ve bu hususların açıklığa kavuşturulmasını talep ederim. Evet. Sanırım hepimiz, bu mahkeme salonuna nasıl geldiğimizi anlamış olduk. Sayın Başkan, Mülkiye Müfettişi Mehmet Demiral tarafından düzenlenen ikinci tevdii raporunun yerine getirdiği tek fonksiyon bu değildir. Mülkiye Müfettişi, ikinci tevdii raporu ile müvekkilim hakkında yapılacak yargılamanın hukuki gerekçelerini da hazırlamıştır. Hatırlarsanız 'ın savcılık makamına sunduğu 3 Eylül 2021 tarihli ve 2021'e 14992 sayılı ihbar dilekçesinde, şüpheliler arasında birinci sırada 'na, ikinci sırada müvekkilim 'a yer verilmişti. Bu ihbar dilekçesi üzerine savcılık konuyu na havale ettiği vakit, Mülkiye Müfettişi Mehmet Demiral 166'ya 2 sayılı bir tevdii raporu daha yazmıştır. Mehmet Demiral, bu 166'ya 2 sayılı birinci tevdii raporunda, 'ın ihbar dilekçesinde suç işlemek amacıyla örgüt kurulduğu ve müvekkilim 'un da bu örgüt içerisinde yer aldığı iddiası bulunmasına rağmen ne bir suç örgütünden bahsetmiş ne de müvekkilim 'a yönelik en ufak bir kusur isnadında bulunmuştur. Sonra tabii , Mehmet Demiral'a bila tarihli ikinci dilekçesini sunmuştur ve esasen bila tarihli bu ikinci dilekçe, 'ın ilk sunduğu dilekçe ile birbirinin aynısı sayılabilecek niteliktedir. Dolayısıyla, 'ın bu ikinci dilekçesi üzerine Mehmet Demiral'ın birinci tevdii raporundaki aynı kanaatleri taşıması gerektiği yolunda bir beklentiye kapılmamız, haklı bir beklentidir diye düşünüyorum. Ama 'ın 2021 yılından beri gerek savcılık makamı önünde gerek mülkiye müfettişi önünde dile getirdiği şikayetleri hep aynı olmasına rağmen, Mehmet Demiral ikinci tevdii raporunda, birinci tevdii raporu ile çelişkili sonuçlara ulaşmış ve müvekkilimin yargılanması için mahkemeniz huzuruna getirilecek hukuki gerekçeleri hazırlamıştır.

Murat Ongun / Zeynep Ayten Gözdem Ongun Müdafii

Bu farklılığın sebebini biraz evvel anlattıklarımdan sonra herhalde tekrar etmeye gerek yok diye düşünüyorum ama bu çelişkilere bakmak, inanıyorum ki bu mahkeme salonuna nasıl geldiğimizi bize bir kez daha gösterecek. İki tevdi raporundaki karşılaştırma tablosunu ekrana yansıtmanızı rica ediyorum, görsel 12. İşte Mehmet Demiral'ın hazırladığı birinci tevdi raporu ile ikinci tevdi raporu arasındaki yaman çelişkiler. Ekrandaki karşılaştırma tablosundan Mehmet Demiral'ın üç yaman çelişkisini rahatlıkla takip edebilirsiniz. Birincisi, Mehmet Demiral, birinci tevdi raporunda 5018 sayılı kanun hükümlerine uygun şekilde bir kamu zararı tanımlaması yapmıştır ve bu değerlendirme kapsamında belediye iştiraklerinin kamu zararından sorumlu tutulamayacağını tespit etmiştir. Aynı Mehmet Demiral, ikinci tevdi raporunda belediye iştirakleri bünyesinde oluştuğu iddia olunan zararların kamu zararı teşkil ettiğini kabul etmiştir. Yani Mehmet Demiral'a göre birinci tevdi raporunda belediye iştirakleri nezdinde oluşan zararlar kamu zararı olarak nitelendirilemezken ikinci tevdi raporunda kamu zararı olarak nitelendirilmiştir. Yasa değişmemiş, müfettiş değişmemiş ama kanaat değişmiştir. Yani Mehmet Demiral'a göre hiçbir şey olmadıysa bile bir şeyler kesin olmuştur. Gelelim ikinci yaman çelişkiye. Mehmet Demiral, birinci tevdi raporunda iştirak şirketlerinin yönetim kurulu üyeleri hakkında sorumluluklarını belirlerken 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'na uygun bir şekilde bu kişilerin özen ve gözetim yükümlülüklerine aykırı hareket edip etmediklerinin tespit edilmesi gerektiğini değerlendirmiştir. Ve bu kapsamda birinci tevdi raporunda Medya A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı bakımından cezai sorumluluğun gündeme gelemeyeceğini tespit etmiştir. Ancak aynı Mehmet Demiral, ikinci tevdi raporunda iştirak şirketlerinin yönetim kurulu başkanlarının da cezai sorumluluğunun bulunduğu kabulünden hareketle değerlendirmelerde bulunmuştur. Yasa değişmemiş, müfettiş değişmemiş ama kanaat değişmiştir. Yani Mehmet Demiral'a göre hiçbir şey olmadıysa bile bir şeyler kesin olmuştur. Gelelim üçüncü yaman çelişkiye. Mehmet Demiral, birinci tevdi raporunda belediye şirketlerinin kamu tüzel kişiliğine sahip olmadığı, kamu kurumu olarak nitelendirilemeyeceği ve bu nedenle belediye iştirak yöneticilerinin Türk Ceza Kanunu uygulamasında kamu görevlisi sayılamayacağını açıkça kabul etmiştir. Ancak aynı Mehmet Demiral, ikinci tevdi raporunda iştirak şirketi yetkililerine kamu görevlisi sıfatı atfetmeyi uygun görmüştür. Görüldüğü üzere Mehmet Demiral, esasen yasal düzenlemelere uygun bulunan birinci tevdi raporundaki kanaatini ikinci tevdi raporunda değiştirmiştir. Yasa değişmemiş, müfettiş değişmemiş ama kanaat değişmiştir. Ama Mehmet Demiral, birinci tevdi raporundaki görüş ve değerlendirmelerini neden değiştirdiğini ikinci tevdi raporunda açıklamıyor. Zaten o açıklamadığı için kendisinin mahkemenin huzurunda dinlenmesini talep ettik. Müfettiş bey bu mahkeme salonuna gelecek ki ne değişti, biz anlayalım. Sayın Başkan, bu açıklamalarımızdan sonra fazla söze gerek olmadığını düşünüyorum. Mehmet Demiral, ikinci tevdi raporunda 'ın ileri sürdüğü iddiaların doğru olmadığını ve bir zarara da uğramadığını ifade etmiştir. Dolayısıyla 'ın müşteki sıfatına sahip olması hukuken mümkün değildir. 'ın iddianamede neden müşteki olarak gösterildiğini ve maharetin nasıl iltifata tabi olduğunu az evvel arz ettik. Ama Sayın Başkan, katılma taleplerini siz dinleyeceksiniz. Heyetinizce 'ın katılma taleplerinin reddine karar verilmesini talep ediyorum.

Murat Ongun / Zeynep Ayten Gözdem Ongun Müdafii

Sayın Başkan, değerli heyet; şimdi en sevdiğim bölüme geldik. Şöyle bir iddianamenin içerisine bir geri dönmek istiyorum ve savcılık makamının iddianamedeki iddialarını ele almaya başlamak istiyorum. Öncelikle çıkar amaçlı bir suç örgütü olduğuna ve müvekkilim 'un bu örgütte yönetici olduğuna ilişkin iddiaları ele alacağım. Ama önce şunu belirteyim; Başsavcılık makamı müvekkilim 'un suç örgütü yöneticisi olduğuna daha zaten iddianame yazılmadan hükmetmiştir. Hatta bu hükmünü bir basın açıklaması ile 19 Mart 2025 tarihinde kamuoyu önünde de ifşa etmiştir. Rica etsem görsel 13'ü açabilir misiniz? Şu kısma dikkat etmenizi rica ediyorum: "Örgüt yöneticisi konumunda bulunan şüpheli ..." Örgüt yöneticisi olduğu düşünülen değil, örgüt yöneticisi olduğu iddia edilen değil, örgüt yöneticisi konumunda bulunan.” Başkanım, isterseniz ara verebiliriz, ben bu bölüme baştan başlayabilirim.

Murat Ongun / Zeynep Ayten Gözdem Ongun Müdafii

Hakim: Avukat hanım, şu an katılma taleplerini değerlendirmiyoruz. Değerlendirirken söz hakkı vereceğiz zaten. Savunmamızı bölmeyelim. Şey yapmayın şimdi. İddianameleri, avukat hanım, avukata söz hakkı vereceğiz. Buyurun.

: Evet, Sayın Başkan, değerli heyet. Şimdi iddianamenin sınırları içerisine dönelim ve savcılık makamının iddianamedeki iddialarını ele almaya başlayalım. Öncelikle çıkar amaçlı bir suç örgütü olduğuna ve müvekkilim 'un…

Murat Ongun / Zeynep Ayten Gözdem Ongun Müdafii

: Hayır efendim, mümkün değil. “Yarın tamamlar mıyız” diye sorun.

Murat Ongun / Zeynep Ayten Gözdem Ongun Müdafii

: Efendim Cansu Yeşilyurt bir eylem, avukatı 210 dakika konuştu. Eğer ben bu hesaba göre gidersem, buradan 180 saat konuşmam lazım. Öyle bir talebim yok. Onun yarısı bile hiçbir talebim yok benim bir savunmam var. Dolayısıyla bu savunmam tamamlanana kadar müsaadenizle devam edeceğim.

Murat Ongun / Zeynep Ayten Gözdem Ongun Müdafii

Efendim yani bu planlama Cansu Yeşilyurt, , diğer vekiller de yoktu da 'un müdafi konuşmaya başlayınca mı çıktı?

Murat Ongun / Zeynep Ayten Gözdem Ongun Müdafii

Yok efendim, mümkün mü? Neden isnatların dışına çıkayım? Ancak siz de takdir edersiniz ki burada eylemler dışında bir suç örgütü iddiası var ve günün sonunda benim konuştuğum buradaki her şey iddianamede var. Dolayısıyla iddianamedeki her şeye müvekkilimle ilgili olduğu ölçüde cevap verme hakkına sahibiz burada.

Murat Ongun / Zeynep Ayten Gözdem Ongun Müdafii

Makul süre nedir efendim? Cansu Yeşilyurt'un vekil müdafinin midir? müdafinin midir? müdafinin midir?

Murat Ongun / Zeynep Ayten Gözdem Ongun Müdafii

Efendim, ben baktım. Müvekkilimin savunma hakkı ile ilgili pazarlık etmek doğru mu?

Murat Ongun / Zeynep Ayten Gözdem Ongun Müdafii

Tamam işte ben de onu söylemek istiyorum efendim. Neden bize uyguluyorsunuz?

Murat Ongun / Zeynep Ayten Gözdem Ongun Müdafii

Yani avukat hanım, siz de şahsınıza özel durum değil bu yani hani makul sürede tamamlamaya çalışın yani hani.

Ben elimden geldiğince hızlı yapacağım savunmamızı ve tamamlamaya başlayacağım. Evet, şimdi iddianamenin sınırları içine geri dönelim ve savcılık makamının iddianamedeki iddialarını ele almaya başlayalım. Öncelikle çıkar amaçlı bir suç örgütü olduğuna ve müvekkilim 'un bu örgütte yönetici olduğuna ilişkin iddiaları ele alalım. Ama önce şunu söyleyeyim. Başsavcılık makamı, müvekkilim 'un suç örgütü yöneticisi olduğuna daha iddianame yazılmadan hükmetmiştir. Hatta bu hükmünü bir basın açıklaması ile 19 Mart 2025 tarihinde kamuoyunun önünde de ifşa etmiştir. Görsel 13'ü açabilir misiniz?

Murat Ongun / Zeynep Ayten Gözdem Ongun Müdafii

Evet. Bu başsavcılık açıklamasındaki şu kısma dikkat etmenizi rica ediyorum. Örgüt yöneticisi konumunda bulunan şüpheli . Örgüt yöneticisi olduğu düşünülen değil, örgüt yöneticisi olduğu iddia edilen değil örgüt yöneticisi konumunda bulunan. İşte iddianamede de bu hükme uyulmuş, müvekkilim 'un İmamoğlu çıkar amaçlı suç örgütünde yönetici olduğu kabul edilmiştir. Ama savcılık makamının iddianamede kurguladığı örgüt yapısı, gerekli mühendislik hesapları yapılmadan bir gecede inşa edilen imarsız kaçak yapılar gibidir. Evet sayın başkan, savcılık makamı sözde deliller kullanarak derme çatma malzemeden hukuki temelden yoksun gecekondu bir örgüt inşa etmiştir. Ama bu gecekondu örgütünün yöneticileri ve üyeleri kimlerdir? İddianamede o bile belli değildir. Hemen bir örnek vereyim. İddianamenin 3271. sayfasında diğer örgüt üyeleriyle arasındaki irtibat kayıtlarından bahsedilen bir bölüm var. Bu bölümde İrfan Demet, Yılmaz Kılıç, , gibi isimler de suç örgütünün birer üyesi olarak gösterilmişler. Oysa ki bu kişiler huzurdaki dosyanın sanığı dahi değildir. Sanık sıfatına sahip olmayan bu kişilerin iddianamede birer örgüt üyesi olarak gösterilmesi hukuken mümkün değil elbette. Hukuki temelden yoksun gecekondu bir örgüt inşa edilmiştir dememiz işte bundandır. Huzurdaki dosyanın sanığı olmadığı halde bu gecekondu örgütte üye olarak gösterilenlere bir örnek daha vereyim. Görsel 14'ü açar mısınız? Evet. Bakın, Yiğit Oğuz Duman'a iddianamede tam 41 kez örgüt üyesi olarak yer verilmiş. Ama Yiğit Oğuz Duman bu dosyada sanık değil. Ne diyelim? Bu iddianameyi yazanlara 41 kere maşallah diyelim. Dedi ki ya bu gecekondu örgütte kim örgüt üyesi, kim örgüt üyesi değil o bile belli değil ama sadece sanık olmayanlar için değil. Sanıklardan da kim örgüt üyesi, kim örgüt üyesi değil o da belli değil. Örneğin, müvekkilim 'un eşi Gözdem Ongun örgüt üyesi mi değil mi belli değil. Gözdem Ongun iddianame içerisinde zaman zaman örgüt üyesi olarak nitelendirilmiş hatta iddianamenin 2852. sayfasında örgüt yöneticisi Gözdem Ongun bile denilmiş. Ama iddianamenin 3390. sayfasında 'a bağlı suç örgütü üyelerinin olduğu bir başlık var. Bu başlığın altında Gözdem Ongun... Yani Gözde Ongun örgüt üyesi mi değil mi anlamak mümkün değil. Neyse ki Gözde Ongun hakkındaki sevk maddeleri arasında Türk Ceza Kanunu 220. maddesinin olmadığını gördük de örgüt üyesi olmadığını anladık. Ara ki bulasın iddianamesi.

Murat Ongun / Zeynep Ayten Gözdem Ongun Müdafii

Ama aramadan bulup şaşırdıklarımız da var. Müvekkilim 'un hiyerarşisinde örgüt üyesi olduğu iddia edilen , bir baktık 18. eylemde örgüt yöneticisi oluvermiş. Peki neden? Neden bu iddianamede kim örgüt üyesi, kim örgüt yöneticisi, kim değil o bile belli değil? Kapatabiliriz bu arada görseli. Çünkü savcılık makamı gecekondu bir örgüt inşa etmiştir. Çünkü iddianamede iddia edildiği gibi bir örgüt yoktur. Bir örgüt olmadığı ve dolayısıyla bu örgütün üyeleri de olmadığı için bu gecekondu örgütte de kim örgüt yöneticisi, kim örgüt üyesi, kim değil o bile belli değil. Aksi olsa, yani iddianamede iddia edildiği gibi bir örgüt olsa ve de etkin pişmanlık ifadeleriyle bu örgüt açığa çıkıp, ifşa edilerek çökertilmiş olsa; kim örgüt üyesi, kim örgüt yöneticisi, kim neyin? En azından bunun belli olması gerekmez miydi? Elbette ki gerekirdi. Sayın başkan, iddianamede hangi örgüt üyesi, hangi örgüt yöneticisine bağlı o da belli değil. Evet, iddianamenin 4. sayfasında bir suç örgütü şemasına ve orada da örgüt yöneticilerine ve örgüt üyelerine yer verilmiş. Ama iddianameyi bir bütün olarak ele aldığımızda anlıyorsunuz ki o da belli değil. Örneğin, sözde örgüt üyesi , müvekkilim ’un hiyerarşisi altında bir örgüt üyesi olduğu iddiasıyla gözaltına alınmış ve tutuklanmış. Ama savcılık makamı iddianameyi yazarken, birden ’ın müvekkilim ’a değil de ’e bağlı bir örgüt üyesi olduğu kanaatine ulaşmış. Çünkü savcılık makamının masasında artık bir de casusluk soruşturması varmış. Ve ’ın ’a bağlı bir örgüt üyesi olarak gösterilmesi, bu yeni casusluk soruşturmasındaki iddialarla tutarlı olmayacakmış. Peki, diyelim ki öyle değil. Konunun casusluk soruşturmasıyla ilgisi yok. Diyelim ki savcılık makamının ’ın hangi örgüt yöneticisine bağlı olduğu konusunda fikri değişti ve şimdi iddia edildiği gibi ’e bağlı bir örgüt üyesi. Ama bakın, aynı savcılık makamı iddianamede neler demiş. Görsel 15’i yansıtabilir misiniz? Evet. Savcılık makamı, Kültür AŞ ve Medya AŞ yapılanması içerisindeki ihalelerin tarafından organize edildiğini ve fakat tarafından planlandığını iddia etmiş. Ayrıca ’ın örgütün akıl hocası konumunda olduğunu, Kültür AŞ ve Medya AŞ yapılanması kapsamında Ak Merkez'de bulunan ofisinde gizli toplantılar yaptığını, yasa dışı işlerin kime verileceğini organize ettiğini, suç örgütünün illegal faaliyetlerinde çıkan aksaklıklar için çözüm yolu bulduğunu söylemiş. Defalarca söylemiş üstelik.

Murat Ongun / Zeynep Ayten Gözdem Ongun Müdafii

Peki, örgütün akıl hocası konumunda ise, Kültür AŞ ve Medya AŞ yapılanmasında usulsüz ihalelerin kime verileceği tarafından planlanıyorsa, Kültür AŞ ve Medya AŞ yapılanmasında yasa dışı işlerin kime verileceğini organize ediyorsa ve çıkan aksaklıklar için yine çözüm yolu buluyorsa, neden kKültür AŞ ve Medya AŞ yapılanmasında bir örgüt üyesi değil? Hatta iddianamedeki bütün bu iddialar doğruysa ’ın örgüt yöneticisi olması, müvekkilim ’un da ’a bağlı bir örgüt üyesi olması gerekmez miydi? Ya da Kültür AŞ ve Medya AŞ ile ilgili eylemlerin bir tanesinde bile olsa hakkında bir suç isnadında bulunulması gerekmez miydi? Eğer gerçekten böyle bir örgüt olsa ve bu iddialar bir hakikat içerse iddianamede böyle bir iç tutarsızlığın olma ihtimali var mı? Tabii ki yok. Ama anlatılanlar hakikat olmadığı için bu gecekondu örgütte kim örgüt üyesi, kim örgüt yöneticisi, kim akıl hocası, kim neyi planlıyor, kim organize ediyor, belli değil. Gelelim bir diğer sözde örgüt yöneticisi ’e. İddianamenin 7. sayfasında örgütün yönetici kadrosu bölümünde ’ten bahsedilmiş. Ve ’in İBB’ye bağlı iştiraklerin ya da genel sekreterliğin çıkacağı ihaleleri yönettiği, ihalelere kimlerin davet edileceği ve ihalelerin kimlere verileceği gibi önemli süreçleri yürüttüğü iddia edilmiştir. Şimdi sormak lazım; madem genel sekreterliğin veya herhangi bir iştirakin yapacağı ihaleyi kimin alacağına bir örgüt yöneticisi olarak karar veriyor, Kültür AŞ, Medya AŞ ve reklam yönetim müdürlüğü alanlarından sorumlu tutulan müvekkilim neden ’e bağlı bir örgüt üyesi değil? Neden örgüt yöneticisi? Eğer iddianamedeki bu iddialar doğru ise müvekkilim ’un ’in hiyerarşisi altında bir örgüt üyesi olması gerekmez miydi? Gerekirdi tabii. Ama dedim ya, bunlar hakikat değil ve iddianamede gecekondu bir örgüt inşa edilmiştir. Savcılık makamının derme çatma malzemeyle kurduğu bu iddianame ve içindeki gecekondu örgüt, hukuken temelsizdir sayın başkan. Bakın göstereyim. Görsel 16’yı yansıtabilir misiniz? Evet. İddia makamı iddianamenin 76. ve 718. sayfalarında bakın ne söylemiş. Aynen okumak istiyorum: "Kültür AŞ ve Medya AŞ'deki suç örgütü yapılanması, ’nun liderliğinde ve talimatıyla örgüt yöneticileri ve tarafından organize edilmiştir.

Murat Ongun / Zeynep Ayten Gözdem Ongun Müdafii

2019 belediye seçimlerinden 2021 senesinin sonlarına kadar örgüt yöneticisi , 2021 senesi sonlarından itibaren ise örgüt yöneticisi , etkin ağırlığında suç örgütü faaliyetlerini gerçekleştirmiştir." Etkin ağırlığında? Sayın başkan, etkin ağırlığında ne demek? Bu kavramın bu salondaki meslektaşlarıma hukuken bir şey ifade etmediğini biliyorum. Sizin de böyle bir kavrama hukuken değer atfetmenizi beklemediğinizi umuyorum. Yani burada herhalde binlerce Yargıtay kararına baktık, suç örgütlerinde "etkin ağırlığında" kavramına rastlayamadık demeye gerek yok sanırım. Bırakın hukuki terminolojiyi, sanat, edebiyat, iletişim alanları dahil birçok alanda kavramsal inceleme yaptım. Fizik alanı hariç hiçbir alanda "etkin ağırlığında" diye bir kavram yok sayın başkan. Ama savcılık makamı yüzyılın soruşturmasında, bütün ülkeyi ahtapot gibi saran bu sözde örgütte, bu derece kriminalize edilmiş iki örgüt yöneticisi arasındaki ilişkiyi "etkin ağırlığında" kavramıyla açıklamış. Ve bu kavrama hukuken itibar edilmesini bekliyor. Dahası bu kavrama dayanılarak müvekkilim ’un bir örgüt yöneticisi olarak cezalandırılması isteniyor. Savcılık makamının iddianamede örgüt yapısını anlatmaya çalışırken içine düştüğü büyük çaresizliğin delili, bu iki kelime: "Etkin ağırlığında". Fizik alanında “işlevsel ağırlık” demekmiş. Siz kişilerin işlevsel ağırlıklarını hukuken ölçebilir misiniz Sayın Başkan? Ölçebilir misiniz? Eğer bunu hukuken ölçemiyorsanız, müvekkilim 'un örgüt yöneticisi olduğu iddiasıyla ilgili bir hüküm de verememeniz gerekir. Şimdi savcılık makamı “etkin ağırlığında” dedikten sonra siz bu kavrama güvenerek yargılama yapabilecek misiniz? Hüküm kurabilecek misiniz Sayın Başkan? Sayın Başkan, bence siz savcılık makamının söylediklerine hiç itibar etmeyin. Savcılık makamı, iddianamenin bir sayfasında etkin ağırlığında der, başka bir sayfasında başka şey söyler. Ki öyle de olmuştur. Bakın savcılık makamı iddianamenin 79. sayfasında ne demiş. ", Sayın 'ndan sonraki tek söz sahibidir." demiş. Müvekkilim etkin ağırlık sahibi mi yoksa tek söz sahibi mi? İşte iddianamede bir tutarsızlık daha. Bu yazılanlar hakikat olsa, tutarsız olması mümkün mü sayın başkan? Bakın savcılık makamı müvekkilimin tek söz sahibi olduğuna inanılsın diye bir de hikaye kurgulamış. Bu hikayeye göre, Kültür A.Ş.'nin Genel Müdürü ile müvekkilim arasında birçok anlaşmazlık varmış ve aslında -ekrandan alabiliriz görüntüyü- istifa etmemiş, müvekkilim tarafından görevden alınmış. , ifadesi sırasında açıkça beyan etti. Ne müvekkilim ile aralarında bir anlaşmazlık olduğu doğrudur ne de müvekkilim tarafından görevden alındığı. , emekli ayrılmıştır. Konu bundan ibarettir. Müvekkilim de ifadesinde bu hususları teyit etmiştir. Çünkü hakikat tektir. Ama savcılık makamı ne demiş? ", tarafından görevden alınmışmış." Aynı savcılık makamı bakın iddianamenin 3323. sayfasında bu sefer ne demiş? " ile beraber hareket etmektedirler." 79. sayfada aralarında anlaşmazlık vardı, , 'ı görevden almıştı, 3323. sayfaya geldiğimizde birlikte hareket etmeye başladılar. Anlatılanlar hakikat olmayınca tabii, yazan hep şaşmış.

Murat Ongun / Zeynep Ayten Gözdem Ongun Müdafii

Siz bu iddianamede hangi iddiaya güvenip, hangi iddiaya dayanarak yargılama yapıp hüküm verebileceksiniz sayın başkan? Savcılık makamı derme çatma malzeme ile kurduğu hukuki temelden yoksun bu iddianameyi ve içindeki gecekondu örgütü öyle "etkin ağırlığında" diyerek hukuka uygun hale getiremez sayın başkan. Bakın konu sözde örgüt üyelerinin müvekkilim ile mi yoksa ile mi birlikte hareket ettiğine veya bu sözde örgüt yöneticilerinden hangisine bağlı olduğuna gelince, gecekondu örgütteki zayıf malzeme iyice açığa çıkıyor. Savcılık makamı iddianamenin 3300, 3301, 3303 ve 3304. sayfalarında 'e bağlı sözde örgüt üyeleri Turgut Tuncay Özbilgin, , ve için hep aynı açıklamada bulunmuş. "Bu kişiler hem hem de ile beraber hareket etmişlerdir." demiş. Peki, diyelim ki bu örgüt üyeleri hem müvekkilim ile hem de ile beraber hareket etmişler. Niye hiyerarşisinde bir örgüt üyesidirler? Bu kanaatin hukuki bir sebebi olması gerekmez mi? Elbette gerekir. Ama iddianamede bir sebebi yok. Dedim ya, çünkü anlatılanlar hakikat değil. Sayın başkan, iddianamede konu müvekkilim 'a bağlı sözde örgüt üyelerine geldiğinde iş iyice çetrefilleşmektedir. Savcılık makamı iddianamenin 3315. sayfasında 'nın hem 'e ve hem de müvekkilim 'a bağlı hareket ettiğini ve suç örgütü hiyerarşisi içerisinde yer aldığını söylemiş. Ama şemaya bakarsanız, müvekkilime bağlı bir örgüt üyesi. Hem de , müvekkilim 'un tüm işlerini bozduğunu iddia ettiği halde ve üstelik aralarında husumet bulunduğu halde. Niye? Bu kanaatin hukuken bir sebebi olması gerekmez mi? Gerekir tabii. Ama iddianamede bir sebebi yok. Sayın başkan, gelin bir de Kağan Sürmegöz hakkında neler söylenmiş iddianamede ona bakalım. İddianamenin 3338. sayfasında bakın savcılık makamı ne demiş? "Kağan Sürmegöz hem hem de isimli şahsın hiyerarşisi altında bir örgüt üyesidir." Ama aynı savcılık makamına göre, Kağan Sürmegöz, isimli örgüt yöneticisi hiyerarşisinde üye konumundadır. Niye hiyerarşisinde bir üye konumundadır? Bu kanaate nasıl vardı? Bu kanaatin bir hukuki sebebi olması gerekmez mi? Gerekir tabii, ama bakın iddianamede bir sebebi yok.

Murat Ongun / Zeynep Ayten Gözdem Ongun Müdafii

Kaldı ki savcılık makamının iddianamedeki diğer iddialarına bakarsak bu sonuca ulaşılması mümkün de değil üstelik. Çünkü hatırlarsanız aynı savcılık makamı iddianamenin 7. sayfasında 'in İBB'ye bağlı herhangi bir iştirakin ya da genel sekreterliğin çıkacağı ihaleleri yönettiğini ve süreçleri yürüttüğünü iddia etmişti. Yani bu açıklamaya bakarsak savcılık makamı Emlak ve İstimlak Daire Başkanlığı'nın 'in hiyerarşisi altında olduğunu düşünüyor. Zaten savcılık makamı, Kağan Sürmegöz'den evvelki Daire Başkanı 'in 'in hiyerarşisi altında bir örgüt üyesi olduğunu söylüyor. Peki, savcılık makamının bu iddialarına değer atfedecek olacak olursak, Emlak ve İstimlak Daire Başkanı Kağan Sürmegöz nasıl 'un hiyerarşisi altında bir örgüt üyesi olabilir? Değil mi ki iddianameye göre Reklam Yönetim Müdürlüğü'nden sorumlu bir örgüt yöneticisidir. Ve Reklam Yönetim Müdürlüğü, Emlak ve İstimlak Dairesi Başkanlığı'na bağlı bir müdürlüktür. O halde, Kağan Sürmegöz'ün müvekkilimin hiyerarşisi altında bir örgüt üyesi olarak konumlandırılması mümkün mü? Tabii ki mümkün değil. Sayın başkan, öyle iddianamenin 4. sayfasında çıkar amaçlı suç örgütü şemasına yer verince, iddianamede bu sözde örgüt üyelerinin kime bağlı olduğu hususunda başlıklar açınca, iddianame iç tutarlılık kazanmıyor ne yazık ki. Bu iddianamenin bir iç tutarlılık kazanması zaten mümkün de değil. Onlar hakikat değil. Çünkü bir iddia kendi içinde birbirini yalanlayan parçalar barındırıyorsa, orada hakikatten söz etmek mümkün değil zaten Sayın Başkan. Evet Sayın Başkan. Şimdi geldik bu suç örgütünün varlığı için gerekli unsurlara. Bakalım bu gecekondu örgütte bu unsurlar var mı, yok mu? Efendim hukukumuza göre bir suç örgütünün varlığı için birçok unsurun bir arada olması gerekiyor. Ve burada benim ele alacağım unsurlardan ilki belirsiz sayıda suçu işleme amacı. Nitekim bir suç örgütünün varlığından bahsedebilmek için örgütün hangi suç ve veya suçları işlemek amacıyla kurulduğunun savcılık makamı tarafından iddia ve ispat edilmesi gerekmektedir. Savcılık makamının iddianamedeki iddiasına göre , Beylikdüzü Belediye Başkanı olduktan sonra 2015 yılında , , , ile bir araya gelmiş ve bu kişiler de ekonomik çıkar sağlamak üzere bir suç örgütü kurmuştur. Yani bu sözde suç örgütünün kuruluş tarihi 2015 yılıdır. Yine iddianamedeki iddiaya göre örgütün asıl ve ilk amacı ekonomik çıkar sağlamaktır. Ama 2019 yerel seçimlerinden sonra ikinci bir amaç daha ortaya çıkmıştır. Bu ikinci amaç Cumhuriyet Halk Partisi'ni ele geçirmektir. İlerleyen süreçte üçüncü bir amaç daha ortaya çıkmıştır ki o da Sayın 'nu cumhurbaşkanı adayı yapmaktır.

Murat Ongun / Zeynep Ayten Gözdem Ongun Müdafii

Ancak savcılık makamının iddianamede yer verdiği bu amaçlar kanunun aradığı belirsiz sayıda suçu işleme amacı tanımına uymuyor. Çünkü ekonomik çıkar sağlamak da Cumhuriyet Halk Partisi'nin yönetimine geçmek de 'nu cumhurbaşkanı adayı olması da suç değildir. Ve bu amaçlara sahip olmak suç işleme iradesine sahip olunduğunu göstermemektedir. Ama Sayın Başkan, savcılık makamı kanuni tanıma uygun olmayan bu amaçlardan bir suç örgütü devşirebilmek umuduyla, iddianamede bakın nasıl bir kurguya yer vermiş. İddianamenin 30. sayfasında demiş ki, “çıkar amaçlı suç örgütünden elde edilen maddi kazancın olası cumhurbaşkanlığı makamıyla çok daha fazlasına ulaşılabilmesi, yani rüşvet, usulsüzlük ve yolsuzluk çarkının daha öncesinde yönettiği belediyelerden ötesine geçilerek ülke geneline yayılmasının hedeflendiği anlaşılmıştır.” Yani savcılık makamının iddiasına göre; bu sözde suç örgütü, İstanbul ilinde kurmuş olduğu sistemi ülke geneline yaymak için 'nu cumhurbaşkanı adayı yapmak istemektedir. Peki bu sözde suç örgütü bunu nasıl yapacak? İddianamenin 198. sayfasındaki iddiaya bakılırsa elde ettiği haksız kazancı siyasetin finansmanında kullanarak örgüt lideri 'nu Beylikdüzü Belediye Başkanlığından na sonrasında ise cumhurbaşkanı adaylığına taşıyarak yapacaktır. Ama savcılık makamının bu kurgusu birçok yönden sakattır. Birincisi savcılık makamının iddiasına bakarsak bu sözde suç örgütü 'nun İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı olarak seçilmesini sağlayarak sistem isimli yapıyı zaten İstanbul iline yaymış bulunmaktadır. O halde savcılık makamına göre 'nun belediye başkanı seçilmesi için oy veren ve bu suç örgütünün İstanbul iline yayılmasına vesile olan İstanbul halkı da bu örgütün birer üyesidir. Hiç değilse bu sözde suçların işlenmesine İstanbul halkı vesile olarak bu suç örgütüne yardım etmiştir. Çünkü savcılık makamı farkında değil belki ama ülkemizde belediye başkanları seçim yoluyla belirlenmektedir. İkincisi; iddianamede iddia edildiği gibi, siyasetin finansmanıyla seçimlerinin kazanılması arasında doğrudan bir korelasyon yoktur. Olması da mümkün değil. Çünkü belediye başkanlığı gibi kişi odaklı seçimlerde ana unsur, adaydır. Adayın profili, kişiliği, performansı belirleyicidir. Eğer iddianamede iddia edildiği gibi olsaydı yani siyasetin finansmanı belirleyici olsaydı son seçimlerinde 'nun Murat Kurum'a karşı bir seçim kazanması elbette mümkün olamazdı. Üçüncüsü; 'nun Cumhuriyet Halk Partisi'nin cumhurbaşkanı adayı olabilmek için bir finansmana ihtiyacı olmadığı da aşikardır. Bu benim kişisel kanaatim değil. Bunu bu soruşturma vesilesiyle hepimiz yaşayarak görmüş olduk. Zira herkesin malumu Cumhuriyet Halk Partisi'nin cumhurbaşkanı adayını belirlemek için yaptığı 23 Mart 2025 tarihli ön seçimde, , 15,5 milyon kişinin oyunu alarak cumhurbaşkanı adayı olmuştur. Hem de ön seçimden önce tüm mal varlığına el konulmuş olduğu halde. Üstelik de oy verme işlemleri sırasında tutuklandığı halde. Demek ki 'nun Cumhuriyet Halk Partisi'nin cumhurbaşkanı adayı olmak için herhangi bir finansmana ihtiyacı da yokmuş. Eğer bir finansmana ihtiyacı olsaydı diplomasını, özgürlüğünü, mal varlığını, her şeyini ama her şeyini kaybetme riskiyle karşı karşıya olduğu halde ön seçimde 15,5 milyon Türk vatandaşının oyunu alması mümkün olabilir miydi? Elbette olamazdı. Dolayısıyla savcılık makamı bu sözde suç örgütünün amaç unsurunu bir kurgu içerisine yerleştirmişse de bir suç örgütü devşirmesi yine de mümkün olamamıştır.

Murat Ongun / Zeynep Ayten Gözdem Ongun Müdafii

Daha ilk unsurda örgüt çöktü diyebilir miyiz Sayın Başkan? Evet Sayın Başkan. Savcılık makamının iddianamede dile getirdiği bu kurgunun hakikate aykırı olduğu elbette açık. Ancak ben bu kurgunun hakikate aykırı olduğunu bir görselle de size somut olarak göstermek isterim. Rica etsem görsel 17'yi açar mısınız? Evet. Müvekkilim de bu görseli paylaştı ama biz kıymetli buluyoruz. Ben de paylaşmak istedim. Şunları söyleyeyim. Sayın , bu X paylaşımını gözaltına alınmasından tam 13 yıl önce, 19 Mart 2012'de yapmış. Tevafuklara inanır mısınız bilmem ama ben inanırım. Bu X paylaşımı ve bu paylaşımın tarihi bir tevafuk Sayın Başkan. Aynen okuyorum. Beylikdüzü'nde iktidar olmadan bize uyku yok. Bilin ki ardından İstanbul'da, Türkiye'de iktidarız. Yani savcılık makamının öyle iddia ettiği gibi yok 2015'te ekonomik çıkar sağlamak için bir örgüt kurulmuş, yok 2019 yerel seçimlerinden sonra Cumhuriyet Halk Partisi'ni ele geçirme amacı ortaya çıkmış, yok efendim daha da ilerleyen süreçte ortaya 'nu cumhurbaşkanı adayı yapma amacı çıkmış... Gördüğünüz gibi bunların hiçbirisi hakikat değil ama bu paylaşım bir hakikat. Bakın bu X paylaşımının yapıldığı yıl 2012'dir. Tarihler bu baştan 19 Mart'ı göstermektedir. Ve bu X paylaşımıyla amacını ortaya koymuştur. Üstelik bu amaç öyle iddianamedeki kurguda anlatıldığı gibi 2015 yılında veya 2019 yılında ortaya çıkmış da değildir. Sayın 'nun amacı daha 2012 yılında bellidir; Türkiye'de iktidar olmak. İşte bugün bu mahkeme salonunda olmamızın tek sebebi budur. 19 Mart 2012 tarihli X paylaşımındaki o amaç ve o amacı ortaya koyan Sayın . Ama bir suç örgütü kurduğu ve yönettiği için değil, 19 Mart 2012'de ortaya koyduğu amaç 31 Mart 2024'te yerel yönetimlerde gerçekleştiği için. Evet Sayın Başkan, değerli heyet. Şimdi bir suç örgütünün varlığı için zorunlu olan unsurlardan bir diğerini, elverişlilik unsurunu ve bu bağlamda örgüt yöneticisinin sorumluluğunu ele alacağım. Elverişlilik unsuruna göre örgütün yapısı, sahip bulunduğu üye sayısı ve araç gereçlerin, amaç suçları işlemeye elverişli olması gerekmektedir. Şunu belirteyim, savcılık makamı bu sözde suç örgütünün amaçlarını nasıl bir kurgu içerisine yerleştirirse yerleştirsin kurguladığı örgütün yapısı, sahip olduğu üye sayısı ve elindeki araç gereçlerin bu amaç suçları işlemeye elverişli olması mümkün değildir. Çünkü savcılık makamına göre bu sözde suç örgütü amaçlarını, örgüt lideri 'nu Beylikdüzü Belediye Başkanlığı'dan 'na, sonrasında ise Cumhurbaşkanı adaylığına taşıyarak gerçekleştirecektir. Yani bu sözde suç örgütünün amaçlarını gerçekleştirebilmesi için bu seçimlerin hepsinin kazanılması gerekmektedir. O halde ister belediye başkanlığı seçimleri ile ilgili olsun, ister cumhurbaşkanlığı seçimleri ile ilgili olsun, isterse Cumhuriyet Halk Partisi'nin Genel Başkanlığı koltuğuna oturacak kişinin seçilmesiyle ilgili olsun, bu seçimlerin kazanılabilmesinin yegane şartı o seçimdeki seçmenlerin, ekrandan kaldırabiliriz bu arada, o seçimdeki seçmenlerin sandığa giderek veya gösterdiği aday lehine oy kullanmasıdır. Eğer savcılık makamı bu seçimlerde seçmen olarak oy kullanacak Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının veya Cumhuriyet Halk Partisi'nin tüm üyelerinin bu sözde suç örgütünün birer üyesi olduğu iddiasında değilse kurgulanan bu suç örgütünün üye sayısı, esasen bir suç da teşkil etmeyen bu amaçları gerçekleştirmeye elverişli değildir.

Murat Ongun / Zeynep Ayten Gözdem Ongun Müdafii

Ancak savcılık makamının kurguladığı bu sözde örgütün yapısı, sahip bulunduğu üye sayısı ve araç gereçler amaç suçları işlemeye elverişli olsaydı dahi müvekkilim 'un örgüt yöneticisi sıfatıyla sorumluluğuna gidilmesi yine de mümkün olmayacaktı. Zira suç örgütünün yapısı, sahip bulunduğu üye sayısı ve araç gereçler amaç suçları işlemeye elverişli olsalar dahi örgüt yöneticisi bakımından kendiliğinden ve sınırsız bir sorumluluk ortaya çıkması mümkün değildir. Çünkü örgüt yöneticisinin sorumluluğu; örgüt içerisinde sorumlu olduğu faaliyet alanları ve hiyerarşisi altındaki örgüt üyelerinin fiilleriyle sınırlı olabilecektir. Dolayısıyla örgüt yöneticisi olduğu iddia edilen kişinin, kendi sorumluluk alanı dışındaki faaliyet alanlarında işlendiği iddia edilen fiillerden ve kendi hiyerarşisi altında bulunmayan örgüt üyelerinin işlediği iddia edilen fiillerden örgüt yöneticisi sıfatıyla sorumlu tutulması mümkün değildir. Ayrıca örgüt yöneticisinin sorumluluğu ancak o fiil üzerinde hakimiyet, kontrol, sevk ve idare gücü mevcutsa doğabilecektir. Şimdi gelin bu ilkeler kapsamında, ilkeleri anlattım biraz evvel, şimdi gelin bu ilkeler kapsamında müvekkilim ile ilgili iddiaları konuşalım. İddianamedeki kurguya göre, farklı alanlardan sorumlu birden fazla örgüt yöneticisi bulunmakta olup bu örgüt yöneticilerinden birisi de müvekkilim 'dur. Rica etsem 18 numaralı görseli ekrana yansıtabilir misiniz? Evet. Savcılık makamı burada müvekkilim 'u, örgüt yöneticisi olarak sorumlu tuttuğu faaliyet alanlarını bakın, ayrı bir başlık olarak göstermiş. Bakın, iddianamenin 2 3 4 1 başlığı; Medya A.Ş., Kültür A.Ş. ve Reklam Yönetim Müdürlüğü'dür. Yani savcılık makamının iddiasına göre, müvekkilim 'un hiyerarşisi altında üç tüzel kişilik bulunmaktadır. Bunlar Medya A.Ş., Kültür A.Ş. ve Reklam Yönetim Müdürlüğü'dür. Medya A.Ş. ve Kültür A.Ş., İBB'nin bir iştirakidir. Reklam Yönetim Müdürlüğü ise Emlak ve İstimlak Dairesi Başkanlığı'na bağlı bir müdürlüktür. Dolayısıyla müvekkilim 'a sorumluluk atfedilen bu faaliyet alanları dışında işlendiği iddia edilen fiiller yönünden örgüt yöneticisi sıfatıyla suç isnadında bulunulması mümkün değil. Ve yine bakın iddianamedeki iddiaya göre, müvekkilim sorumluluğu altındaki faaliyet alanlarını, hiyerarşisinde yer alan örgüt üyeleri vasıtasıyla kontrol altında tutmaktadır.

Murat Ongun / Zeynep Ayten Gözdem Ongun Müdafii

Rica etsem 19 numaralı görseli ekrana yansıtabilir misiniz? Evet. Bakın, bu görselde 'a bağlı hareket eden sözde suç örgütü üyelerini görüyorsunuz. İşte müvekkilimin hiyerarşisi altında gösterilen sözde örgüt üyeleri bu kişilerdir. Dolayısıyla 'un hiyerarşisi altında gösterilemeyen örgüt üyeleri tarafından işlendiği iddia edilen fiillerden, örgüt yöneticisi sıfatı nedeniyle sorumlu tutulması mümkün değil. O halde iddianamedeki iddiaları kabul etsek dahi müvekkilim 'un örgüt yöneticisi sıfatıyla sorumluluğunu şu şekilde görselleştirebiliriz. Lütfen görsel 20'yi ekrana yansıtır mısınız? Evet. Görselden de anlaşılabileceği üzere, müvekkilim 'un örgüt yöneticisi sıfatıyla sorumlu tutulabilmesi için suça konu fiillerin, hiyerarşisi altında gösterilen bu 35 örgüt üyesi tarafından Medya A.Ş., Kültür A.Ş. ve Reklam Yönetim Müdürlüğü'nün faaliyet alanları içerisinde işlenmesi gerekmektedir. Sayın Başkan, gelin şimdi bir adım daha ileriye gidelim. Müvekkilim 'a suç örgütü yöneticisi sıfatıyla isnat edilen 61. ila 115. eylemler arasındaki 55 eylemi ele alalım. Acaba savcılık makamının iddialarının kabulü halinde dahi müvekkilim 'un bu 55 eylemden örgüt yöneticisi sıfatı ile sorumlu tutulması mümkün mü? 21 numaralı görseli yansıtır mısınız? Evet, biliyorsunuz 55 eylem var ama 54 ihale var. Çünkü bir GDM, bir ihale değil. Şimdi dolayısıyla bu 55 ve 54 farkı oradan kaynaklanıyor, onu belirteyim başkan, bir yanlışlık yok. Bakın, bu 55 eylemin 54 tanesinde İstanbul Büyükşehir Belediyesi ve bağlı daireleri tarafından yapılan ihalelere yer verilmiş. Ve bu 54 ihale bakımından ihaleye fesat karıştırma suçunun işlendiği iddia edilmiş. Bu ihalelerin müvekkilim 'un faaliyet alanında olup olmadığını anlayabilmek için bu 54 ihaleyi ilgili dairelere göre tasnif ettik. Şu anda ekranda onu görüyorsunuz. Görebileceğiniz üzere bu 54 ihaleden 3 ihale Destek Hizmetleri Daire Başkanlığı tarafından, 10 ihale Kültür Daire Başkanlığı tarafından, 12 ihale Basın, Yayın ve Halkla İlişkiler Daire Başkanlığı tarafından, 3 ihale Ulaşım Daire Başkanlığı tarafından, 2 ihale Sosyal Hizmetler ve Bağımlılıkla Mücadele Daire Başkanlığı tarafından, 24 ihale Emlak ve İstimlak Daire Başkanlığı tarafından yapılmış.

Murat Ongun / Zeynep Ayten Gözdem Ongun Müdafii

Şimdi, sizlere İstanbul Büyükşehir Belediyesi'ne bağlı daire başkanlıklarının yapısını göstermek istiyorum. Lütfen görsel 22'yi açar mısınız? Ekranda da görülebileceği üzere 'na bağlı 32 daire başkanlığı bulunmaktadır. Emlak ve İstimlak Daire Başkanlığı bu 32 daire başkanlığından sadece biridir. Emlak ve İstimlak Daire Başkanlığı'na bağlı 4 tane de müdürlük var, sağ tarafta görebilirsiniz: Emlak Şube Müdürlüğü, Kamulaştırma Şube Müdürlüğü, Mesken Şube Müdürlüğü ve Reklam Yönetim Şube Müdürlüğü. Görüldüğü üzere müvekkilim 'un faaliyet alanlarından birisi olarak gösterilen Reklam Yönetim Şube Müdürlüğü, Emlak ve İstimlak Daire Başkanlığı'na bağlı bir müdürlüktür. Biz iddianamede müvekkilim 'un sorumluluğunda olduğu iddia edilen Reklam Yönetim Müdürlüğü tarafından yapılan ihaleleri görebilmek için ihaleleri yeniden tasnif ettik ve gördük ki Emlak ve İstimlak Daire Başkanlığı tarafından yapılan 24 ihaleden sadece 17'si Reklam Yönetim Müdürlüğü tarafından yapılmıştır. Yani toplam 55 eyleme konu 54 ihale, İstanbul Büyükşehir Belediyesi ve onun idari yapılanması içerisinde bulunan 6 ayrı daire başkanlığı tarafından gerçekleştirilmiştir ama bu ihalelerden sadece 17'si Reklam Yönetim Müdürlüğü tarafından gerçekleştirilmiştir. O halde iddianamedeki kurgu hikâyeye göre dâhil, hani iddianamedeki bütün iddiaları kabul etsek dahi müvekkilim 'un ana ihaleler bakımından sorumluluğu ancak ve ancak Reklam Yönetim Müdürlüğü nezdinde gerçekleştiği iddia edilen 61, 62, 63, 64, 65, 66, 67, 68, 69, 70, 71, 72, 73, 74, 75, 76 ve 77'nci eylemlere konu 17 ihale ile sınırlı olabilecektir. Nerede kaldı bu 54 ihaleden sorumluluk? Zaten iddianamenin kendi kurgusu içerisinde bu değerlendirmenin yapılması zaruridir. Peki, Reklam Yöneten Müdürlüğü tarafından gerçekleştirilen bu 17 ihaleden acaba müvekkilim 'un örgüt yöneticisi sıfatıyla sorumlu tutulması mümkün mü? Şimdi gelin biraz da onu konuşalım. Sayın Başkan, bunu anlayabilmek için 'un hiyerarşisi altında bulunan örgüt üyelerine bakmamız gerekiyor. Bakın, biz 'a bağlı örgüt üyelerini şu şekilde şematize ettik. Lütfen görsel 24'ü açar mısınız? Sayın Başkan, söz konusu görselde müvekkilim 'un hiyerarşisi altında gösterilen örgüt üyelerinin çalışma alanlarına göre ayrıldığını görüyoruz. Müvekkilim 'un hiyerarşisi altında olduğu iddia edilen örgüt üyelerinin bir kısmı Medya AŞ ve Kültür AŞ bünyesinde çalışan kişilerden oluşmaktadır. Bunun yanında örgüte müzahir olduğu ileri sürülen bazı firma yöneticileri ve çalışanları da yine hiyerarşisi altında oldukları iddiasıyla örgüt üyesi olarak konumlandırılmışlardır. Bunların dışında kalan örgüt üyeleri ise İstanbul Büyükşehir Belediyesi ve buna bağlı daire başkanlıkları nezdinde görev yapan kişilerdir. Bu kişileri "diğerleri" başlığı altında görebilirsiniz. Bu kişiler , ve Kağan Sürmegöz'dür. Yani , ve Kağan Sürmegöz, İstanbul Büyükşehir Belediyesi ve buna bağlı daire başkanlıkları nezdinde görev yapan ve müvekkilimin hiyerarşisi altında gösterilen sözde örgüt üyeleridir. Bu üç kişi dışında bir sözde örgüt üyesi bulunmamaktadır.

Murat Ongun / Zeynep Ayten Gözdem Ongun Müdafii

Peki, o halde müvekkilim 'un örgüt yöneticisi olarak sorumluluğuna gidilebilmesi için Reklam Yönetim Müdürlüğü nezdinde yapılan bu 17 ihale ile ilgili , ve Kağan Sürmegöz hakkında bir suç isnadında bulunulması gerekmektedir. Aksi halde müvekkilimin örgüt yöneticisi olarak sorumluluğunun doğması da mümkün olmayacaktır. Görsel 25'i açabilir miyiz? Sayın Başkan, ekrandan da görebileceğiniz gibi Reklam Yönetim Müdürlüğü nezdinde yapılan ihalelerle ilgili hakkında herhangi bir suç isnadında bulunulmamış. ve Kağan Sürmegöz hakkında suç isnadında bulunulan eylemler ise 63, 64, 66, 67, 68, 69, 70, 71, 72, 73, 74, 75, 76 ve 77'nci eylemlerdir. O halde bu 14 eyleme konu 14 ihale dışında müvekkilim hakkında örgüt yöneticisi olduğu iddiasıyla suç isnadında bulunulması mümkün değildir. Çünkü Sayın Başkan, başta da ifade ettiğimiz gibi müvekkilimin kendi hiyerarşisi altında bulunmayan örgüt üyeleri tarafından işlendiği iddia edilen fiillerden örgüt yöneticisi olduğu iddiasıyla sorumlu tutulması mümkün değildir. Örgüt yöneticisinin sorumluluğu kapsamında yaptığım tüm bu açıklamalar, savcılık makamının iddialarının kabul edildiği varsayımına dayanmaktadır. Yani iddianamede yer verildiği gibi bir suç örgütü olduğunu ve müvekkilim 'un bu suç örgütünde yönetici olduğu iddialarını kabul etsek dahi sadece bu 14 ihale bakımından müvekkilimin örgüt yöneticisi olarak sorumluluğuna gidilebilecektir. Ancak savcılık makamı iddianamede, örgüt yöneticisi olduğu iddiasıyla müvekkilim hakkında suç isnadında bulunurken Yargıtay kararları ile müstakar hale gelmiş bütün bu ilkeleri yok saymıştır. Bu iddianame, tam bir "ben yaptım oldu" iddianamesidir Sayın Başkan. Sayın Başkan, peki müvekkilim 'un bu 14 ihaleden örgüt yöneticisi olarak sorumlu tutulması mümkün mü? Gelin ona da bakalım. Daha evvel de belirtmiştim, bir örgüt yöneticisinin sorumluluğu ancak o fiil üzerinde hakimiyet, kontrol, sevk ve idare gücü mevcutsa doğabilecektir. O halde müvekkilimin Reklam Yönetim Müdürlüğü tarafından yapılan ihaleler üzerinde hakimiyet, kontrol, sevk ve idare gücü var mı, gelin ona bakalım. Sayın Başkan, Reklam Yönetim Müdürlüğü ile ilgili ihaleleri yapan komisyonun adı, İstanbul Büyükşehir Belediye Encümeni'dir.

Murat Ongun / Zeynep Ayten Gözdem Ongun Müdafii

Rica etsem 26. görseli ekrana yansıtabilir misiniz? İBB'nin yapısının da daire başkanlıklarının da daire başkanlıklarına bağlı müdürlüklerin de bir encümenin karar almasına ilişkin ilkelerin de savcılık makamı tarafından anlaşılmadığını düşünüyorum. O sebeple bu açıklamaları yapmak zorunluluğundayım. Şimdi efendim, önce İBB Encümeni nasıl teşekkül ediyormuş, ona bir bakalım. İBB Encümeni, Belediye Başkanı veya görevlendireceği Genel Sekreter ya da Genel Sekreter Yardımcısı başkanlığında 5'i meclis üyesi ve 5'i daire başkan veya vekili olmak üzere toplam 10 kişiden oluşmaktadır. Şimdi bir de İBB Encümeni'nin nasıl toplandığını ve karar aldığına bakalım. İBB Encümeni, üye tam sayısının salt çoğunluğu ile toplanmaktadır. Kararlar ise toplantıya katılan üyelerin yarısından 1 fazlasının oyu ile alınmaktadır. Oylarda eşitlik halinde ise encümene başkanlık eden üyenin oyu üstün sayılarak encümen kararı alınmaktadır. Şimdi bu açıklamalarımız kapsamında gelin bu 14 ihaleyi ele alalım. Bu değerlendirmeyi yapabilmek için Reklam Yönetim Müdürlüğü ile ilgili 14 ihaleye katılan İBB Encümen üyelerini tek tek tasnif ettik. Öncelikle şunu belirtelim: Bu 14 ihaleden 11 tanesi, 2019 ila 2024 yılları arasında, yani İstanbul Büyükşehir Belediyesi'ndeki meclis üyesi çoğunluğunun AK Parti'de olduğu dönemde yapılmış ihalelerdir. Diğer 3 ihale ise 31 Mart 2024 yerel seçimleri sonrasında, yani İstanbul Büyükşehir Belediyesi'ndeki meclis üyesi çoğunluğunun Cumhuriyet Halk Partisi'nde olduğu dönemde yapılmış ihalelerdir. Dolayısıyla meclis üyesi çoğunluğunun AK Parti'de olduğu 11 ihalenin yapıldığı dönemde encümen üyelerinin 5'i AK Partili meclis üyeleridir. Meclis üyesi çoğunluğunun Cumhuriyet Halk Partisi'nde olduğu 3 ihalenin yapıldığı dönemde ise encümen üyelerinin 5'i Cumhuriyet Halk Partili meclis üyeleridir. Şunu da belirtelim; savcılık makamı bu 14 ihale bakımından da AK Partili ve Cumhuriyet Halk Partili encümen üyeleri ile ilgili herhangi bir suç isnadında bulunmamıştır. Dolayısıyla biraz sonra anlatacağım sonuçlara ulaşmamız hukuken zaruridir. Lütfen 27 numaralı görseli ekrana yansıtabilir misiniz? Öncelikle 2019 ila 2024 yılları arasında yapılmış 11 ihaleyi ele alalım. 27 numaralı görseli açacaksınız. Evet, orası doğru. Öncelikle 2019 ila 2024 yılları arasında yapılmış 11 ihaleyi ele alalım. Bakın, tabloyu incelediğimizde bu dönemde ihalelerin yapıldığı encümen toplantılarına AK Partili 4 veya 5 encümen üyesinin katıldığı görülmektedir. Dolayısıyla bu dönemde encümende bir ihalenin yapılabilmesi için AK Partili encümen üyelerinin dışında kalan diğer 5 encümen üyesinin tamamının olumlu oy kullanması gerekmektedir. Savcılık makamı, AK Partili encümen üyeleri hakkında bir suç istnadında bulunmadığı için bu sonuca varılması zorunludur. Gelelim 31 Mart 2024 tarihinden sonra yapılan 3 ihaleye. Lütfen 28 numaralı görseli yansıtır mısınız?

Murat Ongun / Zeynep Ayten Gözdem Ongun Müdafii

Evet. Tabloyu incelediğimizde bu dönemde yapılan encümen toplantılarının bakın, hepsine 10 encümen üyesinin tamamının katıldığı görülmektedir. Ben bu bilgileri iddianameden aldım efendim. Bunların hepsi savcılık makamının gözü önündeki bilgilerdir. Ben bunları başka bir yerden çıkarmadım. Dolayısıyla bu dönemde de İBB Encümeni'nde bir ihalenin yapılabilmesi için Cumhuriyet Halk Partili encümen üyelerinin dışında kalan diğer 5 encümen üyesinin tamamının olumlu oy kullanması gerektiği açıktır. Çünkü savcılık makamı, Cumhuriyet Halk Partisi encümen üyeleri hakkında da herhangi bir suç istnadında bulunmamıştır. Herhalde eşitlik olan konu bir tek buydu iddianamede, onu da belirteyim. Dolayısıyla Reklam Yönetim Müdürlüğü ile ilgili 14 ihaleyi yapan İBB Encümeni üzerinde müvekkilim 'un hakimiyet, kontrol, sevk ve idare gücünün olamayacağı da açık. Çünkü bu 14 ihaleyi yapan İBB Encümeni üyeleri arasında müvekkilimin hiyerarşisi altında gösterilen örgüt üyelerinden sadece 1 kişi, Kağan Sürmegöz vardı. İBB Encümeni'ndeki toplantı ve karar yeter sayılarını size anlattım. Eğer bu sayıları dikkate alırsak Kağan Sürmegöz'ün encümende tek başına ihalenin yapılmasına ilişkin bir karar almasının mümkün olmadığını görebilirsiniz. Kaldı ki Kağan Sürmegöz'ün diğer encümen üyelerinin aynı yönde karar almasını sağlayamayacağı ve dahi iddianamede böyle bir iddia bulunmadığı da açık, iddianamede böyle bir iddia da yok. Şunu da belirtelim; meclis üyesi çoğunluğunun hem Cumhuriyet Halk Partisi'nde olduğu dönemde hem de AK Parti'de olduğu dönemin uzun bir bölümünde Genel Sekreter 'dır. Bu bakımdan encümende söz konusu kararların alınabilmesi için 'ın da olumlu oy kullanması zaruridir. Müvekkilim ifadesi sırasında beyan etti; 'la aralarında husumet varmış ve hatta birbirlerine merhaba bile demiyorlarmış. Dolayısıyla müvekkilimin 'ın kullanacağı oya, en azından olumlu olarak, etki etmesi zaten mümkün değildir. Artık Sayın Başkan, şu tespiti rahatlıkla yapabiliriz: Reklam Yönetim Müdürlüğü tarafından gerçekleştirilen 14 ana ihalenin hiçbirisinden müvekkilim 'un örgüt yöneticisi sıfatıyla sorumlu tutulması hukuken mümkün değildir. Çünkü müvekkilim 'un İBB Encümeni üzerinde hakimiyet, kontrol, sevk ve idare gücü bulunmamaktadır. Ama sadece bununla sınırlı kalarak savunma yapmayacağım Sayın Başkan. Sayın Başkan, hazır konu Reklam Yönetim Müdürlüğü'ne gelmişken müvekkilim Reklam Yönetim Müdürlüğü üzerinde hakimiyet, kontrol, sevk ve idare gücüne sahip mi, bakalım. Çünkü iddianamede Reklam Yönetim Müdürlüğü'nden müvekkilim 'un hiyerarşisi altındaki faaliyet alanlarından biri olduğu iddia ediliyor. Eğer iddianamede iddiaları kabul edersek Reklam Yönetim Müdürlüğü'ndeki emir ve talimat ilişkisinin şu hiyerarşik yapı iç ilişkisi ile ilerlemesi gerekir. Bakın, Reklam Yönetim Müdürlüğü'ndeki iddianame kurgusuna göre hiyerarşik yapıyı görselleştirdik. Lütfen 29. görseli açar mısınız?

Murat Ongun / Zeynep Ayten Gözdem Ongun Müdafii

Evet. Savcılık iddia makamının iddiasına göre Reklam Yönetim Müdürlüğü'ndeki hiyerarşik yapı bu. Ama ve 'nin, biraz sonra bahsedeceğim, örgütün üyesi olmadığını size belirteyim. Burada sadece ve Kağan, bir sözde örgüt yöneticisi, Kağan Sürmegöz de bir sözde örgüt üyesi. Efendim, yani iddianamedeki iddiaları kabul edersek müvekkilim talimat verecek, sözde örgüt üyesi Kağan Sürmegöz ise verdiği talimatı yerine getirecek. Pek tabii Kağan Sürmegöz'ün aldığı bu sözde emir talimatı yerine getirirken ne yapması lazım? Reklam Yönetim Müdürü ve Reklam Yönetim Müdür Yardımcısı ile arasındaki resmi hiyerarşik yapıyı kullanması lazım. Çünkü iddianamedeki örgüt kurgusuna göre ve birer örgüt üyesi değiller. İddianamede anlatılanlar hakikat olsaydı, bu reklam müdürü ve yardımcısı bir gün olsun o koltuklarda oturabilirler miydi Sayın Başkan? Elbette oturamazlardı. Tabii eğer anlatılanlar hakikat olsaydı. Ancak iddianamedekiler hakikat olmadığı için uzun yıllar boyunca koltuklarında oturmaya devam etmişler. Çünkü Sayın Başkan; da de tıpkı Kağan Sürmegöz gibi 2019 yılı öncesinde İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nde görev yapmaya başlamışlar. Dolayısıyla bu kişilerin 2019 yılı sonrasındaki başkan danışmanı olarak göreve başlayan 'un hiyerarşisi altında birer örgüt üyesi olmaları mümkün değildir. Talimat almaları da mümkün değil, bu anlatılanların hakikat olması da mümkün değil. Sayın Başkan, görüyoruz ki İstanbul Büyükşehir Belediyesi ve bağlı daireleri tarafından gerçekleştirilen ihaleler bakımından müvekkilim 'a örgüt yöneticisi sıfatıyla sorumluluk atfedilmesi ve suç isnadında bulunulması mümkün değil. Dolayısıyla bu ihalelerin hukuka aykırı olup olmadığının müvekkilim bakımından tartışılmasının bence esasen bir anlamı yok. Ama merak etmeyin, bu konudaki savunmalarımızı ilerleyen günlerde detaylı olarak arz edeceğiz. Sayın Başkan, savcılık makamı iddianamede ihalelerdeki usulsüzlük iddialarını İstanbul Büyükşehir Belediyesi ve bağlı daireleri tarafından yapılan ihalelerle sınırlı tutmamıştır. İhalelerdeki usulsüzlük iddialarını Medya A.Ş. ve Kültür A.Ş.'de yapılan alt yüklenici sözleşmelerini de kapsayacak şekilde yapmış. Savcılık makamı diyor ki: "İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nden ihaleleri Kültür A.Ş. ve Medya A.Ş. aldıktan sonra, bu iştirak şirketleri muvazaalı olarak alt yüklenici sözleşmeleri yapmaktadır ve bu vesileyle kamu kurum ve kuruluşları zararına dolandırıcılık suçu işlenmektedir."

Murat Ongun / Zeynep Ayten Gözdem Ongun Müdafii

Müvekkilim 'u da alt yüklenici sözleşmelerinin yapılma sürecindeki muvazaalı işlemler nedeniyle yine örgüt yöneticisi sıfatıyla sorumlu tutmuş. Ama aynı savcılık makamının, hatırlayalım ne demişti? Lütfen görsel 30'u açar mısınız? Bu çok önemli bir paragraf. Bence bu paragraf, bütün iddianameyi çökerten bir paragraf. Bunu çok duyacaksınız benden. Efendim, ne demişti bir hatırlayalım mı savcılık makamı? "Kültür A.Ş. ve Medya A.Ş.'deki suç örgütü yapılanması, 'nun liderliğinde ve talimatıyla, örgüt yöneticileri ve tarafından organize edilmiştir. 2019 belediye seçimlerinden 2021 senesinin sonuna kadar örgüt yöneticisi , 2021 senesi sonlarından itibaren ise örgüt yöneticisi etkin ağırlığında suç örgütü faaliyetlerini gerçekleştirmiştir." Sayın Başkan, savcılık makamının bu tespiti karşısında müvekkilim 'un Kültür A.Ş. ve Medya A.Ş.'deki fiillerden örgüt yöneticisi sıfatıyla sorumlu tutulması mümkün değil! Çünkü Türk Ceza Kanunu'nun 220. maddesinin 5. fıkrasının, örgüt yöneticisinin suçun işlenişine mutlak egemen olduğu hallerle sınırlı uygulanması zorunludur. Savcılık makamı bu tespitte bulunarak esasen müvekkilim 'un Kültür A.Ş. ve Medya A.Ş.'de hiçbir zaman Türk Ceza Kanunu'nun 220. maddesinin 5. fıkrasının aradığı anlamda mutlak bir hakimiyete sahip olmadığını kabul etmiş bulunmaktadır. Çünkü savcılık makamı, bu tespitiyle müvekkilim 'un Kültür A.Ş. ve Medya A.Ş.'de mutlak bir hakimiyete sahip olmadığını —bakın, sadece bir dönem için değil, sadece 2021 sonrası için değil— hiçbir dönem için mutlak hakimiyet sahibi olmadığını kabul etmiştir. Çünkü diyor ki: "2021 sonrası etkin ağırlık sahibidir." Verilen etkin ağırlık sahibi kavramının ne olduğu hukuken anlaşılmasa da mutlak bir hakimiyetin olmadığını gösterdiği açık. Evet Sayın Başkan, savcılık makamı bu tespiti ile müvekkilim 'un Kültür A.Ş. ve Medya A.Ş.'de hiçbir zaman mutlak bir hakimiyete sahip olmadığını ve dolayısıyla suç isnadına konu edilen fiillerden örgüt yöneticisi sıfatıyla sorumlu tutulmasının da mümkün olamayacağını zımni olarak ikrar etmiştir. Hatta kanaatimce bu zımni ikrarı iddianamenin 4. sayfasındaki çıkar amaçlı suç örgütü şemasından da anlayabilmemiz mümkün. Lütfen 31 numaralı görseli açar mısınız? Evet, bunu, bu şemayı Sayın Savcımız ekrana yansıtmıştı. Biz de böylelikle bu tablonun son haline kavuşmuş olduk. Şu anda bu yüksek çözünürlüklü şemayı görüyoruz. Şimdi Sayın Başkan, ekrana dikkatle bakarsanız göreceksiniz. Sözde suç örgütü yöneticilerinden ile 'un hiyerarşisi altındaki örgüt üyeleri arasında kesik kesik çizgiler ile irtibat kurmuş savcılık makamı. Yani herhalde sanırım bu kesik kesik çizgiler savcılık makamına göre etkin ağırlığı demek oluyor. Ben öyle tahmin ediyorum en azından.

Murat Ongun / Zeynep Ayten Gözdem Ongun Müdafii

Tpkı etkin ağırlığı kavramında olduğu gibi bu kesik kesik çizgi hukuken ne anlama geliyor Sayın Başkan, Sayın Savcı? Ne anlama geliyor? Yani hukuken ne anlama geliyor bu kesik kesik çizgi? Çünkü biz bu iddianamede bir açıklama göremedik. Suç örgütü şemasındaki kesintisiz uzun çizgi ile kesik kesik çizgilerin hukuken farkı nedir acaba? Burada Savcılık Makamı bize ne anlatmaya çalışmış olabilir? Bilmiyorum. Ne anlatmaya çalıştığını anlamak da mümkün değil. Ama ile 'un hiyerarşisi altındaki örgüt üyeleri arasında kesik kesik çizgiler ile irtibat kurulduğu açık. Dolayısıyla bu şemaya göre müvekkilim 'un hiyerarşisi altındaki örgüt üyeleri üzerinde hiçbir zaman mutlak bir hakimiyete sahip olmadığı da bu kişilerin işlediği iddia edilen fiillerden örgüt yöneticisi sıfatıyla sorumlu tutulmasının mümkün olmadığı açık. Gelin bu tespitimiz için bir de turnusol testi yapalım beraber. Hem de bunu gelin savcılık makamının Medya A.Ş. için iddiaları bakımından yapalım. Evet. Bakalım müvekkilim , Medya A.Ş.'de suç isnadına konu edilen fiiller üzerinde mutlak hakimiyet sahibi mi? Öncelikle Medya A.Ş.'de ihale komisyonlarının nasıl teşekkül ettiğine ve nasıl karar verdiğine bakalım. Medya A.Ş.'nin İhale ve Satın Alma Yönetmeliği'nin 6. maddesine göre ihale komisyonları en az 5 kişiden oluşmaktadır. Aynı yönetmeliğe göre bakın, ihale komisyonunun karar alabilmesi için eksiksiz toplanması, yani bütün üyelerinin eksiksiz toplanması ve çoğunluk tarafından olumlu oy kullanılması gerekmektedir. Yani ihale komisyonunun 5 kişiden oluşması ve komisyonda yer alan en az 3 üyenin olumlu oy kullanılması gerekmektedir. Şimdi bu açıklamalarımız kapsamında savcılık makamının Medya A.Ş.'de kamu zararına dolandırıcılık suçunun işlendiğini iddia ettiği 65, 66, 67, 69, 73, 74, 77, 85, 89, 96, 98, 99, 100, 104, 106 ve 108 numaralı eylemleri gelin somut olarak değerlendirelim. Savcılık makamı bu 16 eylemde Medya A.Ş.'nin muvazaalı olarak alt yüklenici sözleşmeleri yaptığını ve bu vesileyle kamu kurum ve kuruluşları zararına dolandırıcılık suçunun işlendiğini iddia etmektedir. Kaldırabiliriz bu görseli. Hemen belirtelim, bu 16 eylem kapsamında suç isnadına konu edilmiş alt yüklenicilerle imzalanan sözleşmelerin tamamı Medya A.Ş. bünyesinde kurulmuş ihale komisyonu kararları ile imzalanmış ve iddianamedeki verilere bakarsak bu 16 eylem kapsamında 49 ayrı ihale komisyonu kurulmuş. Bakın, bu ihale komisyonunun sayısının 49 olduğunu da bu ihale komisyonunun üyelerini de ben tespit etmedim. Bunların hepsi iddianamede yazıyor. İddianamede müvekkilim 'un hiyerarşisi altında gösterilen ve Medya A.Ş.'de çalışan sözde örgüt üyelerini hatırlayalım: , Pınar Türker, , ve . Biz bu 49 ihale komisyonunun üyelerini, müvekkilim 'un hiyerarşisi altında gösterilen bu sözde örgüt üyelerini dikkate alarak tasnif ettik.

Murat Ongun / Zeynep Ayten Gözdem Ongun Müdafii

Görsel 32'yi yansıtabilir misiniz? Çok vakit kaybetmeyelim, bir ekranda var mı nasılsa. Evet, 49 ihale komisyonu bakın burada tek tek bütün üyeleri ile yazdık. Medya A.Ş. hakkında kamu zararına dolandırıcılık iddialarının olduğu eylemlerdeki 49 ihale komisyonu işte tam bu şekilde. Evet, görüldüğü üzere müvekkilimin hiyerarşisi altında gösterilen sözde örgüt üyelerinden 36 ihale komisyonunda, 1 ihale komisyonunda, 2 ihale komisyonunda tek başına görev yapmış. Sadece 5 ihale komisyonunda ve birlikte görev yapmışlar. Yani ben iddianamenin hem bir kurgusunu doğru kabul edersem, yani savcılık makamının bütün dediklerini sineye çekip bugün ikrar edersek bu halde dahi müvekkilim 'un Medya A.Ş. nezdinde kurulan ihale komisyonlarında dahi mutlak bir hakimiyete sahip olmadığı açıktır. Bu bakımdan örgüt yöneticisi sıfatıyla sorumlu tutulması da mümkün değil. Peki, Medya A.Ş.'de dahi bu güce sahip olamayan müvekkilim 'un Kültür A.Ş.'de bu güce sahip olması zaten mümkün değil. Evet Sayın Başkan, müvekkilim 'un bu sözde suç örgütünde fiilen örgüt yöneticisi olması da örgüt yöneticisi sıfatıyla sorumlu tutulması da mümkün değil. Geldik. Bakalım bu unsur var mı bu suç örgütünde, buna da bakalım. Evet. Efendim bu unsurun adı hiyerarşik yapı unsuru. Ama anlatacaklarımın anlaşılması için müsaadenizle hiyerarşik yapı nedir, şöyle bir kısaca anlatmak istiyorum. Hiyerarşik yapıyı; emir talimat zincirinin hakim olduğu, örgüt üyelerinin bireysel iradesini örgüt liderinin ve örgüt yöneticisinin emir ve talimatı altına koyduğu bir yapılanma olarak tarif edebiliriz. Herhalde bu salonun hiçbir unsurunun buna itirazı yoktur. Emrin yerine getirilmesinin kabule bağlı olduğu ve bir yaptırım ilişkisinden söz edilemeyecek hallerde ise gevşek de olsa bir hiyerarşik yapıdan ve bir suç örgütünün varlığından söz edilmesi hukuken mümkün değil. Peki bakalım bu 14. örgütün hiyerarşik yapısı var mı? Lütfen 33. görseli açar mısınız? Evet. Evet efendim, biz bu sefer de bunu birçok göreceksiniz, biz bu 35 sözde suç örgütü üyesini çeşitli şekillerde tasnif ettik. Çünkü savcılık makamının yapması gereken şeyi biz yapmak zorunda kaldık. Hani iddialarla delilleri birleştirmesi gerekiyor ya. Biz iddianameye dercedilmiş deliller ve iddialar arasında sürekli yolumuzu bulmaya çalıştığımız için neredeyse bir matematikçi gibi sürekli her şeyi tasnif ettik. Evet efendim, iddianamede müvekkilim 'a bağlı olduğu ileri sürülen 35 sözde suç örgütü üyesini etkin pişmanlık kapsamında ifade verip vermediklerine ve yöneltilen iddialara verdikleri cevaplara göre tasnif ettik. Evet.

Murat Ongun / Zeynep Ayten Gözdem Ongun Müdafii

Şimdi ekrandan da görebilirsiniz; bu 35 sözde suç örgütü üyesinin 28'i etkin pişmanlık kapsamında ifade vermemiş ama 7'si etkin pişmanlık kapsamında ifade vermiş. Şimdi bu örgütte hiyerarşik yapı var mı sorusunun cevabını bu 35 sözde örgüt üyesinin kendi ifadesinde arayalım. Etkin pişmanlık kapsamında ifade vermeyen 28 kişi, suç örgütü üyesi oldukları ve müvekkilim 'an emir ve talimatıyla suç işledikleri iddialarını zaten reddetmişlerdir. Dolayısıyla bu 28 kişinin ifadesi, hiyerarşik bir yapının varlığını göstermek bir yana, ortada bir suç örgütünün dahi olmadığını ortaya koyuyor. Ama etkin pişmanlık kapsamında ifade veren 7 sözde örgüt üyesi de suç örgütü üyesi oldukları ve müvekkilim 'un emir ve talimatıyla suç işledikleri iddialarını reddetmişlerdir. Dolayısıyla bu 7 kişinin ifadesi de, yani etkin pişmanlık kapsamında ifade veren, müvekkilimin hiyerarşisi altında gösterilen 7 sözde örgüt üyesi de hiyerarşik yapının varlığını göstermek bir yana, bu sözde suç örgütünün üyesi olduklarına yönelik iddiaları dahi reddetmişlerdir. Hatta etkin pişmanlık kapsamında ifade veren bu 7 kişi, müvekkilim ile aralarında hiyerarşik bir ilişkinin olmadığını da açıkça beyan etmişlerdir. Gelin şimdi bakalım bu 7 kişi ne demiş? Görsel 34'ü açabilir miyiz? Evet tabii, 'tan başlamak şartıyla. Efendim, tabii 'nu da sayalım. Kültür AŞ'de genel müdür olarak görev yapan 'ın ve aynı iştirakte reklam şefi olarak görev yapan 'nun ifadeleriyle başlayalım. , 17 Nisan 2025 tarihli ifadesinde "Bizzat bana 'un söylemleri oldu. Ben bu talimatların birçoğunu yerine getirmedim. bizzat tarafıma reklam konularında buralara yardımcı olmak konusunda talimat verdi ama yapmadım." ifadesinde tarafından verildiğini iddia ettiği ve hukuka aykırı olduğunu düşündüğü talimatları yerine getirmediğini açıkça beyan etti. Yani bu ifadeyle müvekkilim 'un bir örgüt yapılanması içerisinde ve bir hiyerarşik ilişkiye dayanarak 'a emir ve talimat vermediği açık. Çünkü emir ve talimatın yerine getirilmesinin, değil mi, kabule bağlı olduğu hallerde hiyerarşik bir yapıdan ve bir örgütten bahsedilmesi mümkün değil.

Murat Ongun / Zeynep Ayten Gözdem Ongun Müdafii

Gelelim 'na. 29 Ağustos 2025 tarihli ifadesinde "'un yakın arkadaşı veya adamı olduğu ihaleleri kimin kazanacağını, kimin teklif vereceğini 'un talimatıyla organize ettiğim iddiası gerçek dışıdır. ile hiçbir şekilde bağlantım bulunmamaktadır. HTS kaydım yoktur. Kendisiyle herhangi bir samimiyetim, tanışıklığım, arkadaşlığım yoktur" şeklinde beyanda bulunmuş. mahkemenin huzurunda verdiği 13 Mayıs 2026 tarihli ifadesinde ne dedi, onu hatırlayalım. "Benim ile bir tanışıklığım, görüşmüşlüğüm, sohbet etmişliğim, bir toplantı yapmışlığım yoktur. Hiçbir suretle kendisiyle bir bağlantım yoktur. Telefon numarasını bilmem, telefonla dahi görüşmüşlüğüm yoktur. Hiçbir HTS kaydım da yoktur. Sayın Başkan, biraz önce sizin de hakkınızdaki suçlamaları biliyor musunuz diye yaklaşık bir 10-15 saniyelik konuşmamız oldu. O dahi yok. Yani böyle bir konuşmamız dahi 'la olmamıştır." demiş. Yani bu 'nun ifadesi. E bu ifadeden anlaşılıyor ki Sayın Başkan, sizinle 10-15 saniye konuşunca bile 'la konuştuğundan daha çok konuşmuş oldu. Böylece müvekkilim ile arasında herhangi bir tanışıklığın olmadığı da sübuta ermiş oldu. Peki o zaman bunlar arasında bir emir-talimat ilişkisi olabilir mi? E tabii ki olamaz. Bakın, etkin pişmanlık kapsamında ifade veren 7 sözde suç örgütü üyesinden, yani suç örgütü üyesi olduğunu iddia eden kişilerden sadece ikisi Kültür AŞ'de çalışıyor. Etkin pişmanlıktan faydalanmak için ifade veren diğer 5 sözde örgüt üyesi ise İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nde veya iştiraklerinde çalışmıyor. Hatırlayalım, etkin pişmanlık kapsamında ifade veren sanıklardan ve , bu ifadelerinin özgür iradelerine dayanmadığını zaten mahkeme huzurunda beyan etmişlerdi. Ama ben, özgür iradeleriyle vermediklerini, bakın, vermediklerini söyledikleri ifadelere dahi itibar edilecek olsa, bu örgütte hiyerarşik yapı yine de olur muydu, onu da anlatacağım. Şimdi ve 'in etkin pişmanlık kapsamında verdiği ifadelere bakalım. Sanıklardan , etkin pişmanlıktan faydalanmak üzere verdiği 24 Haziran 2025 tarihli ifadesinde "Benim isimli şahısla, isimli şahısla" beyanı yani, "hiçbir bağım, muhabbetim, maddi manevi hiçbir ilişkim bulunmamaktadır." demiş. E görüldüğü üzere , müvekkilim ile arasında maddi manevi hiçbir bağın olmadığını, emir-talimat ilişkisi bulunmadığını ve hatta aralarında husumet olduğunu söyledi.

Murat Ongun / Zeynep Ayten Gözdem Ongun Müdafii

24 Haziran 2025 tarihli ifadesine bakalım, bakalım ne diyor. İzah ettiğim gibi tarafından ihalelere girmem dahi yasaklanmıştır. Sadece 'a olan kızgınlığımdan dolayı, yani husumetin seviyesine bakar mısınız Sayın Başkan, sadece 'a olan kızgınlığımdan dolayı İBB tarafından yapılan ihaleleri alabilmek için teklif verdim demektedir. E, görüldüğü üzere de ile aralarında emir-talimat ilişkisi bulunmadığını ve hatta aralarında husumet bulunduğunu açıkça ifade etmiş. Peki gelin, diğer kişilerin ifadesine bakalım. , Mete Maden ve 'un ifadelerine bakalım. , 16 Mayıs 2025 tarihli ifadesinde, zaten dikkat ederseniz bugün vekili bu konuyu defalarca da gündeme getirdi ama biz yine de söylemiş olalım, evet ne dedi ifadesinde, bakalım: "Bu görüşmede bana, Eyüp Bey sadece kendi yapımızı inşa edeceğiz, yeni dönemde seninle çalışmayı düşünmüyoruz dedi. Almış olduğum ihalelerle ilgili sorumluluklarımı yerine getirmeme, başka bir iş vermeyeceğini söyledi. Bu süreçte 'la birkaç kez tartıştık ve iletişimimiz koptu." , 21 Ağustos 2025 tarihli ifadesinde ise bakın ne diyor. Diyor ki, burada da bu ifadesinde de ile arasında hiyerarşik bir ilişki bulunmadığını, aksine aralarında, o kendi kurduğu sistemi 'un bozduğunu ve işleri elinden aldığını söylüyor. Yani , ile aralarında emir-talimat ilişkisi bulunmak bir yana, aralarında husumet bulunduğunu açıkça ifade ediyor. Gelelim Mete Maden'e. Mete Maden, 27 Mayıs 2025 tarihli ifadesinde bakın diyor ki: "Melih Bey sizi zikretmedi ancak ben, daha önceden de kendisini tanıdığım ve az çok çalışma düzenini bildiğim için 'un bahsettiği sistemin içerisindeki önemli kişilerden birisi olduğunu anladım ve bu nedenlerle kabul ettim." demektedir. Yani Mete Maden, müvekkilim 'u hiç tanımamaktadır. Hatta iddiasına göre , müvekkilim 'un adını dahi zikretmemiştir onunla konuşurken. Mete Maden, 'nın konuşmalarında geçen kişinin olduğunu kendinden anlamış. Yani bu etkin pişmanlıkçılar çok zeki Sayın Başkanım. Dolayısıyla Mete Maden ile arasında emir-talimat ilişkisi bulunmak bir yana, herhangi bir tanışıklıkları dahi bulunmuyor. Gelelim 'a. Bakın , 29 Mayıs 2025 tarihli ifadesinde ne demiş: "Yukarıdaki ifademde bahsettiğim tüm işlemleri kendi iradem ile değil, zorlama, baskı ve tehdit ile yapmak zorunda kaldım. Bu süreçte hiçbir kazanç, fayda elde etmedim. Bağlı bulunduğum sektördeki varlığımı sürdürebilmek için tamamen onların yönlendirmesi ile hareket etmek zorunda kaldım." demektedir. Görüldüğü üzere , 'nın zorlaması ile bazı işlemleri yapmak zorunda kaldığını iddia ediyor. Yani , bireysel iradesini emir ve talimat altına koymadığını, yani hiyerarşik bir yapının bulunmadığını ifade ediyor.

Murat Ongun / Zeynep Ayten Gözdem Ongun Müdafii

Lütfen 35 numaralı görseli ekrana yansıtır mısınız? Evet. İfadeleri teker teker okuduk. Gelin bir de genel değerlendirme yapalım, değil mi? Örgüt yöneticisi olduğu iddia edilen müvekkilim 'un hiyerarşik yapılanması altında gösterilen ve etkin pişmanlıktan faydalanmak üzere ifade veren kişilerden ve Mete Maden'in ile hiçbir tanışıklığı bulunmamaktadır. , ve 'in ile aralarında hiçbir bağ bulunmamakta ve hatta aralarında husumet bulunmaktadır. , tarafından kendisine verilen talimatları yerine getirmediğini açıkça beyan etmektedir. ise, kaldırabilirsiniz ekrandan görseli, ise söz konusu işleri tarafından zorlanması sebebiyle yaptığını, bireysel iradesini bir emir ve talimat altına koymadığını ifade etmektedir. İfadelerinden anlaşılan o ki bu 35 sözde örgüt üyesi ile müvekkilim arasında bir emir-talimat ilişkisi bulunmamaktadır. Hatta etkin pişmanlık kapsamında ifade veren sanıklar dahil, böyle bir emir ve talimat ilişkisinin olmadığını ifadelerinde açıkça beyan etmişlerdir. Efendim, bilmem bilir misiniz, İslam hukukunda bir kaide vardır: "El-hükmü yedûru mea'l-illeti vücûden ve ademen." Yani hüküm, varlık sebebiyle birlikte var olur. O sebep ortadan kalktığında hüküm de ortadan kalkar. Peki bir suç örgütünün illeti nedir? Hiyerarşik yapı. Peki hiyerarşik yapının illeti nedir? Emir ve talimat. E, illet olmadığına göre hüküm de olmaz çünkü varlık kazanamaz. Biraz evvel gördük; etkin pişmanlık kapsamında ifade verenler de dahil olmak üzere 'un hiyerarşisi altında gösterilen 35 sözde örgüt üyesi, müvekkilim 'dan emir ve talimat aldıklarına ilişkin iddiaları reddediyorlar. E, emir ve talimat ilişkisi olmazsa hiyerarşik yapı da olmaz, buradan da bir suç örgütü çıkmaz. Çıksa çıksa iddianamedeki o gecekondu örgüt çıkar. Başka bir unsura, suç örgütünün varlığı için zorunlu unsurlardan sonuncusuna, süreklilik unsuruna geldik. Bu, iddianamede kapladığı yer (benim o kadar sürmeyecek diğerleri kadar ama) hem iddianamede kapladığı yer hem de sayın savcılarımızın atfettiği değer itibarıyla önemli bir unsur. Şimdi süreklilik unsurunu inceleyeceğiz. Efendim, iddianamede "sistem" isimli yapıdan bahsedilmesinin sebebi işte bu unsurdur, süreklilik unsurudur. Savcılık makamı, bu gecekondu örgütte "sistem" isimli yapıya sürekli para aktarıldığını iddia ederek, örgütün sürekliliğini ortaya koymaya çalışmıştır. İddianamede 2750 kez "sistem" kelimesinin kullanılmış olmasının nedeni de savcılık makamının bu iddiasına inandırıcılık sağlamak gayretinden başka bir şey değildir. Önce şunu belirtelim; savcılık makamı iddianamede bu sistemden genel olarak söz etmemektedir. Savcılık makamı "sistem" isimli bir yapı bulunduğunu iddia etmektedir. Yani bir yapı vardır ve bu yapının adı "sistem"dir.

Murat Ongun / Zeynep Ayten Gözdem Ongun Müdafii

Sayın Başkan, savcılık makamının "sistem" isimli bu yapıyı nasıl inşa ettiği çok değerli. Ve "sistem" isimli yapı kavramının peşine düştük. Şüpheli beyanlarını, etkin pişmanlık kapsamında ifade veren şüphelilerin beyanlarını, tanık ve gizli tanık beyanlarını tek tek inceledik ve "sistem" isimli yapı kavramını ilk kim kullanmış, onu tespit etmeye çalıştık. Ama bundan önce tespitlerimiz de oldu. İlk olarak, 19 Mart 2025 tarihine kadar alınan gizli tanık ve tanık ifadelerini gördük ki, 19 Mart 2025 tarihine kadar alınan gizli tanık ve tanık ifadelerinin hiçbirisinde "sistem" isimli bir yapıdan bahsedilmemiştir. İkinci olarak, 19 Mart 2025 tarihinden sonra alınan gizli tanık beyanları da dahil olmak üzere 23 gizli tanığın beyanını tek tek inceledik ve şunu tespit ettik: Dosyadaki gizli tanık ifadelerinin hiçbirinde "sistem" adlı yapı ifadesi geçmiyor. Çok enteresan. Geleceğiz bunların konusuna. Üçüncüsü, bütün şüphelilerin, etkin pişmanlık kapsamında beyanda bulunan şüphelilerin, tanıkların, gizli tanıkların ifadelerini kronolojik olarak sıraladık ve tek tek inceledik. Lütfen görsel 36'yı yansıtır mısınız? Evet, çok enteresan bir şey gördük. Aslında bunu sevgili meslektaşım da söylemişti. Biz de onların tespitine vardık ve bu çok doğru bir tespitti. Bu ifadelerin hepsini okuduk biz tek tek. Efendim, biz bu incelemeyi yaptıktan sonra gördük ki "sistem" isimli yapı kavramından ilk kez bahsetmiş. , başka bir dosya kapsamında (biliyorsunuz onun hangi dosya olduğunu) 11 Mayıs 2025 tarihinde etkin pişmanlık ifadesinde bu kavramdan bahsediyor. Ve ifadesinde bakın ne diyor; diyor ki: "Hem İSFALT'ta hem de İETT'de bizden alınan paraların, kendilerinin 'sistem' olarak adlandırdığı havuzda toplanıp 'nun talimatları doğrultusunda ilgili yerlere aktarıldığını belirttiler." 'ın ifadesindeki anlatımlarından, "sistem" isimli yapıdan kendisine kim bahsetmiş biliyor musunuz Sayın Başkan? ve . ile , 'a bahsediyor bu "sistem" isimli yapıdan ve bu konuda ilk ifadeyi veren . Peki, sonra ne oluyor? , 11 Mayıs 2025 tarihindeki bu etkin pişmanlık ifadesinden sonra İstanbul 1. Sulh Ceza Hakimliğinin 4 Haziran 2025 tarihli kararıyla tahliye oluyor.

Murat Ongun / Zeynep Ayten Gözdem Ongun Müdafii

Söz konusu tahliye kararını ekrana yansıtmak istiyorum, lütfen görsel 37'yi açar mısınız? İfadeyi veriyor ve tahliye oluyor. Peki, dedi ki: "Ben bunu 'dan ve 'dan duydum." Sonra 3 Haziran 2025 tarihinde geliyor savcılık makamına ve diyor ki: Ne ben ne de İSFALT'ta bana bağlı çalışan bir personelim, herhangi bir müteahhitten 'sistem' adına bir para talebinde bulunmamıştır veya tahsilat yapmamıştır." Yani ifadesinde "sistem" isimli bir yapının varlığından söz etmiyor. Ayrıca 'ın 11 Mayıs 2025 tarihli ifadesinde yer alan bütün bu hususları da reddediyor. Bunun üzerine , tabii olarak savcılık makamınca tutuklanma istemiyle Sulh Ceza Hakimliğine sevk ediliyor ve ardından tutuklanıyor. Lütfen görsel 38'i yansıtabilir misiniz? Bu görselleri teker teker yansıtmanızı rica ediyorum. Bakın, bu sefer ifadesinde, 1 aylık tutukluluk süresinden sonra birden aydınlanıyor , diyor ki... "Sistem" isimli bir yapının varlığından bahsediyor ve 'ın 11 Mayıs 2025 tarihindeki beyanındaki hususları kabul ediyor. Ve bununla da kalmıyor, teyit de ediyor kurguyu. Diyor ki: "Ben telefonda 'a 'Bunlar belirmiş, bunlar nasıl iş?' şeklinde tepki verdim. Bunun üzerine bana 'Sen sistemi ilk defa mı duyuyorsun?' dedi. 'Bunu bilmiyor musun?' dedi." Yani görüldüğü üzere , 10 Temmuz 2026 tarihindeki ifadesinde birdenbire "sistem" isimli bu yapıyı hatırlıyor ama yetmiyor; "sistem" isimli yapıyı ilk kez ne zaman ve kimden duyduğunu da hatırlıyor. Ve diyor ki: "Ben de bunu ilk kez 'dan duydum." Ve 10 Temmuz 2026 tarihli ifadesinden sonra da İstanbul 6. Sulh Ceza Hakimliğinin 23 Temmuz 2026 tarihli kararıyla tahliye oluyor. Rica etsem görsel 39'u yansıtabilir misiniz? Evet, göreceğiniz gibi da bu karardan görebileceğiniz gibi, bu ifadesinden sonra tahliye oluyor. Ama daha enteresan bir şey oluyor; 'ın ifadesinin ardından 12 Ağustos 2026 tarihinde bu kez etkin pişmanlık kapsamında yeniden ifade veriyor. Bu, ilk etkin pişmanlık ifadesi değil; yeniden ifade veriyor. Ve ifadesinde şunları söylüyor, diyor ki: "İştiraklerin 'sistem' adı verilen yapıya katkıları nakdiden ziyade gayri nakdi ve lojistik destek manasında olmuştur." Ama aynı , bu ifadesinden önce bakın; 6 Mayıs 2025, 17 Haziran 2025, 4 Temmuz 2025 tarihlerinde 3 kez etkin pişmanlık kapsamında ifade vermiş. Yani daha önceki etkin pişmanlık kapsamında ifadelerini verirken, zaman zaman bu düzeni ifade edecek şekilde "sistem" kelimesini kullanıyor ama ilk kez 12 Ağustos 2026 tarihli ifadesinde "sistem" isimli yapı kavramından bahsediyor. , 'ın "sistem" isimli yapıyı ilk kez 'dan duyduğunu söylemesinden sonraki ilk etkin pişmanlık ifadesinde nihayet "sistem" isimli yapıyı hatırlıyor. Ama bu, 'ın etkin pişmanlık kapsamında verdiği 4. ifade.

Murat Ongun / Zeynep Ayten Gözdem Ongun Müdafii

Ve daha enteresan bir şey söyleyeyim; 'ın "sistem" isimli yapıyı hatırladığı etkin pişmanlık ifadesinin ardından 'ın ev hapsi şeklindeki adli kontrol kararı kaldırılıyor. Bu kararı bu ekrana çok yansıtmak isterdim. Diğer dosyada müdafi olarak görev yapan avukat meslektaşlarıma sordum; 'ın ev hapsinin kaldırıldığına ilişkin bu karar, dosya içerisinde avukatlarda göremiyoruz Sayın Başkan. Yoksa çok onu da burada görsel olarak göstermek isterdim. Evet Sayın Başkan, bütün bu tespitler çerçevesinde bazı sonuçlara ulaşmamış kaçınılmaz. Birincisi: 19 Mart 2025 tarihine kadar alınan gizli tanık ve tanık ifadelerinin hiçbirisinde "sistem" isimli yapıdan bahsedilmemiştir. Dolayısıyla savcılık makamının 19 Mart 2025 tarihinde Sayın 'nu ve müvekkilim Murat Onat'ı gözaltına alırken "sistem" isimli yapıdan haberdar olması mümkün değildir. İkincisi: "Sistem" isimli bu yapıdan hiçbir gizli tanığın bahsetmemesi çok dikkat çekicidir. Zira gerçekten de savcılık makamının iddia ettiği gibi "sistem" isimli bir yapı var ise, bu yapı gizli tanıklar tarafından bilinmemekteyse bunun 2 sebebi olabilir: Ya gizli tanıkların dahi bilmediği "sistem" isimli bu yapı yoktur yahut böyle bir yapı var ise "sistem" isimli bu yapıyı dahi bilmeyen gizli tanık ifadelerine artık itibar etmeniz olanağı yoktur. Üçüncüsü: Etkin pişmanlık ifadelerinde "sistem" isimli yapı kavramından bahsedilirken aktarılan eylemlerin çok sınırlı iş ve işlemlere ilişkin olduğu anlaşılmaktadır. Hatta bu eylemlerin Medya A.Ş. ve Kültür A.Ş. ile hiçbir ilişkisinin bulunmadığı da görülmektedir. Yani bu etkin pişmanlık ifadelerinde "sistem" isimli yapıdan bahsedilirken bu yapı Kültür A.Ş. ve Medya A.Ş. içerisinde anlatılmıyor. Bu konuda somut bir örnek yok Sayın Başkan. Netice olarak, etkin pişmanlık ifadelerinde yer verilen "sistem" isimli yapı kavramının, iddianamedeki "sistem" isimli yapı kurgusunu karşılar mahiyette bulunmadığını ve bir suç örgütünün varlığı için zorunlu olan süreklilik unsuruna vücut vermeyeceğinin de kabulü gerekir. Son olarak; ifadesinde "sistem" isimli yapıdan ilk kez bahsederken bu yapıdan kendisine ve 'ın bahsettiğini beyan etmiş ve tahliye olmuştur. 'ın bu beyanının doğru olmadığını ifadesinde açıkça beyan eden ise 1 ayı geçen bir tutukluluğun ardından, etkin pişmanlık kapsamında verdiği ifadesinde "sistem" isimli yapıyı ilk kez 'dan duyduğunu söylemiş, o da tahliye olmuştur. 'ın ifadesinin ardından bu kez , etkin pişmanlık kapsamında 4. ifadesini vermiştir. da "sistem" isimli bu yapıyı nihayet bu 4. etkin pişmanlık ifadesinde hatırlıyor. Ve "sistem" isimli yapı kavramını ifadesinde kullanır kullanmaz, tahliye olan "sistem" isimli yapı kavramını kendi ifadesinde söz ettiği ve tarafından da doğrulanmasıyla beraber ev hapsi şeklindeki adli kontrol kararından da kurtulmuştur.

Murat Ongun / Zeynep Ayten Gözdem Ongun Müdafii

Sayın Başkan, bir suç örgütünün varlığı için zorunlu olan tüm unsurları böylece tek tek inceledik. Ve bu gecekondu örgütte, bir suç örgütünün varlığı için zorunlu olan hiçbir unsurun bulunmadığını da gördük. Ancak süreklilik unsuru bağlamında "sistem" isimli yapı iddiasını ele alırken bir şey daha gördük. İddianamedeki "sistem" isimli yapı iddiası, etkin pişmanlık ifadeleriyle kurgulanmış bir hikayedir. Ve şüphelilerin etkin pişmanlık kapsamında ifade vermesine vesile olan sebepler de bellidir. Etkin pişmanlık ifadelerinin huzurdaki dosya bakımından önemini de dikkate alarak bu etkin pişmanlık konusunu bir sonraki bölümde daha detaylı ele alacağım. Ama uzun bir bölüm. Nasıl yapalım Sayın Başkan? Herkes uyudu.

Murat Ongun / Zeynep Ayten Gözdem Ongun Müdafii

Çok çok uzun bölüm değil Sayın Başkan. Hakkında verilecek bize yönelik isnatların... Müvekkilim bugün söyledi; bizim burada finansal olarak kapladığımız alan %1 değil, iddianamenin 3'te 2'sinde bizden bahsediliyor. Benim müvekkilimin adı bu iddianamede 'ndan bile çok anılıyor. Yani dolayısıyla ben hakkıyla yerine getirmek isterim bu bir. Bakın şimdi önümde değil ama yani bir tane eylemi yükselttiniz. Sayın başkan bana neden böyle bir kısıtlama getiriyorsunuz? Yani konu 'un ve müdafiine gelince mi bu kısıtlama ortaya çıktı? Yani ve bugüne kadar bu salonda sürekli bize dediniz ki, "Ben sizin savunma hakkınıza müdahale etmedim." Evet, haklısınız. Ama bende mi başlayacak? Bende mi başlayacak? Bizim 64 tane eylemimiz var. Koyun örgüt yöneticiliği de ikisini efendim, 65 oluyor. Ben o zaman, bende burada Cansu Yeşilyurt'un müdafii kadar savunma hakkı istemiyorum sizden. Efendim bu sınır bana gelince mi ortaya çıktı? Efendim bu sınır bana gelince mi ortaya çıktı? Yani ben de haftalarca size savunma yapacağımı söylemiyorum. Ama sonuçta benim bir hazırlığım var. Bunları arz etmek size hakkım. Müvekkilimin sorumluluğunu yerine getirmek zorundayım ben. Yani ben değilim. Müvekkilimin adını iddianamede

Murat Ongun / Zeynep Ayten Gözdem Ongun Müdafii

Efendim ben iddianameye göre hazırladım. Ben savunmamı iddianameye göre hazırladım. Efendim, o zaman savcılık makamı bu örgütün lideri 'ndan daha çok benim müvekkilimin adına yer vermeyecekti. O zaman bu iddia makamı bu iddianamenin üçte ikisini benim müvekkilime ayırmayacaktı. Ayırdıysa burada en çok savunma hakkı yapmak benim hakkım. Siz de benim savunma hakkımı lütfen bakın, adaletinize güveniyorum. Bugüne kadar adaletli bir yönetim sergilediniz. Bana gelince mi efendim? Lütfen yani arz ederim. Benim bir hazırlığım var. Ben aylardır bu savunmaya hazırlanıyorum. Çünkü ben müvekkilimin suçsuz olduğuna ve beraat edeceğine inanıyorum efendim. Bana müsaade edin ve tüm savunmalarımızı arz edeyim efendim. Neden bunu yapmamı istemiyorsunuz?

Murat Ongun / Zeynep Ayten Gözdem Ongun Müdafii

Efendim uygun süre deyince Cansu Yeşilyurt'a 'e, işte 'a başka bana gelince mi yani müdafiine gelince mi bu sınırlama ortaya çıktı? Bugüne kadar siz bu salonda hiçbir avukatın, bakın hiçbir avukatın savunmasını kısıtlamadınız efendim. Neden benimkini kısıtlıyorsunuz? Ve ben sebebini de söylüyorum. Ama efendim, iddianameyi ben mi yaptım?

Murat Ongun / Zeynep Ayten Gözdem Ongun Müdafii

Efendim nasıl vereceksiniz? Biz dinlenen ilk ilk örgüt yöneticisiyiz. Kim benden önce kim dinlendi 64 eylem artı örgüt yöneticiliğinden yargılanan? Efendim bunu kabul edebilmemiz mümkün değil. Yani bana lütfen her, yani niye onlara, ya müvekkilim bütün savunması boyunca anayasa ve eşitlikten bahsetti. Gene bize gelince mi oldu efendim bu eşitsizlik? Benim de herkes gibi burada müvekkilimin haklarını korumak için uygun süre talep etmek hakkım değil mi? Siz bugüne kadar hangi müdafiinin uygun süresini siz belirlediniz? Herkes kalkıp kendi uygun süresini kendi belirledi. Konu müvekkilim 'a gelince onun müdafine gelince mi oluyor efendim? Lütfen arz ederim adaletinize sığınıyorum. Bakın biz sizi sizin adaletinize teslim edeceğiz kendimizi. Lütfen adil olun. Ben aylardır çalışıyorum. Ben bu çalışmamın neticesinde bu savunmayı huzurunuzda yapma hakkına sahibim. Benim müvekkilim, efendim beni sınırlamayın. Beni sınırlamayın. Ben iddianamede gördüğüm her şeyi

Murat Ongun / Zeynep Ayten Gözdem Ongun Müdafii

Sınırlamıyoruz. 10 saat savunmanızı... Ne anlatıyorsunuz burada? 2 gün tanımışım zaten

Sınırlıyorsunuz efendim yani. Ben bu davayı açık, açık, açık. Benim başka bir davaya sürecek. Ben ne yapayım? Efendim pardon, Cansu Yeşilyurt'a hak olan bana neden hak değil? Müdafiine hak olan neden bana hak değil? Yani konu 'a gelince mi hak olmadı? Efendim bizim bir hazırlığımız… Biz ilk gün deseydiniz, siz ilk gün deseydiniz efendim. Bizim suçumuz sizin sıralamanızda sona kalmış olmak mı? Efendim ama o zaman bakın bir eylemi olan kişiye bunu söyleyebilirsiniz. Bizim 64 eylemimiz var efendim bir de örgüt yöneticiliği koyun. Ben nasıl bitireyim bu kadar sürede bu, efendim ben mi yazdım iddianameyi? Savcılık makamına ben mi dedim müvekkilime bu kadar suç yükleyin diye? Bize bir 200 celse falan Efendim yarın bitmesi mümkün değil bunu açıkça arz edeyim.

Murat Ongun / Zeynep Ayten Gözdem Ongun Müdafii

Nisan sonu bitireceğim dememe rağmen 4 ay oldu. Avukatlar kolaylaştırmasa nasıl bitireceğiz. İsnatların dışında bir çok savunma yapılıyor. Genel konuşuyorum. Segbis kayıtlarını açıp bakın

Ekrem Bey, burada avukatlar çok iyi biliyorlar. Süre sınırlamasını yaptım bitiririm ama yapmıyorum.

Şunu yapsanız çok hakkaniyetli olurdu. İlk gün müdafilere sınırlı bir süre koysanız ben riayet etmeseydim hakkınızdır. Bundan önce herkes konuşup sınırlama yapmazsanız ben...

Murat Ongun / Zeynep Ayten Gözdem Ongun Müdafii

Ben öyle bir beyanda bulunmadım. Kimse de yerime beyanda bulunamaz.

Murat Ongun / Zeynep Ayten Gözdem Ongun Müdafii

Efendim müsaade eder misiniz şöyle yapabilir miyiz? Şöyle yapabilir miyiz? Sizin için uygunsa yarın günüm. İsterseniz yarın üç part halinde yapalım, biz yarını tamamlayalım. Yani sabah ve öğlen değil, sabah, öğle, akşam yapalım, yapalım. Ya da istiyorsanız şimdi devam edeyim efendim. Ama ben bunu arz edeyim size. İsterseniz sabah 5'e kadar yapayım. Yani inanın ben lütfen arz ediyorum. Yarın bütün günü bize verin üç part yapalım, lütfen arz ediyorum efendim. Efendim ama ama efendim, ama şöyle bir şey var. Siz ama iki eylemi olan kişiyle bana, yani ben neden böyle bir… Efendim bitiremeyiz mümkün değil. Bu şekilde lütfen, bakın adaletinize sığınıyorum. Lütfen adaletinize sığınıyorum efendim gerekçelerini de açıkladım. Efendim gerekçelerini de açıkladım lütfen efendim makul gerekçelerim var, arz ediyorum.

Murat Ongun / Zeynep Ayten Gözdem Ongun Müdafii

Efendim çünkü ben, ama anlatıyorum o 26 kişinin adı bu kadar geçiyor mu iddianamede? Bu kadar yer kaplıyor mu efendim?

Murat Ongun / Zeynep Ayten Gözdem Ongun Müdafii

Yok efendim. Eğer ben kendime anlatacaklarımda tekrar edersem bana bu eleştiriyi getirirsiniz efendim. Efendim ama arz ederim, böyle bir şey olabilir mi yani? Sizin adaletinize teslim ettik.

Murat Ongun / Zeynep Ayten Gözdem Ongun Müdafii

Bu analiz yapay zeka değerlendirmesine dayanmaktadır. Hatalar veya yanlış bilgiler içerebilir.