Savunma

Yağmur Cansu Yeşilyurt Müdafi Metin Çetinbaş Savunması

Müdafi savunması·Yağmur Cansu Yeşilyurt·6 Mayıs 2026 · Kaynak

Sayın Başkan, Değerli Heyet; müvekkilimin yazılı, sözlü savunmalarını tekrarlıyoruz. Müvekkilimin savunma dilekçesi yazılı olarak sunulmuştur, ekler ve benim şimdi sunacağım dilekçe UYAP'tan gönderilmiştir. Biz savunmamızı, 105 sayfalık bir yazılı metin halinde sunacağız. Birçok kanun maddesine, uluslararası anlaşmaya değineceğim için sık sık okuyarak, zaman zaman anlatarak devam edeceğim. Savunmamızı iki ana başlık altında topladık. Birinci bölümde usule ilişkin beyanlar; onları da öncelikle bir soruşturma ve yargılama sırasında uygulanacak temel hükümler, özel yasalar... Yine bu mevzuat çerçevesinde soruşturma aşamasındaki hukuksuzluklar, daha sonrasında iddianamedeki hukuksuzluklar... Sonra yargılama aşamasındaki hukuksuzluklar. Sonraki ana bölümde esasa ilişkin beyanlarımızı anlatırken de çoğunlukla maden mevzuatına, işleyiş şekline, yazışmalara değineceğiz. Zaman zaman da belge bilgileri dilekçemiz içerisinden göstereceğiz.

Yağmur Cansu Yeşilyurt Müdafii

Müvekkil , çıkar amaçlı suç örgütüne üye olmak suçundan 29.09.2025 tarihinde tutuklanmıştır. O tarihten bu yana Marmara Kapalı Kadın Cezaevi'nde tutukluluğunun infazı yapılmaktadır. Bütün bu soruşturma ve yargılama işlemleri sırasında adli görevliler, kolluk yetkilileri birçok müvekkilin temel anayasal yasal haklarını, insan haklarını çiğneyerek esasında birçok suçlar işlemişlerdir, işlemeye de devam olunmaktadır. Bunlara sırasıyla yeri geldikçe özet olarak, daha sonra detayla değineceğiz. Zamanı geldiğinde tüm ilgililer hakkında yasal girişimlerde bulunacağız. Daha önceki dilekçelerimizde Sayın Mahkemenin vaktini almamak, okuma kolaylığı sağlamak için mümkün olduğu kadar dilekçelerimizi kısa tutmaya çalıştık. Örneğin dilekçenin içerisine pek fazla Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi hükmü, Anayasa, kanun hükmü, yönetmelik ve diğer mevzuat hükümlerine yer vermedik. Ancak bu dilekçemizde zorunlu olanları bu dilekçe içerisine aldık.

Yağmur Cansu Yeşilyurt Müdafii

Müvekkilim , İstanbul Büyükşehir Belediyesi çalışanı değildir; neredeyse sanıkların hiçbirini yakinen tanımamaktadır. Sadece harita mühendisi olarak çalıştığı özel şirkette tesadüfen tanıdığı bazı şahıs ve isimler hakkında işi gereği öğrendiği kadar yüzeysel bilgi sahibidir. Müvekkil , teröristler tarafından vurularak gazi olan bir polis memurunun kızıdır. Annesi ev hanımıdır. Bir polis memuru babanın ailesinin kendisine ve ailesine, kardeşine sağladığı, sağlayabileceği imkanlar çerçevesinde büyük bir emek ve gayretle okumuş, harita mühendisi olmuştur. Kendisine ve ailesinin, çevrelerinin sağladığı imkan ve gayretlerle hak ettiği diplomasının verdiği yetkiyle sigortalı olarak 2014 yılında 'nun şirketinde harita mühendisi olarak çalışmaya başlamıştır.

Yağmur Cansu Yeşilyurt Müdafii

Davaya konu özel şirket ve müvekkil hakkında da davaya dayanak yapılan iddianame benzeri belgede suç tarihi, yukarıda alıntı yapıldığı gibi 2014-2025 yılları olarak gösterildiğinden; yine hemen iddianame diye adlandırılan evrakın başında yer verilen genel açıklamalarında müvekkilin ismine ve resimleri konulan tabloda örgüt üyesi olarak kabul edilip takdim edildiğinden bu hususlara da ayrıca değinmek zorunda kalacağım. Bu dilekçemizde ve savunmalarımızda sık sık değindiğimiz gibi bütün amacımız hem soruşturmanın hem yargılamanın hem de kararların anayasa ve yasaya en uygun şekilde yürütülmesini, karar verilmesini sağlamak, bu yönde işlem yapılmasını sağlamaktır. Müvekkil ile ilgili iddianamede özetle aynen anılarak şöyle deniliyor... Yeri geldiğinde değineceğim. İmamoğlu çıkar amaçlı suç örgütü kapsamındaki örgüt mensupları ile bağlantılı oldukları şahısların eylemlerini yedi bölümde inceledik diyorlar. Müvekkilimin katıldığı iddia edilen örgütün tıpkı bir ahtapotun kolları gibi ilginç bir yayınlandığını söylüyorlar ve daha sonraki bölümlerde. İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı olduğu dönemde İmamoğlu'na bağlı iştirakleriyle gerçekleştirdikleri eylemleri 6. bölümde; örgüt mensubu olan şahısların örgütsel konumları ve tarihlerini 7. son bölümde de müvekkilimde de olduğu gibi kamu davası açılan şüpheliler hakkındaki suç tasniflerine derhal yer verilecektir demişlerdir.

Yağmur Cansu Yeşilyurt Müdafii

Sayın Mahkeme Başkanı, duruşma için bir araya gelindiğinde çıkan tartışmalar sırasında bir itiraz üzerine; "Hiç mi ceza mahkemesi yargılaması görmediniz. Bizim heyetimizin yeterince bilgi birikimi ve tecrübesi var. Bu bilgi birikimi ve tecrübemizle duruşma yönetip karar vereceğiz" demiştiniz. Bu açıklama nedeniyle elbette bizim bu bilgi, birikim ve tecrübe karşısında çok söz söyleme hakkımız olmamakla beraber bir iki hususa değinmemiz zorunlu gözüküyor. Yine tekrar söylemek gerekir ki, bütün samimi yazım ve söylemlerimizin, taleplerimizin çıkış noktası mutlaka hukuka uygunluktur. Davanın anayasa ve yasalara, temel haklara uygun sürdürülüp bitirilmesi içindir. Bu davada Türkiye'nin tanıdığı ve güvendiği çok tecrübeli, çok bilgili, benim de tanımaktan onur duyduğum çok değerli hukukçular var. Bu değerli hukukçular, "Hiç mi ceza davası görmediniz" şeklindeki açıklamanız üzerine tevazu gösterip "Biz yeterince tecrübeliyiz, yeterince dava gördük" demediler. Ancak ben bu tevazuyu göstermek istemiyorum.

Yağmur Cansu Yeşilyurt Müdafii

26 yıl ceza hakimliği yaptım. Bunun son dönemini Devlet Güvenlik Mahkemesi Başkanlığı olarak yaptım. Onun yerine kurulan Özel Yetkili Mahkeme Başkanı olarak görev ifa ettim. Kendi isteğimle emekli oldum. 21 yıldır avukatlık yapıyorum, yani 47 yıllık hukukçuyum. Türkiye'nin en önemli kararlarında, gündemde olan kararlarında hakim olarak, mahkeme başkanı olarak imzam var. Yine en önemli davalarında avukat olarak görev yaptım. Yani yeterince ceza davası gördüm. Bu nedenle iş bu dava ve soruşturmada izlenen usulleri, verilen kararları görmekten büyük üzüntü duyduğumu da ifade etmeliyim. Sayın Heyet, bir soruşturma ve yargılama sırasında uyulması zorunlu temel kurallar nelerdir? Öncelikle; Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nden, Anayasamızdan, Ceza Usul Yasamızdan, diğer temel mevzuattan, yine Türkiye'nin taraf olduğu ve Adalet Bakanlığı internet sitesinde de yer alan Budapeşte Savcılık Meslek İlkelerinden ve Bangalor Hakimlik Meslek İlkelerinden değineceğim.

Yağmur Cansu Yeşilyurt Müdafii

Bu davayı ve takip edilecek usulleri temelden ilgilendiren Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin özellik arz edenlerini burada açıklamak istiyorum:

Yağmur Cansu Yeşilyurt Müdafii

Madde 1 - İnsan Haklarına Saygı Yükümlülüğü: Sözleşme şöyle diyor: "Yüksek sözleşmeci taraflar kendi yetki alanları içinde bulunan herkesin bu sözleşmenin 1. bölümünde açıklanan hak ve özgürlüklerden yararlanmalarını sağlarlar."

Yağmur Cansu Yeşilyurt Müdafii

Madde 3 - İşkence Yasağı: Hiç kimse işkenceye veya insanlık dışı ya da aşağılayıcı muamele veya cezaya tabi tutulamaz. Bunun niye buraya aldığımızı yeri geldiğinde açıklayacağız.

Yağmur Cansu Yeşilyurt Müdafii

Madde 5 - Özgürlük ve Güvenlik Hakkı: Herkes özgürlük ve güvenlik hakkına sahiptir. Aşağıda belirtilen haller dışında ve yasanın öngördüğü usule uygun olmadan hiç kimse özgürlüğünden yoksun bırakılamaz.

Yağmur Cansu Yeşilyurt Müdafii

Madde 6 - Adil Yargılanma Hakkı: Herkes davasının medeni hak ve özgürlükleri ile ilgili uyuşmazlık ya da cezai alanda kendisine yöneltilen suçlamaların esası konusunda karar verecek olan, yasayla kurulmuş, bağımsız ve tarafsız bir mahkeme tarafından kamuya açık olarak makul bir süre içinde görülmesini isteme haklarına sahiptir. Karar aleni olarak verilir. Bir suç ile itham edilen herkes, suçluluğu yasal olarak sabit oluncaya kadar masum sayılır. Bunun anayasa ve diğer parantezdeki hükümlerini okuyacağız. Ama bu davada insanlar önce suçlu sayılıyor ve kendilerinin suçsuz olduğunu ispatlaması bekleniyor. Bu tersinden çalışıyor.

Yağmur Cansu Yeşilyurt Müdafii

Madde 13 - Etkili Başvuru Hakkı: Sözleşmede tanınmış olan hak ve özgürlükleri ihlal edilen herkes, söz konusu ihlal resmi bir hizmetin ifası için davranan kişiler tarafından gerçekleştirilmiş olsa dahi ulusal bir merci önünde etkili bir yola başvuru hakkına sahiptir. Bu davada böyle bir hak yok.

Yağmur Cansu Yeşilyurt Müdafii

Madde 14 - Ayrımcılık Yasağı: Yine Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nde diyor ki: "Bu sözleşmede tanınan hak ve özgürlüklerden yararlanma; cinsiyet, ırk, renk, dil, din, siyasal ve diğer kanaatler, ulusal veya toplumsal köken, ulusal bir azınlığa aidiyet, servet, doğum başta olmak üzere herhangi başka bir duruma dayalı hiçbir ayrımcılık gözetilmeden sağlanmalıdır."

Yağmur Cansu Yeşilyurt Müdafii

Şimdi Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın yargılama ile ilgili, bu davayla ilgili hükümlerini okuyalım:

Yağmur Cansu Yeşilyurt Müdafii

Madde 2: Türkiye Cumhuriyeti —diğer ibarelerini okumuyorum— demokratik ve sosyal bir hukuk devletidir. Anayasalarda o devletin hukuk devleti olduğunu yazdığınız zaman esasında belki başka bir hükme bile gerek yoktur. Ama bu davada hukuk devleti ilkeleri çalıştırılmamaktadır. Daha detaylı değineceğiz.

Yağmur Cansu Yeşilyurt Müdafii

Madde 10 - Ayrımcılık Yasağı: Herkes dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inanç, din ve mezhep benzeri sebeplerle ayrım gözetilmeksizin kanun önünde eşittir. Yani CHP'li belediyelere bir uygulama, AKP'li belediyelere başka bir uygulama olmaz.

Yağmur Cansu Yeşilyurt Müdafii

Madde 13: Temel hak ve hürriyetler, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar Anayasanın sözüne, demokratik toplum düzeninin ve laik cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz. Bu davada detaylarına gireceğiz; ölçülülük ilkesi ve anayasa kuralları ihlal edilmiştir.

Yağmur Cansu Yeşilyurt Müdafii

Madde 19: Herkes kişi hürriyeti ve güvenliğine sahiptir. Suçluluğu hakkında kuvvetli belirti bulunan kişiler ancak kaçmalarını, delillerin yok edilmesini veya değiştirilmesini önlemek maksadıyla veya bunlar gibi tutuklamayı zorunlu kılan ve kanunda gösterilen diğer hallerde hakim kararıyla tutuklanabilir kararı olmadan yakalama ancak suçüstü halinde veya gecikmesinde sakınca bulunan hallerde yapılabilir. Bunun şartlarını kanun gösterir. Yine aynı maddenin devam eden hükümleri; bu esaslar dışında bir işleme tabi tutulan kişilerin uğradıkları zarar tazminat hukukunun genel prensiplerine göre devletçe ödenir. Hem mahkemenize hem hazır olana hatırlatayım; Ergenekon, Balyoz gibi kumpas davalarında bu cezaevine gelip gitme, buradaki duruşma salonlarına katılma paraları, masrafları, örneğin biri Ankara'daydı, tazminat olarak istendiğinde "gelmeseydin" deyivermişlerdir. Bu davanın sonunda da açılacak tazminat davalarında "gelmeseydin" deyiverecekler anayasa hükmüne rağmen.

Yağmur Cansu Yeşilyurt Müdafii

Madde 20; herkes özel hayatına ve aile hayatına saygı gösterilmesini isteme hakkına sahiptir. Özel hayatın ve aile hayatının gizliliğine dokunulamaz demektedir. Ancak yapılan arama, el koyma işlemlerinde bütün bu temel özel hayata, konut dokunulmazlığı kararlarına aykırı olarak şahsın evine hiçbir gerekçe olmadan dal, ne bulursan al şeklinde uygulama yapılmaktadır. Madde 37; hiç kimse kanunen tabi olduğu mahkemeden başka bir merci önüne çıkarılamaz. Devam ediyor madde; bir kimseyi kanunen tabi olduğu mahkemeden başka bir merci önüne çıkarma sonucunu doğuran yargı yetkisine sahip olağanüstü merciler kurulamaz. Yani dava açıldıktan, iddianame tanzim edildikten sonra hakim atanamaz. Suçluluğu hükmen sabit oluncaya kadar kimse suçlu sayılamaz. Burada tekrardan söylüyorum; herkes suçsuzluğunu ispat etmeye zorlanıyor. Hiç kimse kendisini ve kanunda gösterilen yakınlarını suçlayan bir beyanda bulunmaya ve bu yolda delil göstermeye zorlanamaz. Görüyoruz ki birçok sanık itirafçılığa zorlanıyor. Kanuna aykırı olarak elde edilmiş bulgular delil olarak kabul edilemez.

Yağmur Cansu Yeşilyurt Müdafii

Yeri geldiğinde söyleyeceğim; birçok yasa dışı delil vardır ancak yerine konulmamıştır. Ceza sorumluluğu şahsidir demekle anayasa hükmü ancak böyle olmadığını görüyoruz. Anayasa'nın 40. maddesi; anayasayla tanınmış hak ve hürriyetleri ihlal edilen herkes yetkili makama geciktirilmeden başvurma imkanının sağlanmasını isteme hakkına sahiptir diyor. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 13. maddesinin benzeri. Ancak tekrardan söylüyorum, bu hüküm hiç uygulanamıyor. Madde 138; hakimler görevlerinde bağımsızdırlar, anayasaya, kanuna ve hukuka uygun olarak vicdani kanaatlerine göre hüküm verirler diyor. Yani hakimler canının istediği gibi karar veremezmiş. Neye göre karar vereceklermiş? Anayasa hükümlerine, kanuna ve hukuka uygun olarak karar vereceklermiş. Hiçbir organ, makam, merci veya kişi yargı yetkisinin kullanılmasında mahkemelere ve hakimlere emir ve talimat veremez, genelge gönderemez ve telkinde bulunamaz diyor. Başta müvekkilim özelinde olduğu gibi sabahtan akşama bakanlık poligonları, hükümet yetkilileri, yandaş medya müvekkilim ve diğer sanıkların aleyhinde suç işledikleri konusunda yayın yapmaktadır. Bunları engellemek hem soruşturma aşamasında savcıların hem de mahkeme aşamasındaki mahkemenizin görevidir ancak engel olunmamaktadır.

Yağmur Cansu Yeşilyurt Müdafii

140. madde; hakimlik ve savcılık mesleği. Hakimler ve savcılar adli ve idari yargı hakimi olarak görev yaparlar. Devam ediyor madde; hakimler mahkemelerin bağımsızlığı ve hakimlik teminatı esaslarına göre görev yaparlar. Hakimler ve savcılar kanunda belirtilenlerden başka resmi ve özel hiçbir görev alamazlar diyor. Diyor ama başka yayınlarda görüyoruz medyada üzülerek. Duruşmaların açık ve kararların gerekçeli olmasıyla ilgili 141. madde; mahkemelerde duruşmalar herkese açıktır. Duruşmaların bir kısmının veya tamamının kapalı yapılmasına ancak genel ahlakın veya kamu güvenliğinin kesin olarak gerekli kıldığı hallerde karar verilebilir. Bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli olarak yazılır. Yani maktu birtakım kanun maddeleri sıralanarak gerekçe gösterilerek yazılamaz diyor; bu kararların böyle verildiğini üzülerek görüyoruz.

Yağmur Cansu Yeşilyurt Müdafii

Mahkemelerin kuruluşu 142. madde; mahkemelerin kuruluşu, görev ve yetkileri, işleyişi ve yargılama usulleri kanunla düzenlenir diyor ancak kanunun ruhuna da uygun olmalı. Şimdi Türkiye'nin taraf olduğu hakimler için Bangalore Meslek Etik Kuralları'na bakalım. Bu bütün hukuk, anayasa hükümlerini uygularken bu ilkelere bağlı olarak hakimlik yapılmak zorunda. Bakın bağımsızlıkla ilgili ne diyor: Yargı bağımsızlığı, hukukun üstünlüğünün ön koşulu ve adil yargılanmanın temel garantisidir. Bu nedenle hakim, hem bireysel hem de kurumsal yönleriyle yargı bağımsızlığını korumalı ve bu konuda örnek teşkil etmelidir. Hakim, yasama ve yürütme organlarıyla uygunsuz bağlantılardan ve bu organların etkisinden bağımsız olmalı ve ayrıca makul bir şekilde gözlemlendiğinde bunlardan bağımsız görünmelidir.

Yağmur Cansu Yeşilyurt Müdafii

Tanıklar, salonda bulunanlar değil, bütün kamuoyunda hem hâkim hem mahkeme heyetinin davanın tarafı olmayan şahıslar tarafından bile bağımsız görünmesi esastır. Böyle görünüp görünmediğine bakacağız. Tarafsızlık, yargı görevinin doğru bir şekilde yerine getirilmesinin esasını teşkil eder. Bu ilke sadece kararlar için değil, kararların oluşturulduğu süreç açısından da geçerlidir. Yani Silivri Cezaevi'nde duruşma yapılmamalıdır. Diğerlerine de yeri geldiğinde değineceğiz.

Yağmur Cansu Yeşilyurt Müdafii

Hâkim yargılama görevlerini tarafsız, önyargısız ve iltimassız olarak yerine getirmelidir. Yani itirafçı olan sanık, celseler arasında diğer sanıklardan alınıp burada ifadesi alınmamalıdır ve tahliye edilmemelidir. Hâkim mahkeme içerisinde ve dışarısında halkın, hukukçuların ve dava taraflarının yargı ve hâkim tarafsızlığına duyduğu güveni koruyacak ve artıracak davranışlar içerisinde olmalıdır. Hâkim tarafsız olarak karar veremeyeceği veya makul bir gözlemcide tarafsız olarak karar veremeyeceği izlenimi doğurabileceği durumlarda yargılamanın herhangi bir aşamasına katılmaktan kaçınmalıdır. Yeri geldiğinde söyleyeceğiz, siz buraya atanmayı kabul etmemeliydiniz. Bu tür davalar aşağıdaki durumlarda söz konusudur. Doğruluk. Doğruluk, yargı görevinin düzgün bir şekilde yerine getirilmesinde esastır. Hâkim davranışlarının makul bir kişinin gözünde tasvip edilebilir nitelikte olmasını sağlamalıdır. Bunu bekliyoruz sizlerden. Hâkimin hâl ve davranış tarzı insanların yargının doğruluğuna ilişkin inancını kuvvetlendirici nitelikte olmalıdır. Adalet sağlanmakla kalmamalı, sağlandığı görüntüsü de yansıtılmalıdır.

Yağmur Cansu Yeşilyurt Müdafii

Dürüstlük. Dürüstlük ve dürüstlük görüntüsü. Mahkemeler önünde herkese eşit muamele gösterilmesi herkese hakimlik görevinin gereğince yerine getirilmesi için elzem bir unsurdur. Ehliyet ve liyakat, ehliyet ve liyakat yargı görevinin gereğince yerine getirilmesinin ön koşullarındandır. Hatırlatıyorum. Yeri geldiğinde söyleyeceğim. Hakimin yargısal görevleri diğer tüm faaliyetlerden önce gelir. Hakim mesleki faaliyetini yargısal görevlere adamalıdır. Bu görevler sadece ve sadece mahkemede yargısal işlev ve sorumlulukların yerine getirilmesini, karar vermeyi değil, aynı zamanda yargı makamı ve mahkemenin işleyişi ile ilgili diğer görevleri de içerir. Yine bu soruşturma ve dava ile ilgili savcılar için Budapeşte Meslek Etik Kuralları'na değinmek istiyorum. Bakınız savcılar için Budapeşte Meslek Etik Kuralları ne diyor: Savcılar her zaman ve her koşulda dava açma görevi de dahil olmak üzere görevlerini daima ilgili ulusal ve uluslararası hukuka uygun olarak icra ederler. Bizde öyle mi oldu? Görevlerini adil, tarafsız, tutarlı ve hızlı şekilde yerine getirirler. İnsan onuruna ve insan haklarına saygı duyar, bu değerleri korur ve desteklerler. Toplum adına ve kamu yararına hareket ettiklerini dikkate alırlar. Toplumun genel menfaatleri ile bireylerin hak ve menfaatleri arasında adil bir denge kurmaya çalışırlar.

Yağmur Cansu Yeşilyurt Müdafii

Savcılar her zaman yüksek mesleki standartlara bağlı kalmalı ve her zaman mesleklerinin onur ve şerefini korumalıdırlar. Her zaman profesyonel şekilde hareket etmelidirler. Yani konusunun uzmanı olmalı, iş dünyasından ayrı sübjektif etkilerden ayrı objektif olarak soruşturma yapmalıdırlar. Dürüstlük ve iltimas konusunda her zaman yüksek standartlar uygulamalıdırlar. Görevlerini olaylara ilişkin değerlendirmeleri temelinde hukuka uygun olarak her türlü uygunsuz etkiden bağımsız olarak icra etmelidirler. Yani bakanlık görevinden gelmemeli, yeniden bakanlığa atanmamalıdırlar. Ceza soruşturmaları çerçevesinde mesleki davranış: Savcılar görev yaparken her zaman insan hakları ve temel özgürlüklerin korunmasına ilişkin Avrupa Sözleşmesi'nin 6. maddesinde ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi içtihatlarında açıkça ifade edilen adil yargılanma hak bilgisini desteklemelidirler. Görevlerini adil, tarafsız, objektif hukukun koyduğu hükümler çerçevesinde bağımsız olarak icra etmelidirler. Bakalım sayın heyet bu soruşturma ve davada bu kurallara uyulmuş mu?

Yağmur Cansu Yeşilyurt Müdafii

Şimdi iddianamede müvekkil ile ilgili genelde ve özelde söylenirken "bir ahtapotun kolları gibi İstanbul il geneline yayılan çıkar amaçlı suç örgütüne üye olmak ve diğer suçlardan" suçlandığına göre bu "bir ahtapotun kolları" deyimini kim kullanıyor, hangi siyasi? Demek ki yukarıdan beri saydığımız savcılık meslek etik kuralları böyle bir alıntı yapmayı uygun görmüyor. Ama buraya konulmuş. Bu nedenle dilekçemizde alışılmıştan ve benzerlerinden uzun olmak zorunda kaldık. Yüce heyetinizden ve hazirundan bu konuda sabretmelerini diliyoruz. Şimdi soruşturma aşamasındaki hukuka aykırılıklara değiniyoruz. Müvekkil , daha önceki ifadelerinde de belirttiğimiz gibi 2014 yılında Kuzey İstanbul Modern İnşaat Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi'nde harita mühendisi olarak asgari ücretin biraz üzerinde bir ücretle sigortalı olarak işe başlamıştı. 2014 yılından 2024 yılı Haziran ayına kadar hep harita mühendisi olarak görev yapmıştır. Hiçbir zaman şef, sorumlu, yönetici, müdür gibi iş tanımları olmamıştır.

Yağmur Cansu Yeşilyurt Müdafii

2024 yılı Haziran ayında genel müdür olmuştur ancak muhasebe, finans, insan kaynakları gibi konularda eğitimi olmadığından hiçbir zaman tek başına yetkili ve sorumlu olmamıştır. Davaya konu şirkette 8 ay kadar genel müdür unvanını kullanmış ise de iddianamede belirtilen davaya konu şirketlerin, tek sahibi ve tek yöneticisi ve tek karar vericisi olduğundan, sorumluluğu sadece öteden beri sürdürdüğü harita mühendisliği ile sınırlı kalmıştır. Yine müvekkil harita mühendisliği göreviyle bağlantılı olarak zaman zaman İstanbul Valisi Davut Gül, Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürü Arslan Narin, Maden ve Petrol İşleri Daire Başkanı Serkan Gökmen, Sultangazi Kaymakamı Mahmut Kaşıkçı, Sultangazi Belediye Başkanı Abdurrahman Dursun, Sultangazi Belediye Başkan Yardımcısı Mustafa Birinci, İstanbul Üniversitesi-Cerrahpaşa Mühendislik Fakültesi Öğretim Üyesi Yüksek Maden Mühendisi Profesör Doktor Atiye Tuğrul ve diğer bu resmi toplantılara iştirak etmesi istenen özel ve tüzel kişi temsilcileri tarafından oluşturulan resmi heyet toplantılarına katılmıştır. Bu tür katıldığı resmi toplantılarda, zaman zaman toplantı hazırlığı için gereken harita, doküman gibi evrakları hazırlamıştır. Bunun dışında hiçbir görev üstlenmemiştir. Bu hususların yeri geldiğinde tekrar detaylarına değineceğim.

Yağmur Cansu Yeşilyurt Müdafii

Müvekkil ile ilgili olarak iddianame içerisindeki alıntı ve belgelerden, gösterilen sayfa numaralarındaki bilgi ve belgelerden açıkça anlaşılacağı üzere; müvekkilin kendini savunmak için yaptığı, suçsuz olduğu yönündeki ısrarlı ve tekrar eden savunma ve açıklamalarından başka aleyhinde hiçbir delil yoktur. Buna rağmen müvekkil Yağmur Cansu'ya tatbik edilen usullere, uygulamaya bakalım. Bu süreci bir değerlendirelim. 5.05.2025 tarihinde çalıştığı şirket hesaplarına blokaj konulmuştur. Yani müvekkilim şirket hakkında bir soruşturma olduğunu görmüş, duymuş ama 5.05.2025 tarihi müvekkilin yurt dışına çıkış yasağının konulduğu tarihtir. Bunu öğrenmesine rağmen kaçmamıştır; işine gitmeye devam etmiştir. 15.05.2025 tarihinde müvekkilim Cahit Cihat Sarıoğlu'nun yanına kendi isteğiyle gitmiştir. Çünkü şirket çalışanlarının savcı tarafından ifadeye çağrılmasından sonra, maden işlerinin nasıl olduğunu anlatmak amacıyla gitmiştir. Yani savcıya yardımcı olmak için gitmiştir. Ne olmuştur?

Yağmur Cansu Yeşilyurt Müdafii

15.05.2025 tarihinde Savcı Cahit, Müvekkil Yağmur'un şüpheli sıfatıyla ifadesini almıştır. Bu ifade sırasında Savcı Bey; kaçak döküm, hayali fatura konularında kendisine ilzam edici sorular sorduktan sonra 'nun jeti olup olmadığını, bu jetlerle para taşınıp taşınmadığını sormuştur. Müvekkil Yağmur Cansu, savcının bahsettiği kaçak döküm ve hayali fatura konularında bilgisi olmadığını belirtmiştir. Yine savcı tarafından , ve bazı tanımadığı yabancı şahısları tanıyıp tanımadığı sorulmuştur. Müvekkil de cevaben; Güney Cebeci Maden Bölgesi'nde İstanbul yönetim ve denetiminde oluşturulan kurulda yönetim kurulu üyesi olan 'i bu nedenle tanıdığını, Cebeci Maden Bölgesi konusuna girildiği dönemlerde başta 'yü tanıdıklarını ve bütün Cebeci Maden Bölgesi yönetim kurulu toplantıları sırasında kendisinin hazır bulunduğunu da söylemiştir.

Yağmur Cansu Yeşilyurt Müdafii

Bu tanışıklıktan 1 yıl kadar sonra 'in maden bölgesi yönetim kurullarına katılmaya başladığını beyan etmiştir. 'yü daha çok, 'i ise daha az gördüklerini söylemiştir. Kaçak döküm ile ilgili ilgisi ve bilgisi olmadığını, döküm konusunun kendi sorumluluğu olmadığını belirtmiştir. Yine Savcı Cahit'in sorusu üzerine; maden bölgesi çevre ve altyapı projesi kapsamında yol, drenaj, altyapı ve rehabilitasyon için dışarıdan nitelikli malzeme alındığını, bütün bu yatırımlar ve hizmetler yapılırken İstanbul Valisi başkanlığındaki kurulun karar verdiğini ve projenin koordinatörü Profesör Doktor Atiye Tuğrul'un bütün aşamalarda sahada olup kontrolleri yaptığını, Profesör Atiye Tuğrul tarafından her zaman Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğü'ne ve diğer kurumlara bilgi verildiğini de anlatmıştır. Anlatmış ama bunun hiçbir belgesi, bilgisi alınmamış, getirilmemiş. Devam ediyoruz.

Yağmur Cansu Yeşilyurt Müdafii

15.05.2025 tarihindeki ifadesi sonrasında müvekkil serbest bırakılmıştır. Bu arada avukatların marifetiyle savcıya sorduklarında, müvekkilime işlerine devam edebilecekleri savcı tarafından söylenmiştir. Bu ifadeyi verdikten sonra 19.05.2025 tarihinde Vatan Emniyet'ten savcıya verdiği ifade ile ilgili telefonla çağırarak ek bilgi istemeleri üzerine kendi isteğiyle Vatan Emniyet'e gitmiş ve Mali Suçlar Bürosu'nda madencilik faaliyetlerinin nasıl yapıldığı konusunda onları aydınlatmıştır. Maden taşının nasıl çıkarıldığı, tespitlerin nasıl işlendiği, kime satıldığı gibi bildiği kadarıyla sorulara cevap verip ayrılmıştır. Yani kaçmamıştır. 22.05.2025 tarihinde müvekkil Yağmur'un çalıştığı şirket ve diğerlerine kayyum atanmıştır. Kayyum atanmasından sonra 4 ay boyunca, 2014 yılından beri çalıştığı şirkette kayyum yönetiminde çalışmaya devam etmiştir. Hem kayyumun hem de savcıların talep ettiği bilgi ve belgeleri eksiksiz şekilde teslim etmeye, bilgilendirmeye devam etmiştir. Bu dönemde de kaçmamıştır.

Yağmur Cansu Yeşilyurt Müdafii

9.09.2025 tarihinde Muhammed İkbal Anan isimli savcının kâtibi, müvekkil Yağmur'u arayarak kendisini 16.09.2025 tarihinde ikinci defa ifadeye çağırmıştır. Ertesi gün 10.09.2025 tarihinde Savcı İkbal'in kâtibi tekrar arayarak ifade alma işleminin 18.09.2025 tarihine ertelendiğini söylemiştir. O sırada müvekkil kayyumların yönlendirdiği avukat ile çalışmaya başlamıştır ve bu kişi müvekkili itirafçı olmaya ikna etmeye çalışmıştır. 13.09.2025 tarihinde, 18.09.2025 tarihinde ifade vermek için çağrıldıkları randevu verilen tarihten 5 gün önce —bakın kaç gün önce— cumartesi günü polisler tarafından sabah saat 6'da müvekkilin evine baskın yapılmış, evinde gözaltına alınmıştır. Arama yapılarak şahsi telefonuna, şahsi bilgisayarına ve iş telefonuna el konulmuştur. Ancak el konulan cihazlarla ilgili imaj kayıtları ve el koyma tutanakları usul ve yasaya aykırı olarak müvekkile verilmemiştir. Bunların hepsi yasak delil kapsamındadır. Arama ve el koyma kararlarının da içeriği boştur. Sebeplerini söyleyeceğiz; keyfi bir arama ve el koyma işlemidir.

Yağmur Cansu Yeşilyurt Müdafii

Aynı gün cumartesi akşamı saat 22 civarında Avukat , Vatan Emniyet nezarethanesinde müvekkilin yanına gidip, kendisine el yazısıyla bir sözleşme imzalatmak istedi. Burada meslektaşlarıma hatırlatıyorum; nezarethanede müvekkile sözleşme imzalattınız mı? Getirdiği sözleşmede "etkin pişmanlık" yazılarını gören müvekkil ; etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanmasını gerektirecek herhangi bir şey bilmediğini, herhangi bir suç işlemediğini, herhangi bir suça iştirak etmediğini söylemiştir. Ve getirdiği sözleşmede etkin pişmanlık yükümlülüğünün üstünü çizerek "normal ifade" yazmıştır. Nezaret halinde bulunmasının psikolojik baskısıyla getirilen sözleşmeyi imzalamak zorunda kalmıştır. Bu arada müvekkil, hukuk kuralları çiğnenerek 3 gün gözaltında tutulmuştur. 15.09 yani ne gibi işler yapıldığının saat saat burada gösterilmesi gerekir. 3 gün tutulmasının hiçbir mantıklı gerekçesi yoktur; ancak yasadışı gerekçesini söyleyeceğiz. 15.09.2025 tarihinde 3 gün Vatan Emniyeti idaresinde kaldıktan sonra pazartesi günü öğlen saatlerinde savcılığa götürülmüştür.

Yağmur Cansu Yeşilyurt Müdafii

Savcı Cihat'ın soruları üzerine, kendi delil listesini de anlattığı ifadesinde maden sahasındaki rehabilite çalışmalarının kendi bilgisinde ve sorumluluğunda olmadığını söylemiştir. Yine detaylarıyla anlattığım şekilde; maden sahasındaki faaliyetlerin resmi kurumlar tarafından bilinip denetlendiğini; İstanbul Valisi, İstanbul Vali Yardımcısı, MAPEG Genel Müdürü, MAPEG Daire Başkanı, Profesör Atiye Tuğrul, Sultangazi Kaymakamı, Sultangazi Belediye Başkanı ve başkan yardımcıları, çevre koruma ve zabıta ekipleri ile diğer kurumlar tarafından sahada sürekli denetim gerçekleştirildiğini belirtmiştir. Yeri geldiğinde söyleyeceğiz; bunların hiçbiri getirtilip araştırılmamıştır. İşveren 'nun bütün bu kurum yetkilileriyle birebir görüştüğünü ve çevresinin çok geniş olduğunu da söylemiştir.

Yağmur Cansu Yeşilyurt Müdafii

Yine burada ifadesinde açıkladığı gibi; TEİAŞ tarafından tehlikeli maden kazı alanlarının derhal doldurulması gerektiğinin bildirildiğini, daha sonra yazının MAPEG'e gönderildiğini, MAPEG tarafından proje koordinatörü Profesör Atiye Tuğrul'dan teknik rapor talep edildiğini, Atiye Tuğrul'un bölgenin doldurulmasında sakınca bulunmadığına ilişkin teknik raporunu Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğü'ne gönderdiğini, buna göre sahanın rehabilite edildiğini, bu yazışmaların hepsini eksiksiz olarak kayyuma verdiklerini söylemiş ve bunların nereden alınacağını da belirtmiştir. Ama bunlar getirtilmemiştir; hiç getirtilmediğini söyleyeceğim. Dolgu, döküm ve faaliyetleriyle hiçbir bilgisinin olmadığını üstüne bastırarak tekrardan söylemiştir. nın maden ocaklarında döküm yapıldığı iddiası üzerine, daha önceki ifadesinde de söylediği gibi; kendisinin maden ocaklarında döküm yapıldığına dair bir bilgisinin olmadığını, döküm malzemesinin döküldüğünü görmediğini söylemiştir.

Yağmur Cansu Yeşilyurt Müdafii

Yine savcı soruyor: İSVALPA temsilcisi olarak Cebeci Maden Sahası'nın yönetim kurulu üyesi olan 'in oğlu 'in, müvekkilin çalıştığı 'na ait aynı şirkette satın alma işlemini yaptığı iddiası üzerine; kendi konumu ve çalışmasıyla savcının sorduğu konunun ilgili olmadığını, bu konuda iletişim kurmadığını, işletmenin tarafından Güney Cebeci Maden Sahası'nda daimi olarak atamasının yapıldığını, bu sebeple 'ten satın alma için çok talep edilmediğini ifade etmiştir. Cebeci Maden Bölgesi'ne giriş ve satın alma süreçleri ile yapılan faaliyetleri detaylarıyla anlattığını, bu belgelerin kayyumda mevcut olduğunu belirtmiştir. Buna rağmen ilgili deliller dosya arasına alınmamıştır, iddianamede bahsedilmemiştir. Hem usul yasalarını hem anayasa hükümlerini hem de Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'ni çok iyi bildiğini söyleyen bu sayın savcılar tarafından; sanıkların lehine olan bildikleri deliller bilerek ve istenerek getirilmemiştir. Yasak delilleri işaretleyen, iddialara yer vermek, yansız, tarafsız ve demokratik bir tutum göstermekle görevli savcılarımız; varsa bir suçun ortaya çıkması için ya da sanıkların lehine olanı bilerek istememişlerdir. Çünkü o zaman tutuklamak bir yana, suç örgütünün en büyük bağdır Cebeci maden ocağı.

Yağmur Cansu Yeşilyurt Müdafii

Yine şirket merkezinin erken saatlerde boşaltmış gerekçesini sorduğumda; müvekkil 15.09 tarihinde öğle saatlerinde işvereni kendisini arayarak Cebeci'nin çıktısını hazırlamasını istedi. 15.00 civarında iş yerine geldiğinde kendisinden A3 boyutunda ruhsat sahalarını, yolları, dereleri, var olan tesisleri ve yeni yapılacak tesislerin yerlerini gösteren haritalardan 3-4 örnek istedi. Kendisinin de bunların çıktılarını aldığını, 'nun kendisinden üçüncü katta terasta bulunan kendi odası ve toplantı odasında bilgisayar kurmasını ve aldığı harita çıktılarını masaya koymasını söylediğini belirtti. Kendisinin üçüncü kata çıktığında , ve 'nün de odada olduğunu gördüğünü; bilgisayarını kurup toplantı masasından çıktısını aldığı haritaları dizdiğini, onların da haritalara bakmaya başladıklarını söylemiştir. Sonrasında kendisinin birinci kata inmesini, çarşamba günü akşam saatlerinde gelmesi talimatını verdi. Burada çalıştığı firma personeline 17.00-17.30 gibi çıkmasını ve kimsenin kalmamasını söyledi. Hatta patronun bu talimatı üzerine personel çıktı.

Yağmur Cansu Yeşilyurt Müdafii

Bakın burada sanki münferit bir olay gelmiş, bir gizli kapaklı iş bağlantısı varmış, valinin talimatı üzerine bunlar bir araya gelmiş, bir iş yapıyorlarmış gibi yansıtılıyor. Şirket merkezinde patronun misafiri geldiği zaman şirket çalışanlarının bekleme gibi alışkanlıkları vardır. Patron bir talimat bekler, bir talimat verir. Bakın hukuk bürolarında da öyledir. Mesai bittiğinde gidersin demek sanki çok önemli bir talimatmış gibi buraya koymuşlar. Şimdi 18.00-18.30 sıralarında birinci katta bulunan toplantı odasının karşısındaki odaya geçerek otoparka baktığında siyah bir Vito araç ile bir iki adam gördüğünü, sonra görülmemek için toplantı odasından salonuna geri döndüğünü anlatıyor. Savcı Cihat Sarı, devam ediyor ifadeye. İşvereni Murat'ın kendisini arayarak gerek kalmadığı için teklifleri kendisinin alabileceğini söylediğini... Bundan sonra savcı ısrarla soruyor: "Gelen muydu?" Birden fazla kez sorduğunda İmamoğlu'nu görmediğini söylemesine rağmen savcı tarafından ısrarla baskı yapılınca, baskı altındaki müvekkil gelen şahsı görmediğini, o dese yalan söylemiş olacağını ama onun olduğunu tahmin ettiğini söylemiş gibi müvekkil ifadesi gerçeğe aykırı olarak tutanağa geçirilmiştir.

Yağmur Cansu Yeşilyurt Müdafii

Savcı, ile görüşüp görüşmediğini sorduğunda; kendisinin 2-3 defa hatırını, bir ihtiyacının olup olmadığını sormak için arandığını, daha sonra şirkette çalışan iki personel gözaltına alınınca, banka ile ilgili kayıtlar sorulunca, ödemelerle ilgili kayıtlar sorulunca; 'nun şahsi hesaplarında eksiklik olup olmadığını bilmediği için arkadaşların savcılığa doğru bilgi vermelerini sağlamak bakımından 'ndan hesap döküm listesini istemek için aradığını söylemiştir. Savcıların soruları üzerine bildiklerini tekrar detaylarıyla anlatmış, üç saat kadar savcıya ifade vermiştir. Yine soruşturma konusunun aydınlatılmasına elinden geldiğince yardımcı olmuştur. 15.09.2025 tarihinde haftada bir imza vermek şartıyla denetimli serbestlik hükümleri kapsamında serbest bırakılmıştır. Şimdi bu ifadelerden sonra müvekkil dışarıda beklerken savcı Muhammet İkbal Anar, müvekkil 'u odasına çağırarak; " ile görüşüyor musun?" diyerek kendisini azarlamış. "Sen Cahit savcıya dua et. Ben seni bir ay önce alacaktım" diyerek azarlama yoluna gitmiştir. Burada başka okuduğumuz Budapeşte Savcılık Meslek Etik Kuralları'nı niçin oraya aldığımızı hatırlatmak istiyorum. Bir savcının soru sorma, soru yöneltme ve soruşturma yürütme şekline bakar mısınız?

Yağmur Cansu Yeşilyurt Müdafii

Anayasa ve yasalarla tanınmış temel hak ve yükümlülükleri, Budapeşte Savcılık Meslek Etik Kuralları'nı, emredici Ceza Muhakemesi hükümlerini hep birlikte değerlendirdiğimizde; Sayın Savcının görevini ne kadar üst düzey bilgi ve donanımla, yüksek meslek kalitesiyle yerine getirdiğini, müvekkilin ne kadar yasa ve hukuka uygun olarak sorgulandığını üzülerek görüyoruz. Bakın tesadüfe bakın: O gün savcı tutuklamakla tehdit ediyor, birbirinden habersiz kayyum heyeti ertesi gün müvekkilin işine son veriyor. Çok tesadüf değil ama müvekkil yine kaçmıyor, işine devam ediyor, evinde kalıyor, bekliyor. 29.09.2025 tarihinde, kendisi serbest kaldıktan 14 gün sonra, sabah 06.00'da polisler yine eve baskın yapıyor, müvekkil gözaltına alınıyor. Muhammet İkbal Anar ifadeye başladığında, müvekkilin yanında 'ın çalışanı Hakan Bey de hazır bulunmuştur. Bakınız savcı ifadeye nasıl başlıyor? 'Daha kaç kere gelecektin buraya?' Azarlar gibi. Efendim müvekkil kendi isteğiyle gidiyor oraya. Polis almış götürmüş, 'kaç kere gelecektin?' Savcılık mesleğinin yüksek standartlarına, devlet üslübuna bakar mısınız? Her çağrıldığında gelen, hatta çağrılmadan ifade vermek için kendiliğinden giden, hiçbir somut suçla ilgisi kurulamayan müvekkil harita mühendisi genç kadına karşı Sayın Savcı'nın hitap şekli ne kadar yasal ve mesleki etik kurallarına uygun? Doğru düzgün örgütlü suç araştırması yapmayı bilmeyen Sayın Savcı Vekili, basit bir suçlamada bulunmak için müvekkili defalarca telefonla çağırmışlar ya da kendi verdikleri randevu tarihinden önce yüksek adalet gücünü gösterip evinden defalarca polis zoruyla almışlar. Amaçlarının ne olduğu, neyi planladıkları elbette bellidir. Müvekkili itirafçı, iftiracı olmaya zorlamaktır.

Yağmur Cansu Yeşilyurt Müdafii

Sayın Savcı tarafından İBB tarafından döküm raporunun çıktığını, kaçak döküm olduğunu söylemesi üzerine müvekkil Yağmur da yine önceki açıklamalarını tekrarla dökümün kendi konusu olmadığını ve dökümle ilgili anlattığı olayları, yazışmaları tekrar anlatmıştır. Savcı'nın "Sen genel müdür değil misin, nasıl bilmezsin?" gibi ithamlarda bulunması üzerine 8 aydır genel müdür olduğunu ve madencilik faaliyetlerini yönettiğini, taş çıkartma, piyasaya satma, yeni tesisler kurma gibi işler üstlendiğini, döküm işiyle alakası olmadığını anlatmıştır. Savcı'nın döküme kim bakıyor diye sorması üzerine kapı kantarlardan sorumluluğunun olduğu, sahada gelen malzemeyi düzeltmek için taşeron Tem Yol firmasının çalıştığını, dökümün direkt başında 'nun olduğunu söylemiştir. Savcı tekrardan ile görüşüp görüşmediğini sorduğunda yukarıda anlattığımız gibi iki üç defa görüştüğünü söylemiştir. 29.09.2025 tarihinde bu ifadeler alındıktan sonra müvekkil Cansu tutuklamaya sevk edilmiş ve suç örgütüne üye olmaktan tutuklanmıştır, hani şu 60 kişinin tutuklu olduğu o alan.

Yağmur Cansu Yeşilyurt Müdafii

Bakınız adli görev yetkisini kötüye kullanarak müvekkile nasıl baskı yapılmış? İfade için gidiyor, serbest bırakıyorlar, tekrar çağırıyorlar, polisle çağırıyorlar, ifadeye çağırıyorlar, gözaltına aldırıyorlar, üç gün nezarette tutuyorlar, tekrar serbest bırakıyorlar. Değişen hiçbir şey yok. 14 gün sonra tekrar gözaltına aldırıyorlar. Bunu normal hukuk uygulaması olarak izah edilmesi, normal kabul edilmesi, insan haklarına uygun kabul edilmesi mümkün değil. Keyfi uygulama, hiçbir hukuka uygun değil. Bakınız sırası geldiğinde yakalama, gözaltı ve tutuklama, tutuk hali sürdürülmesi kararlarının usule aykırı olduğu detaylarını anlatacağız. Bu keyfi uygulamalarla ilgili gerektiğinde işlem yapacağız. Ancak yeri gelmişken özellikle arz eden CMK'nın 90. maddesine değinmek istiyorum. Bir şahsın hakkında yakalama işlemi yapılabilmesi için birinci koşul o kişiye suç işlerken rastlanmasıdır. İkinci koşul ise halinde izlenen kişinin kaçması olasılığı veya kimliğinin belirlenememe olasılığı olmasıdır. Şimdi soruyorum, müvekkilin kimliği bilinmiyor mu? Biliniyor. Evin biliniyor mu? Biliniyor. İşi biliniyor mu? Biliniyor. Her çağrıldığında gitmiş mi? Gitmiş. Kaçmış mı? Kaçmamış. Delilleri karartma imkanı var mı? Onlara da geleceğiz. Ama buna rağmen CMK'nın 90. maddesine aykırı olarak hakkında işlem yapılmıştır.

Yağmur Cansu Yeşilyurt Müdafii

Şimdi CMK'nın 91. maddesine değinmek istiyorum. Kişi yakalandı. Gözaltı kararı verilebilmesi için bu gözaltının soruşturma yönünden zorunlu olması lazım ve bir suç işlediği şüphesini gösteren somut delillerin varlığına işaret edilmeli ve bunlar olmalıdır. Davaya konu olayımız ve dosyada sunulan delillere bakıldığında müvekkil Yağmur Cansu'nun suç işlediğine dair hiçbir somut delil yoktur. Bu uygulama keyfen yapılmıştır, yapılan suçtur. Yine CMK'nın 100/4. maddesinde şablon olarak, katalog olarak sayılan tutuklamaya daha elverişli gösteren suçlar arasında TCK'nın 220/2. maddesinde yer alan "çıkar amaçlı suç örgütüne üye olma" suçu sayılmamıştır. Müvekkil hakkında kanundaki dosyadaki delillere kesinlikle aykırı özgürlük ve güvenlik hakkı ihlal edilerek, suç işlenerek keyfi gözaltı işlemi yapılmıştır hem de iki defa. Şimdi CMK'nın 91 taksim 6. maddesinde açıklandığı gibi daha önce savcılık ve kolluk makamlarının daveti üzerine gidip ifade veren, bilgi veren daha sonra soruşturma sürerken 15.05.2025 tarihinde evinde gözaltına alınıp mahkemece 19.05.2025 tarihinde serbest bırakılan müvekkil hakkında, 14 gün sonra hiçbir yasal değişiklik ve tersi bir durum olmamasına rağmen Türk Anayasası ve yasa hükümleri ihlal edilerek sabah saat 6'da yakalanıp gözaltına alınmış ve tutuklanmış olması keyfi bir işlemdir; hukuk kurallarının neredeyse tamamına kesinlikle aykırıdır. Bu işlem karşısında savcıların ve hakimlerin yüksek hukuk bilgisi ve tecrübesine inanmamız mümkün mü? Bunu herkesin takdirlerine bırakıyoruz. Ancak zamanı geldiğinde yasal girişimlerde bulunacağımızı hatırlatıyoruz.

Yağmur Cansu Yeşilyurt Müdafii

Şimdi CMK'nın 98 taksim 1. maddesine bakıyoruz: Hakimin yakalama emri verebilmesi için soruşturma evresinde davet edilen şahsın çağrı üzerine gelmemesi veya çağrı yapılamaması koşullarından en az birinin bulunması gerekmektedir. Bunlar var mı? Yok. Bu madde de ihlal edilmiştir. Yani müvekkilin yine anayasal, yasal hakları bilerek, istenerek keyfen ihlal edilmiştir. Yine adli görev ve yetkiyi kötüye kullanmak suretiyle hürriyeti tahdit suçu işlenmiştir. Bu kararların her biri yine müvekkilin tahliye taleplerinin şablon olarak reddedilmesi, tutukluluğunun sürdürülmesi de ayrı bir hukuk cinayetidir. Müvekkili dinlediniz, görevini dinlediniz, verdiği bilgileri dinlediniz. CMK'nın 100. maddesine baktığımızda soruşturma dosyasında açıkça görüldüğü gibi, esasında savcıların bütün bilgi belgeleri müvekkilin tutulmasına gerek olmadan kendileri toplayabilecekleri gibi o yönde hiçbir girişimde bulunmamışlardır. Müvekkilin suç işlediğine dair en ufak bir delil yok; çıkar amaçlı suç örgütü üyesi olmak suçunu işlemediği savcılar da hakimler de gayet iyi biliyor. Senelerdir bu işi yapıyorsunuz, bu suçun şartlarını, yargıtay içtihatlarını biliyorsunuz. Maddi ve manevi unsuru oluşmayan suçtan müvekkili tutukluyorsunuz ve tutuk halinin devamı kararı veriyorsunuz. Bakınız müvekkille ilgili itirafçı ve itirafçıların da beyanı, tanık beyanı yok aleyhine, suç işlediğine dair. Delil yok, tanık, aleyhte tanıkların aleyhe beyanı yok, rapor yok. Ve bütün bunlara rağmen keyfi olarak tutuklanan müvekkilim 7 aydır tutuklu, 8. aya doğru gidiyor, tutuk halinin devamına karar vermede ısrarla diretiyorsunuz.

Yağmur Cansu Yeşilyurt Müdafii

Şimdi başka bir konuya değinmek istiyorum. Mahkemenizin yüksek tecrübesi, bilgisi dahilinde olduğunu biliyorum ama kendi bilgilerimi tazelemek istiyorum, bir denemek istiyorum. Teoride ve uygulamada şüphe sebepleri nedir? Bakın teoride ve uygulamada şüphe sebepleri şöyle sıralanmıştır: Suç indikatörü. Suç indikatörü şu demektir: Bir zaptın suç işlenip işlenmediği belli değildir, bu suç araştırmasını gerektirir; yani Beyoğlu bölgesinde yankesicilik suçları artmışsa savcılık ve kolluk görevlileri orada kamera kayıtlarını çoğaltabilirler, orada gizli görevliyi artırabilirler. İşte suç indikatörü daha suç işlenmeden suç araştırmasını gerektirir halidir. Basit şüphe, basit şüphe şudur: Suç soruşturmasının başlatılmasını gerektirir, yani bir suç ihbarı olduğunda savcılık hemen harekete geçer, bakar bir suç işlenmiş mi işlenmemiş mi mesela.

Yağmur Cansu Yeşilyurt Müdafii

Gazete ve dergilerin basıldığı yerlerde bunların birer örneği mali savcılığa gider. Birer örneği Adalet Bakanlığı'na gönderilir. Mali savcı bu gelen tebligatı okur; herhangi bir suç ihbarı, şikayet vesaire varsa bununla ilgili soruşturma başlatır. Ya da Adalet Bakanlığı kendi yaptığı incelemelerde yine böyle bir suç ihbarı olarak değerlendirilebilecek bir olay varsa, mali savcıya o kopyasını gönderip bir suç araştırmasının başlatılmasını ister. Basit şüphe budur. Makul şüphe; arama ve el koyma işlemlerinin ve verilerinin gerektirdiğidir. Makul şüphe şudur: Orta zekâlı, orta tecrübeli olan insanlara ve benzerlerine göre bir yerde arama yapıldığında şu şu delillere ulaşılmasının mümkün olduğuna dair 100 kişiye sorsanız; 60-70 kişi "Evet, bu delili orada bulabilirsin" diye düşünüyorsa bu makul şüphedir. Bu makul şüphe olmadan yapılan arama ve el koyma işlemlerinin hepsi keyfidir, yasak delildir. İddianameye konulamaz, davada okunamaz, duruşmaya getirilemez, hükme esas alınamaz.

Yağmur Cansu Yeşilyurt Müdafii

Yeterli şüphe ise iddianame tanzim edilmesi için gerekmektedir ve en az %80 mahkumiyet kararı verilebileceği öngörülmüştür. Yani işlemediği belli, beraat edeceği belli bir insan hakkında dava açılırsa biz yapamıyoruz ama mesela Almanya'da "Suçsuz adam hakkında niye dava açıyorsun, mağdur ediyorsun?" diye savcı hakkında işlem yapılıyor. Yani öyle keyfen dava açmak yok. Kuvvetli şüphe, tutuklama sebeplerinden bir tanesidir. Bu şu demektir: Kuvvetli şüphe olsa bile şahsın tutuklanacağına işaret etmez. Ancak şahsın o suçu işlediğine dair %95 oranında karar verileceğinin gerekçeleri ortaya konulmalıdır. Şimdi dikkat edilirse iddianame tanzim edilmesi için yeterli şüphe, şahısların tutuklanması için kuvvetli şüphe gerekmektedir. Ceza Muhakemesi Hukuku ders kitabı yazarı Yılmaz Sevi Ayşenoğlu'nun kitabına baktığınızda —ki bu çok değerli hocamla ben de beraber çalıştım, görev yaptım öyle bir dönem oldu— kitaplarında ve konferanslarında detaylarıyla bu konuyu anlatırlar. Şöyle ki; tutuklama için kuvvetli suç şüphesi olması yetmeyeceği gibi bunun yanında tutuklama nedenlerinin varlığı gerekmektedir. Bu da yetmemektedir; tutuklamanın ölçülü olduğunun somut bilgi ve belgelerle ispatı gerekmektedir.

Yağmur Cansu Yeşilyurt Müdafii

Şimdi dönüp müvekkilim Yağmur Cansu'ya bakıyoruz. Hakkında ispat edilen suçları işlediğine dair hiçbir delil bulunmayan, aksine suçsuzluğu açıkça dosya kapsamında anlaşılan müvekkilin bütün anayasal yasal hakları ihlal edilerek tutuklanması anlaşılır ve kabul edilebilir değildir. Kaçmayan, birçok adli işlemle beraber çalıştığı şirkette soruşturma savcısının talebiyle kayyum atanan şirkette işine devam eden; kayyum heyeti tarafından işlerin yürütülmesine yardım eden, elindeki bütün belge, bilgi ve tecrübesini hem kayyum heyetine hem de adli makamlara sunup yardımcı olan; kendi dileğiyle savcılığa ve mahkemeye ifade için müracaat eden, telefonla haber verildiğinde bile kolluk kuvvetlerine veya savcılığa kendi ayağıyla giden müvekkilin kaçması ve delilleri karartması söz konusu değildir. Çünkü sayın savcılar da söylüyor; bu delillerin hepsi valilikte var, Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğü'nde var. Müvekkilin kaçma ihtimali olmadığı gibi, delillere ulaşıp karartması da söz konusu değil.

Yağmur Cansu Yeşilyurt Müdafii

Buna rağmen tutuklanmış olabilir; şimdi bir başka konuya gelmek istiyorum. Marmara Cezaevi'nde duruşma yapılması... Evet, bu kayıtlara meslektaşlarım değindiler ama biz daha önce bu davalarda Silivri zindanında yapılan duruşmaları gördük, şahit olduk. Burada yapılan bir yargılamada, 100 km mesafede İstanbul'dan gelip gitmek gerekirken, cezaevi psikolojisi şartlarında adil, bağımsız ve tarafsız bir yargılama mümkün değilse istediğiniz en iyi kararı verin. Bu duruşmalar; örneğin İstanbul merkezde herkesin rahatlıkla gelebileceği bir kapalı spor salonunda ya da herhangi bir okul, polis veya asker okulu kapalı spor salonunda rahatlıkla yapılabilirdi. Buradaki cezaevi şartları manevi işkenceden ibarettir. Yargılama ve duruşma salonu girişlerinde yapılan aramalar, alınan tedbirler; bağımsız ve tarafsız yargılama duygusunu ve silahların eşitliği prensibini daha baştan yıkan bir uygulamadır.

Yağmur Cansu Yeşilyurt Müdafii

Gelmek; ortalama 1,5 saat geliş, 1,5 saat dönüş yolculuk demektir. Bırakın harcanan emek ve zamanı; bireysel, ruhsal ve fiziksel yorgunluğu; tanıklar, aileler ve avukatlar için büyük bir yük yükleniğini söyledim. Müvekkilimin 26.000 lira eşitlik maaşı aldığını belirttim. Anneciği, babacığı Ankara'dan geliyor. Mahkeme heyetine tavsiye ediyorum; yeni arabaları var, kendi arabalarıyla gidip gelsinler, koruma arabalarıyla gidip gelsinler.

Yağmur Cansu Yeşilyurt Müdafii

Görüşüne bakalım maddeye; ortalama bir aracın İstanbul'dan bu salona gelmesi ve dönmesi, bu dilekçenin hazırlandığı Nisan ayında yaklaşık 2.000 lira harcamayı gerektirmektedir. Yani döviz bazında yaklaşık 50 dolar. Türkiye genelinde asgari ücretin 28.000 lira, yani 630 dolar olduğu ve ülkenin %60'ının bu ücretle geçindiği düşünüldüğünde; Silivri, avukatların ve sanık yakınlarının bütçesi için tam bir maddi yıkımdır. Esasında maddi ve manevi işkencedir. Bu maddi ve manevi işkence ile kötü muamele, sanıklara ve sanık avukatlarına yönelik bir haksızlıktır.

Yağmur Cansu Yeşilyurt Müdafii

Soruşturma aşamasındaki bir başka hukuka aykırılık ise 143 ayrı olaydır. Bizi tanımayan insanlar bu soruşturma içerisinde birleştirilmiştir. Birbirinden ayrı olaylar ve şahıslar; Ergenekon ve Balyoz suç davalarına benzer şekilde birleştirilmiştir. Amaç bilgi kirliliği yaratmaktır. Müvekkil örneğinde olduğu gibi, sanki bu şahısların suçluymuş gibi anlaşılmasını sağlamak içindir. Kamuoyunda suçlu oldukları konusunda yapılan yayınlar sayesinde ve siyasi destekle yapılan bu soruşturmanın amacına ulaşması sağlanmaktadır. Amaç, ne sanıkların ne de makamın dosyayı yeterince incelemesine imkan vermemektir. Duruşmaların da uzun sürmesini sağlayarak sanıkların keyfi tutukluluğunun sürdürülmesine imkan sağlanmasıdır. Müvekkil örneğinde olduğu gibi, gerek müvekkilin gerekse ailesinin mağdur edilmesi sağlanmaktadır. Müvekkil bu davada yargılanan iş arkadaşları dışında hemen hiç kimseyi tanımamaktadır; neredeyse hepsini ilk defa duruşma salonunda gördü. Birbiriyle ilgisiz kişi ve olayların bir araya getirilmesi; Anayasanın yargı bağımsızlığı ve tarafsızlığı ilkesiyle tabii hakimlik ilkesine kesinlikle aykırıdır.

Yağmur Cansu Yeşilyurt Müdafii

Şimdi iddianame aşamasındaki aykırılıklara geleceğiz. Yukarıda değindik; izah ettiğimiz bilgisiz ve gereksiz birçok olayın, tüm heyetin soruşturmaya tabi tutulup dosyalarının ve davalarının birleştirilerek iddianame tanzim edilmesi hukuki olmadığı gibi, sırf sanıkları mağdur etmek için yapılmış bir işlemdir. Esasında ne soruşturma savcılarının ne de mahkeme heyetinin binlerce sayfa iddianameyi veya bilgi ve belgeyi okuyup inceleyerek ona göre karar verme imkanı vardır. Uzman şahıslardan birisi, iddianame ekindeki binlerce belgenin okunması ve incelenmesi için gereken zamanı ortaya koysaydı, bu deliliğimizin haklılığı ortaya çıkardı.

Yağmur Cansu Yeşilyurt Müdafii

Şimdi gelelim başka bir hususa; CMK'nın ceza hukukunu takip eden maddelerine. Aynı zamanda Budapeşte Savcılık Meslek Etik Kurallarına. Ne diyor Budapeşte ilkeleri? bir suç işlendiğini öğrendiği zaman ne yapacakmış? Hemen harekete geçecekmiş. Maddi gerçeğin ortaya çıkması ve adil bir yargılamanın sağlanması için hareket edecekmiş. Başka ne yapacakmış Sayın Savcımız? Şüphelinin lehine ve aleyhine olan delilleri toplayıp muhafaza altına alacakmış. Daha ne yapacakmış Sayın Savcımız? Şüphelinin haklarını koruyacakmış. Öyle mi? Bu soruşturmada öyle mi oldu? İddianamenin zorunlu şartları ile ilgili CMK'nın 172. maddesine değinmek istiyorum. O da şöyle; 3. fıkrasında görevli ve yetkili mahkemeye hitaben düzenlenen iddianamede kimler sayılır? 4. fıkrasına geçiyorum: "Yüklenen suçu oluşturan olaylar mevcut delillerle ilişkilendirilerek açıklanır. Yüklenen suçu oluşturan olaylar ve suçun delilleriyle ilgisi bulunmayan bilgilere yer verilmez. İddianamenin sonuç kısmında şüphelinin sadece aleyhine olan hususlar değil, lehine olan hususlar da ileri sürülür."

Yağmur Cansu Yeşilyurt Müdafii

Şimdi Sayın Heyet, 3738 sayfa iddianamede ve ekindeki binlerce belgede lehine olan hiçbir hususa yer verilmediğine göre; demek ki sayın savcılarımız hiçbir yasak delile rastlamamışlar, usule aykırı hiçbir şeye rastlamamışlar, itibar edilmeyecek olan hiçbir bilgiye ve belgeye rastlamamışlar. Niçin bunu anlıyoruz? CMK'nın 160. maddesi bunun ortaya konmasını zorunlu hale getiriyor. Yani 3.000-4.000 sayfalık iddianamenin ve ekindeki binlerce sayfanın içindeki her türlü işlem hukuka ve usule uygunmuş. Mesela ben iddianamede şöyle bir bölüm görmedim: "Sanık hakkında hukuka aykırı ve itibar edilmeyen deliller; yine aynı zamanda duruşmada okunması, hükme esas alınması yasak deliller; ya da 'un suçsuzluğunu doğrulayan ve lehine olan deliller; aleyhine olup savcıların dava açmasını gerektiren deliller... Bunların hiçbirini görmedik. Böyle bir ayrım yok. Mesela böyle bir bölüm de görmedik, müvekkilin defalarca savcılara bildirdiği gibi.

Yağmur Cansu Yeşilyurt Müdafii

Esasında özel mevzuatımız olmasına, bu mevzuat bildirilmesine, bizim de defalarca dile getirdiğimiz gibi Cebeci maden sahasıyla ilgili yapılan iş ve işlemlerden sorumlu, aynı zamanda denetim yetkisi olan , Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğü (MAPEG), İstanbul Valisi, İstanbul Vali Yardımcısı, demin yukarıda verdiğim isimler, görevliler, kamu görevlileri... Bu kurumlardan, ismi verilen şahısların neden ifadelerine Sayın Savcı müracaat etmemişler? Neden bu şahıslardan hiçbir belge ve bilgi istememişler? Sunduğumuz ve sunacağımız onlarca resmi evrakı düzenleyen , MAPEG görevlileri, İstanbul Valisi, Vali Yardımcısı, görevlendirilen Kaymakam ve Adalet ve Kalkınma Partili belediye başkan ve yardımcıları... Bunların ellerinde hep bu bilgiler, belgeler, kayıtlar var. Bunlar neden istenip de dosyasına konmamış? Böyle bir soruşturma biçimini hukuka uygun bulmak, iyi niyetli izah etmek mümkün değildir.

Yağmur Cansu Yeşilyurt Müdafii

Soruşturma yapmanın ve iddianame yapmanın emredici hukuki ve yasal kuralları vardır. Herkes roman yazabilir, hikaye yazabilir, masal yazabilir. Bunun yasal bir kuralı yoktur. Ancak iddianame diye bir belge hazırlıyorsanız, bunun hazırlanması sırasındaki asgari kurallar hem Anayasamızda hem uluslararası sözleşmelerde hem CMK'da vardır. Bu kurallara uymadan yazılan belgeler iddianame değildir, iddianame benzeridir. Açıkçası usulüne uygun bir soruşturma ve iddianame olmasını beklerdik. Birbiriyle ilgisiz, alakasız kişi ve olayları zorlayarak bir araya getirip okuyanlar ve vatandaşlar anlamasın ya da hiç kimse işin içinden çıkamasın mantığıyla hazırlanan iddianameler ve algı operasyonları, iddianame benzerleri dün de sonuç vermedi, bugün de sonuç vermeyecek. Bunu yakın zamanda anlayacağımızı garanti ederim. Bizim tek beklentimiz hukuk ve adaletin sağlanmasıdır. Üçüncü aşama, üçüncü bölüm; yargılama sırasında ortaya çıkan aykırılıklar. Bu bölüme başlarken Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 6. maddesini tekrar hatırlatmak istiyorum. Şöyle diyor: "Herkes davasının, medeni hak ve yükümlülükleri ile ilgili uyuşmazlıklar ya da cezai alanda kendisine yöneltilen suçlamaların esası konusunda karar verecek olan yasayla kurulmuş, bağımsız ve tarafsız bir mahkeme tarafından kamuya açık olarak ve makul bir süre içinde görülmesini isteme hakkına sahiptir." Yani 4000 gün, yani 10 sene, 12 sene daha davanın başında hesaplanmış, konulmuş. Uygun mu buraya? "Bir suç ile itham edilen herkes suçluluğu yasal olarak sabit oluncaya kadar masum sayılır." Bu davada öyle mi?

Yağmur Cansu Yeşilyurt Müdafii

Yine Bangalore Hakimler İçin Meslek Etik Kuralları'nı hatırlatmak istiyorum. Önem arz eden maddeleri şöyleydi: "Bağımsızlık. Yargı bağımsızlığı, hukukun üstünlüğünün ön koşulu ve adil yargılamanın temel garantisidir. Bu nedenle hakim, hem bireysel hem de kurumsal yönleriyle yargı bağımsızlığını korumalı ve bu konuda örnek teşkil etmelidir. Hakim, yasama ve yürütme organlarıyla uygunsuz bağlantılardan ve bu organların etkisinden bağımsız olmalı ve ayrıca makul bir kişi, yani tarafsız bir kişi tarafından gözlemlendiğinde de bunlardan bağımsız görünmelidir." Tekrardan soruyorum, kamuoyuna soralım -ki bu salonda sorduğumuz zaman alacağımız cevabı biliyoruz- bu davaya bakan hakim ve savcılar siyasi bağlantılardan ve yürütme organından bağımsız gözüküyor mu? "Tarafsızlık. Tarafsızlık, yargı görevinin doğru bir şekilde yerine getirilmesini esas teşkil eder. Bu ilke sadece kararlar için değil, kararların oluşturulduğu süreç için de geçerlidir." Yani Silivri Cezaevi'nde yapılan duruşmalar için de geçerlidir. "Doğruluk. Yargı görevinin düzgün bir şekilde yerine getirilmesi esastır. Yani sunulan deliller toplanmalıdır, lehe olan deliller toplanmalıdır. Bilerek kusurlu soruşturma yapılmamalıdır. Dürüstlük ve dürüstlük görüntüsü bir hakimin tüm faaliyetlerinin icrasında esaslı bir unsurdur. Eşitlik. Mahkeme önünde herkese eşit muamele gösterilmesi, hakimlik görevinin gereğince yerine getirilmesi için elzem bir unsurdur."

Yağmur Cansu Yeşilyurt Müdafii

Bakınız, bu meslek etik ilkeleri oluşturulması için dünyadaki birçok bilim insanları, hukuk insanları bir araya gelmişler, bu uluslararası ilkeleri benimsemişlerdir. Türkiye bu sözleşmeye tarafdır. Türkiye'de yargılanan her şahsın bu hakimlik, savcılık meslek ilkelerinin uygulanmasını beklemek hakkıdır. Bizim görev yaptığımız yıllarda 10 yıla kadar hakimlik yapmış, çok çalışan, çok okuyan, çok araştıran ve meslek büyüklerini dikkatle izleyip dinleyen hakim ve savcılar 10 yıl fiili hakimlik hizmetinden önce mesleklerinde acemi kabul ediliyorlardı. Örneğin 8 yıllık fiili hakimlik yapmış, çok çalışkan, çok araştıran, okuyan, tarafsızlığı konusunda hiçbir kuşku bulunmayan bir hakim ya da savcı bilmeden yaptığı büyük bir adli ve usul hatası nedeniyle şikayet olduğunda zamanın kendini bilmez eski Adalet Bakanlığı yetkilileri ve beceriksiz oldukları ortaya çıkan eski Hakimler Kurulu üyeleri, soruşturmaya konu hakimin ya da savcının meslekte 10 yılını doldurmadığından, meslekte acemi olduğundan hakkında idari ve adli işlem yapılmasına gerek olmadığına karar verdiler. Adalet Bakanlığına, Hakimler Savcılar Kuruluna sorun bakalım, buna benzer onlarca, yüzlerce evrak vardır.

Yağmur Cansu Yeşilyurt Müdafii

Bakın bu üç yıllık, beş yıllık bir liyakatın yapmış olduğu mesafeler nasıl fütursuzca bir yerlere atanıyor. Nasıl başarı ve tecrübelerini ehliyetlerini ortaya koyup kendilerine güvenmemizi istiyorlar. Aksini düşünen, eskimiş Adalet Bakanı ve eski Hakimler Kurulu üyeleri bize dayattıkları o kötü tecrübe yılları için gülüyorlar. Sayın heyet, insanlar doktorunu, hastanesini, okulunu seçebilirler. Ancak mahkemesini, hakimini, savcısını, karakolunu, emniyetini, jandarmasını seçemez. Bu nedenle başta adalet görevlilerinin tabi hakim olması ve hem bağımsız hem tarafsız olmasını isterler. Bırakınız iş dünyasında bu şartları taşımasını aynı zamanda dışarıdan bakıldığında da hakimlerin bağımsız, tarafsız ve liyakatlı olmalarını isterler. Tabii hakimlik ilkesiyle ilgili kitaplar, kütüphaneler doldurmak mümkündür. Bolca tarihi örnekleri vardır. Çoğu da kötü örnektir. Mesela bir zamanlar kendini yarı tanrı zanneden savcı Zekeriya Öz, bir zamanlar kendini vazgeçilmez, dokunulmaz zanneden kumpas davası hakimleri, mahkeme başkanları hatta Yargıtay üyeleri... Bunlar hep kötü örneklerdir. Nerede bu insanlar? Tekrar başa dönüyorum. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası, Bangalor Hakimlik Meslek Etik Kuralları, Budapeşte Savcılık Meslek Etik Kuralları, CMK hükümleri üzerine tekrardan hatırlatıyorum.

Yağmur Cansu Yeşilyurt Müdafii

Bu samimi duygu ve düşüncelerimle kimsenin arkasından gariban annesinin, babasının, kardeşlerinin, eş ve çocuklarının utanmamasını diliyorum. Her hakimlik savcılık görevi yapan çok değerli arkadaşlarımın, kardeşlerimin başı dik, alnı açık, göğsü onurla kabarık, gurur duyarak görev yapmasını ve onuruyla emekli olmasını istiyorum. Ben şimdi soruyorum: Bu mahkemenin çok değerli başkan ve üyeleri, soruşturma aşamasındaki savcıları, bu saydığım ilkeler manzumesinin neresinde kendinizi sayıyorsunuz, nerede görüyorsunuz? Eğer bu ilkeleri kendinize yakıştırmıyorsanız bu salonlardaki kasılarak hakimlik savcılık taslayan, herkese tepeden bakan, kendini dokunulmaz sanan kumpas davası hakim ve savcılarının başlarına gelen sonları size hatırlatmak isterim.

Yağmur Cansu Yeşilyurt Müdafii

Şimdi gerçekten üzülerek tekrar maddi olaylara dönmek istiyorum. Söyleyeceğim şeyler boşa gitmese bile samimi, iyi niyetli, adaletin, hukukun gerçekleşmesi için iyi niyetli düşünen herkes için bir çıkış noktası olmasını dilerim. Soruşturmayı yapan başsavcı siyasi görevden gelmiş ve diğer savcılarla birlikte siyasi göreve atanmışlardır. Buraya mahkeme salonuna gelip yaptıkları soruşturma ve hazırladıkları iddianamenin arkasında durmalarını, sanıkların ve avukatların yüzüne bakarak duruşmaları ve beyanlarımızı dinlemelerini isterdik. Ancak onlar siyasete ve siyasi makamlara karışmayı tercih etmişler. Çünkü bu iddianame ve soruşturmanın savunulacak yanı olmadığı, hukuki bir yanı olmadığı bellidir. Bu nedenle o savcılara kaçan savcılar diyoruz. Mahkemenin başkanı, iki genç üyesi, iddianamenin tanziminden sonra mahkemeye atanan hakimler, soruşturmanın eski başsavcısı Adalet Bakanı, diğer yardımcıları Adalet Bakan Yardımcıları ve siyasi göreve atanmışlardır. Bu mahkemenin heyetini oluşturma biçimi yukarıda özetlediğimiz hakimlik ve yargılamayla ilgili temel hukuk kurallarının neresine uymaktadır?

Yağmur Cansu Yeşilyurt Müdafii

Birkaç örnek verelim. Hukuka ve usule aykırı iddianameyi reddedebilirdiniz ama reddetmediniz. İddianame geldiğinde birbirinden ilgisiz olayları ve şahısları ayırıp ayrı ayrı esaslara kaydederek gerek duruşma salonundaki yığılmayı gerekse sanıkların ve müdafilerin delillere ulaşmasını kolaylaştırabilirdiniz, bunu yapmadınız. Öncelikli tutukluluk durumlarını dikkatle inceleyip gerçekten suçsuz günahsız tutuklanmış müvekkil Yağmur Cansu gibi sanıkları derhal tahliye edebilirdiniz, etmediniz. İddianame ve eklerini tutuklu sanıklar olmak üzere tüm sanıklara ve müdafilerine basılı olarak verebilirdiniz, isteyene dijital verebilirdiniz ama böyle yapmadınız. CMK'nın 176. maddesine kesinlikle aykırı davrandınız. Cezaevinde tutuklu bulunan müvekkil örneğinde olduğu gibi iddianame ve eklerine ulaşma imkanı olmadan, suç isnadı ve delilleri bildirilmeden savunma yapmak zorunda bıraktınız. Haftada birer saatten iki saat bilgisayardan yararlanma imkanı tutuklu sanıklara verilen CD örneklerini ve bu arada iddianame eklerini inceleyip savunma hazırlamalarını beklemek akla, mantığa, hayatın olağan akışına aykırıdır. Kağıt tasarrufu yapmak mahkemenizin görevi değildir. Müvekkil örneğinde olduğu gibi müvekkilin savunma hakkını açıkça kısıtladınız.

Yağmur Cansu Yeşilyurt Müdafii

Bir başka maddeye geçiyorum. TCK'nın 190. maddesi; duruşmanın başlaması şöyle diyor: Sanığın ve müdafinin hazır bulunup bulunmadığı, çağrılmış tanık ve bilirkişilerin gelip gelmedikleri saptanarak duruşmaya başlanır, öyle yapmadınız. Sanık duruşmaya bağsız olarak alınır. Mahkeme başkanı veya hakim duruşmanın başladığını, iddianamenin kabulü kararını okuyarak açıklar. Tanıklar duruşma salonundan çıkarılırlar. Duruşmada sırasıyla sanığın açık kimliği saptanır, kişisel ve ekonomik durumu hakkında kendisinden bilgi alınır. İddianame veya iddianame yerine geçen belgede yer alan suçlamanın dayanağını oluşturan eylemler ve deliller ile suçlamanın hukuki nitelendirmesi anlatılır, anlatmadınız. Sanığa yüklenen suç hakkında açıklamada bulunmamasının kanuni hakkı olduğu ve diğer hakları hatırlatılır. Yani istediği soruya cevap verme, istediği soruya cevap vermeme, doğru söylememe, kendi aleyhinde ifadede bulunmama, susma hakkını kullandığı zaman suçluymuş gibi alınmayacağı, algılanmayacağının söylenmesi; bunları yapmadınız, söylemediniz.

Yağmur Cansu Yeşilyurt Müdafii

Mahkemenizin CMK'nın 191. maddesine açıkça aykırı hareket ettiğini görmekten üzüntü duyuyoruz. Şimdi duruşmaya gelenlerin yoklamasıyla başlama zorunluluğunun sebebi, duruşmaya gelenlerin kim olduğu ve avukatların kim olduğunun açıkça saptanmasıdır. Duruşmadaki sanık ve avukatıyla şikâyetçi ve avukatının kim olduğu, örneğin hiçbir sanığı ve müştekiyi temsil etmeyen bir şahıs ve avukatın salonda yer alıp almadığı, tanık olup olmadığının anlaşılması içindir. Esasta bu kayıtlar resmi belge olan duruşma tutanağının düzenlenmesi için zorunlu olduğu gibi, duruşmanın usulüne uygun olarak yönetilmesi için de zorunludur. Şu an mahkeme salonunda şikâyetçi ya da sanık müdafilerinden kimlerin olduğunu, kimlerin olmadığını, kimlerin müşteki veya sanık ya da seyirci olarak gelmişken tarafların ya da avukatlar arasına karışıp karışmadığı belli değil. Duruşmaya katılan tarafları ve avukatlarını bilmek her bir sanık ve avukatının hakkıdır. Ancak bu hak sağlanmadığı gibi bu şekilde de savunma kısıtlanmaktadır. Mahkemenizce yapılan gizli mübaşir yoklamasıdır. Ancak gizli mübaşir yoklaması usule aykırıdır, duruşmanın aleniyet ilkesine aykırıdır. Mahkemeniz CMK'nın 215 ve 216. maddesindeki emredici hükümlere kesinlikle aykırı olarak işlem yapmaktadır, gerekçe olarak da karışıklığa sebebiyet vereceği ileri sürülmektedir.

Yağmur Cansu Yeşilyurt Müdafii

Avukatların tahliye taleplerinden sonra sanıklara söz hakkı verilmemiştir, savunma hakkı kısıtlanmıştır. Bakın 215. madde şöyle der: Suç ortağının, tanığın veya bilirkişinin dinlenmesinden veya herhangi bir belgenin okunmasından sonra bunlara karşı bir diyecekleri olup olmadığı katılana veya vekiline, na, sanığa ve müdafiine sorulur. 216 şöyle diyor: Ortaya konulan delillerle ilgili tartışmada söz sırasıyla katılana veya vekiline, na, sanığa ve müdafiine veya kanuni temsilcisine verilir. , katılan veya vekili, sanığın müdafiinin veya kanuni temsilcisinin açıklamalarına; sanık ve müdafii ya da kanuni temsilcisi de nın ve katılanın veya vekilinin açıklamalarına cevap verebilir. Bunları sormuyorsunuz. Bir, bu davada yargılanan müvekkil örneğinde olduğu gibi sanık gösterilen şahıslar çoğunlukla beyaz yakalıdır. Bir başka konuya geçiyorum. Ya belediye başkanı, ya belediye başkan yardımcısı veya üyesidir veya bir şekilde belediye çalışanı ya da bir şirket sahibi ya da çalışanıdır. Yani bu davada yargılanan şahıslar ne örgütlü suç mensubudur, ne uyuşturucu taciridir, ne de terör örgütü mensubudur. Ama Silivri'deki cezaevinde bilerek istenerek, kötü niyetle tutuk hali sürdürülmekte olan hem sanıkların hem de sanık yakınlarının mağdur olması istenmektedir ve bunda da başarılı olunmuştur.

Yağmur Cansu Yeşilyurt Müdafii

Mesela İstanbul Üsküdar'da kamu görevlisi tutuklu ve hükümlüler için Paşakapısı Cezaevi vardır. Müvekkil örneğinde olduğu gibi kadın ve tutuklular için Bakırköy Kadın ve Cezaevi vardır. Ama müvekkil örneğinde olduğu gibi ne yapılmıştır? Suçsuz oldukları bilinerek gerek yargılanan şahsın, gerek ailesinin, avukatlarının mağdur olması, erişim ve görüşmelerinin zorlaştırılması adına Silivri'deki cezaevi ya da benzer cezaevleri tercih edilmiştir. Silivri'deki cezaevine gelmek ve görüşmek büyük bir maddi yük olduğu gibi büyük bir manevi baskıdır; manevi eziyet, işkence, kötü muameledir. Esasında işkence ve kötü muamelenin yaşanan biçimidir. Mahkemeniz bu işkence ve kötü muamelenin aracı olarak kullanılmaktadır. Duruşmada alınan inzibati önlemler kumpas davaları olan Ergenekon ve Balyoz davalarından daha sıkıdır. Bakın ben terör örgütü uzmanıyım, birçok silahlı terör davasına baktım, bu önlemleri görmedim. Şimdi çoğunlukla beyaz yakalardan oluşan tutuklu sanıklar hakkında sanki azılı teröristler gibi güvenlik önlemleri alınmakta, askeri düzen içerisinde salonlara götürülüp çıkarılmaktadır. Az da olsa bazı asker şahısların gereksiz yere sertlik yapıp kötü davrandıkları gözlemlenmektedir. Bu sanıklara eziyet ve kötü muamele haline gelmektedir. Bundan da mahkemeniz sorumludur.

Yağmur Cansu Yeşilyurt Müdafii

Hiç öyle, bu sürdürülen dava ve yargılamanın normal bir yargılama olduğu, normal bir tutuklama, normal bir tutuk hali sürdürme, normal bir duruşma salonu veya normal bir duruşma biçimi olduğu söylenmesin. Tabii hâkim ve mahkeme ilkesine kesinlikle aykırı olarak oluşturulan mahkemeniz, yürüttüğü yargılama biçimi ve aldığı kararlarla tarafsız ve bağımsız bir mahkeme olmadan sürdürmeye devam etmektedir. Benim devletsel tecrübem ve deneyimim şudur: Kim ki yargıyı silah gibi kullanır ya da kendisine görev yetkisini kötüye kullanır, eninde sonunda o kullandığı yargı yetkisi en çok ona zarar verir. Hangi yargı mensubu kendisinin ve yargısal gücünün kullanılmasına müsaade ederse, işte o yargı mensubu çoğunlukla mesleğinin sonunu göremez, kendi isteğiyle emekli olur. Sayın heyet, Sayın Başkan tarafından yeterli bilgi ve birikime, tecrübeye sahip olduğu açıklandığı için bizlerin adil, tarafsız, bağımsız bir yargılama yapacağına inanmak, güvenmek istiyoruz. Zamanı gelince diğer hususlara değinilecektir.

Yağmur Cansu Yeşilyurt Müdafii

Sayın Başkan, 4. bölüme geçiyorum; esasa ilişkin açıklamalar… Müvekkil ile ilgili olarak iddianame içerisinde alıntı ve belgelerden açıkça anlaşılacağı üzere müvekkilin suçlandığı o iddia savunmasında ve tekrarından başka bir delili yoktur. İş bu davada birileri ya da bazıları tarafından kişisel veya örgütsel bir suç işlenmiş olabilir. Ama suçların cezai sorumluluğu şahsilik prensibi gereğince bireysel olarak işlenen suçlarla müvekkilin hiçbir irtibatı, suç iştiraki veya örgüt mensubiyeti yoktur. Ancak iddianamede de müvekkil Yağmur Can Yeşilyurt'un açıklandığı üzere öncelikle çalıştığı iş yerinde harita mühendisi görevini yerine getirmiştir. Ayrıca müvekkil Yağmur'un İstanbul Valisi, İstanbul Vali Yardımcısı, Bazı Kaymakam ve Belediye görevlileriyle, vakıf yöneticileriyle veya üniversite öğretim üyeleriyle de iştirak ettikleri toplantılar için bazen resmi toplantıda hazır bulunmaktan başka hiçbir eylemi, faaliyeti olmamıştır.

Yağmur Cansu Yeşilyurt Müdafii

Müvekkil Yağmur Can Yeşilyurt, yasal bir ticari teşekkülde çalışmak, şirketin tek sahibi, tek yöneticisi şirketle ilgili yasal emirleri yerine getirmekten başka hiçbir işlem yapmamıştır. Hiçbir suça iştirak etmemiştir. Aksine yönde hiçbir bilgi, belge olduğu delil yoktur. Yine müvekkilin ifadeleri ve tutuklama sebepleri birlikte değerlendirildiğinde ortaya çıkan maddi ve hukuki gerçeğe aykırı hususlar ve usule aykırı hususlar aşağıdaki gibidir: Müvekkil hakkında tutuklandığı suç örgütü üyesi olmanın maddi ve manevi unsurları oluşmamıştır. Diğer dolandırıcılık, sahtecilik, orman kanunu muhalefet, vergi usul kanuna muhalefet gibi suçların hiçbir maddi ve manevi unsuru oluşmamıştır. Söz konusu suçlarla ilgili Yağmur Can Yeşilyurt hakkında neden suçlamada bulunulduğuna dair iddianamede hiçbir dayanak da yoktur. Ayrıca tutuk halinin devamı ya da itirazlarımızın reddi kararlarında hiçbir bilgi, belge ve değerlendirmeye işaret edilmemiştir. Asıl bu suçlarla ilgili hiçbir bilgi ve belgeye, yasal delile yer verilmemiştir.

Yağmur Cansu Yeşilyurt Müdafii

Sadece diğer faillerle benzer suçlama olup açıkçası ne olup olmadığı şeklinde yazılıp isnat edilen suç sayısı ve iddianın artışı diye hiçbir akla, mantığa, ceza hukuk kurallarına, anayasaya, yasalara, CMK'nın iddianame ile ilgili en özet kuralı, en net kuralına uygun olmayan isnatlar arka arkaya sıralanmıştır. Çıkar amaçlı suç örgütü üyesi olarak nitelendirilen eylem ve faaliyetlerin ne olduğu, bilgi ve belgeleri ortaya konulmadığı, diğer suçlarla ilgili hiçbir delil bulunmadığı, buna yönelik soru da sorulmadığı müvekkilin alınan ifadelerinden ve dosya kapsamından anlaşılmaktadır. Müvekkilin sadece 2014 yılından beri harita mühendisi olarak çalıştığı şirkette 2024 Haziran ayından 22 .5. 2025 tarihine kadar şirkete ve diğerlerine kayyum atanıncaya kadar 8 ay kadar genel müdür unvanı vardır. Ama yine de sigortalı bir çalışandır. Davaya konu şirketin tek sahibi yöneticisi 'dur. Hangi eyleminin suç teşkil ettiği ve müvekkilin bunların hangisinin suç kastı ile işlendiğine iştirak ettiği ve tarihleri tek tek ortaya konmamıştır. Bu açıklamalarımın dışında çıkar amaçlı suç örgütü üyesi olması suçunun hiçbir unsuru oluşmadan, olmayan suçtan müvekkilin tutuklanıp hürriyet ve güvenlik hakkının ihlali sebepleri anlaşılmaktadır.

Yağmur Cansu Yeşilyurt Müdafii

Müvekkillerle ilgili iddia ve dosyadaki deliller hiçbir şekilde incelenmeden, detayları gösterilmeden, topluca yasalardaki bir kısım cümleler sıralanarak tutuk halinin devamına karar verilmiştir. Bu şekilde de başka haksızlıklar yapılmıştır. İstinat edilen suç, arama, yakalama, gözaltı ve tutuklama ile ilgili yüksek yargı ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi içtihatlarına bakıldığında yapılan işlemlerin hukuka aykırı olduğu bir kez daha ortaya çıkmaktadır. Kabul etmemekle birlikte bir an için müvekkilin atılı suçtan, yani tutuklandığı suçtan mahkum olduğu düşünülse bile, müvekkil istinat edilen suçtan yatarı yok. Yatarından çok daha fazla tutuklu bırakılmıştır. Yine müvekkilin bir an için ceza alma varsayısı olsa bile, alt sınır ve şahsi indirim sebepleri incelendiğinde hükmün açıklanmasının geri bırakılması ya da cezanın tecili hükümlerinin uygulanması söz konusu olabilecektir. Yine müvekkilin sigortalı çalışan olduğu, sabit iş ve ikametgah sahibi olduğu, hiçbir sabıkası ve polis kaydı olmadığı, iddia edilen suçlarda etkili yetkili söz sahibi olmadığı bellidir. Bu nedenle alt sınırdan ayrılarak ceza verilmesinin yasal dayanağı da yoktur. Yani müvekkil hakkında buna rağmen tutuklanması, tutuk halinin sürdürülmesi sadece adli görevi kötüye kullanmak olarak suç işlenmesi gibi söz konusu.

Yağmur Cansu Yeşilyurt Müdafii

Bakın tutuklama kararlarının ve devam kararlarının 5/12/2025, 31/12/2025, 09/02/2026, 06/02/2026, 13/02/2026, 06/03/2026 ve daha sonra devam eden kararlarda somut yeterli hiçbir gerekçe yoktur. Dosya kapsamında, dosya kapsamına yönelik değerlendirme yapılmamıştır. Kalıp, soyut yasal maddeler tekrarlanarak tutuk hali devam kararları verilmektedir. İtirazlarımız bu yöndedir. Anayasanın 19. ve 5271 sayılı kanunun 100. ve devam maddeleri uyarınca tutuklama ve tutukluğun devamı kararları somut olgulara dayalı denetlenebilir ve kişiselleştirilmiş gerekçe içermesi zorunludur. Oysa verilen kararlarda kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren somut delillerin neler olduğu açıklanmamıştır. Tutuklama nedenlerinin kaçma şüphesi, delilleri karartma ihtimali hangi somut vakalara dayandığı ortaya konulmamıştır. Adli kontrol hükümlerinin neden yetersiz kalacağına ilişkin herhangi bir değerlendirme yapılmamıştır. Dosyanın geldiği aşama ve delil durumu dikkate alınarak ölçülülük analizi gerçekleştirilmemiştir. Bu durum tutukluğun otomatik biçimde uzatıldığı izlenimi doğurmakta, yargısal takdir hakkının yetkisinin bireyselleştirilmiş bir değerlendirmeye tabi tutulmadan yapıldığı anlaşılmaktadır.

Yağmur Cansu Yeşilyurt Müdafii

Müvekkil Yağmur'un tutuklanması ile ilgili işlem ve kararların niçin Anayasa Mahkemesi kararlarına aykırı olduğu bu konuda Yargıtay kararlarını meslektaşım tarafından daha sonra açıklanacaktır. Ben açıklamalarıma devam etmek istiyorum. Bakınız müvekkille ilgili iddianamede istenen, yapılan suçlamalar şöyledir: Türk Ceza Kanunu 220/2. maddedeki suç işlemek için kurulan örgüte üye olma, Türk Ceza Kanunu 158/1-d, e, 158/3 son cümle kamu kurum ve kuruluşların zararına olarak dolandırıcılık nitelikli hali, TCK'nın 181/1 çevreye karşı suçtan çevrenin kasten kirletilmesi, TCK 282/1, 2, 3, 4 suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerinin aklanması, 3213 sayılı Maden Kanununa muhalefet ek madde 15, 6831 sayılı Orman Kanununa muhalefet madde 92/2, Vergi Usul Kanunu 359/b ve Vergi Usul Kanunu sahte belge düzenleme.

Yağmur Cansu Yeşilyurt Müdafii

İddianameyle ilgili genel hükümler bölümünde müvekkille ilgili bölümlere baktığımızda karşılaştığımız tablo şöyledir. Müvekkil Yağmur Cansu, direkt olarak tanımaz ancak Türkiye genelindeki diğer aydın insanların etkinlik ve çalışmalarını uzaktan izlediğini. İstanbul Büyükşehir Belediye BaşkanıEkrem İmamoğlu'nu çıkarmak amacıyla suç örgütü kurduğu iddianamenin 3. sayfasında yer verilen örgüt şemasında ve müvekkilin de yer verildiği anlaşılmaktadır. Bu tablodan sonra iddianamenin 59. sayfasında döküm sahası ile ilgili açıklamalarda müvekkilin işleyeni olan Murat Gülibrahimoglu'nun 2019 yılında iflas aşamasında olduğu yönünde kanaat belirtildikten sonra özetle Murat Gülibrahimoglu, Yağmur Cansu, , İbrahim Bülbül tarafından Cebeci Maden bölgesindeki birçok maden sahasının farklı yollarla alınarak hakimiyet sağlandıktan sonra İstanbul Büyükşehir Belediye Meclis kararıyla hafriyata yönlendirildi.

Yağmur Cansu Yeşilyurt Müdafii

Dosyaya sunulan bütün belge ve bilgilere aykırıdır. Yeri geldiğinde detaylıca açıklayacağız. Belediye iştiraki işletmekte olduğu farklı hafriyat döküm sahalarının örgüt yöneticisi 'in talimatıyla kullandırılmadığı, bu da doğru değildir. Belgeleriyle açıkladığımızda, açıklayacağız müvekkilin de detaylarını beraber izleyeceğiz. üzerinden talimatlar verilerek, hangi talimatlar verilmiş belli değil, örgütün kontrolünde olan maden sahalarında ve orman alanlarına zarar verme düzeyine getirip çevre kirliliğine yol açmasını Murat Gülibrahimoglu'nun şirketinde çalışan ancak örgüt adına hareket ettikleri anlaşılan, nereden nasıl anlaşılmış, Yağmur Cansu Yeşiyurt, şirketleri örgüt adına kontrol etmekle görevli örgüt yöneticisi 'in oğlu organize etti. Neye göre? Atık taşıma ve kamu belgesi verilerine göre İSTAÇ'a girmesi gerekirken, örgüt kontrolündeki alana yapılan izinsiz tahsis dökümü ile toplam 185.776.621 ton dökümün bedelinin örgütün sistem adına verdiği yapıya aktarılması suretiyle kamu zararına yol açıldığı iddia edilmektedir. Hangi dayanakla? Şüphelilerin eylem ve fikir birliği içerisinde dolandırıcılık suçunu işledikleri hangi kurumun, hangi kişisidir?

Yağmur Cansu Yeşilyurt Müdafii

Alana tam olarak dökülen malzemelerin cinsi tam olarak hesaplanamadığında, ton başına 140 liradan hesaplanarak 31.227.440.328 lira kamu zararını ödeyecek bir yapı... Hangi hesaba göre? liderliğinde kurulan suç örgütü talimatları doğrultusunda... Hangi talimat? Sistem adına verdikleri yapılanmaya para aktarmanın zorunlu olduğu iddiası... Hangi delil? Aynı zamanda bireysel olarak hesaplarına para aktardıkları iddiası... Belgesi var mı? İştirak halinde birçok ihaleye fesat karıştırmak... Kimin, hangi işi, hangi ihaleye fesat karıştırdığı; kime karşı, hangi kuruma karşı yapıldığı? Kamu kurumlarının şikayeti veya belgesi var mı? Kaçak döküm nedeniyle çevre kirliliğine neden olup maden ve orman sahasının telafisi mümkün olmayacak şekilde zarar gördüğü iddiası... Çevre Müdürlüğü'nün, 'nün veya diğer kurumların bir belgesi var mı? Elde ettikleri gelirlerden vergi ödememek için naylon fatura düzenledikleri iddiası... Müvekkilin hangi naylon faturada imzası veya vergi suçu var? Çek ve nakit ödeme yaparak şirketlerden çıkarılan gelirin bir kısmının şüphelilerin şahsi hesaplarına aktarılarak zenginleşmelerinin sağlandığı iddiası...

Yağmur Cansu Yeşilyurt Müdafii

Müvekkilin hesapları incelenmiştir; zamanı geldiğinde değineceğiz. Müvekkilin maaşından başka geliri yok; bir de işsizlik parası olan 26.000 lirası var. Yani suç örgütü üyesinin eline 26.000 lira geçmiş! BDDK raporuna göre; Murat Gül İbrahimoğlu'nun hesaplarına kaynağı belli olmayan 4.458.747 lira, örgütün öncelikle Boğaziçi İmar ve İnşaat hesaplarından temin ettikleri 4.500.000 lira olduğu söyleniyor. Belgesi var mı? Ama imzası var... Bunun müvekkil ile ne alakası var? Banka hesapları belli. Murat İbrahimoğlu'nun bir kısım malvarlığını suç işlediğini gizlemek için aktarma girişiminde bulunduğu söyleniyor. Aktarmamış ama girişimde bulunmuş; onun da belge ve bilgisi yok. 'in kaçak hafriyatta kullanılan şirkete ortak alınması için gönderdiği 125.000.000 liralık işlemi geçersiz hale getirmek için evrakta sahtecilik suçunu iştirakle işledikleri iddiası... Belge, imza incelemesi... Müvekkil ile ne alakası var? 'nun üzerindeki mallar ve paralarla örgüt kasalığı yaptığı iddia edilmiştir; hani vergi raporu?

Yağmur Cansu Yeşilyurt Müdafii

Bu iddianame benzerinde; müvekkille ilgili genel bölümdeki suç tapelerinden sonra, müvekkil ve çalıştığı arkadaşları başta olmak üzere bir kısım sanıklar hakkında "Eylem 1.9 PDF Klasörü" isimli yerde verilen suçlamalar konu edilmiştir. İddianamenin 610. sayfasında başlıca açıklamalar şudur: Suç tarihi olarak 2019 ve 2025 yılları arası gösterilmiştir. Suç konusunun döküm sahası olduğu tekrarlanarak Müvekkil "örgüt üyesi" olarak suçlanmıştır; yani kendisi de 22 kişi arasında sayılmıştır. Eylem 59. bölüm, 26 ve 27. sayfalarında genel değerlendirme bölümünde Yağmur Cansu'nun ifadelerine yer verilmiştir. Daha önce özetledik; müvekkil bütün ifadelerinde belirttiği üzere, davadaki diğer şahıslarla şirket arkadaşı olarak çalışmıştır. Sadece şirket çalışanı arkadaşlarını iş arkadaşı olarak tanımaktadır. 2014 yılından beri yanında çalıştığı işvereni Murat Gül İbrahimoğlu'nun ya da iş arkadaşlarının özel ilişkilerini bilmemektedir; bilmesi de gerekmemektedir. Birlikte sanık olarak gösterildiği şahıslardan bir kısmını sadece medyadan tanımaktadır.

Yağmur Cansu Yeşilyurt Müdafii

Müvekkil, ismi geçen şahısların bir kısmını; çalıştığı şirket ve resmi kurum toplantılarına gelen İstanbul Valisi ve İstanbul Vali Yardımcısı'nı ya da toplantılara gelen MAPEG yöneticileri ve çalışanlarını ne kadar uzaktan tanıyorsa o kadar uzaktan tanıyor. Burada iddia edilen suçlar ile ilgili her şahıs uzun uzun kendi savunmalarını yapıyor; avukatları da savunmalarını yapıyor. Bizim Müvekkil dışındaki şahıslar, olaylar veya iddialarla ilgili söyleyecek bir sözümüz yoktur. Bu nedenle savunmamız müvekkil ile ilgilidir. İlgisiz 59. eylem olarak gösterilen bölümün 29. sayfasında Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğü'nün 2025 tarihli yazısından bahsedilmiş; bu yazıya göre şöyle deniliyor: Sultangazi ilçesi Cebeci Mahallesi'nde bulunan Cebeci Maden Ocakları'nın 'nın 30.07.2018 tarihli ve 122 sayılı oluru ile Resmi Gazete'de yayımlanarak 3213 sayılı Maden Kanunu ile maden bölgelerine ve ruhsatların taşınması için yönetmelik kapsamında; 29.11.2018 tarihinden itibaren geçerli 10 yıl süreli, Kuzey Madencilik Sanayi Ticaret Şirketi adına sicil numaralı maden işletme ruhsatı düzenlendi. Yine 29.11.2018 tarihinden itibaren geçerli 10 yıl süreli Kuzey Madencilik Sanayi Ticaret Şirketi adına diğer maden işletme ruhsatı düzenlenmesine yer verilmiştir.

Yağmur Cansu Yeşilyurt Müdafii

Eylem 59 olarak ayrılan bölümün 48, 49, 50, 51. sayfalarında düzenlenen bilirkişi raporu sonuç bölümünde; bilirkişinin beyanlarından davaya konu maden sahalarında döküm yapılması işinin bizzat MAPEG tarafından denetlendiği görülmüştür. Buna rağmen kaçak dökümden bahsediliyor. Bu özeti verdikten sonra ilerleyen sayfalarda süreçle daha detaylı açıklamalarımız olacaktır. 69. sayfada, şirkette şoför olarak çalışan Seyit Bilgin'in ifadesinde; müvekkilin şirkette harita mühendisi olarak çalıştığını, çeşitli pozisyonlarda çalıştıktan sonra genel müdür görevine getirildiğini söylemiştir. Bu aleyhe bir delil değildir. 119 ve 120. sayfalarında baz verilerine yer verilmiştir. Burada diğer sanıklar ve avukatların bazı verileriyle ilgili açıklamalarına iştirak ettiğimizi tekrardan kaçınmak için ifade edelim. Ancak bazı verilerin detaylarına baktığımızda; iddiaların dayanak gösterilen bazı verilerin ne kadar zorlama bir şekilde bir araya getirildiği, suç birliği gibi gösterilmeye çalışıldığı ortaya çıkacaktır.

Yağmur Cansu Yeşilyurt Müdafii

İddianamenin 121. sayfasında aynen kopyalayarak aldık, şöyle diyor: "02.11.2024 tarihinde , , , , Sultangazi lokasyonunda baz vermiş" Kuzey ilçe bazında.

Yağmur Cansu Yeşilyurt Müdafii

Yine 15.08.2022 tarihinde, 01.02.2023 tarihinde, 06.06.2023 tarihinde, 13.03.2023 tarihinde yine , , , ve Şişli lokasyonunda baz vermiş. Bakın baz istasyonu kayıtları kişinin tam olarak bulunduğu noktayı göstermediğini söylemiştik. Bu konuda birçok açıklama da oldu. Şimdi Şişli nüfusuna bakıyoruz yaşayan nüfus yaklaşık 260.000. Şişli'ye gelen geçen hareketli iş yerleri, yani orada yaşamayanları düşündüğümüzde en az 1.000.000 kişi. Yani şimdi oradaki baz istasyonu verisi bütün Şişli'de gösterildiğine göre oradaki 1.000.000 kişi de sanık olabilir mi? Yani bakınız Şişli bölgesinden ben de geçiyorum, mutlaka sayın heyet de geçiyor. Bu soruşturmayı hazırlayan savcılar da Ankara'ya arabayla gelirken geçiyor. Yani onlar da oradan geçtiklerinde baz verdiğinde, orada birileri baz verdiğinde suç ortağı mı oldu? Yani bu suç delili mi oldu? Bakın Sultangazi nüfusuna bakalım, bir de biz oraya... Sultangazi nüfusu yaklaşık 530.000 yaşayan nüfus. İş için gelip gidenler, gelip geçenler değil. Oradan gelip geçenler, tesadüfen gelip geçenler, iş için gelip geçenler... Gündüz saydığımızda buranın belki 1.500.000 nüfusu çıkacak. Yani oradaki 1.500.000 şahıs hakkında suçlu gibi işlem mi yapacağız? Ya böyle delil mi olur?

Yağmur Cansu Yeşilyurt Müdafii

Bakın başka bir şey var. Sultangazi'de bulunan Cebeci döküm sahası çok geniş bir alan, açıkladılar. İstanbul Büyükşehir Belediyesine bağlı çeşitli tesis ve hizmet alanları da var orada; depolama operasyon sahaları, ulaşım yolları, tesis alanları bulunmakta. Bu nedenle bölgede bulunan herhangi bir kişinin baz istasyonu verisinin geniş bir alanı kapsayan saha ile ilişkilendirilmesi bir suç delili değildir. Bu İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanının kurumsal ziyaretleri incelenmemiştir. İstanbul Büyükşehir Belediyesi Başkanı veya belediye yöneticileri görevleri kapsamında belediye tesislerini, saha operasyonlarını, depolama tesislerini ziyaret edip etmedikleri araştırılmamıştır. Yani baz istasyonu verisinin görev icrası kapsamında oluşmuş olması çok büyük ihtimal. Cebeci döküm sahası ve İBB tesisleri dikkate alındığında İstanbul Büyükşehir Belediye tesisleri ile Cebeci sahası arasındaki mesafeler incelendiğinde şunu görüyoruz, 47. sayfaya çevirebiliriz... Bir önceki kaldığımız yerden...

Yağmur Cansu Yeşilyurt Müdafii

Bakın İstanbul Büyükşehir Belediyesi Gazi Sosyal Tesisleri Cebeci sahasına yaklaşık 4.5 kilometre civarında. İstanbul Büyükşehir Belediyesi Hoca Ahmet Yesevi Kültür Merkezi Cebeci sahasına yaklaşık 4.6 kilometredir. İstanbul Büyükşehir Belediyesi Cebeci Spor Kompleksi Şehir Parkı'na Cebeci sahasına yaklaşık 2.3 kilometredir. İstanbul Büyükşehir Belediyesi Lojistik ve Destek Merkezleri Cebeci sahasına yaklaşık 2.3 kilometredir. Cebeci İstanbul Büyükşehir Belediyesi Hayvan Bakımevi depo alanları Cebeci sahasına yaklaşık 2-3 kilometredir. Baz istasyonu kapsam alanı açısından değerlendirme yapıldığında şehir merkezlerinde 300-800 metre gösterdiği ama diğer meslektaşlarımızın da detay verileriyle açıkladılar, bir Şişli'de bir Üsküdar'da olması da mümkün; kırsal ve geniş alanlarda 2.5 kilometre kapsamında olabildiği anlaşılmakta. Bu nedenle Cebeci döküm sahası, çevredeki İstanbul Büyükşehir Belediye tesisleri, spor kompleksi, lojistik merkezleri aynı baz istasyonu kapsamında bulunabilir.

Yağmur Cansu Yeşilyurt Müdafii

Bölgenin belediye hizmet alanında olan kurumları, mesafeleri saydık. Şimdi Şişli-Cebeci arası yaklaşık 19 kilometredir, araçla 21-23 dakikalık mesafededir. Büyükşehir Belediyesinin yöneticileri ve görevlileri arasında burayı gelip geçmeleri olağandır. Son harita ve mesafe ölçümlerine göre Cebeci döküm sahası ve tesisler arasında 2-5 kilometre alanda mesafe vardır. Yani şunu söylemeye çalışıyorum; Allah hiçbir savcıyı ilçe bazında baz istasyonu kaydı deliline dayayarak suçlama yapıp iddianame tanzim etmek zorunda bırakmasın. Daha sonra detaylarına değineceğiz ama ilçe ölçeğinde baz kaydı ne demek? Yani böyle bir uyduruk delille iddianame mi yazılır? Suçlama mı yapılır? Yani burada tekrar Budapeşte Savcılık Meslek Etik Kuralları'nı, iddianameyle ilgili emredici anayasal yasal hükümleri hatırlatmak istiyorum. Şimdi 151. sayfada Yağmur Cansu ile ilgili bilgi ve değerlendirmeler bulunmakta, bu değerlendirmeyi özetle alıyoruz sonra detaylarına değineceğiz. diye başlıyor birinci paragraf: hakkında alınan tanık beyanları... Sayın heyet müvekkil aleyhine tanık beyanı yok. Yani uydur gitsin, yaz gitsin. Hangi tanık beyanı?

Yağmur Cansu Yeşilyurt Müdafii

MASAK raporu... MASAK raporunda müvekkilin adı geçmemekte, hiçbir kayıt ve detay yok. Yine uydurulmuş bir suçlama. HTS kayıtlarına yukarıda değindik. Çevre ve Şehircilik İstanbul İl Müdürlüğü raporu... Sayın heyet ileride yeri gelince maden mevzuatından bahsederken bahsedeceğiz, bu raporda müvekkilin aleyhine bir husus yoktur, müvekkilin adı geçmemektedir. Ancak bu rapor dosyadaki bilgi ve belgelere ve usule mevzuata aykırıdır. Soruşturma dosyasındaki diğer deliller... Allah aşkına böyle genel geçer bir suç isnadı olur mu? Soruşturma dosyasındaki diğer deliller... Yani somut bilgi ve belgeye dayalı suçlama böyle mi olur?

Yağmur Cansu Yeşilyurt Müdafii

İkinci paragraf: İstanbul Büyükşehir Belediyesi Çevre ve Koruma Kontrol Daire Başkanlığı Çevre ve Koruma Müdürlüğünün 25.09.2025 tarihli raporu... Yine bu rapor dosyaya sunduğumuz bilgilere, maden mevzuatına göre uyduruk bir rapordur, itibar etmek mümkün değildir. Niçin uyduruk söyleyeceğiz, bu rapor MAPEG ve valilik belgelerine aykırıdır. İstanbul Büyükşehir Belediyesi Çevre ve Kontrol Daire Başkanlığının 17.09.2025 tarihli raporu... Yine aynı şeyleri söylüyorum. 22.09.2025 tarihli bilirkişi raporunda Cebeci maden sahasına yapılan dökümün herhangi bir izne dayanmadığının tespit edildiği var, koyduk ve 188.000.000 ton izinsiz döküm yapıldı. İzinsiz döküm yapıldığı kaçan savcılarca iddia edilen iddianame benzeri belgede kendi iddianamelerinin içeriklerine koydukları resmi belgeleri görmedikleri, görmezden geldikleri belgelerle de çelişmektedir. Detaylarını ve dilekçemiz içindeki eklerini uzun uzun anlatacağız, bu uyduruk rapora da itibar etmek mümkün değildir.

Yağmur Cansu Yeşilyurt Müdafii

Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürü, 1987 yılından beri madencilik yapıldığını söylediği sahada; kimin, ne zaman, nereye, ne kadar döküm yaptığını nasıl hesaplamışlar? Yapılan kaçak döküm neticesinde 2020 ve 2025 yılları arasında 31.000.000.000 liranın üzerinde haksız kazanç elde edildiğini, 80.000.000.000 lira kamu zararına sebep olunduğunu yazmışlar. Yazmışlar ama dosyaya sunulan bütün resmi belgelere aykırı hareket etmişler ve bu konuda belgelerin olduğu yerler söylenmesine rağmen bir zahmet bu belgeleri isteme zahmetine katlanmamışlardır.

Yağmur Cansu Yeşilyurt Müdafii

Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğü, İstanbul Valiliği ve birçok resmi kurum yazısında; davaya konu sahalarda daha önce yapılan vahşi ve kontrolsüz madencilik faaliyetleri nedeniyle zaman zaman 250 metrelik kontrolsüz çukurlar oluştuğu söyleniyor. Bunun can ve mal güvenliğini tehlikeye attığı, bu nedenle acil önlemler alınması gerektiği, toprak ve hafriyat döküm izni verilmesinin zorunlu olduğu belirtiliyor. Savcıların iddianame ve benzeri belgede kendilerince "kaçak döküm yapıldığı" iddiaları asılsız olduğu gibi; İstanbul Valiliği ve diğer resmi kurumların birlikte yaptığı döküm ücreti paylaşım sözleşmeleri ve sunduğumuz diğer belgeler mevcuttur. Bu anlaşmaların makamların kontrol ve denetiminde yapıldığı sabitken; aslı olmayan bir takım uyduruk bilirkişi raporları ve iddialarla kaçak döküm yapıldığı, haksız gelir elde edildiği yönündeki iddialar tamamıyla asılsız, mesnetsiz ve kötü niyetle yapılmıştır.

Yağmur Cansu Yeşilyurt Müdafii

Şüpheli 'un Cebeci Maden Sahası'nda faaliyet yürüten Kuzey İstanbul Şirketi'nin genel müdürü olduğu iddiası doğru değildir; değil. Sahadaki kaçak döküm işlerinde koordinasyonu yürüttüğü iddiası doğru değildir; değil. Böyle bir görevi olmadığını belgelerle söyledik; hiçbir yetkisi ve etkisi yok, bu resmi kurumların işidir. Şirketi yürüten naylon fatura işlemlerinin koordinasyonunu yürüttüğü iddiası... Hangi belge, hangi yetki? Soruşturma konusu suçların işlenmesi ve kamu zararının oluşması için diğer şüphelilerle birlikte iştirak ettiği iddiası... Belge nerede, delil nerede? Şüpheli 'nun şirketinde bulunan 'ye raporlamalar yapıldığı iddiası... Yani "uydur uydur yaz" mantığıyla bu iddialar sıralanmıştır.

Yağmur Cansu Yeşilyurt Müdafii

Müvekkil ; gazi babası, eşi ve annesinden oluşan, bu ülkenin ve milletin orta direği olarak temelini oluşturan diğer aileler gibi çekirdek bir ailenin iki çocuğundan küçüğüdür. 2014'ten beri çalıştığı şirketteki görevi harita mühendisliğidir. Savcıların yukarıdaki akla, mantığa ve hayatın olağan akışına uygun olmayan mesnetsiz iddialarının hiçbir dayanağı yoktur. Sayın heyetin ve dinleyicilerin daha iyi anlayabilmesi için örnek vermek gerekirse; bir avukatın yazdığı dilekçeden kâtibin sorumlu olması gibi ya da mahkeme heyetinizin verdiği karardan mübaşirin veya kâtibin sorumlu olması gibi anlamsız bir suçlamadır. Ben burada yine CMK'nın iddianame ile ilgili emredilen düzenlemesini hatırlatmak istiyorum. Somut iddia ve belgelere dayanmayan, ardı ardına sıralanmış, mantıksız ve ölçüsüz suçlamalarla müvekkilin suçlanması; sadece kamuoyunun, mahkemenin ve halkın yanıltılması çabası içindir. Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğü, İstanbul Valiliği ve diğer kamu görevlilerinin her adımdaki gözetim ve denetimi ile yönetilen; yetkililerinin sürekli kontrolünde olan Cebeci Maden Bölgesi'nde, benim müvekkilim gibi özel bir şirkette harita mühendisi ve sigortalı çalışan birinin yetkili veya etkili olduğunu iddia etmek, en azından aklımızla alay etmektir.

Yağmur Cansu Yeşilyurt Müdafii

Eylem olarak hazırlanan özel bölümde, 156. sayfada MASAK raporundan bahsedilmektedir. MASAK raporunda ve sonuç bölümünde Yağmur Cansu ile ilgili hiçbir değerlendirme veya suçlama yoktur. Bu arada hatırlatayım; birçok davada MASAK raporları gördüm ancak MASAK raporlarına dayanarak hiç kimsenin mahkûm olduğunu görmedim. Çünkü MASAK raporunu hazırlayan uzmanlar mali uzmanlardır ve kamu görevlisidir; dilekçemde sicillerini verdim, burada vermiyorum. Bilirkişi hükümlerine tabi değillerdir; tarafsız ve bağımsız rapor düzenleyemezler. Ancak soruşturmayı yapan ya da mahkemeye "nerede ne bulunabileceği" bilgisini ve belgesini sunmak için bir araştırma raporu gibi alınıp değerlendirilebilirler. Tekrardan söylüyorum.

Yağmur Cansu Yeşilyurt Müdafii

Yıllarca ceza davalarına baktım, MASAK raporlarına baktım; aldığım hiçbir mahkeme kararında yerleşik tanıkların arasını herkes görecektir. Yani burada dikkat çeken şey; müvekkil aleyhine delil sayarken savcılar "MASAK raporu" demişti ama MASAK raporunda müvekkilin adının geçmediğini, raporda delil olmadığını söylememişlerdi. Yani hem kamuoyunda hem mahkemede bu algı oluşturulmuştu. Bakın, 59-3 PDF klasöründe, sayfa 22'de —dilekçenin 52. sayfasında— açabilir miyiz? Bu detay... Bu detay da aynı. Biraz büyütelim. Şimdi sayfa 22'de iş yeri arama ve el koyma tutanağı suç delili gibi gösterilmiş. Halbuki Sayın Başkan, okuyorum: "Saat 21:50. Arama işlemine başlanmıştır." Tabii bu esnada gece arama şartları oluşmadan bu arama yapılıyor; onu da söylüyorum. Hiçbir zorunluluk olmaksızın, yani yasaya aykırı. Yani suç, bütün bir ailenin iş suç duruşundan haksız alınmış. Aramada iş yeri yetkilisi "Yardım yoktur" demesi üzerine 27.03.2025 günü saat 22:30'da arama işlemine son verilmiş; 20:45'te tutanağa bağlanmış.

Yağmur Cansu Yeşilyurt Müdafii

Görüldüğü üzere, iş yeri arama tutanağında hiçbir suç unsuruna rastlanmamasına rağmen iddianamede suç delili gibi tanımlanmıştır. Bu arama tutanağı müvekkilin lehine olmasına rağmen, usulsüzlük nedeniyle yasak delil kapsamındadır. Savcılar bunu iddianamelerinde göstermemişlerdir; bu da savcıların kötü niyetinin başka bir delilidir. İddianamenin 36. sayfasında 26.05.2025 tarihli MAPEG yazısından bahsedilir. 52. sayfayı açabilir misiniz? Büyütebilirsek... , MAPEG Akaryakıt Daire Başkanlığı 2020-2025 tarihli acele yazısı. Demin bahsettiğim yazıda diyor ki: "Cebeci Maden Sahası'nda Kuzey Bölgesi'ne Cebeci olarak iki tane ruhsat düzenlendi. 1980'li yıllardan beri burada madencilik faaliyetleri var." Bu yazıyı kim imzalamış? Serkan Yönetmen, Daire Başkanı.

Yağmur Cansu Yeşilyurt Müdafii

Şimdi yine MAPEG'in 'na gönderdiği 11.08.2025 tarihli yazıda; koordinatları verilen sahada dolgu ve döküm işleri yapılmasında Genel Müdürlüğün hiçbir sakınca görmediği, konuyla ilgili ruhsat sahiplerine de İstanbul Valiliği'nin bilgi verebileceği belirtilmiştir. Benzer birçok resmi belge, iddianame benzeri olan bu belgenin içeriğinde mevcut iken; "nasıl olsa kimse okumaz" düşüncesi ile yapılan suçlamalar, hatta müvekkilin örneğinde olduğu gibi tutuklamalar, adli görevin kötüye kullanılmasının en önemli örneklerinden biridir.

Yağmur Cansu Yeşilyurt Müdafii

Şimdi başka bir bölüme geçelim: Maden mevzuatına…

Yağmur Cansu Yeşilyurt Müdafii

Bir küçük hatırlatmayla başlamak istiyorum: Sunmaya çalıştığım dilekçe ve ekleri, yine müvekkil 'un dilekçesi ve eklerini dün gönderdik. Faydalanmak ve alıntı yapmak isteyen arkadaşlar alıntı yapabilirler. Öncelikle dün maden mevzuatında kalmıştık. 3213 sayılı Maden Kanunu'nun tanımlarla ilgili 3. maddesinde şöyle diyoruz: "Bu kanunda geçen deyimlerden; Bakanlık: ; Genel Müdürlük: Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğü ifadeleridir." Yine bu davayı ilgilendiren maddelerden biri "Devletin hüküm ve tasarrufu"dur. Madenler, devletin hüküm ve tasarrufu altında olup içinde bulundukları arzın mülkiyetine tabi değildir. Yani şöyle diyor: Üzerinde konut veya başka bir şey olabilir ama maden devletindir.

Yağmur Cansu Yeşilyurt Müdafii

7. madde, madencilik faaliyetlerinde izinleri düzenler. Madencilik faaliyetlerinin yapılması, ruhsatlandırma işlemlerinin yürütülmesi tarafından yapılır. Yine bizi ilgilendiren maden üretim faaliyetleriyle bu faaliyetlere dayalı ruhsat sahasındaki tesisler için iş yeri açma ve çalışma ruhsatları, İl Özel İdareleri veya Yatırım İzleme ve Koordinasyon Başkanlığı tarafından verilir. Maden ruhsat sahalarında, maden üretim faaliyetleriyle bu faaliyetlere dayalı ruhsat sahasındaki geçici tesisler dışındaki faaliyetler için Bakanlığın izni olmadan hiçbir surette iş yeri açma ve çalışma ruhsatı düzenlenemez. Yani maden sahalarında büyükşehir belediyelerinin ya da belediyelerin hiçbir yetkisi, görevi veya sorumluluğu yoktur.

Yağmur Cansu Yeşilyurt Müdafii

Bizi ilgilendiren kısımlara devam ediyoruz. Bu ruhsatların verilmesi sırasında, 2464 sayılı Belediye Gelirleri Kanunu hükümlerine göre belediyelerin tahsil ettiği iş yeri açma izni harcı; büyükşehir belediyesi olan illerde Yatırım İzleme ve Koordinasyon Başkanlığı, büyükşehir belediyesi olmayan illerde İl Özel İdaresi tarafından tahsil edilir. Yani belediyeler bir kuruş alamaz diyor. Devam ediyor; bu bedelin %50'si ruhsatın altyapı yatırımlarında kullanılmak üzere doğrudan il ve ilçe Köylere Hizmet Götürme Birliği hesabına aktarılır. Bu alanların belediyelerin mücavir alan sınırları içinde kalması durumunda, tahsil edilen harcın %50'si belediyenin hesabına aktarılır. Yani aktarma işleminin İl Özel İdaresi ya da Yatırım İzleme ve Koordinasyon Başkanlığı tarafından yapılması önemli bir maddedir.

Yağmur Cansu Yeşilyurt Müdafii

İlgili bakanlıkların mevzuatı gereği yapacakları inceleme ve denetimlerde, ruhsat alanlarında ilgili kanun esaslarına uygun çalışılıp çalışılmadığının tespiti halinde; yani ruhsat alanlarında kaçak döküm yapıldığı takdirde, mevzuat çerçevesinde yapılacak işlemler Genel Müdürlüğe bildirilir. Çevre ve insan sağlığına zarar verdiği tespit edilen madencilik faaliyetleri, gerekli önlemler alınıncaya kadar durdurulur. Bu davadaki iddia neydi? "3 sene, 5 sene kaçak döküm yapıldı." Faaliyetlerin denetimiyle ilgili bir başka önemli madde ise 11. maddedir. Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğü; maden haklarıyla ilgili bütün faaliyetlerin yürütülmesini ve vecibelerin yerine getirilmesini kontrol ve denetimini yapmak, yönlendirmek, teknik ve mali konuları yerinde incelemek maksadıyla ihtisaslaşmış diğer kuruluşlardan ve üniversitelerden de yararlanarak inceleme raporu hazırlatır. Yani savcılığın yaptığı gibi oradan buradan uydurma raporlar olmaz.

Yağmur Cansu Yeşilyurt Müdafii

Üretim ve sevkiyatla ilgili 12. madde ise şöyledir: Üretilen madenin sevki, sevk fişi ile zorunludur. Bu ruhsat sahasıyla sevkiyat; ocak ve tesis mesafesi, nakil güzergahı, çevrenin durumu, tüvenan, konsantre, yarı mamul ve mamul olarak taşınması göz önüne alınarak sevk fişi kullanımı ile altın, gümüş, platin gibi kıymetli madenlerin entegre tesislerinde ve zenginleştirme tesisleriyle bu tesislerden elde edilen ürünlerin sevk fişi kullanımı ve denetimiyle ilgili usul ve esaslar belirlenir. Sevk fişi olmaksızın sevk edildiğinin; jandarma, polis, sahil güvenlik, İl Özel İdaresi, Yatırım İzleme ve Koordinasyon Başkanlıkları veya ilgili kamu kurum ve kuruluşları tarafından tespit edilmesi halinde, ilgili mülki idare amiri tarafından sevk edilen madene el konulur ve ödenmesi gereken devlet hakkına ilaveten, sevk fişi olmaksızın sevk edilen miktar için söz konusu madenin ocak başı satış bedelinin 5 katı tutarında idari para cezası verilir.

Yağmur Cansu Yeşilyurt Müdafii

Şu söyleniyor: Maden mevzuatını yakından tanımayan ya da maden faaliyetlerini bilmeyenler için; madenin çıkartıldığı ocaktan işleme tesisine, yani maden sahasından işleme tesisine gidinceye kadar özel bir sevk fişi vardır. Bunu veren Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğü'dür. Eğer maden satışa hazır hale getirilip başka bir yere naklediliyorsa, bunun da başka bir sevk fişi vardır. Bu da yine Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğü tarafından verilir ve sürekli kontrol edilir. Hangi madenin çıktığı, ne kadar ham madde alındığı, ne kadar satış yapıldığı ve sevk fişleri Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğü'ne gönderilip sürekli denetlenir. Devlet hakkı, ocaktan çıkan madenin ocak başındaki fiyatından alınır. Madenin ham madde olarak kullanılması veya satılması halinde, aynı pazar ortamında maden işletmelerindeki tüvenan olarak ocak başı satışında uygulanan fiyat, ocak başı satış fiyatıdır. Tüvenan, maden demek; toprak taş karışımı maden demektir, ayıklanmamış, temizlenmemiş maden demektir. Ocaktan çıkan ocak başı satış fiyatı, bölgeler dikkate alınarak madene ait ayrı ayrı ve uygulandığı yıl içinde belirlenerek Genel Müdürlükçe ilan edilir. Ruhsat sahipleri tarafından devlet haklarının beyanında ocak başı satış fiyatı, Genel Müdürlükçe ilan edilen ocak başı satış fiyatından daha düşük olamaz diyor. Yani burada, bu davanın sonundaki bilirkişi raporlarından bahsettik. Öyle keyfî verilere göre değil, Genel Müdürlükten ilgili fiyat alınıp paylar oranında hesapların verilmesi gerekir. Böyle bir rapor yok.

Yağmur Cansu Yeşilyurt Müdafii

Şimdi önemli bir madde, 14. madde: Büyükşehir belediyesi olan illerde tamamı genel bütçeye gelir kaydedilmek üzere alınan ruhsat bedelleri Hazine hesabına 15 gün içinde yatırılır. Bu tutarın % 50'sinin yarısı ruhsat sahasında kullanılmak kaydıyla Yatırım İzleme ve Koordinasyon Başkanlığına aktarılmak üzere na ödenek eklenir; yani belediyelerin burada tasarrufu olmaz. Büyükşehir belediyesi olmayan illerde ise % 25'i İl Özel İdaresi hesabına, %25'i ruhsatın bulunduğu bölgeyle sınırlı olarak altyapı yatırımlarında kullanılmak üzere doğrudan ilgili ilçe ve ilçelere, Köylere Hizmet Götürme Birlikleri hesabına, %50'si genel bütçeye kaydedilmek üzere Hazine hesabına 15 gün içinde yatırılır. Ruhsatın hükümden düşmesi ve terk edilen alanlarda yapılacak işlemler 32. maddedir. Ruhsat sahibi, sahasında gerekli emniyet tedbirlerini almak ve sahanın son durumunu gösterir imalat haritası ile maden jeoloji haritasını Genel Müdürlüğe vermek suretiyle terk talebinde bulunabilir. Önemli bir maddedir. Herhangi bir nedenle hükümden düşmüş veya ruhsat hukuku yürürlükte olan sahalarda, terk edilen alanlarda ruhsat sahibi gerekli emniyet tedbirlerini almak ve sahanın son durumunu gösteren teknik belgeleri Genel Müdürlüğe vermek zorundadır. Ruhsat sahibi yukarıda belirtilen tedbirleri en geç 1 yıl içinde almak ve işletme faaliyetinde bulunulan alanı işletme projesi doğrultusunda çevreyle uyumlu hale getirmek zorundadır.

Yağmur Cansu Yeşilyurt Müdafii

Şimdi bizi daha çok ilgilendiren kısım devam ediyor: Verilen bu sürede çevreyle uyum planı çerçevesinde gerekli güvenlik önlemlerinin ve çevresel önlemlerin alınmaması durumunda, tedbir alınana kadar sorumluluğun ruhsat sahibinde olması şartıyla bu durum valiliğe bildirilir. Çevreyle uyum çalışması için gerekli tedbirler; çevreyle uyum planına uygun olarak orman arazilerinde ilgili orman idaresi, diğer alanlarda İl Özel İdareleri veya valilikler tarafından yerine getirilir. Yani belediyeler tarafından yerine getirilmez. Orman idaresi, İl Özel İdaresi veya valilik tarafından çevreyle uyum planına uygun olarak yapılan masraflar, ruhsat bedelinden ve çevreyle uyum planı çalışmaları için yatırılan tutarlardan karşılanıyor.

Yağmur Cansu Yeşilyurt Müdafii

Maden Kanunu'ndan maddeleri niye buraya aldım? Bir maden faaliyetinin başlaması, sürdürülmesi ve terk edilmesinin; hepsinin baştan sona denetiminde ve Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğü yetkili ve sorumludur. İddianamede olduğu iddia edilen belgedeki en önemli iddia neydi? Kaçak döküm yapıldığı, haksız kazanç sağlandığı. Bütün ay ay, yıl yıl faaliyeti yapan maden işletmesi, Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğü için ölçüm yapar. Bu ölçümleri Genel Müdürlüğe gönderirler ve bunlar sürekli denetlenir. Şimdi böyle bir ölçümler getirilerek bir rapor alınmış mı? Yani ve ona bağlı MAPEG'den bir rapor alınmış mı? Buradan soruyorum: Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğü, , Maliye Bakanlığı, ; bunlardan görüş alınmış mı? Müvekkilim 'tan şikayetçi olmuşlar mı? Bir talepleri var mı? Yok.

Yağmur Cansu Yeşilyurt Müdafii

Ama ne var? Benim müvekkilim , harita mühendisi; hem kaçak döküm yapmış hem çete oluşturmuş hem Orman Kanunu'na muhalefet etmiş hem Maden Kanunu'na muhalefet etmiş! Madencilik faaliyetleri ve döküm işlerinin yasa dışı olduğuna karar vermiş sayın savcılarımız. Bol bol da suçlama yazmışlar. Resmi makamların hiçbirinin yetki ve görevleri dahilindeki yazılarını, denetimlerini ve incelemelerini göz önünde tutmayan; kimin ve neyin olduğu belli olmayan yasa dışı raporlara dayanmışlar. Eğer savcıların iddialarına dayanak yaptıkları uyduruk bilirkişi raporlarını dikkate alırsak; o zaman bütün bu bakanlıkların, Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğü'nün görevlerini yapmadıklarını, suç işlediklerini ya da bu suça iştirak ettiklerini kabul etmemiz gerekiyor. O halde; savcıların müvekkillerim yanında hakkında, Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürü ve yöneticileri ile diğer görevlileri hakkında, İstanbul Valisi ve görevlendirdiği vali yardımcıları ile diğer kamu görevlileri hakkında, güvenlik güçleri ve diğer şahıslar hakkında açıldığı gibi; iddia ettikleri kaçak dökümden ve yolsuzluklardan dava açmaları gerekirdi. Soruşturma var mı? Raporların inandırıcılığı var mı? O da yok.

Yağmur Cansu Yeşilyurt Müdafii

Ben savcılara kolaylık olsun diye özellikle 2018 yıllarında görev yapan bir kısım kurum görevlilerinin ismini vereyim; belki bundan sonra bunlar hakkında dava açarlar. Mesela Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Berat Albayrak; 2016-2018 yılları arasında bakanlık yapmış. Fatih Dönmez; 2018 ve 2023 arasında bakanlık yapmış. Bakan yardımcıları: Fatih Dönmez; 2016-2018 arasında müsteşarlık yapmış. Abdullah Tancan; önce müsteşar yardımcılığı yapmış, sonra bakan yardımcılığı yapmış, 2016-2018 yıllarında. Alparslan Bayraktar; önce müsteşar yardımcılığı, sonra bakan yardımcılığı yapmış, 2016-2018 yılları arasında. Mithat Cansız; bakan yardımcısı, 2018-2019 yılları arasında. Yine bu kayıtlarda ismi geçer. Yani burada gerçekten sorumlu ve görevli olan diğer görevliler: İstanbul Valisi Davut Gül, İstanbul Vali Yardımcısı Ahmet Süheyl Üçer, Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürü Arslan Narin, Maden ve Petrol İşleri Daire Başkanı Serkan Gökmen, Sultangazi Kaymakamı Mahmut Kaşıkçı, Sultangazi Belediye Başkanı Abdurrahman Dursun, Sultangazi Belediye Başkan Yardımcısı Mustafa Birinci, İstanbul Üniversitesi-Cerrahpaşa Mühendislik Fakültesi Öğretim Üyesi Atiye Tuğrul ve resmi toplantılara iştirak eden diğerleri... Bütün bunlar hakkında, şimdi bu soruşturmayı yürüten, silsile yaratan ve kaçan savcılar; saydığımız şahıslar hakkında bundan sonra böyle bir soruşturma açarlar mı, başlatabilirler mi? Cevabı bütün bu salonda olanlar ve kamuoyu biliyor.

Yağmur Cansu Yeşilyurt Müdafii

Maden Yönetmeliği'nin bizi ilgilendiren yine tanımlar maddesi; diyor ki: "Bu yönetmelikte geçen Bakanlık tabiri 'nı, Genel Müdürlük ise Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğü'nü gösterir." Yine yönetmeliğin 32. maddesinin 10. bendi ne diyor? "İşletme projesine aykırı tehlikeli durum nedeniyle maden işletme faaliyetleri durdurulan ocak veya ocaklardaki tehlikeli durumun; çevredeki kamu hizmetine veya umumun yararına ayrılmış yerler ve yerleşim yerleri açısından da tehlike oluşturması halinde, söz konusu tehlikeli durumun giderilmesi için ruhsat sahibine 6 aya kadar süre verilir. Verilen süre içerisinde gerekli tedbirlerin alınmaması durumunda, kanunun 29. maddesinin 1. fıkrası kapsamında idari para cezası uygulanır. Ruhsat sahibi tarafından gerekli tedbirlerin alınmadığının veya alınamadığının Genel Müdürlükçe tespit edilmesi halinde, ruhsat sahibindeki tüm maden işletme faaliyetleri durdurulur."

Yağmur Cansu Yeşilyurt Müdafii

Geliyorum, burası önemli: "Valilik tarafından gerekli tedbirler alınıncaya kadar ruhsat sahibinin sorumluluğu devam eder ve yapılan masraflar, 6183 sayılı Kanun hükümlerine göre valilik tarafından ruhsat sahibinden tahsil ettirilir." Şimdi bakın, yeri geldiğinde yine anlatacağım; bu maddeler niçin önemli? Savcılar; müvekkilin çalıştığı şirketleri, diğer ruhsat sahiplerinin ruhsatlarını gasp etmekle falan suçluyorlardı. Halbuki 1987'den beri burada yapılan madencilik sahasında, yürütülen vahşi madencilikle 250 metreye kadar çukurlar oluştu. Sonra bu çukurların doldurulması ve gerekli önlemlerin alınması gerekecekti. Bu çok büyük emek, zaman ve para demektir. Yeri geldiğinde maddeleri açıklayacağız; bu maden ruhsat sahipleri, devletten verilen süreler içerisinde —maddeleri geldiğinde tekrar göreceğiz, tekrarlayacağım— bu masrafları ödemeden ruhsat devredemezler. Eğer ödemiyorlarsa, yine valilik tarafından bu paralar sonradan tahsil edilecek. İşte bu paraları ödemek istemedikleri için maden sahaları devredilmiş ve birleştirilmiştir.

Yağmur Cansu Yeşilyurt Müdafii

Yine devam ediyorum: "Maden işletme ve üretim faaliyetleri durdurulan sahalardan veya ocaklardan, Genel Müdürlükten izin alınmadan maden sevkiyatı yapılamaz. Aksi durumda 12. maddenin 7. ve 8. fıkraları kapsamında işlem tesis edilir." Burayı en çok ilgilendiren, maden sahalarının birleştirilmesiyle ilgili düzenleme var burada: "Anlaşılarak ortak proje hazırlanmasına karar verilen ruhsat sahalarında, ortak proje hazırlanması için ruhsat sahiplerine 6 aya kadar süre verilir. Verilen sürede ortak projenin Genel Müdürlüğe verilmemesi veya ortak projenin sunulması ancak katılmayan ruhsat sahiplerinin olması halinde, ortak projeye katılmayan ruhsat sahiplerine ait ruhsat sahalarında üretim faaliyetleri durdurulur. Ortak projenin verilmemesi halinde taraflardan herhangi birinin verdiği proje kapsamında Bakanlıkça değerlendirme yapılır; yani 'nca. Ortak projenin verilmemesi veya taraflardan birinin verdiği projenin uygun bulunmaması halinde; tüm bedel ve masrafları —tekrar ediyorum, tüm bedel ve masrafları— taraflarca karşılanmak üzere Genel Müdürlükçe kamu kurum ve kuruluşlarına veya üniversitelere proje yaptırılıp alanlarca değerlendirilir. Genel Müdürlük veya Bakan onayıyla uygun bulunan ortak veya tek taraflı proje kapsamında maden işletme faaliyeti yürütülmek kaydıyla gerekli izinler verilir."

Yağmur Cansu Yeşilyurt Müdafii

Şimdi geliyorum C fıkrasına, yine önemli bir madde: "Ortak proje düzenlendi, yani Genel Müdürlük önerdi ama 6 ayda bu işler yapılmadı. Nihayetinde Bakanlık ya da Genel Müdürlük yaptırdı. Ortak proje kapsamında üretim yapılan ruhsatlardan biri iptal edilir ve projenin uygulanamaz duruma gelmesi halinde faaliyetler durdurulur. Genel Müdürlük yeniden değerlendirme yaparak faaliyetlerin ortak yürütülüp yürütülmeyeceğine karar verir." Mücbir sebeplerde ve beklenmeyen hallerde geçici tatil 38. madde; bakınız burada da şöyle söylüyor: "Sel baskını, taşkın, yangın, deprem, grizu patlaması, çökme, heyelan —ki bu davadaki konu heyelan, toprak kaymasıdır— sebepleriyle jeolojik şartlarda değişimler ve buna bağlı yatırımlar için ruhsat sahibi iktisaplarına karar verilmiş, yapılan inceleme sonrası talebin uygun bulunması durumunda müracaat tarihi geçici tatilin başlama tarihi olarak kabul edilir ve geçici tatil süresi belirlenir."

Yağmur Cansu Yeşilyurt Müdafii

Şimdi bu yönetmeliğin bana göre en önemli maddelerinden biri olan inceleme ve denetim 74. maddeye geldik. 74. maddenin 7. fıkrasında şöyle diyor: "Kanun gereğince düzenlenmiş mali ve teknik belgeler ile ihbar ve şikayetler dahil tüm madencilik faaliyetleriyle bu faaliyetleri etkileyen hususların inceleme ve denetimi Genel Müdürlük tarafından görevlendirilen heyet tarafından yapılır." Yani savcıların yaptığı gibi uyduruk bilirkişi raporlarıyla yapılmaz diyor. "Genel Müdürlük; ihtisaslaşmış kamu kurum ve kuruluşlarıyla üniversitelerden, ihtisas alanlarında inceleme ve denetimin gerektirdiği mesleki tecrübeye sahip olan personeli de görevlendirebilir. Bu yönetmelik kapsamında öngörülen her türlü yaptırım öncesinde; yaptırıma dayanak teşkil eden ilgili tespitlerin Genel Müdürlükçe inceleme veya denetim görevi ile görevlendirilmiş olan veya bu yönetmelik çerçevesinde yetkilendirilmiş kişi ve makamlar marifetiyle tutanak, yazı veya rapora bağlanması zorunludur."

Yağmur Cansu Yeşilyurt Müdafii

Ben şimdi burada bu davadaki herkese soruyorum, sanıklara soruyorum: Böyle bir rapor var mı? Bunların hiçbiri yok. Hiçbiri yok ama kaçak döküm yapıldığı, hatta bunun 4-5 sene yapıldığı gibi iddialar var. Sayın heyet, bu maden mevzuatını çok iyi bildiğinizi biliyorum ama kendim ve bilmeyenler için tekrarlamak istiyorum. Yönetmeliğin 74. maddesine göre maden sahalarında inceleme yapmak, görevlendirme yapmak, heyet göndermek kimin göreviymiş? Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğü'nün. Dava dosyasındaki eklerde Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğü'nün davaya konu maden sahası ile ilgili kaçak döküm şikayeti var mı? Yok. Müvekkilin çalıştığı şirket hakkında şikayeti var mı? Yok. Müvekkil hakkında herhangi bir şikayet var mı? O da yok. MAPEG tarafından yetkilendirilmiş ve görevlendirilmiş bir heyet veya danışma kurulu tarafından; müvekkilin çalıştığı şirket ya da müvekkil aleyhinde düzenlenmiş bir rapor var mı? O da yok, o da yok, o da yok! Demek ki uydurma iddialarla dolu suçlamaların hiçbir yasal değeri ve önemi yok. Çünkü yaptıkları usulsüzlük ve akla sığmayan suçlamaların, yürürlükteki Maden Kanunu ve Maden Yönetmeliği ile hiçbir iltisakı yok. Esasında bahsi geçen açık yasal düzenleme ve yönetmeliğe aykırı suçlama ve iddialar dışında, sayın heyet, başka bir yasal düzenlemeye değinmek istiyorum. O da Türkiye'de ilk defa düzenlemeye ihtiyaç gösteren Cebeci Maden Bölgesi ile ilgili yapılmış yasal düzenlemelerdir.

Yağmur Cansu Yeşilyurt Müdafii

Sayın heyet, bütün kanun ve yönetmelikleri çok iyi bildiğinizi biliyorum, anlıyorum; ancak kendim için ve bilmeyenler için hatırlatmak istiyorum: Maden Bölgelerine ve Ruhsatların Taşınmasına İlişkin Yönetmelik, 23 Mayıs 2018 tarihli Resmi Gazete'de yayınlanmış. 1. maddesi bu yönetmeliğin amacını şöyle açıklıyor: "Birbirine bitişik ve çeşitli bentlerde sayılan maden sahalarında; tek başına yapılan maden işletme faaliyetlerinin çevresel etkileri, şehirleşme, işletme güvenliği, rezervin verimliliği, işletme işletmeciliği ve benzeri sebeplerden dolayı oluşturduğu olumsuz etkilerin ortadan kaldırılması amacıyla; yapılacak proje ve planlama çerçevesinde maden bölgesinin ilan edilmesine, ruhsatların yeni ruhsatlarla birleştirilerek maden bölgesinde ortak proje kapsamında maden faaliyetlerinde bulunulmasını sağlamak amacıyla bu yönetmelik düzenlenmiştir." Yine bizi ilgilendiren tanımlar maddesi: "Bakanlık: 'nı ifade eder. Genel Müdürlük: Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğü'nü; ilgili belediye ise Maden Bölgesi'nin sınırları içerisinde bulunduğu büyükşehir veya il belediyesini ifade eder." H maddesi önemli; maden bölgesi tanımını getiriyor: "Birbirine bitişik ve/veya yakın, kaynak sürekliliği olan maden sahalarında yapılan maden işletme faaliyetlerinin çevresel etkileri, şehirleşme, işletme güvenliği, rezervin verimliliği ve benzeri sebeplerden dolayı oluşturduğu olumsuz etkilerin ortadan kaldırılması amacıyla yapılacak proje ve planlama çerçevesinde, Genel Müdürlüğün teklifi ve Bakan onayı ile ilan edilen alanlardır." Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğü; Bakanlık: .

Yağmur Cansu Yeşilyurt Müdafii

Şimdi çok önemli, çok önemsediğim bir yönetmelik maddesine geliyoruz. 3. maddenin 1. bendi: "Maden Bölgesi Komisyonu; maden bölgesindeki madencilik faaliyetlerini yönetmek, kontrol etmek ve maden bölgesinde gerekli tedbirlerin alınmasını sağlamak üzere kurulan, başkan ve bir üyesi valilikten (yani İstanbul Valiliği'nden), bir üyesi ilgili belediyeden ve ruhsat sahibi şirket veya şirketleri temsilen 2 üye olmak üzere toplam 5 kişiden oluşan komisyonu ifade eder. Hani burada toplantılara katılan müvekkilin işverenleri ve diğer şahıslar var; niçin bir araya geliyor falan diye soruluyor ya da suçlanıyor. Halbuki bunlar vali tarafından, İstanbul Valisi tarafından atanmış şahıslar. Şimdi yine bizim için önemli maddelere geliyoruz; ruhsat birleştirme taahhütnamesi. Maden bölgesi ilan edilen alanda yer alan ruhsatların sahipleri tarafından her bir ruhsatı için ayrı ayrı noter veya genel müdürlükçe yetkilendirilen personel huzurunda imzalanan belgeyi... Bakın, bu ruhsatların birleştirilmesiyle ilgili bu maden bölgesiyle bütün sanıklar burada müvekkilim suçlanıyor. Halbuki maden mevzuatına göre bu şeye göre bu ruhsatların birleştirilmesi yasal bir zorunluluk. Nasıl yapılacakmış birleştirme? Ya noter huzurunda ya da Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğü'nün yetkilendirdiği personel huzurunda birleştirilecek.

Yağmur Cansu Yeşilyurt Müdafii

Şirket... İşte zannediliyor ki orada Kuzey Cebeci ve Güney Cebeci şirketleri kendiliğinden keyfen, şahıslarca oluşturulmuş bir şirket. Halbuki bu şirket mevzuat gereği yasal olarak oluşturulan bir şirket. Şirket; maden bölgesindeki ruhsatların toplam eşdeğer rezervinin en az yarısına tekabül eden ruhsat sahiplerinin ve ruhsat birleştirmeyi kabul eden tüm ruhsat sahiplerinin ortak olacağı, bu ortaklığın uygun görmeleri halinde üçüncü şahısların veya tüzel kişilerin de ortak olabileceği, maden bölgesi ilan edilen alanlarda yer alan ruhsatların birleştirilmesiyle oluşturulacak yeni ruhsatın adına düzenleneceği tüzel kişiliğe haiz şirketi ifade eder. Bu birleştirme işlemlerini sayın savcımız suç saymışlar gasp saymışlar. Şirketteki ortaklık payları; maden bölgesi alanında yer alan ruhsatların sahiplerinin kendi aralarında anlaşamamaları halinde maden bölgesindeki ruhsatların toplam eşdeğer rezervinde her bir ruhsatın eşdeğer rezervinin paylarını, kendi aralarında anlaşmaları halinde ise ruhsat sahiplerinin belirttiği şirket ortaklık paylarını ifade eder.

Yağmur Cansu Yeşilyurt Müdafii

Yatırım gideri; yine alınan verilen paralar, ruhsatların devriyle ilgili "niçin devrediyor bu insanlar" onun maddelerinden biri. Bir projenin işletmeye geçmesine yönelik 21.09.2017 tarihli 30180 sayılı Resmi Gazete'de yayınlanan maden yönetmeliğinde belirlenen varlık ve hizmetler için harcanan toplam para... Yeni ruhsat; işte Kuzey Cebeci ve Güney Cebeci olarak tarif edilen haritalarda gördüğünüz yeni ruhsatları ifade ediyor. Maden bölgesi ilan edilmesi şartları, 4. madde, a bendi: Ruhsatların birbirine bitişik ve veya yakın olması nedeniyle açık işletmenin şev açısı ve basamaklarının tehlike arz etmesi... Sayın heyet, Cebeci maden sahasında haritalarda görüyorsunuz uydu fotoğraflarında, yazmış zaten resmi raporlarda; 250 metreye kadar dik vahşi madencilik yapılmış. İçine su dolmuş. İşte bu nedenle bu mevzuat zaten bu bölgeye özel düzenlenmiş ve ruhsatlar birleştirilmiş.

Yağmur Cansu Yeşilyurt Müdafii

Şimdi bakın, ruhsatların birleştirilmesiyle ilgili madde, 10. madde, bütün bu suçlamaların ortak maddesi, birleştirme maddesi. 2. fıkrasında diyor ki: Resmi Gazete'de yayınlanan maden bölgesi ilanında ruhsat sahiplerine ruhsat birleştirme taahhütnamesi imzalayarak genel müdürlüğe ibraz etmeleri için verilen süre sonuna kadar ruhsat birleştirme taahhütnamesi imzalayarak genel müdürlüğe ibraz etmeyen ruhsat sahipleri, ruhsatların birleştirilmesini ve şirket ortağı olmayı kabul etmemiş; ruhsatları için belirlenen yatırım giderlerinin ödenmesini müteakip... Bakın, bakanlık, genel müdürlük diyor ki: "Ben burasını maden sahası ilan ettim". Bunun yatırım giderlerini sen ödeyeceksin kardeşim. Niçin insanlar devretmek, birleştirmek zorunda kalıyor? Bu yatırım giderleri ödendikten sonra ruhsatların iptal edilerek maden bölgesi kapsamında düzenlenecek yeni ruhsat sahasına dahil edilmesini kabul etmiş sayılır. Yani diyor ki, "Sen bu parayı yatırmadan ben seni buraya dahil etmem, çıkartır gönderirim ama bu parayı senden alırım." Maden Bölgesi Komisyonunun teşekkülü, 12. madde.

Yağmur Cansu Yeşilyurt Müdafii

'nca maden bölgesi düzenlendi. 12. madde diyor ki, "Maden bölgesi düzenlendiğinin valiliğe bildirilmesini müteakip valilik tarafından bir ay içerisinde Maden Bölgesi Komisyonu kurulur." Yani İstanbul Valisi tarafından bir ay içinde bir komisyon kurulması zorunlu. Maden Bölgesi Komisyonu sekretarya hizmetleri büyükşehirlerde Yatırım İzleme ve Koordinasyon Başkanlığınca, diğer illerde ise İl Özel İdaresince yürütülür. İşte müvekkilim da bu sekretarya hizmetlerinde düzenli artlarda destek vermek için toplantılara katılıyor ve bu suç sayılıyor. Maden Bölgesi Komisyonu başkan ve üyeleri valilik tarafından görevlendirilir. Yani İstanbul Valisi tarafından görevlendirilir. Görevlendirmenin karşılığı, istediği zaman da görevden alır. Şimdi devam ediyoruz altıncı bendine. Maden Bölgesi Komisyonu toplantısının gündemi, yeri, tarihi ve saati başkan tarafından belirlenir ve üyelere önceden bildirilir. Yani valinin atadığı bu komisyondaki komisyon başkanı gündemi, tarihi belirliyor ve herkese dikte ediyor. "Buraya bu saatte geleceksiniz kardeşim" diyor. Örneğini göstereceğim birazdan.

Yağmur Cansu Yeşilyurt Müdafii

13. madde, Maden Bölgesi Komisyonunun görev ve yetkileri. Vali 5 kişilik bir komisyon atadı. Bakalım bunlar şimdi neler yapacak kardeşim? A: madencilik faaliyetlerinin proje ve plana göre yürütülmesini sağlamak. 2018'de kurulan bu Cebeci maden bölgesindeki her türlü faaliyeti planlamak ve buna göre yürütülmesini sağlamak bu komisyonun göreviymiş. Ama ne diyor, ne iddia ediyor bizim savcılarımız? 5 sene kaçak döküm yapıldı. Uyuyor mu buraya? Şimdi B fıkrasına geliyoruz: Madencilik faaliyetlerinin çevre ve insan sağlığına etkilerini kontrol ederek gerekli tedbirlerin alınması için kontrol ve ölçümleri gerçekleştirmek. 5 sene bu komisyon uyumuş gibi gözüküyor. C bendine geliyorum: İşletme güvenliği ile ilgili yapılan uygulamaları kontrol etmek ve önerilerde bulunmak. Hiç kontrol etmemişler 5 sene, öneride de bulunmamışlar gözüküyor.

Yağmur Cansu Yeşilyurt Müdafii

C bendi: Madencilik faaliyetlerinin yerine getirilebilmesi için gerekli altyapının sağlanması için valiliğin veya ilgili belediyenin imkan ve kabiliyetlerini kullanmak, gerektiğinde hizmet alımı yapmak. Bu madde valiliğe ve bu komisyona şu yetkiyi veriyor: "Ey sayın belediye hangisiyse artık, ben senin şu aracını, şu personelini alıyorum, şu görevi yaptırıyorum, şu imkanlarını kullanıyorum" demek. D bendi: Madencilik faaliyetlerinin kontrolleri sonucunda komisyona sunulan raporları inceleyerek karara bağlamak ve bu kararları şirkete yazılı olarak bildirmek. Bunu hiç yapmamışlar gözüküyor 5 sene. E bendi: Gerektiğinde geçici faaliyet durdurma kararlarını almak ve bu kararı bir gün içerisinde genel müdürlüğe bildirmek. Komisyonun görevi. Var mı böyle bir görevden alma bu 5 sene içerisinde? Yok. Ama ne iddiası var sayın savcıların? 5 sene kaçak döküm yapılmış iddiaları var.

Yağmur Cansu Yeşilyurt Müdafii

Bakın önemli bir maddeye geliyoruz. 14. madde; Maden Bölgesi Komisyonunun gelirleri, harcama usulleri ve denetimi. 4. bendine geliyorum. Maden bölgesi komisyonunun harcamaları 31/12/2005 tarihli 26040 üçüncü mükerrer sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Merkezi Yönetim Harcama Belgeleri Yönetmeliği'ne göre yapılır. Valilik bu hesabı ve harcamaları denetler. Şimdi sayın heyet; burada bizim savcılarımız ne iddia ediyorlar? 5 sene, 186 milyon ton kaçak döküm yapılmış. Bundan milyarlarca lira para gelir elde edilmiş, bizim bu komisyon üyeleri de hiçbir şey yapmamışlar. Faaliyetlerin denetlenmesi; 15. madde yönetmelik: Genel Müdürlük ihtiyaç duyması halinde maden bölgeleriyle ilgili tüm faaliyetleri inceler, denetler ve denetim sonucuyla ilgili yapılacak işlem varsa ilgili merciiye bildirir. 5 sene kaçak döküm yapılmış, Genel Müdürlük hiç inceleme yapmamış. 186 milyon ton kaçak döküm yapılmış, Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğü'nün haberi yok ve şikayetçi de yok.

Yağmur Cansu Yeşilyurt Müdafii

2. fıkra; Maden Bölgesi Komisyonunca alınan kararlar, raporlar, bilgi ve belgeler Maden Bölgesi Komisyonu sekretarya hizmetlerini yürüten idare tarafından uygun şekilde arşivlenir, denetimlerde talep halinde ilgililere ibraz edilir. Biz bu iddianameyi yapan, hazırlayan, soruşturmayı yürüten savcılarımızın bu mevzuatı bilmediklerini kabul etmiyoruz. Biliyorlar bu evrakların yerini de biliyorlar; bir tane doğru düzgün bu komisyondan, evrak getirmişler mi? Koordinasyon; 20. madde: Genel Müdürlük gerek görmesi veya ruhsat sahiplerinden birinin talep etmesi halinde maden bölgesindeki ruhsatların birleştirilerek şirketin kurulması aşamalarında taraflar arasında anlaşmayı temin etmek ve ortaklığın oluşturulmasını sağlamak maksadıyla yapılacak toplantıları koordine eder ve toplantılara gözlemci olarak katılır. Şimdi Genel Müdürlük hem bu toplantıları koordine etmiş hem de gözlemci olarak katılmış anlaşmaya varsınlar diye; ama onların gözü önünde benim müvekkilim ve müvekkilimin çalıştığı şirket sahibi bunları gasp etmiş! İddia bu. O Genel Müdürlük yetkilileri bu kadar suç atanmış olup da niye suç duyurusunda bulunmamışlar? İnandırıcılığı var mı bu işin?

Yağmur Cansu Yeşilyurt Müdafii

Şimdi geliyoruz, bakın bu mevzuattan ne anlıyoruz? Bütün Cebeci maden sahasında görevli ve sorumlu kimler öncelikle; Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı ve Bakanlık yetkilileri, Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürü ve müdürlük yetkilileri, İstanbul Valisi ve görevlendirdiği heyet ve diğer kamu görevlileri. Ama sayın savcılar tarafından ne iddia ediliyor? Cebeci maden sahasında yolsuzluk var. Bu yolsuzluktan kim sorumluymuş? Yasal hiçbir yetkisi olmayan özel bir şirkette çalışan harita mühendisi müvekkilim , iş arkadaşları ve sayın savcıların canlarının istediği kim varsa onlar sorumlu. Burada soruyorum: Bu çok değerli, bilgili, iyi niyetli sayın savcılarımız tarafından bu mevzuat bilinmiyor muydu? Herkes kabul ediyor ki biliyorlardı. Peki sayın savcılarımız bu resmi kurum ve kuruluşlardan yeterli araştırma yapmışlar mı? Tabii ki yapmamışlar. Mesela yasal olarak sorumlu olanlardan ifade alma zahmetinde bulunmuşlar mı? Bulunmamışlar. Tüm bilgi ve belgeleri istemişler mi? İstememişler. Ne yapmışlar? Yasal mevzuat ve sorumluları bir tarafa koyup, müvekkilim gariban harita mühendisi 'u çıkar amaçlı suç örgütü üyesi gösterip tutuklamışlar.

Yağmur Cansu Yeşilyurt Müdafii

Şimdi başka bir alana geçelim: Medya yayınları. Sayfayı açabilir miyiz? 50, 60, 65. sayfa. Şimdi bakınız, burada 2 Temmuz 2014 tarihli bir medya haberi görüyoruz. Cebeci maden sahasında yapılandırma sürecinin birçok açıdan olumlu sonuçlar vereceğini haber veriyor. Şöyle diyor: "Ocakların yeniden yapılandırma sürecinde birleştirilmesiyle bölgedeki tesis sayısı azaltılacak. Bu da kullanılacak tesis sayısının azaltılması ve kapasitesi yüksek modern tesisler ile gürültü kirliliği dozunun minimuma indirilmesini sağlayacak." Bakın burada fotoğrafı büyütebilir miyiz? Sayın Atiye Tuğrul'u da görelim. Evet. Şimdi bir alt sayfaya geçelim, 66. sayfa. Prof. Dr. Atiye Tuğrul, maden sektörüne emek ve katkılarında bulunan akademisyen kategorisinde birincilik ödülüne sahip olmuş. Ödülü kim vermiş? Bu habere göre; 2017-2023 yılları arasında Cebeci Maden Bölgesi'nde projenin koordinasyonunu yürütmüş. Ve bu habere göre Profesör Atiye Tuğrul; Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığı 2. 100 Günlük Eylem Planı'nda yer almış, Maden Bölgeleri Yönetmeliği'ne yön veren ve bu yönetmeliğin uygulaması olan Cebeci Maden Bölgesi projesinin koordinatörlüğünü üstleniyor. Ayrıca projenin hayata geçirilmesi için MAPEG, İstanbul Valiliği ve İstanbul Büyükşehir Belediyesi adına proje koordinatörlüğünden sorumludur diyor. Ve maden sektörü ödül töreninde Profesör Doktor Atiye Tuğrul'a ödülü Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakan Yardımcısı Mithat Cansız vermiş. Ne tarihli haber bu? 2023 tarihli, en son. Bizim sayın savcılarımız ne iddia ediyor? 2021'den itibaren kaçak döküm yapılmış. Oh be! Bir de ödül vermişler. Hiçbir denetim yapmıyorlar ama bunlar hakkında soruşturma yok; benim müvekkilim hakkında soruşturma var.

Yağmur Cansu Yeşilyurt Müdafii

Yani yukarıdaki 2 Temmuz 2014 tarihinden başlayan medya haberlerinden, MAPEG ve diğer resmi kurum yazışmalarından neyi anlıyoruz? 1980 yılından beri madencilik faaliyetinde bulunan Cebeci maden sahasında yaşanan fiili ve hukuki problemler; müvekkil 'un sigortalı harita mühendisi olarak çalıştığı davaya konu şirkette işe başlamasından çok önce başlamış. Yani 1987 yılından beri bu sorunlar başlamış. 2014'ten itibaren bu sahada hukuki ve fiili perişanlık nedeniyle tedbir alınmaya başlanmış ve Atiye Tuğrul danışman olarak atanmış. Aynı Atiye Tuğrul —ödül alan Atiye Tuğrul— bir de rapor düzenlemiş; "Burada kaçak döküm var" demiş. E orada zaten senelerdir danışmandın, niye suç duyurusunda bulunmadın? Sürekli rapor veriyorsun.

Yağmur Cansu Yeşilyurt Müdafii

Şimdi aşağıdaki belgelere bakalım. Önce isimleri sıralayayım, bu belgeleri birazdan yansıtacağım. 19.09.2019, 25.09.2019 ve 06.12.2019 tarihli belgeler. Toplantıya katılan şahıslar: Profesör Doktor Şeref Kalaycı: Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakan Yardımcısı. Ali Yerlikaya: İstanbul Valisi. Cevat Genç: MAPEG Genel Müdürü. Akın Koray: İstanbul Vali Yardımcısı ve Yatırım İzleme Koordinasyon Başkanı; aynı zamanda Cebeci Maden Bölgesi Komisyon Başkanı. Mustafa Sever: MAPEG Genel Müdür Yardımcısı. Murat Durceylan: MAPEG Genel Müdür Yardımcısı. Atiye Tuğrul: Cebeci Maden Bölgesi Projesi Koordinatörü ve kurumlar arası koordinatör. Nusret Komşu: TEİAŞ Bölge Müdür Yardımcısı. İBB yetkilileri ve diğer kamu görevlileri.

Yağmur Cansu Yeşilyurt Müdafii

Şimdi, aşağıdaki belgelerde; yukarıdan beri saydığımız bu yetkilileriyle mülki idare amirlerinin, davaya konu Cebeci Maden Bölgesi'ni sürekli kontrol altında tuttukları, yönettikleri, tedbir aldıkları ve denetledikleri bir kez daha anlaşılmaktadır. 68. sayfaya geçebilir miyiz? Bakın, isimleri tek tek saymıyorum. Alınan kararlara baktığımızda… Birinci karar: Atiye Tuğrul koordinatörlüğünde hazırlanacak Cebeci Maden Bölgesi revizyon projesinin acilen yapılması; ilk proje olan ve İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) tarafından hazırlanan 1/2000'lik projenin revizesinin yaptırılması ve revizyon bedelinin İBB tarafından karşılanması. Sahada sürekli mühendisler tarafından kontrol gerekliliği nedeniyle, Profesör Doktor Atiye Tuğrul koordinatörlüğünde müşavirlik bütçesinin İstanbul Valiliği Düzenleme Komisyon Başkanlığı tarafından karşılanması kararlaştırılmış. Bakın, "sürekli mühendis bulunduracağız" diyorlar ve bulunduruyorlar da. İkinci madde: Bu toplantıda alınan kararda; Cebeci Maden Bölgesi içinde kalan enerji üretim hatlarının proje teminine uygun, öncelikli olanlarından başlamak üzere belirli bir alanın deplasesi, yani yerinden taşınması için gerekli olan bütçenin Enerji Bakanlığı tarafından karşılanmasına devam ediliyor.

Yağmur Cansu Yeşilyurt Müdafii

Toplantıda alınan diğer kararlar ise şöyle: Kuzey-Güney Cebeci maden yollarının, öncelikle Cebeci köy yolunun 1 km'lik ana bağlantı yolu ile Güney Cebeci bölgesinin kuzey kısmındaki süt yolunun 4 km'lik kısmının ivedilikle İBB tarafından yapılması; Güney Cebeci sahasındaki kamulaştırma konularının daha sonra değerlendirilmesi; bölgedeki asfalt ve beton tesislerinin deplasesi hususunda etap olması halinde Kuzey Marmara Otoyolu'nun ivedilikle tamamlanması gerektiğinden, acilen Cebeci Maden Bölgesi içerisinde yer gösterilmesi kararlaştırılmış. Aşağıda imzaları görüyorsunuz; ıslak imzalı belge. İmzaları büyütebilir miyiz? Evet, hemen altındaki 69. sayfaya geçiyoruz. Bu da 25 Eylül 2019 tarihli toplantı tutanağı. Yine "alınan karar gereği" diyor: Profesör Doktor Atiye Tuğrul kontrolünde hazırlanacak Cebeci Maden Bölgesi revizyon projesinin acilen yapılması, ilk projeyi hazırlayan İBB tarafından projenin revizyonunun yaptırılması...

Yağmur Cansu Yeşilyurt Müdafii

Devam ediyor 2. maddede: Kuzey Cebeci maden yollarının, öncelikle Cebeci köy yolu 1 km'lik ana bağlantı yoluyla Güney Cebeci bölgesinin kuzey kısmındaki süt yolunun 4 km'lik kısmının kamulaştırma işleminin yapılması ve ivedilikle İBB tarafından düzenlenmesi; projenin genel fizibilite raporunun hazırlanırken aynı zamanda kamulaştırma maliyet hesaplarının hesaplanması deniyor. Bir daha ıslak imzaları gösterelim. Geçiyoruz 70. sayfaya; 6 Aralık 2019 tarihli toplantı tutanağı. Şimdi alınan kararlarda şöyle söylüyor; bu toplantının yeri Cebeci toplantı salonu. Diğer toplantı yerlerini de özetle söyleyeyim: 25 Eylül tarihli olan İstanbul Valiliği Lale Salonu, son toplantı ise Kuzey Cebeci A.Ş. toplantı salonunda, yani bizzat sahada yapılıyor. Alınan kararlar da şöyle: Cebeci Maden Bölgesi'nde 6 adet (Ece Beton, Dünya Beton, Akar Beton, Has Beton, Kervan Beton, Yol Yapı Beton) ruhsatsız beton santrali ve 5 adet asfalt şirketi bulunmakta. İlgili firmalar ile ruhsat sahibi olan Kuzey Cebeci A.Ş. arasında yapılacak görüşmelerin 16 Aralık 2019 tarihine kadar sonlandırılmasına ve işlemlerin MAPEG'e bildirilmesine karar vermişler. Yine Cebeci ruhsat sahası içinde özel tapusu olan firmaların; Cebeci Maden Bölgesi içerisindeki mülkiyet durumunu ve kamulaştırma bedelini belirtilen tarihe kadar belirlemesi kararlaştırılmış. İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin Cebeci Maden Bölgesi revizyon projesinin bütçesini üstlenmesine karar vermişler. Islak imzayı gösterebilir miyiz bu belge için?

Yağmur Cansu Yeşilyurt Müdafii

28.12.2021 tarihli yazı, başlığını görüyorsunuz. MAPEG'in. Tarihini görüyorsunuz ve altta bunun imzalayıcısının Murat Halit Durceylan, MAPEG Genel Müdürü olarak Genel Müdür Yardımcısı. 25/01/2024 tarihli yazıya geldik, 75'inci sayfa... 76'ıncı sayfadayız. İstanbul Valiliği Yatırım İzleme ve Koordinasyon Başkanlığı tarafından 12/12/23 tarihli, 20 nolu toplantıda alınan kararlar bildirilmekte ve gereğinin yapılması istenilmektedir. Bu yazının tarihi 25/01/2024. Yatırım İzleme Koordinasyon Başkanlığı'nın görevi neydi? Kim atamıştı buradaki görevleri? İstanbul Valisi atamıştı, neye göre atamıştı bu 5 kişiyi? Yani iki valilik görevlisi, biri vali yardımcısı olmak üzere başkan. Bir tane diğer kurumlardan, iki kişi de Kuzey Cebeci'yi temsilen bir kişi, Güney Cebeci'yi temsilen bir kişi. Yine bu yazıyı Ahmet Süheyl Üçer, Vali Yardımcısı imzalamış. Bakın müvekkilin bahsettiği toplantı tutanaklarından bir tanesi bu. Toplantı tarihi 12/12/23. Bir alt sayfaya geçelim, isimleri büyütebilirsek. Evet. Toplantıya katılanlar; Ahmet Süheyl Üçer, , . Şimdi bakın şurada ne diyor 2023 tarihli toplantıda: "İstanbul Valisi Sayın Davut Gül'ün teşrifleri ile 12/12/23 tarihinde Cebeci Maden Bölgesi'nde yerinde yapılan incelemeler sonrasında aşağıdaki kararlar alınmıştır."

Yağmur Cansu Yeşilyurt Müdafii

Şimdi Sayın Başkan, değerli heyet; bu bölgede alınan kararlar var da şimdi bizim iddianameyi düzenleyen soruşturmayı yapan savcılarımız tarafından ne deniyor? 186 milyon ton kaçak döküm yapıldı. Hangi tarihten itibaren? 2021'den itibaren. Ya 2023 tarihinde bu komisyon gitmiş, Sayın valimizin teşrifiyle sahayı gezmişler, denetlemişler... Yani burada kaçak dökümü görmemişler. Görmüyorlarmış bu kaçak dökümü. Şeyi görebiliriz, 78'inci sayfada ıslak imzaları görebiliriz. İşte bu defterler, kayıtlar, alınan kararlar Sayın Soruşturma Savcılarımız tarafından, her şeyi bilen savcılarımız tarafından bir türlü getirttirilmemiş. Bunlar getirttirilmiş olsa bu insanlar hiç tutuklanmayacaktı. Yine 24/01/24 tarihli İstanbul Valiliği Yatırım İzleme Koordinasyon Başkanlığı'nın MAPEG yazısında, Cebeci Maden Bölgesi'nde inşaat yıkıntı atıkları ve hafriyat toprağı ile dolgular yapılarak masraflardan sonra elde edilecek kârın valilik payının ayrılmasında sakınca olmadığı konusunda görüş isteniyor. Bakın başlıkta 24/01/2024 tarihli İstanbul Valiliği yazısını görüyorsunuz. Dağıtım yerine ne söylüyor? Kim imzalamış vali adına? Dr. Ahmet Süheyl Üçer imzalamış.

Yağmur Cansu Yeşilyurt Müdafii

Yine İstanbul Valiliği'nin altta bir yazısını görüyoruz, biraz daha aşağı kayalım. Bu yazıda da diyor ki İstanbul Valilik Koordinasyon Başkanlığı, Güney Cebeci Madencilik Şirketi'ne yazısında, 2024 tarihli yazısında: "Ruhsat dahilinde kiraya verilecek, faaliyette bulunacak tesis alanlarının altyapı giderlerinin karşılanmasından sonra elde edilecek gelirin valilikle yapılacak müzakere neticesinde belirlenecek ek bir pay oranında paylaşılmasına genel müdürlükçe herhangi bir sakıncasının bulunmadığı bildirilmiştir." diyor. 80'inci sayfaya gelelim sözleşmeyi göreceğiz. İstanbul Valiliği Yatırım İzleme ve Koordinasyon Başkanlığı, Güney Cebeci Madencilik Anonim Şirketi arasında, 'nın 01/03/2023 tarihli 8 sayılı oluru ile Prof. Dr. Atiye Tuğrul danışmanlığında ve ekibi tarafından hazırlanan proje dikkate alınarak yapılacak dolum kiralama işleri nedeniyle Valilik ile Güney Cebeci A.Ş. arasında sözleşme taslağı gönderilerek sözleşmede bir sakınca olup olmadığının bildirilmesi isteniyor.

Yağmur Cansu Yeşilyurt Müdafii

Kim gönderiyor bunu? Güney Cebeci A.Ş. yazıyor. Şimdi aşağıdaki 81. sayfayı açabiliriz. 02.02.2024 tarihli İstanbul Valiliği yazısında; Yatırım İzleme ve Koordinasyon Başkanlığına, MAPEG tarafından gönderilen sözleşmenin imzalanmasında bir sakınca olmadığı şeklinde cevap verildiği bildiriliyor. Bakın, İstanbul Valiliğinin yazısında, 02.02.2024 tarihli. Kim imzalamış? Ahmet Süheyl Üçer, Vali adına Vali Yardımcısı. Şimdi burada tekrar hatırlatmak istiyorum: Bu sahalarda sürekli hem Valiliğin hem Bakanlığın hem MAPEG'in ve diğer kamu görevlilerinin denetimi var. Aralarında sözleşme yapıyorlar, protokol yapıyorlar, ücret paylaşım sözleşmesi yapıyorlar; fakat kimse bizim sahalarımızda olduğu iddia edilen kaçak dökümü görmüyor. Yine sayfanın altında Yatırım İzleme ve Koordinasyon Başkanlığı'nın 08.02.2024 tarihli yazısında; MAPEG'in uygun görüşü ile Güney Cebeci A.Ş. ile İSTAÇ Altyapı A.Ş. arasında imzalanacak sözleşmenin Valilik tarafından uygun bulunduğu yazılıyor. 08.02.2024 tarihli yazıyı kim imzalamış? Doktor Ahmet Süheyl Üçer, Vali adına Vali Yardımcısı.

Yağmur Cansu Yeşilyurt Müdafii

Şimdi bir başka belgeye geçiyoruz. 17.07.2024 tarihli İstanbul Valiliği Yatırım İzleme ve Koordinasyon Başkanlığı'nın Sultangazi Kaymakamlığı'na yazdığı yazıda; Cebeci Maden Bölgesi'nde ruhsat sahiplerinin faaliyetlerine zaman zaman çeşitli şahıslar tarafından engel olunmaya çalışıldığından, bu şahıslara yönelik önlem alınması ve faaliyetlerin durdurulmasının engellenmesi isteniyor. Bakın orada ne yapılıyordu? Hem maden çıkartma faaliyetleri hem de doldurma faaliyetleri yapılıyordu. Valilik, Sultangazi Kaymakamlığına ne yazıyor? "Git kardeşim, orada bu çalışmalara engel olanlar var, bunları engelle" diyor. Bu yazılardan da anlıyoruz ki bölge; Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğü, İstanbul Valiliği ve bölgedeki tüm kurumlar tarafından sürekli denetlenmektedir. Bunların hiçbirinde ne müvekkilim hakkında ne de müvekkilimin çalıştığı şirket hakkında kaçak döküm vesaire iddiası yoktur.

Yağmur Cansu Yeşilyurt Müdafii

Bakın, hemen altında 17.07.2024 tarihli Sultangazi Kaymakamlığı'nın bir yazısını görüyoruz; 83. sayfada devamını görüyoruz. Kim imzalamış bunu? Ahmet Süheyl Üçer, Vali adına Vali Yardımcısı. Tarihi neydi? 17.07.2024. Şimdi bir başka belgeye geliyoruz. 16.08.2024 tarihli İstanbul Valiliği Yatırım İzleme ve Koordinasyon Başkanlığı tarafından Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı Çevresel Etki Değerlendirmesi Genel Müdürlüğü ve Güney Cebeci A.Ş.'ye yazılan yazılar: Cebeci Maden Bölgesi projesi koordinatörü Profesör Atiye Tuğrul ve ekibi tarafından oluşturulan proje kapsamında; bölgede yapılması planlanan kırma eleme tesisi, hazır beton santrali ve asfalt plenti tesisi için MAPEG tarafından istenilen sağlık koruma bandına uyularak tesislerin kurulmasında Valilikçe bir sakınca bulunmadığının bildirildiğini görüyoruz. Bakın başlık: 16.08.2024 tarihli İstanbul Valiliği yazısı. Kim imzalamış bunu? Doktor Ahmet Süheyl Üçer, Vali adına Vali Yardımcısı. Nereye dağıtım yapılmış? Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı'na, İstanbul Valiliği'ne ve Güney Cebeci maden şirketine. Yani bölgenin devletin bütün kurumları tarafından sürekli denetlendiğini ve orada yatırımlar yapıldığını görüyoruz. Buna rağmen sayın savcılarımızın hiçbir araştırma yapmadan ya da bilerek, kötü niyetle buraya "kaçak döküm yapıldığı" iddiasıyla başta müvekkilim olmak üzere insanların tutuklanmasına sebebiyet vermesi anlaşılır ve kabul edilir değildir.

Yağmur Cansu Yeşilyurt Müdafii

Bakın, bir başka belgeye geçeceğim. 14.02.2025 tarihli İstanbul Valiliği Yatırım İzleme ve Koordinasyon Başkanlığı yazısında; Maden Bölgesi Komisyon Toplantısı'nın 15.02.2025 günü saat 13.30'da makamlarında yapılacağı; toplantıya İBB temsilcisi 'ın, Kuzey Cebeci A.Ş. temsilcisi 'nün, Güney Cebeci A.Ş. temsilcisi Murat Güribrahimoğlu'nun ve Doğal Kaynaklar Şirket Müdürü Sümeyya Gül'ün katılmasını emreden bir yazı. "Gelir misiniz?" demiyor; "Toplantı saati bu kardeşim, buraya geleceksiniz" diyor. Tarih 14.02.2025. 85. sayfada devamı var, görebiliriz. Yazıyı herkes görebilir, okuyabilir. Bakın yazıda Sayın Vali Yardımcımız Ahmet Süheyl Üçer şöyle diyor: "Maden Bölgelerine ve Ruhsatların Taşınmasına İlişkin Yönetmeliğin 12. maddesi 6. fıkrası: 'Maden bölgesi komisyon toplantısının gündemi, yeri, tarih ve saati başkan tarafından belirlenir ve üyelere önceden bildirilir' hükmü ve 7. fıkrası: 'Maden bölgesi komisyonu ayda en az bir defa toplanır. Maden bölgesi komisyon toplantıları tutanak altına alınır ve imza altına alınır' hükmü gereğince; 15.01.2025 Çarşamba günü saat 13.30'da Yatırım İzleme ve Koordinasyon Başkanlığı tarafından düzenlenen toplantıya katılın kardeşim." Ne anlıyoruz buradan? Bu toplantılar ayda bir yapılıyor ve kayıt altına alınıyor. Bakın başka bir şeye dikkatinizi çekeceğim: Şimdi bizim sayın savcılarımızın suçlu gibi gösterdiği ve , devletin kurduğu şirketlerin temsilcisi olarak yasal toplantılara katılıyorlar; ama bunların bir araya gelmesini sayın savcılar suç sayıyor.

Yağmur Cansu Yeşilyurt Müdafii

Yukarıda izin yazılarından bahsetmiştik. Bu izinler çerçevesinde, yani MAPEG'in ve İstanbul Valiliği'nin uygun görüşüyle; İSTAÇ Altyapı Yönetimi A.Ş. ile Güney Cebeci A.Ş. arasında kira gelirleri esaslı bir paylaşım sözleşmesi imzalanmıştır. Bu sözleşmeyi kim imzalamış? Güney Cebeci A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı , Yönetim Kurulu üyesi ve İSTAÇ adına Yönetim Kurulu Başkan Vekili olarak Vali Yardımcısı Sayın Ahmet Süheyl Üçer imzalamış. İmzaları görüyoruz. Evet, devletin resmi toplantılarına ve sözleşmelerine iştirak eden insanlar burada sanık gibi gösteriliyor. Bunlar gerekçe gösterilerek ve yok sayılarak müvekkilim tutuklanıyor; bunu anlamak mümkün değildir. Şimdi başka haberlere geçelim.

Yağmur Cansu Yeşilyurt Müdafii

T24 internet sayfasında yayınlanan bilgi ve belgelere bakılması gerekmektedir. Haber başlığı şöyle: "Kaçak döküm iddianamesinde İBB'nin yaptığı dolgu ve yol çalışmasını AKP'li belediye talep etmiş." 4 Nisan 2022 tarihli, Sultangazi Belediyesi yetkilileri tarafından düzenlenen belge eklerinde şöyle diyor: "İstanbul Büyükşehir Belediyesi hakkında hazırlanan, odağında Cebeci Maden Bölgesi ve Yayla Mahallesi'nde kaçak döküm iddiası olan savcılık iddianamesine ilişkin yeni belgeler ortaya çıktı." Resmi yazışmalar; İBB'ye gösterilen yol ve işlemlerin Sultangazi Belediyesi'nin talebi üzerine kaymakamlık ve valilik tarafından uygun bulunduğunu gösteriyor. Haberde deniliyor ki: "Talep AKP'li Sultangazi Belediyesi'nden, onay kaymakamlık ve valilikten." 89. sayfayı açalım. Evet, yazıları görüyoruz. Sultangazi Kaymakamlığı ne yazıyor? "Sultangazi Belediye Başkanlığı taleplerini..." diyerek bu yazıyı Valiliğe gönderiyor. Yine başka bir belgeye geçiyoruz. Bu belge, maden sahasında Sultangazi Belediyesi tarafından yapılan denetleme belgesidir.

Yağmur Cansu Yeşilyurt Müdafii

90. sayfadayız. Şimdi bakınız, bu yazıda deniliyor ki: "Buraya kaçak döküm ve işlem yapılmış şikayeti oldu" diye Sultangazi Belediyesi'ne yazı yazıyorlar. Sultangazi Belediyesi de bu yazıda —bakın ıslak imzaları da görüyorsunuz— diyor ki: "Bu bölgedeki faaliyetlerin hepsi mevzuata uygun ve proje kapsamında, yani hazırlanan proje kapsamında maden bölgesi hususlarına uygun olarak yapılmıştır. Yasa dışı işlem tespit edilmemiştir." Hangi tarihli? 31 Mart 2022 tarihli. Bizim savcılarımız ne diyor? "2020'den itibaren kaçak dolgu var." Tarafımızdan dilekçe içeriğinde sunulan ve önceden sunulan resmi belgeler ile müvekkil tarafından sunulan dilekçe ekindeki belgeler dikkate alındığında ortaya çıkan sonuç şudur: Müvekkil , bütün ifadelerinde 2014 yılından beri aynı iş yerinde harita mühendisi olarak çalıştığını söylüyor. Ancak sigortalı olarak çalıştığı veya taşeron olarak iş yaptığı başka bir şirkette de harita mühendisi olarak çalışmak zorunda kaldı; bu normaldir. Belki sayın heyetimiz dinleyebilir ama şirketler, başka bir şirketten taşınma sürecinde imza aldıklarında, eğer o projenin hakimiyetine sahip veya sorumlu başka bir kişisi yoksa, onu o şirkete bu çalışma kapsamında alırlar.

Yağmur Cansu Yeşilyurt Müdafii

Yine ne söylüyoruz? Ne görüyoruz? Davaya konu Cebeci maden sahasının yasa ve yönetmeliklerle özel bir statüye tabi tutulduğunu görüyoruz. Yine bu statünün , bakanlığa bağlı MAPEG başta olmak üzere İstanbul Valisi, İstanbul Yatırım İzleme Komisyonu, vali yardımcıları, kaymakamlar ve oluşturulan uzman danışmanlar tarafından toplantılar yapılarak yönetildiğini görüyoruz. Ne anlıyoruz? Müvekkilin, 'nun sadece harita mühendisi olarak bilmesi gereken işleri bildiğini ve bu toplantılara harita mühendisi olarak katıldığını görüyoruz. Hani sayın savcılarımız müvekkilimle ilgili "ilçe bazında baz" söylüyorlar ya; müvekkilim daha önceki ifadelerinde söylemiş, "Ben bu toplantılara katıldım, dolayısıyla bazım orada çıkmıştır" ama bunlar dikkate alınmamış. Sayın heyet, müvekkil hakkında sanık, tanık, gizli tanık aleyhe beyanı yoktur. Müvekkilimin hiçbir banka hesap ve dekontunda vergisel bir imzası yoktur. Böyle bir iddia ve belge sunulmamıştır. Bundan sonraki anlatımlarımızın daha iyi anlaşılması için hangi kurum yöneticilerinin sorumlu olduğunu bir kez daha hatırlatmak istiyorum.

Yağmur Cansu Yeşilyurt Müdafii

Şimdi müvekkil hakkında "çıkar amaçlı suç örgütü üyesi olmak" kapsamında tutuklama kararı verilmiştir de herkes rahatlıkla anlıyor ki bu suçun maddi ve manevi unsurları oluşmamıştır. Yukarıda yer verilen, dosya içeriğinde yer verilen mevzuat hükümlerinden, resmi yazışmalardan da anlıyoruz ki davaya konu Cebeci maden sahasında tek yetkili ve sorumlu Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti'dir. Sayın hükümetimizde görevlendirilen 'dır, MAPEG'dir, İstanbul Valiliği'dir, İstanbul Valisi'dir. Bu kurum ve sorumluların görevlilerin, emri, yetkisi veya denetimi olmadan Cebeci sahasında neredeyse nefes almak bile mümkün değildir. Ayrıca yetkili ve görevli sorumlu bu kurumların müvekkil veya diğer şirketler ya da şahıslar hakkında suç duyurusu var mı? Bakın bu kadar denetim yapılmış, 24-25 tane yazıları gördük, resmi yazıları gördük. Hiç bu alınan kararlarda, toplantılarda müvekkilim hakkında bir suç duyurusu var mı? Yok. Çalıştığı şirket hakkında suç duyurusu var mı? Yok. Ama hiçbir yetkisi, sorumluluğu olmayan, olmayacağı da açık, harita mühendisi olarak çalışan , görevi gasp edilerek, adli görev ve yetki kötüye kullanılarak 7 aydır tutukludur.

Yağmur Cansu Yeşilyurt Müdafii

"Çıkar amaçlı suç" olarak nitelendirilen eylem ve faaliyetlerin ne olduğu, bilgi ve belgeleri ortaya konulmamıştır. Müvekkil 2014 yılından beri, 22.05.2025 tarihinde çalıştığı şirkete kayyum atanıncaya kadar sigortalı çalışmıştır. Genel müdür unvanı verilmişse de yaptığı hizmet sadece harita mühendisliği olarak sınırlı kalmıştır. Her ne kadar savcılık makamı tarafından 'nun, müvekkilin çalıştığı şirketin ve Cebeci maden faaliyetlerinin "çıkar amaçlı suç örgütü faaliyeti" gibi takdim edilmişse de ve müvekkilim tutuklanmışsa da; nasıl olup da devletin kurduğu, yönettiği, ihale verdiği, yönetmelikle kurduğu, orada özellikle Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı ve bakanlık çalışanlarının, Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğü çalışanlarının, yönetici olarak yönetmekle görevlendirilen İstanbul Valisi ve vali yardımcılarının, kaymakamlar ve diğer kamu görevlilerinin, danışman Atiye Tuğrul ve diğer öğretim üyelerinin ve bu arada maden sahası ve %16 gibi yasal olarak pay verilen ancak yönetimde hiçbir yetkisi ve etkisi olmayan İBB yönetici ve çalışanlarının nasıl bir çıkar amaçlı suç örgütü oluşturdukları, hangi yasa dışı faaliyette bulundukları sayılmıyor.

Yağmur Cansu Yeşilyurt Müdafii

2014'te hazırlık çalışmalarına başlanan, 2018'de yasal çerçevesi belirlenen Kuzey ve Güney Cebeci maden sahalarının hangi eylem ve faaliyetlerle "çıkar amaçlı suç örgütü" sayıldığı hiçbir şekilde ortaya konulmamıştır. 2014 yılında AKP iktidarı döneminde başlatılmıştır bu çalışmalar. Adalet ve Kalkınma Partisi iktidarı ve Bakanlık nezaretinde yürütülen 2019 yılına kadar neredeyse bütün sözleşmeler yapılmıştır, rahmetli Kadir Topbaş zamanında belediyece olarak. Yine burada 2019 yılından sonra da Adalet ve Kalkınma Partisi'nin üyesi İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı ve yöneticileri marifetiyle ve üst görevlilerle sözleşmelerin zaten yapıldığı, bu sözleşmeler toplamda 2019 tarihi, bir kısmı sonradan yapılmıştır. 2019 yılından sonra CHP mensubu İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı, Bakanlık ve İstanbul Valisi tarafından yönetilen bu yasal yapıda Cebeci maden sahasında %16 gibi göstermelik bir pay verilen İBB'nin İSFALT'ın nasıl bir çıkar amaçlı suç örgütü oldukları, hangi faaliyette bulundukları sayılmamıştır. Kaçak dökümde bulunmak dışında müvekkile isnat edilen suçlarla ilgili soru sorulmamıştır. Soruşturmayı yürüten adli yetkililerin, yürütülen yargı faaliyetleri, müvekkile sorulan soruların bütününde Cebeci maden sahasının ve bu arada madencilik faaliyetlerinin nasıl yapıldığı konusunda en safiyane yaklaşımlar, oldukça noksan bilgiye sahip oldukları ya da baştan sona adli görevi, yetkiyi kötüye kullanmak kastıyla hareket ettikleri anlaşılmaktadır.

Yağmur Cansu Yeşilyurt Müdafii

Kamu tüzel kişisi olarak Cebeci maden sahasında bütün yetki, yönetim ve sorumluluk ve denetimi Adalet ve Kalkınma Partisi hükümetinin 'nın, Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğü'nün, İstanbul Valisi ve onun yönetimindeki kamu görevlilerinin sorumluluğunda varken; harita mühendisi olarak çalışan müvekkilin ve bu insanların nasıl bir çıkar amaçlı suç örgütü oluşturdukları da ortaya konulmamıştır. Bilindiği üzere anayasa ve yasalarımıza göre bütün maden sahaları kamunun malıdır. Özel veya kurumsal maden ruhsatları Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı ve Bakanlık görevlilerinin üst gözetim ve denetiminde olmak üzere Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğü tarafından verilir ya da ruhsatları iptal edilir.

Yağmur Cansu Yeşilyurt Müdafii

Ruhsat verilen maden sahalarının faaliyete başlaması, alt ve üst yapı tesislerinin kurulması, yol su yataklarının açılması, ıslah edilmesi, kazılması, maden çıkarılması, işlenmesi ve sahadan alınıp tesise getirilmesi, tesiste işlenmesi, işlenen cevherin satışa sunulması tamamıyla kamu idaresinin, kamu otoritesinin, yukarıda işaret ettiğimiz valiliklerin, il merkezlerinin, resmi kurumların gözetim ve denetimindedir. Yapılan veya yapılacak her maden çıkarma ve kazı yapılması işleri, tünel açılması ve bunların tekniğe uygun yapılıp yapılmaması, cevher çıkartılan sahanın rehabilite edilip güvenlik önlemlerinin alınması, rezerv çıkarılmasından sonra sahanın doldurulup üstünün toprakla kaplanıp ağaçlandırılması, ağaçlandırma yapılırken hangi ağaçların seçileceği ve nasıl ağaçlandırılacağı yukarıda sayılan kurumların yanında Tarım ve Orman Bakanlığı ve onların alt kuruluşları, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ile onların alt kuruluşlarının haberi olmadan mümkün değildir ve bunlar tarafından demin yetkililer daha önce söylediler, bazı ekipler oluşturulmuştur; mesela Sultangazi Belediyesi yazıyor "3 ekip oluşturduk denetliyoruz" diye ile beraber. Her gün 3 ekip geziyor sahada. Diğer resmi kurumların işlemleri hariç.

Yağmur Cansu Yeşilyurt Müdafii

Yani yapılan bütün bu işlemler sırasında sadece harita mühendisi olarak sahada verilen görevler sırasında ölçmek ve görev verildiğinde Bakanlık nezdindeki kurumlarla raporlaştırmak dışında yetkisi olmayan müvekkilin suçlu gösterilip tutuklanması anlaşılır ve kabul edilebilir değildir. Bakın tekrar söylüyorum: Bir maden sahasında maden çıkartılıp işleme sahasına, gene maden sahasında olan çoğunluk işleme sahasına getirilmesi izne ve ruhsata bağlı. Yani oraya ona uygun maden sevk fişi almadan işleme sahasına taşıyamazsınız. İşlediniz, satılacak hale getirdiniz, oradan çıkartıp herhangi bir yere gönderemezsiniz. Bunları jandarma denetler jandarma bölgesinde, polis denetler polis bölgesindeki durumları, zabıta denetler. Ve maden sevk fişlerini sadece Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğü verir ve her sevk fişini kayda alır, hesabı kitabı tutar. Yani bütün bu yasal denetlemeler arasında nasıl bir çıkar örgütü, suç örgütü oluşturulmuş, bunlar ortaya konulmamıştır; incelenmemiştir. Bu yönde müvekkile soru sorulmamıştır. Esasında müvekkilim maden sahasında faaliyetlerin nasıl yürütüldüğünü anlatmıştır; ama sayın savcılar tarafından hiçbir belge getirtilmemiştir.

Yağmur Cansu Yeşilyurt Müdafii

Bütün bu kurumların denetimlerini yazılarını bir tarafa koyduk. Kaçak döküm yapıldığını hayal ediyorum. Sadece özel bir kurumda harita mühendisi olan müvekkil nasıl önleyecekti bunları? Nasıl engel olacaktı? Bu da ortaya konmamış. Ama ne görüyoruz? Şirkete kayyum atandıktan sonra da dün öğreninceye kadar yine sahaya toprak döküm faaliyetleri devam ediyor. Şimdi savcılık makamı veya diğer adli merciler tarafından kayyum heyeti ve denetçiler hakkında yine yukarıdan beri saydığımız görevler hakkında ne gibi bir işlem yapıldığını görmek istiyorum. Madem benim müvekkilim ve burada sanık gösterilen şahıslar suçludur, bütün bu denetimleri yapmak zorunda olan adamlar bu suça iştirak etmiştir ya da sebebiyet vermiştir. Bakın ceza kanununun, ceza hukukunun temel ilkesi birisinin suçunun ispat edilinceye kadar masumiyet karinesinden yararlanmasıdır. Suçu ispat edilinceye kadar, hüküm kesinleşinceye kadar suçsuz sayılmasıdır. Ve suçun şahsi olmasıdır. Velev ki hayal edelim, müvekkilin işvereni herhangi bir suç işlemiş olsun. Sigortalı çalışan müvekkilin bu suçlara ne şekilde iştirak ettiği ortaya konulmadan kendisinin keyfi olarak birden fazla gözaltına alınması, gözaltında tutulması, arama yapılması, tutuklanması en az tabiriyle adli görevi kötüye kullanarak hürriyetini tahdit suçunu oluşturmaktadır.

Yağmur Cansu Yeşilyurt Müdafii

Müvekkile isnat edilen yedi suçu özetlere geçtiğimizde açıklamaları... Neydi birinci suç? Yukarıdan beri söylüyoruz. Çıkar amaçlı suç örgütü kurmak, eski tabirle çete oluşturmak. Çıkar amaçlı suç örgütü oluşturmanın unsurları bellidir. Ama madem yeri geldi biraz unsurlardan biz de bahsedelim. Gayri muayyen suçları işlemek için bir araya gelinmesi gerekir. Esnek veya sıkı emir komuta ilişkisi içerisinde ve gayri muayyen suçların işlenmiş olması gerekir. Müvekkil sigortalı çalışandır. İşvereniyle sadece işveren-işçi ilişkisi vardır. Bunun dışında herhangi bir eylemi söz konusu değildir. Harita mühendisi olarak çalışan müvekkilin resmi kurumlarla yapılan toplantılara katılması, onların talimatları doğrultusunda haritalar hazırlaması, dilekçemizin içine de ekine koyduğumuz Yargıtay içtihatları, Anayasa Mahkemesi kararları göz önünde tutulduğunda basit bir birleşme, iş ilişkisinden çıkar amaçlı suç örgütü suçu çıkartmak şapkadan tavşan çıkartmakla eşdeğerdir.

Yağmur Cansu Yeşilyurt Müdafii

Müvekkilin hakkındaki örgüt üyeliği isnadı kanuni unsurları bakımından oluşmamıştır. Örgüt üyeliği için aranan hiyerarşik yapıya dahil olma, süreklilik, çeşitlilik, yoğunluk unsurları somut olarak ortaya konulmamıştır. Müvekkil iddianamede belirtilen şahıslarla örgütsel bağ kuracak nitelikte bir ilişki içinde olduğuna dair hiçbir somut delil bulunmamaktadır. Müvekkil neredeyse kendi iş arkadaşlarından başka hiç kimseyi tanımıyor, onlar da müvekkilimi tanımıyor. Nasıl oluyor bu çıkar amaçlı suç örgütü? Müvekkilin yalnızca teknik personel olduğunu tekrar vurguluyoruz. Müvekkilim çıkar amaçlı suç örgütünden herhangi bir menfaat elde etmemiştir. Banka hesaplarında bir değişiklik yoktur. Halen kendisi işsizlik maaşıyla geçinmeye çalışmaktadır. Müvekkilim hakkında herhangi bir menfaat belgesi ortaya konulmamıştır. Müvekkilin örgütsel faaliyette bulunduğuna dair şahit, tanık, sanık beyanı yoktur. İletişim tespit tutanağı da yoktur. Sonuç olarak müvekkille ilgili örgütsel faaliyet olgusu söz konusu olacak hiçbir bağ ve eylem ortaya konmamıştır. Dolayısıyla olmayan bir suçtan yedi aydır tutuklu kalması, hürriyetinden mahrum edilmesi haksızlıktır, hukuksuzluktur.

Yağmur Cansu Yeşilyurt Müdafii

Şimdi ikinci suç TCK'nın 158/1-D maddesinde kamu kurum ve kuruluşların zararına dolandırıcılık. Dolandırıcılık suçunun anlaşılabilmesi için temel suç olan 157. maddesindeki basit dolandırıcılık suçuna değinmemiz gerekiyor. 157/1 maddesi şöyledir: "Hileli davranışlarla bir kimseyi aldatıp onun veya başkasının zararına, kendisinin veya başkasının yararına yarar sağlayan bir kişi cezalandırılır" diyor. Demek ki unsurlar şunlar: Hileli davranış, bir kimseyi aldatma, onun zararına veya başkasının zararına çıkar sağlama. Yapılan istinatlar soyut ve genelleştirilmiş şekildedir. Müvekkil 'un hangi kişi ve kuruma, hangi hileli davranışları yaptığı söylenme zahmetine bile katlanılmamıştır. Ne gibi bir hile unsuru var? Ne gibi bir delil var? Yok. Müvekkil kimi aldattı? Müvekkilden şikâyetçi olan bir tane şahıs veya kurum var mı? Bahsedilen kurumlardan herhangi biri müvekkilden şikâyetçi olmuş mu? Yok. Müvekkilin hangi eylemiyle kamu kurumlarının zararına sebebiyet verdiği de ortaya konmamıştır. Eğer bir kamu kurumu zararı varsa müvekkilim hakkında bir şikâyet olması lazım; "Benim şu kadar zararım var" demesi lazım. Bunlar da yok. Bir an için müvekkilin bir başkasının suçuna iştirak ettiğini varsayalım; iştirak ettiği şahısların da herhangi bir fiili eylemi ortaya konulmamıştır. Olmayan suç ve delillere karşı savunma yapıp suçsuzluğumuzu ispat etmemiz beklenmektedir. Yukarıdan beri izah ettiğim Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'ni, Anayasa'da yer alan temel hukuk kurallarını, adil yargılanma kurallarını ve CMK'nın diğer hükümlerini hatırlatıyorum. Bu, en basit tabiriyle adil yargılanma hakkının ihlalidir.

Yağmur Cansu Yeşilyurt Müdafii

Şimdi müvekkilim hakkındaki üçüncü suç; TCK'nın 181. maddesinde düzenlenen "çevrenin kasten kirletilmesi" suçudur. Bu suçlamanın da hiçbir dayanağı yoktur. Müvekkil hangi çevreyi, ne zaman, ne şekilde kirletti? Bu suçu işlemeye yetkisi, görevi veya bir iştiraki var mı? Bunlar ortaya konmamıştır. Hangi bireysel eylemiyle nereye çevreyi kirletti? Zararın ne olduğu ve etkilerinin ne olduğu da belirtilmemiştir. Yani laf olsun diye yazılmış; müvekkilin çevreyi kirletmeye yönelik hiçbir eylemi bulunmamaktadır. Müvekkilin görevi teknik olarak harita mühendisliğidir. Döküm, atık yönetimi ve çevresel etki ile ilgili bir sorumluluğu veya görevi yoktur. Ayrıca sahadaki faaliyetlerin tamamı kamu kurumlarının bilgisi ve denetimi altındadır. Müvekkilin bunlara talimat verme veya faaliyetleri durdurma yetkisi de bulunmamaktadır. Davaya konu maden sahası bölgesinde, yukarıda saydığımız kurum ve kuruluşların denetimi, gözetimi ve kararları söz konusuyken; hiçbir yetkisi, görevi ve sorumluluğu olmayan müvekkilin çevreyi kirlettiği iddiasında bulunmak gerçekten hayatın olağan akışına aykırıdır ve tamamen hayali suçlamalardır.

Yağmur Cansu Yeşilyurt Müdafii

Diğer suçlama: "Suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklama" (TCK m. 282). Müvekkilin banka hesabı belli, aldığı maaş belli. Hatırlatıyorum; kara para sahibi olmak suç değildir, kara para gelirine sahip olmak da suç değildir; asıl suç aklamadır. Müvekkil hangi eylemde bulunmuş da birinin kara parasını aklamış? Hangi belgeyle bu kanıtlanmış? Kime ait mal varlığını ne şekilde aktarmış? Ne zaman yapmış bunu? Böyle akla, hayale ve mantığa sığmayan bir şey olabilir mi? Bunu anlamak mümkün değil. Farz edelim ki müvekkilin işvereni böyle bir suç işlemiş; müvekkil hangi parasal işlemi yapmış da bu kara parayı aklamış? Bunların hiçbiri yok. Müvekkilin hiçbir parasal transferine veya banka hareketine değinilmemiş; bunlar ortaya konulmamış ama varsayıma dayalı hayali bir suçlama ile karşı karşıya kalınmıştır. 5. suçlama; Maden Kanunu'na muhalefet. Müvekkil ne bir maden sattı, ne çalışanı vardı ne de iş yapacak kamyonu veya aracı vardı. Tek başına hiçbir maddi menfaat sağlamamışken, hangi eylem ve davranışıyla bu kanuna karşı geldi? Maden Kanunu'nu nasıl ihlal ettiği ortaya konmamıştır. Yine bu konuda vurgulamak gerekir ki; Türkiye Cumhuriyeti hükümetinin, 'nın, Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğü'nün, İstanbul Valiliği'nin ya da diğer yetkili kurumların müvekkil hakkında hiçbir şikâyeti yoktur. Hiç bir delil ortaya koyulmamış. Şimdi biz neyi savunacağız burada? Ne yapacağız da müvekkilimin suçsuzluğunu ortaya koyacağız?

Yağmur Cansu Yeşilyurt Müdafii

Orman Kanunu'na muhalefet… Şimdi aynı şeyleri söylemek zorunda kalıyorum. Müvekkilimin hangi ormanın neresine zarar verdiği, ne şekilde zarar verdiği, bu zararın miktarının ne olduğu, buna etkisi, yetkisi, sorumluluğu var mı, bunlar da ortaya koyulmamıştır. Yine bütün yukarıda saydığımız kurumların yanında 'nün, Orman Bölge Müdürlüğü'nün müvekkil hakkında bir suçlaması var mı, şikayeti var mı? Benim 100 liralık ormanımı yaktı dediği bir şey var mı, yıktı dediği bir şey var mı, zarar verdiği bir şey var mı? Dosyada bir şey var mı? Yok. Bunun delilleri yok ama Orman Kanunu'na muhalefetten müvekkilim hakkında suçlama yapılması doğru, anlamlı ve mantıklı değildir; iyi niyetli de değildir. Son suçlama: Vergi Usul Kanununa muhalefet, sahte belge düzenleme. Şimdi böyle bir suçlama yapılabilmesi için ortaya somut bir belge konulması, o belgedeki müvekkilin imzasının incelenmesi ya da sorulması gerekir. Bir kere müvekkilim sigortalı çalışandır; vergi yükümlülüğü sorumluluğu yoktur, tutması gereken ticari defter ve belge yoktur. Yani sigortalı çalışandan Vergi Usul Kanununa muhalefet çıkartmak bayagı bir iştir. Şimdi bakınız, müvekkilim hakkında bir vergi müfettişi raporu olması gerekir. Belgelerin ortaya konulması gerekir ve bu belgelere bağlı olarak da müvekkilin suçlanması gerekir. Bunların hiçbirisi yoktur. Müvekkilin zaten ne fatura düzenleme yetkisi var ne düzenlediği bir fatura ne de bir bankasal parasal hareketi; hiçbirisi ortaya konulmamıştır. Yine olmayan bir suçtan suçsuzluğumuzu ispat etmemiz beklenmektedir. Bunu iyi niyetle bağdaştırmıyorum.

Yağmur Cansu Yeşilyurt Müdafii

Sonuç olarak Sayın Heyet, sevgili arkadaşlar, tekrarlamak gerekmektedir: Müvekkil sanık hakkında düzenlenen, isminin geçtiği herhangi bir bilirkişi MASAK raporu olmaması; örgüt eylemine ilişkin suç istinadının her türlü şüpheden uzak somut delil ve verilerle desteklenmemesi; müvekkilin suçsuz olduğu yönündeki samimi savunmaları dışında aleyhinde en ufak bir delilin olmaması; 12.02.2026 tarihli sağlık durumu sebebiyle tahliye talep dilekçemizde de belirttiğimiz gibi müvekkilin sağlık durumunun dikkate alınması; müvekkilin sabit ikametgah sahibi olması, çağrıldığı her zaman gelmesi, kaçacağı yönünde hiçbir delil istinadı olmaması; delillerin zaten toplanmış ve resmi kurumlarda, kuruluşlarda olduğundan müvekkilin suçsuzluğunu ortaya koyacak delillerin ortaya konulmuş olması; resmi kurumlardan gelecek bilgi ve belgeleri de değiştirme, etkileme etkisinin olmaması ve tutuklulukta geçirdiği 7 ayı aşan süre de göz önüne alınarak müvekkilin mağduriyeti dikkate alınarak müvekkilin bihakkın o olmadığı takdirde teminatlar alınarak salıverilmesini, adli kontrol hükümlerinin uygulanmasını talep ediyoruz.

Yağmur Cansu Yeşilyurt Müdafii

Yine mahkemenin tahliye taleplerimizi kabul etmediği takdirde itiraz dilekçesi olarak dilekçemizin kabul edilerek itirazı incelemeye yetkili görevli Ağır Ceza Mahkemesi'ne gönderilmesini talep ediyoruz. Dilekçemizde belirttiğimiz, daha önce de talep ettiğimiz; iddia makamının asılsız suçlamalarına delil teşkil etmesi için 2014'ten bu yana Cebeci maden bölgesinde yapılan tüm iş ve işlemler, maden sahasında yapılan ölçümler, denetim raporları, verilen izinler, düzenlenen haritalar, yapılan toplantılar, ellerindeki tüm toplantı kayıtları, suç duyuruları, diğer kurumların görüşleri ve yazışmalarını 'ndan, Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğü'nden, İstanbul Valiliği'nden, İstanbul Yatırım İzleme Kurulu'ndan, Sultangazi Kaymakamlığı'ndan, Sultangazi Belediye Başkanlığı'ndan delillerin toplanmasına karar verilmesini ve getirtilmesini talep ediyoruz.

Yağmur Cansu Yeşilyurt Müdafii

Yine kamu tanıkları olarak belge düzenleyen Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar'ın, Bakan Yardımcıları Abdullah Tancan'ın, Ahmet Berat Çonkar'ın, Nevzat Şatıroğlu'nun, Dr. Zafer Demircan'ın, yetkili ve görevli diğer sorumlu bakanlık görevlilerinin adına dinlenmeleri için talimat yazılmasını talep ediyoruz ya da mahkeme huzuruna davet edilmesini talep ediyoruz. İstanbul Valisi Davut Gül'ün, İstanbul Vali Yardımcısı Ahmet Süheyl Üçer'in, Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürü Arslan Narin'in, Maden ve Petrol İşleri Daire Başkanı Serkan Gökpınar'ın, Sultangazi Kaymakamı Mahmut Kaşıkçı'nın, Sultangazi Belediye Başkanı Abdurrahman Dursun'un, Sultangazi Belediye Başkan Yardımcısı Mustafa Birinci'nin, İstanbul Üniversitesi Öğretim Görevlisi Profesör Atiye Tuğrul'un tanık olarak davet edilmesini; yine toplantıya iştirak eden diğer tüzel kişilerin temsilcilerinin tanık olarak dinlenmesini vekaleten talep ediyorum. Saygılar sunarım.

Yağmur Cansu Yeşilyurt Müdafii

Bu analiz yapay zeka değerlendirmesine dayanmaktadır. Hatalar veya yanlış bilgiler içerebilir.