Savunma

Mustafa Karaoğlu Müdafii Av. Erçağ Erdoğmuş Savunması

Müdafi savunması·Mustafa Karaoğlu·4 Haziran 2026 · Kaynak

Sayın Başkanım, buraya gelip savunma yapmayı kendimizi anlatmayı çok bekledik. Müvekkilim 12 ayı aşkın bir zaman diliminde cezaevindedir. İddianamede sadece Ceza Kanunu 235. madde ihaleye fesat karıştırmak suçu ile yargılanıyor. Bu nedenle tutuklu kaldığı sürenin 280 gün olduğunu öncelikle bildirerek savunmaya başlamak istiyorum. Kendisi uzun yıllardır devlet memuru olarak görev yapıyor. Yaklaşık 30 yıllık memuriyet geçmişi var. Öncelikle Türk Silahlı Kuvvetleri'nde uzman çavuş olarak görev almış. Türk Silahlı Kuvvetleri'nde de az önce bahsetti, özel gün ve törenlerde görev almış. Ardından belediyeye geçiyor. Memurluk hayatı boyunca da herhangi bir adli ya da idari soruşturma geçirmemiş. Belediyelerde de sürekli ihale mevzuatı alanında çalışmıştır ve tüm devlet görevi boyunca da herhangi bir idari ya da cezai soruşturma ile karşılaşmamıştır. Hatta iddianameye konu eylemlerdeki idari ve teknik şartnameler denetiminden de geçmiş. Burada eğer bir kanuna aykırılık olsa bu denetimlerde 'nın Sayıştay denetimlerinde 'nın denetimlerinde bu aşamada bu hukuka aykırılıklar varsa ortaya çıkacağını düşünüyorum.

Mustafa Karaoğlu Müdafii

Kamu İhale Mevzuatı sık değişen kuralları, teknik detayları ve ağır sorumlulukları sebebiyle uygulayıcı kamu görevlileri açısından hata riskinin en yüksek olduğu alanlardan biridir. Müdür yardımcısı olarak görev yapan müvekkil bu zorlu ve karmaşık mevzuat zemininde uzun yıllardır başarıyla görev yapmış, bugüne kadar meslek hayatı boyunca hiçbir idari soruşturma, disiplin cezası veya adli incelemeye konu olmamıştır. Müvekkilimin bu lekesiz geçmişi onun görevini ne denli bir liyakat ve ciddiyetle yürüttüğünün en somut kanıtı. İddianame ile ilgili olarak Sayın Başkanım, müvekkilimin toplam 7 eylemden cezalandırılması talep ediliyor. Saydınız zaten. Tüm eylemler yönünden de 3. madde ve 235'in 3. maddesi ve zincirleme suç hükümlerinden ek savunma verdiniz. Eylem sayısı fazla gibi görünüyor ama aslında fazla değil, açıklayacağım Sayın Başkanım. Ayrı ayrı ihalelere eylem numaraları verilerek müvekkilin ne kadar çok şartnamede imzası varsa o kadar eylemden cezalandırılması talep edilmiş. Bu nedenle sayı fazla görünmesine rağmen iddianamede müvekkil iddia edilen kamu zararından da sorumlu tutulmamıştır. Bunu çok önemli görüyorum yani kamu zararlarından da sorumlu tutulmadı. Bu da hafifletici bir sebep kendisi için. Yalnız şunu öncelikle bildirelim. Eylem 105 ile ilgili savunma yapmayacağız. Çünkü tamamen farklı bir daire başkanlığı tarafından yapılmış bir ihale söz konusu. Dikkatsiz ve özensiz hazırlanmış bir iddianame olduğu bellidir. Savcılıkla yanlışlıkla sehven müvekkilin cezalandırılması istenmiş gibi duruyor. İnsanlık hali olabilir.

Mustafa Karaoğlu Müdafii

Ayrıca eylem 87 ile 97 az önce müvekkilim de izah etti birbirinin devamı niteliğinde ihaleler ve 89 ve 104 numaralı eylemlerdeki ihaleler de öyle. Yani aslında kamu yararı düşünülerek bir yılın bir takvim yılının tamamını değil de işin bitene kadar ihale açıyorlar. Örnekse eylülde ihale bittiği zaman 3 aylık ya da 2 aylık ek ihaleler de açabiliyorlar. Burada da ucu ucuna kamu maliyeti düşünülerek yapılmış olduğu ortada. Onun dışında 104. ve 106. eylemlerde de müvekkil sadece komisyon üyesi ve ihalelerde herhangi bir sorumluluğu yok. Az önce bir meslektaşım komisyon üyesinin görevlerini sordu. Biz de birazdan da izah edeceğim ben zaten. Yalnızca komisyon üyesi olduğu için cezalandırılması istenmiş. Bunu kesinlikle kabul etmediğimizi bildirmek istiyorum. Komisyon üyesi olduğu ihaleler ile ilgili cezalandırma yapılması hukuken mümkün değil.

Mustafa Karaoğlu Müdafii

Soruşturma aşamasındaki bilirkişi raporları hakkında genel bir değerlendirme yapacağım. İhaleye fesat karıştırma suçu Türk Ceza Kanunu 235. maddesinde düzenlenmiş olup suçun kapsamı ve unsurları yasa koyucu tarafından tahdidi, tüketici olarak sayılmıştır. Bu maddeye göre ihaleye fesat karıştırma suçunun oluşabilmesi için maddenin 2. fıkrasında sayılan seçimlik hareketlerinden birinin gerçekleşmesi gerekiyor. Bugün de ihaleye fesat karıştırma günü oldu, sabahki arkadaşlarım da anlattı. Bu hareketler arasında hileli davranışlarla ihaleye katılma yeterliliğine veya koşullarına sahip olan kişilerin ihaleye katılmalarının engellenmesi, ihaleye katılma yeterliliğine veya koşullarına sahip olmayan kişilerin ihaleye katılmasının sağlanması gibi fiiller yer alıyor. İddianamede ise müvekkilin sadece teknik ve idari şartname hazırladığından bahsedilmiş. Yani bu suçun oluşabilmesi için seçimlik hareketlerin hangisinin müvekkil tarafından gerçekleştirildiği bilirkişi raporlarında da iddianamede de yer almıyor. 1. görseli açabilir miyiz verdiğim USB'den?

Mustafa Karaoğlu Müdafii

Yavuz Bey de izah etti. Ekrem Bey de zaten bu bilirkişi raporlarına göre cezalandırma yapılamayacağını bildirdi. Burada, 2025 Ağustos tarihli bilirkişi raporlarındaki 87. eylem ile ilgili bazı tespitler var. Her eylem ile ilgili ayrı ayrı değerlendirme yapılmış gibi görünüyor ama hepsi aslında aynı. Bilirkişi raporlarının tamamında sadece Kamu İhale Kanunu'nun 5. maddesi ve 60. maddesine atıfta bulunulmuş. Aslında bu görselde 4634 sayılı kanun denmiş. Doğrusu 4734 sayılı kanun. Aslında 4634 sayılı kanun, Şeker Kanunu diye bir kanun varmış, oymuş. Bu da insanlık hali, olabilir. Kamu İhale Kanunu 5. madde, kamu ihalelerinde uygulanacak ilkeleri bize sayıyor; saydamlık, eşitlik, rekabet ilkesi gibi. Kamu İhale Kanunu 60. madde ise, bilirkişi raporunda da iddianamede de yazmıyor herhalde, ben çok kısa okumak istiyorum size. İhale yetkilisi ile ihale komisyonlarının başkan ve üyeleriyle ihale işlemlerinden sözleşme yapılmasına kadar ihale sürecindeki her aşamada görev alan diğer ilgililerin 17. maddede belirtilen fiil veya davranışlarda bulunduklarının, görevlerini kanuni gereklere uygun veya tarafsızlıkla yapmadıklarının, taraflardan birinin zararına yol açacak ihmalde veya kusurlu hareketlerde bulunduklarının tespiti halinde haklarında ilgili mevzuatları gereğince disiplin cezası uygulanır. Yani önce disiplin cezasını öngörüyor aslında 60. madde. Ayrıca fiil ve davranışların özelliğine göre de haklarında ceza kovuşturması da yapılır, diyor.

Mustafa Karaoğlu Müdafii

Şimdi bilirkişi raporlarında aslında "Bu ihalelerde fesat vardır." demiyor. Yani bu ortaya çıkıyor. Sadece rekabet ilkesi ihlal edilmiş, diyor. Bu da yoruma dayalı bir değerlendirme ve "Sorumlular da bunlar olabilir." diyor. Az önce müvekkilim de izah etti, kimseyi de tabii zan altında bırakmayalım ama bunlardan, bu arkadaşlardan bazıları sanık da değil. Yani tutuklu da değil, olmasınlar da zaten çünkü bu ihalelerde fesat yok. Birazdan fesat olmadığını da ispatlayacağım. Biz de bu ihaledeki fesat iddiasını nerede göreceğiz? İddianamede göreceğiz diye düşündük. İkinci görseli açalım. Bu da iddianamedeki yer. İddianamede de bu saydığım seçimlik hareketlerden hangisinin müvekkil tarafından gerçekleştirildiği ile ilgili hiçbir iddia yok. Sadece , , ve 'nu seçmiş ve yine sadece rekabet ilkesinin ihlal edildiğine dair bir değerlendirme, bilirkişi raporunun aynısını almış. Kopyala yapıştır, kopyala yapıştır. Yanlışlıklar da herhalde o yüzden olabilir diye düşünüyorum.

Mustafa Karaoğlu Müdafii

İddianamede bize bu ihalelerde neden fesat olduğunu, nasıl bu ihaleye fesat karıştırıldığını anlatmıyor. Neden anlatmıyor? Çünkü bu ihalelerde fesat yok. O yüzden anlatamıyor. Bunu aslında ben değil, avukat Erçağ değil, iddianame söylüyor. Yani bir kimseyi de zan altında bırakmadan, raporda sorumlu olarak gösterilen bazı kişilerin sanık bile olmadığını zaten söyledim. Sadece teknik ve idari şartname yazdığı için suç oluşmuş olabilir deniyor. Bunu kabul etmek de mümkün değil. Yargıtay kararları 235. maddede sayılan fiillerin dışına çıkılmasının kanunilik ilkesine aykırı olduğunu ve bu nedenle suçun unsurlarının dar yorumlanması gerektiğini belirtiyor. Sadece teknik ve idari şartnamede imzası bulunan kişinin bu fiillerin dışında kalması halinde suçun faili olarak kabul edilmesi mümkün değil.

Mustafa Karaoğlu Müdafii

Rekabet ilkesinin ihlal edildiğine dair rapor bulunması, bu durumun doğrudan ihaleye fesat karıştırma suçunu oluşturmadığı, ancak ihale sürecinde usulsüzlük veya mevzuata aykırılık olarak değerlendirilebileceği anlaşılmaktadır. Biz açıkçası bunu da kabul etmiyoruz. 235. maddenin kapsamı dışında kalan bu tür ihlaller, idari yaptırımlar veya başka hukuki süreçler kapsamında ele alınabilir. Ceza hukukunun bu kapsamda son çare olması ilkesi var. Eylemi cezalandırmak için belli kriminal kriterlerin olması gerektiğini ifade ediyor. Öncelikle eylem bir değer taşımalı, toplumsal ve kişisel menfaat ve değerleri ihlal veya tehdit etmelidir. Eylemin ihlal edildiği değerleri korumak ancak ve ancak cezalandırma yoluyla mümkün olabilir. Başka bir yol ile önlem alınabiliyorsa ceza hukukuna yönelinmemeli.

Mustafa Karaoğlu Müdafii

İdare mahkemesinde daha önce itiraz, şikâyet gibi yollara gidilmemiş. Yani bu ihaleler ile katılan istekliler tarafından veya katıldığı, katılması engellenen, engellendiğini iddia eden herhangi bir istekli de yok. Bu kişiler tarafından herhangi bir başvuru yapılmamış, idare mahkemesinde iptal davası açılmamış. Hukukun, yani ihale hukukunun kendi çizgisi içerisinde isteklilerin itirazı, başvurusu ya da bir davası yok. Bu ihalelerde usulsüzlük ya da yolsuzluk olmadığı ortada. Bilirkişi raporundaki rekabet ilkesi ihlalleri gerçekten söz konusu olsaydı isteklilerin hukukun kendi çizgisi içerisinde bu başvuruları yapardı diye düşünüyorum. İhaleye girecek kişiler arasında rekabet idare tarafından sağlanmalı, doğru. İhalenin bırakılacağı teklif sahibi ile imzalanacak sözleşmenin usul ve şartlarının önceden belirlenmesi de zorunlu. Yani aslında önceden belirlenmiş sözleşme şartları varken iddianamede az sayıda isteklinin bulunmasının ihaleye fesat suçunu oluşturacağına dair yaklaşımı kabul etmiyoruz.

Mustafa Karaoğlu Müdafii

Saydamlık, rekabet gibi ilkeler yorum ilkeleridir. Belirli kişi raporunda hangi yaklaşımla yorum yapıldığı sorgulanmalıdır. Rekabet ilkesinin birden fazla parametresi var. Tek koşul fazla isteklilerin katılması değil. İhalenin teknik şartname ve idari şartnamelerde ayrıntılı ve açıklayıcı olarak tanzim edildiği de ortadadır. Zaten EKAP uygulaması tüm yönüyle buna izin vermekte. Tek başına sınırlayıcı ve keyfi olarak istekli veya teklif seçilebilecek bir şekilde şartname yazımı EKAP sistemi karşısında imkansız. Yargıtay 5. Ceza Dairesi fesat karıştırma eyleminin tamamlanabilmesi için memurun irtikap etmesi yani bu eylem nedeniyle menfaat elde etmesi gerekir diyor. Yargıtay kamu görevlisinin haksız menfaat elde etmesi gerektiği, aksi halde suçun maddi unsurunun oluşmayacağını ifade ediyor, diyor. Müvekkilimin herhangi bir menfaat elde etmediği zaten iddianamede yok. Hileli hareket ile seçimlik eylemler arasındaki illiyet bağı kurulmuş olması gerekir. Failin icra ettiği hileli hareket nedensel olarak seçimlik hareketlerden birisine yol açmalıdır. Aksi halde suçun maddi unsuru gerçekleşmez.

Mustafa Karaoğlu Müdafii

Yargıtay, ihale komisyonu tarafından verilen kararlarda mevzuat ve şartname dışında ayrıca ihale kurumu kurulu kararlarının da dikkate alınması gerektiği, ihalenin hukuka uygun olup olmadığı yolunda ayrıntılı inceleme yapması gerektiğini işaret etmekte. Ancak bilirkişi raporlarında böyle bir değerlendirme yapılmamış. Yani sadece kanun maddeleri sayılmış alt alta ve rekabet ilkesi ihlal edilmiştir denmiş. Başka da bir şey denmemiş. Sonuç olarak sadece teknik ve idari şartnamede imzası bulunan ve başkaca delil bulunmayan müvekkilimin 235 kapsamında cezalandırılması hukuken mümkün değildir. Bu suçun oluşabilmesi için madde madde metninde sayılan seçimlik hareketlerden birinin gerçekleşmesi gerekmektedir. Sadece teknik şartname hazırlama faaliyetinin tek başına suç teşkil etmediği ortadadır. Kabul anlamına gelmemekle beraber sayın başkanım, ihale süreçlerinde yaşanan her aksaklığın, teknik hatanın veya mevzuat yorumlama farkının otomatik olarak ihaleye fesat karıştırma suçu kapsamında değerlendirilmesi hukuken mümkün değildir. Eğer kasıt taşımayan her usulsüzlük ceza yargılamasına konu edilseydi, bu ağır sorumluluk altında görevlerini üstlenecek kamu görevlisi bulmak imkansız hale gelir ve kamu hizmetleri tamamen kilitlenirdi. Burada bu dava özelinde bu şekilde raporlar ile bu yargılamanın ve tutuklamaların olması artık kamu çalışanlarının da bu mevzuat alanında çalışmaktan imtina etmelerine, bu kadar değerli kamu görevlilerinin artık çekinmelerine neden oluyor.

Mustafa Karaoğlu Müdafii

İddianameye konu ihalelerin, burasını da önemli görüyorum, Kültür A.Ş. ve Medya A.Ş. gibi isteklilerin üzerinde bırakıldığı iddiası var. Bu iştirak şirketlerinin neden kurulduğunu konuşmamız gerektiği düşünüyorum. Belediye iştirak şirketleri yerel ihtiyaçların karşılanmasında kamu bürokrasisinin getirdiği hantallığı aşmak, hizmet sunumunda özel sektör esnekliği, hızı ve uzmanlığından yararlanmak amacıyla kurulmuş iktisadi oluşumlar. Bu şirketlerin belediye idareleri tarafından açılan ihalelere katılmalarının temel gerekçesi ise kamusal kaynakların yine kamu yararına belediye bünyesinde kalmasını sağlamak, hizmet maliyetlerini düşürerek tasarruf elde etmek ve kamu konusu işlerin kamu güvencesi altında kesintisiz ve yüksek kalitede yürütülmesini temin etmektir. Bilirkişi raporunda bu iştirakler ile karşılıklı olarak hangi ihalelerde bu iştiraklerle hangi istekli firmaların yarışacağını, yarışabileceğini, piyasada hangi isteklilerin bu ihalelere katılabileceğinin de bildirilmesini beklerdik. 16 milyon İstanbullunun ihtiyaçlarını karşılayacak kadar kaç tane yüksek bütçeli, vizyonlu, kaliteli istekli firma olduğunu da bildirilmesini ve bu kapsamda bir değerlendirme yapılmasını beklerdik. Bu değerlendirme ışığında müvekkilin sadece teknik ve idari şartnamede imzasının bulunması ve başka delil olmaması halinde atılı suçlardan cezalandırılması kanunen mümkün görünmüyor.

Mustafa Karaoğlu Müdafii

Eylemlerle ilgili olarak sayın başkanım, ihalelerle ilgili teknik bilgi gerektirdiği için müvekkilim önemli ve ayrıntılı açıklamalar yaptı. Ben de bazı yerlere değineceğim. Söz konusu ihale sürecinde İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin geçmişten gelen yerleşik ve kurumsal uygulamalarını aynen sürdürmüştür. Geçmiş yıllardaki ihaleler ile teknik ve idari şartnameler incelendiğinde işin kısmi teklife açılmadığı, mal ve hizmet alımının birlikte yapıldığı da net bir şekilde görülecektir. İhale dokümanlarında esasa ilişkin kapsamlı bir değişiklik yapılmamış, yalnızca güncel mevzuata ve değişen ihtiyaçlara uyum sağlamak amacıyla şartnameler üzerinde küçük ekleme ve çıkarmalarla sınırlı zorunlu güncellemeler yapılmıştır. Müvekkilim de özetleyen açıklamalar yaptı. Örneğin farklı hizmetlerin tek ihalede toplandığı iddiası var. Bilirkişi raporlarında farklı nitelikteki hizmetlerin tek ihalede toplandığı iddia edilmiş; ancak söz konusu ihaleler organizasyon ve tanıtım hizmetlerine ilişkindir. Bir organizasyonun gerçekleşmesi için: sahne kurulumu, ses, ışık sistemleri, görüntü sistemleri, çadır ve ekipmanlar, tanıtım materyalleri, baskılı ürünler gibi unsurlar birbirini tamamlayan parçalardır. Bu unsurların ayrı ayrı ihale edilmesi halinde organizasyonun bütünlüğü bozulur, koordinasyon ve senkronizasyon sağlanamaz, işlerin zamanında tamamlanması da zorlaşır. Ancak ayrıca kamu ihale mevzuatında bu tür hizmetlerin mutlaka ayrı ayrı ihale edilmesi gerektiğine dair bir zorunluluk bulunmamaktadır. Şöyle özetlemek istiyorum aslında; bilirkişi sahne kurulumunun tüm parçalarını, sahnenin üzerindeki aparatların mikrofonunu, ses sistemini ayrı ayrı ihale etmeniz gerekirdi diye rekabet ilkesinin ihlal edildiğinden bahsetmiş. Bu hayatın olağan akışına da uymuyor, hayatın olmayan akışına da uymuyor.

Mustafa Karaoğlu Müdafii

Yapılacak etkinliğin ya da hizmet tanıtımının İstanbul halkına da duyurulması gerekmekte. Bu tanıtım ve duyurunun yapılması için de tanıtım malzemeleri ve hizmetlerine ihtiyaç duyulur. Yukarıda saydığım bir organizasyonun bütününü oluşturan malzeme veya iş kalemlerinin ayrı ayrı çıkılması konusunda kanunen bir zorunluluk olmadığı gibi, işin ayrılması durumunda yapılacak organizasyonda da senkronizasyon yani bütünlük bozulacağı için işin yapılması ve zamanında yetiştirilmesi sağlanamayacaktır. Yine farklı mal ve hizmeti ayrı ayrı farklı sunuculardan almayarak maliyetin arttırıldığı iddiası da gerçeği yansıtmamaktadır. Şöyle ki; zaten hepimiz aslında böyle yapıyoruz, yapıyoruzdur. Çok sayıda mal alacağımız zaman aynı yerden toptan aldığımızda birim fiyatı olarak çok daha uyguna alıyoruz. Biz ofisimize A4 kağıtları alıyoruz, tükenmez kalemler alıyoruz. Onları toptan aldığımız zaman birim fiyatı daha ucuza denk geliyor. Söz konusu ihalelerde de aslında kamu yararı gözetilerek bu husus dikkate alınarak bu ihaleler hazırlanmış.

Mustafa Karaoğlu Müdafii

Mal ve hizmet alımlarının birlikte ihale edildiği iddiası var. Bilirkişi raporunda bazı kalemlerin mal niteliğinde olduğu belirtilmiş; ancak söz konusu kalemler ikram ürünleri, promosyon ürünleri, tanıtım materyalleri olup organizasyon sırasında vatandaşlara dağıtılan unsurlar. Dolayısıyla bu kalemler organizasyon hizmetinin doğrudan parçasıdır ve doğal bağlantı içindedir. Etkinlik ve organizasyonlarda vatandaşlara dağıtılan malzemelerdir. Etkinlik gerçekleştiği anda bu ikram malzemeleri ve tanıtım materyalleri dağıtılır. Bu sebeple aralarında kabul edilebilir bir bağlantı vardır. Ayrıca bu malzemeler farklı farklı yüklenicilere ihale edildiğinde temin zamanları aynı anda gerçekleşmeyebilir. Dolayısıyla organizasyonun yapılmasında çeşitli aksaklıklar ve eksiklikler ortaya çıkar. Bu saymış olduğumuz mal kalemleri yapılan etkinlik ve organizasyonlarda kabul edilebilir, kabul edilebilir bir şekilde bağlantılıdır. Kısmi teklife kapalı olması iddiası; Kamu İhale Kanunu'nda ihalelerde kısmi teklif verilmesine izin verilip verilmeyeceği idarenin takdir yetkisindedir. Dolayısıyla bu durum rekabeti engelleyen bir işlem değildir. Bu ihalelerde kısmi teklif verilmemesinin sebebi organizasyon hizmetinin bütünlüğünü korumaktır.

Mustafa Karaoğlu Müdafii

Kamu İhale Kanunu'nun 27'nci maddesi uyarınca ihalelerde kısmi teklif verilip verilmeyeceğinin idari şartnamede belirlenmesi zorunludur. Ancak Kamu İhale Kanunu'nda idarelerin hizmet alımı ihalelerini kısmi teklife açmalarının zorunlu olduğu veya hangi durumda kısmi teklife açılması gerektiğine ilişkin bir hüküm bulunmamaktadır. Dolayısıyla ihalelerde kısmi teklif verilmesine izin verilip verilmeyeceği noktasında idarenin takdir yetkisi bulunmakta olup, söz konusu yetki anılan kanunun 5'inci maddesinde düzenlenen temel ilkelere uygun olarak düzenlenmiştir. Ayrıca Danıştay 13'üncü Dairesi'nin 2020'ye 1251 Esas sayılı, 2021 tarihli kararında; ihalelerde kısmi teklif verilmesine izin verilip verilmeyeceği noktasında idarenin takdir yetkisinin Kamu İhale Kanunu'nun 5'inci maddesine uygun olarak kullanılması gerektiğini bildirmiştir. Bilirkişi raporlarında da bu saydığım detayların kapsamında hiçbir teknik ve kanuni değerlendirme de yapılmamış, inceleme de... İnceleme fırsatınız olduysa siz de bunu bu şekilde değerlendirmişsinizdir.

Mustafa Karaoğlu Müdafii

Yine bilirkişi raporlarında kamu ihale tebliğini... Bunu önemli görüyorum Sayın Başkanım. Kamu İhale Genel Tebliği'nin 17.7.1.1.4 maddesi varmış. Bu maddesi uyarınca kısmi teklife kapalı olma halinin rekabeti engelleyici bir düzenleme olduğu bildirilmişse de kesinlikle rekabeti engelleyici bir düzenleme değildir. Şöyle, o genel tebliğ maddesini aynen okuyorum. Nasıl okuyalım? "İdarede kurdukları veya ortak oldukları şirketler o idarelerin ihalelerine katılabilecektir. Ancak bu durumda idareler, ihale konusu işin niteliğini dikkate alarak ihaleyi kısmi teklife açmak, yeterlilik kriterlerini ihaleye katılımı artıracak şekilde belirlemek ve rekabeti artırıcı düzenlemeler yapmak zorundadır." Şimdi idare olarak işin nitelikleri göz önüne alınarak kısmi teklife açılmamış; kısmi teklife bu yüzden açılmamış. Yapılan etkinlik ve organizasyon bütünselliği bozulmadan ve eksiklik meydana gelmemesi için kısmi teklife açık... Yine söz konusu ihaleler sadece idare iştiraklerinin değil, tüm isteklilerin katılacağı şekilde hazırlanmıştır. Yani Kamu İhale Kanunu'nun 19. maddesine göre bir ihale düzenleniyor.

Mustafa Karaoğlu Müdafii

Kamu İhale Kanunu Genel Tebliği de "Eğer iştirak şirketi buraya katılacaksa sen kısmi teklife açmak zorundasın" diyor. Ama 19. maddeye göre açık ihale usulünde, iştirak şirketlerinin katılıp katılmayacağına dair ihaleyi hazırlayan idarenin herhangi bir yetkilendirmesi yok. Yani EKAP'a ihale dokümanlarını yüklerken iştirak şirketlerinin de katılıp katılmayacağını bilmiyorlar. Yani aslında burada tebliğde bir sıkıntı var; bilirkişiler de bunu biliyorlardır muhakkak. Ama bunu kötü niyetle kullandıklarını düşünüyorum ben. Bilirkişiler tamamen kötü niyetle ve varsayıma dayalı olarak burada bir öngörü ve bilirlik varmış gibi değerlendirme yapmışlar. Yani iştirak şirketlerinin katılacağını biliyormuş gibi değerlendirme yapmışlar. Yine tebliğler düzenleyici kurallardır; bu hükme aykırı olması nedeniyle atılı suçların işlendiği iddiasını kesin bir dille reddediyoruz.

Mustafa Karaoğlu Müdafii

Benzer iş tanımıyla rekabetin engellendiği iddiası var. Piyasada organizasyon işi yapan firmalar genelde saha organizasyonu ve yapılan organizasyonun tanıtımını yaparlar. Benzer iş tanımı zaten sektörde faaliyet gösteren firmaların doğal faaliyet alanlarını kapsamaktadır. Benzer iş tanımında; "organizasyonlardan birini ya da birkaçını gerçekleştirmiş olmak" şeklindeki tanımdan, ihaleye katılım için organizasyonlardan birini yapması bile yeterli görülmüş ve isteklilerin yoğun katılımı hedeflenmiştir. Rekabeti engelleyici nitelikte olan benzer iş tanımına, önceki dönemdeki benzer iş tanımlarından bir örnek vermek istiyorum. USB'de görsel... 3 numaralı görseli açabilir miyiz arkadaşlar? EKAP 3'ü açabilir misiniz? Şimdi bu, 2018 yılında yine İstanbul genelinde muhtelif organizasyonlar ile tanıtım, duyuru çalışmaları ve baskılı işlerin hizmet alım işi idaresidir. Yani 2019'dan önceki dönemde yapılmış, aynı bu iddianame kapsamında müvekkilimin yargılandığı ihalelerle ilgili olarak aynıdır. Şimdi bu altında, en altına inebilir miyiz 3. sayfasında? Burada bir benzer iş tanımı var, 4.4.1 diyor: "Ulusal ve/veya uluslararası nitelikte konferans, seminer, sempozyum, kongre, kutlama organizasyonu, açılış organizasyonu, yıl dönümü organizasyonu, sergi organizasyonu, fuar organizasyonu gerçekleştirmiş olmak ve organizasyonun tanıtım ve duyuru çalışmaları için açık hava reklamcılığı, matbaa ve promosyon işlerini yapmış olmak" kabul edilmiştir. Bu ihalede benzer iş tanımı bu şekilde.

Mustafa Karaoğlu Müdafii

Suça konu iddianamedeki ihalelerde ise; ulusal ve uluslararası nitelikte konferans, seminer, sempozyum, kongre, kutlama organizasyonu, sergi organizasyonu, fuar organizasyonu gibi organizasyonların herhangi birinin ya da birkaçının veya tamamını gerçekleştirmiş olmak benzer iş tanımı olarak tanımlanmış. Yani aslında 2019 sonrası düzenlenen ihalelerdeki benzer iş tanımı daha kapsayıcı. Yani 2019'dan önceki dönemdeki benzer iş tanımı rekabeti daha fazla ihlal ediyor. Yine konusu açılmışken söyleyeyim; bu ihale hemen açıkken, bu ihale de kısmi teklife kapalı. Kaç numarada olduğunu göremiyorum ama… 9 numarada yazıyor. Bu ihale işi tamamı için teklif verilecektir. Benzer iş tanımı aynı, kısmi teklife kapalı olması aynı, mal ve hizmet alımının beraber ihale edilmesi aynı, eleştirilebilecek şeyler eminim ki bu ihalelerde de vardır sayın başkanım. Bu ihalenin isteklilerinden sizce kim kazanmıştır? Tahmini olan var mı? Evet, Kültür A.Ş. kazanmış. Bunu da görsel 4'ü açarsak, görebiliriz. Kültür A.Ş. kazanmış. Yani az önce de anlattığım gibi Kültür A.Ş.'nin iştirak şirketlerinin kuruluş amacı zaten bu ihalelere katılmak ve kazanmak. Eğer bu ihalelere katılmasaydı veya bu ihaleleri kazanamamış olsaydı zaten problem olurdu diye düşünüyorum. Yine görsel 3'ten devam edelim.

Mustafa Karaoğlu Müdafii

Bu da 2017'ye 611.987 ihale kayıt numaralı bir ihaleye ilişkin bir görsel. Yine 3. sayfasını açabilirsek, burada da yine aynı kısmi teklife kapalı, benzer iş tanımı var ve 2019 sonrası döneme ilişkin olarak daha dar yorumlanacak bir benzer iş tanımı var. Ve bu ihaleyi kim kazanmış? Yine Kültür A.Ş. kazanmış. Yani iddianamede bilerek ve isteyerek Kültür A.Ş.'ye kazandırıldığı noktasındaki iddialar var, hâlbuki daha önceki dönemlerde de her zaman Kültür A.Ş. kazanmış. Sayın başkanım, eylem 105 açısından müvekkilimin herhangi bir sorumluluğu yok. Bu ihale, müvekkilin görev yaptığı müdürlük tarafından yapılmamış. Bilirkişi raporunda da ihale onay belgesini imzalayan kişiler, şartnameyi hazırlayanlar, ihale komisyon üyeleri farklı kişilerdir. Eyleme konu ihale, 2024'e 172.8736 ihale kayıt numaralı Kültür Daire Başkanlığı ihalesi. Müvekkil daha önce bu idari işte görev yapmamış. Doğru mu? Doğru.

Mustafa Karaoğlu Müdafii

Dolayısıyla müvekkilin herhangi bir sorumluluğu da bulunmamaktadır. Hatta bilirkişi raporunda da müvekkilin bu ihaleden doğan bir sorumluluğundan bahsedilmemiş. Artık sehven mi diyelim, yanlışlıkla mı diyelim, kopyala yapıştır mı diyelim bilmiyorum ama 30 yıllık bir devlet memurunun da yanlışlıkla cezalandırılmasının talep edilmesi gerçekten üzücü. Eylem 89 ve 106'da bu ihalelerde yalnızca ihale komisyon üyesi. İhale komisyon üyesinin görevleri; teklifleri açmak, teklifleri almak, belgeleri kontrol etmek, değerlendirme yapmak ve ihale kararını oluşturmakla sınırlı. Yani benzer iş tanımını hazırlamak ya da kısmi teklife kapatmak gibi yetkileri de yok. İhalenin kapsamının belirlenmesi veya kısmi teklife açılması gibi konular komisyon üyelerinin sorumluluk alanında değil. Eylem 87 ve 92 ile ilgili olarak da bu ihaleler birbirinin devamı niteliğindedir. İlk ihalede planlanan hizmet süresi dolmadan bitmiş, hizmetin kesintiye uğramaması için yeniden bir ihale yapılmıştır. Dolayısıyla burada ihale bedelinin yükseltilmesi gibi bir durum söz konusu değildir. Tam tersi kamu yararı gözetildi.

Mustafa Karaoğlu Müdafii

Eylem 107, 21B pazarlık usulü ihalesi şeklinde yapılmış. Bilirkişiler bu ihaleyi açık ihale usulü gibi değerlendirmişler ve rekabetin kısıtlandığı sonucuna ulaşmışlar sayın başkanım. Oysaki 21B usulünde ihale süreci ve katılım şartları çok farklı. Örneğin eylem 107'ye ilişkin raporun 59. sayfasında aynen şöyle diyor: "Bu nedenle ihalenin idari şartnamesinde belirtilen ve yukarıda örnek olan sayılan mal niteliğindeki kalemlerin hizmet alım ihalesine konu edilmesiyle kanunla koyulan bu kurala uyulmadığı ve dolayısıyla rekabetin sağlanmasını engel olunduğu, ihaleye katılımı da azalttığı düşünülmektedir." denmiş. Kamu İhale Kanunu'ndaki 21B pazarlık usulü ihale yöntemine göre burada katılımı azaltacak bir uygulamadan söz edilemez. Kesinlikle mevzuatın kabul edileceği bir eleştiri değil. Geçmiş yıllardaki ihaleler ile teknik ve idari şartnameler incelendiğinde işin kısmi teklife açılmadığı, mal ve hizmet alımının birlikte yapıldığı da net bir şekilde görülecektir. İhale dokümanlarında esasa ilişkin kapsamlı bir değişiklik yapılmadığını da belirtmiştik.

Mustafa Karaoğlu Müdafii

Bilirkişi raporlarında benzer iş tanımının kanuna aykırı olduğu söylenmiş. Ancak İBB bünyesinde gerçekten de gelenekselleşmiş ki ihale hukukunda buna mutat hale gelmiş deniyormuş, mutat hale gelmiş uygulamalar tarihe veya belediyenin hangi partide olduğuna bakılmaksızın kullanılıyor. Bir idarenin yaptığı tüm ihalelerde fesat karıştırmış olması yani az önceki görsellerde 2019 önceki ihalelere ilişkin olarak bildiğimiz kadarıyla o ihalelerde bir fesat yok. Nasıl o ihalelerde bir fesat yoksa atılı suça ilişkin ihalelerde de bir fesat yok demek ki. Eğer bu ihalelerde varsa bu o ihalelerde de vardır, eski dönem ihalelerde de fesat vardır gibi bir gerçeklikle bizi karşılıyorsa bu da son derece saçma. Bir müdürlüğün, bir idarenin sürekli yaptığı ihalelerde fesat olması çok doğru değil.

Mustafa Karaoğlu Müdafii

Sayın Başkanım, tahliye talebine geçiyorum. Tabii ki kabul anlamına gelmemekle beraber atılı suçlara ilişkin olarak zincirleme suç hükümlerini uygulama ihtimaliniz var. Tek bir idari süreç ve görev alanı dahilinde gerçekleştirildiği ileri sürülen altı farklı eylemin Ceza Kanunu'nun 43'üncü maddesinde düzenlenen zincirleme suç hükümleri uyarınca değerlendirilmesi gerekir. Yine iddianamede müvekkil kamu zararından da sorumlu tutulmamış, bunu da çok önemli görüyorum. Cezaevinde geçirdiği bir yılı aşkın 380 gün sürenin de bu bakımdan göz önünde bulundurularak tahliyesine karar verilmesi gerektiğini düşünüyorum. Bu ihalelerde fesat olmadığını da Sayın Başkanım tüm yönleriyle izah etmeye çalıştım. Yapılacak yargılama sonunda müvekkilin tüm eylemler yönünden ayrı ayrı beraatine karar verilmesi gerekmektedir.

Mustafa Karaoğlu Müdafii

Kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren hiçbir delil yok. Ayrıca CMK 100'üncü maddeye göre kaçma şüphesini gösterir somut bir delil olması gerekir. Kaçma şüphesini gösterir somut bir delil de dosyada yok. Hatta Sayın Başkanım kaçma şüphesi olmadığına dair somut bir delil var. İBB'ye yönelik operasyonlar başladıktan sonra tüm izinler iptal edilmiş İBB bünyesinde. O tarihlerde de müvekkil ve eşi bir seyahat acentesinden aldıkları bir turla yurt dışı turlar, onu iptal ediyorlar. Hatta tura gidemedikleri için ödedikleri ücreti de iade talepleri var ve hatta iade de alamıyorlar. Yeşil pasaportu olan birinin bunu tercih etmemesinin yani kaçacak saklanacak bir irade sergilemediğinin somut bir şekilde gösterdiğini düşünüyorum.

Mustafa Karaoğlu Müdafii

Burada bir başlıkta müvekkilin eşi Songül Hanım'a ben ayırmak istiyorum. Kendisi her duruşma günü buraya geldi Sayın Başkanım. Bir anlığına dahi olsa eşimi görebilir miyim acaba diye hiçbir fırsatı kaçırmadı. Kendisi özel bir firmada çalışıyor. Çalışmasına rağmen her duruşma günü mesai saatinden önce kendi iş yerinden ayrılıp buraya geldi. Bazen dönüş yolunda ben kendisini bıraktım, bazen kendisini otogardan aldım. Ancak bu uzun tutukluluk halinin devam etmesi Songül Hanım'ın iş kariyerini de zora sokacak gibi duruyor. Müvekkili tahliye etmeniz bu yönüyle de çok hayırlı olacak. Zira yakın zamanda artık Songül Hanım'ı işten kovabilirler.

Mustafa Karaoğlu Müdafii

Sayın Başkanım müvekkilin lekelenmeme hakkı da son derece ihlal edilmiştir. Biz şu an burada çok sanıklı çok yoğun bir dosyada olduğumuzu ve dinlenme sıramızın da üç aydır gelmediğini bilmiyoruz. Üç aydır gelmedi ve o yüzden tahliye olamadığımızı da biliyoruz aslında. Ama dışarıdaki insanlar bu uzun tutukluluklar nedeniyle acaba Mustafa Müdür bu kadar temiz bir geçmişe sahip olmasına rağmen acaba bu suçu işlemiş olabilir mi diye düşünebilir. Daha da kötüsü Mustafa Müdür gibi temiz ve titiz, detaylı çalışan birinin bile başına bu geldiyse ben asla ihale komisyonlarında görev almayayım, bu sorumlulukları almayayım diye düşünebilirler ki en kötüsü bu. Sırf bu sebeple bile müvekkilin tahliyesine karar verilmesi gerekiyor.

Mustafa Karaoğlu Müdafii

Tutukluluğun devamı için delilleri karartma ihtimalinin de mevcut olması gerekiyor. Dosya kapsamında delilleri karartma ihtimali yok. Dosya kapsamındaki deliller tümü müvekkil nazara alındığında tamamı ihale dosyaları zaten. Dosyaların asılları daha savcılık aşamasındayken toplanmış. Ayrıca dosya örnekleri de belediye arşivinde PDF halinde yer alıyor. Sabit ikametgahı da bulunup kaçme şüphesi de olmadığını izah etmiştim.

Mustafa Karaoğlu Müdafii

Yine aslında bunu söylemeyecektim ama bir örgütlü suçlardan tutuklanan sanıklar hakkında meslektaşlarım da bazı açıklamalar yaptı. Müvekkilim de aslında örgütlü bir suçtan ötürü tutuklanmıştı, tutuklanmıştı ama o tutuklandığı dosyadan takipsizlik kararı ya da bir tahliye kararı gelmediği için halen cezaevinde 10 dakikalık bir telefon hakkı söz konusu. Tutukluluk haline devam kararlarına yaptığımız itirazlarda da bazen yine yanlışlıkla hala örgüt üyeliğinden cezalandırılmasının talep edildiğine göre tahliye edilmediğini görüyoruz. Bu da artık meslektaşlarımdan bir tanesi söyledi, buharlaştı herhalde bu isnatlar dedi. Siz bunu gördünüz bu mağduriyeti zaten, cezaevlerine yazı da yazdınız ama cezaevleri de anladığım kadarıyla savcılıktan gelen tutuklama nedenleriyle bağlı ve oradan bir tahliye gelmedi için sizin müzekkerenize olumlu dönüş yapamadılar. Bu mağduriyetin giderilmesini de aslında giderilmesi için de aslında pek bir şey yapamadığımızı görüyorum. Sırf bu sebeple bile müvekkilin tahliye edilmesi gerekir diye düşünüyorum.

Mustafa Karaoğlu Müdafii

Sayın Başkanım, gözden geçirme duruşmalarından birinde Mustafa Bey yine her zamanki gibi güler yüzüyle bana el salladı, seslendi, "Ya Aytaç Ağabey, benim burada ne işim var? Söyle beni bıraksınlar" dedi. Çok hoşuma gitmişti. Şimdi biliyorsunuz biz müdafiiz, temsilciyiz. Müvekkillerimizin istekleriyle bağlıyız. Son sözü müvekkilimin bu sözleriyle bitirmek istedim. Kendisinin burada olmasını gerektirecek hiçbir şey kalmamıştır, artık savunmasını da vermiştir Sayın Başkanım. Tüm bu nedenlerle müvekkilimin derhal tahliyesine, yapılacak yargılama sonunda da beraat kararı verilmesini saygılarımla talep ederim.

Mustafa Karaoğlu Müdafii

Bu analiz yapay zeka değerlendirmesine dayanmaktadır. Hatalar veya yanlış bilgiler içerebilir.