Sayın Başkanım, değerli mahkeme heyeti, Sayın Savcım. Ben gözaltına alındığımda bir sürü suçlama ile karşılaştım. Lütfen ifade tutanağına göz gezdirin. Bana bir tane delil gösterilmedi. Sadece özgeçmişim sorulup, kişi teşhisi yaptırıldı. İfade tutanağından neden gözaltına alındığımı dahi anlayamadım. Sonrasında da tutuklama istemi ile Sulh Ceza'ya sevk edildim ve tutuklandım. Sulh Ceza'nın tutuklama gerekçesi ise “şüpheli 'nin, 'nin yetkilisi olduğu şirketlerin ihalelerine ilişkin evrak hazırlama ve diğer usulsüz muhasebe işlemleri ile sahte fatura teminini organize ettiği…”
Sinan Sepetçi Savunması
Sayın Başkan, ben 'nin yetkilisi olduğu hangi şirketin, hangi ihalesine, hangi sahte evrakı hazırlamışım? Hangi usulsüz muhasebe işlemlerini yapmışım? Hangi sahte faturaların teminini organize etmişim? Dava açılana kadar bu soruların cevaplarına ulaşamadık. Dava açıldı, belki sorularımızın yanıtlarını buluruz dedik. Binlerce sayfa okuduk, yine bulamadık. Ben şu an hakkımda isnat edilen eylemle ilgili ifade vermiyorum ve bununla ilgili tutuklanmadım. 13 aydır tutukluyum. Ben hala hangi delille tutuklu olduğumu ve hangi delile karşı savunma yapacağımı bilmiyorum. Gözaltına alındığım andan itibaren geçen zamanda, kendimi ifade edebilecek ne bir hâkim ne bir savcı ne de hukuki bir alan bulabildim. Kendimi anlatmaya çalışırken, üzülerek söylüyorum, kimi zaman telefonuyla uğraşan, kimi zaman başka işlerle uğraşan, kimi zaman kafasını dahi kaldırmadan beni dinlemeden tutuklama kararı veren hâkimlerle süreç geçirdim buradaki herkes gibi.
Yıllarca sosyal medyada mizah olarak gösterilen, "Ne yapmış? Adam mı öldürmüş?" suçlamasına güldüm, geçtim. Ama bugün burada ne kadar haklı bir savunma olduğunu çok iyi anlıyorum. Ben adam öldürmedim. Ben uyuşturucu satmadım. Ben terörist değilim. Ben sadece maaşlı olarak bir şirkette çalıştım. Ben başka bir şirkette de çalışsam yine aynı işi yapacaktım. Benim görevim muhasebe. Ben Ülker'de de çalışsam, Koç'ta da çalışsam veyahut farklı holdinglerde de çalışsam yine aynı görevi yapacaktım. Kanuna aykırı herhangi bir şey yapmadım. Yapılan işlerde kanuna aykırılık olduğu iddia ediliyorsa da ben bunu bilebilecek bir pozisyonda dahi değilim. Ama kanuna aykırılık olmadığını biliyorum. Nereden bildiğimi soracak olursanız benim çalıştığım BVA isimli şirkete bugüne kadar herhangi bir vergi cezası kesilmediği gibi cezai anlamda da bir süreç geçirmemiştir. Sayın Başkan, naylon fatura tanzim etme yahut suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklama suçlarından herhangi bir muhasebecinin yargılandığı görülmüş müdür? Bunun binlerce örneği Asliye Ceza Mahkemelerinde mevcut.
Bakın, ben gözaltına alındığımda oğlum Mustafa Kemal'in birinci yaş günüydü. Ben çocuklarımdan bir gün değil, bir yıl değil, bir gün bile ayrı kalmayı, onların en önemli zamanlarını babasız geçirmelerini hak edecek hiçbir şey yapmadım. Yapmadığım gibi ortada bunu hak ettiğimi iddia eden bir iddianame de yok. Bana oğlumun ilk adımlarını parmaklıkların arkasından izlettiler. Bunun ne demek olduğunu buradaki kim anlayabilir? Hissedebilir misiniz? Parmaklıkların arkasından bir yaşındaki çocuğunuzun yürüdüğünü, bir anda kalkıp yürümeye başladığını. Galiba böyle kolay bir şey değil. Eşim, 13 aydır tek başına çocuklarımıza bakıyor. Tek başına. Gecesi, gündüzü, yazı, kışı, sıcağı, soğuğu demeden. Ve bugün yine gelemedi, çünkü oğlum Mustafa Kemal'in ateşi çıkmış. Ve aynı anda 2 hafta önce eşimin ayağı kırıldı. Yani bu kadın kendine mi baksın, çocuklarına mı baksın? Sayın Başkan ailem bakımıma muhtaç hale düştü artık. Birikmiş borçlarımız var. Ama ben birilerinin “Sinan bu işleri organize ederdi” demesi yüzünden tutukluyum. Daha da kötüsü tutuklu yargılanıyorum.
Ben, 6 suçtan gözaltına alındım, 3 suçtan tutuklandım. Soruşturulmadığım başka suçtan iddiada hakkımda dava açıldı. Daha da kötüsü, siz hala soruşturmada tutuklandığım 3 suçtan yargılandığımı sanıyorsunuz. Ve bu gerekçelerle tutukluluk halinin devamına karar veriyorsunuz. Bunu avukatımın dikkati sayesinde fark ettik. Avukatımın bu acı ama komik durumu bana söylediğinde ben duyduklarıma inanamadım. Avukatımın bu duruma itiraz etmesinden sonra 4. tutukluluk incelemesinde daha geçirdim. Mahkemenizde yine değişen bir şey olmadı. Ben, ihalede usulsüz evrak hazırlama iddiasıyla tutuklandım. Şimdi ise sahte faturaların miktarını belirlemekle birlikte ilgili mali ve vergisel boyutlarıyla usulsüzlüğü yasal kılıfa sokmaya çalışarak bu süreci yürüttüğüm iddia edilmektedir.
Sayın Başkan ben hangi işleri organize etmişim? Savcılığa gittiğimizde de ihale evraklarını organize ettiğimden, yan teklif verecek firmaların ihale evraklarını hazırladığımdan bahsetmişler. Ve beni bununla suçlamışlar. Buna ilişkin bana bir tane delil sunmadılar. Hangi ihale? Hangi firma için yan teklif verilmek üzere evrak hazırlamışım, onu dahi netleştirmediler. Bana birini öldürdün diyorlar ama ortada ne ölü var ne de o birinin öldürüldüğüne dair bir delil var. Yani gelinen aşama itibariyle tutuklandığım herhangi bir maddeden ve gerekçeden yargılanmıyorum. Sadece 119. CMK kapsamında hakkımda dava açılmış olup, bu eylemde de suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklama ve üye olmamakla birlikte suç örgütüne yardım etme iddialarıyla karşınıza çıkıyorum.
Ben, BVA şirketinin muhasebe personeliyim. Benimle birlikte aynı birimde görev yapan 3 kişi daha var. Bu kişiler de benimle aynı işi yapıyorlar demiyorum. Ben de bu kişilerle aynı işi yapıyorum. Ben tutuklandım, onlar neden tutuklanmadı, soruşturulmadı da demiyorum. Neden ben tutuklandım diye soruyorum. İddianamedeki BFK ve Kapki gibi firmalar ise başka firmalar. BFK'nın sahibi Elif Bileşik, Kapki'nin sahibi . Elif, şirketi devretmiş ama muhasebe işlemlerine bakmaya devam etmiş. Hakkımdaki suçlamaların ilk kaynağı, şüpheli 'in çarpıtılmış, yönlendirilmiş ve etkin pişmanlık esnasında yaratılıp, tasarlanmış beyanları ve ifadeleridir. Ben bu ifadelere yanıt vermekle başlamak istiyorum Sayın Hakimim.
isimli kişi, 'ye ait olduğunu iddia ettiği BFK ve Kapki adlı şirketlere sahte fatura kestiğini beyan etmiştir. Benim gördüğüm ve bildiğim kadarıyla , muhtelif duvar ve bina cephesi reklam yeri sahipleriyle gidip anlaşıyor, boş reklam yerleri temin ediyor ve bu yerleri pazarlıyor. Bu yerlerin bazılarını 'nin o zaman ortak olduğu şirketi Kapki Medya'ya pazarladığı biliniyor. 'in beyanlarında, “sahte fatura düzenlediğini” dediği faturaların hepsi gerçek ticari faturalardır. Bu faturaların gerçek olduğunu size Elif de söylemez, Berat da söylemez. Çünkü sebepsiz yere tutuklandığımız bu kaotik dönemde, tutuklanmamak için 'in ifadelerine, beyanlarına ortak olmuşlardır. Benden önce verilen ifadelerden ve beyanlardan da gördük. 'in sahte iş olarak bahsettiği her iş gerçek ticari işlemlerdir. Bu adam itirafçı değil. Sahte ifadeyle yanlış iddianame düzenletti. Yargılama aşamasında da söyledikleri doğru çıkmayınca bir zararı olmayacak. Bu milletin polisini, savcısını ve hakimlerini kandırdılar. Buraya gelsin, faturaların naylon olduğunu, işlerin sahte olduğunu ispatlasın.
’nin avukatı Çağan Bey size evrakları sundu. , savcılığa farklı, vergi müfettişlerine farklı ifadeler vermiş. Yani vergi soruşturmasında “sahte fatura kullanmadım, almadım” demiş. Sizin ve bizim bu soruşturmalardan haberimiz olmayacağını düşünerek doğru ifade vermiş. Tüm hikaye bundan ibaret aslında. Sözleşmeler imzalanıyor, yerler kiralanıyor, faturalar kesiliyor. Sonra da haksız menfaat elde etmek için bunların sahte olduğunu iddia ediyor. verdiği, yaptığı legal ve resmi işleri, illegal ve gayriresmi bir işmiş gibi gösterip hem haksız menfaat elde etmek hem de kendisini cezaevinden kurtarmak istediği açıkça ortadadır.
’in bahsettiği diğer bir konu: “Sinan isimli şahsın organizesi ve yönlendirmesiyle bankada buluşmak suretiyle parayı elden çekip Şehmuz adlı şahsa verdiği ve Sinan isimli şahıs bankaları önceden haber verip hazır etmesi gereken miktarı ve diğer hususları organize ediyordu” beyanlarına değinmek istiyorum. Ben gerçekten size ne anlatacağımı, kendimi nasıl ifade edeceğimi artık bilmiyorum. Yemek yemek, su içmek kadar temiz ve herkes için normal olan görev tanımlamalarını bir şeyin suçmuş gibi gösterip anlatmak inanılır gibi değil. Sayın Başkan, yapılanlar çok büyük bir kötülük. Burada ifade veren birçok kişi kendini kurtarmak için yalan beyanda bulundu. Bunlardan üç kişi de bende, burada birçok kişi var. Gerçekten çok büyük bir kötülük. Denetlenmedi bunlar, sorgulanmadı. Yazık değil mi benim çocuklarıma? Yazık değil mi buradaki ailelere? Her gün gelip giden, kahrolan, ağlayan, her gün hastalık haberi, ölüm haberi alan insanlara?
Bahsettiğim gibi ben muhasebeciyim. Bugün küçük, büyük hangi işletmeye giderseniz gidin, parasal işlemler muhasebe tarafından yapılır. İfademin en başında da belirttiğim üzere muhasebe bölümündeki tek kişi de ben değilim. Hakkımda isnat edilen eylemler, ülkedeki bütün muhasebe personellerinin, hatta ofis boy diye tabir edilen vasıfsız ofis çalışanlarının yaptığı hayatın olağan akışına uygun ve basit görevlerdir. ’in ifadesine lütfen dikkatlice bir kez daha bakın. BVA’dan bahsetmiyor ki; BFK isimli firmadan bahsediyor, Kapki Medya isimli firmadan bahsediyor. İddianameden de görüleceği üzere iddia edilen işlemler BFK Partners ve Kapki Medya şirketlerinin ortağı hem de finans işlerini yapan yürütmektedir. Ben bu iki şirketin muhasebe, finans ve diğer süreçlerine dahil değilim. Keza , bunu savcılığa verdiği ifade tutanağında da işlerini kendisinin yürüttüğünü kabul etmiştir. Ancak bu, BFK’nın sahte iş yaptığı anlamına gelmez. Benim BFK ile bir işim olmadığını anlatmaya çalışıyorum ben burada. Kısaca ben ifadelerini yorumlayarak savunmada bulunuyorum. Çünkü hakkımda bir sürü ifade var, beyan var.
Şüpheli ’in bir diğer iddiası; benim ’nin şirketlerinde para, fatura ve çek işleri organize ettiğim. Sayın Başkan, bir önceki cümlemde de bahsettiğim üzere ben BFK Partners ve Kapki Medya şirketlerinin değil, BVA Reklam şirketinin çalışanıyım. O şirketlerdeki süreci, iddianamede ve soruşturma aşamasındaki ifadelerde de görüleceği üzere yönetmiş. BFK ve Kapki şirketlerindeki bahse konu bütün çeklere ve faturalara bakılabilir. Hiçbirinde benim yazım yoktur, imzam yoktur. Muhasebe programlarındaki log kayıtlarına bakılabilir. Hiçbir muhasebe kaydında ibaresi yoktur. Benim bu olaylara müdahalem yok Sayın Başkan. Yok yok diyorum ama gerçekten yok. BFK isimli şirketin ortağı ise , Kapki Medya Şirketi ortağı ise . Bu süreçte görev etmiş ve kabul etmiş. Bahsedildiği gibi benim bu tutarları belirlemem, yürütme ve finansal süreçte yönetici, icracı karar alma yetkim ve organize etme görevim, yetki tanımım yoktur. Her ne kadar aleyhimde ifade vermiş olsa da 13 aydır tutuklu kalmış olsam da ben şimdi soruşturma aşamasında “ bu işleri organize ediyordu” deseydim ben itirafçı mı olacaktım? suçlu mu olacaktı? Bu kadar basit mi? Sayın Başkan bu benden bağımsız ve alakasız süreçte ben neden buradayım size söyleyeyim.
hukukun önemsenmediği bu dönemde yapılan operasyonlardan fayda sağlamak istemiş, haksız menfaat elde etmek istemiş. Bundan dolayı ticari işlemlerde bulunduğu BFK Partners ve Kapki Medya isimli şirketlerin isimlerini vermiş. Ki bu şirketlerin işlemlerinin sahte olduğu ispat edilememiş. Bu şirketlerin hem ortağı olan hem de evli olan Elif ve Berat çifti de bu süreçte suçsuz olduklarını ispat etmeye çalışırlarken, tutuksuz kalmak istemedikleri için, soruşturmacıların ilgisini çekecek başka isimler vermişlerdir. Normal olayları içinde suç barındıran işlemler gibi anlatmışlardır. Onlar da biliyorlar bu işlemden zarar görmeyeceklerini. Çünkü itiraf ettikleri hususlar birincisi gerçek değil, ikincisi gayri yasal değil. Burada ve ayrıca tutuklu olmamın bir diğer sebebi 'nin muhasebecilerinden biri olmam. Ben normal bir muhasebeciyken bir anda televizyonlarda haber edilmeye başlandım. Adım artık değil, 'nin muhasebecisi olarak değişti. Farklı isimler de kullanıldı bu arada.
Diğer şüpheli 'nin ifadelerine değinecek olursak; 'şirkette çalışan dövizcileri ofise çağırırdı ve bu suretle dövizler teslim alınarak paralar kuryeye verilirdi' demiştir. Bu ise gene bütün muhasebecilerin yaptığı sıradan, standart, basit bir işlemdir. Ve dövizcilerin zaten büyük bir bölümü öyle çalışmaktadır ülkede. 'nin talebi üzerine dövizcilerin ofise çağrılmasının neresi suç? Neresi suç gelirlerini aklama? Paranın sahibi ben değilim. Paradan kâr elde eden ben değilim. En basiti dövizci de ben değilim. Ben bu olayların 3'ünün, 5'inin herhangi bir köşesinde bile değilim. Elif ve Berat Kapki çiftinin ifadelerindeki bir çelişkiyi sizlere söylemek istiyorum. 25 Haziran 2025 tarihli ifade tutanağında 'faturaların ben naylon olduğunu biliyordum' diyor suçtan kurtulmak için. Berat 23 Haziran 2025 tarihli ifade tutanağında Elif bu paraların suçla alakalı olduğunu bilmezdi diyor. Karı koca. Birbirlerini kurtarmaya çalışıyorlar.
Yani onları suçlayamıyorum, 13 aydır içim içimi yiyor ama onlar da ne durumda bilemiyorum. Bu ifadeyi verirken hangi ruh halindeydi karı koca? O yüzden yani keskin bir tanımlamada bulunamıyorum onlar hakkında. Ama biri BFK isimli şirketin, diğeri Kapki Medya isimli şirketin ortakları. İddianame ve eklerini ben inceledim. Biliyorum siz de incelemişsinizdir. Ama lütfen bir daha bakın. Ben neden içerideyim? Bunlar neden dışarıda? Biliyorum üzerinizdeki yük büyük, 400 kişi yargılanıyor. Burada onlarca hak kaybı var. Onlarca doğru olmayan, hatta yüzlerce doğru olmayan ifade var. Herkes salonun bir köşesinden feryat ediyor suçsuzluğunu, haksızlığa uğradığını, ailesiyle sınandığını, yaşadığı zorlukları, ekonomik koşulları. Ben de onlardan sadece bir tanesiyim. Ben aylardır unutulduğumu düşünüyorum artık burada. Unutulmak ve artık gözden kaçırılmak istemiyorum.
İddianamede, MASAK raporuna göre sözde hukuka yardım eden bu kişiler daha çok sorgulanmalıdır. Bakın bu kişiler, farklı farklı ifadelerle doğru olmadığı bu mahkeme nezdinde ispatlanacak ifadelerle, beyanlarla ben dahil bir sürü kişinin hakkına girdiler. Ne polisimiz ne savcılarımız ne hakimlerimiz bu ifadelerin doğru olmadığını fark etmedi. Tepki vermediler, doğruluğunu denetlemediler, olduğu gibi alıp kabul ettiler. Yine iddianameye göre bu kişiler lüks araç almışlar, daire almışlar. Bunları başkalarının üzerine kaçırmışlar ve bugün rahat bir hayat, rahat bir yaşam sürüyorlar. Bense burada bambaşka koşullarda hiç ait olmadığım bir yerde ayakta kalmaya çalışıyorum.
Savunmama, BVA'nın çalışanı tanık Yiğit Öztürk’ün ifadesiyle devam etmek istiyorum. Tanık, "Para çekme ve yatırma süreçlerini organize ediyordu" demiştir. Tekrar belirtmek isterim, benim BVA şirketindeki görevim muhasebeciliktir. Organize ederden kasıt, şirket ortağının hesaptan para çekeceği veya yatıracağı talimatı üzerine banka talimatı hazırlanır, oradaki ortak veya şirket içerisindeki yetkililer imzalarlar. Akabinde bankayı arayıp para çekilecek veyahut yatırılacak derdim. Bu, mutat bir muhasebe ofis çalışanı işidir. Bu çok basit bir işlemdir, sıradan bir işlemdir. Suç olarak algılanmasının sebebi ise iddianamenin birçok yerinde geçmiş olan "organize etmek" kelimesini cümle içinde kullanmaktan sebeptir. Bu "organize etmek" kelimesini ifadelerin tamamından çıkartırsanız boşuna yargılandığı, hatta boşuna 13 ay boyunca tutuklu kaldığı ortaya çıkacaktır. Bir kelime ile hukukun bu denli aldatıldığını ben rüyamda görsem inanmazdım. Size şu şekilde izah edeyim: "Para çekme ve yatırma süreçleriyle muhasebe görevlileri ilgilenirler" şeklinde verilen ifadeyle, "Para çekme ve yatırma süreçlerini i organize ederdi" arasında içerik olarak ne fark var? Uygulama anlamında bir fark yok. Ancak tercih edilen ve savcılık makamı tarafından kabul gören yöntemi ne gerçek hukuk ne de vicdan kabul etmez.
Değerli mahkeme heyeti, Sayın Başkan, savunmama yakını 'nin beyanları ve ifadeleriyle devam etmek istiyorum. , 25 Haziran 2025 tarihli ifadesinde açıkça belirtmiştir; "BVA hariç bütün şirketlerin muhasebe ve finansı ile ilgili çalışıyorum" diyor. Bu husus benim beyanlarımı destekler niteliktedir ve gayet açıktır. Şüpheli bir önceki ifadesinde, "Her şeyi aktardım ama naylon fatura ve benzeri evrakları hazırlatmam söz konusu değildir" deyip, "BVA isimli iş yerinde çalışan Sinan isimli şahıs bana sahte olduğunu bildiği faturaları yollayıp bunlara ilişkin ödeme çıkarmamı söylerdi" ifadesine ilişkin olarak tekrar belirtmek isterim sizlerin mahkeme heyetine, 'nin belirttiği de, belirttiği üzere ben BVA şirketinin çalışanıyım. En başta da belirtmiştim. Ben kimim ki şirket ortaklarına iş çıkartabiliyorum? Ben Elif'in, Berat'ın, yüksek kar, yüksek hissesine sahip şirket ortaklarının bunlara emir verebiliyorum? , " ve yakın arkadaşlardı" demiş. Ben daha önce de tanımadığım, 'nin kuaförde tanışıp şirkete getirdiği ve tanıştığı şekilde olan birini ve iddianameye girdiği şekilde olduğu gibi olan birini nasıl tanıyıp, tanışıp yakın arkadaş olabilirim?
Mahkemenizde yalan söylemek bir de suç atmak bu kadar kolay olmamalı. Ben, yıllardır aynı telefon hattını kullanıyorum ve hatlarımın incelenmesini talep ediyorum. Bakalım 'le öyle yakın arkadaşlığı gerektirecek ölçüde bir görüşmem olmuş mu, olmamış mı? bir diğer beyanında, "Ayrıca BVA şirketinin çalışanı , ihale süreçlerini şirket ayarı yürütmekteydi" demiştir. Bu konuda da bir açıklama gereği hissediyorum. Yine bir itham ve suçlama gayreti seziyorum. İhaleye hazırlanan her bir şirketin muhasebe çalışanı gibi ortaklar kimlik fotokopileri, vergi levhası, ticaret sicil gazeteleri, faaliyet belgesi, mali tablolar hazırlanır ve ilgili birime teslim edilirdi. Bu işleri muhasebe departmanında çalışan ben dâhil dört kişi beraber yapardık ve bizim görevimiz bunlarla sınırlıydı. Biz ihaleye katılmayız, ihaleyi imzalamayız. İhalenin son günü şirkete geldikleri konuşulduğu zaman öğreniriz ancak. Şüpheli , ayrıca bu faturalara ilişkin çekler de yine BVA'da hazırlanmaktaydı. Fatura karşılığı bu çekler, burada sahte fatura hazırlayanlara veriliyordu demiştir. BVA'nın sahibi ben değilim. BVA'da çalışan tek kişi de ben değilim. Bu kadar belirsiz bir ifade kapsamında neden ben sorumlu tutuluyorum? Heyetinizin de uygun gördüğü halde Kapki Medya ve BFK Partners şirketlerine ait çeklerin adli tıptan yazımla karşılaştırılmasını talep ediyorum. Hazırlanan çekler BVA'da hazırlanıyorsa o yazılardan biri bana yahut yargılanmayan diğer muhasebe personellerinden birine ait çıkmalıdır.
İddianamedeki ifadelerden yola çıkarsak, açıkça ortadadır ki BFK Partners ve Kapki şirketlerinin banka işlemleri, bu firmaların muhasebe birimi tarafından Elif'in organizasyonuyla yürütülüyor. Orada ben yokum. Bunları BFK'nın ya da diğer firmaların herhangi bir suç işlediği iddiasıyla söylemiyorum. Elif'in yalanlarını, hakkımda vermiş olduğu ifadelerin doğru olmadığını ispat edebilmek için söylüyorum. Bu sebeple bahsedilen bütün firmaların banka mail yazışmalarının, banka aramalarının müzekkereleriyle talep edilmesini rica ediyorum. Bu evraklar size ulaştığında açıkça görülecektir ki ben orada yokum ve bu işleri benim yapmadığım bir kez daha kanıtlanacaktır.
Sayın başkanım, değerli mahkeme heyeti, iddianame ve ekindeki beyanlar, ifadeler ve çıkartılan raporlar doğrultusunda sahte fatura kestiğini iddia eden kişi , sahte fatura kesildiği iddia olunan şirket ortakları , . Bu kişilerin vermiş oldukları ifadeler suçu kabul etmemekle birlikte, benim yönlendirdiğim iddia edilerek hapisten çıkmak, hapse girmeme ve suçtan kurtulma odaklı ifadelerinin heyetiniz tarafından dikkatle incelenmesini talep ediyorum. Bu kişiler verilen ifadelerdeki hiçbir şirketin ve hiçbir kişinin İBB ile İBB'nin iştirakleriyle bir alakası olmadığını bildiklerinden ve bundan dolayı da etkin pişmanlıkta verilen ifadelerin geçersiz ve yetersiz sayılacağını düşünerek 'nin adını vermiştir ve her yerde de benim adımı eklemiştir. Sayın başkan, bu arkadaşların en mağdur kim yarışında benim bir yerim yok.
Burada altını çizerek söylüyorum, iddianameye göre zenginleşen, mal varlığı edinen, hesaplarında milyonlar dönen bu Elif, Berat ve Ahmet'in ciddi bir şekilde yargılanması gerekirken, tek bir yerden maaş alan, iki çocuğuna bir çatı katı dairede bakmaya çalışan, yıllardır kredi kartları ve kredilerle hayatını idame ettirmeye çalışan, sebepsiz hiçbir zenginleşmesi olmayan, alt soyu, üst soyu ve yakın arkadaşları üzerinde mal varlığı edinmeyen, para saklamayan, ülkenin zor, ekonomik koşullarında ayakta kalmaya çalışan benim bu kürsüde olmamı ve yaklaşık 13 aydır tutuklu olmamı ben kabullenemiyorum. Ve eminim ki hiçbir vicdan da hiçbir akıl da, hiçbir hukuk da bunu kabul etmez. Sayın başkan, bu isyanımın, bu feryadımın kulaklarınızı işitmesini istiyorum. Karar vereceğiniz o an kulaklarınıza yankılansın istiyorum.
Bırakın benim zenginleşmemi, bundan 5-6 yıl önceki finansal halime yaklaşamıyorum ben. Oturup baktığında her yıl bir önceki yıldan daha fazla borçlanmış oluyorum. Değinmek istediğim diğer husus ise, iddianamede savcılık makamı görüşü. Yukarıdaki bölümlerde, “İBB başkanlığınca yapılan, ana ve alt ihalelerin, önderliğinde kurulan suç örgütünün planları dahilinde yapılarak, buradan elde edilen gelirin, örgüt lideri ve yöneticilerine nakit olarak elden teslim edildiğinden” bahsedilmiştir ibaresi. Sanırım beni üye olmamakla birlikte suç örgütüne yardım etmişim gibi gösteriyor.
Öncelikle avukatımdan almış olduğum bilgiler neticesinde bu bahse konu BFK Partners ve Kapkilerin şirketlerinin ne İstanbul Büyükşehir Belediyesi ne de İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin yan kuruluşları ve iştiraklerinden almış olduğu hiçbir ihale olmadığını ve mevcut iddianamede de bu hususa ilişkin bilgi olmadığını teyit ettim. Burada ciddi bir yanlış anlaşılma var Sayın Başkan. Yani konunun giriş şekli, savcılığın olaya bakışı, BVA'nın Kültür A.Ş.'den ihale aldığını ve bu ihale karşılığında para aldığını, aldığı paraları da naylon fatura yöntemiyle BFK Partners ve Kapki'nin üzerinden çektiğini iddia ediyor. Yahu BVA Kültür A.Ş.'ye para ödüyor. Burada anlattı, anlattı, avukatları anlattı. Yani bu iddia baştan çöküyor. Yani gerçekten bütün olarak, bir bütün olarak bakmak lazım. Bir bütün olarak ele almak lazım. İddianın kaynağı şu, temeli şu: Biz BVA şirketi olarak Kültür A.Ş.'ye kira ödüyoruz. Bunu ben savcılığa da anlatmıştım. Hatta savcılıkta, sayın savcımız bir sürü kağıda not aldı, tutanağa bakıyorum hiçbirisi yok. Bana dünya kadar soru sordu, tutanağa bakıyorum hiçbirisi yok. Belki onları yazsaydı bugün ben burada olmayacaktım. Yazık. Gerçekten yazık. Kendim için değil, ailem için, çocuklarım için, ülkem için.
İddia makamı her ne kadar bahse konu faaliyetleri örgüt faaliyeti kapsamına sokmaya çalışsa da önceki cümlelerimde de bahsettiğim konuları bir bütün olarak ele alırsak iddia makamı bir yanılgı içindedir. Bu faaliyetler kapsamında beni üye olmamakla birlikte suç örgütüne yardım etmek iddiasıyla 13 aydır hapsediyor. Hadi diyelim ki örgüt üyesi değilim. Yahu maddi bir çıkar ve menfaatim yokken ben niye ne diye yardım edeyim bu örgüte? İki çocuğumdan, eşimden, vaktimden çalıp ne diye bu saçma iddiaya bir çıkar ve menfaatim yokken yardım edeyim? Burası bir hayır kurumu değil sonuçta. Suç işlemek amacıyla kurulan örgüt diyorsunuz. Temeli de finansal çıkar. Yok. Hiçbiri yok.
Sayın Başkan, değerli mahkeme heyeti üyeleri, Sayın Savcım. Burada bir suç tartışılacak ise suçun şahsiliği kapsamında şahıslar bazında tartışılmalıdır. , , Ömer Can, Furkan Yalçınkaya, Kemal Pürçek, Talha Baran. Bunların her biri şirket sahibi. İddianameden de görüldüğü üzere de gizli ortak. İddianameden de görüleceği üzere milyonlarca TL para trafiği bu kişiler arasında geçmiştir. Ben yokum ben. Bu paraların yasal mı gayriyasal mı olduğunu benim bilmem, bulunduğum görev itibarıyla mümkün değil. Ama bunların hesaplarındaki paralar gayriyasal paralar deseydim, araştırma yapmadan beyanıma itimat edip savcılık makamı bu kişiyi tutuklayacaktı. Böyle şey olur mu Sayın Başkan? Beyan bu kadar esas alınmamalı. “Beyanım var. Bir delil göster, bir şey sun. Bize bir şey ver.” Yani bu kadar mı basit sayın savcım? Artık geçtik, kendi ömrümden geçtim, burada yattığım 13 ayı hiçe sayıyorum. Yahu iki tane çocuğumu göremedim.
Savcılık makamının bu süreçte sahte faturaların miktarını belirleyen ilgili mali ve vergisel boyutlarıyla usulsüzlüğü yasal kılıfa sokmaya çalışan, BVA reklamcılık şirketinin muhasebecisi olan 'nin bu süreci yürüttüğü iddiasına dair savcılık makamına, siz değerli mahkeme heyeti aracılığıyla bir soru sormak istiyorum. Yargılamanın uyumsuzluğu veya adaletsizliğine, iddianamedeki tanımlamalardan da yola çıkarsak suç işlediğini iddia eden herkes dışarıda. Hapse girmemek için suç üretip üzerime atanlar dışarıda. Hapisten çıkmak isteyip suçtan kurtulmak için hedef saptıranlar dışarıda. Milyonlarca TL hesap hareketi, para trafiği olan kişiler dışarıda. Faturayı kestiğini iddia eden kişiler dışarıda, faturayı aldığını iddia eden kişiler dışarıda. Sayın savcım, sigortalı ve düz bir maaş alan ben neden 13 aydır çocuklarımdan uzağım? Henüz bu sorunun cevabını alamadım. Dosya içerisindeki kişilerin asılsız beyanları, kendilerini suçtan kurtarmak amacıyla vermiş oldukları ifadeler ve soruşturmayı yürütenlerin oluşturduğu telafisi mümkün olmayan sonuçlardır.
Değerli mahkeme heyeti, sayın başkanım; ben 23 Mayıs'ta 1 yaşına girecek oğlumun doğum gününü şafağında, eşimin kucağında şaşkın oğlum Mustafa Kemal'imi, yatağında her şeyden habersiz uyuyan 3 yaşındaki kızımı, oğlum kucağında, gözleri yaşlı, tek başına bir eşi bırakarak evimden alındım ve tutuklandım. Ben, oğlum Mustafa Kemal'in ilk adımlarını kapalı görüşte, cezaevinde, bir camın arkasından çaresizce, öfkeyle, özlemle izledim. Kızım için burası benim iş yerim oldu. Bana her seferinde "Baba artık yeter, lütfen eve dön. Seni çok özledim." çağrılarına çaresizce cevap veremedim. Ben tutuklandığım güne kadar oğlum Mustafa Kemal'e her gece türkü söyleyerek uyuturdum. Ben kızım 3 yaşına gelene kadar, yani ben içeri girene kadar, her banyosu sonrası saçlarını tarayıp kurutup kızımla sohbet ediyordum. Siz bizden neyi aldığınızın, neyi çaldığınızın farkında mısınız acaba? Cezaevindeki günlerimi geçiyorum. Bu çocuklara yazık etmeyin daha fazla, lütfen. Buradaki çocuklu ailelere yapmayın. Çocuksuzlara da yapın demiyorum. Lütfen adil olun, adaletli olun. Biz size güveniyoruz.
13 ay oldu hemen hemen tutukluluğum. 13 ay, dile kolay. Dile kolay ama evlatlarına aşık babalarına, babalarına hasret evlatlara, tek başına kalan bir eşe bu ayları söylemesi inanın çok zor. Buraya çıkarken bile hala bir belirsizlikteyiz. Benim şirketimde işten çıkışım yapıldı. Acaba buna sebep olanlar hiç düşündü mü, bu 4 kişilik aile ne yapıyor? Bu el kadar çocuklar ne yiyor, ne içiyor? Bu el kadar çocuklar babasız ne yapıyor? Sayın Başkan, Sayın heyet üyeleri, ben uyuşturucu mu sattım? Ben silah mı sattım? Ben terör eylemi mi yaptım? Veyahut anayasal düzeni ortadan kaldırmaya mı çalıştım? Neden tutuk halini hala bana reva görüyorsunuz ve buradaki insanlara? Suç belli, istinat belli. Altının boş olduğu belli. Boşu boşuna günleri sayıyorum. Sizin için inceleme süresi olan bir aylık süre ne ifade ediyor bilmiyorum ama ben ve ailem için ızdırap dolu bir ömür gibi geçiyor bu süre. Benim heyetinizden talebim, adli kontrolümü verin. Elindeki, avucumdaki biteli çok oldu. 13 ay oldu, 13 ay! Gelirimiz yok. Aile birliğini sağlamak için benim ailemin yanında olmaya ihtiyacım var. Onların bana ihtiyacı var. Benim eşim ile ayağı 2 hafta önce, ayağı kırıldı. Bu kadın 2 hafta boyunca, o kırık, kırık ayağıyla kucağında oğlum, eliyle kızımı gene açık görüşe getirdi. Ve bunu, ben içeri tıkıldığım günden beri yapıyor. Sadece bir kez gelmedi. O da neden biliyor musunuz? Siz önümüzdeki hafta telefonlar açılacak dediniz. Ben de eşime "Ya aşkım nasıl olsa haftaya telefonlar açılacak, gelme" dedim. Tek bir kez gelmedi o durum, tek bir hafta. Kadın şu an evde ayağı kırık, ayağı alçıda. Ateşler içindeki oğlum Mustafa Kemal... Kim bilir kızım ne halde? Sayın Başkan, kaçmam, kaçamam. Ülkemi de evlatlarımı da ailemi de geride bırakmam. Hele ki içi bomboş iddialarla dolu bu suçlamalardan ve iddianameden hiç kaçmam. Kaçma şüphesi diyorsunuz ya, tedbir alıyorsunuz bizler için... Asıl kaçma şüphesi olanlar, asıl bu tedbir alınması gerekenler bu yalan beyanları, bu kötülüğü yapanlardır. Bu insanlar fırsat kolluyor dışarıda. Siz bizleri tutuyorsunuz burada.
Benim hiçbir suçum yok. Ne MASAK raporunda ne başka bir yerde adım geçti. Ben hiç olmamam gereken bu dosya kapsamından çıkacağım, biliyorum. Ama bu süreyi uzatarak bunu çocuklarıma yaşatmayın. Her şeyin yerine doldurabiliriz, her şeyin yerine bir şey koyabiliriz. Maddi olarak da koyabiliriz. Ama ben Mustafa Kemal'imin 1 yaşından 2 yaşına geçişini, Esma Masal'ımın 3 yaşından 4 yaşına geçişini, o ilk adımlarının, bebek kokularının, ilk adımların yerine bir şey koyamam. Yitip giden bu günlerin yerine ben evlatlarıma bir şey sunamam. Bunun karşılığı maddi yat değil, para değildir; sevgidir. Siz de insansınız. Sizler robot değilsiniz ki. Siz de seven, sevilen, yaşayan, sosyal çevresi olan, ailesi olan insanlarsınız. Çok insani bir ihtiyaç, basit bir şey. Sayın Başkan, sizlerden ricam, incelemeleri bugün yapmanız. Bahsettiğim gibi ben ve ailem artık eziyet çekiyoruz. Bir suç işlesem yahut savcılığın isnat ettiği bir suç olsa savunacağım. Ama ortada ne bir suç var ne de savcılığın arkasında durabileceği bir suç isnadı var. Boşu boşuna lütfen günler, aylar, haftalar saydırmayın bize. Sizden rica ediyorum. Bugün gerekirse savcılığa tahliye kararı gerekirse kararı siz verin. Benim ailemin yanında olmaya, onlara destek olmaya, eşimin elinden tutmaya, hasta oğlumun yanında olmaya, gece kızımı uyutmaya, sabah onlarla beraber kalkmaya ihtiyacım var. Onların babalarına ihtiyacı var, babalarına! Sizlerden bugün tahliyemi ve daha sonrasında da beraatimi talep ediyorum.
İlgili Eylemler
Bu analiz yapay zeka değerlendirmesine dayanmaktadır. Hatalar veya yanlış bilgiler içerebilir.