Savunma

Ramazan Gülten Müdafii Av. Enes Hikmet Ermaner Savunması

Müdafi savunması·Ramazan Gülten·18 Haziran 2026 · Kaynak

Sayın Başkan, ben duruşmaya birkaç görselle destek vermek istedim arkadaşlarımla birlikte. Sunumuma onlardan başlayacağım. Şimdi şöyle bir durum var Sayın Başkan; biliyorsunuz, yani müvekkilin savunması, müvekkilin kendini savunması gerekiyor. Müvekkil de o bağlamda hareket ediyor. Benlik bir durum olmadığını dile getireyim. En kısa zamanda bu telefon konusu aslında hallolacak. Arkadaşlar, bana rahat bir yer açın; oraya bir yer açın, sonra siz de gelmiş olacaksınız. Şimdi Sayın Başkan, müvekkilin durumu esasen iddianamede neye dayalı? Tamamen iddianameye dayalı. Ama biz iddianameye baktığımızda müvekkilin durumu esasen, mütalaaya esas olmak üzere müvekkil aslında söylemiş. Biz iddianameye sevk edildiği için, müvekkilin üzerine atılı suçun ne olduğunu biz anlayamıyoruz. Müvekkil kendi savunmasında da aslında belirttiği gibi, biz burada bir savunma yapmıyoruz. Biz burada size, olmayan bir şeyin neden olmadığını açıklamaya çalışıyoruz. Biliyorsunuz Roma hukukundan bu yana, Mecelle’den bu yana hukukun en temel kurallardan biri nedir? Müddei, iddiasını ispatla mükelleftir. Ama biz bu 4000 sayfaya yakın iddianameye baktığımızda, kamuoyunda aslında hukuki olarak ileri sürülen iddianameye baktığımızda, müvekkil özelinde hiçbir suçlamayı ben göremiyorum. Bunu sizin iddianameyi okuyup okumadığınızı bilmediğim için söylüyorum. Dolayısıyla ben 4000 sayfalık iddianameden müvekkilime üzerine atılı, biliyorsunuz 15 tane eylem var; bu 15 tane eylemi iddianamenin içerisinden belge olarak paylaştım. Müvekkilimin adının geçtiği yerleri de sarı olarak işaretledim. Görevli arkadaşlardan rica etsem, ekranda aşağı doğru inilmesini istersem, müvekkilimin adının geçtiği yerlere teker teker bakalım. Burada eylem 25’i görüyorsunuz, adı şüpheli kısmında geçiyor. Devam ediyoruz; eylem burada durabilir. Sonra ceza istemi kısmında gözüküyor gördüğünüz gibi. Eylemin içeriğindeki hiçbir yerde müvekkilimin adı geçmiyor. Eylem 26’yla devam edelim. Yine eylem 26’da şüpheli yerinde müvekkilimin adı geçiyor. Yine eylemin sonuç kısmında, sadece ceza isteminde adı geçiyor. Bu eylem kaç numaralı eylem olması lazım? Yukarı çıkabilir miyiz, yukarı çıkar mısınız lütfen? Eylem 63 sanırım bu, devam edelim. Bu eylemlerden biraz hızlı aşağı inelim. Bakın, yine şüpheli listesinde var, ihale verebilir listesinde var. Devam edelim, uzun zaten bu eylem. Savcılık, iddianameyi 4000 sayfa yapabilmek için sürekli aynı ifadeleri aynı yerlerden kopyalamış. Ne diyeyim? Buralardan devam ediyoruz. Görüyorsunuz, hiçbir yerde sarı boyalı alan yok, hiçbir yerde müvekkilimin adı yok. Sarı alan yok. Ha, yukarıda, aşağı iniyoruz; yukarıda, yukarıda müvekkilimin adı yine sadece eylemin şüpheli yerinde, ceza istemi kısmında devam ediyor. Biraz daha devam edelim; bütün eylemlerde durum böyle ama sizin bunu görmediğinizi düşünüyorum ben. Çünkü eğer böyle olduğunu görseydiniz, bu zamana kadar müvekkili tahliye ederdiniz diye düşünüyorum. Dolayısıyla biraz daha devam edelim. Devam edelim, eylem 63 arasındayız. Yine bu eylem 63’te olması lazım, en kayda değer diyorum, şüpheli kısmında devam ediyor. Eylemin içerisinde adı bulunmamaktadır. Yukarıda, sonuç ceza istemi kısmında yer alıyor. Devam edelim. Yine şüpheli listesi, ihale komisyonunda. Devam edelim; eylemin hiçbir yerinde, Sayın Başkan görüyorsunuz değil mi, müvekkilimin adı hiçbir aşamada geçmiyor. Müvekkilimin halen neden cezaevinde olduğunu gerçekten bilmiyorum.

Aykut Erdoğdu / Ramazan Gülten Müdafii

Bütün eylemlere devam edebilirim isterseniz ama bugün biliyorsunuz tahliye günü, vaktinizi almak istemiyorum. Ama inanın bütün eylemler böyle. Ben zaten flaş belleğe falan yükledim, yüklettim. Sayfaları arkaya geçtikçe teker teker görebilirsiniz, hakim iddianamesi zaten dosyada var. Şimdi en üste tekrar çıkabilir misiniz? Müvekkilim biliyorsunuz eylem 25 ve 26 kapsamında bir irtikap suçlamasıyla suçlanıyor. Ben de bu eylem 25 ve 26’ya istinaden öncelikle savunmalarımı yapıp, daha sonrasında sizin tefrik ve takipsizlik kararı vermeniz için savunma özetimi sunacağım. İhale eylemlerinden aslında 13 tane ihale eylemi var. Onların bu 13 tane eylemini, 13 ayrı eylem olarak değil, tek bir eylem başlığı olarak size beyan etmek dileğiyle bugün müvekkilin tahliyesini isteyeceğim. Bu 13 eylemde müvekkilimin adının açıkta kalacağını düşünmüyorum. Ve nitekim bu eylem 25’te çok dikkat çeken bir şey oldu, bunu sizinle paylaşmak istiyorum. Biraz aşağı inebilir misiniz? Eylemin delillerine bakarsanız Sayın Başkan, zaten biliyorsunuz iddianamenin bütününde eylemin delillerine gelelim: Müşteki ifadeleri, mağdur ifadeleri, tanık ifadeleri, etkin pişmanlık ifadeleri, HTS baz analizleri vesaire yazıyor. Ama eylem 25’in son deliline dikkat ederseniz "Kapalı Kaynak Çalışmaları" şeklinde bir delil var. Şimdi bu 143 tane eylemin hiçbirinde, diğer 142 eylemin hiçbirinde kapalı kaynak çalışması yok. Ama eylem 25’te, Beşiktaş Kulübü’nün müşteki olduğu, malumunuz olan bu eylemde kapalı kaynak çalışması var. Şimdi ben eylemi kelime kelime, cümle cümle, satır satır okuyorum; bu kapalı kaynak çalışmasının ne olduğunu göremiyorum. Ek klasörlere bakıyorum; bu kapalı kaynak çalışmasının ne olduğunu yine göremiyorum. Şimdi bu kapalı kaynak çalışması nedir? Bu kapalı kaynak çalışması kime kapalıdır? Bize kapalıysa size açık mıdır? Ben bunu bilmiyorum. Eğer böyle bir durum varsa, böyle bir kapalı kaynak çalışması mevcutsa ve biz avukatlara gösterilmiyorsa, bunun da sizin tarafınızdan deşifre edilmesini talep ediyorum.

Aykut Erdoğdu / Ramazan Gülten Müdafii

Eylem 25'te Sayın Başkan, bilindiği gibi müvekkilim de anlattı zaten. İrtikap suçlaması iki defa, iki, Pacific Holding'in iki ayrı projesinden dolayı, bir Beşiktaş Belediyesi, iki Eyüp projesinden dolayı müvekkilimin irtikap suçlamasıyla cezalandırılması talep ediliyor. Şimdi müşteki ne demiş? Çünkü müştekilerin dediği şeylerin aynısını zaten iddia makamı iddianamesinde tekrar iddia etmiş. Müştekilerden diyor ki, bütün ifadesini okumayacağım: "Kanunda yer almayan Büyükşehir'in İmar Dairesi Başkanlığında bulunan ön görünümün silueti, siluet onay belgesinin yerine gönderilecek başvurumuz." Kanunda yer almadığını iddia ediyor yani. Sonrasında iddia makamına fatura kesildiğini, alınan fatura bedeli de biraz arz ettiğim üzere 18 Ocak 2023 tarihinde Akbank Maslak şubesi aracılığıyla ödenmiş. Birkaç gün sonra da alınan siluet raporu onaylanmıştır. Yani diyor ben 18 Ocak'ta bir ödeme gerçekleştirdim 18 Ocak 2023 tarihinde, sonrasında siluet raporu onaylandı. Bir başka ifadeyle de diyor müşteki, devam ediyor: "Biz zorunlu olarak, mecburen parayı ödemek zorunda kaldıktan sonra alınan siluet raporu onaylanmıştır." Yani müştekinin iddiası ve dolayısıyla iddia makamının iddiası, öncelikle paranın ödenmesi, sonrasında da siluet onayı, siluet onayının alınması. Eyüp projesine ilişkin ise yine müşteki ifadesinde diyor ki: "Diğer taraftan bu projelerde mevzuatta yerel belediyelerin zorunlu müracaatı söz konusu olmadığından belediye siluet raporuna ihtiyaç duymadan inşaat ruhsatını da verdi. Zira biz siluet için Büyükşehir'e bizi göndermeyin, biz orada çok büyük bir mağduriyet yaşayacağız diye ikna ettik. İkna etmiştik Eyüp Belediyesini. Dolayısıyla bu projelerde esasında siluet onayı olmadan ruhsatlarımızı aldık. Lakin ruhsat aldıktan yaklaşık 1-2 hafta sonra bu kez ilgili belediye başkan yardımcısının ısrarı üzerine tekrar alınan Büyükşehir'e siluet onayına gönderildi projemiz. Yine Bu Eyüp Projesi için ve idari kararlar çıktı. Beyan süreçleri bitiyor ve ödemenin gerçekleştirilmesinden sonra kendileri kendi ifadesi, akabinde bahsi geçen silüetler tarafımızca onaylandı. Yani iki projesi için de önce ödeme yaptırdığını, sonrasında da silüet onaylarının verildiğini iddia ediyor. İddia makamının da zaten iddianame, iddianamede bu iddiaya dayanarak müvekkilimin cezalandırılmasını talep ediyor. Dosyalar bu şekilde, mağdur olarak ifadeler alan , yine aynı şirket yetkilisi ise konuyla alakalı genel olarak İstanbul ilindeki inşaat projelerinde kanunda yer almayan silüet onay gerekçesiyle kreş karşılığı para yardım talebi olduğu ifade ediliyor. Bahsi geçen ödemeler sonrasında aylarca geciken, aylar sonra geciken ruhsatlarımız çok kısa sürede çıktı diyor ve ifadesini de biz aile ve şirketler grubu olarak devletimizin ve milletimizin emrindeyiz diyerek bitiriyor. Doğru, onlar devletimizin ve milletimizin emrinde ama sanki biz değilmişiz gibi böyle, bu şekilde savcılığa ifade veriyorlar.

Aykut Erdoğdu / Ramazan Gülten Müdafii

Şimdi Sayın Başkanım, dolayısıyla burada müştekiyle iddia makamının iki tane iddiası var incelememiz gereken. Bir, silüet onayının kanunda yeri var mı? İki, silüet suret onayları geciktirildi mi? Şimdi biliyorsunuz müvekkilin dün, dün akşam savunması kısmında silüet onayının nereden çıktığına, neden artık olay haline getirildiğini belirtti. Ben öncelikle mevzuattaki yerini belirtmek istiyorum. İlk olarak 3194 sayılı İmar Kanunu'muzun madde 8 J bendinde denir ki, ilgili idareler bakanlıkça belirlenen esaslara göre mimari estetik komisyonu kurabilir. Bunun bir alt mevzuatı olan Planlı Alanlar İmar Yönetmeliği'nde de kaçıncı madde, 57. madde, 26. fıkrasında aşağıda belirtilen niteliklerden en az birini taşıyan yapı veya yapılar için büyükşehir belediyesince suret onayının olabileceği belirtilmektedir ve üç tane şart sayıyor. Müstakil adedi, yapı adedi 30 veya daha fazla olan uygulamalar, bir parselde toplam yapı inşaat alanı 60.000 metrekareden fazla olan yapı veya yapılar topluluğu ve son olarak binanın herhangi bir cephesinden görünen en düşük kottaki bina yüksekliği 60.50 metre olan yapıların planlama onayları imar yönetmeliğinde zorunlu kılınmış. Yine İstanbul İmar Yönetmeliği'nin de madde 33, az önceki 26. fıkrasında ve ilgili 23. maddesi, 3. fıkrasında da bu düzenlemeler konulmuş. Şimdi bunlar peki İstanbul'da nasıl uygulanmaya başlanmış? Dün müvekkilim bugüne kadar İstanbul'un, sanki İstanbul'un hıncını alan, İstanbul'un silüet bozan bütün projeleri buradan anlatırken siz son basamakta dediniz ki, bunları bize anlatıyorsunuz. Sayın başkanım, aslında biliyorsunuz burası bir mahkeme, burada bir yargılama yapılıyor ve dün müvekkilim sanık kürsüsündeydi. Sanık kürsüsünde söylenen her şey size yöneliktir. Burada bir açık oturum, seminer yapmıyoruz. Dolayısıyla müvekkilim burada kamuoyuna hitap etmiyor. Müvekkilim siz savunmasını gerçekleştirirken bunları bize anlatıyorsunuz diyerek müvekkilimi dinlemediğinizi de apaçık bir şekilde ifade etmiş oluyorsunuz. Dolayısıyla bu hususta kayıtlara geçmesini istiyorum çünkü burası bir sanık kürsüsü. Burada soru soran herkese veya savunma yapan her kişiye ve cevapları size karşı ifade ediliyor, sizler için ifade ediliyor. Bunun da bilinmesini istiyorum. Daha sonrasında müvekkilimin de savunmasında gösterdiği 2012 yılındaki ödemeler listesinde alınan karar ile silüet onay zorunluluğu getirilmesiyle beraber İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nde de uygulanmaya başlanmış. O 2012 yılında bu uygulama nasıl yapılıyor peki? Müvekkilim kararlardan da bir tane örnek gösterdi. Sadece İmar ve Şehircilik Dairesi Başkanı'nın imzasıyla bu onaylar veriliyor. Yani tek kişilik bir mekanizma mevcut, bu tek kişinin kendi başına vermiş olduğu bir karar ile bu onaylar kabul ediliyor veya reddediliyor. Ama 2019'da belediye yönetimi değiştikten sonra yine altı tane başvuru geliyor bu silüet onayına ilişkin. Yine bu altı tane başvuruya o zaman kurumsal yapının imzası bulunmadığı için bu silüeti ilişkin tek imza ile reddediliyor ama bunun doğru olmadığı anlaşıldığı için yine de çalışmalar da gerçekleştiriliyor ve İBB tarafından Mimari Estetik Komisyonu kuruluyor. Bu Mimari Estetik Komisyonu'na ait yönerge de 2020 yılında yürürlüğe giriyor.

Aykut Erdoğdu / Ramazan Gülten Müdafii

Şimdi iddianamedeki iddia, sayın başkanım, iddianameye gösterilen kısıtlı kanıtlara değinirken ama iddianameye kısıtlı kanıtlar her ne kadar yer alsa da bu ciddi bir iddia, suç. Burada bir suç örgütü var, bu suç örgütü bu silüet onayını örgüt sel bir irtikap yöntemi olarak kullanıyor. Şimdi burada dolayısıyla savunulması gereken soru şu, eğer burada bir suç örgütü varsa ve eğer bu örgüt silüet onayını bir örgütsel irtikap yöntemi olarak kullanıyorken neden bunu tek kişiyle, az önce anlattım, 5 kişilik bir kurula yayıyor? Tek kişiyle bu şekilde bir karar almak daha kolay değil mi? Tek kişinin bu irtikap işlemini yapması daha kolay değil mi? Neden 5 kişilik bir kurula yayılıyor bu karar, örgütsel irtikap yöntemi, irtikap yöntemi olarak kullanılmak istendiğinde? Buradaki apaçık çelişkiyi de yine size belirtmek istiyorum. Şimdi biliyorsunuz, meslektaşımın da bahsettiği savcılıkça öncelikle gizli tanık, az önce ifadesine de başlanmıştı, daha sonrasında o konuya da geleceğim, gizli tanığın ifadesinde birkaç projeden bahsetmiş ve 32 projenin bir listesini vermiş silüet onaylarının şaibeli bir şekilde onaylandığı iddia edilen projeler hususunda. Bu Çevre ve Şehircilik İstanbul Valiliği, Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü'nde savcılık tarafından isteme, talep üzerine bir rapor sunulmuş. 2 numaralı belgeyi açabilir miyiz? 2 numaralı belgede bilirkişi raporu görüyorsunuz. Bu bilirkişi raporu biliyorsunuz, iddianame 10 Kasım 2025 tarihli, 10 Kasım 2025 tarihte dosyaya sunulmuş yani iddianame düzenlenmeden, imzalanmadan 1 gün önce. Aşağı doğru kaydırabiliriz. Burada 32 İBB'den temin edilen 32 tane silüet onayı dosyasına ilişkin incelemeler gerçekleştirilmiş. Devam edebiliriz aşağıya doğru. Burada alınan kararlar, projelerin özellikleri vesaire detaylıca yer veriliyor. Bunların hepsini okumayacağım, sonuç kısmına gelelim. Evet, evet, direkt sonuç kısmını ekleyebiliriz. Şimdi burada bilirkişinin sonuç kısmında yazmış olduğu şeyi okuyorum Sayın Hakim: "Taşınmazların yükseklik, toplam inşaat alanı ve yapı sayısı açısından mevzuatta belirtilen kriterlerin en az 1 birini sağladığı için cephe ve silüet onayına tabi taşınmazlar arasında olduğu anlaşılmıştır." Yani burada aslında hem müştekinin hem iddia makamının kanunda yeri olmayan silüet onayına gönderildiğini iddia ettiği projeler, aslında kanunen silüet onayına tabi projeler olduğu, burada savcılığın kendi almış olduğu bilirkişi raporunda açıkça ortaya konulmuş. Hem de iddianame düzenlenmeden 1 gün önce. Şimdi burada benim aklıma şu geliyor: İddianame düzenlenmeden 1 gün önce zaten bu iddianame yazılmıştı muhtemelen. "Ya biz bu eylemi o kadar yazdık, bilirkişi raporu her ne kadar suç yok dese de biz silmeyelim, iddia edelim, yargılamada kendileri değerlendirsinler." demiş olacaklardır. Dolayısıyla ben sizden mahkeme olarak bunu, savcılığın -yani bizim sunduğumuz değil- savcılığın kendi aldığı bilirkişi raporunda değerlendirmenizi sizlerden talep değil, rica ediyorum.

Aykut Erdoğdu / Ramazan Gülten Müdafii

Devamında, raporun devamında, sonuç 2. kısmında bilirkişiler diyor ki: "Ancak mevzuat kapsamında silüet komisyon onayına tabi tutulan taşınmazların hangi kriterler kapsamında değerlendirileceğine dair herhangi bir hüküm bulunmamaktadır. Yapılan değerlendirmeler, teşkil edilen komisyonun takdirine bağlı olup subjektif bir değerlendirme yapılmaktadır." Yani burada da il müdürlüğü demiş ki: "Ya biz bunlara direkt 'hiçbir şey yok' diye rapor verirsek bizim başımız ağrıyabilir. En azından böyle muallakta da bir şey yapalım. Yani kim ne nereye çekerse o şekilde bir beyan sunalım, ona göre değerlendirsinler." demiş. Aslında doğru söylüyorlar. Burada çünkü subjektif bir değerlendirme yapılıyor ama kriterleri belli. 3. Belgeyi açabilir miyiz? 4. Belgede Mimari Estetik Komisyonunun çalışma yönergesi var. Bunun aşağıda 8. maddesi var. 3. sayfada olması lazım. Sayın Başkan, bu 8. maddede Mimari Estetik Komisyonuna başvuru yapılırken istenecek belgeler söyleniyor. İşte proje bilgilerinin bulunduğu kapak sayfası, başvuru yapılacak yere dair tapu kayıt örneği, plan notunu içeren imar durumu vesaire... Bu böyle devam ediyor, böyle yaklaşık 15 tane belge var. Şimdi bu belgeler hazırlanıp talebe gittiğine göre komisyon tarafından, bu belgelere göre bir karar veriliyor, değil mi? Dolayısıyla burada biz "Bu komisyonun uyguladığı kriterler belirsiz." diyebilir miyiz? İstenen belgeler belli. Kaldı ki zaten bu istenen belgelerin hepsini de her zaman eksik gönderiyorlar. Birazdan zaman tablolarına baktığımızda onları da göreceğiz. Bunlara rağmen, onların eksik evrak sunmalarına rağmen İBB tarafından çıkarılan yönergeyle burada istenen belgeler açıkça ortaya konulmuş. Dolayısıyla istenen kriterler açıkça ortaya konulmuş. Şimdi burada bir de bilirkişinin şu iddiası var: Savcılığın böyle bir iddiası yok ama bilirkişinin dediğim gibi bu muallakta kalan kısmını benim detaylandırmam gerekiyor. Subjektif bir değerlendirme olduğunu söylüyor. Şimdi dosyaya sunduğumuz, biliyorsunuz dosyaya meslektaşım, ablam, hocam da bahsetti. İdare hukuku profesörü Profesör Doktor Metin Günday'dan, bu konuların idare hukukunu ilgilendiriyor olması nedeniyle ve buradaki çoğu insanın ceza hukuku uzmanı olduğunu değerlendirdiğimizde bir idare hukuku görüşü almanın gerekliliğini hissettik. Ve Profesör Doktor Metin Günday'dan 1 tane hukuki mütalaa alıp dosyaya sunduk. Bilmiyorum okudunuz mu? Ama dosyaya sunduğumuz mütalaada subjektif yapılacak herhangi bir değerlendirmenin hukuki belirlilik açısından bir sorun teşkil etmediği, bu gibi yetkilerin kullanıldığı tek durumun da silüet onay sürecinden ibaret olmadığı, nitekim benzer incelemelerin başka kurullarca da yapıldığı, hatta bu tip subjektif değerlendirmelere ilişkin benzer bir kanuni düzenlemenin Anayasa Mahkemesi tarafından da incelendiği ve uygun bulunduğu belirtilmiştir.

Aykut Erdoğdu / Ramazan Gülten Müdafii

Diğer yandan, silüet onay süreci çerçevesinde yapılan incelemenin keyfiliğe açık olmadığına ilişkin 1 diğer önemli gösterge ise komisyon tarafından tesis edilen işlemlerin yargı denetimine tabi olmasıdır. Anayasa Mahkemesinin yerleşik içtihatlarında vurgulandığı üzere idari işlemlerin yargı denetimine açık olması, idarenin takdir yetkisini keyfi kullanamayacağını ve işlemlerin hukuka uygunluk ölçütleri çerçevesinde denetlenebilir olduğunu güvencesini teşkil etmektedir. Yani burada Sayın Başkan, zaten doğası gereği subjektif değerlendirme var. Aslında yani bunu biz kendi yaptığımız işlemden de anlayabiliriz. Burada da bir olay var; siz bu olayı subjektif bir şekilde değerlendirip bir karar veriyorsunuz, biz subjektif bir şekilde değerlendirip karar veriyoruz. Hatta bazı mahkemelerde, burada birçok meslektaşım yaşamıştır, hakim der ki karar verdikten sonra: "Ya avukat bey, beğenmiyorsanız istinaf edin." Çünkü subjektif bir karardır, hakim o şekilde bakarak karar verir. Burada da Mimari Estetik Komisyonu "Ben böyle karar verdim, beğenmiyorsanız yargı yoluna başvurun." deme özgürlüğüne ve yetkisine sahiptir, mevzuat ve yönerge gereği. Dolayısıyla bunun subjektif bir değerlendirme olduğu ve kötüye kullanıldığına ilişkin -herhangi bir iddia yok ama- kötüye kullanıldığını gösteren dosyada herhangi bir delil bulunmaması nedeniyle bu aslında müştekilerin "kanunda yeri olmayan silüet onayı" iddiasının, aynı zamanda iddia makamının, çürüdüğünü ben düşünüyorum. Müştekilerin ve dolayısıyla iddia makamının 1 diğer iddiası ise maddi menfaat elde edebilmek için ruhsat başvurularının silüet onay sürecinde, yani Mimari Estetik Komisyonunda uzun süre bekletildiği iddiası. 4 numaralı görseli açabilir miyiz lütfen? Sanki okunmuyor. Teşekkür ederim. Şimdi Sayın Başkan, biliyorsunuz 2 proje var Pasifik Holding'in. Bu 2 projeden bu tarihler Beşiktaş projesine ilişkin projenin tarihsel kronolojisi. Pasifik Holding, Beşiktaş'taki Next Level projesi için ilk olarak 19 Ağustos 2022 tarihinde silüet onayı için görüş talep yazısı İBB'ye geliyor. Ardından, yaklaşık 1 aylık bir süreç içerisinde, 12 Eylül 2022 tarihinde -yine eksik evrak sunmuşlar silüet onayı komisyona, dolayısıyla bu eksik evrakların tamamlanması lazım inceleme yapılabilmesi için- 12 Eylül 2022 tarihinde eksik evraklar tamamlanıyor. Yani aslında başvuru süreci 12 Eylül 2022 tarihinde başlıyor, eksik evraklar tamamlandıktan sonra. 11 Kasım 2022'de Mimari Estetik Komisyonu bu başvuruyu uygun bulmuyor ve başvuruyu reddediyor. Bunun uygun bulunmama nedenini müvekkilim savunmasında da söyledi; emsal hesap tablosunda yapılan yanlışlıklar bulunduğu, tabloda gösterilmesi gereken unsurların yer almadığı, projede tasarlanan asma kat, çatı katı, depo ve ortak depo alanlarının emsal tablosunda doğru şekilde gösterilmediği, ayrıca çatı katında tasarlanan ızgara sistem kolon kirişlerinin projede fazladan bir kat algısı yarattığı gerekçeleriyle bu silüet onayı başvurusu reddediliyor. Yani deniyor ki Pasifik Holding'e: "Biz bu şunlardan dolayı başvurunu reddediyoruz. Bu eksiklikleri düzelt gel, kabul edeceğiz başvurunu."

Aykut Erdoğdu / Ramazan Gülten Müdafii

Nitekim de zaten 28 Aralık 2022 tarihinde Pasifik Holding bu eksikliklerinin hepsini tamamlayarak tekrar başvuru yapıyor ve 30 Aralık 2022 tarihinde, yani eksikliklerin tamamlandığı başvurudan yalnızca 2 gün sonra silüet onayı, ilgili şirkete silüet onayı veriliyor. Oysa müşteki ne diyordu burada? "Biz" diyor, "bu Beşiktaş projesinin silüet onayını alabilmek için 18 Ocak 2023 tarihinde bir ödeme yaptık, o ödemeden sonra silüet onayını alabildik." diyor. Bunlara birazdan tekrar değineceğim. 5 numaralı görsele geçebilir miyiz lütfen? Bu da Eyüpsultan şirketine ait projeye ilişkin zaman tablosu. Öncelikle müştekiler ne diyordu ifadesinde? Bunu tekrar sizlere okumak istiyorum çünkü burada aslında saçma sapan bir durum var. Müşteki Abdülkerim Fırat ifadesinde diyor ki: "Diğer taraftan bu projelerde mevzuatta yerel belediyelerin zorunlu silüet müracaatı söz konusu olmadığından, belediyeye silüet raporuna ihtiyaç duymadan inşaat ruhsatını verdi." Yani aslında mevzuata aykırı ruhsat aldığını itiraf ediyor burada. "Zira 'Biz silüet için Büyükşehir'e bizi göndermeyin, biz o arada çok büyük bir mağduriyet yaşayacağız' diye ikna ettik." Acaba sadece böyle mi ikna ettiler, yoksa bir maddi menfaat aralarında var mı? "Dolayısıyla bu projelerde esasında silüet onayı almadan ruhsatlarımızı aldık." Sayın Başkan, aslında burada bir suç itirafı var. Biraz önce ben zaten mevzuatta silüet onayının gerekli olduğunu hem ben anlattım hem savcılık tarafından alınan bilirkişi raporunda bu projelerde silüet onayının zorunlu olduğu açıkça belirtildi. Burada müşteki açıkça suçunu ortaya koyuyor. Bu suçtan haberdar olan savcılık acaba bu olaya ilişkin bir soruşturma başlattı mı, bir araştırma yaptı mı? Bunun da takdirini sizlere bırakıyorum. Daha sonrasında da Eyüp Belediyesi muhtemelen korkuyor; "Biz bu silüet onayını almadan bunlara ruhsat verdik ama ileride başımız ağrır." diye. 2 hafta sonra mecburen silüet onayına gönderdiler herhalde. Şimdi burada baktığınızda, ilk olarak Eyüp Belediyesinden 12 Ocak 2023 tarihinde İBB'ye Eyüp projesi için, Next Level Eyüp projesi için silüet onay talep yazısı geliyor. Komisyon talep yazısına bakıyor, ilgili dosyayı inceliyor. Şimdi dosyada görülüyor ki 12 Ocak'ta silüet için onay talep etmişler ama Eyüp Belediyesi tarafından zaten 9 Ocak 2023 tarihinde ruhsat düzenlenmiş. Yani düzenlenmiş ruhsata ilişkin bir silüet onayı talep edilemez çünkü zamansal olarak yanlış. Öncelikle silüet onayının alınması lazım, daha sonrasında ruhsatın verilmesi lazım. Ama Eyüp Belediyesi, müştekiler artık Eyüp Belediyesini nasıl ikna ettiyse, Eyüp Belediyesi önce ruhsatı vermiş, daha sonrasında da silüet onayı için dosyayı İBB'ye göndermiş.

Aykut Erdoğdu / Ramazan Gülten Müdafii

Kaldı ki burada da daha daha olay olan husus ise ilgili imar planının, yani ilgili yerdeki, ilgili projenin yapılacağı yerdeki imar planı, açılan dava sonucunda 14 Aralık 2022 tarihinde iptal edilmiş. Yani Eyüp Belediyesinin işlediği suç veya da yaptığı hukuksuzluk çok çok çok daha büyük. 14 Aralık 2022 tarihinde imar planları iptal edilen bir yere 9 Ocak 2023 tarihinde ruhsat vermiş. Yani imar planı olmayan bir yere ruhsat vermiş. Burada eğer bir suç arıyorsanız, burada eğer bir hukuksuzluk arıyorsanız müvekkilime bakmayacaksınız, Eyüp Belediyesine bakacaksınız. Çünkü burada zaten Eyüp Belediyesinin işlediği suçlar açıkça ortaya konulmuş. Nitekim daha sonrasında bu, müvekkilimin bu eksiklikleri tespit etmesi nedeniyle bu ilgili komisyon, gönderiyor dosyayı Eyüp Belediyesine ve Eyüp Belediyesine diyor ki: "Bunların ruhsatlarını iptal edin." Eyüp Belediyesi de "İşte biz inşaatı durdurmaları için yazı yazdık" diye bir geri dönüş yapıyorlar, ruhsatları iptal etmiyor doymuyorlar. O arada tekrar imar planı düzenleniyor ilgili projenin bulunduğu yer için ve 18 Temmuz 2023 tarihinde ilgili proje için tekrar silüet onay başvurusu gerçekleştiriliyor. Yine dediğim gibi, bu dosyalarda hep eksik evrak bulunduğu için, yine bu dosyada da eksik evrak bulunuyor. Bu eksik evrakların bildirilmesi akabinde 3 Ağustos 2023 tarihinde eksik evraklar İBB'ye teslim ediliyor, komisyona teslim ediliyor ve başvuru süreci başlıyor. Şimdi bu projenin ne kadar kapsamlı olduğunu hem projesinden hem görsellerinden müvekkilimin savunmasında da gösterdi. Burada yaklaşık 2 ay 14 gün sonra, yani 2.5 ay sonra, 17 Ekim 2023 tarihinde ilgili projenin silüet uygunluk onayı veriliyor. Herhangi bir ret hususu yok, herhangi bir bekletme hususu da yok. Dediğim gibi 2 ay 14 günde bu onay veriliyor. Ama müştekiler ne diyor ifadelerinde, savunmamın başında okudum? "Biz" diyor, "Eyüp projesi

Aykut Erdoğdu / Ramazan Gülten Müdafii

için onay alabilmek adına 25 Ekim 2023 tarihinde 2 tane çek ödemesi gerçekleştirdik" diyor. Ama burada zaten onay verilmiş. Onay verildikten 8 gün sonra neyin ödemesini gerçekleştiriyorlar? Bunun da anlaşılması mümkün değil. Birazdan tekrar değineceğim. 6 numaralı görseli açabilir miyiz? Biraz büyütebilir miyiz? Sayın Başkan, değerli heyet; bahsetmiştim. Metin Hoca'dan, Profesör Doktor Metin Günday'dan almış olduğumuz mütalaada Mimari Estetik Komisyonunun, hatta Mimari Estetik Komisyonunun değil siluet onayı için İBB'den geçen bütün dosyaların ne kadar sürede verildiğine dair bir araştırma yaptık biz ve bir ortalama süre çıkarttık. En üstte görüyorsunuz. Bugüne kadar siluet onayı verilen bütün dosyaların ortalama sonuçlanma süresi 106,97 gün. Peki şimdi müştekilerin dosyalarına biz bakalım. Pacific Next Level Göktürk, yani Eyüp projesinde 104 günde bu onay verilmiş. Yani biraz önce, işte eksik evraktan, ilk başvuru tarihini alırsak 104 gün yapıyor. 104 günde, yani ortalama sürenin altında bir sürede bu onay verilmiş. Beşiktaş projesine baktığımızda, Pacific Next Level İstanbul projesine baktığımızdaysa sadece 2 günde verilmiş bu onay. Ama müştekilerin ifadelerine baktığımızda, iddianamenin anlatımına baktığımızda müvekkilim sanki aylarca, yıllarca bu onayları bekletmiş gibi bir değerlendirme yapılıyor. Bunun da ne kadar hukuka aykırı olduğunu sizlerin takdirine sunuyorum. Birkaç tane de örnek vermek istiyorum. Biliyorsunuz 2019'dan sonra müvekkilim İBB'de çalışmaya başlıyor. Dolayısıyla 2019 öncesi, yani 2012 tarihli meclis kararından sonra bu onaylar ne kadar sürelerde verilmiş? Birazcık buna baktık biz. Gerçekten de şimdi hedef sonuçlardan örnek olarak sayılan, mesela Ofton Bomonti projesi 2014'te 298 günde almış bu onayı. Küçük Çamlıca Televizyon Radyo Kulesi, bu karşıdaki kocaman kule ki devlet projesi aslında, 2015 yılında 452 günde almış bu onayı. Mesa Birlik İnşaat, Yapı ve Otel, 2015 yılında 219 günde almış bu onayı. Kaptan Apartmanı isimli bir proje, 2015 yılında 254 günde almış bu onayı. Net Topkapı projesi, 2016 yılında 377 günde almış bu onayı. MG Rezidans Bomonti projesi, 2016 yılında 283 günde almış bu onayı. Maslak Sukent Ofis projesi, 2016 yılında 406 günde almış bu onayı. Yüzlerce gün bu onay süreleri varken bir problem yok, benim müvekkilim ortalama sürenin altında sonuçlandırdığı için müvekkilim sadece müştekilerin iddialarıyla ve iddia, iddia makamının bu müştekilerin iddialarına dayanak yüklemesi nedeniyle şu an siluet onaylarını geciktirmiş olması nedeniyle şu an huzurunuzda tutuklu. Ayrıca müvekkilim bu eylemde neyle, neyle suçlanıyor Sayın Başkan, değerli heyet? İrtikap suçlamasıyla suçlanıyor. İrtikap suçlaması şimdi rüşvetle irtikapın ayrımı geldi. Burada bir rüşvet var denilseydi bunu bir nebze daha anlayabilirdim. Çünkü rüşvette bir rüşvet anlaşması olması lazım. Bu rüşvet anlaşmasının da onay verildikten sonra paranın gerçekleştirileceğine dair bir anlaşma olabilir rüşvet alanla rüşvet veren arasında, buna saygı duyarım. Ama iddia makamı iş adamlarını dosyaya sanık olarak eklemek istemediği için bu elemi rüşvet olarak değil irtikap olarak değerlendirmiş.

Aykut Erdoğdu / Ramazan Gülten Müdafii

Peki irtikapın temel şartı ne? Bir icbar bulunması. Yani bir kamu görevlisi bir kişiyi icbar etmeli ki o menfaati alabilsin. Peki kanunda bu icbar ne şekilde tanımlanıyor Sayın heyet? "Kişinin haklı bir işinin gereği gibi hiç veya en azından vaktinde görülmeyeceği endişesini taşıması halinde" bir icbardan bahsedebiliriz ancak biz kanunen. 250. maddenin 1. fıkrasının 2. cümlesi. Şimdi burada baktığımızda haklı bir işinin gereği gibi yapılmayacağına ilişkin bir korku duyulabilir mi? Hiç yapılmayacağına ilişkin bir korku duyulabilir mi? En azından vaktinde görülmeyeceğine ilişkin bir korku duyulabilir mi? Zaten onay verilmiş, daha neyin korkusunu duyacak? Eğer burada bir icbar varsa bile onayı aldıktan sonra ödemeyi yapmayabilirdi. Çünkü onayı aldıktan sonra artık icbar ortadan kalkıyor. Onayı aldıktan sonra ödemeyi gerçekleştiriyorsa burada zaten icbarın varlığından dahi bahsedemeyiz. İcbarın varlığından bahsedemeyiz, bahsedemediğimiz hiçbir yerde de irtikap suçundan bahsedemeyiz. Yine değinmek istediğim bir yer var buna. Bahsetmiştim, yani bu eskiden, 2019 öncesi İBB'de tek kişinin onayıyla verilen bir onaydı. Daha sonrasında Mimari Estetik Komisyonu kurularak bunun 5 kişilik bir kurul tarafından belirlenmesi sağlandı. Şimdi bu 5 kişiden baktığımızda biz bu eylem 25'te komisyondaki sadece 2 kişinin şüpheli olarak eklendiğini görüyoruz. Ama bu komisyon 5 kişiyle karar alıyor. Bu komisyonda 2 kişi bu suçu işliyorsa 2 kişinin karar alma yeterliliği bile yok. Neye göre bu iki kişi suçlanıyor? Hangi objektif kritere göre, hangi değerlendirmeye göre bu iki kişi suçlanıyor? Kaldı ki biraz önce gördük müvekkilimin adı eylem anlatımlarında dahi geçmiyor. Müvekkilim neye göre suçlanıyor? Bu belli değil. Yani bu iki kişi nasıl, ne şekilde karar alabilecek bu belli değilken Sayın Başkan, müvekkilim bu komisyonun bir üyesi olması nedeniyle, başkan dahi değil, bir üyesi olması nedeniyle şu an cezalandırılması talep ediliyor ve tutuklu olarak yargılanıyor.

Aykut Erdoğdu / Ramazan Gülten Müdafii

Dosyaya sunmuş olduğumuz mütalaada da Metin Hoca, Profesör Doktor Metin Günday şu şekilde bir değerlendirmede bulunmuş: "İddianamede yer verilen Pacific Holding başvurularının ortalama sürelerin altında sonuçlandığı, inceleme süreleri uzun süren başvuruların 2014-2025 yılları arasında homojen dağılım gösterdiği, bu dağılım inceleme süresinin uzunluğunun proje büyüklüğü, revizyon talepleri gibi faktörler nedeniyle oluştuğu ve 'in yalnızca komisyon üyesi sıfatıyla projeleri gerekçesiz olarak reddetme ya da bekletme gibi bir etkisinin olmadığı, kaldı ki iddianamede bu yönde bir tanık ifadesi ya da somut eylem istinadının bulunmadığının da açık olduğu" mütalaamızda söyleniyor. Dolayısıyla şimdi buraya baktığımızda Sayın Başkan, neye dayanarak yani şunu anlayamıyorum: Neye dayanarak müvekkilim bu komisyonun bir üyesi olarak... Tabii ki önceki anlattığım bütün şeyleri dışlıyorum. Burada bir hukuka aykırılık olabilir, burada bir suç olabilir, burada sizinle hemfikir de olabilirim bilmiyorum. Ama müvekkilimin bu komisyonun bir üyesi olarak neden bu suçlamaların istinadıyla karşı karşıya kalıyor, inanın bunu anlayamıyorum. 7 numaralı belgeyi açabilir miyiz? Bu eylemin ilk başlangıcı ve müvekkilimin tutuklanmasına sebebiyet veren tanık ifadesi, gizli tanık Ladin'e ait ifadeydi. Bu Ladin'in ifadesinin en alt satırına gelirseniz, en alt satırına gelirseniz... Gizli tanık Ladin’in bu emniyette sunulan ve müvekkilimin tutuklanmasına sebebiyet veren ifade Sayın Başkan. Ama iddianameye baktığınızda gizli tanık Ladin’in ifadesi iddianameye dahi konulmamış. Ama gizli tanık Ladin’in ifadeleri iddianameye konulmamış ama gizli tanık Ladin’in iddiaları iddianameye konulmuş. Neye dayanarak böyle bir şey yapılıyor? Eğer gizli tanık Ladin’in iddialarına güveniyorsanız gizli tanık ifadesini tekrar iddianameye koyun, gizli tanık daha sonrasında buraya gelsin biz çapraz sorgusunu yapabilelim. Ama şu anda iddia makamı gizli tanık Ladin’in iddialarını kendi iddialarıymış gibi iddianamede ileri sürerek bizim çapraz sorgu yapma hakkımızı dahi elimizden alıyor. Bu da savunma hakkımızın kısıtlandığının en büyük göstergelerinden biri. Ladin; iddiasında, dolayısıyla savcılık iddianamesinde ne diyor? " ile ’ün istediği gibi kararlar çıkmaktadır bu komisyonda." diyor. E neye göre? Kime göre? Nasıl bir gerekçeyle? Yani bir olay anlatır, o olaya ilişkin dosyaya delillerini sunar, bu deliller bunun kayıtlarıdır veya artık diğer yani iki kişi olarak diğer şüpheli, diğer üç kişiyi, komisyonun diğer üç kişiyi sorguladıkları, baskı altına aldıkları dosyada ortaya konulur, derim ki: "Evet, bu iki kişinin komisyonda ağırlığı çok fazla ve beş kişiye karar aldırabiliyorlar." Ama iddianamede buna ilişkin de bir istinat veya bir araştırma, bir inceleme yok.

Aykut Erdoğdu / Ramazan Gülten Müdafii

Müvekkilimin diğer komisyon üyeleriyle herhangi bir iletişimi dahi dosyaya konulmamış, eyleme konulmamış. Dolayısıyla müvekkilim tek başına veya dosyadaki diğer şüpheliyle birlikte ne şekilde bu beş kişilik komisyonu manipüle ederek istediği gibi kararlar çıkarabiliyor? Bunun da izaha muhtaç olduğunu düşünüyorum. Şöyle bir durum var: Savcılığın kendi aldığı bilirkişi raporunda da bu hususun mevzuata uygun olduğu ortaya konulmuş. Sürelerin, bekletmelerin ortalama sürenin altında olduğu ortaya konulmuş. E ödemelerin silüet onaylarından sonra gerçekleştirildiği, dolayısıyla burada rüşvet olmadığı için rahat bir şekilde savunma yapabiliyorum, çünkü irtikap ve icbar korkusu var, zorunluluğu var; ortada bir icbar olmadığı da açıkça ortada. E müvekkilim burada suçlanmasını gerektirecek herhangi bir husus ben açıkçası göremiyorum. Müvekkilim bu suçlama nedeniyle 19 Nisan 2025 tarihinden beri tutuklu. Bu nedenle bu suçlamayı reddediyorum ve müvekkilimin bu suçlamadan beraatını talep ediyorum Sayın Başkan. Eylem 26 Sayın Başkan; bu da aslında 5 Mayıs 2025 tarihli gizli tanık Sekoya’nın beyanlarıyla başlıyor. Bu Sekoya’nın beyanlarıyla, bu gizli tanık ifadeleriyle insanların, bir sürü insanın tutuklandığını gördük ama bu gizli tanık ifadelerinin hepsi iddianameye konulmamış. Bu da mülki intizama muhtaç bir konu. Ama 5 Mayıs 2025 tarihli gizli tanık Sekoya’nın ifadesiyle bir araştırma başlıyor ve 6 Mayıs 2025 tarihinde Mehmet İlhan Gürel savcılığa davet ediliyor. 8 numaralı görseli açabilir miyiz? Şu sarıladığım yerleri okuyacağım, ona göre büyütebilirseniz çok sevinirim. Şimdi kendi ayağıyla geldi, yani herhangi bir gözaltı işlemi yok, herhangi bir yakalama işlemi yok; kendi davet üzerine, davet usulü bir şekilde, aslında olması gereken, aslında bizim müvekkillerimize de uygulanması gereken şekilde şafak baskınıyla değil, emniyete ifadeye davet ettiler, işte savcılığa ifadeye davet edilerek ifade vermeye geliyorlar ve 6 Mayıs tarihinde ifadesi alınıyor ’ın. İfadesinde diyor ki -işte bir sürü şey söylüyor ama ben bizi ilgilendiren kısımları okuyacağım-: "Biz o dönemde söz konusu araziyi aldıktan sonra bu hususları o dönemdeki mevcut belediye yönetimiyle görüştük ve İBB Başkanı Mevlüt Uysal başkanlığından ilgili Büyükşehir Belediyesi kurumlarıyla anlaşarak davalardan vazgeçme ve arazinin yaklaşık 60 dönümlük kısmını İBB’ye terk etme karşılığında bir protokol imzaladık." Bu eylem 26 kapsamında şu anda İBB ile protokol imzalanması suç olarak istinat ediliyor Sayın Başkan. Ama burada zaten 2019’dan önceki yönetimle bir protokol imzaladığını itiraf ediyor. E burada Mevlüt Uysal yönetimine veya kimliklerine herhangi bir hukuki işlem var mı? Ben söyleyeyim; yok.

Aykut Erdoğdu / Ramazan Gülten Müdafii

Önemli bir cümle okuyacağım, bunu biz çünkü birazdan tekrar değineceğiz: "Ayrıca o dönemki grup başkanvekili olan Tevfik Göksu’nun ricası üzerine söz konusu parsel ve kendi arazimiz içerisinde bir cami inşaatı yapmayı anlaşmaya koyduk." Yani Mehmet Tevfik Göksu da demiş ki: "Ya bir tane de cami yapıverin şuraya, hayrına." Onlar da kabul etmişler meclis kararı, imar planı falan alabilmek için. Yine emsal artışına izin veren komisyon kararında başkan olarak ismi bulunan Adnan Zeki Bostancı şu an AK Parti İBB Grup Başkanvekili, Mehmet Yiğit Sultangazi Belediye Başkan Yardımcısıdır; "Bu şahısların suç örgütüyle bir arada olmaları mümkün değildir" demiş. Yani kendi savunmasını geçmiş, bir de AK Partilileri savunuyor. Hani diyor ki: "Ya ben bu işi AK Partililerle yaptım. Bu adamların ile herhangi bir alakası yok, dolayısıyla benim de ile herhangi bir alakam yok. Beni neden burada tutuyorsunuz?" demeye getiriyor. Avukatı da beyanında çok güzel bir açıklama yapıyor, diyor ki: "Tapu kaydından görüleceği üzere söz konusu taşınmaz 2018 yılında satın alınmış olup aynı yıllarda mevcut olan AK Parti Belediye Başkanlığı döneminde anlaşılarak ne şekilde yapılacağı sözlü olarak belirlenmiş, bu anlaşma çerçevesinde yine AK Parti Belediye Meclis üyeleri tarafından plan notu değişiklikleri yapılmış ve bu şekilde işlemler tamamlanmıştır. Mevcut soruşturmaya konu şüpheliler tarafından yapılan hiçbir işlem olmadığından bahisle müvekkilimin salıverilmesi şeklinde bir savunmada bulunuyor müvekkili adına ’ın." Ve Sayın Başkan ne oluyor biliyor musunuz? ’nu suçlamadığı için, ile herhangi bir görüşme yapmadığı için, "Biz bu işi AK Parti döneminde yaptık." dediği için Mehmet İlhan Gürel 6 Mayıs 2025 tarihinde tutuklanıyor. 6 Mayıs 2025 tarihinde tutuklandıktan sonra buraya Marmara 1 No'lu Kapalı Ceza İnfaz Kurumuna getiriyorlar. Biliyorsunuz Mehmet İlhan Gürel çok zengin; Güreller Grubu'nun sahibi, bir sürü inşaat işleri var, zaten milyon dolarlık arazisi var. Burada 1 No'luya getirip onu tek başına geçici koğuşa atıyorlar ve geçici koğuşta sadece bir gün kalması, bütün aklındaki düşünceleri değiştirmesine sebebiyet veriyor. Ve 7 Mayıs 2025 tarihinde tekrar savcılıkta ifadeye geliyor. 9 numaralı belgeyi açabilir miyiz?

Aykut Erdoğdu / Ramazan Gülten Müdafii

Devam edelim, sadece sarıladığım kısımları okuyacağım. Biraz... Şu sarıladığım kısımlar önemli, ha orada benim şey yok, buradan böyle kalsın. Şimdi ilk ifadede Mehmet Tevfik Göksu’nun cami istediğinden bahsetmişti ya; bir gece cezaevinde yatıyor geçici koğuşta, ertesi gün savcılığa geliyor ve diyor ki: "Yukarıda anlattığım taleplere ek olarak bir de o dönem İBB’ye terk edilen 60 dönümlük taşınmaz üzerine bir de cami inşa etmemiz talep edilmişti. Yani dün, 6 Mayıs’ta bu camiyi Mehmet Tevfik Göksu istiyordu; 7 Mayıs’ta istiyor oldu." Yani bir gece cezaevinde kalmak bile ’ın ya doğruların aklına gelmesine yardımcı oldu ya da suçtan kurtulmak için beyanlar uydurmasına sebebiyet verdi. Yine devamında, işte bir sürü talep anlatıyor; "Bana şundan istendi, benden şunu istediler, bunu istediler vesaire." Hiçbir hukuki değeri olmadığı için okumuyorum. Sadece sonuç kısmı, son kısmında diyor ki: "Bahsi geçen taleplerin tamamı Yavuz Erkut’un, ’nun kesin talimatıyla bizi yönlendirdiği tarafından iletildi. İBB ile tapuda yapılan protokolü imzalamaya zorlayan kişiler ’nun kesin talimatıyla onun adına hareket ettiğini söyleyen , ve Can Sürmegöz’dür. Şimdi Sayın Başkan, bu ifadeyi veriyor Mehmet İlhan Gürel, tekrar cezaevine gönderiyorlar. "Sen" diyorlar, "bir gün daha cezaevinde kal bakalım belki bir şeyler daha çıkar" derler ama muhtemelen çıkmıyor, 8 Mayıs 2025 tarihinde tahliye ediliyor. Önceki günlerde, dün veya önceki gün, Başkan bir şey söylemişti. Ben de buradan, Twitter'da gördüm, not aldım. İş adamlarından biri demiş ki —amiyane tabir kullanacağım, kusura bakmayın— "Çaktım İmamoğlu'na, çıktım" demiş. Şimdi burada da tam olarak bunu yapmış. Yine o iş adamının tabiri olduğu için kullanıyorum ama çakmış İmamoğlu'na ve çıkmış. Sadece 2000'de tahliye olmuş. Benim okuduğum yerde kimin dediği yazmıyor. Tamam, o zaman doğru eşleştirme yapmışız. gerçekten de Sayın Başkan —ifadeleri burada görüyorsunuz— 1 gün içerisinde fikrini değiştiriyor. İmamoğlu'na —çok afedersiniz— çakıyor ve çıkıyor.

Aykut Erdoğdu / Ramazan Gülten Müdafii

Özür dilerim. Ama 6 Mayıs'ta, 10 numaralı belgeyi açabilir miyiz? 'ın savcılığa davet edildiği gün, 6 Mayıs'ta 'ın kardeşi İhsan Gülay da savcılığa davet ediliyor. Ve bu İhsan Gülay müşteki veya şüpheli olarak değil, tanık olarak ifade veriyor. Tanık olarak verdiği ifadede de yine 'ın vermiş olduğu ifadelerin bir benzerini veriyor. Diyor ki: "Şirketimiz o dönemde söz konusu araziyi aldıktan sonra, bu hususları o dönemdeki mevcut belediye yönetimiyle görüştüler. İBB Başkanı Mevlüt Uysal Başkanlığından ilgili Büyükşehir Belediyesi kurumuyla anlaşarak davalardan vazgeçme ve arazinin yaklaşık 60 dönümlük kısmını İBB'ye terk etme karşılığında bir protokol imzaladılar. Ayrıca o dönemki Grup Başkanvekili olan Tevfik Göksu'nun ricası üzerine, söz konusu parsel ve kendi arazimiz içerisinde cami inşaatı yapmayı anlaşmaya koydu. Ayrıca kardeşimin ifadesi esnasında sunulan karardan muhalefette bulunan üyeler CHP'li üyeler olup onay veren üyeler AK Partili üyelerdir. Bu hususta kardeşimin böyle bir işe bulaşmadığını gösteren en kesin delildir" demiş. Şimdi burada 6 Mayıs'ta verdiği ifadeyi 7 Mayıs'ta değiştirdi ama tanıktan başka ifade alınmamış. Dolayısıyla bu tanık ifadesi şu an aslında 'ın veya savcılığın lehine değil, bizim lehimize bir ifade. Dolayısıyla savcılık tarafından bizim lehimize olan bir ifade nedeniyle neden işlem yapılmıyor da bizim aleyhimize olan bir ifade nedeniyle işlem yapılıyor, bunun da takdirini Sayın Mahkemeye bırakıyorum. Eyleme baktığımızda, işte biraz önce ilk belgede gösterdim, eylemin hiçbir yerinde yine müvekkilimin adı geçmiyor. Müvekkilimin adının geçmediği yerde neyle suçlandığını bilmediğimiz için biz açıkçası, dediğim gibi, buna savunma diyemeyiz. Biz ancak buna yokluğu ispat etmeye çalışan çaresiz bir insanın hezeyanları diyebiliriz. Ona bir savunma demek hukuken mümkün değil. Dolayısıyla beyanların hiçbir yerinde müvekkilimin olmaması nedeniyle neyi savunduğumuzu da bilmiyoruz. Ama hem müvekkilimin hem de değerli Atilla Hocamın bahsettiği gibi, burada şöyle bir problem var Sayın Başkan. 11 numaralı belgeyi açabilir miyiz?

Aykut Erdoğdu / Ramazan Gülten Müdafii

'ın bahsettiği olay, nazım imar planlarına ilişkin bir olay. Bu nazım imar planlarını ise İBB'nin bünyesinde İmar Şube Müdürlüğü değil, Şehir Planlama Şube Müdürlüğü yapıyor. Dolayısıyla bakın, Şehir Planlama Şube Müdürlüğünün görevlerini büyütebilir misiniz? Diyor ki burada: "Büyükşehir Belediyesi sınırları içerisinde alanın uzun vadeli gelişmesinin yönlendirilmesini, kontrol altında tutulması, sıhhileştirilmesi, doğal, tarihi ve kültürel değerlerin korunması amacıyla 1/100000 ölçekli çevre düzeni planı, 1/5000 ile 1/25000 arasındaki her ölçekli nazım imar planı yapmak veya yaptırmak." Ve en sona gelelim lütfen: "1/5000 ölçekli planlara yapılan itirazları incelemek, değerlendirmek ve Büyükşehir Belediye Meclisine sunmak, konuya ilişkin meclis kararlarının gereğini yapmak." Yani 'ın bahsettiği araziye ilişkin imar planlarını yapan zaten İmar Şube değil. Müvekkilimin o dönem başında olduğu İmar Şube değil. Müvekkilimle eşit seviyede olan... Sayın Başkan, üstte İBB İmar ve Şehircilik Daire Başkanlığı var. Altında bir kolda İmar Şube Müdürlüğü var, diğer kolda Şehir Planlama Şube Müdürlüğü var. İki tane daha müdürlük var, onların konumuzla alakası yok. Dolayısıyla Şehir Planlama Şube Müdürlüğü ile İmar Şube Müdürlüğü eşit konumdalar. Yani müvekkilim ne onların üstü konumunda ne de astı konumunda. Ama bu olayla da herhangi bir ilgisi olmadığı, zaten çok basit bir Google araştırmasıyla, İBB'nin sitesine girip hangi müdürlük hangi işi yapıyor diye baktığımızda dahi anlaşılacak bir durum. Bu imar planlarının işleyişi de şu şekilde Sayın Başkan: Şehir Planlama Şube Müdürlüğü ilgili planları düzenliyor, bunları İBB İmar ve Bayındırlık Komisyonuna gönderiyor ve komisyon da bunu İBB Belediye Meclisine göndererek meclis kararıyla onaylatıyor. Hatta bu Kozyatağı'na ilişkin imar planı, hem AK Parti hem CHP tarafından, hem de diğer meclis üyeleri tarafından oy birliğiyle verilmiş bir onaylama var. Yani oy birliğiyle verilmiş bir karar mevcut orada. Ve yine, hala bu plan, Sayın Başkan, şu an Kozyatağı projesine ilişkin yapılan plan hala yürürlükte. Bu ilgili imar planı iptal edilmemiş. İptal edilmeyen bir imar planının hukuka aykırı olduğunu veya suç işlenerek yapıldığını biz nasıl ileri sürebiliriz? Kaldı ki idare hukukunda da "hukuka uygunluk karinesi" diye bir şey var. Yani bir idari işlem iptal edilene kadar hukuka uygundur diyor idare hukuku. Dolayısıyla bu imar planının da biz hukuka uygun olduğunu kabul etmek zorundayız. Buradaki bütün karineler yıkıldı; suçsuzluk karinesi yıkıldı, masumiyet karinesi yıkıldı, şüpheden sanık yararlanır karinesi yıkıldı. Ama velakin bu hukuka uygunluk karinesini yıkamadılar. Bu imar planı hala yürürlükte. Bu imar planı iptal edilmediği müddetçe bu insanlara bunu suç olarak isnat edemezsiniz.

Aykut Erdoğdu / Ramazan Gülten Müdafii

Buradaki asıl komik olan durum, savcılık olaya bakınca, 'ın ifadelerine bakınca, "Aaa" demiş, "bu adam imar planlarından bahsediyor. E imar planlarından bahsediyorsa İmar Şube Müdürü Ramazan bundan sorumludur" diyerek dosyaya şüpheli olarak eklemişler. Yani Sayın Başkan, bir insanı suçlamak bu kadar kolay olmamalı. Artık bizim imkanlarımız çok gelişmiş. Bakın, ben internetten, Google'dan 5 dakikada bulabildim bunları. Kaldı ki ben iddia makamının birçok hocadan da bu iddianamenin hazırlanması sürecinde yardım aldığını tahmin ediyorum. İdare hukuku hocasından da yardım alarak bu imar planlarının düzenlenmesinden kimin sorumlu olduğunu çok rahat öğrenebilirlerdi. Hadi bunu öğrenmek istemiyorlar, bu iddianameyi düzenleyen 7 tane savcı var. Bu 7 tane savcının hiçbirisi ne imar planından ne de inşaatlardan, müteahhitlikten demek ki anlamıyor ki, bu imar planlarını görünce direkt olarak "İmar planı varsa bu olaydan İmar Şube Müdürü sorumludur" diyerek müvekkilimi suçlamışlar. Halbuki bilen birine sorsalar, yani hoca bile olmasına gerek yok, inşaat işinden, müteahhitlikten anlayan birine dahi sorsalar bu imar planlarından İmar Şubenin değil, Şehir Planlama Şubenin sorumlu olduğunu öğrenebileceklerdi. Ama maalesef Sayın Savcı bunu tercih etmemiş. Müvekkilimin İmar Müdürü olması nedeniyle ve konunun da imar planı olması nedeniyle müvekkilimi suçlama kolaycılığına kaçmış. Eylemlerde müvekkilin İmar Müdürü sıfatını haiz oluşu, tek başına cezai sorumluluk dayanağı olarak gösteriliyor, söylediğim gibi. Oysa ki ceza sorumluluğu, kişinin sadece görev ve unvanına değil; bizzat gerçekleştirdiği veya iştirak ettiği somut, şahsi ve kusurlu fiillere dayanmak zorundadır. Bu bağlamda, müvekkilin sırf bir görevde bulunması nedeniyle suçun faili olarak kabul edilmesi ceza hukukunun temelini oluşturan ceza sorumluluğunun şahsi ilkesine de açıkça aykırılık teşkil etmektedir sayın heyet. Buna ilişkin yine Profesör Doktor Metin Günday'dan almış olduğumuz mütalaadaki değerlendirmeyi de sizlere okumak istiyorum. "Eylem 26'ya konu edilen nazım imar planı yukarıda aktarılan mevzuat hükümlerine uygun olarak İBB İmar ve Bayındırlık Komisyonu'na Şehir Planlama Şube Müdürlüğü'nün 14 Haziran 2021 tarihli yazısıyla sunulmuştur. Komisyon tarafından İBB Meclisi'ne sunulan söz konusu plan meclis tarafından oy birliği ile kabul edilmiştir. ise söz konusu nazım imar planı hazırlandığı ve İBB Meclisi tarafından kabul edildiği dönemde İmar Müdürü olarak görev yapmaktadır. İmar Müdürlüğü'nün başka bir birim olan ve görevleri İBB Meclisi tarafından kabul edilen bir yönetmelik ile belirlenen Şehir Planlama Şube Müdürlüğü üzerinde herhangi bir yetkisi bulunmadığı gibi bu planları onaylama yetkisine sahip olan İBB Meclisi üzerinde de bir görev ve yetkisi bulunmadığı kuşkusuzdur.

Aykut Erdoğdu / Ramazan Gülten Müdafii

Özel olarak belirlenmiş bir görev olmadığı sürece bir kamu görevlisinin disiplin bakımından dahi sorumlu tutmak mümkün değildir. Bu imar planı halen yürürlükte olup idari işlemlerin hukuka uygunluk karinesinden yararlanmaktadır. Bir imar planının hukuka aykırılığına dair mahkeme kararı olmadığı sürece hukuka uygunluk karinesinden yararlandığı hazırlanması ve onaylanması sürecinde İmar Müdürü'nün yasal bir yetkisi bulunmadığı dikkate alındığında 'in idare hukuku bakımından bu süreçten sorumlu tutulamayacağı anlaşılmıştır." Sadece idare hukuku bakımından değil ceza hukuku bakımından da 'in bu eylemlerinden dolayı sorumlu tutulamayacağı apaçık bir şekilde ortadadır. Bu nedenle bu eylem yönünden müvekkilin beraatini ve müvekkil bu eylemden dolayı da tutuklu olduğu için maalesef, tahliyesini talep ediyorum. 13 numaralı belgeye geçebiliriz. Müvekkil üzerine atılı 13 tane ayrı ihaleden dolayı 13 tane ayrı suçlama var. Tabii ki de her birine tek tek ayrı ayrı güç yetmez ama yine bu eylemler ayrı ayrı eylemler olduğu için ayrı ayrı değerlendirme yapmak gerekecek. Şimdi her eylemdeki sıfatına da bir bakmak istiyorum. Eylem 62'deki ihalede vekâleten ihale komisyonu üyesi. Eylem 67'deki ihalede vekâleten encümen üyesi hem ihale komisyonu üyesi. Bu encümen üyesi hem ihalenin çıkılmasına karar veren encümende üye olarak karar almış. Eylem 68'de sadece vekâleten ihale komisyonu üyesi. Eylem 70'te asıl olarak hem encümen üyesi hem ihale komisyonu üyesi. Bu eylem 70 asıl olarak görevlendirildi. Çünkü müvekkil 4 Haziran 2004 tarihinden İBB İmar ve Şehircilik Daire Başkanlığı olarak görev yürütüyor ve İBB İmar ve Şehircilik Daire Başkanı görevlerinden biri de encümen üyesi olmak. Encümen üyesi olarak ihale komisyonunda da bulunmakta. Eylem 71'de de aynı şekilde ama burada encümende bulunamamış, encümende başka bir yerinde vekâleten başka biri katılmış toplantıya. Sadece ihale komisyonuna asıl olarak katılmış. Eylem 72'de vekâleten ihale komisyonu üyesi. Yine eski tarihe dönüyoruz, 4 Haziran 2004 tarihinden öncesine. Eylem 73'te vekâleten ihale komisyonu üyesi. Eylem 74'te vekâleten encümen üyesi. Eylem 76'da vekâleten ihale komisyonu üyesi. Eylem 111'de vekâleten ihale komisyonu üyesi. Eylem 113'te vekâleten ihale komisyonu üyesi. Eylem 114'te vekâleten encümen üyesi ve eylem 115'te vekâleten ihale komisyonu üyesi.

Aykut Erdoğdu / Ramazan Gülten Müdafii

Şimdi sayın başkanım 13 tane farklı eylemde müvekkilim neredeyse her birinde farklı bir sıfatta. Şimdi ben iddianameye bakınca şunu anlayamıyorum. Müvekkilim hani sıfat hangi sıfattan dolayı müvekkilim sorumlu tutulsa mesela eylemlerin tümünde encümen üyesi olsa diyeceğim ki encümen üyelerinin sorumluluğu görmüşler. Bütün ihalelerde ihale komisyonu üyesi olsa diyeceğim ki ihale komisyonu üyesi olarak sorumlu görmüşler, bak bundan dolayı. Veyahut da hani asıl olarak sorumlu görmüşler desem vekil olarak attığı imzalarda suçlu tutulmuş. Vekil olarak suçlu görmüşler desem asıl olarak attığı imzalarda suçlu tutulmuş. Yani burada bir objektif kriter olarak müvekkilimin neden suçlandığını ben anlayamıyorum. İddianamede bu açıklanmıyor. Biraz önce baktık yargılamanın yani eylemlerin hiçbirine müvekkilimin adı dahi geçmiyor. Müvekkilimin neden suçlandığına dair bilmiyoruz. Dolayısıyla burada objektif bir kriterden ziyade tek bir kriter gözetilmiş. . adı nerede geçiyor? 'in adı geçtiği her yerde biz 'i şüpheli olarak gösterelim, her yerde biz bu adamı sanık olarak gösterelim ve biz bu adamı tutuklayalım. Sayın başkanım bir insanı suçlamak bu kadar kolay olmamalı. Şu tabloyu göstermek istiyorum. Profesör Doktor Metin Günday'ın, idare hukuku profesörünün almış olduğumuz mütalaada ihalelerin aşamaları gösteriliyor sayın başkan. Burada görüyorsunuz ilk etapta muhammen bedel tespit ediliyor ve şartnamesi hazırlanıyor. Muhammen bedel tespit edilmesi ve şartnamenin hazırlanmasından sonra ancak dosya ihale komisyonunun önüne geliyor. Dolayısıyla müvekkilim hem kendi savunmasında belirttiği hem Hasan hocamın savunmasında belirttiği gibi ne muhammen bedelin tespitinde bir sorumluluğu, yetkisi, görevi var; ne de şartnamenin düzenlenmesinde böyle bir sorumluluğu, yetkisi, görevi var. Zaten ihaleler ya reklam ihaleleri ya da belediyenin alanlarının kullanılmasına ilişkin ihaleler. Müvekkilimin bu konuda herhangi bir uzmanlığı yok ki. Müvekkilimin uzmanlığı olmadığı bir konuda ne şekilde bir şartname hazırlamasını bekleyebiliriz veya müvekkilimin uzmanlığı olmadığı bir konuda ne şekilde bir muhammen bedel tespit edilmesini bekleyebiliriz? Zaten yani iddianamede de bu yönde bir iddia yok.

Aykut Erdoğdu / Ramazan Gülten Müdafii

Sadece deniyor ki Hasan hocamın yine çok güzel söylediği gibi, bu süreçte rol alan ... Yahu ne şekilde rol almış bu adam bu süreçte? Şartname düzenlenirken gidip şartnameyi düzenleyen insanlara mı şey yapmış, zorlama yapmış bu şartnameyi, şöyle düzenleyin diye? Veya muhammen bedeli tespit eden ekibe gidip bak bunun muhammen bedelini şöyle düzenleyin mi demiş? Demişse bunun iddianamede bize gösterilmesi lazım. Çünkü bunları yapmadığı müddetçe müvekkilime suç isnat edilemez. Ama müvekkilim maalesef bu 13 tane ihaleden dolayı ayrı ayrı şu anda hem ihaleye fesat karıştırma suçlamasıyla hem de iki eylemde kamu zararından dolandırıcılık nedeniyle şu anda suçlanıyor ve tutuklu olarak karşınızda. Şimdi müvekkilim neden ihale komisyonlarında üye? Şimdi ihale komisyonlarında üye olması için Belediye Kanunu'nda encümenin nasıl belirleneceği ve encümenin görevleri, zaten Büyükşehir Belediyesi Kanunu'nda ve Belediye Kanunu'nda açıkça belirtilmiş. 2886 sayılı Devlet İhale Kanunu'nda da belediyelere ait ihaleler "belediye encümenince yürütülür" denmiş. Aşağıya devam edelim. Peki encümen üyeleri nasıl seçiliyor? Encümen üyeleri de Encümen Şube Müdürlüğü'nün başkanlık makamına sunmuş olduğu yazıyla ve başkan kararıyla belirleniyor. Bu başkan kararıyla da iki senedir de görüyorsunuz İmar ve Şehircilik Dairesi Başkanı veyahut da onun yerine vekalet eden kişi encümenin doğal bir üyesi olarak karar verilmiş ve kabul edilmiş. Dolayısıyla müvekkilim hem ihalede o ihaleye seçilen bir kişi değil, müvekkilim doğal encümen üyesi olduğu için 2886 sayılı Devlet İhale Kanunu gereğince doğal bir ihale komisyonu üyesi. Orada müvekkilimin yani özellikle bu ihaleler için ihale komisyonuna seçildiğini veyahut da encümene seçildiğini düşünüp savcılık anlamsız suçlama yöneltmiş olabilir. Ama bu hususta tümüyle hukuka aykırı, hatta İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı da bu kararını görmüş olacak ki biliyorsunuz yine Çağlayan Başsavcılığında açılmış bir dava yürütülüyor. İleride yeni duruşma, mega duruşma salonunda. Suç Örgütü dosyası. Orada da birçok ihale komisyonu üyesi tutuklandı. Orada da birçok ihale komisyonu üyesi hakkında cezalandırma talep edildi. Orada da birçok ihale komisyonu üyesi hakkında yargılama yapılıyor şu an. Orada biliyorsunuz, belki de bilmiyorsunuz, bilmiyorum, esas hakkındaki mütalaa verildi. O esas hakkındaki mütalaada çok önemli, ihale komisyonu üyeleri için çok kritik bir şey var. Şimdi deniyor ki: Alınan beyanlar doğrultusunda komisyon üyelerinin usulen görevlendirildiği, ihalelerde gerçekleşen usulsüzlükleri bilme ihtimallerinin olmadığı dikkate alındığında atılı suçları işlediklerine dair her türlü şüphelerden uzak, kesin ve inandırıcı delil elde edilmediği belirtilerek o dosyadaki ihale komisyonu üyelerinin beraati talep ediliyor Sayın Başkan. O dosyadaki ihale komisyonu üyelerinin beraati talep edilirken bu dosyadaki ihale komisyonu üyelerinin hala tutukluluğunun devamları talep ediliyor ve tutukluluklarının devamına karar veriliyor. Bu savcılığın yapmış olduğu kendi içindeki çelişkiyi de sayın mahkemenin takdirine bırakıyorum.

Aykut Erdoğdu / Ramazan Gülten Müdafii

Kaldı ki, bu ihaleler biliyorsunuz aynı zamanda Sayıştay ve Danıştay denetimine tabi ihaleler. Dolayısıyla burada eğer bir aykırılık varsa, bir kamu zararını ortaya çıkarabilecek bir durum varsa bunu Sayıştay da Danıştay da tespit edebilecek yetkide. Yine bu Betül Bindal'ın, çünkü bu da idari hukuku ilgilendiren bir konu. Dolayısıyla Profesör Doktor Betül Bindal'dan bu konuda da bir görüş talep ettiğimizde sayın hocamız demiş ki: Sayıştay da ihalelerde yaklaşık maliyetin yanlış belirlenmesi nedeniyle oluşan kamu zararından ihale komisyon üyelerinin sorumlu tutulamayacağına karar vermiştir. Söz konusu karara göre ihale komisyonunun; tekliflerin değerlendirilmesi, aşırı düşük tekliflerin tespiti ve ihalenin karara bağlanarak onaylanması aşamalarında sorumlu ve görevli oldukları; ihale yetkilisinin ise ihale kararının onaylanması veya gerekçesini belirtmek suretiyle iptali noktasında sorumluluğu olduğu görülmektedir. Bu anlamda ihale komisyon üyelerinin, var olan tekliflerin sıhhatinin esas değil, veri yaklaşık maliyet çerçevesinde değerlendirilmesinden öte bir görev ve sorumlulukları bulunmadığından oluşan kamu zararından da sorumlulukları bulunmamaktadır, diyor Sayıştay. Yine Sayıştay’ın yakın tarihli bir kararına göre ihale komisyon üyelerinin kendilerine havale edilen ihale işlem dosyasının önceki aşamalarından kaynaklanan kamu zararı ile illiyet bağının bulunmadığını ifade ediyor. Sayıştay, 4734 sayılı Kanun’un 6.3 maddesinde komisyon üyelerinin gerekli incelemeyi yapacakları belirtilmiş olmasına rağmen ihale dokümanından kaynaklanan kamu zararından sorumlu tutulamayacaklarına hükmetmiş. Bakın 4734 sayılı Kanun’a göre verilmiş bir karar. Çünkü 4734 sayılı Kanun’un 6. maddesinin 3. fıkrasında ihale komisyonuna gerekli incelemeyi yapma yetkisi veriliyor. Ama 2886 sayılı Kanun’da komisyon üyelerine bu yönde verilmiş açık bir görev ya da üyeler için yapılmış bir belirleme bulunmadığı için 2886 sayılı Kanun’a göre yapılan ihalelerde komisyon üyelerinin sorumluluğunun gündeme gelmesi hukuken mümkün değildir deniliyor. Dolayısıyla hani 4734'lü ihale komisyon üyelerine bir görev yüklenmiş, ona rağmen Sayıştay orada ihale komisyon üyelerinin sorumluluğunu bulmuyor. 2886 sayılı, 2886 sayılı Kanun olarak ihale komisyonuna yüklenmiş bu yönde bir görev de yok. Ama buna rağmen benim müvekkilim şu anda burada huzurunuzda tutuklu olarak yargılanıyor.

Aykut Erdoğdu / Ramazan Gülten Müdafii

Bir diğer değerlendirmek istediğim şey, biliyorsunuz bu encümen ve aynı zamanda ihale komisyonu 10 kişiden oluşuyor. Ama biz eylemlere baktığımızda 10 kişinin hepsinin eylemlerde olduğunu görmüyoruz. Eylemlerin hepsinin başına işte "diğer 1-2-3 şüpheliler için soruşturma devam etmektedir" deniyor ama neyi soruşturuyorlar onu da anlamış değilim. Çünkü ihalede savcılık bir suç bulmuş ya, dolayısıyla bu suçtan dolayı bütün ihale komisyon üyelerini belki de sorumlu tutacak, tutması gerekiyor. Bildiğim kadarıyla gidip ifadeleri vesaire de alındı ama dava açılmıyor. E burada neye göre benim müvekkilim burada ihale komisyon üyesi olarak tutuklu da diğer ihale komisyon üyesi serbest? Veya neye göre benim müvekkilim burada ihale komisyon üyesi olarak tutuklu da diğer ihale komisyon üyesi tutuksuz? Bununla hiçbir şekilde hukuken açıklanmasının ben mümkün olmadığını düşünüyorum. Kaldı ki geçen gün ben de Sayın de savunmasında söyledi, 113 ve 115 sayılı eylemlerdeki ihaleler oy birliğiyle ihaleler tamamlanıyor. Yani oy birliği ne demek? İhale komisyonunda bulunan AK Partili üyelerin de imzasıyla bu ihaleler onaylanıyor ve yüklenici firmaya veriliyor. Ve dolayısıyla eğer burada bir suçlama varsa bu AKP'lilerin de bu dosyada yargılanması gerekiyor. Ama biz baktığımızda dosyada diğer komisyon üyelerinin hiçbirinin burada ne şüpheli olarak bulunduğunu görüyoruz, ne dava açıldığını görüyoruz, ne de herhangi bir tutuklama işleminin yapıldığını görüyoruz. Dolayısıyla bu da yani bu hukuksuzluğu da, bu eşitsizliği da sayın mahkemenin takdirine sunmak istiyorum. Son olarak yine iddianameye bir eleştiri olarak, iddianamenin tabii ki çok kapsamlı ve büyük bir iddianame olduğu için belli kısımlarını belli kişiler yazmış muhtemelen. Eylem 111, 113, 114 ve 115'te müvekkilimin ihale yetkilisi olarak cezalandırılması talep ediliyor Sayın Başkan. Biraz önce tabloda gördük müvekkilim hiçbir ihalede ihale yetkilisi olarak görev yapmamış. İhale yetkilisi olarak görev yapmayan müvekkilimin ihale yetkilisi olarak suçlanması talep ediliyor. Dolayısıyla yine Eylem 26'ya dönecek, müvekkilim, ilk şey, Şehir Planlama Şube Müdürlüğüyle alakası yok, cezalandırılması talep ediliyor. Müvekkilimin ihale yetkilisinin olmasıyla alakası yok, cezalandırılması talep ediliyor. Yani burada açıkça benim müvekkilime uygulanan bir kasıt olduğunu düşünüyorum. Yani benim müvekkilim sadece İBB'de çok üst düzey bir görev yaptığı için şu an huzurunuzda tutuklu olarak yargılanıyor. Bunun lütfen bilincinde olmanızı istiyorum sizlerden.

Aykut Erdoğdu / Ramazan Gülten Müdafii

Bir diğer husus, müvekkilim hakkında iddia olunan, ekrana da koyduğumuz suç örgütüne üye olduğu iddiası. 15 numaralı görseli açabilir miyiz lütfen? Şimdi iddianamede bir örgüt şeması var. Müvekkilim savunmasında da bahsetti, hemen göstermek istiyorum. Yaklaşabilir miyiz? Şimdi Sayın Başkan, tabloya baktığımızda, yani yüksek çözünürlüklü hali maalesef bizde yok. Sayın Duruşma Savcısında varsa veyahut da savcılık makamında varsa biz de bir el almak isteriz. Ama ben buradan baktığımda, burada değil, Ramazan Gültekin yazdığını görüyorum. Dolayısıyla iddia makamı; suç örgütü üyeliği gibi çok büyük bir suçla suç istinat ettiği kişinin soyadını dahi doğru yazamıyor örgüt şemasında. Bu Ramazan Gültekin ismini biz nereden hatırlıyoruz? Gizli tanık Zeytin'in iddialarından hatırlıyoruz. Gizli tanık Zeytin, yerine “Ramazan Gültekin” diyordu beyanlarında. Şimdi aklıma benim iki ihtimal geliyor: Ya gizli tanık Zeytin bu örgüt şemasını düzenledi, verdi savcılığa; ya da yani savcılık gizli tanık Zeytin'den etkilenip 'in adını Ramazan Gültekin olarak değiştirmeye karar verdi. Buradaki hukuki abesliği de yani bu kadar asrın yolsuzluğu denilen davada, gibi Cumhurbaşkanı adayının yargılandığı davada örgüt şeması çıkartıyorsanız, bu örgüt şemasında bir üye olarak gösterdiğiniz bir kişinin soyadını dahi doğru yazamıyorsanız, o iddianameye ben zaten "iddianame" demem. Hukuken ve teknik olarak da mümkün değil. İddianamede müvekkilimin örgüt üyeliğine ise neler gösteriliyor delil olarak? Öncelikle belirtmek isterim ki HTS kayıtları delil olarak gösteriliyor. Burada HTS kayıtları aslında, Sayın Atilla Hocamın, benden önce konuşan Sayın Atilla Hocamın da bahsettiği bir —yani totolojik— bir ibare. Yani biz bu hususu dilekçelerimize de yansıttık. Oradan, izninizle okumak istiyorum. Burada, yani soruşturma makamlarının HTS'ye yönelik genel yönelmesi aslında tamamen kısır döngü safsatasının apaçık bir örneğini oluşturuyor. 16 numaralı görseli açmak istiyorum ben. Sayın Başkan, burada görüyorsunuz; iki tane Spider-Man birbirini gösteriyor, hangisinin ne olduğu belli değil. Burada da bu iddianamede de bu Atilla Hocamın da anlattığı totolojide de şimdi yine bir isimden örnek vermek istemiyorum ama ", X kişiyle görüştüğü için örgüt üyesidir." deniyor. X kişiye, "'le görüştüğü için X kişiye örgüt üyesidir" deniyor. Şimdi buradaki saçmalığı, buradaki abesliği ortaya koyabilecek en güzel görselin bu olduğunu düşünüyorum. Yani dolayısıyla, yani birinin örgüt —yani ikisinin de örgüt üyesi olduğu belli değilken— bu iddianın ortaya atılması ne hukuken, ne akılla, ne de teknikle açıklanabilecek bir husus değil. Ancak böyle bir görselle açıklanabilecek bir husus. Bunun da takdirini Sayın Mahkemeye bırakıyorum.

Aykut Erdoğdu / Ramazan Gülten Müdafii

Bir diğer sıkıntı, HTS kayıtlarına ilişkin diğer bir sıkıntı; biraz önceki örgüt şemasında gördüğünüz üzere müvekkilim, ilgili suç örgütünde hiyerarşisinin altında bulunuyor. Ama dosyadaki HTS kayıtlarına baktığımızda, bir tane bile müvekkilimin, bir tane bile örgüt yöneticisiyle, iddia olunan örgüt yöneticisi ile HTS kaydı bulunmuyor. 'le bir tane bile HTS kaydı yok dosyada. E nasıl o zaman? Yani nasıl bir yönetici-ast-üst ilişkisi bu ki bir kere, bir tane HTS kaydı olur? Bir tane de olsa senelerce örgüt üyeliği yaptıysa bu insan, hiyerarşisi altında senelerce örgüt üyeliği yaptıysa insan, en azından bir tane HTS'si olur. Sizin, yöneticisiyle HTS kaydı olmayan bir kişiyi, onun da örgüt üyesi olarak göstermeniz —yani savcılık makamının göstermesi— ne kadar hukuka aykırıysa, sizin de bu iddiayı kabul edip hala müvekkilimi tutuklu yargılamanız maalesef o kadar hukuka aykırı. Müvekkilimin, ilgili şeyin, örgütün lideri olan Sayın ile ilgili bir tane baz kaydı var. Görsel 17'yi açabilir miyiz, son görselimi? Bize emniyet ifadesinde sorulmuştu, "Bu, yukarıya doğru büyütebilirsiniz kırmızı alanı, bunlarla ne konuştunuz, HTS kayıtlarınız çıktı" diye. Bakın 30 Mayıs'ta, 30 Mayıs 2023 tarihinde Sayın ile müvekkilim arasında bir HTS kaydı dosyaya sunularak bu, müvekkilimin örgüt üyeliği isnadına delil olarak gösterildi. Hem emniyet tarafından hem savcılık tarafından hem de şu anda yargılaması yapılan mahkeme tarafından. 30 Mayıs 2023 tarihi önemli bir tarih, müvekkilim de savunmasında bahsetti. Aşağıya kaydıralım lütfen. Aşağıya kaydıralım, fotoğraf kalsın sadece, hah. 30 Mayıs 2023 tarihinde Sayın Başkan, müvekkilim Üsküdar'daki —kendi ifadesinde anlattığı— Üsküdar'daki kaçak yapıları yıkmak üzere alana gittiğinde, o kaçak yapının sahipleri tarafından darp edildi. Buna ilişkin bu dosyada da şu an ulusal kanallarda, ana haber bültenlerinde haber yapıldı ama bu tweet daha sağlıklı. Yani "Bunlar örgüt üyesi bak, diğer örgüt üyesi için tweet atmış" diye düşünmenizi istemiyorum, bu insani bir şey çünkü, herkes tweet atabilir “geçmiş olsun” diye. Burada bakın, görüyorsunuz müvekkilimin halini. Müvekkilim, bu saldırıdan sonra üst amiri olan Belediye Başkanı Sayın tarafından aranması, müvekkilimin örgüt üyeliğine delil olarak gösterilmiş. Yani burada şöyle bir durum var: Devletin, devletin —Sayın Başkan, devletin— kendi bürokratını koruyamadığı ortadayken, kendi bürokratını koruyamadığı, polis marifetiyle kendi bürokratını koruyamadığı ve müvekkilimin darp edildiği ortadayken, o darp edilme üzerine aranan bir "geçmiş olsun" telefonu da müvekkilimin örgüt üyeliğinde delil olarak gösterilmiş. Yani devlet hem müvekkilimi koruyamıyor hem de o korumak isteyenlerin veya onu iyi niyetli düşünen kişilerin aramasını "Aaa, siz telefonla konuşmuşsunuz, bu sizin örgüt üyeliğinize delil olarak değerlendirilir" diyor. Bunun da yani takdirini, Sayın bilgisini, Sayın Mahkemeye bırakmak istiyorum.

Aykut Erdoğdu / Ramazan Gülten Müdafii

Baz kayıtları var Sayın Başkan, müvekkilimin örgüt üyeliğine delil olarak gösterilen. Baz kayıtları, müvekkilimin çoğunlukla diğer şüphelilerle baz kayıtlarının hepsi belediye binasında. Şimdi belediye binasındaki baz kayıtlarını biz nasıl örgütsel faaliyet olarak şey yapabiliriz? Müvekkilim belediyede çalışıyor. Yani işe gitmesi mi suç olarak değerlendiriliyor? Kaldı ki bu baz kayıtlarının hukuka aykırı olduğu, ilk gün yaptığımız savunma, ilk yargılama için yapılan savunmadan bu yana zaten yüzlerce kez ortaya konuldu. Bizim de Sayın için dosyaya sunmuş olduğumuz, Boğaziçi Üniversitesi'nden Profesör Doktor... ki o da şu an üniversiteden ihraç edildi ve Profesör Doktor Cemal Soyer tarafından imzalı hukuki mütalaada da anılan baz kayıtlarının ilgili kişinin ilgili tarihte ilgili belirtilen yerde olduğunu kesin olarak göstermediğini ortaya koymaktadır. Dolayısıyla biz burada bir ceza yargılaması yapıyoruz. Yaklaşık ispatlarla biz burada bir karar alamayız. Bizim burada bir karar alabilmemiz için, burada bir mahkemenin bir karar verebilmesi için, o isnadın, o suç delilinin %100 gerçek olduğunun ortaya konulması gerekir. İleri sürmüş olduğumuz savunmalarla hem de dosyaya sunmuş olduğumuz mütalaalarla bu HTS baz kayıtlarının tümüyle safsatadan ibaret olduğunu, emniyetin ve savcılığın fantezisinden ibaret olduğunu açıkça ortaya koyduk. Bunun takdirini sayın mahkemeye bırakıyorum. Ayrıca, her ne kadar iddianameye konulmasa da gizli tanık Zeytin de müvekkilim hakkında işte işler yapar gibi diyor. Ama müvekkilimin adını doğrudan, yani müvekkilimi tanımayan bir kişi müvekkilim hakkında ithamlarda bulunuyor. Kaldı ki zaten ana savcılık da benim müvekkilimi tanımıyor, müvekkilimin adını örgütsel şemasıyla yanlış yazdı. Yani savcılığın bunu yaptığı yerde gizli tanığın bunu yapmasına da ben inanın artık bir şey diyemiyorum. Sorduğunuz soruya gelecek olursam Sayın Başkan, müvekkilime ifadesinin sonunda "Mete Evin'i tanıyor musunuz?" diye sordunuz. Şimdi Mete Evin, kim? Mete Evin bir tane mimar açıkçası, ben tanımıyorum. Ama 'in ifadesinde gördüm. de zaten ifadesinde nasıl geliştirmiş olur? Şöyle, okuyalım birlikte. , Mete Evin'den bahsederken demiş ki: "Mete Evin; Boğaziçi İmar, Beşiktaş Belediyesi, Şişli Belediyesi ve Beylikdüzü'nde birçok iş takibi yapmıştır. ile de ortak çalışmıştır. Kendisi Yaşar Kuruyanlar'ın falan filan eşiyle yakın bir ilişki içerisindeydi. Mimar işlerini bunlarla beraber takip etmekte." Şimdi 'in benim müvekkilimin hakkında, daha doğrusu bütün dosyada, bakın 4000 sayfalık iddianamede de müvekkilim hakkındaki geçen tek beyan bu. O beyanda da zaten müvekkilim hakkında değil, Mete Evin hakkında iddia da Mete Evin'in ile ortak çalışmış olması.

Aykut Erdoğdu / Ramazan Gülten Müdafii

Burada öncelikle değerlendirmemiz gereken husus şu: 'in ifadelerine biz ne kadar hukuki olarak itibar edebiliriz? Biliyorsunuz burada tutukluydu. Yani ben müsaadenizle demek istemiyorum, sonuçta övünç duyuyorsunuz ama yani nasıl olduğunu anlayamadığım şekilde sırasının önüne alındı ve tahliye edildi. Şimdi baktığımızda biz bu 'in suçtan kurtulmaya yönelik beyanlarına nasıl ve ne şekilde itibar edebileceğiz ki onun müvekkilim hakkında dahi ileri süremediği bir iddiayı siz benim müvekkilime sorabiliyorsunuz? Yani bunu ancak Mete Evin'e sorabilirsiniz. Çünkü müvekkiliniz zaten, de burada Mete Evin'den bahsediyor, müvekkilimden de bahsetmiyor. Kaldı ki Mete Evin de mimar olarak görev yapan, kamunun ruhsat projelerini takip eden, yani İmar Kanunu gereği, 3194 sayılı İmar Kanunu'nun 26. maddesi gereği ruhsatları düzenleyen İmar Müdürlüğü olduğu için ve Mete Evin de kamu projelerinin ruhsatlarını takip ettiği için müvekkilimin oradan tanışıklığı var. de bu kamu projelerinin bir kısmını yaptığı için ve bu kamu projelerinin ruhsatlarının bir kısmını da Mete Evin yaptığı için, yani ruhsat veren birimlerde müvekkilim çalıştığı için Mete Evin ile tanışıklığının olması kadar doğal bir şey yok. Kaldı ki zaten 'in burada suç örgütüyle alakalı bir şey dediği yok. Yani bunu ne şekilde bir hukuki olarak itibar edip veyahut da bunu ne şekilde hukuki olarak değerlendirip bunu müvekkilime sormuş olduğunuzu ben açıkçası anlamış değilim. Bunu da açıkça söylemek istiyorum. Burada suç örgütünün oluşmadığına ilişkin birçok iddia dile getirilebilir. Aha, yazıyormuş, pardon. Yüksek çözünürlüklü geldi, teşekkürler. Bunu biz de alabilir miyiz? Teşekkürler. yazıyormuş, pardon, o zaman. Sözlerimi geri alıyorum, teşekkürler.

Aykut Erdoğdu / Ramazan Gülten Müdafii

Devam ediyorum. Müvekkilimin suç örgütüne yönelik biliyorsunuz gitti, iddiası var. Burada suç örgütüne ilişkin bir savunma yapmış, şu an davanın esasıyla ilişkin ne diyecektir? Çünkü zaten savunmaların sonuna yaklaştık ve suç örgütüne yönelik birçok savunma gerçekleştirildi. Müvekkilimin burada suç örgütünün oluşmadığına ilişkin beyanları da ortada. Müvekkilimin gelmesi ve taşınması... Burada sayın başkan, açıkça bir belediye hiyerarşisi, bir insanların belli bir amaç doğrultusunda birleştikleri, suç olarak lanse edilmeye çalışılıyor. Şimdi buna yani bu teknik olarak da hukuken de mümkün değil. Evet örgüt, bakın hukuk boyutuyla örgüt, çünkü bir amaç için birleşen insanlar topluluğu. Burada evet bir amaç için birleşen insanlar var ama bu amaç suç işlemek değil sayın başkan. Bu amaç İstanbul'u daha yaşanabilir hale getirmek, İstanbul'u daha iyi hale getirmek, Türkiye'yi daha yaşanabilir hale getirmek, daha iyi bir hale getirmek. Dolayısıyla bu örgütün elbet de tek amacı ancak bu olabilir. Buradan suç örgütü, suç işlemek amacıyla kurulan bir örgüt çıkarması da teknik olarak mümkün değil. Son olarak tahliye yani iddialara ilişkin savunmalarımı bitirdim. Tahliye talebinde bulunacağım ama tahliye talebinde de hukuki olarak ne şekilde talepte bulunmalıyım açıkçası bilmiyorum. Çünkü bu zamana kadar defalarca kez söylememize rağmen, AYM, İHAM hatırlatmamıza, mahkemelerin bütün kararlarının gerekçeli olması gerektiğini belirtmemize rağmen bugüne kadar tek bir hukuki kararında tek bir gerekçe dahi yazılmadı. Dolayısıyla biz neye göre müvekkilimizin kaçma şüphesi olduğunu düşündüğünüzü, neye göre delil karartma şüphesi olduğunu düşündüğünüzü veya neye göre mülk üzerine atılan kuvvetli suç şüphesi olduğunu düşündüğünüzü biz bilmiyoruz. Eğer burada bir müvekkilimin bir kaçma şüphesi varsa bunu siz mahkeme olarak ortaya koymak zorundasınız ki biz savunma yapabilelim. Eğer müvekkilimin bir delil karartma şüphesi varsa bunu siz ortaya koymak zorundasınız ki biz savunma yapabilelim. Eğer müvekkilim üzerinde bir kuvvetli suç şüphesi varsa tutukluluğunun devamını gerektirebilecek, bunu ortaya koymak zorundasınız ki biz bunu savunabilelim.

Aykut Erdoğdu / Ramazan Gülten Müdafii

Müvekkilim kendisi de bahsetti, 30 Nisan 2025 tarihinden bu yana tutuklu. Müvekkilim iddianame düzenlenene kadar neyle suçlandığını dahi bilmeden 7 ay boyunca cezaevinde kaldı. Bu 7 aylık süre içerisinde kendisi de bahsetti, çok girmeyeceğim, kızının doğumu gerçekleşti, kızıyla cezaevinde görüştü. Allah kimseye, yani düşmanımın bile yaşamasını istemem böyle bir şeyi. Allah kimsenin, Allah kimsenin başına vermesini... 13.5 ay sonra, 13.5 ay sonra ise savunma yapmak üzere şu anda huzurunuzda, karşınızda bulunuyor sayın başkan müvekkilim. Yine 2 gün önce Burak Öget savunmasında dedi ki: "Hani cezaevi koşullarını benim burada ne kadar anlatmak istesem de anlatmam mümkün değil. Adalet Akademisi'ne sesleniyorum, hakim savcıların en azından 15 gün boyunca cezaevine girmeleri ve o şartları yaşamaları gerektiğini düşünüyorum." 15 gün, 15 gün boyunca cezaevine girmeleri gerektiğini söyledi. Bu yani biz avukatlar arasında veya tutuklu sanıklar arasında çokça konuşulan, çokça konuşulan bir durum. Buradaki ben hatalı unsurun 15 gün olduğunu düşünüyorum. Çünkü cezaevindeki asıl problem sayın başkan, ne zaman çıkacağını bilmemek. Eğer bir insan cezaevine girdiği gün hangi gün çıkacağını bilirse 15 gün çabuk geçer. "Sayılı gün çabuk geçer" derler ya, o sayılı gün çabuk geçer. Ama bir insan hangi gün, hangi gün suç üzerine atılan suçlamanın ne olduğunu bilmeden, hangi gün hakim karşısına çıkacağını bilmeden, hangi gün tahliye olacağını bilmeden cezaevine girerse işte o dipsiz kuyudur sayın başkan. O dipsiz kuyuya insan atmak demek; insanı umutsuzluğa sürüklemek demek, insanı yokluğa sürüklemek demek, insanı hayattan kopartmak demek. Dolayısıyla burada eğer siz bugün biliyorsunuz tutukluluk incelemesini, değerlendirmesini yapacaksınız, bugün müvekkilim hakkında tahliye kararı vermezseniz müvekkilimi dipsiz bir kuyuya atmış olacaksınız. Çünkü biliyorsunuz her salı savunma yaptıktan sonraki tutukluk değerlendirmesi tahliye olacağı ümidiyle değerlendirme yapılıyor. Kimse savunma yapmadan tahliye olmayı zaten beklemiyor, kaldı ki savunma yapmadan tahliye olanlar da var. Ama herkes buradaki avukatlar ve sanıklar arasında konuşulan, savunma yaptıktan sonraki tutukluluk incelemesinde tahliye olmak. Şimdi benim müvekkilim de tutukluluk incelemesinden önceki son savunma yapan kişi olarak böyle bir beklenti içerisinde. Ne olursa olsun...

Aykut Erdoğdu / Ramazan Gülten Müdafii

Çünkü ben de böyle bir beklenti içerisindeyim. Ama siz benim müvekkilimi tahliye etmezseniz müvekkilimle ilgili siz bir kurgu yapmış olacaksınız. Bununla vicdani yükünü sizlere bırakıyorum. Müvekkilim dediğim gibi yani cezaevindeyken çocuğu oldu, büyüyor, nerede ise 1 yaşına gelecek. Yani benim de henüz görme fırsatım olmadı. Benim görmem çok önemli değil ama müvekkilim kızı doğduğundan beri daha bir gece dahi kızıyla uyuyamadı. Yani müvekkilim bundan sonra belki bir daha çocuk sahibi olamayacak. Dolayısıyla bir daha ömrü boyunca yaşayamayacağı olayları şu anda kaçırıyor; kızının ilk adımlarını kaçırıyor, kızının ilk "baba" demesini kaçırıyor, kızının ilk diş çıkarmasını kaçırıyor. Yani, peki bunları neye istinaden kaçırıyor? Sayın Başkan, şu an dışarısı uyuşturucu tacirleriyle dolu, şu an dışarısı tecavüzcülerle dolu. İşte dün bir haber çıktı, çocuk tecavüzcüsü, çocuğu zorla evlendiren kişi adli kontrolle tahliye olmuş. Ya benim müvekkilim bundan daha mı ağır bir suç işledi de burada bu dosyada tutuklu olarak yargılanıyor? Burada suç işlemişse bile bunun ortaya konulmasını istiyorum ben. Yani net dersiniz ki, şu delillerle şu suçu işlemiştir. Ben bunu görmek istiyorum. Ama dosyaya baktığımda göremiyorum. Müvekkilim, dediğim gibi ben burada hukuki olarak bir tahliye talebinde bulunmayacağım. Ben ancak vicdani olarak bir tahliye talebinde bulunabiliyorum. Çünkü hâkimler de hukuka göre ve de vicdana göre karar vermek durumundadırlar. Ben hukuken derdimizi anlatabildiğimizi düşünüyorum, derdimizi anlatmaya çalıştığımızı düşünüyorum. Bizi anlamış olmanızı diliyorum. Bizi eğer anlıyorsanız müvekkilimin burada hukuken de tahliye edilmesinin önünde hiçbir engel yok, vicdanen de tahliye edilmesinin önünde hiçbir engel yok, hatta ve hatta daha da ileri gidiyorum müvekkilimin bu dosyada hukuken de tahliye edilmesi, vicdanen de tahliye edilmesi yasal bir zorunluluktur Sayın Başkan. Bu yasal zorunluluğa uygun olarak karar vermenizi talep ediyorum.

Aykut Erdoğdu / Ramazan Gülten Müdafii

Evet, bugün tahliye kararı vermeyebilirsiniz. Zaten biz müvekkille bütün şartları konuştuk, tahliye olabilir de olmayabilir de. Tahliye kararı vermeyebilirsiniz ama kitaplar önünüzde, biraz önce bakarken gördüm sizi, o ikinci kitabınızın son sayfasında şöyle bir cümle geçiyor müvekkilimin, onu okuyarak bitiriyorum. Bunu kitapları kızına yazdığı için bunlar kızına ithafen söylenmiş, "Merak etme güzel kızım" diyor, "umut edenler için hiçbir kapı sonsuza dek kapalı kalmaz." Benim müvekkilim bir gün o cezaevinden çıkacak ama onun bugün olmasını ben sizden talep ediyorum. Teşekkür ederim.

Aykut Erdoğdu / Ramazan Gülten Müdafii

Bu analiz yapay zeka değerlendirmesine dayanmaktadır. Hatalar veya yanlış bilgiler içerebilir.