Savunma

Ramazan Gülten Müdafii Av. Hüseyin Ersöz Savunması

Müdafi savunması·Ramazan Gülten·18 Haziran 2026 · Kaynak

Sayın Başkan, değerli heyet, sayın savcılık makamı, değerli hazirun… Saat ilerledi. Değerli hocam Hazal Algan tarafından çok ayrıntılı bir savunma yapıldı. Değerli meslektaşım Enes Ermaner yaptığı açıklamalarda ve ihalelerin maliyetine ilişkin yine değerlendirmeler yapıldı ve ortadaki hususlar çok ayrıntılı bir şekilde ortaya konuldu. Ama bu dava öyle bir dava ki yani benzer yargılama süreçlerinden de çıkarım şeklinde söylüyorum, ne anlatırsanız anlatın, ne söylerseniz söyleyin, hep bir şeylerin temel itibarıyla eksik kaldığını düşünüyorsunuz. Hep bir şeylerin eksik bırakıldığını fark ediyorsunuz. Hiç o gözlerde yani kürsüdeki işte Savcılık Makamında, mahkeme heyetinde, hakimlerde "Nihayet anlamak istedikleri, nihayet aradıkları sonuca, adil, tarafsız, bağımsız, özgürlükçü adli kararın verileceği hususundaki o izlenimi, o ışığı almayı beklediğiniz bir yargılama süreci" temel itibarıyla ne yazık ki bu süreç açısından söz konusu değil. Biz yazılı savunmalarımızı mahkeme dosyasına UYAP üzerinden gönderdik. Diğer taraftan tüm bu yargılama safahatının içerisinde sadece müvekkilimiz açısından değil ama buradaki bütün meslektaşlarımızın özenle vurguladığı suçun mevzii, atılı suçun özellikleri ve bu unsurları itibarıyla bu yargılama sürecinin içerisindeki temel hukuka aykırılıklar itibarıyla ifade edilmiş olan şeyleri de hani bir şeyler eksik kalıyor diyoruz ya, tekrar tekrar, tekrar tekrar bunları sizden talep etmek, tekrar tekrar bu hususları adil yargılanma hakkı çerçevesinde sizlere aktarmak ihtiyacı hissediyorum. Çünkü temel itibarıyla bu yargılama süreci içerisinde talep etmiş olduğumuz o hususların hepsi genel olarak adil yargılanma hakkının bir güvencesi olarak bu yargılama sürecinde değerli heyetiniz tarafından göz önüne alınmalıdır. Soruşturma aşamasında gerçekleştirilen hukuka aykırılıklar üzerinden de değerli heyetinizin bir hukuka uygunluk denetimi yapması gerekir. Burada defalarca gizli tanık beyanlarıyla ilgili, etkin pişmanlık beyanlarıyla ilgili, toplanan delillerin hukuka aykırılığıyla ilgili, toplanan delillerin niteliğiyle ilgili, toplanan delillerin mahiyetini ve atılı suçların oluşup, atılı suçların unsurlarını ya da atılı suçların delili olarak kabul edilip edilmeyeceği ile ilgili bir tartışmayı sürekli değerli heyetinizin gözünün içerisine bakarak değerli heyetinizle sürekli paylaşmak ihtiyacı hissediyoruz. Çünkü ne yazık ki bu yargılamanın soruşturma aşamasından itibaren ve sonrasında kovuşturma aşamasına sirayet eden hukuka aykırılıkları arka arkaya sıraladığımızda, ne yazık ki, ne sanıklar ne de onları temsil eden birçok yargılama sürecinde yer almış olan sanık müdafileri açısından temel itibarıyla bu yargılamada gerçekten adil bir karar verilecek mi, bu yargılamada gerçekten objektif kriterler uygulanarak gerçekten nesnel, tarafsız, herkes açısından hukuki olarak temellendirilebilecek bir karar verilebilecek mi endişesine ne yazık ki düşüyoruz.

Aykut Erdoğdu / Ramazan Gülten / Resul Emrah Şahan / Ulaş Yılmaz / Yavuz Oğhan Müdafii

Şimdi bu endişeyi sirayet eden, bizi bu endişeye sürükleyen bu yargılamanın başında, yani soruşturma aşamasında, bu soruşturmanın başlamasına neden olan, iddia edilen eylemlerden gözaltı işlemleri, gözaltı işlemleri sonrasındaki ya da gözaltı sürecindeki işlemler, soruşturma safahatındaki işlemler ve sonrasında en nihayetinde bu iddianamenin mahkemeniz tarafından kabul edilmesi sonucunda kovuşturma aşamasında gerçekleştirilen iş ve işlemlerle ilgili olarak endişelerimizi de yine değerli heyetimize sunmak istiyoruz. Sayın Başkan, buradaki temel problem, temel sorunun ne olduğunu bence en başta ifade etmek lazım. Eğer bir hukuk devletinde yaşıyorsak, eğer burası tarafsız ve bağımsız bir mahkemeyse, eğer mahkemeniz adil yargılanma hakkını ve savunma hakkını önceleyerek bir yargılama süreci yürütüyorsa böyle bir durumda bizim burada hukuki öngörülebilirliği, hukuki öngörülebilirliği sağlamamız gerekir. Hukuki öngörülebilirlik dediğimiz şey, bir hukukçu olarak sizin kürsüde verdiğiniz kararların bizim savunma makamı olarak talep etmiş olduğumuz hususların objektif bir gözle birbiriyle örtüşmesi demektir. Bir konuyla ilgili olarak kanunda düzenlenmiş olan bir hususun hangi hukukçu tarafından olursa olsun özgürlükçü bir bakış açısıyla yorumlandığında aynı sonuca ulaşılabilmesi anlamını taşımaktadır. Ama ben temel itibarıyla burada içine düştüğümüz durumun bir hukuk güvenliğiyle ilgili bir problem olduğunu ve bu yargılama sürecinin içerisindeki hukuki öngörülebilirliği kaybetmeye başladığımızı düşünüyorum. Genel olarak şunu söylüyorsunuz, diyorsunuz ki: "Ya biz mahkeme heyeti olarak başka ne yapalım? Sizin savunmalarınızı kısıtlamıyoruz. Geliyorsunuz hukuki olarak saatlerce konuşuyorsunuz, geliyorsunuz derdinizi anlatıyorsunuz. Geliyorsunuz burada istediğiniz delilleri sunuyorsunuz mahkemeye. Bunlarla ilgili olarak hiçbir şey yok, sıkıntı yok. Sizin de zaman şeyiniz yok, sınırınız yok" diyorsunuz. Ve sırf bu imkanı, yani aslında savunmanın birebir elinde olan bir imkanı, sanıkların ve avukatların kullandırması için adil olduğunuz hükmündesiniz. Ya da adil bir yargılama yaptığınızı öngörüyorsunuz ya da bu şekilde düşünüyorsunuz. Ve bu çerçevede mahkeme ediyorsunuz.

Aykut Erdoğdu / Ramazan Gülten / Resul Emrah Şahan / Ulaş Yılmaz / Yavuz Oğhan Müdafii

Ama sayın Yargıç, adillik dediğiniz şey ya da adil yargılanma hakkı dediğiniz şey sadece şu mikrofonun açılması -ki ben bastığım zaman açamıyorum, size sesimi duyuramıyorum eğer bu çalışmazsa, siz izin vermezseniz sesimi duyuramıyorum- sadece şu mikrofonun açılması ve bu mikrofondan konuşma hakkının bize verilmesiyse, bunun adil yargılanma hakkını tesis etmek için tek yol ve yöntem olmadığını ifade etmek gerekir. Zira adil yargılanma hakkının içerisinde, sürecin içerisinde sizin tıpkı bu dosyada iddianame kabul edildikten sonra, henüz daha duruşmalar başlamadan önce, henüz daha duruşmalar başlamadan önce kanunda yazan, Ceza Muhakemesi Kanunu'nda yazan yetki ve bağlantılı dava esasları çerçevesinde bu dosyadan bir kişiyi oradan alıp, bu mahkemenin başka bir esas numarasına kaydettiğinizde, işte o hukuki öngörülebilirlik... İşte o adil yargılanma hakkıyla ilgili mesele tekrar önümüze çıkmaya ve tekrar tartışılmaya başlanır. Ve ben o noktada değerli heyetinize, savcılık makamına şu soruyu sorarım: O dosya ne oldu? O dosyaya ne karar verildi? O dosya ne aşamada? O dosya yetkili ve görevli olan Asliye Ceza Mahkemesi'ne gönderildi mi? Yoksa hala sizin mahkemenizin uhdesinde mi? O davada yargılanan sanık hakkında mahkemeniz tarafından yargılama tamamlanıldı ve bir beraat ya da mahkumiyet kararı verildi mi? Hani değerli heyetinize tarafından bütün bunların hepsine, bu soruları yöneltmemizin sebebi temel itibarıyla burada adil yargılanma hakkı yönüyle nasıl bir yargılama yapıldığı ya da bu yargılamanın nevi, bu yargılamadaki yöntem, bu yargılamanın ne ölçüde, ne ölçüde adil yargılanma hakkına uygun olarak yürütüldüğünü de bilmek istememizdir. Eğer sayın başkan, benim bu sormuş olduğum soruyu bir talep olarak görürseniz bu dosyadan tefrik edilmiş olan bu kişi, bir kişi hakkında, bir iş insanı hakkında mahkemeniz tarafından halihazırda o yargılamada ne karar verildiği ya da o yargılamada, o yargılamada hangi aşamada olduğu hususunda lütfen bir talep olarak görün. Lütfen bir talep olarak değerlendirin. Efendim sayın başkan? Yok ya, bana söyleyin. "Yargılama devam ediyor, karar verdik vesaire" deyin. Siz de siz de biliyorsunuz ki, siz de biliyorsunuz ki Sayın Başkan...

Aykut Erdoğdu / Ramazan Gülten / Resul Emrah Şahan / Ulaş Yılmaz / Yavuz Oğhan Müdafii

Yok yok, bir algı yaratmıyorum. Ben aksine, ben aksine, bakın ben aksine, ben aksine, ben aksine burada bir adaletsizlikten bahsediyorum. Yani orada henüz daha bu yargılama başlamadan, yani bir algı yaratmak vesaire falan filan değil amacım. Siz de aslında bir yargılama sürecinde, hele hele böylesine büyük bir yargılama sürecinde bir kişinin dosyasını -bakın objektif gözle bakın diyorsunuz ya- bir dosyasını henüz daha duruşmalar başlamadan önce savcılığın mütalaası doğrultusunda bu dosya içerisinden çıkartıp başka bir esasa kaydedilmesindeki temel sorunun eminim ki farkındasınız. Buradaki hukukçuların, yargının ya da hukuk güvenliğiyle ilgili temel meselenin tartışmaya açılmasındaki temel sorunlardan bir tanesi de bu. Aynı hususun benzer durumlardaki, benzer durumlardaki bu dosya kapsamında yargılanan sanıklar arasında, gazeteciler arasında da yapıldığını; bir kişinin dosyasıyla ilgili olarak yurt dışı çıkış yasağı kaldırılırken diğerlerininkinin sürdürüldüğünü, bizim talebimiz üzerine onlar ilgili olarak 3 ay sonra karar verildiğini... Şimdi o yüzden özellikle kanun önünde eşitlik, özellikle adil yargılanma hakkı, özellikle hukuk güvenliği prensiplerinin, hukuki öngörülebilirlik açısından bütün bu sorgulamaların hepsini yaptığımı ifade etmek isterim. Sayın Başkan, değerli heyet, sadece aslında bununla da sınırlı olmadığını meselenin... Bu yargılamanın başında reddi hakim müessesesi hayata geçirildiğinde, bizi bu usul tartışmalarına sevk eden, yönlendiren temel hususun da değerli heyetinizin uygulamaları ve kararları olduğunun altını çizmek isterim. Henüz daha yargılamanın başında, reddi hâkim ile ilgili olarak bir talepte bulunulduğunda değerli heyetiniz tarafından, henüz daha yargılamanın başında, ben başka bir örneğini bilmiyorum, henüz daha yargılamanın başında reddi hâkim müessesesi ile ilgili olarak burada davanın uzamasına yönelik bir talep vardır diyerek red kararı verdiğiniz karar doğrultusunda... Bakın ben çok hususi olarak örnek vermekten kaçınmam ama bunları bir muhalefet olarak da görüyorum. Ama hacim itibariyle bu dosyanın 10 katı diyelim, bazılarının bu dosyanın 20 katı diyelim, sanık sayısı itibariyle bu dosyaya çok yakın yargılamaların olduğu, yıllarca sürdüğü, pek çok aşamadan geçtiği yargılama süreçlerinde dahi ben böyle bir durumla karşılaşmadığımı, böyle bir şeye şahit olmadığımı, henüz daha yargılamanın başındaki bir usuli taleple ilgili olarak, hâkimin tarafsızlığı ile ilgili olarak, "Ya burada yargılamayı uzatmaya matuf bir durum vardır." dendiğine şahit olmadım.

Aykut Erdoğdu / Ramazan Gülten / Resul Emrah Şahan / Ulaş Yılmaz / Yavuz Oğhan Müdafii

Temel itibariyle mahkemeniz tarafından verilmiş olan kararların da hukuki yönünü bu noktada sorgulamak durumundayım. Çünkü Ceza Muhakemesi Kanunu 33. maddesi çok açık ve şunu söylüyor: "Duruşmada verilecek kararlar, , duruşmada hazır bulunan müdafi, vekil ve diğer ilgililer dinlendikten sonra; duruşma dışındaki kararlar, nın yazılı veya sözlü görüşü alındıktan sonra verilir." Çok açık bir kanun düzenlemesi var. Ama değerli heyetiniz tarafından yine özellikle tutukluluk incelemeleri ile ilgili olarak bunu ifade etmem gerekiyor, sanıklara ya da sanık müdafilerine herhangi bir şekilde söz verilmeksizin, dosya üzerinden bu incelemeleri yapmaya devam ediyorsunuz. 2 kez bu incelemeleri yaptınız, bugün de bu incelemeyi yaptınız. Bakın bugün de bu şekilde bu incelemeyi yapıyorsunuz. Çok taze bir örnek; bundan 1,5 ay önce aynı duruşma binası... Artık "adliye" demiyorum buraya, duruşma binası demek daha aslında doğru. Duruşma salonu ifadesi... Neyse duruşma binasının içerisinde, -2. katta başka bir yargılama yapıldı. Kamuoyunda davası ya da Beşiktaş Belediyesi davası adıyla bilinen yargılama oldu. Orada savunmalar tamamlandı, avukat savunmaları tamamlandı ve mahkeme başkanı haftanın başında şöyle bir değerlendirmede bulundu, dedi ki: "Bakın, 1. Ağır Ceza Mahkemesi -2. katta." Uzaktaki değil, aynı şeydeyiz, zemindeyiz. -2. katta. Dedi ki... İşte avukatlardan bir tanesi sordu, burayı örnek olarak gösterdi. Dedi ki: "Avukatlara tahliye taleplerine ilişkin olarak, sanıklara söz verecek misiniz?" Mahkeme başkanı şaşırdı, "Niye soruyorsunuz ki bunu?" dedi, "Kanunen zorunluluk var zaten. Ya sanıklara ya da avukatlarına söz vermek zorundayız" dedi. Bakın bu bir alt, -2. katındaki bir yargılamada, 1. Ağır Ceza Mahkemesi'ndeki bir yargılamadan size örnek veriyorum ve usulü bir şekilde işletildi. Biz bu yargılama sürecinde adil yargılanma hakkını, hukuk güvenliğini, heyetin tarafsızlığını ya da savunma hakkını, özgürlük hakkını tartışırken ya da sizin gözlerinizin içerisine bakarak bütün bu hususların hepsini söylerken, bütün bunların hepsine bütüncül bir yaklaşımla bakıyoruz. Hukuki öngörülebilirliğin bu yargılamada bu sebepten kalktığını aslında ifade ediyoruz.

Aykut Erdoğdu / Ramazan Gülten / Resul Emrah Şahan / Ulaş Yılmaz / Yavuz Oğhan Müdafii

Evet Sayın Yargıç, bir de Ceza Muhakemesi Kanunu 34. maddesi var: "Kararların gerekçeli yazılması" hususu. Şimdi birincisi şu, ben kararları göremiyorum. Biraz sonra söyleyeceğim, ortada bir duruşma tutanağı yok. Tutuklulukla ilgili devamları sisteme yüklüyorsunuz, orada tutukluluk devam kararı diye bir başlık şey yapıyorsunuz, koyuyorsunuz kararın üzerine; kararda CMK 34. maddesindeki ve CMK 34 göndermesiyle 230. maddesindeki gerekçelerin hiçbirisine yer vermiyorsunuz. Sayın Başkan, bu yargılamanın soruşturma aşamasında huzurda bulunan bütün herkes gözaltına alındı. Çağrı usulü uygulanmadı. Hepsine ilgili olarak yakalama kararları verildi. Hepsi 4 gün boyunca gözaltında tutuldu ve hepsiyle ilgili olarak da tutuklama kararları verildi. Bu çerçevede devletin bürokratlarına, sadece biraz önce değerli meslektaşlarım tarafından ifade edilen HTS baz verileri üzerinden örgüt üyeliği suçlamaları yöneltildi ve bunlar gerekçe gösterilerek gözaltı kararlarının, uzatılması kararları verildi. Biz bu dosya kapsamında yargılanan tüm müvekkillerimizle ilgili gözaltı kararlarına ve gözaltı kararlarının uzatılması kararlarına karşı yapmış olduğumuz itirazlar, hatta onu da geçtim, tutuklama kararına yapmış olduğumuz itiraz, sulh ceza hâkimlikleri tarafından karara bağlanmıştı. Burada hukuk güvenliğinden ya da hukuki öngörülebilirlikten nasıl bahsedebiliriz? Burada Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 91. maddesi ve devamı maddelerine bir aykırılığın olduğunu siz de düşünüyor musunuz? Sayın Başkan, daha geçtiğimiz hafta ve ondan önceki hafta, bu dosyanın kadın sanıklarının maruz bırakıldığı hukuka aykırı muameleler, gözaltı işlemleri, gözaltındayken yapılmış olan hukuka aykırı işlemlerle ilgili olarak birtakım beyanlarda da bulunuldu. Devletin yapması gereken, bu konuyla ilgili olarak devletin yapması gereken şey, devletin yapması gereken şey, bu konuyla ilgili olarak bir müfettiş görevlendirilmesi ve bu konuyla ilgili olarak inceleme başlatılmasıyken, ki benzer olaylar Saraçhane'nin önündeki gençlere de yapılmıştı, benzer uygulamalar, onlar da bunu ifade etmişlerdi. Bunlar, bir basın açıklamasıyla, hem Kamu Köyü Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yapılmış olan, hem de İstanbul Emniyet Müdürlüğü tarafından yapılmış olan basın açıklamalarıyla geçiştirilmek istendi. Allah'tan İçişleri Bakanı'nın talimatıyla, bir nebze olsun devlet adamı kimliğine sahip olan birisi, talimatıyla 2 müfettişin görevlendirilmesi, 2 müfettişin de polis başmüfettişinin görevlendirilmesi söz konusu oldu. Şimdi bunları araştırmak, yani bir devletin yapması gereken şeyin aslında basın açıklamalarıyla "Hayır, asla böyle bir şey söz konusu olmamıştır" dememek olduğunu aslında bir örneği olarak şey yaptı, karşımıza çıkmış durumdadır.

Aykut Erdoğdu / Ramazan Gülten / Resul Emrah Şahan / Ulaş Yılmaz / Yavuz Oğhan Müdafii

Ve Sayın Başkan, değerli heyet, yine bize hukuki öngörülebilirliğin tamamen ortadan kalktığını gösteren bir başka durum, tutukluluk halinin devam kararlarıyla karşımıza çıkıyor. Öyle ki biz eskiden beri şunu eleştiririz; mahkemeler, tutuklama kararlarında yani hâkimlikler tutuklama kararlarında ya da bu işin aşamasında mahkemeler, tutuklama kararlarında mutlaka Ceza Muhakemesi Kanunu 101. maddesinde sayılı olan hususları belirtmek zorunda. İşte nedir bunlar? Kuvvetli suç şüphesini ortaya koymak zorunda. Nedir bunlar? Tutuklama nedenlerinin varlığıdır. Nedir bunlar? Tutuklama tedbirinin ölçülü olduğudur. Nedir bunlar? Adli kontrol uygulamasının neden yetersiz kaldığıdır. Bunlarla ilgili olarak kanun şu düzenlemeyi yapıyor: "Bunları gösteren delilleri somut olgularla gerekçelendirerek açıkça kararda gösterir." diyor. Sayın Başkan, henüz daha ilk tutukluluk yani tutukluluk değerlendirmesinde, tutukluluk halinin yani tahliye kararlarını verdikten sonra yapmış ve vermiş olduğunuz devam kararlarında dikkatimi çeken şey şu oldu: Zaten birkaç kelimeden ibaret ve kişilerle özdeşleşmiş olan herhangi bir değerlendirme yapmadan bu kararları veriyorsunuz, bunlar bir kenara. Bunlarla ilgili olarak hiçbir somut delil vesaire falan filan göstermiyorsunuz. Ama başlangıçta ortaya koymuş olduğunuz gerekçeyi, sonrasında siliyorsunuz ve yerine başka bir şablon yerleştiriyorsunuz. O da şu; ilk tutukluluk halinin devamı kararına baktığınız zaman, orada sanık savunmalarının henüz daha alınmamış olmasını bir gerekçe olarak gösterdiniz. Ama örneğin burada daha ilk celse savunması alınmış olan ile ilgili, savunması alınmış olmasına rağmen ikinci tutukluluk incelemesinde, tutukluluk değerlendirmesinde bu kez yine toplu bir değerlendirmeyle, bu kez suç ortaklarının alınmamasını gerekçe olarak gösterdiniz ve sanık savunmalarının alınmamış olmasını çıkardınız. Sayın Başkan, değerli heyet; bu yargılamada değerli heyetiniz tarafından yapılacak olan, hukuka uygunluk denetimini sırf varsayımsal olarak "Hukuka uygundur" şeklindeki bir yaklaşımla ele alınmaması, hep mahkeme heyetleri tarafından atfedilen "Biz buradaki delillerin hukuka uygunluğunu hükümle beraber karara bağlayacağız" şeklindeki bir değerlendirmenin ise bu yargılama sürecinde kabul edilemez olduğunu ifade etmek isteriz. Zira Sayın Başkan, değerli heyet, dosyanın içerisine baktığımızda artık sistematik hale gelmiş olan hukuka aykırılıkları görüyorsunuz, uygulamaları görüyorsunuz. Yakın bir zamanda Anayasa Mahkemesi tarafından Ceza Muhakemesi Kanunu 134. maddesi iptal edildi, değil mi? Gerekçesine bakın; hukuki belirlilik olmaması, Sayın Yargıç. İmaj alınmış işleminin yapılması ile ilgili, buradaki incelemenin kim tarafında yapılacağı ile ilgili olarak bir belirlemenin o düzenlemede yer almamasından dolayı bir iptal kararı verilmiştir. Ama siz dosyanın içerisini incelediğiniz zaman Ceza Muhakemesi Kanunu 134. maddesine uygun bir arama el koyma kararı görüyor musunuz, Sayın Yargıç? Ceza Muhakemesi Kanunu 134. maddesine göre el konulmuş olan tüm dijitallerin imajlarının alındığını görüyor musunuz, Sayın Yargıç? Buradaki sanıklardan herhangi birisini ayağa kaldırıp sorar mısınız, "Cep telefonlarına el konulurken Ceza Muhakemesi Kanunu 134. maddesi uyarınca imajı alınmış mı?" Herhangi birisi, biz ayrım yapmanıza gerek yok.

Aykut Erdoğdu / Ramazan Gülten / Resul Emrah Şahan / Ulaş Yılmaz / Yavuz Oğhan Müdafii

Sayın Yargıç, soruşturma aşamasındaki bu pervasızlık, soruşturma aşamasındaki bu fütursuzluk, kanun uygulamama tavrı ne yazık ki adil yargılanma hakkından kaynaklı güvenceleri de teker teker ortadan kaldırdı. Biraz önce ifade ettiğimiz adil yargılanma hakkından kaynaklı güvencelerin artık sorgulanır hale geldiğini bu yargılama sürecinde bir kez daha ifade etmek gerekiyor. Yine bu yargılama sürecinde kişilerin evlerinde sabahın erken saatlerinde yapılan arama işlemlerinde de yine gece araması olarak nitelendirilen arama ve el koyma işlemlerinin yapıldığına da yine şahit oluyorsunuz. Bunlar bizzat polis tutanağında yazıyor. Sayın mahkemeniz tarafından bu delillerin hukuka uygunluğu bu aşamada eğer göz önüne alınmayacaksa, dosyada yargılanan sanıklarla ilgili olarak adeta tutukluluk incelemesiyle yapmış olduğunuz gizli bir yargılama ilkesiyle bir karar verdiğinizi eğer göz önünde alırsanız, böyle bir durumda hangi aşamada yapacaksınız bunları? Sayın Başkan, değerli heyet; sadece Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 135. maddesine dayalı olarak, 135. maddesine dayalı olarak elde edilen HTS verileri üzerinden bir örgütsel irtibatın sağlanmaya çalışıldığını görüyoruz. Çok değerli Hasan Hocam, çok değerli meslektaşım Enes Ermaner tarafında zaten bunun ayrıntılarına girildi, teknik açıdan değerlendirildi. Ama Ceza Muhakemesi Kanunu 135. maddesine de aykırı bir şekilde sadece, sadece bu veriler üzerinden bir örgütsel ilişkinin kurulmaya çalışılması çabasının da yine değerli heyetiniz tarafından göz önüne alınması gerekir. Sayın Başkan, kamu davasını açma görevi 'nındır, Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 170. maddesi bunu söyler. Soruşturma iddianamenin hangi niteliklere haiz olacağını da yine aynı maddede düzenler. Bu çerçevede iddianamede yüklenen suçu oluşturan olaylar, mevcut delillerle ilişkilendirilerek açıklanır; yüklenen suçu oluşturan olaylar ve suçun delilleriyle ilgisi bulunmayan bilgilere yer verilmez. Biraz önce Enes Bey tarafından yansıtılan görsellerde gördünüz, ile ilgili olarak atılı eylemlere baktığınızda bir en başta isminin geçtiğini görüyorsunuz, bir de en sonda cezalandırılma kısmında isminin geçtiğini görüyorsunuz. Buradaki hukuki nitelendirilme ya da delillerle olan irtibatın sağlanması iddianamede sizce sağlanmış mı? Aslında değerli heyetiniz tarafından bu iddianame mahkemenize ilk kez sunulduğunda bu değerlendirmenin değerli heyetiniz tarafından yapılması ve bu iddianamenin iade edilmesi beklenirdi. Ancak o aşamada verilmiş olan karar, soruşturma aşamasında gerçekleşen hukuka aykırılıklar ve kovuşturma aşamasında her gün biraz daha fazla şaşırmaya başladığımız ama en nihayetinde geldiğimiz aşamada artık şaşırmadığımız hukuka aykırı karar ve uygulamaların aslında gidişatını bize gösteren ve o aşamada verilmiş olan kararın ne anlama geldiğini bize gösteren bir mahiyete zaten bürünmüştür.

Aykut Erdoğdu / Ramazan Gülten / Resul Emrah Şahan / Ulaş Yılmaz / Yavuz Oğhan Müdafii

Biz burada duruşmanın açıklığı ilkesinin sağlanmasını, aleniyet ilkesinin sağlanmasını talep ediyoruz, Sayın Başkan. Biz burada değerli heyetiniz tarafından gazetecilerin bir oturdukları yere, sonrasında tribünlere, sonra tekrar oturdukları yere, sonra Sayın tarafından kendilerine yine bir açıklama yapıldığı zaman ya da diğer taraftan fotoğraflar çekildiği zaman tekrar oldukları yere, başka bir yere sürülmesini ya da gönderilmesini istemiyoruz. Bunun da duruşmanın aleniyetinin bir parçası olduğu düşüncesindeyiz. Ve Sayın Başkan, sizden bir avukatın, bir sanık müdafinin belki de en temel hakkı olan bu dosyanın duruşma tutanaklarını görme hakkını talep ediyorum. 1 tane bile bugüne kadar SEGBİS çözümleri haricinde bir duruşma tutanağıdır, yani yanlışım varsa bu salondaki meslektaşlarım söylesinler, ben duruşma tutanağı görmedim. Böyle bir yargılama nasıl olabilir? Bunu anlamıyorum. Yani bu kadar büyük yargılamalar başka mahkemeler tarafından yürütülmese, ben o davalarda sanık müdafi sıfatına sahip olmasam... Orada her celse için, "Celseyi bir bütün olarak değerlendiriyoruz" diyeceksiniz. Bu yüzden, "Duruşma tutanağını en son vereceksiniz" diyeceksiniz. Peki, dosya arasına girmiş olan, duruşma aralarındaki evrakları da okumuyorsunuz. Ben bunları duruşma tutanağında da görmüyorum. Bunlara ilişkin olarak benim beyanımı da almıyorsunuz. Buna itiraz etmek isteyip istemediğimi de sormuyorsunuz. Onu da mı en sonunda soracaksınız? Sayın Başkan, bu yargılamanın atipikliğini gösteren bir başka uygulamada buradaki sanıkların bulunduğu alanın içerisinde jandarma personeli oturmasıdır. Duruşma salonlarında sanıklar bağımsız olarak yerlerini alırlar. Avukat sıralarının önünde jandarma personeli oturmaz. Avukat sıralarının önünde hükümlü personel dolaşmaz. Bu, sanıkların bağımsız olarak yerlerini aldığı şeklindeki kavramın içinin boşaltılması demektir. Bağımsız olarak yerini almak, kalas gibi şekilde oturmak anlamına gelmez. Kendilerini rahat, anlaşılabilir bir şekilde ifade etmelerine imkan sağlayacak imkanların yaratılmasıdır. Bu hususun da değerli heyetiniz tarafından göz önünde bulundurulmasını talep ediyoruz. Duruşmada okunmayacak belgeler bellidir. Duruşmada okunması lazım gelen ve tutanağa geçirilmesi gereken belgeler da bellidir. Bu yargılamada masumiyet karinesi ve lekelenmeme hakkının en başta, en başta henüz daha iddianame mahkemenize sunulduğu zaman, bu iddianamenin mahkemenize sunulduğu ve içeriğiyle ilgili bilgiler paylaşıldığı ve basın açıklaması yapıldığı andan itibaren ihlal edildiğini ifade etmek hakkımızdır. Ve buradaki bu sanıkların maruz kalmış olduğu lekeleme yürüyüşü ve Buğra Gökçe'nin savunmasında, "Bunu bana 3 kez yaptırdılar." şeklindeki değerlendirmesi, bir yargılamayla yaratılmak olan, yaratılmak istenen izlenimin ya da bu yargılamada adil yargılanma hakkına ne ölçüde aykırılık taşıdığının da temel göstergesidir.

Aykut Erdoğdu / Ramazan Gülten / Resul Emrah Şahan / Ulaş Yılmaz / Yavuz Oğhan Müdafii

Sayın Başkan, değerli heyet; Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 100 ve devamı maddelerinde tutuklama kararının ne şekilde verileceği, tutuklama kararının hangi gerekçelere dayanacağı, bunların bu kararlarda nelerin gösterilmesi gerektiği açıkça belirtilmektedir. Bakın, 2012 yılıydı, bir düzenleme yapıldı. O tarihte yine büyük bir yargılama süreci vardı. Ben şu davada avukatlık yaptım vesaire falan filan demeyeceğim. Ama o yargılama sürecinde, yine onlarca kişinin avukatlığını yapmış olduğum o yargılama sürecinde toplu ve genel gerekçelerle tutukluluk halinin devamına karar verildi. Ama mahkeme başkanlığı tarafından, o tarihte bunları görebiliyorduk, 2 mahkeme üyesi tarafından tutukluluk halinin devamına karar verilirken mahkeme başkanı tarafından muhalefet şerhi düşüldüğünü ve bazı sanıkların tahliye edilmesi yönünde görüş bildirildiğini mesela görüyorduk. Artık bu uygulamanın da ortadan kalktığını, yani mahkeme heyetinizin her konuda istisnasız, tutukluluk da dahil olmak üzere, infazı dolmuş olan, infaz hesaplamaları çerçevesinde kapalı ceza infaz kurumunda kalmaması gereken sanıkların tamamıyla ilgili olarak aynı görüşte, aynı görüşte olduğuna inanmak istemiyorum. Yani en azından içinizden birinin, bu infaz hesaplamaları çerçevesinde alt sınırı 4 yıldan başlayan suçlarla ilgili olarak, suç tarihi 2020 yılındaki bir suçla ilgili olarak örneğin neden tahliye kararları verilmediğine dair bir kanaati olduğunu duymak istiyoruz. Ya da şu sorgulamayı yapıyorum Sayın Başkan: Siz, eyleme ilişkin olarak sanıkların büyük bir kısmını bir tutukluluk incelemesinde serbest bıraktınız. Fakat Sanık Ulaş'ı, Sanık Gazi'yi neden 1 ay daha tutuklu tuttunuz? Neden 1 ay daha cezaevinde kaldılar? Kastettiğim şey bu Sayın Yargıç. Bunu eğer biz objektif kanımızla, eğer objektif bakış açısıyla eğer açıklayamıyorsak ortada ne özgürlük hakkından ne adil yargılanma hakkından ne de ortada bir hukuki öngörülebilirliğin kaldığından bahsedebiliriz. Ben bir hukukçu olarak çıkıp bunun açıklamasını yapamıyorum. 1 ay sonra serbest bırakıyorsunuz. Mahkemeniz tarafından alınmış olan kararlarda bir gerekçe olmadığı için, tutukluluk halinin devamı kararlarında ve tahliye kararlarında bir gerekçe olmadığı için bunun gerekçesini de anlayamıyorum. Aygün Tarhan'ın neden cezaevinde olduğunu anlayamıyorum ya da aynı durumda olan benzer isimlerin de neden cezaevinde olduğunu anlayamıyorum. Bu, hukukçu olarak benim yetersizliğimden değil, mahkemenizin bu kararlara bir gerekçe nakşetmemesinden, buna yer vermemesinden kaynaklanıyor. Temel meselenin bu olduğu düşüncesindeyim.

Aykut Erdoğdu / Ramazan Gülten / Resul Emrah Şahan / Ulaş Yılmaz / Yavuz Oğhan Müdafii

Sayın Başkan, değerli heyet; ben artık bu dosyadaki, bu dosyadaki tutuklamaların, özellikle infaz açısından infazını dahi tamamlamış sanıklar açısından artık bir hürriyeti tahdide dönüşmüş olduğu düşüncesindeyim. Öyle ki, mahkemeniz tarafından gerekçesi bilinmeyen, mahkemeniz tarafından, mahkemeniz tarafından gerekçesi ortaya konulmayan, mahkemeniz tarafından kişiselleştirilmeyen kararlar üzerinden verilmiş olan tutukluluk halinin devamı kararları hukuka aykırı değil, suçtur. Bunu ben söylemiyorum, bunu olarak ben söylemiyorum. Yargıtay 8. Ceza Dairesi ilk derece mahkemesi sıfatıyla yapmış olduğu 2018'e 7 Esas sayılı dava dosyasında ki bu dosyanın müşteki'lerinden bir tanesi de benim. Bakın, şu değerlendirmeyi yapıyor. Diyor ki: Bakırköy 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 18 Nisan 2018 tarihli son soruşturmanın açılmasına dair kararda yer verilen 3 ve 9 nolu istinatları ile Dairemizin 2018'e 7 Esas sayılı ana dosyasıyla birleşen Bakırköy 23. Ağır Ceza Mahkemesinin 14 Eylül 2021 tarihli son soruşturmanın açılmasına dair kararı üzerine yürütülen Dairemizin 2021'e 11 Esas sayılı dava dosyası yönünden sanığın, katılanlar Ahmet Kucur Özkan, Mehmet Ali Çelebi, Serdan Öztürk, Mehmet İlker Başbuğ, İbrahim Özcan ve Dursun Çiçek'e yönelik kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunu işlediği sabit görülmekle eylemine uyan 5237 sayılı TCK'nın 109'a 1. maddesi gereğince suçun işleniş biçimi, sanığın amaç ve saiki, meydana gelen zarar ve tehlikenin ağırlığı, kastın yoğunluğu, suçun işlenmesi sırasında birden fazla nitelikli halin oluşması göz önünde bulundurularak alt sınırdan uzaklaşılarak takdiren ve teşdiden 4 yıl 6 ay hapis cezasıyla cezalandırılmasına, neticeten 18 yıl 27 ay hapis cezasıyla cezalandırılmasına karar verildi. İstanbul kapatılan 13. Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı ve Üyeleri hakkında Yargıtay 8. Ceza Dairesinin ilk derece mahkemesi sıfatıyla vermiş olduğu hükmü okudum Sayın Başkan. Yargıtay Ceza Genel Kurulu da bunu onadı temyiz incelemesinde.

Aykut Erdoğdu / Ramazan Gülten / Resul Emrah Şahan / Ulaş Yılmaz / Yavuz Oğhan Müdafii

Sayın Başkan, mahkemenizden talebimiz adil yargılanma hakkının sağlamış olduğu, Ceza Muhakemesi Kanunu'ndan da kaynaklanan, Anayasa'mızdan da kaynaklanan, yüksek mahkeme içtihatlarından da kaynaklanan hukuki güvencelerin tesis edilmesidir. Tutuklulukla ilgili değerlendirmelerin gerekçeli ve makul ölçütler çerçevesinde ortaya konulmasıdır. Hürriyeti tahdit boyutuna ulaşmış olan tutuklama tedbirleri ile ilgili olarak tahliye kararları verilmesidir. Ceza Muhakemesi Kanunu'nun, Anayasa'nın, kanunların ve diğer amir hükümlerin uygulanmadığı bir yer mahkeme salonu olarak nitelendirilemez, yargılamayı yapan makam da mahkeme olarak nitelendirilemez. Lütfen sizinle ilgili olarak peşin hükümlü yargılara varmamıza neden olabilecek uygulama ve kararlardan dönünüz. Lütfen kanunun, Anayasa'nın, Anayasa Mahkemesi içtihatlarının ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin ortaya koymuş olduğu değerlendirmeler ve içtihatlar çerçevesinde adil ve makul olan bir yargılama süreci yürütünüz. Adillik ağızdan çıkan "Biz adiliz." ya da "Biz tarafsızız." ya da "Biz bağımsızız." şeklindeki bir değerlendirmeyle değil, bununla ilgili kararların ve uygulamaların hayata geçirilmesiyle ancak sağlanabilir. Son aşamada, değerli meslektaşlarımın beyanlarına aynen katılıyor, bu yargılama sürecinde saymış olduğum hukuka aykırılıkların bundan sonraki yargılama ya da hukuki denetleme süreçlerinde göz önünde bulundurulması için değerli heyetinizle paylaştığımı ifade ediyor, müvekkilim hakkında beraat kararı verilmesini ve tahliyesine karar verilmesini talep ediyorum.

Aykut Erdoğdu / Ramazan Gülten / Resul Emrah Şahan / Ulaş Yılmaz / Yavuz Oğhan Müdafii

Bu analiz yapay zeka değerlendirmesine dayanmaktadır. Hatalar veya yanlış bilgiler içerebilir.