Sanıkların sorgulanacağı iddianame, sizlerin de bildiği üzere, 4000 sayfadan ibaret ve on binlerce sayfa eki olan bir iddianame. Bu iddianamede toplamda 143 eylem sayılıyor. Bu 143 eylemin 43'ünden de Sayın İmamoğlu, “örgüt yöneticisi” olduğu iddiasıyla, bildiğiniz üzere, sorumlu tutuluyor. Dolayısıyla bu 143 eylemle ilgili olarak ki, bu eylemlerin çok önemli bir bölümünde şahsi olarak kendisinin iştirak ettiği iddiası yok malumunuz. 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 220. maddesinin 5. fıkrası uyarınca sorumlu tutuluyor. Dolayısıyla söz konusu eylemlerle ilgili olarak diğer sanıkların yaptığı savunmalar, şüphesiz aynı zamanda Sayın İmamoğlu'nun da savunması niteliğindedir. Bu sebeple daha önce Sayın 'un ve Sayın 'in avukatlarının savunmasının yarıda kesilmesi, aynı zamanda Sayın İmamoğlu'nun da savunma hakkının sınırlandırılması anlamına gelmektedir.
Av. Hasan Fehmi Demir'in Mahkeme Heyetine Talebi
Diğer yandan biraz önce huzurunuzda Ekrem Bey, bu savunmaların tamamlanmasını, zira kendi savunmasının da bunların üzerine kurulacağını size açıklıkla anlatmaya çalıştı. Siz de yanıt olarak; bugüne kadar avukatların çok uzun konuştuğunu, sizin sabır gösterdiğinizi ve bu sebeple geride kalan 9 Temmuz'da da duruşmayı mutlaka bitireceğinizi belirterek ki, gerçekten bir gerekçe göstermediğiniz için bu 9 Temmuz ısrarınızı da anlamak mümkün değil. Çünkü bizim görebildiğimiz kadarıyla 2-3 gün daha ilave etseydiniz sorgulara, bütün sanıklar sorgularını tamamlamış olacaktı, siz de değerlendirmiş olacaktınız. Fakat bir programdan söz ediyorsunuz, yargılamanın uzamasından söz ediyorsunuz.
Sayın Yargıçlar; yargılamanın uzaması iyi bir şey değildir şüphesiz ama yargılamanın uzamasının engellenmesi, eğer savunma hakkının sınırlandırılması ile gerçekleştirilecekse, bu en kötüsüdür. Maalesef bugün burada sizin tutumunuzla karşılaştığımız, gözlemlediğimiz husus budur. Savunma, şüphesiz hakkını kullanacaktır. Ne kadar gerekiyorsa o kadar konuşmalıdır. Özellikle somut dava örneğinden yola çıktığımızda; 143 eylem, 40 eylem, 30 eylem hiç önemli değil. Ama netice itibarıyla iddianamedeki müfret anlatımlar, sadece iddianamenin yüzde iki buçuğunun sözde "etkin pişman" veya "itirafçı sanık" diyebileceğimiz kişilerin beyanlarına dayalı olması karşısında, burada 1,5 yıldır yaklaşık tutuklu olan kişilerin eylemleri izah etmeye çalışması ve dolayısıyla heyetinizi aydınlatmaya çalışması kadar doğal bir şey olamaz takdir edersiniz.
Oysa siz, belli bir süre sınırı koyarak ki, bu sınırın uzaması evet bunlar bir sorgudur. Avukatların şüphesiz esas hakkında savunma yapıyor durumda olmaması gerekir, sorguya karşı beyanlarını ifade etmesi gerekir ki; Ekrem Bey'e aslında fırsat tanınmış olsaydınız heyet olarak, emin olun üçümüzün beyanları, yani 1 saat demiyorum ama 2 saati aşmayacaktı aslında. Yanlış tartışmalar da boşu boşuna olmayacaktı. Ancak gerçekten anlayamadığımız bir sebeple, bizi aydınlatırsanız da çok memnun oluruz, tutumunuz hakkı sınırladığı gibi, Ekrem Bey'i de duruşma salonundan çıkardınız. Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 203. maddesini kullanıyorsunuz, güzel. Takdirinizle kamu gücünü kullanıyorsunuz. Fakat bunu kullanırken 203'ten, 203 ve 204'ün diğer bentlerini de uygulamanız lazım. Örneğin Ekrem Bey huzurunuza geldiğinde, 203. maddede yazıldığı üzere, emredici, yokluğunda yapılan işlemleri Ekrem Bey'e özetlediniz mi? Bakın kovuşturma süresi boyunca heyetinizin bugüne kadar usule aykırılıkları sayısız. Tutanak tutmuyorsunuz. Kimlerin salonda bulunduğuna ilişkin bir yoklama yapmıyorsunuz. Ara kararları vermiyorsunuz ama bu arada bir sürü müzekkere yazmaya devam ediyorsunuz.
Sanık avukatlarından da alamıyoruz yoklamayı. Sanık avukatlarımızdan da alamıyoruz aynı şekilde. Salonda bulunanlardan mesela bu hususta görevli arkadaşlara da delege ettim. Avukat mı değil mi? Avukat kadrolarına geçiyor. Vekalet ilişkisi var mı yok mu? Hiçbir şekilde bakın biraz önce de yaşadık bunları. Normalde biz bunu tensip zaptına avukat bey belirtti. Yasaya aykırı bir işlem de yapmadık her avukat açısından burada örgüt iddiası bulunduğu için 3 avukat sınırlaması yaptık. Şimdi şurada salonda tutuklu olan 50 küsur sanığımız var. Avukat sayısına bakarsanız hiç 3 avukat sınırlaması var gibi durmuyor burada. Yani aleniyet ilişkisi seyirci bölümünden olur avukat bey, avukat bölümünden olmaz. Burada gelip de sıfatını bilmediğim bir avukat buradan bana, buradan bana heyete laf atıyor. Biz buna ilişkin hiçbir işlem yürütmüyoruz çünkü tanımıyoruz, kim olduğunu bilmiyoruz.
Ne yapabilirim? Ben, ben mi inşa ettim binayı? Durum böyle.
Sayın Başkan, müsaade ederseniz bu itirazınıza da bir yanıt vermek isterim.
Yokluğunda yapılan işlemleri de kendisine okuyacaktım ancak başlayamadım kendisine. Yokluğunda yapılan üç işlem var zaten onunla ilgili zaptı da kendisine tebliğ edeceğiz zaten. Yokluğunda yapılan üç işlem var, sanıklar tebliğ edecektik kendisine. Herhangi bir usul eksikliğimiz yok orada. 204 hükmünün ben de farkındayım. Sanık hakkında 203 uygulanmışsa yokluğunda yapılan işlemler kendisine okunur. Bunu anladık, biz de bunun farkındayız ancak yapamadık kendisiyle bu durumu yani.
O noktaya geliyorsunuz. Şimdi avukat sınırlaması Sayın Başkan şüphesiz çok sayıda sanığın bulunduğu yargılamalarda bazı güçlüklerin yaşandığı bir gerçek. Ancak avukat sınırlaması konusu bizim algıladığımız şekliyle 3 avukat söz alabilir ama bir kişinin 10 tane avukatı varsa 10 tanesi de vekalet sunmadan duruşmada hazır bulunabilir. Dolayısıyla bu argümanınızı savunma makamı olarak kabul etmediğimizi size iletmek isterim. Bir hakkın kullanılmasında gönül borcu duyacak veya bize göre adaletsiz otorite kullanımına boyun eğecek, biat edecek avukatlar değiliz. Hiçbir avukat meslektaşımız bunu kabul etmez. Bir realite var. Bugün burada savunma hakkının tamamen ortadan kaldırılmasına sebebiyet veren gerçek sebep, talihsiz aslında ne yazık ki bir mahkeme başkanının söylememesi gerektiği şekilde "savunma yapmaktan kaçıyorsunuz" dediniz müvekkile. Bu sanıyorum bir anlık kontrol dışı söyleminizden kaynaklandı. Çünkü bir yargıcın...
Avukat bey, söz hakkı almadan polemiğe girelim diye mi yani? Tanık hakkındaki görüşünü aldık, susma hakkını kullanmasına karar verdik. Sizin beyanınız, savunmanız olacaksa alayım; yoksa müvekkilin savunmalarından sonra ayrıntılı beyanda bulunacağız derseniz o şekilde geçeceğim. Yani hani polemiğe girmeye gerek...
Bitiriyorum. Bitiriyorum. Polemiğe girmek ben de istemem, işim değil. İşimin de çok bilincindeyim. Polemik yaratanın kim olduğunu da kamuoyu takdir etsin. Son olarak şunu söylemek isterim, Sizin, müvekkilin savunma yapmayacağı şeklinde bir beyanı hiçbir şekilde olmadı. Sözlü kayıt var, bunlar tutanakta da görünebilir. Müvekkil sorgusunun yapılmasını arzu ediyor, kendisini savunmak istiyor ancak yeterli sürenin verilmesini de istiyor. Bu birkaç günü aşan bir süre değildir. Biz de onun müdafileri olarak sorgusu üzerine söyleyeceklerimizi siz sayın heyete iletmek istiyoruz. Dolayısıyla susma hakkının kullanıldığı sayılmasına, kullanılmış olmasının sayılmasına şeklinde verdiğiniz karar hem gerçeğe hem de hukuka çok açık olarak aykırıdır. Sizden bunu düzeltmenizi talep ediyoruz. Teşekkür ediyorum.
Bu analiz yapay zeka değerlendirmesine dayanmaktadır. Hatalar veya yanlış bilgiler içerebilir.