“Dosyanın meşhur kahramanı Servet Yıldırım — dosyanın diyorum ama dosyada yok. Şüpheli ama sanık değil. Yani ismi var, beyanları var ama cismi yok. Pişmanlığı var ama suçu yok. Kim bu Servet Yıldırım? Alt tarafı dosya sanıklarından Hüseyin Köksal'ın şoförlerinden biri; konumunu tarif etmek için söylüyorum, yanlış anlaşılmasın — direksiyon başında bekleyen biri. Ancak savcılığın kurgusuna ve adamın anlattıklarına bakarsanız şoför koltuğunda değil, adeta bu sözde örgütün kozmik odasında oturuyor. Cebeci'deki hafriyat işlerini de biliyor, Kültür AŞ'nin, Medya AŞ'nin büyük devasa ihalelerini de biliyor. Bunları sular seller gibi anlatıyor, hiç takılmadan. Hızını alamayıp Boğaziçi İmar Müdürlüğü'ndeki idari süreçlere bile hâkim. Savcılık da umutsuz bir çabayla ona bu pâyeyi veriyor: "Servet Yıldırım her bilgiye sahip olabilecek bir kişidir." Bu misyonu ona yüklüyor. Fakat modern delil teorisinin o ilk ve en hayati sorusunu — "Bu şahıs anlattığı olayı bilebilecek, doğrudan gözlemleyecek bir konumda mıdır?" — sorduğumuzda bu kurgu nerede patlıyor, biliyor musunuz? Boğaziçi İmar'ın en derin sırlarına vâkıf olduğunu söyleyen bu kişi, hakkında beyanda bulunduğu Elçin Karaoğlu'nun cinsiyetini dahi bilmiyor, kadın zannediyor; benden önce dinlediğiniz Elçin Bey'i. Sizlere soruyorum: hakkında ifade verdiği yöneticinin cinsiyetinden dahi haberi olmayan, toplantı odalarının kapısından içeri alınmayan bir şoförü, bilgiye sahip olacak konumda biri olarak kabul edebilir misiniz? Modern hukuk ve mantık bu şahsın beyanını birinci öncülden çöpe atar. Oysa bu iddianamenin savcıları, bilgiye sahip olacak konumda dahi olmayan bu piyonun ezberletilmiş ifadelerini koca bir örgüt kurgusunun kilit taşı yapıyor, benim de tutukluluğuma dayanak yapmaya çalışıyor. Ezberletilmiş dediğime bakmayın; yayınlandığı için, görüntülü ve sesli olduğu için söylememde de bir sakınca yok. Verdiği röportajda ifadelerinin USB ile verildiğini söylüyor — yani ifade vermemiş. Dosyada sıraladığı ve yüzlerce sayfa tekrarlanmış her şeyi başka bir yerin hazırlamış olduğunu kendisi söylüyor. Çapraz sorgusunu izleteceriz: yani savcılığın tüm bu kurgusunun düzmece olduğunu itiraf etti. Açık konuşalım: bu devasa dosyadaki aleyhe beyanların hepsi ama hepsi tek bir somut menfaat üzerine kuruludur — tahliye menfaati. Daha 12 Mart tarihli celsede bizzat siz sordunuz itirafçının birine. Kendisi hakkında aleyhe verilen beyanları sorduğunuzda onlar hakkında size dedi ki: "Serbest kalmaya çalıştıkları için yalan söylüyorlar." Kurulan bu tahliye pazarlığını kendi ağzıyla ifşa etti.”
15:52