“İddianamenin canı gönülden sahiplendiği "hazırlık hareketleri" üzerine itirafçılarla konuşarak örgütü oluşturuyorsunuz. İddianamenin girişinde aslında ne anlatacağınızı itiraf ile başlıyorsunuz: "Örgüt yapılanmasında işlenmesi amaçlanan suçların konu ve mağdur itibariyle somutlaştırılması mümkün ancak zorunlu değildir." Suça ihtiyaç duymuyorsunuz; ortaya koyduğunuz varsayımsal yapının herhangi bir parçası hakkında konuşacak bir insan arıyorsunuz. Ne söyleyecekler? Dedikodu, şahsi husumet, özel hayat ya da magazinsel bilgi — size fark etmez, yeter ki ahtapotunuza bir kol daha eklensin. Peki nedir bu hazırlık hareketleri? Modern delil teorisi bir beyanın ne zaman delil niteliği taşıyacağını söylemişti. O halde bilgiye sahip olabilecek kişilerin, suça hazırlık hareketleriyle ilgili doğru ve güvenilir sözleriyle mi "etkin pişmanlık" beyanları oluşmuştur? Soruşturmanın gözde itirafçısı Adem Soytekin'in MADO kasiyeri olarak çalışırken örgütü çözen kardeşi Ogün, şoförlük yaparak örgütsel faaliyetleri kavrayabilen Bayram ve Servet, konumları itibariyle ilk anlarından beri "etkin pişmandırlar". Artık onlara ikram edilen çay da sigara da alınan benzin de örgüt faaliyetidir. Yahu! Kasiyere, şoföre örgüt kurdururken bunun ne kadar gülünç bir tablo ortaya çıkaracağını hiç düşünmediniz mi? Günlük hayatın olağan akışını ceza hukuku kurgusuna dönüştürürken bir yerde durmak gerekmez miydi? Yoksa örgüt dediğiniz şey, ancak bu kadar zorlanarak ayakta tutulabilen bir hayal midir?”
17:42