Müvekkil zaten olayla doğru dürüst bir ilgisi olmamasını gayet düzgün anlattı. Ben de çok uzatmak istemiyorum, önceki tutukluluk değerlendirmede yaptığım gibi. Şimdi burada bir şehir plancısı; Mimar Sinan Üniversitesi'nden mezun, kendi alanında bir uzmanlaşmaya çalışan genç bir şehir plancısı ve İstanbul Planlama Ajansı'nda (İPA) çalışıyor. Ağırlıklı olarak görsel tasarım üzerine uzmanlaşmış bir vaziyette. Şimdi müvekkil burada sizin karşınızda İBB Hanem projesi kapsamında yargılanmakta. İBB Hanem projesi kapsamında kendisinin birtakım özel nitelikli verileri kaydettiği, işlediğinden bahsedilmekte ve akabinde 136. suçlaması da yapılarak yurt dışına da bu verilerin paylaşıldığı iddiası var. Siz dün bahsettiniz; 'Biz Eylem 13'ü hiçbir şekilde anlamlandıramadık, ne oldu ne bitti, bizim en zorlandığımız eylem buydu' diye. Bugün yeterince kişi anlattı Eylem 13'ün ne olduğunu, İBB Hanem'in, İstanbul Senin projelerinin neler olduğundan bahsetti. Anladığınızı düşünüyorum gayet net bir şekilde, burada en son Iraz Hanım'ın anlatımıyla beraber. Ama maalesef ki iddia makamı, yani bu kadar kişiyi sizlerden önce dinlemesine rağmen anlamamış ki İBB Hanem projesiyle ilgili ve İstanbul Senin projesiyle ilgili herhangi bir ayrıma dahi gitmeden -siz burada iki kişiyi dinleyerek, okuyarak zaten anladınız, bunun farkına vardınız-.
Nuri Cem Ceylan Müdafii Av. Cansu Çifçi Savunması
Geçiyorum bu projeleri ayırmayı; bizimle beraber şüpheli olarak alınan ve tutukluluğa sevk edilen kişilerin arasında bir adet bir kişi, hafriyat kamyoncusu vardı. Hafriyatçı adamın -hadi buradaki insanlar yine bürokrat, bir kısmı bilişimci, bir kısmı şehir plancısı, yine en azından bir akademik yeterliliği olabilecek kişiler- veri nedir, ne yapılır, ne edilir, belki bir yorum yapabilecek kişiler... Ama savcılık hiç o kadar anlamamış ki adamı, hadi şüpheli diye aldınız, tutukluluğa sevk etti Sayın Başkan, Sayın Heyet. Ve adam da yüzümüze bakıyordu; 'Ben ilkokul mezunuyum, benim akıllı telefonum dahi yok, benim burada ne işim var, veri nedir?' diyor bana. Dedim ki 'Abi o zaman şey söyle; ne yapacağım, ben hafriyatçıyım, kamyonla mı taşıyorum verileri?' de bir savunma yap dedim. Nitekim öyle bir savunma yaptı, Allah'tan tutuklanmadı; adli kontrolünü aldı geçti. Maalesef ki ama benim müvekkilim için yapmış olduğumuz savunmalar bir işe yaramadı. Kendisinin bir sanırım ki İPA çalışanı olması vesilesiyle burada tutuklu olarak karşınıza yaklaşık 6 aydır bulunmakta. Şimdi ben tek tek 'İBB Hanem şudur, işte İstanbul Senin projesi budur' diye bir ayrıma girmek istemiyorum ama çok ufak da olsa yine İBB Hanem ile ilgili bir iki bir şey söyleme gereği duyuyorum. Şimdi İBB Hanem projesi kurum içi bir proje olduğundan bahsedildi. Neydi bu? İşte belediye imkanlarından faydalanan kişilerin hangi ihtiyacı var, hangi projeleri kullanıyor, nelerden faydalanıyor; mükerrer yardıma düşülmemesi, mükerrer olaylara girilmemesi veyahut da eksik bir şey olmaması diye tamamıyla kurum çalışanları içerisinde uygulanması, kullanılması beklenen bir proje. Ve 2024 faaliyet raporunda zaten bahsedilmiş, eklerin içerisinde bahsedilmiş burada İBB Hanem diye. Ama Iraz Hanım'ın da ve diğer sanıkların da bahsettiği üzere yaklaşık 3 ay gibi bir süre konuşulmuş, hiçbir şekilde uygulamaya geçirilmemiş. Nitekim doğru düzgün bir çalışanı da, doğru düzgün bir şekilde projeyi gören kişi de bulunmamakta. En çok bilgili olan burada , gayet de düzgün bir şekilde anlattı.
Bu İBB Hanem projesine baktığımızda, benim müvekkilim , herhangi bir yazılımla, veriyle ilgisi olmamasına rağmen burada tamamıyla kendisine bir görsel tasarım açısından yorumda bulunması amacıyla bir kullanıcı adı tahsis edilmiş ve bunun da 'test kullanıcısı' olarak bahsedilmiş. Şimdi iddianamede gözüken -siz de yine internetin de uzmanı olduğu bu tarz görsel tasarımlardan bahsederek ufak bir faydalandık- şimdi iddianamede bir tane Şekil 15'imiz var; burada test kullanıcıların adı yazıyor vesaire. Benim müvekkilim şurada alt kısımda yazıyor. Şimdi 'ın kullanıcısı ne? '2' kullanıcısı, test kullanıcısı. Bu USOM raporunda da bu şekilde bahsediliyor, bu şekilde de belirtti. Şimdi bu İBB Hanem projesi İPA'dan güya çıkmış ya; İPA'dan da değil aslında sonradan araştırdığımız kadarıyla. Sosyal Hizmetler tarafından düşünülmüş, İPA tarafından da bir şekilde destek verilmiş bir proje. Her neyse, yine İPA'nın bile saysak dahi Sayın Başkan, Sayın Heyet; şimdi İPA'nın ilk çalışanı kim burada? . ne zaman girmiş? 13.11.2023. E benim Nuri Cem ne zaman girmiş? Bakıyoruz; 23.11.2023. Yani kendisinin de bahsettiği gibi bu kişi eğer ki USOM raporunda test kullanıcısı olarak belirtilmesine rağmen, ama iddianamede maalesef -daha doğrusu fezlekede maalesef ki- 'yöneticiymiş' gibi bahsedilmesine rağmen... Şimdi bir yönetici, yapmış olduğu bir projeden dolayı 10 gün sonra mı sisteme girer? 10 gün sonra mı bakıyor? Ve kendisine burada 23.11.2023'te kullanıcı adı tahsis ediliyor. Kendisi yoğunluğundan aslında bakmamış, onu da söylemeyi unuttum, ben bahsedeyim kendisinden; 27.11.2023'te, 4 gün sonra falan sisteme girmiş, bakmış yaklaşık 10 dakika 15 dakika. Siz bunların hepsini USOM raporundan da, log kayıtlarından da tek tek alabilirsiniz, bakabilirsiniz. Ne yapmış bu adam? Buraya bir veri işlemiş mi? Ne yapmış? Bu bütün bizim bu fare hareketlerimiz, klavye hareketlerimiz hepsi tek tek log kayıtlarında varken, bunlar tespit edilebiliyorken Nuri Cem'in bu kadar kapsamlı USOM raporunda bundan bahsedilmemesi, fezleke ve ekinde, daha sonrasında iddianameye anlamadığımız bir şekilde -ve kötü niyet isnat etmek istemiyorum ama- maalesef ki sanki yöneticiymiş, oraya gelmiş veri girmiş, bir şey yapmış, bunlar da çok özel nitelikli çok gizli verilermiş gibi izah etmek ve müvekkilimin bu yüzden de 6 aydır tutuklu kalması hukuki bir garabet bence.
Şimdi bu test kullanıcıların içerisinde bakıyoruz; yine 'a atıf yapacağım. 'ın anneannesinden bir farkı yok benim müvekkilim, sadece kendisi bir işte renge bakmış, fonta bakmış. Iraz'ın anneannesi ona da bakmamış Allah'tan, ki dosyada yoksa burada şüpheli de olurdu, sanık da olurdu, tutuklu da olabilirdi; bu denli bir garabetten bahsediyoruz maalesef ki. Şimdi İBB Hanem içerisinde herhangi bir verinin sızmadığı somut tespitliyken ve USOM'la yapılan toplantı tutanağında burada ifadelerde de gördük; eklerde de ondan bahsediliyor toplantı tutanağında. 'Herhangi bir sandık verisi yok, veri sızma yok'. USOM bunu kendi belirtiyor Sayın Başkan, biz bunu söylemiyoruz; toplantı tutanağında sabit. Veri sızıntısı ne zaman oldu? Buna dair bir tespit yok. Hangi veriler sızdı? Buna dair bir tespit yok. Keşke devletimiz her türlü kişisel veriyle ilgili sızıntılarda bu kadar, yani şeyinden de hassasiyetine memnun kaldık keşke her şeyde bu şekilde olsa... Hiç e-Devlet'e, e-Nabız'a falan da girmeyeceğim zaten sizler de biliyorsunuz; panellerde, bizim Telegram panellerinde 14-15 yaşındaki ergenlerin elinde bütün verilerimiz mevcut. Sizin adınızı soyadınızı versem sizin bütün anne baba tarafı, her tarafınız, her kütüğünüz önümüze düşecek maalesef, maalesef. Hiç ona gelmiyorum bile artık, ondan bahsetmeyeceğim. Yemeksepeti uygulamasından bahsedeceğim üç sene öncesinde. Yemeksepeti'ne, hepimizin kullandığı bir uygulama neticede, Yemeksepeti'ne bir hacker saldırısı yapılıyor ve bu hacker saldırısının neticesinde yaklaşık 23 milyon kişinin adı, soyadı, adresi, işte kredi kartı kayıtlıysa kredi kartı, işte telefonu vesaire; hangi şeyleri sipariş etmiş bunlar... Hani en azından şunu da oluşturabiliyor hackerlar: Hangi saat aralıklarında siz daha çok sipariş veriyorsunuz? Bu saat aralıklarında veyahut da hangi günlerde ne zaman evdesiniz, ne zaman değilsiniz bunlar bile tespit edilebiliyor. Bu denli veri sızıntısının olduğu yerde ve Yemeksepeti gibi büyük bir kurumun, bunu USOM'a bildirmesi gerekiyordu. 3 gün sonra falan bildirdi Sayın Başkan. Ne yapıldı biliyor musunuz? Sadece KVK kurumundan Yemeksepeti'ne bir para cezası kesildi. Bir tane Yemeksepeti yetkilisi hakkında adli bir soruşturma başlatılmadı, sadece idari para cezasıyla geçildi ki çok ciddi bir, belki sizlerin de verileri gitti, çok ciddi bir veri sızıntısından bahsediyoruz. E dönüyoruz geliyoruz burada böyle bir veri sızıntısı var mı? Yok. Veri paylaşımı var mı? Yok. E niçin biz burada sanki bir veri paylaşımı yapılmış da sızıntısı olmuş gibi yorumda bulunuyoruz? Burası da çok ayrı bir durum.
Şimdi yine ufak da olsa şuna da değinmek gerekiyor, her ne kadar müvekkilim veri görmese de ben şundan bahsetmeliyim; şunları da zaten size vereceğim mübaşir arkadaş müsait olduğunda gelir alır. Şimdi özel nitelikli veriden bahsediliyor. Ben uzun yıllar KVK danışmanlığı da yaptım, büyük firmalara bu kişisel verilerin çok popüler olduğu dönemde, işte kanun geldiğinde bir uyum çalışması yapmak durumundasınız. Veri nedir? Kişisel veri nedir? Özel nitelikli veriler nelerdir? Bunları tek tek anlatıyorsunuz. Her veri her seferinde özel nitelikli veya da her kişisel veri paylaşılamaz, paylaşılması yasak veya da onay almanız gereken veriler değildir. Şimdi burada güya sandık verisinden bahsediliyor ya, ben tutukluluk değerlendirmede de izah etmiştim, burada diğer arkadaşlar da izah etti, siz de zaten çok iyi biliyorsunuz tekrara girmeye de gerek yok aslında ama sandık verisi dediğimiz şey ne? Bizim zaten seçim zamanlarında muhtarlıklara işte askı süresi var ya; işte Cansu Çiftçi, Büyükçekmece'de 5 no'lu şu okulun 5 no'lu sandığında oy kullanacak. Bu kadar. Şimdi bu kadar kişisel bir veri mi? Hayır. Çünkü hukuki bir amaca hizmet ediyor ve buradan bir menfaat teşkil ediyor kamu. Bunun kullanılmasında, işlenmesinde bir sıkıntı var mı? Yok. Ama Cansu Çiftçi'nin 5 no'lu sandıkta kullanacağı oyun, örnek veriyorum işte Cumhuriyet Halk Partisi'ne gittiğini, Milliyetçi Hareket Partisi'ne verildiği noktasında bir yoruma çıkılacak ekstra bir veri varsa evet bu özel nitelikli bir kişisel veriden bahsedebiliyoruz. Burada tamamıyla ya kişinin rızası ya da hukuki bir menfaatin olduğu veriden işleme için bir rıza var ise, hukuki bir menfaat varsa siz burada usulsüz bir şekilde kişisel veri işleniyor, şu yapılıyor, bu yapılıyor diyemezsiniz.
Burası zaten tamamıyla maalesef ki iddia makamının -şimdi Sayın Savcım belki bana laf edebilir- iddia makamının iddiaları çöküyor burada maalesef. Çünkü kendisi İstanbul Hanem'de, İBB Hanem'de pardon, bir şey bulamadığı için iki uygulamayı, İstanbul Senin ile İBB Hanem projesini iç içe geçirmiş. Zaten bizim sevk yazımızda da siz de gördünüz, tutukluluk değerlendirmede yine söyledim; İstanbul Senin için bu kadar bir alan varken alta da üç satır İBB Hanem'i eklemiş. İBB Hanem'de de bu şekilde kişisel veriler alınıyor, sandık verileri işleniyor, yurt dışına gönderiliyor gibi bir tespit var mı? Yok. USOM raporu var mı; işlenmediğine, sandık verilerinin bu sistemde olmadığına dair? Var. Benim lehime olan deliller varken niçin bu şekilde tekrar ve tekrar İstanbul Senin ile İBB Hanem'i iç içe sokup sanki bir ayrıştırılmasında sıkıntı var, bir büyük olay varmışçasına anlatmakta nasıl bir mantık var, nasıl bir niyet var ben anlamadım. Burada yine İstanbul Senin ile ilgili arkadaşlar konuşacaktır. Burada kullanılan veriler dahi yine şey gibi bir sisteme getirilmeye çalışıyor, sandık verileri de işin içine eklenerek bir gizem yaratılıyor maalesef. Sanki bir seçimin yönlendirilmesiyle ilgili bir süreç var, Cambridge Analytica tarzı bir sanki işlem yapılmış burada; insanların, seçmenlerin işte kullanacağı oylar tespit edilmiş, ona göre hizmet yapılmış veyahut da yönlendirilmişçesine. Böyle bir usul var mı? Buna dair bir şey de yok. Sızıntı olduğu iddia edilen verilerin Dark Web'de zaten hangi tarihlerde satışa açıldığına dair tespitler var mı? Az önce meslektaşlarımız gayet düzgün bir şekilde söyledi, sizler de yeterince anlamışsınızdır.
MDM uzantılı, mdm uzantılı bir klasörden bahsediliyor. Bu klasörün içerisinde neler olduğu; ad soyad, az önce de bahsettiği adres. Zaten belediyenin içerisinde sizler de herhangi bir hangi semtte oturuyorsanız o belediyeye zaten vermekle yükümlü olduğunuz; çünkü bir vergi ödeyeceksiniz, adresinizi bildirmeniz lazım veyahut da zaten siz vermeseniz bile kamu kurumları bunlar, kaymakamlıklar, valilikler tarafından bunlar bildiriliyor. O MDM uzantılı dosyanın içerisinde olan evrakların da bilgilerin de bunlar olduğu da sabitken; MDM de orada nedir? Master Data Management, yani büyük veri dediğimiz şeyden bahsediliyor. Bu büyük verinin içerisinde her türlü veri var. Bu büyük veriden, yani anonim bir veri, yani anonimleştirilmiş bir veriden bahsediyoruz. O büyük verinin içerisinden direkt çektiğim verinin Cansu Çiftçi ile ilgili bütün hayatıyla ilgili olacak verilerden bahsedemeyeceğimize göre; büyük veri olmasına rağmen gayet dar kapsamlı verilerin de kullanıldığı izah edilmesine rağmen bu şekilde tekrardan bir özel nitelikli kişisel verinin paylaşıldığından bahsetmek abesle iştigal. Toparlıyorum burada çünkü müvekkille ilgili aslında çok da bir şey yok. Zaten burada hem söyledi hem söyledi; aslında İPA'nın ve İPA'daki çalışanların, 'ın burada ne tarz bir eylemde bulunduğundan da bahsedildi. Herhangi bir şekilde veri işlemediğini, veriyi görmediğinden bahsedildi. Asıl önemli olan husus bu Sayın Başkan. Benim müvekkilim bir veri görmedi çünkü kendisinin girmiş olduğu panelde, sistemde, test kullanıcısı olarak atandığı sistemde bir veri yok. Veri olmadığı için zaten kendisi adını, soyadını, işte numarasını yazarak 1 2 3 4 5 6 gibi basit bir şifreyle sisteme giriş yapıyor ve bakıyor ki; rengi ne, fontu ne? Bu kadar. 10-15 dakikalık bir yorumdan bahsediyoruz. Hiçbir zaman uygulamaya açılmamış, kullanıma açılmamış bir uygulamadan bahsediyorsak biz burada benim müvekkilim açısından veyahut da diğer aslında buradaki sanıkların da bir veri gördüğünden, bu verileri hukuka aykırı bir şekilde işlediğinden bahsedemeyiz ki bunlar raporla sabit.
Sözün özü, yine bahsettiğimiz üzere -notlarıma tekrar bakayım, daha çok belagattan konuştuğum için müvekkilim de biraz pimpirikli olduğundan "notlarına bak" diye- notlarıma bakarak gidiyorum. Burada tekrar bahsedelim, ha konum verisiyle ilgili şunu söylemişlerdi: Konum verisinin kullanılabilmesi için bu iddianamede isnat edilen husus bu ya, konum verileriyle ilgili diyor. Konum verilerinin kullanılabilmesi için aktif kullanılabilen bir uygulamanın olması gerekiyor. Şimdi aktif bir uygulama var mı? Yok. Kullanıma açık bir uygulama dahi yok. E biz uygulamayı kullanmıyorsak, telefonlarımızda zaten hepimizin kullandığı App'lerde "konum verilerine erişilsin mi?", "bu uygulama sizi takip etsin mi?" diye bildirimler varken e benim olmayan bir uygulama beni nasıl takip edecek? Nasıl bir konumuma ulaşacak? Hiçbir şekilde böyle bir tespit yokken kalkıp da konum verilerinin kullanıldığını iddia etmek yine abesle iştigal. Benim müvekkilim şehir plancısıdır Sayın Başkan, Sayın Heyet. Herhangi bir şekilde kullanıma açılmamış, uygulamaya açılmamış bir uygulamada, İBB Hanem uygulamasında, sadece ve sadece 10 dakikalık bir rengine fontuna, tasarımcı gözüyle bakması rica edilen 10 dakikalık bir bakmasına ki giriş-çıkış tarihleri de burada sabit size verdiğim evrakta da gözüküyor, iddianamede de var; bir veri görmemiş, zaten veri yok, onu da geçiyorum, veri görmemiş, veri işlememiş, herhangi bir veriyi de bir yerde paylaşmamıştır.
TCK 135, 136 kapsamında bir suçlama var. 136'da paylaşımla ilgili bir suçlama. Aynı anda 135 ve 136 müvekkil nezdinde ve aslında diğer sanıklar nezdinde uygulanamaz. Bahsedilen diğer meslektaş da söyledi; zincirleme suç hükümleri belki diğer içtima yapılarak uygulanabilir. Ki burada uygulamaya açılmamış; yani paylaşıma açılmamış, kullanıma açılmamış bir uygulamadan bahsediyorsak bu verinin hiçbir şekilde paylaşımından bahsedemeyiz. Müvekkile isnat edilen tek husus TCK 135 verileri saklama. Veriyi görmüş mü? Hayır. Sakladığına dair bir tespit var mı? Hayır, yok. Ki yapsa dahi geçen sefer de söylediğim üzere 1 ila 3 yıldan bahsediyoruz. Müvekkilim yaklaşık 6 aydır tutuklu. Alt sınırdan bakıyoruz. Yani bu suç kapsamında evet, artık benim müvekkilim. Esra Huri Hanım vardı, o tahliye oldu çok şükür. Benim müvekkilim 6 aydır, 1 senelik suçta yatmakta. Süresi dolmuştur artık. Geldiğimiz aşamada Eylem 13'ün sizler nezdinde de çok net bir şekilde anlaşıldığını, taraflarımızın anlattığından da tahmin ediyorum sizlerden de, sorularınızdan da. Dolayısıyla açıkçası bir sonraki tutukluluk değerlendirmelerini beklemeden; infazlarının dolmuş olması ve Eylem 13'ün yeterince anlaşılmış olması gerekçesiyle de müvekkilimin bihakkın tahliyesini talep ediyorum sayın başkan. Teşekkürler.
Bu analiz yapay zeka değerlendirmesine dayanmaktadır. Hatalar veya yanlış bilgiler içerebilir.