Savunma

Yusuf Utku Şahin Müdafii Av. Muhammed Afşin Gayretli Savunması

Müdafi savunması·Yusuf Utku Şahin·8 Nisan 2026 · Kaynak

Sayın Başkan, kıymetli heyet; müvekkil savunmasını yaptı ve samimiyetle her şeyi anlattı; vücut dilini bizzat gözlemlediniz. Müvekkil ne anlattı? Önce özgeçmişinden bahsetti. Gerçekten Türkiye'de alanının en iyisi olan bir kişi olduğunu ifade etti. Sonra cezaevi şartlarından ve "Ben niye buradayım?" diye bunu sorguladığından bahsetti. Eylemle ilgili neredeyse ikinci bir cümle sarf etmedi; çünkü isnat edilen 135 ve 136. maddeler kapsamında müvekkilce gerçekleştirilen bir eylem yok. Olmayan bir eylemle ilgili de hiçbir şey anlatmadı. İş yerindeki WhatsApp grubu ve arkadaşlarıyla olan yazışmalarını yaklaşık 30 dakika anlattı. Yani o kadar çaresiz bir durumda ki bunları dahi anlatmak zorunda hissetti. Şimdi, ben kendisini bu dosya çerçevesinde tanıdım ama evveliyatından aile dostu olmadığıma pişman oldum; keşke daha önce tanısaydım. Tanıdığım kadarıyla ve oradaki vücut duruşundan, içinde ne kadar fırtınalar koptuğunu buradan hissettim ve gördüm. Çok şey ifade etmek istedi ama aldığı eğitim ve görgü gereği kelimeleri özenle seçmeye çalıştı. Nezaket kuralları dahilinde ve olabildiğince sakin bir şekilde derdini ifade etmeye çalıştı; bunu da bizce başardı. Kayyumlar kendisine, kendisi de bize yardımcı oldu. Bunlar çok teknik konular; ekstra mesai harcamasına rağmen herhangi bir menfaat beklemeksizin, daha fazla mesai yaparak elinden geleni yaptı. Biliyorsunuz Sayın Başkanım, kayyum devlettir. Sırf kayyumlar zan altında kalmasın diye sorgu aşamasında bizzat kendi istifa etti. Sorgu aşamasında biz beklerken orada, "Şu çocukların ekonomik durumu kötü, bunlara aman şirket ihmal etmesin" dedi. Böyle biridir Yusuf Utku. Kusura bakmayın, bizde "çocuk" kelimesi sadece gerçek manasında kullanılmaz. Ben de Yusuf Utku gibi nezaketle devam etmek istediğimden, biraz notlarıma bağlı kalarak konuşmak istiyorum. Bizden önce meslektaşlarımız Google Tag Manager konusunu çok teferruatlı anlattılar. Meselenin hukuki tartışması da uzun uzun yapıldı. Meslektaşlarımız anlatırken notlarımın hepsinin üstünü tek tek sildim; aynı konuyu anlatıp hem tekrara düşmeyelim hem de bir faydası olsun diye. Bunlar anlatıldı ve kayda girdi; biz sadece birer cümleyle o konulara değineceğiz.

Yusuf Utku Şahin Müdafii

Müvekkil; 13. eylemde hem İBB Hanem hem de İstanbul Senin uygulaması üzerinden TCK 135, 136 ve 220. maddeleri kapsamında cezalandırılmak istemiyle burada yargılanıyor. Tabii burada en önemlisi şu: En başından beri söylüyoruz, bizim müvekkilimiz İBB çalışanı değildir. Medyaya "İBB çalışanı" diye haberler düşüyor, yapay zekaya sordum o bile "İBB çalışanı" dedi; ancak İBB ile hiçbir ilgi ve alakası yoktur. Bizim müvekkilimiz Reklam İstanbul isimli şirketin çalışanıdır ve orada 2 dönem çalışmıştır. Kendisi de ifade etti; ilk dönemi 7 ay kadar sürmüş ki 6. ayda iş yerinden ayrılmak istediğini ve ihbar süresini beklediğini söyledi. Henüz İstanbul Senin uygulaması kullanıma açılmadan önce istifa ediyor ve 3 gün sonra başka bir şirkette hemen çalışmaya başlıyor. Orada meslektaşımız ekonomik gelirini sordu ama ifade etmek istemedi. Size verdiğimiz SGK dökümlerinde maaşları yazıyor; dikkatinizi çekmiştir, maaşlarında olağanüstü bir artış yok, orantılı bir artış olmuştur. Müvekkil ilk döneminde çalışırken, az önce de söylediğim gibi İstanbul Senin uygulaması henüz kullanıma açılmamış bir uygulamadır. Müvekkil görevi gereği reklamcıdır; hayatı boyunca hiçbir zaman bilgisayar mühendisliği alanında çalışmamıştır. Ulaş'ta olduğu gibi verilere ulaşma yetkisi yoktur; ne Kültür A.Ş. çalışanıdır ne de İBB çalışanıdır. Ve biraz önce bahsettiğimiz gibi, burada asıl ikinci dönemi gündeme geliyor. Bu çalışma dönemi 16.07.2024 tarihinde başlıyor ve 30.12.2025 tarihine kadar devam ediyor. Suç tarihi 2022 ile 2025 yılları arasını kapsıyor. İlk dönem zaten suç tarihlerine denk gelmiyor; ikinci dönemde ise sadece 5 ay kadar bir sürelik kesişme var. Kendisinin de ifade ettiği gibi, 8-9 ay sonra şirket kayyumlar tarafından yönetilmeye başlanıyor. Sayın Başkan, ben ilk kolluk ifadesinde bulunmadım; sürece Sulh Ceza Hakimliği aşamasında dahil oldum. Kendi içimizde bir araştırma yapıyoruz ancak sürekli kulağıma bir şeyler geliyor: "Genel müdür, şirketin müdürü" gibi ifadeler kullanılıyor. Müvekkilim genel müdür değildir. Kayyumlara yardımcı olduğu dönemdeki normal SGK kayıtları ve dökümleri önünüzdedir. Maaş artışı olmayan, imza yetkisi bulunmayan ve böyle bir görev tanımı olmayan müvekkilim; sadece kayyumlara daha iyi yardımcı olabilmek adına şirket içerisindeki idari noktalarda çalışanları yönlendiren bir çalışandır. Tekrar ediyorum, genel müdür falan değildir; sanırım müvekkil hakkındaki düzeltilmesi gereken en önemli husus budur.

Yusuf Utku Şahin Müdafii

İddianamede İBB Hanem ile ilgili değerlendirmeler yapılıyor ancak müvekkil yönünden hiçbir ifade yok, ismi bile geçmiyor. Kendisi zaten "Benim hiçbir alakam yok" diyerek durumu bir cümleyle özetledi. Gerçekten de alakası yoktur; sevk maddesinde neden istenmiş, biz bunu anlamadık. "İstanbul Senin" uygulamasıyla ilgili değerlendirmeler var; bu delillere çok kısa değineceğiz. Meslektaşlarımız detaylara girdiği için biz teknik kısımlara girmeyecek, sadece birer cümleyle ifade edeceğiz. Bu arada çok uzun bir savunma yapmayacağımı da belirtmek isterim. Bahsettiğim gibi, bu uygulama 18.11.2021 tarihinde aplikasyon olarak kullanıma açılıyor. Dosyada USOM'dan alınan bir rapor var. Hem sanıklar hem de müdafileri bu rapora köklü bir şekilde itiraz etti ancak USOM raporu bizi bağlamıyor; çünkü raporun hiçbir yerinde adımız dahi geçmiyor. USOM raporu, müvekkil yönünden herhangi bir tespit yapmadığı gibi verilere ulaşabilen kişileri tablolar halinde sunmuştur. Raporun ne kadar sağlıklı olduğu tartışılır ancak biz o tabloda bile yokuz. Yani USOM raporunun tespiti şudur: " verilere ulaşamaz." Yine aynı raporda, Google Analytics kodlarıyla bu uygulamanın herhangi bir ilgisi olmadığı ifade ediliyor. Dolayısıyla USOM raporu lehimize olan bir delildir. Tutukluluğun devamına gerekçe gösterilen MASAK raporunda da müvekkil yönünden hiçbir tespit söz konusu değildir. Dosyadaki özel raporların hiçbirinde ile ilgili bir bulgu yoktur. Müvekkil; 2 iş bilgisayarı ve 1 şahsi bilgisayarını bizzat şifrelerini not ederek vermiştir. Bu cihazlarda yapılan incelemelerde de suça konu eylemler yönünden hiçbir tespit yapılamamıştır. Müvekkilin telefonundan çıkan ve iddianameye konu edilen 3 tane konuşma vardır: Birincisi, 'nın kendisini sekreter gibi kullanmak istediği toplantı hakkındadır. İkincisi, kendi şirket çalışanları arasındaki medyaya da konu olmuş sektör içi yazışmalardır; bunları zaten izah etti, tekrara düşmek istemiyorum. Üçüncüsü ise kayyumlarla beraber şirketin faydasına olacak bir araştırma çabası içerisindeki yazışmalardır.

Yusuf Utku Şahin Müdafii

Bizi üzen husus şudur Sayın Başkan: Bu yazışmalarla suç arasında hiçbir bağ yoktur. Bu durum bana oldukça zorlama geliyor. Soruşturma makamına öfkelenip yanlış kelimeler kullanmak istemiyorum ama bu iddia makul değildir; bu kişinin hürriyet hakkına çok açık bir saldırıdır, yazıktır, günahtır. Dosyanın etkin pişmanlıkçısı hakkında iddia makamı, "Sen 'den bir mail ya da mesaj almışsın" diyor. Ancak Özgüner, 'den bahsetmiyor, adını bile zikretmiyor. Bu kişi etkin pişmanlıktan faydalanmak için 4-5 defa ifade verdi; gerçekten böyle bir şey olsa bunu söylemez miydi? tarafından sunulan maillere gelince; o maillerin bir kısmı tarafından da sunuldu. Bu maillere baktığımızda; birincisi, müvekkil ilgili dönemde orada çalışmıyor. İkincisi, maillerde müvekkilin adı bile geçmiyor. "" diye bir isim var; herhalde soyadı benzerliğinden dolayı bir hata yapıldı. Biz buna "failde hata" dedik, cezasızlık sebebi dedik; siz de zaten konuya vakıfsınız. Ayrıca maillerde şöyle bir tespit daha yaptık: Sayfa 202'de bir tahribat var gibi duruyor. Eğer bir hata olmadıysa bunu da özellikle ifade etmem lazım. Teknolojik bir aksaklık nedeniyle bu sayfaya ulaştığım için özür diliyorum; 234. sayfadan devam ediyorum. Sayın Başkan, maillerle ilgili şöyle bir durum var: Ben bir kişiden mail aldığımda ve bunu iletmek istediğimde, gelen mail üzerinde teknik olarak oynama yapabiliyorum; kullandığım sonuç buna müsaade ediyor. Oradaki ismi veya yazıyı değiştirmek mümkündür. 234. sayfada açıkça görülüyor; "Erol" ismindeki "g" harfi, bir alt satırda "q" harfine dönüşüyor. Devamında, 235. sayfada "esma.bayrak@gmail.com" uzantısı yine "qmail" olarak değişiyor. Dolayısıyla bu maillere hukuki olarak delil mahiyeti yükleyemeyiz. Zaten bu durumun açıkçası bizimle de bir ilgisi yoktur. ’a mesaj ve mail yoluyla veri gönderildiği iddia olunuyor. ’a sorduk; kendisi böyle bir mesaj ya da mail almadığını söylüyor. Bu konuya ilişkin dosyada herhangi bir delil de mevcut değildir. İddianamenin bu aşamasına kadar müvekkilimizin adı hiç zikredilmiyor; hiçbir yerde yok. Peki nerede var? ’in ifadesinde var. Metne bağlı kalmaya çalışacağım; kendisi avukatı vasıtasıyla bizden helallik istedi, biz de günün sonunda helallik isteriz ancak bu noktada kızgınlığımı göstermemeye çalışacağım.

Yusuf Utku Şahin Müdafii

, huzurdaki ifadesinde beyanlarını düzeltti; müvekkili tanımadığını ve "İletişim Çadırı" ekibinden olmadığını ifade etti. Sayın Başkan, bu beyanı söylemeseydi bile anlattıklarında ceza vermeyi gerektirecek hiçbir şey yok; sadece suyu bulandırıyor. Google Tag Manager üzerinden kişisel veriye ulaşılabileceği iddiası teknik olarak mümkün değildir. Kara Koridor tutanağı ’in ifadesiyle dosyaya giriyor ancak bizce meslektaşlarımızla birlikte, Google üzerinden kişisel veri elde edilemeyeceği artık net bir şekilde anlaşılmıştır. Müvekkilimiz İBB çalışanı değildir. Ayrıca burada kimsenin hakkını yemek istemem; ifadelerde aslında "’a bağlı" denmiyor ama bir anlam kargaşası oluşuyor. Öyle bir hava yaratılıyor ki sanki müvekkilimiz ’a bağlıymış gibi bir algı oluşuyor. İddianame, Reklam İstanbul şirketinin ’un olduğunu, ’in de ona bağlı olduğunu söylüyor. Peki, gerçekten böyle bir hiyerarşi ve örgüt ilişkisi olduğunu varsayarsak, müvekkilin Reklam İstanbul isimli şirketten istifa etmesi örgüt yapısına uygun mudur? Böyle bir örgüt ilişkisi olsa hiyerarşinin korunması gerekmez miydi? Dolayısıyla ’in ifadesindeki bu söylem, yanlış bir değerlendirmenin ürünüdür. tarafından sunulan maillerin tarihlerinde müvekkil o şirkette çalışmıyor, çoktan ayrılmış. O tarihlerde "İstanbul Senin" uygulaması henüz ortada dahi yok. Size sunduğumuz belgelerde görüleceği üzere, maillerin tarihlerinde uygulamada veri bulunmamaktadır; kaldı ki teknik olarak veri alınması da mümkün değildir. Maillerin başlıklarında açıkça "Vizyon 55" veya "Spor" gibi ifadeler yazıyor; hiçbirinde "İstanbul Senin" uygulaması ibaresi geçmiyor. Şunu da belirtelim: Hepimizin bazen beraber çalıştığı meslektaşları oluyor, onlar adına mail adresleri açıyoruz. Onlar işten ayrıldıktan sonra, yazışmaları takip etmek veya dilekçeleri almak için o mailleri açık tutabiliyoruz. Ancak asıl önemli olan, SGK kayıtlarına göre müvekkilimin bu şirketle hiçbir ilgi ve alakasının kalmamış olmasıdır. Gerçekten örgütsel bir bağı olsa, işten ayrıldıktan 3 gün sonra gidip başka bir şirkette çalışmaya başlamazdı.

Yusuf Utku Şahin Müdafii

CMK’nın 170/4 maddesine göre; iddia makamının delillerle olaylar arasında bağlantı kurması gerekir. Maddenin son cümlesi, deliller ve olaylar arasında bağlantı yoksa bunların iddianamede yer almaması gerektiğini söyler. Bizim dosyamızdaki delillerle atfedilen eylem arasında hiçbir bağ kurmak mümkün değildir; çünkü dosyada somut bir delil yoktur. Sayın Başkan, ortada bir örgüt iddiası var ancak müvekkilim kendisi de cevap verdiği üzere, ile hiçbir bağı yok. Ne bir konuşması ne bir iletişimi ne de herhangi bir bağı vardır. Bununla beraber dosyamızda görüldüğü üzere; HTS kaydı, istasyon kaydı veya teknik takip gibi unsurlar da bulunmamaktadır. Yokları anlattığımız için kusura bakmayın ama durum budur. Örgüt şeması adı altında hiyerarşik bir yapı anlatılmış; ancak talimat kimden alınmış, örgütün sürekliliği nasıl sağlanmış, hangi menfaat elde edilmiş? Bunlar da dosyada yoktur. Maalesef sadece bir değerlendirme ile müvekkilim burada hâlâ tutuklu bulunmaktadır. Meslektaşlarımızın da bahsettiği gibi, Türk Ceza Yasası'nda suç, eylem olmadan oluşmaz; mutlaka bir eylem olması lazımdır. Bazı suçlar, görevi kötüye kullanma gibi ihmal suretiyle işlenebilir ve onlarda aktif bir eylem aranmayabilir; ancak 135 ve 136. maddelerde özellikle bir eylemin varlığı şarttır. Biz şu soruların cevabını bir türlü bulamıyoruz: Müvekkilim 135. maddeye göre verileri kaydettiyse, nereye kaydetti? İddianamede buna dair bir tespit yoktur. 136. maddeye göre verileri ele geçirdiyse, nereden ele geçirdi? Bu verileri kime gönderdi? Söz konusu veri nedir? Kaç tane eylemden yargılanıyoruz? Eğer ortada bir eylem varsa ve bir suç ortaya çıkıyorsa, biz 44. maddeye göre mi yoksa hangisine göre ceza vereceğiz? Bunların hepsini değerlendirebilmemiz için öncelikle eylemi tespit etmemiz lazımdır. Ve maalesef biz iddianamede bunları da göremiyoruz. Bazılarını zihnimden çıkartıyorum; az önce notları alırken tekrara düşmemek için onları bekletiyorum.

Yusuf Utku Şahin Müdafii

Evet, diğer hususları zaten meslektaşlarımız söyledi. Özetle Sayın Başkan, kıymetli heyet; müvekkilimiz yönünden dosyada hiçbir delil yoktur. Ortada bir ifade vardı, artık bu ifadeye de itibar edilemez; çünkü ifadenin muhatabı "Ben bunları söylemedim" dedi. Bırakın kuvvetli suç şüphesini, ortada şüphe dahi kalmamıştır. Müvekkil burada 6 aydır tutukludur. Kendisinin herhangi bir müdürlük ilişkisi yoktur, bunun altını özellikle çiziyoruz. Benim müvekkilim kayyumlarla iş birliği içerisinde çalışırken bu veriler sızdırılıyor. Siz kendisini dinlediniz; gerçekten ortalamanın üzerinde bir zekaya sahip, neredeyse dahilik makamında biridir. Böyle bir insandan, İBB soruşturması kapsamındaki en hassas dönemde verilerin sızdırılması yönünde bir eylem beklenir mi? Üstelik kayyumlarla beraber çalışırken... Bu iddianın hayatın olağan akışına uygun hiçbir yanı yoktur. Dediğimiz gibi, müvekkilin günün sonunda beraat alacağına inanıyoruz; çünkü hiçbir delil yoktur. Biraz sonra bu anlatımımdan sonra, tutukluluğun devamı kararına karşı itiraz süresi içerisinde olduğumuzdan, 41. Ağır Ceza Mahkemesine itirazlarımızı sunacağız. Yazarken, özellikle bu celsedeki savunmalarımızı tekrar ettiğimizi belirterek kısa bir şekilde itirazımızı ileteceğim. Tabii ki takdir sizindir. Şerh düşer misiniz bilemiyorum ancak "Google Tag Manager üzerinden verilerin elde edilmesi teknik olarak mümkün değildir" kanaatine varırsanız, bizce kuvvetli suç şüphesi kalmamıştır. Delil yoktur; kaçma şüphesine gelince, müvekkil niye kaçsın? Anne ve babası her gün buradalar. Dün babasını gördüm; 70 yaşında, sağlık problemleri yaşıyor, arabaya yürürken bile nefes nefese kalıyor. Annesi yürüyemiyor. Müvekkil bu insanları bırakıp kaçar mı? Öyle bir evlat değildir. Ayrıca kaçmasını gerektirecek, infaza tabi bir ceza da ortada yoktur. Delil karartması mümkün değildir; teknik olarak delillerin hepsi toplanmış ve araştırılmıştır. Sabıkasızdır ve nihayetinde isnat edilen eylem ile cezaevinde geçirdiği süre dikkate alındığında, tutukluluk artık ölçüsüz hale gelmiştir. Bu sebeplerle müvekkilin bi-hakkın tahliyesine karar verilmesini talep ediyoruz.

Yusuf Utku Şahin Müdafii

Bu analiz yapay zeka değerlendirmesine dayanmaktadır. Hatalar veya yanlış bilgiler içerebilir.