27. Duruşma Günü · 27 Nisan 2026
← Duruşmada gör
14:45

“Bugün burada avukatımı tutsak şekilde dinlemenin üzüntüsünü yaşamaktayım. Tutsak edilen, aslında benim savunma hakkımdır. Sanırım benim savunma hakkımın tutsak edilmesi çok da şaşırılacak bir şey değil; çünkü Ekrem İmamoğlu odaklı bir yargı sürecini, yaklaşık 1 yılı aşkın süredir Türkiye olarak yaşamaktayız. Az önce sanki bu duygularımı ispat edercesine iddia makamı bile, burada bulunan değerli avukatıma sanık pozisyonuyla sorduğu 6 sorunun 4'ü Ekrem İmamoğlu'yla ilgiliydi — ve hatta iğneli bir şekilde Ekrem İmamoğlu'yla ilgiliydi.

Sorularımdan önce önemli bulduğum iki hususu paylaşmak istiyorum. Perşembe günü tahliye ile ilgili sadece yeni katılan arkadaşlarımızın savunmasını, onun dışındakilerin yazılı beyanda bulunmasını istediniz. Bu dava, Ekrem İmamoğlu üzerine kurulu ve Ekrem İmamoğlu üzerinden yürütülmeye çalışılan tarihi bir davadır. Aslında böyle bir dava olmaması gerekir. Dolayısıyla hem kendi adıma hem burada bulunan tutsak arkadaşlarım adına hem de tutsak olmayıp 400'e yakın yargılanacak olan arkadaşlarımızın adına — ki büyük bir kısmı İstanbul Büyükşehir Belediyesi çalışanı, bürokratı ve siyasi yol arkadaşlarımdır — Perşembe günü mutlak ama mutlak tahliyeyle ilgili görüşlerimi belirtme hakkım olduğunun altını özenle çizerek size hatırlatmak isterim. Bu hatırlatma öylesine bir hatırlatma değildir, Sayın Başkan, Sayın Heyet; çok ciddi bir hatırlatmadır.

İkinci husus, bu sabah Adem Soytekin'in talebi doğrultusunda Mehmet Pehlivan'dan sonra savunmasını yapacağını söylediniz. Ben hiç kimsenin savunma hakkına en ufak bir zeval gelmesini istemem; kim ne olursa olsun, herkesin savunma hakkı en az benimki kadar kutsaldır. Benim sıramla ilgili itirazımı size beyan etmeye gayret etmiştim ama ne yazık ki uzun süre bir tartışma yaşadık; önce siz reddettiniz, sonra kabul ettiniz. Adem beyin de savunmasını en doğru zamanda, en doğru şekilde yapması; pozisyonunun itirafçı olması ya da bana göre iftiracı olmasının hiçbir önemi yok, kesinlikle hakkıdır. Ancak Adem beyin bildiği kadarıyla — çok yüzeysel dinledim, okumadım — beyanında tehdide yönelik ve baskı altında olduğuna yönelik ifadeleri var. Bu tehdit ve baskı altında olduğu ifadelerinin muhatabı iki kuruldur, heyettir: Burada bizler olabiliriz, buradaki 90 küsur kişiyi ifade ediyor olabilir; bir de jandarmaları zan altında bırakabilir. Adem bey, sonuçta aşağıda başka bir yerde bekletiliyor, buraya geliyor ve en arkada da izleyici olarak süreci takip ediyor. Şu anda da burada yok, sabah da görmemiştim. Her geldiğinde beni buradaki heyetle beraber ayağa kalkarak karşıladı; belki 1-2 kişi karşılamamıştır ama her defasında ayağa kalkarak karşıladı, ben de gördüğümde selamlaştım kendisiyle. Nasıl bir tehdit, nasıl bir baskı? Bunun muhatabı kimdir bilmiyorum. Tabii ki siz her sanığın güvenliğini en üst seviyede sağlamak zorunda olduğunuzu biliyorum, bu sizin göreviniz. Ancak böyle bir taleple böyle bir düzenlemeyi yapma ihtiyacı duymanız bizi zan altında bırakır; bunu şiddetle reddediyorum. Yani biz, ben veya şahit olduğum şekilde hiçbir arkadaşımızın böyle bir diyaloğu yaşadığını duymadım, görmedim. Bu beyana karşılık talebi bu şekilde düzenlemenizin her iki heyeti de jandarma gücünü de bizleri de zan altında bırakacağını ifade ederim.

Bu mahkeme Türkiye'nin en önemli mahkemesidir. Ne benim ne sizin itibarınız mahkemeden önemli değildir. Bu kararın tartışma yaratacağını düşünüyorum; gösterdiğiniz özeni çok dikkatle takip ediyorum. Adem bey bugün burada tutuklu yargılanıyor; her arkadaşım kadar onun da tutuksuz yargılanmasını isterim. Herkesin tutuksuz yargılanma hakkı var. Kimse kendini baskı altında hissedecek bir davranışta bulunmadı. "Perşembeye yetişsin belki tahliye alabilir..." Vallahi olsun, tahliye olmuş şekilde ifade versin.

Ben sıralamanın zararlarını anlatayım da. Siz burada başarılı bir yargılama yapılacaksa bu Türk Milleti'nin faydasına olur. Ben de mahkeme düzenini burada öğreniyorum; siz bir düzen inşa ettiniz ve Adem bey son sıralarda savunma yapacaktı. Ona hazırlıklı olmayan avukatlar, burada olmayan sanıklar olabilir. Belki 5-6 gün sonrası için plan yapabilirsiniz; bugün tahliye edilebilir, savunması sonra alınır, o da olabilir. Perşembe günü tahliye olacak, keşke o da olsa. Kimseyle husumetli değilim. İki defa aşağıya gelişimde şahit oldum: Bizim jandarmayla girdiğimiz kapıdan itirafçı korumalarıyla giriyor, şov yapıyor. 5-10 tane korumayla bir iftiracı şov yapar gibi yürüyorsa bunlar utanç verici manzaralardır. Utanç verici bir karar; o kararı alanların alnına şak diye yapışmıştır o karar. Beni yargılayın, arkadaşlarımı bırakın derken, şunu şunu ayırın demedim. Ben istiyorum ki herkes tahliye olsun; herkesin hürriyeti beni mutlu eder. Acilen kararı gözden geçirmenizi öneriyorum. Ben Perşembe günü konuşmak zorundayım. 143 eylemin içinde her konuyla muhatabım; benim böyle bir pozisyonum var. Yaşananlardan siz sorumlusunuz.”

İmamoğlu, Av. Mehmet Pehlivan'a soru sormak için söz aldı.

Duruşmanın tamamını gör →